Etiket: hollanda

  • Dersimli Dilan Yeşilgöz Hollanda’nın savunma bakanı ve başbakan yardımcısı oldu!

    Dersimli Dilan Yeşilgöz Hollanda’nın savunma bakanı ve başbakan yardımcısı oldu!

    PİRHA- Hollanda’da Demokrat 66 (D66), Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) ile Hıristiyan Demokrat Parti (CDA) arasında varılan uzlaşmayla kurulan azınlık hükümetinde bakanlık dağılımı netleşti. Buna göre, VVD lideri Dilan Yeşilgöz-Zegerius Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev alacak.

    Yeni hükümette D66 lideri Rob Jetten başbakan olurken, VVD hükümette altı bakanlık üstlendi. Yeşilgöz, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, partiler arasında üzerinde uzlaşılan bakanlık ve müsteşarlık listesini paylaşarak görevini kamuoyuna duyurdu. Hükümetin 23 Şubat’ta resmen göreve başlaması bekleniyor.

    Dersimli  Kürt Alevi bir aileden gelen Yeşilgöz’ün savunma gibi kritik bir portföyü üstlenmesi, Hollanda siyasetinde dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Daha önce Adalet ve Güvenlik Bakanlığı görevini yürüten Yeşilgöz, son olarak VVD’nin liderliğini üstlenmişti.

    Hollanda’da 22 Kasım 2023 seçimlerinin ardından yaşanan uzun müzakere süreci ve aşırı sağ-merkez sağ hükümetin Haziran 2025’te dağılmasının ardından kurulan yeni azınlık hükümeti, ülkenin güvenlik, savunma ve dış politika başlıklarında nasıl bir yön izleyeceği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı.

    HABER MERKEZİ

  • Sivas Katliamı Davası uluslararası mahkemelere taşınıyor!-VİDEO

    Sivas Katliamı Davası uluslararası mahkemelere taşınıyor!-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması ardından Karababa ailesi, uluslararası mahkemelere başvurma kararı aldı. Hollanda devletinin de hukuk mücadelesinde sorumlulukları olduğunu vurgulayan Hüseyin Karababa, “Lahey ile AİHM, bir karar verecek ve ‘Bu insanlığa karşı suçtur. Ya da değildir’ diyecek. Bizler herhangi bir şekilde para beklentisi içerisinde değiliz. Bir tek cümle bekliyoruz; ‘Bu insanlık suçudur’ ya da ‘değildir’” diye konuştu.

    Suriye’deki Alevi soykırımı sürerken Türkiye’de ise Karababa ailesi, benzer bir katliamda yaşamını yitiren kardeşleri için hukuk mücadelesine devam ediyor.

    1993 Sivas Katliamı’nda katledilen isimlerden biri olan Gülsün Karababa için aile fertleri, adalet için uluslararası mahkemelere başvuracak.

    Sivas Katliamı’na ilişkin son dava, firari üç sanık üzerinden yürütülüyordu. 14 Eylül 2023’te görülen son duruşmayla birlikte dava zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmüştü. Hukuki sürecin tamamlanmadığını düşünen Gülsün Karababa’nın abi ve kardeşleri, Sivas Katliamı’nın ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kapsamında olduğunu belirterek Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarını duyurdu.

    BİRÇOK KAYIP YAKINI, DAVANIN SONUCUNU DAHİ GÖREMEDİ!

    Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Anayasa Mahkemesi’ne 2014 yılında başvuru yaptıklarının altını çizerek “Üzerinden 12 yıl geçti. Anayasa Mahkemesi’nin kendi içtihatları gereği bir davayı ele aldığı an 24 saat içerisinde de bitirebilir, 8 yıl 25 gün sonra kesin sonuca erdirmek zorundadır. Ancak bizim 4 yıllık bir kaybımız var” diye konuştu.

    Anayasa Mahkemesi’nin “4 yıllık hak gaspı” yaptığını söyleyen Karababa, aile olarak verdikleri hukuk mücadelesini şöyle özetledi:

    “Benim anam, davanın sonucunu görmeden Hakk’a yürüdü! Yeter Sivri, Sadık Metin, Mehmet Metin, Mehmet Türk, davanın sonucunu göremeden Hakk’a yürüdü. Anayasa Mahkemesi bugün dahi davayı bekletiyor, sonuçlandırmıyor. Bunun dışında, bizim bilgimiz dahilinde olmadan avukat Şenal Saruhan, bizim adımıza tazminat davası açmış. Bizim vekaletimiz olmadan 100 bin lira gibi bir para belirlemiş. Buna itirazlarda bulundum. Anayasa Mahkemesi’nin kendisini mahkemeye verdim.”

    “YAPMADIĞIM KALMADI!”

    Türkiye’deki tüm iç hukuk yollarına başvurduklarını söyleyen Hüseyin Karababa, Sivas davasını yakın zamanda Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne, yani Lahey’e götüreceğini de belirtti. Konuya ilişkin 20 avukatla birlikte 6 Aralık’ta Ankara’da bir de basın toplantısı yapacaklarını duyuran Karababa, şunları aktardı:

    “Dava dosyasını ben Lahey’e, kardeşlerim de AHİM’e götürecek. Lahey’e götürürken şuna dikkat etmek lazım; Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Carina Cuanna Thuijs, Hollandalı bir vatandaş. Hollanda Devleti vatandaşının cenazesini buradan götürdü ama davasına hiçbir zaman sahip çıkmadı. Bir sürü girişimlerde bulundum; kitaplara yazdım, kendilerine gittim, protesto yaptım. Yani yapmadığım kalmadı.

    Lahey, Hollanda’nın önemli bir şehri. Uluslararası Ceza Mahkemesi de orada. Hollanda kralına çağrı yapıyorum; Senin vatandaşın yakılarak öldürülmüş, mahkemesi de kapınıza kadar gelmiş! Muhatabım sadece Hollanda’nın kralı Willem Alexander’dır. Onun için önümüzdeki günlerde Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği, 10 Ekim Derneği, Divriği Derneği ve Ankara Barosu olarak Hollanda elçiliğiyle de bir görüşmemiz olacak. Krala diyoruz ki ‘vatandaşına sahip çık’”

    “TEK TALEBİMİZ ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇ’ MADDESİ”

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkemelerinin vereceği kararı en baştan biliyordum” diyen Karababa, tek amaçlarının “İnsanlığa karşı suç” kriterini kabul ettirmek olduğunu vurguladı. “Tazminat istemiyoruz” diyen Karababa, şöyle devam etti:

    “Ben sistem dışı yaşayan bir adamım, sistem içi değilim, sisteme karşıyım. Zaten biliyordum sonucun böyle olacağını. Ama ben ne kadar sonuçsuz kalmışsam onlar da o kadar sonuçsuz kalmış. Yani Anayasa Mahkemesi çakılmış, kıpırdayamaz durumda. O anlamda Lahey ile AİHM, bir karar verecek ve ‘Bu insanlığa karşı suçtur. Ya da değildir’ diyecek. Bizler herhangi bir şekilde para beklentisi içerisinde değiliz. Bir tek cümle bekliyoruz; ‘Bu insanlık suçudur’ ya da ‘değildir’. Beklentim bu.

    “SOYKIRIM KONUSUNDA İDDİALIYIM”

    Konuyla ilgili 6 Aralık saat 16:00’da yapılacak basın toplantısı için katılım çağrısı da yapan Hüseyin Karababa “Çok önemli bir hukuki çalışma yaptık. Hazırlamış olduğum ‘Alevi Soykırımı’ isimli kitabımın da özeti niteliğinde bir çalışma. Topluma ‘Burada bir Alevi soykırımı yapıldı’ diyoruz. Sivas Katliamı, zincirin halkalarından birisidir. Alevi soykırımına dair kronolojik sıra ta Hallac-ı Mansur’dan başlayarak cumhuriyet dönemini de kapsamakta. Dolayısıyla bu işte yetkin olan avukatlardan faydalandım. Alevi soykırımı çok açık ve net. Nürnberg mahkemeleri olsun Roma statüsü olsun, tümünü buraya koydum. Dünyada yaşanmış olan soykırımların birebiri Aleviler üzerinde zincirleme yapıldı. Amaç Anadolu’dan Alevilerin kökünü kaldırmaktı. İnsanlığa karşı bir suç konusunda hiç kimsenin diyebileceği bir şey yok. Ama soykırım konusunda ben iddialıyım. Yapacağımız basın açıklamasında gelenlere hukuksal gerekçelerimizi anlatacağız. 6 Aralık’ta Mithatpaşa Caddesi 36/C adresindeki kitapçı dükkanımızda basın açıklaması yapıp Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gittiğimizi kamuoyuna duyurmuş olacağız” diye konuştu.

    İNSANLIK SUÇUNA DAİR İMZA KAMPANYASI KARARI!

    Uluslararası mahkemelere yapılan başvuru ardından bir de imza kampanyası başlatacaklarını söyleyen Karababa, konunun detayına dair şu bilgileri paylaştı:

    “İmza kampanyasını en tepeden başlatacağız. ‘Sivas Katliamı insanlık suçudur. İmzalıyor musunuz?’ diye soracağız. Devlet Bahçeli’den Tayyip Erdoğan’dan başlayarak yürüyeceğiz. Bizim alnımız açık, başımız dik. Bizi öldürmüşler! Artık kimseden sakınacak, çekinecek bir tarafımız yok. Artık dava o kadar basitleşti ki ‘Bu bir insanlık suçu mudur, değil midir?’ noktasına geldi.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Suriye’deki Alevi katliamına dair Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuru yapıldı-VİDEO

    Suriye’deki Alevi katliamına dair Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuru yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Suriye’deki Alevi katliamına karşı Hollanda Lahey’de bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunuldu. Avukatlar Cihan Söylemez ve Ali Rıza Güder’in başvurusunda insanlığa karşı işlenen suçlarla ilgili soruşturma başlatılması talep edildi.

    Suriye’de Alevilerin yoğun yaşadığı kıyı kesimlerinde 6 Mart tarihlinde başlayarak gerçekleşen ve halen devam eden saldırılarda binlerce sivil, Heyet Tahrir Şam’a (HTŞ) bağlı çeteler tarafından katledildi.

    Avukat Cihan Söylemez ve Ali Rıza Güder, Suriye’de yaşanan soykırım saldırılarını Hollanda Lahey’de bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşıyarak,  Alevi toplumuna karşı işlenen soykırım ve insanlığa karşı suçlarla ilgili soruşturma talepli başvuruda bulundu.

     

     

  • Hüseyin Karababa Anayasa Mahkemesi’nden şikayetçi oldu: Haklarımız gasp edildi-VİDEO

    Hüseyin Karababa Anayasa Mahkemesi’nden şikayetçi oldu: Haklarımız gasp edildi-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Sivas Madımak Davası 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne gittiğini ancak geçen sürede dosyanın ele alınmadığına dikkat çekerek, Anayasa Mahkemesi’nden şikayetçi oldu.

    2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurunun 11 yıl geçmesine rağmen karara bağlanmamasına ilişkin AYM’den şikayetçi oldu.

    “AYM BİZE KARŞI SUÇ İŞLEDİ”

    Kanser tedavisi gördüğünün altını çizen Hüseyin Karababa, “Bu davayı bırakamazdım. Anayasa Mahkemesi’ni ilk defa Türkiye’de mahkemeye veren benim. Gerekçem; 2014 yılında, bireysel başvuru hakları Anayasa Mahkemesi’ne verildiği gün biz içeriye dosyamızı verdik. Sivas Madımak Davası 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş, yıl 2025 olmuş yani 11 yıllık bir sürede dosya ele alınmamış durumda. Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarına baktığımız zaman der ki; ‘dosya bize geldiği anda bir gün içerisinde karara bağlayabiliriz, 8 yıl 25 gün içerisinde de karara bağlayabiliriz’. 11 yıldır bekliyor bizim davamız. Bu süreç içerisinde başta anam 3 ay oldu Hakk’a yürüdü, Asuman’ın annesi Yeter Sivri Hakk’a yürüdü, İnci Türk’ün babası Mehmet Türk Hakk’a yürüdü, Sait Metin’in babası Mehmet Metin Hakk’a yürüdü. Bu insanların hakları gasp edildi, mahkemelerin sonucunu göremediler. 3 yıllık bir hak gaspı var. Bu Anayasa Mahkemesi’nin bize karşı işlemiş olduğu bir suçtur” dedi.

    “BİZ DAVAYI LAHEY’E GÖTÜRECEĞİZ”

    Uluslararası Ceza Mahkemelerine gitmelerinin de önünün açılmış olduğunu belirten Karababa, hiç kimseden destek göremediğini aktararak şunları söyledi:

    “Bana karşı suç işlemiş durumda. Biz davayı LAHEY’e götüreceğiz. Hollanda’da olan bu Uluslararası Ceza Mahkemesi insanlığa karşı suçlar ve soykırıma bakan bir mahkeme.  Bu davada bir de Hollandalı bir kadın katledildi, Carina Cuanna Thuijs . Dolayısıyla Hollanda’nın vatandaşının katledildiği bir davayı biz dosya olarak Hollanda’nın başkentine götürmüş oluyoruz. Onları da birinci dereceden ilgilendiren bir dava söz konusu. Çünkü vatandaşlarına 32 yıldan beri sahip çıkmadılar. Madımak Oteli’nin olduğu yerde aldılar cesedini ama dönüp de bunu kim öldürmüş, niye öldürmüş diye bakmadılar, avukat görevlendirmeler. Hollanda Kralı Alexander bu anlamda büyük bir suç işlemiş olduğu vatandaşına sahip çıkmayarak.

    İnatla Hollanda’yı bu işe dahil etmek için mücadele vermekteyim, bu mücadelede hiç kimse tarafından herhangi bir destek görmüyorum. Ne Alevi örgütleri, ne kurumları, ne kuruluşları, ne Hollanda’daki Alevi Federasyonu, ne Avrupa’daki Alevi Federasyonu destek verdiler. Hukuken yüzde yüz haklı olduğum bir dava üzerinden yol götürüyorum.”

     “ANKARA BAROSU’NUN DA DESTEK VERECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    30 yıl sonra Ankara Barosu’nun da bu davaya müdahil olduğunu belirterek, “Dolayısıyla LAHEY’e giderken evrakların çalışması noktasında Ankara Barosu’ndan destek talebinde olacak bu günlerde. Bu davayı Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne beraber götüreceğimizi, onlardan destek alacağımı, onların da davaya müdahil olduğu için destek vereceklerini düşünüyorum. En azından mahkemeye nasıl başvuracağım noktasında bana yardımcı olacaklarına inanıyorum” diye konuştu.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Karababa, Hollanda Kralı Willem Alexander’a dilekçe yazdı

    Karababa, Hollanda Kralı Willem Alexander’a dilekçe yazdı

    PİRHA- Hüseyin Karababa, Hollanda Kralı Willem Alexander’a yazdığı dilekçede, Madımak Katliamı’nda Hollanda vatandaşı Carina Cuanna Thijs’in de yakılarak katledildiğini hatırlatarak, “Hollanda gibi demokratik bir ülkenin vatandaşına sahip çıkmamış olması biz aileler ve Alevi toplumunca hayretle karşılandığını belirtmek isterim” dedi.

    Madımak Katliamı’nda kardeşi Gülsüm Karababa’yı kaybeden Hüseyin Karababa, Hollanda Kralı Willem Alexander’a dilekçe yazdı.

    “DAVAMI SONUNA KADAR AMANSIZCA SÜRDÜRDÜM”

    Karababa, Willem Alexander’a Ankara Elçiliği aracılığı ile defalarca mektuplar gönderdiğini, ancak bir cevap alamadığı belirterek, “1993 yılı 2 Temmuz günü Türkiye’nin Sivas şehrinde İslamcı şeriatçılar tarafından otuz üç sanatçı, şair ve araştırmacı Madımak Oteline sıkıştırılmak suretiyle yakılarak katledildiler. Bu katliamda kız kardeşim Gülsün Karababa’yı kurban verdim. O tarihte Almanya’nın Hamburg şehrinde halk ozanı bir müzisyen ve yazar olarak çocuklarımla mütevazı bir yaşam sürdürüyordum. Bu katliamının ardında zorunlu olarak Türkiye’ye döndüm. Otuz iki yıldır devam eden ve yeni sona ermiş olan hukuk mücadelesi verdim. Hukuk davasının takipçisi olmam nedeniyle gerek Türkiye  devleti gerekse İslamcı şeriatçıların saldırılarına maruz kaldım. Vücudumun çeşitli yerlerinden kalıcı ağır yaralar aldım. Ama pes etmedim. Davamı sonuna kadar amansız bir şekilde sürdürdüm” dedi.

    “HOLLANDA’NIN VATANDAŞINA SAHİP ÇIKMAMASI ALEVİ TOPLUMUNCA HAYRETLE KARŞILANDI”

    Dilekçesinde katliamda Hollanda vatandaşı Carina Cuanna Thijs’in de yakılarak katledildiğini hatırlatan Hüseyin Karababa, “Carina’ya otuz iki yıl sahip çıkan olmadı. Hollanda devleti hukuksal sürece dahil olmadı. Davaya bir avukat dahi katmadı. Büyükelçiliğinize defalarca başvuruda bulundum. Hollanda Parlamentosunda Türk milletvekilleriniz aracılığıyla bu konuda defalarca soru önerge verdirdim. Nihayetinde devletiniz 28 yıl sonra, 2021 yılında Ankara Elçiliğinizden iki gözlemci göndererek davaları izledi ve tutanaklar tutup Hollanda Dışişleri Bakanlığına rapor ettiler. Yine 2021 yılında Carina ve otuz iki yol arkadaşının katledildiği Madımak Otelini, elçilik görevlileri, biz yakınları katledilmiş ailelerle birlikte ziyaret etmiş oldular. Hollanda gibi demokratik bir ülkenin vatandaşına sahip çıkmamış olması biz aileler ve Alevi toplumunca hayretle karşılandığını da belirtmek isterim” diye ekledi.

    “HUKUK MÜCADELESİ VERİRKEN KOLON KANSERİ OLDUM”

    Hollanda Kralı Willem Alexander’a seslenen Hüseyin Karababa, dilekçede hukuk mücadelesini sürdürürken kolon kanserine yakalandığını belirti. Karababa, şu ifadeleri kullandı:

    “Kız kardeşim Gülsün Karababa’nın ve vatandaşınız Carina’nın zor şartlar altında hukuk mücadelesini sürdürürken kolon kanserine yakalandım. Şu an kemoterapi tedavisi görmekteyim. Türkiye’nin sağlıkta ne denli geri bir ülke olduğunu sizler çok iyi bilmektesiniz. Vatandaşınızın otuz iki yıl hukukunu korumak ve mücadelesini vermekten Hollanda devletiyle illiyet bağım olduğunu düşünmekteyim.

    Bir aktivist, müzisyen ve yazar olarak sizden talebim, benim kolon kanser tedavimi ülkeniz Hollanda’da, tam teşekküllü bir hastanede yaptırmanız ve benim sağlığıma yeniden kavuşmamı sağlamanızdır. Yaşamınızda sağlıklı günler diler saygılarımı sunarım.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yazar Mahmut Erciyas, 16 Alevi ozanının deyişini yorumlayarak kitaplaştırdı

    Yazar Mahmut Erciyas, 16 Alevi ozanının deyişini yorumlayarak kitaplaştırdı

    PİRHA- Yazar Mahmut Erciyas, yeni kitabında 16 Alevi ozanına ait deyişi Hollandaca’ya çevirerek manalarını yorumladı. Erciyas, “Hollanda toplumu, geniş bir Alevi kitlesine sahip olmasına rağmen Aleviliği ve Alevileri çok az tanıyor. Tanıtım için ciddi bir kaynak problemi yaşıyoruz. Bu sorunun çözümüne bir katkı sunmak istedim” diye belirtti.

    Yazar Mahmut Erciyas, üçüncü kitap çalışmasında Alevi ozanlarının deyişlerine odaklandı. Erciyas’ın Hollandaca kaleme aldığı ‘Hak Adem’de. Aleviliğe deyişler üzerinden bir bakış’ (God is in de mens. Een poëtische inkijk in het alevitisme) isimli kitap 27 Mart’ta okurla buluştu.

    Uitgeverij Hermans Yayınevi tarafından çıkan kitapta 16 ozana ait 25 deyiş, Hollandaca’ya çevrilerek, manalarına odaklanıldı.

    Alevi kültürünü Hollandaca yazan Mahmut Erciyas, deyişlerin Alevi inancındaki önemine dikkat çekerek kitabının detaylarını paylaştı.

    DEYİŞLERLE ANLATILAN ALEVİLİK

    Yazar Mahmut Erciyas, kitabının türü ve çalışmasındaki amaca dair, “Onaltı ozanımızın (Yedi Ulu Ozanlar dahil) 25 deyişini Hollandaca’ya çevirdim ve her deyişe bir yorum ekledim. Bu yorumlar için ‘Buyruk’ ve ‘Makalat’ gibi Aleviliğin diğer önemli kaynaklarını da baz aldım. Deyişleri 5 tema altında topladım. Hakk ve insan, peygamber ve evliyalar, Hakk’a giden yol, kurumlar, ayinler ve ritüeller ve polemik” dedi.

    KAYNAK PROBLEMİ YAŞIYORLAR”

    Mahmut Erciyas, yeni kitap çalışmasında, Hollanda toplumuna Aleviliği anlatmak amacının olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Ozanlarımızın gözünden Aleviliğe bakışı, Hollandacaya hakim olan geniş bir kesime ulaştırmak istiyorum. Bu kesimler, mistik inançlara genel olarak ilgi duyanlar ve tabii ki Alevi gençlerimiz. Gençlerimizin Türkçe dil hakimiyeti gittikçe azalıyor. Kimlik arayışı sürecinde kaynak problemi yaşıyorlar. Hollanda toplumu 60 yıldır Türkiye’den göç almasına ve geniş bir Alevi kitlesine sahip olmasına rağmen Aleviliği ve Alevileri çok az tanıyor. Tanıtım için ciddi bir kaynak problemi yaşıyoruz. Bu sorunun çözümüne bir katkı sunmak istedim.”

    “ALEVİ EDEBİYATI BİR DERYADIR”

    Erciyas, çalışmasında neden deyişleri temel aldığını da anlattı. “Deyişler böyle bir çalışma için oldukça uygun” diyen Mahmut Erciyas, şunları kaydetti:

    “Çünkü Anadolu’da da asırlardır Aleviliğin temel bilgi ve prensipleri kuşaktan kuşağa deyişler üzerinden aktarılmıştır. Yani okuma yazma oranının 20. yüzyıla kadar düşük olduğu bir coğrafyada en önemli ve etkili bilgi taşıyıcılarından biri olmuştur deyişler. Alevi edebiyatı bir deryadır. Deyişlerde birçok konu, yalın ve mistik bir dille ele alınmaktadır. Deyişler bence adeta inancımızı tanımak, kendi etik, ahlaki gelişimimiz için ilham bulmak için çok değerli bir kaynaklar kategorisidir. Deyişsiz, ozansız ve sazsız bir Alevilik düşünülemez. Aleviler bu yüzden saza ‘telli Kuran’ derler.”

    ASIL EMEK VERENLER OZANLARIMIZ”

    Mahmut Erciyas, kitap çalışmasının Alevi edebiyatına olan katkısına da işaret ederek “Kitabın birkaç noktada özgünlüğü var. 25 tane deyiş, temalar bazında ve açıklayıcı yorumlarla (deyişler kullanılan mistik dil ve sembollerden dolayı her zaman kolayca anlaşılmıyor) Hollandaca kullanılan dil bölgesine kazandırılmıştır (Hollanda ve Belçika). Bu kitaptaki asıl emek verenler ozanlarımızdır, bunu da vurgulamak isterim” dedi.

    Mahmut Erciyas, deyişlerin mesaj ve içeriklerine dair bilgi de vererek şunları söyledi:

    “Deyişler çok geniş konular ele alırlar. Elbette her ozanın da kendine ait tarz ve stili vardır. Ve şunu da unutmayalım; ozanlar ve deyişler kendi zamanlarının ürünüdür. Kitapta yer alan ozanlarımız 14. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında doğan ozanlardır. Kitapta yer alan deyişlerin bir bölümü Hakk ve insan arasındaki ilişkilere ışık tutuyor. Ozanlar, Hakk’ın insanda olduğunu ve insanın gönlünde var olan hakikate ulaşması gerektiğini açıklıyor ki en yüksek aydınlık ve mutluluk seviyesine ulaşabilsin insan, başka insanlara yol göstericisi olabilsin. Diğer deyişlerde de insanın Hakk’a nasıl ulaşabileceği, bunun için neler yapması ve neler yapmaması gerektiği üzerinde duruluyor. Bunlar nasihatname dediğimiz kategoriye giriyor. Bu tür deyişler Hakk ve insanlığa duyulan aşktan hareket edilmesi gerektiğini söylüyor, aynı zamanda cehennem ve ceza korkusu ve şekilciliğin (şeriatın) yanlış ve yanıltıcı motifler olduğunu vurguluyor. Sadelik kutsanıyor, mal, mülk hırsının insanı aldatacağına, yoldan saptıracağına dair uyarılar içeriyor bu deyişler.

    Bir diğer kategorideki deyişler de Muhammed ve Ali ilişkisi üzerine yoğunlaşıyor, önemli tarihi olayları ele alıyor (Kerbela Katliamı gibi), Hacı Bektaş Veli gibi evliyaları merkez alıyor. Birçok deyiş de Aleviliğin kurum, ayin ve ritüelleri üzerine duruyor. Örneğin pir ve ocaklar, cem, müsahiplik ve görgü gibi konular işleniyor. Kitapta yer alan son tema da polemik içerikli deyişlerdir. Bu deyisler açık açık şekilci ve şeriat temelli inanç anlayışını eleştiriyor.”

    Mahmut Erciyas, Alevi kurumlarının, benzer çalışmaları teşvik etmeleri gerektiğini de sözlerine ekledi. Erciyas, “Bu tür çalışmaları Yol’a hizmet olarak görüyorum. Derneklerde de tanıtım yapmak istiyoruz” diye belirtti.

    MAHMUT ERCİYAS KİMDİR?

    Mahmut Erciyas, 1975 Rotterdam/Hollanda doğumlu ancak kökleri Hacıbektaş’ta… Hollanda’da büyüyen Erciyas, üniversite master eğitimini Nijmegen Radboud Üniversitesi’nde tamamladı. Siyasi tarih mezunu. Şu an bir belediyede sosyal politika danışmanlığı yapıyor. Erciyas, işi haricinde gönüllülük temelinde tarihi projelerle ilgileniyor. Daha önce altmışlı yıllarda Hollanda’ya götürülen Türkiyeli ve İspanyalı göçmen işçileri konu alan yerel bir çalışması yayınlandı. Erciyas, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Carina Thuijs hakkında da bilinmeyenleri bir kitap çalışmasında topladı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Mahmut Erciyas, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Carina Thuijs’in hayatını kitaplaştırdı

    Mahmut Erciyas, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Carina Thuijs’in hayatını kitaplaştırdı

    PİRHA- Yazar Mahmut Erciyas, yeni kitabı “Carina Thuijhs en het bloedbad van Sivas” ile Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülen 33 isimden biri olan Carina Thuijs hakkında bilinmeyenleri paylaştı. Erciyas, kitabına dair “Carina’nın yaşam hikayesi de yıllar içinde yok olmasın istedim” dedi. 

    Hollanda’da yaşam süren tarihçi Mahmut Erciyas, ikinci kitap çalışmasında Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Carina Thuijs hakkında bilinmeyenleri yazdı. Erciyas’ın “Carina Thuijs en het bloedbad van Sivas” isimli kitabı, 14 Mart itibariyle Hollanda’da okuyucuya ulaşacak. Kitaba ayrıca internet üzerinden de erişim sağlanabilecek.

    Mahmut Erciyas ile kitabı hakkında konuştuk.

    PİRHA: Kitabınız hangi dillerde basılacak?

    MAHMUT ERCİYAS: Hollandaca olarak yayınlanacak. Anlaşılabilirlik çok önemli. Hem Carina’nin ailesi icin, hem Hollandalı okuyucular için… Bir de Hollanda’da yasayan Alevi genç kuşaklar açısından… Buradaki gençlerin Türkçe’ye hakimiyeti gittikçe azalıyor, biliyorsunuz. O yüzden Hollandacayı tercih ettim, dil engelini en aza indirmek için. Ama umarım bir gün bu biyografi Türkçeye de çevrilir.

    “CARİNA’NIN YAŞAM HİKAYESİ YILLAR İÇİNDE YOK OLMASIN İSTEDİM”

    -Böylesi bir çalışmaya başlama fikri nasıl oluştu?

    Sivas Katliamı biz Aleviler üzerinde büyük bir travma yarattı. Kollektif acımız büyük. Yargılama sürecinde adalet kesinlikle yerini bulmadı. Toplumda oldukça yaygın ve tarihsel kökleri olan Alevi düşmanlığıyla yüzleşilmedi. Ayrıca perde arkasındakilere dokunulmadı. Ben de Alevi toplumunun parçasıyım. 2 Temmuz 1993’de 17 yasındaydım. Dün gibi hatırlıyorum. Carina o günden itibaren benim aklımın bir köşesinde her zaman var oldu. Hep merak ettim: Carina kimdi? Sivas’a yolu nasıl düştü? Sonuçta benim doğduğum ve yaşadığım ülkenin genç bir vatandaşıydı. Hakkında dolaşan bilgiler çok kısıtlı ve kısmen yanlıştı, doyurucu değildi. Örneğin ismi bile Türkiye’de yanlış kullanılmakta. Adı Carina Johanna Theodora, soyadı Thuijs. İkinci ismi ‘Johanna’ Türkiye’de ‘Cuanna’ olarak yanlış kullanılıyor ve insanlar bunu soyadı zannediyor. Katliamda canlarına kıyılan 35 insanın birey olarak unutulmamaları gerektiğini düşünüyorum. Üzerimizde bu konuda büyük bir sorumluluk var. Güzel çalışmalar yapıldı son yıllarda, örneğin Asaf Koçak’ın bir belgeseli yapıldı. Carina’nın yaşam hikayesi de yıllar içinde yok olmasın istedim, bu yüzden başladım bu çalışmaya.

    TEZ ARAŞTIRMASINI BİR ALEVİ-KÜRT KÖYÜNDE YAPMAK İSTEMİŞTİ!

    -33 candan biri olan Carina kimdir, kısaca sizden dinleyelim.

    Carina 1970’de Hollanda’da, Doetinchem’de dünyaya geliyor. Ailesinin kökleri bu küçük Şehrin civarındaki köylerde bulunuyor. Kendinden 1,5 yaş küçük kız kardeşi var. Özellikle annesi tarafından kadın olarak bağımsız olmaya, topluma özgürlükçü ve eleştirel gözle bakmaya teşvik ediliyor. Zeki bir öğrenci. Arnhem Güzel Sanatlar Akademisi’nde moda bölümünde okumak istiyor, fakat yetenek sınavını geçemeyince 1989’da Leiden Üniversitesi kültürel antropoloji bölümüne giriyor. Üniversitenin son yılında tez araştırmasını Alevi bir Kürt köyü olan Çorum’un Mollahasan köyünde yapmak istiyor. Tez konusu: kadınların sosyal ilişkileri ve bu ilişkilerdeki hiyerarşi… Öğrenci arkadaşı da kökleri bu köyde olan fakat Doetinchem’de yaşayan kadınlar arasında aynı konuyu araştırmayı düşünüyor. Süreç sonunda araştırma sonuçlarını kıyaslamak istiyor iki arkadaş: göçle birlikte kadınlar arasındaki ilişkiler nasıl değişiyor?

    22 Haziran 1993’de Carina Ankara’ya ayak basıyor. Amacı TÖMER’de Türkçesini geliştirmek, sonra Mollahasan’a geçmek. Bu arada Ankara’da Hollanda’dan Türkiye’ye dönüş yapmış olan Sivri ailesinin yanında kalıyor. O ailenin yeğenleri olan Yasemin ve Asuman Sivri ile tanışıyor. Pir Sultan Abdal Kültür Festivali’ne katılacak olan Yasemin ve Asuman ile birlikte Sivas’a yola çıkıyor. Çok mutlu 9 günlük bir dönem geçiriyor Türkiye’de. Ve 2 Temmuz’da yaşananları hepimiz biliyoruz. Birçok insan gibi gencecik yaşta bütün hayal ve umutlarıyla Carina da hayattan kopartılıyor.

    “BİLİNÇLİ BİR FEMİNİSTTİ”

    -Okuyucular, kitabınızla birlikte Carina hakkında ne gibi yeni bilgilere ulaşabilecek?

    Kitap, aile tarihi ve doğumundan başlayarak, bir bütünlülük olarak Carina’nın hayatını anlatıyor. Kitabı yazarken ailesinin ve çevresinin çok desteğini gördüm. Her şeyi paylaştılar benimle; kişisel belgelerini (Carina’nın mektup ve günlükleri), resimlerini ve kendi anılarını… Anne ve babası, çocukluk ve öğrenci arkadaşları ve o zamanki sevgilisinden bahsediyorum. Kitap kapsamlı bu yüzden. Carina çok yönlü bir insandı. Örnegin tiyatro, dans, görsel sanatlar olsun, kültüre çok önem veren birsiydi. Sivas’taki kültür festivaline katılmak ona bu yüzden çekici gelmişti. Halbuki gitmeyebilirdi. Festival sonrası pazartesi Türkçe kursu başlayacaktı. Siyasi bir kuruma üye olmasa da, lise öğrencisiyken nükleer silahlanmaya karşı eylemlere katılmıştı. Ve Carina’yı tanımlarken çok önemli olan; bilinçli bir feministti, kendisini de öyle tanıtıyordu. Genç yaştan itibaren feminist yazar ve teorisyenlerin kitaplarını okuyordu. Kendi yazı ve araştırmaları da hep kadınların toplumsal konumu ile ilgiliydi. Carina’nın feminizmi sırf teorik değildi. Örneğin bir alternatif kadın sağlık merkezinde gönüllü olarak çalışıyordu. Türkiyeli kadınlara yönelik bilgilendirme toplantıları düzenliyor, destek amaçlı onlara doktor muayenelerinde eşlik ediyordu. Sivas’taki gericiler ve yobazlar böyle güzel insanların canına kıydılar.

    Hollanda devletinin tutumu da içler acısı. Kitapta buna da yer veriyorum. Yıllarca, özellikle annesinin çabalarına rağmen, Hollanda devleti vatandaşı olan Carina’ya sahip çıkmadı. Ve düşünebiliyor musunuz, örneğin Carina’nin sırt çantasını elçilik Hollanda’ya gönderiyor, yapılan masraflar için devlet, annesine fatura gönderiyor… Ancak 28 yıl sonra Hollanda devleti (Ocak 2021’den itibaren) davalara gözlemci gönderiyor. Elçi yardımcısı gidiyor Sivas’ta Otel Madımak’ın önüne çiçek bırakıyor. Bu siyasi baskı sayesinde oluyor. Örneğin aile yakını Hüseyin Karababa’nın çabaları ve Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Sadet Karabulut’un soru önergeleri sayesinde atılıyor bu adımlar Hollanda devleti tarafından.

    Şunu da belirteyim; Carina’nın ailesi, kızları için kullanılan ‘şehit’ kavramından rahatsızlar. Carina’nın unutulmaması ve anılmaya devam edilmesine seviniyorlar, fakat kızlarının Sivas’ta tesadüfen bulunduğunu, Aleviler hakkında aslında pek fazla bilgisi olmadığını vurguluyorlar.

    “2 TEMMUZ’UN HAFIZALARDA KALMASINI İSTEDİM”

    -Biyografi türündeki bu kitabınız, Sivas Katliamı’nın aydınlatılması ya da unutulmaması adına nasıl bir katkı sağlayacak? Bu yönlü bir iddianız söz konusu mu?

    Şöyle, Carina doğru ve kapsamlı bilgilerle bu kitap aracılığı ile unutulmasın istedim. İlk amacım bu. Haliyle kitabın Sivas Katliamı’nın ve diğer kurbanların unutulmamasına da bir katkısı olacağını umuyorum. Özellikle Hollandacanın kullanıldığı bölgede (Hollanda, Belçika)… Hedef grubum aynı zamanda gençler. Türkçe’ye hakimiyetleri gittikçe azalıyor. Bu kitapla 2 Temmuz 1993’ün yurtdışındaki Alevi, ilerici toplumunun, kollektif hafızasında kalmasına katkıda bulunmak istedim.

    -Kitap hazırlığı sürecinde Hollandalı yetkililer ile herhangi bir kontak kurabildiniz mi? Cevabınız “Evet” ise, kısaca özetler misiniz?

     Tek bir sefer resmi yetkililerle kontağım oldu. Kitapta bolca fotoğraf var. Hollanda elçi yardımcısından, Otel Madımak’ın bulunduğu binaya geçen sene yaptığı ziyaretinin bir resmini istedim ve aldım.

    “ÖNEMLİ OLAN, YAŞAM HİKAYELERİ İLE UNUTULMAMALARINI SAĞLAMAK”

    -Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler, gelinen süreçte yeterince sahipleniyor mu dersiniz?

     İyi inisiyatifler görüyorum. Önemli olan ölenlerimizi bir toplu rakamdan ziyade ’33’ veya ’35’ bireyler olarak yaşam hikayeleri ile unutulmamalarını sağlamak. Kimdi bu insanlar? Umutları neydi? Kişilikleri nasıldı? Zor gibi görünüyor ama aslında değil. Çünkü bu insanların yakınları ve sevdikleri var. Onların anıları var. Kişisel arşivleri var. Bu yönde daha fazla ve sistematik emek harcayabiliriz. Dediğim gibi güzel çalışmalar yapılıyor ve zamanla bunların artacağına inanıyorum.

    HOLLANDA ÜZERİNDEKİ SİYASİ BASKI ÇOK DAHA ÖNCE BAŞLATILMALIYDI”

    -Süren davaları göz önünde tutarak, Alevi kurumlarının refleksini nasıl yorumlarsınız?

    Çok net bir görüşüm yok aslında bu konuda. Bir şekilde Türkiye’de faal olan Alevi örgütleri dava sürecinden kopmamaya çalıştıklarını görebiliyorum. Avrupa boyutuna bakarsanız, bence ciddi eksikler var. Hollanda devletinin üzerindeki siyasi baskı 2020’de değil çok daha önce başlatılmalıydı. Hukuksal boyutta da mücadele verilebilirdi. Hukuk uzmanlarına başvurarak baskı yapılabilirdi ilgili kurumlara. Maalesef geç kalındı.”

    MAHMUT ERCİYAS KİMDİR?

    Mahmut Erciyas, 1975 Rotterdam/Hollanda doğumlu ancak kökleri Hacıbektaş’ta… Hollanda’da büyüyen Erciyas, üniversite master eğitimini Nijmegen Radboud Üniversitesi’nde tamamladı. Siyasi tarih mezunu. Şu an bir belediyede sosyal politika danışmanlığı yapıyor. Erciyas, işi haricinde gönüllülük temelinde tarihi projelerle ilgileniyor. Daha önce altmışlı yıllarda Hollanda’ya götürülen Türkiyeli ve İspanyalı göçmen işçileri konu alan yerel bir çalışması yayınlandı. Carina’nın biyografisi ikinci kitabı olarak raflarda yer edinecek.

    Mahmut Erciyas ayrıca bir grup arkadaşıyla birlikte Alevi deyişlerini Hollandaca’ya çeviriyor. Deyişlerin Alevi inancını yalın ve anlaşabilir bir dille anlattığını söyleyen Erciyas, “Mirasın kaybolmaması, genç kuşakların bunları anlayabilmeleri için böyle bir proje başlattık” diyerek çalışmaları hakkında bilgi de verdi.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Karababa: Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için Çiller’in yakasını bırakmayacağız-VİDEO

    Karababa: Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için Çiller’in yakasını bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, 19 Ocak’ta devam edecek olan Sivas Davası öncesi konuştu. Dönemin devlet yetkililerinin katliamdaki sorumluluğuna vurgu yapan Karababa, “Bu soykırımın organizasyonunda birinci dereceden sorumlu Tansu Çillerdir. Yakasını kesinlikle bırakmayacağız” dedi.

    2 Temmuz 1993’te Madımak Otelinde gerici-faşist kalabalık tarafından yakılarak katledilen 33 kişiden biri olan Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, katliamın aydınlatılabilmesi için uzun yıllardır mücadele yürütüyor. 33 aydın ve yazarın ölümüne sebep olanların, dönemin başbakan, bakan ve mülki amirleri olduğunu söyleyen Hüseyin Karababa, 19 Ocak’ta Ankara’da görülecek olan davanın duruşmasına ilişkin konuştu.

    “YAKASINI KESİNLİKLE BIRAKMAYACAĞIZ”

    “1993 yılındaki bütün katliamlar, ölümler Tansu Çiller’in başının altından çıktı” iddiasında bulunan Karababa, Çiller’in mahkemede ifade vermesi konusunda çağrısını yineledi. Karababa, Sivas Katliamı davasını uluslararası mahkemelere taşıyacaklarını da belirterek şunları söyledi:

    “Bu işin organizasyonu ve merkezi Süleyman Demirel ile Tansu Çiller’dir. Doğan Güneş de bunların içerisindedir ancak şu an yaşamıyor. Demirel de yaşamadığına göre Tansu Çiller ortadadır. Bizler Madımak Katliamı için direkt ‘Bu bir soykırımdır’ diyoruz. Bu soykırımın organizasyonunda birinci derecede sorumlu olan Tansu Çiller’e diyoruz ki ‘Mahkemeye çıkıp o güne dair sorumluluğunuzu yerine getirerek bildiklerinizi, duyduklarınızı paylaşın. Buradan Tansu Çiller’e tekrar çağrıda bulunuyorum; yakasını kesinlikle bırakmayacağız. Ne pahasına olursa olsun Tansu Çiller bu işin birinci dereceden sorumlusudur.

    Bu arada dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, dönem dönem televizyonlara çıkıp demeçler verdi. Vicdanen rahat olmadığını söyledi. Biz de onu, sizler aracılığı ile mahkemeye çağırıp bildiklerini anlatmasını istedik. Diğer taraftan tugay komutanlığı yapan Tuğgeneral Ahmet Yücetürk… O da valiyi suçlayarak ‘görevini yapmadı’ diyor. Şimdi diyorum ki sokakta dolaşacağınıza gelin mahkemede konuşun. Bir kez daha bu isimlere çağrıda bulunuyorum; başta Tansu Çiller olmak üzere dönemin Valisi Ahmet Karabilgin, dönemin komutanı Ahmet Yücetürk, mahkemeye gelip ifade vermek durumundalar. Çünkü biz bu meseleyi ‘Soykırım’ olarak uluslararası mahkemelere zaten götüreceğiz. Bu işin peşini bırakmayacağımızı onlar da biliyor.”

    “BENİM YERİME BİRİLERİYLE HELALLEŞMEK KİMSEYE DÜŞMEZ”

    Hüseyin Karababa, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme” çıkışına da tepki gösterdi. “Benim yerime birileriyle helalleşmek hiç kimseye düşmez” diyen Karababa, şu eleştiride bulundu:

    “‘Pir Sultan Abdal’ım Kalkın aşalım, Aşıp yüce dağı da engin düşelim, Çok nimetin yedik helalleşelim’ diye dedemiz tarihte bir söz söylemiş. ‘Ekmek yedik helalleşelim’ diyor. Şimdi kim, kiminle helalleşecek? Bu sözcüğün direkt muhatabı biz olduğumuzu biliyorum. Yani Sivas’ın helalleşmesi olduğunu, asıl meselenin odağındakilerin biz olduğumuzu, yanımızdan geçerek anlatmaya çalışanlara buradan duyuruyorum; Maraş dosyası nerede? Genelkurmay’da ve kapalı. Çorum dosyası nerede? Sıkıyönetim Mahkemesi olduğundan dolayı o da genelkurmayda. Şimdi 28 Şubat’la helalleşeceğine buyur mahkeme burada, bugüne kadar bir güne bir gün Madımak otelinin önüne gelmedin. Bir gün olsun mezarlıklara gelip ziyarette bulunmadın. Bir gün olsun mahkememize gelip ‘burada ne oluyor?’ demedin. Çok uzaklardan şimdi beni helalleşmeye davet ediyorsun. Şimdi ben Temel Karamollaoğlu ile mi helalleşeceğim? Yani aklını peynir ekmek ile yemiş bir insan ancak bunu bana teklif edebilir. Benim yerime birileriyle helalleşmek de hiç kimseye düşmez ve haddine de değildir. Herkes haddini bilmelidir. 30 yıldan bu yana benim evim dağıldı. Ailelerimiz perişan hale geldi. Şimdi tutup da Karamollaoğlu ile helalleşeceğim! Bunu hangi vicdan, şeref, haysiyet kabul edebilir ki?

    “CARİNA CUANNA, BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR SAYFADIR”

    Hüseyin Karababa, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 23 yaşındaki Carina Cuanna Thuijs’i de hatırlatarak Hollanda’nın yeni seçilen Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz’e çağrıda bulundu. Karababa, Bakan Yeşilgöz ile görüşmek için girişimde bulunacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Hollanda şu anda gözlemci olarak mahkemeye katılıyor. Büyükelçilik bize ‘Hukuki bir sıkıntı çıkarsa biz direkt müdahil oluruz’ dedi. Davayı ileride Lahey’e, Hollanda’ya götüreceğiz. Hollanda vatandaşının davasını biz buradan tutup Hollanda’ya götürüyoruz. Orada vicdanı olan, bırakın adalet bakanı olmasını, haysiyeti olup ‘insanım’ diyen herkesin bize bu konuda omuz vermesi lazım.

    Asıl süreç uluslararası boyutuyla şimdi başlıyor. Çünkü bu davada çok önemli bir mihenk taşı Carina Cuanna Thuijs’tir. Şimdi orada bakan olmuş birinin, kendi vatandaşına sahip çıkma noktasında adım atması lazım. Avrupa Birliği vatandaşını yakanlar, Almanya’da Alman Devleti’ne iltica etmiş durumdalar ve Alman devleti diyor ki ‘ben bunları istihbaratta’ kullanıyorum. Kusura bakmayın size veremem’. O zaman siz, direkt bu katliamın içerisindesiniz. Demek ki baştan beri bu adamları kullanıyordun. Elbette ki Hollanda Adalet Bakanı’na buradan sesleniyorum; dosya ile bir ilgilenin. Ve vatandaşınıza da sahip çıkın. Bakan, her ne kadar Alevi ve Kürt ise Hollanda vatandaşıdır. Kendi vatandaşına sahip çıksın diyorum. Çünkü ben Carina Cuanna Thuijs heykelini Lahey’e dikeceğim. Kralı da oraya çağıracağım. 30 yılımı Hollanda vatandaşı için verdim. O heykeli oraya dikeceğim ve üstünü kimsenin kapatmasına da müsaade etmeyeceğiz. Dolayısıyla bu soykırımın bir parçası olan Madımak’ın uluslararası alanlara taşınmasında Hollanda vatandaşı Carina Cuanna Thuijs bizim için çok önemli bir sayfadır.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • Hollanda, Afganistan vatandaşlarını 6 ay sınır dışı etmeyecek

    Hollanda, Afganistan vatandaşlarını 6 ay sınır dışı etmeyecek

    Hollanda, Afganistan vatandaşlarını Afganistan’daki hızla kötüleşen durum nedeniyle önümüzdeki altı ay boyunca sınır dışı etmeyeceğini açıkladı. 

    Hollanda, Afgan göçmenler konusundaki tutumunu değiştirerek, Hollanda’ya sığınan Afganistan vatandaşlarını Afganistan’daki hızla kötüleşen durum nedeniyle önümüzdeki altı ay boyunca sınır dışı etmeyeceğini açıkladı.

    Hollanda’nın bu kararı, Hollanda’nın da dahil olduğu Avrupa Birliği’nin (AB) altı üye devleti tarafından Avrupa Komisyonu’na hitaben göçmenlerin geri gönderilmesi konusunda yazılan mektubun içeriğiyle çelişiyor.

    AB’nin altı üye devleti, AB’nin yürütme organı Avrupa Komisyonu’na bir mektup yazarak, yasa dışı Afgan sığınmacıların geri gönderilmelerinin engellenmemesini talep etmişti.

    Hollanda Adalet Bakanı Yardımcısı Ankie Broekers-Knol parlamentoya gönderdiği mektupta, Hollanda’nın Afganistan’la ilgili politikasını Ekim’de güncellemeyi planladığını ancak oradaki hızla kötüleşen durumun ışığında bu kararı verdiklerini ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Avrupa’da sel baskını: En az 100 kişi yaşamını yitirdi

    Avrupa’da sel baskını: En az 100 kişi yaşamını yitirdi

    Almanya, Belçika ve Hollanda’da etkili olan sağanak yağış nedeniyle en az 110 kişi yaşamını yitirdi ve onlarca kişiden haber alınamıyor. Sel nedeniyle çok sayıda yerleşim yeri tahliye edildi.

    Avrupa ülkelerinde etkili olan şiddetli yağış sonrası meydana gelen selde onlarca kişi yaşamını yitirdi. BBC’nin aktardığına göre, Almanya’da selde en az 110 kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişiden haber alınamıyor. Yağışlardan en çok Rheinland-Pfalz ve Kuzey Ren-Vestfalya eyaletleri etkilendi. Kuzey Ren Vestfalya Başbakanı ve Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin Genel Başkanı Armin Laschet, selin iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu belirtti.

    Laschet, “Bu gibi olaylarla daha sık karşılaşıyor olacağız, bu iklim koruma önlemlerini hızlandırmamız gerektiği anlamına geliyor. Çünkü iklim değişikliği tek bir bölgeyle sınırlı değil” dedi.

    Almanya’nın Bonn kenti yakınlarındaki Rheinbach kasabasının bir kısmı, bir barajın yıkılma tehlikesi nedeniyle tahliye edildi. Tedbir amaçlı tahliye için Alman ordusuna ait kamyonlar kullanılıyor. Kasaba sakinleri akraba ve tanıdıkların yanına ya da belediye binasına yerleştirildi. Yüzlerce asker ve 2 bin 500 arama kurtarma görevlisi Almanya’da çalışmalar için polise yardım ediyor.

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, “Selin yaşandığı yerlerde insanların üstesinden gelmek zorunda kaldığı felaketten ötürü şoke oldum. Hayatını kaybedenlerin ve kaybolanların aileleri için derin bir üzüntü duyuyorum” dedi.

    200 BİN EV ELEKTRİKSİZ

    Almanya’da 200 bin evin elektriksiz kaldığı tahmin ediliyor. Santrallerin sel suyu altında kalması nedeniyle arıza giderme çalışmaları yapılamıyor. Şiddetli sağanak yağış ve selden etkilenen kişileri kurtarmak için silahlı kuvvetlerin yanı sıra Avrupa Sivil Koruma Destek Ekipleri de göreve çağrıldı.

    BELÇİKA

    Belçika’da en az 11 kişi hayatını kaybetti. Sağanak yağış nedeniyle Belçika’da arama kurtarma çalışmaları yavaş ilerliyor. Liege Belediyesi yetkilileri, Maas nehrinde yüksek su seviyesi nedeniyle bölgede durumun hala kritik olduğunu söyledi.

    Liège ve Namur kentlerinde alçak bölgelerdeki kent sakinlerine evlerini tahliye etmeleri çağrısı yapıldı. Maas Mechelen kentinde 3 köy, su baskını tehdidi nedeniyle boşaltıldı. Verviers bölgesinde bu gece sokağa çıkma yasağı uygulanacak.

    HOLLANDA

    Hollanda’da Maas nehri en yüksek su seviyesine ulaştı. Ölçümlere göre nehirden saniyede 3,1 milyon litreden fazla su akıyor. Bu nedenle Maastricht kentindeki iki mahallede yaşayan yaklaşık 10 bin kişiye, olası baskın nedeniyle evlerini boşaltma çağrısı yapıldı.

    Hollanda’nın Venlo kentindeki VieCuri Hastanesi de, diğer hastaları tahliye ederek, olası su baskınları için kurtarma çalışmalarına hazırlık yapıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hollanda Parlamentosu Ezidi soykırımını tanıdı

    Hollanda Parlamentosu Ezidi soykırımını tanıdı

    Hollanda Parlamentosu, Êzidî soykırımını resmi olarak tanıdı.

    Hollanda Parlamentosu, IŞİD’in Êzidîlere yönelik 3 Ağustos 2014 tarihinde başlayan saldırısı ve onu takip eden katliamları soykırım olarak tanıdı. Hristiyan Demokratlar Birliği (CDA) milletvekili Anne Kuik’in, IŞİD çeteleri tarafından gerçekleştirilen katliamların soykırım olarak tanınmasını öngören karar tasarısı Hollanda parlamentosunda dün görüşülerek oylandı.
    Tasarıda Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, ABD Temsilciler Meclisi, BM Suriye Komisyonu ve geçen günlerde de Belçika parlamentosunun IŞİD’in Êzidîlere, Hristiyanlara ve farklı etnik ve dini kesimlere yönelik vahşi uygulamalarını insanlığa karşı işlenen suçlar ve soykırım olarak tanımladığı belirtildi.
    Tasarıda “Parlamento IŞİD’in Êzidîlere soykırım uyguladığını ve insanlığa karşı suç işlediğini ilan eder” ifadesine yer verildi. Bu tasarı ile birlikte 3 Haziran 2014’te başlayan soykırıma yönelik dört karar tasarısı daha oylama ile kabul edildi.
    Kabul edilen maddeler şu şekilde:
    – IŞİD’lilerin Hollanda’da görülen davalarında Êzidîlerin sesinin duyulması ve soykırım kurbanı Êzidîlerin tazminat hakkının tanınması.
    – Dışarıdan gidip bölgede suç işleyen IŞİD’liler de dahil olmak üzere DAİŞ yargılamalarının suç işledikleri bölgede yapılması.
    – IŞİD barbarlığının kurbanı olan Êzidî kadın ve çocuklara dönük destek fonlarının arttırılması.
    – Hükümetin Şengal’in yeniden inşa edilmesi çalışmalarına destek vermesi.
    1 Temmuz günü Hollanda Parlamentosu’nda yapılan oturumda da Dışişleri Bakanı Sigrid Kaag hükümet olarak tasarıyı desteklediklerini açıklamıştı. Sigrid Kaag, Hollanda hükümeti olarak Êzidî soykırımının tanınması için uluslararası alanda çalışma yaptıklarını ancak bu konuda siyasi destek alamadıklarını belirtmişti. Ancak bunu sağlamak için çabalarını sürdüreceklerini ifade eden Kaag, soykırım suçlarına dair delilleri toplayıp BM’nin uluslararası bağımsız araştırma heyetine teslim etmeye devam edeceklerini söyledi.

