Etiket: hubyar

  • Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı: Aleviliği en doğru yaşayanlar halen ocaklarından kopmayanlardır

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı: Aleviliği en doğru yaşayanlar halen ocaklarından kopmayanlardır

    PİRHA-Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı, Hızır Cemi’nde kendilerine özgü yaptıkları ibadetin hedef haline getirilmesine tepki göstererek, “Bu yaklaşım hem Aleviliğe zarara vermekte hem de Hubyar süreklerini itibarsızlaştırmaya hizmet etmektedir. Aleviliği en doğru yaşayanlar halen ocaklarından kopmayanlardır” dedi.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı, sosyal medya üzerinden kendi inanç ritüelleri hakkında hedef gösterilmesiyle ilgili olarak bir açıklamada bulundu. Taşdelen Cemevi’nde yapılan açıklamaya dernek yöneticilerin yanı sıra Hubyar Ocağı dedeleri ve talipleri de katıldı.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı’nın yaptığı açıklamayı Hubyar Kültür Vakfı Başkanı Kazım Çelik okudu.

    Kendilerine özgü yapılan cemle ilgili konuşan Çelik, “Hubyar Sultan Ocağı süreklerini ve tarihsel süreçlerini bilmeden tehvid çekmeyi gerici, İslamcı cemaat ve eli kanlı cihadist örgütlerinin anlayışı ile bir tutmaktadır” dedi. Çelik, sosyal medyada çıkan yorumlara tepki göstererek, “Yüzyıllardır olan bu süreği kimse yok sayamaz ve gericilik diye tanımlayamaz” diye belirtti.

    “YOL BİR SÜREK BİNBİRDİR”

    Hubyar Kültür Vakfı Başkanı Kazım Çelik, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Hubyar Sultan Ocağı yüzyıllardır Alevi inancını yaşatan günümüze taşıyan ve aktif olarak halen yüzlerce köyde inancın gereğini yerine getirerek yolumuzu sürdüren ocaklardan biridir. Diğer ocaklar gibi Hubyar Sultan Ocağı’nın kendine özgü sürekleri ve cemleri vardır. Bunlardan bir olan Hızır oruncunu da yedi gün tutar ve her akşam Hızır Cemi yaparız. Hubyar ocağı mensupları sadece bu ceme özgün nefesler eşliğinde tevdit çekerler.

    Köylerimizde ve bulunduğu şehirlerde bu uygulama halen devam etmektedir. Kentleşmenin getirdiği ve perşembe günleri yapılan cemlerden farklı olarak yapılan cemlerimiz sosyal medya aracılığıyla yapılan paylaşımlar sonrası bazı çevreler ve kişiler tarafından hedef gösterilmektedir. Kendilerini Aleviliğin bilir kişisi yerine koyanlar ne Hubyar Sultan Ocağı süreklerini ne tarihsel süreçlerini bilmeden tevhit çekmeyi gerici İslamcı cemaat ve eli kanlı cihadist örgütlerinin anlayışı ile bir tutmaktadır. Herkes kendi gördüğü ve yaşadığı Aleviliği en doğru Alevilik zannetmekte ve yeni karşılaştığı böyle sürekleri de Alevilikte olmadığını ısrarla beyan etmektedirler. Bu yaklaşım hem Aleviliğe zarara vermekte hem de Hubyar süreklerini itibarsızlaştırmaya hizmet etmektedir. Aleviliği en doğru yaşayanlar halen ocaklarından kopmayanlardır. Yüzyıllardır olan bu süreği de kimse yok sayamaz ve gericilik diye tanımlayamaz. Aleviliğin özünü arayanlar, kendi dünya görüşlerine uyarlayarak değil ocakları kaynak alarak aramalarını öneririz. Yol bir sürek binbirdir.

    Tehvid çekmenin Hızır Cemlerimizde olduğunu paylaşır ve sosyal medyadan hedef haline getirenlerin Alevi sorumluluklarını tekrar hatırlatır kamuoyunun bilgisine sunarız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hubyar köyüne hizmet gitmemesi Meclis’e taşınmıştı; Bakan Yerlikaya’dan yanıt geldi

    Hubyar köyüne hizmet gitmemesi Meclis’e taşınmıştı; Bakan Yerlikaya’dan yanıt geldi

    PİRHA-Tokat Almus Kaymakamı’nın kendisine teşekkür etmeyen Hubyar köyü muhtarına tavır alarak köye hizmet götürmemesini DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sormuştu. Soru önergesine yanıt veren Yerlikaya, “Tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapılmaktadır” iddiasında bulundu. 

    Tokat il merkezine 120 kilometre mesafede bulunan Almus ilçesine bağlı Hubyar köyü, hem bir dergâha ev sahipliği yapıyor hem de bölgedeki Alevilerin inanç merkezi konumunda. Ancak devletin/iktidarın, Alevi köylerine yönelik ayrımcı politikası devam ediyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat Almus Kaymakamı’nın kendisine teşekkür etmeyen Hubyar köyü muhtarına tavır alarak hizmet götürmemesini Meclis gündemine taşıyarak 17 Temmuz 2024 tarihinde soru önergesi vermişti.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın soru önergesine yanıt verdi.

    “AYRIM YAPILMASIZIN HİZMET YAPILMAKTADIR”

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, soru önergesine verdiği yanıtta tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapıldığını savundu.

    Bakan Yerlikaya şunları kaydetti:

    “İstanbul Milletvekili Celal Fırat tarafından verilen 7/14882 sayılı yazılı soru önergesi incelenmiştir. Soru önergesinde bahsi geçen Hubyar Köyüne yardım gitmediği iddiaları ile ilgili olarak bahsi geçen köye 1100 metre 63`lük içme suyu borusu, 10 adet maşon ve 5 adet çöp konteyneri verildiği, adı geçen köyün çöplerinin düzenli olarak toplandığı, köydeki su depolarına klorlama cihazı takıldığı, şenlik alanı ile şenlik alanına giden yolların bakım onarımının yapıldığı, yapılan yardımlarla ilgili malzemelerin Köy Muhtarına teslim edildiği, köyün anayolunun 2017 yılı ve 2020 yıllarında yapımının tamamlandığı, İlçe Özel İdare Müdürlüğü tarafından yağışlardan dolayı çökmeler ve bozulmalar meydana gelen köy yollarının yapımlarına devam edildiği, soru önergesinde bahsi geçen köy yollarının kilitli parke taşı ihalesinin 2024 yılında yapıldığı anlaşılmış olup tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapılmaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Almus Kaymakamı’ndan Alevi olan Hubyar Köyü’ne hizmet ayrımcılığı!-VİDEO
    -Fırat, Almus Kaymakamının Alevi köyüne tavır almasını İçişleri Bakanına sordu
    -Hubyar Sultan AKD’den, Hubyar köyüne hizmet götürmeyen Almus Kaymakamı’na tepki!

  • Defineciler, Alevilerin kutsal mekanını dinamitle tahrip etti; Kenanoğlu’ndan büyük tepki-VİDEO

    Defineciler, Alevilerin kutsal mekanını dinamitle tahrip etti; Kenanoğlu’ndan büyük tepki-VİDEO

    PİRHA – Almus İlçesine bağlı Hubyar köyünün Tekeli Yaylası zirvesinde “Dokuzlar” diye adlandırılan kutsal mekan, defineciler tarafından dinamit kullanılarak tahrip edildi. Hubyar köylülerinden 27. Dönem HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu büyük tepki göstererek, “İnsanların inancına neden saygı duymuyorsunuz? Yüzyıllardır korunmuş bir yeri neden böylesine hunharca tahrip ediyorsunuz? Bu nasıl terbiyesizlik? Tabii ki hukuki olarak adım atmanın zamanı geldi” dedi. 

    Alevi toplumu tarafından kutsal görülen değerlere yönelik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Benzer bir çirkin girişim haberi de Tokat’tan geldi.

    Almus İlçesine bağlı Hubyar köyüne dönük baskı ve hizmet götürmeme politikasının ardından bir de kutsal görülen ziyaretlere yönelik fiziki saldırı gerçekleşti.

    Tekeli Yaylası zirvesindeki 9 taşlı evliyadan ötürü “Dokuzlar” diye de adlandırılan kutsal mekan, geçmiş yıllarda olduğu gibi yine tahrip edildi. Ancak bu kez tahribatın izi bir hayli derin oldu.

    Hubyar köylülerinden 27. Dönem HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun aktardığı bilgilere göre, defineciler, dinamitle bölgede arama yaptı.

    ALTIN ARAMAK İÇİN İSKELE KURDULAR!

    Ali Kenanoğlu, kutsal mekanlarına yönelik yapılan saldırıyla ilgili hukuki girişimde bulunacaklarını aktararak şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Buraya Tekeli Dağı, Kutsal Dokuzlar deriz. Niyaz etmeden kimse buradan ayrılmaz. Aleviler açısından bu toprakların her bir karışı kutsaldır. Fakat bazıları da buralarda kendilerince altın, hazine arıyor. Geçen yıl Hubyar’ın 7 koyun aldığı yeri göstermiştik, şimdi buraları tahrip edip altın aramak için iskele dahi kurmuşlar. İnanılacak gibi değil. Son bir yıl içerisinde yeniden dinamitle zarar verip darmadağın etmişler. Yeniden çevreyi kazmışlar. Yani akıl alır gibi değil. Hangi kafa, hangi mantık insanları buraya getiriyor? Bu topraklarda zenginleşmeye sebep olacak herhangi bir üretim aygıtı yok. Bu topraklarda yaşamış Ermeniler, Rumlar olsa bile her Ermeni ve Rum ismini duyduğunuzda zengin insanlar aklınıza gelmesin. Bu toprakların 3 ay yaz 9 ayı kış. Burada kim, nasıl zengin olacak? Bu mümkün değil. Kaldı ki bu toprakların tarihi yerleşimi belli. Hubyar Sultan’dan önce bir yerleşim de yok.

    “İNANCA NEDEN SAYGI DUYMUYORSUNUZ?”

    İnsanların inancına neden saygı duymuyorsunuz? Hadi siz inanmıyorsunuz başkalarına neden saygı duymuyorsunuz. Yüzyıllardır korunmuş bir yeri neden böylesine hunharca tahrip ediyorsunuz? İnanılmaz bir şekilde dinamitleyerek ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz? Bu nasıl terbiyesizlik? İnşallah siz de Hubyar tarafından çarpılırsınız! Ama tabii ki hukuki olarak da adım atmanın zamanı geldi.”

    PİRHA/TOKAT

  • ‘Rüyamda gördüm’ diyerek inşaat başlattılar; Gönül Ana’nın mezarını ziyaret edemiyoruz’-VİDEO

    ‘Rüyamda gördüm’ diyerek inşaat başlattılar; Gönül Ana’nın mezarını ziyaret edemiyoruz’-VİDEO

    PİRHA – Hubyar Köyü’ne bağlı Tekeli Dağı’ndaki Gönül Ana’nın mezarı göz göre göre tahrip edildi. Dede Erdoğan Sezer, bir kişinin, söz konusu mezarlığı rüyasında görüp üzerini kapatmak için inşaat başlattığını, ancak civardaki insanların buna rızalık vermediğini aktardı. Sezer, “Şimdi türbeye varıp niyaz dahi edemiyoruz. Bu durum beni çok üzdü” diye de belirtti.

    Tokat’ın 2640 rakımlı Tekeli dağının son düzlüğünde yer alan Gönül Ana’nın mezarlığı, yöre halkı tarafından kutsal görülüp ziyaret ediliyor. Hubyar Sultan’ın eşi olarak da bilinen Gönül Ana’nın mezarlığı, bugünlerde tuğla yıkıntıları içerisinde kaldı.

    Hubyar Ocağı’na mensup Erdoğan Sezer Dede, mezarlık çevresine yapılmak istenen inşaat nedeniyle yıkıntı oluştuğunu ve mezarlığın tahrip edildiğini aktardı. Konuya ilişkin video paylaşan Dede Erdoğan Sezer, konuya dair PİRHA’ya da görüş verdi.

    “RIZALIK OLMADAN BU İŞLER OLURSA…”

    Paylaştığı videoda ‘Gönül Ana üstünün kapanmasını istemez’ diyen Erdoğan Sezer Dede, rızasız inşaat yapmak isteyenleri eleştirdi. Tuğla ile örülen tüm duvarların fırtına sebebiyle yıkıldığını aktaran Sezer, “Bunu yapmak bir marifet ama bu ayıbı kaldırmak da ikinci bir marifet olması gerekir. Utanç verici bir hal. Destursuz lokma yenmez, destursuz yola gidilmez. Rızalık olmadan bu işler olursa ‘dağ başına kış gele, insan başına iş gelir’ hesabı…” ifadelerini kullandı.

    RÜYA GÖRÜP İNŞAAT YAPTI, MEZARI DA TAHRİP ETTİ!

    Fırtına sebebiyle yıkılan inşaatının malzemeleri metrelerce uzaklara da savruldu.

    “Toplumsal bir ayıp” yaşandığını belirten Erdoğan Sezer Dede, konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Toplumun duyarlı davranması için o videoyu paylaştım. Sonrasında bazı kişiler arayıp videoyu kaldırmamı istedi. Eleştirenler de oldu. Kimi insanlar ‘biz bu inşaatı yapacağız’ diyorlar. Gönül Ana, üstünü rızalık olmadığından dolayı kapatmak istemiyor ama karşı taraf anlamak istemiyor! Gönül Ana, bizim öğretimizdeki anlatılanlara göre Yalıncak Sultan’ın kız kardeşi ve Hubyar’ın eşi oluyor. Gönül Ana’nın 13. yüzyılda Hakk’a yürüdüğü söyleniyor ancak net bir tarih yok. Bu ziyaret de sembol olarak mıdır yoksa gerçek bir mezar mıdır bilemiyoruz ama şimdiye kadar ceddimizden biz öyle gördük.

    “ŞİMDİ TÜRBEYE VARIP NİYAZ DAHİ EDEMİYORUZ”

    Bir talip, bu ziyareti rüyasında görmüş ve ‘burayı yaptıracağım’ demiş. Köy muhtarlığı ile ilişkiye geçiyorlar ama burada daha önce de başkaları değişik amaçla inşa yaptırmak istemişti, onlara da yaptırmamışlar. Şimdi bizim köydeki tekkelerde mahkemelik olayları olduğundan dolayı karşı taraf, köy muhtarlığına, burasının yapılmaması gerektiğini, köylünün rızasının olmadığı için müsaade etmemiş. Ve sonrasında mahkemeye vermişler. Ancak beni ilgilendiren boyutu şu; bir insan, bir türbeyi rüyasında görebilir, oraya bir kurbanlık ya da hizmet için bir aşevi yaptırması da çok doğaldır. Ama bunlar yapılırken de rızalık makamından geçmesi gerekir.

    Ben her sene Hubyar’a geldiğimde o zirvedeki yere kadar çıkar, ziyaretlerimi yaparım. O zirveye çıkarken Gönül Ana’nın mezarı yol üstünde olduğu için oraya da uğrarım. Geçen sene Gönül Ana’nın başına vardığımda üstündeki çatılar yapılmıştı. Ben espri yaptım ve ‘Gönül Ana, üstünün kapanmasını istemiyor’ dedim. Tahminimce 2. senesi dolmuştu ve sıvası falan yapılmamış, perişan haldeydi. Sonrasında dedim ki ‘Gelin bu çatıyı yapın.’ Bu sene ise gittiğimde o çatıyı bırak, duvarlar falan uçmuş ve türbenin üzerine yıkılmıştı. Şimdi türbeye varıp niyaz dahi edemiyoruz. Bu durum beni çok üzdü.”

    “MUHTAR TOPLUMU DUYARLILIĞA ÇAĞIRMALI”

    Türbe inşaatının yıkılmasının ardından köy muhtarıyla görüşme yaptığını da söyleyen Erdoğan Sezer Dede, aktarımını şu sözlerle sürdürdü:

    “Yeni seçilen muhtar, yaşananlara biraz agresif yaklaştı. Ben de ‘buyurun kamuoyunda bu durumu tartışalım’ diye belirttim. Yaptığım paylaşımları kaldırmam gerektiği yönünde birtakım talepte bulunup, yaptıklarımın yanlış olduğunu söyledi. Ben de görünen gözün kılavuz istemeyeceğini söyledim. ‘Yarın oraya bir Alevi can geldiği zaman mahçup olur, utanırım’ dedim. Toplumu duyarlılığa çağırması gerektiğini söyledim. Hatta ‘rüyasında gören can gelsin, burayı temizlesin’ dedim. Yoksa ben bir traktör alır, buraya gelir ve oraları temizletirim, benim için sorun yok ama bu yanlış olur. Muhtar, ‘o yazıları kaldıracaksın’ dedi. Ben de ‘Sayın Muhtar, madem siz bu kadar duyarlısınız, buranın tadilatını yapın. Sonrasında gidin kamuoyunu bilgilendirin’ dedim. Bir kamu görevlisinin görevi halkı bilgilendirmek, ihtiyaçları gidermektir. Oraya imar olmaz. Çünkü orası ormanlık Mera arazisi.”

    Eren GÜVEN/TOKAT

  • Alevi inanç merkezine ayrımcılık; Hubyar’da çöpler toplanmıyor-VİDEO

    Alevi inanç merkezine ayrımcılık; Hubyar’da çöpler toplanmıyor-VİDEO

    PİRHA-Tokat’ın Almus ilçesine bağlı bir inanç merkezi olan Hubyar köyünde çöpler toplanmıyor. Bir video yayımlayarak soruna dikkat çeken eski HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi inanç merkezlerine yönelik ayrımcılık yapıldığını belirtiyor.

    Tokat il merkezine 120 kilometre mesafede bulunan, Almus ilçesine bağlı Hubyar Köyü, hem bir dergaha ev sahipliği yapıyor hem de bölgedeki Alevilerin inanç merkezi konumunda. 16. yüzyılda yaşamış Hubyar Sultan’ın türbesini de içeren Hubyar Sultan Tekkesi Dergahı, Türkiye’deki en önemli Alevi inanç merkezlerinden biridir. Hubyar köyü, Alevilerin köklü ocaklarından Hubyar Sultan Ocağı’nın da merkezidir.

    “ÇÖP KONTEYNERİ VERİLMEDİĞİ İÇİN ÇÖPLER ETRAFA ATILIYOR”

    Bu konumundan dolayı özellikle yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrayan Hubyar Köyü’nde büyük çöp yığınları oluşuyor ve bunlar toplanmıyor. Aynı zamanda Hubyarlı olan 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, bir video yayımlayarak bu soruna dikkat çekti. Mahallelerin etrafında her sene büyük çöp yığınları oluştuğunu, bu çöplerin rüzgarda uçuşarak etrafa dağıldığını, ağaçların bile çöplerle dolduğunu belirten Kenanoğlu, “İdareciler çöp konteynerleri vermediği için insanlar çöplerini buralara atıyorlar. Bu çöpler nedeniyle yaban hayvanları ve özellikle ayı hep burda oluyor, dışkısını bırakıyor, çevreyi dağıtıyor. Kesilen kurbanların derileri de buraya atılıyor. Burada çöplerle beraber bir hayat oluşuyor ve etrafa çok kötü kokular yayılıyor” dedi.

    “ALEVİ İNANÇ MERKEZLERİNE YÖNELİK AYRIMCILIK YAPILIYOR”

    Köylülerin bu durumdan şikayetçi olduğunu, herkesin şikayetçi olduğunu ama herkesin de çöp atmaya devam ettiğini vurgulayan Kenanoğlu, “Ama biz çöpü buraya atanları suçlayıp işin içinden çıkamayız. Bu işte idarenin kabahati çok büyük. Çöp sorununa çözüm bulmayan yetkililer bunun en baş sorumlusudur. Neticede burası bir Alevi inanç merkezi, buraya gerekli hassasiyet gösterilmiyor. Burayla ilgili çok müracaatta bulunduk. Muhtarlar dilekçe verdi. Milletvekiliyken defalarca görüştüğüm bütün yetkili makamlara, buranın çöp sorunun önemli olduğunu ifade ettim ama hala hiçbir şey yapılmadı” dedi.

    Kenanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Her defasında manevi değerlerden bahseden bir iktidar var ve bu iktidarın bir Alevi inanç merkezine yaklaşımını buradan görüyoruz ve sorguluyoruz. Alevi inanç merkezlerine yönelik ayrımcılık yapılıyor. Burası Sunni inanç yapısına sahip bir dergaha ait olsa her türlü ihtiyacı karşılayacak hizmetler sunulurdu ama o kadar başvuruya, dilekçeye, ısrara rağmen buraya iki tane çöp konteyneri bile gönderilmiyor”

    Eyüp Hanoğlu/TOKAT

  • ‘Mecliste bizi temsil edecek olan erkekliğin çok daha ötesindeyiz’

    ‘Mecliste bizi temsil edecek olan erkekliğin çok daha ötesindeyiz’

    PİRHA – Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Meclis’in erkek ve gerici tablosu için “Son seçimlerle birlikte bu eğilim eşitlik ve özgürlüğü talep eden bir çizgiye değil; varolandan daha geriye düştü” dedi. Kantekin, Alevi kadınlar olarak yeni çıkış yolları arayabileceklerini vurgulayarak “Diğer kadın örgütleri ile daha çok yan yana gelebiliriz” şeklinde konuştu. 

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. yasama döneminde çoğunluğun Cumhur İttifakı’nda olması, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi gibi kadın ve LGBTİ+’lara yönelik radikal söylem ve politikaları olan partilerin meclise girmesi kadınlar açısından kaygı verici bulunuyor. 6284 Sayılı Yasa’nın kaldırılmasına dönük sinyaller verilmesi, LGBTİ+’ların ‘sapkın’ olarak tanımlanması, kadınların kamusal alandan soyutlanarak cinsiyetlerine göre çalışmalarının savunulması ve daha bir çok kadın düşmanı söylemler, toplumda tepkiyle karşılanıyor.

    Yasama çoğunluğunun Cumhur İttifakı’nda olması kadınlar özelinde en çok Alevi kesimi etkileyeceği endişesi yükseliyor. Sağcı ve erkek egemen meclisi değerlendiren Alevi kadınlar, tüm zorluklara rağmen hayatları için mücadele edeceklerinin altını çiziyorlar.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, kadınların haklarının elinden alınmasını talep eden siyasi kimliklerin artık mecliste olduğunu söyleyerek bunun her kadın için endişe verici olduğunu dile getirdi. Bir kadın ve bir Alevi olarak da yeni döneme dair değerlendirme yapan Kantekin, gidişattan umutlu olmadığını ancak insanlardan umutlu olduğunu belirterek “ Alevi kadınlar olarak yeni çıkış yolları arayabiliriz” dedi.

    “HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMEYİZ”

    Kantekin, bir kadın ve bir Alevi olarak meclisin erkek ve gerici tablosunu “Görünen o ki gelecekte daha çok mücadeleye, dayanışmaya ihtiyacımız olacak” diyerek şöyle değerlendirme yaptı:

    “Meclis’te daima hakim bir erkeklik ve gericileşme eğilimi gösteren bir toplam mevcuttu. Son seçimlerle birlikte maalesef bu eğilim eşitlik ve özgürlüğü talep eden bir çizgiye değil; varolandan daha geriye düştü. Kadınların sahiplendirilmesi gerektiği düşüncesi ulu orta söylenebilecek bir söylem haline geldi maalesef. Cinsiyet eşitliğini savunan ve bunu hayata geçirmeye çalışan biz kadınlar, mecliste bizi temsil edecek olan erkekliğin çok daha ötesindeyiz. Biz haklarımızdan özgürlüğümüzden vazgeçmeyiz.”

    “ALEVİ KADINLAR OLARAK YENİ ÇIKIŞ YOLLARI ARAYABİLİRİZ”

    Kantekin, gerçekliği olmayan umut söylemlerinden sıkıldığını belirterek, yeni döneme dair şunları söyledi:

    “Bir kadın ve bir Alevi olarak maalesef dünyanın değişim ve dönüşümüne dair umutlu şeyler söyleyemeyeceğim. Öncelikle gerçekliğimizin farkında olup, içinde bulunduğumuz duruma dair analizlerimizi yapıp, bu gericileşmeye dair neler yapabiliriz üzerine düşünüp, Alevi kadınlar olarak yeni çıkış yolları arayabiliriz. Ve diğer kadın örgütleri ile daha çok yan yana gelebiliriz. Gidişattan umutlu değilim ama insanlardan umutluyum. Ne olursa olsun özgür, eşit, adil yaşama olan isteğimizden umutluyum.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > ‘Alevi kadınlar olarak Meclis’teki sağcı ittifaka karşı mücadeleyi büyütmeliyiz’-VİDEO

     

  • Sezgin Kartal için tutuklama talebi: ‘Alevi dünyasının sesi, soluğuydu’-VİDEO

    Sezgin Kartal için tutuklama talebi: ‘Alevi dünyasının sesi, soluğuydu’-VİDEO

    PİRHA-Çalışan Gazeteciler Günü’nde gözaltına alınan gazeteci Sezgin Kartal “örgüt üyeliği” şüphesi ve tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Kartal için adliye önünde açıklama yapıldı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe “Sezgin arkadaşımız birçok kesimin sözcüsüydü. Ama aynı zamanda Alevi bir gazeteciydi. Alevi dünyasının da sesi, soluğuydu” dedi.

    İstanbul’da 10 Ocak’ta evi polis tarafından basılarak gözaltına alınan gazeteci Sezgin Kartal bugün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda savcılığa çıkarıldı. Savcı, gazeteci Kartal’ı “örgüt üyeliği” şüphesi ve tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti.

    Kartal’ın çalışma arkadaşları, gazeteciler ve Alevi kurumları ise adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, ve genel sekreteri Yeşim Kantekin, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, Gazeteci Dayanışma Ağı (GDA), SODAP, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) temsilcileri de katıldı.

    “ÜLKEYİ YÖNETEMEZ HALE GETİREN İKTİDARIN SON ÇIRPINIŞLARI”

    Açıklamada ilk olarak söz alan Gazeteci Dayanışma Ağı’ndan Atakan Sönmez, “Sezgin Kartal, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde gözaltına alındı. Sezgin Kartal ve gazeteciler yıllardır hakikati aktarmak için mücadele ediyor. İşlerini yaptıkları için bedel ödüyor” dedi.

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan ise “Ülkede baskının ve zulmün her geçen gün arttığının farkındayız. Bu ülkede mesleğini yaptığı için susturulmaya çalışılan, gözaltına alınan, tutuklanan onlarca, yüzlerce gazeteci var. Bu ülkede siyasetçiler, aydınlar tutsak. Birlikte mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor. Ülkeyi yönetemez hale getiren iktidarın son çırpınışları bu. Buna karşı dayanışmayı büyütmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

    “SEZGİN KARTAL AYNI ZAMANDA ALEVİ BİR GAZETECİYDİ”

    Kartal’ın Alevi kimliğine vurgu yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe de şunları söyledi:

    “Sezgin arkadaşımız birçok kesimin sözcüsüydü. Ama aynı zamanda Alevi bir gazeteciydi. Alevi dünyasının da sesi, soluğuydu. Yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz büyük Alevi kurultayında verdiğimiz mesajların nasıl da doğru olduğunu gösteren bir gelişme. Aynı şekilde Sarıyer Şube Başkanımız Beyhan Gün ile yöneticimiz Şimal Deniz de uydurma gerekçelerle içeride tutuluyor. Bunların hepsi geçecek. Mücadeleyi büyütmemiz gerek. Gidiyorlar. Gidecekler. Gider ayak bu kumpasları yapıyorlar.

    HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay ise “İçişleri Bakanlığı tüm demokrasi güçlerini suçlu ilan ediyor. Polisi baskı aracı, yakası ilikli yargıyı, havuz medyasını kullanarak demokrasi güçlerini, özgür basın çalışanlarını kriminalize etmeye çalışıyor. Sezgin Kartal özgür bir kalem. Hakikatin peşinde bir arkadaşımız. Yaptığı işlerden dolayı sindirilmek isteniyor. Sabah saatlerinde kapısı kırılarak gözaltına alındı. Biz bu şafak operasyonlarını özellikle son yedi yıldır demokrasi güçleri olarak çok sık görüyoruz. Eğer o kapı çalınsaydı elbette ki Sezgin Kartal o kapıyı açacaktı. Davet edilseydi adliyeye gelecekti. İfade verecekti. Ama istedikleri adalet değil” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Peruza Kenanoğlu Hubyar Köyü’nde toprağa sırlandı

    Peruza Kenanoğlu Hubyar Köyü’nde toprağa sırlandı

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Hakk’a yürüyen annesi Peruza Kenanoğlu, Tokat’ın Almus ilçesi Hubyar Köyü’nde toprağa sırlandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu‘nun Hakk’a yürüyen annesi Peruza Kenanoğlu, Tokat Almus’un Hubyar Köyü’nde toprağa sırlandı. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi Başkanı Nurettin Aksoy dede tarafından yürütülen erkâna, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Adana Milletvekili Kemal Peköz, Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Yeşil Sol Parti Tokat İl Eş Başkanı Eraslan Karataş, Sol Parti Tokat İl Başkanı Erdoğan Doğan, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Hubyar Vakfı Başkanı Kazım Çelik, HDP Çorum İl Eş Başkanı Şeref Karataş, HDP Samsun il yöneticisi Nuray Bedirkurum da katıldı.

    PİRHA/TOKAT

  • Peruza Kenanoğlu, Yenidoğan Cemevi’nden Tokat’a uğurlandı-VİDEO

    Peruza Kenanoğlu, Yenidoğan Cemevi’nden Tokat’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Hakk’a yürüyen annesi Peruza Kenanoğlu, İstanbul Yenidoğan Cemevi’ndeki törenin ardından toprağa sırlanmak üzere Tokat Almus’un Hubyar Köyü’ne uğurlandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu‘nun Hakk’a yürüyen annesi Peruza Kenanoğlu, İstanbul Sancaktepe’deki Yenidoğan Cemevi’nden Tokat’a uğurlandı. Peruza Kenanoğlu yarın Tokat ili Almus ilçesi Hubyar Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    Yenidoğan Cemevi’ndeki törene Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları İbrahim Karakaya, Hubyar Sultan Alevi kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Oya Ersoy, Garo Paylan, Rıdvan Turan, Musa Piroğlu, HDP il ve ilçe yöneticileri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Danışmanı Murat Kantekin ile Can TV ve PİRHA çalışanları da katıldı.

    “ANNEMİZİ DOĞDUĞU TOPRAKLARDA SONSUZLUĞA UĞURLAYACAĞIZ”

    Annesinin tabutu başında kısa bir konuşma yapan Ali Kenanoğlu, “Bize annelik etmiş, evlatlar, torunlar yetiştirmiş. Biz de ona evlatlık etmeye çalıştık. Biz ondan razıydık. Umarım ki Hak da bizden razı olur. Annemizi doğduğu, yaşadığı, büyüdüğü, dağlarında, taşlarında ekin biçtiği topraklara götüreceğiz. Orada sonsuzluğa uğurlayacağız” dedi.

    Törenin ardından Peruza Kenanoğlu, Almus’un Hubyar Köyü’nde toprağa sırlanmak üzere Tokat’a uğurlandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun annesi Peruza Ana Hakk’a yürüdü

  • HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun annesi Peruza Ana Hakk’a yürüdü

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun annesi Peruza Ana Hakk’a yürüdü

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun annesi Peruza Kenanoğlu Hakk’a yürüdü. 28 Kasım Pazartesi günü İstanbul’dan Tokat’a uğurlanacak olan Peruza Kenanoğlu, salı günü Almus’un Hubyar Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu‘nun annesi Peruza Kenanoğlu Hakk’a yürüdü. Peruza Kenanoğlu 28 Kasım Pazartesi günü İstanbul Yenidoğan Cemevi’nden Tokat’a uğurlanacak, salı günü ise Almus’un Hubyar Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    Ali Kenanoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Her yolun, her yolculuğun bir sonu var… Annem ‘Peruza Ana’ aramızdan göçtü. Ailemizin ve Annemin sevgili Can taliplerinin başı sağolsun. Mekanı ecdadımız Hubyar Sultan’ın Gönül Ana’nın yanı olsun. Annem 28 Kasım Pazartesi Saat 14:00 – 16:00 arası Yenidoğan Cemevi’nden yapılacak uğurlamayla Tokat Almus Hubyar Köyü’ne yolcu edilecek ve salı günü köyde toprağa sırlanacaktır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • GADEV Alevi Akademisi’nde Hubyar Sultan Ocağı ve Yol Erkanı anlatıldı

    GADEV Alevi Akademisi’nde Hubyar Sultan Ocağı ve Yol Erkanı anlatıldı

    PİRHA- GADEV (Garip Dede Dergahı Vakfı) Alevi Akademi’sinde dersler devam ediyor.

    GADEV (Garip Dede Dergahı Vakfı) Alevi Akademi’sinde dersler devam ediyor. Akademide bu hafta, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve Veli Düldül Dede ‘Hubyar Sultan Ocağı ve Yol Erkanı’ başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

    HDP’li Kenanoğlu, yaptıkları sunuma ilişkin sosyal medya hesabından da paylaşım yaparak, “GADEV Alevi Akademisi’nde Veli Düldül dedemizle birlikte ‘Hubyar Sultan Ocağı ve Yol Erkanı’ başlıklı sunumumuzu gerçekleştirdik. Bu buluşmayı sağlayan GADEV Alevi Akademisi’ne ve tüm katılımcılara çalışmalarında başarılar dileriz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi başkanlardan cemevine konut statüsü verilmesine tepki: Kesinlikle kabul etmiyoruz

    Alevi başkanlardan cemevine konut statüsü verilmesine tepki: Kesinlikle kabul etmiyoruz

    PİRHA- Alevi kurum başkanları, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi yerine konut statüsü verileceğini açıklamasına tepki gösterdi. Başkanlar, “Bizim meselemiz sadece gelen yüksek faturalar değil. Biz cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesini istiyoruz. Cemevleri ibadethane sayılmadığı müddetçe faturalarımızı ödemeyeceğiz” ifadelerini kullandılar. 

    Çok sayıda Alevi kurumu geçen hafta, cemevlerinin ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilerek yüksek elektrik faturaları gönderilmesine tepki göstererek, yargıya başvurdu. Gelen tepkiler üzerine AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün kabine toplantısının ardından yüksek elektrik zamlarına değinerek, elektrik tarifesinin yeniden düzenleneceğini duyurdu.

    Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, sivil toplum kuruluşlarının, dernekler, vakıflar, cemevleri de dahil olmak üzere bu tür kurumların elektrik aboneliğinin ticarethane statüsünden konut statüsüne dönüştürüleceğini söyledi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü vermek yerine konut statüsüne dönüştürüleceği şeklindeki sözlerine tepki gösterdi.

    “DEMOKRATİK BİR ÜLKE OLACAKSAK HİÇBİR İNANÇ MERKEZİNE KATKI SUNULMASIN”

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi toplumunun sorununun elektrik faturaları değil eşit yurttaşlık hakkı olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “Bizim elektrik faturalarına yaptığımız itirazlar hak arama mücadelemizin bir parçasıydı. Mesele sadece ticarethaneden çıkarılsın konuta çevrilsin, faturalar düşsün meselesi değildir. Gelen tepkiler üzerine böyle bir karar vermeleri de anlamlı tabii ki ama bu kesinlikle Alevi toplumunun taleplerinin yanından bile geçmiyor. Biz cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesini istiyoruz. Bize herhangi bir hak vermek istediklerinde veya bir adım attıklarında bizi asimile etmeye, kendilerine benzetmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Bu yaklaşımlar da doğru değil. Anayasanın 24’üncü maddesinde eşit yurttaşlıktan bahsediliyor, din ve vicdan özgürlüğünden bahsediliyor. Net bir şekilde görülüyor ki, devletin Alevi toplumuna bakışı hak temelli değildir. Devletin başına hangi siyasi iktidar gelirse gelsin bu devlet aklıyla hareket ediyor.
    Hiçbir inanç merkezine hiçbir hak verilmemeli aslında. Gerçek anlamda demokratik bir ülke olacaksak herhangi bir inanç merkezine katkı sunulmasın, bizlerden vergi de alınmasın. Devlet bu ötekileştirici, kutuplaştırıcı dilinden de vazgeçmeli.”

    “CEMEVLERİ İBADETHANE SAYILMADIĞI MÜDDETÇE FATURALARIMIZI ÖDEMEYECEĞİZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise, hükümetin Aleviler konusunda ikiyüzlü davranmaya devam ettiğini belirterek şunları aktardı:

    “Cemevleri dışındaki derneklerimizin, kurumlarımızın konut statüsünde sayılması olumlu ancak cemevleri ibadethane sayılmalıdır. Bizim asıl talebimiz budur. Elektrik faturaları yüksek gelince Alevi kurumları tepki gösterdiler. Türkiye’de hangi ibadethaneler konut statüsündedir? Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bizim bu konudaki tavrımız nettir. Elektrik faturalarını ödemedik, ödemeyeceğiz. Danışma kurulumuzda görüşeceğiz ve şöyle bir önerimiz olacak: Elektrik dağıtım şirketleri cemevlerinin faturasını direkt Enerji Bakanlığı’na kessin. Cemevlerine gelen elektrik faturalarının 100 lira ile 100 bin lira olması arasında hiçbir fark yoktur. Biz bunları daha önce de defalarca dile getirdik. Bizim itirazımız cemevlerinin ticarethane sayılarak yüksek elektrik faturaları gelmesine değildir. Bizim cemevlerimizin ibadethane sayılmasını istiyoruz. Alınan bu kararın Alevilerin talepleriyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Cemevleri ibadethane sayılmadığı müddetçe biz elektrik faturalarını zaten ödemiyorduk ödememeye de devam edeceğiz. Cemevleri ibadethane statüsüne kavuşturulsun isterse bir milyon lira gelsin faturalarımız. Konut ya da ticarethane değil, ibadethane sayılmalı.”

    “İKTİDAR AİHM KARARLARINI ISRARLA YOK SAYMAYA DEVAM EDİYOR”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, AİHM kararlarının iktidar tarafından hala ısrarla yok sayıldığını ifade ederek; “Aleviler olarak bu kararı kesinlikle kabul etmiyoruz. Bizim meselemiz sadece gelen yüksek faturalar değil. Diğer ibadethanelere yapılan ayrıcalıkların cemevlerine yapılmaması. Alevilerin vicdanını rahatlatacak bir karar değil bu. Bizim 27 Şubat’ta yapacağımız demokrasi ve laiklik buluşmamızda öncelikli gündemlerimizden birisi de bu olacak. Sadece zorunlu din dersleri değil aynı zamanda Alevilerin ibadethanelerinin tanınması meselesi de gündemimizde olacak. Tepkilerimizi sokakta dile getirmeye devam edeceğiz. Bu tür inkar politikaları son bulana kadar da mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Hubyar Kadın Meclisi ilk toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi-VİDEO

    Hubyar Kadın Meclisi ilk toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Hubyar Kadın Meclisi ilk buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Yeşim Kantekin, “Hayatın her alanında olduğu gibi Alevi örgütlenmesinde de kadın oluşumunun yer almasını, birlikte dayanışmayı geliştirmek istedik. Buralardaki erkek bilincinden biraz sıyrılıp kendi haklarının farkında olma eylemliliğini birlikte yaşıyoruz” dedi.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin 7 kişilik yönetimine, 11 Nisan 2021 tarihinde gerçekleşen 10’uncu olağan genel kurulunda 5 kadın seçildi. Geçtiğimiz mayıs ayı sonunda da Hubyar Kadın Meclisi oluşturulurken; ilk buluşma İstanbul Kasımpaşa’da yapıldı.

    “ERKEK BİLİNCİNDEN SIYRILMAK GEREKİYOR”

    Tanışma toplantısında CAN TV‘ye konuşan Yeşim Kantekin, kadın cinayetleri ve İstanbul Sözleşmesi’ne değinirken; “Bu dönem ilk defa yönetim kurulumuzda 5 kadın var. Bu durumun varlığı bizi yeni bir kadın oluşumuna yönlendirdi. Hubyar Kadın Meclisi yeni bir oluşum. Bu da ilk buluşmamız. Neden bir araya geliyoruz? Bu aslında iç ve dış siyasetin bizi etkilemesinin bir sonucu. Kadın hakları meselesi bütün dünyanın gündeminde. Türkiye’de de ciddi bir kadın meselesi sorunu var. Kadın cinayetleri devam ediyor. Kadın hakları yok sayılıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçildi. Hayatın her alanında olduğu gibi Alevi örgütlenmesinde de kadın oluşumunun yer almasını, birlikte dayanışmayı geliştirmek istedik. Buralardaki erkek bilincinden biraz sıyrılıp kendi haklarının farkında olma eylemliliğini birlikte yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Alevi inancında kadının önemli bir yerde olduğunu kaydeden kadınlar; kadın cinayetleri ile şiddetin son bulmasını temenni ederken; dayanışma çağrısında bulundular.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Hubyar Sultan AKD’den linççilere tepki: Dersim paylaşımı insanidir, Sarıbal’ın yanındayız

    Hubyar Sultan AKD’den linççilere tepki: Dersim paylaşımı insanidir, Sarıbal’ın yanındayız

    PİRHA- Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Yönetim Kurulu, Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı paylaşımdan sonra milliyetçilerin linç kampanyası başlatmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Orhan Sarıbal’ın yaklaşımı hem insani hem de demokrasinin gereğidir. Bu yaklaşımdan dolayı vekile yönelik siyasi linç girişiminin karşısında ve Orhan Sarıbal’ın yanındayız” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın Dersim Katliamı’nın yıldönümünde, ‘Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum’ paylaşımı ırkçı, gerici çevreler tarafından tepki çekmiş, Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Yönetim Kurulu yaptıkları yazılı basın açıklamasıyla yürütülen linç kampanyasına tepki göstererek Orhan Sarıbal’ın yanında olduklarını belirttiler.

    “HER ZAMAN YANIMIZDA OLAN DEĞERLİ BİR CANIMIZDIR”

    Yaptığı paylaşım nedeniyle CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın kendi partisinin içindekiler tarafından hedef haline getirildiğinin ve itibarsızlaştırılmaya çalışıldığının belirtildiği açıklama da şunlar aktarıldı:

    “Orhan Sarıbal duruşuyla mücadelesiyle kendini gösteren bir vekildir. Anti demokratik uygulamalara, yolsuzluklara, adaletsizliklere ve tarımdaki yanlış politikalara karşı tavrı ve pratiklerini biliyoruz. Bu anlamda halkın ve hakkın yanındaki tutumu nedeniyle değerli bir Can’ımızdır. Sadece Alevi hak talep mücadelesinde değil, Alevilere düşüncesi ve duruşu nedeniyle açılan davalarda, eylemlerimiz ve basın açıklamalarımızda her daim yanımızda olması nedeniyle örnek demokrat tavrı bizim için önemlidir.

    “SARIBAL’IN YAKLAŞIMI HEM İNSANİ HEM DE DEMOKRASİNİN GEREĞİDİR”

    Sosyal medya paylaşımıyla Alevilerin halen acılarını derin hissettiği Dersim Katliamı’nda yitirdiklerimizi insani olarak sahiplenmesi birilerini rahatsız etmiş olsa da hassasiyetlerimizi görmesi, biz Alevilerle dayanışması ve acılarımız paylaşması açısından değerli bir yaklaşımdır. Orhan Sarıbal’ın yaklaşımı hem insani hem de demokrasinin gereğidir. Bu yaklaşımdan dolayı vekile yönelik siyasi linç girişiminin karşısında ve Orhan Sarıbal’ın yanındayız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Hubyar isminin ticari patent tescili iptal edildi

    Hubyar isminin ticari patent tescili iptal edildi

    PİRHA- Hubyar ismine yönelik ticari marka işleminin iptali davası Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından kabul gördü. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada “Alevi Bektaşi toplumunun değerlerinin hiçbir kurum veya kişi tarafından isim patentinin alınmasının doğru olmadığını defalarca kamuoyu ile paylaşmıştık” denildi.

    Hubyar ismi bir kez daha ticari marka olmaktan kurtarıldı. Alevilerin kutsal isimlerinden Hubyar isminin ticari bir marka olarak tescili bir kez daha yargıdan döndü.

    Hubyar ismine yönelik ticari marka işleminin iptali davası Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından kabul gördü. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Hubyar, Aleviler, Bektaşiler için kutsallığı ve inançsal yaşamda ciddi bir yeri olmakla birlikte topluma mal olmuş bir isimdir” vurgusu yapıldı.

    “HUBYAR İSMİNİN TESCİLLENMEYECEĞİNE KARAR VERİLDİ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

    “Hubyar isminin ticari patentini almak isteyenler, derneğimiz ve Hubyar Kültür Vakfı’nın Alevi Kurumları ile 18 Ocak 2020 tarihinde Okmeydanı Cemevinde düzenlemiş olduğu toplantıda Alevi yol ve erkanlarına uymayan bu yanlıştan dönülmesi çağrısını dikkate almamışlardı. Bunun üzerine Hubyar Köyü Muhtarlığı tarafından tescilin iptali için açılan dava dün itibariyle sonuçlanmış ve Hubyar isminin tescillenemeyeceğine karar vermiştir.”

    NE OLMUŞTU?

    Hubyar isminin tescil ettirilmesine karşı Hubyar Köyü Muhtarlığı, Hubyar Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği hakkında dava açtı. İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne açılan davada, “HUBYAR” markasının hükümsüzlüğünün ve İhtiyati tedbir kararının verilmesi talep edilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi ocak evlatları: ‘Hubyar’ isminin ticarileştirilmesi inancımıza hakarettir

    Alevi ocak evlatları: ‘Hubyar’ isminin ticarileştirilmesi inancımıza hakarettir

    PİRHA- Alevi ocak evlatları, ‘Hubyar’ isminin ticari bir marka olarak tescillenmek istenmesine karşı bir bildiri yayınlayarak tepki gösterdi. Açıklamada, “Hubyar Sultan gibi iç Anadolu da Alevi değerini taşıyan ocaklarımızdan birisinin isminin tescili alınarak ticari meta haline getirilecek bir şeymiş gibi sunulması yaşadığımız değerlere hakarettir, kabul edilemez”dedi.

    Alevi ocak evlatları bir bildiri yayınlayarak ‘Hubyar’ isminin ticari marka olarak tescillenmesine tepki gösterdi. “Toplumları ayakta tutan değerleridir. Toplumsal değerler metalaştırılmamalı” denilen açıklamada, “Hubyar Sultan gibi iç Anadolu da Alevi değerini taşıyan ocaklarımızdan birisinin isminin tescili alınarak ticari meta haline getirilecek bir şeymiş gibi sunulması yaşadığımız değerlere hakarettir, kabul edilemez”dedi.

    “BU GİRİŞİMLER YOLUMUZA AYKIRIDIR”

    Bu girişimin derhal geri çekilmesi çağrısında bulunan Alevi ocak evlatları, mahkemelerin de değerlerine hassasiyet gösterecek kararlar alması gerektiği üzerinde duruldu.

    Hubyar Sultan’ın hem talipleri hem Alevi toplumu için önemli bir değer ve inanç önderi olduğunun altı çizilen bildiride, “İnançsal kutsallığı olan ve evrensel değer olan şahısların isminin ticari marka tescili ve kültürel tescili yapılamaz; hiçbir kurum veya hiçbir şahıs adına patent alınıp tekelleştirilemez. Topluma ait olanlar toplumsaldır birey menfaatlerden uzak tutulmalıdır. Bizler Hubyar sultan gibi taliplerine ışık olmuş ocaklardan gelen Yol’un talipleri olan ocak zade ve hizmet ehilleri olarak bu girişimi yolumuza aykırı bulmaktayız ve tescil girişimlerinden geri çekilip tüm değerlerimize sahip çıkılmasını istemekteyiz” denildi.

    Bidiride imzası olan Alevi ocak evlatlerı; Ali Koçak Baba Mansur Ocağı, Bilal Kılıç Hizmet Ehli, Cevahir Soysüren Sinemilli Ocağı, Cemal Şahin Hizmet Ehli, Efe Engin Qureyşan Ocağı, Hasan Doğan Cemal Abdal Ocağı, Hasan Han Qureyşan Ocağı, Haydar Buga Derviş Cemal Ocağı, H. Gazi Metin Hüseyin Gazi Ocağı, Hüseyin Bakır Sinemilli Ocağı, Hüseyin Soysüren Sinemilli Ocağı, Hamza Takmaz Qureyşan Ocağı, Kazım Açıktepe Qureyşan Ocağı, Nihat Çelik Sarı Saltık Ocağı, Özdoğan Sağlam Hizmet Ehli, Süleyman Deprem Sinemilli, Sevim Savunmaz Üryan Hızır Ocağı,  (HABER MERKEZİ)

  • Hubyar isminin ticari olarak markalaşmasına karşı tepkiler sürüyor-VİDEO

    Hubyar isminin ticari olarak markalaşmasına karşı tepkiler sürüyor-VİDEO

    PİRHA – Hubyar isminin ticari olarak markalaşmasına ilişkin Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı ve Alevi kurumları Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi’nde ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.

    5 Ekim 2018 tarihinde Hubyar Köyü Derneği, Hubyar köylülerine gönderdiği mesajda “Derneğimizin girişimleri sonucunda kültür mirasımız Hubyar ismi tescillenerek koruma altına alındı. Hubyar ismi Türk Patent ve Marka kurumu tarafından Hubyar Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği adına ülkemizin ulusal kültür değeri olarak tescillenmiş ve kültürel mirasımız olarak koruma altına alınmıştır” demişti.

    Konuyla ilgili Ekim 2018’de bir açıklama yapan Hubyar Kültür Vakfı ise Hubyar isminin kültürel miras olarak tescillenmediğini ticari bir marka olarak tescillendiğini belirtti.

    Konuya ilişkin Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı, ve Alevi kurumları Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi’nde ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği önceki başkanı Aydın Deniz’in açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda ilk olarak divan oluşturuldu. Divana Üryan Hızır Ocağı evladı Veli Büyükşahin, Şahkulu Dergahı Yönetim Kurulu Üyesi Atilla Taş ve ABF Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Güneş oturdu.

    Divan’da konuşma gerçekleştiren Veli Büyükşahin ocak yapısının önemine vurgu yaparak, markalaşma girişimini eleştirdi.

    Veli Büyükşahin’in ardından kurumlar adına konuşmalar gerçekleştirildi. Toplantı da Hubyar Kültür Vakfı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği adına Kazım Çelik, PSAKD İnanç Kurulu Üyesi Hasan Doğan, DAD adına İmam Balsever, HBVAKV adına Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, ABF adına Ali Ekber Göktepe, Aziz Baba Cemevi Başkanı Enver Can, Şahkulu Dergahı adına Atilla Taş, DEDEF Başkanı Ali Haydar Ben, Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği adına Sevim Yalıncakoğlu ve Hubyar evlatları Hüseyin Kelleci ile Sanatçı Aşık Alican konuşmalarını gerçekleştirdi.

    Konuşmalarda markalaşmasına karşı tepki verilirken, bu sürecin acil durulması gerektiği vurgulandı.

    Ayrıca katılamayan diğer bütün Alevi kurumlarının da bu sürece karşı çıktığı açıklandı.

    “HUBYAR ALEVİLERİN KUTSALIDIR; TİCARİ MARKA YAPILAMAZ”

    Kurumlar adına ortak açıklamayı Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Gençlik Komisyonu Başkanı Ceren Çelik okudu.

    Açıklama Şöyle:

    “Hubyar Alevilerin kutsalıdır ticari marka yapılamaz

    Alevi değerlerinin ayaklar altına almaya çalışan ve Aleviliği yok sayan yeterince dış etmenler varken bir de Alevi dünyası içerisinden gelen ve değerlerimizi, kutsallarımızı yok sayan, onları hiçleştiren girişimleri asla onaylamayız, bu tür girişimlere asla pirim veremeyiz.

    Hubyar ismini taşıyan köy derneğinin Alevi hassasiyetini ve değerlerini hiçe sayarak Hubyar ismini bir ticari marka olarak Türk patent enstitüsüne tescil ettirmesini ve bunu savunan bir yerde durmasını asla kabul etmiyoruz.

    Önemli bir Ocağımızın Piri olan Hubyar isminin ticari marka olarak tescil edilmiş olması köy derneğinin fili olarak hayata geçirilmese bile yani bu tescile rağmen gelen tepkiler üzerine bir ticari metanın adında kullanmasalar bile bu girişim art niyetli başkalarına kötü bir örnek teşkil edecek ve bu tür girişimlerin yasal olarak önünü açacaktır.

    Ayrıca Köy derneği bu tescille birlikte Hubyar ismini sadece ticari marka olarak tescil etmekle kalmayıp Hubyar isminin başka kurumlarca ve kişilerce kültürel amaçlı kullanmasına da engel omaya çalışmakta ve bu anlamıyla Hubyar ismini tekellerine almaya çalışmaktadır.

    Oysa Hubyar Alevilerin kutsalı ve kültürel olarak da inançsal olarak da hiçbir kurumun ve kişinin tekelinde olamayacak kadar evrensel bir değerimizdir. Ayrıca iptali için açılan davada yaptıkları savunma daha da vahimdir, iptalini isteyenler için kullandıkları yaklaşım ayrıştırıcı ve ötekileştirici olup bu anlayış Aleviliği ve Hubyar’ı temsil edemez.

    Hubyar ismini ticari marka olarak tescil eden Hubyar Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneğini bu girişimden vazgeçmeye ve Köy muhtarlığının bu tescilin iptaline yönelik açtığı iptal davasını kabul edip bu saçmalığa bir son vermeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hubyar Köyü Derneği’nden skandal ‘ticari marka’ savunması

    Hubyar Köyü Derneği’nden skandal ‘ticari marka’ savunması

    PİRHA – Hubyar isminin ticari marka olarak tescil edilmesi için girişimleri devam eden Hubyar Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği, savunma dilekçesinde bir skandala imza attı. Dilekçede, Hubyar isminin kendileri tarafından ticari marka olarak tescil edilmesine itiraz edenlerin HDP’li olduğunu iddia etti. 

    Hubyar isminin Ticari marka olarak tescil edilmesi ilginç olaylara konu olmaya devam ediyor. İlk olarak 2007 yılında Hıdır Temel, Hubyar ismini ticari marka olarak tescil etmek istemiş ancak Hubyar kurumlarının itirazı nedeniyle bu başvuru reddedilmişti.

    Bu girişimden 12 yıl sonra Hıdır Temel ile birlikte hareket eden Hubyar Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği bu defa Hubyar ismini ticari marka olarak tescil ettirdi. Bu işleme diğer Hubyar kurumları karşı çıkıp açıklamalar yaptı ve Hubyar Köyü muhtarlığı da bu tescil işleminin iptali için dava açtı.

    Hubyar Köyü muhtarlığı dava dilekçesinde, Hubyar isminin kutsal bir şahsa ait olduğu ve Alevi Piri olan Hubyar isminin ticari marka olarak kullanılmayacağını belirtti.

    Bu dava dilekçesine Hubyar Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği cevap verdi. Dernek, Hubyar isminin ticari marka olarak tescil edilmesini savundu. Hubyar Köyü Derneği savunma dilekçesinde bir skandala da imza atmış oldu. Dernek dilekçesinde, Hubyar isminin kendileri tarafından ticari marka olarak tescil edilmesine itiraz edenlerin HDP’li olduğunu, kendilerinin ise “Türkiye Cumhuriyeti Devleti değerlerine uygun şekilde hareket eden dernek” olduklarını iddia etti.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı ve HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Hubyar Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin dilekçesindeki bu savunmasına sert tepki gösterdi.

    “ÜLKENİN TÜM DEĞERLERİNİ MENFAATLERİ İÇİN PEŞKEŞ ÇEKENLERİ AKLA GETİRDİ”

    PİRHA‘ya konuşan Kenanoğlu, “Bu savunma, her türlü yolsuzluğu, haksızlığı, hukuksuzluğu ve hırsızlığı “ben bayrağıma, vatanıma, milletime bağlıyım” diyerek suçunu ört bas etmek isteyen ve ülkemizin bütün değerlerini şahsi menfaatleri için peşkeş çekenleri akla getirdi” dedi.

    Skandal savunma Hubyar Köyünün mahkemeye sunduğu dilekçeye şöyle yansıdı:

    (HABER MERKEZİ)

  • Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nden Hubyar’ın markalaşmasına tepki

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nden Hubyar’ın markalaşmasına tepki

    PİRHA-Hubyar Köyü Derneği’nin Hubyar ismini ticari olarak markalaştırmasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada Hubyar Köyü Derneği’nin bir an önce bu yanlıştan dönmesi ve tescili kaldırması istendi. 

    5 Ekim 2018 tarihinde Hubyar Köyü Derneği, Hubyar köylülerine gönderdiği mesajda “Derneğimizin girişimleri sonucunda kültür mirasımız Hubyar ismi tescillenerek koruma altına alındı. Hubyar ismi Türk Patent ve Marka kurumu tarafından Hubyar Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği adına ülkemizin ulusal kültür değeri olarak tescillenmiş ve kültürel mirasımız olarak koruma altına alınmıştır” demişti.

    Hubyar Kültür Vakfı’nın ardından Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği de konuya ilişkin tepkilerini açıkladı. Yazılı bir açıklama yapan Hubyar Kültür Sultan Alevi Kültür Derneği, Hubyar Köyü Derneği’nin bir an önce bu yanlıştan dönmesini istedi.

    “TİCARİ MARKA TESCİLİ KABUL EDİLEMEZ”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Hubyar Sultan, Alevi inancı içerisinde yüzlerce talip köyü olan önemli bir ocağın yol önderidir. Hubyar’ın bel evlatları yanında on binlerce de yol evlatları bulunmakta ve inanca yönelik itikatlarını aktif olarak sürdüren büyük bir toplumdur. Böyle bir toplumu bir çok kurum temsil ederken ve Hubyar isminin çıkar amaçlı kullanılmasına karşı çıkarken köy derneğinin kendine misyon biçerek ticari ve kültürel marka tescili kabul edilemez. Topluma mal olmuş hiçbir inanç önderinin ismi ne şahıs ne de kurumlar tarafından tekel altına alınmamalı, yapılacak kültürel etkinliklerin de önüne geçmemelidir. Derneğimiz bugüne kadar Hubyar Sultan isminin ve ocağının çıkarsal amaçlı kullanılmasına karşı hep mücadele vermiş olup bundan sonra da bu çizgide mücadelesini sürdürecektir. Bugüne kadar Hubyar isminin ticari rant için kullanılması konusunda kaygı duymayanlar kültürel kaygı da duymuşlar, ocağı temsil eden kurumlarla ortak hareket etmek yerine Marka tescilini almışlar. Bu kaygıların dergah ile ilgili sürecin geldiği durumdan mı kaynaklandığı da ayrı bir soru işaretidir.

    “ÖNDERLERİMİZİN İSİMLERİNİN MARKA TESCİLİ YAPILMASINA KARŞIYIZ”

    Alevi toplumuna mal olmuş isimlerin Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal gibi diğer ulularımızın da isimlerini tescil edip birileri ticari amaçla kullanabilir. Sebep ne olursa olsun Hubyar dahil diğer inanç önderlerinin de isminin Marka tescili yapılmasına kurum olarak karşıyız. Hubyar Köy Derneği’nin biran önce bu yanlıştan dönmesi ve tescili kaldırması toplumsal huzur anlamında da önemlidir. Tescilin kaldırılmasıyla ilgili konunun takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘İmam hatip okulları değil, çağdaş eğitim istiyoruz’-VİDEO

    ‘İmam hatip okulları değil, çağdaş eğitim istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA – Hubyar talibi PSAKD Ankara Yenimahalle Batıkent Cemevi’nde cem yürüten Cemal Şahin İmam Hatip okullarının çoğalmasıyla ilgili görüşlerini PİRHA ile paylaştı. Şahin, “Bizler daha güzel, daha çağdaş bir ülke için mücadele vermekteyiz ama son dönemlerde ülkemizde ne yazık ki uygulanan milli eğitim politikası bunun tam tersi oluyor” ifadelerini kullandı.

    Hubyar talibi PSAKD Yenimahalle Batıkent Cemevi’nde cem yürüten Cemal Şahin, milli eğitim politikaları ve İmam Hatip okullarının çoğalması konusuna ilişkin PİRHA’ya konuştu. Şahin, “Yol erenleri derki; bize bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu derler. O nedenle bizler bilimi kendimize rehber edindik. Bizler daha güzel, daha çağdaş bir ülke için, insanların mutluluğu için mücadele vermekteyiz, hizmet yapmaktayız. Ama son dönemlerde ülkemizde ne yazık ki uygulanan milli eğitim politikası bunun tam tersi oluyor” diye konuştu.

    “1 FEN LİSESİNE KARŞILIK 17 İMAM HATİP OKULU AÇILIYOR”

    1990’lı yıllarda Refah Partili yöneticilerin söylemlerinden söz eden Şahin, şunları kaydetti:

    “Refah Partili yöneticiler şöyle demişlerdi: Zaman gelecek bütün okullar imam hatibe çevrilecek. Her yerde imam hatipli valiler, kaymakamlar, hakimler olacak demişlerdi. 2002 yılında iktidara geldikten sonra bunları adım adım gerçekleştirmeye çalıştılar. 2002-2003 yılı öğretim yılında imam hatipte okuyan öğrenci sayısı 71 bin idi.
    2016-2017 yılında imam hatip okulunda okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 291 bin oldu. 1 milyon 220 bin öğrenci artmış oldu. Okul sayısı ise 2002-2003 yılında imam hatip okulları 450 idi, 2016-2017’de imam hatip okul sayısı 4 bin 112 oldu. 2017-2019 yılına ait fen liseleri bütçesi 109 milyon, 2017-2019 imam hatip okullarına ayrılan bütçe 1 miyar 700 milyon TL, yani bir fen lisesine karşı 17 tane imam hatip okulu açılıyor.”

    “ÇOCUKLARA GÜZELLİĞİ, DOSTLUĞU AŞILAMALIYIZ”

    Ülkenin bu şekilde kalkınmayacağını belirten Şahin, “Oradaki insanlar nerede istihdam edilecek, Türkiye’de camii sayısı belli, Diyanet’in kadro sayısı belli. Maalesef diğer alanlara kaydırıyorlar. Küçük yaşlarda, daha 4-5 yaşlarda çocuklar kreşlerde kafaları belirli bir inancın fikirleri ile doldurulmaya çalışılıyor. Cinlerden, şeytanlardan öbür dünyalardan bahsediliyor. Çocuklar okulda öğretilenleri annelerine babalarına soruyorlar. Bu yaştaki çocukların bu tür şeylerle kafalarını doldurmak yanlıştır. Çocuklara sevgiyi aşılayacağız, güzelliği, dostluğu aşılayacağız” dedi.

    “ALEVİLİK YAŞAMIN KENDİSİDİR”

    Şahin, “Son dönemlerde Mersin’de Alevi öğretisi ile ilgili bir okul açılma girişimleri var. Alevilik yaşayarak öğretilir, Alevilik yaşamın kendisidir. Alevilikte ocak sistemleri vardır. Her ocak kendine göre kendi yolunu erkanını yürütecek kişileri önceden belirler. Her ocak olan kişi illa bu hizmeti yürütecek değildir. O ocakta, o ocağa bağlı kaç kişi varsa 100 bin, kimi 200 bin kişi mi bunların içerisinde kim yetenekli ise o hizmeti yürütür diğerleri onun talibi olur. Dede talip ilişkisi, rehber ilişkisi vardır, Alevilerde” diye konuştu.

    Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İçinde yaşadığımız ülke etnik, dinsel, inançsal yaşamsal farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir yapıya sahip. Türkiye Cumhuriyeti etnik bakımdan baktığımızda Türk, Kürt, Arap 30’a yakın ayrı ayrı etnik kökenden gelen yurttaşlarla birlikte, inançsal açıdan baktığımızda ise Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Ezidi, Süryani ayrı ayrı inanç kökünden gelen insanlarla beraber yaşamaktayız. Yine diller açısından baktığımızda da ayrı ayrı dilleri olan yurttaşlarla birlikte yaşamaktayız. Aslında Anadolu bir kültürler beşiğidir. Yeter ki bir inanç diğer inancı kendi potasında eritmesin.”

    “SÜNNİ MEZHEP DİĞER İNANÇLARI KENDİ POTASINDA ERİTİYOR”

    Türkiye’de bunun tam tersinin görüldüğünü söyleyen Şahin, “Egemen bir inanç İslamiyet’in bilhassa Sünni mezhebi diğer inançları kendi potasında eritiyor, diğer inançları yok etmeye çalışıyor. Bu nedenle birlikte bir arada yaşamamız için ortak paydamız demokrasi, laiklik, insan hakları, hukukun üstünlüğüdür. Ortak paydamız olan demokrasi laiklik, insan hakları hukukun üstünlüğü konusunda birleşmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA