Etiket: hüdapar

  • Torunundan tepki: Seyit Rıza’nın değerlerine sahip çıkmak HÜDA-PAR’ın haddine değildir -VİDEO

    Torunundan tepki: Seyit Rıza’nın değerlerine sahip çıkmak HÜDA-PAR’ın haddine değildir -VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza’nın torunlarından Süleyman Polat, HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan Adayı Muhammet Ata Yüksel’in açıklamalarına tepki göstererek, “Yaşadığı dönem içerisinde kirli siyasetlerin oyunlarına diz çökmeyip duruşuyla adını tarihe yazan bir şahsiyetin (Seyit Rıza’nın) ismine ve değerlerine sahip çıkmak HÜDA-PAR’ın haddine değildir” dedi.

    Seyit Rıza’nın torunlarından, Rüstem Polat’ın oğlu Süleyman Polat, HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan Adayı Muhammet Ata Yüksel’in Seyit Rıza konağını yeniden inşa etme vaadine tepki göstererek PİRHA’ya konuştu.

    “İÇİMİZDEKİ DÜŞKÜNLERİ HIZIR VE SULTAN BABAYA HAVALE EDİYORUM”

    Seyit Rıza’nın torunlarından Süleyman Polat, “HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel, Seyit Rıza’nın 1938 yılında bombalanarak harabeye çevrilen Qonağa Gılor (Oda Gılore) dediğimiz ‘yuvarlak oda’nın bulunduğu Ovacık, Ağdat (Dumantepe) köyünü, aile yakınımız olan Hüseyin Kandil vasıtasıyla ziyaret etmişler ve konağın yanında açıklamalarda bulunmuşlar. Seyit Rıza’nın torunlarının da rızasıyla imece usulü Seyit Rıza’nın konağını inşa edip, restore edip tarihsel hafızayı canlandırma adına bir girişimde bulunmak istediklerini belirtmişler. Tarihi duruşuyla mühürlemiş bir şahsiyetin ardıllarından onun insani vizyonunun bırakmış olduğu itibarını şahsi anlamda idrak edemeyen ve kişisel menfaatlerinin zaafına yenik düşen, zalimin kapısına biat edip destur bekleyen içimizdeki düşkünleri de Hızır ve Sultan Baba’ya havale ediyoruz” dedi.

    “SEYİT RIZA’NIN İSMİNE SAHİP ÇIKMAK HÜDAPAR’IN HADDİNE DEĞİLDİR”

    Polat, yaşadığı dönem içerisinde yalanların, haksızlıkların, kirli siyasetlerin oyunlarına diz çökmeyip adını tarihe duruşuyla yazan bir şahsiyetin ismine ve değerlerine sahip çıkmak bizim nezdimizde HÜDA-PAR’ın haddi değildir” diyerek şöyle devam etti:

    “80 yıldır Seyit Rıza’nın mezarını dahi nerede olduğunu açıklamaya sessiz kalan bir zihniyetin bugün kendi siyasetleri, kendi beklentileri uğruna dedemiz Seyit Rıza’nın ismini sahiplenmek, onun değerlerini ve vizyonunu üstlenmek adına yaptığı açıklamaları samimi bulmuyoruz.

    “BU DAVA HERKESİN SAHİPLENEBİLECEĞİ BİR DAVA DEĞİLDİR”

    Bu dava ağır bir davadır ve herkesin sahiplenebileceği bir dava değildir. Tarihe mal olmuş şahsiyetlerin ve onların değerlerinin nezdinde bugün kendi kişisel beklentileriniz ve menfaatleriniz için bu değerleri kullanmaktan vazgeçin.”

    NE OLMUŞTU

    HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel, 14 Mart günü Rudaw’a verdiği demeçte şunları dile getirmişti:

    “Bizim çok önem verdiğimiz bir projemiz daha var. O da Seyit Rıza konağını yeniden inşa etmek. Biz Seyit Rıza konağını Munzur dağının taşıyla toprağıyla, Munzur dağının insanıyla, el birliğiyle, imece usulüyle yeniden konak haline getirmek istiyoruz. Keza bu konağı Seyit Rıza’ya ait hatıraları yeniden canlandıracak şekilde müzeye çevirmek istiyoruz ki bu hatıralar kaybolmasın bu hatıralarımızı yitirmeyelim ve geleceğe biz bunları uygun bir şekilde taşıyalım.”

    “HÜDA-PAR bir Alevi partisidir” başlıklı söz konusu söyleşi birçok kesimden tepki toplamıştı ve eleştiri konusu olmuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Alevi kadınlar olarak Meclis’teki sağcı ittifaka karşı mücadeleyi büyütmeliyiz’-VİDEO

    ‘Alevi kadınlar olarak Meclis’teki sağcı ittifaka karşı mücadeleyi büyütmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA- Meclis’te yasama çoğunluğunun sağcı ittifakta olması özellikle Alevi kadınlar açısından kaygı verici bulunuyor. Her ne kadar Meclis tablosu iç açıcı görünmese de kadınlar mücadeleyi elden bırakmayacaklarını ve hayatlarına sahip çıkacaklarını belirtiyor. Mezitli Cemevi Kadın Kolları Başkanı Şehriban Üstün ve Mersin Cemevi Kadın Kolları Başkanı Elif Sert örgütlenme çağrısı yaptı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. yasama döneminde çoğunluğun Cumhur İttifakı’nda olması, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi gibi kadın ve LGBTİ+’lara yönelik radikal söylem ve politikaları olan partilerin meclise girmesi kadınlar açısından kaygı verici bulunuyor. 6284 sayılı yasanın kaldırılmasına dönük sinyaller verilmesi, LGBTİ+’ların ‘sapkın’ olarak tanımlanması, kadınların kamusal alandan soyutlanarak cinsiyetlerine göre çalışmalarının savunulması ve daha bir çok kadın düşmanı söylemler, toplumun bir kesiminde tepkiyle karşılanıyor.

    Yasama çoğunluğunun Cumhur İttifakı’nda olması kadınlar özelinde en çok Alevi kesimi etkileyeceğe benziyor. Sağcı ve erkek egemen meclisi değerlendiren Alevi kadınlar, tüm zorluklara rağmen hayatları için mücadele edeceklerinin altını çiziyorlar.

    ALEVİ KADINLARA ÇAĞRI

    Mezitli Cemevi Kadın Kolları Başkanı Şehriban Üstün,  meclisteki tablonun iç açıcı olmadığına değinerek, “Her gün kadın cinayetleri haberlerine uyanıyoruz, çocuklara yönelik cinsel istismar artmış durumda. Basın ve sosyal medya üzerinde sansür var. Hemen her yerde erkek şiddeti var. Böyle bir ortamda meclisin erkek dolu olması, hele hele sağ ve gerici ittifakın koltuk sayısının fazla olması özellikle biz Alevi kadınları tedirgin ediyor. Alevi çocuklarımıza başka bir inancın öğretileri dayatılıyor. Bizi çok zor günler bekliyor. Seçim zaten demokratik bir seçim değildi. Çocukların, gençlerin, kadınların gelecekleri karanlık bir tehlike altında” dedi.

    Üstün, Meclisin sağ çoğunluğunu kaygı verici bulsa da özellikle Alevi kadınlara örgütlenme çağrısında bulunarak, “Şu anda kaderimiz kadın cinayetlerini işleyenlerin elinde. Meclisteki kadın sayısı çok az. Burada özellikle Alevi kadınlara daha çok iş düşüyor. Geleceğimiz karanlığa doğru gidiyor. Alevi kadınlara sesleniyorum gelin birlik olalım, can cana olalım, geleceğimize birlikte sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.

    “3 EŞ ZİHNİYETİNE KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Mersin Cemevi Kadın Kolları Başkanı Elif Sert ise, Yeniden Refah Partisi’nin Konya Milletvekili Ali Yüksel’in parlamentoda olmasını eleştirerek,Erdoğan ve onun zihniyetini paylaşanlar Türkiye’yi ortadan ikiye bölmüş durumda. Büyük bir nefret ve kutuplaşma yaratıldı. Üstüne bir de 3 eşli bir milletvekili şu an mecliste. Bu zihniyetteki insanlar mecliste halkın tüm yaşamını yakından ilgilendiren yasaları belirleyebilir. Bu anlamda bizler için kaygı verici bir durum. Laik bir ülkede 3 eşli bir milletvekilinin tüm halkın yararına çalışacağına inanmıyorum. Bir süre sonra kendi yaşayış tarzlarını, inançlarını halka dikte de edebilirler” diye konuştu.

    “KADINLAR ÖRGÜTLENMELİ”

    Elif Sert de mücadele vurgusu yaparak şöyle devam etti:

    “Mecliste kadın milletvekili sayısı erkek milletvekili sayısına göre yok denecek kadar az. Dinci, yobaz zihniyetlerin bir araya gelmesi biz kadınlar için kaygı verici olsa da biz kadınlar bunun karşısında duracağız. Kadınlar bu süreçte daha fazla bir araya gelip yol, yöntem tartışmalarını, çözüm önerilerini konuşmalı. Kadınların her zamankinden daha fazla örgütlenmesi gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Cumartesi Anneleri: Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor-VİDEO

    PİRHA-938. hafta açıklamasında Cumhur İttifakı’na katılan Hür Dava Partisi’ne değinen Cumartesi Anneleri, “Geçtiğimiz günlerde topluma faili belli cinayetler ve zorla kaybetmelerle özdeşleşmiş JİTEM üzerinden verilen mesajdan sonra şimdi de adı 90’lı yıllardaki vahşet uygulamalarıyla anılan Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor” dedi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların cezalandırılması talebiyle adalet mücadelelerini sürdüren Cumartesi Anneleri 938. hafta açıklamasında Hür Dava Partisi’nin (HÜDA PAR) Cumhur İttifakı’na katılmasına değindi.

    Açıklamada HÜDA PAR’ın 1990’lı yıllardaki cinayetleriyle hafızalarda yer edinmiş Hizbullah ile ilişkisine vurgu yapılırken, “Geçtiğimiz günlerde topluma faili belli cinayetler ve zorla kaybetmelerle özdeşleşmiş JİTEM üzerinden verilen mesajdan sonra şimdi de adı 90’lı yıllardaki vahşet uygulamalarıyla anılan Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor” denildi.

    “HİZBULLAH ÜZERİNDEN MESAJ VERİLİYOR”

    938. hafta açıklamasını gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun okurken, şu ifadelere yer verildi:

    “Geçmişin karanlığı ile topluma gözdağı vermekten vazgeçin. Geçtiğimiz günlerde topluma faili belli cinayetler ve zorla kaybetmelerle özdeşleşmiş JİTEM üzerinden verilen mesajdan sonra şimdi de adı 90’lı yıllardaki vahşet uygulamalarıyla anılan Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor.

    Zira adı Hizbullah ile anılan HÜDA PAR yetkilileri, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin daveti ile Cumhur İttifakı’nı desteklemek üzere görüşmelere başladıklarını açıkladı.

    Kamuoyunun da bildiği gibi; Hizbullah’ın terör örgütü kapsamına alınması sonrasında aynı çevre 2003 yılında Mustazaflar Derneği’ni kurdu. Dernek, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından “Hizbullah terör örgütünün amacı doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu” gerekçesiyle kapatılınca Hür Dava Partisi yani HÜDA PAR adı altında partileşti.

    “VAHŞETTE SINIR TANIMAYAN İŞKENCE YÖNTEMLERİ KULLANILDI”

    Hizbullah’ın askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar mahkemede yaptığı savunmasında, işledikleri cinayetleri Allah’ın yardımıyla yaptıklarını, faaliyetleri ile asker ve polisin sevgisini kazandıklarını söylemişti. Peki asker ve polisin sevgisini kazanmalarını sağlayan bu faaliyetler nelerdi?

    Ahlaksız olarak damgaladıkları pantolon veya kısa etek giyinen kadınların yüzüne kezzap atmak. Kürt siyasetçileri, imamları, gazetecileri, emniyet mensuplarını herkesin gözü önünde sokak ortasında öldürmek. Politik ya da inançsal aidiyetleri nedeniyle köylüleri, kendilerine tabi olmayı reddeden İslamî yapıların önderlerini kaçırdıktan sonra en vahşi yöntemlerle öldürüp bedenlerini yok etmek. Domuz bağı gibi vahşette sınır tanımayan işkence yöntemlerini kullanmak.

    Susurluk sonrası artık işlevini tamamlamış olduğu düşünülen Hizbullah’ın tasfiyesi gündeme geldi. 2000 yılında yapılan polis operasyonları ile işledikleri suçlar gözler önüne serildi. Tanık oldukları karşısında dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan “Ne filmlerde ne kitaplarda böyle bir vahşeti gördük, duyduk” dedi.

    “HİZBULLAH ZORLA KAYBETMELER DEMEK”

    Kayıp yakınlarının Galatasaray’da, Diyarbakır Koşuyolu’nda, Batman Gülistan Caddesi’nde fotoğraflarını taşıdığı çok sayıda insan Hizbullah tarafından, güvenlik güçlerinin göz yumması, yol vermesi sonucunda zorla kaçırılarak kaybedildiler.

    Bu yüzden Hizbullah bizim için zorla kaybetmeler demek. Yeraltı sorgu evleri, sorgu köyleri demek. Domuz bağı gibi vahşi yöntemlerle yapılan işkence demek. Kendisi gibi olmayana ölüm demek. Kısacası kan demek, vahşet demek.

    938. haftamızda iktidara sesleniyoruz: Yapmayın, seçim hesaplarınız için 90’ların vahşet simgelerini yeniden dolaşıma sokarak yaralarımızı, travmalarımızı tetiklemeyin… Tüm toplumsal yaralarımızın sarılması için, demokrasiye, insan haklarına, eşitliğe, özgürlüğe, huzur ve refaha ihtiyacımız var. Zerresine hasret kaldığımız adalete ihtiyacımız var. Hukukun üstünlüğüne dayanan bir ülkeye ihtiyacımız var. Özgür ve adil bir seçim sürecine ihtiyacımız var. Artık yeter! Geçmişin karanlığı ile topluma gözdağı vermekten vazgeçin.

    Biz özgür, eşit ve adil bir ülke talebiyle mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Evlatlarımızı kaybedenleri ve kaybedenleri sahiplenenleri unutmayacağız.”

    PİRHA / İSTANBUL