    Parlamentonun bu adımıyla Ezidi soykırımını tanıyan ülkeler listesine Hollanda da eklenmiş oldu. Belçika Parlamentosu da IŞİD’in Êzidîlere yönelik katliamlarının soykırım olarak tanınması için geçen hafta resmi süreç başlatmıştı.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Öker: Sivas katillerinin aranma gerekçesi katliam değil, izinsiz yürüyüşe katılmak’-VİDEO

    Öker: Sivas katillerinin aranma gerekçesi katliam değil, izinsiz yürüyüşe katılmak’-VİDEO

    PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker, 9 Haziran’da görülecek Sivas Katliamı davasına ilişkin “Şu an Avrupa ve Almanya’da yaşayan katillerin Türkiye’ye iadesi anlamıyla açılan bu davalar resmen bir tiyatro, aldatmaca, göz boyama” dedi. Öker, “İnterpol’deki o katillerin aranma gerekçesi katliam değil, izinsiz bir yürüyüşe katılma nedeni. Almanya hukukunda tabii ki buna gülüyorlar” şeklinde konuştu. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker, 9 Haziran’da Ankara Adliyesi’nde görülecek olan Sivas Katliamı davasına ilişkin konuştu. Öker, bu zamana kadar davayı aralıksız takip ettiğini belirterek katliamın yaşandığı dönemde Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreterliği görevini yürüttüğünü söyledi.

    “KAMUOYUNU ALDATIYORLAR”

    Aynı zamanda 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili olan Turgut Öker, “Son dönemdeki davalar tamamıyla göz boyamadan, aldatmadan ibaret” diyerek 9 Haziran’da görülecek davaya ilişkin görüş belirtti. Öker, davanın 3 firari sanığına işaret ederek şu konuşmayı yaptı:

    “Şu an Avrupa’da, özellikle de Almanya’da yaşayan katillerin Türkiye’ye iadesi anlamıyla açılan bu davalar resmen bir tiyatro, aldatmaca, göz boyamadır.

    Biz, yıllar öncesi ilk bu katillerin Almanya’da olduğunu öğrendikten sonra, günlerce kampanyalar yürüttük. Bu Türkiye cephesinde çok ayrıntı bilinmese bile, bütün siyasi partileri devreye sokarak, oradaki önemli kurumları, basını, kamuoyunu harekete geçirerek o dönemdeki yetkili İçişleri Bakanı ile ben bizzat birkaç kez görüştüm. Bu katillerin Almanya’da yaşıyor olmasını, hiçbir koşulda buna seyirci kalamayacağımızı, bunun bir insanlık suçu, barbarlık olduğunu anlata anlata yetkililerden, bu katillerin Türkiye’ye iadesini istedik. Böyle bir katliama suç ortaklığı yaptıklarından dolayı ceza aldıklarından bahsedilmediğini dile getirdik. Sadece izinsiz bir yürüyüşe katıldıklarından dolayı Adalet Bakanlığı’nın, onları yurtdışından istediğini biliyoruz. İnterpol’deki o katillerin aranma gerekçesi katliam değil, izinsiz bir yürüyüşe katılma nedeni. Almanya hukukunda tabii ki buna gülüyorlar. İzinsiz bir yürüyüşe katılmanın karşılığı İnterpol tarafından derhal yakalanıp, tutuklanıp ülkeye iade olmadığından dolayı bilinçli bir şekilde Adalet Bakanlığı, mevcut mahkemeler, kamuoyunu aldatıyorlar.

    “ZAMAN AŞIMI HEDEFLENİYOR”

    Turgut Öker, son yıllarda yapılan Sivas Katliamı duruşmalarının 10 dakika sürdüğünü belirterek şöyle devam etti:

    “Şu an aranan katillerin adları ifade edilir, onların tekrar Almanya’ya bir yazı yazılarak Türkiye’ye iade edilmesi karara bağlanır, ama bu gerçekleşmez. Almanya’da, Avrupa’da da bu davayı takip eden avukat arkadaşlarımız var. Ve bu katiller, neredeyse haftada bir ikametgâh değiştiriyorlar. Buradan giden tebligat onlara ulaşmıyor. Kim onlara bu bilgiyi veriyor? Burada mahkemenin, bu kişilerin Türkiye’ye iadesi ile ilgili aldığı kararın kendilerine bildirimi bir yol üzerinden gerçekleşiyor ki, o kişiler haftada bir adres değişikliği yapıyorlar. Bu nedenle de bilinçli bir şekilde zaman aşımı hedefleniyor. Diğer dava da zaman aşımı ile birlikte dosyayı kapattıkları gibi, bugüne kadar tutuklanmayan katillerin de bugüne kadar süren davaları zamanaşımıyla sonlandırılmaya çalışılıyor.”

    Eren Güven-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Dersimli Dilan Yeşilgöz, Hollanda’da Bakan oldu

    Dersimli Dilan Yeşilgöz, Hollanda’da Bakan oldu

    PİRHA-Dersimli siyasetçi Dilan Yeşilgöz, Hollanda’da Ekonomik İşler ve İklim Politikası Devlet Bakanı olarak atandı.

    Hollanda’da, 150 üyeli Temsilciler Meclisi’nin belirlendiği milletvekili genel seçimlerinden, hükümet ortağı liberal sağ ve liberal sol partiler zaferle çıkmıştı. Dilan Yeşilgöz liberal sağcı Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi’nden Milletvekili seçilmişti.

    Dersimli siyasetçi Yeşilgöz, Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi’nin aday listesinde 19. sıradaydı. Son seçimlerde 5. sıraya yükseldi ve bir sonraki kabinede olası bir bakan olarak adı bir süredir konuşuluyordu.

    Yeşilgöz son yıllarda ağırlıklı olarak eşitlik ve adalet üzerinde çalışmalar yürüttü.

    Dilan Yeşilgöz Kimdir?

    18 Haziran 1977 yılında Dersimli bir ailenin çocuğu olarak Ankara’da doğdu. Hollanda’da Halkın Özgürlük ve Demokrasi Partisi’nden (VVD) 23 Mart 2017 yılından beri Alt Eyaletler Meclisi Genel Meclis Üyesi’dir. 25 Mayıs 2021’de Hollanda Hükümeti’nde Ekonomik İşler ve İklim Politikası Devlet Bakanı olarak atandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 2021 Eurovision kazananı belli oldu!

    2021 Eurovision kazananı belli oldu!

    PİRHA-Bu yıl 65’incisi düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nı, “Zitti E Buoni” adlı şarkısıyla İtalya’yı temsil eden Maneskin rock grubu kazandı.

    Hollanda’danın Rotterdam kentindeki Ahoy salonunda yapılan Eurovision Şarkı Yarışması’nın finalinde 26 ülkenin temsilcileri mücadele etti.

    İtalya’yı temsil eden rock grubu Maneskin’in, “Zitti E Buoni” adlı şarkısı halk oylamasında en yüksek beğeniyi alarak, 524 puanla birinci seçildi.

    Yarışmada favorilar arasında gösterilen Fransa’nın temsilcisi Barbara Pravi’nin seslendirdiği “Voila” adlı şarkı 499 puanla ikinciliği, İsviçre temsilcisi Gjon’s Tears’in “Tout l’Univers” adlı şarkısı da 432 puanla üçüncülüğü elde etti.
    Covid-19 nedeniyle 2020’de yapılamayan ve bu yıla ertelenen yarışmaya, 24 saat içinde alınmış negatif test sertifikası olan 3 bin 500 seyirci katıldı. Bu sayı yarışmanın yapıldığı salonun yüzde yirmisini kapsıyor.

    TÜRKİYE, 2013’TEN BERİ EUROVİSİON’A KATILMIYOR

    Türkiye, TRT Genel Müdürlüğünün yaptığı açıklamayla 2013’ten beri Eurovision’a katılmıyor.

    Eurovision resmi sitesinde Türkiye’nin şarkı yarışmasına son kez 2012’de katıldığını, TRT’nin çekilme kararı aldığını açıklamıştı. Eurovision, TRT’nin Avrupa Yayın Birliği’nin bir üyesi olmaya devam ettiğini, istediği zaman yarışmaya yeniden katılma hakkı olduğunu belirtmişti.

    Türkiye, 2013’te ani bir kararla yarışmaya katılmama kararı aldı. O dönem TRT’den sorumlu bakan olan Bülent Arınç, “Biz bu yarışmaya hangi güçlü grupla gidersek gidelim istediğimiz sonuçları alamıyoruz. Türkiye’nin tanıtımı konusunda da çok fazla bir etkinlik olmuyor.” demişti. Arınç’ın ileride şartlar müsait olursa geri döneriz dediği yarışmaya Türkiye son kez 2012 yılında Can Bonobo ile katıldı.

    Kaynak: BBC, Euronews

  • Hollanda’da 6 Alevi yurttaş Kraliyet Nişanı’na layık görüldü

    Hollanda’da 6 Alevi yurttaş Kraliyet Nişanı’na layık görüldü

    PİRHA- 2013 Yılında tahta çıkan Kral Willem Alexander’ın 27 Nisan’da kutlanan doğum gününün ardından yurttaşlara Kraliyet Nişan’ları verildi. Bu yıl takdim edilen Kraliyet Nişanı’na 6 Alevi yurttaş da layık görüldü.

    Kral Willem Alexander’in doğum günü kutlamalarının ardından verilen Kraliyet Nişanı sahiplerine takdim edildi. 

    Sembolik değer taşıyan Kraliyet Nişanı Hollanda’da yaşayan 998’i kadın olmak üzere 2 bin 832 kişiye verildi.

    alevilerinsesi.eu sitesinden Hasan Çalımlı’nın haberine göre; Kraliyet Nişanı alanların en küçüğü 34 en büyüğü 96 yaşında oldu. Kraliyet Nişanı alanlar arasında 6 Alevi yurttaş da yer aldı. O isimlerden birisinin Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyon’un Yol ve İnanç Erkânı Kurulu’nda inanç önderi olarak hizmet yürüten Pir Nusret Oral olduğu öğrenildi.

    Kraliyet Nişanı’na layık görülen diğer isimler ise Elif Ateş, Gülüzar Bozdağ, Zeliha Çimtay, Fatma Kırılmaz, Mehmet Dolu oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hollanda Ankara Büyükelçi yardımcısı, 2 Temmuz Şehitler Müzesi’ni ziyaret etti-VİDEO

    Hollanda Ankara Büyükelçi yardımcısı, 2 Temmuz Şehitler Müzesi’ni ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-Hollanda Ankara Büyükelçi Yardımcısı Erik Weststrate ile beraberindeki heyet, 2 Temmuz Şehitler Müzesi’ne ziyarette bulundu. Weststrate, “Unutmamak çok önemli. Kuşaklar boyunca hatırlatılması gereken bir katliamdır” dedi. 

    2 Temmuz 1993’te faşist-gerici güçlerin yaptığı ve Hollanda vatandaşı Carina Cuanna’nın da aralarında olduğu 35 insanın yaşamını yitirdiği Sivas Madımak Katliamı davasına Hollanda Büyükelçiliği’nin de müdahil olması için yapılan girişimler sürüyor.

    Katliamda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Hollanda Ankara Büyükelçi Yardımcısı Erik Weststrate, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ndeki (PSAKD) 2 Temmuz Şehitler Müzesi’ne davet etti. Weststrate beraberindeki heyet ile PSAKD’yi ziyaret etti.

    Yapılan görüşmede Müze Komitesi Başkanı Alaattin Türkoğlu, Hüseyin Karababa, Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ve MYK üyeleri, CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, DAD Ankara Şube Eş Başkanları ve yönetim kurulu üyeleri yer aldı.

    Hollanda heyeti ile katılımcıların tanışmalarının ardından 2 Temmuzda katledilenler için oluşturulan müze ziyaret edildi.

    Hüseyin Karababa, müze ziyaretinin ardından kısa bir konuşma yaparak, “Müze Komitemiz, önümüzdeki süreçte yaşamını yitirenlere ait ne kadar eser varsa gün ışığına çıkartacak. Amacımız bu” dedi.

    “GERÇEKLERLE YÜZLEŞİLSİN”

    CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka ise, “Her biri Türkiye’nin bir aydını. Kiminin kitabı var, kiminin kaseti, kiminin de yazmış olduğu şiirler var. Kimisi somut bir eser bırakamadıysa da yaşamsal olarak ciddi duruş sergilemiş canlarımız. Burada onların adlarını yaşatmak istiyoruz” dedi.

    Nazlıaka, Sivas benzeri bir katliamın bir daha yaşanmaması adına gerçeklerle yüzleşilmesi gerektiğini söyleyerek “Biz istiyoruz ki bundan 100 yıl sonra da olsa bu tarihsel gerçekliği bilelim ve bir daha böylesi katliamlar olmasın. Ayrılığın, gayrılığın yaşandığı ortamlar olmasın. Barış içinde yaşayalım, tek amacımız bu” dedi.

    “SİVAS’TA İNSANLIK YAKILDI”

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ise, “Sivas’ta katledilenler sadece Alevilerden oluşan bir topluluk değil” diyerek şunları ifade etti:

    “Biraz önce Asaf Koçak’tan bahsettik. Kürt bir kardeşimizdi. Benim okul arkadaşımdı. Sivas Çetinkaya da öğretmenlik yaptı. Daha sonra öğretmenliği bırakarak karikatür sanatıyla ilgilendi. Mezarı Yozgat’ın Yerköy ilçesindedir. Orada yakılan aslında bir insanlıktır. İnsanlık tarihidir, sanattır, aydınlıktır. Dolayısıyla bunu yaşatmak ve geleceğe taşımak hepimize düşen bir görevdir.

    TBMM’de bu konuyu gündeme taşıdım. Hollanda parlamentosunda da bir arkadaşımız gündeme taşıdı. Sizlerin bu konudaki meseleye yaklaşımınız Avrupa açısından da çok önemli olacak. Umarım daha iyisini, daha güzelini gelecek nesillere hep birlikte taşırız. Asaf Koçak hem benim sınıf arkadaşım, hem de öğretmen arkadaşım. Dolayısıyla buraya her geldiğimizde acılar bir kez daha tazeleniyor.”

    “KUŞAKLAR BOYUNCA HATIRLATILMASI GEREKEN BİR KATLİAM”

    Hollanda Ankara Büyükelçi Yardımcısı Erik Weststrate de, “Unutmamak çok önemli” diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

    “Her ülkede böylesi, tarihinde unutulmayacak olaylar, tarihler var. Ben o zaman 18 yaşında bir gençtim ve Antalya’da turizm üzerine staj yapıyordum. Akşam haberlerinde televizyonda gördüm ve şok oldum. Hiç unutulmayacak ve tekrarını görmek istemediğimiz bir olay. Unutmamak çok önemli, kuşaklar gidiyor geliyor ama bu kuşaklar boyunca hatırlatılması gereken bir katliamdır. Onun için sizleri takdir ediyorum.”

    “ORTAK KADER İÇERİSİNDE BULUŞMUŞ OLDUK”

    Tekrar söz alan Aylin Nazlıaka da, “Sivas’ı sadece Türkiye’ye özgü bir katliam gibi de düşünmemeli” diyerek “Her türlü katliama karşı aslında dünyanın birlikte mücadele etmesi gerekir. Onun için de sizin bu sürece dâhil olmanız bizim için çok kıymetli. Zaten Türkiye Hollanda arasındaki ilişkinin 400 yıllık bir geçmişi var. O yüzden böylesi bir ortak kader içerisinde de tekrar buluşmuş olduk. Acılarda değil, kıvançlarda buluşalım” ifadelerini kullandı.

    Nazlıaka, Sivas Katliamı müzesi için Çankaya Belediyesi’nin de bir katkısı olacağını söylemesi üzerine Hüseyin Karababa söz alarak “Hayır, müze kesinlikle burası olacak. Buradan çıkmayacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Hollanda hükümeti Sivas Katliamı davasında müdahil olmaya yanaşmadı!

    Hollanda hükümeti Sivas Katliamı davasında müdahil olmaya yanaşmadı!

    PİRHA-Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut’un, Sivas Katliamı ile ilgili Hollanda Dışişleri Bakanı’na yönelttiği soru önergesine cevap geldi. Dışişleri Bakanı Stef Blok, “Hollanda bu davayı ciddi ve detaylı bir şekilde takip etmeye devam edip, özellikle davada uluslararası hukukun ihlal edilmemesine dikkat edecektir” açıklamasını yaptı.

    Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok, Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut’un, Sivas Katliamı ile ilgili 2. soru önergesini cevapladı.

    Milletvekili Saadet Karabulut, soru önergesinde “Verdiğiniz cevaptan sanıkların yargılandığı Sivas Katliamı ceza davasının hiçbir duruşmasının Hollanda tarafından izlenmediği anlaşılmaktadır. Üç sanığa karşı devam eden ve 20 Ocak 2021’de bir sonraki duruşması olan davaya aktif bir şekilde katılmaya razı mısınız? Cevabınız “hayır” ise, neden?” şeklinde soru yöneltmişti.

    Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok ise Karabulut’a şu cevabı verdi:

    “Türkiye’de Hollanda’nın dikkatini çeken birçok dava var. Bu davalar, eğer mümkün ise Hollanda Elçiliği tarafından fiziksel olarak takip edilmektedir. Öncelik, insan hakları savunucularına ve Hollanda vatandaşlarına yönelik yürütülen ceza davalarına verilmektedir.

    Bir önceki cevaplarda da belirtildiği gibi Hollanda davanın bir sonraki duruşmasının 20 Ocak’ta yapılacağından haberdar idi. Hollanda Elçiliği bu duruşmaya katılmıştır.”

    “ULUSLARARASI HUKUKA UYULMALI”

    Milletvekili Saadet Karabulut, Sivas Katliamı’nın insanlığa karsı işlenmiş bir suç olarak tanımlandığını hatırlatarak, Hollanda’nın davaya müdahil olması konusunda aile yakınları ve Alevi derneklerinin kabul edilmeyen dilekçesini anımsatarak, “Bu talebi tekrar değerlendirip olumlu bir şekilde yanıtlayacak mısınız? diye sormuştu.

    Dışişleri Bakanı Stef Blok’un cevabı şu şekilde oldu:

    “4 Ocak’ta Hollanda Elçiliği, aile yakınlarının bir temsilcisiyle telefonla görüşmüştür. Temsilci, Hollanda Elçiliği’ne 20 Ocakta yapılacak olan duruşmaya katılma ve davaya müdahil olma talebini iletmiştir. Hollanda duruşmaya katılmıştır. Hollanda bu davayı ciddi ve detaylı bir şekilde takip etmeye devam edip, özellikle davada uluslararası hukukun ihlal edilmemesine dikkat edecektir. Fakat Türk hakiminin uluslararası hukuku yanlış yorumladığına veya uyguladığına dair bir işaret yoktur. Bu yüzden şu ana kadar Hollanda müdahil olarak veya başka bir şekilde Türk prosedürlerine karışmaya bir sebep görmemektedir. Hollanda’nın çıkış noktası başka ülkelerdeki dava süreçlerine saygıdır; eğer uluslararası hukukun yorum veya uygulaması Hollanda’nın görüşüyle uyuşmazsa sürece karışma düşünülebilir.

    “HOLLANDA ADIM ATMAYA GEREKÇE GÖREMEMEKTEDİR”

    Saadet Karabulut’un “Alman hükümeti, Sivas’ta işlenmiş cinayetlerden dolayı Türkiye’de hüküm yemiş 9 kişinin Almanya’da ikamet ettiğini tespit etmiştir. İşlenmiş suçların ciddiyeti ve Hollanda vatandaşı Carina Thuijs’un bu katliamda öldürülmesini göz önünde bulundurarak, Almanya ile görüşüp araştırmayı derinleştirme ve bu kişileri yargılama imkanlarını değerlendirmeye razı mısınız? Cevabınız “hayır” ise neden?” sorusuna ise şu yanıt geldi:

    “Söz konusu 9 kişinin Almanya’da ikamet ettiğini Alman hükümeti tarafından tespit edildiğine dair Hollanda hükümetinin bir bilgisi yoktur. Almanya’ya soru yönelttikten sonra da ek bilgi kazanılmamıştır. Hükümet Almanya’ya yönelik ekstra adım atmaya gerekçe görememektedir.”

    Hollanda Dışişleri Bakanlığından gelen cevaplar sonrasında Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa ile Sivas Davasının avukatı Coşkun Özgür Piroğlu şu yorumda bulundular:

    “Hollanda hükümeti, vatandaşları Carina Thuijs’a sahip çıkıp davaya müdahil olmadığı sürece kendilerini uyarmayı sürdüreceğiz. Gerekirse Hollanda Büyükelçiliği’nin kapısına kendimizi zincirleyeceğiz. Kamuoyu oluşturmak için her türlü eylem ve etkinlikte bulunacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Hollanda Büyükelçiliği, Sivas Katliamı davasına gözlemci olarak katılacak

    Hollanda Büyükelçiliği, Sivas Katliamı davasına gözlemci olarak katılacak

    PİRHA- Hollanda Büyükelçiliği, 28 yıldır süren Sivas Katliamı davasının duruşmasına gözlemci olarak katılma kararı aldı.

    Hollanda Büyükelçiliği, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 35 kişiden biri olan Hollandalı Carina Cuanna nedeniyle 20 Ocak’ta Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek duruşmaya gözlemci olarak katılacak.

    Avukat ve ailelerin uzun yıllardır Hollanda hükümetine ‘davaya müdahil olarak katılın’ çağrısı karşılık bulmamıştı. Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut’un konuyu ısrarla gündeme getirmesinin ardından Hollanda Büyükelçiliği, davaya gözlemci olarak katılacağını duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Karababa: Perinçek ve Karamollaoğlu Sivas Katliamı Davasında yargılansın-VİDEO

    Karababa: Perinçek ve Karamollaoğlu Sivas Katliamı Davasında yargılansın-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamında yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, 20 Ocak’ta görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaparak “Devlet bizi bu davanın arkasını bırakalım diye yormaya çalışıyor. 21 terörist, Almanya’ya iltica etmiş durumda. İçi boşaltılmaya çalışmış bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

    Üç sanık üzerinden ilerleyen Madımak Davasının bir sonraki duruşması 20 Ocak 2021’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları, bir kez daha davaya sahip çıkma çağrısı yaptı. Madımak Oteli’nde yakılarak can veren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, devletin, davayı unutturup zamanaşımına uğratmayı amaçladığını söyledi.

    “KATLİAMI YAPANLAR HALEN TERÖR LİSTESİNDE YOK”

    Hüseyin Karababa, katliam faillerinin Türkiye’de halen ‘terör listesinde’ aranmadığına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “28 yıldır devam eden bir süreç bu. Devlet bizi, bu davanın arkasını bırakalım diye yormaya çalışıyor. Dava zaman aşımına uğratılmaya çalışılıyor.

    Şu an İçişleri Bakanı herkesi terörist ilan ediyor. Fakat Sivas Katliamına neden olan sanıklar, Türkiye Cumhuriyeti’nde ‘terör listesi’nde aranmıyorlar. Biz bu konuda İçişleri Bakanlığı ile ilgili gerekli girişimleri yaptık. CHP’li milletvekili üzerinden ‘Bunlar neden terör listesinde değiller?’ diye Meclise soru önergesi de verdirdik.

    Garip bir durum, önemli bir husus var. 28 yıldan beri Yargıtay’ın ‘terör eylemidir’ diye onadığı bir davadan arananlar, terör listesinde yoklar. Bu düşündürücü bir durum.”

    “21 SANIK ALMANYA’YA İLTİCA ETTİ”

    Hüseyin Karababa, Sivas Katliamında yaşamını yitiren Carina Thuijs’la ilgili durumu da değerlendirerek Hollanda hükümetinin tavrını eleştirdi. Karababa, katliamı yapanların Hollanda’ya da gidip geldiklerini ifade ederek şunları aktardı:

    “Koca devletin bir vatandaşı burada yakılarak öldürülmüş. Ama vatandaşına sahip çıkmayan bir devlet var. Benim kardeşimde birlikte öldürülen Hollanda vatandaşı, sahipsiz bir insan var.

    20 Ocak’taki duruşma bizim için çok önemli. Hollanda Büyükelçiliği ile direk telefonda görüşüp, ‘Gelip vatandaşınıza sahip çıkın. Vatandaşınızın haklarını savunmak zorundasınız’ dedim.

    Ayrıca davayla ilgili Hollanda Parlamentosu Sosyalist Milletvekili Sadet Karabulut, Dışişleri bakanının cevaplaması için parlamentoya soru önergesi verdi. İlkinde Dışişleri bakanı yalan söyledi. Ben de Sadet Karabulut’a belgeleri gönderdim. Bunun üzerine ikinci soru önergesini verdi. Bu arada Almanya’dan bir parlamenter daha bu konuda soru önergesi verdi. Çünkü bu arananlarla birlikte 21 tane terörist, Almanya’ya iltica etmiş durumdalar. Almanya’da ikamet ediyorlar. Ellerini kollarını sallayarak Hollanda’ya giriş çıkış yapıyorlar. Böylesine laçkalaştırılmış, içi boşaltılmaya çalışmış bir durumla karşı karşıyayız.

    Şu an rüzgârın bizden yana estiğini görüyorum. İyi bir direnç sergileyerek davanın arkasını bırakmadık. 20 Ocak’ta görülecek davaya tüm duyarlı insanların mahkemede olmalarını rica ediyorum. Bundan sonraki süreç ne getirip götürecek, çok önemli.

    Doğu Perinçek ve Ahmet Nesin’in mahkemede dinlenmesi için Sivas Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçe verdik. Temel Karamollaoğlu ile ilgili de bir açılım yapacağız. Karamollaoğlu, sanık sandalyesinde yargılanması gereken bir isim. Kendisi şu anda Türkiye’nin en beyaz adamı durumunda. Bu gündem üzerinden mahkemeye müdahil olacağız.

    Tüm demokratik kurum ve kuruluşları, arkadaşları, insanları vicdani olan herkesi buraya davet ederiz. Çünkü bizim yürüttüğümüz bir vicdan hareketidir. Vicdanı olan insanları da buraya çağırmak durumdayız. Tüm dostların 20 Ocak’ta 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 3 teröristle ilgili yürüyen davaya katılmalarını rica ediyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Karabudak: Hollanda hükümeti Madımak Katliamı davasına müdahil olmalı-VİDEO

    Karabudak: Hollanda hükümeti Madımak Katliamı davasına müdahil olmalı-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, Madımak Katliamı davasının duruşmasının 20 Ocak’ta Ankara’da yapılacağını hatırlatarak, Hollanda devletinin, katliamda ölen vatandaşı Carina Cuanna için davaya müdahil olmasını istediklerini söyledi. 

    Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut, aralarında semah dönen canların, ozanların olduğu 35 insanın yakılarak öldürüldüğü Sivas Katliamı’na dair 2. kez Hollanda Parlamentosu’na soru önergesi verdi.

    Karabulut, katliamda yaşamını yitirenler arasında yer alan Hollanda vatandaşı Carina Cuanna’in faillerinin yargılanması için Hollanda Dışişleri Bakanı’na, “20 Ocak 2021’deki duruşmaya katılmaya razı mısınız?” sorusunu yöneltti.

    Demokratik Alevi Derneği de Madımak Katliamı davasının takipçisi olduğunu belirterek, Hollanda vatandaşı Thuijs için de mücadele yürüteceklerini dile getirdi.

    Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, “Madımak, devlet eliyle yapılmış bir katliamdır” diyerek “Katledilen 33 canımızdan birisi de Hollanda Vatandaşı Carina Cuanna idi. Katliamdan sonra Hollanda Hükümeti Carina Cuanna’nın cenazesini alıp Hollanda’ya götürmüş, sonrasında ise ne devlet kurumlarıyla, ne de Madımak aileleriyle temasta bulunmuştur. Madımak aileleri çeşitli zamanlarda Carina’nın ailesini, Hollanda Hükümetini, Hollanda elçiliği aracılığıyla mahkemelere davet ettiler. Sürekli çağrıda bulunmalarına rağmen maalesef şu ana kadar hiçbir netice alamadılar” ifadelerini kullandı.

    “SANIK İHSAN ÇAKMAK BELEDİYE PERSONELİYDİ”

    Mustafa Karabudak, katliam sorumlularının devlet tarafınca korunduğunu vurgulayarak şu bilgileri paylaştı:

    “4 Mayıs 2006 yılında Madımak firari sanıklarından ihsan Çakmak İstanbul Büyükşehir belediyesine bağlı metroda çalışırken yakalanmıştı. O dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifa etmesi için bir kampanya başlatmıştık. Buna paralel olarak Hollanda hükümetinin davaya katılması istendi ancak hiçbir cevap vermediler.

    5 Aralık 2017 yılında Hollanda Büyükelçiliğinin önünde bir basın açıklaması yapmıştık. Elçilik görevlileriyle yaptığımız görüşmede Hollanda hükümetini duruşmaya davet ettik o anda bize herhangi bir cevap vermediler. Ancak daha sonra mektupla düşüncelerini bildireceklerini söylediler. Aylar sonra gelen mektupta da Carina ve ailesinin özel yaşamından dolayı hiçbir şekilde bilgi vermeyeceklerini ve sürece dâhil olmayacaklarını söylediler.

    En son 4 Eylül 2020 Hollanda Büyükelçiliği’ne hem bir dosya sunmak hem de 9 Eylül’de yapılacak mahkemeye çağrı için gitmiştik. Ancak muhatap bulamadık. Sadece bizi dışarda güvenlik görevlileri karşıladı. İçeriye de dilekçemizi almadılar.”

    “HOLLANDA DIŞİŞLERİ BAKANIN AÇIKLAMASI TALİHSİZDİR”

    Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut, Hollanda Dışişleri Bakanına “Davaya müdahil olacak mısınız?” soru önergesine karşılık “Davayı takip etmekteyiz. Ancak hiçbir davet gelmediği için de sürece dahil olmadık” cevabını almıştı.

    DAD Ankara Şube Başkanı Karabudak, “Bu açıklama talihsiz bir açıklamadır” diyerek Hollanda hükümetini kınadıklarını da ekledi.

    Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmaması için mücadele yürüteceklerini söyleyen Mustafa Karabudak, şöyle devam etti:

    “Bizler hak ve hakikatin peşinde olmaya devam edeceğiz. Bu topraklarda bir sürü katliamlar yaşandı. Maraş, Çorum, Malatya, Koçgiri, Dersim… Tüm bu katliamlar zaman aşımına uğradı, dosyalar kapatıldı. Sivas Madımak davasının da bu şekilde kapatılmasını istemiyoruz. Gerçek suçluların, gerçek katillerin açığa çıkartılıp kanun karşısında, adalet karşısında hesap vermesini istiyoruz. Çünkü yüzleşmek hakikatlerin ortaya çıkmasıdır. Bu süreçte de Hollanda Hükümetini yanımızda görmek istiyoruz.”

    “HOLLANDA HÜKÜMETİ MADIMAK DAVASINA MÜDAHİL OLMALIDIR”

    Mustafa Karabudak, Hollanda hükümetinin, Almanya’daki firari sanıkların iadesi için talepte bulunabileceğine işaret ederek sözlerine şu cümlelerle son verdi:

    “Buradan çağrımız; 20 Ocak 2021 tarihinde Madımak duruşması yapılacak. Hollanda hükümetinin bizimle beraber davaya müdahil olmasını istiyoruz. Bizler Carina’yı 32 canımızdan hiç ayırt etmedik. Tüm eylem ve etkinliklerimizde onun adını da andık. Bu anlamda biz, Carina’nın ailesini ve Hollanda hükümetini, buraya gelip vatandaşına sahip çıkmasını istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA