Etiket: hpv

  • Siyasal İslam’ın yarattığı şartlar doğum kontrol haplarına ulaşmayı zorlaştırdı-VİDEO

    Siyasal İslam’ın yarattığı şartlar doğum kontrol haplarına ulaşmayı zorlaştırdı-VİDEO

    PİRHA- Doğum kontrol yöntemlerine ve HPV aşısına erişmekte zorluk yaşayan kadınların sayısı giderek artıyor. Polikistik Over Sendromu hastası olduğunu, 15 yaşından bu yana doğum kontrol hapı kullandığını söyleyen üniversite öğrencisi Mina Poyraz, “Çalıştığım parayla ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Devletin bunu ücretsiz vermesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Yeni yıldan hemen önce ilaçlara gelen büyük zamla birlikte kadınların uygun doğum kontrol yöntemlerine erişmekte yaşadığı sıkıntı büyüyor. 2024 yılı için uygun görülen Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) burs ve kredi bedeli yalnızca 2 bin TL. Bir öğrencinin Türkiye koşullarında aylık beslenme ihtiyacını bile karşılayamayacağı bu ücretle bir de sağlık giderlerine bütçe ayırması gerekiyor.

    Marmara Üniversitesi öğrencisi Mina Poyraz, Polikistik Over Sendromu hastası ve 15 yaşından beri aktif olarak doğum kontrol hapı kullandığını söyledi.

    “DOĞUM KONTROL HAPI, ÇEŞİTLİ HASTALIKLAR İÇİN DE DÜZENLEYİCİ BİR HAP”              

    KYK bursuyla ile ihtiyaçlarını karşılamayan öğrencilerinden biri de Mina Poyraz. Poyraz, İstanbul’da geçinebilmek için hem çalıştığını hem okuduğunu belirterek konuya ilişkin düşüncelerini şu şekilde ifade etti:

    “Devletin verdiği KYK bursu hem sağlık hem de kişisel ihtiyaçlarıma yetmediği için aynı zamanda çalışmak zorundayım. Hem okuyorum, hem çalışıyorum. Çalıştığım parayla ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum ama tabi ki hiçbir öğrenci ya da hiçbir genç kadın bu tarz baskı altında ilaçlarını kullanmak zorunda değil. Devletin bunu ücretsiz vermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü doğum kontrol hapı sadece bir kontrol yöntemi değil, aynı zamanda Polikistik Over gibi çeşitli rahim ağzı hastalıkları ve yumurtalık hastalıkları için de düzenleyici olarak kullanılan bir hap. Bu açıdan düşünürsek sadece cinsel hayatı olan kadınlar için değil, aynı zamanda cinsel hayatı olmayan genç kızlar da doğum kontrol hapı kullanıyor ve bu yüzden bu konuda devletin artık bir destek vermesi gerektiğini düşünüyorum.”

    “DOĞUM KONTROL HAPINA ULAŞMAYA ÇALIŞIRKEN ZORLANIYORUZ

    Poyraz, doğum kontrol haplarını satın alırken yaşadığı sorunların sadece maddi sorunlar olmadığının altını çizerek, “Aslında doğum kontrol hapı kullanımı çok yanlış biliniyor ve anlatılıyor. Gericileşme, dincileşme siyasal İslam’ın getirdiği sonuçlar dolayısıyla doğum kontrol hapına ulaşmaya çalışırken zorlanıyoruz. Aslında ilaçları alırken de uğradığımız belli muameleler var. Eczacıların çeşitli bakışları ya da insanların elimizde bu ilacı gördüğünde maruz bıraktığı bakışlar gibi sadece maddi anlamda değil, manevi anlamda da toplumsal baskıya maruz kalıyoruz” dedi.

    “BİLİNÇLENMEMİZ GEREKİYOR”

    Polikistik Over Sendromu hastası olduğunu, 15 yaşından beri aktif olarak doğum kontrol hapı kullandığını söyleyen Mina Poyraz; sadece cinsel anlamda korunmak için değil, aynı zamanda regl döneminin düzenliliği için bu yöntemi kullanması gerektiğini aktararak, “Ortaokuldan itibaren verilen cinsellik konusuyla ilgili bilgilendirme ve eğitim erkeklere verilmiyor ya da erkeklerin girdiği cinsellikle ilgili derslere kadınlar dahil edilmiyor. Bunlar ayıp, konuşulmaması gereken, tabu olarak görülen konular. O yüzden bunları aslında toplum içinde kadınlar ve erkekler birbirleriyle rahat bir şekilde konuşabilmeli. Çünkü bilinçlenmemiz gerekiyor. Yani cinsellik utanılacak, ayıplanacak bir durum değildir ama biz bu farkındalığı yaratamadığımız için hâlâ doğum kontrol hapını saklamak zorunda kalan kadınların yaşadıkları şeyleri konuşmak durumunda kalıyoruz. Maalesef ki bu konuda çok geride kalmış bir ülkedeyiz. Avrupa ülkelerinde doğum kontrol hapına, sağlık ocaklarında ya da aile hekimlerinden ücretsiz bir şekilde alabilen kadınlar varken, biz dünyanın Avrupa’ya en yakın kısımda olan bir ülke olarak doğum kontrol hapını gizli saklı biçimde belki de çok büyük paralar vererek almak durumunda kalıyoruz” diye belirtti.

    “KAZANDIĞIM PARA HPV AŞISI OLMAMA ENGEL”

    Rahim ağzı kanserini büyük oranda önleyicisi olan HPV aşısını Türkiye’de devlet karşılamıyor. Fahiş ücretlerle yapılan aşıya üniversiteli kadınlar erişemiyor ve rahim ağzı kanseri ile her an karşı karşıya kalma riski bulunuyor. Bu aşıya erişemeyen kadınlardan biri olan Mina Poyraz, durumunu şöyle anlattı:

    “HPV aşısına erişemiyorum. 3 doz olunması gereken bir aşı ve her bir dozu neredeyse 2 bin liradan fazla. Hatta gelen bu asgari ücret zammıyla birlikte tabii ki onlar da zamlanacaktır. Ben bu aşıya erişim sağlayamayan bir bireyim. Erişim sağlamam gerekiyor çünkü hem Polikistik Over hastasıyım hem de aktif bir şekilde cinsel hayatı olan bir kadınım. Elbette ki yaşam koşullarım, kazandığım para bu aşıyı olmama engel.”

    Dilan ŞİMŞEK / İSTANBUL

  • Milletvekili Candan Yüceer: HPV aşısı ücretsiz yapılsın!

    Milletvekili Candan Yüceer: HPV aşısı ücretsiz yapılsın!

    PİRHA-CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’na Human Papilloma Virüs (HPV) aşısının ulusal aşı programına eklenmesi için çağrı yaptı. Yüceer, “HPV aşısı eşit, parasız, ulaşılabilir sağlık hakkının gereğidir ve acilen ulusal bağışıklama programına dahil edilmelidir” dedi.

    CHP PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’na HPV aşısının ulusal aşı programına eklenmesi için çağrıda bulundu. Her yıl aşısı olan bu hastalık yüzünden yüzbinlerce kadının yaşamını yitirdiğine değinen Dr. Yüceer, “Yapılan araştırmalar sonunda geliştirilen aşılarla HPV enfeksiyonunun, dolayısıyla rahim ağzı kanserinin büyük oranda önlenebildiği saptanmıştır. Bu aşı 132 ülkenin ulusal aşı takviminde yer alıyor. Kazakistan, Myanmar, Vietnam gibi 3. Dünya ülkeleri HPV aşısını ulusal takvimine alacağını açıklamışken, Türkiye’de böyle bir vaat dahi yok. HPV aşısı eşit, parasız, ulaşılabilir sağlık hakkının gereğidir ve acilen ulusal bağışıklama programına dahil edilmelidir” diye konuştu.

    “AKP İKTİDARI KADINLARA ÖLÜMÜ REVA GÖRÜYOR”

    HPV aşısının neden ücretsiz ve rutin aşı olmadığını soran Dr. Yüceer, “Yandaşlara, israfa gelince bütçeyi har vurup harman savuranlar, örtülü ödenekten alınan harcırahlarla dünya turuna gelince gözleri ışıldayanlar ülkemizin kadınlarının sağlığı söz konusu olduğunda, halk sağlığı söz konusu olduğunda neden kulakları sağır eden bir sessizliğe bürünüyorlar? Bu hastalık, tüm ülkelerde görülüyor olsa da sıklığı orta ve düşük gelirli ülkelerde daha yüksektir. Bu kansere bağlı ölümlerin de yine yüzde 90’ı orta ve düşük gelirli ülkelerde görülmektedir. Türkiye güçlü demokrasisi, dinamik genç nüfusu, çalışkan ve üretken halkı ile her zaman güçlü bir ülkeydi. Hala da öyle… Ancak bu halkın ürettiği artı değeri kendi kasalarına aktaranlar, bir gecelik döviz operasyonuyla 83 milyon vatandaşın hakkını gasp edenler, yani AKP iktidarı bu ülkenin kadınlarına yoksulluğu ve ölümü reva görüyor” ifadelerini kullandı.

    KADINLARIMIZIN ÖLÜMLERİNE SUSMAK, HANGİ VİCDANA SIĞAR?”

    Yılda 300 bin kadının bu hastalık yüzünden yaşamını kaybettiğini vurgulayan Dr. Yüceer, şu sözlerle konuşmasına devam etti:

    “Kurtarılabilecek binlerce hayat söz konusu ve buna rağmen susmak, hayatı savunmak varken kadınlarımızın ölümlerine susmak, hangi vicdana sığar? Tek bir kadının dahi aşısı olan bu hastalık nedeniyle ölümü kabul edilemez. Kız çocuklarımızı 9-14 yaş aralığında aşılarsak bu hastalık kadınlarımızın yaşamını tehdit edemeyecek. Bu yaş grubuna 2 doz aşı yeterken, 15 yaş sonrasında koruyuculuk için 3 doz aşı gerekiyor. Üstelik bu hastalık sadece kadınlarımızı değil erkekleri de tehdit ediyor. Bu virüs erkeklerde de anüs, penis ve gırtlak kanserine ve hatta kısırlığa bile yol açabiliyor.”

    “HALK SAĞLIĞI BU İKTİDAR İÇİN MALİYET!”

    Üç dozluk aşının maliyetinin yaklaşık 2 bin lira olduğunu belirten Dr. Yüceer, “Kansere yakalanmış bir kişinin devlete olan ilaç ve bakım maliyetleri yanında aşılamanın maliyeti çok çok küçük kalmaktadır. Ancak aşılamayı akıl dışı bir şekilde maliyet olarak gören AKP iktidarı, her konuda olduğu gibi sağlık hizmetini de piyasaya terk ediyor ve maliyeti bireylere yüklemeye çalışıyor. Çünkü AKP iktidarına göre bu halkın vergileri 5 müteahhittin garanti ödemeleri için var, Saray’daki şatafat için var, sosyal devlet bir süredir sadece yandaş vakıflar için var… Halk sağlığı bu iktidar için maliyet. Söz konusu kadın sağlığı ise iki kat maliyet. Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir ülkede kim 2 bin lirasını bir kenara koyup da bu aşıyı olabilir?” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE HPV AŞILAMA ORANI SADECE BİNDE 9”

    Şu an Türkiye’de HPV aşılamasının oranının binde 9 civarında olduğunu ifade eden Dr. Yüceer, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bu oran yok gibi bir şey anlamına gelmektedir. Öte yandan HPV aşısının 4 tip ve 9 tipe etkili olmak üzere 2 türü bulunmaktadır. 4 tipe karşı etkili olan rahim ağzı kanserine karşı yüzde 70 etkili oluyorken, 9 tipe etkili olan ise yüzde 90 etki sağlamaktadır. Türkiye’de 4 tipe karşı etkili olan aşı parayla satılmakta ancak 9 tipe etkili olanı pek çok ülkenin ulusal aşı takviminde yer almasına rağmen Türkiye’de parayla dahi alamıyorsunuz.”

    “HPV AŞILARI ÜCRETSİZ OLARAK AŞI PROGRAMINA EKLENSİN”

    Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gerekli tedbirler alındığı takdirde 2050’ye kadar rahim ağzı kanseri ölümlerinin yüzde 40 oranında azalacağı öngörüsünü paylaşan Dr. Yüceer, “DSÖ’nün bu kansere karşı yakın zamanda geliştirdiği Rahim Ağzı Kanserini Yok Etmeyi Hızlandırmak için Küresel Strateji planına göre hareket eden ülkelerde 2030 yılına kadar 15 yaş ve altı kız çocuklarının yüzde 90’ının aşılanması, 35 yaşına kadar olan kadınların en az bir kere uygun yöntemle taranması ve bunun 45 yaşında bir kere daha tekrarlanması öngörülmektedir. Mevcutta yürütülen ulusal taramanın yanı sıra HPV aşıları da ücretsiz olarak ulusal aşı programına eklenmeli, önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önüne geçilmesi için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA