Etiket: hüseyin aykol

  • Gazeteci Hüseyin Aykol için tören düzenlendi-VİDEO

    Gazeteci Hüseyin Aykol için tören düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen gazeteci Hüseyin Aykol için Ankara’da cenaze töreni düzenlendi. Törende yapılan konuşmalarda Aykol’un mütevazi ve kararlı duruşuna dikkat çekildi.

    Özgür Basın çalışanları, çalışma arkadaşları gazeteci Hüseyin Aykol için Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde cenaze töreni düzenlendi.

    Tedavi gördüğü hastaneden tören salonuna getirilen Aykol’un naaşı, meslektaşları tarafından omuzlanarak sahneye konuldu. Aykol’un tabunun üstüne kırmızı karanfiller bırakılırken, tören salonuna meslektaşları tarafından, “Özgür Basın’ın devrimci çınarı, seni unutmayacağız” pankartı asıldı.

    Törene Aykol’un çalışma arkadaşları, ailesi ve sevenleri ile çok sayıda yurttaş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Selman Çiçek, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) üyeleri,  Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Disk Basın İş) Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu,  Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel, çok sayıda milletvekili de katıldı.

    Törende Hüseyin Aykol’un yaşamını anlatan sinevizyon gösterilirken, yapılan konuşmalarda, Hüseyin Aykol’un sosyalist kimliğine vurgu yapılarak, özgür basın içindeki duruşuna dikkat çekildi.

    Yapılan konuşmaların ardından Aykol’un çok sevdiği ve Kitora’ya ait olan Caravansary şarkısı çalındı. Aykol, daha sonra meslektaşları tarafından omuzlanarak Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Gazeteci Hüseyin Aykol’u kaybettik!

     

  • Gazeteci Aykol için yapılacak cenaze töreni programı netleşti!

    Gazeteci Aykol için yapılacak cenaze töreni programı netleşti!

    PİRHA –Yaşama veda eden gazeteci Hüseyin Aykol için 2 Ocak’ta, Ankara’da cenaze töreni yapılacak.

    14 Ekim 2025’te beynin kanaması geçiren gazeteci-yazar Hüseyin Aykol, 1 Ocak’ta yaşamını yitirdi.

    Özgür Basın geleneğinin öcülerinden olan Aykol için 2 Ocak’ta Ankara’da cenaze töreni yapılacak.

    70 Yaşında yaşama veda eden Aykol için saat 10.30-12:30 arasında Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde tören yapılacak. Aykol, saat 14.00’te ise Karşıyaka Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlanacak.

    Cenaze töreninin ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde taziyeler kabul edilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sadece bir gazeteciyi değil, bir hakikat hafızasını yitirdik!

    Sadece bir gazeteciyi değil, bir hakikat hafızasını yitirdik!

    PİRHA- Hüseyin Aykol’u yitirdik. Bu kayıp, bir insanın ölümünden ibaret değil; bu ülkenin hakikatle kurduğu zor ve sancılı ilişkinin bir kez daha eksilmesidir. Aykol’un ardından söylenecek her söz eksik kalacağını bilerek söylenmek zorunda. Çünkü o yalnızca yazan değil, yazdığı için bedel ödemeyi göze alan bir gazeteciydi.

    Hüseyin Aykol, bu coğrafyada gerçeğin tarafsız bir yerde durmadığını bilenlerdendi. Devletin inkârını, savaşın sürekliliğini, Kürt halkına yönelik sistematik baskıyı yazarken “denge” aramadı; hakikatin tarafında durdu. Bu duruş onu hedef hâline getirdi ama geri adım attırmadı. Çünkü onun gazeteciliği korkunun değil direncin içinden konuşuyordu.

    O, unutmanın bir yönetim biçimine dönüştürüldüğü bir ülkede ısrarla hatırlatanlardandı. Kayıpları, faili meçhulleri, cezasızlığı, sürgünü, yoksulluğu… Yazdıkları, yaşananların rastlantı olmadığını; bu düzenin bilinçli olarak kurulduğunu açıkça gösterdi. Hüseyin Aykol’un kalemi yalnızca olup biteni aktarmadı, bu düzeni teşhir etti ve tarihe not düştü.
    Onu güçlü kılan, sesini yükseltmeden sözünün ağırlığını kurabilmesiydi. Cümleleri bağırmazdı ama geri çekilmezdi. Okuru rahatlatmaz, gerçekle baş başa bırakırdı. Yazıları okunduktan sonra içte kalan huzursuzluk, onun gazeteciliğinin asıl gücüydü. Çünkü Aykol, vicdanı harekete geçiren bir dil kurdu.

    Bu ülkede özgür basın her zaman baskının hedefindedir. Hüseyin Aykol bu baskıyı tanıdı, yaşadı ve karşısında durdu. Gazeteciliği bir meslekten ibaret görmedi; halkın hakikati bilme hakkının parçası olarak ele aldı. Bu nedenle onun kaybı, yalnızca bir ismin eksilmesi değil; hakikat mücadelesinde önemli bir sesin susmasıdır.

    Hüseyin Aykol artık aramızda değil ama yazdıkları, soruları ve bıraktığı iz burada. Onu tanımayanlar bile bugün bu ülkede yaşananlara baktığında, Aykol’un yıllardır işaret ettiği gerçeklerle yüz yüze gelecektir.

    PİRHA Haber Ajansı olarak Hüseyin Aykol’u saygıyla, minnetle ve mücadeleyle anıyoruz.
    Onun ardından yas tutuyoruz ama biliyoruz:
    Hakikati yazmak artık biraz daha fazla sorumluluk istiyor.

    HABER MERKEZİ

  • Gazeteci Aykol’un kaybına dair birçok çevreden açıklama yapıldı

    Gazeteci Aykol’un kaybına dair birçok çevreden açıklama yapıldı

    PİRHA – Gazeteci Hüseyin Aykol, beyin kanaması sonrasında tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Aykol’un ölümü, birçok çevre tarafından derin üzüntüyle karşılandı.

    Gazeteci yazar Hüseyin Aykol, 14 Ekim’de Ankara’daki evinde geçirdiği beyin kanaması ardından Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedaviye alındı. 70 Yaşındaki Aykol, tüm müdahalelere rağmen 1 Ocak’ta yaşamını yitirdi.

    Özgür basın geleneğinin çınarı Hüseyin Aykol’un vedası birçok çevre tarafından hüzünle karşılandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Aykol’ün vefatı sebebiyle üzgün olduğunu belirterek şu mesajı paylaştı:

    “Özgür basın Ape Musa’dan sonra başka bir çınarını daha yitirdi. Sevgili Hüseyin Aykol’u kaybettik.

    Hüseyin hoca, kalemiyle hep doğruların yanında durdu, hakikati yazmaktan asla korkmadı. Onun yokluğu hepimizin yüreğinde derin bir boşluk bırakacak.

    Artık aramızda değil ama bıraktığı miras, yazdıkları, mücadelesi hep yaşayacak. Özgür basının, dostlarının ve hepimizin başı sağolsun.”

    “MÜCADELESİ HEP YAŞAYACAK”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da Hüseyin Aykol’u yitirmenin üzüntüsü içinde olduğunu vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

    “Hüseyin hoca, kalemiyle hep doğruların yanında durdu, hakikati yazmaktan asla korkmadı. Onun yokluğu hepimizin yüreğinde derin bir boşluk bırakacak.

    Artık aramızda değil ama bıraktığı miras, yazdıkları, mücadelesi hep yaşayacak. Özgür basının, dostlarının ve hepimizin başı sağolsun.”

