Etiket: hukukçular

  • Kozağaçlı ve Timtik’in cezasının onanmasına tepki: Gerekçesiz onama kararı verildi-VİDEO

    Kozağaçlı ve Timtik’in cezasının onanmasına tepki: Gerekçesiz onama kararı verildi-VİDEO

    PİRHA- Mersin’deki hukuk örgütleri, tutuklu Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ve Av. Barkın Timtik hakkındaki cezanın onanmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Avukatlık yapmak suç değildir. Dava dosyasında soruşturma süreci sağlıklı ilerlememiş, yargılamaya konu dijitallerin sahte delil üretme suçlarından hüküm giymiş olmalarına hiç değinilmeden gerekçesiz bir şekilde onama kararı verildi” dedi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Mersin Demokrat Avukatlar Grubu, Adalet İçin Hukukçular ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubeleri ‘Çağdaş Hukukçular Derneği davası’na ilişkin adliye bahçesinde basın açıklaması yaptı. Konuya ilişkin ortak açıklamayı ÇHD Mersin Şube Başkanı Av. İsmail Bozkurt okudu.

    7 YIL SÜREN DAVAYA İKİ SAYFALIK KARAR

    2013 yılından bu yana devam eden davada Yargıtay kararı ile yerel mahkeme Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ve Av. Barkın Timtik hakkında verdiği mahkumiyet kararını onadı. Yargılanan diğer avukatlar için ise dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesine karar verildi.
    Verilen bu kararla Kozağaçlı ve Timtik’in hükümlü statüsüne geçtiğini belirten Av. İsmail Bozkurt, 7 yıldır süren davada Yargıtay’ın genel geçer ifadelerle iki sayfalık karar yazdığına ve gerekçeye yer verilmeyerek hukuksuzluklara göz yumulduğuna dikkati çekti.

    “SAĞLIKLI BİR SÜREÇ YÜRÜTÜLMEDİ”

    Dava sürecinde suçlama konusu yapılan dijital delillerin sahteliği, sözde tanıkların akıl hastası, uyuşturucu müptelası ve ajan provokatör nitelikleriyle açık şekilde yalan söylediklerinin ispatlandığını söyleyen Bozkurt, “Dava dosyasında soruşturma süreci sağlıklı ilerlememiş, yargılamaya konu dijitallerin sahte delil üretme suçlarından hüküm giymiş olmalarına hiç değinilmeden gerekçesiz bir şekilde onama kararı verildi” dedi.

    Söz konusu karara ilişkin tüm hukuki hakları kullanacaklarının altını çizen Bozkurt, dayanışma ve mücadele vurgusu yaparak geri adım atmayacaklarının altını çizdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Hukukçular AYM önünde; Özel’den destek: Erdoğan liderliğinde bir kalkışma var-VİDEO

    Hukukçular AYM önünde; Özel’den destek: Erdoğan liderliğinde bir kalkışma var-VİDEO

    PİRHA- TBB’nin çağrısıyla avukatlar anayasa Mahkemesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tasfiye etmeye giriştiği belirtildi. Eyleme destek veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, “Halkın iradesine karşı Erdoğan liderliğiyle bir kalkışma hazırlandığı anlaşılıyor” dedi. 

    Türkiye Barolar Birliği çağrısı ile hukukçular, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi hakimlerine yönelik suç duyurusu girişiminin ardından Ankara’da eyleme geçti.
    Avukatlar, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğuna ilişkin hak ihlali kararı veren AYM hakimlerine yönelik hukuki itirazı, Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tasfiye etme girişimi olarak yorumladı.
    Ankara Adliyesi önünden Yargıtay Başkanlığı’na yapılan yürüyüş sonrası avukatlar Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması yaptı.
    Eylemde “Hatay halkı vekilini istiyor. Hak, hukuk, adalet. Boyun eğme memlekete sahip çık. Savunma susmadı, susmayacak. Hatay halkı vekilini istiyor” sloganları atıldı.

    ÖZEL: ERDOĞAN’I UYARIYORUM, YOK HÜKMÜNDE KABUL EDİLMİYORSAN ANAYASAYA SAHİP ÇIK!

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBB’nin çağrısıyla avukatların Sıhhiye’den başlattığı yürüyüşe destek verdi.

    Özel, “Adalet ve Kalkınma Partisi, ülkeyi anayasasızlaştırmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanının bu sabahki açıklamasını duyduktan sonra bunun Erdoğan eliyle anayasal düzenin ortadan kaldırılmaya çalışılması, halkın iradesine karşı Erdoğan liderliğiyle bir kalkışma hazırlandığı anlaşılıyor. Bu anayasayı değiştirmek için yeteri güçleri yok. Anayasayı da yok sayıyorlar. Şimdi bu anayasayı yok sayan cumhurbaşkanı, hükümleri koruyacağına Yargıtay ile anayasayı yok etmeye çalışıyor. Erdoğan’ı uyarıyorum, yok hükmünde kabul edilmek istenmiyorsan bu anayasaya sahip çık” dedi.

    SAĞKAN: AĞIR SUÇ İŞLİYORLAR; YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI DİSİPLİN SORUŞTURMASI BAŞLATMALI”

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ise, şunları kaydetti:

    “Hukukun üstünlüğü için buradayız. Avukatlar olarak bağımsız yargının kaygısını taşıyoruz. Hukukun üstünlüğünü savunmak için buradayız. Yüksek mahkeme önünde bir araya gelmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Can Atalay hakkındaki kararda hak ihlalinin ortadan kalkmasını sağlayacak maddeler açık şekilde belirtilmiştir. Yargıtay, AYM’nin kararlarına uyulmamasına ve hak ihlali yönünde oy kullanan üyeler hakkında suç duyurusuna karar verdi.
    Yargıtay’ın AYM kararına uymama kararını vermesi, üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması apaçık anayasanın ihlalidir. Ağır bir suç işliyorlar. Ortada bağımsız yargının varlık-yokluk meselesi var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, alınan karara karşılık Yargıtay’a itiraz yoluna başvurmalı ve disiplin soruşturması başlatmalıdır. Adalet çözemeyeceği düğümü atmamalıdır. Kimse inanmasa da biz avukatlar adalete inanacağız. Ülkemize verdiğimiz söz budur.”

    YARGITAY ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Anayasa Mahkemesi önünde yapılan açıklama ardından Yargıtay binasına doğru yürüyüşe geçildi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Yargıtay önünde yaptığı açıklamada ise, “Bu krizin çok büyük bir devlet krizi olduğunu ve anayasanın maalesef ki yargı eliyle açık şekilde ihlal edildiğini tüm kamuoyu ile paylaştık. Bir hukuk kurumu olarak kurumlar arasındaki uyuşmazlığın yarattığı ağır sonuçların giderilmesini ilgili kurumlara yaptık. Şu anda Yargıtay’ın önündeyiz. Yargıtay’ın ilgili dairesinin açıkça anayasal düzene baş kaldırmasına rağmen hala burada bir ceza mahkemesine anayasanın ilgili maddesini, 153. maddeyi hatırlatmaktan ötürü çok büyük bir üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum. Bir ceza dairesinin yaptığı yanlışın tüm bir kuruma da yansıtılmaması gerektiğinin de altını çiziyorum. Yıllardır hukukun üstünlüğünü savunarak yurttaşların hak ve özgürlüklerini teminat altına almaya çalışan avukatların Barolar Birliği olarak hatırlatıyoruz. Anayasaya aykırı işlem yapmaktan hemen vazgeçin! Hemen bugün anayasanın 153. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi kararını uygulayın” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • 61 avukattan Erdoğan ve bakanlar hakkında suç duyurusu

    61 avukattan Erdoğan ve bakanlar hakkında suç duyurusu

    Hukukçular, Maraş ve 10 ilin etkilendiği depremlerdeki can kayıplarında sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bakanlar, valiler, belediye başkanları ve müteahhitler hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Halkçı Hukukçular’ın çağrısıyla bir araya gelen aralarında Ömer Faruk Eminağaoğlu, İsmail Sami Çakmak, Bektaş Şarklı, Polat Balkan, Zafer Kazan, Mengücek Gazi Çıtırık’ın da bulunduğu çok sayıda hukukçu, Kahramanmaraş merkezli deprem ile ilgili AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, bakanlar, depremin yaşandığı kentlerin valileri ile belediye başkanları, GSM operatörleri, müteahhitler ve yapı denetim bürolarının sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Hukukçular dilekçede yer alan şüphelilerin, “olası kastla birden fazla insanın öldürülmesine ve yaralanmasına neden olma”, “bilinçli taksirle öldürme”, “denetim görevinin ihmali, “görevi kötüye kullanma”, “tehdit”, “hakaret”, “haberleşmenin engellenmesi”, “yardım veya bildirim yükümlüğünün yerine getirilmemesi”, “ihaleye fesat karıştırma”, “edimin ifasına fesat karıştırma” ve “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarını işlediklerini belirtti.

    “ERDOĞAN KADERCİLİĞE SIĞINMAKTADIR”

    Erdoğan’ın “Bunlar kader planının içerisinde olan şeyler” açıklaması hatırlatılan dilekçede, “Ülkemizin yüzleştiği her acıda halk, devletin yerine getiremediği sorumlulukları kendi yetersiz imkanları ile yerine getirmek zorunda bırakılırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise kaderciliğe sığınmaktadır” denildi.

    Hukukçular, cumhurbaşkanı, bakanlar, valiler, belediye başkanları ve diğer isimler hakkında soruşturma yürütülerek kamu davası açılmasını talep etti.

    İmzacı avukatlar şöyle:

    Metin BAYYAR, Fettah Ayhan ERKAN, Ali Serdar ÇINGI, Sait KIRAN, Tacettin ÇOLAK, Halil AĞIRGÖL, Av. Azime Ayça OKUR, Av. Pınar AKBİNA KARAMAN, Doğan ERKAN, Av. Bektaş ŞARKLI, Polat BALKAN, Zafer KAZAN, Mengücek Gazi ÇITIRIK, A. Aydın İNAĞ, Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU, Doğan Zafer ÇINGI, Aslı ŞEPİTCİ, Aslıhan ARSLANTAŞ, Kerim BÜTÜN, Habibe ÇALIŞGAN, Kerem DONAT, Rojda ALOĞLU, İlke YAKUPOGLU ERGUN, Bahtiyar GÜNER, Harun Fırat ULUSU, Ayşegül GÜNERİ, Mehmet Gökhan KURT, İpek Ece KEREMOĞLU, Handenur DAYICA, Serenay YAMAN, Mediha KANMAZ, Selen VARGÜN ALITKAN, Deniz VURAL, Necla BENLİOĞLU, Savaş İŞLİYEN, Turhan İÇLİ, Naif ŞAŞMAZ Salim Berkay AKSU, Ayla YILDIRIM, Ebru BEŞE, Yıldız AKDENİZ, Görgün DANACI, Nurhak KAR, Ferhat ÇİÇEKLİ, Yalçın AKSAKAL, Dilek TAŞ DELİCE, Cansu TELLİ, Sümeyye İYİBİÇER, Veli KARGIN, K. Çağdaş KARADENİZ, Av. İsmail Sami ÇAKMAK, Bermâl KUTLU, Gizem Büşra BİLGİÇ, Handan İLAĞA, Büşra AÇIKGÖZ, Hakan AVCI, Süleyman Emrah AYDOĞAN, Seçkil ÇELİK, Ebru BÜYÜK, Ayten İZMİRLİ, Gizem ÖZTÜRK.

    (HABER MERKEZİ) 

  • İnsan hakları ve hukuk örgütlerinden AKP hükümetine çağrı: Yargı bağımsızlığına saygı duy

    İnsan hakları ve hukuk örgütlerinden AKP hükümetine çağrı: Yargı bağımsızlığına saygı duy

    PİRHA- İHD ve ulusal ve uluslararası insan hakları ve hukuk örgütleri, HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, “Türk hükümetini, mahkemenin kararını doğrudan veya dolaylı olarak etkilemekten kaçınarak, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına saygı duymaya çağırıyoruz” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) ve ulusal ve uluslararası insan hakları ve hukuk örgütleri, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin ortak basın toplantısı yaptı.

    Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi’nde yapılan açıklamaya uluslararası insan hakları ve hukuk örgütlerinin temsilcileri çevrimiçi olarak katıldı.

    Örgütlerin ortak hazırladıkları basın metnini İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan okudu. Türkdoğan’ın ardından çevrimiçi olarak açıklamaya katılan uluslararası insan hakları ve hukuk örgütlerinin temsilcileri kısa kısa söz alarak söz konusu davaya ilişkin görüşlerini dile getirdi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ, HDP İLE İLGİLİ KARARINI ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA AÇIKLAYACAK”

    Demokrasi ve insan haklarının korunması ve geliştirilmesi alanında faaliyet gösteren kuruluşlar olarak, muhalefet partisi HDP’nin kapatılmasıyla ilgili olarak Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nde devam eden davadan derin endişe duyduklarını belirterek sözlerine başlayan Türkdoğan, “HDP, 15 Ekim 2012’de kuruldu ve o zamandan beri Türkiye’deki siyasi yaşamın hayati bir parçası oldu. Örgütlerimiz, yetkilileri Türkiye’de siyasi temsil hakkını desteklemeye ve siyasi partiler ve temsilcilerine karşı yürütülen her türlü yargılamanın, yasal olarak tanınan mahkemenin bağımsız ve tarafsızlığı ve savunma hakları dahil olmak üzere, adil yargılanma hakkı standartlarına uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamaya davet etmektedir. HDP’nin son yazılı ve sözlü savunmalarının ardından Anayasa Mahkemesi’nin kararını önümüzdeki aylarda açıklaması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebini uygun bulup, HDP’nin süresiz olarak veya bir süreliğine kapatılması veya hazine yardımından tamamen yoksun bırakılması talebini kabul ederse, HDP ortadan kalkacak. Cumhuriyet Başsavcılığına göre partinin kapatılmasını gerektirecek olaylardan sorumlu olduğu ileri sürülen temsilcileri de 5 yıl süreyle siyasi faaliyetten men edilecek” şeklinde konuştu.

    “SAVCILIK, HDP’NİN SUNDUĞU SAVUNMAYI DİKKATE ALMAMIŞ GÖRÜNÜYOR”

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, iddianameyi 7 Haziran 2021 de Anayasa Mahkemesi’ne gönderdiğini anımsatan Türkdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “İddianamede HDP’nin kapatılması ve aralarında HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın da bulunduğu 451 parti üyesinin 5 yıl boyunca siyasetten yasaklanması istendi. 69 partilinin söz ve eylemlerinin siyasi partinin kapatılma talebine dayanak teşkil ettiği belirtiliyor. İddianamede kurum olarak HDP’ye atfedilebilecek somut veya güvenilir hiçbir delil sunulmamıştır ve son seçimlere katılan seçmenlerin %10’undan fazlasının siyasi temsil hakkını ihlal edecek olan parti kapatma talebine dair bir gerekçe belirtilmemiştir. HDP’nin Kasım 2021 ‘de sunduğu ön savunmanın ardından Cumhuriyet Başsavcılığı esas hakkındaki görüşlerini Anayasa Mahkemesi’ne sundu ve mütalaa 20 Ocak 2022’de HDP’ye tebliğ edildi. Esas hakkındaki görüşler, savcılığın HDP’nin sunduğu ayrıntılı savunmayı dikkate aldığına dair herhangi bir belirti olmaksızın iddianamede yer alan iddia ve talepleri tekrarlıyor.”

    “TÜRK HÜKÜMETİ HİÇBİR ULUSLARARASI SÖZLEŞMEYE UYMUYOR”

    Söz konusu yargılamanın, Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğünün ciddi ölçüde gerilediği bir zeminde gerçekleştiğini vurgulayan Türkdoğan, “2000’li yıllarda Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin bir parçası olarak getirilen ve 1990’larda yaygın olan parti kapatmalarını zorlaştıran anayasa değişikliklerine rağmen, Anayasa Mahkemesi 2009’da HDP’nin öncüllerinden olan siyasi parti Demokratik Toplum Partisi’ni (DTP) kapattı. Türkiye, son yıllarda insan Hakları Avrupa Mahkemesi tarafından sözleşmeyi ihlal ettiği için defalarca kınandı. Buna DTP’nin kapatılması, HDP ve üyelerine ilişkin olan ve mahkemenin başvurucular aleyhine başlatılan prosedürlerin başvurucuların sözleşme kapsamındaki haklarını ihlal ettiğine dair kararlar verdiği davalar da dahildir. Türk hükümeti, İHAM kararlarına sürekli olarak uymadı ve bunun sonucu olarak 2 Şubat 2022’de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından Türkiye aleyhine bir ihlal prosedürü başlatıldı” dedi.

    “TÜRK HÜKÜMETİNİ, YARGININ BAĞIMSIZLIĞINA VE TARAFSIZLIĞINA SAYGI DUYMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Söz konusu davada, adil ve şeffaf bir yargılama yapılmadığını ifade eden Türkdoğan, son olarak şunları aktardı:

    “Örgütlerimiz, Anayasa Mahkemesi kararının yargılananların hakları ve Türkiye’deki siyasi demokrasi üzerindeki etkisinden derin endişe duymaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi ve savunma hakları dahil olmak üzere yargı sürecinin ulusal ve uluslararası adil yargılanma standartlarına tam olarak uygun olarak yürütülmesini sağlama çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca Türk hükümetini, mahkemenin kararını doğrudan veya dolaylı olarak etkilemekten kaçınarak yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına saygı duymaya ve Türkiye’de demokrasiye saygının, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının ön koşulu olan siyasi temsil ve demokratik katılım haklarını korumaya çağırıyoruz.”

    Ortak basın metninde imzası bulunan kurumlar şunlar:

    -Afgan Kadınlara Destek İtalya Koordinasyonu (CISDA)

    -Asya ve Pasifik Avukatları Konfederasyonu (COLAP)

    -Amerikan Hukukçular Birliği (AAM)

    -Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları İçin Hukukçular Derneği (ELDH)

    -Avrupalı Demokratik Avukatlar (AED

    -Bangladeş Demokratik Avukatlar Derneği (DLAB)

    -Cumhuriyetçi Avukatlar Derneği, Almanya

    -Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD)

    -Demokratik Avukatlar Derneği, Almanya (VDJ)

    -Demokratik Avukatlar Sendikası, Belçika (le SAD)

    -Demokratik Avukatların Ulusal Derneği, (NADEL), Güney Afrika

    -Demokrasi ve Uluslararası Hukuk Derneği (MAF-DAD)

    -Demokrasi Üzerine Araştırma ve Detaylandırma Merkezi / Uluslararası Hukuki

    Müdahale Grubu (CRED/GIGI)

    -Eskubideak, Bask Ülkesi

    -Eşit Haklar için izleme Derneği (ESHİD)

    -Fransa Avukatlar Sendikası (SAF)

    -Fırıncılar, Gıda ve Müttefik İşçiler Sendikası (BFAWU) Hak İnisiyatifi Derneği

    -Haldane Sosyalist Hukukçular Derneği (UK)

    -Halkın Hukuk Bürosu

    -Halkların Avukatlarının Ulusal Birliği, Filipinler (NUPL)

    -Hindistan Avukatlar Derneği

    -Hukuk Ekibi, İtalya

    -İnsan Hakları Gündemi Derneği

    -İnsan Hakları Derneği (İHD)

    -İsviçreli Demokrat Avukatlar Derneği (DJS)

    -İtalyan Demokratik Avukatlar  Kadın Ağı, İtalya (Jin Net)

    -Katalan İnsan Haklarını Savunma Demeği (ACDDH) — Katalonya

    -Kültür Forum Türkiye Almanya Derneği

    -Özgürlükçü Avukatlar Derneği, (ALA), Madrid

    -Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD)

    -Rosa Kadın Derneği

    -Sendikalar Genel Federasyonu (UK)

    -Sivil Alan Araştırmaları Derneği

    -Sosyal Hukuki Yardım Derneği,

    -Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliğe Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPOD)

    -Toplulukların Kriminalize Edilmesine karşı Kampanya Grubu(CAMPACC)

    -Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)

    -Ukrayna Demokratik Avukatlar Derneği

    -Ulaştırma Alanında Ücretli Çalışanlar Derneği

    -Ulusal Hukukçular Birliği (ABD)

    -Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü (IBAHRI)

    -Uluslararası Demokratik Avukatlar Derneği (IADL)

    -Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH)

    -Yaşam, Bellek, Özgürlük Derneği

    PİRHA/ANKARA              

     

  • Savunma Nöbeti ‘mücadeleye devam’ sloganları ile sonlandı

    Savunma Nöbeti ‘mücadeleye devam’ sloganları ile sonlandı

    Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülen çoklu baro sistemi teklifinin ilk 5 maddesi kabul edildi. Gece boyu Ankara Adliyesi önünde nöbet tutan avukatlar, sloganlar ile nöbetini sonlandırdı.

    AKP ve MHP tarafından Meclis Komisyonu’na getirilen Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin maddeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor.

    Komisyondaki ikinci gün müzakerelerinde teklifin 5 maddesi kabul edildi. Kabul edilen maddeler şöyle:

    * Kabul edilen maddelere göre, belirli şartların gerçekleşmesi durumunda aynı ilde birden fazla baro kurulabilecek. Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde baroya yazılma talebi herhangi bir baroya yapılabilecek.

    * Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlık stajının ikinci altı aylık kısmı, staj yapılan baroya kayıtlı bir avukatın yanında gerçekleştirilebilecek.

    * Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlar, o ildeki herhangi bir baroya staj başvurusunda bulunabilecek.

    * Aynı ilde birden fazla baro bulunması halinde staj başvurusunda ibraz edilmesi gereken tanıtma kağıdı, staj yapılan baroya kayıtlı iki avukat tarafından düzenlenecek.

    * Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemler, kayıtlı olunan baro tarafından yerine getirilecek. Bir avukatın ölümü, meslekten veya işten çıkarılması, işten yasaklanması, geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hallerinde, avukatın kayıtlı olduğu baro başkanı, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartıyla, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendirecek, dosyaları kendisine devir ve teslim edecek.

    “BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Barolar ise, çoklu baro sistemi teklifine karşı Ankara Adliyesi önünde tuttuğu savunma nöbeti de sona erdi. Gece boyu adliye önünde nöbet tutan barı başkanları, Meclis Adalet Komisyonu’nda gece yarısı görüşmelere ara verilmesinin ardından açıklama yaptı.

    Avukat Nergiz Tuba Aslan, “Eylemimiz burada bitmedi. Yeni başlıyoruz, sonuna kadar mücadeleye etmeye her alanda bulunduğumuz her yerde devam edeceğimizi buradan deklare ediyoruz” dedi.

    Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan da, “Devam edeceğiz bu mücadeleye ama birlikte” ifadelerini kullandı.

    Avukatlar, attıkları “bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganıyla adliye önünden ayrıldı.

    Kaynak: MA

  • Hukuk örgütleri: Hakimler Pehlivan ve Ertekin yalnız değildir

    Hukuk örgütleri: Hakimler Pehlivan ve Ertekin yalnız değildir

    PİRHA – Yargıçlar Sendikası Başkanı ve Hakim Ayşe Sarısu Pehlivan’ın ve Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı ve Hakim Orhan Gazi Ertekin’in hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin hukuk örgütleri yaptıkları ortak açıklamada, “Hakimler Ayşe Sarısu Pehlivan ve Orhan Gazi Ertekin yalnız değildir” dedi.

    Adalet İçin Hukukçular, Avukat Hareketi, Avukatlar Sendikası, Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Demokrasi İçin Hukukçular, Karşıyaka Hukukçular Derneği, Kartal Hukukçular Derneği, Katılımcı Avukatlar (KAV), Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu (ÖDAV), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Yargıçlar Sendikası Başkanı ve Hakim Ayşe Sarısu Pehlivan’ın ve Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı ve Hakim Orhan Gazi Ertekin’in Twitter’da kişisel hesaplarından yaptıkları yaşamı savunan paylaşımları nedeniyle hedef gösterilmeleri sonrası Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından haklarında başlatılan soruşturmaya ilişkin ortak açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Hakimlerin sadece düşünce ve görüş paylaşımı yapmış olmaları nedeniyle sosyal medya üzerinden hedef gösterilerek bir linç kampanyası başlatılması sonrası HSK tarafından otomatik soruşturma ve tedbir kararı ile en yüksek süre uygulanarak görevden uzaklaştırma kararı verilmiş olması, Anayasanın 36. Maddesi ile tanımlanan masumiyet karinesine aykırıdır” denildi.

    Hakim ve savcı örgütleri başkanı olan, düşüncesini açıklayan hakimlere yönelik halen devam eden tehdit boyutunu aşan bu linç kampanyasını yürütenler hakkında bugüne kadar herhangi bir adli işlem yapılmadığı hatırlatılan açıklamada, “Olabilecekler için tedbir alınmaması, nefret söylemi ile şiddete çağrı yapanlar hakkında hareketsiz kalınmasıyla beraber değerlendirildiğinde her bir yurttaş için ayrıca korkutucudur” diye kaydedildi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Bu soruşturmalar, ülkenin aydın hakim ve savcılarının ifadelerini özgürce açıklayarak, sendika ve dernekleri ile örgütlenerek, kamuoyu yaratması yerine sadece trollerin, mafya babalarının, sahibinin sesi olanların konuşmasının, kamuoyu yaratmasının istendiğini göstermektedir. Bilimi ve eleştirel düşünceyi dışlayarak yaratılan bu kültürün topluma koronavirüsten daha zararlı olduğu, liyakat sahibi olanların ve bilimin baskılanmasının ülke için felaket olabileceği karantina günlerinde bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu süreçte yurttaşlarımız bilimin, aydınlığın ve serbest kürsünün değerini tekrar hatırlamıştır.

    Tek taraflı kamuoyu oluşumu için sadece istenen kişi ve kesimlerin kanaat açıklayabildiği, linç kültürünün, hedef göstermenin yöntem ve hakim kültür olduğu bir ülke hasletimiz değildir.

    Hakim ve savcıların seslerinin kısılarak, örgütsüz bırakılmaları nedeniyle yargının daha da bağımlı hale getirilebildiği için bugünleri yaşamakta olduğumuz bir gerçektir. Bu nedenle aşağıda imzası bulunan hukukçu örgütleri olarak, hakim ve savcıların daha fazla görüş açıklamasından yanayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi özellikle yargısal görevleri kaybetme korkusu nedeniyle hâkimleri kamu makamlarını ve politikaları eleştirmekten caydırma riski taşıyabilecek ifade hürriyetine müdahale niteliği taşıyacak müdahalelerin demokratik bir toplumda gerekli olamayacağı, yargı mensuplarına mutlak ve sınırsız bağlılık ve gizlilik kısıtlamaları getiren her tür ulusal kanun ya da başka türden mevzuatın ve uygulamalarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade hürriyetine dair 10. Maddesini ihlâl edeceğine ilişkin kararlarını hatırlatır, Hakim Ayşe Sarısu Pehlivan ve Hakim Orhan Gazi Ertekin’in yanında olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Çok sayıda hukuk örgütünden cezaevleri için Adalet Bakanlığı’na çağrı: Tehlike büyüyor

    Çok sayıda hukuk örgütünden cezaevleri için Adalet Bakanlığı’na çağrı: Tehlike büyüyor

    PİRHA – Dünyada ve Türkiye’de giderek yayılan koronavirüs salgınına karşı çok sayıda hukuk örgütü yaptıkları açıklamada Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunarak tehlikenin büyüdüğüne dikkat çekti. 

    Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyanın dört bir yanına yayılan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında tespit edilen vaka sayısı her geçen gün artıyor. Koronavirüs Türkiye’de de görülmesiyle birlikte hızla yayılırken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dün yaptığı açıklamada hasta sayısının 947’ye hayatını kaybedenlerin sayısının ise toplamda 21 olduğunu belirtti.

    Koronavirüs salgınında riskli durumda olan cezaevlerinde bulunan binlerce tutuklunun serbest bırakılması için ÇHD İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Katılımcı Avukatlar, Kartal Hukukçular Derneği, Sosyal Hukuk, ÖHD İstanbul Şubesi Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

    “CEZAEVLERİNDE BULUNANLARIN HAYATİ RİSKLERİ ÖNLENMELİ”

    Açıklamada, ​Uluslararası sözleşmeler, AİHS 2 ve Anayasanın 17. maddesi hatırlatılarak yaşam hakkının her şeyin üstünde olduğu vurgulandı.  Dünyada ilan edilen ​pandemide, hijyen, beslenme, sosyal izolasyon ve tıbbi olanaklara erişim hakkının hayati önem taşıdığı belirtilen açıklamada, “Bu çerçevede, çeşitli devletler en büyük risk alanlarından biri olan cezaevlerindeki mahpusların yaşam hakkının korunması için önlemler almakta, tahliyeler gündeme gelmektedir. Hukuk devleti kriterlerinin çok uzağında olan İran’da dahi siyasi mahpuslar dahil olmak üzere onbinlerce kişi tahliye edilmiştir” denildi.

    ​Türkiye’de cezaevlerinde 300 bin civarında tutuklu ve 150 bin çalışan kamu görevlisinin bulunduğu hatırlatılan açıklamada, salgın nedeniyle cezaevlerinde bulunanlarının hayati  risklerinin önlenmesi gerektiğinin altı çizildi.

    Açıklamada, Meclis başkanlığına sunulan yargı paketindeki infaz indirimi düzenlemesine de değinilerek “anayasal eşitlik ilkesinden ayrılarak siyasi mahpusların kapsam dışında tutulmasına ilişkin yaklaşımlar kabul edilemez. Aslolan; bağımsız olmayan mahkemeler tarafından siyasi muhalifler, hak savunucusu avukatlar, insan hakları aktivistleri, gazeteciler hakkında adil yargılama ilkesine aykırı, infaz nitelikli siyasi yargılamaların devasa haksız sonuçlarının ortadan kaldırılmasıdır”denildi.

    “CEZAEVİNDE OLAN RİSK GRUBUNDA OLANLAR TAHLİYE EDİLMELİ”

    Açıklamada, koronavirüs salgında cezaevlerinde 300 bin tutuklu ve 150 bin cezaevi çalışanının olduğu belirtilerek, sağlıklı yaşam hakkının korunması için alınması gereken önlemler şöyle sıralandı:

    • Virüsün etkisi bakımından yüksek risk grubu içerisinde en dezavantajlı pozisyonda olan astım, böbrek ve şeker hastalıkları gibi kronik hastalıkları olanlar; açlık grevindekiler; çocuklar, hamile ve çocuklarıyla birlikte hapishanede kalmak zorunda kalan kadın tutuklular ile 40 yaşın üzerindeki tutukluların öncelikli tahliyeleri sağlanmalıdır.

    •Tutukluluk durumunun ceza değil tedbir olduğu gözetilerek, tutuk halinin bir son çare olarak kabulu ile, mesleklerini icra ettikleri için tutulan hak savunucusu avukatlar, politik gerekçelerle cezaevlerinde tutulanlar koşulsuz olarak, diğer tüm tutuklular, gerektiği takdirde başkaca adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmalıdır.

    •Hükümlüler, salgınla ilgili tedbir mahiyetinde infaza ara verme uygulaması ile ve adli denetim mekanizmaları etkin kullanılarak tahliye edilmelidir. Hali hazırda cezaevlerinde yaşam ve sağlık hakkının korunması için yeterli ve dengeli beslenme ihtiyacı karşılanmalı, cezaevleri düzenli olarak dezenfekte edilmeli, hijyen ve sağlık hakkı gecikmeksizin sağlanmalıdır. (HABER MERKEZİ)

  • 24 barodan ortak açıklama: Avukatlar, görevlerinden ötürü yargılanamazlar.

    24 barodan ortak açıklama: Avukatlar, görevlerinden ötürü yargılanamazlar.

    PİRHA – 24 baro, avukatlara yönelik gözaltılara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Suçu her ne olursa olsun herkesin savunma yapma ve savunmasını yaparken bir avukattan yardım almaya hakkının olması hukuk devletinin gereğidir. Bundan dolayı avukat, üstlendiği görev ile özdeşleştirilemez! Avukat bu görevinden ötürü gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, yargılanamaz” denildi. 

    Aralarında İstanbul, İzmir ve Dersim baro başkanlarının da bulunduğu 24 baro başkanı, avukatlara yönelik gözaltılara ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklama şöyle:

    “Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında çok sayıda vatandaş, gardiyan ile Şanlıurfa barosuna kayıtlı 7, Diyarbakır Barosuna kayıtlı 2 olmak üzere 9 meslektaşımız gözaltına alınmış, 2’si Diyarbakır’dan 1’i de Şırnak’tan 3 meslektaşlarımız hakkında da yakalama kararı çıkartılmıştır. Meslektaşlarımızın ev ve ofislerinde arama yapılmış ve müvekkillerine ait dosyalardan bazılarına el konmuştur.

    “YASAL HÜKÜMLER İHLAL EDİLMİŞTİR”

    Soruşturmaya ilişkin kısıtlama kararı olması sebebiyle içeriğe ilişkin bilgi alınamamakta, belirsizlik ciddi kaygılar yaratmaktadır. Arama ve gözaltı kararlarından anlaşıldığı kadarıyla meslektaşlarımız, mesleki faaliyetleri nedeniyle bu uygulamaya maruz kalmışlardır. Hal böyleyken, arama ve gözaltı işleminin, avukatların yargılanmalarına ilişkin yasal hükümlerin ihlal edildiği anlaşılmaktadır.

    Yine geçtiğimiz hafta Mardin Barosu’na kayıtlı meslektaşımız Av.Ali KAHRAMAN, mesleki faaliyetleri gizli tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. Aynı şekilde 18 ÇHD üyesi meslektaşımızın yıllardır haksız bir şekilde tutuklu yargılandıkları kamuoyunun malumudur.

    “AVUKATLAR, GÖREVLERİNDEN ÖTÜRÜ YARGILANAMAZ”

    Suçu her ne olursa olsun herkesin savunma yapma ve savunmasını yaparken bir avukattan yardım almaya hakkının olması hukuk devletinin gereğidir. Bundan dolayı avukat, üstlendiği görev ile özdeşleştirilemez! Avukat bu görevinden ötürü gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, yargılanamaz.

    Üç ilde meslektaşlarımıza yapılan, tüm ülkede savunmayı susturmaya yönelik bir harekettir.  Kabul edilemez.

    Gözaltındaki meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmalarını talep eder, meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna bildiririz.”

    Açıklamada imzası bulunan baro başkanları şöyle:

    “Şanlıurfa Barosu Başkanı Av.Abdullah ÖNCEL

    Diyarbakır Barosu Başkanı Av.Cihan AYDIN

    Şırnak Barosu Başkanı Av.Nuşirevan ELÇİ

    Adana Barosu Başkanı Av.Veli KÜÇÜK

    Adıyaman Barosu Başkanı Av.Mustafa KÖROĞLU

    Ağrı Barosu Başkanı Av.Salih AYDIN

    Ankara Barosu Başkanı Av.R.Erinç SAĞKAN

    Antalya Barosu Başkanı Av.Polat BALKAN

    Artvin Barosu Başkanı Av.Ali UĞUR ÇAĞAL

    Batman Barosu Başkanı Av.Abdulhamit ÇAKAN

    Bingöl Barosu Başkanı Av.Hanifi BUDANCAMANAK

    Bursa Barosu Başkanı Av.Gürkan ALTUN

    Hakkari Barosu Başkanı Av.Ergün CANAN

    Hatay Barosu Başkanı Av.Ekrem DÖNMEZ

    Gaziantep Barosu Başkanı Av.Bektaş ŞARKLI

    İstanbul Barosu Başkanı Av.Mehmet DURAKOĞLU

    İzmir Barosu Başkanı Av.Özkan YÜCEL

    Mardin Barosu Başkanı Av.İsmail ELİK

    Mersin Barosu Başkanı Av.Bilgin YEŞİLBOĞAZ

    Muş Barosu Başkanı Av.Feridun TAŞ

    Siirt Barosu Başkanı Av.Nizam DİLEK

    Tunceli Barosu Başkanı Av.Kenan ÇETİN

    Van Barosu Başkanı Av.Zülküf UÇAR

    Yalova Barosu Başkanı Av. Fedai DOĞRUYOL

    (HABER MERKEZİ)

  • YSK’nin kararına hukukçular tepkili: Seçim güvenliği kalmadı

    YSK’nin kararına hukukçular tepkili: Seçim güvenliği kalmadı

    Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararı, hukukçuları ikna etmedi. YSK’nin “hukuk cinayeti” işlediğini düşünen hukukçular, Türkiye’de seçim güvenliğinin kalmadığında hemfikir.

    Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararı, hukukçuları ikna etmedi. YSK’nin “hukuk cinayeti” işlediğini düşünen hukukçular, Türkiye’de seçim güvenliğinin kalmadığı belirttiler.

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 31 Mart yerel seçimleri sonrası AKP’nin itirazı üzerine iptal ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerine ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Hukukçular, 250 sayfalık gerekçeli kararı DW Türkçe’den Hilal Köylü’ye değerlendirdi.

    “YSK’NİN HUKUKTA YERİ BİLE KALMADI”

    “YSK’nin kelimenin tam anlamıyla hukuk cinayeti işlediğini” savunan Anayasa hukukçusu Prof. Ergun Özbudun, “Kararın hiçbir mantıklı yanı yoktur. Karara itiraz eden dört YSK üyesi demokrasiyi, hukuku kurtarmaya çalıştıklarını ortaya koysa da, bunu başaramamıştır” değerlendirmesinde bulundu.

    YSK’nin gerekçeli kararını okuduktan sonra, kararı değerlendirmeye gerek kalmadığını belirten Özbudun, “YSK’nin hukukta yerinin dahi kalmadığını” söyledi.

    Seçimin iptalini yaratacak herhangi bir delilin gerekçeli karara yerleştirilemediğini söyleyen Anayasa hukukçusu, “Demek ki öyle bir delil yok. Sandık kurullarının oluşturulması sırasında usulsüzlükler oluşturulmuş, bu usulsüzlüklere göz yumulmuş ve sonrasında da zamanında itirazlar yapılmamış. Sandık kurulu başkanları kamu görevlisi değilmiş. İnanacağımız şey bu mudur” diye konuştu.

    Özbudun, buna inanılmayacağını YSK kararına itiraz eden dört üyenin kararda açıkça yazdığını da hatırlatıyor ve sandık kurullarının oluşumunun yanı sıra, sayım döküm cetvellerindeki sorunların ya da kısıtlı seçmenlerin oy kullanmasının da seçim sonucuna etki etmeyecek derecede olduğunun da tüm hukukçularca açıkça görüldüğünü söylüyor.

    Özbudun, “Seçimin iptaline gerek olmadığını anlatan dört YSK üyesi dürüstçe davranmıştır ama diğerlerinin nasıl davrandığını söylemeye dilim varmıyor” çıkışında bulundu.

    YSK, İstanbul seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararında, İstanbul seçimini iptal ettiğini duyurduğu 6 Mayıs tarihli kısa kararını genişletti. YSK, kısa kararında seçimin iptaline gerekçe olarak sadece kimi sandık kurullarının kanuna aykırı şekilde oluşturulduğunu, kamu görevlisi olmayanların sandık kurulu başkanı yapıldığını dile getirmişti.

    YSK KARARI GENİŞLETİLDİ

    Ancak, gerekçeli kararda sandık kurullarıyla ilgili iddiaların yanı sıra, 108 sandıkta sayım döküm cetveli düzenlenmediği, bu nedenle seçim güvenliğinin zedelendiği, 6 KHK’linin sandık kurulu başkanı, 3 KHK’linin de sandık kurulu üyesi olduğu belirtildi. Gerekçeli kararda, 6 sandıkta ölülerin, 41 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlülerin, 58 sandıkta da ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 224 zihinsel engeli nedeniyle kısıtlı olan kişinin de kullandığı tespitine yer verildi.

    Karara itiraz eden YSK Başkanı Sadi Güven başta olmak üzere diğer üç YSK üyesi tüm bu tespitlerin seçim sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olmadığını kararda yazdılar.

    Seçim hukukunu en iyi bilen isimlerin başında gelen ve 31 Mart seçimiyle ilgili gelişmeleri yakından izleyen eski Cumhuriyet savcılarından Ömer Faruk Eminağaoğlu, YSK’nin gerekçeli kararındaki en dikkat çeken konunun kısa kararın genişletilmesi, karara eklemeler yapılması olduğunu söylüyor.

    “BÖYLE BİR YSK SEÇİM GÜVENLİĞİ AÇISINDAN TEHLİKELİDİR”

    Eminağaoğlu, bu durumu kararda itirazları bulunan YSK üyelerinin de dile getirdiğini belirtirken, DW Türkçe’ye “YSK kısa kararı değiştiremez, hüküm fıkrasıyla oynayamaz. YSK, hukuku hiçe saymış ve iptal nedenini genişletmiştir. Halkın iradesine açıkça el koymuştur” görüşünü savundu.

    YSK’nin 6 Mayıs tarihli kısa kararında sadece sandık kurullarının oluşumunu iptal gerekçesi olarak duyurduğunu hatırlatan Ömer Faruk Eminağaoğlu, “YSK, kararını neden genişlettiğini kamuoyuna açıklamakla yükümlüdür. YSK’ya kararını genişletmesi gerektiğini kim söylemiştir? Bu gerekçeli karar, karar değildir, fiyaskodur” diye konuştu.

    YSK’nin böyle davranarak seçim güvenliğini sağlayan organ olmaktan çıktığını tescillediğini söyleyen Eminağaoğlu, “Yeni seçimleri de güvenlik içinde yapması mümkün değildir. Böyle bir YSK ile yeni seçimlerin yapılacak olması da, seçim güvenliği yönünden en büyük tehlikedir” dedi.

    İstanbul Barosu eski başkanlarından Turgut Kazan da tıpkı Eminağaoğlu gibi YSK’nin gerekçeli kararında, 6 Mayıs tarihli kısa kararın genişletildiğine dikkat çekti.

    Kazan, “Hukuken bunu yapmamaları gerekirdi ama yaptılar, çünkü siyasal iktidarın öne sürdüğü tüm gerekçeleri yazma gereği duymuşlar. Ortaya kirli bir 250 sayfa çıkmış. İçindeki itirazlar, o 250 sayfayı temizleyememiş” değerlendirmesini yaptı.

    Gerekçeli kararın genişletilemeyeceğini, kısa kararda duyurulan sandık kurullarının oluşumuyla ilgili sorunlara yenilerinin eklenemeyeceğini YSK’nin dört üyesinin açıkça söylediğini anlatan Kazan, “Dört üye elbette dinlenmemiş. Kafaları bulandıracak her türlü durumu ortaya dökmeye çalışmışlar ama bir türlü –oyları çaldılar- yazamamışlar. Herhalde bu yüzden de iktidardan fırça yiyecekler” çıkışında bulundu.

    Gerekçeli kararda hiçbir mantıklı delilin olmadığını, ‘hukukun katledildiğini’ öne süren Kazan, “Türkiye, hukukun olmadığı, seçim güvenliğinin sağlanamadığı çok zorlu bir dönem yaşıyor. Çok büyük sıkıntılar bizi bekliyor” değerlendirmesini yaptı.  (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Seçim tekrarı teşebbüs aşamasında kalmayan bir darbedir’-VİDEO

    ‘Seçim tekrarı teşebbüs aşamasında kalmayan bir darbedir’-VİDEO

    PİRHA – Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından İstanbul için alınan seçim iptali kararına hukuk camiasından da tepki geldi. Ankara Barosu tarafınca yapılan açıklamada YSK’nin bir tür darbe yaptığı ifade edilerek, “Bu darbe, tanklarla ya da silahlarla değil cübbesi üniformalaşmış atanmışlar tarafından 70 milyon yurttaşın, 16 milyon seçmenin gözlerinin içine baka baka çirkin bir cüretkarlıkla yapılmıştır” denildi.  

    YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için seçim yenileme kararına tepkiler yükseliyor. Ankara Barosu’na bağlı yüzlerce avukat, adliye önünde biraraya gelerek YSK kararını protesto etti.

    Ankara Barosu Başkanı Av. Erinç Sağkan’ın yaptığı basın açıklamasında “Aynı yöntemlerle yapılan seçimlerde ‘atı alan Üsküdar’ı geçti’ anlayışı içinde referandum düzenleyenler, cumhurbaşkanı seçilenler, kararın alındığı günden bir gün önce Yüksek Seçim Kurulu’na milletin gözü önünde talimat vermiş, İstanbul seçimlerinin mutlaka yenilenmesi gerektiğini bildirmişti” dedi.

    “YSK KARARI TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALMAYAN BİR DARBEDİR”

    Sağkan, YSK kararını bir tür darbe olarak yorumlarken sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dün gece itibariyle yapılan bu gösteri, halk iradesinin gasp edilmesi suretiyle teşebbüs aşamasında kalmayan bir darbedir ve de tarihe böyle geçecektir. Görev süreleri, kendilerine verilen emir telakki edilmeden uzun zaman önce Anayasa’ya aykırı olarak uzatılmış olan bu atanmışlar, 70 milyona borçlu oldukları kamusal hizmetlerini yapmak yerine hukuken mesnetsiz, kanunen çürük, vicdanen hadsiz kararlarıyla adlarını ülke tarihinin karanlık sayfalarına elleriyle işlemişlerdir. Çünkü Yüksek Seçim Kurulu’nun 6 Mayıs 2019 tarihli kararı, halk iradesinin gaspıdır ve her halk iradesinin gaspı lanetlenmesi gereken bir darbedir. Dün yaşanan hukuk garabeti hepimize göstermiştir ki; üzerinden 24 saat geçmemiş bu darbe, tanklarla ya da silahlarla değil cübbesi üniformalaşmış, vicdanı bireysel ikbale indirgenmiş atanmışlar tarafından 70 milyon yurttaşın, 16 milyon seçmenin gözlerinin içine baka baka çirkin bir cüretkarlıkla yapılmıştır.

    Halk iradesinin bu silahsız gaspı, halk iradesinden duyulan korkunun beyhude çabalarıdır ve günü geldiğinde, failleriyle birlikte silinmeye mahkumdur. Bu kararda imzası olanlar, o kararda imzası olanların görev süresini Anayasa’ya aykırı olarak uzatanlar, seçmenin iradesini çalarken ya da çalınmasını desteklerken bir saniye dahi elleri titrememiş olan herkes şunu bilmelidir ki; tarih şimdiye kadar Şair Nazım Hikmet’in dizesinin doğruluğunu göstermekten bir kere dahi imtina etmemiştir; Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu.

    Şimdi biz; öfkesine doygun umudumuzla her türlü yılgınlık emaresinden uzak ve yapılan gösteriyle hepimize verilmeye çalışılan gözdağından azade bir şekilde her türlü edilgenleştirme çabanızı reddediyoruz.

    Bu sebeple, hukuk kılıfına sokarak yapılan bu alçak darbeye boyun eğmemek; hepimiz için geçmişe, bugüne ve geleceğe duyduğumuz borcun Cumhuriyetimize  olan minnetimize karışık mücadelesi olacaktır.”

    Yargı bağımsızlığı çiğnenerek, yargıç cübbesine zorla düğme dikilerek girişilmiş bu darbenin tam da karşısındayız!”

    Erinç Sağkan, açıklamanın ardından önümüzdeki günlerde tüm illerin barolarıyla birlikte YSK önünde de protesto eylemi yapacaklarını ifade etti.

    Hukukçular, alkışlarla protestolarına son verdi.

    PİRHA/ANKARA