PİRHA-Dersim-Der Ankara Şubesi, Babuko etkinliği düzenledi. Etkinlikte konuşan Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Çiğdem Çamkıran, “Tarihimizi, kültürümüzü, dilimizi unutmamalı, unutulmasına izin vermemeliyiz” diye belirtti.
Dersim-Der Ankara Şubesi, düzenlediği Babuko etkinliğiyle bir araya geldi. Çankaya Belediyesi Kokteyl Salonu’nda yapılan etkinliğe çok sayıda yurttaş katıldı.
“YÖNETİM OLARAK DERNEĞİMİZE ELİMİZDEN GELDİĞİ KADAR HİZMET ETMEYE ÇALIŞTIK”
Yapılan etkinlikte konuşan Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Çiğdem Çamkıran, “Yaklaşık 2 yıldır görevdeyiz. Yönetim kurulu olarak bugün bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bize emanet edilen derneğe elimizden geldiği kadarıyla tuğla koymaya çalıştık” dedi.
“15 KASIM DERSİM HALKI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
15 Kasım’da yapacakları anmaya dikkat çeken Çamkıran, “Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilişlerinin yıl dönümü anmasını Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Vartolular Derneği (Varto Der)’le birlikte gerçekleştireceğiz. Bugün nasıl bir araya geliyorsak o günde sizleri de tekrar birlikte olmaya davet ediyorum. Çünkü bu bizim tarihimiz, bizim geçmişimiz. Tarihimizi, kültürümüzü, dilimizi unutmamalı, unutulmasına izin vermemeliyiz” diye belirtti.
“BABUKO BİZİM GELENEKSEL YEMEĞİMİZ”
Dersim Der Ankara Şube üyesi Aysel Ekmekçi ise, Dersim’e has yemeği olan Babuko yemeğinin nasıl yapıldığını anlattı.
Konuşmaların ardından Zakir Hıdır Çelebi ve İsmail Kılavuz’un seslendirdiği Kürtçe Türkçe kılam, türkü ve deyişlerle etkinlik tamamlandı.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi, hükümetin, Alevilere dönük açıklamalarını eleştirerek “Yezit zihniyetinden herhangi bir talebimiz yok. Cemevleri, kabul etseler de etmeseler de bizim ibadethanemizdir” denildi.
Ankara’daki Alevi yurttaşlar, DAD Ana Fatma Cemevinde yapılan yöresel yemek olan ‘Zelfet’ davetinde bir araya geldi. Katılımın bir hayli yoğun olduğu etkinlikte, okunan gülbeng sonrası lokmalar pay edildi.
Programın ilerleyen bölümünde Zakir Hıdır Çelebi, Mustafa Toprak ve Gülseren Kılıç, deyişler çalıp seslendirdi.
“AKP’NİN HER ZAMANKİ OYUNUDUR”
DAD Ankara Şube yöneticileri, yapılan sohbet ardından güncel konulara ilişkin değerlendirme yaptı. Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, iktidarın Alevi sorununa ilişkin çıkışını “Bu, AKP’nin her zamanki oyunudur. Seçim zamanı yaklaştığında Alevileri ziyaret eder, Alevileri tanır ve bir çalıştay yapacaklarını söylerler. Bu bir aldatmacadır” şeklinde yorumladı.
Mustafa Karabudak, AKP’nin, seçimlerden sonra Alevilere karşı politikalarının tümüyle değişeceğini ifade ederek şunları söyledi:
“Bu zihniyetin samimi olmadığını düşünüyoruz. 2002 yılından beri seçim dönemlerinde Alevi çalıştayları yapan AKP, seçimden sonra cemevlerine saldırıp ‘Ucube’ demiştir. İstanbul’da cemevine girip Uğur Kurt’u katletmişlerdir. AKP eğer samimi ise Koçgiri’den bugüne tüm Alevi katliamlarını, dosyalarını açmalıdır. Gerçek suçlular adalet önünde hesap vermelidir. En son yaşanan ve bir insanlık suçu olan Madımak Katliamı da bir an önce aydınlatılmalıdır.
İktidarın, bahşiş şeklinde Alevilere bir şey vermesini kabul etmiyoruz. Demokratik bir Anayasa yapılır ve bu Anayasa üzerinde tüm inançlara eşit bir şekilde pay ayrılır.”
“CEMEVLERİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”
DAD Yönetim Kurulu Üyesi Hatun Şimşek de AKP’nin Alevi politikalarını eleştirerek cemevlerine “Kültür Evi” adı altında statü verileceği iddialarını eleştirdi. Şimşek, “Cemevleri, bizlerin bir araya gelme alanları oldu. Bizler, cemevlerine sahip çıkmak zorundayız. Devletin şu anki inkârcı zihniyetine teslim edemeyiz. Ne olursa olsun bunu biz Aleviler bir arada durarak başarmak zorundayız. Cemevlerimize sahip çıkıyoruz. Yezit zihniyetinden de herhangi bir talebimiz yok. Cemevleri, kabul etseler de etmeseler de bizim ibadethanemizdir” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Dersim’den Ankara’ya göç eden Çelebi ailesi, 108 dairelik bir sitenin bakım ve temizlik işlerini yaparak yaşamlarını sürdürüyor. Aynı zamanda cemevinde zakirlik de yapan Hıdır Çelebi, tüm daire sakinlerini uyararak geri dönüşüm bilinci oluşturdu. Çelebi, “Doğadaki her canlının bizler üzerinde bir hakkı var. Bu nedenle çevremize saygılı olmalıyız” diyerek yaşantısını anlattı.
Kürt ve Alevi coğrafyasındaki birçok insan gibi Çelebi ailesi de çatışmadan, yağmadan, zulümden kaçıp umudu metropolde aramış. Çelebi ailesi, kimliklerini baskı altında olmadan yaşayabilecekleri umudu ile önce Çorum’a, ardından ise Ankara’ya yönelmiş.
“25 YILIMI MUNZUR DAĞLARINDA GEÇİRDİM”
1970 Yılında Dersim ili Çemişgezek ilçesi Doğan Köyünde doğduğunu aktaran Hıdır Çelebi, kendisini “Tipik bir köylü aile çocuğuyum” diyerek tanımlıyor. Dersim’de ailesinin hayvancılık ve tarımla uğraştığını anlatan Hıdır Çelebi, sadece ilkokul eğitimi alabildiğini, şartların yeterli olmaması sebebiyle eğitimine devam edemediğini de ekliyor. Fakat Hıdır Çelebi, elde olan imkanlar ile müziğe yöneliyor. Bağlama çalıp deyişler okuyan Çelebi, bir süre sonrada Alevi örgütleri ile ilişki kurup zakirlik yapmaya da başlıyor.
2007 Yılında ise Ankara Batıkent semtine yerleştiklerini belirten Hıdır Çelebi, Kürt ve Alevi nefretine Ankara’da da maruz kaldıkları yaşam serüvenlerini şu sözlerle anlatıyor:
“Yaylalarda hayvancılıkla uğraşan bir aileydik. Hayatımın 25 yılını Munzur dağlarında, köyde çobanlık yaparak geçirdim. 1998 yılında ise köyden çıkmak durumunda kaldık. Köy yakmaları yaşandı. Yokluk, işsizlik, yaylaların yasaklı olması sebebiyle köyden çıkmak zorunda kaldık. Dersim’den Ankara’ya geldik. Burada da birtakım zorluklar yaşadık. Ötekileştirildik, ırkçılıkla karşılaştık. Bu durumlar açıkçası bizi çok yordu ve 2007 yılında Batıkent’e, şu an bulunduğumuz siteye geldik.”
108 DAİRENİN SORUMLULUĞU TEK BİR AİLEDE!
Site görevlisi olarak 108 daireden sorumlu olduklarını belirten Hıdır Çelebi, “acil servis gibi” tüm dairelerin ihtiyaçlarına koşturduklarını söyleyerek her gün tüm dairelerin çöpünü toplayıp, site temizliğini yaptıklarını da sözlerine ekledi. Fakat Hıdır Çelebi, metropollerde geçim derdinin bir hayli zorlaştığına vurgu yaparak “Şu an hiç bir işçi emeğinin karşılığını alamıyor. Hayat şartları zor olduğu için biraz da mecburiyetten bu işi yapıyoruz” diye de ekledi.
SİTE SAKİNLERİNE GERİ DÖNÜŞÜM BİLİNCİ KATTI
Hıdır Çelebi, ekonomik zorluk yaşamaları nedeniyle kazanç sağlamayı geri dönüşüm tekniğinde buluyor. 108 daireye tek tek plastiğin çöp olmadığını anlatıyor. Tüm daire sakinlerinin de bilinçlenmelerinin ardından Hıdır Çelebi hem doğaya hem de ekonomisine nasıl katkı sağladığını şu sözlerle anlatıyor:
“Ankara’da geri dönüşüm yapmak benim için bir ekonomik gelir oluyor. 2 çocuğumu aynı yıllarda üniversitede okuttum. İkisini de bu zorluklar altında, geri dönüşüm işi aracılığıyla geçindirdim. Her 15 gün içerisinde topladığım plastikleri satışa götürüyorum. 15 günde ortalama 40 kilo plastik topluyorum.
Site sakinlerinin yüzde doksanı, plastiği ayrıştırma bilincine sahip. Site yönetimine de bu işi yaptığımı bildirdim. Bütün daire sakinlerine tek tek plastikleri çöpe atmamaları gerektiği konusunda konuşma yaptım. Hem geri dönüşüm için hem de bana ekonomik katkı olsun diye bu konuyu gündeme getirdim. Bütün daire sakinlerine, çevreyi korumamız için bu konuyu anlattım. Yüzde doksanı bu söylediklerime uyuyor.
Tüm site görevlilerine de çağrı yapmak istiyorum; petlerinizi, şişelerinizi, doğaya zarar verecek tüm atıkları ayrıştırın. Her site görevlileri geri dönüşüme katkı sağlamalı. Bahsettiğimiz ürünler doğaya çokça zarar veriyor. Biz Dersimliler diyoruz ki sadece can değil, canlı-cansız, börtü böcek, tüm varlıklar bizim için haktır. Her şeyin bizde bir hakkı vardır. O yüzden biz Dersimliler olarak doğaya çok duyarlıyız. Çünkü Bizler doğadan geldik.”
Batıkent Cemevinde, Celal Abbas Ocağı’ndan İbrahim Erzincan, Axuçan Ocağından Belgüzar Akbıyık ile zakir Türkan Akbıyık ve Hıdır Çelebi’nin katılımıyla Xızır Cemi tutuldu. Ceme katılan tüm canlardan rızalık alınmasının ardından gülbang okunarak çerağlar uyandırıldı.
Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz yaptığı kısa konuşmasında, “Xızır Dersim inancında kutsal bir aydır. Şubat ayı Dersim’de de Xızır ayıdır. O vesile ile buraya toplandık. Hepinizin ayaklarına sağlık. Lokmalarınız hakk katında kabul ola” dedi.
“XIZIR YARDIMLAŞMAYI SEVENİN YANINDA OLUR”
Dede İbrahim Erzincan ise Xızır’a ilişkin yaptığı konuşmasında “Xızır herkesin evinde var olsun; aşına, işine, bereket getirsin. Xızır ayı tabii ki olmazsa olmazlarımızdır. Mazlumun yanında var olan Xızır’ı biz arıyoruz. O Xızır’ı da kendi içimizde aramamız lazım. Yardımlaşıp, dayanışırsak, örgütlü, akıllı, bilime dayalı, insanlığa hizmet eden, bir toplum yetiştirirsek o zaman Xızır’ı anlamış ve tanımış oluruz. Günümüzün Xızırları olmamız için, iyi bir toplum, iyi bir insan, iyi bir nesil ve çevresini aşılatacak bir toplum yaratmak için hepimizin hazır olması lazım. Bir öğrenci okutabiliyorsak, onun dört yıllık burs ücretini kendi aramızda paylaşıp ödeyebiliyorsak, o zaman biz Xızır’ın görevini yapmış oluyoruz. Xızır yardımlaşmayı seven, Xızır dayanışmayı seven, Xızır paylaşımı sevenin yanında olmuştur” dedi.
Konuşmaların ardından Zakir Türkan Akbıyık ve Deniz Hıdır Çelebi’nin söylediği deyişlerle semaha duruldu. Cemin ardından lokmalar paylaştırıldı.