PİRHA-Dersim Tertelesi’nde Laç Deresi’ndeki Laç Mağarası en büyük katliamın yapıldığı yerlerden biri. Laç Mağarası’nda akrabaları katledilen Hıdır Çiçek, “Laç Mağarası’nda çok büyük bir katliam yaşanıyor ve daha sonra büyük bir direniş kırılması yaşanıyor. Biz 2013 yılında buraya gelmiştik, o zaman mağaranın içerisi kemik doluydu. Büyük ihtimalle insanlar kendi ailelerinin kemikleri olduğunu düşünerek kemikleri buradan götürerek başka yerlere gömdüler” dedi.
4 Mayıs 1937-1938 Dersim Tertelesi’nin üzerinden tam 87 yıl geçti. Dersim Tertelesi sıradan bir katliam değildi. Resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre 72 bin kişi katledildi, binlerce insan sürgün edildi ve binlerce Dersimli çocuk, özellikle kız çocukları evlatlık verilerek ailelerinden koparıldı.
Dersim Katliamı’nda Laç Mağarası’na toplanarak hayatlarını kurtarmaya çalışan insanlar, günlerce bu mağarada aç ve susuz bir şekilde hayatlarını devam ettirdi. Laç Deresi’ndeki Laç Mağarası 1938 Soykırımı’nda Dersim’de en büyük katliamın yapıldığı yerlerden biri. Laç Mağarası’nda binlerce insan katledildi.
Laç Mağarası’nda akrabaları katledilen Hıdır Çiçek ile birlikte Laç Mağarası’na 8 saat süren yolculuk yaptık. Katliamda yakınlarını kaybeden Hıdır Çiçek, Laç Mağarası’nda yaşananları PİRHA‘ya anlattı.
“BURADA YAŞANAN KATLİAMDAN SONRA BÜYÜK BİR DİRENİŞ KIRILMASI YAŞANIYOR”
Laç Mağarası’nın en çok katliamın yapıldığı yerlerden biri olduğunu söyleyen Hıdır Çiçek, “Buranın ayrıca sembolik bir özelliği de var. Tarihe Laç Deresi, Laç Mağarası Katliamı olarak geçer. Burada çok büyük bir katliam yaşanıyor. Burada katliam yaşanmasından sonra büyük bir direniş kırılması yaşanıyor. Biz 2013 yılında buraya gelmiştik, o zaman mağaranın içerisi kemik doluydu. Büyük ihtimalle insanlar kendi ailelerinin kemikleri olduğunu düşünerek kemikleri buradan götürerek başka bir yerlere gömdüler. Bugün baktığımızda kemik sayısı azalmış, sadece birkaç kemik kalmış. 1938 yılında insanlar bu mağaraya sığınıyorlar. O zaman milis dedikleri askerlere yol gösteren kişiler tarafından insanların sığındıkları mağara bulunuyor ve insanlar katlediliyor” dedi.
Laç Mağarası’na ilk olarak 2013 yılında geldiğini belirten Çiçek, şöyle devam etti:
“Laç Deresi önceden yasaklı bölgeydi. O zaman buraya geldiğimizde mağaradaki kemiklerin tespit edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptık. Cumhuriyet Başsavcılığı biz güvenliğimizi alalım yakınlarını kaybeden diğer ailelerle birlikte mağaraya gidelim dedi. Daha sonra birileri müdahale etti ve kemiklerin tespit edilmesini engellediler. 11 yıl sonra yeniden buraya geldik, belki de buraya son gelişimiz olacak. Burada yatanların ruhu şad olsun.”
PİRHA – Dersim’deki siyasi parti ve kurum temsilcileri, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye yönelik başlattığı operasyona ilişkin PİRHA’ya konuştu. Temsilciler, “Kürt kantonlarına karşı yapılan saldırılar Türkiye için de Kürt sorununun çözümünü de geriye götürecek çatışmalardan başka bir şey değildir. Halkların barış sesini yükseltmesi için çağrı yapıyoruz” ifadelerini kullandılar.
Haberin Videosu
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik operasyonuna ilişkin PİRHA’ya konuşan siyasi parti ve kurum temsilcileri, halkların barış sesini yükseltmesi gerektiğinin altını çizdiler.
“HALKLAR, DEMOKRASİYİ İNŞA ETMEYE ÇALIŞTILAR”
Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, “Savaşın hiçbir getirisi yoktur. Hiçbir savaş savunulmaz ve insani değildir. Savaş özellikle çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere kıyım getirmiştir, tarih böyle yazmıştır” ifadelerini kullandı.
Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:
“Son dönemde oradaki halklar demokrasiyi inşa etmeye çalıştılar. Rejim partileri altında olan halklar demokratik yolda çabalar sarf ettiler. Ortadoğu’da toplum mühendisliğine soyunan bazı kesimler burayı dizayn etmeye çalışıyor. En başta Türkiye’nin menfaatine olmadığını kesinlikle söyleyebiliriz. Irak’ta Saddam Hüseyin ne kadar güçlüydü; Yemen’e, İran’a saldırdı, sonuç ne oldu?”
“VİCDANI OLAN HERKESİN SAVAŞI DURDURMAK İÇİN ÇABA SARF ETMESİ GEREK”
Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda gidişatının olumsuz yönde olduğunu belirten Çiçek, şunları kaydetti:
“Şu anda ruhi bir koğuş yaşanmaktadır. Türkiye’de yaşayan herkesin, milliyetçiyim diyen, vatan millet Sakarya diyenlerin birilerinin oyunlarına geldikleri kesindir. Bu savaşta en çok kaybeden Türkiye olacaktır. Kazanmak orayı işgal etmek değildir, 20 km ilerleseler ne olacak. Büyük devletler böyle düşünmüyor, 100 yıl sonraya yatırım yapıyorlar. Yanıltmayla, manipülasyonla kazandık demek kazanım değildir. Yıllar sonra bu ortaya çıkacaktır.”
Çiçek, “Vicdanı olan, aklı olan herkesin bu savaşı durdurmak için çaba sarf etmesi gerekiyor. Bu, halkların menfaatine değildir” diyerek çağrıda bulundu.
“İÇ SIKIŞMIŞLIĞI ÖRTMENİN EVRESİDİR”
Emek Partisi İl Başkanı Ergin Tekin ise, “Emperyal güçlerin Ortadoğuya, Suriye’ye egemen olmak gibi bir hevesle çıkar anlayışıyla hareket ettiğini ve burada Türkiye’yi bu savaşın içine sokmak istediğini görüyoruz. Yani asıl mesele onların Ortadoğu’da egemen olmak isteği. Ama Türkiye’nin de kendi içerisinde bir yandan baktığımızda iç politikaların sıkışmışlığını örtmenin bir yolu olarak bu savaşı başlattığını düşünebiliriz. Siyasi olarak sıkışmışlık var, ekonomik olarak krizin daha da yükseldiği, işçi sınıfının tepkiler gösterdiği bir dönemde savaşın başlaması; iç sıkışmışlığı örtmenin, seçimler sonrası kaybedilen gücün tekrardan merkezi hale getirmenin evresi olduğunu görebiliyoruz” dedi.
Tekin, Kürt bölgesine yapılan saldırıların Türkiye’de Kürt sorununun çözümünü de geriye götürecek bir durum olduğunu ifade etti.
“Aynı zamanda Suriye’de giderek zayıflayan, sıkışmış olan IŞİD güruhunun da bu zayıflığına perde olabilecek, bölgede tutmaya çalıştıkları IŞİD’liler nereye gidecekler kesinlik yok. Bu savaşın, operasyonun hiçbir zaman Türkiye halklarına, işçi ve emekçilere bir faydası olmadığını söylemek zorundayız. Parti olarak Türkiye halklarının, işçi ve emekçilerin bu savaşa karşı barış sesini yükseltmeleri çağrısını yapıyoruz” diye konuşan Tekin, sivil ölümlerine değinerek şunları aktardı:
“Birçok ilçede sivil ölümlerinin ortaya çıktığını gördük. Suriye topraklarında da sivil ölümlerinin artmaya başlayacağını görüyoruz. Savaştan en çok zarar gören halklardır. Kadınlar, çocuklar, gençler, halklar daha çok geleceksizliğe gidecek. Ülkenin kaderi savaşa terk edilmiş olacak. Güvenlikli bölgeyi sağlamanın tek yolu; sınırda, ülke dışında, içinde barışın sesini yükseltmektir.”
“HALKLAR HER ZAMAN KAZANACAKTIR”
Partizan Temsilcisi Yusuf Topçu, “Gerekçeleri birtakım şeylere dayanarak söyleniyor ama geçmişten beri Türkiye devletinin söylediği bahanelerle Kürt bölgelerinde hep aynı oyunu oynamışlardır. Geçmişe dayalı olarak politikalarını devam ettirmektedirler” ifadelerini kullandı.
Operasyonun hem Türkiye’ye hem de halklara bir fayda sağlamayacağını dile getiren Topçu, şunları kaydetti:
“Getireceği bir şey olmayacak ama götüreceği çok şey olacağı kesindir. Halkların orada birlikte bir güç olması, örgütlü gücü orada çıkarması, orada belki toprakların üzerinde kendi hegemonyasını kurmuş olabilirler ama halklar bir güç birliği oluşturacaktır, her saldırının karşısında bir tepki ortaya çıkacaktır. Ancak beraberinde çok acıyı getirecektir. Acıyı orada kadınlar, çocuklar, sivil halk yaşayacaktır. Onlar oraya girerken birçok şey kazandık diyecekler ama her haksız savaşın, saldırının karşısında halklar her zaman kazanacaktır.
Her ne kadar emperyalist güçlerle anlaşmış olsalar dahi, emperyalistler her zaman kaybedecektir, emperyalistlerle beraber Türkiye de kaybedecektir. Ekonomi dibe vurmuş, Türkiye devletinin Suriye topraklarına yerleşmesi ve bu ülkenin orada ne kadar ayakta durabileceği önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır.”
“BİR TARİH, KÜLTÜR, İNANÇ, DOĞA YOK OLUYOR”
Yaşanan çatışmalar nedeniyle kültürlerin, inançların bir bütün tarihin yok olacağını ifade eden Topçu, “Halklar orada yaşamışlar, belli inançlar belli kültürler var. Bu savaşta oraların tahrip olmaması mümkün değil. Orada bir tarih, kültür, inanç, doğa yok oluyor. Tarih bir şekilde akıyor; halklar her zaman kazanmışlardır, kazanacaklarına inanıyoruz” diye konuştu.
Topçu, “Bu, sıkışmışlığın, çöküşün bir sonucudur. Egemenlerin tümünün bir sıkışmışlığı var, gerek ekonomik gerek sosyal anlamda. Bu sıkışmışlığı gidermek için bir çıkış yolu arıyorlar, bu daha kötü sonuçlar doğuracaktır. Türkiye bunu kendi içerisinde yaşıyor. İşçiler, emekçiler, halklar memnun değil; ekonomik bir kıskaç yaşanıyor. Bundan çıkamayan egemenler dışarıda başka ülkenin topraklarına girerek Türkiye halklarını aldatıyor. Türkiye halklarını şoven, milliyetçi damardan girerek, kendisini haklı çıkarmaya çalışıyor. Böyle bir politika izleniyor. Bu hallolmayacaktır, kendilerinden çok şey götürecektir” diyerek aktarımlarda bulundu.
“CHP; DEVLETİ KUTSAMA SÜRECİNE GİRİYOR”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tezkereye destek vermesine tepki gösteren Topçu, “Bu bir devlet politikasıdır. Türkiye devleti, kurulduğundan bugüne kadar kendi dışında bütün halkları yok saymıştır. Alevileri asimile etmede, Kürtleri asimile etmede en öndedir. Bu devlet politikasıdır; CHP aynı şeyi yapardı. Biri Amerika’nın biri Avrupa’nın borazanlığını yapıyor. Biri Kemalisttir, biri Liberaldir. CHP, Avrupa emperyalistlerinin borazanlığını yapıyor. Tamamen burjuva sermayesinin borazanlığını yapan Sosyalist Enternasyonal’e bağlı bir kurum, CHP de buna bağlı. Temel amaçlardan bir tanesi; CHP özellikle Rojava konusunda dönem dönem bazı şeyleri dile getirmiş olsa da ciddi anlamda ortaya çıktığında devleti koruma, devleti arkasına alma, devletin bekası, devleti kutsama sürecine giriyor. AKP de CHP de faşist partilerdir” dedi.
Sistem partilerinin tutumuna değinen Topçu, şunları belirtti:
“Bu partilerin hepsi söz konusu Kürtler, Aleviler, Ermeniler başka halklar olduğu an bir ağızdan saldırıyorlar. Biz komünistlerin böyle bir politikası yoktur. Bu partilerin tümü aynıdır. Kitlelerin nabzını ellerinde tutabilmek için CHP bazı sol söylemlerde bulunuyor. Biz bu anlayışların tümüne reformist anlayışlar diyoruz. CHP’nin bu yaklaşımına inanmamak gerekiyor. Dost aranıyorsa dost halklardır, ezilenlerdir, emekçilerdir, işçilerdir. Bunların gücüyle hareket etmek gerekiyor.”
PİRHA – HDP Dersim İl Örgütü, kayyımlara karşı oturma eylemine devam ediyor. ‘İrademe dokunma’ pankartının açıldığı eylemde, “Bu sorun sadece HDP’nin, Kürtlerin değil, demokrasi sorunudur” denildi.
Haberin videosu
Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Örgütü, belediyelere kayyım atamalarını protesto etmek için oturma eylemine devam etti.
Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen eyleme siyasi parti ve kurum temsilcileri, HDP İl Eş Başkanları ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“KAYYIMLAR, DEMOKRASİ SORUNUDUR”
Oturma eyleminde konuşma yapan HDP Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, “Belediyelerimizin gasp edilmesinin 15. günü. Burada yaptığımız eylemin amacı şu: Bu sorun HDP’nin sorunu değildir, Kürtlerin sorunu değildir. Bu sorun demokrasi sorunudur. Memleketin gidişatı iyi değildir. Memlekette insanlar açlığa, sefalete mahkum ediliyor. Bir korku imparatorluğu oluşturuluyor” ifadelerini kullandı.
Kuran kursunda 20 çocuğa tecavüz edildiğini belirten Çiçek, “Gazetelerde görüldü mü hiç yansıdı mı? Başka bir ülkede olsa yöneticiler istifa eder, onur meselesi yapardı. Ama bizde tersi yapılıyor. Hırsızlık mübahlaştırılıyor, rüşvet artık olağan hale gelmiş” diyerek tepki gösterdi.
‘İrademe dokunma’ pankartının açıldığı eylem, alkışlarla son buldu.
PİRHA – Dersim’de Kayyımlara karşı yapılan oturma eylemi 3’ncü gününde sürdü.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü’nün Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine atanan kayyumlara ilişkin her akşam yaptığı oturma eylemi 3’ncü gününde sürdü. Seyit Rıza Meydan’ında yapılan oturma eylemine HDP Dersim İl Eşbaşkanları Özlem Toprak ile Hıdır Çiçek’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
“İrademe dokunma” pankartı açıldığı eylemde konuşan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Nurşat Yeşil, haksız ve hukuksuz bir şekilde belediyelerine kayyumların atandığını anımsatarak, kayyum atamalarına karşı durma sadece HDP’nin sorumluluğu olmadığını belirterek, demokrasi ve özgürlükleri isteyen herkesin sorunu olduğunu kaydetti. Yeşil, kayyumların siyasi darbe olduğunu ifade ederek, “Seçme ve seçilme hakkına vurulan bir darbedir” diyerek, demokrasiden yana olan herkesi kayyum darbesine karşı mücadeleye çağırdı.
PİRHA – HDP Dersim İl Örgütü, belediyelere kayyım atanmasına karşı oturma eylemi gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “Halkın iradesini gasp eden, sandık iradesini ve seçimleri tanımayan bir iktidar karşısında tüm demokrasi güçlerini, vicdan sahibi tüm yurttaşlarımızı, Meclis içindeki ve dışındaki tüm muhalefet partilerini, sivil toplum kuruluşlarını, sendika ve meslek birliklerini, demokratik dernekleri dayanışmaya çağırıyoruz” denildi.
Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Örgütü, belediyelere kayyım atanmasına tepki göstermek amacıyla oturma eylemi gerçekleştirdi. Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan oturma eylemine siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Açıklamada konuşan HDP Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek ve HDP PM üyesi Ferhat Yıldız, kayyumların halkın iradesini gasp ettiğini belirterek tüm duyarlı halkı kayyumlara karşı ortak mücadeleye çağırdı.
“KAYYUM; AÇIK BİR SİYASİ DARBEDİR”
Basın açıklamasını okuyan HDP PM üyesi Nurşat Yeşil, “Amed de yüzde 63, Mardin’de yüzde 56 ve Van’da yüzde 53 oyla seçilmiş olan Belediye Eşbaşkanlarımız İçişleri Bakanlığı’nın yalanlara ve hukuksuz gerekçelere dayalı bir emri ile görevden alınmıştır. Bu kayyum yeni ve açık bir siyasi darbedir. Bu aynı zamanda Kürt halkının siyasi iradesine dönük açık ve düşmanca bir tutumdur. . Bu irade gasbına karşı 11. gününde her yerde direnmeye bizim olanı alma mücadelesine devam ediyor, edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“SUSMAYIN, SUSMAK ONAYLAMAKTIR”
“Kayyımlar döneminde bu 3 büyükşehir başta olmak üzere bütün belediyelerin kaynakları tüketilmiş, bir enkaz geride bırakılmıştır. İçişleri Bakanlığı ve iktidar, Sayıştay raporlarında da görüldüğü gibi, kayyımlar aracılığıyla yolsuzlukların ve hırsızlıkların odağı olmuştur” diyen Yeşil, şunları kaydetti:
“Demokrasiyi ancak demokrasi güçlerinin ortak ve kararlı mücadelesi ile kazanabiliriz. Türkiye’nin her bir köşesinde 31 Mart ve 23 Haziran’da oy kullanmış, AKP-MHP ittifakının kaybetmesi ve demokrasinin kazanması için çalışmış olan herkese çağrımızdır. Bu sadece HDP’nin ve Kürt halkının sorunu değildir; tüm Türkiye halklarının, tüm demokrasi güçlerinin ortak sorunudur. Susmayın, susmak onaylamaktır.”
‘İrademe dokunma’ pankartının açıldığı oturma eylemi, alkışlarla son buldu.
PİRHA – HDP Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, HDP’li belediyelere kayyım atanmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Çiçek, “Bu artık onur mücadelesidir. Bize gözdağı verenlere, yaşam hakkımızı engelleyenlere, hayatımıza müdahale ederek, cezaevi ve ölümle tehdit edenlere boyun eğmeyeceğiz” dedi.
Haberin videosu
HDP’li Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir belediyelerine kayyım atanmasına tepkiler sürüyor.
Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, kayyım atamalarına, Dersim’de ve tüm bölgede yaşanan gözaltılara tepki gösterdi.
“KAYYIM ATANAN BELEDİYELERDE USULSÜZLÜKLER VAR”
Çiçek, “Her şey çok açık ortada. Ortadoğu ülkelerinde bile böyle bir uygulama yok. Şu anda muhalifimsin, sana belediye başkanlığı yaptırmayacağım mantığı işliyor. Kayyım atanan bütün belediyelerde inanılmaz derecede yolsuzluk vardı. Usulsüzlük ve yolsuzluk batağına batmıştır. Türkiye’de artık bütün insanların, AKP’ye oy veren insanların dahi gelecekleri açısından bu usulsüzlüğe, zorbalığa, haksızlığa karşı durmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yaşananların memleket düşmanlığı olduğunu dile getiren Çiçek, “Bütün insanlarımızın bu konuda duyarlı olmaları gerekir. Yapılanlar sadece HDP’ye yapılan bir saldırı değildir. Muhalif HDP olduğu için, usulsüzlükleri HDP ortaya çıkardığı için HDP’ye saldırılıyor” diyerek halkları ortak mücadeleye çağırdı.
“KILIÇDAROĞLU NE YAPMAMIZI BEKLİYOR?”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Bu tür olaylar yaşanınca sokağa çıkmak, protesto etmek gibi durumları doğru bulmuyoruz’ sözlerine tepki gösteren Çiçek, “Soruyorum Kılıçdaroğlu’na ne yapmamızı istiyor? Belediye başkanlarımız hakkında ufak bir soruşturma veya kovuşturma yokken belediyeye el koyuluyor, çalışanlar gözaltına alınıyor, milletvekilleri ve halk şiddete uğruyor, gözaltına alınıyor. Bize ne yapmalarını bekliyorlar” diye konuştu.
“ONUR MÜCADELEMİZİ BÜYÜTECEĞİZ”
Yaşananlara karşı ses çıkartılması gerektiğini savunan Çiçek, şunları kaydetti:
“Bu artık onur mücadelesidir. Hak mücadelesinden çok öteye geçti, onur ve şeref mücadelesidir. Tamamıyla Ortaçağ, feodal tarzda yapılan haksızlığa karşı mücadelemizi daha da büyüteceğiz. Geri adım atmayacağız. Bize gözdağı verenlere, yaşam hakkımızı engelleyenlere, hayatımıza müdahale edenlere, cezaevi ve ölümle tehdit edenlere boyun eğmeyeceğiz.”
PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri; Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir belediyeleri eş başkanlarının görevden alınması ve kayyum atanmasına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Sandıkta kaybettiğini devletin gücünü kullanarak zorla gasp eden AKP-MHP bloku iktidarının bu uygulamaları ile hiçbir meşrutiyeti kalmamıştır” denildi.
Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir belediyeleri eş başkanları görevden uzaklaştırılarak yerlerine kayyum atandı. Sabah saatlerinde bölge illerinde yapılan operasyonlarda ise 450’ye yakın kişi, Dersim’de 7 kişi gözaltına alınırken belediye önlerinde toplanan kitlelere polis müdahalesi oldu.
Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, konuya tepki göstermek amacıyla Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, HDP PM üyesi Ferhat Yıldız, Dersim Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Açıklamada konuşan İnsan Hakları Derneği Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “2016 yılında HDP’li belediyelere yönelik yapılan baskınlar sonucu halkın iradesine el konulmuştu. 31 Mart seçimlerinde HDP belediyelerine yönelik kayyum açıklamaları oluyordu. Ne yazık ki bugün; kayyumla halkın iradesi gasp edildi. Bu tür uygulamaları kınıyoruz, halkın iradesi gasp edilemez. Dersim başta olmak üzere bölgede yapılan baskınlarda gözaltına alınan arkadaşlarımız serbest bırakılsın” ifadelerini kullandı.
HDP İl Eşbaşkanı Hıdır Çiçek, 400’ün üzerinde gözaltı yaşandığını hatırlatarak Dersim’de de 7 arkadaşlarının gözaltına alındığını belirterek derhal serbest bırakılmalarını istedi.
Çiçek, belediyelerde yapılan usulsüzlüklerin ve yolsuzlukların ortaya çıkarılma huzursuzluğunun yarattığı hezeyandan kaynaklı kayyum atandığını belirterek, “Sandıkta kaybettiğini devletin gücünü kullanarak zorla gasp eden AKP-MHP bloğu iktidarının bu uygulamaları ile, hiçbir meşrutiyeti kalmamıştır. Vicdanı olan herkesin bu haksızlık ve hukuksuzluğa karşın durmalarını istiyoruz” şeklinde konuştu.
‘Halkın iradesine yapılan darbeyi kabul etmiyoruz’ pankartı açılan eylem, alkışlar eşliğinde son buldu.
PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, belediye tabelasının ‘Dersim’ olarak değiştirilmesi kararının mahkeme tarafından durdurulması ve gelen tepkilere ilişkin yaptığı açıklamada, “Dersim, bir halkın tarihsel hafızasıdır. Tunceli ismi ise bir katliamı yasallaştırarak bir halkın tarihsel, toplumsal hafızanın silinmesinin adıdır” dedi.
Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, ‘Dersim’ ismine ilişkin gerek sosyal medyada gerekse siyasi partilerin milletvekillerinin ırkçı söylemlerine ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamada konuşan HDP Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, “Dersim ismi, halkın ortak iradesi ve isteğidir. Tunceli, buraya gelen müfettişlerin buraya bir ‘Tunç eli gerekir’ ibaresinden hareketle Tunceli adı verilmiştir. Dersim adı, binlerce yıldır burada yaşayan kadim halkların adıdır. Tunceli ise, katliamın, tecavüzün, soykırımın adıdır” ifadelerini kullandı.
“TUNCELİ; TEKÇİLİĞİN SEMBOLÜDÜR”
Açıklamayı okuyan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Belediye Meclisinin aldığı ‘Dersim’ kararı sonrasında gerek medyada ve gerekse sosyal medyada konu ile ilgili çok yönlü tartışmalar yürütüldü, yürütülüyor. Bugün kendisini sağcı ve solcu olarak tanımlayan farklı çevrelerin Dersim adı ve Dersim halkının iradesi karşısında tekçiliği savunma noktasında birleştiğini görüyoruz. Kimi çevrelerse bugün Dersim’i savunmanın zamansız ve gereksiz olduğunu söylüyorlar. Oysa “Tunceli” 1937-1938 katliamı ile başlayan ve bugün tek adam rejimi tarafından sürdürülen tekçiliğin, Dersim ise halkın iradesinde en somut ifadesini bulan tekçiliğe karşı baş eğmez bir mücadele tarihinin ve demokrasi mücadelesinin sembolüdür” diye konuştu.
“BU ZİHNİYETİ VE ANLAYIŞI KABUL ETMİYORUZ”
“Dersimliler olarak bizler, bu zihniyeti ve anlayışı kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Dersim, kültürel bir coğrafyanın yüzyılları kapsayan adıdır. Alevi-Kızılbaş inancının serçeşmesidir. Dersim adına yöneltilen saldırı, toplumsal varlığımıza, tüm insani değerlerimize yöneltilen bir saldırıdır.” diyen Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dersim, bir halkın tarihsel hafızasıdır. Tunceli ismi ise bir katliamı yasallaştırarak bir halkın tarihsel, toplumsal hafızanın silinmesinin adıdır.
Bu nedenledir ki Dersimliler hiçbir zaman ‘Tunç-eli’ yada ‘Tunceli’ ismini istemediler ve kullanmadılar.
Bugün belediye binasına Dersim tabelasının asılma kararını engelleyen rejimin başında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın zamanda meclis kürsüsünde devletin Dersim’de yaptığı katliamları uzun uzadıya anlattığını da unutmamak lazım. O dönemin tartışmalarında “eğer literatürde devlet adına özür dilemek varsa, ben özür diliyorum” söylemi Cumhurbaşkanına aittir. Dersim adı hiçbir siyasi çıkara alet edilemez. Dersim katliamı ile yüzleşmek ve Dersim adının geri verilmesi, hakikatlerin açığa çıkarılması aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesi, toplumsal barışın tesis edilmesi anlamına gelecektir.”
SUÇ DUYURUSU
Açıklamada konuşan, mazbatası elinden alınan meclis üyesi Özcan Ateş, Valiliğe gidip ifade verdiklerini belirterek “Valiliğin yürütmeyi durdurma talebi kabul edildi. Bugün bizi ifadeye çağırdılar. Sürecin takipçisi olacağız. Bu uygulamayı kınıyoruz, lanetliyoruz.
Öte yandan Tunceli Barosu öncülüğünde sivil toplum kuruluşları suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ederek açıklamayı bitirdiler.
PİRHA -Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü, tecride karşı oturma eylemine 19. gününde devam etti.
HDP Dersim İl Örgütü, cezaevlerindeki açlık grevi, ölüm oruçlarına duyarlılık ve tecride karşı oturma eylemine 19. gününde devam etti.
Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen eyleme HDP il eş başkanları, siyasi parti ve kurum temsilcileri, çocukları açlık grevinde olan anneler ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Eylemde konuşma yapan HDP Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, Abdullah Öcalan’ın avukatlarının açıklamalarını beklediklerini ifade ederek tecridin kalkması ve açlık grevlerinin ölümler yaşanmadan sonlanmasını temenni ettiklerini belirtti.
Yoğun polis ablukasında geçen sessiz oturma eylemi, alkışlarla son buldu.
PİRHA – Halkların Demokratik Partisi(HDP) Dersim İl Örgütü, tecride karşı oturma eylemine 11. gününde devam etti. Eylemde,somut bir sonuç alınıncaya kadar oturma eylemine devam edileceği belirtildi.
HDP Dersim İl Örgütü, cezaevleridneki açlık grevi, ölüm oruçlarına duyarlılık ve tecride karşı oturma eylemine 11. gününde devam etti.
Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen eyleme siyasi parti ve kurum temsilcileri, çocukları açlık grevinde olan anneler ve yurttaşlar katılım gösterdi.
Eylemde konuşan HDP Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, Adalet Bakanlığı’nın Abdullah Öcalan’ın avukatıyla görüşecek bildirisine değinerek somut bir adım atılıncaya kadar oturma eylemine devam edileceğini belirtti.
Çocukları açlık grevinde olan anneler ise Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı’na çağrıda bulunarak tecridin kaldırılmasını talep ettiler.
PİRHA – Halkların Demokratik Partisi(HDP) Dersim İl Örgütü, tecride karşı oturma eylemine 10. Gününde devam etti. Eylemde, cezaevlerinde ölümlerin yaşanmaması için oturma eylemine devam edileceği belirtildi.
HDP Dersim İl Örgütü, cezaevleridneki açlık grevi, ölüm oruçlarına duyarlılık ve tecride karşı oturma eylemine 10. gününde devam etti.
Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen eyleme siyasi parti ve kurum temsilcileri, yurttaşlar ve Mazlum Doğan’ın ablası Serap Mutlu Doğan katılım gösterdi.
Eylemde konuşan HDP Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, “Cezaevlerinde insanlara karşı işlenen kötü muamele, suçlar ortadan kaldırılmadığı müddetçe eylemimize devam ediyoruz. Milletvekilimiz sayın Leyla Güven’in açlık grevi 189. Gününde. Yine binlerce insanın açlık grevi yüz günü aştı. Ölüm orucu da devam ediyor. Her an cezaevlerinden ölüm haberi gelebilir. Herhangi bir ölümün yaşanmaması için oturma eylemine devam edeceğiz” diye konuştu.
Beyaz tülbentlerin takıldığı eylem, alkışlar eşliğinde son buldu.
PİRHA – HDP Dersim İl Örgütü, ‘Yaşama ses ver ölümler olmasın’ şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda tecride karşı oturma eylemi gerçekleştirdi.
Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Örgütü, tecride karşı oturma eylemine 4. gününde devam etti. Eyleme siyasi parti ve kurum temsilcileri, Hdp Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ve yurttaşlar katılım gösterdi.
Eylemde konuşan HDP Dersim İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek, “Tek amacımız; insan yaşamına verdiğimizi değerden dolayı eylemimize devam ediyoruz. 90’larda attığımız susma sustukça sıra sana gelecek’ sloganımız çoğu zaman anlamsız geliyordu. Şimdi o sloganın anlam ve önemi biliniyor. Tüm insanlarımızın hukuksuzluk nereden gelirse gelsin bu adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı olmalarını istiyoruz” diye konuştu.
Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen oturma eylemi, ‘Biji berxwedana zindana’ sloganları atılarak sonlandırıldı.
PİRHA- Dersim’de Seyid Rıza Meydanı’nda yapılan kutlamalar yine büyük bir katılımla gerçekleşti. Açıklamada, Newroz ateşini halkların kendi geleceklerini belirleyeceği özgür bir gelecek için yaktıklarını belirttiler.
Dersim Seyid Rıza Meydanı’nda Newroz kutlaması yapıldı. Yoğun polis ablukasında gerçekleşen etkinliğe HDP İl Örgütü, HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Dersim Devrimci Güç Birliği bileşenleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“NEWROZ ATEŞİNİ ÖZGÜR BİR GELECEK İÇİN YAKIYORUZ”
Dersim Devrimci Güç Birliği adına açıklamayı HDP İl Eş Başkanı Hıdır Çiçek yaptı.
Çiçek, “Newroz ateşini, halkların kendi geleceklerini kendilerinin belirleyeceği özgür bir gelecek için; Kürt sorununun eşit haklar temelinde demokratik barışçıl çözümü için; emeğin sömürüsüne, doğa talanına, dil ve kültür kırımına, yoksulluğa, inkar ve imha politikalarına dur demek için; çocuk istismarlarına ve kadın cinayetlerine karşı koymak için yakıyoruz” ifadelerini kullandı.
“BASKILARIN DORUĞA ÇIKTIĞI BİR DÖNEMDEYİZ”
Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2019 Newroz’una girerken Ortadoğu üzerinde savaşın kara bulutları dolaşmaya devam etmekte, emperyalistler arasındaki paylaşım mücadelesi sürmektedir. Öte yandan ‘tek adam rejimi’ Irak ve Suriye’de de bu paylaşım savaşının aktörü olarak, yayılmacı Osmanlı hayaliyle Ortadoğu halklarıyla savaş halindedir. Yarattığı savaş, rant ve talan düzenini sürdürebilmek için baskı, gerilim ve toplumsal kutuplaşmayı ülkeyi yönetmenin bir aracı haline getirmiş bulunmaktadır. Bunlar yetmezmiş gibi ekonomik krizle birlikte her geçen gün etkilerini hissettiğimiz zam, işsizlik ve yoksulluk derinleşerek devam etmektedir. Bir yandan kapitalist krizin ve savaşın derinleştiği, öte yandan da “tek adam rejiminin” varlığını sürdürmek için başta Kürt halkının iradesine dayattığı kayyım politikaları olmak üzere kadınlara, işçi, emekçi ve tüm ezilenlere yönelik tehdit ve baskıların doruğa çıktığı bir dönemdeyiz.
Bu tekçi, erkek egemen, militarist, şovenist rejim için en büyük tehdit kadınlardır ve bu sebeple ilk hedeftir. Kadınların özgürlük mücadelesi ve kazanımları her gün geçirilmek istenen kadın düşmanı yasalar, erkek egemen söylem ve şiddetle saldırı altındadır. Kadınlar 8 Mart alanlarında 2019’un ilk Newroz ateşini yakarak asla boyun eğmeyeceğini bir kez daha haykırmıştır.
Bu yıl Newroz’u demokratik siyaset için referandum niteliğindeki 31 Mart yerel seçimleriyle karşılıyoruz. Dersim Devrimci Güçbirliği olarak, halklarımızın direniş ruhunu ve alanların Newroz coşkusunu, 31 Mart Yerel Seçimlerinde sandığa giderek ve irademize sahip çıkarak göstereceğine inanıyoruz.”
“PİRİM DİZ ÇÖKMEDİ BİZ DE ÇÖKMEYECEĞİZ”
Açıklamanın ardından HDP Milletvekili Kemal Bülbül konuştu. Bülbül, son dönemlerde gözaltı operasyonlarını ve kayyumu eleştirdi.
Doğanın, Kürtlerin, Alevilerin bayramı olduğunu söyleyen Bülbül, “Newroz Kürt halkının Demirci Kawa aşkına özgürlük aşkına kutladığı bir bayram. Ortadoğu halkları da onlara da kutlu olsun. Aleviler sultan nevroz diye kutlar ve cem yapar. Kim ne anlam yüklüyor ve özgürlükle buluşuyorsa kutlu olsun” ifadelerini kutlandı.
Belediyelere atanan kayyumlara ve eş başkanların tutuklanmasına tepki gösteren Bülbül, “Halkın iradesi ile seçilen ve ırkçı bir tutumla tutuklanan arkadaşları selamlıyorum. Nurhayat Altun’a 10 yıl ceza verildi 10 bin kere kınıyorum bu hukuk değil ceberrutluktur” dedi.
Dersim’de İl Emniyet Müdürlüğü’ne “fotoğraf makinanızı alın” diye çağrılan gazeteci Semra Turan gözaltına alınmasını da kınayan Bülbül, yaşananları ‘komik’ olarak niteledi ve ‘utanmıyor musunuz böyle bir hukuk mu olur” dedi.
Bugün Aleviler için kutsal olan Kara Çarşamba için Gola Çeto’da yapılan ziyarete de değinen Bülbül, polisin buradaki tutunumunu eleştirdi. Bülbül, “Burası bizim kutsalımız. Ayıptır saygılı olun. Hızır makamına saygılı olun. Bu halkın inancının kültürünü okuyunuz” ifadelerini kullandı.
Seçimlere ilişkin de konuşan Bülbül, “Kayyumdan belediyeyi söke söke alacağız. Belediye her şeye el koymuş. Bu sizin hukuğunuzda da yoktur. Size kendi hukuğunuzla hatırlatıyorum. Bu halkın değerlerine saygılı olun” dedi.
Diyarbakır’da açlık grevinde olan Leyla Güven’i de selamlayan Bülbül, “Pirim diz çökmedi, biz de çökmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Newroz ateşi yakılarak şarkılar eşliğinde halaylar çekildi.