Etiket: hızır ayı

  • Ercan Kazım Özer: Hızır, Hakk’ın vücut bulmuş halidir!-VİDEO

    Ercan Kazım Özer: Hızır, Hakk’ın vücut bulmuş halidir!-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Hızır ayının mübarek bir dönem olduğunu belirten Avuçan ocağı yol yürütücüsü Ercan Kazım Özer, “Hızır her an, her yerde, çağırdığımızda hazır, nazır olandır. Bazıları onu bir evliya, bazıları bir nebi bazılarının ise ‘Abu Hayat’ suyu içmiş bir ermiş olarak adlandırıldığını vurgulayan Özer, “Alevi inancındaki Hızır’ın karşılığı doğrudan doğruya yaşamın içerisinde var olan ve Hakk’ın vücut bulmuş halidir” dedi.

    Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen Hızır ayında Aleviler oruç tutuyor, cem erkânları yürütüyor ve lokmalar paylaşıyor. Anadolu’nun farklı bölgelerinde oruç tarihleri, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşma zamanlarına göre değişiklik gösterebiliyor.

    Hızır ayının anlam ve önemine ilişkin PİRHA’ya konuşan, Ağuçan Ocağı evladı Ercan Kazım Özer, Hızır’ın Alevi inancındaki yerini anlattı. Hızır’ın yaşamın birebir içerisinde var olan bir inanç biçimi olduğunu belirten Özer, “Alevilerin aynı zamanda kendilerini ölçüp biçtikleri, teraziye koydukları bir aydır” ifadelerini kullandı.

    “HIZIR ALEVİ İNANCINDA HAKK’IN YERYÜZÜNDEKİ ELİDİR”

    Hızır’ın Alevi inancında Hakk’ın yeryüzündeki eli olduğu ifade eden Özer, “Hızır her an, her yerde, çağırdığımızda hazır, nazır olandır. Bazıları onu bir evliya, bazıları bir nebi bazıları işte abu a hayat suyu içmiş bir ermiş olarak adlandırabilir. Ama Alevi inancındaki Hızır’ın karşılığı doğrudan doğruya yaşamın içerisinde var olan ve Hakk’ın vücut bulmuş hali olarak kabul edilip her an darda zorda olanın imdadına yetişen olarak kabul edilir. Bunun için Hızır inancı Alevi inancında ve en önemli inançtır” dedi.

    Özellikle geçmiş dönemlerde pirlerin taliplerine gittiğini belirten Özer, “Yıllık görgü sorgusunu yapar, musahip, kirve erkanı varsa bu tarihlerde bu erkanlar yürütülür. Onun için Alevi inancında Hızır ayı bir anlamda bir bayram bir kutlama ayıdır. Hızır ayında yas, matem ve benzeri şeyler çok söz konusu değildir” diye belirtti.

    “HIZIR ALEVİ YAŞAMINDAKİ EN ÖNEMLİ GÜNLERDEN BİRİDİR”

    Dersim’de Hızır karşılanmasına ilişkin aktarımda bulunan Özer, şunları ifade etti:

    “Geçmişte toprak damlı ve küçük köylerde yaşardık. Yaşadığımız coğrafyalarda Hızır ayı geldiğinde önce haneler, evler bir tertemiz pürü hak edilir ama en önemlisi Alevi inancında Hızır’ı çağıracak gönlün temiz olabilmesidir. O gönlü temizleyebilmek adına da 3 gün oruç tutulur, tutulan orucun sonunda kavrulmuş buğday el değirmeni denilen taşta öğütülüp elenir. Elenmiş olan un üzeri bir beyaz örtüyle örtülüp bir tepsiye konup düz bir şekilde o pencereye konur. Sabah ilk işimiz koşa koşa gidip onun üzerine açar bakarız. İllaki bir işaret vardır. Eğer Hızır uğramışsa demek ki bizim evimizin bolluğu, bereketi, kısmeti nasibi dolar, taşar, bir daha da eksilmez ve mutlaka da bir işaret bırakmıştır.”

    HIZIR’N KARŞILANMASI BÖLGELERE GÖRE FARKLILIK GÖSTERİR

    İç Anadolu coğrafyasında da yumurta ve undan pişi yapıyorlar. Onun bir parçasını bir çatal ağacın ucuna batırıp zaten kış günü pencereden görünebilecek bir yere götürüp karın üzerine saplıyorlar. Karga gelip konup buradaki pişi parçasını aldığında ne tarafa doğru uçmuşsa kısmetinin o tarafta olacağına inanılır. Bu yöresel farklılıklarımızdır. Ama mantık aynı mantıktır kısmet aynı kısmet gönüldeki dilek aynı dilektir. Hak cümlesini gönlüne göre versin.”

    Eğer bırakılan tepside Hızır’ın bıraktığı bir işaret yoksa özlerini dara çektiklerini belirten Özer, “Demek ki bende bir kusur var, bir noksanım var ki Hızır bizim hanemize uğramamış. Gelip buraya da işaret bırakmamış deriz. Pirlerin darına durup özümüzü meydana indirip Pir darında Hakk didarında aklanıp üzerimizde hakkı olan varsa onun hakkını teslim edilir. Bizim başkasının üzerinde hakkımız varsa o hakkı da alabilmek için en önemli günlerimizden bir tanesidir “dedi.

    “HIZIR YAŞAMIN BİREBİR İÇERİNDE VAR OLAN İNANÇ BİÇİMİDİR”

    Hızır’ın yaşamın birebir içerisinde var olan bir inanç biçimi olduğunu vurgulayan Özer, “Alevilerin aynı zamanda kendilerini ölçüp biçtikleri teraziye koyduğumuz bir aydır. Bu aslında bu bir yaşamsal döngüdür yaşam takvimine bağlıdır. Meselenin özü aslında bir yaşam döngüsüdür. Yaşam döngüsünde en uzun gündüzün olduğu tarih 21 Haziran’dır. Biz deriz ki, “21 Haziran’dan itibaren gündüzün hükmü biter, karanlığın hükmü başlar. Ne zamana kadar? 21 Aralık tarihine kadar. 21 Aralık en uzun gecedir. Yani karanlığın, zulmün, yokluğun, her türlü felaketin artık en yoğun yaşandığı gün 21 Aralık en uzun gecedir” şeklinde tarif etti.

    40 günlük zaman dilimine yaşamda karşılığı olduğunu pratik örnekleriyle açıklık getiren Özer, “Yeni dünyaya bebek getiren bir anne için de söylenir. Çocuk dünyaya gelir. 40 gün boyunca uykusu düzensizdir, beslenmesi düzensizdir. 40’ı çıksın hepsi düzelir denir. Bir canımız Hakk’a göçer arkasından 40 gün boyunca erkan meydan açmayız. 40 gün sonra dardan indirme erkanı yaparız. Doğa da tabiat da 40 çıkaracak. O zaman 40 gün hesaplarsanız 21 Aralık’tan itibaren 30 Ocak akşamı doğanın çilesi kırkı biter. O tarih itibariyle de bizler Hızır ayı deriz ve bir ay boyunca dilek ve muratlarımızı dileriz. Zaten hemen arkasından da özellikle cemre gelir” dedi.

    ÇAR ANA SIRIN ÖNEMİ!

    Cemrenin gelmesini çar anasırının buluşması olarak tarif eden Özer, “Hünkar Hacı Bektaşı Veli dört kapıyı sıralarken ateş, hava, toprak ve su diye sıralar. Ateş dediğimiz cemrenin kendisidir. Önce havayı, sonra toprağı, sonra da suyu dölleyerek Çar anasını bir araya getirir ve çar anasır da yaşamın ana temeli, kaynağıdır. Ateş, hava, su ve topraktan oluşan ana sırdan bir tanesi eksik olursa yaşam olmaz” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Ali Sizer: Hızır, önce insanın kendi vicdanında dirilmeli- VİDEO

    Ali Sizer: Hızır, önce insanın kendi vicdanında dirilmeli- VİDEO

    PİRHA- Savaşların, kadın katliamlarının, çocuk istismarlarının ve doğa talanının arttığı bir dönemde Hızır’ı yeniden anlamanın yakıcı bir ihtiyaç haline geldiğini belirten Ali Sizer, “Hızır darda kalana yetişendir ama önce insanın kendi vicdanında dirilmesidir” dedi.

    Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen Hızır Ayı’nda Aleviler üç gün oruç tutuyor, cem erkanları yürütüyor ve lokmalarını pay ediyor. Anadolu ve Mezopotamya’nın farklı bölgelerinde tarihleri değişse de bu ay boyunca “Ya Hızır” niyazı darda olana, yolda kalana, dara düşene yetişme çağrısı olarak yankılanıyor.

    Hızır Ayı’nın içinden geçtiğimiz bu günlerde Sanatçı Ali Sizer, PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede Hızır’ın bir isim ya da mitolojik figür olmadığını; hakikat, vicdan ve varlık birliğiyle anlam kazanan bir inanç hali olduğunu vurguladı.

    “HIZIR DARDA KALANIN İMDADIDIR”

    Hızır’ın anlam ve değerine ilişkin konuşan Ali Sizer, “Hızır darda kalana yetişir deriz. Anadolu’da, Mezopotamya’da böyle biliriz. Ama bizde Hızır bir isim değildir. Gönüldedir, itikatta gizlidir, toprağın kendisidir. Yetişendir, yetiştirendir. Biz tabiatı Tanrı diye görürüz; Hızır da oradadır. Bizim nazarımızda Hızır kainatın kendisidir. Darda kalanın imdadıdır, muradıdır. Bilgelik, kemalat, ustadan geçer. İrşat olmadan irşat olmuş gibi yapılamaz. Hızır iki sözle anlatılamaz; yaşanarak anlaşılır. Yürürken, bakarken, yazarken, paylaşırken Hızır gibi olmak gerekir. Gösterişte, zenginlikte, makamda değildir. Kişinin kendisiyle barışmasının adıdır Hızır. Kendi içindeki hakikati kabul etmesidir” dedi.

    “DOĞAYI TAHRİP EDEN ANLAYIŞ HIZIR OLAMAZ”

    Günümüzde savaş, yıkım, kadın cinayetleri ve çocuk istismarlarının arttığı bir dönemde Hızır’ın anlamının daha da hayati hale geldiğini ifade eden Sizer, modern sistemin doğayla kurduğu ilişkiyi eleştirdi:

    “Doğanın kendini yenilemesi Hızır’ın tecellisidir. Ama biz ne yaptık? Suyumuzu borulara hapsettik, dağlarımızı maden ocaklarıyla deldik, ormanlarımızı yaktık. Hızır’ın sakalını yaktık, kolunu kestik. Vicdanı ortadan kaldırdık. Hak insanın vicdanıdır; vicdanı yok edersen Hakkı da öldürmüş olursun. Kadın öldürmenin, çocuk istismarının, savaşın olduğu yerde Hızır yoktur. Bizde kadın kutsaldır; doğa kadın, kadın doğurgandır, üretendir. Tanrısallık erildir diye düşünmeyiz. Hızır da üretendir, doğurgandır, barıştır. Hızır bir inançtır ama kör bir itikat değildir; bilgeliktir, ilimdir. Ustanın ocağında pişmeden anlaşılmaz. Yaşamla kavranır. Herkesin gönlüne mihman olduğunda sınırlar kalkar, insanlar kendi toprağında onuruyla yaşar, kimse kimseye muhtaç olmaz.”

    “HIZIR GÖNLE MİHMAN OLMADIKÇA BU YOL YÜRÜMEZ”

    Hızır Ayı’nın yalnızca takvimsel bir zaman dilimi olmadığını, insanın kendi iç yolculuğuna çağrı olduğunu belirten Ali Sizer, son sözlerinde Hızır’ın özde yaşanması gerektiğini vurgulayarak, “Biz Hızır değiliz ama Hızır’a inanırız. Hızır gönülde olmadıkça, lokma pay edilmedikçe, vicdan diri tutulmadıkça bu Yol yürümez. Oruç sadece aç kalmak değildir; kötülüğe, zulme, haksızlığa karşı da durmaktır. Hızır Ayı kendimizle yüzleşme ayıdır. Eğer Hızır gönlümüze mihman olursa sınırlar kalkar, insanlar kendi toprağında onuruyla yaşar. Hızır yeniden varlığın birliğine ermektir; barışa, iyiliğe ve hakikate niyazdır” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/ MERSİN

  • Antep’te Hızır Cemi yürütüldü: Canlar semaha durdu, lokmalar pay edildi – VİDEO

    Antep’te Hızır Cemi yürütüldü: Canlar semaha durdu, lokmalar pay edildi – VİDEO

    PİRHA – Antep’te bulunan Yunus Emre Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, Hızır ayı dolayısıyla cem bağladı. Ocak pirlerinin yürüttüğü erkanla semahlar dönüldü, lokmalar pay edildi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antep Şubesi öncülüğünde Yunus Emre Cemevi’nde gerçekleştirilen Hızır Cemi’nde yurttaşlar birliğe niyaz oldu. Darda, zorda olanın gözcüsü ve yardımcısı kabul edilen Hızır aşkına düzenlenen cem erkanına, AKD Antep Şube Başkanı Hasan Çolak, Tilkiler Köyü Derneği Başkanı Eren Ovayolu ve çok sayıda can katıldı.

    OCAK PİRLERİ ERKAN YÜRÜTTÜ

    Cem erkanı, Musa Kazım Ocağı’ndan Mehmet Keskin ve Dede Kargın Ocağı’ndan Kazım Kocaakça tarafından yürütüldü. Zakir Emrullah Bingöl deyişler ve nefesler okurken, yurttaşlar semaha durdu.

    NİYAZLAR DAĞITILDI, LOKMALAR HAK KATINA YAZILDI

    Xızır ayı dolayısıyla cemevine getirilen lokmalar ve niyazlar canlara dağıtıldı. Erkan, “Xızır cümlemizin yardımcısı, gözcüsü, bekçisi olsun” dualarıyla ve hizmet sahiplerinin rızalığı alınarak mühürlendi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP

     

  • Dersim Pertek’te Zeve Sultan Xıdır Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü- VİDEO

    Dersim Pertek’te Zeve Sultan Xıdır Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) öncülüğünde, Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Zeve (Dorutay) köyü Sultan Xıdır Cemevi’nde Hızır Cem’i yürütüldü.

    Dersim’in Pertek ilçesinde bulunan Zeve Sultan Xıdır Cemevi, Demokratik Alevi Dernekleri’nin organize ettiği Hızır Cemi yürütüldü. 

    Hızır Cemi için Zeve köyüne gelenler ilk önce köyde bulunan Sultan Xıdır Türbesini ziyaret etti ve burada niyazlar dağıtıldı. Ardından cemevine geçildi ve burada oruçlar açıldı.

    Hızır Cemi’ni, Axuçan Ocağı’ndan Pir İnanç Dolu ve Abidin Güzel, Kureyşan Ocağı’ndan Fetiye Yıldırım, Şıx Delil Berxecan Ocağı’ndan ise Ahmet Doğan ve Ergün Haydaroğlu yürüttü. Ayrıca Hızır Cemi’nde Adıyaman Bulam Genç Semah ekibi semah tutarken, zakirliği ise Ali Çelik yürüttü.

    Cemde, lokmalar paylaşıldı, gulbenkler okundu ve dualar Hızır’ın bereketi için verildi. Pirler ve analar, Hızır’ın dayanışmayı, paylaşmayı ve dara düşenlere el uzatmayı simgelediğinin altını çizerek, bu inancın toplumsal yaşamda önemine dikkat çekti.

    Cem sonunda birlik ve beraberlik mesajları verilerek, tüm canlara Hızır’ın lokmasının ulaşması temennisinde bulunuldu.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Mersin Şubesi Xizir Cemi yürüttü- VİDEO

    DAD Mersin Şubesi Xizir Cemi yürüttü- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi, Xizir ayı sebebiyle lokma yapıp, Xizir Cemi yürüttü. Şıx Çoban Ocağı evladı Zeynel Kete, “Xizir, toplumsal varlığımızı buralara kadar getiren en önemli günlerden biridir. Ana kaynağına inersek, genç kuşaklara daha iyi aktarır ve bizler de bunun önemini daha iyi kavrarız” dedi.

    Aleviler, Hızır ayı dolayısıyla dünyanın bir çok yerinde lokmalarını pay etmeye ve Xizir Cemi (Hızır Cemi) tutmaya devam ediyor. Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mersin Şubesi Toroslar Cemevi’nde Xizir Cemi yürüttü. Şıx Çoban Ocağı evladı ve DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete’nin yürüttüğü cemde Zakir Ali Sizer deyiş ve nefesler okudu.

    Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli, Xızır orucunun yalnızca bir inanç pratiği olarak değil, ne söylediği üzerinden yeniden ele almak gerektiğini ifade etti.

    Cem erkanını yürüten Şıx Çoban Ocağı evladı Zeynel Kete, Hızır’ın en önemli toplumsal değerlerden biri olduğunu söyleyerek, “Xizir, toplumsal varlığımızı buralara kadar getiren en önemli günlerden biridir. Ana kaynağına inersek, genç kuşaklara daha iyi aktarır ve bizler de bunun önemini daha iyi kavrarız” diye konuştu. Alevilerin kutsal mekanlarına dönük saldırılara da dikkat çeken Kete, “Bugün, kutsal mekanlarımıza kazma vurulmamış bir yer kalmamıştır. Özellikle Dersim coğrafyası başta olmak üzere Alevi inanç mekanlarının yoğun olduğu bölgelerde HES’lerle, madenlerle kutsal mekanlarımız yok edilmek isteniyor. Ancak kazmayı neremize vuruyorlarsa oradan dirileceğiz. Bunu yapmazsak bizi var eden, bugüne kadar getiren toplumsal hafızamız yok olur. Tekçi, cinsiyetçi, iktidarcı anlayışa karşı durmalıyız” ifadelerini kullandı.

    Ardından Zakir Ali Sizer’in seslendirdiği deyiş ve nefeslerle birlikte hizmetler yerine getirildi, semah dönüldü.

    PİRHA/ MERSİN

  • Garip Dede Dergahı’nda Hızır lokmaları paylaşıldı – VİDEO

    Garip Dede Dergahı’nda Hızır lokmaları paylaşıldı – VİDEO

    PİRHA- Hızır Ayı vesilesiyle tutulan oruçlar ardından Garip Dede Dergahı’nda lokmalar paylaşıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın da katıldığı buluşmada yüzlerce kişi bir araya geldi.

    İstanbul’daki Alevi yurttaşlar, Hızır Ayı vesilesiyle tutulan oruçlar ardından Garip Dede Dergahında lokmalarını paylaştı. Pir Hüseyin Doğan’ın lokma gülbengi vermesi ardından Garip Dede Vakıf Başkanı ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, konuşma yaptı.

    Fırat, günümüzde Alevilere yönelik baskı ve katliamlara dikkat çekerek şöyle konuştu:

    “Hakikat; herkesin baktığı yerde değil, kişinin gerçeği görüp dinlediği derinlikte saklıdır. Görünene aldanan çok olur… Ama yolumuzun canları bilir ki her görünen, Hakk’ın perdesinden süzülen bir gölgedir sadece. Bu âlemde güç; servet biriktirmekten öte, insanın aklını başına devşirme kudretidir. Gönlü uyutan, aklı susturan; meydanı da hükmü de elinde tutar. Buna razı olmak ise bozuk düzene teslimiyettir. Uyanmak dediğin bir günde olmaz… Geç kaldığında anlarsın ki boynundaki bağ, demirden değil; cehalettendir. Kerbela’dan bugüne çok acılar yaşadık. Halen kimliğimizden dolayı ötekileştiriliyoruz. Suriye’de bugün halen katlediliyoruz. Bozatlı Hızır’ın inayeti, bereketi sizinle olsun. Bugün bu meydanda, hakikati birlikte arayan, sözün özle,gönlün Hakk’la buluştuğu yolda hepiniz hoş geldiniz, safâ getirdiniz. Lokmanız kabul, niyetiniz Hakk’a yazıla.”

    “DÜŞENİN HIZIR’I OLALIM”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da Hızır Lokmasına katılan isimler arasındaydı. Hatimoğulları,
    Hızır’ın, daima mazlumların gücü olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Hızır, hakkın ve hakikatin kendisidir. Esas mesele geldiğimiz dünyadaki eylemimiz, amelimiz nedir bunu bilmek, bunu anlamaktır. Pir Sultanlar, Hallac-ı Mansurlar, Seyit Rızalar, Baba İshaklar aklıyla karanlıklara karşı durmuş; zalimlere, zorbalara, şahlara, padişahlara karşı durmuş ve her daim ‘benim Kabem insandır’ felsefesiyle yaklaşmışlardır. Her biri, bulunduğu dönemin Hızır’ı olmuştur. İşte bu nedenle Hızıri duruş özgür yaşamın ve Rıza Toplumunun temelidir.
    Biz Aleviler ne yazık ki tarih boyunca çok büyük katliamlara maruz kaldık. Yavuz Sultan Selim’in kılıcından geçirildik. Koçgiri, Dersim, Sivas, Hama ve şimdi Suriye’de… Bir yılı geride bıraktık, binlerce canımız kastledildi Suriye’de. Son yüzyılın en büyük Alevi katliamlarından birine tanıklık ettik ne yazık ki. Suriye’de yalnız Aleviler katledilmedi. Kendi dili, inancıyla var olmak isteyen kadınlara karşı da büyük bir katliam gerçekleşti. Bugün acımızı bir kez daha paylaşıyoruz. Tarihimiz katliamlarla ve acılarla dolu. Alevi Canlar olarak bizler her daim inancımızı diri tuttuk. Direndik, direnmeye de devam edeceğiz. Düşenin Hızır’ı olalım. Yoksulun sofrasında lokma olup, mazlumun gözyaşına mendil olalım. Hakk, Muhammed Ali aşkına paylaşıldıkça çoğalan lokmamız, sevdikçe büyüyen yolumuz, dayandıkça güçlenen canlarımız olsun.”

    Konuşmalar ve lokma paylaşımı ardından yüzlerce kişinin katılımıyla Hızır cemi yürütüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gevher Adır: Hızır’ın ayak izi beklenirdi… şimdi kimse beklemiyor!-VİDEO

    Gevher Adır: Hızır’ın ayak izi beklenirdi… şimdi kimse beklemiyor!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de yaşayan Gevher Adır, çocukluğundan hafızasında kalan Hızır orucu ve Hızır ayında pişirilen Qavut geleneğini anlattı. Üç gün süren oruçtan, köy meydanında yakılan çıralara; el değirmeninde çekilen buğdaydan, sabah qavutun üzerinde aranan “işaretlere” kadar birçok ritüeli paylaşan Adır, “Şimdi öyle değil, herkes unuttu” dedi.

    ÜÇ GÜN SÜREN ORUÇ, ÜÇ GÜN SÜREN NİYAZ

    Adır’ın anlatımına göre Hızır orucu köyde üç gün boyunca tutulurdu. Bu üç gün yalnızca aç kalınan bir zaman değil, aynı zamanda köyde manevi bir atmosferin oluştuğu günlerdi.

    “Biz Hızır orucu tuttuğumuz zaman dışarıda çıra yakardık, dua ederdik. Kimin içinden ne geçiyorsa ya da ne dilemek istiyorsa, nasıl bir iyilik yapmak istiyorsa onu minnetle dua ederdik,” diyen Adır, akşamları oruç açılırken herkesin evinde ne varsa onu pişirdiğini anlattı.

    Durumu iyi olanların sofralarında çeşit fazla olurdu; imkânı olmayanlar ise çoğu zaman yağ ve çökelekle oruç açardı. Kurbanı olanlar üç günün sonunda niyaz eder, çıra yakar, kurban keser ve etini komşularıyla paylaşırdı.

    QAVUT: BUĞDAYDAN UMUDA UZANAN BİR GELENEK

    Hızır ayının en belirgin ritüellerinden biri de qavut yapımıydı. Adır, qavutun hazırlanışını adım adım anlattı:

    “Qavut için buğdayı yıkardık, kuruturduk, sacda pişirirdik, kavururduk, sonra onu el değirmeni ile öğütüp pişirip yerdik. Suyu tencerede kaynatırdık, biraz tuz koyardık, sonra qavutu içine koyup karıştırırdık. Piştikten sonra bir kaba alır, içini oyar, erittiğimiz tereyağını dökerdik.”

    Ancak qavut yalnızca bir yiyecek değildi; aynı zamanda bir inanç pratiğiydi. Adır, eskiden qavutu olmayanların unu eleyip ocağın önüne koyduğunu belirterek şöyle dedi:

    “Hızır’ın gelip qavuta izini bırakacağına inanırdık. Sabah bakardık; ne gibi iz çıkmışsa, o yılın işareti sayılırdı. Hatırlıyorum, birinin qavutunun üzerinde mezar gibi bir işaret çıkmıştı. O yıl çocuğu ölmüştü. İşarete göre o yıl başına ne gelecek, ne göreceksin, ne şans getirecek, ona yorulurdu.”

    DEDELERİN KERAMETİ

    Adır’ın hafızasında Hızır ayı, dedelerin yürüttüğü cem erkânlarıyla da yer ediyor. Dedelerinin hem pir hem derviş olduğunu söyleyen Adır, onların keramet sahibi olduğuna inandıklarını belirtti.

    “Dedem ateşe girerdi. Ateşe girip çıktıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi tertemiz çıkardı. Yanmış gibi olmazdı. Köyde olacak kötü ya da iyi şeyleri önceden hissederdi. Bir tanıdığımızın hastalığını söylemişti, kurban kestirdiler ve iyileşti,” diye anlattı.

    Cemlerde itikadı zayıf olanları da fark ettiklerini söyleyen Adır, dedelerinin bu kişilere “Sen inanarak gelmemişsin” diye uyarıda bulunduğunu aktardı.

    “ŞİMDİ HERKES UNUTTU”

    Her yıl yapılan ziyaret temizliği de köyün önemli geleneklerindendi. Dedeler ziyareti temizler, yeni elbiseler bağlar; köylüler de teberik sudan paylaşıp içerdi. Bu pratikler köyde hem birlik duygusunu hem de inancı pekiştirirdi.

    Gevher Adır, geçmişte büyük bir inanç ve bağlılıkla yapılan bu ritüellerin bugün aynı şekilde yaşatılmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Şimdi öyle değil. Herkes unuttu, itikatlar eskisi gibi yapılmıyor.”

    Adır’ın anlattıkları, Dersim’de Hızır ayının yalnızca bir ibadet zamanı değil; paylaşımın, umudun ve kolektif hafızanın canlı tutulduğu bir dönem olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

    Nuray ATMACA- Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Ana Şehriban Mutluer: Boz atlı Hızır Suriye’deki canlara yetişsin!-VİDEO

    Ana Şehriban Mutluer: Boz atlı Hızır Suriye’deki canlara yetişsin!-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Hızır ayının mübarek bir dönem olduğunu belirten Arzuman Ocağı Evlatlarından Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer, “Hızır; dini, dili, ırkı, rengi, inancı ne olursa olsun hiç ayrım yapmayan, halk inancında darda ve zorda kalanlara yetişen bir pirdir” dedi.

    Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen Hızır ayında Aleviler üç gün oruç tutuyor, cem erkânları yürütüyor ve lokmalar paylaşıyor. Anadolu’nun farklı bölgelerinde oruç tarihleri, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşma zamanlarına göre değişiklik gösterebiliyor.

    Hızır ayının anlam ve önemine ilişkin PİRHA’ya konuşan Ana Şehriban Mutluer, Hızır’ın Alevi inancındaki yerini anlattı. Hızır’ın “boz atına binmiş, ak saçlı, nur yüzlü bir pir-i fani” olarak tasvir edildiğini belirten Mutluer, “Dere, tepe, dağ, taş, ova demeden tabiata can veren, geçtiği yerlere güllük gülistanlık edendir” ifadelerini kullandı.

    “BOZ ATLI HIZIR HERKESİN PİRİDİR”

    Hızır’ın yoksullardan yana olduğunu vurgulayan Mutluer, “Yoksulun evine uğradığında o eve bereket ve bolluk saçan Hızır’dır. Karda tipiye tutulana, denizde boğulana yetişen Boz atlı Hızır’dır. Hızır; dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun ayrım yapmaz, onun için hepsi birdir” dedi.

    Aleviler nezdinde Hızır’ın “Umudun Atlısı” olarak görüldüğünü belirten Mutluer, “Hızır sevgidir, muhabbettir, iyiliktir, dürüstlüktür” diye konuştu.

    “HIZIR’I ANCAK YÜZÜ AK GÖNLÜ PAK OLANLAR ÇAĞIRABİLİR”

    Hızır’ın ancak özü pak olanların çağrısına icabet edeceğini belirten Mutluer, “Birisine karşı kötülükte bulunmuşsan Hızır gelmez” dedi.

    Alevilerin üç gün Hızır orucu tutmasının amacını da açıklayan Mutluer, “Amacımız tuttuğumuz oruçla Hızır’ın cümlemize yar ve yardımcı olmasıdır. ‘Ya Hızır kapımızı aç, bize misafir ol, bereketli hazinenden bizlere de kısmet ver’ diyerek dilekte bulunuruz” ifadelerini kullandı.

    Hızır’ın “darda kalanın darına, zorda kalanın zarına, aman diyenin carına yetişen” olduğuna işaret eden Mutluer, onun varlığının gözle görülmese de inançla hissedildiğini söyledi.

    “SURİYE’DE CANLARIMIZIN İMDADINA DA BOZ ATLI HIZIR YETİŞSİN”

    Konuşmasının sonunda Suriye’de yaşananlara da değinen Ana Şehriban Mutluer, inançlarından ve Hak Muhammed Ali’ye verdikleri ikrardan dolayı dışlandıklarını belirterek, “Bugün Suriye’deki canlarımız oldukça zor durumda ve bir şekilde kıyımdalar. Cenabı Hak zalime fırsat vermesin. O canlarımızın da imdadına Bozatlı Hızır yetişsin” dedi.

    Mutluer, “Ecdadım Arzuman’ın niyazıyla Cenabı Hak onları zorda darda bırakmasın. Niyetleri Hak katında kabul olsun. Hızır Ali rehberleri, Ana Fatma da şefaatçileri olsun” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • CHP Lideri Özel’den Hızır Ayı paylaşımı: Adalete, barışa, kardeşliğe vesile olsun!

    CHP Lideri Özel’den Hızır Ayı paylaşımı: Adalete, barışa, kardeşliğe vesile olsun!

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hızır Ayına ilişkin mesaj paylaşarak, “Hızır Ayı; ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu adalete, barışa, kardeşliğe vesile olsun, bolluk ve bereket getirsin, muhtaç olan herkese umut, şifa ve güç ulaştırsın” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbelere gidilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Hızır Ayına dair sosyal medya hesabından mesaj paylaştı. Hızır ayının adelete, barışa, kardeşliğe vesile olması temennisinde bulunan Özel, paylaşımında şunları dile getirdi:

    “Alevi inancında Hızır; yolda kalanların yoldaşı, darda kalanların yardımcısıdır. Umudu tükenmiş her can “Yetiş Ya Hızır” diye onu çağırır. Hızır; her yerde hazır ve nazır olandır. Bugün ilk Hızır orucu tutuldu. Tüm canlarımızın tuttuğu oruçları, ibadetleri, paylaştığı lokmaları Hak katında kabul olsun. Hızır Ayı; ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu adalete, barışa, kardeşliğe vesile olsun, bolluk ve bereket getirsin, muhtaç olan herkese umut, şifa ve güç ulaştırsın. Birliğimiz, dirliğimiz daim, Hızır yoldaşımız olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim Pirler Meclisi’nden Valiliğe tepki: Cem erkanı Valilik gölgesinde olmaz

    Dersim Pirler Meclisi’nden Valiliğe tepki: Cem erkanı Valilik gölgesinde olmaz

    PİRHA- Tunceli Merkez Cemevi’nde yapılacak Hızır Cemi’nin gününün değiştirilmesine ve pirlerin cem erkânına katılmaları yönünde aranmasına tepki gösteren Dersim Pirler Meclisi, bunun Alevi yol ve erkânına açık bir müdahale olduğunu belirterek, “Devlet inanca yön vermez, cem rızalıkla yürütülür” dedi.

    Tunceli Merkez Cemevi’nde 12 Şubat Perşembe düzenlenecek Hızır ceminin , idari baskıyla 11 Şubat Çarşamba gününe alınması tepki çekti.

    Dersim Pirler Meclisi, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada , Alevi yol ve erkânına açık müdahaleler yapıldığını belirtilerek Tunceli Valiliği’nin inanç alanına müdahale ettiğini belirtti.

    Açıklamada, düşkünlüğü yol erkânı ve pirler tarafından verilmiş, ancak düşkünlüğü kaldırılmamış olan Ali Ekber Yurt’a yönelik tepkiler nedeniyle bazı pirlerin cemlere katılmama iradesi gösterdiği hatırlatıldı. Buna rağmen Tunceli Valiliği’nin pirleri arayarak cem erkânına katılmalarını istemesi, inanç alanına doğrudan bir müdahale olarak nitelendirildi.

    “CEM, TALİMATLA, İDARİ BASKIYLA YÜRÜTÜLECEK BİR İBADET DEĞİLDİR”

    Dersim Pirler Meclisi açıklamasında,  “Bu girişim, cemlerin rızalık, yol ve pir iradesiyle değil; devletin idari gücü kullanılarak yönlendirilmek istendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Oysa Alevi inancında, düşkünlüğü yolca sabit olan bir kişinin rızalık sağlanmadan cem erkânına dâhil edilmesi mümkün değildir. Cem, talimatla, idari baskıyla ya da valilik gölgesinde yürütülecek bir ibadet değildir.” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamada, Perşembe akşamı yapılması gereken Hızır Cem’inin hangi gerekçeyle Çarşamba gününe çekildiği sorulurken, “Devlet, Cuma namazları öncesinde valilikler aracılığıyla imamları ya da yurttaşları arayıp namaza çağırmakta mıdır? Devletin Sünni ibadet pratiğine bu şekilde müdahale etmediği ortadayken, Alevi cemlerine yönelik bu tutum açıkça eşitsiz, ayrımcı ve inanç içi erkânı hiçe sayan bir yaklaşımdır.” denildi.

    “DEVLET İNANCA YÖN VERMEZ”

    Dersim Pirler Meclisi, düşkünlüğü yolca sabit olan kişilerin devlet eliyle meşrulaştırılmasının, Alevi yolunun özüne, erkânın onuruna ve Dersim halkının inançsal iradesine ağır bir müdahale olduğunu vurguladı.

    Açıklama, “Cemler siyasal ya da idari vesayetle değil, rızalıkla yürütülür. Alevi yolu rızalık yoludur. Cem, valilik gölgesinde olmaz. Devlet inanca yön vermez.” sözleriyle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Gürkan Kaya: Hızır ayında muradımız Suriye’de zulmün son bulmasıdır!-VİDEO

    Gürkan Kaya: Hızır ayında muradımız Suriye’de zulmün son bulmasıdır!-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen bu dönemde Hızır oruçları tutuluyor, cem erkânları yürütülüyor, lokmalar paylaşılıyor. Anadolu’nun farklı bölgelerinde Hızır oruçlarının tarihleri, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşma zamanlarına göre değişiklik gösteriyor.

    Hızır ayının Aleviler için büyük bir anlam taşıdığını belirten Kureyşan Ocağı evlatlarından, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yönetim Kurulu üyesi ve Kültür-Sanat Sorumlusu Güven Gürkan Kaya, Hızır ayının barış, paylaşım ve dayanışma ayı olduğunu vurguladı.

    Kaya, “Hızır ayı barışın ayıdır. Küsler, dargınlar barışır; kırgınlıklar giderilir. Hızır aynı zamanda paylaşım ayıdır. Bu ayda talipler pirlerini, musahipler musahiplerini ziyaret eder, mezarlıklar ziyaret edilir” dedi.

    “HIZIR AYINDA ÇERAĞLARIMIZI SURİYE’DE KATLEDİLEN ALEVİLER VE KÜRTLER İÇİN UYANDIRACAĞIZ”

    Hızır ayının zamanlamasının bölgeden bölgeye değiştiğini ifade eden Kaya, Dersim’de Hızır oruçlarının genellikle 10, 11 ve 12 Şubat’ta tutulduğunu belirterek, bazı bölgelerde “karşılama orucu” ile bu sürecin daha erken başlayabildiğini söyledi.

    Hızır ayında esas olanın muratların hasıl olması olduğuna dikkat çeken Kaya, “Lokmalar pişirilir, dağıtılır; kurbanlar kesilir, cemler bağlanır. Dersim’de eskiden yılda bir kez yapılan Hızır cemiyle bütün köy halkı bir araya gelir, birlik olunur” diye konuştu.

    Kendi köylerindeki geleneklere de değinen Kaya, “Hızır ayında bulgur kavrulur, kapının önüne bırakılırdı. Sabah bakıldığında bulgura ‘el değmişse’, Hızır’ın haneye uğradığına inanılırdı” dedi.

    ANTALYA’DA HIZIR CEM’İ HAZIRLIKLARI BAŞLADI

    Antalya’da HBVAKV gençleri olarak Hızır Cemi hazırlıklarına başladıklarını ifade eden Kaya, “12 Şubat Perşembe günü Hızır Cemi yapacağız. Her yıl olduğu gibi lokmalarımız hazırlanacak, kurbanlarımız kesilecek. Canlarımız cemevimizde bir araya gelerek Hızır Cemimizi yürütecek. Cem sırasında Hızır’dan beklentilerimizi, gönülden muratlarımızı dileyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    MURADIMIZ SURİYE’DE ZULMÜN SON BULMASI”

    Suriye’de Alevilere ve Kürtlere yönelik artan katliamlara dikkat çeken Kaya, Hızır ayında dileklerinin savaşsız ve barış içinde bir yaşam olduğunu vurguladı. Kaya, şunları söyledi:

    “Bugün Suriye’de yaşanan katliamlar her geçen gün artıyor. Biz bu Hızır ayında çerağlarımızı, dileklerimizi; Suriye’de katledilen Kürt halkı ve Alevi halkı için uyandıracağız. Lokmalarımızı onlar için yapacağız. Dileğimiz, zulüm gören tüm canların savaşsız, barış içinde bir yaşama kavuşmasıdır. Umarım bu Hızır ayında Hızır Suriye’ye uğrar, zulüm son bulur.”

    Kaya, sözlerini “Hızır cümlenizin yardımcısı olsun. Aşk ile” diyerek tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Hızır lokması dayanışmanın simgesidir’- VİDEO

    ‘Hızır lokması dayanışmanın simgesidir’- VİDEO

    PİRHA- Hızır ayına dair geleneksel ritüellerin geçmişten bugüne nasıl değiştiğini anlatan Elif Sert, Hızır lokmasının yalnızca bir paylaşım değil; aynı zamanda birlik, rızalık ve dayanışmanın simgesi olduğunu söyledi.

    Hızır ayının gelişiyle birlikte Alevi inancında önemli bir yere sahip olan kömbe hazırlama geleneği de yaşatılmaya devam ediyor. Paylaşmanın, lokmanın ve dayanışmanın simgesi olan bu kadim geleneği sürdüren kadınlardan biri olan Elif Sert, kömbe hazırlayarak hem inancını hem de kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarıyor.

    “HIZIR GÜNLERİ BİRLİK VE PAYLAŞIM ZAMANIYDI”

    Eskiden Hızır ayının gelişinin temizlik, dualar ve gülbenglerle karşılandığını anlatan Elif Sert, o günlere dair şunları anlattı:

    “Eskiden özellikle köylerde günler öncesinden hazırlıklar başlar, herkesi tatlı bir heyecan sarardı. Evler temizlenir; Hızır’ın gelişi temizlikle, dualarla ve gülbenglerle karşılanırdı. Komşular bir araya gelir, hep birlikte kömbeler hazırlanırdı. Kömbeler piştikten sonra herkesle paylaşılır, bir kısmı da kurda kuşa nasip olsun diye dışarı bırakılırdı. Hızır lokmasının herkese değmesi için böyle yapılırdı. Dedeler köy köy dolaşırdı. Dede gelmeden önce ayrı bir hazırlık yapılır, büyük bir heyecan yaşanırdı. Lokmalar ve kömbeler hazırlanır, köyün en büyük evinde toplanılırdı. Dedeler gelir, orada misafir edilirdi. Kırgın ve dargın olanlar rızalık alır, dualar edilir, lokmalar pay edilir, semahlar dönülürdü.”

    Modern hayatla birlikte çalışma ve yaşam koşullarının değişmesinden kaynaklı eski hazırlıkların aynı heyecanla yapılamadığını ifade eden Sert, “Artık insanlar eskisi gibi bir araya gelemiyor. Lokmalar cemevlerinde pay ediliyor, cemler yapılıyor. Mekan değişti ama inanç devam ediyor” dedi.

    “KIYMETLİ BİR İNANÇ GELENEĞİ”

    Hızır lokmasının özellikle kışın en zorlu dönemlerine denk geldiğini vurgulayan Elif Sert, bu günlerin hem maddi hem de manevi açıdan büyük anlam taşıdığını ifade etti. Sert, “Hızır günleri karakışa denk gelirdi; erzakların azaldığı, hayvan yeminin tükendiği zamanlardı. Kömbeler yapılırken insanlar yalnızca lokma hazırlamaz, aynı zamanda birbirine güç verirdi. Hızır bu yönüyle bir bayram niteliği taşırdı. Niyetlerin ve kısmetlerin rüyalara girdiğine, yolun nerede olduğunun Hızır tarafından gösterildiğine inanılırdı. Bu, çok kıymetli bir inanç geleneğidir ve yaşatılması gerekir. Hızır’ın darda ve zorda olanın yardımına yetiştiğine inanılır. Bu da gösteriyor ki insanların birbirine destek olması, yardıma ihtiyacı olana koşması Hızır anlayışının bugünkü karşılığıdır” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/ MERSİN

     

  • Mustafa Sazcı: Bugün Suriye’de katledilen Aleviler ve Kürtler için Hızır’ın eli olmalıyız!-VİDEO

    Mustafa Sazcı: Bugün Suriye’de katledilen Aleviler ve Kürtler için Hızır’ın eli olmalıyız!-VİDEO

    PİRHA-Alevi inancında Hızır’ı arama değil aslolanın Hızır olma düşüncesinin var olduğunu vurgulayan Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı,”Bugün hem Aleviler hem Kürtler Suriye’de, Rojava’da katliama hatta soykırıma maruz kalıyorlar. Kürt kadınlarının saçları kesilerek teşhir ediliyor. Tüm bunlar karşısında sessiz sedasız bir şekilde olanı biteni izleyerek Hızır ayında ne Hızır orucu tutulur ne de Hızır’dan medet mürvet beklenir. Bugün Suriye’de Hızır’ın eli olmak gerekiyor” dedi.

    Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen bu dönemde Hızır oruçları tutuluyor, cem erkânları yürütülüyor, lokmalar paylaşılıyor. Anadolu’nun farklı bölgelerinde Hızır oruçlarının tarihleri, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşma zamanlarına göre değişiklik gösteriyor.

    Hızır ayının anlam ve önemine dair PİRHA’ya konuşan Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı, Hızır’ın toplumsal barışın, eşitliğin, kardeşliğin sağlandığı, aynı zamanda insanın insan üzerinde, insanın doğa üzerindeki tahakkümünü, sömürüsünü son bulduğu bir dünya düzeninin tasavvuru olduğunu belirtti.

    Hızır ayını Alevi Bektaşilerin inançlarını, itikatlarını canlı tuttukları aylardan birisi olarak ifade eden Mustafa Sazcı, “Hızır ocak ayının 15’inden şubat ayının 15’i arasında geçen zaman dilimini ifade eder. İkrar, görgü, musahiplik olmak üzere Hızır cemlerimiz yine bu aylar içinde yapılır. Hızır’ın kavramsal açıdan Alevi Bektaşi toplumunda değeri ve önemi oldukça fazladır” dedi.

    “HIZIR DOĞANIN BOLLUĞUN BEREKETİN TOPLUMSAL BARIŞIN KARDEŞLİĞİN VE DOSTLUĞUN SİMGESİDİR”

    Hızır’ın toplumsal barışın, eşitliğin, kardeşliğin sağlandığı, aynı zamanda insanın insan üzerinde, insanın doğa üzerindeki tahakkümünün, sömürüsünün son bulduğu bir dünya düzeninin tasavvuru olduğunu belirten Sazcı, “Bizim her türlü sömürümüze, her türlü tahakkümümüze rağmen hala insanoğlunun karnını doyuran, insanoğlunun yaşayacağı bir atmosferi sağlayan doğa aslında bizim Hızır’ımız. Dolayısıyla bizim bugün bu aylarda yani doğanın aslında en çetin yüzünü gördüğümüz aylarda medet mürvet eşiğine dayanmamızın sebebi de bu” diye konuştu.

    Çetin kış koşullarının atlatılmasının devamında Nevroz Bayramı ve Hıdırellez’le birlikte doğanın uyanışının yaşandığını ifade eden Sazcı, “Uyku halinde olan doğanın tekrardan uyanışını, yani o uyku sürecinin bitip tekrardan gebe hale gelip ürün vermesini doğanın kendisinin Hızır olmasından dolayı kutlamamızın sebebi bu” şeklinde belirtti.

    “ALEVİ İNANCINDA HIZIRI ARAMA DEĞİL, HERKESİN HIZIR OLMAK VARDIR”

    Hızır ayında Doğu Anadolu’da, yine Batı’da da Hızır oruçlarının tutulduğunu belirten Sazcı, Hızır orucunun kimi bölgelerde 3 gün, kimi bölgelerde 5 gün, Hubyar ve Tekirdağ bölgesinde 7 gün tutulduğunu aktardı.

    Alevi inancında Hızır’ı arama değil Hızır olma düşüncesinin olduğunu vugulayan Sazcı, “Hızır’a olan inancımız, itikadımız Yol’un buyurduğu şu ki Hızır’dan bir şey istemek için yüzünü tutması için evvela sen yanındaki yarenine, yoldaşına, eşine, dostuna, komşuna Hızır olabilmen lazım. Onun hâline haldaş, yoluna yoldaş olabilmen lazım” diye belirtti.

    “Suriye’de yaşanan gelişmelere karşısındaki tutumumuza bakıldığında Hızır’ı çağıracak yüzümüz yok” diyen Mustafa Sazcı, “Suriye’de Alevi katliamıyla başlayan, ardından ise Seleflerin, cihatçıların Kürt topraklarına, Rojava’ya saldırdığı bir durum söz konusu. Bugün hem Alevi’ler hem Kürtler ciddi anlamda bir katliama hatta soykırıma maruz kalıyorlar. Kürt kadınlarının saçları kesilip teşhir ediliyor. İnsanların kulakları, burunları koparılıyor. Cihatçı terör tarafından bu propaganda aracı olarak kullanılıyor” dedi.

    “SURİYE’DE ALEVİLERİN VE KÜRTLERİN KATLİAMI KARŞISINDA HIZIRI ÇAĞIRAN DEĞİL, HIZIR OLMA ZAMANI”

    Suriye’de katliamların yaşadığına dikkat çeken Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bugün hanelerimizde ses çıkartmadan huzurlu bir şekilde uyuyorsak, ciddi anlamda Hızır inancımızı, itikadımızı da sorgulamamız gerekiyor. Çünkü bizim geçmişimizde dedelerimizden gördüğümüz oydu. Bir zalimin karşısında dikilmemek de aslında Alevi Bektaşilerin gönüllerini kirleten şeylerden birisidir. Bir zalimin karşısında İmam Hüseyin olma direnciyle Yol’u, erkanı yürüten insanlarız.

    Kürt kadınlarını, Alevi kadınlarını, Kürtleri, Alevileri katleden bir cihatçı, selefi örgüt dururken, o örgütün devletleşmesi söz konusuyken burada sessiz sedasız bir şekilde yalnızca olanı biteni izleyerek Hızır ayında ne Hızır orucu tutulur ne de Hızır’dan medet mürvet beklenir. Burada bizim özellikle dikkate almamız gereken husus Hızır’ı aramak değil, Hızır olabilmek, Hızır’ın bugün Suriye’de eli olabilmek gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Bozatlı Hızır Suriye’de katliama maruz kalan Alevilerin ve Kürtlerin yardımcısı olsun!’ -VİDEO

    ‘Bozatlı Hızır Suriye’de katliama maruz kalan Alevilerin ve Kürtlerin yardımcısı olsun!’ -VİDEO

    PİRHA- Hızır’ın bölgelere göre farklılıklar arz ettiğini belirten Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba, “Önemli olan birbirimizin Hızır’ı olabilmektir. Suriye’de Alevilere, Kürtlere ve farklı inançlara yönelik katliamlar yapılıyor. İster Suriye’de olsun ister başka bir yerde olsun birliğimizi, beraberliğimizi pekiştirmemiz için birbirimizin Hızır’ı olmak zorundayız” dedi.

    Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen bu dönemde Hızır oruçları tutuluyor, cem erkânları yürütülüyor, lokmalar paylaşılıyor. Anadolu’nun farklı bölgelerinde Hızır oruçlarının tarihleri, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşma zamanlarına göre değişiklik gösteriyor.

    Hızır ayının anlam ve önemine dair PİRHA’ya konuşan Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba, Hızır’ın halk inancında darda zorda kalanlara, yardım dileyenlere yetiştiğini belirtti.

    “HIZIR’IN KARŞILANMASI BÖLGELERE GÖRE DEĞİŞKENLİK GÖSTERİR”

    Anadolu Alevileri olarak Hızır ayında 3 gün oruç tuttuklarını belirten Akbaba, “Bazı bölgelerimizde ise 5 gün oruç tutulur. Özellikle, ocak ayının 15’inde başlayarak şubat ayının 15’ine kadar süren Hızır ayı, Alevi pirlerinin tamamına yakını Dersim bölgelerinde çıktığından dolayı önce kendi bölgesinde bulunan taliplerinin cemlerini yaparlardı. Daha sonra ise pirler Anadolu’ya dağılarak cemlerimizi o şekilde yapardık” dedi.

    Hızır’ın karşılanmasının bölgelere göre farklılıklar arz ettiğini ifade eden Akbaba, “Örneğine Sivas, Zara, İmranlı, Divriği, Erzincan, Erzurum Kars bölgelerinde kavurgalar yapılırdı. İşte küçük küçük bıcık yapılır. Anadolu deyimiyle de küçük kete denir. Onları damların üzerine koyarlardı. onu kuşlar ne tarafa götürürse orada onun nasibinin açılacağını, o evde evleneceği inanılırdı. Hızır günü lokmalar pişmeden önce annelerimiz, eşlerimiz unları elerler onun üzerini örterdiler. Hızır o gece gelip onun elini veya atının nalını vurduğu zaman o yıl bolluğun bereketin var olacağına inanırdık” diye belirtti.

    “HIZIR HER İNSANIN KENDİ İÇİNDE VAR OLAN BİR KURTARICIDIR”

    Hızır ayında yaşadığı bir anıyı paylaşan Akbaba, “Bir gün eşim Hızır’ı için un eleyip dışarıya bırakıyor. Sabah kalkıyor önce işarete bakıyor. Hızır işaret vermiş mi, vermemiş mi? diye. O anda bakıyor ki hiçbir şey yok. Ya diyor Hızır senden de çok bir şey istemedim bir işaret koyaydın kurban olduğum diyor. Sonra lokma yapmak için bakkaldan yağ alıp eve döndüğünde tepsiyi tekrar açıyor bakıyor içinde bir yıldız işareti. Tabii o an bizi çok duygulandırmıştı” diye konuştu.

    “SURİYE’DE KATLİAMA MARUZ KALAN ALEVİLERİN VE KÜRTLERİN BOZATLI HIZIR YARDIMCISI OLSUN”

    Birbirinin Hızır’ı olabilmenin önemine vurgu yapan Akbaba, “Birbirimize dayanışma içinde olalım. Eğer bir fakirimiz varsa, onun elini tutuyorsak, ona yardımcı olabiliyorsak onun Hızır’ı oluruz. Suriye’de Alevilere, Kürtlere farklı inançlara yönelik katliamlar yapılıyor. İster Suriye’de olsun ister başka yerde olsun yaşananlar bizim acılarımızdır. Biz her zaman bu katliamların karşısındayız. Boz atlı Hızır o canlarımıza yardımcı olsun. Birliğimizi, beraberliğimizi pekiştirmemiz için yardımlarımızı esirgemeyelim. Dayanışma içinde olacağız. Onlara yardımcı olacağız. Çünkü Hızır her yerde hazır ve nazırdır” şeklinde ifade etti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dersim’de kadınların ellerinde pişen Qavut lokması! – VİDEO

    Dersim’de kadınların ellerinde pişen Qavut lokması! – VİDEO

    PİRHA- Hızır ayının en önemli sembollerinden biri de oruç zamanında pişirilen Qavut’tur. Dersim’in bir çok hanesinde Dıstar’dan geçirilen qavut, Hızır aşkıyla pişirilir. Geceden ocağın kenarına bırakına Hızır lokmasının yanında çıla yakılırken, Hızır’ın haneye uğraması beklenir.

    Alevi inancının kutsal dönemlerinden biri olan Hızır orucu başladı. Dersim’de Hızır Orucu, Miladi takvime göre Ocak ayının ikinci yarısında başlayıp Şubat ayının ortalarında sona erer ve bir ay boyunca ocak sistemi içinde dönüşümlü tutulan üç günlük oruçla devam eder.

    Aslında birçok inançta çeşitli biçimlerde tasvir edilen Hızır, Alevi inancında yerin, göğün her şeyin sahibi olduğuna inanılır. Hızır, insanların en müşkül zamanlarında darda olanın koruyucusu, zorda olanın kurtarıcısıdır. Bu yüzden insanlar dara düştüğünde ‘Yetiş ya Hızır’ diye onu çağırır.

    Hızır Orucu, toplamda üç gün sürer. Bu üç gün boyunca oruç tutulur, qavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çılalar yakılır, kurbanlar kesilir. Aynı zamanda Görgü Cemi’nin yapıldığı günlerdir. Pir rayberiyle birlikte köyleri dolaşarak cem tutar, küsleri barıştırır, yurttaşları inançsal olarak yıla hazırlar.

    Hızır ayının en önemli sembollerinden biri de oruç zamanında pişirilen Qavut’tur. Kavrulmuş ve öğütülmüş buğdaydan yapılan qavut, hanenin damına yada ocağın önüne konur ve Hızır’ın o evi ziyaret ederek qavuttan lokma alacağına inanılır. Hızır’ın bu gavuttan lokma alması berekettir, bolluktur.

    Dersim’in Turuşmek köyünde mihman olduğumuz hanede, Qavut lokmasının yapılma amacını ve yapım sürecine eşlik ettik.

    HIZIR AŞKIYLA YAPILAN QAVUT!

    “Bu Hızır ın Qavutudur” diyen Hülya Bozkurt, ocağın üzerinde buğdayı karıştırıken, yaşama, doğaya ve topluma dair dileğini ifade ediyor.

    Kvrulan buğdayları Dıstar (el değirmeni) ile un haline getirilme aşamasını anlatan Hülya Bozkurt, “Biz kış ayında Hızır ayı başlarken biz buğdayı günler öncesi yıkarız ve kuruduktan sonra sacı ateşe koyar buğdayı kavururuz. Dıstar dediğimiz el değirmeninde öğütürüz. Sonra tekrar ocağa alır pişiririz. Piştikten sonra kolu komşu çağırır lokmamızı paylaşırız.”

    Lokmanın Hızır için ayrılan payını ocağın yanına bırkatıklarını da dile getiren Hülya Bozkurt, “Hızır’ın lokmasını bir kaba koyup Hızır’ın işaretlemesi için evin ocağına koyup, çılamızı yakacağız. Sabah kalkarız eğer qavuta Hızır’ın izi varsa o yıl bizim yılımızdır” diye konuştu.

    Nuray ATMACA-Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Demokratik Alevi Dernekleri ile birlikte Dersim Turuşmek’te Hızır Cemi tutuldu- VİDEO

    Demokratik Alevi Dernekleri ile birlikte Dersim Turuşmek’te Hızır Cemi tutuldu- VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Turuşmek mahallesinde, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) ile birlikte Hızır Cemi yürütüldü. Cem öncesi ‘qavut’ pişiren Turuşmekliler, cem erkanının ardından lokmaların pay etti.

    Alevi toplumu Hızır ayının gelişiyle ibadet ve geleneklerini yerine getiriyor. Hızır oruçlarının tutulduğu bu dönemlerde Aleviler, inanç ve itikatlerini devam ettiriyorlar.

    Dersim’in Turuşmek (Aktuluk) mahallesinde Hızır Cemi yürütüldü. Erkanı, Pir Ergün Haydaroğlu, Ana Sakine Cevahir ve Zakir Özgür Ozan yürüttü.

    “HER CAN, ÖBÜR CANIN HIZIRI OLMAK İÇİN MÜCADELE ETMELİDİR”

    Turuşmek mahallesinde düzenlenen Cem erkanı, Şex Delili Berxecan Ocağı evlatlarından Pir Ergün Haydaroğlu’nun gulbangıyla başladı. Hızır ayının anlam ve önemine dikkat çeken Haydaroğlu, “Hızır, birinin darına yetişmekle başlamıştır. Her can öbür canın Hızır’ı olmak için mücadele etmiştir. Hızır böyle büyümüştür. Bugüne de böyle gelmiştir” dedi.

    Pir Ergün Haydaroğlu, “Bizim hak ve hakikat inancımız nurdur. Nur doğduğundan beri varız. Ulularımız, pirlerimiz de bu hakikat yolunda bunu söyleye söyleye şehit düşmüşlerdir. Çünkü yaydıkları insanı sevmek, insana saygı duymak, anayı baş tacı etmek fikriyatı, yezidlerin en korktuğu fikriyattır” diyerek Aleviliğin özgür düşünce ve fikriyatına dikkat çekti.

    Akabinde söz alan Baba Mansur Ocağı evlatlarından Sakine Cevahir Ana, cem erkanına katılan canları selamladıktan sonra, “Bu Hızır ayında birlik ve dirliğimize katıldığınız için yürekten minnettarım. Ne yazık ki dünya ölüm ve zulüm kaynıyor. Bu ölüm ve zulüm her şeyden önce biz anneleri vuruyor. Her tarafta zulüm kan kusuyor, her tarafta ölümle kol geziyor. Bugün Suriye’de, İran’da insanlar katlediliyor. Rojava’da Kürtlere yönelik katliamlar yapılıyor. Ama biliyoruz ki, Hızır Hakk’ın, iyinin yanındadır. Gençlerimiz toprağa değil, analarının ve ailelerinin yanına dönecektir” dedi.

    “Bu zulüm ve kötülüğe rağmen umutlarımız tükenmiyor. Umudumuz tükenmediği için halen ayaktayız” diyen Sakine Cevahir Ana, tüm bu kötülüklerin son bulmasını dileyerek, Hızır’ın herkesin darında yanında olmasını, dertlere, tasalara merhem olmasını istedi.

    Cem, semah dönülmesi ve lokmaların paylaşılmasıyla sırlandı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Seyitalioğlu: Hızır, bereket ve kurtuluşun sembolüdür!- VİDEO

    Seyitalioğlu: Hızır, bereket ve kurtuluşun sembolüdür!- VİDEO

    PİRHA- Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu, Hızır’ın toplumsal dayanışma ve manevi değerlerle örülü bir kültür olduğunu belirterek, bu ay boyunca yapılan oruçlar ve cemlerin, inanç ve ahlaki değerlerin bir ifadesi olduğunu ifade etti.

    Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Ocak ayının sonlarından şubat ayı ortalarına kadar süren bu dönemde Hızır oruçları tutulur, cem erkânları yürütülür, kurbanlar tığlanır. Anadolu’nun farklı bölgelerinde tarihleri değişen oruçlar, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşmasına göre farklı günlerde yapılır.

    Hızır ayı, kurtuluşun, bolluk ve bereketin simgesi olarak görülür. Kışın zorlu günlerinin geride kaldığına inanılan bu süreçte lokmalar paylaştırılır, ziyaretler yapılır, dilekler dilenir. Dayanışmanın güçlendiği Hızır günlerinde darda olana yardım edilir, pirler talipleriyle bir araya gelir.

    Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu, Hızır ayının önemine ve anlamına dair PİRHA’ya konuştu.

    “HIZIR, BEREKET VE KURTULUŞUN SEMBOLÜDÜR”

    Mehmet Seyitalioğlu, Hızır’ın zor günlerin, dar zamanların kurtarıcısı olarak kabul edildiğini ifade ederek, “Hızır, yeşillik, bolluk, bereket ve kurtuluşun sembolüdür. Dar günlerin kurtarıcısıdır, yeter ki bu çağrı gönülden olsun. Hızır’ın öğrettiği şey, bir hayat boyu kötülüklerden kaçınmak ve Hızır’ın bize gösterdiği doğruları yaşamaktır. Bu, ahlaki ve toplumsal bir değer haline gelmiştir. Ziyaretler, bu anlayışın bir işaretidir. Ziyaret eden kişi, diz çöker, gözyaşı döker ve dileklerde bulunur. Hızır her zaman, her yerde hazır ve nazırdır” diye konuştu.

    Hızır ayının başladığı tarih ve yapılan hazırlıklara ilişkin bilgi veren Seyitalioğlu, şöyle devam etti:

    “Hızır ayı, Rumi Takvime göre bir gün Ocak’tan, iki gün de Şubat’tan alınan günlere denk gelir. Bu takvime göre, bu günler genellikle peş peşe gelir. Ayın son günü, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece sona erer ve bu gece cem yapılır. Ceme katılan herkes yanlarında lokmalarını getirir ve niyazlarını yapar. Her kişi kendisine uygun bir yere oturur ve orada lokmalar paylaşılır. Lokmalar, lokmacı tarafından uygun yerlere götürülür. Lokma dağıtımı baştan yapılabileceği gibi cem süresince de dağıtılabilir. Katılımcılar arasında zorunluluk bulunmaz. Örneğin oruç tutmak gibi bir gereklilik yoktur, her birey kendi isteği ve içsel bağlılığına göre oruç tutar. Kimisi üç, kimisi iki, kimisi bir gün oruç tutar. Zorunluluk yoktur, önemli olan bireyin içinden geldiği gibi yapmasıdır.”

    “KILIK DEĞİŞTİRİP HER YERDE YARDIM EDER”

    Seyitalioğlu, Hızır’ın en çok harman zamanında ortaya çıktığını belirterek, onun her durumda ve her zaman bereketi arayan bir varlık olduğunu vurguladı. Hızır’ın hayatın her alanında varlık gösterdiğini dile getiren Seyitalioğlu, “Hızır en çok harman zamanı ya da buğdayı değirmene götürdüğümüzde görülür. Hızır, hamur yoğuran kadının elinde sıçrayan hamurdan da bereket alır. Sevmediği bir insan kılığına girebilir, borç para isteyebilir. Hızır, bazen kılık değiştirerek bile insanları ölçer ve biçer. Bir kişi, Hızır’a adak sunmuşsa ve bunu yerine getirmemişse, Hızır, şahsen gidip bununla yüzleşir. “Hani sen Hızır için her şeyi feda ediyordun?” diye hatırlatır. Çünkü Hızır, ambarın bereketidir, harmanın bereketidir ve tarlanın bereketidir. Hızır, toplumsal bir değeri ve anlamı her canda barındırır” dedi.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIRI OLALIM”

    Mehmet Seyitalioğlu, son olarak Hızır’ın toplumsal sorumluluk ve dayanışma anlayışını günümüz dünyasıyla bağdaştırarak, Rojava’daki yaşanan zorluklara da değindi. Seyitalioğlu, “Birbirimizin Hızırı olalım derken, Hızır her zaman hazır ve nazırdır. Örneğin Rojava’daki olaylara Hızır olmak, oradaki insanlar için dua etmek demektir. Onlar için gözyaşı dökmek, yardım göndermek birer yardımdır. Hızır kültü ve anlayışı budur: Yardım etmek, bereketi paylaşmak, ve her an birbirimize destek olmak” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Hızır ayı: Oruçla, lokmayla ve rızalıkla yaşatılan bir inanç!-VİDEO

    Hızır ayı: Oruçla, lokmayla ve rızalıkla yaşatılan bir inanç!-VİDEO

    PİRHA- Elazığ’da yaşayan yurttaşlar Arda Bozkurt ve Ali Haydar Yeşil, Hızır ayının yalnızca oruçla değil; lokmayla, cemle ve rızalıkla anlam kazandığını söylüyor.

    Alevi inancında önemli bir yere sahip olan Hızır ayı, her yıl kışın en sert zamanlarında, Gağan ayının bitimiyle birlikte başlıyor. Elazığlı yurttaşlar Arda Bozkurt ve Ali Haydar Yeşil, Alevi inancında Hızır ayının anlamını, tutulan oruçları ve kuşaktan kuşağa aktarılan ritüelleri PİRHA’ya anlattı. Hızır ayı, yalnızca bir inanç pratiği değil; paylaşımın, rızalığın ve dayanışmanın adı olarak yaşatılıyor.

    Elazığ’da yaşayan yurttaşlar Arda Bozkurt ve Ali Haydar Yeşil, Hızır ayının yalnızca oruçla değil; lokmayla, cemle ve rızalıkla anlam kazandığını söylüyor.

    Cemevlerinde cenaze erkanlarında görev alan Arda Bozkurt’a göre Hızır ayı, takvimden çok bir inanç zamanı. “Bizim inancımıza göre Hızır ayı kutsaldır” diyen Bozkurt, bu ayın yaklaşık bir aylık bir süreyi kapsadığını belirterek şunları aktardı:

    “Herkes kendi pirine, kendi talibine göre oruç tutar. Oruçlar, son günü perşembeye gelecek şekilde tutulur. Bu süreç, genellikle ocak ayının sonu ile şubat ayının ilk haftalarına denk gelir. Hızır orucu, Gağan ayından sonra başlar. Günler buna göre hesaplanır.”

    Bozkurt, Hızır orucunun tek tip bir uygulama olmadığını vurgulayarak, “İnanç birliği var ama uygulamada pirlerin yoluna göre farklılıklar olabilir. O yüzden Hızır ayı bir aya yayılır. Herkes inancını kendi yoluna göre yerine getirir” dedi.

    “HIZIR DARDA OLANA YETİŞENDİR”

    Ali Haydar Yeşil ise Hızır ayını, çocukluğundan bu yana dinlediği anlatılar ve okuduklarıyla öğrendiğini söylüyor. Hızır orucunun kökenine dair anlatılan bir menkıbeyi paylaşan Yeşil, hikâyeyi şöyle aktardı:

    “İmam Hasan ile İmam Hüseyin’in gözleri ağrıyor. Ana Fatıma, Hz. Muhammed’e gidiyor. O da ‘oruç tutalım’ diyor. Hz. Ali destarda buğday öğütüyor, qavut yapıyor. Ama her akşam kapıya bir garip geliyor. Lokmayı ona veriyorlar, kendileri suyla oruç açıyor. Üçüncü günün sonunda çocukların gözleri açılıyor. Oruç kabul oluyor.”

    Yeşil’e göre Hızır orucu, işte bu paylaşım ve fedakârlık hikâyesinden bugüne taşınan bir inanç mirası.

    “CEM RIZALIK OLMADAN OLMAZ”

    Hızır ayı boyunca Alevi toplumunda yalnızca oruç tutulmuyor; cemler yapılıyor, lokmalar paylaşılıyor, komşular ve yoksullar gözetiliyor. Kavrulmuş ve öğütülmüş buğdaydan yapılan qavut, tereyağıyla birlikte paylaşılarak yeniliyor. Mumlar yakılıyor, deyişler söyleniyor, Hızır’a dair anlatılar dile geliyor.

    Yeşil, bu ayın aynı zamanda ziyaret ayı olduğunu belirterek, “Kirveni, müsahibini, pirini ziyaret edersin. Toplum bir araya gelir. Cem tutulur. Cem, bizim için sevgi ve barış yeridir” dedi.

    Alevi inancında rızalığın temel ilke olduğunu vurgulayan Yeşil, cem erkânının anlamını şöyle anlattı:

    “Bizde ikrar çok önemlidir. Sözünden dönmeyeceksin. Cem, paylaşmaktır. Kin, nefret yoktur. Birinin bir başkasında hakkı varsa, rızalık alınmadan cem olmaz. Cem, toplum yeridir. Sevgi yeridir.”

    Yeşil, Alevi öğretisinin özünü ise şu sözlerle özetledi:
    “Eline, diline, beline sahip ol. Bir insanın kalbini kırarsan, kırk yıl ibadet etsen boşa gider. Biz 72 millete bir nazarla bakarız.”

    Hızır ayı, Alevi coğrafyasında hâlâ bu anlayışla yaşatılıyor: Oruçla değil yalnızca; lokmayla, rızalıkla ve insanı merkeze alan bir inançla.

    Cem EKİNCİ/ELAZIĞ

  • Dersimliler, Hızır orucunu zorlu kış şartlarında karşılıyor- VİDEO

    Dersimliler, Hızır orucunu zorlu kış şartlarında karşılıyor- VİDEO

    PİRHA- Dersim, Hızır orucuna zorlu kış şartları altında girdi. Gazik(Cumhuriyet) mahallesinde oturan Meneş ve Burhan Öğmen çifti, zor zamanlardan geçildiğini vurgulayarak, “Hızır; insana, topluma yardımcı olsun” dedi.

    Dersim son yılların en büyük kar yağışını aldı. Bu durum karşısında gerekli çalışmalar yetersiz kalınca yaşam adeta durdu. Yolların kapanması, kaldırımların temizlenmemesi, elektrik ve su kesintileri kentteki hayatı durdurdu. Hal böyle olunca bu durumdan da en çok etkilenen, kentte bulunan yaşlı nüfus oldu.

    Burhan Öğmen ve Meneş Öğmen çifti, hem bu mevsim boyunca yaşadıkları zorlukları hem de Hızır ayı vesilesiyle tutulan oruçları PİRHA’ya anlattı.

    “HIZIR AYI GELENEĞİ DEVAM ETTİRİLMİYOR”

    Konuşmasında zorlu kış şartlarına dikkat çeken Burhan Öğmen, “Çok kar yağdı. Bu yüzden yollar kapalı. Belediye yolları açamıyor. Oturduğumuz ev kuzeye baktığından güneş geç vuruyor ve bu yüzden kaldığımız yer çok soğuktur. Evimizin önü karlarla kapandığından dolayı, sürekli evin önünü açmak durumunda kalıyorum. Yolların durumu çok kötü. Geçen burada biri düşüp kendini sakatladı” dedi.

    “Hızır; insana, topluma yardımcı olsun. Temiz kalpli insanların hatırına saysın. Hızır, bize de size de yardım etsin, kötülüklerden korusun. Kureyş sizinle yoldaş olsun. İlkin topluma, sonra da bize” diyerek dua eden Öğmen, devamında ise Hızır ayına ilişkin şunları belirtti:

    “Biz Hızır ayında kurbanlar keserdik. Pirimiz gelirdi cem tutardık. Pirimiz dua ve gulbang verirdi. Pir sorardı, ‘Sizinle komşularınızın arası nasıldır’ diye. Küs veya kırgın olan varsa onların çıralığını ve lokmasını almazdı. Birbirinize iyi olun derdi. Köylerden göçerttikten sonra ne pirler geldi ne de biz taliplerimize gittik. Evet Hızır ayı başladı. Biz Hızır ayında 3 gün oruç tutarız. Sonra ‘qavut’ pişirirdik. Komşular gelirdi ve hep beraber yerdik. Her gün bir eve gidilirdi. Hızır ayında ev ev gezerdik.”

    “ÇİLE AYIDIR, KAR HAYIRLA YAĞSIN”
    İçinde bulundukları ayı Kürtçe’de ‘çile’ olarak adlandırdıklarını söyleyen Meneş Öğmen, “Kar hayırla yağsın. Çile ayıdır yağması normal zaten. Herkesin gözü yollardaydı bir kar yağsın diye. Ama kar yağınca resmen eve kilitlendik. Ne bir su var ne de elektrik! Yollarda kapalı olunca evde rehin kaldık. Kapımızın önünüde bu yaşlı haliyle eşim açtı. Bir yere de gidemiyoruz. Bulunduğumuz sokağa serviste yok. O yüzden hep evdeyiz. Öyle böyle zamanı geçirmeye çalışıyoruz” dedi.

    Meneş Öğmen, Hızır ayına ilişkin ise şunları belirtti: “Biz Hızır ayında üç gün orucumuzu tutuyoruz. Bugün mesela oruçluyum. Biz orucumuzu açarken dua ederek açarız. Duamızı da, ‘İlkin evrene, sonra topluma, en son ise kendimize’ diye ederiz.”

    Nuray ATMACA- Cem EKİNCİ/DERSİM

     

  • Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü: Birbirimizin Hızır’ı olalım-VİDEO

    Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü: Birbirimizin Hızır’ı olalım-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü. Asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Hızır ayı nedeniyle yüzlerce yurttaş, evlerinde pişirdikleri lokmalarıyla birlikte yollara düşerek Düzgün Baba Cemevi’ne geldi. Düzgün Baba’da yapılan Hızır Cemi’ni Kureyşan Ocağı pirleri Kazım Açıktepe, Engin Seyidali Dedeoğlu, Hasan Koçer ve Yücel Balcı yürüttü.

    Hızır Cemi öncesinde Düzgün Baba Cemevi yönetimi açıklama yaptı. Açıklamayı Düzgün Baba Cemevi Başkan Yardımcısı Musa Demirtaş, okudu.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NI TANIMIYORUZ”

    Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın amacının Alevileri bölmek ve asimile etmek olduğunu belirten Musa Demirtaş, “Kendisine itaat eden dedelere ve cemevi başkanlarına devlet imkanlarını peşkeş çekiyorlar. Alevi Yol’undan sapmış kişiler mevcut sistemin elinde birer asimilasyon aparatına dönüşmüşlerdir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz ve bizim açımızdan yok hükmündedir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerin taleplerin yok saymaktadır. Bugün kendilerine Alevi dedesi diyenler utanmadan hınzır paşa sofralarına oturup, çağımızın yezitlerine methiyeler dizmektedir. Bu yol düşkünleri ocaklarımıza ve inancımıza ihanet etmektedirler” dedi.

    “HINZIR PAŞALARIN SOFRALARINA OTURUP YAĞLI PİLAVLARINI YİYENLER BİZDEN DEĞİLDİR”

    Düzgün Baba’nın evlatları olarak asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz sadece minnetimizi Hızır’dan, Düzgün Baba’dan ederiz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” diye belirtti.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLALIM”

    Herkesin birbirini sevip, birbirine saygı göstermesi gerektiğini ifade eden Kureyşan Ocağı piri Kazım Açıktepe, “Eğer birbirimizle sorunumuz varsa bunu kendi aramızda halledelim, mahkeme kapılarında sürünmeyelim. İnancımız zorda ve darda Suriye’de Aleviler katlediliyor. O nedenle inancımıza ve itikadımıza sahip çıkalım. Birbirimizin Hızır’ı olalım” diye konuştu.

    Hızır Cemi, semah dönülmesinin ardından kurban ve lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/DERSİM