Etiket: hıdır demir

  • Mersin Cemevi İnanç Kurulu: 2026, eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun inşa yılı olmalı-VİDEO

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu: 2026, eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun inşa yılı olmalı-VİDEO

    PİRHA – Mersin Cemevi İnanç Kurulu üyeleri, 2026 yılında Alevi toplumu ve genel olarak Türkiye’nin geleceği için daha eşitlikçi ve barışçıl bir toplum inşa edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Mersin Cemevi İnanç Kurulu üyeleri, PİRHA’ya yaptıkları değerlendirmede 2025 yılını savaşlar, derinleşen ekonomik kriz, adalet sorunu ve Alevi toplumuna yönelik hak ihlalleriyle anarken; 2026 için barış, toplumsal adalet ve Alevi kurumlarının güçlenmesi çağrısında bulundu.

    “BARIŞ SAVAŞLARDAN DAHA ÖNCELİKLİ OLMALI”

    Hıdır Demir, 2025 yılının dünya genelinde savaşlar ve insani krizlerle geçtiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Dün iyiydik, bugün kötüyüz, yarın daha da kötü olacağından endişeliyim. Özellikle Suriye, Ukrayna gibi bölgelerdeki savaşlar, tüm dünyayı olumsuz etkiledi. Barışa olan ihtiyacımız her geçen gün artıyor. Keşke insanlar önce barışı konuşup savaşı en son çözüm olarak görseler.”

    Alevi inancına dönük asimilasyon politikalarına da değinen Demir, devletin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na dikkat çekerek şöyle devam etti:

    “Devletin kurmuş olduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile ‘devletin Alevisi’ kavramı karşımıza çıktı. Ama biz tabii ki el ele verirsek, kamil insanlarımıza, pirlerimize, mürşidlerimize daha çok olanak tanırsak, onların duruşlarından faydalanırsak daha iyi ortamlar oluşur. İnancımız, gençlerimize doğru bir şekilde uzanır. 2026 yılının hepimiz açısından güzel geçmesini diliyorum.”

    “SİSTEM FIRSATÇILIKLA DURUMU DAHA DA KÖTÜLEŞTİRİYOR”

    Hüseyin Soysüren ise 2025’in önceki yıllara kıyasla daha da ağır geçtiğini vurguladı. Mevcut düzenin toplumsal huzuru zedelediğini belirten Soysüren, şunları dile getirdi:

    “Sistem bazı fırsatlardan faydalanmaya çalışıyor ama her şey kötüye gidiyor. Mevcut düzen toplumsal huzuru daha da zorlaştırıyor. Günümüzde sıkıntılar giderek artıyor. Ama her şeye rağmen tüm güzellikler bizim olsun diyorum. İyiye, güzele, çağdaşlaşmaya yönelik uğraşlarımızda başarılar diler, tüm yoldaşlarımızı gönlümüzce bir dünya yolunda kucaklarım.”

    “ZENGİN İLE FAKİR ARASINDAKİ UÇURUM DERİNLEŞTİ”

    Ekonomik eşitsizliğin toplumda ciddi bir adaletsizlik yarattığını belirten Hıdır Beyaz, 2025 yılının bu anlamda daha da ağırlaştığını ifade etti:

    “Zenginler zenginleşiyor, fakirler ise daha da yoksullaşıyor. Mevcut bir ekonomik dengesizlik var. Çöp kutularındaki ekmekleri toplayan insanlar var, zenginler ise hala bolluk içinde.”

    2026 yılına dair kaygılarını da paylaşan Beyaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Durum hiç iyi değil, bu gidişat devam ederse, 2026 da 2025’ten farklı olmayacak.”

    “İNSANLIK SAVAŞLARIN VE AYRIMCILIĞIN PENÇESİNDE”

    Ali Halisçelik, Türkiye’nin yakın coğrafyasında süren savaşların ağır insani sonuçlar doğurduğunu belirterek özellikle kadın ve çocukların yaşadığı acılara dikkat çekti:

    “Suriye ve Filistin’de kadınlar ve çocuklar katlediliyor. Bizlere ötekileştirici davranılmasın, elimizi taşın altına koymaktan çekinmeyiz.”

    Halisçelik, 2026 yılı için barış ve karşılıklı saygının egemen olduğu bir dünya temennisinde bulundu.

    “ALEVİ KURUMLARI AÇISINDAN UMUT VERİCİ GELİŞMELER VAR”

    Erdoğan Sevin, 2025 yılına dair en olumlu gelişmenin Türkiye’de bir barış komisyonunun kurulması olduğunu söyledi. Bu sürecin başarıyla sonuçlanmasını dilediğini belirten Sevin, şunları ifade etti:

    “Ülkemiz açısından en büyük artının bir barış masasının, bir barış komisyonunun kurulmasıdır. Ben bu komisyonun başarılı olarak iyi sonuçlar almasını, ülkemizde barışın, huzurun yeniden tesis edilmesini özellikle Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.”

    Alevi kurumları açısından da önemli gelişmeler yaşandığını belirten Sevin, Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi çalışmalarına dikkat çekti:

    “Umarım bugüne kadar merkezi otoritesi olmayan Aleviliğin bununla bir merkezi otoritesi kurulup, Türkiye’deki Alevi kurumları ve Aleviler arasında bir birliğin bir dayanışmanın sağlanmasıdır.”

    “DEVLETİN DİNİ ADALET OLMALI”

    2025’in adalet, ekonomi ve eğitim açısından ciddi sorunlarla geçtiğini belirten Sevin, özellikle yargıya olan güvenin zedelendiğini ifade ederek şöyle konuştu:

    “Adaletin vesayet altında tutulmaması gerektiğine inanıyorum. Vatandaşın neredeyse bugün adalete karşı olan güveni azalmaya başladı. Oysa ki adalet her şeyin üstündedir. Devletin dini adalet olmalı.”

    Emekliler, asgari ücretliler ve eğitim sistemiyle ilgili sorunlara da değinen Sevin, ÇEDES uygulamasına ve cemevlerinin yasal statü talebine dikkat çekti.

    Konuşmasının sonunda Sevin, şu temennilerle sözlerini tamamladı:

    “Savaşsız, sömürüsüz, insanların birbirini sevdiği, insanlarımızın katledilmediği, kadın cinayetlerinin yaşanmadığı, herkesin kendi inancını, kimliğini, kültürünü özgürce ifade ettiği bir Türkiye özlemiyle bütün vatandaşlarımızın yeni yıllarını sevgiyle, muhabbetle kutluyorum.”

     

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

     

  • ABD’li avcıya verilen özel izne tepki: Bu bir çevre, doğa ve insanlık suçudur!

    ABD’li avcıya verilen özel izne tepki: Bu bir çevre, doğa ve insanlık suçudur!

    PİRHA-Dersim’de kutsal kabul edilen dağ keçilerinin avlanması için ABD’li bir işadamına özel izin verilmesine tepkiler sürüyor. Munzur Çevre Derneği yöneticisi Özkan Arslan, halkın hızlı bir refleks göstererek ihaleyi iptal ettirdiğini hatırlatırken, Emek Partisi Çevre Komisyonu Üyesi Hıdır Demir de, “Milyonlarca yılda meydana gelmiş bu ekosistemi siz hangi akılla yok etmeye çalışıyorsunuz?” diye sordu. 

    Dersim’de kutsal kabul edilen ve ‘Xızır’ın davarı’ diye anılan dağ keçilerini avlatmak için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ABD’li bir avcıya verdiği özel izin tepkiler üzerine iptal edilmişti. Munzur Çevre Derneği yöneticisi Özkan Arslan ve Emek Partisi Çevre Komisyonu Üyesi Hıdır Demir konuyu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DOĞA DÜŞMANLARINA KARŞI TÜM HALKIMIZ TEPKİSİNİ GÖSTERMELİDİR”

    Munzur Çevre Derneği yöneticisi Özkan Arslan, “Dersimde kutsal kabul ettiğimiz Xızır’ın keçileri dediğimiz dağ keçilerimizi avlatmak için bir ihale açılmıştı. Halkımızın, kurumlarımızın tepkisiyle ihale iptal edilmişti. Ancak Doğa Koruma ve Milli parklar Tunceli Şube Müdürlüğü’nün verdiği izinle ABD’li iş insanı Bredley Garret Van Hoose, Salördek köyünde 7- 13 Aralık arasında dağ keçilerimizi avlayacakmış. Gecen sefer hızlı bir refleks göstererek ihaleyi iptal ettiren halkımız buna da gerekli tepkiyi göstermelidir” dedi.

    Arslan şunları kaydetti:

    “Her önüne gelen yandaş, sermaye ağası, doğamıza, içinde yasayan cümle canlıya göz dikmektedir. Diğer mevsimlerde HES’ler, madenler, operasyonlar, orman yakmalar kışları ise zevkleri için doğamızda yasayan canlılara ölüm getiren yerli veya yabancı bu doğa düşmanlarına karşı tüm halkımız tepkisini göstermelidir. Doğamızı ve içinde yasayan canlıları koruyalım. Dersim onlarla güzeldir.”

    DOĞAYA, İNSANA VE İNANCA SAYGI ANCAK MÜCADELEYLE KAZANILIR”

    Emek Partisi Çevre Komisyonu Üyesi Hıdır Demir de, Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin UNESCO tarafında kabul edildiğini hatırlatarak, “Buna göre bu beyannameyi  kabul eden bütün dünya devletlerin buna uyması beklenir normalde. Ancak bunun böyle olmadığını her yıl belli aylarda ‘avcılık sezonu’ diye bir süreç işletilerek alenen görmekteyiz. Bu ne anlama gelmektedir yani bir taraftan ulusal ve uluslararası metinlerin altına imza atacaksınız, diğer taraftan ne kadar canlı varsa onları avlattıracaksınız. Oysa bu UNESCO anlaşmasının kağıt üstünde kaldığını ve kocaman bir hile olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

    Demir, Tarım Orman Bakanlığı Dersim Dağ Keçisinin Dersimliler için kutsal olduğunu bildiğini, ancak söz konusu rant olunca özel yasalar bile çıkarıp inancı dinlemediklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:

    “Dersimlilerin kutsalı olan Xızır ve onun hayvanları olduğuna inandıkları dağ keçilerini, Amerikalı iş ‘insanının’ ihalesine bırakıldığını, bu hayvanı katletmek için aracı olunduğunu biliyordur Tarım ve Orman Bakanlığı. Sadece bu hayvanı katletmek değil esasında, Dersim halkının inançlarını öldürmek olduğunu kim inkar edebilir. Sadece inanca saygısızlık olduğunu da söyleyemeyiz, peki ya doğanın eko sistemine ne demeli? Milyonlarca yılda meydana gelmiş bu ekosistemi siz hangi akılla yok etmeye çalışıyorsunuz, bu bir çevre, doğa ve insanlık suçudur. Diğer taraftan hangi canlı türünün tehlike altında olduğu, soyunun  tükendiği hiç ilgilendirmemektedir bunları. Sorunu doğru okuyacak olursak; ciddi mücadele birliklerini oluşturmak ve bu birlikleri ülke çapında sağlam bir oluşuma dönüştürmek gerekir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Erdal Eren, idam edilişinin 39. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    Erdal Eren, idam edilişinin 39. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA – 13 Aralık 1980’de yaşı büyütülerek idam edilen lise öğrencisi Erdal Eren, ölümünün 39. yıl dönümünde Dersim’de anıldı.

    Haberin Videosu

    12 Eylül cuntası tarafından 13 Aralık 1980’de henüz 17 yaşında iken yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren, idam edilişinin 39. Yılında Dersim’de anıldı.

    Emek Partisi ve Emek Gençliği tarafından Belediye Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen anmaya EMEP üye ve yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Erdal Eren ve yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşuyla başlayan anmada konuşma yapan Emek Partisi Dersim İl Yöneticisi Hıdır Demir, “Geçmişteki azgın saldırılar giderek daha da artmaktadır. Adaletsizlik katlanarak günümüze devredilmiştir. Bunları çözmek, ileriye taşımak için Erdal’ın yoluna bakmak, Erdal’ın inancına bakmak gerekiyor. Bu şekilde yolumuza devam ettiğimizde inanıyoruz ki Türkiye tam bağımsız demokratik bir ülke olarak halk iktidarına ulaşacaktır” diye konuştu.

    Demir, “Dolayısıyla bu mücadeleyi Erdal’ı anmak sadece hatırlatmak anlamında değildir. Onun uğrunda canını verdiği bu meselelerin her an yaşamın her alanında daha ileri düzeyde çalışmaları yürütmek, halk kitlelerini birleştirmek ve bu uğurda mücadeleyi yükseltmekten geçer” diyerek mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

    Anma, sinevizyon gösterimi ile sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Siyasi parti ve kurum temsilcileri: Munzur kutsalımızdır, dokunulmamalı-VİDEO

    Siyasi parti ve kurum temsilcileri: Munzur kutsalımızdır, dokunulmamalı-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de gerçekleşen Munzur Vadisi Jeopark Potansiyeli ve Jeoturizm Çalıştayı’na katılan siyasi parti ve kurum temsilcileri, çalıştaydaki izlenimlerini ve jeopark projesine ilişkin görüşlerini PİRHA’ya anlattılar. Konuşmacılar Munzur Vadisi’nin kutsal olduğu ve korunması gerektiği görüşünde hemfikir. 

    Geçtiğimiz günlerde Dersim’de Munzur Vadisi Jeopark Potansiyeli ve Jeoturizm Çalıştayı gerçekleşti.

    Dersim’de bulunan siyasi partiler ile kurumlar, hukukçular, belediye başkanları, çevre aktivistleri çalıştayı takip ettiler.

    İzlenimlerini PİRHA’ya aktaran kurum temsilcileri genel anlamda Jeopark projesi ve statüsünün Dersim coğrafyasına uygunluğunu tartışırken, Jeoturizm olgusunun ise Dersim coğrafyasında nasıl bir karşılık bulacağı noktasında ise sonuç bildirgesinin bekleneceği ve uzun araştırmalar yapılacağı belirtildi.

    Jeopark veya milli park statülerinin yasal anlamda ne kadar uygulanacağı da merak konusu.

    Konuya ilişkin çalıştaya izleyici olarak katılan siyasi parti ve kurum temsilcilerine mikrofon uzattık.

    “KAMULAŞTIRMANIN OLDUĞU DÖNEMDE BU ÇALIŞMAYI UYGUN GÖRDÜK”

    Dersim Belediyesi Eski Eş Başkan Yardımcısı ve HDP Dersim Ekoloji biriminden İbrahim Kasun, belediyeye kayyım atanmadan önceki döneme ilişkin şunları söyledi:

    “2016 yılı savaş koşullarının ciddi şekilde dayattığı, Munzur vadisinde baraj projelerinin hayli dayatıldığı, kimi köylerde kamulaştırma çalışmalarının başlatıldığı bir süreçte, biz böyle bir çalışmanın başlatılmasının uygun olacağını düşünerek çalışmayı başlattık. Jeoloji mühendisleri odası ile birlikte paydaş olduk. Türkiye’de Manisa Kula Belediyesinin böyle bir alanı jeopark ilan etmesi bir örnekti. Biz de iki arkadaşımızı görevlendirerek inceleme ve çalışmalarını bize sunmalarını istedik. Rapor sonucunda yaptığımız değerlendirmede bu çalışmayı başlatalım dedik. Munzur Üniversitesi’ndeki bazı akademisyenleri de bu işe katmıştık. Jeoloji Mühendisleri Odasındaki teknik heyetle birlikte alanda bir araştırma yaptık. Araştırma devam ederken Munzur Üniversitesi kendi akademisyenlerini geri çekerek biz ve Jeoloji Mühendisleri Odasındaki arkadaşlarla çalışmayı sürdürdük. Çalışma devam ederken maalesef Kasım ayı ortalarında kayyım vakası ile karşı karşıya kaldık ve çalışma akamete uğradı.”

    Bu projeye bugünkü bakış açılarının da olumlu olduğunu ifade eden Kasun, “Tabi ki her projenin artı ve eksileri var. Burada jeopark çalışmasının başlatılıp UNESCO’nun tescil etmesi uzun bir süreç alacaktır. Tanınır hale gelecektir ve birçok insan buraya gelecektir. Günümüzde de son iki yıldır Munzur vadisine yoğun bir insan sirkülasyonu var. Bu vadiyi çok hoyrat bir şekilde kullanıyorlar. Bunu biraz kontrol altına alıp, ziyaret alanları, seyir alanları, yürüyüş alanları olarak ayırmak çok önemlidir, bir sistematiğe bağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “MUNZUR VADİSİ KUTSALIMIZDIR, DOĞAL DOKUSUNA DOKUNULMAMASI GEREK”

    Doğa talanına, ekolojik yıkıma dikkat çeken Kasun, doğaya karşı yapılacak her türlü işleme karşı olduklarını belirterek “Munzur vadisi bizim kutsalımızdır. Kentin kesinlikle doğal dokusuna dokunulmaması gerekiyor. Jeoloji verilerin korunması yanında canlı yaşam statüsüne kavuşması gerekiyor. Bunun yanında ekosistem içerisindeki tüm canlıların korunması gerekiyor. Bu yüzden biz bu çalışmayı destekliyoruz. Bu proje vadiyi koruma amaçlıdır ama kullanma amaçlı olmaması gerekiyor” diye konuştu.

    Kasun, “Dersim halkının tarihine kültürüne inanç değerlerine, komünal eşitlikçi anaç değerlerine sahip çıkıp bu yönde korumak gerekiyor. Doğayı korumak, ziyaret yerlerini korumak gerekiyor. Biz ekoloji politikamıza göre bu şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

    “DOĞANIN META OLMADIĞINI VURGULAMAYA ÇALIŞTIK”

    Çalıştaya izleyici olarak katılan Sosyalist Meclisler Federasyonu Temsilcisi Mustafa Aytaç ise çalıştaydaki izlenimlerini şöyle aktardı:

    Yapılan çalıştayda dinlemeye, anlamaya çalıştık. Doğayı koruyacak, doğayı geliştirecek, Milli Park olan Munzur Vadisi’ni koruyabilecek bütün projeleri dinlemek istedik. Kalkınmaya dönük jeoturizm, bizi kaygılandırdı ilk etapta. Oradaki sunumlarda esasta turizm ve kalkınma olunca doğanın bir meta olmadığını vurgulamaya çalıştık. Bu, kapitalizmin talanına açılması, bizi kaygılandıran bir yerde duruyordu. Eleştirimizi de sunduk. Biz, doğanın kapitalizme peşkeş çekilmesini doğu bulmuyoruz, ifadesini kullandık. Ani bir refleks olsa da afişlerde jeoturizmin öne çıkartılması bizde böyle bir algının oluşmasına vesile oldu.

    Çalıştayda söz alarak buranın hassasiyetlerini gündeme getirdik. Ziyaret yerlerimizin olduğunu, 38 soykırımında katliam yerlerinin turizme açılmasının halkımıza bir travma yaşatacağını, buraların turizme açılmasıyla birlikte bundan para kazanmak, turizm geliştirmek endişe vericidir, bunları belirttik.”

    “MUNZUR’U KORUMA ZORUNLULUĞUMUZ VARDIR”

    Doğayı koruma anlamında projelerin dinlenip sorgulanması gerektiğini belirten Aytaç, “Jeopark statüsü olsun olmasın biz bu sistem kendi yasalarını dahi tanımayan bir sistem, kendi yasalarını çiğniyor, yok sayıyor. Bizler için önemli olan bu halkın, insanlığın doğaya sahip çıkmasıdır. Bizler, bunun örgütlenmesini, propagandasını kitlelere anlatmaya, diğer siyasi ve çevre örgütleriyle örgütlemeye çalışıyoruz. Uluslararası bağlayıcılığı bakımından milli park önemli bir koruma kalkanı gibi görülüyor, bunu dünyaya teşhir edebiliriz, davalar açabiliriz. Jeopark, daha proje aşamasında. Ülkede bir yerde, Kula’da var. Halen tüm prosedürleri tanımlanmamış, yasal bir koruma statüsü yok anladığımız kadarıyla. Bizim anlayışımıza göre önemli olan şey, çevreye dair sözü olan bütün kurumlarla, doğaseverlerle, aktivistlerle beraber çalışmaktır. Doğayı koruyacak şeyler, sonuçta insanlığı ve bütün canlıları koruyacak anlayıştır. Onlarla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “ÖNCELİĞİMİZ JEOPARK DEĞİL”

    “Bizim öncelimiz jeopark değildir ama doğaya sahip çıkmaktır, doğa tahribatını önlemektir. Bugün Kaz Dağları’yla, Bergama’yla ve benzeri doğa katliamlarıyla karşı karşıya kalacak maden projeleri var. Munzur Vadisi’nde, Gözelerde yapılaşmalar var. Fırat Kalkınma Ajansı tarafından Valiliğin öncülünde yapılan peyzaj projesi var. Bu projeye de karşı duracağız” diyen Aytaç, şöyle devam etti:

    “Bizim amacımız Munzur Vadisinde herhangi bir yapılaşmanın olmamasıdır. Yapılaşmaların ekolojik dengeyi bozacağını biliyoruz. İnanç merkezi olan Gözeler, son birkaç yıldır yoğun bir baskı altında.  Artık bir önlem alınması zaruridir. Jeoparktan önce bizim, kurumlar olarak Dersim’in sakinleri olarak orayı koruma sorumluluğumuz vardır. Munzur’u bu halinden kurtarmak lazım.”

    “YERELİN TALEPLERİ DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETMEK GEREKİYOR”

    Emek Partisi Dersim İl Yöneticisi ve EMEP Çevre ve Doğa Komisyonu üyesi Hıdır Demir de düzenlenen çalıştaydaki eksiklikleri dile getirerek şunları ifade etti:

    “Siz bir çalışma yapmak istediğiniz zaman orayı gerçekten spesifik günübirlik ya da tek taraflı değil bir bütün düşünmeniz gerekir. Bu çalıştayı yapan arkadaşlarımız yereldeki kültürel, sosyal ve siyasal durumu gözetmesi gerekiyor. Bu yapılmadığı için bu çalıştay ayakları havada bir çalıştaydır. Dersim Alevi toplumudur. Burası Alevilerin merkezidir. Dolayısıyla böyle bir yerde yürüttüğünüz çalışmada bu kesimleri temsil eden pirler, rayberler mürşitlerle oturup yaptığınız çalışmayı tartışmanız gerekir. Onların göstereceği çizgi dahilinde hareket etmeniz gerekir.”

    Jeoturizm olgusunun kalkınma üzerine yoğunlaşmasına değinen Demir, “Sıkıyönetimler güvenlik bölgeleri yasak bölgeler uygulanmaktadır. İlimizde ciddi çöküntüler olmuştur. Tarım ve hayvancılık bu yüzden bitmiştir. Durum böyleyken bir jeopark ilan etmek yanıltıcı bir durumdur. Çünkü bu olağanüstü durumlara ses çıkarmayan bir çalışmanın asla o halkın dinamiklerinin ve halkın desteğini alabileceğini düşünmüyorum” dedi.

    “JEOPARKIN SAVUNULMASINA ŞİDDETLE KARŞIYIM”

    “Ben jeoparkın savunulmasına şiddetle karşıyım. Oraya çıkan sunumların ortaklaştığı nokta yereli kalkındırmaya yönelikti” diyerek eleştirisini dile getiren Demir şöyle devam etti:

    “Gerçekten yerelin yoksullaşmasının hem özgürlük hem de ekonomik anlamda sebepleri vardır. Ülkeyi yöneten hakim sınıfların genel politikalarından kaynaklıdır. Halkın yoksulluğunu birkaç gezi sağlayarak, birkaç tane gözleme veya yerel ürün satarak kalkındırma çabasına girerseniz bu çok yanıltıcı olur. Eğer gerçekten bir sosyal devlet anlayışı yerleştireceksek bunun için mücadele edelim. Bunun yerine ‘ben yaparım’ derseniz bunun çok yanıltıcı olduğunu göreceksiniz.”

    “SERMAYENİN BURAYI TURİZME AÇARAK KİRLETECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    Çalıştayın takipçilerinden Munzur Çevre Derneği Dersim temsilcisi Enver Devletli, “Biz çalıştaya bilgi için gittik. Aslında Fırat Kalkınma Ajansı’nın yapamadığı işleri yapmaya çalışıyorlar. Jeoparkın, merkezi hükümetin bir önerisi olduğunu düşünüyorum” diyerek izlenimlerini aktardı.

    Projeyi, sermayenin Dersim topraklarını turizme açacağını savunan Devletli, şunları kaydetti:

    “Bizim bakir topraklarımızın, vadilerimizin kirletilmesini istiyorlar. Gelmiş geçmiş tüm hükümetler halktan yana söylediği hiçbir çalışmayı halktan yana yapmayıp çevreyi kirletiyorlar. Munzur Çevre Derneği temsilcisi olarak bu jeopark çalışmasının doğru olmadığını, sermayenin burayı turizme açarak kirleteceklerini düşünüyorum.”

    Devletli, “Jeopark yapacağız, ekonomik kalkınma yapacağız diyen anlayışlar bana göre doğru yapmıyorlar. Geçmişte yapılan yanlışlar bunun göstergesidir. Doğamızı kirletmesinler biz bunu istiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

    “İNSANLARIMIZ YARALARINI, DOĞA İLE BÜTÜNLEŞEREK İYİLEŞTİREBİLİRLER”

    Çalıştaya katılıp görüşlerini dile getiren Doğa Aktivisti Ali Mükan ise jeoturizmin bölge halkı açısından nasıl karşılanacağı noktasındaki görüşlerini şöyle belirtti:

    “Dersim halkı bu bölgede yıllardır bu doğanın korunması için mücadele ediyor. Özellikle son dönemlerde dersim de turizm çok arttı. Bugün Munzur gözelerinde bir peyzaj projesi var. Bu proje Munzur gözelerine zarar veriyor.  Özelikle Munzur gözelerinin içinde bir park projesi var. Bu parkın yapılması doğanın yok olması, geri dönüşü olmayan bir zarar veriyor. Dersim diğer bölgelere benzemiyor. Jeoturizm, diyoruz insanlar gelsin görsünler ama bu bölge tarihi bir gerçeğe geçmişe sahip. Bu bölge toplu katliam yerlerinin olduğu bir bölge. İnsanların hafızaları, bellekleri yüzyıllardır bu acıları yaşıyor ve hala kabuk bağlamamış yaraları var. İnsanlarımız bu yaraları doğa ile bütünleşerek iyileştirebilirler.”

    “KAYGILANDIĞIMIZ NOKTALARDAN BİRİ, JEOTURİZMDİR”

    Dersim’de toplumun inanç ve kültür anlamında kendine özgü yaşamını özetleyen Mükan, şunları kaydetti:

    “Bizde hiçbir zaman siyasette ve ekonomide belirleyici değil. Bizim toplumumuz inancını kimseye göstermeden gerçekleştirir. Örneğin aileler inanç merkezlerine gidip toplumu ve kendisi ile ilgili dua edip ritüellerini yerine getirir. Bunu hiç kimse ne bilir ne de görür.  Dersimde çocuklardan yaşlılara kadar herkes cemevinden çok doğaya gitmiştir. Düzgün Babaya gitmiştir ya da başka inanç merkezlerine gitmiştir. Bu konu ile ilgili kaygılandığımız noktalardan biri jeoturizmdir. Mesela Laç Deresi bizim için farklı bir öneme sahip. Bu toplumun hafızasında haftalarca o suyun kan aktığı vurgulanır. Yaşlılarımızdan bize bu güne kadar sözlü tarihle bize aktarıldı. Mağaralarında hal kemiklerin bulunduğu bazı bölgelerin özellikle dışardaki insanlardan çok bu halkın kendi yaralarını iyileştireceği bölgelerdir. Biz burayı kanyon olarak görmeyiz, başkası öyle görür. Biz orada yaralarımızı tarihimizi kültürümüzü geleceğimize bu toplumun savunulması için o yerleri kutsal görürüz. Bu halk özellikle kurumları ile beraber bu tip meseleler olduğunda temkinli yaklaşıyor, sorguluyor, araştırıyor.”

    “BİZİM İNANCIMIZIN ÖZETİ İNSAN VE DOĞADIR”

    Dersim’de yaşanan doğa talanına örnekler veren Mükan, “Dersim’de özellikle korunması gereken bölgelerin tahrip edilmesine karşı çıkıyoruz. Bugüne kadar gördüğümüz pratikte mevzuatlara uyulmadığını görüyoruz. Buradaki halkın, belediyenin, sivil toplum örgütlerinin, buradaki bu konuya muhatap diğer kurumların görüşleri alınmadan direk yok edilebiliyor bu durum bizi kaygılandırıyor. Dersim diğer yerlere benzemiyor. Bu su öylesine akan bir su değil bir ruh yüklemişiz ona. İnsanlar zamanında bire bir o suya, o taşa temas ederek yüzyıllardır klamlarını yazmış acılarını söylemiş onunla bütünleşip tarihi bugüne taşımış. Bizim inancımızın özeti insan ve doğadır” diye konuştu.

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM

     

     

  • Dersim Belediye Meclisi üyeleri İçişleri Bakanlığı müfettişi tarafından çağrıldı

    Dersim Belediye Meclisi üyeleri İçişleri Bakanlığı müfettişi tarafından çağrıldı

    Dersim’deki belediye tabelasının değiştirilmesi tartışmasının ardından İçişleri Bakanlığının görevlendirdiği bir müfettiş Belediye Meclis üyelerini aradı.

    Dersim’de belediye binası tabelasındaki “Tunceli” ibaresinin Belediye Meclisi kararı ile “Dersim” olarak değiştirilmesinin yankıları sürüyor. Son olarak İçişleri Bakanlığının görevlendirdiği bir müfettişin Belediye Meclisi üyelerini telefonla arayarak Valilik binasında görüşmeye çağırdığı belirtildi.

    İçişleri Bakanlığına bağlı müfettişin görüşme talebinin belediye tabelasındaki Tunceli ibaresinin Dersim olarak değiştirilmesi ile alakalı olduğu öğrenilirken görüşmenin açılan bir soruşturma vesilesi ile yapılıp yapılmadığı ise henüz bilinmiyor.

    “HALA HAFIZALARDAN SİLEMEDİYSENİZ ARTIK NAFİLE”

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan Belediye Meclis Üyesi Hıdır Demir, ifadeye çağrılmalarının nedeninin muhtemelen tabela değişikliği kararındaki Dersim ismi olduğunu belirterek, “1935’ten bu yana devlet gücünün tüm olanaklarına rağmen hala hafızalardan silemediyseniz artık nafile” dedi.

  • ‘Tek adam rejimine ve kayyuma son vermek için güç birliği oluşturuldu’-VİDEO

    ‘Tek adam rejimine ve kayyuma son vermek için güç birliği oluşturuldu’-VİDEO

    PİRHA – 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersim Devrimci Güç Birliği merkez belediye eş başkan adayı Hıdır Demir, “Halkımızı; sosyal, siyasal ve kültürel  taleplerini gündeme getiren, bunlar için mücadele etmiş ve eden güç birliğini desteklemeye çağırıyorum” dedi.  

    Dersim Devrimci Güç Birliği Merkez Belediye Eş Başkan Adayı Hıdır Demir, 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Demir, “Türkiye’nin gündemi ağır bir süreçte. Tek adam tek parti rejimi var. 1 Kasım seçimlerinde her yer kriminalize edilmişti, provoke edilmişti. Hilelerle seçim kazanılmıştı. Örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü sert bir şekilde bastırıldı, ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Mücadelemizi sürdürmeye çalışırken 2019 seçimlerine geldik” ifadelerini kullandı.

    “KURDUĞUMUZ TEMEL İLKE; TEK ADAM REJİMİNİ GERİLETMEK”

    Ağır sürece karşı koymak için mücadele pratiklerinden söz eden Demir, şunları kaydetti:

    “Bizim mantığımız, kurduğumuz temel ilke şuydu; tek adam tek parti rejimini geriletmek, Türkiye’nin her tarafında bunu geriletmek, sömürülenlerin nefes alabilecek, gerçekten hak ve özgürlükleri kısmen sağlayabilecek ortam sağlanmanın fikri üzerine ortaya çıktık. Bu konuda partimiz, kayyum atanan yerlerde kayıtsız koşulsuz HDP’nin desteklenmesi konusunda bir açıklama yapmış ve tüm demokrasi güçlerinin birliğini savunmuştur. Geldiğimiz noktada hem Türkiye genelinde hem de Dersim’de partimiz bu fikrin arkasında durarak bunu gerçekleştirdi. AKP’nin tek adam rejimini ve kayyuma son vermek için güç birliği oluşturuldu. Mücadelemiz böyle devam etmektedir.”

    SİYASAL VE EKONOMİK KRİZE KARŞI GÜÇ BİRLİĞİNE DESTEK ÇAĞRISI

    Dersim halkının politik olduğunu dile getiren Demir, “Halkımız hizmet bölümünü öne çıkarmıyor. Halkımız onurlu, vefalı gerçekten memleketin siyasal durumunu gören onunla değerlendirme yapan bir halk. Çalışmalarımızda bunlar defalarca karşımıza çıktı” dedi.

    “Halkımızın mevcut siyasal baskılar karşısında güç birliğinin öteden beri halkın taleplerini, anti demokratik uygulamalara karşı sürekli birlikte mücadele eden partiler olarak önemsemektedir. Desteğini de vermektedir” diye konuşan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Halkımızı; sosyal, siyasal ve kültürel anlamda taleplerini gündeme getiren, bunlar için mücadele etmiş ve eden güç birliğini yalnız bırakmamalarını, ülkemizin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik krize karşı güç birliğini desteklemeye çağırıyorum.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Devrimci Güç Birliği proje tanıtımı yapacak

    Dersim Devrimci Güç Birliği proje tanıtımı yapacak

    PİRHA – Dersim Devrimci Güçbirliği bileşenleri, yerel yönetim anlayışı ve gelecek dönem planlarını paylaşacağı toplantı gerçekleştirecek.
    Dersim Devrimci Güçbirliği, yerel yönetim anlayışı ve gelecek dönem planlarına ilişkin toplantı yapacak. Toplantı, 15 Mart Cuma günü saat 11.00’de Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi’nde gerçekleşecek.
    PİRHA/DERSİM
  • Devrimci Güç Birliği’nden PSAKD Dersim Şubesi’ne ziyaret-VİDEO

    Devrimci Güç Birliği’nden PSAKD Dersim Şubesi’ne ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Dersim Devrimci Güç Birliği Merkez Belediye Eş Başkan adayları Nurşat Yeşil, Hıdır Demir ve beraberindeki partililer, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şubesi’ni ziyaret etti.

    Dersim Devrimci Güç Birliği Merkez Belediye Eş Başkan adayları Nurşat Yeşil, Hıdır Demir, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, PM Üyesi Nesimi Aday ve Dersim Devrimci Güç Birliği bileşenleri PSAKD Dersim Şubesi’ni ziyaret etti.

    Ziyarette Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticilerine ve üyelerine yönelik gözaltılara karşı birlik çağrısında bulunulurken adaylar Nurşat Yeşil ve Hıdır Demir, inanca, kültüre yapılan saldırılar karşısında Pir Sultan örgütlülüğüyle her zaman yan yana mücadele edeceklerini belirttiler.

    Ziyarette HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Sultan Abdal’ın nefesiyle selamlayarak dünyada hakikat makamının kurulması gerektiğini ifade etti.

    Ziyarette konuşan HDP PM üyesi Nesimi Aday, Ovacık’ta tutulan Xızır ceminde polislerin bulunması ve Tunceli Cemevi dedesi Mehmet Halis’in kayyumu Xızır’a benzetmesine tepki göstererek Dersim halkının bu asimilasyon politikalarına karşı boyun eğmeyeceğini belirterek bu politikalara karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Dersim Belediye Eş Başkan adayları rızalık aldı-VİDEO

    HDP Dersim Belediye Eş Başkan adayları rızalık aldı-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi Halklar ve İnançlar Komisyonu, Dersim’de bulunan Jare Gola Çeto Ziyaretgahı’nda Xızır lokmalarını pay etti. Lokmada HDP Dersim İl Örgütü ve çok sayıda yurttaş yer alırken Dersim Devrimci Güç Birliği Dersim Belediye Eş Başkan adayları Nurşat Yeşil ve Hıdır Demir, rızalık aldı. 

    Halkların Demokratik Partisi Halklar ve İnançlar Komisyonu Dersim Jare Gola Çeto Ziyaretgahı’nda Xızır lokması pay etti.

    Lokmaya komisyondan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, PM Üyesi Nesimi Aday, HDP Dersim İl Örgütü, belediye eş başkan adayları Nurşat Yeşil, Hıdır Demir ve çok sayıda can katıldı.

    Çılalar yakıldıktan sonra Baba Mansur Ocağı’ndan Pir Nesimi Genlik‘in gülbengiyle lokmalar pay edildi.

    Lokmada konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Dersim için Xızır hak, hakikat, adalet, keramet demektir. Burası adaletin, hakkın, hakikatin yurdudur. Dersim üzerinde bilinen bilinmeyen oyunlar oynansa da Dersim hakkın, hakikatin yurdudur. Dersim için Xızır dağdır, taştır, sudur, kuştur, çiçektir, insandır” dedi.

    “XIZIR’DAN RIZALIK ALMAYA GELDİLER”

    Bülbül, adaletin yaşamın vazgeçilmezi olduğunu, adaletin olmamasının zulüm olduğunu bilerek bütün insanların can cana olup bu karanlığa karşı birlikte hareket etmesi gerekir” diyerek belediye eş başkan adaylarının Xızır’dan rızalık almasına ilişkin şöyle konuştu:

    “Biz bir işe başlarken evden, yardan yarenden, komşudan, kainattan, kainatı var eden değerlerden rızalık alırız. Arkadaşlarımız da bir yürüyüşe başladılar; bir amaçları var Dersim’e, insanına, doğasına, şehrine hizmet etmek maksadıyla. Bu Xızır günlerinde buraya Xızır’dan, hazırdan rızalık almaya geldiler. Biz sizden razıyız diyoruz, yolunuz açık olsun diyoruz.”

    “JARE GOLA ÇETO’DA YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ BAŞLATIYORUZ”

    Dersim Devrimci Güç Birliği Merkez Belediye Eş Başkan adayı Nurşat Yeşil ise şunları kaydetti:

    “Zorlu bir sürece girdik. Bu sürece başlamadan önce biz kendi inancımızdan, doğamızdan esinlenerek rızalık almak istedik. İnancımıza, doğaya olan saygımızı bu şekilde göstermek istedik. Halkımızın yanımızda olduğunu her zaman biliyoruz. Bugün de burada bu yürüyüşümüzü başlatıyoruz.”

    Eş Başkan adayı Hıdır Demir, “Biz demokrasi mücadelesinin bir parçası olan yola girdik. Xızır, kültürümüzde dara düştüğünüz zaman o dardan kurtaracak bir güç.  Biz de Xızır gününde güçlü bir şekilde yola çıkmak ve halkımızın diline, kültürüne, inancına saygı duyarak burada bir start vermek istedik” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Özgür Aksın Meclisi: Kutsallarımızı yok edecek projelere yaşam hakkı tanımayacağız-VİDEO

    Munzur Özgür Aksın Meclisi: Kutsallarımızı yok edecek projelere yaşam hakkı tanımayacağız-VİDEO

    PİRHA- Munzur Özgür Aksın Meclisi Bileşenleri, Ovacık Gözeler’de inşa edilmek istenen cemevine ilişkin yaptığı açıklamada, Munzur’da cemevi yapılması halinde, yapılaşmanın önünün açılacağı belirtilerek bir an önce bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.

    Munzur Özgür Aksın Meclisi Bileşenleri, Munzur Gözeleri’nde yapılması planlanan cemevine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı okuyan Ovacık Belediye Başkanvekili Hasan Geçgil, “Munzur Gözeleri ve Munzur Milli Parkı başta olmak üzere vadilerimiz ve bir bütün olarak Dersim coğrafyası her geçen gün ekolojik tahribata maruz kalmaktadır. Yıllardır her yaz mevsiminde vadilerimizde çıkartılan orman yangınları, HES’lerle vadilerimizin sular altında bırakılmaya çalışılması, inancımızın doğayı kutsayan anlayışı görmezden gelinerek hazırlanan projelerle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    “Fırat Kalkınma Ajansı’nın hazırladığı Munzur Gözeleri Peyzaj Projesi, Munzur Gözeleri’nde meydana gelecek ekolojik tahribat görmezden gelinerek topluma danışılmadan ve inancımız dikkate alınmadan hazırlanan bir projedir” diye konuşan Geçgil, “Devletin istediği isimle mi inancımızı yaşayacağız, yoksa bin yıllardır kutsalımız olan Munzur Babayı mı koruyacak mıyız? Ocak ve ziyaretlerden başka kutsal saydığımız bir yer yoktur. Dersimliler olarak suyuna, toprağına ve yaşam alanlarına, tarihi kültürel ve sosyal değerlerimize sahip çıkacağız” diye belirtti.

    “KUTSALLARIMIZI RANT ALANI GİBİ KULLANAN ZİHNİYETİ İSTEMİYORUZ”

    DAD Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu ise “Her ne sebeple olursa olsun kutsallarımız olan ocak ve ziyaretgahlarımızın doğallığını bozan, rant alanı gibi kullanan zihniyeti kabul etmiyoruz. Hiçbir cemevi Munzur Baba’dan daha kutsal değildir. Cemevine karşı değiliz, yok edilmek istenen dilimiz, kültürümüz, inancımızdır. Dersim coğrafyasının dağı, ormanı, suyu bir bütün varlıkların hak olduğunu, hakkın yansıması olduğunu bilerek insan eliyle değiştirilip anlamında koparılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

    Tunceli Baro Başkanı Barış Yıldırım da kültür ve tabiat kanunlarına ve Anayasa’ya dikkat çekerek “Burada yapılaşmaya gidilmesi mümkün değil. Sit alanları bilimsel araştırmalar dışında insan etkileşimine kapalıdır. Burada insan etkileşimi olmaması için mevzuatta belirtilen önlemlerin alınması gerekiyor. Buranın dünya kültür mirası listesine kazandırılması için korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak gerek. Dünya kültür mirası listesine alınması için bu suyun korunması lazım. Çünkü bu su milli parkın temel kaynağı olduğu gibi, bu su kirletilirse yaban hayatı bütün olarak yok olur. Biz tüm kurumlarımızla birlikte bu süreci takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ZİYARETGAHLARIMIZDAN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Dersim Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Ali Haydar Ben, “Burada bulunan hiçbir kurum cemevine karşı değil. Munzur Gözeleri’ni etkilemeyecek bir alanda yapılmasına kimse karşı değil. Buraya dair hazırladığımız raporu paylaşacağız. Yaşam alanlarımızdan, ziyaretlerimizden elinizi çekin” dedi.

    Son olarak söz alan Emek Partisi İl Yöneticisi Hıdır Demir, “Suyun ticarileştirilip, kirletilmesi, inanca yönelik yürütülen bu politika ile inancımız devşirilmek istemektedir. Kapitalist mantığın ürünüdür. Halkımızın bundan arınması gerekiyor. Bizim kültürümüz, geçmişimiz ve geleneksel olarak ziyaretlerimizin kutsallığı bugüne kadar korunarak bizlere bırakılmıştır. Bizlerin de gelecek kuşaklara bu kültürel değerlerimizi aktarmamız gerekiyor” diye belirtti.

    DERSİM/PİRHA