Etiket: hınıs

  • Hınıs’ta aşureler paylaşıldı: Aleviler olmadan demokratik toplum olmaz-VİDEO

    Hınıs’ta aşureler paylaşıldı: Aleviler olmadan demokratik toplum olmaz-VİDEO

    PİRHA- Hınıs’ta aşure lokmasına katılan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Aleviler olmadan, bu ülkede yaşayan zenginlikler, farklılıklar olmadan barış da olmaz demokratik toplumda olmaz. Bu çağrı hepimize” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Erzurum Hınıs İlçe Örgütü, Yassı Matem orucun son bulmasıyla aşure lokmalarını paylaştı.

    Lokma paylaşımına Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, DBP Eş genel Başkan Yardımcısı Narin Gezgör, il- ilçe eş başkanları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    BEŞTAŞ: YALNIZ YAS DEĞİL BİR MÜCADELE GÜNÜ 

    Aşure lokmasında ilk olarak konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Kerbela’nın tarihsel önemine ve Alevilik inancındaki yerine vurgu yaparak, yalnız bir yas değil bir mücadele günü olduğunu söyledi. Aşurenin, farklılıkların bir zenginlik olarak kabul edilmesi için örnek olacak bir olgu olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “DEM Partinin, HDK’nin, DBP’nin bütün olarak hareketimizin, Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesinin temel felsefesidir bu mesele. Farklıyız ama eşitiz. Ama bir arada mücadele ediyoruz. Türk’ün Kürt’ün, Alevi’nin Sunni’nin, Hristiyan’ın insan olarak inançları ve kimliklerin bir arada yaşaması tıpkı bu aşure kazanı gibidir” dedi.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Meral Danış Beştaş, “Bu ülke çok acı yaşadı. Hepimiz çok bedel ödedik. Haksızlıklara, zulümlere maruz kaldık ve bu hala bitmiş değil. Ama silahsız, demokratik kanallarla, siyaset yoluyla herkesin sözünü söyleyebildiği bir toplum emin olun özgürlüğü de beraberinde getirecek” diye belirtti.

    UÇAR’DAN ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NA TEPKİ

    Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Alevi inancının Kerbela’dan bu yana değerlerine sahip çıktığını söyledi. Hala yezidin zihniyetini sürdürmek isteyenlerin olduğuna işaret eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu ülke Kürt’üyle, Türk’üyle, Alevi’siyle, Suni’siyle, Ermeni’siyle, Rum’uyla, Çerkez’iyle o kadar farklı zenginlikleri taşıyor ki. Hiçbir inancın kendisini yaşatması diğer inanca engel değil. Hiçbir inancın üstünde yeni bir inanç inşa edilemez” dedi.

    Cemevlerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca kurulun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanmak istenmesine tepki Gösteren Çiğdem Kılıçgün Uçar, Aleviliğin nasıl asimile edileceğinin hesaplandığına dikkat çekti.

    “ALEVİLER OLMADAN BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM OLMAZ”

    “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na işaret eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu çağrı hepimize. Bu çağrı, bu ülkede yeniden, yeni bir yaşamı, özgür bir yaşamı hep birlikte inşa edebilme fırsatı. Alevi, Hristiyan, Türk, Kürt, Çerkez herkes buna kulak kabartmalı. Çünkü o çağrı bir günde yapılan nbir çağrı değil. Bu ülkede direnen halkların sesi olan bir çağrı. Bu ülkede eşit yaşamın mümkün olduğuna inananların çağrısı. Bizde diyoruz ki: Aleviler olmadan bu ülkede yaşayan zenginlikler, farklılıklar olmadan barış da olmaz demokratik toplumda olmaz. Bu çağrı hepimize” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından Kureyşan Ocağı Pirlerinden Hüseyin Güzel de Kerbela olayının tarihselliğine dikkat çekti. Pir Güzelgül’ün verdiği gülbengler sonrasında aşure lokması pay edildi.

    PİRHA/ERZURUM

  • Hınıs’ta arazilere el koymak isteyen saldırganlar tarafından yaralanan Yusuf Bingöl yaşamını yitirdi-VİDEO

    Hınıs’ta arazilere el koymak isteyen saldırganlar tarafından yaralanan Yusuf Bingöl yaşamını yitirdi-VİDEO

    PİRHA- Erzurum Hınıs’a bağlı Güzeldere köyünün arazilerinin farklı köylerden gelenler tarafından kullanılmasına karşı çıktığı için saldırıya uğrayarak ağır yaralanan Yusuf Bingöl, tedavi gördüğü Erzurum Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

    Güzeldere köyünün yıllardır yayla olarak kullandığı arazilerin farklı köyden gelen bir grup tarafından kullanılmak istenmesi sonrasında Hınıs merkezde bulunan iki kardeş saldırıya uğrayarak ağır yaralanmıştı. Yaralanan Yusuf Bingöl, tedavi gördüğü Erzurum Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

    Güzeldere köyünde yaşayan yurttaşlar, bir araya gelerek yaşanan zulmü kınadıklarını belirterek Yusuf Bingöl’ün ölümüne sebep olanlara tepki gösterdi.

    PİRHA/ERZURUM

    İLGİLİ HABERLER:

    Hınıs Güzeldere köyünde arazilere el koymak isteyen saldırganlar, iki kardeşi ağır yaraladı-VİDEO

  • Hınıs Güzeldere köyünde arazilere el koymak isteyen saldırganlar, iki kardeşi ağır yaraladı-VİDEO

    Hınıs Güzeldere köyünde arazilere el koymak isteyen saldırganlar, iki kardeşi ağır yaraladı-VİDEO

    PİRHA- Erzurum Hınıs’a bağlı Güzeldere köyünün arazilerinin farklı köylerden gelenler tarafından kullanılmasına karşı çıkan iki kardeş saldırıya uğrayarak ağır yaralandı. Saldırıyı kınayan Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu, 14 Haziran saat 11.00’de Hınıs merkezde basın açıklaması yapacak.

    Güzeldere köyünün yıllardır yayla olarak kullandığı arazilerin farklı köyden gelen bir grup tarafından kullanılmak istenmesi sonrasında Hınıs merkezde bulunan iki kardeş  saldırıya uğrayarak ağır yaralandı.

    Saldırı sonrasında Hınıs’a giden Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu yöneticileri yaralanan yurttaşların ailelerini ziyaret etti.

    Konuya ilişkin açıklamaya yapan Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu yaşanan saldırıyı kınayarak, “Aradaki sorun ne olursa olsun bunun karşılığı bir insanı öldüresiye dövmek olmamalıdır. Yaşanan bu vahim ve üzüntülü olayın takipçisi olacağız, gerekli tüm anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız” dedi.

    “TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    Hınıs’ta meydana gelen bir olaydan dolayı çok büyük üzüntü duyduk. Çağdaş Erzurum Hınıs Tekman Köy Dernekleri Federasyonu olarak  Güzeldere köyünden bir ağabey ve kardeşi orada kendini bilmeyen zorba ve eşkıya zihniyet tarafından dövülerek linç girişiminde bulunulmuş.

    Yüz yıllardır aynı coğrafyada yaşayan halklar olarak sebebi ne olursa olsun bir insanın başka bir insana yaptığı bu zulmü asla doğru bulmuyoruz ve onaylamıyoruz. Sistem tarafından zaten ötekileştirilen bizler ve aynı coğrafyada siyasi olarak buna tabi olan ezilen Kürt halklarının da bunu kabul etmediğini biliyoruz. Öyleyse geçen sene ve bu sene olmakla beraber paylaşılamayan ne ise niçin ortak aklın kullanılmadığı konuşulmadığı, bu insanlarımız niçin şiddete maruz kalıyor. Mülkü amirlerin, kaymakamlığın, ilçe emniyetin bununla ilgili gerekli yaptırımları niçin yapmadığını bilmek istiyoruz.

    Tarafımız adalet ve Türkiye Cumhuriyeti anayasası ise buna güçlü olan ve güçsüz olan değil tüm mülkü amirlerimizin ve hepimizin tek tarafı anayasal yükümlülüklerimizdir. Aradaki sorun ne olursa olsun bunun karşılığı bir insanı öldüresiye dövmek olmamalıdır. Yaşanan bu vahim ve üzüntülü olayın takipçisi olduğumuzu, gerekli tüm anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Ağır yaralanan ağabey ve kardeşimize geçmiş olsun diyor bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz.”

    14 HAZİRAN’DA HINIS’TA AÇIKLAMA YAPILACAK

    Yaşanan saldırıyı kınayan Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu, 14 Haziran saat 11.00’de Hınıs merkezde basın açıklaması gerçekleştireceklerini duyurarak, “Hınıs merkezde 14 Haziran saat 11.00’de tüm kurumları, partileri yapacağımız basın açıklamasına bekliyoruz. Kamuoyuna ve tüm köy ve üyelerimize bildiririz” dedi.

    PİRHA/ERZURUM

     

  • Erzurum Hınıs’ta coşkulu miting-VİDEO

    Erzurum Hınıs’ta coşkulu miting-VİDEO

    PİRHA- Erzurum Hınıs’ta binlerce kişinin katıldığı mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 14 Mayıs’a kadar gece gündüz demeden kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla, Kürt’üyle, Alevi’siyle kapı kapı dolaşacaklarını vurguladı.

    Yeşil Sol Parti, Erzurum’un Hınıs ilçesinde binlerce kişinin katılımıyla miting düzenledi. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan mitingde binler, uzun bir süre sahneden çalan ezgiler eşliğinde halaya durdu.
    Yaşadığı trafik kazası nedeniyle mitinge katılamayan Yeşil Sol Parti Erzirom Milletvekili adayı Meral Danış Beştaş, mitinge canlı yayınla bağlanarak, Erzurum’da en yakın zamanda seçim çalışmalarına başlayacağını söyledi.

    Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili adayı Sırrı Sakık, özgürlük için alanlarda olacaklarını ifade ederek, alanda bulunan polislere Yeşil Sol Parti’ye oy vermeye davet etti.

    “İmralı’daki tecridin kapısını kıracağız” diyen Sakık, “Cezaevindeki arkadaşlarımız başta olmak üzere on binlerce arkadaşımız özgür olacak. Kürtler bu topraklarda artık savaş, çatışma ve kavga değil, müzakere istiyorlar. Bu topraklarda Kürt, Türk kimsenin ölmeyeceği bir iklim yaratmak istiyoruz” dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da, kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla, Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle öteki olanlar, baskıya ve şiddete maruz kalanların kararını verdiğini dile getirerek, “Yeşil Sol’u 100’ün üzerinde vekille parlamentoya gönderecek” ifadelerini kullandı.

    14 Mayıs’a kadar gece gündüz demeden kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla, Kürt’üyle, Alevi’siyle kapı kapı dolaşacaklarını vurgulayan Buldan, “Her eli tutacağız, her yüreğe dokunacağız ve herkesi ikna edeceğiz. Yeşil Sol’u tanımayanlara, Yeşil Sol’u anlatacağız. Bu zulmün, bu barbarlığın, Tek Adam rejiminin bitmesi için, Ali Rıza amcanın (Sur’da yaşamını yitiren oğlu Hakan Arslan’ın kemiklerini bir torbada teslim alan baba) cenaze hakkı için, Erzurum kendi iradesine sahip çıkacak. Türkiye’nin her yerinde barış rüzgarları, demokrasi rüzgarları, bu ülkeye refahın gelmesi için insanların başlattığı, soluduğu bu hava parlamentoya yerleşecek” şeklinde konuştu.

    Miting çekilen halaylarla sona erdi.

    PİRHA/ERZURUM

  • Erdoğan’ın toplu açılışını yapacağı cemevlerinden biri de Hınıs Başköy’de inşa ediliyor

    Erdoğan’ın toplu açılışını yapacağı cemevlerinden biri de Hınıs Başköy’de inşa ediliyor

    PİRHA- Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından Hınıs ilçesine bağlı Başköy Mahallesi’nde inşa edilecek cemevinin temeli atıldı. Başköy Cemevinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açılacak 8 cemevinden biri olduğu belirtildi. Temel atma töreninde ABF önceki dönem genel başkanı Hüseyin Güzelgül gülbenk okudu. 

    Bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen AKP hükümeti, bu kez de Erzurum Büyükşehir Belediyesi aracılığıyla Hınıs’ta cemevi inşa etmeyi planlıyor.

    Kültür ve Turizm bakanlıkları koordinasyonunda başlatılan “Milli Birlik ve Beraberlik” başlıklı çalışma kapsamında açılacak 8 cemevinden birinin de Hınıs’ta inşa edilecek Başköy Cemevi olacağı duyuruldu.

    Açılışa Erzurum Valisi, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı, Hınıs Kaymakamı ve Hınıs Belediye Başkanı’nın yoğun ilgisi göze çarptı.

    Vali Okay Memiş, cemevlerinin eksikliklerin tek tek tespit edildiğini ve bunların da kısa sürede tamamlanacağını ifade ederek. “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yaklaşık 7 cemevi toplu açılışı eylül sonunda yapılacak ve bir tanesi Erzurum’da. Toplu açılışa Erzurum’da dahil edildi, hayırlı uğurlu olsun” dedi.

    Erzurum Hınıs’taki cemevi temel atma törenine Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) önceki dönem genel başkanı Hüseyin Güzelgül katılarak gulbang okudu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bülbül’den Erdoğan’a: Alevilerin bir talebini karşıla ve de ki ‘Cemevi ibadethanedir’-VİDEO

    Bülbül’den Erdoğan’a: Alevilerin bir talebini karşıla ve de ki ‘Cemevi ibadethanedir’-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı Kampanyası dahilinde Hınıslı yurttaşlarla bir araya geldi. Bülbül yaptığı konuşmada iktidarı eleştirerek, “Erdoğan, ‘Alevilerin 8700 talebini aldık’ diyor. 8700 talebe gerek yok. Bir tanesini karşıla ve de ki ‘cemevi ibadethanedir’. Hadi Hodri meydan” dedi.

    Erzurum’un Hınıs ilçesine bağlı Dikili (Kilisedere) ve Kosan köylerinde ‘Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı Kampanyası’ nın detayları anlatıldı.

    Yapılan köy ziyaretlerine HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, DBP PM üyesi Abdurrahman Sever, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Karaçoban Belediyesi Eşbaşkanları ile HDP il ve ilçe yöneticileri katıldı.

    “TAYYİP ERDOĞAN’IN POLİTİKASI SAHTEDİR”

    Milletvekili Kemal Bülbül, yurttaşlara yaptığı konuşmada Alevi köylerine hizmet götürülmediğini belirterek, “Hepimiz yaralıyız. Neyin yarası? Ötekileştirmenin yarası, hizmet alamamanın yarası, tehdit almanın yarası, yoksulluğun, Alevilik nedeniyle tehdit ve şantaja maruz kalmanın, köylü olmanın yarası” dedi.

    Kemal Bülbül, “Bunlar sahtekar, günahkardır” diyerek AKP-MHP iktidarını şu sözlerle eleştirdi:

    “Toz topraktan geçilmiyor, köye bir hizmet yok, ondan sonra çıkıp ‘cemevinde siyaset olmaz’ diyorlar. Cemevinde siyaset olur ama cemevinde siyaset hakikat üzerinden olur. Aleviler, Kürt halkı ile sosyal demokratlar, sosyalistler, kadınlar, emekçiler, gençler, işsizler, yoksullarla beraber olursa haklarını da, kazanır daha eşit bir yaşama da sahip olurlar.
    Köylüde hayvancılık, üretim tükenmiş. Köyün yolu yok, işsizlik var, sağlık sorunu var. Peki ne olacak bu? Bunun çözümü için şöyle denebilir; bir kereliğine demişseniz bundan vazgeçin. ‘Bize şu hizmet gelecekti, bundan dolayı falan…’ Devlet olmanın ciddiyeti hizmeti şarta, oya bağlamakla olmaz. ‘Sen cici vatandaş olursan ben sana hizmet ederim. Olmazsan etmem’ gibi bir şeyle değil.

    “BİZ MAZLUMUZ”

    Biz kimseye zarar vermedik, vermeyiz de. Kimseyi tehdit edip, yolunu, suyunu, tarlasını yağmalayıp, hırsızlık da yapmadık. Ama hırsızlığa maruz kaldık. Ama köyümüz tehdit edildi. Katliama tabi tutulduk. Biz mazlumuz. Mazlumun talebi ibadet gibidir. Onurlu bir devlet olsa mazlumun yolunu ne yapar eder yapar ama onur yok.
    Bütçe yapılırken Alevilerden, Sünnilerden, bütün herkesten vergi alınıyor, peki bu vergiyi alırken şöyle deniyor mu ‘Sen Alevisin. Sen vergi verme’ deniliyor mu? Hayır. Peki bu vergiler tekrar geri gelirken ‘Sizin cemevine ihtiyacınız var. Size vergiden yardım yapacağız, yolunuz toprak; yolunuzu yapacağız’ deniyor mu? Denilmiyor. Bu muaviye soylu sahtekar siyaset, şöyle yapar; gelir der ki ‘Bize oy verin, size şunu vereceğiz.’

    “BUNLAR, HAKİKATE, ADALETE KARŞI SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    Tayyip Erdoğan’ın politikası sahtedir. Bunlar sahtekar, günahkardır. Hakikate, adalete karşı suç işlemiştir bunlar. Kürt halkına, Alevi toplumuna, kadına, gençliğe karşı suç işlemiştir bunlar. Biz gittiğimiz yerde ‘Gelin hepiniz HDP’ye oy verin’ demiyoruz. Biz hakikati, yani daha büyük bir şey anlatıyoruz. O hakikat içerisinden aklınıza uyanı seçer alırsınız.
    Yas-ı Kerbela orucu yeni bitti. Recep Tayyip Erdoğan Ankara’da Hüseyin Gazi Cemevine ve Hacıbektaş’a gitti. Hacıbektaş’tan tek bir kişi dahi katılmamış. Çevre illerden insanlar getirildi ve onlara hitap etti. Süleyman Soylu’nun adamları sizlere de gelmiştir. Sizler, cemevinin statüsünün kabul edilmesini istemişsinizdir ancak Tayyip Erdoğan, Hacıbektaş’ta diyor ki ‘Alevilerin bilmem kaç tane talebini aldık. Yedi bin bilmem kaç tanesini karşıladık. 8700 talebe gerek yok. Bir tanesini karşıla ve de ki ‘cemevi ibadethanedir.’ Hadi Hodri meydan. 8700’e gerek yok. İşte burada bir sahtekarlık var. Alevi fişlenmiştir. Ağzımızla kuş tutsak biz Aleviyiz ve suçluyuz!”

    PİRHA/ERZURUM

  • Hınıs’ta aşure lokmasına katılan Bülbül’den hükümete: Sen kiminle dans ediyorsun?’-VİDEO

    Hınıs’ta aşure lokmasına katılan Bülbül’den hükümete: Sen kiminle dans ediyorsun?’-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri ile Berlin Hınıslılar Derneği, Hınıs’ta aşure lokması dağıttı. Burada bir konuşma yapan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, AKP’nin Alevi sorununa yaklaşımını eleştirerek, “Senin karşında Şah Hüseyin’in, Kerbela’nın torunları var. Senin karşında Seyit Rıza’nın, Pir Sultan’ın, Hallac-ı Mansur’un torunları var. Sen kiminle dans ediyorsun?” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri ve Berlin Hınıslılar Derneği, Erzurum’un Hınıs ilçesinde Aşure lokması dağıttı. Cumhuriyet Meydanı’nda pay edilen aşure programına HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, DBP PM üyesi Abdurrahman Sever, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Karaçoban Belediyesi Eşbaşkanları ile HDP il ve ilçe yöneticileri katıldı.

    “SEN KİMİNLE DANS EDİYORSUN?”

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, aşurelerin dağıtılmasının ardından konuşma yaparak, AKP’nin, Alevi sorununa yaklaşımını eleştirdi. Milletvekili Bülbül, “Bu hükümet bekliyor ki Aleviler ‘Cemevimizin kapısı kırık, bize aşure lazım’ desin. Senin karşında Şah Hüseyin’in, Kerbela’nın torunları var. Senin karşında Seyit Rıza’nın, Pir Sultan’ın, Hallac-ı Mansur’un torunları var. Sen kiminle dans ediyorsun?” diye konuştu.

    “ÇAĞDAŞ YEZİD’İN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Kemal Bülbül, AKP iktidarında sona gelindiğini ifade ederek konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Bu sahtekar politikalara inanmayın. AKP bitti. Ekonomik olarak, dış politika, kadın politikasında, gençlik politikasında bitti. Esnafları ekmeğe muhtaç etti. Siftah etmeden eve giden esnaf var. Şimdi hala gelip insanlara ‘kurtarırsa AKP kurtarır’ deniliyor. Batırırsa AKP batırır, kurtarırsa biz kurtarırız. Başka bir yolu yok bunun. 20 senedir bunlara uluslararası güçler destek verdi. Avrupa Birliği, Amerika, Rusya, İran destek verdi ama yapamadılar. Neden? Çünkü Kürt’e, Aleviye, kadına, gençliğe, esnafa, hak isteyene düşman. Böyle bir politika olmaz. Bunlar teşhir oldular.
    Burada Şeyh Said’in torunları da var biliyorum. Ben Seyit Rıza’nın torunu olarak diyorum ki gelin beraber eşitliği özgürlüğü sağlayalım. Tarihimize, dilimize, kültürümüze, coğrafyamıza, Türkiye’nin tamamına sahip çıkalım. Türkiye’yi bölmek parçalamak isteyen AKP-MHP politikasıdır. Dolayısıyla biz burada Yas-ı Kerbela lokması, aşure lokması dağıtmak için toplandık. Şahı Merdan Ali’ye dediler ki ‘Devletin dini var mıdır?’ O da ‘Vardır’ dedi. ‘Devletin dini adalettir’ dedi. Peki şimdi soruyoruz; AKP devletinin dini adalet midir? Sahtekar, dindarcılık, sahte dincilik… O zaman Şahı Merdan Ali’nin dediği tanıma uymuyor. Şahı Merdan Ali, ‘Zulmün önünde diz çökmeyin’ dedi. Hüseyin, Yezid’in önünde diz çökmedi. Biz Hüseyin-i’yiz. Biz Zeynep-i’yiz. Çağdaş Yezid’in önünde diz çökmeyeceğiz.”

    PİRHA/ERZURUM

  • Ekonomik kriz, Erzurum’da Alevi köylerindeki göçü arttırdı!

    Ekonomik kriz, Erzurum’da Alevi köylerindeki göçü arttırdı!

    PİRHA – PSAKD Hınıs Şube Başkanı Yaşar Çelik, süregiden ekonomik kriz nedeniyle Alevi köylerinin hızla göç verdiğine işaret etti. Çelik, Hınıs ilçesindeki 38 Alevi köyünün yarısında  iki ya da üç ev kaldığını belirterek “Nüfus az olunca eskisi gibi inanç ritüellerimizi de gerçekleştiremiyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Hınıs Şube Başkanı Yaşar Çelik, ekonomik krizin köylülere olan yansımasına dikkat çekti.

    Yaşar Çelik, yöre insanının geçim kaynağı olan hayvancılığın bitme noktasına geldiğini belirterek “Örneğin bir torba yem, önceki yıllara kıyasla iki katı fiyatına yükseldi. Artık hayvanlar da para etmiyor. Durum öyle bir hale geldi ki köylüler süt hayvanlarını dahi kesime gönderiyor” dedi.

    KÖYLÜLER, MERALARI DA KULLANAMAZ HALE GELDİ!

    Artık köylerde süt üretiminin yapılmadığına işaret eden Yaşar Çelik, devletin çiftçi politikasını da eleştirdi. Çelik, “İnsanların büyük kısmı devletin üç ayda bir verdiği 350 liralık destek için kuyruklara giriyor” diyerek şu aktarımda bulundu:
    “Artık meralarımız da yetersiz kalıyor. Merası olan köylerdeki araziler devlet tarafından kiraya veriliyor. Urfa, Diyarbakır ya da başka illerden gelenler ihaleye çıkarılan bu meraları alıp kullanabiliyor. Yaklaşık 4 yıldır devlet, meraları bu şekilde kiralıyor. Bu sebeple köyümüz çok göç veriyor.”

    EKONOMİK KRİZ, KÖYLÜYÜ GÖÇE ZORLADI!

    Yaşar Çelik, ekonomik krizin derinleşmesi sebebiyle köylerin boşaldığına da vurgu yaptı. “Özellikle bu sene çok giden oldu” diyen Çelik, şunları söyledi:

    “Hınıs ilçesinden yaklaşık bin gencimizin dış ülkelere kaçak yollarla gitti. Göç durumu her zaman vardı ancak 2015 yılından sonra bu daha da hızlandı. Hınıs’ta 38 Alevi köyü var. Bunun yaklaşık 15 köyünde ancak 2-3 ev mevcut. Nüfus az olunca eskisi gibi inanç ritüellerimizi de gerçekleştiremiyoruz. Örneğin cem yapamıyoruz. Pirlerimiz de nadiren köye uğruyor.”

    Eren GÜVEN/ERZURUM

  • DAD ve Avrupa Hınıs Derneği, Erzurum’da aşure lokmalarını paylaştırdı-VİDEO

    DAD ve Avrupa Hınıs Derneği, Erzurum’da aşure lokmalarını paylaştırdı-VİDEO

    PİRHA-Erzurum’un Hınıs ilçesinin Kosan Köyü Seyit Nesemi Cemevinde, Demokratik Alevi Dernekleri ve Avrupa Hınıs Derneği aşure lokmalarını pay etti.

    Muharrem Orucunun sona ermesiyle birlikte Türkiye’nin pek çok yerinde cemevlerinde aşure yapılıyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri ve Avrupa Hınıs Derneği, Erzurum’un Hınıs ilçesinin Kosan Köyü Seyit Nesimi Cemevinde, Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fadime Sertkaya’nın verdiği gülbengden sonra aşure lokmaları paylaştırıldı.

    Aşure lokmasına DAD Genel Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, Hınıs HDP İlçe Eş Başkanı Yılmaz Gülçiçek ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    PİRHA/ERZURUM

  • Hınıs’ta tek kadın muhtar; ‘Artık zincirleri kıralım, kadın hakları her yerde olsun’-VİDEO

    Hınıs’ta tek kadın muhtar; ‘Artık zincirleri kıralım, kadın hakları her yerde olsun’-VİDEO

    PİRHA-Reyhan Akdeniz, Erzurum’un Hınıs ilçesinin tek kadın muhtarı. Güzeldere Köyü’nün muhtarı olan Akdeniz, “Kadınlar muhtarlığa istekli değil. Kadın muhtarların eksik olduğunu gördüm. Artık bu zincirleri kıralım, kadın hakları her yerde olsun, her yere el uzansın” dedi. Akdeniz köylerinde eksiklerin olduğunu, cemevi olmadığını da sözlerine ekledi. 

    Reyhan Akdeniz, Erzurum’un Hınıs ilçesinin tek kadın muhtarı. Muhtar olduktan sonra yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    Güzeldere Köyü’nde ikamet eden Akdeniz, kendisine yönelik herhangi bir tepkinin olmadığını ifade ederken, “Bir kadın için güzel ve gurur verici bir durum. Hiçbir yerden tepki almadım. Gereken yerlere rahatlıkla gidebiliyorum. Derdimi rahatlıkla ifade ediyorum. Yeni çevrelerle tanışıyorsunuz, kendinizi geliştiriyorsunuz” diye konuştu.

    “KADIN MUHTARLARIN EKSİK OLDUĞUNU GÖRDÜM, ZİNCİRLERİ KIRALIM”

    Erzurum’da kadın muhtarların eksik olduğunu söyleyen Akdeniz, şunları söyledi:

    “Kadınlar muhtarlığa istekli değil. Kadın muhtarların eksik olduğunu gördüm. Bazı yerlerde kadın muhtarların olduğunu görüyorduk; bizde de muhtar çıksın, Erzurum’da da gelişme olsun istedim. Artık bu zincirleri kıralım, kadın hakları her yerde olsun, her yere el uzansın. Her zaman kadınlar üstün gelecektir, kendilerini savunacaklar ve inşallah daha güzel günlere gidecekler.“

    “KÖYÜMÜZDE CEMEVİMİZ YOK”

    Güzeldere köyünün eksikliklerine dair ise Akdeniz, “Köyün eksiklikleri tabi ki var. Cemevimiz yok. Yollarımız eksik; altyapımız yapıldı. Köyün içi parke olacak bu sene. Bizim köyde de hayvancılık yapan bir tek ben varım. Köy boşaldığı için, göç olduğu için köyde hayvancılık olmuyor” ifadelerini kullandı.

    Ali ŞEKER-Murat DEMİR/ PİRHA

  • ‘Dersim’de kadın, çocuk ve yaşlılar katledildi; sorumlular asla haklı çıkarılamaz’-VİDEO

    ‘Dersim’de kadın, çocuk ve yaşlılar katledildi; sorumlular asla haklı çıkarılamaz’-VİDEO

    PİRHA-Pir Seyfettin Elaldı, Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde yaptığı açıklama ile “Ayrı bir inanç, dil ve yaşam olması nedeni ile katledilen bu toplum için ‘vergi vermiyorlardı’ denilmekte. Şunu bilsinler ki Dersim o yıllarda diğer illerden farklı değildi. Öyle olsa dahi özellikle kadın, çocuk ve yaşlıların katledilmesi, sorumluları asla haklı çıkaramaz” ifadelerini kullandı.

    Baba Mansur Ocağı evlatlarından Pir Seyfettin Elaldı, on binlerce Alevinin öldürüldüğü Dersim Katliamı’nın 84. yılı sebebiyle açıklama yaptı.

    Katliamı yapanları kınayan Pir Elaldı, “Ayrı bir inanç, dil ve yaşam olması nedeniyle katledilen bu toplum için ‘vergi vermiyor, askere gitmiyorlar’ diye yazanlar şunu bilsinler ki Dersim o yıllarda diğer illerden farklı değildi. Öyle olsa dahi özellikle kadın, çocuk ve yaşlıların katledilmesi, sorumluları asla haklı çıkaramaz” dedi.

    “SUÇLARI; AYRI BİR İNANÇ VE DİLLERİ OLMASIYDI!”

    Pir Seyfettin Elaldı, katliamın en yoğun yapıldığı günün 4 Mayıs olduğunun altını çizerek döneme ait envanterlerin açığa çıkarılması gerektiğini belirtti. Seyfettin Elaldı, bölge halkı için yanlış bilgilerin yazıldığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Örnek olarak dedem Seyfa Pir, 4 yıl Osmanlı’ya, 2 yıl da Kuvayi Milliye’ye askerlik yaptığı halde kardeşi Kasım, Hınıs bölgesinde pirlik yaptığı ve can bağladığı için 1938 yılında Malazgirt’te kurşuna dizilir. Suçu ayrı bir inanç, ayrı dil, ayrı bir yaşam şekli olan bu topluma bunu reva gören zihniyet, her dönemde Alevilerin desteğine ihtiyaç duymuş, düze çıktığında ise Alevileri katletmeyi de geride bırakmamışlardır. Dersim Katliamı’nı kınıyor, katliama uğrayan ve ‘eşkıya’ olarak görülen canların itibarlarının iadesinin yapılmasını temenni ederim. Bu mazlum canların devirlerinin daim Hakk cemaline nail olmasını temenni ederim. Tüm canlara aşkı niyaz ile…”

  • ‘Hınıs’ta Alevi köyleri üzerinde AKP’nin baskısı var’-VİDEO

    ‘Hınıs’ta Alevi köyleri üzerinde AKP’nin baskısı var’-VİDEO

    PİRHA- Erzurum’un Hınıs ilçesinde seçim çalışmalarını sürdüren HDP Hınıs Belediyesi Eş Başkan Adayları Nurcan Felekoğlu ve Mehmet Bayraktar, köyleri gezerek evlere mihman oluyor ve halkın sorunlarını dinliyor. Eş başkan adaylarını olumlu karşılayan halk, kayyumun gitmesini istiyor.

    31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kala Türkiye’nin dört bir yanında adayların çalışmaları sürüyor. Bu yerel seçimde Erzurum’un Hınıs ilçesinde AKP ve HDP yarışıyor. Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Belediye Eş Başkan Adayı olan Nurcan Felekoğlu ile Mehmet Bayraktar, Erzurum’un zorlu kış koşullarına rağmen sürdürdükleri seçim çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.

    Eş başkan adayları Hınıs’ın köylerine gidip tek tek evlere mihman oluyor. Gittikleri yerlerde insanlar tarafından güzel bir şekilde karşılanan eş başkan adayları, insanların sorunlarını sıkıntılarını dinliyor.

    “İRADEMİZİ 31 MART’TA GÖSTERECEĞİZ”

    Bir Alevi kadın siyasetçi olan Nurcan Felekoğlu, seçim çalışmalarının iyi gittiğini ancak Alevi köyleri üzerinde AKP’nin baskısı olduğunu söyledi. Köylerdeki seçmenlerinden çok güzel tepkiler aldıklarını belirten Felekoğlu, “Kırılmış bir halk iradesi var. Bu halkın iradesini geri almak için elimizden geleni yapıyoruz. seçim çalışmalarımızı ona göre yürütüyoruz. Biraz da o korkuyu saldık içlerine herhalde. Dört bir yandan saldırıya geçtiler ki köylüler üzerinde ciddi baskılar kuruyorlar. O baskılara yenilmeyeceğiz. İrademizi sandıkta 31 Mart’ta göstereceğiz” şeklinde ifade etti.

    “KÖYLERİN YOLLARI BOZUK VE SU SIKINTISI VAR”

    Kapı kapı gezerek kadınların yüreklerine dokunduklarını dile getiren Felekoğlu, kadınların ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmelerinin psikolojilerini bozduğunu ve kadınları topluma kazandırmak için projelerinin olduğunu söyledi. Gençlerin başka illere gitmemeleri için projeler yapacaklarını, onlara iş alanları açacaklarını ifade eden Felekoğlu, Hınıs’ın köylerinin sorunlarına da değindi. Köylerinin hepsinin yollarının bozuk olduğunu ve ayrıca su bakımından zengin bir coğrafya olmasına rağmen su sıkıntısı yaşandığını vurgulayan Felekoğlu, AKP’nin 17 yıllık iktidarı boyunca bu bölgeye hizmet götürmediğini kaydetti. Felekoğlu, “Şu anda borç içinde bizim Hınıs’ımız. Hınıs’ımızın tarihi çok eski olmasına rağmen taş taş üstüne konulmamış. Biz de bugün diyoruz ki bir kadın eliyle Hınıs’ımızı tekrardan ele alacağız, kadınlarla beraber yöneteceğiz” dedi.

    “İYİ TEPKİLER ALIYORUZ”

    HDP’nin diğer Hınıs Belediye Eş Başkan Adayı Mehmet Bayraktar da Hınıs’ın tüm köylerine ulaştıklarını ve çok iyi tepkiler aldıklarını kaydetti. Hınıs’ta hala feodalite ve ağalık sisteminin kendini hissettirdiğini bu yüzden fazla gelişemediğini belirten Bayraktar, tarım ve hayvancılığın ağırlıklı olduğu Hınıs’ta bunu geliştirmeye yönelik çalışmalar yapacaklarını ifade etti. Bayraktar, ayrıca Hınıs’ta kayyumu göndererek ciddi bir oy artışı hedeflendiklerini de ekledi.

    “ALEVİLER ÖTEKİLEŞTİRİLİYOR”

    Mikrofon uzattığımız halk da kayyumdan memnun olmadıklarını belirtti.

    Hınıs’ta yaşayan Alevi bir genç ise Hınıs’ın Alevi köylerine hiç hizmet verilmediğini ve Alevilerin toplumda ötekileştirildiğini belirterek halkın iradesiyle oynandığını bu seçimlerde demokrasi istediklerini kaydetti.

    PİRHA/ERZURUM

     

  • Erzurum’daki Alevi köylerinde seçmenlikler düşürülmüş-VİDEO

    Erzurum’daki Alevi köylerinde seçmenlikler düşürülmüş-VİDEO

    PİRHA- “Her köyde 5 ile 10 arası oy silinmiş. Düşününki orada 39 tane Alevi köyü var. Ve kaç oy yapıyor?” Bu sözler Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticisi Gülizar Taşbilek Polat’a ait. Polat, bu konuda Hınıs Kaymakamı’nın yönlendirmesi olduğunu savundu.   

    Erzurum’un Hınıs ilçesi Hayran (Dikme) köyü sakinleri, Hınıs Kaymakamı Bülent Ay’ın, bölge oyları üzerinde oynadığını iddia etti. O bölgede 39 Alevi köyü olduğunu ve yıllardır köylerinde oy kullandıklarını dile getiren yurttaşlar her köyden 5 ila 10 arasında seçmenin silindiğini söylediler.

    HINIS KAYMAKAMI’NIN YÖNLENDİRMESİ!

    Hınıs kaymakamı ve jandarmanın, Hayran köy muhtarını yönlendirerek kışın köyde olmayan köylülerin seçmenliklerini iptal ettirdiği belirtildi. Köylüler kaymakam Bülent Ay’ın diğer Alevi köylerinde de aynı yöntemi uygulamaya soktuğunu iddia etti.

    Yazın İstanbul’da kışın köyde yaşayan anne babasının da seçmenliklerinin iptal edildiğini söyleyen eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticisi Gülizar Taşbilek Polat, ilçe seçim kuruluna başvurduklarını belirtti.

    Polat yaşanan süreci şöyle özetledi:

    “Oylar askıya alındıktan sonra haberim oldu. Kardeşim ile birlikte ilçe seçim kurulunu aradık durumumuzu belirttik. Bu insanlar köyde oy kullanıyor ve oyları siliniyor. Vatandaşın haberi yok. Nasıl böyle bir şey olabilir? Bize verdikleri yanıtta, ‘Dilekçe yazıp, buraya gelip başvurmanız gerekiyor. Ancak askıdan indiği için artık listeye de alamazsınız’ şeklinde oldu. Listeye alınmıyorsa gidip dilekçe vermenin bir anlamı da yok. Bunu yapanın peşini bırakmayacağım. Çünkü orada her köyde 5 ila 10 arasında oy silinmiş. Düşününki orada 39 tane Alevi köyü var. Ve kaç oy yapıyor? Bu büyük bir sorun.”

    “AKP’YE OY VERMEZSENİZ SİZE HİZMET YOK”

    AKP adına bölgede seçim çalışması yürüten Hınıs kaymakamı Bülent Ay’ın köylülere hitaben AKP’ye oy vermezseniz size hizmet yok dediğini belirten Polat, bir mülki idarecinin bu tarz bir söylemde bulunmasının kaygı verici olduğunu ve “O gün onu söyleyen kaymakam bugün de bunu yapar” diyerek tepki gösterdi.

    MUHTARLAR DAHA HASSAS OLMALI   

    Seçim hilelerinin önüne geçebilmek için muhtarların üzerine önemli sorumlulukların düştüğünü ifade eden Polat, muhtarların hassasiyetle hareket etmelerinin önemli olduğunu vurguladı.

    Polat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ama insanların oylarını silip haber vermeden haklarını elinden almak ne demek? Seçim arifesinde bu muhtarların yapabileceği ve düşünebileceği bir düşünce değil ve ben asla inanmıyorum. Çünkü kaymakamın yönlendirmesi ile olabilecek şeyler bunlar. Oyların hepsinin özellikle silindiğini düşünüyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu’ndan ‘Bir Mont Bir Bot’ kampanyası

    Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu’ndan ‘Bir Mont Bir Bot’ kampanyası

    PİRHA – Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu, Erzurum Tekman ve Hınıs ilçelerinde bulunan öğrenciler için ‘Bir Mont Bir Bot’ kampanyası düzenliyor. 

    İstanbul’da Erzurum Tekman ve Hınıs köylerinin bir araya gelerek oluşturduğu Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu, uzun yıllardır çalışmalarına devam ediyor. Federasyon olma sürecinden bu yana özellikle eğitim alanında önemli çalışmaları olan ÇEDF, köyde bulunan halkın sorunlarına da duyarsız kalmıyor.

    “ÇOCUKLAR ÜŞÜMESİN DİYE…”

    Bugün itibarı ile ‘Bir Mont Bir Bot’ kampanyası başlatan ÇEDF, Erzurum Tekman ve Hınıs İlçeleri’nde bulunan 7-15 yaş arası çocuklara destek verecek. Kışın çetin geçtiği ilçelerde çocuklar üşümesin diye kampanyaya destek olma çağrısında bulundu. ÇEDF Yönetim kurulu kampanya için şu mesajı paylaştı:

    “İnsanın insanı sevmesinden sonra yapılan en güzel eylemdir yardım etmek.’’ Çocuklar üşümesin diye… Erzurum Hınıs-Tekman’da taşımalı ve yatılı öğrenim gören 7-15 yaş çocuklarımız için başlatılan ”1 Mont 1 Bot” kampanyamıza desteklerinizi bekleriz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Bu ziyaretin ormanına asırlardır dokunulmuyor – VİDEO

    Bu ziyaretin ormanına asırlardır dokunulmuyor – VİDEO

    PİRHA – Erzurum’un Hınıs İlçesi’ne bağlı olan Mirseyit Köyü’nde 500 yıllık bir geçmişinin olduğu tahmin edilen Beş Kardeşler (Seyide Biyoke) ziyaretine yaz aylarında yüzlerce insan niyaz oluyor. Ziyaretin tarihini Mırseyit Köylü (Tanır Köyü) olan Haydar Akarsu’dan dinliyoruz.

    HABERİN VİDEOSU

    Erzurum’un Hınıs İlçesine bağlı bulunan Mirseyit Köyü’ne yolunuz düşerse 500 yıllık tarihi geçmişi olan ve yaz aylarında yüzlerce insanın niyaz ettiği Seyide Biyoke ziyaretini ziyaret etmeyi unutmayın.

    Seyide Biyoke ziyareti köyün biraz dışında bulunan büyükçe bir tepenin üstünde bulunuyor. Ziyaretin etrafı ormanla kaplı. Mirseyit Köyü’nde yaşayanlar başta olmak üzere çevre köylerden gelenler kutsal kabul ettikleri için ziyaretin üzerindeki ve çevresindeki ağaçlardan bir dal dahi koparmıyorlar. Ormanda bulunan ağaçların kaç yıllık olduğu bilinmezken, kuruyan ağaçların dallarının dahi ormanın içinde hiç dokunulmadan öylesine durması da ayrıca buraya atfedilen kutsallığın ne kadar derin olduğuna işaret ediyor.

    “SEYİDE BİYOKE’YE YÜRÜYEREK GİDİLİR”

    Yaz aylarında yüzlerce insanın gidip kurban kestiği, dua ettiği Seyide Biyoke’nin kendisine inananları mahçup etmediğine, muradını yerine getirdiğine dair yaygın bir inanç var.
    Ziyarete giden yol engebeli ve her aracın çıkma imkanı yok. Araç olsa dahi bölgede yaşayan yaşlı kadın ve erkekler muratları gerçekleşsin diye çoğu zaman bu dik yokuşu yalın ayak yürüyerek, bir tür çile çekerek çıkıyorlar. Ziyarette gelenlerin rahat oturabilecekleri, yemeklerini yapacakları birkaç odadan oluşan bir mekan da yapılmış.

    Mirseyit Ziyareti’ne giden 1959 doğumlu Haydar Akarsu ziyaret hakkında bildiklerini PİRHA’ya anlatıyor.

    Tanır köylü olduğunu ve yıllar önce göç edip İstanbu’a gittiğini söyleyen Akarsu, Seyide Biyoke ziyareti’nin kendileri için çok büyük değer olduğunu kaydetti.

    “BU ZİYARETE DUYULAN İNANÇTAN ÖTÜRÜ TEK BİR AĞAÇ KESİLMEZ”

    55 yaşında olan Haydar Akarsu, köylerinin en az 350-400 yılık bir tarihinin olduğunu ifade ediyor. Babası ve dedesinin söylemine dayanarak ziyaretin ve üzerindeki ağaçların da köyün tarihi kadar eski olduğunu belirtiyor. Akarsu, köyün ve ziyaretin bir tarihçesinin olduğunu fakat kaleme alınmadığını, kendilerine ataları tarafından sözlü olarak aktarıldığını söyledi.

    Köyün kuruluşundan bu yana var olan ziyarete ilişkin anlatıların da nesilden nesile aktarıldığını, inanç dünyalarında bu ziyaretin yerinin çok önemli olduğunu bu nedenle herkesin buraya çok saygıyla değer verdiğini belirtiyor. Akarsu, “Bakın buradaki ağaçların kaç yıllık olduğunu bilemezsiniz. Buraya duyulan inançtan dolayı tek bir ağacın dalını bile kimse götüremiyor” diye özetliyor.

    “BEŞ KARDEŞİN EN BÜYÜĞÜ SEYİDE BİYOKE”

    Akarsu, Seyide Biyoke ziyaretine gelenlerin temiz kalple diledikleri dileklerinin kabul edildiğini belirterek, ziyaret hakkında bildiklerini şöyle anlatıyor:

    “Bu civardaki ziyaretler ‘beş şehit kardeşler’ olarak anılıyor. Bu ziyaretin dışında tabi diğer dört ziyarete de gidiliyor. Ama bizimkiler bu türbenin kendi ormanından, ağacından alınmasına izin vermediği için bunu beş kardeşlerin içinde en büyük kardeş olarak görmüşlerdir, insanlar bu gerçekleri gördüğünden dolayı buraya akın akın geliyorlar. Özellikle Alevilerin beş kardeşler arasında en çok rağbet ettikleri yer burası. Biri de bir, bini de bir” diye konuştu.

    Haydar Akarsu, Mirseyit Derneği olarak her yıl Seyide Biyoke festivalini düzenlediklerini de ekliyor ifadelerine.

    Yaz aylarında gerçekleşen festivale büyük şehirlerden, Avrupa’dan memleket hasreti çeken yüzlerce insanın geldiğini, gelenlerin birçoğunun ziyarete gidip kurban kestiğini belirtiyor. Ayrıca bu döneme denk gelen geniş katılımlı cemlerin yapıldığını ifade ediyor. Bu yıl  6’ncısı yapılan Seyide Biyoke Festivali’nin bir engel olmazsa bundan sonra da yapılacağına dair umudunu da dile getiriyor.

    Semra ACAR-Sevim KAHRAMAN/ERZURUM

  • 400 yıldır niyaz edilen ağacın kerameti-VİDEO

    400 yıldır niyaz edilen ağacın kerameti-VİDEO

    PİRHA – Erzurum Hınıs’ta Kazacı Köyün’nde yaşayan Haydar Erdemir’i sabah güneş doğarken köyde bulunan Jiyara Qazanciye (Kazacı Ziyareti) ziyaret edip dua ederken görüntülüyoruz. Erdemir, köyde bulunan ziyaretin tarihini anlatıp, eskiden başka köylerden gelen pirlerin ziyarette cem yaptıklarını söyledi.

    Haberin Videosu

    Erzurum’un Hınıs ilçesine bağlı bulunan 400 yılık Kazancı Köyü’nde özellikle yaz aylarında yüzlerce insanın gelip niyaz olduğu, kurbanlarını kestiği ve lokmalarını dağıttığı Kazancı Ziyareti’nin (Jiyara Qazanciye) tarihine ve inanca dair Haydar Erdemir PİRHA’ya konuştu.

    Sabahın erken saatlerinde güneşin ilk ışıklarını vurduğu ziyarete yola düşen Haydar Erdemir’i kameramız görüntülüyor. Haydar Erdemir ziyarete giderken önce niyaz olup konu komşusu için iyi dileklerde bulunup dua ediyor.

    “DEDELERİMİZ DERSİM’DEN GELME”

    Köylerinin 400 yıllık bir tarihinin olduğunu ve dedelerinin Dersim’den gelip yakınlarında bulunan Sıldız Köyü’ne yerleştiğini oradanda ayrılıp Kazancı köyüne yerleştiklerini söyleyen Haydar Erdemir, ziyaretin tarihini şöyle anlatıyor:

    “Ahmet isminde biri mülkiyete sahip olurken bu ağacı kesmek istemiş. Adam, ‘ağaçta keramet olmaz’ demiş. Bazı büyükler kesme demiş ama o ağaçta keramet olmaz demiş ve ağaca baltayla vururken kan çıkmış. Kanı görünce adam baltayı almış gitmiş. Ve o sülaleden, o nesilden şimdiye kadar  bir evlat babasını görmemiş. O zaman erkek çocuk dünyaya gelirken babası ölmüş. Yani nesil babasını görmemiş. En son Nevzat Gülücü isminde biri şimdilerde İstanbul’da oturuyor o da kendi evinden çıkıp gelip kurban kesiyor dua ediyor, komşu gelip duacı olur. Ondan sonra bir koç torunu oluyor yani çocuklar babalarını görüyor.”

    “Ziyaretimize kim gelip dua ederse duaları kabul olur” diyen Erdemir, “Eskiden pirlerimiz Gümüşlük ve Çatkale Köyü’nden gelip burada cem yaparlardı. Eskiden yağmur duası ederdi pirlerimiz, kuraklık olduğunda da gelip cem yaparlardı eve varmadan yağmur yağardı, burası öyle bir ziyaret” dedi.

    Ağacın neredeyse 400 yıllık olduğunu söyleyen Erdemir, ağacı kesmek istediğinde küçük bir fidanmış. Kesmek istemişler ama fırsat vermemiş cenabı hak. Allah’ın evliyaları vardır, yerin göğün melekeleri vardır” diye konuştu.

    “HERKES RÜYASINDA GÖRÜP GELİYOR”

    Özellikle yaz aylarında çevre köylerden yüzlerce inanın buraya gelip kurban kestiğini ve lokma dağıttığını belirten Haydar Erdemir, “Herkes rüyasında görüp geliyor, dua ediyor ve muradına eriyor” dedi. Erdemir “Keramet görmeden eyvallah denmez. Eski insanlar buraya gelip dua etmiş, kerametini görmüş ve muradına ermiş” diyor.

    Eskiden cemlerin yapıldığını ancak şimdilerde batıya göçün artması sebebiyle köylerde gençlerin ve Pirlerin kalmadığına dikkat çeken Erdemir, “Yazın gelip cemevlerinde ve ziyaretlere gidip saz çalıp cem yapıyorlar, pir saz çalıyor, dua ediyor, yurttaş da duasını bekliyor ziyaretten ve pirden” dedi.

    “PİRLER GELİP YENİ NESİLLERE YOL GÖSTERMİYOR”

    Haydar Erdemir son olarak itiqatın nasıl zayıfladığını ise şöyle anlatıyor:

    “Avrupa çıktı, İstanbul çıktı,yani göçler başladı. Şimdi eski pirler gelmiyor, gelip de bu nesillere yol göstermiyor.  Pirler Avrupa’ya gitti. Pirlerin gelip sorması lazım, illa çıralık alması değildir. Pirlik gelip o nesille öğüt vermektir. Biz pirlerimizi biliyoruz ama çocuklarımız tanımıyor. Pirin gelip talibini sorması lazım, halin vaktin yerinde mi? bir sorunun var mı? diye. Şimdiki pirler gelmiyor çok nadir, ara sıra geliyorlar. Yeni nesil pirini tanımıyor tabi herkes de pirlik yapamaz. Pirin gelip öğüt vermesi, yol göstermesi gerekir” diye konuştu.

    Semra ACAR- Sevim KAHRAMAN / ERZURUM

     

  • Kuruca köylüleri, 400 yıldır susuzluğa mahkum: Aleviyiz diye insan değil miyiz?-VİDEO

    Kuruca köylüleri, 400 yıldır susuzluğa mahkum: Aleviyiz diye insan değil miyiz?-VİDEO

    PİRHA- Erzurum Tekman’a bağlı Alevi Köyü Kuruca, 400 yıldır su sorunu ile karşı karşıya. Köy halkının tamamı su ihtiyacını meydanda akan çeşmeden karşılıyor. Hayvanların mera alanlarının kuruduğu, köylülerin susuzluk nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı Kuruca’da tüm başvurular sonuçsuz kalmış. Mikrofon uzattığımız Kuruca halkı mağduriyetlerinin giderilmesini istedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Erzurum Tekman’a bağlı Kuruca Köyü’nün tarihi 400 yıl öncesine dayanıyor. 400 yıldan bu yana köy halkı kuşaklar boyunca su sorunuyla karşı karşıya kalmış.

    Çevresindeki birçok köydeki evlere su gitmiş, bir tek Kuruca hariç. Kuruca Köyü’ndeki halk su ihtiyacını meydanda bulunan ve azar azar akan çeşmeden karşılıyor. İçip yıkandıkları ve temizlik yaptıkları su kışın donuyor yazın ise azalıyor. Yılın belli dönemlerinde neredeyse hiç suyu akmayan çeşmeden medet uman köylülerin tüm başvuruları ise sonuçsuz kalmış. Tüm bu yaşanan sorunlar nedeniyle köydeki nüfusun yarıdan fazlasının göç ettiği Kuruca’da halk, susuzluğun bir an önce sona erdirilip köylerine geri dönebilmek istiyor.

    SU SORUNU GÖÇÜ DE BERABERİNDE GETİRMİŞ

    3 çocuğu ile köyde yaşayan 43 yaşındaki Naime Yolla ile çeşmeden kovalarla su doldururken karşılaşıyoruz.

    Yolla, “Yaz kış burada yaşıyorum. Çok zor durumdayız. Su çekip de banyo mu yapalım, su çekip de elbiselerimizi mi yıkayalım yani zor durumdayız. Sularımız gittikçe azalıyor ve kesiliyor. Bu yaşıma kadar hep su sorunu yaşadık. Çok nüfusumuz vardı ama su için göç edip gittiler. Hayvanlarımız da azaldı insanlarımız da… Hep göç etti bunlar, hep sıkıntı. Herkesin çamaşır makinası, bulaşık makinası ve güneş enerjisi varken ben elle su taşıyıp çamaşırımı yıkıyorum” ifadelerini kullandı.

    EYLÜL, EKİM AYLARINDA SU TAMAMEN BİTİYOR

    25 yıl İzmir’de yaşadıktan sonra yeniden sağlık problemleri nedeniyle köye dönüş yapan Yusuf  Yola da yaşadıkları sıkıntıyı anlatıp sorunun bir an önce çözülmesini istedi:

    “Köylerimize dönüş yapmak istiyoruz ama su sorunu olduğu için kimse dönüş yapamıyor. Olan su, hayvanlarımıza da insanlara da yetersiz geliyor. Su olmayınca hayat duruyor. Hayat su üzerinde kuruludur.  Hayvanlarımız susuz kalıyor. 9 ve 10. aylarda suyumuz tamamen bitiyor. Hayvanlarımızı yakın köylere götürüp suluyup getiriyoruz. Su sorunu sebebiyle birçok ev göç etmek zorunda kaldı. Gidenler şimdi köye dönüş yapmak istiyor, özlem var köylerine ama su olmayınca gelemiyorlar.”

    “ALEVİYİZ DİYE İNSAN DEĞİL MİYİZ?”

    Yetkililere seslenen 65 yaşındaki Urfiye Aslan ise, “Vatandaşlarıma ayrımcılık yapmıyorum diyor ama ayrımcılık yapıyor. Biz de insanız. Aleviyiz diye Allah’ın kulu değil miyiz? Oy zamanı geliyorlar hoş beş sohbet ama oy bittikten sonra kimse bizi tanımaz, kapımızı açmaz. Eğer ki biz sizin vatandaşınızsak neden bize bu işkenceyi çektiriyorsunuz. Kaçıncı asırda yaşıyoruz yazık değil mi bize. Biz kimseden bir şey beklemiyoruz, sadece köyümüze su, yol ve hizmet gelsin istiyoruz. Her yere müracaat ediyoruz ama kimse bizi dikkate almıyor. Yol, su, okul, hastane, ebe yoktu, mecburen göç verdik” diye tepkisini dile getiriyor.

    TEMİZLİK, İÇME SUYU, BANYO ÇEŞMEDEN SAĞLANIYOR

    Aslan su sorunu ile ilgili yaşadıkları sıkıntıyı ise şöyle sıraladı:

    Susuzluk bizi etkiliyor. Çamaşırı, bulaşığı yıkayamıyoruz, banyo suyunu elde taşıyoruz. İçme suyunu elle taşıyoruz. Köyün tek çeşmesi var. Evlerde hiç su yok.  Çamaşırımız, içme suyumuz, banyomuz hepsini bu çeşmeden alıyoruz. Yaşlılarımız var köye getirmiyoruz. Bu ülkede eşitlik yok, adalet yok. Eğer eşit yurttaşlık olsaydı biz bu halde kalmazdık. Geldik ev yaptık ama maalesef su yok. Su olmayınca insan yaşam sürdüremez.”

    SU OLMAYINCA KÖYDE YAŞAM DA BİTİYOR

    Binali Mayda da bir araya gelerek kendi imkanları ile cemevinin dahi su ihtiyacını köyün yukarısında olan su deposu ile sağlamaya çalıştıklarını söyledi:

    “Suyumuz yeterli değil. Bugüne kadar nereye başvurduk ise bize ne yardımcı oldular ne de herhangi bir cevap verdiler” diyen Mayda, su sorunu nedeniyle göç ettiklerini vurguladı. Göçlerin yarısından fazlasının su sorunundan kaynaklandığını söyleyen Mayda, “Köyün içindeki evlerimiz harabeye dönmüştür. Bu harabe olan köye su gelirse insanlar tekrar köylerine dönerek yerleşirler. Su olmayınca köyde yaşam bitiyor.”

    BAŞVURULAR CEVAPSIZ KALDI

    Su ile ilgili tüm başvurularının da cevapsız kaldığını söyleyen Mayda şöyle konuştu:

    “Birçok yere müracaatta bulunduk ama gelenler sizin köyde ‘Kaynak suyunuz yok’ diyor. Başka yerden getirmek istiyoruz ama devlet, köyün nüfusu az olduğu için mi veya yeterli bir şey bulmadığı için mi herhangi bir proje uygulamadı.”

    SUSUZLUKTAN HAYVANLAR DA TELEF OLDU

    Susuzluğun sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğini söyleyen Mayda, “Bazen tamamen sular kesildiğinde bırakın hayvanları insanlar yaşayamaz hale geliyor. 1989’da burada suyumuz tamamen bitti. O zaman üç gün filan susuz kaldık. O zaman Valiye gittik tanker götürün dediler. Biz yakın zamanda gelir yaparız dediler ama kaç yıl oldu hala gelmediler” ifadelerini kullandı.

    Köydeki 40’a yakın haneden sadece 3’ü kalmış. Mayda şöyle anlatıyor:

    “Üç gitti, iki derken göç gitti. Göç gittikten sonra sondaj meselesi vardı köye su gelir dedik. Köye gelenlerde suyun halini görünce geri dönüyorlar. Köye yeni ev yaptım tesisatını yaptım ama musluğu açıyorsun su akmıyor. Köyde yerlisi kalan üç hane, yazın da 11 hane oluyoruz.”

    SU İÇİN VERİLEN 100 DİLEKÇEDEN OLUMLU TEK CEVAP YOK

    Kuruca Köy Muhtarı Hasan Yolla, su sorununa ilişkin 100’e yakın dilekçe ile başvurmuş.

    Hasan Yolla, “Suyumuz 1962 yılında yapılmış. Biz hala demir borudan su içiyoruz. O da nedir bir arseniktir. O arsenik insanlara geçti mi insanlar kanser oluyor. Biz devlete ne yapmışız bilmiyoruz, niye bize el atmıyor biz bilmiyoruz. Verdiğimiz dilekçelere olumlu cevapta almıyoruz” dedi. 2012’de bir sondaj yapılmıştı o zaman bize su çok demişlerdi, geçenlerde gelip analiz ve sağımını yaptılar maalesef su yok dediler boruları toplayıp gittiler. İkinci sondaj istedim ama burada kaynak suyu yok dediler. Bingöl dağından su getirin dedim oda çok uzaktır diyorlar.  Bu nedir ne değildir biz de anlayamadık.”

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    ERZURUM

     

  • Yolu olmayan Hınıs’ın Alevi köyünde çıkan yangına müdahale edilemiyor

    Yolu olmayan Hınıs’ın Alevi köyünde çıkan yangına müdahale edilemiyor

    PİRHA-Erzurum Hınıs ilçesine bağlı Alevi köyü Kazancı’da elektrik direğinin patlaması sonucu çıkan yangın ormanlık alana yayıldı. Köyün yolunun olmaması nedeniyle yangına müdahale edilemiyor. 

    Erzurum Hınıs’ın Alevi köyünde bugün öğle saatlerinde elektrik direğinin patlaması sonucu yangın çıktı.

    Kazancı Köyü’nde çıkan yangın karşısında bulunan ormanlık alana sıçradı. Şalgam Köyü’ne doğru ilerleyen yangına ise üç Alevi köyünde ormana çıkan bölgeye yol olmaması nedeniyle müdahale edilemiyor. Kaymakamlığının gönderdiği kepçe ile yol açılmaya çalışılıyor. Erzurum Oltu’da bir yangın çıktığı gerekçesiyle helikopter de gönderilmedi. Köylülerin bekleyişi sürüyor.

    Bu bölgede bulunan Alevi köylerinin yolları uzun yıllardır tüm başvurulara rağmen sonuçsuz kaldı. Daha önce de Hınıs’taki muhtarlarla görüştüğümüzde, “Asfalt bitiminde başlayan toprak yol Alevi köylerine çıkıyor” diyerek tepki göstermişlerdi.

    Yol sorunu ile ilgili haberimize buradan ulaşabilirsiniz. (S.K)

  • Erzurum Hınıs’ta yapılmak istenen HES’e köylüler tepkili-VİDEO

    Erzurum Hınıs’ta yapılmak istenen HES’e köylüler tepkili-VİDEO

    PİRHA-Erzurum Hınıs’a bağlı Ilıca, Kalecik, Hayran ve Güzeldere köylerini kapsayan HES projesine köylüler tepki gösteriyor. Yapımı devam eden barajlar nedeniyle zaten birkaç köyün baraj altında kalacağı bölgedeki HES’e karşı muhtarlar dilekçeler ile itirazda bulundu.

    HABERİN VİDEOSU

    Erzurum’un Hınıs ilçesinde Hayran Deresi ile Kalecik Deresi’nden elektrik üretilecek Ilıca Hidroelektrik Santrali olan HES projesi gündemde. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2016’nın Eylül ayında Ilıcasu HES için “Çevresel Etki Değerlendirmesi ÇED Gerekli Değildir” kararı vermişti. Bölgede yapımı süren baraj projesi ile tarım alanları ve yerleşim yerleri sular altında kalacak köylüler bir de HES projeleri ile köylerinin yaşanmaz hale geleceğinden endişeli.

    Milli eğitimden emekli olan Kali Gül, Hınıs’ın Ilıca köyünde yaşıyor. 2000 yılında emekle olup köye yerleşen Gül, 3 sene önce HES projesi için mühendis olduğunu söyleyen birinin, “Biz burada çayırlarla motorla bize bir yol verin yerini öğrenmek için gidiyoruz. Sizin çayırların ne kadar zararı varsa ödeyelim” dediğinin fakat buna karşı çıktıklarını söyledi.

    DİLEKÇE İLE İTİRAZDA BULUNDULAR

    Topraklarını bırakmayacaklarını söyleyen Gül, HES projesi gerçekleştirilmesi istenen tüm köy muhtarlarının dilekçeyle itirazda bulunduklarını da sözlerine ekledi.

    HES’i istemediklerini belirten Gül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim köyün üst tarafından 200-300 m çermiğin (kaplıca) üzerinden tekrar çayırın üstüne bırakıyor. Yani bize gelen su kesiliyor sadece bir araziye kadar su bırakıyorlar. Zaten o su kesildikten sonra balık kalmıyor hayat kalmıyor HES’de biliyoruz zehirlidir. Biz istemiyoruz. Köyümüzün doğal güzelliğini kaybetmesini istemiyoruz. Ormanlarımız gidiyor 20 sene 30 sene önce ormanlarımız rengi başkaydı şimdi başka Sadece bizim köyler değil yani Hınıs’da çok sayıda köy de etkileniyor. Karadeniz’de de karşı çıktılar olaylar oldu.”

    Zaman zaman torunlarının ve akrabalarının ziyaretine geldiğini söyleyen Gül, kışın 3-4 kışı kaldıklarını belirterek, “Kışın bekçi tutuyoruz köyümüzün doğal güzelliğini kaybetmesini istemiyoruz” dedi.

    “KÖYÜMÜZÜN GÜZELLİKLERİNİN YOK OLMASINI İSTEMİYORUZ”

    Hassi Gül de, barajların yaşam alanlarını yok edeceğinden söyleyerek şöyle konuştu:

    “İnsanlara zarar veriyor. Alabalık gidiyor. Ormanlar bitkiler zarar görüyor insanlar kanser oluyor her şey oluyor. İnsanlar neden kanser oluyor? İlaç sıkıyorlar insanlar tüketiyor ve hasta oluyorlar. Yapılmasın, biz istemiyoruz, dilekçe veriyoruz. Köyümüzün doğal güzelliğinin kaybolmasını istemiyoruz. Yazık olur. İstemiyoruz.”

    Mehmetcan Targay da, doğup büyüdükleri yerleri terk etmeyeceklerini söyledi. Targay, “HES olsa biz nereye gideriz burası bizim vatanımızdır. Buradan başka bir yere gidemeyiz. Burada doğduk büyüdük ve yaşıyoruz” dedi.

    “DİRENECEĞİZ”

    HES’in kurulacağı yerlerden olan Kalecik’te muhtarlık yapan İmam Polat ise, bu projeye ilişkin valiliğe dilekçe verdiklerini söyledi. “Bize cevabı geldi yapılacak herhangi bir müdahale yapsan da yapılacak” denildiğini ifade eden Polat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz yine de direneceğiz bırakmıyoruz. İstemiyoruz devlet bize çözüm bulsun. Bu derelerin suyu kurursa bu hayvanların bu insanların hali ne olacak? Bundan dolayı istemiyoruz. 4 köyde Alevi köyüdür. Alevi köyü garibandır itiraz etmiyorlar ondan dolayı devlet yapar ama biz gerekeni yaparız müdahale ederiz. Tarımla uğraşıyoruz köylüler hayvan besliyor bu HES barajı yapılırsa insanlar her hastalığı kapar. O zaman burada hiç yaşamayalım. Bütün arazilerimizi bırakıp kaçalım ama nereye kaçacağız devlet buna çare çözüm bulsun. HES barajı nedeniyle köyümüz ortadan kalkabilir. Halkla birlikte direneceğiz.”

    Semra ACAR/Sevim KAHRAMAN

    ERZURUM

  • Baraj mağduru köylüler: Biz direnmedik, siz sahip çıkın doğanıza -VİDEO

    Baraj mağduru köylüler: Biz direnmedik, siz sahip çıkın doğanıza -VİDEO

    PİRHA-Erzurum Hınıs’a bağlı üç köyü kapsayan Başköy Sulama Barajı tamamlanmak üzere. Köylüler baraja karşı mücadelede geç kaldıklarını belirterek, “Biz bu mücadeleyi yürütemedik. Baraj yapılmak istenen yerlerde insanlar ses çıkarsın” diye çağrıda bulundular.

    HABERİN VİDEOSU

    1985 yılında projelendirilen Erzurum’daki Başköy Sulama Barajı’nın yapımına 2015’de başlandı. Hınıs İlçesi’nin 6 km kuzeybatısı Başköy Deresi üzerinde yer alan barajın tamamlanması durumunda ise tarım alanları ve yerleşim yerleri sular altında kalacak. Arazi sahiplerine 2016 yılına kadar evleri ve arazilerini boşaltmaları için tebligat gönderilmişti. Arazilerine son fasulyelerini eken, mezarlarını ve yaşam alanlarını son kez ziyaret eden köylüler, “Biz bu mücadeleyi yürütemedik” diyerek insanlara yaşadıkları bölgedeki doğa talanlarına karşı sessiz kalmamalarını istedi.

    500 yıllık tarihi bir köy olan Başköy’ün tam ortasından dere geçiyor. Doğası ve tarihi dokusuyla tüm güzellikleri bünyesinde barındırıyor. Derede yaşayan kırmızı alabalık da başka bir geçim kaynağı olan Başköy’de, Erzurum Hınıs’ta bile okul ve sağlık ocağı bile yokken tüm bunları bünyesinde barındırıyordu. Tüm bu tarihi doku barajın ardında yok olacak.

    “TARİHİ GÜZELLİKLER BİR BİR YOK OLACAK”

    Başköy’de yaşayan Ali Ekber Setacı, “Dedelerimiz atalarımız burada yaşadı. Ama maalesef baraj dolayısıyla yakın bir tarihte köyümüz sular altında kalacak. Köyümüz en güzel köylerden biriydi tarihi ve doğal güzelliğiyle. Köyümüzü oba köylere feda ettik” dedi.

    “30 yıl önce etüt çalışmaları için geldiler ve Ortaköylüler bizim baraja daha yakın, orada arazileri vardı direnmediler. Para vermeden dozerler koyamayız dediler ve parasını aldılar’’ diyen Setacı, barajın böylece projelendirildiğini söyledi. Setacı, “Kimse direnmedi ve bugün bu duruma geldi” diyerek yaşadıkları mağduriyeti anlattı.

    Bir yandan geç kaldıklarını düşünen Setacı pişmanlığını şu sözlerle ifade etti:

    “Devletten şuana kadar 2 bin 500 para aldım. Devlet dese ‘gel Ali Ekber ben seni 100 bin lira borçlandırırım, bu barajdan vazgeçeriz’ ben seve seve feda ederim.”

    Setacı dedelerinden kalan topraklarının su altında kalacağını söyleyerek şu çağrıda bulundu:

    “Halk dirensin. Biz tepkiliyiz ama elden bir şey gelmiyor. Ortaköylüler çevre köyler direnseydik belki baraj yapılmazdı. Tunceli’de, Karadeniz’de örneği gördük. Burası Alevi köyü, kutsal mekanlarımızın bir kaçı ile verimli topraklarımız hep sular altında kalacak.”

    “BARAJA KARŞI MÜCADELE EDEMEDİK”

    Hatun Setacı de köylerinin baraj altında kalacağı için tepkili. Setacı, “Bizim millet de destek çıkmadı kimse dilekçe vermedi kimse direnmedi. Biz mağduruz mezarlarımız sular altında kalacak şaşırdık kaldık ne yapacağımızı bilmiyoruz” dedi.

    Melih Berşe de yaşadıklarını biraz da ‘kader’ diye nitelendirerek baraja karşı direnç gösterememiş olmaktan dolayı pişmanlık duyuyor. Berşe şöyle konuştu:

    “Köyümüzün kaderi çizilmiş, yapabileceğimiz bir şey yok devlet yatırım yapmış. Bu karar verilirken burada değildik ekmek kavgası ekmek davası emekçi insanlar. Bitmiş, bu saatten sonra yapılacak bir şey yok. Şu gördüğünüz ilköğretim okulumuz 1919’da Horasan’da bir de burada Başköy de var. Buranın mazisi Ermenilere dayanıyor. Ziyaretlerimiz var ama yapılacak bir şey yok. Burada olsaydık eylem düzenleyebilirdik Trabzon’da olduğu gibi. Halkımızın sahip çıkmasını istiyorum. Ben 2 senedir burada yaşıyorum.”

    50 yıldır köyde yaşayan Şefika Halat ise baraj yapımından dolayı burayı terk edeceğini söyleyip, ellerinden bir şey gelmediğini söyledi. Halat, konutları sevmediğini, burada köyde yaşamak istediğini de ekledi.

    SON FASULYELER EKİLDİ

    Öte yandan Başköy’ün tarım arazileri de oldukça verimli. Fasulye ekerek geçimini sağlayan köylüler bu sene son hasadını toplayacak.

    Karadeniz ailesinin son defa ektikleri tarla, gelecek yıl yapılacak baraj nedeniyle su altında kalacak. Bu sene ektikleri ürünlerin hasadını alıp şehre göç edecek olan Abdülhakim Karadeniz, “Bizim işimizde bu sene sondur. Yıllarca bu topraklarda yaşadık. Evlerimiz, mezarlarımız su altında kalacak” dedi.

    Fasulyelerini 3 dönüm arazilerine ekerken rastladığımız Leyla ve Cemal Bulut çifti de toprağı çapalıyorlar. 47 sene sonra emekli olup köylerine dönen Bulut çifti zahmeti çok fasulyeleri Eylül’de toplamaya başlayacak. Bulut çifti, “Buralarda kendimizi iyi hissediyoruz. İstanbul’da yaşanmaz. Buranın havası bize yarıyor” diyor. Hem geçim kaynağı hem de sofralarının vazgeçilmezi fasulyeler tarlalarında. Son kez belki de türkü söyleyip çaba yapmaya devam ediyorlar.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    ERZURUM

    Haberin Videosu