Etiket: htş terör örgütü

  • PSAKD Ankara Şube yöneticisi kadınlar, ‘Barış Duvarı’ yürüyüşüne katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    PSAKD Ankara Şube yöneticisi kadınlar, ‘Barış Duvarı’ yürüyüşüne katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ankara Şubesi, 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak olan ‘Barış Duvarı’ yürüyüşü için çağrıda bulundu. 24 Nisan’da gerçekleştirilecek olan eylem için duyarlılık çağrısında bulunan kadınlar, “ Sen de sesimize ses ver, Hatay Samandağı’nda buluşalım” dedi.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, 6 Mart tarihinden bu yana Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Suriye’de katledilen, kaçırılan, cinsel istismara maruz kalan Alevi kadınlarla dayanışmak için oluşturulan Suriye İçin Kadın İnisiyatifi, 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi yapacak.

    24 Nisan’da yapılacak olan ‘İnsan Zinciri’ eylemi için çağrıda bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şube Sekreteri Banu Koçyiğit ve Şube Yönetim Üyesi İnsaf Ulusoy, Suriye’de kaçırılan kadınlar için Hatay Samandağ’da yapılacak yürüyüşe katılım ve destek çağrısı yaptı.

    “BU KATLİAMI YAPAN BİZZAT KENDİLERİDİR”

    PSAKD Ankara Şube Sekreteri Banu Koçyiğit, Suriye’de 8 Aralık 2024 tarihinde Baas Rejiminin devrilmesiyle iktidarı ele geçiren cihatçı HTŞ yönetiminin Alevilere yönelik katliamları tüm dünyanın gözü önünde devam ettiğine dikkat çekerek, şunları söyledi:

    “İktidarı ele geçirdiği günden beri HTŞ yönetimi de tıpkı içinden çıktığı İŞİD ve El Kaide gibi cihatçı örgütlerin kullandığı insanlık dışı yöntemlerle kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen, yaşamayan tüm halklara karşı soykırım suçu işlemeye devam etmektedir. Aleviler, Dürziler, Kürtler, Türkmenler, Hıristiyanlar HTŞ yönetiminin bu insanlık dışı saldırı ve soykırımlarının hedefi olmakla birlikte özellikle Alevilere karşı intikamcı ve her biri insanlığa karşı suçlar kategorisinde olan bütün suçlar işleniyor. Alevi inanç merkezleri yerle yeksan ediliyor, Alevi kadın, genç ve çocuklar katlediliyor, kadınlar kaçırılıp tecavüz ediliyor. Dünya kamuoyundan gelen tepkiler üzerine yaptıkları açıklama Alevilere yönelik saldırıların kendileri dışındaki paramiliter gruplarca yapıldığını belirtiyorlar. Yalan söylüyorlar, bütün dünyayı kandırmaya çalışıyorlar, bu katliamı yapan bizzat kendileridir. Cihatçı ve selefi güçler tarafından Alevi ve diğer azınlık gruplarından kadınlar kaçırılmakta. Tecavüz ve işkencelere uğrayıp bu sesler ailelerine dinletilmekte ve köle pazarlarında satılmaktadırlar.”

    “AKTİVİSTLER VE SAVAŞ KARŞITLARI KAMUOYUNDA YETERİNCE BASKI OLUŞTURAMADI”

    Tüm bu yaşanan cinayetlere ve kaçırılıp alıkonulmalara karşın, savaş karşıtları ve aktivistlerin ülke ve dünya kamuoyunda yeterince baskı oluşturamadığına işaret eden Banu Koçyiğit, “Sivas Katliamı gibi gözlerimizin önünde, kameralarda bu katliamı izliyoruz. Biz Türkiye’de yaşayan Alevi kadınlar da her gün yanı başımızda olan Alevi katliamının bir gün ülkemizde de olma ihtimalini düşünerek yaşıyoruz” dedi.

    “SURİYE’DE BİR KORİDOR AÇMAK ZORUNDAYIZ”

    “Bu yaşanılanlara ses çıkarmak, bu katliamın durdurulması için harekete geçmek zorundayız” diyen Banu Koçyiğit, Suriye sınırında bir koridor açılmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.

    Suriye’de kalıcı barışın ve toplumsal huzurun yolu, farklılıkların tanınmasından ve tüm halkların, inanç gruplarının eşit ve adil bir şekilde temsil edilmesinden geçtiğini vurgulayan Banu Koçyiğit, “Yeni bir yönetimin oluşturulması için siyasi partiler başta olmak üzere, bizlerinde AKP ve MHP’ye baskı yapıp bu çeteleri tanımaması gerektiğini, bütün ilişkilerin kesmesi gerektiğini tekrar tekrar hatırlatmak zorundayız” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİ KADINLAR İÇİN BİRARAYA GELİYORUZ”

    PSAKD Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi İnsaf Ulusoy da kadınlara 24 Nisan’daki eyleme katılım çağrısı yaparak, “Alevi canlar Hatay Samandağ’da, saat 15.00’da Suriye’de katledilen Alevi kadınlarımız için biraraya geliyoruz. Sen de sesimize ses ver, Hatay Samandağı’nda buluşalım” diye belirtti.

    Kamber YILDIZ/ANKARA

  • Mor Dayanışma: Alevi kadınları kaçıranlarla aynı masaya oturmayın! -VİDEO

    Mor Dayanışma: Alevi kadınları kaçıranlarla aynı masaya oturmayın! -VİDEO

    PİRHA-Hatay Serinyol Mor Dayanışma Kadın Derneği, HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyareti kınamak amacıyla basın açıklaması yaptı. Mor Dayanışma, Suriye’de kadınlara yönelik yapılan saldırılara dikkat çekerek, “Alevi kadınlarını kaçıranlarla aynı masada oturmayın’ diyerek tepki gösterdi.

    Alevi örgütleri bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa dahil birçok şehirde toplanıp HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaret hakkında eş zamanlı basın açıklaması yaptı.

    Hatay Serinyol, Mor Dayanışma Kadın Derneği, Suriye’de Hey’etu Tahrîri’ş-Şâm (HTŞ) lideri Colani’nin Türkiye’de yaptığı ziyaret hakkında açıklama yaptı. Mor Dayanışma Kadın Derneği, Colani’nin Türkiye’ye yaptığı ziyarete tepki göstererek, “Alevi katliamlarını engelleyin! Alevileri katleden Colani ile görüşmeyin!” dedi.

    Mor Dayanışma Kadın Derneği adına açıklamayı Liman Eski okudu. Liman, açıklamada şunları söyledi:

    ALEVİ KADINLARI KAÇIRANLARLA AYNI MASAYA OTURMAYIN!

    “Suriye’de 8 Aralık 2024 tarihinde Baas Rejiminin devrilmesiyle iktidarı ele geçiren cihatçı HTŞ yönetimi Alevilere yönelik katliamlarını ve kadın düşmanı politikalarını giderek arttırıyor.

    Dünyanın gözü önünde Suriye halklarına yönelik soykırım politikaları yükseliyor. Her gün yeni bir kadının kaçırıldığı haberlerini duyuyoruz. Hep beraber gücümüzü gösterelim sevgili kadınlar!

    Suriye’de yeni bir düzeni tekçi mezhepçi bir anlayışla yeniden kurmak isteyen HTŞ’yi IŞİD’ten tanıyoruz. Ezidi Kürt kadınlarına yönelik katliamlarından tanıyoruz. Bugün de aynı şeyi yapıyorlar; Suriye’deki kız kardeşlerimize öldürüyorlar, kaçırıyorlar. Kadınların bedeni savaş meydanı haline getiriliyor ya da ganimet olarak görülüyor. Kadınlar bu topraklarda her zaman barışın sesini yükseltti fakat Bizler de buradan bir kez daha söyleyelim:

    CİHADİSTERLE BARIŞMAYIZ!

    Tecavüzcü HTŞ ve çetelerle barışmayız!

    Alevilere, alevi kadınlara soykırım uygulayanlarla barışmayız!

    Suriye’deki kız kardeşlerimize kadınlara sesleniyoruz. Suriyeli kadınlar yalnız değildir. Aleviler Dürziler Hristiyanlar yüz yıllardır o topraklarda yaşıyor.

    Soruyoruz:

    Asıl Türkmen, Özbek, Çeçen çetelerinin orada ne işi var!

    Ve Türkiye devletine bir kere daha sesleniyoruz:

    Alevi katliamlarını engelleyin! Alevileri katleden Colani ile görüşmeyin!

    Alevi kadınları kaçıranlarla aynı masaya oturmayın!

    Bizler de en az oradaki kadınlar, kız kardeşlerimiz kadar kaygılıyız. Fakat yineleyelim yalnız değiliz, birlikte, örgütlü güçlüyüz!

    PİRHA-HATAY

  • Pir Cihan Saltuk: Colani Alevi soykırımının failidir!-VİDEO

    Pir Cihan Saltuk: Colani Alevi soykırımının failidir!-VİDEO

    PİRHA-Sarı Saltuk Ocağı evlatlarından Cihan Saltuk, Suriye’de bir soykırımın yaşandığına işaret etti. Saltuk, Colani’nin Türkiye’de resmi törenle ağırlanmasının insanlık adına üzücü bir durum olduğunu vurgulayarak “Açık seçik bir şekilde Colani bir katildir ve soykırımın failidir” dedi.

    8 Aralık’ta Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden sonra Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO, Suriye’de Alevilere soykırım uyguladı. Alevilerin çoğunlukta olduğu Tartus, Humus, Lazkiye gibi kıyı şehirlerde binlerce sivil insan katledilirken, son haftalarda kadınlar ve çocuklar kaçırılıyor, istismara uğruyor.

    Pir Cihan Saltuk, Alevilerin Suriye’de neden hedef haline getirildiğine dair değerlendirmede bulundu. Cihan Saltuk, “Aleviler, kayıtsız şartsız, aklı mantığı bir kenara bırakıp kimsenin peşinden gitmeyip, her zaman laikliğin ve barışın savunucusu oldular. Böyle olunca Alevileri istedikleri gibi kullanamayacaklar. Böyle bir toplum da her zaman onlar için bir tehlike. Bu yüzden en başta Alevileri hedef haline getirdiler” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİLER ORADA SOYKIRIMA UĞRUYOR”

    Alevilerin inançları gereği eşitliği, aklı, sevgiyi savundukları için hedef olarak görülüp, saldırıya uğradığını söyleyen Saltuk, savaşın en ağır faturasının Alevilere kesildiğini ifade etti. Cihan Saltuk şunları söyledi:

    “Suriye’de olanlara baktığımızda aslında bir rejimin çöküşü değil sadece, aynı zamanda mezhepçi şiddetin karanlık bir laboratuvarını bize gösteriyor. Oradaki Alevilere baktığınızda aslında hiyerarşiye değil eşitliğe, dogmalara değil akla, korkuya değil her zaman sevgiye inanmışlar. Ayrıca her zaman laikliğin savunucusu olmuşlar. Alevilerin bu savundukları laiklik, barış anlayışı oradaki İslamcı, mezhepçi grupların her zaman tepkisini çekmiştir. Onların karşısındaki en büyük direnişi her zaman Aleviler göstermiştir. Bu durum sebebiyle radikal gruplar, her zaman Alevileri tehdit unsuru olarak görmüştür. Hatta bazen ‘sapkın’ diye de nitelendirmişlerdir. Oraya baktığımızda dış güçlerin vekalet savaşları da oluyor. Yeri geldiğinde insanları kobay gibi de kullanıyorlar. Bütün mezhepsel düşmanlıkların hepsi orada test ediliyor. Bu savaşın, katliamın en ağır faturasını Aleviler ödüyor. Bunun da adını tam söylememiz gerekiyor; Aleviler orada soykırıma uğruyor maalesef. Ayrıca Esad rejimine de yakınmış gibi gösterilerek buradan da bir sebep üretilmeye çalışılıyor. Evet, devlet içerisinde Aleviler yer almışlardır ama bu olsa bile hiçbir zaman Aleviler orada bir çoğunluğu oluşturmamış, hatta kendileri mağdur olmuşlardır.”

    “ADI ANILMADAN YAPILAN BİR SOYKIRIM”

    Suriye’de bugün yapılanları diğer saldırılardan ayırt etmek gerektiğinin altını çizen Saltuk, “Bir katliam var. Bunun adını herkesin net koyması gerekiyor ama diğer soykırımlardan çok farklı. Sinsice yapılan bir soykırım. Adı anılmadan yapılan bir soykırım. Baktığımızda ortada fiziki bir yok etme var, kimliği yok etme var, kültürel izleri silme var, toplumsal yapıyı dağıtma var, zorunlu göç ettirme var; yani baktığımızda bunlar her türlü bir soykırımdır. Birleşmiş Milletlere göre de bu bir soykırımdır. Katliamcılara karşı çıkan laik Sünniler, Dürziler, Kürtler, Türkmenler, Hristiyanlar da bu zulümden payına düşeni maalesef ki aldı.”

    “İŞ BİRLİĞİ YAPMAK İNSANLIK SUÇUNU MEŞRULAŞTIRMAKTIR”

    Cihan Saltuk, Türkiye’nin, HTŞ’nin saldırılarına karşı açık ve net bir tutum alması gerektiğini de söyledi. Colani ile iş birliği yapıp katliamlara sessiz kalmanın “katliamları meşrulaştırmak” olduğunu ifade eden Saltuk şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin bu soykırımı, bu zulmü izleyen değil, etkin bir şekilde barışın kurucusu olması gerekiyor. Buna mecbur. Laikliği savunan Sünniler, Aleviler, Dürzüler, Kürtler, Hristiyanlar, hep birlikte baktığımız zaman zalimin hedefi haline gelmiş durumda. Dolayısıyla Türkiye bu soykırıma karşı artık açık, net bir şekilde tutum almalı, ses çıkarmalıdır. Ezilen tüm halklar için Türkiye el uzatmalıdır. Colani’nin Türkiye’ye resmi bir törenle gelip ağırlanması… Bu sadece Alevilerin meselesi değil. Aşık Veysel’in de dediği gibi ‘dava insanlık davası’. Orada mazlum halklar katledilip zulüm görüyorsa bu sadece Alevilerin meselesi olmamalı. Nitekim Suriye’de Sünnilerin liderlerinden de bunlara ‘dur’ dedikleri için vahşice katledilenler oldu. Şimdi Colani’nin burada resmi törenle ağırlanması da ülkemiz ve insanlık adına da üzücü. Açık seçik bir şekilde Colani bir katildir ve soykırımın failidir. Daha önceden yaptığı röportajlarda da kadın çocuk demeden insanları nasıl katlettiklerini açıkça itiraf edip ‘gençtim’ diyebilmiştir. Sadece gençlikte yapılan bir hata gibi yorumluyor ama yaptığı bir insanlık suçudur. Colani’ye bu kadar yakın durup bir iş birliği yürütmek de açıkça şunu ifade eder; insanlık suçunu meşrulaştırmak.

    BİZİM İÇİN İNANÇ SADECE İBADET DEĞİLDİR

    Bu soykırımın ortağı olmamak için ses çıkartılmalıdır. Eğer ses çıkarmayıp hep susuyorsak bu soykırımın da ortağı olmuş sayılırız. Bizim için inanç sadece ibadet değildir; aynı zamanda zalime karşı direnmek mazlumun yanında olmaktır. Bunlar da bizim inancımızın birer parçası. Dolayısıyla Kerbela’dan bugüne kadar zaman ve mekan değişmiş ama her zaman Aleviler bu yolda gitmiş ve bu yolda gitmeye de devam edeceğiz. Hüseyin zamanında da susmuşlardı ama tarihin dili hiçbir zaman susmaz. Tarihin dili konuştuğu zaman şimdi susanları da yazacaktır. bunu da unutmama gerekiyor.”

    “HER MECRADA BU KATLİAM GÖRÜNÜR KILINMALI”

    HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye yönelik yapacağı ziyaret hakkında da konuşan Saltuk, Alevi örgütlerinin, her platformdan Suriye’de yaşananlara dair “Bu bir Alevi soykırımıdır” diyerek her türlü mecrada görünür kılması gerektiğini ifade etti.

    Pir Cihan Saltuk, katliamın durması için Suriye’deki kanaat önderleri ile daha çok dayanışma içerisinde olunması gerektiğini söyleyerek, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Bir kere şunun altının net çizilmesi gerekiyor; eğer bir soykırım varsa bunun adının net konulması gerekir. Buna ‘zulüm, savaş’ ve benzeri dememek gerekiyor. Açık açık her platformda ‘Bu bir Alevi soykırımıdır’ denilip bu ifadenin altını özellikle çizmek gerekiyor. Her türlü mecrada bu soykırımı görünür kılmak gerekiyor. En önemlisi Alevi olmayan, vicdan sahibi insanları da bu mücadeleye katmak gerekiyor. Bunun için de uluslararası alanda mücadele yürütmek gerek. Maalesef ki medya da tümüyle bu soykırımı görmüyor ve susuyor. Gücü elinde bulunduran zalim olsa da kendisini mazlum gibi gösterebiliyor. Haklıyı güçlü kılamadığımız için her zaman güçlüyü haklı kılmaya çalışıyorlar.”

    “HÜSEYİN’İN TAŞIDIĞI BAYRAK BUGÜN BİZİM ELİMİZDE”

    Cihan Saltuk, katliamı durdurmak adına inanç önderlerinin Suriye’deki soykırıma ve zulme karşı sesini yükseltmesi çağrısında bulunarak, “İnancımız gereği zaten bu olanları görmezden gelemeyiz. Aksi halde inancı kavrayamamışız demektir. Geçmişten bugüne hep Hüseyin’den bahsediyorsak, sadece geçmişi anlatmakla olmuyor, bugün de yine Hüseyin gibi masum insanlar katlediliyor. Ali Asker gibi küçük masum çocuklar orada katlediliyor. Herkes kendi zamanında üstüne düşen görevleri yapmalıdır. İyilik ve kötülüğün savaşı her zaman devam edecektir. Hüseyin o bayrağı kendi zamanında layığıyla taşımıştır. Bu bayrak bugün ise bizim elimizde. Dolayısıyla bu soykırımda bizler de her zaman mazlumun yanında olmaya çalışacağız. Bunun için özellikle inanç önderleri olarak her zaman, her platformda, özellikle de ibadetlerimizde, cemevlerimizde bunları inancımızın gereği sohbetlerimizde dile getiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Eren GÜVEN-Kamber YILDIZ/İSTANBUL

  • Adıyaman’dan Suriye’deki Alevi katliamına tepki: Savaşa karşı barış talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz-VİDEO

    Adıyaman’dan Suriye’deki Alevi katliamına tepki: Savaşa karşı barış talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’nin Lazkiye, Humus, Tartus kıyı bölgelerinde HTŞ terör örgütünün Alevilere yönelik saldırılarını protesto etti. 6 Mart’ta başlayan katliamları kınamak için basın açıklaması düzenleyen platform, saldırıları gerçekleştiren çeteleri ve onları destekleyen güçleri sert bir dille eleştirdi.

    Mimar Sinan Parkı önünde biraraya gelen Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri dışında birçok kişi katliamı lanetlemek amacıyla toplandı. Açıklamaya Alevi inanç kurumları, Adıyaman Barosu, KESK’e bağlı üyeler, birçok demokratik kitle örgütleri de yer aldı.

    Basın açıklamasını Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu adına Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Polat okudu. Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların uluslararası güçlerin katliama onay verdiğini belirten Polat, “İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları ortaya çıkartılmalı, saldırılara derhal son verilmelidir” dedi.

    “İNSANLIK TARİHİNE KARA BİR LEKE OLARAK KAZINMAKTADIR”

    Savaşı ve şiddeti araç olarak kullanan emperyalist güçler coğrafyayı kana bulamaktan vazgeçmediğini ifade eden Polat, “Suriye’de Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus bölgelerinde, cihatçı-mezhepçi çetelerin katliamları dur durak bilmiyor. Yaşananlar sadece mezhepçi bir saldırı olmaktan öte, tüm coğrafya üzerine büyüyen savaş planlarının göstergesidir. Özelikle Alevi sivillere yönelik gerçekleştirilen bu katliamlar insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmaktadır ve en ağır şekilde lanetlenmelidir. Suriye, emperyalistler ve işbirlikçileri eliyle sürdürülen politikalar sonucu yıkıcı bir iç savaşın acısını hâlen yaşamaktadır. Bu   süreç bölgenin tamamını karanlığa sürüklemiş ve emperyalist çekişmelerin de tehlikeli boyuta gelmesini sağlamıştır” diye konuştu.

    ULUSLARARASI GÜÇLER DOLAYLI YOLLARDAN KATLİAMA DESTEK VERMEKTEDİR

    Basın açıklamasında, uluslararası kurumların dolaylı olarak savaşa onay verdiğini vurgulayan Polat, şöyle konuştu:

    “HTŞ rejiminin muhalif kesimlere karşı izlediği inkâr ve katliam politikalarının, devletleşme süreciyle birlikte resmi kolluk kuvvetleri eliyle sürdürmesi, bu süreci daha da vahim hale getirmektedir. Artık bireysel çete saldırılarından öte, devletin kurumsal yapısı içinde planlanan ve uygulanan bir soykırım pratiğiyle karşı karşıyayız, bu yalnızca Suriye halkları için değil, bölgedeki tüm toplumsal dinamikler için büyük bir tehdittir. Devlet gücüne yaslanarak sürdürülen bu katliam politikaları, uluslararası hukukun hiçe sayıldığını ve emperyalist güçlerin bu katliamlara dolaylı ya da doğrudan onay verdiğini göstermektedir.”

    YENİ ORTADOĞU DÜZENİ HALKLARA ZULÜMDEN BAŞKA BİR ŞEY GETİRMEYECEKTİR

    Polat, yeni dünya düzenin Ortadoğu’da yaşayan inanç ve kimliklere çatışma ortamından başka bir şey getirmediğini belirtti. Polat, “Şimdi de emperyalizm, Suriye’de yayılmacı politika ve müdahaleler ile etnik ve mezhepçi katliamlar üzerinden güçlerini denemektedir. Bu durum sadece Suriye değil, tüm Ortadoğu coğrafyasında demokrasi, özgürlük ve barış hayalleri için bir tehdit anlamına gelmektedir. Emperyalist güçlerin “yeni Ortadoğu düzeni” olarak sunduğu bu müdahalelerin halklara kan ve zulümden başka bir şey getirmeyeceği ortadadır” ifadelerini kullandı.

    “SİLAHLARIN SUSMASINA VE BARIŞA İHTİYAÇ VARDIR”

    Polat, yapılan saldırıların son bulması gerektiğini ifade ederek şu çağrıda bulundu:

    “Ortadoğu’nun daha fazla çatışmaya değil, silahların susmasına ve barışa ihtiyacı vardır. Suriye’de etnik ve mezhepçi çatışmaların sürdüren silahlı çetelerin desteklenmesinden, halklarla savaşı ve düşmanlığı körüklemekten geri durulmalıdır. İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları ortaya çıkartılmalı, saldırılara son verilmelidir. Bugün gerçek bir özgürlük ve barış iradesi, ırkçı ve mezhepçi kışkırtmalara karşı antiemperyalist dayanışmayı ve bir arada yaşam zeminlerini güçlendirerek sağlanabilecektir.

    Emek ve Demokrasi Platformu adına söz alan Polat, açıklamasını şu sözlerle sonlardı:

    “Ortadoğu’da yaşanan insanlık dışı tüm katliamları bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz. Bizler dün olduğu gibi bugün de tüm dünyada ve özellikle Ortadoğu’da yaşanan savaşlara karşı, barışın sesi olmaya ve barış talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA