Etiket: hizmet

  • Hubyar köyüne hizmet gitmemesi Meclis’e taşınmıştı; Bakan Yerlikaya’dan yanıt geldi

    Hubyar köyüne hizmet gitmemesi Meclis’e taşınmıştı; Bakan Yerlikaya’dan yanıt geldi

    PİRHA-Tokat Almus Kaymakamı’nın kendisine teşekkür etmeyen Hubyar köyü muhtarına tavır alarak köye hizmet götürmemesini DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sormuştu. Soru önergesine yanıt veren Yerlikaya, “Tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapılmaktadır” iddiasında bulundu. 

    Tokat il merkezine 120 kilometre mesafede bulunan Almus ilçesine bağlı Hubyar köyü, hem bir dergâha ev sahipliği yapıyor hem de bölgedeki Alevilerin inanç merkezi konumunda. Ancak devletin/iktidarın, Alevi köylerine yönelik ayrımcı politikası devam ediyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat Almus Kaymakamı’nın kendisine teşekkür etmeyen Hubyar köyü muhtarına tavır alarak hizmet götürmemesini Meclis gündemine taşıyarak 17 Temmuz 2024 tarihinde soru önergesi vermişti.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın soru önergesine yanıt verdi.

    “AYRIM YAPILMASIZIN HİZMET YAPILMAKTADIR”

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, soru önergesine verdiği yanıtta tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapıldığını savundu.

    Bakan Yerlikaya şunları kaydetti:

    “İstanbul Milletvekili Celal Fırat tarafından verilen 7/14882 sayılı yazılı soru önergesi incelenmiştir. Soru önergesinde bahsi geçen Hubyar Köyüne yardım gitmediği iddiaları ile ilgili olarak bahsi geçen köye 1100 metre 63`lük içme suyu borusu, 10 adet maşon ve 5 adet çöp konteyneri verildiği, adı geçen köyün çöplerinin düzenli olarak toplandığı, köydeki su depolarına klorlama cihazı takıldığı, şenlik alanı ile şenlik alanına giden yolların bakım onarımının yapıldığı, yapılan yardımlarla ilgili malzemelerin Köy Muhtarına teslim edildiği, köyün anayolunun 2017 yılı ve 2020 yıllarında yapımının tamamlandığı, İlçe Özel İdare Müdürlüğü tarafından yağışlardan dolayı çökmeler ve bozulmalar meydana gelen köy yollarının yapımlarına devam edildiği, soru önergesinde bahsi geçen köy yollarının kilitli parke taşı ihalesinin 2024 yılında yapıldığı anlaşılmış olup tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapılmaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Almus Kaymakamı’ndan Alevi olan Hubyar Köyü’ne hizmet ayrımcılığı!-VİDEO
    -Fırat, Almus Kaymakamının Alevi köyüne tavır almasını İçişleri Bakanına sordu
    -Hubyar Sultan AKD’den, Hubyar köyüne hizmet götürmeyen Almus Kaymakamı’na tepki!

  • Altunhüseyin köyündeki etkinlik iptal edildi; Devlet köyümüzün sorunlarını çözsün, mağduruz-VİDEO

    Altunhüseyin köyündeki etkinlik iptal edildi; Devlet köyümüzün sorunlarını çözsün, mağduruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinin Altunhüseyin köyünde köylülerin yapacağı etkinlik, yağmurun yağmasıyla birlikte yıllardır yapılmayan yollarının durumu nedeniyle iptal edildi. Köylüler yetkililere seslenerek, “Devletin köyümüzün sorunlarını çözmesini talep ediyoruz” dedi.

    Dersim’de 90’lı yıllarda çok sayıda köy boşaltıldı. OHAL Valiliği’nin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.

    1986 yılında boşaltılan Dersim’in Pülümür ilçesinin Altunhüseyin köyünün yolları halen yapılmadı. Altunhüseyin Köyü Derneği öncülüğünde bugün Pülümür Altunhüseyin Köyü 1. Sevdin doğa, endemik bitkiler, ceviz, doğal bal, palamut ürünleri farkındalık etkinliği yapılacaktı ancak yağmurun yağmasıyla birlikte yıllardır yapılmayan yollarının durumu nedeniyle iptal edildi.

    Altunhüseyin köylüleri, etkinliklerinin iptali ve köylerinin yollarının yapılmamasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “KÖYÜMÜZE GERİ DÖNMEK İSTİYORUZ ANCAK KÖYÜMÜZE HİZMET YAPILMIYOR”

    Yapılacak etkinlik için İstanbul’dan geldiklerini söyleyen Altunhüseyin Köyü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Hayri Akın, “Tüm hazırlıklarımızı yaptık dün köyümüze gitmek istedik ancak şiddetli yağış nedeniyle 7 saat orada mahsur kaldık. Yollarımızın bozuk olmasından dolayı etkinliğimizi yapamadık. Köylülerimizle beraber güzel bir hazırlık yapmıştık, köyümüzü, doğamızı ve bitkilerimizi tanıtacaktık. Fakat köylülerimizle beraber mağduriyet yaşadık. Köyümüz 1986 yılında boşaltıldı şu anda köyümüzde 2 tane ev var. Bizler de köyümüze geri dönmek istiyoruz, ancak köyümüze hizmet yapılmıyor. Devlet yolumuzu yaparsa biz de köyümüze yerleşip, evlerimizi yapmaya başlayacağız. Bugün köye ev yapmaya kalksak malzeme taşıyamıyoruz. Araçlar köyün yolu yapılmadığı için gidemiyor, biz ev taşısak malzemeleri nasıl taşıyacağız. Devletin bizim köyümüzün sorunlarını çözmesini talep ediyoruz” dedi.

    “DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORUZ”

    Altunhüseyin köylülerinden Mehmet Aslantaş ise şunları ifade etti:

    “Festival için geldik ancak yolda kaldık ve mecburen geri döndük. Devletten hizmet bekliyoruz ama maalesef bizim yüzümüze bakan kimse yok.”

    “KÖYÜMÜZE DÖNMEK İSTİYORUZ ANCAK HİZMET YOK”

    Kötü hava şartları ve köy yollarının yapılmamasından dolayı köylerine gidemediklerini dile getiren Altunhüseyin Köyü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İlyas Bahadır, “Köyümüze dönmek istiyoruz ancak yapılan bir hizmet yok. Köyümüzde su, elektrik ve yol yok  mağduruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Özdemir: Belediyeler sadece hizmet etmeli, cemevi üzerinde tahakküm kurmamalı-VİDEO

    Özdemir: Belediyeler sadece hizmet etmeli, cemevi üzerinde tahakküm kurmamalı-VİDEO

    PİRHA – Eski Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın müdahaleleriyle gündeme gelen Maltepe Cemevi’nde birçok eksiğe rağmen hizmet yürütülüyor. Toplumun hem inançsal hem de kültürel taleplerine cevap verdiklerini belirten Maltepe Cemevi Başkanı Aydın Özdemir, “Bir Alevi belediye başkanı, bize akla hayale gelmedik, yapılmaması gereken birçok şey yaptı. Söylemek iddialı olur ama burası artık adı konmamış bir dergaha doğru gidiyor” diye konuştu.

    2010 yılında kurulan Maltepe Cemevi Derneği, 2016 yılında Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın yönetim kararlarına müdahalesi sebebiyle tartışmalı bir sürecin içerisinde yer aldı. Derneğin hizmet yürüttüğü bina yıkılarak yerine çok fonksiyonlu bir bina vaadi gündeme geldi.

    Dönemin Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın, kimi vaatlerde bulunarak derneğin iç işleyişine müdahale etme çabası Alevi toplumuyla yerel yönetimi karşı karşıya getirdi. Büyük mücadele sonrası bölge halkı, cemevi yönetimini geri aldı.

    “HER ŞEY BU CEMEVİNDE DİZAYN EDİLMİŞ VAZİYETTE”

    Yaşananların ardından gelinen süreci Maltepe Cemevi Başkanı Aydın Özdemir ile konuştuk.

    Yeni belediye yönetimi ile protokol imzalamaya hazırlandıklarını söyleyen Özdemir, eksiklerin sürdüğünü ancak cemevi işleyişinin nitelikli bir yapıya evrildiğini aktardı. Mevcut binanın tam anlamıyla kullanılamadığını söyleyen Özdemir, “Geçmişten bugüne kadar Alevi toplumunun köy hayatından kent hayatına geçişinde yaşadığı zorluklar biraz öne alınarak bu cemevi dizayn edilmiş diyebiliriz. Burada İstanbul’a gelen kız öğrencilerimizin daha düzgün barınabilmesi için dizayn edilmiş bir öğrenci yurdumuz var. Bu yurdu aktifleştirmeye çalışıyoruz. Haricinde bir konferans salonumuz da mevcut. Aslında Alevilerin bir toplanma merkezinde olması gereken her şey burada dizayn edilmiş vaziyette. Yapısal özgünlük ve kültürel anlamda da her işleyişimizi yapabileceğimiz bir alanımız var. Ancak bina tam anlamıyla bitmediği için aktif bir şekilde kullanamıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “AMACIMIZ, İNANCIMIZIN GEREĞİ RİTÜELLERİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ”

    Aydın Özdemir, cemevi yönetimi olarak siyaseten bağımsız kalma konusunda hassasiyet gösterdiklerinin de altını çizdi. İnanç ritüellerini olabildiğince yerine getirme çabalarının olduğunu söyleyen Özdemir, “Biz, biraz daha bağımsız davrandığımız için meselenin siyasi boyutuna evrilmeden Alevilikle ilgili ne yapabilirsin konusunun peşinde koştuğumuz için biraz özgün görünüyor olabiliriz. Bu bina içerisinde yapmaya çalıştığımız şey tabii ki inancımızın gereği ritüellerin gerçekleştirilmesidir” diye konuştu.

    “ALİ KILIÇ, BİZE ALEVİCE SÖZ VERMİŞTİ!”

    Aydın Özdemir, Maltepe Cemevi’nin eksiklerini de anlattı. Cemevi binasında yer alan yurt ve konferans salonu bölümlerinin neden kullanılamadığını ise Özdemir şu sözlerle açıkladı:

    “Yurt ve konferans salonu için geçmişten gelen bir sorunumuz var. Daha önceki siyasi erkin yarattığı bir sorun bu. Kısacası bir protokol sorunumuz mevcut. Cemevi arsası belediyeye ait ancak yapı Aleviler tarafından yapıldı. Daha önceki belediye başkanının yarattığı sorundan dolayı sıkıntılı bir süreç yaşadık. Yeni seçilen belediye başkanımızla kısa zamanda bir protokol yapmayı umuyoruz. Bu protokolü yaptıktan sonra öğrenci yurdumuzun akıbeti de belli olacak. Konferans salonu da tamamlandıktan sonra burası aslında bütün Alevi camiasının bir çekim merkezi haline gelecek. Kabul ederseniz ki herhangi bir cemevinin böyle bir konferans salonu yok. Burada 600 kişilik kapasiteli bir salonumuz mevcut. Konser ya da önemli günlerde yapılacak etkinliklerimizi burada gerçekleştirebileceğiz. İşte o zaman asıl özgünlük sağlanacaktır diye düşünüyorum.

    Bu zamana kadar bizlere hep sorun yaratıldı. Burada zaten önceden bir işleyiş vardı. Dönemin belediye başkanı, burada farklı bir tasarrufta bulunmak istedi. 2016 yılında buradaki iç yapı ile ilgili eksiklikleri tamamlamak adına Ali Kılıç, bize bir söz verdi. Bu sözü de Alevice verdi. ‘Ben sizin Ali’nizim, Allah, Muhammed aşkına bırakın Cemevi içerisini ben yapayım’ diyerek rızalık istedi. Biz de bu rızalığı gösterdik. Ancak geçtiğimiz 8 yıl içerisinde ne binanın tamamlanması ne de bize tekrar teslim edilmesi gerçekleşti. 2016 yılından bugüne kadar hiçbir şekilde protokol yapılmadı. Bu sorundan dolayı işleyiş anlamında eksik kaldık.”

    “BELEDİYELERİN TAHAKKÜMÜNE RAZI GELMİYORUM”

    Alevi kurumları ile yerel yönetimler arasındaki ilişkilere de değinen Aydın Özdemir, şunları söyledi:

    “Belediyeler ile olan ilişki sadece hizmet anlamında olmalı. Hangi partiden olursa olsun bizler belediyelerden hizmet alabilmeliyiz. Bu kamusal, eşit yurttaşlık hakkımızdır. Ben, onların tahakkümüne razı gelmiyorum. Yani hiçbir belediye, hiçbir siyasi kurum, hiçbir devlet erki, ‘Bu cemevinin şu köşesini de ben yöneteyim’ ya da ‘yönetiminde benim de söz hakkım olsun’ deme hakkına sahip değildir. İnançlar üzerinde hiçbir erk ‘Şunu şu şekilde, bunu bu şekilde yapacaksın’ diyememelidir. Oy verdiğimiz parti de olabilir, onlar da böyle bir hakka sahip değildir diye düşünüyorum.

    Önceki belediye başkanı ‘Kendi Alevi vakıf ve derneğimi yaratacağım’ yönünde hareket etti. 2019 yılında ete kemiğe bürünmüş bir vakıf kurdu. Dolayısıyla biz de bu vakıfa karşı durduk ve çeşitli sıkıntılar yaşadık. Zabıtalar aracılığıyla buradaki kimi katlar zapt edildi. 2022 yılında göreve geldiğim süreçten sonra özellikle eğitim çalışmalarını sıklaştırarak dersliklerimizi kullanmaya başladık. Bizim olanı tekrar peyderpey geri almaya başladık. Yani bir Alevi belediye başkanı, bize akla hayale gelmedik yapılmaması gereken birçok şey yaptı.”

    CAMİLERE AYRICALIK TANIDI!

    Aydın Özdemir, eski Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın, diğer inanç merkezlerine yönelik ayrıcalıklı davrandığını da sözlerine ekledi. Özdemir, “Maltepe Belediyesi’nin önceki yönetimi, hiçbir inanç merkezine böyle yaklaşmadı. Aksine, özellikle camilere hizmet aşkıyla yaklaştı, isteklerini yerine getirmek için çaba sarf etti, daha da ileriye giderek camilerin çay ocaklarında boy boy fotoğraflar çekilerek, sabah namazlarına da katılıp poz vermekle geçirdi” dedi.

    ÖNCELİK GENÇLERE!

    Aydın Özdemir, cemevi yönetiminin şu anda bütün işleyişi ele aldığının altını çizdi. Özellikle gençlere yönelik çalışmalar yürüttüklerini anlatan Özdemir, şunları kaydetti:

    “Önemli olan gençlerin eğitilmesidir. Gelecek nesillere doğru şeyler bırakmak istiyorsak bilime dayalı bir anlayışla buraları bir eğitim yuvası haline getirmek zorundayız. Bunlara dair fen bilgisi, matematik ve İngilizce dersleri vermekteyiz. Ayrıca bağlama, gitar, vurmalı çalgılar; müzik namına talep nereden geliyorsa bunların kurslarını açmaya çalışıyoruz. 5 kişi de olsa eğitim vermeye çalışıyoruz. Geçen sene 18 branşta eğitim başlattık. Semah ve bağlama kurslarımız ise hiç bitmedi, hatta katlanarak gidiyor. 2022 yılından bu yana çok mesafe katettik. İlk olarak insanların buraya gelmesine çaba gösterdik. Açıkçası insanlar ne talep ediyorsa burada vermeye çalışıyoruz.”

    “ADI KONMAMIŞ BİR DERGAH”

    Aydın Özdemir, Maltepe Cemevi olarak sosyal yardımlaşma yürüttüklerini de söyleyerek şu bilgileri paylaştı:

    “Burası kent yoksulu olan insanların yoğunlukta olduğu bir bölge. İster istemez onlara da bu şekilde yardım etmek gerektiğini görüyoruz. İnsanlar, belediyelerden yardım talebinde bulunup bir karşılık bulamıyorlar. Samimiyetimize inanıp doğrudan istekler bize iletiliyor. Gücümüzün yetmediği bir şey varsa belediyelerden almaya çalışıyoruz. Örneğin evinden halısını, perdesini, eşyasını buraya getirenler oluyor. Buna ihtiyacı olanlar da mevcut. Burası aslında o kişilerin buluşma noktası haline geliyor. Burası bir gecekondu kenti, ister istemez insanların yoksulluktan dolayı eksiklikleri var, bunları tamamlıyoruz. Tenceresi, tüpü dahi eksik olan insanlar vardı. Geçtiğimiz 2 yıl boyunca bu yönlü ihtiyaçları da tamamlamaya çalıştık. Söylemek iddialı olur ama burası adı konmamış bir dergaha doğru gidiyor.

    “ZATEN SAKAT BİR YAPI OLUŞTURULMUŞ VAZİYETTE”

    Aydın Özdemir, AKP hükümetinin Alevi politikasını da değerlendirdi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ilişkin görüşlerini aktaran Özdemir, şu ifadeleri kullandı:

    “Böyle bir yapının oluşması ile ilgili bir beis görmüyorum ancak kuruluş şekli, işleyişi ve içeriği sıkıntılı. Kültür Bakanlığı adı altında değil de Cumhurbaşkanlığı altında kurulabilirdi. ‘Yönetim kurulundaki kişiler, ilahiyat fakültelerinin ilgili birimlerinden gelir’ diye bir madde konulmuş ve senin önünü zaten kesmiş. Aleviliğe dair bir kurum kuruyorsun ama Alevilerden almıyorsun! Oralara giden insanların profillerine baktığımda hiç de Aleviymiş gibi bir izlenim göremiyoruz. Kaldı ki başkanına baktığında bu profil, Alevilik’te ülkücülük olur mu bu başka bir tartışma, netice itibariyle Aleviliğin bir Türkmen Kızılbaş kolu da var ama götürüp de ırkçı bir partiye, ideolojiye kanalize olmuş bir kişinin başımızda olmuş olması zaten temel prensiplerimize aykırı. Bu kabul edilemez bir şey. Dolayısıyla zaten sakat bir yapı oluşturulmuş vaziyette. Günden güne kartopu gibi büyümeye çalışan bir yapı. En son 2 Temmuz’da gördük, madem Alevilikle ilgili bir kurumdunuz, 2 Temmuz’da neden yoktunuz?
    Asrın Tok diye bir şahıs tweet attı, ‘Madem Alevi Bektaşi Başkanlığısınız, bizim haklarımız için varsınız, bu konuya dair ne yapacaksınız? Sizi takip edeceğim’ diye mesaj yazdım. Ama bakıyoruz ki hiçbir şey yok. Biz bu başkanlık ile ilişki kurmak derdinde değiliz ama doğru yapıya kavuşmasını da isteriz. Alevilerin yönettiği bir başkanlık haline gelene kadar da mücadelemiz devam eder.

    Toplum cemevlerinin, dedelerin ne söylediklerine bakıyor. Ancak cemevleri şu anda topluma bir şey demiyor. Devlet bizleri çalıştay adı altında toplayıp toplayıp duruyor. Devlet ‘önce siz kendinizi bir tanımlayın’ diyor. Gerçekten de önce bizler kendimizi bir tanımlayalım. Eksik olsun ama biz kendimizi tanımlayalım. Çünkü insanlar bir girdabın içerisinde. Yanlış inanışlar peşine o kadar girmiş vaziyetteki toplum, doğrusu nedir biz bile henüz karar vermemişken topluma şu an mesaj vermek kolaycılık olur.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Ayten Kordu: Devlet, köylülere ‘biat edersen hizmet getiririm’ mantığıyla hareket ediyor-VİDEO

    Ayten Kordu: Devlet, köylülere ‘biat edersen hizmet getiririm’ mantığıyla hareket ediyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de birçok köyün elektrik, su ve yol başta olmak üzere sorunları devam ediyor. Kentin çok ciddi altyapı sorunu olduğunu belirten Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Devlet, köylülere ‘bana biat et, ben de size hizmet getireyim’ mantığıyla hareket ediyor. Köylere hizmet götürülmemesiyle aslında ‘size burada yaşama alanı tanımayacağız’ deniliyor” dedi.

    Dersim’de birçok köyün elektrik, su ve yol sorunu devam ediyor. Köylülerin, devlet yetkililerine yaptıkları bütün başvurular ise sonuçsuz kalıyor. Devlet yetkilileri, köylere hizmet yapmak için ödenek olmadığını dile getiriyor ancak Dersim’de karakol, kalekol ve maden ocaklarına yollar yapılıp, elektrik götürülüyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de devletin, köylere hizmet götürmemesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLET, ‘BİAT EDERSENİZ HİZMET GETİRİRİM’ DİYOR”

    Dersim’de çok ciddi altyapı sorunu olduğunu belirten Ayten Kordu, “Dersim’in birçok köyünde su ve elektrik yok. Bazı köylerde yaşanan sık elektrik kesintilerinden dolayı köylülerin beyaz eşyaları bozuluyor. Ovacık’ın Havaçor köyünde 25 ev olmasına rağmen köyde içme suyu yok. 1997 yılında boşaltılan Havaçor köyüne 2002 yılında geri dönüşler olmuş ancak devlet hizmet götürmüyor. Devlet, insanlara ‘köyünüze geri dönün’ diyor ancak köylere hizmet götürmüyor. Devlet, köylülere ‘bana biat et, ben de size hizmet getireyim’ mantığıyla hareket ediyor. Köylere hizmet götürülmemesiyle aslında ‘size burada yaşama alanı tanımayacağız’ deniliyor” dedi.

    “GÜVENLİK POLİTİKALARI İÇİN BÜTÇE VAR AMA HİZMET İÇİN YOK”

    Devletin Dersim’in her tarafına arama noktaları, karakol ve kalekol yaptığını ifade eden Kordu, “Güvenlik politikaları için bütçe var ama hizmet için bütçe yok. Madencilik yapan şirketlere, kalekollara yol ve elektrik götürüyorlar ama köylere hizmet götürmüyorlar. Dersim’de devletin bu politikası uzun yıllardır devam ediyor, biz de hem mecliste hem de köylerimize giderek halkımızla birlikte insanların yaşam hakkı olan temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda mücadele ediyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Boşaltılan köylerine geri dönen yurttaşların elektrik, yol ve su sorunu çözülmüyor-VİDEO
    -Boşaltılan köylerine yeniden yerleşen köylülerin su, elektik ve yol sorunu çözülmedi-VİDEO
    -Havaçor köylüleri çok mağdur: Sesimizi duyuramıyoruz, ölmemiz mi gerekiyor? -VİDEO
    -Dersim’in Kalkar köyünde telefon ve internet çekmiyor, köylüler mağdur -VİDEO

  • Kalmemo Sır Ziyaretinde hizmet yürüten Emine Kırmızıgül, ziyaretin sırrını anlattı-VİDEO

    Kalmemo Sır Ziyaretinde hizmet yürüten Emine Kırmızıgül, ziyaretin sırrını anlattı-VİDEO

    PİRHA- Dersim Nazimiye’de bulunan Kalmemo Sır Ziyaretinde uzun yıllardır hizmet yürüten Emine Kırmızıgül, gelen misafirleri ağırlıyor. Aile büyüklerinden gelen bu hizmet erkanını usulüne göre yürüten Kırmızıgül, Kalmemo Sır Ziyaretinin hikayesini anlattı.

    Dersim Nazımiye’ye bağlı Günlüce (Kalmem) köyünde bulunan Kalmemo Sır Ziyaretini çok sayıda kişi ziyaret ediyor. Uzun yıllardır aile büyüklerinden kalan bu hizmeti devralan Emine Kırmızıgül, ziyaretin temizlenmesinden lokmaların pişirilmesine ve ziyaretçilerin ağırlanmasına kadar gibi bir çok hizmette emek veriyor.

    “KERAMET SAHİBİ OLDUĞUNU ÖĞRENİYORLAR”

    Kalmemo Sır’ın Horasan’dan gelerek Dersim Nazimiye’de bulunan Şeyh Hasan’ın kızı ile evlendiği bilgisini paylaşan Kırmızıgül, “Bir gün misafirleri gelmiş. Bir tarlası varmış, oraya darı ekmiş. Şeyh Hasan, Kalmemo Sır’a, ‘Tarlaya ayı alışmış. Onu koruyabilsen iyi olur’ demiş. O da, ‘Siz rahat uyuyun. Ben koruyacağım’ diye karşılık vermiş. Ağzından bir ses çıkarmış. Gidip sormuşlar ne olduğunu. Kalmem ayıyı öldürdüğünü söylemiş. Kendisine inanmamışlar. Gidip bakmışlar ki darının başağı ayının ağzında. Ondan sonra kendisine inanmışlar, keramet sahibi olduğunu düşünmüşler. Şeyh Hasan bunun üzerine kızını Kalmem’e vermiş. Evlilikten sonra Kalmem, eşine demiş ki, ‘Git babana söyle, bize bir tarla versin ekelim’. Kızı gitmiş, babasına söylemiş. Babası, ise öküzleri olmadan tarlayı nasıl süreceklerini sormuş. Kızı babasını ikna ederek darıları alıp gelmiş. Bunun üzerine Kalmem aşağıdan girmiş yukarıdan çıkmış. Arazinin nerdeyse hepsini almış. İlkbahar gelmiş. Buğday yavaş yavaş büyümüş. Koyunlar tarlanın içine girmiş. Eşi gitmiş tarlayı korumuş. Sonra susamış ve gidip annesinden su istemiş. Annesi su yerine ayran vermiş. Kalmem’in eşi ayranı içmiş, küçük bir kısmını dilinin altında tutmuş. Beraberinde getirip süt mayasının içine atmış. Sonra koyunlar telef olmuş. Şeyh Hasan bırakmış gitmiş” diye belirtiyor.

    “KUREYŞ İLE SAĞDIÇLIK, AKRABALIK İLİŞKİSİ DEVAM EDER”

    Şeyh Hasan’ın, adamlarına Kalmemo’yu öldürmesi emrini verdiğini dile getiren Kırmızıgül şöyle devam etti:

    “Akşam olmuş, Şeyh Hasan adamlarından birini göndermiş ve akşam ne yemek olduğunu öğrenmesini istemiş. Ateşte bir tencere yemek varmış. Kalmemo, eşine bir kepçe yemek koymasını istemiş. Bir tabakta çeşit çeşit yemek olduğunu görünce şaşırırlar. Kalmemo sabah olunca hayvanlarını otlatmaya götürür ve Şeyh Hasan’ın adamları da peşinden gider. Kalmemo’nun üzerini aramak isterler ve o da üzerinde bir şey olmadığını söyler. Şeyh Hasan’ın adamları aç olduklarını söylerler. Kalmemo dirseğini kayaya vurur o kaya zerfete (bölgesel yemek) dönüşür. Zerfeti yedikten sonra Kalmemo’nun kerametli olduğuna inanırlar ve onu bırakıp giderler. Bir daha da rahatsız etmezler. Sonra Kureyş elçi yollayarak gelip evini yapmasını ister. Odur budur aralarında hısım, akraba, kirvelik, sadıçlık devam eder.”

    KALMEMO SIR KİMDİR?

    Kalmemo Sır, Dersim’de sır ve keramet sahibi olarak bilinen ve hakkında efsaneler anlatılan birisidir. Kalmemo Sir formunda ‘Sır’ sözcüğü keramet anlamına gelen sırdır. Anlatılan hikayelerde Kalmemo Sır ile Kureyş’in aynı dönemlerde yaşadıkları belirtilir. Kimilerine her ikisi sağdıçlar, aralarındaki pirlik ve taliplik ilişkisi sonradan doğmuştur.

    Kalmemo ve Kureyş’in buluştuğu söylenen yerde bulunan ağaçlar ise kutsal kabul edilir. Yöre halkının inancına göre öteki kutsal ağaçlar gibi bunların da kesilmesi günahtır. Düzgün Baba’yı ziyarete gidenler oraya vardıklarında oturur, mum yakar, dua eder, lokmalarını dağıtır.

    Halk arasında Doğu Dersim’de yaşamakta olan Şıh Mamedan, Alan, Demenan, Hayderan ve Arezan aşiretlerinin Kalmemo Sır’ın soyundan geldikleri kabul edilir.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Alevi olan Uğrak Mahallesi’ne hizmet uğramıyor; çamur deryası içindeler-VİDEO

    Alevi olan Uğrak Mahallesi’ne hizmet uğramıyor; çamur deryası içindeler-VİDEO

    PİRHA- Malatya Yeşilyurt’a bağlı Dilek Mahallesi Uğrak mevkiinde oturan yurttaşlar, 2021 Türkiye’sinde yol ve hizmetle tanışamamış durumdalar. Mahallede oturan Alevi yurttaşlar, Alevi oldukları için mi hizmet gelmediğini belirterek için isyan ettiler.

    Türkiye’de birçok Alevi köyünün hepsinin ortak şikayeti, Alevi köyü olması sebebiyle devlet tarafından hizmet alamamaları. Bunlardan biri de Malatya Yeşilyurt ilçesine bağlı Dilek Mahallesi.

    Yeşilyurt ilçesi Yeşilyurt Dilek Mahallesi Uğrak mevkiinde oturan bölge sakinleri kendilerine bir türlü gelmeyen hizmetten dolayı dert yandı. Hizmet gelmesi için defalarca müracaat ettiklerini belirten halk, acaba ‘Alevi Mahallesi’ olduğu için mi hizmet gelmediğini dile getirdiler.

    Köylüler, bozuk yollar için yaptıkları resmi başvurulara cevap alamayınca yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. Yaşananlara isyan eden köylüler hizmette ayrımcılık ile karşılaştıklarını dile getirdiler.

    Asfalt çalışmalarının hiçbir şekilde gerçekleşmediği Dilek Mahallesi’nde yurttaşlar, tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söylüyor. Yurttaşlar, seçim zamanı oy için verilen vaatlerin başında gelen yol probleminin seçimlerden sonra ise hiçbir karşılık bulmadığını ifade ediyorlar.

