Etiket: heval bozdağ

  • DEM Parti, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Alevi kurumlarının çözüm önerilerini deklere etti-VİDEO

    DEM Parti, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Alevi kurumlarının çözüm önerilerini deklere etti-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti grubu, Alevi toplumunun ve Alevi kurumlarının, yaşanan sorunlara ve bunlara dair çözüm önerilerini Plan ve Bütçe Komisyonunda deklere etti. Alevi kurumları, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında oluşturulan bu yapı maalesef Alevi toplumunun talep ve ihtiyaçlarını anlamaktan uzak bir girişimdir. Alevilerin taleplerine kulak verin” dedi.

    DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ ve İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi toplumunun ve Alevi kurumlarının, yaşanan sorunlara ve bunlara dair çözüm önerilerini Plan ve Bütçe Komisyona taşıdı.

    Heval Bozdağ, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda; Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Derneği, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Avustralya Alevi Federasyonu’nun gönderdiği metni okudu.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI, ALEVİ TOPLUMUNUN İHTİYAÇLARINI ANLAMAKTAN UZAK BİR GİRİŞİMDİR”

    Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesi kapsamında, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı için öngörülen bütçe ve bu başkanlığın işlevi üzerine düşüncelerini ifade etmek için bu metni kaleme aldıklarını belirten Alevi kurumları, “Alevi toplumunun sorunlarının çözümüne yönelik bir adım atılmasını samimiyetle desteklemek isteriz, ancak bu adımın yöntemi ve amacı toplumsal hakikatle uyumlu olmadığı takdirde, hakları genişletmekten ziyade sorunları derinleştirebilir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında oluşturulan bu yapı maalesef Alevi toplumunun talep ve ihtiyaçlarını anlamaktan uzak bir girişimdir” dedi.

    “BAŞKANLIK ALEVİ TOPLUMUNU TEMSİL ETMEMEKTEDİR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın temsiliyet sorununa dikkat çeken kurumlar, “Bu başkanlık Alevi toplumunu temsil etmemektedir. Alevilerin örgütlü yapıları ve kanaat önderleriyle gerçek bir diyalog kurulmadan yukarıdan aşağıya bir anlayışla oluşturulmuş bir mekanizma ile karşı karşıyayız. Aleviler devletin belirlediği bir çatı altında değil kendi öz örgütlenmeleriyle var olmayı ve haklarını savunmayı tercih eder. Bu yapı Alevi toplumunu ve inancını devletin kontrolü altına alma çabası olarak algılanmaktadır” dedi.

    “SADECE ALEVİLERE DEĞİL, TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNE ZARAR VERMEKTEDİR”

    İkinci olarak, başkanlığın eşit yurttaşlık taleplerine yanıt vermediğini belirten Alevi kurumları, “Yıllardır eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, ayrımcılığın sona erdirilmesi ve cemevlerinin ibadethane statüsü gibi temel haklar için mücadele ediyor. Ancak bu başkanlık bu taleplerin karşılanması yerine Alevileri asimile eden, özgün değerlerini erozyona uğratan bir araç haline gelmiştir. Bu durum sadece Alevilere değil, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine zarar vermektedir” diye ekledi.

    “ALEVİLİK, ÖZGÜN BİR İNANÇ VE YAŞAM BİÇİMİDİR”

    Alevi kurumları, kaleme aldıkları metinde asimilasyon kaygılarını da dile getirerek, “Başkanlık, Alevi inancını ve kültürünü folklorik bir araya indirmekte, onu Sünni İslam anlayışıyla uyumlu hale getirmeye çalışmaktadır. Oysa Alevilik, özgün bir inanç ve yaşam biçimidir. Aleviliği sadece kültürel bir unsur olarak görmek inancın özüne saygısızlıktır. Bu yaklaşım hem Alevilerde derin bir güvensizlik yaratmakta hem de toplumsal barışa katkı sunmamaktadır” dedi.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİNE KULAK VERİN”

    Alevi kurumları, Plan ve Bütçe Komisyona gönderdikleri metinde şu çözüm önerilerini sıraladı:

    “Alevilerin taleplerine kulak verin. Alevi örgütleri ve kanaat önderliği gerçek bir diyalog süreci başlatılmalıdır. Devlet, Alevi toplumunu şekillendiren değil, haklarına saygı duyan bir rol üstlenmelidir. Eşit yurttaşlık ilkesini hayata geçirin. Cemevlerine ibadethane statüsü tanınmalı. Devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede durduğu bir sistem inşa edilmelidir. Başkanlık modelinden vazgeçin. Alevilerin kendi sorunlarını kendi örgütlenmeleri aracılığıyla çözebileceği bir yapı oluşturulmalıdır. Devlet Alevilere rağmen değil, Alevilerle birlikte hareket etmelidir. Bütçe şeffaflığı sağlanmalı. Bu alana ayrılan kaynakların nereye harcandığı net bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Sonuç olarak değerli üyeler, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ne yazık ki bu haliyle Alevilerin sorunlarını çözmek yerine derinleştiren onları dışlayan ve devletin tek taraflı politikalarının bir uzantısı olan bir yapı olarak karşımızda durmaktadır. Bizler tüm inançların eşit olduğu, kimsenin ötekileştirilmediği, özgür ve demokratik bir Türkiye hayali kuruyoruz. Bu hedef doğrultusunda başkanlığın bir an önce kapatılması, Alevi örgütleriyle çözüm odaklı bir çalışma yapılmasını istiyoruz. Sözlerimize burada son verirken, bu yapıcı eleştirilerimizi dikkate almanızı umut ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da DEM Parti’den açlık grevi: Tecrit kaldırılsın

    Ankara’da DEM Parti’den açlık grevi: Tecrit kaldırılsın

    PİRHA- Cezaevlerinde tecritin sonlandırılması için Ankara’da da açlık grevi eylemi başlatıldı. Salı gününe kadar sürmesi planlanan eylemde, barışın gelmesi için tecritin kaldırılması gerektiğinin altı çizildi.

    Tecrite karşı ve Kürt sorununun çözülmesi talebiyle cezaevlerinde 27 Kasım 2023’te başlatılan açlık grevi eylemi 2 ayı geride bırakırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ankara İl Örgütü de açlık grevi eylemi başlattı.

    DEM Parti Ankara İl binasında başlatılan eylemin salı sabahına kadar sürmesi planlanıyor.

    Eylemde konuşan DEM Parti Ankara İl Örgütü Başkanı Fatin Kanat, mutlak tecridin kaldırılması ve 40 yılı bulan savaşın barış içinde çözüme kavuşması için başlatılan açlık grevlerine destek verdiklerini belirterek “Sunduğumuz bu destek farklı etkinlik ve süreçlerle devam edecek. Bu sürecin peşini bırakmayacağımızı buradan ilan ediyoruz. İktidar sahiplerini diyalog ve müzakere sürecini açmaya davet ediyoruz. Yürüdüğünüz yol yol değil, ülke bir kan gölüne dönüyor. İmralı Ada Hapishanesi’ndeki mutlak tecridi bir an önce sonlandırmanızı istiyoruz, Ada’yı açın” dedi.