    “YOL GÖSTERMEYE DEVAM EDECEKTİR”

    Gazeteci Aykol’un ardından DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ise “Özgür basının hocası halk dervişi Hüseyin Aykol’u yitirmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Hüseyin Hoca, hastanede 3 aya yakın bir zaman direndi, umut saçmaya devam etti. Hakikatleri açığa çıkarma mücadelesine adadığı emeği, baskılara rağmen kalemini halkın gerçeklerinden yana tutması ve özgür basın çizgisindeki onurlu duruşu hep saygı ve minnetle hatırlanacaktır. Geride bıraktığı söz, duruş ve miras; gerçeğin peşinden yürüyenlere yol göstermeye devam edecektir. Ailesine, yakınlarına ve Özgür Basın camiasına başsağlığı diliyorum” mesajını paylaştı.

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Özgür basının muhabiri, editörü, genel yayın yönetmeni, yılmaz emekçisi Hüseyin Aykol’u kaybettik. Yarım asırdır mücadelesiyle ‘tanık, sanık ve davacı’ olan Aykol, emeği ve duruşu ile örnek bir gazeteciydi, yol arkadaşıydı. İnatla ve inançla yürüttüğü hakikat mücadelesiyle halkların savunucusu, mahpusların sesi oldu.

    Özgür basının hocası sevgili Hüseyin Aykol her zaman saygı ve sevgiyle anılacaktır. Ailesinin, özgür basının, hepimizin başı sağolsun.”

    “ONURLU BİR MÜCADELE MİRASI BIRAKTI”

    Halkların Demokratik Kongresi de de Aykol için yazılı bir açıklama yayınladı. “Gazeteci, yazar ve aydın Hüseyin Aykol’u kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz” denilen metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Uzun ve zorlu bir yoğun bakım sürecinde yaşam mücadelesi veren Hüseyin Aykol, geride yalnızca yazılar değil; hakikatle, adaletle ve özgürlükle kurulan onurlu bir mücadele mirası bıraktı.

    Hüseyin Aykol, geçmişten bugüne yürütülen düşünsel ve yazınsal mücadelenin önemli isimlerinden biri olarak; kalemiyle baskıya, inkâra ve eşitsizliğe karşı durdu. Gazeteciliği, yalnızca haber aktarmak değil, toplumsal hafızayı diri tutmak ve değişim olanaklarını büyütmek olarak gördü.

    Kürt özgürlük mücadelesinin, Türkiye’de ve bölgede toplumsal değişim ve demokratik dönüşümün temel dinamiklerinden biri olduğuna inanan Hüseyin Aykol, bu mücadelenin yarattığı siyasal, kültürel ve düşünsel birikimi yazılarıyla görünür kıldı. Halkların eşitliği, birlikte yaşam ve barış fikrini savunan duruşu, onun kaleminin yönünü ve sözünün ısrarını belirledi.

    Onu kaybetmek, yalnızca bir gazeteciyi değil; yazıyla direnen bir tanığı, toplumsal mücadelelerin hafızasını yitirmek anlamına geliyor.

    Başta ailesi ve yakınları olmak üzere, birlikte yol yürüdüğü basın emekçilerine, dostlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz. Hüseyin Aykol’un sözü, yazısı ve mücadelesi yaşamaya devam edecektir.”

    “DEVRİ DAİM OLSUN”

    Sanatçı Ferhat Tunç ise sanal medya hesabından üzüntüsünü paylaşarak şu cümlelere yer verdi:

    “Yeni yılın ilk saatlerinde derin bir üzüntüyle karşıladığımız bir haber oldu… Dostumuz, kıymetli hocamız Gazeteci Hüseyin Aykol hayatını kaybetmiş. Ailesi başta olmak üzere tüm özgür basın emekçilerinin başı sağolsun. Değerli hocamızın devri daim, yıldızlar yoldaşı olsun.”

    Gazeteci Yazar Faruk Bildirici de Hüseyin Aykol’un barıştan yana bir gazeteci olduğunu belirterek şu mesajı paylaştı:

    “Hüseyin Aykol ile bunca yıl belki bir iki kez karşılaşmışızdır; ama ben asıl olarak kendisini son yıllarda yazışarak tanıdım. Gazetecilik kaygılarımız, yanlışlara karşı eleştirel bakışımız ve de farklılıklarımız bizi ortak paydada buluşturmuştu.

    Direngen, tavizsiz ama bir o kadar sakin, hoşgörülü, barışçıl bir kişilikti. Bilgece bir olgunluğu vardı.

    Ömrü boyunca gazetecilikte direnmiş, cezaevine girip çıkmayı işinin doğal parçası saymış bir gazeteciydi. Çok erken bir veda onunki… Oysa daha gazetecilik üzerine konuşacak, tartışacak çok sorunumuz vardı.

    Bu ülkede neden ‘Kürt medyası’nın doğduğunu, nasıl serpildiğini anlamak isteyenler onun yaşamına bakabilir.

    Anısına saygıyla…”

    “MÜCADELECİ RUHU YAŞAMAYA DEVAM EDECEK”

    Gazeteci Aykol’un kaybına ilişkin bir açıklama da DİSK Basın-İş’ten geldi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Hüseyin Aykol’u kaybettik.
    Onun basın özgürlüğü ve insan hakları mücadelesindeki kararlı duruşunu, yılmaz kişiliğini ve bıraktığı mirası daima hatırlayacağız.
    Hüseyin Aykol, baskılara rağmen gerçeğin peşinden koşan, gazetecilik mesleğini onurla sürdüren ve bu geleneği yeni nesillere aktaran bir çınar olarak anılacak.
    Onun mücadeleci ruhu ve ilkeleri, Özgür Basın geleneği içinde yaşamaya devam edecek.
    Ailesine, meslektaşlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Hüseyin Aykol’u kaybettik!

    Gazeteci Hüseyin Aykol’u kaybettik!

    PİRHA – Özgür Basın geleneğinin öncü isimlerinden Gazeteci Hüseyin Aykol, 70 günlük mücadele ardından yaşamını yitirdi. 

    Yeni Yaşam Gazetesi yazarı Hüseyin Aykol, 14 Ekim’de Ankara’daki evinde geçirdiği beyin kanaması sebebiyle Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Yoğun bakımda tedavisi süren Aykol, 1 Ocak’ta yaşama veda etti.

    Özgür Basın geleneğinin hocalarından Hüseyin Aykol’un cenaze işlemleri için gün içerisinde açıklama yapılacak.

    “HALK DERVİŞİ…”

    Gazeteci Hüseyin Aykol’un yaşamını yitirmesi sebebiyle Dicle Fırat Gazeteciler Derneği şu açıklamayı paylaştı:

    “Özgür basının hocası halk dervişi Hüseyin Aykol’u yitirmenin derin üzüntüsü içindeyiz.

    Hüseyin Hoca, hastanede 3 aya yakın bir zaman direndi, umut saçmaya devam etti. Hakikatleri açığa çıkarma mücadelesine adadığı emeği, baskılara rağmen kalemini halkın gerçeklerinden yana tutması ve özgür basın çizgisindeki onurlu duruşu hep saygı ve minnetle hatırlanacaktır. Geride bıraktığı söz, duruş ve miras; gerçeğin peşinden yürüyenlere yol göstermeye devam edecektir. Ailesine, yakınlarına ve Özgür Basın camiasına başsağlığı diliyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hüseyin Aykol’un tedavisi sürüyor!

    Hüseyin Aykol’un tedavisi sürüyor!

    PİRHA- İki aydır yoğun bakımda tedavi gören gazeteci Hüseyin Aykol’a bir kez daha kan takviyesi yapıldı.

    Gazeteci Hüseyin Aykol’un 14 Ekim’de Ankara’daki evinde geçirdiği beyin kanaması sonrası kaldırıldığı Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tedavisi sürüyor. Kaldırıldığı hastanede üçüncü kez beyin kanaması geçiren ve iki aydır yoğun bakımda tutulan Aykol’un tedavisi antibiyotikler ile devam ediyor.

    Daha önce kan değerlerinin düşmesiyle kan takviyesi yapılan Aykol’a bir kez daha kan takviyesi yapıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hüseyin Aykol, bir kez daha beyin kanaması geçirdi!

    Hüseyin Aykol, bir kez daha beyin kanaması geçirdi!

    PİRHA- Yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden gazeteci Hüseyin Aykol, bir kez daha beyin kanaması geçirdi. 

    Gazeteci Hüseyin Aykol’un 14 Ekim’de Ankara’daki evinde geçirdiği beyin kanaması sonrası kaldırıldığı Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tedavisi sürüyor.

    Geçirdiği iki ameliyatın ardından ciğerlerinde oluşan enfeksiyondan dolayı yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Aykol’un, bir kez daha beyin kanaması geçirdiği öğrenildi. Doktorlarının aktardığı bilgiye göre, Aykol’un beyin sapında kanama tespit edildiği belirtilirken, yeni bir ameliyatın ise risk taşıdığı ve ameliyat edilmeden durumun takip edileceği aktarıldı. Üçüncü kez beyin kanaması geçiren ve bir kez daha tomografisi çekilen Aykol’un hayati riski ise devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci Hüseyin Aykol’un tedavisi devam ediyor

    Gazeteci Hüseyin Aykol’un tedavisi devam ediyor

    PİRHA- Gazeteci Hüseyin Aykol’a geçirdiği ameliyatın ardından akciğerinde oluşan enfeksiyonun kontrol altına alınması için ek ilaçlar verilmeye devam ediliyor.

    Gazeteci Hüseyin Aykol’un 14 Ekim’de Ankara’daki evinde geçirdiği beyin kanaması sonrası kaldırıldığı Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tedavisi sürüyor. İki kez ameliyat edilen Aykol, operasyonların ardından akciğerlerinde oluşan enfeksiyon nedeniyle bir süredir yoğun bakım ünitesinde tutuluyor.

    Aykol’un akciğerinde oluşan enfeksiyonun kontrol altına alınması sebebiyle başlatılan antibiyotik tedavisi ek ilaçlarla devam ediyor. Solunum cihazına bağlı şekilde tedavisi sürdürülen Aykol’un durumu ciddiyetini koruyor.

    Aykol’un bulunduğu hastaneye ise her gün ziyaretler gerçekleştiriliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Hüseyin Aykol’un tedavisi 9’uncu gününde devam ediyor!

    Hüseyin Aykol’un tedavisi 9’uncu gününde devam ediyor!

    PİRHA- Geçirdiği beyin kanaması sonrası entübe edilen gazeteci-yazar Hüseyin Aykol’un akciğerlerinde enfeksiyon gelişmesi nedeniyle antibiyotik tedavisine başlandı.

    14 Ekim’de beyin kanaması geçiren ve kaldırıldığı Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ikinci kez beyin kanaması geçiren gazeteci-yazar Hüseyin Aykol’un tedavisi 9’uncu gününde yoğun bakım ünitesinde devam ediyor.

    Hüseyin Aykol’un akciğerlerinde gelişen enfeksiyon nedeniyle antibiyotik tedavisine başlandığı açıklanırken, Aykol’un ameliyathane içerisinde bulunan yoğun bakım ünitesinden genel yoğun bakım ünitesine alındığı aktarıldı. Doktorları, Aykol’un bilincinin kapalı olduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini belirterek enfeksiyonun azaltılması için uyutulmaya devam edildiği bilgisini paylaştı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Doktorlar yarın Hüseyin Aykol ile iletişim kurmaya çalışacak

    Doktorlar yarın Hüseyin Aykol ile iletişim kurmaya çalışacak

    PİRHA-Geçirdiği 2 beyin kanamasının ardından entübe edilen Gazeteci Hüseyin Aykol’a uyutulması için verilen ilaçlar tamamen kesildi. Doktorlar yarın Aykol ile iletişim kurmaya çalışacak.

    Beyin kanaması geçiren ve ardından kaldırıldığı hastanede 2’nci kez beyin kanaması geçiren Gazeteci Yazar Hüseyin Aykol’un tedavisine, geçirdiği 2 ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde devam ediliyor.

    14 Ekim’den bu yana Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım servisinde entübe edilen ve tedavisinin 4’üncü gününü geride bırakan Aykol’un doktorları durumuna ilişkin bilgi verdi.

    Doktor, Aykol’un tomografisini çektiklerini ve sonuçlarına göre durumunun stabil olduğunu belirtti. Basınç ölçer ile izledikleri kanamanın tamamen durduğunu belirten doktor, yarına tamamen ilaçların vücudundan çıkacağını ve yarın Aykol ile iletişim kurmaya çalışacaklarını belirtti. Aykol’un zamana ihtiyacının olduğunu belirten doktor, entübenin devam edeceğini de söyledi.

    Durumu ciddiyetini koruyan Aykol için hastane ziyaretleri de sürüyor.

    PİRHA/ANKARA

  • İHD Mersin Şube: Hakan Tosun’un ölümüne dair soruşturma derinleştirilmeli- VİDEO

    İHD Mersin Şube: Hakan Tosun’un ölümüne dair soruşturma derinleştirilmeli- VİDEO

    PİRHA- Gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin İHD Mersin Şubesi basın açıklaması yaptı. Açıklamada, soruşturmanın şeffaf yürütülmediği belirtilerek Tosun’un gazeteciliği nedeniyle hedef alınmış olabileceği ve soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

    Gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin İHD Mersin Şubesi basın açıklaması yaptı. Açıklamada, soruşturmanın şeffaf yürütülmediği belirtilerek Tosun’un gazeteciliği nedeniyle hedef alınmış olabileceği ve soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

    Gazeteci ve doğa savunucusu Hakan Tosun, 10 Ekim’de İstanbul Esenyurt’ta uğradığı silahlı saldırının ardından kaldırıldığı Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde 13 Ekim’de hayatını kaybetti. Tosun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın etkin şekilde sürdürülmediğini belirten İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkı’nda bir basın açıklaması düzenledi.

    “Hakan Tosun’a ne oldu?” yazılı pankartın açıldığı açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütü, ekoloji aktivistleri ve gazeteciler katıldı. Basın metnini İHD Mersin Şube Sekreteri Fatoş Sarıkaya okudu. Açıklamadan önce hastaneye kaldırılan gazeteci Hüseyin Aykol’un durumuna ilişkin de konuşan Sarıkaya, “Ömrünün 50 yılını gazeteciliğe adayan Hüseyin Aykol, sadece bir gazeteci değil; bu ülkede kalemiyle direnen, her koşulda hakikati yazmaktan vazgeçmeyen kuşakların vicdanıdır. Kendisinden gelecek iyi haberleri büyük bir umutla bekliyoruz. Kendisine geçmiş olsun diliyor, sesin kalemin yüreğin bizimle diyoruz” dedi.

    ÇELİŞİKLERE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Hakan Tosun’un yaşamını yitirmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada ciddi hak ihlallerine ve eksikliklere dikkat çeken Fatoş Sarıkaya, “Saldırının üzerinden günler geçmesine rağmen ne ailesine ne avukatlarına ne dosyaya tam erişim hakkı tanındı. Olay anına dair kamera görüntülerinin tamamı paylaşılmıyor. Buna karşın bazı basın organlarına kesilerek servis edilen görüntüler, soruşturmanın şeffaf yürütülmediğine işaret ediyor. Bu durum, kamuoyunda soruşturmanın maddi gerçeği ortaya çıkarma amacı taşımadığı yönünde ciddi bir algı yaratıyor” diye konuştu.

    Sarıkaya, Tosun’un saldırıya uğradığı saat ile hastaneye ulaştırıldığı zaman arasındaki farkın halen açıklanmadığını, olay yerinde bulunan çanta, telefon ve diğer kişisel eşyaların akıbetinin bilinmediğini vurgulayarak, “Tanık ifadeleri ile görüntüler örtüşmüyor. İfadelerdeki içerikler neredeyse aynı. Bazı şüphelilerin ifadeye yalnızca telefonla çağrıldığı iddiaları var. Bu tablo, soruşturmanın etkinliğine dair kuşkularımızı derinleştiriyor. Ayrıca Tosun’un kişisel eşyaları hala kayıp. Bu eşyalar saldırının niteliği hakkında önemli bilgiler barındırıyor olabilir” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN YAŞAM HAKKINI KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR”

    Sarıkaya açıklamasının sonunda, Hakan Tosun’un yaşam hakkının korunması konusunda devletin yükümlülüğünü hatırlattı ve tüm sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti:

    “Yaşam hakkı, Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesiyle güvence altındadır. Devletin yaşam hakkını koruma ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü vardır. Bizler, Tosun’un neden hedef alındığını, saldırının arkasında kimlerin olduğunu bilmek istiyoruz. Soruşturma tüm yönleriyle derinleştirilmeli, gerçek failler ve saldırının nedeni ortaya çıkarılmalıdır.”

    İHD, kamuoyunu süreci yakından takip etmeye ve adalet talebine sahip çıkmaya çağırdı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Hakikat arayışının sembolü: Hüseyin Aykol!

    Hakikat arayışının sembolü: Hüseyin Aykol!

    PİRHA- Ömrünü hakikati yazmaya ve özgür basına adayan gazeteci Hüseyin Aykol için basın dünyası endişeli ve sessiz bir umutla ondan gelecek iyi haberi bekliyor.

    Ömrününün 50 yılını gazeteciliğe adayan Hüseyin Aykol, sadece bir gazeteci değil; bu ülkede kalemiyle direnen, her koşulda hakikati yazmaktan vazgeçmeyen kuşakların vicdanıdır.

    BİR ÖMÜRLÜK DİRENİŞİN İSMİ

    Özgür Gündem, Ülkede Gündem, Yeni Yaşam, gibi baskılara rağmen yayın hayatına devam eden birçok muhalif ve Kürt medya organında yöneticilik yapan Aykol, onlarca kez gözaltına alındı, yargılandı, cezalar aldı ama asla geri adım atmadı.

    O, haberin suç sayıldığı zamanlarda bile “yazmaya devam etmek halkın hakkıdır” diyerek susturulmak istenen birçok gazetecinin hem sesi hem de yol arkadaşı oldu.

    KALEMİ YASAKLANANLARA KALEM OLDU

    Aykol, yalnızca gazetecilik değil aynı zamanda dayanışmanın, direnmenin ve inatla üretmenin adı. Mahpusların sesi olan, gazetecilere moral veren, genç gazetecilere yol gösteren, susturulan halkların, ötekileştirilen dillerin, bastırılmak istenen hakikatlerin yanında duran bir emekçidir.

    Bugün ameliyathane kapısında sadece bir insanın yaşam mücadelesi değil aynı zamanda bu topraklardaki basın özgürlüğünün belleği de sınav veriyor.

    SESSİZ BİR DUA UMUTLU BİR BEKLEYİŞ

    Şimdi gözler bir kez daha hastanede. O ameliyathanede sadece Hüseyin Aykol’un değil bu ülkede gerçekleri yazmaya cesaret eden herkesin kalbi atıyor.

    Ve bizler…

    Yeniden yazacağı bir manşete, bir başka genç gazeteciye el vereceği yeni bir güne dair umudumuzu kaybetmiyoruz.

    Geçmiş olsun Hüseyin Aykol. Sesin, kalemin, yüreğin bizimle.

    PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    Gazeteci Hüseyin Aykol beyin kanaması geçirdi
    Gazeteci Hüseyin Aykol, yeniden ameliyata alındı!
    Gazeteci Aykol: Savaştan nemalananlar barış sürecini sabote etmek için aşağılayıcı dil kullanıyor
    Gazeteci Aykol: İlk öldürülenler hiç yakınmayanlardı, biliyor musunuz?

  • Gazeteci Hüseyin Aykol, yeniden ameliyata alındı!

    Gazeteci Hüseyin Aykol, yeniden ameliyata alındı!

    PİRHA- Gazeteci Hüseyin Aykol, bu sabah ikinci kez beyin kanaması geçirdi. Ameliyata alınan Aykol’un hayati riski devam ediyor.

    Ankara’daki evinde dün akşam saatlerinde beyin kanaması geçiren gazeteci-yazar Hüseyin Aykol, yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılmış ve ameliyata alınmıştı. Ameliyat sonrası yoğun bakımda uyutulan Aykol’un bu sabah saatlerinde yeniden beyin kanaması geçirdiği öğrenildi.

    Kanamanın ardından beyin tomografisi çekilen Aykol yeniden ameliyata alındı. Doktorlar, Aykol’un durumunun ciddiyetini koruduğunu belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Gazeteci Hüseyin Aykol beyin kanaması geçirdi

    Gazeteci Hüseyin Aykol beyin kanaması geçirdi

    PİRHA- Beyin kanaması geçiren Gazeteci Hüseyin Aykol, entübe edildi. 

    Akşam saatlerinde evinde baygın halde bulunan Gazeteci Hüseyin Aykol, Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

    Beyin kanaması geçirdiği öğrenilen Aykol, ameliyata alındı. Doktorlar ameliyatın riskli olduğunu belirtti

    (HABER MERKEZİ)

  • Hüseyin Aykol: Gazetecilik bayrağını asla yere düşürmedik- VİDEO

    Hüseyin Aykol: Gazetecilik bayrağını asla yere düşürmedik- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin düzenlediği “Özgür Basın Susturulamaz” etkinliğinde konuşan gazeteci Hüseyin Aykol, özgür basın emekçilerinin sırf haber yaptıkları için katledildiğine dikkat çekerek, “Ölen arkadaşlarımızın işlerini de devraldık ve yılmadık bayrağı asla yere düşürmedik” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nin, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında düzenlediği etkinliklerin ilki “Özgür Basın Susturulamaz” başlığında Yenişehir Akademi Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Etkinlikte gazeteci Diren Keser’in çekip yönettiği ‘Haberin Ardındakiler’ konulu belgesel gösterimi ve gazeteci Hüseyin Aykol’un konuşmacı olduğu söyleşi yapıldı.

    “GAZETECİLER ŞİDDET SARMALI İLE MÜCADELE EDİYOR”

    Belgesel gösteriminden sonra Atilla Güney, belgeselin amacına ilişkin konuşma yaptı. Belgesel sürecinde 10 ilde 50’nin üzerinde gazeteci ile görüştüklerini kaydeden Atilla Güney, insan hakları üzerinden habercilik yapan muhabirlerin maruz kaldığı baskıları görünür kılmak istediklerini belirtti. Politika, çevre, kadın ve göçmenlerle ilgili haberler yapan gazetecilerin yer aldığı belgeselde, basın mensuplarının her türlü şiddete maruz kaldıklarını söyleyen Güney, “Gazetecilere devlet kanadından şiddet her boyutuyla yönelmiş durumda. Ancak biz bu belgeseli yaparken fark ettik ki, gazeteciler salt bir siyasal otoriterleşmeyle değil, toplumsal bir otoriterleşmeyle de mücadele ediyorlar. Devletten gördükleri şiddetten daha vahimi toplumsal yaşamda birlikte çalıştıkları meslektaşlarından tutun da haber kaynaklarına kadar her taraftan bir şiddet sarmalı içerisindeler” diye konuştu.

    AYKOL: BASKILARA KARŞI YILMADIK

    Gazeteci Hüseyin Aykol, gazetecilerin zor şartlara habercilik yaptığını ifade ederek, özgür basın emekçilerinin sırf haber yaptığı, gazete dağıttığı için katledildiğine dikkat çekti. Baskılara ilişkin konuşan Aykol, “Ama yılmadık ve ölen arkadaşlarımızın işlerini devraldık ve bayrağı asla yere düşürmedik. Her kapatıldığımızda yeni bir kurum açarak ilerledik. Onlar kapattılar biz açtık. Durmadık, ajanslarımız oldu, televizyonlarımız var şu anda. Türkiye’deki en önemli 2-3 medya grubundan biri biziz. 50’ye yakın şehidimiz var ve bunların yarısı dağıtım yapan gençler. Biz buraya böyle geldik. Küçücük bürolarda başladık biz. Biz kendimizi korumaya çalıştıkça bu devlet de bizi tekrar ve tekrar yeni yöntemler buluyor” dedi. Aykol, yıllardır yürütülen saldırılara karşı mücadelenin de yürütüldüğüne dikkat çekti.

    “MESLEĞİN ONURUNU KORUMAK ÖNEMLİ”

    Son olarak konuşan Diren Keser de şunları dile getirdi:

    “Bir avuç kalmak mesleğin onurunu korumak anlamında çok önemli. Belgeseli çektikten sonra arkadaşların bazıları tutuklandı. Hakikatin peşinden giden bir avuç gazeteci varsa susmamak için elimizden geleni yapacağız.”

    Söyleşi, İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci’nin Aykol’a İHD Mersin Şubesi adına plaket vermesi ile sonlandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

     

  • Dedeoğlu ve Aykol’dan, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı-VİDEO

    Dedeoğlu ve Aykol’dan, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı-VİDEO

    PİRHA – Diyarbakır’da yaptıkları haberlerden dolayı “örgüt üyesi” olmakla suçlanan 15’i tutuklu 18 gazetecinin ilk duruşması başladı. Duruşma öncesi PİRHA’ya konuşan Disk Basın İş Bölge Temsilcisi Turgut Dedeoğlu ile Gazeteci Hüseyin Aykol, mesleğe sahip çıkmak için duruşmayı takibe gittiklerini belirterek, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı yaptı.

    Diyarbakır merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan gazeteciler hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 15’i tutuklu 18 gazeteci yargılanıyor. Gazeteci meslek örgütlerinin yanı sıra hukuk ve sivil toplum örgütleri de duruşmayı takip ediyor.

    Duruşmayı takibe gelen DİSK Basın İş Bölge Temsilcisi Turgut Dedeoğlu ile Gazeteci Hüseyin Aykol duruşma öncesi PİRHA‘ya konuştu.

    “MESLEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Gazeteci Turgut Dedeoğlu, bugün 730 sayfa bir iddianameyle karşılaştıklarını belirterek, “Arkadaşlarımız 13 aydır ceza evindeler bu iddianamede de şunu gördük sanıktan delile gitme. Bu Türkiye’de gazeteciler üzerinde de uygulanan bir yöntem. Önce sanık yaratılıyor ardından delil toplanıyor. Dünyanın bütün ülkelerinde gazetecilere yönelik bu tür suçlamalar baskılar var” dedi.

    Türkiye’nin en fazla cezaevinde gazeteci olan ülkelerden biri olduğunu, mesleklerine sahip çıkmak için duruşmayı takip etmeye geldiklerini söyleyen Dedeoğlu şöyle devam etti:

    “Her seçim döneminde bunu yaşıyoruz. Her seçim döneminde iktidar özellikle muhalif gazeteciler üzerinde baskıları yoğunlaştırıyor. Buna alışmamak gerekiyor. Bütün gazetecilerin birlik olması gerekiyor. Çünkü bugün burada yargılanan gazeteciler değil, meslek. Mesleğimize sahip çıkmamız gerekiyor. Hepimiz burada dayanışma göstererek gazeteciliğin onuruna sahip çıkmamız gerekiyor. Ankara’da da duruşmaya çıkan arkadaşlarımız çıkıp kendilerini değil, gazeteciliği savundular. Burada da arkadaşlarımız aynısını yapacaklar, mesleklerini savunacaklar. Buradaki en büyük sorunumuz ulusal medyanın muhalif gazeteciliği, Kürt gazetecileri, özgür basını görmemeleri. Biz yaşasın sınıf dayanışması diyoruz. Mesleğimize sahip çıkmak için buradayız.”

    “HALKIMIZ BİZİMLE DAHA ÇOK DAYANIŞMALI”

    Duruşma öncesi konuşan Gazeteci Hüseyin Aykol ise “Evet bir dayanışma var. Gazeteci örgütleri aramızda. Yeterli mi? Yetersiz bence. Başta halkımız olmak üzere bu tarz davalara daha çok ilgi göstermek lazım, çünkü biz gazeteciler onların dertlerini, sorunlarını dile getiriyoruz. Bizi sustururlarsa, sizi susturmuş oluyorlar. Halkımızın bizimle daha çok dayanışmalarını istiyoruz. Susma sustukça sıra size gelecek” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    > Diyarbakır’da tutuklu gazetecilerin duruşması başladı

  • Tutuklu gazetecilerle dayanışma gecesi yapıldı

    Tutuklu gazetecilerle dayanışma gecesi yapıldı

    MKM’nin özgür basın ile dayanışma gecesinde konuşan Gazeteci Hüseyin Aykol, gazetelerin bombalandığı, onlarca kişinin katledildiği ve yüzlerce kişinin tutuklandığını hatırlatarak, “Borcumuzu ödemeye devam edeceğiz” dedi.

    Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM), Diyarbakır’da tutuklanan 16 gazeteci ve özgür basınla dayanışmak amacıyla Şişli’de bulunan Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde etkinlik düzenledi. Yoğun ilgi ve katılım gösterilen etkinliğe çok sayıda gazeteci, hak savunucuları, siyasetçiler, milletvekilleri, hukukçular, kadın örgütü temsilcileri, emekçiler, Sivil Toplum Örgütü (STÖ) temsilcileri, sanatçılar, Barış Anneleri İnsiyatifi üyeleri, gençler ve kadınlar ile birlikte 7’den 70’e çok sayıda kişi katıldı.

    Saygı duruşu ile başlayan etkinlikte gazetecilerin mücadelelerini anlatan Kürtçe ve Türkçe şiir okundu. Ardından özgür basının mücadelesine ilişkin hazırlanan sinevizyon gösterimi gösterildi. Gösterim dakikalarca salondaki katılımcılar tarafından alkışlandı.

    ALAĞAŞ’IN MESAJI OKUNDU

    Mezopotamya Haber Ajansı’nın haberine göre; daha sonra Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan JİNNEWS Haber Müdürü Safiye Alağaş’ın mesajı okundu. Alağaş, geceye öncülük eden başta Mezopotamya Kültür Merkezi olmak üzere tüm meslektaşlarına selamlarını iletti. “Bize dayatılan tutsaklık bizim şahsımızda aslında halklara dayatılan bir tutsaklıktır” ifadelerine yer veren Alağaş, “Bu ülkenin sanatçısı, işçisi, siyasetçisi, gazetecisi, kadını, çocuğu kısacası biat etmeyen herkes bugün iktidarın ana hedefi haline gelmiş bulunuyor. Bizlerin hedef alınması kuşkusuz derinden bir mesaj da içeriyor. Özellikle Türkiye’nin tek kadın haber ajansı olma özelliği taşıyan JİNNEWS’e dönük bu saldırı, bir yıldırmayı da amaç ediniyor. Bugün belki biz içerideyiz ama meslektaşlarımız yollarına devam ediyor ve kadınların seslerini, direnişlerini kamuoyuna duyuruyor” dedi.

    ‘BİR AN DÜŞÜRMEDİK’

    Alağaş, “Bizler Musa Anter’lerden, Gurbetelli Ersöz’lerden, Nujiyan Erhan’lardan, Deniz Fırat’lardan ve daha nice özgür basın şehidinden devraldığımız kalemleri biran olsun elimizden düşürmedik ve düşürmeyeceğiz. Buradan bir kez daha söylemek istiyoruz. Kürt özgür kadın basını bugüne kadar biat etmedi, boyun eğmedi, kalemini yere düşürmedi. Bu yolu bedel ödeyerek açan basın şehitlerine, cezaevinde bulunan arkadaşlarımıza selam olsun. Bizler er ya da geç dışarıda sizler ile buluşacağız. Hakikatin açığa çıkması engellenemeyecek. Özgür yarınlarda buluşmak dileğiyle. Sevgi ve selamlarımla…” ifadelerine yer verdi.

    ‘BEDELİ NE OLURSA OLSUN’

    Ardından sahneye çıkan Teatra Jîyana Nû üyesi Rugeş Kırıcı gecenin anlam ve önemine değindi. Hakikati arayan sanat yolculuklarında her zaman özgür basınla yan yana olduklarını söyleyen Kırıcı, “Bir kez daha teşekkür ediyoruz, onlar bizim şarkılarımızı stranlarımızı tiyatrolarımızı halka ulaştırdılar. Bir kez daha özgür basın emekçilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Böyle karanlık zamanlarda bir araya gelmek, birlikte yürümek bizi çaresizlikten kurtarıyor. Tarihte hakikatin izini sürmenin bedeli her zaman ağır olmuştur. Bedelleri ne olursa olsun, bir kameranın ve fotoğraf makinesinin toplum hafızasına kaydettiği bir görüntü ve tek bir haberle o hakikatin karanlığa gömülmesini engelleyen gazetecilere de şahitlik etti tarih. Hakikatin izini süren gazetecilere bir kez daha selam olsun” şeklinde konuştu.

    ‘ÇOCUKLARI’ YAZMAYA DEVAM EDİYOR

    Apê Musa gibi heybesini hakikatle dolduran gazetecilerin bitmediğini ve bitmeyeceğini de vurgulayan Kırıcı, “Apê Musa’nın çocukları büyüdü ve yazmaya devam edecekler. Hakikat bir yerde hep bekler. Hakikat Apê Musa’nın, Ferhat Tepe’nin, Metin Göktepe’nin, Hrant Dink’in vurulduğu yerde, sokakta beklemektedir. Hakikat Kemal Kurkut’un düştüğü yerde beklemektedir. Gerçekleri ulaştıranlara bir kez daha selam olsun” diye kaydetti.

    SLOGANLAR ATILDI

    Ardından sahne alan Bandista grubunun seslendirdiği coşkulu şarkılar, yoğun ilgi gördü. Bandista, “özgürlük” temalı şarkıların yanı sıra mücadele yürüten kesimlere ve gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Arjantin ve Cumartesi Annelerine dair şarkılar da seslendirdi.  Bandista’nın kadınlara dair seslendirdiği şarkılar esnasında ise sık sık, “Jin Jiyan Azadi” ve “Özgür basın susturulamaz”, “Yaşasın devrim mücadelemiz” sloganları atıldı.

    ‘DEVRİLDİK Mİ? HAYIR!’

    Daha sonra konuşma yapan gazeteci Hüseyin Aykol ise tüm bu baskı politikalarına karşı 33 yıldır sayısı 50’yi geçen gazeteler çıkardıklarını anımsattı. Aykol, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Aynı gazetelerle devam etmek isterdik ama onlar kapattı, bombaladı, biz yenilerini kurduk. Devleti anlamıyorum, aynı şeyleri yapıyor ve değişik sonuçlar alacağını sanıyor. 20’ye yakın arkadaşımız gözaltına alındı, 16’sı içeride. Ciddi bir yumruk yedik ama devrildik mi? Hayır. Ajanslarımız, televizyonlarımız, gazetelerimiz devam etti. Siz bunu daha önce de yaptınız, 46 arkadaşımız gözaltına alınmıştı. KCK basın davası hala devam ediyor. Ama ne oldu, biz yine devam ettik. Aynı gün, aynı saatte üç binamızı bombaladınız, diğer gün gazetemizi çıkardık. Hala anlamadınız mı, biz devam ediyoruz, edeceğiz.”

    ‘BOYUN EĞMEDEN HAKİKATİ YAZDIK’

    33 yıldır bir kez olsun boyun eğmeden hakikati yazdıklarını belirten Aykol, “Esas olay şu ki, biz son 40 yılda Kürt halkının neredeyse 40 yıllık ulusal ve toplumsal yürüyüşüne tanıklık eden gazetecileriz. Ve biz o kadar şanslıyız ki kimlerle çalıştık, kimlerle röportaj yapabildik biliyor musunuz? Sayın Abdullah Öcalan ile. Sakine Cansız, Duran Kalkan, Cemil Bayık’la röportaj yaptık” diye belirtti. Aykol’un Öcalan, Cansız, Kalkan ve Bayık’ın sözleri sırasında salonda bulunanlar alkış, slogan ve zılgıt attı. Aykol’un konuşması dakikalarca alkışlanırken, sık sık da “Biji serok Apo”, “Şehid namirin” sloganları salonda yankılandı.

    ‘BORCUMUZU ÖDEMEYE DEVAM EDECEĞİZ’

    Tutuklanan ve fotoğrafları salonda asılı olan gazetecilere işaret eden Aykol, “Bu arkadaşların hepsinin gözünden öperim. Yıllardır çalışıyoruz, arkadaşlarımız bana emek verdi, ben onlara emek verdim. Şu anda 200’e yakın arkadaşımızın davası hala devam ediyor. Benim sadece 63 tane dosyam var. Siz iyi ki varsınız, bizler de sizlere borcumuzu ödemeye devam edeceğiz” dedi.

    DAYANIŞMA MESAJLARI

    Gazeteci İnci Hekimoğlu, Ekonomist Nesrin Nas, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ve siyasetçi Akın Birdal’ın dayanışma gecesi için gönderdiği mesajların okunmasının ardından sanatçı Suavi, Şanar Yurdatapan, Kawa, Dicle Anter, Tülin Özen ve Hüsnü Arkan’ın görüntülerinden oluşan dayanışma videosu izlendi. Etkinlik, Koma Aryen ve Kadir Çat’ın coşkulu müzik dinletisinin ardından zılgıtlar, alkışlar ve “Özgür basın susturulamaz” sloganı ile sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özgür Gündem davası 20 Şubat’a ertelendi

    Özgür Gündem davası 20 Şubat’a ertelendi

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol ve gazetenin yazı işleri müdürü Reyhan Çapan’ın yargılandığı davanın duruşması görüldü. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi Eş Genel Yayın Yönetmenleri Hüseyin Aykol, Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan ve Hasan Başak’ın yargılandığı davanın duruşması İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya sanık gazeteciler katılmazken, avukatları Özcan Kılıç hazır bulundu.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, duruşmada iddia makamı önceki celsede vermiş olduğu mütalaayı tekrarladıklarını belirterek, mütalaada Hüseyin Akyol ile ilgili sevk maddelerine Aykol’un isminin yazılmasını istedi.  İddia makamı Aykol’un cezalandırılmasını talep etti.

    SÜRE TALEP EDİLDİ

    Ardından söz alan Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol’un müdafi avukatı Özcan Kılıç, mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebinde bulunarak, “Yeni bir yasa değişikliği olmuştur. Ayrıca sanıklar hakkında 6/73 esas sayılı dosyanın akıbeti beklenilmiştir. Akıbetinin sorulmasını talep ediyoruz” dedi.

    DURUŞMA ERTELENDİ

    Ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti bu celse ve bir önceki celse sunulan mütalaanın hazır bulunmayan sanık ve sanık müdafilerine tebliğine karar vererek savunmalarını hazırlamaları için gelecek celseye kadar süre verdi. Tutuklu veya hükümlü bulunan sanıkların gelecek celse SEGBİS sistemi üzerinden hazır edilmesine için ilgili yere yazı yazılmasına karar vererek, duruşmayı 20 Şubat 2020 tarihine erteledi. (HABER MERKEZİ)
  • Cumartesi Anneleri eylemi 750. Haftada: Gazetecilik katledilmek isteniyor-VİDEO

    Cumartesi Anneleri eylemi 750. Haftada: Gazetecilik katledilmek isteniyor-VİDEO

    PİRHA- Kurban bayramı arifesinde kayıpları için bir araya gelen Cumartesi Anneleri eylemlerinin 750’inci haftasında 28 Temmuz 1993’te gözaltına alındıktan sonra işkence ile öldürülen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin akıbetini sorarak adalet taleplerini yineledi.

    Haberin Videosu

    Cumartesi Anneleri eylemlerinin 750’inci haftası da İHD İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında gerçekleşti. Bu hafta gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin akıbeti soruldu.

    Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren okudu. “750. haftamızı bayram arifesinde gerçekleştiriyoruz” diyen Eren, “En son Jandarma Genel Komutanlığı’nın yazısı üzerine Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği, 136 internet adresine erişim engeli kararı verdi. Böylece ifade ve basın özgürlüğü yargı eliyle ihlal edilmiş oldu. ‘Önce halka ve gerçeğe karşı sorumluyum’ diyen, ‘sesini duyuramayanların sesi’ olma yükümlülüğünü yerine getirmeye çalışan gazeteciler, dün de bugün de ağır bedellerle karşı karşıya kaldılar” diye konuştu.

    “DAVAYA ZAMAN AŞIMI VERİLDİ”

    750. haftalarında 26 yıl önce gözaltına alınarak kaybedilen, Ferhat Tepe için buluştuklarını söyleyen Eren, “Olayın aydınlanması için hükümetin AİHM’le işbirliği yapmadığı, gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşım sağlamadığı ve etkin bir cezai soruşturma yapmadığı için Türkiye’yi mahkum etti. İç hukukta ailenin yaptığı tüm başvurular gerekçesiz reddedildi. Ferhat’ı Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda işkenceli sorguda gördüğünü söyleyen 14 tanığın ifadesine başvurulmadı. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 2013 yılında zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne taşınan davada mahkeme, ‘savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını’ kayıt altına aldı ve hak ihlali kararı verdi. Ancak değerlendirmesini uluslararası hukuka aykırı biçimde ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında yapmayarak, zamanaşımı gerekçesiyle soruşturmanın yeniden açılmasını engelledi” ifadelerini kullandı.

    HÜKÜMETE VE İDARİ MAKAMLARA ÇAĞRI

    Eren son olarak şunları söyledi: “Failler yargılanıp cezalandırılmazken, Ferhat’ın gözaltında kaybedilmesinde sorumluluğu olanlardan Korkmaz Tağma’nın başvurusuyla, içinde TBMM tutanağı, AİHM kararı ve Diyarbakır Barosu’nun veri tabanında olduğu 56 web sitesi Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişime engellendi. Ferhat’ın kaybedilişinin 26. yılında bir kez daha hükümeti ve idari makamları, soruşturma ve kovuşturma makamlarını, uluslararası insan hakları hukukuna uygun davranmaya çağırıyoruz.

    Ferhat Tepe ve tüm kayıplarımız için adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz. 50 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    “SORUŞTURMA BAŞLATMAK YERİNE İSMİNİN GEÇTİĞİ SİTELER ERİŞİME ENGELLENDİ”

    Eren’in ardınan söz alan Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, Ferhat Tepe’nin kaçırılırken 19 yaşında olduğunu, oğlu Ferhat Tepe kaçırıldığı zaman Bitlis Valisi, Cumhuriyet savcısı ve askeri makamlara bildirdiklerini ancak devletin bugüne kadar hiçbir soruşturma ve yargılama yapmadığını söyledi.  Zübeyde Tepe ayrıca, “20 yıl sonra Elazığ savcılığı davanın düştüğünü yazılı olarak bile bildirdi. Korkmaz Tağma ve beraber hareket ettiği JİTEM ekibi hakkında hiçbir soruşturma başlatılmadı. Korkmaz Tağma a soruşturma açmak yerine isminin geçtiği siteler erişim engellenmiştir” diye belirtti.

    “DEVLET NE İÇİN KATİLLERİ SAKLIYOR?”

    Cumartesi Anneleri’nin taleplerine kulak vermek yerine alanları yasaklayan zihniyetten hayır gelmeyeceğini belirten anne Tepe, “Katiller hala dışarıda kol gezmekte. Sorumlulardan hesap sorulana kadar adalet arayışımız devam edecek. Galatasaray Meydanı için direnişimiz de devam edecektir” diye ifade etti.

    Oğlunun katledilişinin 26’ıncı yılı olduğunu ekleyen Zübeyde Tepe, “Devlet ne için katilleri yargı ve adalet önüne çıkarmıyor? Korkmaz Tağma neden saklanıyor? Adalet önünde ifade versin” dedi.

    “BİZİM KADAR DEVLET DE İYİ BİLİYOR”

    Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci Hüseyin Akyol’un Ferhat Tepe için gönderdiği mesajı Eren Baskın okudu. Mesajda şu ifadelere yer verildi:

    “Halkımızın haber ihtiyacını karşılamak amacıyla hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan genç muhabir arkadaşlarımızdan Ferhat Tepe’yi kaçıranları, kaçırdıktan sonra babası İshak Tepe’yi tehdit edenleri ve öldürdükten sonra, onu tutulduğu garnizondan uzak bir yere atanları, en az biz kadar, devlet de iyi biliyor. Bu konudaki soruşturmalardan bir sonuç alamasak da, Ferhat’ın arkadaşı gazeteciler olarak onun boşluğunu hissettirmedik. Bundan sonra da O’nu unutmayacağız, unutturmayacağız!”