    PİRHA‘ya konuşan köylüler köy sorunlarının bitmek bilmediğine dikkat çekiyor. Görüntülerde yağan yağmur sonrası sokakların çamur deryasına dönüştüğü görünüyor.

    “ÇAMURDAN ÇIKAMIYORUZ”

    Bölge sakinlerinden Hasan Yılmaz, bazı sokaklarda aydınlatma ve asfalt olmadığını ifade ederek, “Engelli komşum var yolda gidip gelmekte zorlanıyor. Bir yangın, bir hasta olsa ne itfaiye girebilir buraya ne sağlık ekibi. Mağdur durumdayız, bir an evvel buralara bir el atılsın. Yollarda asfalt olmadığı için çamurdan çıkamıyoruz. Kendi imkanlarımızla buralara çakıl döktük. Işıklandırma yok. Bizler de vergimizi ödüyoruz. Bizler de bu devletin vatandaşıyız ama bizimle ilgilenen yok. Defalarca söyledik, dilekçe verdik aydınlatma gelsin diye hepsi boş” diye konuştu.

     “ALEVİ MAHALLESİ DİYE Mİ HİZMET GELMİYOR?”

    “Alevi mahallesi diye mi hizmet gelmiyor?” diye soran bir diğer mahalle sakini Müslüm Aslan ise, “Mahallemizin meydanında yağmur ve kar suları birikiyor. Vatandaşın evine su gidiyor. Belediyeden hiçbir hizmet alamıyoruz. 2 yıldır bir hizmet almadık. Bazı sokaklara kilit taşı yaptılar, nasıl yapıldıysa evleri su basıyor. Hizmet alamıyoruz, Allah aşkına bir sesimizi duyun. Mahallemiz unutulmuş bir mahalle. Alevi mahallesi mi diye buraya hizmet gelmiyor” diyerek tepki gösterdi.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

     

  • Garip Dede Cemevinde hizmet pandemi koşullarında sürüyor-VİDEO

    Garip Dede Cemevinde hizmet pandemi koşullarında sürüyor-VİDEO

    PİRHA- Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevinde pandemi koşullarına uygun bir şekilde cemevi çalışanları ve dedeleri hizmetlerini sürdürüyor. 

    Pandemi nedeniyle birçok cemevi ve dernekler çalışmalarına ara verse de bazı cemevleri hala pandemi koşullarına karşı direniyor.

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevinde pandemi koşullarına uygun bir şekilde cemevi çalışanları ve dedeleri hizmetlerini sürdürüyor.

    Cem olmanın yanısıra, yemekhane de halka açık. Yapılan yemekler pandemiye uygun şekilde cemevine gelen insanlara paylaştırılıyor.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Bingöl’de Sünni köyler asfaltlıyken, Alevi köyleri tüm hizmetlerden mahrum’

    ‘Bingöl’de Sünni köyler asfaltlıyken, Alevi köyleri tüm hizmetlerden mahrum’

    PİRHA – HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, Bingöl’de bulunan Alevi köylerinin hizmetten mahrum bırakıldığını belirterek, “Sünni nüfusun yaşamış olduğu mezralarına kadar kilit taş döşenirken, asfalt dökülürken maalesef bizim bu Alevi köylerimizin yolu stabilize ve normal araçların da gidebileceği durumda değil” dedi.

    HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, kent merkezi ve bağlı ilçelerde gerçekleştirdiği temaslara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Aydemir, “Alevi yurttaşlarımızın yaşamış olduğu özellikle Bingöl ilinde kuzey ilçeleri olarak tabir edilen Yayladere, Kığı, Yedisu ve Adaklı ilçeleri ve yoğun nüfusun yaşadığı Karer bölgesi bilinçli bir şekile hizmetten mahrum bırakılmış durumda” dedi.

    SÜNNİ KÖY YOLLARINA KİLİT TAŞ, ASFALT, ALEVİ KÖYLERİNE HİÇ BİR ŞEY

    Sünni köylerle Alevi köylerin yollarının farklı olduğunu ve yapılan ayrımcılığı Milletvekili Aydemir şu sözlerle sürdürdü:

    “Sünni nüfusun yaşamış olduğu mezralara kadar kilit taş döşenirken, asfalt dökülürken, bizim bu köylerimiz stabilize ve normal araçların da gidebileceği durumda değil. Bunu iki yıl önce meclis gündemine de taşımıştık, o zaman biraz gündemleşti, yapılacağı yönde yetkililerin beyanları oldu. Maalesef iki yıl geçmesine rağmen henüz aynı sıkıntılar sürmekte. Özellikle Karer bölgemizde 9 köyü kapsayan bir ana yol var. Bırakalım o ana yoldan köylere gidecek yolları, sadece anayolun asfaltlanması zaruri bir şekilde ortada duruyor. Ama buna rağmen herhangi bir çalışma başlatılmadı.”

    DEPREMDEN CİDDİ HASAR GÖREN 3 KÖY HALA MAĞDUR

    Bingöl depreminde 3 köyün depremden çok ciddi hasar gördüğünü hatırlatan Aydemir, “Kaynarpınar Köyü, Yenililik ve Elmalı Köyü. Önümüz kış, buralarda Eylül ayı itibariyle kış koşulları, soğuklar başlıyor. Buradaki bütün köylünün geçim kaynağı hayvancılık üzerine. Eğer hayvan barınakları yapılıp köylüye bu ihtiyaçları giderilmediği taktirde çok ciddi bir şekilde maddi anlamda zarar görecekler. Bize beyan ettiler. Şu an için birincil derece talepleri hayvan barınaklarının yapılmasıydı” diye konuştu.

    “25 METRE ÇADIRLAR HALİNDE HAYVAN BARINAĞI GÖZ BOYAMADIR”

    Köylülerin bu taleplerini yetkililere ilettiklerini ifade eden Aydemir, şöyle devam etti:

    “Biz bunu iki ay öncesinden ilettik ama şu ana kadar yapılmadı. Sanırım 25 metre çadırlar halinde hayvan barınağı düşünülüyor. Bu da ihtiyacı karşılamaz. Göz boyama gibi bir şey. Yine mağduriyetler devam eder.”

    HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, Bingöl’ün kuzey ilçelerinin çoğunlukla Alevi yurttaşların yaşadığı 13 grup köy yolunun, Kığı Bilice yolunun yıllardır asfaltlanacağı hususuyla ilgili bir program ve planlama olduğunu ama hala yapılmadığını hatırlattı.

    Aydemir, “Kığı Bilice köyü 13 köyü ilgilendiren yol. Bir de Yedisu ilçemizin Kaynarpınar Köyü’nden başlayıp Yedisu merkeze kadar devam edecek olan bir grup yolu. Oda stabilize. Yani bütün bu yörelerin ortak noktası burada yoğun Alevi toplumunun yaşaması” dedi.

    HÜKÜMETE ÇAĞRI: ALEVİ KÖYLERİMİZ HİZMETTEN MAHRUM BIRAKILMASIN

    Bingöl’de Alevi yerleşim yerlerinin Cumhuriyet tarihi boyunca adeta üvey evlat muamelesi gördüğünü söyleyen Aydemir, AKP hükümetine şu çağrıyı yaptı:

    “Özellikle depremde zarar görmüş olan bu üç köyümüzün (Kaynarpınar, Yenililik, Elmalı) hayvan barınaklarının geçici de olsa köylünün ihtiyacını karşılayacak şekilde yapılması lazım. Devletin zorunlu, zaruri olan kamu hizmeti, altı yapı hizmetleri bunların başında yol, içme suları, sulama suları, kanalizasyon sistemi olmak üzere bunların hepsi Alevi Sünni ayrımı yapılmadan yerine getirilmeli. Alevi köylerimiz de bu hizmetlerden mahrum bırakılmasın.”

    PİRHA/ BİNGÖL

     

  • Temel hizmetlerden yoksun bir belde: Yaylakonak (Balyan)

    Temel hizmetlerden yoksun bir belde: Yaylakonak (Balyan)

    PİRHA- Adıyaman’ın Yaylakonak Beldesi pek çok temel hizmetten yoksun bir belde. Halkın oldukça yoksul olduğu, İller Bankası’ndan gelen ödenek dışında hiçbir geliri olmayan beldede artık temel insani yaşam şartlarının iyileştirilmesi isteniyor. 

    Adıyaman’ın Yaylakonak Beldesi İller Bankası’ndan gelen ödenek dışında hiçbir geliri olmayan; 2153 nüfus ve toplam 12 bin 90 hektarlık bir alana sahip. Belde sınırları içerisinde yayla yolları ve komşu köyle ile bağlantılar dahil yaklaşık 250 km ve tamamı toprak yollar. Yollar hafif yağışlarda dahi bozuluyor.

    Beldede hemen her yer çöplerle dolu. Halkın hiç bir ihtiyacı karşılanmıyor. Beldenin hane halkı gelir ortalaması aylık 2.000 TL’nin altında. Belde, İller Bankası dışında hiçbir geliri olmadığı için kalkınma projeleri ile ilgili gerekli girişimlerde bulunamıyor. Ayrıca beldede ambulans, çöp aracı, itfaiye aracı, çöp toplama aracı, greyder ve toplu taşıma aracı yok.

    “BELDENİN ACİLEN BİR AMBULANSA İHTİYACI VAR”

    Yaylakonak (Balyan) Beldesi’nin bu sıkıntılı durumuna dikkat çekmek için Hacı Bektaş Veli Dergahı’ndan Halil Karaçalı*, PİRHA‘ya açıklama gönderdi.

    Karaçalı açıklamasına, “Yaşamın zor koşulları gündüzden habersiz, geceden bihaber Balyanlı’nın kalbine yazılır. Konar-göçer, gelir-geçer, yürür nefes alır, oturur nefes verir; döşeği Dünya olur, yorganı gece, yastığı kayalar; yönü bulutlar, rüzgar, yıldızlar olur; ve Balyan çalışırken yaşar, geriye bir tek ölüm kalır, onu da unutur. Çünkü ölümü düşünecek zamanı kalmamıştır” şeklinde başlıyor.

    Karaçalı, “En basit haliyle sağlık ile ilgili acil bir ihtiyaç halinde Adıyaman merkezden gelip, Yaykonak’ın en uzak noktasında bir hastayı alması; geliş gidişi ile beraber 100 km yol demektir ve bu mesafe en iyi ihtimalle 1.5 saatte alınmaktadır. Fakat beldenin ambulansı olursa bu mesafe 45-50 km’ye düşer ve buna bağlı olarak zaman kaybı yarı yarıya azalır. Ki vatandaşın Adıyaman merkezden ambulans temin edebilmesi sorunun bir başka boyutu. Bu nedenle 2153 nüfuslu bir beldenin acilen bir ambulansa ihtiyacı bulunmaktadır” dedi.

    “ÇÖP SORUNU HALA ÇÖZÜLMEMİŞ, HAYVANLAR ÇÖPLERİ YİYOR”

    Yaylakonak’ta yaşanan sıkıntıları tek tek yazan Karaçalı şöyle devam etti:

    “Belde sınırları içerisindeki 140 km’lik yol, ki komşu köyler ile bağlantılar dahil edildiğinde 250 km toprak yolu aşıyor; coğrafya eğiminden ötürü yağışların başlaması ile zarar görmektedir. Zarar gören bu yolların yılda ortalama 5-6 defa greyder ile temizlenmesi gerekiyor. Köprü ve menfezlerin çoğu sorunlu. Belde statüsünde olduğu için İl Özel İdaresi de hizmet vermiyor. Belediyenin greyderi olmadığı için imkansızlıklar içerinde olmasına rağmen zorunlu olarak greyder kiralayıp, yolları temizletiyor.
    Beldenin çöp sorunu hala çözülmemiş. Çöpler Belde merkezinin etrafına dökülmekte; temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olduğu için hayvanlar ister istemez o çöpleri yiyor ve insanlar da zorunlu olarak aynı hayvanların süt ve süt ürünlerini tüketiyor. Bu sorun bir çöp toplama aracı ve 25 konteynır ile temelli çözülebilir. Bunlardan hiçbiri yok.

    “CENAZE NAKİL ARACI DAHİ YOK”

    401 haneli beldede evlerin %85’e yakını toprak ev dediğimiz yapılardan mevcut; bir deprem doğal afet durumunda çoğu ayakta kalamaz; yangın çıkması durumunda ise Adıyaman Merkez’den itfaiye aracının gelmesi ambulans koşulları ile aynı.
    Beldenin basit bir kepçesi ve bir kamyonu bulunmaktadır. Kepçeye yakıtın ulaştırılması ise sağlık alanında fonksiyonel olmayan eski bir ambulans ile sağlanmaktadır. 21. Yüzyılın Türkiyesi! Coğrafya ve arazi koşulları dikkate alınarak bir pikap ile bu sorun temelli giderilebilir.
    Diyelim ki bir kişi dünyasını değiştirdi, Hakka yürüdü, en azından mezarlığa yakın yere kadar kolaylık sağlayacak bir cenaze nakil aracı olması gerekir. Gerisi elbette ki toplumun gelenek ve göreneklerine kalmış. Cenaze nakil aracı dahi yok.

    “HALK YOKSUL; İLLER BANKASI DIŞINDA HİÇ BİR GELİR YOK”

    Beldenin hane halkı gelir ortalamasının aylık 2.000 TL’nin altında olduğunu, tarım ve hayvancılık dışında bir gelir kaynağı olmadığını belirten Karaçalı, “Hayvansal ürünler, tarıma bağlı mahsüller ve gelir! Ama üretime dönük sağlıklı bir çalışma ile organik gıda, güneş ve rüzgar enerjisi, meyve ve sebzecilik, arıcılık vb. birçok proje geliştirilebilir. Su, toprak, hava, ay ve güneş var! Doğa ve Tanrı’dan kaynaklı değil de kuldan kaynaklı yoksul kalmış bir belde. İller Bankası dışında hiçbir geliri olmadığı için bu tür kalkınma projeleri ile ilgili gerekli girişimlerde bulunamıyor” ifadelerini kullandı.

    “YAYLAKONAK İÇİN TEMEL İNSANİ YAŞAM ŞARTLARI İYİLEŞTİRİLSİN”

    Yaylakonak Beldesi’nin CHP’de olduğunu kaydeden Halil Karaçalı, “Aynı belde Adıyaman’da CHP’nin kalesidir. İklimler değişir oy davranışı kolay kolay değişmez. Asgari düzeyde, bu temel sorunlar Bakanlıkların desteği ya da CHP’li büyükşehir belediyeleri ve bütçesi güçlü olan birkaç ilçe belediyesi tarafından birer araç hibe etmesi ile çözüme kavuşturulması mümkündür. İbn-i Haldun’un deyişi ile ‘coğrafya kader olsa’ da Yaylakonak için temel insani yaşam şartlarının iyileştirilmesi adına da olsa bu yazgının mutlak suretle değiştirilmesi gerekiyor” çağrısında bulundu.

    YAYLAKONAK’TA TARİH, COĞRAFYA, İNANÇ…

    Yaylakonak’ın tarihi, beşeri ve fiziki coğrafyası yanı sıra, bir başka önemli nokta bölgedeki/ kült merkezlerini de bünyesinde barındırıyor olması. Bölge/yöre yüzyıllardan beri farklı toplulukların bir arada yaşadığı, farklı ayin ve dini biçimlerin kendini yeniden var ettiği özgün bir bünyeye sahip. Bölgede dağ, tepe, taş, kaya; göl, akarsu, dere, küçük su gözeleri; ağaç, koruluk, küçük orman alanları; dağların tepelerinde, dere boylarında, geçit yerlerinde bulunan baba, dede, sultan, er evliya türbeleri vb. mekânlar inanç ve itikadi bakımdan insanlar tarafından derin anlamlar yüklenerek dinsel bağlamda belli bir aidiyet bağı ile yorumlamışlardır. Balyan insanı kutsallık aidiyeti ile yeşeren umutların itikadıyla bazen bir evliya, türbeye, teberiğe ve ziyarete kurban ya da adak adamış, bazen bir yatıra, ağaca, dağa ve tepeye delil uyarma niyetine çerağlar uyarılmış, bazen de bir erene, sultana, babaya, pire, mürşide gülbeng okutmuştur. Yöre halkı maddi dünyaya dair geçim ekonomisi dışında hiçbir beklentisi bulunmamaktadır fakat manevi dünyası içinde, yer ve mekân ile vücut bulmuştur. (HABER MERKEZİ) 

    *ODTÜ Sosyoloji, Felsefe1/2, Antropoloji, DPT, TÜBİTAK, Alevi Enstitüsü, TBMM, Hacı Bektaş Veli Dergahı ( ∞)

  • Cemde 12 hizmet yürüten gençler anlatıyor… – VİDEO

    Cemde 12 hizmet yürüten gençler anlatıyor… – VİDEO

    PİRHA- İzmir Çiğli’de gençler eğitimlerinin ardından ilk defa bir cemde 12 hizmet yürüttü. Gençler, Alevilik yolunu bu hizmetlerle daha da iyi öğrendiklerini söylüyor.

    İzmir’in Çiğli İlçesi’nde Evka 2 Cemevi’nde yapılan cemde hizmet yürüten gençler 12 hizmeti PİRHA’ya anlattı.

    19 yaşında olan Rezan Yıldız lokmacı ve süpürgeci hizmetini yürütüyor. İlk defa bu hizmeti yürüten Yıldız oldukça heyecanlı.

    Bu hizmeti gönüllü olarak yapan Yıldız, cemevlerinde verilen kurslara giderek öğrendiğini kaydetti. Aleviliği cemevlerinde yaptığı hizmetten sonra daha çok benimsediğini belirten Yıldız, “Cemevlerinde hizmet etmek için katıldığım günden beri Alevi olduğumu hissetmeye başladım” dedi.

    “KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNE VURGU YAPMAK İÇİN BİR KADIN BİR ERKEK…”

    Eskiden cemlerde bu işi yaşlılar yapardı. Şimdilerde ise Dersimli olan 17 yaşındaki Sercan Yıldırım lokmacı ve süpürgeci hizmetini Rezan Yıldız ile yapıyor. 12 hizmetten biri olan lokmacı hizmetini kadın erkek eşitliğini sağlamak ve Alevilikteki önemine vurgulamak için yapıldığını kaydeden Yıldırım, “Kadın erkek eşitliğinin üzerine biz Aleviler çok durduğumuz için bir erkek bir kadın çıkması bizim kültürümüzce daha iyi olur” dedi.

    Yıldırım, cemlerde gösterdikleri dayanışmayı ise, “Dualarımızı beraber okuyoruz, lokmamızı beraber dağıtıp yine duamızı beraber alırız” diye özetliyor.

    “ALEVİLERDE BİR YEMEĞİ BİN LOKMAYA BÖLERSİN”

    Cemevlerinde dağıtılan lokmaların önemine vurgu yapan Sercan Yıldırım, “Biz Alevilerde bir yemeği bin lokmaya bölersin. Bizim amacımız herşeyi paylaşmak ve beraber yemek. Aç kalsak da hep beraber tok olursak da beraber. Bunu simgelemek için de her cemimizin sonunda dayanışmayı simgeleyen lokmaları eşit bir şekilde dağıtıyoruz” dedi.

    Erken yaşta cemlerde hizmet etmenin ayrıcalık olduğunu kaydeden Yıldırım, “Tabi ki erken yaşta başlamak benim için ayrıcalık. Küçük yaşta başlamam daha iyi öğrenmemi sağlayacak. Küçük yaşlarda cemlerde o dayanışmayı görünce yapmak istiyor. Birlik, dayanışma ve kardeşlik duygularını hissediyorum cemde. Evde Zülfikar’ı, Hz. Ali’yi görünce merak edip soruyordum bunlar ne diye. Onlar anlata anlata bende araştıra araştıra cemlere gele gele öğrendim. Dayaışmayı ve birliği gördüm bu beni çok etkilediği içinde buradayım” diye konuştu.

    “BİZDEN OLMAYAN HİÇBİR DÜŞÜNCEYE, KELAMA VE TÜMCEYE YER VERMEYİZ”

    Cemevinde yapılan cemi yürüten Mehmet Turan dede,  cem öncesi 12 hizmeti yürütenlerle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunuyor.

    Cemde bir araya gelmenin amacının olduğunu belirten Turan, konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Gönül birliğinin olması gerekiyor, gönül birliğinden maksat dil birliği anlayışı birliği ev düşünce birliği olması gerekiyor ki  cem esnasında birbirimize karşı yanlışımız olmasın.

    Erenler bizler tarikatın ötesinde bir yapıya sahibiz aslında. Hakikatçiyiz yani. Yani bu yol hakikat yolu. Hakikat anlayışında hiçbir zaman  bizden almayan, bize ait olmayan bizi bize anlatmayan hiçbir düşünceye hiçbir kelama ve tümceye yer vermemiz gerekiyor. Bize ait olmayanlar nedir, anlamadığımız dildeki herhangi bir terceman yada gülbeng bize ait değildir. Bizim illede anlamamız lazım. Bilmediğimiz konularda herhangi bir kelam söylemek o meydanda yanlış olur. Ve bize ait olmayan başka inançlardam bize geçmiş olduğunu düşündüğümüz öyle şeyler vardır ki biz onu kendimizden biliriz ama bizden değildir.”

    Mehmet Turan dedenin konuşmasının ardından 12 hizmet yürütenler bir araya gelerek semah hocası Aydın Yıldız’ın herkese görevini hatırlatmasıyla cem ritüeline geçildi.

    Cemevde gözcülük yapan 21 yaşındaki Görkem Dönder, “12 hizmette bulunacağız. Ben cemde gözcülük yapıyorum. Cemde gürültü yapan, yeni katılanlara yer gösterip cemde sükuneti sağlıyorum” dedi.

    3 yıldır cemde gözcülük yaptığını söyleyen Dönder, bu hizmetin eğitimini ise cemevlerinde verilen kurslara giderek öğrendiğini kaydetti.

    “ALEVİLİĞİ ÖZGÜRCE YAŞAYAMIYORUZ”

    Türkiye’de Alevilere ayrıcalık tanınmadığını kaydeden Dönder, azınlık olduklarına dikkat çekerek konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Daha önce tepkiyle karşılaştım. Toplumsal alanda dinsizlikle suçlandığımız zamanlar oldu. Saz kursundan gelirken taşlandığımız zamanlar oldu. Aleviliğimizi özgürce yaşayamıyoruz. Azınlıkta olan bir milletiz. Çoğunluk Sunni kesimde olduğu için bizi çok sevmiyorlar.

    Türkiye’de Alevilere hiç ayrıcalık tanındığını düşünmüyorum. İbadethane olarak da kabul edilmiyor cemevleri sadece faturaları ödeniyor. Eğitim sistemi ise daha çok Sunni inancına dayalı olduğunu düşünüyorum. Alevilik yanlış tanımlandığı için ön yargıyla yaklaştıklarını düşünüyorum. Ben Aleviliği kendimi bildiğimden beri içimde hissediyorum. Kitaplarda okudum, semaha gittim ve öğrendim.”

    “HERKES HAKKINA RAZI MI DİYE SORULUR VE HERKES HAKKINA RAZI İSE ADALET YERİNİ BULUR”

    Musa Kazım Düzgün ise lokmaları eşit bir şekilde poşetleyip cem sonunda dağıtımını yapmak için hazırlık yapıyor. Herkesin getirdiği lokmalar eşit bir şekilde paylaştıran Düzgün, “Lokma olarak getirilen herşeyden birer tane alıp poşetlenip cem sonunda dedenin duasından sonra dağıtacağız. Bu lokmaların içinde herkesin sabrı var, sevgisi, aşkı, kardeşliği, muhabbeti var. Burada göz kararıyla elma büyük yada küçük olabilir biz bunu ayırt etmeden göz kararıyla poşetlere koyup canlara dağıtıyoruz. Dede ‘herkes hakkına razı mı’ diye söylediğinde herkes hakkıma razıyım dediği zaman adalet yerini buluyor” dedi.

    “DİN DERSLERİNDE BİZİ CAMİYE GÖTÜRÜYORLARDI”

    Hatic Polat ise cemde çerağ hizmetini yürütecek. İlk defa cemde hizmet yürütecek Polat, heyecanlı. “İki üç aydır bu hizmeti öğreniyorum” diyen Polat, hizmet yaparken duyduğu mutluluğu anlatarak, kurslara katılarak çerağ uyandırma hizmetini öğrendiğini söyledi.

    Okullarda Din dersinde camiye götürüldüklerini söyleyerek tepki gösteren Polat, “Din derslerinde bizi camiye götürüyorlardı cemevleri de bizim ibadet yerimiz ama bizi hiçbir zaman götürmediler. Onla gıcık oluyordum” dedi.

    Çocukluğunda annesiyle cemlere giden Şilan Rona, o zamanlarda semah dönenlere özendiğini şimdi ise semah döndüğünü dile getiriyor.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • AKP’den Alevi köyüne tehdit: Oy verin yoksa hizmet alamazsınız-VİDEO

    AKP’den Alevi köyüne tehdit: Oy verin yoksa hizmet alamazsınız-VİDEO

    PİRHA- “Bizim köy Alevi köyü olduğu için hizmet alamıyoruz, yollarımız yapılmıyor ve AKP’liler köyümüze gelerek, ‘Bize oy verin yoksa hizmet alamazsınız’ diyerek bizi tehdit ediyorlar.” Bu sözler Balıkesir Manyas’ta yaşayan Çal köylülerine ait. 

    Türkiye’de birçok Alevi köyüne gittiğimizde hepsinin ortak şikayeti inançlarını rahat yaşayamamaları, cemevlerinin olmaması, Alevi köyü olmasına rağmen cami yapılması ve Alevi oldukları için hizmet alamamaları.

    Balıkesir Manyas’ta yer alan Çal da Alevi köyü olduğu için hizmet alamamış, yolları parçalanıp öyle bırakılmış ve köylerine cami yapılmak istenmiş. Ayrıca köylerindeki tüm kahvelerine AKP’lilerin seçmen broşürleri asılmış.

    Çal Köyü’nde yaşayan Zeki Ergen yaklaşık 40 hanelik olan köylerine yönelik yaşanan baskılara ve sorunlara ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Köylerinin yolunu parçaladıklarını ancak yapmadıklarını aktaran Ergen, “Siz Alevi köyüsünüz bize oy vermezsiniz yolunuzu yapmayız. Bizi Balıkesir’de iktidara getireceksiniz. Tehditle yapamadıkları için yolu param parça edip gittiler. Ben köyümüzün yolu yapılsın istiyorum. Çünkü bu yolun bize her türlü zararı var. Yazın şakır şakır tozlar içeri giriyor. Elbiselerimiz tozdan mahvoluyor her gün rezillik köyümüzdekiler tozdan bıkmış. Bu yoldan dolayı arabalarımız hasar yapıyor. Her zaman maliyet oluyor. Çoğunun arabası arıza veriyor. Conta yakması, motor arızası ona benzer çok hasarlar oluşuyor araçlarımızda” diye konuştu.

    “YOLUMUZUN BİR AN ÖNCE YAPILMASINI İSTİYORUM”

    Yolun yapılması için yetkililere gittiklerini ancak hep geri çevrildiklerini dile getiren Ergen, “Bize hep bir yıl sonra olacak, diyerek erteleyip duruyorlar. Beş yıldır bu durum böyle. Ben artık bunun tekrarlanmasını istemiyorum ve yolumuzun bir an önce yapılmasını istiyorum” dedi.

    “YA BİZE OY VERİRSİNİZ YA HİZMET GETİRMEYİZ”

    Tehdit edildiklerini belirten Ergen, şunları anlattı:

    “AKP’liler ya bize oy verirsiniz ya da size hizmet getirmeyiz, diyorlar. Biz de adalet yasa ne ise uygulayacaksınız diyoruz. Ve kesinlikle onlara oy vermem. Ama başkalarına bir şey diyemem. Şu an köyümüzün yolu yol olmaktan çıkmış durumda. Bize bu kadar oy çıkmazsa yolu yapmayacağız diyorlar. Bu köyde onlara dedikleri oranda oy çıkmaz bu nedenle yolumuzu yapacaklarına inanmıyorum ve bu yol böyle kalacak. Biz de kimseye buna oy verin diye tehdit ve şantaj yapamayız. Gönülleri kime istiyorsa ona oy versinler. Ancak ben de tehdit edilmek istemiyorum. Bu yolun bu yaza kadar en kısa zamanda yapılmasını istiyoruz.”

    “KÖYÜMÜZÜN YOLUNA TOKİ KONUTLARI YAPILIYOR”

    Köy yollarının üstüne Toki konutları yapıldığını vurgulayan Ergen, “Bize ‘Buradan gelip geçmeyin yolunuz yok burada. Sizin yolunuz başka yerde oradan gelip gidin’ diyorlar. Ve köy yolumuzda hep şantiye arabaları çalışıyor” diye konuştu.

    “KÖYÜMÜZE CAMİ YAPILMAK İSTENDİ”

    Köylerinin bir Alevi köyü olduğunu ancak cemevlerinin olmadığını kaydeden Ergen son olarak şunları aktardı:

    “Biz bir Alevi köyüyüz bizim köyde cemevimiz yok ve yapmıyorlar. İnancımızı yerine getiremiyoruz. Bizim Alevi köyü olduğumuzu biliyorlar. Buna rağmen köyümüze cami yaptırmak istediler. Ancak biz Alevi köyü olduğumuz için cami istemiyoruz dedik. Bir imza kampanyası başlattık ve cami yapılmasını engelledik.”

    PİRHA/BALIKESİR

  • Mersin SES’ten açıklama: Sosyal hizmet herkese ücretsiz, eşit, anadilde ve nitelikli olmalı

    Mersin SES’ten açıklama: Sosyal hizmet herkese ücretsiz, eşit, anadilde ve nitelikli olmalı

    PİRHA –ünya Sosyal Hizmetler Günü nedeniyle Mersin SES Eş Başkanı Yılmaz Bozkurt  sendika binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamada, sosyal hizmetlerin ihtiyaç duyan herkese eşit, nitelikli ve anadilde ulaşabilmesi için politikaların üretilmesi gerektiği belirtildi.

    Dünya Sosyal Hizmet Günü’nde SES Mersin Şubesi açıklama yaparak taleplerini ifade etti. SES Mersin Şubesinde yapılan açıklamayı Şube Eş Başkanı Yılmaz Bozkurt okudu.

    Sosyal hizmetler alanında sorunların hem hizmet alanlar hemde emekçiler tarafından derinleştiği bir süreçten geçildiğinin belirtildiği açıklamada, “İzlenen ekonomik sosyal politikalar, buna eklenen ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz, krizin sonuçları ve tüm politikalara yansıması sonucunda başta kadınların, çocukların, engellilerin, yaşlıların, yoksulların, mültecilerin, LGBTİ’lerin haklarının her zamankinden fazla korunmasına ihtiyaç duyulduğu bir zamandayız. Ne var ki mevcut politikalar bu korumayı sağlayabilmekten çok uzak durumdadır” denildi.

    “KAMUSAL HİZMET HERKESE EŞİT VERİLMELİ”

    Kamusal hizmetin kamu tarafından verilmesi gerekirken sosyal hizmetler özelleştirilip, özel kurumlara devredilmekte; bir yandan ise imzalanan protokollerle kamu bünyesindeki hizmetler de denetimsiz ve sınırsız bir şekilde kamu dışında birtakım dernek ve cemaatlere terk edildiği vurgulanan açıklamada, sosyal hizmetlerin ihtiyaç duyan herkese eşit, nitelikli ve anadilde ulaşabilmesi için politikaların üretilmesi gerektiği belirtildi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi;

    “Çocukların başta şiddet olmak üzere her türlü korunması önemli bir sorun olarak devam etmektedir. Oysa bugün çocuklar açısından karşı karşıya olduğumuz tablo, ihtiyaç duyulan koruma ortamını sağlamaktan çok uzakta olduğumuz bir tablodur. Çocukların korunmasından birinci derecede sorumlu olan AÇSHB’nin “çocuk algısı”nı, muhafazakârlığa, dine, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı ve ailenin çocuğun ihtiyaçlarından önemli olduğu düşüncesine yönelik faktörler belirlemekte, çocuğun gelişimsel ihtiyaç ve gereksinimleriyle bir “birey” olduğu göz ardı edilmektedir.

    Bu nedenle 18 yaş altı tüm bireylerin çocuk olduğu evrensel ilkesinin hatırlanılarak, tüm politikaları “çocuğun insan hakları” doğrultusunda geliştirilmelidir.

    “KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ SAĞLANMALI”

    Yine kadın erkek eşitliğinin sağlanması, kadınların sosyal, siyasal ve ekonomik alanda karşılaştıkları ayrımcılığı gidermek, kadına yönelik şiddetin önlenmesinden ve şiddete maruz kalan kadınların her düzeyde korunması sosyal hizmetlerin önemli alanlarından biridir. Ancak iktidarın ve Bakanlığın politikalarının toplamı kadını “birey” olmakta çıkarıp aile içine hapsedilmesine hizmet etmektedir. Bakanlık tarafından: kadının sadece aileyle değerli olduğu bakış açısından vazgeçilmeli; kadın birey olarak kabul edilmeli; cinsiyet eşitliği temel alınmalı; engelli, yaşlı ve çocuk bakımı konusunda devlet kendi sorumluluğunu yerine getirmeli, temel olarak kadını bakım ve hizmet “görevlerinden” kurtaran, kadını güçlendirecek politikalar oluşturulmalı; 6284 sayılı yasanın uygulamadaki sorunlar çözülmelidir.

    “SOSYAL HİZMET HAK OLMAKTAN ÇIKARTILMIŞ ‘LÜTUF’ HALİNE GETİRİLMİŞ”

    Sosyal yardımlar ülkemizde sosyal hizmetlerde önemli bir yer tutmaktadır. Sosyal hizmetlerin neredeyse yardımlara indirgendiği bir ortamda sosyal yardımlar yoksulluğun siyasal destek sağlamak amacıyla kullanıldığı, yardım alanları bağımlı hale getiren bir uygulamaya dönüşmüş durumdadır. Sosyal hizmet, bir hak olmaktan çıkartılmış, “yardım” ve “lütuf” haline getirilmiştir. Ekonomik krizle birlikte sosyal yardımlar ayrı bir sorun alanı olarak durmakta, sosyal yardımlar çeşitli gerekçelerle kesilmek istenmektedir. “sosyal yardım-istihdam ilişkisi” sağlanacağı iddiası ile ve reklamı ile hazırlanan yönetmelik ise yeni bir emek sömürüsü alanı açacak, sosyal yardımlara muhtaç durumda bırakılanların en ucuz, en güvencesiz iş gücü olarak çalıştırılmaya mahkum bırakılacağı bir uygulamaya zemin oluşturmaktadır.

    “MÜLTECİLERE İLİŞKİN POLİTİKALAR SORUNLU”

    Mülteciler ve göçmenlere ilişkin politikalar da oldukça sorunludur. Suriye’den gelen göçmenlere yönelik verilen hizmetlerde ırkçı, dinsel, ideolojik yaklaşımlar bulunmakta, bu hizmetler ayrıca iç ve dış siyasete malzeme olarak kullanılmaktadır. Bu anlayış halk içerisinde çatışmalar yaratmakta ve Suriyelilere sunulan hizmetlerle ilgili yanlış bilgilerin yarattığı etkiler sonucunda ötekileştirme ve ayrımcılık yaygınlaşmaktadır. Bakanlık, Suriye’den göç eden çocukların ihtiyaçlarını karşılamak yerine bu görevini protokollerle İHH başta olmak üzere birçok sivil yapılara ve sınırsız olarak devretmiştir.”

    Son olarak açıklamada, “Biz Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak Sosyal Hizmet Günü vesilesi ile sosyal hizmetler alanının ve çalışanların sorunlarının çözülmesini talep ediyor; sosyal hizmete ihtiyaç duyanlar için ayrımsız, kamusal, eşit, anadilinde hizmet sunulması için; sosyal hizmet emekçilerinin güvenceli, insanca yaşayacak bir ücrete ve insana yakışır çalışma koşullarına ve haklara ulaşması için mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Gülçin Akça: Gençlerin inanca olan bağlılıklarını artırmak için hizmet yürütüyoruz-VİDEO

    Gülçin Akça: Gençlerin inanca olan bağlılıklarını artırmak için hizmet yürütüyoruz-VİDEO

    PİRHA-Antalya’da yaşayan Alevilerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Abdal Musa Derneği Başkanı Gülçin Akça, Alevi gençlerin inanca olan bağlılıklarını artırmak için her Perşembe hizmet yürüttüklerini söyledi. 

    Antalya Abdal Musa Derneği Başkanı Gülçin Akça, Antalya’da yaşayan Alevilerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Akça, Antalya’da Alevi gençlerin inanca olan bağlılıklarını artırmak için ’48 Perşembe Hak’ diyerek her Perşembe hizmet yürüttüklerini belirtti.

    ÖZELLİKLE MUHABBETLERE AĞIRLIK VERİYORLAR

    “Dilimiz sadeleşmediği sürece, güncellemediğimiz sürece gençleri orada göremiyoruz” diyen Akça, Antalya’da bulunan aşıklarla ve yola gönül verenlerle birlikte çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi’nde her Perşembe hizmet yürüttüklerini dile getiren Akça, özellikle muhabbetlere ağırlık verdiklerini, orada Alevi yolunu yaşamaya çalıştıklarını da ekledi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi kadınlar: Çocuklarımızdan, evimizden feragat edip yola hizmet ediyoruz

    Alevi kadınlar: Çocuklarımızdan, evimizden feragat edip yola hizmet ediyoruz

    PİRHA- Çeşme Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çeşme Cemevinde hizmet veren Alevi kadınlar, yola neden hizmet ettiklerini PİRHA’ya anlattı.

    Uzun yıllar önce Doğu Karadeniz tarafından göçen Alevilerin yoğun yaşadığı yer olan Çeşme’de, Alevi kadınlar “Çocuklarımızdan, evimizden, işimizden feragat ederek yola hizmet ediyoruz dediler.

    Alevi kadınlar, yetiştikleri kültüre bağlı olarak yola hizmet ettiklerini belirterek özelde Alevi kadınların inançlarını korkmadan yaşamaları ve çocuklarını bu inanç ile büyütmeleri gerektiğini dile getirdiler.

    “TALİBİN İTİKATİNİ, PİRİN DARINI GÖRDÜM”

    30 seneden fazladır Çorum’dan göç ederek Çeşme’ye yerleşen, çocukluğunda birçok ceme girdiğini ve hizmetlerle beraber dedenin darını da gördüğünü belirten Döndü Can, “Talibin itikatını, pirin darını gördüm” diyerek şöyle konuştu:

    “30 seneden fazladır Çorum’dan göç edip buraya yerleştik. Yıllarımız burada geçti. 15 yıldır bu derneğe zevkle, gururla hizmet ediyorum. Ömrümün yettiği kadar da bu cemevinde hizmet etmeye devam edeceğim. Çünkü bu hizmeti kendime görev edindim. Küçüklüğümden bu yana cemlere girerdim. Talibin itikatını, pirin darını gördüm. Kendi insanlarımız bu derneğin aracılığı ile bir araya geldi. Elbette sadece ben değil diğer arkadaşlarda bu duygularla burada hizmet veriyor. Çocuklarımızdan, evimizden ve işimizden zaman ayırarak, imtina ederek bu kuruma vakit ayırıyoruz. Ama bunların olması bizleri aksine sevindiriyor.”

    “ALEVİ KADINLAR DOYA DOYA İNANCINI YAŞASINLAR”

    Amasyalı olan ve köylerinde küçüklüğünde cem kültürünü doya doya yaşadığını söyleyen Perihan Atasoy, “Ben burada bir iş yaparken özellikle yemek yapma safhasında benim değil Fadime Anamızın eli olsun diyorum”  diye belirterek şunları vurguladı:

    “Amasya’nın Küçükkızılca köyünden göç edip buraya yerleştik. Amasya’da cem kültürünü doya doya yaşamış bir insanım. O kadar güzeldi ki ,çocukluğumuzda seve seve gidiyorduk. İşte o kültürü aldığımız içindir ki burada hizmet ediyorum. Bugün birlik cemi için buradayız ve arkadaşlarımızla birlikte hizmet ediyoruz. Ben burada bir iş yaparken özellikle yemek yapma safhasında benim Fadime Anamızın eli olsun diyorum. Sevgimi katarak yapıyorum. Üzerime düşen ne hizmet varsa da kendimi katıyorum. Şu an 3 yaşında bir çocuğum var ve ondan imtina ederek buraya geliyorum. Birlik, beraberlik, sevgi için. Alevi kadınlar  Alevi olduklarından korkmasınlar. Doya doya Aleviliklerini yaşasınlar. Çünkü bu inancın temeli sevgi üzerinedir.”

    “AİLELER DUYARLI OLSUN, ÇOCUKLARINI CEME GETİRSİNLER”

    Kendisi de Çorumlu Hacer Can ise köydeki eski cemlerin daha güzel olduğunu, yenil nesil gençlerin inançtan geri kaldıklarını dile getirerek:

    “Bu gün birlik cemi için buraya yardımlaşmaya geldik. Birlik ceminin lokması burda pişiyor ve seve seve yapıyoruz. Bu cemevinde 15 yıldır yol aşkına bir nebze de olsa hizmet etmeye çalışıyorum. Hiçbir ücret talep etmiyoruz. Çünkü kendi işimiz. Birçok kadın arkadaşımız evini, çocuğunu emanet  edip bırakarak buraya geliyor. Köyümüzde daha güzeldi tabi. Hısımlarımız ile birlik cemlerine girip, kurban kesiyorduk. Malesef şimdi gençler bu inançtan uzak düşüyor ve çağın gerisinde kalıyor. Aileleri bu konuda duyarlı olsun. Gelsinler ceme girsinler, inançlarını öğrensinler” dedi.

    Ersin ÖZGÜL / ÇEŞME

  • Erenler Cemevi kütüphanesine ilgi büyük-VİDEO

    Erenler Cemevi kütüphanesine ilgi büyük-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi, 2010 yılından beri zengin kütüphanesiyle halka hizmet vermeye devam ediyor. 

    Haberin Videosu

    Erenler Cemevi kütüphanesi 2010 yılında yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun oğlu  Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu’nun desteğiyle biraz da yapılan bağışlarla kurulmuş. Kurulduğu günden beri aktif olan kütüphaneye ziyaretçiler de oluyor.

    Lise öğrencilerinin ders çalışmak için geldiği kütüphaneye çevreden kitap okumak isteyenler, araştırma yapmak isteyenler de gidebiliyor.

    İmece usulüyle kurulan kütüphaneye kitaplar gelmeye de devam ediyor. Kitaplar kayıt yapılarak dışarıya da verilebiliyor. Ayrıca cemevinin genel sekreteri olan Yavuz Selçuk kitap bağışı için de çağrıda bulundu. (HABER MERKEZİ)

  • Zakir Şevda Çelebi Çiçek: Kadın zakir kimliğimiz nedeniyle dışlanabiliyoruz-VİDEO

    Zakir Şevda Çelebi Çiçek: Kadın zakir kimliğimiz nedeniyle dışlanabiliyoruz-VİDEO

    PİRHA- Uzun yıllardır zakirlik yapan Şevda Çelebi Çiçek, Alevi yoluna hizmet etmekten mutlu olduğunu söyledi. Çiçek, Ataerkilliğin Aleviliğe yansımasının derin ve sarsıcı olduğunu ve zakirlik yaparken dahi kadın kimliğinden dolayı dışlanabildiğini de dile getirdi.

    Şevda Çelebi Çiçek, İzmir’de cemlerde zakirlik yapan nadir kadınlardan biri. 16 yaşından beri saz ile bir bağlılığı gelişmiş ve zamanla kendini geliştirmiş. Yola ve erkana hizmet için zakirliği seçmiş ve bu hizmeti uzun yıllar sürdürmüş. Alevi kurumlarının imkanı ve desteği ile birçok cemde zakirlik yürütmüş. Bazen de kadın zakir kimliğinden dolayı içten içe dışlandığı da olmuş. Bu eksiklikler yanında bu hizmetin yüceliği de onu yıldırmamış ve zakirliğe devam etmiş. Şimdiler de ise yetiştirdiği yeni gençlerle beraber cemlerde zakirlik yürütmeye devam ediyor.

    Şevda Çelebi Çiçek, zakirlik hikayesini PİRHA’ya anlattı.

    Sizi biraz tanıyabilir miyiz ?

    Bingöl Karlıova doğumluyum. PSAKD Egekent-2 Cemevi’nde zakirlik yapmaktayım. Aynı zamanda bağlama dersleri veriyorum.  Yaklaşık 5 yıldır hizmet vermekteyim. Cem ve erkanlarda kadın zakir olarak gönül ehli ile çalışıyorum.

    Saza ilginiz nasıl başladı ?

    Doğuştan desem olur mu bilmiyorum. Ruhani bir şey bu, yaşı ve sınırı yok. Kendimi bildim bileli saza, deyişe bir bağlılığım var. 16 yaşında eğitim görmeye başladım. Hocam Mükerrem  Kemertaş’ın oğlu Tuncay Kemertaş idi. Daha sonra mücadele edip kendimi geliştirdim.

    “SADECE CEMDE DEĞİL, EVDE ÇOCUKLARIMA DA ZAKİRLİK YAPIYORUM”

    Uzun zamandan beridir zakirlik yapıyorsunuz ve sizi buna iten ne oldu ?

    Beni zakirliğe iten inancımdır. Yola çok inanıyorum ve yola hizmetçi olarak girmek istedim. Bende yeterli olan şeyin bağlamamın aşkı ve onunla birlikte söylemimdir. Bizim inancımızda haykırarak kendini ifade etme biçimi vardır. Ben de bu şekilde yürütmek istedim. Zakirlik çok farklı bir şey. Bunu büyük aşk ve istekle yapmak lazım. Kendini adaman lazım. Zakirlik sadece cemde değil evde tek başıma iken ve çocuklarıma zakirlik yapıyorum.

    Siz İzmir’deki Alevi kurumlarında hizmet veren nadir kadın zakirlerden birisisiniz. Buna dair olumlu ve olumsuz bir tepki aldınız mı?

    Bulunduğum cemevinin yönetimi bana zakirlik yapma yolunu açtı ve imkan sundu. Tabi kendi isteğimle de bu oldu. Bu anlamda bir sıkıntı yaşamadım. Geçen sene bir cemevinden pirimiz beni çağırmıştı. Ben zakirlik için gittiğimde beni çağıran pir o akşam için yoktu. Farklı bir pir vardı. O pir bana deyiş söyletmek istemedi. Onu yaşamıştım ve çok üzülmüştüm.

    “ATAERKİLLİĞİN ALEVİLİĞE DE YANSIMASI DERİN VE SARSICI”

    Sizce sebebi neydi?

    Kadın oluşumun sebebi yüksekti. Doğru dürüst merhaba dememişlerdi ve çok içerlemiştim. Diğer sefer ise beni davet ettiler ve tekrardan cemde zakirlik yaptım. Dernek, yöneticiler ve pirim bu imkanı sunduğu için mutlu oldum.
    Ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. Bunun Aleviliğe yansıması ise derin ve sarsıcı. Zakirlik yaptığım cem ve erkanlarda bunu görebiliyorum. Ana Fatma denilir, yol kadından gider denilir ve bu baskın bir şekilde ifade edilir. Pirler ve dedelerimiz bunu çok doğal dile getirirler. Ama uygulamada ise kadının Alevilikte pek yeri yoktur. Yönetimlerde kadının olması gerekiyor. Aynı zamanda mindere ana-kadınların da oturması gerekiyor. Kadının evde yaptığı hizmete, cemevlerinde de aynı gözle bakılıyor. Aslında bu işin temeline kadın girdiği zaman öğretebileceği çok şey var. Mecliste nasıl ki az kadın sayısı varsa, Alevi derneklerinde de o kadar az kadın var. Kadın biraz sivrilmeye ve ön plana çıkmaya başladığı zaman geri adım attırmak istiyorlar.

    Zakirlik aşk işidir, onu hissedebilmektir. Zakirliği nasıl tanımlarsınız ve o hissiyat sizde nasıl oluşuyor ?

    Yaşamak lazım. Anlatmakla olacak bir şey değil. Söylerken başka bir kişi oluyorsun. Farklılaşıyorsun ve bu dünyanın dışına çıkıyorsun. Doğa ile bütünleşme, insan ile bütünleşme var. Bence çok yüce. Hatta bir albüm çıkarttı bana. Hiç aklımda yoktu. Kendim hissederek besteledim. Sebebi tamamen zakirlikti. Bezm-i Elest adında bir albümdü. Bestesi bana ait, şiirleri Süleyman Deprem’e aitti. Bu süreçte maddi ve manevi sıkıntılar çektik. Yeni çalışmalarım var ve beste üretmeye devam ediyorum. Albümün maddi getirisi hiç önemli değil. Bu yola hizmet ediyorum ve gitsin bir kenarda üretimim olarak kalsın. Gelecek nesillere dokunabilirsek ne mutlu bana.

    Zakirliğin dışında saz kursu veriyorsunuz ve öğrencileriniz var. İlgileri nasıl?

    Yetiştirdiğim 7-8 kursiyerim var. Benle birlikte rahatlıkla çalıp, zakirlik yapabiliyorlar.  Katıldığım zakirlik cemlerine kursiyer öğrencilerimle gidiyorum ve yardımcı da oluyorlar. Yeni nesilede sazı öğretip, yolu-erkanı tanıtıp bilinçli bir şekilde kendilerinden sonraki nesillere aktarsın, diye mücadele veriyorum. İlgilenmezsek onları kaybederiz.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR