Etiket: hemşire

  • Cinsel saldırıdan yargılanan doktorun beraatına karar verildi; kadınlardan tepki-VİDEO

    Cinsel saldırıdan yargılanan doktorun beraatına karar verildi; kadınlardan tepki-VİDEO

    PİRHA-Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli asistan doktor S.E’nin, hemşire H.Z.’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın karar duruşmasında, sanık S.E’ye beraat kararı çıktı. Kadınlar ise karara tepki göstererek, “Erkek adalet değil, gerçek adalet” dediler. 

    13 Mart 2023’te Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli asistan doktor S.E.’nin hemşire H.Z’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılanan davanın karar duruşması Bakırköy 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya S.E., H.Z. ve avukatlar katıldı. Ayrıca duruşmayı Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Özgür Genç Kadın (ÖGK) ve DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça izledi.

    Duruşmada ilk olarak söz alan H.Z., “Bu olaydan ciddi psikiyatrik sorunlar yaşadım, doktor raporları aldım, ailemle yaşıyorum. 11 Mart’tan beri tedavi görüyorum. Ben orada kendimi savunamadıysam, burada mahkemenizde adaleti size bırakıyorum” dedi.

    “SANIĞIN CEZALANDIRILMASI GEREK”

    Ardından konuşan H.Z.’nin avukatı Feyza Altun, sanık S.E.’nin olay öncesinde etrafta kimse var mı, yok mu diye kontrol ettiğini belirterek, sanığın suça hazırlık aşaması yaptığını kaydetti.

    Altun, “Üzerinde hiyerarşik alt üst ilişkisi içerisinde bulunduğu hemşirelere yönelik işlemi bu otoriteyi kullanma amacıyla yapan sanığın diğer hemşireleri de taciz ettiği sabittir. Ayrıca sanığın benim müvekkilimi arayarak özür dileyip, şikayetini geri çekmesini istemiştir. Suçun işleyiş biçimini göz önünde bulundurursak müvekkilimin delil toplaması zor” şeklinde konuştu.

    “Biz kadınlar cinsel saldırıya uğrarsak nasıl ispat edeceğiz, emsal teşkil etmesi için sanığın cezalandırılması gerek” diyen Altun, mahkeme heyetine mütalaaya uymaması gerektiğini belirtti.

    Sanık S.E. de suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Sanığın avukatı da somut delil olmadığını iddia ederek beraatını talep etti.

    BERAAT KARARI VERİLDİ

    Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “delil yetersizliği” iddiasıyla sanık S.E.’nin beraatına karar verdi. Duruşmadan çıkan kadınlar tepki göstererek, adliye koridorlarında, “Erkek adalet değil, gerçek adalet” diye slogan attılar.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kadınlar adliye önünden seslendi: Cinsel saldırı faili doktor S.E. cezalandırılsın – VİDEO

    Kadınlar adliye önünden seslendi: Cinsel saldırı faili doktor S.E. cezalandırılsın – VİDEO

    PİRHA – Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde hemşire H.Z’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla asistan doktor S.E. hakkında açılan davanın karar duruşması öncesi Bakırköy Adliyesi önünde kadınlar açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kadının beyanını koruyacağız. Kadın arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız” denilerek, failin cezalandırılması istendi. 

    Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Mart 2023’te bir asistan doktorun nöbetteki hemşireye cinsel saldırıda bulunmasına ilişkin açılan davanın karar duruşması Bakırköy Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Duruşma öncesinde kadınlar Bakırköy Adliyesi önünde toplandı. KESK Kadın Meclisi üyeleri, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz, Kadın Zamanı Derneği, Yeni Demokrat Kadın, Sosyalist Kadın Meclisleri üyeleri ve çok sayıda kadın adliye önüne geldi.
    Açıklamada kadınlar sık sık “Erkek adalet değil, gerçek adalet” ve “Koruma, aklama, yargıla” sloganları attı.

    “ERKEĞİN DAYATMAYA ÇALIŞTIĞI BU REJİM BİÇİMİNİ REDDETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklama öncesi söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, cinsel saldırıya uğrayan hemşire H.Z.’nin yanında olduklarını belirterek şunları ifade etti:
    “Bugün bir kez daha Kadınlar, işyerlerinde, okullarda, evlerinde, yaşadıkları her alanda gördükleri şiddeti mahkemelerde tekrar kanıtlama mecburiyetinde bulunuyorlar. Biz burada kadınlar olarak bir kez daha şunu anlatmak istiyoruz. İstanbul Sözleşmesiyle bir şekilde tartışmaya açılan rıza beyan meselesinin hiçbir şekilde bir erkeğin konuşabileceği tartışabileceği bir mesele olmadığını söylüyoruz. 6284’ü tekrar tartışmaya açarak kadınları koruyan mekanizmaları tekrar ortadan kaldırmaya çalışanlara diyoruz ki Hiranur Vakfı’ndaki 6 yaşındaki çocuğun da rızası yoktu bugün iş yerinde çalışmaya çalışan kendisini var etmeye çalışan arkadaşımızın da rızası yoktu. Ve onların beyanı esastır, kadının beyanı esastır. Her iki elimizde, tacizcilerin, tecavüzcülerin ve onları koruyan siyasilerin yakasında olacak. Bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kadının beyanını koruyacağız. Kadın arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız. Erkeğin dayatmaya çalıştığı bu itaatkar rejim biçimini de reddetmeye devam edeceğiz.”

    “YARGI, FAİLLERİ KOLLUYOR”

    Basın açıklamasını İstanbul SES Aksaray Şubesi Kadın Sekreteri Helin Göçmenoğlu okudu.

    Kadınların sistematik erkek şiddetine maruz bırakıldıklarını ifade eden Helin Göçmenoğlu, “Her yer kadınlar için şiddet ve suç mahalline dönüşmüş durumda. Yargı, failleri kolluyor, hatta cezasız bırakarak neredeyse ödüllendiriyor. Failin değil mağdurun cezalandırıldığı bu erkek devlet yargısı toplumsal yaşamın genelinde olduğu gibi iş yerlerimizde de erkeğin her türlü şiddetine açık hale gelmemize sebep oluyor” diye belirtti.

    “FAİLLERİN CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Gerçek adaleti istedikleri için bir araya geldiklerini söyleyen Göçmenoğlu, şunları ifade etti:

    “Davanın görüldüğü Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı sanığa, arkadaşımızın kendisine karşı koyup koymadığını, bağırıp bağırmadığını ve sanıkla flört edip etmediğini sormuş. Sanık S.E. arkadaşımızın kendisine iftira attığını ve tüm yaşanan sürecin rızaya dayalı olduğunu bir süredir aralarında duygusal bir ilişki olduğunu ileri sürmüş ve beraat istemişti. Tüm iddiaları boşa çıkarılmasına rağmen son görülen celsede savcı mütalaasında sanığın beraatını istedi. Buradan kadına yönelik şiddet davalarında erkek yargının başvurduğu yargılamanın kendisini şiddete dönüştüren tutumunu kabul etmediğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Bugün burada bir kez daha, bu ve bu gibi olaylarda işyerlerinin, ilgili kurumların ve adli makamların gereğini yerine getirerek failleri cezalandırmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cinsel saldırıya uğrayan hemşirenin davasının karar duruşması 25 Ocak’ta; SES’ten çağrı -VİDEO

    Cinsel saldırıya uğrayan hemşirenin davasının karar duruşması 25 Ocak’ta; SES’ten çağrı -VİDEO

    PİRHA – Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Mart 2023’te bir asistan doktorun nöbetteki hemşireye cinsel saldırıda bulunmasına ilişkin açılan davanın karar duruşması 25 Ocak’ta görülecek. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bakırköy Şubesi Kadın Sekreteri Sevgi Kızılırmak, dayanışma çağrısı yaparak, “Amacımız failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz” dedi.

    Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde 19 yıldır hemşire olarak görev yapan H.Z. 11 Mart 2023 tarihinde ameliyathane nöbetçisi olarak kaldığı hastanede nöbetçi odasında istirahat ederken, iddiaya göre asistan doktor S.E. odaya girdi. H.Z. kendisi uyurken odaya giren S.E.’den rahatsız oldu ve dışarı çıkmasını istedi. Ancak dışarı çıkmayı kabul etmeyen S.E., odada H.Z.’ye cinsel saldırıda bulundu.
    H.Z., olayın ardından psikiyatri bölümünde görevli bir doktorun yanına giderek başına gelenleri anlattı ve polisi de arayarak şikayetçi oldu. Gözaltına alınan S.E., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. S.E. daha sonra açığa alındı. Son görülen duruşmada ise savcı, S.E. hakkında beraat istemişti.

    25 Ocak’ta saat 11.00’de karar duruşması görülecek. İstanbul KESK Kadın Meclisi duruşma öncesi failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması istemiyle Bakırköy Adliyesi önünde saat 10.30’da açıklama yapacak.

    Konuya dair PİRHA‘ya konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bakırköy Şubesi Kadın Sekreteri Sevgi Kızılırmak, 25 Ocak’ta görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    “MAĞDUR OLAN ARKADAŞIMIZ BAŞKA HASTANEYE SÜRGÜN EDİLDİ”

    Mağdurun, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde çalışan kadın sağlık emekçisi aynı zamanda Sağlık Emekçileri Sendikası’nda örgütlü olduğunu söyleyen Sevgi Kızılırmak, yaşanan olayı şöyle anlattı:

    “2023 yılının Mart ayında çalıştığı Ameliyathane biriminde nöbet esnasında, dinlenme odasında aynı nöbette çalışan bir asistan hekim tarafından cinsel saldırıya maruz kaldı. Bu olayın akabinde sendika ve yanımızda olan kadın örgütleriyle hukuki süreci başlattık. Dava süreci yaklaşık bir senedir devam ediyor. Geçen görülen duruşmada savcının faille alakalı bir beraat istemi olmuştu. 25 Ocak’ta tekrar bir duruşma görülecek. Bu süreç içerisinde arkadaşımız travma sonrası stres bozukluğu yaşadı.”

    Mağdur H.Z’nin çalıştığı hastaneden başka bir hastaneye sürgün edildiğini de dile getiren Kızılırmak, “Fakat fail sadece açığa alındı, bir tutuklama söz konusu olmadı. Bu hukuksuzluk ve cezasızlıkla birlikte sadece açığa alınmasını bir ödül olarak görüyoruz. Eğer beraat ederse mesleğe iade olacağını düşünüyoruz” dedi.

    “ERKEK DOKTOR OLMAK BU ÜLKEDE BİR AYRICALIK MI?”

    Daha öncesinde de Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde sistematik tacizlerin yaşandığını ifade eden Kızılırmak, “Buradaki örgütlü kadın arkadaşlarımızdan bize gelen bilgiler var. Fakat bunlar hakkında hastanenin hiçbir açıklaması veya önlemi yok” diye konuştu. Kızılırmak, ardından şu soruları sordu:

    “Hastane kimi korumaya çalışıyor? Erkek doktor olmak bu ülkede bir ayrıcalık mı? Bakanlık neden bu tacizleri görmemezlikten geliyor? Bütün bu taciz, tecavüz, şiddet olaylarını dillendirdiğimiz zaman neden bu konuda herhangi bir ceza verilmiyor ve arkadaşlarımız bu korkuyla neden çalışma alanlarındalar? Nöbetlerimiz 24 saatten bazen 30 saat üzerine çıkıyor. Çalıştığımız yerde birkaç kişiden başka kimse olmayabilir. Kadın arkadaşlarımız tedirgin. Nöbetteki diğer arkadaşlardan ya da hasta yakınlarından neler yaşayacaklarını bilmiyorlar. Gerçekten de insanlar nöbette kafasını bir yere 5 dakika koyup uyuyamıyor. Lavaboya girerken bile rahatsızlar çünkü bir cezalandırma yok.”

    “ÖRGÜTLÜ KADINLAR OLARAK BERAAT KARARINA TEPKİLİYİZ”

    Faile ceza verilmemesini ödül olarak gördüklerini belirten Kızılırmak, “Bu cinsel saldırı olayının arkasında failin yine dediği ‘kız arkadaşımdı’ söylemine karşılık HTS kayıtlarında bir tane arama kaydına ulaşmadık. Bu söylemleri tanıyoruz. Bütün kadın cinayetlerinde ve cinsel saldırılarında failin söylediği şey ‘kız arkadaşımdı, seviyordum’, ‘ilgisi vardı’ ya da ‘o beni taciz ediyordu’ söylemleri. Fakat Sağlık Bakanlığı içerisinde bir hastanede ve gerçekten İstanbul’un orta yerinde böyle bir olayın örtülmeye çalışılması, hala hukuk sisteminin bununla ilgili hiçbir ceza vermemiş olması aksine ödüllendirilip beraat etmesi sonucu mağduru çaresizleştiriyor ve faili de güçlendiriyor. Tekrarlama olasılığı ise çok yüksek. O yüzden bu konuda örgütlü kadınlar olarak tepkiliyiz. Hep birlikte hareket edeceğiz. Arkadaşımız çalışmaya devam ediyor fakat zorluklar içerisinde.”

    “HASTANE YÖNETİMLERİNİN YÜZDE 76’SI TACİZ, TECAVÜZ OLAYLARININ ÜZERİNİ KAPATIYOR”

    Yaşanılan durumun bir tane olmadığını, istatistiklere göre hastane yönetimlerinin yüzde 76’sının taciz, tecavüz olaylarının üzerini kapattığını söyleyen Kızılırmak, “Hastanelerdeki hiyerarşik yapı, bütün yönetim kadrolarının erkeklerden oluşması, kadınlara yönetimlerde yer verilmemesi, kadınların görmezlikten gelinmesi, hekim dışı personeli yardımcı sağlık personeli olarak görmeleri bizim için çok büyük bir baskı yaratıyor”dedi.

    Kızılırmak, şunları da ekledi:

    “Çoğu kadın oradaki davranışları bir süre sonra normalleştiriyor. Fakat biz bunların takipçisiyiz. Bu konulardaki hassasiyetimizle ses olmaya çalışıyoruz. Kadın sağlık emekçilerinin şu an hiçbir güvencesi yok. İçeriden ve dışarıdan taciz olaylarıyla birebir yüz yüzeyiz.”

    “HERKESİ 25 OCAK’TA BAKIRKÖY ADLİYESİ’NE DAYANIŞMAYA BEKLİYORUZ”

    25 Ocak’ta karar duruşması olacağını söyleyen Kızılırmak,“Amacımız failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Erkek aklıyla yönetilen hukuku kesinlikle kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    Kafa kol ilişkisiyle gelişen doktor-hastane ilişkisinin farkında olduklarını da söyleyen Kızılırmak, “Bütün kadın örgütlenmelerini, bütün sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını kadın erkek ayırt etmeksizin herkesi o gün Bakırköy Adliyesi’ne bekliyoruz. Sağlık emekçisi ve tüm iş kollarındaki kadınlar orada olacak. Ve hiçbir kadın da yalnız değil. Bir kişi bile olsak orada olacağız” dedi.

    Kızılırmak, şunları kaydetti:

    “Sendikamızdaki mücadele yalnızca emek örgütlenmesi değildir. Toplumdaki her olay, kadına yönelik, doğaya yönelik her olay bizim için hassasiyet taşır. O yüzden herkesi 25 Ocak’ta Bakırköy Adliyesi’ne dayanışmaya bekliyoruz. Kendisini çaresiz hisseden bütün kadınlar için o gün orada olalım.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Kadınlar hesap sordu: Kadınlar katledilirken güvenlik kuvvetleri neredeydi?-VİDEO

    Kadınlar hesap sordu: Kadınlar katledilirken güvenlik kuvvetleri neredeydi?-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledilen Ayfer Kaya’nın ardından aynı hastanede çalıştığı erkek tarafından tüfekle vurulan intörn doktorun ağır yaralanması üzerine kadınlar sokağa çıktı. Mersin Kadın Platformu çağrısıyla toplanan kadınlar, “Bizler kadın mücadelesini büyütürken müdahale eden güvenlik kuvvetleri, fail silahla kampüse girip bir kadını vururken neredeydi?” diye hesap sordu.

    Mersin’de aynı gün içerisinde iki kadının erkek şiddetine maruz kalması tepkilere neden oldu. Ayfer Kaya, boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışan 6’ıncı sınıf öğrencisi N.N. ise aynı hastanede çalışan teknisyen E.K. tarafından tüfekle vuruldu.

    Ağır yaralanan kadının arkadaşları ve Mersin Kadın Platformu, üniversite önünde şiddeti protesto etti.

    ‘Katledilen kadınlar isyanımızdır’ yazılı pankartın açıldığı eylemde ‘Kadın cinayetleri politiktir’, ‘Erkek vuruyor devlet koruyor’ sloganları atılırken, HEDEP Mersin Milletvekili Perihan Koca da eyleme destek verdi.

    “ARKADAŞIMIZ VURULURKEN GÜVENLİK NEREDEYDİ?”

    Mersin Kadın Platformu adına açıklama yapan İrem Serin, üniversite yönetimine seslenerek, “Dün Mersin Üniversitesi’nde bir üniversiteli kadın arkadaşımız, bir erkek tarafından 6 el ateş edilerek vuruldu. Mersin Üniversitesi’ne sormak istiyoruz? Kuş uçsa güvenlik güçleri ile müdahaleye hazır olan üniversite, bir kadın güpegündüz vurulurken neredeydi? Arkadaşımızın vurulmasının tesadüf olmadığını biliyoruz. Erkek şiddeti bu gücünü, cezasızlık politikaları ile cesaretlendiren erk iktidarlardan, her erkek şiddetinden sonra sırtlarının sıvazlanmasından, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede vazgeçilmesinden, Kadın üniversitelerini kuracağız diyenlerden, Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak diyenlerden alıyor.” dedi.

    CEZASIZLIK POLİTİKALARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Mut’ta boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledilen Ayfer hemşire gibi birçok kadının erkekler tarafından katledildiğine ve faillerin az ceza almalarına dikkat çekildi.

    İrem Serin, “Faillerin sürekli aklandığı, cezasızlık politikasıyla adeta ödüllendirildiği, tahrik ve iyi hal indirimlerinin havada uçuştuğu bu kirli düzenin yeni failler yarattığını, hepsine sen yap erkek adalet seni kurtarır telkinini verdiğini biliyoruz.” sözlerini kullandı.

    “Fail erkek elini kolunu sallayarak silahla kampüse girerken üniversite güvenliği ve polis ne yapıyordu” diye soran Serin, şunları söyledi:

    “Bizler üniversite de kadın mücadelesini büyütürken müdahale eden güvenlik kuvvetleri, bir kadın vurulurken neredeydi?

    Ahlak bekçisi yurtlarda giriş çıkış saatinden, nasıl giyindiğimize kadar müdahale eden yurt müdürleri önceki gece yurt binasında çıkan yangında ihmallerini nasıl açıklıyor?

    Bizleri kontrol altına almaya çalışırken yangın alarmlarını, yangın merdivenlerinin işlevli olup olmadığını neden teyit etmiyor?

    Erkekler namus derken, boşanmak istedi öldürdüm derken, o da öyle giyinmeseymiş derken adalet kelimesini ağzınıza almaya nasıl utanmıyorsanız öyle hesap vereceksiniz.

    Bizler bugün burada bu alanda yarın kentin başka bir sokağında, 25 Kasım’da ise her yerde olacağız. Ama en çok olacağımız yer hesap soracağımız, haklarımızı alacağımız yer olan yakalarınız olacak. Gerçek adalet sağlanana dek buradayız! İsyanımızla, dayanışmamızla karşınızdayız.”

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Kimsenin ulaşmadığı köylere giderek sağlık çalışması yürüttük’-VİDEO

    ‘Kimsenin ulaşmadığı köylere giderek sağlık çalışması yürüttük’-VİDEO

    PİRHA-Deprem bölgesinde kimsenin ulaşmadığı köylere sağlık yardımı ulaştırmak için gittiklerini söyleyen hemşire Veysi Soydan, “Elimizde çok fazla sağlık ekipmanı yoktu biz de insanlara ilk müdahalede bulunacağımız malzemeleri topladık daha sonra çalışmalarımıza başladık. Halka tedavi hizmeti verdikten sonra ekipler belirleyerek köylerde sağlık çalışması yürüttük” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Türk Tabipler Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve sağlık emek-meslek örgütleri ile birlikte deprem bölgesinde depremzedelere sağlık hizmeti veriyor.

    Hemşire Veysi Soydan, deprem bölgesinde yaptıkları çalışmalar hakkında PİRHA’ya konuştu.

    “PAZARCIK’A GİTTİĞİMİZDE BİZDEN BAŞKA KİMSE YOKTU”

    Depremin ilk gününde Pazarcık’a gitmek için yola çıktıklarını ve ikinci depreme yolda yakalandıklarını söyleyen Veysi Soydan, “Pazarcık’a vardığımızda herkes gece giydiği kıyafetiyle dışarıya çıkmıştı. Yağıştan dolayı her yer çamurdu insanların barınacak hiçbir yerleri yoktu. Biz Pazarcık’a gittiğimizde bizden başka kimse yoktu. İlk başta bir aşevi kurmaya başladık, yemek yemeyen çocuklar vardı onlar için hazırda olan şeyleri verdik. Pazarcık’ta HDP’nin ve SES’te ki arkadaşların koordinasyon merkezi vardı birlikte sağlık çalışması yürüttük. Elimizde çok fazla sağlık ekipmanı yoktu. Biz de insanlara ilk müdahalede bulunacağımız malzemeleri topladık daha sonra çalışmalarımıza başladık. Halka tedavi hizmeti verdikten sonra köylere ekipler çıkarmaya başladık ve ekipler belirleyerek köylerde sağlık çalışması yürüttük” dedi.

    “KİMSENİN ULAŞMADIĞI KÖYLERE GİTTİK”

    Köylere gidip kimsenin ulaşmadığı yerlere yardıma gittiklerini belirten Soydan, “İlk zamanlarda köylere ulaşan kimse yoktu, köylere ulaştığımızda insanlar enkazların altından kendi imkanları ile çıkmıştı. 10 gün boyunca çalışmalarımız kayyım atanana kadar düzenli bir şekilde sürdü. Daha sonra Pazarcık’tan çıkmak zorunda kaldık ve Adıyaman’a geçtik orada da TTB’nin, SES’in ve gönüllü sağlıkçı arkadaşlarımızın koordinasyon merkezleri vardı orada çalışmalarımızı sürdürdük” diye belirtti.

    “DEPREM BÖLGESİNDE İNSANLARIN YALNIZLIK HİSSİNİ HALKIN DAYANIŞMASI DOLDURDU”

    ‘İnsanlar evlerinden ve ailesinden olmuştu bizde böyle zor bir psikolojiyle karşı karşıyaydık’ diyen Soydan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İlk başta birçok kişiyle temasta bulunma şansımız oldu; ailesinden herkesin öldüğü, intiharı düşünen kişilerle ve sahipsiz olduğunu düşünen insanlar vardı. İnsanlar özellikle devlet kurumlarının kendilerine hiçbir destek vermemesi gerçekliği kendilerine çok ağır geldi. Deprem bölgesinde devletin halkın yanında olmamasından dolayı oluşan yalnızlık hissini halkın dayanışması doldurdu. Bizler yalnızlık hissini elimizden geldiğince gidermeye çalışıyorduk ama tabi ki kolay bir şey değil.”

    PİRHA/DERSİM

  • AYM, Gar Katliamı protestosuna katıldığı için ceza alan hemşireyi haklı buldu

    AYM, Gar Katliamı protestosuna katıldığı için ceza alan hemşireyi haklı buldu

    PİRHA- 104 insanın yaşamını yitirdiği Ankara Gar Katliamı sonrası üyesi olduğu sendikanın yas ve grev kararına katıldığı için disiplin cezası verilen hemşire Mustafa Balaban’ın Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda hak ihlali kararı verildi.

    10 Ekim 2015 günü Ankara Garı önünde yapılmak istenen “Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi” eylemine IŞİD’in yaptığı saldırı sonucu 104 insan hayatını kaybetti.

    Türkiye’yi sarsan katliamın ardından birçok sivil toplum kuruluşu ve sendika gibi KESK’e bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) da 3 gün yas ilan etti ve iki günlük grev kararı aldı.

    Bir rehabilitasyon merkezinde hemşire olarak görev yapan Mustafa Balaban da üyesi olduğu sendikanın eylemine katıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Personel Daire Başkanlığı tarafından Balaban’a özürsüz olarak işe gelmediği gerekçesiyle aylıktan kesme disiplin cezası verildi. Balaban itiraz dilekçesine cevap alamayınca açtığı davada, sendikal faaliyet nedeniyle göreve gitmediğini vurgulayarak cezanın hukuka aykırı olduğunu savundu. Mahkeme Mustafa Balaban’ı haklı buldu, davası kabul edildi. Ancak bakanlığın kararı temyiz ettiği istinaf mahkemesi, idareye yaptığı itiraz sonucunu beklemeden dava açtığı için dava incelenmeksizin çalışanın aleyhine karar verince, Mustafa Balaban Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

    Yüksek Mahkeme “Başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır. Davanın incelenmeksizin reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır” diyerek hak ihlali kararı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık emekçileri Mersin’de ‘Beyaz Forum’ düzenledi-VİDEO

    Sağlık emekçileri Mersin’de ‘Beyaz Forum’ düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de sağlık emekçileri grevlerinin 3’üncü gününde halaylar çekip, ‘Beyaz Forum’ düzenledi.

    14-15-16 Mart tarihlerinde grevde olacaklarını açıklayan sağlık meslek örgütleri ve sendikalar bugün de iş bıraktı.

    Mersin’de de Mersin Tabip Odası, Mersin Diş Hekimleri Odası, Ses Mersin Şubesi DİSK Genel Sağlık İş, Birlik Dayanışma Sendikası, Hekim Birliği Sendikası ve Mersin Aile Hekimleri Derneği’nin öncülüğünde sağlık emekçileri iş bırakarak greve gitti.

    Mersin’de sağlık emekçileri grevlerinin üçüncü gününde Özgür Çocuk Parkı’nda ‘Beyaz Forum’ düzenledi.

    Sağlık emekçilerin halaylar çektiği eylemde, sağlıkta yaşanan sorunlara dikkat çekilerek, birlik, dayanışma, mücadele çağrısı yapıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • Sağlık emekçileri, ‘Sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem yapacak-VİDEO

    Sağlık emekçileri, ‘Sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem yapacak-VİDEO

    PİRHA- ‘Sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem ve etkinlikler yapacaklarını açıklayan SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, bu süre boyunca işyerlerinde siyah kurdele ve kokart takacak, şiddete karşı kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirecek, bu açıklamalar sırasında şiddete karşı korunmadıklarını ifade etmek için baret, kalkan gibi sembolik koruyucu ekipmanlar giyeceklerini söyledi.

    İstanbul Kartal’da bir Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan hemşire Ömür Erez, dün bir hasta yakınının silahlı saldırısına uğramış ve hayatını kaybetmişti.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Merkez Yönetim Kurulu, genel merkez binalarında yaptıkları basın açıklamasıyla sağlık emekçilerine yönelik artan şiddete ve alınmayan önlemelere karşı tepkilerini dile getirdi.

    Açıklamanın yapıldığı salona ‘Kadına ve sağlıkçıya yönelik her türlü şiddeti durduralım! Şiddete karşı sesimizi yükseltelim!’ pankartı asıldı. Açıklamayı sağlık emekçileri adında Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Selma Atabey okudu. Atabey,  sağlık emekçilerinin maruz kaldığı şiddete karşı bir dizi eylem ve etkinlikler yapacakları bilgisini paylaştı.

    “ÖMÜR EREZ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ FESHEDEN İKTİDAR TARAFINDAN KATLEDİLDİ”

    ‘Sözün bittiği yerdeyiz! Artık tahammülümüz kalmadı! Nefes alamıyoruz! Tükendik!’ diyerek sözlerine başlayan Atabey, sağlık emekçilerinin güvenli ortamlarda çalışmadığını, her an şiddet tehdidi altında inanılmaz bir stresle yaşadıklarını belirtti.

    Kadına ve sağlık emekçilerine yönelik şiddetin her geçen gün arttığına vurgu yapan Atabey, “Şiddet pandemisi ile karşı karşıyayız. Dün çok acı bir haberle sarsıldık. İstanbul Kartal’da bir Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan hemşire arkadaşımız silahlı saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti. Bu ülke kadınları korumuyor! Kadınlar her gün tanıdığı ve hatta tanımadığı erkekler tarafından şiddete maruz kalıyor ve gerekli mercilere başvurduklarında, hayatları için koruma istediklerinde bile yalnız bırakılıyor. Cezasızlık politikasından ve iktidarın kadın düşmanı politikalarından cesaret alan erkekler her gün en az 3 kadını katlediyor. Bu ülkede kadınlar her gün  evde, işte, sokakta, erkek şiddetine maruz kalmakta, toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı her alanda saldırı gelişmekte. Ömür Erez yalnızca bir erkek tarafından katledilmedi. Ömür Erez İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden iktidar tarafından katledildi, erkek yargı tarafından katledildi ve her gün ekranlarda cinsiyet eşitsizliğini savunan siyasetçiler tarafından katledildi” şeklinde konuştu.

    “BU ÜLKE KADINLARI VE SAĞLIK EMEKÇİLERİNİ KORUMUYOR”

    Resmi rakamlara göre her gün 50 sağlık çalışanının sözlü ya da fiziksel olarak şiddete maruz kaldığı bilgisini paylaşan Atabey sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Hastaneler artık sağlıkla değil şiddetle anılmaktadır. Mevcut sağlık sisteminde herkes mutsuz, en çok da sağlık emekçisi mutsuzdur. Sağlıktan mutlu olan tek kesim sağlıkta dönüşüm sayesinde oylarımız artmıştır diyenlerdir. Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servis kapısını barikat ile kapatmaya çalışan sağlık çalışanları halen hafızalarımızdadır. Hasta yakınlarının tekmeli saldırısına uğrayan gebe hemşire, kafasında mermer blok kırılan hekim, boğazı kesilmeye çalışılan sağlık emekçisi, her gün her dakika elinde bıçakla, tabancayla sağlık emekçilerini canlarıyla tehdit eden yeni bir hasta yakını haberi almaktayız. Bu ülke kadınları ve sağlık emekçilerini korumuyor! Bu ülke sağlıkta şiddeti cezalandırmıyor, hatta ellerini ovuşturarak izliyor, bu sayede oyları artar mı onun hesabını yapıyor!”

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİ, MESLEKLERİNİ YURTDIŞINDA YAPMANIN İMKÂNLARINI ARAŞTIRIYOR”

    ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlık çalışanlarının canına kastettiğini, bu program sonucu oluşturulan kışkırtılmış sağlık talebinin, muayene sürelerinin 5 dakikaya kadar indirilmesiyle göğüslenmeye çalışılmakta olduğunu ifade eden Atabey, artan angarya ve iş yoğunluğu altında ezilen sağlık çalışanlarının her gün dozu artan şiddet olguları ile karşı karşıya kaldığını vurguladı.

    Sağlık emekçilerinin yaptıkları işe yabancılaştığını da kaydeden Atabey, “Hayatlarıyla meslekleri arasına sıkıştırılan, emeklerinin karşılığı ödenmeyen sağlık emekçileri bu cendereden kurtuluş olmadığını düşünmekte, mesleklerini yurtdışında yapmanın imkânlarını araştırmaktadır. Memlekette kalanlarsa özellere akın etmektedir. Kendisi de bir özel hastane zinciri patronu olan Sağlık Bakanı bu durumdan hoşnut bile olabilir ancak bundan zarar görenler yine özellerde çalışan sayısı arttıkça mali haklarında gerileme yaşayacak olan, iş güvencesinden mahrum bırakılmış sağlık emekçileri olacaktır. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı İstanbul sözleşmesinden ve sağlıktaki şiddete karşı etkin mücadeleden asla geri adım atmayacağız. Şiddetle yüz yüze kalan tüm sağlık emekçilerine sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “‘SAĞLIKTA ŞİDDETİ DURDURALIM’ TEMALI BİR DİZİ EYLEM VE ETKİNLİKLER YAPACAĞIZ”

    Bugün startını verdikleri ve 28 Ocak’a kadar sürecek olan ‘sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem ve etkinlikler yapacaklarını açıklayan Atabey, bu süre boyunca işyerlerinde siyah kurdele ve kokart takacak, şiddete karşı kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirecek, bu açıklamalar sırasında şiddete karşı korunmadıklarını ifade etmek için baret, kalkan gibi sembolik koruyucu ekipmanlar giyeceklerini söyledi.

    Yine maskelerine sağlıkta şiddeti protesto eden yazılar yazacaklarını, üyeleri ve yöneticileri tarafından hazırlanacak kısa videoları sosyal medyada yaygın dolaşıma sokacaklarını, bu dönem içinde yapılacak tüm eylem ve etkinlikleri şube/temsilcilik hesaplarından paylaşacaklarını da dile getiren Atabey son olarak şunları aktardı:

    “Ekonomik özlük demokratik haklarımız ve şiddetsiz çalışma ortamı için dün sağlık meslek örgütleri ile ortak ve bugün de SES olarak açıkladığımız 14 Mart haftasına kadar devam edecek programlarımızı 10-11 Şubat 2022 tarihinde yapacağımız Merkez Temsilciler Kurulu toplantımızda yapacağımız tartışma ve kararlaşmalarla daha da kapsamlı ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.

    Başta sağlık bakanlığı ve çalışma bakanlığına çağrımızdır: Bir an önce gerekli tedbirleri almak ve sorunun çözümü için işkolunda örgütlü emek ve meslek örgütleri ile birlikte acil bir toplantı organize edilmesini ve şiddete karşı acil eylem planı oluşturmaya çağırıyoruz.

    İşkolu emekçilerine de yapacağımız eylem ve etkinlikleri daha güçlü ses vermek adına desteklemeye çağırıyoruz. Halkımıza çağrımızdır: Bu sistemin sorumlusu biz değiliz diyor ve sizleri başka bir sağlık sistemi mümkün diyen biz sağlık emekçileri ile birlikte mücadeleye etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mersin’de sağlık emekçileri grevde: Taleplerimiz kabul edilmezse eylemlerimiz sürecek-VİDEO

    Mersin’de sağlık emekçileri grevde: Taleplerimiz kabul edilmezse eylemlerimiz sürecek-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de greve çıkan sağlık emekçileri, iktidarın sağlık çalışanlarını işsizlikle, işten atılmalarla, yoksullukla karşı karşıya bıraktığına dikkat çekerek, “Bu G(ö)REV emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı gösteren bir uyarıdır. Taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla Meclis’e getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecektir” dedi. 

    Sağlık örgütleri, özlük haklarının iyileştirilmesi ve ek ödeme adaletsizliğinin giderilmesi talebiyle  bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

    Mersin’de de Mersin Tabip Odası, SES Mersin Şubesi, DİSK Genel Sağlık İş, Birlik Dayanışma Sendikası, Mersin Aile Hekimleri Derneği’nin öncülüğünde sağlık emekçileri, saat 09.00’da Toros Devlet Hastanesi, 10.30’da Şehir Hastanesi, 12.00’de Mersin Üniversitesi Hastanesi ve 12.30’da Tarsus Devlet Hastanesi önünde açıklama yaptı.

    Açıklamada ‘Uyarıyoruz, oyalama değil hakkımız olanı istiyoruz’ pankartı açılırken, açıklamaya onlarca sağlık çalışanı katıldı.

    Yapılan açıklamalarda, iktidarın savunduğu ve uyguladığı sağlık sistemi toplum sağlığı için bir risk haline geldiğine dikkat çekilerek, sistemin yürütülmesinin olanaksızlaştığı belirtildi.

    Sağlık emekçilerinin salgın döneminde canla başla çalışırken aynı zamanda işsizlikle, işten atılmalarla, yoksullukla karşı karşıya bırakıldığına işaret edilen açıklamada, “Sağlık çalışanları “artık bu şartlarda çalışamıyoruz” diyerek istifa ederken, emekli olurken; genç hekimlerimiz başta olmak üzere sağlık emekçileri yurtdışına göç ederken tüm bu sorunları konuşmak, çözüm önerilerimizi iletmek için Sağlık Bakanı’yla görüşme taleplerimizi defalarca ilettik. Sağlık Bakanı’nın hekimlerin, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını, sağlık ve yaşam sorunlarını, toplum sağlığını sağlık emek meslek örgütleriyle konuşmasından daha doğal ne olabilir? Bu görüşme taleplerini karşılamak Sağlık Bakanı’nın bizlere ve topluma karşı sorumluluğu değil midir?” diye soruldu.

    “İSTİFA BİZLERE VERECEĞİ EN İYİ CEVAP HALİNİ ALMIŞTIR”

    Açıklamanın devamında şunları ifade edildi:

    “Pandemi döneminde çok daha belirgin olan SALGINı değil ALGIyı yönetmeye çalışarak, kendisini bir şeyler yapıyormuş gibi göstermeye çalışarak, yok saymaktadır. Sağlık ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Yapılan işin niteliği, riski, eğitim düzeyi ve yoksulluk sınırı gibi daha birçok kriter ele alındığında yapılan düzenlemenin bile yetersiz olduğunu ifade ettik. Yapılan düzenleme ile hekim ücretleri yoksulluk sınırına bile ulaşamamaktadır. İktidara belirtmek isteriz ki emekli hekimlere vereceğiniz ücret yüksek değildir; çalışanlara verdiğiniz ücret düşüktür. Sağlık ekip işidir; ekibin her bir üyesi, insanca yaşayacak bir ücret ve güvenli çalışma koşullarında ekip olarak, iş barışı bozulmadan çalışmak istemektedir.

    Ekonomi de sağlık gibi iflas etmiş durumdadır ve maaşlarımız açlık sınırının dahi altındadır. TBMM’de yaşanan bunca süreçte Sağlık Bakanı’na defalarca, yeniden yeniden seslenmemize rağmen ne yazık ki yine sessiz kalmış ve halen de kalmaktadır. Sorumlu olduğu çalışanların hakları için sessiz kalan bakan görevini bir kez daha yapmamıştır: İstifa bizlere vereceği en iyi cevap halini almıştır.”

    “EMEK BİZİN İSE SÖZDE BİZİMDİR”

    “İktidara ve Sağlık Bakanlığına çeşitli açıklama, eylem ve yürüyüşlerle anlatmaya çalıştık yine söylüyoruz: Salgın döneminde yaşamımızı da ortaya koyup verdiğimiz emeğin böyle/daha fazla değersizleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Toplum sağlık hakkı; emeğimiz ve geleceğimiz için artık G(ö)REV zamanıdır” denilen açıklamada, yapılan grevin nedenleri ise şöyle sıralandı:

    “Koruyucu sağlık hizmetlerini savunmak, emekliliğe de yansıyacak yaşanabilir temel ücret, güvencesiz, gerçekdışı bahanelerle işimizden edildiğimiz ve köleliği dayatan çalışma koşullarına son verilmesi, güvenceli çalışabilme, şiddete karşı etkili yasa, güvenli işyerleri, sağlıklı çalışma ortamları, COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası çıkarılması, her yıla 120 gün yıpranma payı, ek göstergelerin 3600’den 7200’e kadar kademeli olarak yükseltilmesi içindir.

    Bu G(ö)REV emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı gösteren bir uyarıdır. Artık toplumun, sağlık çalışanların çığlığına kulak verilmelidir. Taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla Meclis’e getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecektir. İktidar bilmelidir ki söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Sağlık emekçileri Mersin’den seslendi: Haksız uygulama durdurulsun!-VİDEO

    Sağlık emekçileri Mersin’den seslendi: Haksız uygulama durdurulsun!-VİDEO

    PİRHA- İktidarın sadece doktorların bir kısmına ilişkin ekonomik düzenlemenin iş barışı zedelediğini ifade eden SES Mersin Şubesi ve Mersin Tabip Odası, sağlık emekçileri olarak, haksız ve adaletsiz bir uygulamanın durdurulmasını istedi.

    SES Mersin Şubesi ve Mersin Tabip Odası, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Poliklinikleri önünde sağlık emekçileri arasında ayrımcılığa yol açan ve Meclis’ten geçen düzenlemeye ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Sağlık emekçilerinin katılım gösterdiği açıklamada konuşan SES Mersin Şube Eş Başkanı Zeki Sinan Doğan ve Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen, ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde iş barışını zedeleyen bir adımın atıldığına dikkat çekerek, iktidar yetkililerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

    Basın açıklamasını okuyan SES Temsilcisi Sevgi Başkavak da, hastanenin sağlık emekçileri olarak; yine haksız ve adaletsiz bir uygulamanın karşısında olmak ve haklarını talep ettiklerini belirterek, “Sağlık Bakanı tarafından ’’bütün sağlık çalışanlarına müjde’’ diye sunulan, ancak sadece hekimlere yönelik yapılan düzenleme ile hekim dışı sağlık emekçileri yok sayılarak ekip ruhu bozulmuş, iş barışımız sekteye uğratılmıştır” dedi.

    Yapılan düzenleme ile ilgili kanun teklifinin TBMM’de kabul edilmesi rakamlardan bağımsız 39 branşta hizmet veren sağlık emekçisini devre dışı bıraktığınının ve aradaki rakamsal uçurumu iyice derinleştirdiğinin altını çizen Sevgi Başkavak, “Son 20 yıldır sağlık hizmetini tamamen piyasa koşulları ile yönetilirken, sağlık emekçileri hasta ile karşı karşıya getirilmiş ve bunun sonucunda sağlıkta şiddet tırmanmıştır” diye konuştu.

    Sevgi Başkavak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ekonomik krizi, her geçen gün biraz daha  iliklerimize kadar hisseden biz sağlık emekçilerinin aldığı maaşlar yoksulluk sınırının bile altında kalarak hep birlikte sefalete mahkum edildik. Değil konforlu yaşamak günlük zorunlu ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamaz duruma geldik. Her ay bizlerden kesilen vergilerle yap-işlet devret modeli ile yapılan ve kullanım garantisi verilen  havaalanı, köprü, otoyol ve h geçmediğimiz köprünün, kullanmadığımız havaalanının parasını her ay biraz daha yoksullaşarak ödemek zorunda kaldık.”

    “SAĞLIK BİR EKİP İŞİDİR”

    Sağlık çalışanlarının ürettiği hizmetin çok kıymetli olduğunu söyleyen Sevgi Başkavak, önerileri şöyle sıraladı:

    “*Sahada iş barışını bozan, performans sistemi kaldırılarak bütün ödemeler tek kalemde yapılsın,

    *Sabit ücretlerimize gerçek enflasyon oranında ek zam verilerek yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın,

    *4-B süresiz sözleşmeli ve 3+1 sözleşmeli çalışan  arkadaşlarımız kadroya alınsın,

    *Hastanelerde bütün sağlık emekçilerinin çocuklarını güvenle bırakabileceği kreşler açılsın,

    *Ek gösterge seçim vaadi olmaktan çıkarılıp 3600’den başlayarak kademeli olarak 7200’e kadar tüm sağlık emekçilerine uygulansın,

    *Vergi dilimi soygununa son verilerek asgari ücretten vergi alınmayıp, bunun üstündeki gelirimizde % 10’ a sabitlensin,

    *Gıda, elektrik, doğalgaz gibi zorunlu temel ihtiyaç kalemlerinden dolaylı vergiler kaldırılsın.”

    Diren KESER/MERSİN

  • İki hemşireye 500 kere ‘Ben salağım’ yazdıran başhekim görevden alındı

    İki hemşireye 500 kere ‘Ben salağım’ yazdıran başhekim görevden alındı

    Kumluca Devlet Hastanesi’nde görevli iki hemşireye 500 kere ‘Ben salağım görev yerimi terk ettim. Ben salağım” yazdıran başhekim Ayşegül Alkan, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevden alındı.

    13 Aralık Pazar günü Kumluca Devlet Hastanesi’nde gece nöbetinde olan iki hemşire, alt katta düşen bir hastanın olduğu bilgisi üzerine müdahale etmek için görev yerlerini terk etti.

    Başhekim Ayşegül Alkan ise hemşireleri yerinde göremeyince, A4 kağıdına 500 kere ‘Ben salağım görev yerimi terk ettim’ yazmalarını istedi. Yazıyı yazan hemşireler, daha sonra söylenildiği üzere evrak kayıta teslim etti.

    Olayın duyulmasının ardından konuyla ilgili inceleme başlatan Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, başhekimin görevden alındığını duyurdu.

    Başhekimlik tarafından yapılan açıklamada, “Antalya’da Kumluca Devlet Hastanesinde gerçekleşen ve tüm basında yer alan haber üzerine yapılan inceleme ve soruşturma sonucu Kumluca Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ayşegül Alkan başhekimlik görevinden alınarak asli görevine iade edilmiştir” denildi.

    ANTALYA TABİP ODASI: İNSAN ONURUNU ZORLAYAN AKIL TUTULMASI

    Antalya Tabip Odası’ndan yapılan açıklamada hemşireye uygulanan yaptırımın hiçbir şekilde meslek etiğiyle bağdaşmadığına dikkat çekilerek, şu ifadeler kullanılmıştı:

    “İnsan onurunu ve etik anlayışı zorlayan bu tutum akıl tutulmasıdır. Pandemi koşullarında yüksek risklerle ve zorlu koşullarda hizmet veren sağlık çalışanları, sözel ve fiziksel şiddetin yanı sıra bir de yöneticilerin mobbing, soruşturma, geçici görevlendirme gibi yönetememekten kaynaklı haksız uygulamaları ile karşılaşıyor. Sağlık çalışanlarının emeğini ve onurunu hiçe sayan uygulamaların, baskıların ve mobbinglerin karşısında durmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kadın başhekim, hemşireye 500 kere ‘Ben salağım’ yazdırdı!

    Kadın başhekim, hemşireye 500 kere ‘Ben salağım’ yazdırdı!

    Antalya Kumluca Devlet Hastanesi’nde, başhekim görev yerini terk edip arkadaşına yardıma giden hemşireye 500 kere ‘ben salağım görev yerimi terk ettim’ yazma cezası verdi. 

    Antalya’nın Kumluca ilçesinde Devlet Hastanesi Başhekimi Ayşegül Alkan’ın hastaya müdahale etmek için alt kata inen hemşireye verdiği ceza tepkilere neden oldu.

    Kadın başhekim Ayşegül Alkan hemşireden ceza olarak A4 kağıdına 500 kere ‘Ben salağım görev yerimi terk ettim’ yazmasını istedi.

    İşten atılmamak için başhekimin söylediğini yapan hemşire A4 kağıdına 500 kez ‘Ben salağım görev yerimi terk ettim’ yazısını ağlayarak yazmak zorunda kaldı.

    Sağlık Bakanlığı’nın Kumluca Devlet Hastanesi Başhekimi Ayşegül Alkan hakkında işlem yapması bekleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Bursa’da hemşire Emine Ezen, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

    Bursa’da hemşire Emine Ezen, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

    Bursa’da, devlet hastanesinde hemşire olarak görev yapan ve 2 çocuk annesi Emine Ezen (40), koronavirüsten yaşımını yitirdi.

    Bursa’da Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesi’nde çalışan hemşire Emine Ezen (40), 2 Kasım’da koronavirüse yakalandı.

    Görev yaptığı hastanede tedaviye alınan iki çocuk annesi Ezen, 4 Kasım’da sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine Bursa Şehir Hastanesi yoğun bakım servisine sevk edildi. Ezen, yoğun bakımda 15 gün tedavi gördü. Ancak, doktorların tüm müdahalesine rağmen önceki gün akşam saatlerinde hayatını kaybetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ebelerin ve hemşirelerin ekonomik, özlük ve sosyal talepleri karşılansın’-VİDEO

    ‘Ebelerin ve hemşirelerin ekonomik, özlük ve sosyal talepleri karşılansın’-VİDEO

    PİRHA- SES Mersin Şubesi, “Hemşireler günü” vesilesiyle açıklama yaptı. Açıklamada hemşirelik ve ebelik mesleğinin insanlık tarihi kadar eski olduğu vurgulanarak, “Ebelik ve hemşirelik mesleğinin ekonomik, özlük ve sosyal taleplerinin karşılanmasını istiyoruz” denildi.

     

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Sendikası Mersin Şubesi Hemşireler günü ile ilgili Mersin Üniversitesi Hastanesi bahçesinde basın açıklaması yapı.

    “HASTALIK RİSKİYLE BURUN BURUNA YAŞAYAN SAĞLIK EMEKÇİLERİ “YAŞATMAK İÇİN YAŞAMALIYIZ” ŞİARIYLA ÇALIŞIYOR”

    Açıklamayı okuyan Şube Örgütlenme Sekreteri Sevgi Başkavak, ebe ve hemşirelik mesleğinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “Küresel pandemi ile mücadelede en ön safta bizler olmamıza rağmen birçok sorunla karşı karşıya kaldık. Yıllardır yeteri kadar ebe ve hemşire istihdam edilmemiş, az kişi ile çok iş yürütülmesi tercih edilmiştir. Siyasi irade, eksik sağlık emekçisi istihdamını tamamlamak, atama yapmak, ihraçları iade etmek yerine Covid-19 bulaş risk grubu altında bulunan sağlık emekçilerine, diğer kamu çalışanlarına verilen izinleri dahi vermeyerek hayatlarını riske atmayı yeğlemiştir. Ebe ve hemşire açığı derhal güvenceli istihdamla giderilmelidir.

    “33 SAĞLIK EMEKÇİSİ HAYATINI KAYBETTİ”

    Bu süreçte 10 bini aşkın sağlık emekçisi Covid-19 hastalığına yakalanmış, maalesef 33 sağlık emekçisi de hayatını kaybetmiştir. Hastalık riskiyle burun buruna yaşayan sağlık emekçileri “yaşatmak için yaşamalıyız” şiarıyla toplumsal bir duyarlılık ve farkındalık yaratmaya, taleplerini görünür kılmaya çalışmışlardır. Bu taleplerden biri de Covid’e yakalanan sağlık emekçilerinin bu durumunun iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesidir. Ebe ve hemşireler bulaş riskine karşı evlerinden, ailelerinden haftalarca ayrı yaşamak zorunda kalmakta, yoğun çalışma yükünün yanında bu durumun psikolojik etkileriyle de baş etmeye uğraşmaktadır.

    Sağlık yönetiminde şeffaflığın olmaması, liyakatsiz yöneticilerin iş bilmezliği, yeteri kadar kişisel koruyucu ekipman olmaması ve çok yoğun çalışma koşulları, sağlık emekçilerindeki yıpranma ve tükenmişliği katbekat artırmıştır. Hal böyleyken bütün sağlık emekçileri gibi ebe ve hemşireler de yıpranma payından hak ettiği kadar faydalanamamaktadır. Ebe ve hemşireler olarak hastanelerde aynı işi yaparken farklı istihdam biçimlerinin olması, iş ve gelir güvencesizliği, yoğun nöbetler, düşük ücret, riskli çalışma koşulları, performans sistemi, toplam kalite yönetimi anlayışı, emekliliğe yansımayan ek ödemeler ve ek ödemelerin katsayı hesaplamalarındaki adaletsizlikler ile daha çok çalışıp daha az ücrete mahkum ediliyoruz. Performansa dayalı ücretlendirmeden derhal vazgeçilerek ekonomik krizde göz önünde bulundurularak en düşük temel ücretin yoksulluk sınırının üstüne çıkarılmasını ve yapılan/yapılacak olan tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılacak şekilde düzenlenmesini istiyoruz.”

    “PANDEMİ SÜRECİNDE DAHA FAZLA ARTAN BASKI, MOBBİNG VE ŞİDDETİN ORTADAN KALDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    “Toplumsal yaşamın ve sağlığın en önemli dinamiği olan ebelik ve hemşirelik mesleğini ekonomik, özlük ve sosyal taleplerini bir kez daha yineliyoruz” diyen Başkavak, şunları ifade etti:

    “Ebe ve hemşirelik mesleğindeki çalışan açığı güvenceli-kadrolu istihdam ile giderilmesini, 4B, 4C, 4D, taşeron, vekil, sözleşmeli, ücretli olarak çalışan ebe ve hemşirelerin kadroya geçirilmesini, İş yerimizde Pandemi sürecinde daha fazla artan baskı, mobbing ve şiddetin ortadan kaldırılmasını, Covid 19’un iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesini, ebelik ve hemşirelik yasasının yeniden düzenlenmesini, meslek tanımlamalarımızın net olarak belirlenmesini, esnek ve kuralsız çalışmaya karşı; iş güvencesi, can güvencesi, ücret güvencesi, güvenceli çalışma koşulları, her iş yerinde 7 gün 24 saat açık, ücretsiz ve anadilinde kreş hizmeti, KHK ile ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesi ile bekletilen ve ataması yapılmayan ebe hemşirelerin acilen göreve başlatılmasını, sağlığımızı korumak için uygun sayıda ve nitelikte, kadın emekçiler için de kadın dostu kişisel koruyucu ekipman istiyor, haklarımız için daha çok örgütlenmeye, dayanışmaya, birlik ve mücadele için SES’te örgütlenmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • İstanbul’da bir hemşire koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

    İstanbul’da bir hemşire koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

    PİRHA- İstanbul’da bir hastanede görev yapan Hemşire Ayla Balaç, koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi.

    Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınına yakalanan sağlık çalışanları da yaşamını yitirmeye devam ediyor.

    Türkiye’de de sağlık çalışanları birçok kez yeterli ekipmana sahip olmadıklarını dile getirseler de taleplerinin karşılanmadığını belirtiyor.Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’ne ait umke.org’da yer alan habere göre, İstanbul’da koronavirüs tespit edilen ve bir süredir tedavi altında olan Hemşire Ayça Balaç yaşamını yitirdi.

    Yozgat’lı olan Balaç’ın yaşamını yitirmesine ilişkin CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, sosyal medya hesabından şu paylaşımları yaptı:

    “Şefaatli Saçlı köyünden Hemşire Ayla Balaç’ın İstanbul’da görevi esnasında yakalandığı koronavirus sonucu vefat ettiğini üzülerek öğrendim. Merhum sağlık emekçisi Ayla Balaç’a Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun. Yeni sağlık şehitleri verilmeden sağlık emekçilerinin koruyucu güvenlik önlemleri en üst seviyede artırılmalıdır. Hayatı pahasına görevini yürütürken şehit olan sağlık emekçileri #saglıkşehidi ilan edilmelidir. Bu yönde bir önergeyi TBMM’ye sunacağım.”

    (HABER MERKEZİ)