Etiket: hubyar ocağı

  • Dede Sezer: Türkiye’nin, AİHM’in kararlarına uymamasının nedeni, Alevileri asimile etme anlayışıdır-VİDEO

    Dede Sezer: Türkiye’nin, AİHM’in kararlarına uymamasının nedeni, Alevileri asimile etme anlayışıdır-VİDEO

    PİRHA-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) zorunlu din dersleri ile ilgili ‘hak ihlali’ kararını değerlendiren Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Aleviliğin okullarda ders olarak uygulanmamasının nedeninin Alevi inancını asimile etme anlayışından kaynaklandığını belirtti. Sezer, “Bu anlayışa karşı Türkiye’deki Alevi örgütlerinin, Avrupa Alevi örgütleri ile koordineli çalışması gerekiyor” dedi.

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Alevi sorununa dair açılan davalar ve zorunlu din dersleri ile ilgili PİRHA’ya açıklama yaptı.

    Dede Erdoğan Sezer, “AİHM’in, zorunlu din dersleriyle ilgili verdiği kararda, Türkiye’deki Aleviliğin okullarda ders olarak uygulanmamasının altında yatan amacın, Alevi inancını asimile etme anlayışından kaynaklanmaktadır” dedi. Konu temelinde Türkiye’deki Alevi kurumlarının, Avrupa’daki Alevi kurumlarıyla ortak çalışması gerektiğini belirten Dede Sezer şunları söyledi:

    “Bu anlayışa karşı Türkiye’deki Alevi örgütlerinin, kardeş Alevi Avrupa Alevi örgütleriyle birlikte ve koordinasyon içerisinde çalışması gerektiğine inanıyorum. Avrupa’da bulunan Alevi kurumlarının, Avrupa’da yaşayan Alevi çocuklarına nasıl okullarda Alevilik üzerine haftada bir gün birer veya ikişer ders verilebiliyorsa burada da yapılabilmelidir. Avrupa’daki ülkeler, okullarda hangi inançtan olursa olsun herkesin inancına göre eğitim veriyor. Eğer bir şehirde yeterince Alevi çocuğu yoksa, birkaç okuldan taşıma usulü çocuklar bir araya getiriliyor. Alevi kökenli bir öğretmenler, o çocuklara inançlarını kendi dillerinde öğretiyor.

    “TÜRKİYE, AİHM KARARLARINI TANIMIYOR”

    Avrupa’daki her bireyin, kendi inancını yaşamasına fırsat tanındığının altını çizen Sezer, Türkiye’nin de bu yasaya imza koyduğunu hatırlatarak “Kanunlara Türkiye de uymalıdır. Türkiye’deki Alevi örgütlerinin de bir araya gelerek o kardeş kurumların yapmış olduğu öğretim sistemini referans alarak Türkiye’de uygulamalarının gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Erdoğan Sezer, uluslararası hukukun Türkiye’de bir karşılığının olmadığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Türkiye’deki akıl, herkesin ya Şii ya da Sünnileştirilmesi gerektiği anlayışıdır. Aleviliğin bir kadim inan sistemidir. Yüzyıllardır biz bu topraklarda inancımızı koruyarak dağlara, taşlara sığınarak bu inancı yaşatmışız ve hala Alevi dedeleri olarak yaşatmaktayız. Şimdi Alevilerin temel ilkesinin, Alevi çocuklarına, cemevinin kendilerinin ibadet yeri olduğu bilincini aşılamak olmalıdır. Avrupa’da ilkokula başlayan çocuklarımızı, mümkün olduğu kadar cemevlerine toplayıp bunları okula giderken bir dua ile göndermemiz veya her perşembe günü o çocuklarla dua ile lokma dağıtmamız, pay etmemiz çok önemlidir. Okula yeni başlayan çocuklarımıza silgi, kalem, defter, kalemlik vererek onlara cemevinin bir inanç merkezi olduğunu, kendisinin oraya bağlı olarak ders gördüğünü; nasıl ki Katolikler kiliseye Sünniler camiye gidiyorsa Alevilerin de cemevine ait olduğunu, cemevinin bir inanç merkezi olduğunu bilmelidir. Bu hizmetlerin Türkiye’de de yapılmasının hiçbir sakıncası olmadığını ve Alevi örgütlerinin beraber, diyalog içerisinde çalışarak yapması gerektiğine inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

  • Sezer: Alevi Ansiklopedisini Alevi inanç kurumları, Alevi akademisyenler hazırlamalı-VİDEO

    Sezer: Alevi Ansiklopedisini Alevi inanç kurumları, Alevi akademisyenler hazırlamalı-VİDEO

     PİRHA- Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi Ansiklopedisi hazırlamasına tepki gösterdi. Sezer, “Alevi Ansiklopedisini kimlerin hazırladığının çok önemli olduğunu belirterek, “Alevi Ansiklopedisini Alevi inanç kurumları, Alevi dedeleri, Alevi bilim insanları ve Alevi akademisyenlerin hazırlaması gerektiğine inanıyorum” dedi.

    AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan ve Diyanet benzeri bir kurum izlemi veren Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın uygulamaları, Alevi hakları konusundaki tutumu tepki çekiyor.

    Bir süredir çalışmalarını sürdürdüğü Alevi Bektaşi Ansiklopedisinin hazırlanmasını İslamcı kadrolarla yapması Alevi toplumunun tepkisini çekti.

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, bu konuyu PİRHA’ya değerlendirdi.

    Alevi Ansiklopedisini kimin veya kimlerin hazırladığının çok önemli olduğunu belirten Dede Erdoğan Sezer, “Kim kime ne hazırlıyor? Alevi inancında olmayan bir insanın bir ansiklopedinin içerisinde Alevi yaşamının ve felsefesinin her şeyin yer almayacağına inanmak gerekiyor. Bu hazırlanan ansiklopedisi harmanlama olur. Yarısı Alevi, yarısı Sünni, yarısı Şii. Diğer inançları da içine katarak buna Alevi Ansiklopedisi der” diye belirtti.

    “HERKESİN İNANCI KENDİNE BIRAKILMALI”

    İnancın ancak yaşayarak ayakta tutulabileceğini belirten Sezer, “Çünkü bir inanç önderi bu işin içerisinde yoksa olmaz. Benim için fazla tutarlı yanının olmadığını düşünüyorum. Alevi Ansiklopedisinin Alevi inanç kurumlarının, Alevi dedelerinin, Alevi bilim insanlarının, Alevi akademisyenlerin hazırlaması gerektiğine inanıyorum. Herkesin inancı kendine bırakılmalı. Bu inancın, bu kültürün varlığını korulayabilmesi için ancak o hizmetleri iyi bilen, o millete ait kişilerin ansiklopediyi hazırlaması gerektiğini inanıyorum” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI HİZMETE YÖNELMELİDİR”

    Alevi kurumlarının bir araya gelerek örgütlenmesi ve toplumu bilinçlendirmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan Sezer Dede, şöyle devam etti:

    “Alevi kurumlarının ne yapacağını çok iyi biliyorum. 93 Sivas Madımak Katliamı nasıl ki bizim çağımızın Kerbelası olduysa, Alevi kurumları da bir araya gelerek örgütlenecektir. Örgütlenerek buna karşı hazırlıklar, yürüyüşler yaparak parlamentoya gidecektir. Sivil toplum, demokratik kuruluşlar ve siyasi kuruluşlarla işbirliği yaparak, iktidara karşı muhalif gruplarla beraber program hazırlayarak, devlete ‘bu olamaz’ diyerek, bunu kamuoyuna, televizyonlara, basına, mecliste taşıyarak toplumu bilinçlendirecektir. Alevi kurumları siyaseti düşünüp kurumun başında ‘ben varım, benden başka kimse yok’ derdinden kurtularak hizmete yönelmelidir.”

    Cebrail ARSLAN/ TOKAT

     

  • Yalıncak Ocağı evlatları: Gönül Ana, böyle bir yapıya rızalık vermez

    Yalıncak Ocağı evlatları: Gönül Ana, böyle bir yapıya rızalık vermez

    PİRHA-Yalıncak Ocağı evlatları, Gönül Ana’nın mezarlığının tuğla yıkıntıları içerisinde kalmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Gönül Ana’nın torunları olan Yalıncak Ocağı evlatları olarak bu yapıya rızalığımız yoktur” denildi.

    Tokat’ın 2640 rakımlı Tekeli dağının son düzlüğünde yer alan Gönül Ana’nın mezarlığı, yöre halkı tarafından kutsal görülüp ziyaret ediliyor. Hubyar Sultan’ın eşi olarak da bilinen Gönül Ana’nın mezarlığı, bugünlerde tuğla yıkıntıları içerisinde kaldı.

    Yalıncak Ocağı evlatları, Gönül Ana’nın mezarlığının durumuna ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “BU YAPIYA RIZALIĞIMIZ YOK”

    Yapılan açıklamada, “Gönül Ana, Yalıncak Sultan evladıdır ve Hubyar Sultan ile evlidir. Gönül Ana’nın mekânı Dokuzlar Dağı’nın eteğinde yer alır. Gönül Ana, böyle bir yapıya rızalık vermez. Gönül Ana’nın rızası yokken Hubyar Sultan bile yola gidememiştir. Asimilasyon yalnızca devlet eliyle olmaz. Biz de kendi mirasımızı yok ederek buna neden olabiliriz. Modern teknikler hayatın gerekli noktalarında elbette eklenecektir. Asırlar boyu süregelmiş ve asırlar boyu da sürecek olan bir taş mezarın üzerine tuğla ve beton ile yapılacak her şey asimilasyona girer. Zaten mezarlıklarımızdan  tarih bilincimizi yok ettik en azından kutsal mekânlarımızı bu şekil tahrip etmeyelim. Gönül Ana’nın torunları olan Yalıncak Ocağı evlatları olarak bu yapıya rızalığımız yoktur. Mekânın eski halinde Dokuzlar Dağı’na emanet kalması en doğru olandır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:
    -‘Rüyamda gördüm’ diyerek inşaat başlattılar; Gönül Ana’nın mezarını ziyaret edemiyoruz’-VİDEO

  • Dede Sezer: Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı, hükümetin politikalarına sıcak bakmıyoruz

    Dede Sezer: Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı, hükümetin politikalarına sıcak bakmıyoruz

    PİRHA – Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesine tepki göstererek, “Bu devlet Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı bir devlettir. Hükümetin yapmış olduğu açıklamalara dair biz bu açılıma arkamızı dönüyoruz” eleştirisinde bulundu.

    Hükümetin, Alevilere yönelik son açıklamış olduğu ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ projesine tepkiler sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı oluşumun Alevilerin taleplerine karşılık vermeyeceğini dile getiren Dede Erdoğan Sezer, “Aleviler her zaman katledilerek zulme ve haksızlığa uğramıştır. Türkiye’nin ‘yerli zencileri’ Aleviler” eleştirisini yaptı.

    BİZ TURİST DEĞİLİZ”

    Hubyar Ocağına mensup Dede Erdoğan Sezer, “Alevilerin bu kadar turist ve kültürlü insanlar olduğunu bilmiyorlarmış!” diyerek şöyle devam etti:

    “Hükümetin yapmış olduğu açıklamalara, bu açılıma arkamızı dönüyoruz. Sıcak bakmıyoruz. Biz bir inancız. Eğer biz bir inanç isek cemimizi ibadethanemizde yaparız. Bizim inancımız sadece ‘kültür’ değildir. Alevilerin çok kültürlü olduklarını yeni mi fark etmişler! Bugün sizi Turizm Bakanlığı’na bağlar, yarın da size vize uygular ve engeller. Yani biz turist değiliz. Kültür de değil, inancız. Kültürsüz inanç zaten olmaz. Her inancın kendine göre bir kültürü, kuralları, yaşam koşulları vardır.”

    “LOKMA VERDİĞİMİZ HER ŞEY DÖRT KİTAPTAN ÜSTÜNDÜR”

    Dede Erdoğan Sezer, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu belirterek “İbadet yerimiz cemevidir. Fakat bizim için Hakk ile Hakk olmaya yer aranmaz. Önemli olan özünü bozmamaktır” dedi.

    Dede Sezer, “Biz cemevinde, camide, kilisede, sinagogda Hakk ile Hakk olmaya hazırız, ya siz hazır mısınız?” sorusunu yönelterek Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahına Kur’an ile gitmesini şu sözlerle değerlendirdi:

    “Bizim için 4 kitap Hakk’tır. Sofra bizim için velinimet, lokma verdiğimiz her şey dört kitaptan üstündür. Yani bizi Kur’an, Tevrat, İncil, Zebur bağlamaz. Bizi bağlayan Hakk’ın kendi özüdür. Erdoğan’ın cemevine Kur’an götürmesini değişik bir boyutta görmek gerekiyor. Mesela ben Avrupa’da yaşarken dinler arası diyalog olduğunda insanların örneğin Almanca kendi inancına göre broşür hazırlamışsa ‘Sen de benim dinimi tanı’ anlamında materyal sunduklarını biliyorum. Her şakanın altında bir ciddiyet her ciddiyetin altında da bir şaka vardır, bunu unutmayalım. Şimdi bu durumu şöyle yorumlayabilirsiniz; ‘Beni asimile etmiyor, Kur’an’a bağlıyız’ diyebilirsiniz ya da ‘Siz Alevisiniz, ben de Sünniyim. Bu da benim inancım. Benim inancımı da okuyup tanımanızı tavsiye ederim’ anlamına da gelebilir. Yani iki yönlü yorumlayabilirsiniz. Ben dinler arası diyaloglara katıldığımda onlara da kendi inancımın ne anlama geldiğini ne ifade ettiğini anlatabilmek için broşür ve kitaplar veririm. Ama tabii bu iyi niyetle düşünülürse… Ama bizler biliyoruz ki bu devlet Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı bir devlettir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Erdoğan Sezer Dede: Bizler lokmamızı taliplerimizden alırız, devletten değil! 

    Erdoğan Sezer Dede: Bizler lokmamızı taliplerimizden alırız, devletten değil! 

    PİRHA- Erdoğan Sezer Dede, iktidarın Alevi politikalarını eleştirerek “Dedelerin, devletin vereceği aylığa ihtiyacı yoktur. Dedeler, lokmalarını taliplerinden alır” dedi. Erdoğan Dede, cemevlerinin “Kültür Merkezi” ismi altında resmileşeceği iddialarına ilişkin ise “Kendisini insan haklarından sorumlu, evrensel, aydın düşünen gören her insanın, bundan rahatsız olması gerekir” ifadelerini kullandı.

    Hubyar Ocağına mensup Erdoğan Sezer Dede, iktidarın yeni “Alevi açılımı” hakkında konuştu. Dedelerin maaşa bağlanıp, cemevlerinin ise “Kültür merkezi” statüsü ile anılacağı iddialarına cevap veren Erdoğan Sezer Dede, “Devletin, Alevilere yapması gereken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı tanımasıdır” dedi.

    “ALEVİLERİN BUNU KABUL ETMEMESİ GEREKİR”

    Erdoğan Sezer Dede, Alevilerin, dışarıdan gelecek hiç bir lokmayı kabul edemeyeceklerine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Dedelerin de hiçbir aylığa ihtiyacı yok. Bu bir tür asimilasyon ve oyalama sürecidir. Alevilerin bunu kabul etmemesi gerekiyor.

    İnançlar, kültürlerle beraber doğar, yaşar ve korunur. Bu çok doğaldır ama şunu görmek gerekiyor; devlet, bize ‘Kültür evi yasaktır’ diye bir kanun koymuyor. Yani bu bir aldatmacadır. Devletin bize yapacağı tek şey; cemevlerini ibadethane olarak tanımaktadır. Her kesimin kendine göre kültür dernekleri var. Yani bu söylenenler bir tür oyundur. Alevilerin de bu oyuna gelmemesi gerekir. Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararını tanırlarsa cemevlerini ‘ibadethane’ olarak tanımış olacaklardır.”

    “YAPILANLAR TAM ANLAMIYLA İKİYÜZLÜLÜKTÜR”

    Cemevlerinin ibadethane sayılması dışında hiç bir şeyin değer ifade etmeyeceğini belirten Sezer, “Yaşananları şöyle görmek gerekiyor; nasıl ki ‘Cami-Cemevi’ projesi Alevi kamuoyunu işgal edip oyuna getirildi ise bu da ‘Kültür Evi-Cemevi’ oyunu olarak aynı şekilde geliştiriliyor. Ama burada önemli olan cemevinin ibadethane olarak tanınması, evrensel insan haklarında olduğu gibi herkesin kendi ibadetini kendi ibadethanesinde yapmasıdır. Cemevleri ibadethane olarak tanınmayacaksa hiçbir değeri yoktur. ‘Kültür merkezi olarak cemevleri adlandırılacak ve dedelere maaş verilecek’ ne kadar da birbiriyle çelişkili. Eğer sen, cemevlerini ‘Kültür Evi’ olarak tanıyorsan bir anlamda kültür eğitmenine aylık verirsin. Peki bu durumda ‘dedeler cemevine değil de kültür evine mi aittir’ diyeceğiz? Çok çelişkili ve uyumsuz bir durum söz konusu. Yapılanlar tam anlamıyla ikiyüzlülüktür. Cemevleri ibadethanedir. Eğer ibadethane olarak tanımıyorsanız aylığınızı da istemiyoruz. Zaten dedelerin devletten aylık alması da doğal değildir” diye konuştu.

    “TOPLUMDA DEDELERİ DAHA ÇOK RENCİDE EDECEKLER”

    Dedelik hizmeti ile cemevlerinin, siyasete amaç ve araç olmaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan Sezer Dede, “Bizler sadece vatandaşlık haklarımızı istiyoruz” diye belirtti. Devletten herhangi bir bağış taleplerinin olmadığını söyleyen Erdoğan Dede, cemevlerinin dolaşılarak “İhtiyaç listesi” adı altında rapor hazırlanmasını eleştirdi. Erdoğan Sezer Dede şu açıklamayı yaptı:

    “Örneğin, Ermeni, Yahudi ve Müslümanların nasıl ki sinagog, kilise ve camisi var ise Aleviler de kendi ibadethanelerini cemevi olarak görüyorlar. Bu çok doğal bir insan hakkıdır. Bunun siyasete alet edilmesi, siyasetçilerle pazarlık konusu yapılmasını doğru görmüyorum. Bugün birçok ibadethanemizin önünde ‘cemevi’ yazıyor. Şimdi o ‘cemevi’ yazısını sildirip ‘Kültür Evi’ yazılırsa Alevilerin onuruna dokunmaz mı? Kendisine ‘Aleviyim’ diyen ya da kendisini insan haklarından sorumlu, evrensel, aydın düşünen gören her insanın, bundan rahatsız olması gerekir.

    Olayın bir de şu yanı var; bizler, örneğin belediyelerin kültür evinde istediğimiz kültürün eğlencelerini yapabiliyorsak yarın cemevlerine ‘Kültür Evi’ tabelası koyulduğunda başka topluluklar oraya gelip ‘Biz burada kültürümüzü icra edeceğiz’ derlerse ne yapacağız? Cevap vermeyeceğiz. O zaman kusura bakmayın burası ibadethanedir, cemevidir; kültür evi değildir. Bu riskleri göz önüne almadan sadece parayla gözümüzü kapatmak yanlış olur. Bunun faturasını da dedelere çıkaracaklar. Toplumda dedeleri daha çok rencide edecekler ve dedeleri hırpalayacaklar. Dedelerin bu konuda çok uyanık olmaları gerekiyor. Dedeler diyecekler ki ‘hayır, bizler lokmamızı talibimizden alacağız, ibadethanemizin ismi de ‘Cemevi’ olacak’”.

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘Taleplerimiz yerine getirilsin; dedelere maaş istemiyoruz, para ile inanç yapılmaz’
    2- ‘Cemevlerinin statüsü tartışılırken dergahımızın elektriğini kesmek samimiyetsizliktir!’
    3- ‘Diyanete ‘hayır’ diyeceğimize ‘bize de pay verin’ demek Alevice değildir!
    4- AABK Eşit Başkanlarından iktidara cevap: Haddinizi bilin, oturun oturduğunuz yere!
    5- Alevilerden statü tepkisi gelmeye devam ediyor: Bu vaatler asimilasyon politikalarında yeni bir aşama
    6- Aleviler sosyal medyadan hükümete tepki gösterdi: Cemevi bizim ibadethanemizdir!
    7- Alevilerden statü tepkisi: AKP, Aleviler için böl, parçala, yönet taktiği uyguluyor
    8- ‘Hükümetle onurlarını pazarlık konusu yapanlar kendilerine ‘Alevi’ demesinler’
    9- AKP hükümeti cemevine ‘ibadethane’ yerine ‘kültür merkezi’ statüsü verecek iddiası

  • Cemal Şahin Baba: Alevilik bir din değildir, Hakk ve hakikat yoludur – VİDEO

    Cemal Şahin Baba: Alevilik bir din değildir, Hakk ve hakikat yoludur – VİDEO

    PİRHA – Aleviler için bilimsel yolun vazgeçilmez bir rehber olduğunun altını çizen PSAKD Yenimahalle Şubesi Batı Kent Cemevi Yol hizmet yürütücüsü Cemal Şahin, “Alevilik bir din değil,  Alevilik Hakk ve hakikat yoludur, Alevilik gerçeği aramaktır” dedi. 

    Hubyar Ocağından el alarak PSAKD Yenimahalle Şubesi Batı Kent Cemevinde Yol hizmeti yürüten Cemal Şahin Baba, “Din insan ile Tanrı arasında bağı olan, var olan Tanrı tarafından buyurulan kuralların, doğmaların, kültlerin, ayinlerin ve davranış biçimlerinin tümüdür” dedi.

    Şahin, dinde düşünce özgürlüğünün olmadığını belirterek, “Kutsal kitap olarak kabul edilen metinlerde kurallar, kaideler, davranışlar ve ayinler gibi ilkeler belirtilmiştir. Bu ilkeler hiçbir zaman değiştirilemez ve tartışılamaz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK HAK VE HAKİKAT YOLUDUR”

    “Bilim ise duyu organlarımızla algıladığımız, özgür aklımızla eleştirdiğimiz ve deneylerle kanıtladığımız bilgilerin ürünüdür” diyen Şahin Baba, “Bilim olayların yasalarını bulmak amacını güden deneyler yapar. Bilimin alanı var olandır, bilim var olmayanla uğraşmaz. Bilim araştırma ve deneylere dayanır. Bilim de duygusallığa yer yoktur, bilimin konusu görünenden, gerçekten var olana varmaktır” diye konuştu.

    Aleviler için bilimsel yolun vazgeçilmez bir rehber olduğunun altını çizen Şahin, “Çünkü bilim insanları, daha iyi yaşam koşullarına kavuşulmasına, bilinmeyen olguların bulunmasına ve yeni şeyleri öğrenilmesine önayak olur. Bu konuda Alevilikte birçok söz vardır. Örneğin ‘Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, bilim gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır, bilim bütün iyiliklerin anahtarıdır, bilim iyi zamanlarda servet, kötü zamanlarda bir sığınaktır, iyi bir yol göstericisidir. Bilim gerçeği ve kendini bilmektir’ diyen birçok sözler vardır” dedi.

    Şahin, Aleviliğin bir din olmadığını, Aleviliğin hak ve hakikat yolu olduğunu yani gerçeği aramak olduğunu vurguladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Hubyar yol evlatları buluşuyor

    Hubyar yol evlatları buluşuyor

    PİRHA-Hubyar Ocağı evlatları 29 Nisan Pazar günü saat saat 13:00’te Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi’nde kurultay düzenleyecek.  

    Hubyar Ocağı, süreklerinin kitapçık haline getirilmesi için rızalık alınması ve yeni yapılanmaya yönelik bir kurultay düzenleyecek. Kurultaya Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nda yer alan Hubyar Ocağı temsilcisi Erdoğan Sezer öncülük ediyor.

  • Hubyarlı kadınlar ibadette eşitliği nasıl sağlıyor?-VİDEO

    Hubyarlı kadınlar ibadette eşitliği nasıl sağlıyor?-VİDEO

    PİRHA- Alevilikte kadının yerini ve kadın erkek eşitliğini PİRHA’ya değerlendiren Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, kadınların erkekleri ön plana atmamaları gerektiğini kendilerine alan açmaları gerektiğini kaydetti.  

    Alevilikte kadının yerini ve kadın erkek eşitliğini-eşitsizliğini, Hubyarlı kadınların ibadette eşitliği nasıl sağladığını Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer PİRHA’ya değerlendirdi.

    Hubyar Ocağı’nın otantik yapısı bozulmamış cemlerine katıldığında dikkatini çeken iki şeyin olduğunu söyleyen Erdoğan Sezer, “Anadolu’da ender ocaklardan bir tanesi Hubyarlılarda cemlerde kadınlar secdeye inmiyor, erkekler secdeye iniyor. Bunu niye diye düşündüğümde bir kainatın varlığında Fatımül Zehra’nın nuru göründüğünden sonra erkekler yaratıldığı için Fadime Ana’nın kandilde duruşu gibi bacımız duruyor ve erkekler secdeye iniyor. Bu, kadınların erkeklerden benim toplumum da ibadet boyutunda daha üstün olduğunu gösteriyor” dedi.

    “GEÇMİŞ DÖNEMLERDE KADINLAR POSTTA OTURUYORDU”

    Hubyar’da geçmiş dönemlerde anaların posta oturduğunu söyleyen Sezer, kadınla erkeğin eşit ve kutsal olduğunu Alevi toplumunun bunu böyle kabul etmesi gerekiğini kaydetti. Sezer, pratiğe yansımamasının boyutunun ise kadınların erkekleri çok ön plana çekmelerinden kaynaklandığını belirtti.

    12 hizmetlerde çoğunlukla kadınların tercih edildiği ifade eden Sezer, “Postta ve başka boyutta neden olmasın? diye sordu.

    “HUBYARLI KADINLAR İBADETTE EŞİTLİĞİ SAĞLIYOR”

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Hubyarlı kadınların ibadette eşitliği sağladığını ancak inancın diğer bölümlerinde de kadınların eşitliği savunmaları gerektiğinini belirterek şunları söyledi:

    “Örneğin Alevilikte kadın erkek eşit diyoruz. Bir Hubyarlılarda pervaz semahını sadece evlenmemiş bacılarımız döner. İkincisi Hubyar’da ondan sonraki semahta üç kadın bir erkek döner. Üçüncüsü Hubyarlılarda tekrar kadın eşitliğinin boyutu üç kadın ve üç erkek döner. Onun dışındaki semahın literatürü yoktur. Bizim inancımızda eşittir ama kadınlar bu boyutlarda eşitliğini koruduğunda inancımızın diğer bölümlerinde de kendi eşitliklerini savunmalıdırlar. Boş bırakırlarsa tabi ki erkekler gözü doymaz gider o hizmete de otururlar.”

    Bütün erkeklerin kadınlardan dünyaya geldiklerini söyleyen Erdoğan Sezer, “İlk önce bütün görevleri kadınlara, analara vermeli ve ondan sonra da kendileri hizmet almalıdır” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Zulme karşı mücadele veren herkes birer Hızır’dır’-VİDEO

    ‘Zulme karşı mücadele veren herkes birer Hızır’dır’-VİDEO

    PİRHA – OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan TV10’un çalışanlarının kanallarını geri almak için başlattığı eylem 70. haftasında da devam etti. Eylemde konuşan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, ‘Bugün bu karanlığa, zulme ve zorbalığa karşı mücadele veren herkes bizim için birer Hızır’dır. Tüm bu zulüm ve zorbalığa karşı susanlar ise dilsiz şeytandır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU 

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan TV10’un emekçileri, 70. kez kanallarının açılması talebiyle buluştu. “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” şiarıyla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen basın emekçilerinin eylemine bu hafta kayıp yakınları, insan hakları aktivistleri, hasta tutuklu yakınları, Grup Waweyli ve TV10 izleyicileri destek verdi.

    “TEK SUÇLARI GAZETECİLİK YAPMALARIYDI”

    Bu haftanın açılış konuşmasını yapan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Yaklaşık bir ay önce TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı ve Yöneticisi Veli Haydar Güleç ve TV10 Kameramanı Kemal Demir gözaltına alınarak Silivri Cezaevine götürüldü. Bu arkadaşlarımızın gazetecilik, televizyonculuk ve habercilik dışında herhangi bir suçu yoktur. Tek suçları duyarlı davranmaları ve Alevilere ilişkin sorunları TV10’da dile getirip yayınlamalarıdır. Ve bugün bu arkadaşlarımız gibi 150’ye aşkın gazeteci arkadaşımız cezaevindedir” diye konuştu.

    “GAZETECİLERİN GÖREVİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAKTIR”

    Mevcut baskıcı iktidar dönemi ve OHAL süreci boyunca baskıların devam edeceğini belirten Kişin, “Bir ülkede gazeteciler gözaltına alınıp ifade özgürlüğü suç sayılıyorsa o ülkede insan haklarından ve demokrasiden söz edilemez. Gazetecilerin görevi gerçeği açığa çıkarıp, topluma göstermektedir. Bu arkadaşlarımızın yaptığı da budur” ifadelerini kullandı.

    “HIZIR DARDA OLANIN İMDADINA YETİŞENDİR”

    Kişin, “Alevi toplumu için Şubat ayı Hızır ayıdır. İnancımıza göre Hızır bereketi, baharı, özgürlüğü, aydınlığı, yeni yaşamı ve doğanın canlanmasını ifade eder. Hızır bir anlamda darda, zorda ve sıkıntı içinde olanın darına ve imdadına yetişendir. Hızır dışımızda aramayalım. Hızır ben, sen ve birbirinin darına yetişendir. Dolayısı ile Hızır olmak bu zor süreçte önemlidir. Emeği, yaşamı ve geleceği gasp edilenin yanında olmak, maddi ve manevi destek olmak Hızır’ın ete kemiğe bürünme halidir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ İNANCINDA SAVAŞ CEHENNEM DEMEKTİR”

    “Bugün bu karanlığa, zulme ve zorbalığa karşı mücadele veren herkes bizim için birer Hızır’dır ancak zulme ve zorbalığa karşı susanlar ise dilsiz şeytandır” diyen TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak şunları ifade etti:

    “Alevi inancında savaş cehennem demektir. Cehennem başkasının toprağına yaşamına, kültürüne, diline ve inancına saldırıdır. Cennet ise vicdanlı, ahlaklı olmaktır. Cehennemi ve cenneti bu dünyanın dışında aramıyoruz.”

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan ve sonra TMSF’ye devredilerek satılan kanallarını geri almak için başlattıkları eylemin 70. haftasında Hubyar Ocağı Dedesi Hüseyin Kelleci lokma duası verdi. Lokma duasının ardından Grup Waweli deyişler seslendirdi. Dağıtılan lokmaların ardından eylem son buldu.  (HABER MERKEZİ)

  • Hubyar İnanç Kurultayı’nda asimile edilme uyarısı-VİDEO

    Hubyar İnanç Kurultayı’nda asimile edilme uyarısı-VİDEO

    PİRHA -Hubyar İnanç Kurultayı, Hubyar yol erkanını geleceğe taşımak, kitap haline getirmek, çeşitli veri ve görüşlerden yararlanmak için İstanbul Okmeydanı Cemevinde yapıldı. 

    Haberin Videosu

    Tokat Hubyarlılar, Hubyar İnanç Kurultayı kapsamında İstanbul Okmeydanı Cemevinde, köylerden kentlere göç sonucu yaşanan asimilasyon politikalarına karşı Hubyar yol, erkanını geleceğe taşımak, kitap haline getirmek, dede talip ilişkisini güçlendirmek, çeşitli veri ve görüşlerde yararlanmak için bir araya geldi.

    Hubyar İnanç Kurultayı tüm Alevi yol evliyaları, ermişleri ve bu yolda katledilmişler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldıktan sonra Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Üyesi ve Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer açılış konuşması yaptı.

    Sezer, “Otantik yapısı, özü bozulmamış olan, evladı olduğumuz Hubyar Ocağı’nın burada dünü nasıl oldu, bugünü nasıl olmalı ve yarınlara neler yapmalıyız konusunda fikir ve düşüncelerinizi paylaşmanızı rica ederim. Hubyarlılar birlikte görgülerini görüp birlik cemi yapar, nereye kimin ve nasıl gittiğine karar verirlerdi. Bir dirlik ve ocakta birlik vardı. Bugün ise birlik cemlerimiz dağılmış, dergah sahipsiz bir şekilde kamuoyu önünde tartışmaya açılmış” dedi.

    “CEMEVLERİMİZE KURAN AYETLERİ SOKARAK BİZİ ASİMİLE EDİYORLAR” 

    “21.yüzyılda böl, parçala yönet, küçük olsun benim olsun diyerek ötekileştirme lüksümüz yok ve ocaklarımız oba yönetimi ile yönetilemez” diyen Sezer şöyle devam etti:

    “Bizim köylerimize gelmemizi bekleyen taliplerimiz bugün o köylere niye geldiğimizi soruyorlar. Dün Hubyar çarpsın diyenler bugün Kuran çarpsın demeye başladılar. Otantik yapısı bozulmamış ve özünü koruduğumuz cemevlerimize Kuran ayetleri sokarak bizi asimile etmeye çalışıyorlar. Dün köyümüzün topraklarına girmeyen yabancılar bugün köylerimizdeki kutsal yerleri meyhane masalarına çevirdiler. Kutsal evliyalarımız, türbelerimiz çöpler altında ezilmekte yok olmaktadır.”

    “DEDELERİN GÖREVİ SADECE CEM YAPMAK, DUA VERMEK DEĞİL”

    Dedelerin görevinin sadece cem yapmak ve sofra duası vermek olmadığını belirten Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Üyesi ve Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer, “Gelin bir olalım iri olalım yolumuzun iç hukukunu yeniden oluşturup denenin talibini, talibin de dedesini tanımasına olanak yaratalım. Gelecek nesile onların dilinden anlayan genç dedeler, analar, zahirler yetiştirmeye çalışalım” diye konuştu.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Üyesi ve Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer’in konuşmasından sonra divan kurulu oluşturularak rızalık alındı. Divan kurulu oluştuktan sonra kurula katılanlar söz alarak konuya ilişkin görüşlerini dile getirdikten sonra Hubyar İnanç kurultayı toplantısı sonlandırıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hubyar Tekkesi davası Hubyar Köyü Muhtarlığı lehine sonuçlandı

    Hubyar Tekkesi davası Hubyar Köyü Muhtarlığı lehine sonuçlandı

    PİRHA – Tokat’ta 400 Alevi köyünün bağlı olduğu Hubyar Sultan Tekkesi’nin mülkiyet mücadelesinde yeni bir gelişme yaşandı. Müştemilatın 8. parseli için bu gün yapılan duruşma Hubyar Köyü muhtarlığı lehine sonuçlandı. Hubyar Kültür Vakfı tarafından yapılan açıklamada müştemilata ait 7. parsel için mücadelemiz sürecek denildi.

    Tokat Almus Asliye Hukuk Mahkemesinde bu gün sonuçlanan mahkemeye ilişkin bir açıklama yapan Hubyar Kültür Vakfı Yönetim Kurulu mahkemesi süren diğer parseller için mücadele kararlılığını belirterek “Hubyar Tekkesi kimsenin babasının malı değil, tüm insanlığın ortak kutsal mekanı, inançsal ve kültürel değeridir”dedi.

    Açıklamada “Hubyar Tekksi ve müştemilatları ile ilgili açılan 7 – 8 parsellerle ilgili dava 12 yıl sürmüş ve Kasım/2016 tarihinde yargıtayca da onaylanarak Tekke ve müştemilatlarına ait tapu Hubyar Köyü Muhtarlığına teslim edilmişti.

    Hubyar Tekksi ve müştemilatları ile ilgili açılan 7 – 8 parsellerle ilgili dava 12 yıl sürmüş ve Kasım/2016 tarihinde yargıtayca da onaylanarak Tekke ve müştemilatlarına ait tapu Hubyar Köyü Muhtarlığına teslim edilmişti.

    Arkasından söz konusu 7 ve 8 parsel’in tahliyesi gündeme gelmişti. Tekkenin müştemilatlarındaki parsellerde işgalci durumuna düşen Mustafa Temel ve Şhsenem Temel, tahliyeyi engellemek için yeni hamleler geliştirdiler.

    Tekke ve Müştemilatların bir kısmındaki 7 parselin 1562 kuruluşlu Hubyar Tekkesi Vakfına tescili ve buranın Vakıflar Genel Müdürlüğü uhtesine geçmesine sağlanmıştı.

    Yine Tekkenin müştemilatlarından 8 parsel için de Himmet Temel mirasçılarından Abdullah Temel tarafından tapu sahibi Hubyar Köyü Muhtarlığına tapu iptal davası açılmıştı” denildi.

    8. PARSEL HUBYAR KÖYÜ MUHTARLIĞI LEHİNE ONAYLANDI

    Hubyar Kültür Vakfı adına yapılan açıklamada sonuçlanan davaya ilişkin şunlar belirtildi;

    “Bu davanın ilk duruşması 19.09.2017 tarihinde görüldü ve ilk celsede sonuçlanarak dava reddedildi ve Tapunun Hubyar Köyü Muhtarlığına tescili tekraren onaylandı.

    Hubyar Köyü Muhtarlığı Tekke ve müştemilatlarıyla ilgili 7 parselle ilgili olarakta davasını da kararlı bir şekilde sürdürmektedir.

    Hubyar Tekkesi kimsenin babasının malı değil, tüm insanlığın ortak kutsal mekanı, inançsal ve kültürel değeridir.”

    NE OLMUŞTU?

     

    Tokat’ta 400 Alevi köyünün bağlı olduğu Hubyar Sultan Tekkesi’nin mülkiyet mücadelesi, tekkenin kurucusu olduğu belirtilen Temel Ailesi ile köylüleri karşı karşıya getirmiş ve 12 yıl süren mülkiyet davasını köylüler kazanmıştı. Ancak Temel ailesinin tekrar Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne başvurması üzerine Tekke’ye, Tokat Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmuştu.

    Tekke Vakıflar Genel Müdürlüğü uhdesine geçer geçmez kapısına Hubyar Tekkesi “Vakıflar Genel Müdürlüğünce Yönetilmektedir” tabelası asılmıştı.

    Hubyar Kültür Vakfı’nın girişimleri ve kamuoyunun tepkileri sonucunda Tekkeye asılan tabela kaldırılmıştı.

  • Alevi Dedesi Sezer: Müftülüklere tanınan nikah yetkisinin bizim inancımızda yeri yoktur-VİDEO

    Alevi Dedesi Sezer: Müftülüklere tanınan nikah yetkisinin bizim inancımızda yeri yoktur-VİDEO

    PİRHA – Nikah kıyma yetkisinin müftülüklere verilmek istenmesine ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer,”Bizim inanç ve felsefemizde imama ve müftülüklere verilen nikah yetkisinin bir anlamı ve yeri yoktur. Biz inancımız gereği pir ve mürşitlerimize bağlıyız. İmam, şeriat kurallarına göre nikah kıyarsa bizlere dört eş düşer. Ancak Alevilikte tek eşlilik ve ikrar verme vardır” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Nikah kıyma yetkisinin müftülüklere verilmesine ilişkin Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer Pir Haber Ajansına konuştu.

    “ALEVİLİKTE TEK EŞLİLİK VE İKRAR VERME VARDIR, İMAM NİKAHIMIZI KIYAMAZ”

    Nikah kıyma yetkisin müftülüklere verilmesine ilişkin Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer şunları ifade etti:

    “Bizim inanç ve felsefemizde imama ve müftülüklere verilen nikah yetkisinin bir anlamı ve yeri yoktur. Biz inancımız gereği pir ve mürşitlerimize bağlıyız. İmam, şeriat kurallarına göre nikah kıyarsa bizlere dört eş düşer. Ancak Alevilikte tek eşlilik ve ikrar verme vardır. Eğer bel bozgunluğu yapan olursa da düşkün sayılır. Bu nedenle imam bizim nikâhımızı kıyamaz. Çünkü biz evlilikte nikah kıymıyoruz ikrar veriyoruz. Bizde ikrar verecek kişinin nikahını ancak ikrarını alabileceği kişi kıyar.”

    “ÜLKEYİ YÖNETENLER NEREYE GİTTİKLERİNİ BİLMİYORLAR”

    “Bugün ülkeyi yönetenler ne yaptıklarını ve nereye gittiklerini bilmiyorlar” diyen Sezer, “Bu ülkede yaşayan demokratlar, Aleviler ve tüm ötekileştirenler toplumsal barışın, sevginin ve kardeşliğin oluşması için bütün toplumun kucaklanması gerektiğine inanmakta ve mücadele etmektedir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU ZULÜMLERE KARŞI DİRENECEK KADAR DİRENÇLİDİR”

    Alevi Dedesi Sezer, “Bugün yaşanan katliam ve yok saymalar, faşizm ve diktatörlüktür. Faşizm düşüncesi ile hareket edilerek diğer tüm inanç ve kültürleri yok edip asimile etmeye çalışıyorlar. Ancak Alevi toplumu da tüm bu baskı ve zulümlere karşı direnecek kadar güçlü ve dirençlidir” diye konuştu.

    “YOKSUL YURTTAŞLAR BİR TORBA KÖMÜR İLE KORUNAMAZ”

    Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer son olarak yapılan hatalı politikalardan dolayı yaşanan yoksulluklara değindi:

    “İktidar söylemlerinde ‘Kul hakkı ile gelmeyin nasıl gelirseniz gelin’ diyor. Fakirlerin korunması için beyanat veriyorlar. Yoksul yurttaşlar birkaç torba kömür ve birkaç paket makarna ile korunamaz. Fakirlik ve yoksullukla mücadele iş ve aş imkanları sağlanarak yapılabilir.”

    İsmet SEFER

  • Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer: Dergahlarımız geri verilsin-VİDEO

    Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer: Dergahlarımız geri verilsin-VİDEO

    PİRHA- Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer, dergâhların Alevilere verilmesini istedi.  Hacıbektaş’tan seslenen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Erdoğan Sezer Dede, dün Hacıbektaş’ta cem olduklarını belirterek, “Dergâhlarımızdan ellerin çekilmesini haykırdık” dedi. 

    Haberin Videosu

    Sivas ve Çorum katliamlarını yerinde protesto etmek ve yaşamını yitirenleri anmak için Sivas’a ve Çorum’a giden oradan da Hacıbektaş’a giderek Cem tutan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer, PİRHA’ya konuştu.

    Erdoğan Sezer Dede, dergâhların Alevilere verilmesini istedi.  Hacıbektaş’tan seslenen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Erdoğan Sezer Dede, dün Hacıbektaş’ta cem olduklarını belirterek, “Dergâhlarımızdan ellerin çekilmesini haykırdık” dedi.

    Devletin kendi Alevisini yaratmasına karşı çıktıklarını hatırlatan Sezer, şunları kaydetti:

    “Dergâhlarımızın bize geri verilmesini, devletin kendisine göre Alevilik yaratmasına karşı olduğumuzu ve direneceğimizi açıklıyoruz. Bütün canlar da bunu bilsin ki eğer biz bir olursak, diri olursak, beraber olursak, hep bir ağızdan konuşursak dergâhlarımızın bize geri teslim edileceğine inanıyorum.”

    Eskiden cemevlerine kültür yeri deniliyordu” diyen Sezer, “Şimdi cemevlerimize suyu soruyorlar, elektriği soruyorlar, bazen araba veriyorlar. Bizleri bunlarla avutmasınlar. Biz avutulacak çocuk değiliz” dedi.   (HABER MERKEZİ)