Etiket: hızırşah etkinliği

  • ‘Bulguru, narı, fındığı belediyeden, böyle aşure mi olur, dalga mı geçiyorsunuz?’- VİDEO

    ‘Bulguru, narı, fındığı belediyeden, böyle aşure mi olur, dalga mı geçiyorsunuz?’- VİDEO

    PİRHA- Geçen ay Datça’da düzenlenen Hızırşah Festivali’ndeki panelde konuşan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Birlikte yaşamak istiyorsak, siyasal ve yerel iktidarlarla bağımızı yavaş yavaş keseceğiz. Örneğin Alevi hareketi birlikte yaşamak istiyor mu, aşuresini kendi kaynatmayı öğrenecek. Bulguru belediyeden, nohuttu fasulyesi belediyeden, narı, fındığı belediyeden, böyle aşure mi olur dalga mı geçiyorsunuz?” dedi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi tarafından geçen ay 13’üncüsü düzenlenen Hızırşah Festivali’nde ‘Birlikte Nasıl Yaşarız’ paneline konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, önemli mesajlar vermişti.

    “DEVLET YOKKEN TÜRK ULUSU DİYE BİR ŞEY YOKTU”

    Yalçınkaya, ulus dediğimiz kavramı devlet yaratır, uluslar devletleri yaratmaz. Türk Devleti, Türk Ulusu’nun siyasal iradesi ve tekelci şirket koludur ve Türk Ulusu’nu yaratan doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu devlet yokken Türk Ulus’u diye bir şey yoktu. Türk Milleti’nden etnik olarak söz edebilirsiniz ama etnik olarak ulustan söz edemezsiniz” dedi.

    “ALPARSLAN 1071 YILINDA ANADOLU’YA GELDİĞİNDE TÜRK ULUSU DİYE BİR ŞEY YOKTU

    “Ulus siyasi bir şeydir, Alparslan 1071’de Anadolu’ya girdiğinde Türk Ulusu diye bir şey yoktu” diyen Yalçınkaya,”Anadolu’ya giren Türk Ulus’u değildi. Kaldı ki dervişler Alparslan’dan çok önce girmişti zaten. Bu devletin uydurması, bunu devlet yaratıyor” ifadelerini kullandı.

    Yalçınkaya,“Ulus yaratmak için o hikayeleri kuran, devlet. Biz öncelikle bu hikâyeye karşı mesafemizi alacağız ve devleti güçlü olmaya zorlayacağız ama geçmiş referanslarla değil, Atatürkçü referanslarla bu işi yapamayız. İttihatçı referanslarla hiç yapamayız, ülkemiz elden gidiyor çığlıklarıyla hiç yapamayız” diye belirtti.

    Ülkenin çoktan elden gittiğini, sadece bizim değil herkesin ülkesinin elden gittiğinin altını özellikle çizen Yalçınkaya, “Çünkü küresel ekonomi çağındayız. ABD’li şirketlerin %50’si Çin ve Japonya’nın elinde. ABD’de derken ne sanıyorsunuz. Çin ve Japonların elinde. Bunlar sadece bizi geçmişte tutuyor” dedi.

    “TEK VAZGEÇMEYECEĞİMİZ İLKE LAİKLİK”

    “Daha da önemli şey mevcut devlet, bizi belirli bir dini forma zorladığı için cemaatçi örgütlenme üzerinden birleştirmek istiyor” diyen Yalçınkaya, sözlerini söyle sürdürdü:

    “Bunu baştan reddedeceğiz. Geçmişe dair vazgeçemeyeceğimiz tek bir ilke var ve o ilkenin evrensel olduğunu bu ilkeyi siyasal programının en başına koymayan hiç kimsenin suratına bakmayacağız. Kim laikliği ciddiye almıyorsa, dalga geçiyorsa, Kemal Kılıçdaroğlu gibiler dahil, kim 3 kuruşa koltuk sevdasına laikliği satıyorsa onunla işiniz olmayacak.”

    “BİRLİKTE YAŞAMAK İSTİYORSAK, İKTİDARLARLA İLİŞKİMİZİ KESECEĞİZ

    “Birlikte yaşamak istiyorsak, siyasal ve yerel iktidarlarla bağımızı yavaş yavaş keseceğiz” diyen Yalçınkaya, “Asıl bizi engelleyen bunlar. Örneğin Alevi hareketi birlikte yaşamak istiyor mu, aşuresini kendi kaynatmayı öğrenecek. Bulguru belediyeden, nohuttu fasulyesi belediyeden, narı, fındığı belediyeden böyle aşure mi olur dalga mı geçiyorsunuz?”diye ekledi.

    “HANGİ YÜZLE KERBELA İÇİN AĞLIYORSUNUZ?”

    Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Etkinlik yapıyor yol parası belediyeden, otel belediyeden o zaman örgütü belediyeye verin” diyerek şöyle devam etti:

    “Siz belediyeye bu şekilde kendinizi teslim ettiğiniz sürece Belediye Başkanı da çıkar, Tanju Özcan gibi, ‘göçmenlere su vermiyorum’ der, haklı. Siz onun suç ortağısınız. Çünkü göçmenlere su vermeyen Tanju Özcan, size su veriyor sonra siz, Kerbela için ağlıyorsunuz. Hangi yüzle, hangi yüzle.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • ‘Alevilik sembollerin sırlarını çözmektir’-VİDEO

    ‘Alevilik sembollerin sırlarını çözmektir’-VİDEO

    PİRHA – 8. Hızırşah etkinlikleri kapsamında ‘Alevilikte semboller, söylemler ve simgeler’ konulu panel düzenlendi. Etkinlikte Alevilikte yer alan simge ve sembollerin yöreden yöreye değiştiği, Aleviliğin sembollerin sırlarını çözmek olduğu, dolayısıyla Aleviliğin sır olduğu, günümüzde kentlerde yaşayıp da Aleviliğin içinde doğmayanların Aleviliği sonradan öğrenmesinin çok zor olduğu vurgulandı.

    Haberin Videosu

    Muğla’nın Datça ilçesinde yapılan Hızırşah etkinliklerinin bu yıl 8’incisi düzenlendi. Etkinlik kapsamında Datça’nın ilk ve tek cemevi olan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi Cemevi’nin açılışı geçtiğimiz gün gerçekleştirilmişti. Cemevi açılışının ardından ‘Alevilikte semboller, söylemler ve simgeler’ konulu panel düzenlendi.

    “ALEVİLER YETİM BİR TOPLULUK”

    Moderatörlüğünü HBVAKV Çekmeköy Şube Başkanı Muzaffer Akkol’un yaptığı panelde ilk olarak Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Yaman söz aldı.

    Ali Yaman Alevilerin devletten eşit muamele görme noktasında ‘yetim bir topluluk’ olarak kaldığını söyledi. Koşulların çok zor olduğu eskilerde bile insanların yolu yürüttüklerini belirten Yaman, şimdinin koşullarının eskiye nazaran daha iyi olduğunu, ancak yolun yürütülemediğini vurguladı. Her bir inancın kendi kurum, kural, simge, sembol gibi detayları olduğunu ifade eden Yaman, “Bütün inançlarda bunlar o inancı belirleyen farklardır. Aleviler ‘Allah Allah’ diyor, sünni anlamıyor, Hıristiyan anlamıyor. Bir de Türkçedeki allah allah var. ‘Ya öyle mi falan.’ Ama bizim Allah Allah o allah allah değil. Bunu anlamak çok zor. Dolayısıyla bu tür toplulukların iç anlamlarını çözmek, onları anlamak, ne yaptıklarını kavramak onun sembollerine, simgelerine hakim olmaktan geçer. Biz Aleviler olarak bile bazen bunları anlamayabiliyoruz” dedi.

    “SÖYLEMLER VE SİMGELER YÖREDEN YÖREYE FARKLILIK GÖSTERİYOR”

    Söylem ve simgelerin yöreden yöreye bile anlam olarak farklılık gösterdiğini belirten Yaman, simgelerin ve söylemlerin detaylı olarak incelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Semahtan örnek veren Yaman şunları söyledi:

    “Semah on iki hizmetin, ibadetin içinde bir parçadır. Eskiden semahın zamanı geldiğinde miraçlama söylenirken hemen insanlar kalkıyordu semaha duruyordu. Fakat şimdi insanlara eğitim veriyorlar. Şu, şu demek, bu, bu demek gibi bir takım anlamlar geliştiriyorlar ve onu öğretiyorlar.”

    Alevilerin geldikleri yeri küçümsememeleri gerektiğini söyleyen Yaman, Alevi toplumun teknolojik düzeyi, yapısı itibariyle 40, 50 yılda aldığı mesafeden daha hızlı mesafe kat edemeyeceğini belirtti. Herkesin kendi yöresine göre Aleviliği anlamaya çalıştığını ifade eden Yaman, “Halbuki Alevilik çok büyük bir coğrafyayı etkilemiş, Ali odaklı anlayış oralara da gitmiş.” dedi.

    “ALEVİLİK SEMBOLLERİN SIRLARINI ÇÖZMEKTİR”

    Ali Yaman’ın ardından söz alan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz da, Alevilikte sembol meselesinin çok önemli olduğunu “Alevilik nedir? diye bir soru sorulduğu zaman ‘Alevilik sembollerdir, Alevilik sembollerin sırlarını çözmektir’ diyebiliriz. Alevilik sırdır, Alevilik sırra ermektir. Bu sırrı ancak sembollerle anlayabiliriz, anlama çabası içine girebiliriz” sözleriyle anlatmaya çalıştı.

    “ALEVİLİĞİN SEMBOLLERİ VE SIRLARI GİBİ KÜRSÜLER OLUŞTURULMALI”

    Alevilikte semboller konusuyla ilgili aslında akademide konferanslar düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Poyraz, Alevilikle ilgili çalışmalar olursa Aleviliğin sembolleri ve sırları gibi kürsülerin oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.

    “ALEVİLİĞİ İÇİNDE ÖĞRENİYORDUK”

    Aleviler önceden Aleviliğin içinde doğup büyüdükleri için Aleviliği ana dilleri gibi bildiklerini, sonradan Aleviliği öğrenmek gibi bir çaba içerisine girmeye gerek kalmadığını belirten Poyraz, “Biz bir çocuk olarak ‘Teberik ne demektir?’ diye sormazdık. Ama şimdi bir cana söylesem ‘O ne?’ diye şaşırır. Dolayısıyla biz Aleviliği içinde öğreniyorduk” dedi.

    “KENTLERDE HERKES ALEVİLİĞİNİ BİR KENARDA BIRAKMAK ZORUNDA KALDI”

    Kentlere göç ettikten sonra Alevi yolunun sürdürülmesinde sıkıntılar olduğunu dile getiren Poyraz şunları ifade etti:

    “Kentlerde ayakta kalma mücadelesi, hayata tutunma mücadelesi verdik. O mücadele esnasında herkes Aleviliğini unutmak zorunda kaldı. Daha doğrusu herkes Aleviliğini bir kenarda bırakmak zorunda kaldı. Çünkü büyük bir baskı vardı, çok korkuyorduk, katliamlardan geçmişiz ve ancak kendimizi saklayarak ve de Aleviliğimizi unutarak ancak ayakta durabilirdik. Ama bir süre sonra baktık ki biz unutsak ta onlar unutmuyorlar, katletmeye devam ediyorlar. Sivas Katliamı bununla ilgili bir şeydi. Dolayısıyla sonra tekrar yetişkin olarak Aleviliği öğrenmeye çalıştık. Artık kentlerde doğan, büyüyen insanlar olarak Alevliği öğrenmeye çalıştık ve ne yazık ki bu çok zor.”

    ALEVİLİĞİ SONRADAN ÖĞRENMEK ÇOK ZOR

    Aleviliği sonradan öğrenmek için çok fazla semboller, gösterge bilim, anlamlar, okumalar olduğunu vurgulayan Poyraz, okumaya, anlamaya çalıştıkça okuma yazma bilmeyen insanların bunu nasıl kavradığına, anladığına şaşırdığını ve bunu test etmek için de babasına sürekli sorular sorduğunu ve her sorduğunda da şahane cevaplar aldığını kaydetti. Babasının okuma yazması olmamasına rağmen Aleviliği çok iyi bildiğini belirten Poyraz “Nesini biliyor? Sembolleri ve sırları biliyor. Daha doğrusu Aleviliğin bir sır olduğunu ve o sırra ulaşmanın da çok okunup yazılan ya da çok kısa yoldan bir günlük, iki günlük eğitimle öğrenilecek bir şey olmadığını biliyor. Onun için sebat etmek gerektiğini, çile çekmek gerektiğini, sabırlı olmak gerektiğini, iyi olmak gerektiğini biliyor” şeklinde ifade etti.

    “EŞİK BEŞİK BİRDİR”

    Mimar Sevilay Miser ise, Alevilik için her şeyden önce insanın geldiğini, ibadethanedeki en önemli yerin  Dar-ı Mansur’un bulunduğu yer olduğunu, her şeyin Enel hak (Hak bende) diyen insanda olduğunu ve ölçünün insan olduğunu vurguladı. Alevilikte kadın, erkek olmadığını belirten Miser “Eşik beşik birdir. Eşik beşik derken eşikteki ile beşikteki ve ayrıca döşekteki pir olan hepsi o mekanda yatay hiyerarşi içerisinde yer alırlar. Ama kimse yukarıda değildir. O mekanda biriz, bütünüz, iriyiz, diriyiz. Bizden istenen de budur” diye konuştu.

    “İNANCIMIZ ‘BENİ YAŞA’ DİYE DUYURU YAPIYOR”

    Birlik olma fikrinin kentte çok kaybedildiğini söyleyen Miser, “Zihinlerimiz çok kirli, davranışlarımız çok kirli. Kutsallarımız öteki. Çocuklarımız bunları hiçbir yerde öğrenemiyor. Aileler artık söylese de duymuyorlar. Herkes bir telefon esiri, başka bir dünyayı yaşıyoruz. Ama inancımız bize ‘Beni yaşa’ diye bir duyuru yapıyor. Çünkü insanlığın evrensel bilgisi inancımızda var.

    “ALEVİLİK KENDİNİ TEVİL YOLUYLA HİSSETTİRİYOR”

    Alevi inancının kendini tevil yoluyla insanlara hissettirdiğini vurgulayan Miser, müzik, nefes ve inancın icrası olduğunu ancak diğer taraftan sünnilik, Hristiyanlık gibi inançlarda inanılmaz enlerin olduğunu, devasa mabetleri olduğunu, bu devasa mabetlerin insandan çok çok aşkın olduğunu, insanı ezdiğini, onun üzerinde gücünü hissettirdiğini ve buralarda ibadet eden insanların tanrının ne kadar yukarıda, ne kadar olaya hakim olduğunu düşündürdüğünü ama Alevinin tanrısının Hakkın Allah olarak Enel hakta buluşmasının insanın olduğu her yerde olduğunu vurguladı.

    “ADI BÜYÜK EVDİR, ÖNÜNDE KÜÇÜK EV VARDIR”

    Alevilerin kutsalının, olmadığı söylenen bir mekanla başladığını belirten Miser, Alevilerin ibadethanesinin resmi olarak olmadığının altını çizdi. Ayrıca Miser şunları dile getirdi:

    “Dedelerin evlerinin bütününün bir kesiminde bizim ibadethanelerimiz vardı. Eğer o evde büyürseniz ya da o evde doğarsanız bilirsiniz. Adı büyük evdir. Önünde küçük ev vardır. Sizi bir koridor toplar dışarıdan içeri götürür uzun bir koridor. Sonra sizi bir sağa çevirir, muhakkak sağa dönmek zorundasınız. Bir anda kapının karşısında bir ocak, üstünde yedi iklim çar köşesiyle bir mekan gelir. Bu mekan üstünden muhakkak ışık alır. Yedi kat semayı anlatan bu yapı aslında hiç dışarıdan anlaşılmayan sıradan bir köy evinin üzerinde ardıçlarla ya da çamlarla bölgedeki bulunan malzemeye göre seçilen yapı elemanlarıyla düzenlenir. Pir Sultan der ki ‘Dünya dört direk üstünde duruyor. Bunu çocukluğumda ilk duyduğumda çok acayip gelmişti. Bu dört direk üstünde durmak ne demek? Meğerse dünya bir kare şeklinde anlatılırmış geçmişten bugüne. O kare öyle bir kare ki dört kapınızı da anlatıyor sizin şeriat, tarikat, marifet, hakikat diye; dört unsurunuzu da anlatıyor: Anasırı ervayı hava, su, toprak ve ateş. Şimdi bunların hepsi bizim cemlerimizde yaşanır. Anasırı ervadaki her şey vardır. Ocak ateşi, nefesimizi okuduğumuz deyişler havayı, secdeye geldiğimizi yer zemin toprağı, müzikse havayı anlatır.”

    Panelin ardından etkinlik Datça Amfi Tiyatrosu’nda ücretsiz halk müziği konserleriyle devam etti. Etkinlikte sanatçılar Ekrem Ataer, Leyla Ünver, Udi Yervant sahneye çıktı.

    Suay ABAK

  • 8. Hızırşah etkinliği başladı

    8. Hızırşah etkinliği başladı

    PİRHA – HBVAKV Datça Şubesi’nin Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Datça Belediyesi’nin katkılarıyla yapılan 8. Hızırşah Etkinliği Hızırşah Külliyesi’ndeki açılış töreniyle başladı. Etkinliğin konuşan HBVAKV Başkanı Tuncer Baş, “Bizler eşit yurttaşlık temelinde inancımızın tanınmasını istiyoruz” dedi.

    Muğla Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi’nin her yıl düzenli olarak yapılan 8. Hızırşah etkinliği Hızırşah Külliyesi’nde açılış töreniyle başladı. Etkinliğe HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş, CHP Milletvekili Gülay Yedekçi ve çok sayıda yurttaş katıldı. Etkinlik Nihat Yoleri’nin gülbengiyle başladı.

    “İnsanların inançları doğrultusunda ibadet etmesi temel bir haktır” diyen HBVAKV Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım, “Bu hak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde yazılıdır. Ülkemizinde bunun altında imzası bulunmaktadır. Ancak bizler bu haktan mahrum edilmekteyiz” dedi.

    “Yıllardır bir asimilasyon politikasının sürdürüldüğünü ifade eden Yıldırım, “Türbe, dergah ve cemevi gibi kutsal mekanların hızla camiye dönüştürülüyor olması Alevileri asimile etme çabasıdır” dedi.

    Muğla’da ilk ve tek cemevi açılışı yaptıklarını ifade eden Yıldırım, Alevilerin taleplerini şöyle sıraladı;

    “Alevilerin temel isteği eşit yurttaş olmaktır. İnanç yerlerinin yasalaştırılmasıdır. Devletin inanç yerlerinden elini tamamen çekmelerini, herkesin kendini inancını özgürce yaşamasını istiyoruz.”

    Datça İlçe Başkanı Gürsel Uçar, “Toplumun huzur ve barış  içerisinde yaşamasını istiyorum” dedi.

    “TEK TALEBİMİZ EŞİT YURTTAŞLIK”

    HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş da kısa bir konuşma yaptı. Baş, ülkede daha önce hiç kimlikçi polemiğe girmediklerini, tek taleplerinin eşit yurttaşlık olduğunu vurguladı. “Ülkenin eşit yurttaşları, çağdaş cumhuriyetin bireyleri olarak kutsallarımıza sahip çıkılmasını istiyoruz” diyen Baş, “Kutsallarımıza dokunulmasını istemiyoruz. Bizler kimseyi asimile etmeye veya kendi çemberimize almaya çalışmadık” dedi.

    “Devletle ne zaman bir araya gelsek ve talep sunsak bu eşit yurttaşlık talebi oluyor” diyen Tuncer Baş, “Laik, sosyal ve hukuk devleti istedik. Ama devlet her zaman bize şunu söyledi. ‘Dedelerinize maaş verelim.  Size din dersi verelim.’ Biz bunları istemiyoruz, elektrik, su parası da istemiyoruz biz sadece inancımızı tanıyın istiyoruz.”

    Etkinlik kapsamında Datça Cemevi açılışı yapılarak ikinci gününde yarın Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde saat 13:30’da “Alevilikte söylemler – semboller – simgeler” konulu panel düzenlenecek. Moderatörlüğünü HBVAKV Çekmeköy Şube Başkanı Muzaffer Akkol’un yapacağı panele katılacak konuşmacılar ise şöyle:

    Prof. Dr. Ali Yaman – Abant İzzet Baysal Üniversitesi
    Prof. Dr. Bedriye Poyraz – Ankara Üniversitesi
    Sevilay Miser – Mimar
    Eren Yıldırım – HBVAKV Okmeydanı Cemevi Dedesi ve İnanç Önderi
    Erdoğan Sezer – Avrupa İnanç Kurulu Üyesi ve İnanç Önderi

    Saat 21:00’da Datça Amfi Tiyatrosunda ücretsiz halk müziği konserlerinin verileceği etkinlikte sanatçılar Ekrem Ataer, Leyla Ünver, Udi Yervant sahneye çıkacak. CHP Milletvekilleri Gazme Akkuş İlgezdi ve Hilmi Yarayıcı’nın yanı sıra birçok milletvekili de onur konuğu olarak katılacak.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 8. Hızırşah Etkinliği bugün başlıyor

    8. Hızırşah Etkinliği bugün başlıyor

    PİRHA-HBVAKV Datça Şubesi’nin Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Datça Belediyesi’nin katkılarıyla 29, 30 Temmuz’da düzenleyeceği 8. Hızırşah Etkinliği kapsamında Datça Cemevi’nin açılışı bugün yapılacak. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi’nin her yıl düzenlediği Hızırşah etkinliklerinin bu yıl 8’incisi düzenlenecek. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Datça Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenecek olan etkinlik kapsamında Datça Cemevi’nin açılışı bugün gerçekleştirilecek.

    “ALEVİLİKTE SÖYLEMLER-SEMBOLLER-SİMGELER KONULU PANEL DÜZENLENECEK”

    Etkinliğin birinci gününde yani bugün saat 13:30’da Hızırşah Külliyesi’nde Hızırşah Etkinliğinin açılış töreni, 15:30’da ise Bülent Ecevit Kültür Merkezi altında bulunan HBVAKV Datça Şubesi Cemevi’nin açılış töreni yapılacak.

    Etkinlik iki gün devam edecek. Etkinliğin ikinci gününde yarın Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde saat 13:30’da “Alevilikte söylemler – semboller – simgeler” konulu panel düzenlenecek. Moderatörlüğünü HBVAKV Çekmeköy Şube Başkanı Muzaffer Akkol’un yapacağı panele katılacak konuşmacılar ise şöyle:

    Prof. Dr. Ali Yaman – Abant İzzet Baysal Üniversitesi
    Prof. Dr. Bedriye Poyraz – Ankara Üniversitesi
    Sevilay Miser – Mimar
    Eren Yıldırım – HBVAKV Okmeydanı Cemevi Dedesi ve İnanç Önderi
    Erdoğan Sezer – Avrupa İnanç Kurulu Üyesi ve İnanç Önderi

    Saat 21:00’da Datça Amfi Tiyatrosunda ücretsiz halk müziği konserlerinin verileceği etkinlikte sanatçılar Ekrem Ataer, Leyla Ünver, Udi Yervant sahneye çıkacak. CHP Milletvekilleri Gazme Akkuş İlgezdi ve Hilmi Yarayıcı’nın yanı sıra birçok milletvekili de onur konuğu olarak katılacak.