Etiket: heyet

  • HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan: Alevilerin sorunlarını Kürt Sorunu kadar dile getireceğiz-VİDEO

    HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan: Alevilerin sorunlarını Kürt Sorunu kadar dile getireceğiz-VİDEO

    PİRHA- HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini HEDEP olarak yeni dönemde ‘Alevi Masası’nı aşan bir çalışma yaparak yürüteceklerini vurgulayarak, “Bu meseleyi de en az Kürt sorunu kadar, onun kadar önem veren, değer veren, gündeme getiren mücadelesini yürüten bir politik hat izleyeceğiz. Yeni dönemde yan yana durarak taleplerimizi de direnişimizi de ortaklaştırabilirsek bu sorunların altından kalkabiliriz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, milletvekilleri Çiçek Otlu, Celal Fırat, Ceylan Akça Cupolo, Sinan Çiftyürek, Halide Türkoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’ni ziyaret etti.

    HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bizim toplum gerçekten çok büyük problemler yaşıyor şu an. Özellikle yıllarca Alevilik inancı gereği için mücadele ediyoruz ama devlet şu an bir Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Parayla Alevileri rehin almaya gayret gösteriyorlar. Herkes AKP’nin nasıl bir politika yaptığını, ne yapmak istediğini çok iyi algılıyor. Biz diyoruz cemevlerimizi ibadethane kabul görsün ama onlar yeni sorunlar çıkartmaya gayret gösteriyor. Bu ciddi bir sorun. Alevi toplumu bu oyuna gelmeyecek. Alevi toplumu şu an tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya. Özellikle köylerimizde çok baskı oluşturuyorlar” diy ekonuştu.

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman ise, HDP döneminde hem tüzük hem de program bağlamında Alevilere yönelik politikaların olduğunu dile getirerek, “Ama bunu somutlaştırmak lazım. Bu prafik alana pek yansımadı. Dolayısıyla bizim HEDEP’ten beklentimiz şudur. Programda olduğunu, Alevi Masasında olduğunu da biliyoruz. Önemli olan bunun pratiğe yansımasıdır” diye konuştu.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı da, tüm ötekilerin bir araya gelip hem sevincini hem üzüntüsünü paylaşması gerektiğini belirterek, “Bu bağlamda 10 Aralık’ta yine ‘Laik eğitim, İnsanca yaşam, Demokratik Türkiye’ talebiyle tüm ötekileştirilenlerle beraber orada isteklerimizi dile getireceğiz” şeklinde konuştu.

    “YAN YANA DURARAK DİRENİŞİMİZİ BÜYÜTELİM”

    Ziyarette konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, doğruyu görünür kılmak gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:

    “Başta Aleviler olmak üzere Kürtlerle birlikte ezilen, sömürülen, hak hukuk arayan bütün etnik ve inanç gruplarının demokratik siyasetle mücadele edecekleri tek zemin bu zemindir. Politik yaklaşmıyor, çıkarsal, nicelikler bir yaklaşım yok. Bir nitelik olarak görülüyor. Ciddi bir mağduriyet var. Hala eşit haklar karşılanmış değil.

    Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini HEDEP olarak yeni dönemde ‘Alevi Masası’ şeklinde değil, bu meseleyi de en az Kürt sorunu kadar, onun kadar önem veren, değer veren, gündeme getiren mücadelesini yürüten bir politik hat izleyeceğiz. Yakın zamanda da bir çalışma yürüttük. Büyük çalıştay yapmayı da düşünüyoruz. Aleviler ne istediklerini, nasıl istediklerini, ne olması gerektiğini ortaya koysunlar. Siyaset bunu dinlendirsin. Dönemin biraz daha ortak birlikte mücadele etmek, yan yana durmak taleplerimizi de direnişimizi de, duruşumuzla ortaklaştırabilirsek bu sorunların altından kalkabiliriz.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Alevi heyet raporunu açıkladı: AFAD, Alevilerin ihtiyaçlarını bilinçli olarak karşılamıyor!

    Alevi heyet raporunu açıkladı: AFAD, Alevilerin ihtiyaçlarını bilinçli olarak karşılamıyor!

    PİRHA – Hollanda Utrecht Alevi Kültür Merkezi ile Kayseri Hacı Bektaş Veli Cemevi ortaklığında deprem bölgesinde yürütülen çalışma raporlaştırılıp kamuoyuna açıklandı. Heyet, izlenimleri arasında “AFAD’ın Alevi mahalle, köy ve çadır kentlerinde ihtiyaçları bilinçli olarak karşılamadığı, yardım kuruluşlarının desteklerinin yerlerine ulaşmasını bilinçli olarak engellediği görülmüştür” ifadelerine yer verdi.

    Hollanda’da bulunan Utrecht Alevi Kültür Merkezi’nin projesiyle deprem bölgesinde sosyal hizmet ve psikolojik destek konusunda çalışma yürüten heyet, izlenimlerin de yer aldığı raporu kamuoyu ile paylaştı.

    Kayseri Cemevinde bir araya gelen heyet, 27-31 Mart arasında Maraş, Antep, Malatya, Adıyaman ve Hatay’a giderek çalışma yürütmüştü. Yapılan ziyaretler kapsamında cemevleri ziyaret edilerek, yurttaşlarla görüşmeler sağlanmıştı.

    Heyet, yaptığı çalışmanın amacını “Deprem bölgesinde bulunan Alevilere deprem sonrasında yapılan yardımlardan ne ölçüde yararlandıklarının tespit edilmesi, bölge halkının halk sağlığı, sosyal ve psikolojik sorunlarının tespit edilmesi, deprem yardımlarının dağıtılması sürecinde etnik ve inançsal ayrımlar yaşanmasının boyutlarının tespit edilmesi, ihtiyaç çeşitlerinin ve devam eden ihtiyaçların tespiti” şeklinde açıkladı.

    “ALEVİ MAHALLE VE KÖYLERİ AÇIK İHMALE UĞRUYOR”

    Altı kişiden oluşan çalışma grubu, yaptıkları tespitleri yazılı rapor haline getirerek paylaştı. Birçok yerde insanların ekonomik, sosyal, ruhsal ve bedensel çöküntü içinde olduğu ifade edilerek şu bilgiler paylaşıldı:

    “Tanı ve tedaviler gecikmekte, deprem sonrası yaşanan sıkıntıların çözümüne yönelik önlemlerin ele alınmadığı görülmektedir. Yardım ve destekler konusunda çaresizlik, öfke ve umutsuzluk yaşanması aile içi çatışma ve şiddeti körükleme potansiyeli taşımaktadır. Acil olarak deprem sonrası “duygu durum bozukluğu” başta olmak üzere, sosyal ve ruhsal sorunları çözecek birimlerin geniş olanaklarla oluşturulması ve daha fazla sosyal, psikolojik, psikiyatrik ve rehberlik çalışmaları yürütülmesi gereklidir.

    Heyetimiz ilgili noktalardaki kurulan yerleşim alanlarının sağlıklı yaşama uygun olmaması nedeniyle bulaşıcı hastalıklara açık bir ortam olduğu görülmüştür.

    Birlikte yaşama koşullarından kaynaklı cilt hastalıkları, deprem molozlarının kaldırılması sırasında oluşan tozdan solunum yolu hastalıkları, çadır ve konteynır alanlarında temizlik ve hijyen yetersizliği nedeniyle idrar yolu enfeksiyonları riskinin baş gösterdiği ve gittikçe artma potansiyeli taşıdığı gözlenmiştir.

    Yeni yerleşim alanlarının kurulması için sivil toplum örgütleri ve kamunun ayırdığı maddi kaynakların yetersizliği yanında bölgenin iklim koşulları nedeniyle kalıcı konut yapımına acil ihtiyaç bulunmaktadır.

    İşsizliğin yüksek olduğu bölgede tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin durduğu, bu nedenle gerekli tedbirlerin, hibe, kredi ve desteklerin arttırılması gerekmektedir.

    Bölgeye yapılan yardımların merkezli yürütülmemesi nedeniyle ihtiyaçların tam ve yerinde giderilmediği, bazı durumlarda açık adaletsizliklerin yapıldığı, temel giyecek, yiyeceklere, su, barınma ve sağlık hizmetlerinin karşılanmadığı görülmüştür.

    Eğitim ortamlarının sağlanamadığı, çocukların eğitim araç ve gereçlerine ihtiyaç duyduğu görülmüştür.

    Yardımlar noktasında Alevi mahalle ve köylerinin açık ihmale uğradığı, yardım edilen Alevi bölgelerde Alevi sivil toplum örgütlerinin daha aktif olduğu ancak bunun da yardımların belli bir süre sonra AFAD, Valilikler ve Kaymakamlıklar üzerinden yapılma zorunluluğu ya da yönlendirilme zorunluluğu nedeniyle gittikçe azaldığı görülmektedir.

    Alevi örgütlerinin ayrım yapmaksızın yardım taleplerini karşılama gayreti içerisinde oldukları ancak, bölgede bulunan az sayıdaki cemevinin bu talebi bundan sonra yürütebilmesi için gerekli olan maddi olanakların azalması ve yeterli gönüllü sayısının gittikçe azalmasıyla zorlaşabileceği görülmektedir. Gönüllü kuruluşlar ve muhalif siyasi parti örgütleri ve belediyelerince de yürütülen maddi yardım ve gönüllü çalışanların gittikçe azaldığı ve bu nedenle Avrupa ve Türkiye örgütlerinin kalıcı faaliyetler içinde olmaları yönünde taleplerin olduğu görülmektedir.

    AFAD’ın Alevi mahalle, köy ve çadır kentlerinde ihtiyaçları bilinçli olarak karşılamadığı, yazılı ve sözlü talepleri gözetmediği, söz verilen durumlarda talepleri yeteri ölçüde ve zamanında gerçekleştirmediği, yardım kuruluşlarının desteklerinin yerlerine ulaşmasını bilinçli olarak engellediği görülmüştür.

    Alevilerin homojen yaşamak istemedikleri ancak buna zorlandıkları, mahalle ve köylerinin yeniden nerede ve nasıl kurulacağının belirlenmesi ve ayrıca kendilerine ait arazilerin istekleri dışında kullanımı konusunda görüşlerinin ve rızalıklarının alınmadığı tespit edilmiştir.

    Yıkım ve onarım yapılması konusunda özellikle Alevi köylerine teknik ekip ve hizmetlerin hâlihazırda verilmediği görülmektedir.

    Deprem mağduriyetleri yanında depolanan tarım ürünlerini ve hayvanlarını koruyamadıkları, tarım faaliyetlerine başlayamadıkları, tohum, gübre ve veterinerlik destek ve hizmetinin yürütülmesine ihtiyaç duyulduğu, ellerinde bulunan ürün ve hayvanlarının ekonomik değerinin çok altında fiyatlarlar alınmaya çalışıldığı görülmektedir.