    “ZİNDANLARDA SÜREN DİRENİŞ BÜYÜK BİR DİRENİŞTİR”

    Nöbeti ziyaret eden DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan da zindanlardan gelen sese kulak verilmesi gerektiğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:

    “Bugün zindanlarda süren direniş büyük bir direniştir. Tek bir talep var, diyalog ve çözüm yolunu açın ve Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kaldırın. Bu hukuki bir taleptir. Adalet Nöbeti’ndeki annelerimizin kıymetle ve inatla sürdürdüğü nöbeti de selamlıyorum. Kürt anneler her zaman direnişi ördü ve büyüttü. Eğer bir tebrik olacaksa bir Nobel Ödülü verilecekse o da Kürt annelerine verilmeli. Çünkü savaşta 20, 25 yaşlarında katledilen genç çocukları nasıl barışı istedilerse onlarda bu talebin izinden giderek bu direnişe öncülük ediyor. Barıştaki bu ısrar, Kürt annelerden, Kürt halkından ve dostlarının tarihinden geliyor. Bu sesi yükseltmek gerekiyor, zindanlardan Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için gelen sese kulak verilmelidir.”

    “BARIŞ TALEP EDEN MİLYONLAR VAR”

    DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ ise “Bu ülkede bir Kürt sorunu var ve barış talep eden milyonlar var. Demokratik bir kamuoyu oluşturmak için toplumun öncüleri bir araya geldiler. Cezaevlerinde başlayan bu grevler aslında hukuksuzluklara karşı başlatılmıştır. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılarak müzakere yolu açılmalıdır. Orta Doğu kan gölüne dönmüş durumdadır. Bu hukuksuzluklara karşı taleplerini dile getiren yoldaşların talepleri karşılanmıyor, ihtiyaç olan vitaminler verilmiyor ve hatta tecrit uygulanıyor. Tecrit içinde tecrit uygulanıyor. Biz bu sürecin yükseltilmesi için tüm temaslarımızı kuracağız ve barışın sesini yükselteceğiz” ifadelerini kullandı.

    “MÜZAKERE YOLUNUN AÇILMASI GEREKİYOR”

    DEM Parti Parti Meclisi Üyesi Pakize Sinemillioğlu da, “Taybet Anayı unutmadan, Cemile Çağırga’nın bedeninin annesi tarafından buzdolabında saklandığını unutmadan, bir an önce bu ülkeye, Orta Doğu’ya barışın gelmesi gerekiyor. Bunun için Sayın Abdullah Öcalan ile müzakere yolunun açılması devrilen masanın yeniden kurulması gerekiyor. Barış yolu açılmalıdır ve kazanan biz olacağız, barış olacak” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti Milletvekili Heval Bozdağ hakkında fezleke

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Heval Bozdağ hakkında fezleke

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ hakkında hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığı’na gönderildi

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ hakkında hazırlanan fezlekenin Adalet Bakanlığı’na gönderildiğini duyurdu.

    Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:

    “PKK/KCK silahlı terör örgütü mensubu olduğu değerlendirilen iki şahsın Ankara’dan Ağrı ili Doğubeyazıt ilçesine götürülmesi eylemine ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında, 28. Dönem Milletvekili Heval Bozdağ hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçu yönünden tanzim olunan fezleke Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.”

    “İÇİŞLERİ BAKANI’NIN AÇIKLAMASI YARGIYA MÜDAHALEDİR”

    Yeşil Sol Parti, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın gerçekleri saptırarak algı operasyonu yaptığını vurguladığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “İçişleri Bakanı gerçekleri saptırarak algı operasyonu yapıyor. Gözaltına alınanlar Gençlik Meclisimizin (Ronahi Tunç) ve Parti Meclisimizin (Hazal Karabey) üyesidir. Kongre çalışmalarımız için Heval Bozdağ vekilimizle birlikte Ankara’dan Ağrı’ya gitmişlerdir. Gözaltına alındıklarında arkadaşlarımız bu durumu açıklamışlardır. Adliyedeki ifadelerinden sonra önce serbest bırakılmışlar, ancak ısrarla Adliyede tutulmuşlardır. Daha sonra da itiraz üzerine ve beyanlarına rağmen haksız yere tutuklanmışlardır. İçişleri Bakanı’nın açıklaması yargıya müdahaledir ve algı operasyonudur. Bu hukuksuzluğu kınıyoruz”

    (HABER MERKEZİ)

  • “Tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” – VİDEO

    “Tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” – VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon dernek binasında Cumartesi Anneleri’nin 964. hafta açıklamasını okudu. Açıklamada “Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    Hasan Ocak’ın abisi Hüseyin Ocak, açıklama öncesi söz alarak şunları söyledi:
    “964. haftamızda bir kez daha devlet şiddetine maruz kaldık. Bir grup yakınımız Galatasaray Meydanı’na çıktıysa da kendilerini ifade etmeden gözaltına alındı. 964. haftamızda hangi koşullarda olursa olsun Galatasaray bizim gözaltında kaybedilenlerle buluşma mekanımızdır. Hafıza mekanımızdır. Bizi asla ve asla oradan koparamayacaksınız.”

    Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ ise alandaki gözlemlerini aktararak, “Herhangi bir direniş olmadığı halde insan hakları savunucuları ters kelepçe ile gözaltına alındı. Devlet, güvenlik güçleri zora dayalı, işkenceye varan uygulamalara devam ediyor. Cumartesi Anneleri’nin haklı mücadelesinin yanındayız” dedi.

    Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına Cumartesi Anneleri’nin 964. hafta basın açıklamasını ise Zeynep Yıldız okudu. Açıklamada “Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    “MECİT’İN DOSYASI SÜRÜNCEMEDE BIRAKILDI”

    Yıldız, açıklamada şunları dile getirdi:
    “964. haftamızda zaman aşımına sürüklenerek cezasız bırakılan Abdülmecit Baskın dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz. 41 yaşında 3 çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürü’ydü. 2 Kasım 1993 tarihinde işyerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alındığı inkar edilen Baskın’ın 4 Ekim 1993 tarihinde sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı cansız bedeni bir çiftçi tarafından Gölbaşı mevkinde bulundu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı.”
    Mecit’in dosyasının sürüncemede bırakıldığını söyleyen Yıldız, “Olaydan 18 yıl sonra, 26.03.2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın özel harekat polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın’ın emniyet, savcılık ve hakimlik beyanlarındaki anlatımlarının yer tanımları, mekanlar ve olay yeri tutanakları ile birebir örtüştüğü savcılık ve mahkeme kayıtlarına girdi” dedi.

    “DAVA ZAMAN AŞIMIYLA SONUÇLANDI”

    Çarkın’ın basına da yansıyan itiraflarından sonra Abdülmecit Baskın ve Çarkın’ın beyanlarında isimleri geçen gözaltında kaybedilen veya infaz edilen 18 kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldığı da ifade edildi. Açıklama şöyle devam etti:
    “Soruşturma sonrası 2014 yılında Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde içlerinde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de bulunduğu 19 kişi hakkında “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan dava açıldı. Mahkemede dönemin üst düzey kamu görevlileri söz konusu öldürmelerin devletin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini beyan ederek detaylı açıklamalarda bulundu. Ayrıca suçların, kimlerin talimatı ile, kimler tarafından ve nasıl işlendiği detayları ile kayıtlara geçti. Ancak kamuoyunda Ankara JİTEM davası olarak bilinen dava 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraatleri ile sonuçlandı. Yerel mahkemece verilen hükümlere karşı aileler istinaf kanun yoluna başvurdu. 5 Nisan 2021 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi beraat hükmünü bozdu ve dosyayı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yeniden görülen davanın 26 Mayıs 2023 tarihli son duruşmasında, istinaf mahkemesinin verdiği bozma kararı sonrası sanıklar hakkında tekrar beraat kararı verildi. Mahkeme, gerekçeli kararı 14 Eylül 2023 tarihinde yazarak adeta dosyada zaman aşımı süresinin dolmasını bekledi. 10 yıllık yargılama sürecinde 41 hakimin ve 8 savcının değiştiği dava zaman aşımıyla sonuçlandı.”

    PİRHA/İSTANBUL