Etiket: hüsamettin ışık

  • Dede Işık: Çocuklarımızın okullarda din eğitimi almasını istemiyoruz-VİDEO

    Dede Işık: Çocuklarımızın okullarda din eğitimi almasını istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, Alevi çocuklara din derslerinin dayatılmasına tepki göstererek, hükümetin eğitim politikasını eleştirdi. Işık, laik eğitimin önemini vurgulayarak, “Çocuklarımızın, torunlarımızın din derslerini almasını istemiyoruz” dedi. 

    AKP hükümetinin eğitim-öğretimi her geçen gün dinselleştirmesi, tarikatlarla ve dinci vakıflarla protokoller imzalaması, ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ataması, öğrencilerin camilere götürülmesi, okullara mescit açılması gibi uygulamalara tepkiler yükseliyor.

    Alevi aileler çocuklarının din derslerini dayatılmasını istemiyor. Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Alevi çocukların din derslerinden muaf tutulması gerektiğine dair kararını uygulamıyor.

    “LAİKLİK SİSTEMİNİN MUTLAKA OTURTULMASI GEREKİYOR”

    Laikliğin önemine işaret eden Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, “Devlet işleriyle din işlerini birbirinden ayırmazsak laiklik olmaz. Bu tür dayatmalar olur. Din ve devlet işleri birbirinden ayrılmalı. Laiklik sistem mutlaka oturtulmalı. Laiklik olmazsa bu mümkün değil, asla yürümez. Benim çocuğumun, torunumun, benim arkadaşımın çocuğunun, torununun eğitimini bırak. Herkes kendi ibadetini, kendi dinini kendisi yaşasın. Ben senin hangi dine, hangi mezhebe mensup olduğunu soruyor muyum?” dedi.

    Alevi inancının İslam/Sünnilikle aynı olmadığını Kul Nesimi’nin şiiriyle hatırlatan Işık, şöyle devam etti:

    “Sorma be birader mezhebimizi
    Biz mezhep bilmeyiz, yolumuz vardır
    Çağırma meclis, riyaya bizi
    Biz şerbet içmeyiz, dolumuz vardır.

    Sen dini ne karıştırıyorsun benim eğitimime öğretimime. Benim zaten kendime göre bir ritüelim ve ‘ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlık’ diyen bir şiarım var. Ben o şiarımı çiğneyemem ki. O ritüelim üzerinden ben zaten ibadetimi kendim görüyorum. Sana gerek yok, onunla benim arama girme. Benim kendi inancım, ‘4 kapım,  40 makamım’ var. Şeriat, tarikat, marifet, sırrı hakikatim var. Oradan alıyorum bu öğretimi ben.”

    “KURANIN TÜM SURELERİNİ ZORLA ÖĞRETTİLER”

    Öğrenciyken kendisine surelerin zorla öğretildiğini belirten Hüsamettin Işık, “Şu anda onların okuduğu kuran ayetlerinin hemen hemen hepsini biliyorum. Benim bunu bilmem bunu uygulamam anlamına gelmez. Belki kendileri bile bilmiyor. Ben orada aldığım bilgi ile kendi felsefem arasındaki farkları çok güzel mukayese ediyorum. İnancı dayatmayla anlatamazsın. Bakın kaç tane camisi var bu ülkenin. 150-200 binin üzerinde. Her 50 metrede her 100 metrede bir tane cami var.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dede Hüsamettin Işık: Alevilik kendi itikatına göre Hızır’ı yaratmıştır-VİDEO

    Dede Hüsamettin Işık: Alevilik kendi itikatına göre Hızır’ı yaratmıştır-VİDEO

    PİRHA-Aleviliğin, kendi itikatına, anlayışına göre Hızır’ı yarattığını belirten Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, “Sıkışmayınca Hızır yetişmez. Hızır yardımcın olsun, Hızır yanında olsun gibi ritüelleri Aleviler kendine göre uygulamışlar, uygulamaya da devam etmektedir” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Hızır ayı Alevilerde kutsal kabul edilir. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır Aleviler için bir kurtarıcıyı temsil eder. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem yürütülür.

    Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, Hızır ayının Alevi inancındaki önemini PİRHA’ya anlattı.

    “SIKIŞMAYINCA HIZIR YETİŞMEZ”

    Muhittin Dede, “Hızır’ın şu kadar boyu var, şu kadar eni var veya şu sülaleden gelmişsin falan diye bir şey yok. Alevilik kendi itikatına göre kendi anlayışına göre Hızır’ı yaratmıştır. Onu kendine göre kutsamıştır ve onun devamlı yanında olduğunu hissettirmiştir. ‘Sıkışmayınca Hızır yetişmez, Hızır yardımcın olsun, Hızır yanında olsun’ gibi kendine göre ritüeller uygulamışlardır. Uygulamaya da devam etmektediler” dedi.

    “HIZIR AYI OCAK VE ŞUBAT AYLARI İÇERİSİNDE 14-15-16 DİYE BİLİNİR”

    Hızır aylarının genelde ocak ayı ve şubat ayları içerisinde olduğunu belirten Işık, “Anadolu’da kendi ritüellerine göre 14, 15, 16 diye genelde söylenir. Bizim üçlemelerimiz çok önemli olduğu için bu üçlemeler içerisinde 3 oruç tutulur. 3 gün orucun tutulduğu anlarda ise genelde benim Anadolu’da gördüğüm kararıyla iftar, oruç açma diye bir kural yok. Nefsini terbiye etmek, bir biçimiyle açlığın ne olduğunu, susuzluğun ne olduğunu bilmesi içindir” diye belirtti,

    “HIZIR’I BELLİ BİR KALIBA SOKMAK DOĞRU DEĞİLDİR”

    Hızır’ı belli bir kalıba sokmanın ve anlatmanın gereği olmadığını belirten Işık, şunları kaydetti:

    “Bizdeki Hızır’ın anlamı, ‘Hızır yanında olsun, Hızır dostumuz, Hızır yardımcın olsun. Kendi kendimize yarattığımız bir kavram. Buna ilişkin böyle bir yazılı belge de yok. İtikat anlamında kendi kendimize yarattığımız ve inanç anlamında rızalık şehrine girme anlamında yarattığımız, kendimizi terbiye etmek, insanın kendi kendini dizayn etmesinin bir biçimidir. Hızır’ın açılımı bu.”

    “SABAH YATAKTAN KALDIRIRKEN ‘KALKIN ALİ GELDİ’ DENİRDİ”

    Babaannesinin her sabah güneş doğduğu zaman ‘kalkın çocuklar Ali geldi ‘ diyerek kendilerini yataktan kaldırdığını belirten Işık, “Güneş doğardı, geç kaldınız demezlerdi. Hadi yeter artık tarlaya gidin, Ali geldi, derlerdi güneş doğduğu anda. Çünkü tam yel estiğinde erken vakitte böyle ritüeller vardı. Toprak, güneş, su… Bunlar, bu ritüeller kendi inanç boyutunda hep işlenir, hatta dili bile değişiktir” dedi.

    “ALEVİLİKTE SELAMLAMA BEREKET ANLAYIŞININ BİR İFADE BİÇİMİDİR

    Alevi inancında selamlamanın da diğer inançlara göre farklı olduğunu söyleyen Işık, “Vaktiniz hayır olsun, zamanın hayır olsun, diye elimizi göğsümüze koyarak yaptığımız selamlama, bizim gülbenglerimizde söylediğimiz ‘vakitler hayrola, şerler def ola’ biçiminde söylediğimiz deyimlerin açılımlarıdır. Şimdiki selamalar gibi değil, bizim esas selamlamalarımız bereket anlayışımızdır” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    .

     

  • Dede Hüsamettin Işık: Bir Alevinin başka inanca göre Hakk’a uğurlanması eziyet -VİDEO

    Dede Hüsamettin Işık: Bir Alevinin başka inanca göre Hakk’a uğurlanması eziyet -VİDEO

    PİRHA-Hakk’a uğurlama erkanlarının hala Sünni İslam geleneğine göre sırlandığını vurgulayan Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, “Alevi canımız Hakk’a yürüdüğü zaman 60-80 yaşına kadar hiç duymadığı sözcüklerle, başkalarının inancına göre sırlanıyor. Bu bir eziyet” dedi.

    Cemevlerinde Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Işık, “Hakk’a yürüyen canımız ömrünün son deminde başka inanca göre sırlanıyor. Bu bir eziyet, başta bir şey değil” dedi.

    Bazı  bölgelerde Alevi ritüellerini uygulayan yerlerin yavaş yavaş dönüşmeye başladığını vurgulayan Işık, “Tabii bu yine dille ilgili, asimilasyonla ilgili bir şey. Kurumların uygulamada çok büyük rolü var” diye ifade etti.

    “HAKK’A YÜRÜYEN CANIMIZIN CAMİDEN KALDIRILMASI SIK YAŞADIĞIMIZ BİR DURUM”

    Hakk’a yürüyen bazı Alevilerin camiden kaldırıldığını belirten Işık, “Neden camiden kaldırıyorsun diye sorulduğunda ‘çocukları, akrabası cemevine gelmek istemediler’ deniliyor” ifadesini kullandı.

    Cenaze erkanlarında kullanılan dilin çok önemli olduğunun altını çizen Işık, şunları ifade etti:

    “Dilimizi düzgün kullanırsak her şey yerine oturur ve çok güzel olur. O zaman alırız elimize bağlamamızı devriyelerimizi söyleriz. Şimdi bunu uygulayan yerlerimiz var. Onlara aşkı niyazlarımı sunuyorum. Ankara BatıkentCemevi’nde Cemal Şahin Dede bunu çok güzel uyguluyor. Kayseri Sarız bölgesinde, Malatya’da Sivas’ın bazı bölgelerinde, Tokat’ın bazı bölgelerinde çok güzel uygulanıyor.

    “BİR DEDE BU KONUDA EĞİTİLMELİ”

    Kurumların yapacağı en güzel hadiselerden biri dedelerden birini bu konuda eğitmesi. Bu kadar basit ama maalesef kurumlarımız bununla ilgilenmiyorlar. Kurumlardan artık ben ümidimi kestim. Yetişmiyorlar, yetiştirmiyorlar. Oraya hizmet etmek isteyen yüzlerce gencimizi almak istemiyorlar. Orada hizmet etmek isteyen gençleri bir şekilde ekarte ediyorlar. Gençlere fırsat verilmiyor. En büyük sıkıntı bu. Aslında fırsat verilse gençler bu işi çok iyi çözecekler. Derdi Alevilik olmayan yöneticilerin, böyle bir sıkıntısı yoktur. Günü kurtarma peşindeler.”

    “SORAN, SORGULAYAN GENÇLERİMİZ VAR, ONLARA FIRSAT VERMELİYİZ”

    Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, köylerde Hakk’a uğurlama erkanlarının daha kolay olduğunu ifade ederek, “Şehirde gerçekten bu çok zor oluyor. Köy yerinde veya küçük kasabalarda Hakk’a yürüme erkanı daha uygun oluyor. Gençlere çok görev düşüyor. Gençlere rica ediyoruz. Soran, sorgulayan, öğrenmek isteyen, ‘kimiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz’ diyen geçlerimiz var. Bunlar da bize bir nebze olsa da ümit veriyor” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dede Işık: Hakka uğurlama erkanlarımız kendi yol ve inancımıza göre yapılmalı -VİDEO

    Dede Işık: Hakka uğurlama erkanlarımız kendi yol ve inancımıza göre yapılmalı -VİDEO

    PİRHA-Hakka uğurlama erkanlarının Alevi ritüelleri ile birlikte özünden kopuk olarak farklı inançlara göre yürütüldüğünü vurgulayan Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Hüsamettin Işık, “En güzel giysileriyle, deyişleriyle sırlanmadan önceki anılarıyla olan erkanı biz Tahtacı köylerinde yaşadık, yürüttük. Bu bizim özümüzde de var. Şehirlere çabuk entegre olduktan sonra insanın anlamadığı bir dilde bir erkan yapması eksikliktir” dedi.

    Alevilerin hakka uğurlama erkanının şehirleşme ile birlikte baskın olan inanca göre şekil aldığı söylen Hıdır Abdal Ocağı Hüsemettin Işık, bunda da en büyük payın Alevi kurumlarının olduğu belirterek bir an önce kurumların bu dilden kurtulması gerektiğini söyledi.

    “TEK GAYEMİZ KENDİ ERKANIMIZ İLE HAKKA UĞURLANMAK”

    Aleviliğin kongre ve delegasyon Aleviliğine döndüğünü ve bunda en büyük payın Alevi kurumları ile birlikte siyasi partilerin olduğunun altını çizen Işık yeni bir Alevilik tanımının yaratılmaya çalışıldığını söyledi.

    Alevi dedelerinin de kendini zamana göre yenileyemediğinin özeleştirisini yapan Işık şunları belirtti:

    “Burada bu işe gönül veren dostlarımızın tek gayesi vardı. Hakka yürüdüğü zaman erkanının sırlamadan tutun lokmaya kadar kendi yol ve ritüellerine göre yapmaya gayret ettiler. Maalesef birilerine benzeme, onlar gibi yapma anlamında sıkıntılar yaşadık. Kendi deyişlerimiz, duaz, pervaz ve semahlarla hakka uğurlama erkanı yürüttüğümüzde önümüze engeller çıkmaya başladı. Oysa bizim özümüz o. Bu hadise Kuran’a göre yapılmamış. İnsan 60-70 sene Alevi olarak yaşamış ve son 15 dakikasında ise Sünni ritüellere göre cenaze erkanı yürütülüyor. Cemevine cenazesini getirmekten bile çekinen insanlar gördük.”

    “KURUMLARIMIZIN DA BU ASİMİLASYONDA PAYI VAR”

    Işık, köylerinde hakka uğurlama erkanlarının kendi inançlarına göre yapıldığını, şehirleşme ile başkasına benzeşme adına bundan kopulduğunu vurguladı. Kavramların da bu etkilenmeden payını aldığını söyleyen Işık, Alevi kurumlarının da bunun üzerinde durarak dile dikkat etmesinin altını çizerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “52 diye bir şey çıkardılar. Bizde can lokması vardır. Ölüm yok en azından, hakka yürüme var. Kurumlarımız bile yazışmalarında filan kişi hakka yürümüştür, mekanı cennet olsun diyor. Kurumların bunda çok etkisi var. Söylemlerini mutlaka düzeltmeliler. Tahtacı boylarında 8-10 pare Tahtacı köyleri var. En güzel giysileriyle, deyişleriyle sırlanmadan önceki anılarıyla olan erkanı biz Tahtacı köylerinde yaşadık. Bu bizim özümüzde de var.”

    Şehirlere çabuk entegre olunduğunu, bunun da kendisiyle birlikte ciddi sorunlar getirdiğinin altını bir kez daha çizen Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Hüsamettin Işık son olarak şunları belirtti:

    “Şehirlere çabuk entegre olduktan sonra anlamadığı bir dilde bir erkan yapması eksikliktir. Bunun için çok mücadele ettik. Bazılarını hala ikna edemedik. Hatta 40 lokmasını, can lokmasını Ramazan ayında iftara denk getiren arkadaşlarımız var. Kurumların bunu bir zapturapt altına alması lazım. Bunun dışarıdan değil bizim çatı örgütümüzle olması lazım. Özümüze dönmek zorundayız.”

    Ersin ÖZGÜL / ANTALYA