    Kadınların ve çocukların mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda yardıma daha fazla ihtiyaç bulunduğu, özel durumlarının, aile mahremiyetinin gözetilmediği, çocukların özel oyun ve güvenli alanlara sahip olmadığı, çocuk ve kadınların sosyal etkinlikler, oyun alanları, sanat, kültürel faaliyetler olanakları yok düzeydedir.

    Ölü ve yaralı sayısının sağlıklı tespit edilmediği, mahalle ve köylerde verilen sayılarla resmi rakamların uymadığı tespit edilmiştir.

    Cemevlerinin önemli ölçüde hasarlı ya da yıkık olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle bazı inançsal ve yas hizmetlerinin çadırlarda yürütülememesi nedeniyle aksamaktadır. Öte yandan mahalle, köy, çadırkent ve konteynır bölgelerinde Alevi ibadet ve yas ritüelleri için gerekli alanlar kurulmadığı tespit edilmiştir.

    Deprem öncesi ekonomik, etnik ve inançsal gerekçelerle yurt dışına başlayan göç, depremle birlikte gözle görülür ölçüde artış göstermiştir.”

    “KALICI PLANLAMA VE PROJELER OLUŞTURULMALI”

    Heyetin paylaştığı raporun “Sonuç ve Tavsiyeler” bölümünde ise şu bilgilere yer verildi:

    “Yukarda belirtilen izlenim ve bulgularımızda Türkiye ve Avrupa Alevi Örgütleri bileşenlerinden olan, Kayseri Cemevimizin etkili organizasyonuyla, özelikle maddi yardımların dağıtımında büyük destek olduğu gözlemlenmiştir. Psikolojik ve Psiko-Sosyal odaklı manevi destek diyebileceğimiz boyutta uzmanlardan oluşturulacak ve yapılan projelerle organizasyonlu grup ve bireysel çalışmaların orta ve uzun vadede sağlanması, Alevi toplumumuzun yaşadığı yerlerde yeni bir “normal” hayata başlayabilmesi, devam ettirilmesi için önleyici ve tedavi olanaklarının ve ortamının sağlanması zorunluluk boyutundadır. Deprem sonrası yaşanan psikolojik ve sosyal sorunların artması nedeniyle birebir ya da grup çalışmaları yapabilecek meslek elemanlarının bölgede sürekli istihdamı gereklidir.

    Alevi örgütlerince oluşturulacak birimlerce psikolojik ve inançsal hizmetleri yürütecek kalıcı ve süreli çalışmalar yürütecek deneyimli kişilere ihtiyaç duyulmaktadır.

    Kısa vadede konteynır yardımları bir nebze önemli katkı olmasına karşın, orta ve uzun vadede barınma ve beslenme konusunun çözümlenmesi amacıyla kalıcı planlama ve projeler oluşturulmalı, belediye ve devlet birimlerinin bu alandaki sorumluluklarını hızlandırması gerekmektedir.

    Merkezden olan ancak her bölgede (gönüllü) çalışma ekiplerin/organizasyonun daha da güçlendirilmesi etkili olacaktır. Her ekipte mutlaka kadınların olması önceliğine önem verilmelidir. Yapılan yardımların yöre topluluğun kendilerinin raporumuzda vurgulanan birincil ihtiyaçları, sağlık, sosyal, kültürel yaşamlarını kalıcı olarak tekrar kurmaları ve devam ettirmeleri esası dikkate alınmalıdır.

    Aynı bölgede ancak farklı ve bir birinden bağımsız oluşan ekiplerin ahenk ve birbirlerini destekleme/dayanışma ayrıca doğabilecek sorumların giderilmesinde (örneğin pirlerden/ehillerden oluşan) ayrı bir ekip oluşturulması sağlıklı olacaktır.

    Ayda bir kere olmak üzere deprem bölgesinde oluşturulan ekiplerle (telekonferansla) görüşmeler/toplantılar yapılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER: Alevi örgütlerinden, deprem bölgesinde sosyal ve psikolojik destek hizmeti!

  • İnşaat Mühendisi Durmaz: Zemin etüdü yapılmamış, zeminlerde sıvılaşma da yıkım sebebi-VİDEO

    İnşaat Mühendisi Durmaz: Zemin etüdü yapılmamış, zeminlerde sıvılaşma da yıkım sebebi-VİDEO

    PİRHA- Maraş merkezli depremin üçüncü gününde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayı ile yıkılan alanların ihaleye açıldığı bilgisini edindiklerini söyleyen İnşaat Mühendisleri Odası üyesi Barış Durmaz, “Edindiğimiz bilgi TOKİ bünyesindeki birçok müteahhitin arsa arayışı olduğuydu. Depremin 3. gününde bir çok alanda bu çalışmayı başlattıklarına dair bilgiler edindik” dedi. Durmaz ayrıca, inceleme yaptıkları deprem bölgesinde zemin etüdü yapılmadığını da kaydetti. 

    Maraş merkezli yaşanan ve on binlerce kişinin yaşamını yitirdiği depremlerde yıkılan binaların denetimsizliği kamuoyunda tepkilere neden oldu. Deprem sonrası resmi rakamlara göre, 11 ilde yaklaşık 198 bin binanın az veya orta hasarlı olarak kaydı tutuldu. Yaşanan bu büyük yıkımdan hemen sonra birçok binanın müteahhitleri tutuklanırken, bu yapılara izin veren, depreme dayanaklılığı incelemeyen başta belediye başkanları ve yapı denetim görevlileri olmak üzere asıl sorumlular göz ardı edildi. Depremlerin yıkımından sonra gözler bu defa büyük tehlike barındıran olası İzmir, İstanbul depremlerine çevrildi.

    TMMOB İzmir adına depremin ikinci gününde Malatya ve Adıyaman’a giden ekipte gözlemler yapan İnşaat Mühendisi Barış Durmaz, kum özelliği daha yüksek ve sıvılaşmaya neden topraklarda zemin etüdü yapılmadan direkt imara açılmasının yıkımın asıl sebebi olduğuna işaret etti. Durmaz, ayrıca inşaatın ustalığından yapı denetimine, belediye ve Çevre Şehircilik Bakanlığı’na kadar bu yapıların adeta hiçbirinin denetiminden geçmemişçesine durum gözlemlediklerini kaydetti.

    “TARIM TOPRAKLARI, ZEMİN ETÜTÜ YAPILMADAN İMARA AÇILMIŞ”

    İlk ulaştıkları yer olan Malatya Doğanşehir’de kum özelliği yüksek ve sıvılaşmaya neden olan alüvyonlu tarım topraklarının hiçbir zemin etütü yapılmadan imara açıldığını kaydeden Durmaz, “Binaların yüzde 95’i yıkılmış ve ağır hasarlıydı. Alt yapı ve üst yapıyı düşündüğümüzde şehrin tahliye edilmesi durumu söz konusu olmuştu. Yıkım o kadar büyüktü. Yeni yapılan 4 ve üstü katı binaların çoğu yıkılmış durumdaydı. Alüvyon toprak dediğimiz kum özelliği daha yüksek ve sıvılaşmaya neden topraklara zemin etüdü yapılmadan direkt imara açılması büyük bir sıkıntı yaratmış. Binaların çoğu yıkılma sebeplerinden birisi zeminlerde sıvılaşmaydı. Sulu bir kumsal alada yürüdüğümüz zaman ayağımız batar ve etrafına sular doluşur. Bu deprem sırasında da böyle bir durum söz konusu. Toprağın içerisindeki su yukarı çıkarak binanın su üzerinde hareket etmesine neden oluyor. Bu da binanın yıkılmasıyla sonuçlanıyor” dedi.

    “BİNALAR SANKİ HİÇBİR KURUMUN DENETİMİNDEN GEÇMEMİŞTİ”

    Durmaz, inşaatın ustalığından yapı denetimine, belediye ve Çevre Şehircilik Bakanlığı’na kadar bu yapıların adeta hiçbirinin denetiminden geçmemişçesine durum gözlemlediklerini aktararak, şunları kaydetti:

    “Binaların geneline baktığımızda zemin katlarda ticari alan olarak kullanılan alanda duvar yapılması gerekirken cam mekanlarla deprem yüklerinin etkimesine neden olan yapılar söz konusuydu. Kolon kiriş bağlantılarında etriyeler kullanılmamış. İnşaatın ustalığından, yapı denetimine, belediyeden çevre şehirciliğine kadar sanki hiçbirinin denetiminden geçmemiş gibi bir durum gözlemledik. Mühendislik açısından daha sağlıklı, güvenilir binaların imar edilmesi gerekiyor. İmar affı ise sadece mimari projelerle sınırlı tutuluyor. Statik açıdan uygun olamayan yapıların üzerine 3-4 kat çıkarılıyor. Belediye, Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından oturmaya müsaittir belgesi veriliyor. Asıl sıkıntı burada, binaların statik hesaplarına bakılmadan direkt imara açılıyor. Baktığımız binaların yüzde 30’u bu durumdaydı. Kerpiç evlerin üzerine 2-3 kat betonarme evler çıkılmış ve hepsi de imardan geçmiş yapılardı. Türkiye geneline bunu yaydığımızda milyonlarca yapı böyle imara açıldı. Hepsinin tekrar denetime tutulması, gerekir ise de yıkılması gerekiyor.”

    “KENTSEL DÖNÜŞÜM SÖMÜRÜDÜR; MÜTEAHHİTLERE KAR ALANI”

    Kentsel dönüşümle birlikte inşaat alanında taşeronluk sistemi ile büyük bir sömürünün olduğuna işaret eden Durmaz, “Son zamanlarda kentsel dönüşüm tartışmaları oluyor. Bu çalışmalar sadece müteahhitlere kar, sermaye açılan alanlar oluyor. Bunun toplumun konut ihtiyacını karşılar noktada olması gerekiyor. İşçisinden tutalım müteahhitine, belediyeye kadar herkes sorumlu. İnşaat alanında büyük bir sömürü ve bunun etkisi söz konusu. İnşaatın tüm alanlarında taşeronluk sistemi, güvencesiz çalışma, az zamanda çok iş çıkarma söz konusu. Büyük müteahhitlerin bünyesinde çalışan işçilerin hepsi neredeyse üçüncü, beşinci, altıncı elden taşeronluk sistemiyle çok büyük emek sömürüsüne maruz kalıyor. Bu da daha etik kişilik ve emeğin oluşmasını engelliyor” dedi.

    “İMAR BARIŞI ÜLKENİN YIKIMIDIR”

    Gündemde olan imar barışını ‘felaket’ olarak yorumlayan Durmaz, şöyle devam etti:

    “Böylesi bir depremden sonra imar affı herhâlde imkansız durumda. Olması gereken ise daha önceki imar affından geçen yapıların tekrar denetimden geçirilmesi gerekiyor. Bu yapıları denetime koymadan yeniden imar barışını ortaya çıkarmak Türkiye’nin daha çok yıkım almasına neden olacaktır. Bu deprem 10 ili etkiledi ama diğer illerimizde de aynısı olabilirdi. Deprem nerede olursa aynı durum söz konusudur. Ülkenin her yerinde imar barışından geçen binalar var. Bu sorun yerel değil ülkenin bütününü kapsayan bir sorundur.”

    “BAKANLIK, DEPREMİN 3. GÜNÜ TOKİ İHALESİ AÇMIŞ”

    Depremin 3. gününde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayı ile yıkılan alanların TOKİ ihalesine açıldığını, müteahhitlerin arsa arayışına girdiği bilgisini edindiklerini söyleyen Durmaz, “Bölgede edindiğim bilgilere göre TOKİ bünyesindeki birçok müteahhitin arsa arayışı olduğuydu. Depremin 3. gününde bir çok alanda bu çalışmayı başlattıklarına dair bilgiler edindik. 1 milyonun üzerinde binanın yıkıldığı, ağır hasar aldığı bilgisi var. Bunların birkaç ay içerisinde düzene oturtulması söz konusu değildir. Bu on yılları kapsayacak bir çalışma. TOKİ’ler ile oluşturulan müteahhit-kar odakları topluma asla kazanç sağlamayacaktır. Toplumun konut ihtiyacının ancak yüzde 1’ini karşılayabilirler” şeklinde konuştu.

    “DEPREMİN DEĞERİ 1,5 KAT ARTTI, HİÇBİR BİNA GÜVENDE DEĞİL”

    Maraş merkezli depremin Türk Deprem Standartları’nın bir 1,5 katı kadar üstünde olarak hesaplandığının altını çizen Durmaz, bugüne değin projelendirilen yapıların hiçbirinin güvenli olmadığını belirterek, “İzmir depreminden sonra Türk Deprem Standartları değiştirildi. Projelendirme yapılırken her zaman bu standartlar baz alınır. Depremin binalarını etkileyen ivme kat sayısı 0.4 olarak alınır. Maraş merkezli depremde ise bu değer 0.65 olarak ölçüldü. Depremin binaları etkileme değeri bir buçuk katı kadar artmış durumda. Demek oluyor ki; bugüne kadar projelendirdiğimiz bütün binalarda sıkıntı mevcut. Şu anda oturduğumuz binaların hiçbirinin güvenli olduğunu iddia edemeyiz” diyerek olası duruma dikkat çekti.

    Ersin ÖZGÜL/MARAŞ

  • HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemelerde bulundu. Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı” dedi. Milletvekili Bülbül ise “Yaşananlar için bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor” ifadelerini kullandı. 

    Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken, binlercesi yaralandı, yüz binlerce kişi de evsiz kaldı. Yaşanan depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemeler yaptı.

    “ADIYAMAN TAM BİR HAYALET ŞEHİR”

    Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Depremin boyutları zaman geçtikçe daha iyi görülecek. Çünkü Adıyaman şimdi tam bir hayalet şehir. Gittiğimiz her sokakta enkazlar, enkazların altında cenazeler, cenazelerin başında bekleyen aileler ve soğukta dışarıda kalmak zorunda olan insanlar var. Ancak şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı. Herkes ‘Biz neden bu kadar yalnızız, devlet nerede?’ diye soruyor. Devletin bütün olanaklarıyla seferber olması gerekiyor, ancak AKP hükümeti bunu yapmıyor. Bu yaralar hemen kapanacak yaralar değil” dedi.

    “DEVLET ENKAZ ALTINDA KALDI”

    “Depremde yurttaşlar değil de sanki devlet enkaz altında kaldı” diyen HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise şu konuşmayı yaptı:

    “Depremde devletin organize olmadığını görüyoruz. Ancak yurttaşlar dayanışma içerisinde. Fakat bu durum yurttaşların dayanışmasıyla çözülecek bir durum değil. Yaşananlar çok büyük bir felaket. Binlerce ölü var. Yüzlerce yıkılan ev var ve sokakta kalmış insanlar var. Yaşananlar için elbette ki bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor. Adıyaman halkı acısına ve açlığına rağmen dayanışma içerisinde.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Tunceli Valiliğinin açıklamasına tepki: Haddine değil

    Tunceli Valiliğinin açıklamasına tepki: Haddine değil

    Dersim’deki orman yangınlarına müdahale etmeyen Tunceli Valisi Tuncay Sonel, sosyal medyada dolaşan fotoğraflar ve haberlerin gerçeği yansıtmadığını iddia etti. HDP’li Ayhan Bilgen ise, “Valinin böyle bir açıklama yapması haddine değil” dedi. 

    Dersim’in değişik bölgelerinde savaş uçakları, helikopterler ve top atışları sonucu çıkarılan orman yangınlarının söndürülmesine ilişkin herhangi bir müdahalede bulunmayan, sosyal medyada yayınlanan fotoğraf ve haberleri de propaganda olarak nitelendiren Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Halkların Demokratik Partisi (HDP) heyetinin bölgeye intikal etmesiyle valiliğin internet sitesinde yazılı bir açıklama yaptı.

    “Tunceli’nin huzurunu bozmak isteyenlere müsaade edilmeyecektir” başlıklı açıklamada, kentte onlarca hektarlık ormanlık alanın yakılmasının, “örtü altı yangın” olarak belirtilmesi dikkat çekti.

    VALİLİĞİN AÇIKLAMASI

    Vali Sonel’in açıklaması şöyle: “Tunceli, tarihinin en huzurlu günlerini yaşamakta olup istihdam başta olmak üzere şehrimize yapılan yatırımlarla Devletimiz ve vatandaşlarımız arasında sıcak bir diyalog ve iletişim ortamı sağlanmıştır. Bu durumdan rahatsız olan bazı art niyetli çevrelerce örtü altı yangınlar bahane edilerek esasen terörle mücadelemiz sekteye uğratılmak istenmekte gerçek olmayan paylaşım ve haberlerle vatandaşlarımızın çevre duyarlılığı istismar edilmektedir. Örtü altı yangınlarına yangın söndürme uçakları da dahil olmak üzere her türlü imkanlarımız seferber edilmiştir. Şehrimizin sahip olduğu bu huzurlu ortamı şu an kontrol altına aldığımız örtü altı yangınlarını bahane ederek bozmak, vatandaşlarımızın duyarlılıklarını istismar etmek ve terörle mücadelemizi sekteye uğratmak isteyen hiçbir kişiye, gruba ve oluşuma müsaade edilmeyecek ve gerekli her türlü kanuni işlem yapılacaktır.”

    ‘VALİNİN HADDİNE DEĞİL’

    Öte yandan, Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yapan HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Vali Sonel’in açıklamasına yanıt verdi. Kendi kendilerine vazife çıkarmadıklarını belirten Bilgen, “Burada halkın talebi üzerinde bulunuyoruz. Valinin böyle bir açıklama yapması haddine değil. Halkın değerlerini,  kültür ve doğasını koruyoruz. Vali, önce Türkiye tarihinin en büyük orman yangınlarını kabul etsin. Sonra böyle bir açıklama yapsın” dedi.

    HDP heyeti, esnaf ziyaretinin ardından yangın bölgesine doğru hareket etti. (HABER MERKEZİ)
  • Dersim’deki HDP heyetinin yangın bölgesine gitmesi engellendi-VİDEO

    Dersim’deki HDP heyetinin yangın bölgesine gitmesi engellendi-VİDEO

    PİRHA- Orman yangınlarını yerinde incelemek için Dersim’e gelen HDP’li heyetin yolu Ovacık yolunda polis tarafından durduruldu. Heyet yol üzerinde bir süre oturma eylemi yaptı. Ardından Hozat ve Pertek yolunu deneyen heyetin önü zırhlı araçlarla tamamen kapatıldı.   

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Dersim Milletvekili Alican Önlü ile milletvekilleri Mahmut Toğrul, Erkan Baş, Meral Danış Beştaş, Erdal Aydemir, Murat Çepni, Mehmet Tiryaki, Dilşat Canbaz ve Kemal Bülbül’den oluşan heyet, Dersim’de orman yangının devam ettiği Bali Deresi’ne doğru hareket etti. Seyir halindeki HDP heyeti konvoyu, Ovacık yolunda polisler tarafından durduruldu. Yolu bariyerlerle kapatan polisler, “Bölgede operasyon sürüyor” gerekçesiyle HDP heyetinin geçişine izin vermedi.  Alican Önlü, Meral Danış ve Erkan Baş ile polisler arasında tartışma yaşandı. Barikat kuran polis zırhlı araçlar yolu tamamen kapattı.

    HDP Grup Başkan Vekili Ayhan Bilgen, milletvekilleri ve kurum temsilcileri Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama gerçekleştirdi. Bilgen, “Kendi kendimize vazife çıkarmıyoruz. Burada halkın talebi üzerine bulunuyoruz. Valinin böyle bir açıklama yapması haddine değil” diyerek valinin açıklamalarına tepki gösterdi. “Halkın değerlerini kültür ve doğasını koruyoruz” diyen Bilgen, “Vali önce Türkiye tarihinin en büyük orman yangınlarını kabul etsin. Sonra böyle bir açıklama yapsın” dedi. Daha sonra Ovacık yolu başlangıcında yolu kesen polis heyeti durdurdu.

    Başka bir yol olan çiçekli köyünden gitmeyen isteyen HDP heyetinin önü Dersim Elazığ yolunda kesen polis gidişi engellendi. Milletvekilleri burada bir süre oturma eylemi yaptı. Oturma eyleminin ardından heyet, Hozat yolunun kapatılması ile birlikte heyet bu sefer Pertek yolu üzerinden yangın bölgesine gitmeyi denedi. Heyetin tüm yolları polis tarafından zırhlı araçlarla tamamen kapatıldı. (HABER MERKEZİ)

  • HDP’nin Yüksekova raporu: Deliller karartılmadan komisyon kurulmalı

    HDP’nin Yüksekova raporu: Deliller karartılmadan komisyon kurulmalı

    HDP, Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki asker eşi ve bebeğinin hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin İHD temsilcileri ve hukukçulardan oluşan bir heyet oluşturarak rapor hazırladı. Heyete konuşan görgü tanıklarından biri, “Tehdit ediliyoruz. Bu olay açığa çıkarılmalı” dedi.

    HDP, Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı Kadıköy köyünde asker eşini ziyaret ettikten sonra patlayıcı ile düzenlendiği açıklanan saldırıda hayatını kaybeden Nurcan Karakaya ve bebeği Mustafa Bedirhan Karakaya ile ilgili bir rapor açıkladı. Raporda Hakkari milletvekili Sait Dede, Van milletvekilleri Muazzez Orhan ve Murat Sarısaç, yerel İHD temsilcileri ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu üyesi avukatlardan oluşan bir heyetin ulaştığı sonuçlara da yer verildi.

    “DAHA ÖNCE KÖYÜMÜZDE BİR DÜĞÜNE KATILMIŞTI”

    Raporda heyetin ilk olarak görgü tanıklarıyla görüştüğü belirtilen raporda ismi belirtilmeyen bir görgü tanığı Nurcan Karakaya’nın bölgede yaşayanlarla iyi bir diyaloğu olduğunu belirterek “Gerçekleşen patlamada hayatını kaybeden kadın kardeşimiz daha önce de köyümüze gelmiş ve bir düğünümüze katılmıştı” dedi. Tanığın olaya ilişkin anlatımları ise şöyle yer aldı, “Yine aynı gün üs bölgesine gidecekken yanlışlıkla Küçükdere (ORİŞE) mıntıkasına gitmişti. Orada ot toplayan köylüler nereye gittiğini sorduğunda, kadın eşini aradığını söylemiş, bunun üzerine köylüler eşinin nerede olduğunu sorunca, üs bölgesinde olduğunu, karakola gitmek istediğini söylemiş, köylüler de yanlış yolda olduğunu söyleyip ona yardımcı olmuşlar, hatta arabasını döndüremediği için o sırada orada bulunan bir traktör şoförü ona yardımcı olmuş ve aracı çevirmiştir. Ondan sonra araç uzaklaşmıştır. Böylesine bir yerde bir kadının yalnız, güvenliksiz ve acemi bir şoför olarak gitmesi doğru değil. Ben burada sormak istiyorum; bir kadın, yanında bebeğiyle nasıl tek başına bu ıssız ve güvenliksiz yerde seyahat eder?”

    “TÜM KÖYÜ İÇİNDEKİLERLE BERABER ATEŞE VERİRİM”

    Olayın ardından olay yerine gittiğini söyleyen başka bir tanık ise patlamanın ardından iki mutfak tüpü gördüğünü söyledi: “Bu araç malzeme taşıyan bir araç değil, neden boş tüpleri aracın bagajına koymuşlar? Bu olaydan sonra korku içinde yaşıyoruz. Bir askeri yetkili köyümüze gelerek ‘Bir olay daha yaşanırsa anam avradım olsun tüm köyü içindekilerle beraber ateşe veririm’ dedi. Korkuyoruz, Meclis olur, Valilik olur, bu olayın araştırılıp gerçek suçlularının yakalanmasını istiyoruz. Bizim köyün bu olayla bir ilgisi yok, olamaz da.”

    Heyetle konuşan ve Küçükdere’de yaşayan diğer tanıklar da olayla ilgili her şeyin açıklığa kavuşturulmasını istediklerini söyledi.

    ‘DELİLLER KARARTILMADAN KOMİSYON KURULMALI’

    Raporun sonuç bölümünde heyet, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan randevu istediklerini reddedildiğini, kaymakam ilçede olmadığından görüşme yapılamadığını da aktardı. Olayla ilgili olarak Meclis’te bir komisyon kurulması gerektiği ifade edilen raporun sonuç bölümünde şöyle denildi: “Araçtaki patlamaya neyin sebep olduğuna ilişkin net bir bilgi ve belgeye ulaşılamadı. Heyetimiz, olay yerinde delillerin halen mevcut olduğunu, tüm alana yayılmış olduğunu gözlemlemiştir. Heyetimiz soruşturmanın özenli, dikkatli ve etkili bir biçimde yapılmadığı endişesini taşımaktadır. Köy sakinlerinin bu olaydan ötürü tedirgin ve korku içinde olduğu, bu patlamayla ilişkilendirilerek mağdur edilme korkusu yaşadıkları gözlemlenmiştir. Tüm soru işaretlerinin giderilmesi ve maddi gerçeğin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkması için TBMM’de bu olaya ilişkin deliller karartılmadan veya kaybolmadan bir komisyon kurulmalıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Dersim heyeti orman yangınlarının tahribatını yerinde gördü: Devlet Dersim’den elini çekmeli-VİDEO

    Dersim heyeti orman yangınlarının tahribatını yerinde gördü: Devlet Dersim’den elini çekmeli-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin bir araya gelen Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri adına oluşturulan heyet orman yangının gerçekleştiği iki bölge olan Kutuderesi ve Bali deresinde incelemelerde bulundu. İncelemenin ardından bir açıklama yapan heyet üyeleri, yangınların söndürülmesi konusunda Valinin tavrına dikkat çekerek, “Devlet elini Dersim’den çekmeli. Yangınların söndürülmesinde Vali vebal sahibidir” ifadesini kullandı.

    HABERİN VİDEOSU

    Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın olduğu heyet orman yangının yarattığı tahribatı yerinde gözlemlediler.

    Orman yangını bölgesine giden heyet, incelemenin ardından Demokratik Alevi Derneği Genel Merkezi’nde açıklama yaptı.

    Munzur Çevre Derneği’nden Ali Yıldız, mücadeleyi yükseltme çağrısı yaparak, orman yangınları ile ilgili yaptıkları mücadelenin önemli olduğuna değindi.

    “DEVLET DERSİM’DEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız da, Dersim’de geçmişte devlet eli ile çok acıların yaşandığına vurgu yaptı. Yıldız, “Devlet Dersim’den elini çekmeli. Batı’daki gibi Dersim’de de orman yangınları söndürülmeliydi. Olayın takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “VALİ VEBAL SAHİBİDİR”

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ise, gittikleri iki bölge dışında 18 yerde yangın çıktığını hatırlatarak, “Dersim yanıyor lafı çok abartılıyor deniliyor. Dersim’in her bölgesindeki 4-5 yerde yangın vardı. Vali abartılıyor dedi. Kamuoyu oluşturulunca örtemeyeceğini farketti ve müdahale etmek zorunda kaldı. Dersim’deki yangınları bir el çıkartıyor. Devlet ve AKP. Ve bu yangın halkın katkısı ile sönmüştür. Yangının tahribatları ise geçmiş değildir. Muaviye zihniyeti olduğu sürece bu yangın sürecektir. Vali bu yangını söndürmede pay değil vebal sahibidir. Hesap vermeliler” diye konuştu.

    “ORMAN YANGINLARI BİLİNÇLİ OLARAK ÇIKARILDI”

    Dersim Dernekler Federasyonu Yöneticisi Ali Rıza Bilir, orman yangınlarının bilinçli olarak çıkarılan politik tutumlar olduğunu söyleyerek, yaptıkları incelemeyi kapsamlı bir şekilde rapor haline getirerek basın ile paylaşacaklarını duyurdu.  Bilir ayrıca, güvenlikli bölgeler denilerek yayla yasaklarının devam ettiğini ve köylerde yaşayan halkın mağdur edildiğine de değindi.

    “DERSİM HALKI HAKİKAT YOLUNDA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRMELİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Başkanı Dursun Demirtaş da “Dersim 30 yıldır yanıyor. Dersim halkı ve dostları kendi özüne dönüp hak ve hakikat yolunda mücadelesini sürdürmelidir” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın ardından heyet üyeleri Dersim’den ayrıldı.

    Sevim KAHRAMAN/DERSİM

     

  • Alevi kurum başkanları ve milletvekilleri Dersim’de yangınların çıktığı alanları inceledi

    Alevi kurum başkanları ve milletvekilleri Dersim’de yangınların çıktığı alanları inceledi

    PİRHA- Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin bir araya gelen Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri adına oluşturulan heyet ile Vali arasında dün  yapılan görüşme sonucunda, orman yangının gerçekleştiği Kutuderesi ve Bali deresinde incelemelerde bulunmak üzere gitti. 

    Dersim’de kurumlar adına DAD, ABF, DEDEF, Munzur Çevre Derneği, Dersim Ticaret Odası’ndan oluşan heyet, dün Vali Tuncay Sonel ile görüştü.

    Yaklaşık 1 buçuk saat süren görüşmede orman yangınlarına bir an önce müdahale edilmesi gerektiği belirtilirken, görüşme sonrası kurum temsilcilerinden oluşan heyetin orman yangınlarının çıktığı alanlarda inceleme yapması kararlaştırıldı.

    Heyet, Dersim’in katliamla anıldığını belirterek, bu tarihin izlerinin silinmesinin halk ile bütünleşmekle mümkün olacağını söyledi.

    Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri adına oluşturulan heyet ile Vali arasında dün  yapılan görüşme sonucunda, orman yangının gerçekleştiği Kutuderesi ve Bali deresinde incelemelerde bulunma kararı çıktı. Bugün,  aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın olduğu heyet  incelemelerde bulunmak orman yangınlarının olduğu alana gitti.

    Sevim Kahraman-Diren Keser/DERSİM

     

  • Vali ile görüşen heyet yarın Dersim’de orman yangınlarının yaşandığı alanı inceleyecek-VİDEO

    Vali ile görüşen heyet yarın Dersim’de orman yangınlarının yaşandığı alanı inceleyecek-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin bir araya gelen Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri adına oluşturulan heyet ile Vali arasında yapılan görüşme sonucunda, yarın orman yangının gerçekleştiği Kutuderesi ve Bali deresinde incelemelerde bulunma kararı çıktı. Açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu ABF Başkanı Muhittin Yıldız, Dersim Alevi coğrafyasının doğa katliamıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, yarın orman yangınlarının olduğu bölgeye gidip incelemelerde bulunacaklarını ifade etti.

     HABERİN VİDEOSU

    Demokratik Alevi Dernekleri DAD, Dersim Dernekler Federasyonu DEDEF ve Alevi Bektaşi Federasyonu ABF’nin çağrısıyla ülkenin birçok yerinde gelip Dersim’de buluşan kitle örgütü temsilcileri Dersim’e geldi.

    Dersim’de kurumlar adına DAD, ABF, DEDEF, Munzur Çevre Derneği, Dersim Ticaret Odası’ndan oluşan heyet, Vali Tuncay Sonel ile görüştü. Yaklaşık 1 buçuk saat süren görüşmede orman yangınlarına bir an önce müdahale edilmesi gerektiği belirtilirken, görüşme sonrası kurum temsilcilerinden oluşan heyetin orman yangınlarının çıktığı alanlarda inceleme yapması kararlaştırıldı. Heyet, Dersim’in katliamla anıldığını belirterek, bu tarihin izlerinin silinmesinin halk ile bütünleşmekle mümkün olacağını söyledi. Dersim’deki bu yılki festivalin yasaklanmasına da değinen heyete Vali Sonel, seneye halkla birlikte bu festivalin yapılabileceği sözünü verdi.

    Görüşme sonrası PİRHA’ya konuşan ABF Başkanı Muhittin Yıldız, valinin görüşmede devletin “rutin” görevini yerine getirdiğini belirtiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “ Vali Dersim’deki orman yangınlarıyla, Ege’deki orman yangınlarının aynı düzeyde değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bizlerde bunun yanlış olduğunu, Dersim’de geçmişte insan katliamının yaşandığını belirttik. Bugün de doğa katliamı yapıldığını, bizler için doğa katliamıyla, insan katliamının aynı olduğunu ifade ettik. Sadece Dersim’de değil, dünyanın birçok yerinde ‘Dersim’de neler oluyor’ diye sorulduğunu, biz de yarın orman yangınlarının çıktığı alanlara gidip incelemelerde bulunacağız.”

    Sevim Kahraman-Diren Keser/DERSİM