    “ONURLU BİR DİRENİŞİ VAR GAZETECİLERİN”

    Daha sonra 1980 yılında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren söz aldı. Gazetecilerin çok ağır bedeller ödediğini ve ödemeye de devam ettiğini ifade eden Faruk Eren, şunları belirtti:

    “Az önce Hüseyin Aykol’un mesajını okuduk. Bu ülkenin en iyi gazetecilerinden. Meslektaşlarımız hapishanelerde yatıyor. Gazeteciler hakkında kaç dava açıldığını hesaplayamıyoruz bile. Onlarca gazete, haber ajansı, internet sitesi kapatıldı, yüzlerce meslektaşımız işsiz kaldı. İktidarı rahatsız eden her habere dava açılıyor. Gazetecilik kaybedilmek ve katledilmek isteniyor. Gazetecilik bu ülke tarihinin en zor dönemlerinden geçiyor. Ama her şeye rağmen onurlu bir direnişi var gazetecilerin. Her şeye rağmen gerçekleri kamuoyuna aktarmaya çalışıyorlar. Bu da rahatsız ediyor. Alenen fişleniyor meslektaşlarımız adı rapor denilen fişleme belgeleriyle.”

    NE OLMUŞTU?

    1974 doğumlu Ferhat Tepe, Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiriydi. 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis şehir merkezinde sivil polis olarak bilinen, silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı. Ferhat’ı kaçıran otomobillerden biri daha sonra bölgedeki karakolun önünde görüldü. Ferhat’ın kaçırılmasının ardından DEP Bitlis İl başkanı olan babası İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istedi. İshak Tepe, telefondaki sesi Tatvan 6. Zırhlı Tugay komutanı General Korkmaz Tağma’ya benzettiğini kamuoyuna açıkladı.

    Tepe Ailesi, Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğullarının bulunmasını istedi.

    Ailenin ısrarlı arayışı sonucunda gözaltına alındığı inkar edilen Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine 13 gün sonra ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD’den tutuklanan Gazeteci Aykol için açıklama: Tek seslilik dayatılmakta- VİDEO

    İHD’den tutuklanan Gazeteci Aykol için açıklama: Tek seslilik dayatılmakta- VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) 11 Temmuz’da tutuklanan Gazeteci Hüseyin Aykol ile muhalif basına yönelik baskıları gündeme getirdi. Yapılan açıklamada “Basın özgürlüğü demokratik bir ülkede olmazsa olmazdır. Ne yazık ki bu hak gazetecilere ceza olarak dönmektedir. Hüseyin Aykol ve cezaevlerindeki tüm gazeteciler serbest bırakılmalı” denildi.

    İHD Ankara Şubesi, 11 Temmuz 2019’da tutuklanarak cezaevine konulan Gazeteci Hüseyin Aykol ile  muhalif basın üzerindeki baskıları kınamak üzere Ankara’da basın toplantısı düzenledi.

    Mülkiyeliler Birliği Toplantı Salonu’nda yapılan açıklamaya çok sayıda basın çalışanıyla birlikte siyasetçi, Alevi kurum ve meslek örgütü temsilcisi de katıldı.

    İHD adına konuşan Genel Başkan Öztürk Türkdoğan, iktidara seslenerek “Gazetecilik faaliyeti suç değildir, Hüseyin Aykol ve tüm gazeteciler serbest bırakılmalıdır” dedi.

    Öztürk sözlerine şöyle devam etti:

    “GAZETECİLİK FAALİYETLERİNİN CEZALANDIRILMASINDAN VAZGEÇİLMELİ”

    “30 yıldan fazladır özgür basında çeşitli kademelerde ara vermeksizin çalışan Hüseyin Aykol tabiri caizse ömrünü bu mesleğe adamıştır. Gazetenin bir çok kademesinde yönetici olarak da çalışmış, bunun yanı sıra 15 yıldan fazla bir süredir de hapishanelerdeki mahpusların da sesi olmaya çabalamıştır. Türkiye’nin her yerindeki hapishanelerden gelen mektuplar ile onların sesi ve sözü olmaya devam etmiştir. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksine göre Türkiye 2018 de ve 2019 yılında 180 ülke arasında 157. sırada yer almıştır. Muhalif haber yapan gazeteler KHK ile kapatılmış hala muhalif yayın yapan ajanslar mahkeme kararlarıyla kapatılmasına devam edilmekte, matbaalara kayyum atanmakta, basın çalışanları ve gazeteciler gözaltına alınmakta ve hapis cezaları ile cezalandırılmaktadır. İktidarın baskı politikaları ile halkın haber alma hakkı gasp edilmekte; gazetecilerin haber alma ve haber yapma hakkı engellenmekte, tek seslilik dayatılmaktadır. Basın özgürlüğü demokratik bir ülkede olmazsa olmazdır. Ne yazık ki bu hak gazetecilere ceza olarak dönmektedir Hüseyin Aykol ve cezaevlerindeki tüm gazeteciler serbest bırakılmalı, gazetecilik faaliyetlerinin cezalandırılmasından vazgeçilmeli.”

    “TOPLUMSAL HAFIZA ESARET ALTINA ALINMAK İSTENİYOR”

    Aykol ve cezaevinde bulunan gazetecilerin durumuna dikkat çeken bir diğer isim ise HDP Muş Milletvekili Şevin Coşkun oldu.

    Çoşkun, “Bugün Türkiye’de 100’ü aşkın gazeteci cezaevinde bulunuyor. Bu da Türkiye’nin basın özgürlüğü konusundaki ayıbının göstergesidir. Hüseyin Aykol, Özgür Düşünce’nin yaşayan bir hafızasıdır. Aykol şahsında toplumsal hafıza esaret altına alınmak isteniyor” yorumunu yaptı.

    “GERÇEKLERİ DİLLENDİRMEK DEVLETE SALDIRI ANLAMINA GELİYOR”

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Can Güleryüz ise “Gazetecilik faaliyetinin özünde gerçeğin ortaya çıkarılması yatar” diyerek bu alanın yok edilmek istendiğini ifade etti. Güleryüz ayrıca “Örneğin 2018 Ağustos ayına ait krize dair haberler yapmak meğer devlete saldırı anlamına geliyormuş. Artık gerçekleri dillendirmek devlete saldırı anlamına geliyor. Bugün 137 meslektaşımız cezaevinde. Hüseyin Aykol şahsında meslektaşlarımızı tekrar selamlıyor ve ‘gazetecilik suç değildir’ diyerek tekrardan anımsatıyoruz” dedi.

    Gazeteci Ahmet Abakay da Aykol’a destek veren bir diğer isim oldu. Abakay “Genetiği adeta değiştirilmiş, yanaşma gazetecileri daha çok hedef alıp kızgınlığımı göstermek istiyorum. Çünkü evrensel gazeteci ilkeleri bir gazetecinin bağımsızlığını öngörür. Gazeteci, iktidarlara, siyasi partilere ve ekonomik güç odaklarına karşı mesafelidir. Eskiden yanaşma gazetecilerin sayısı azdı fakat şimdi tam tersine o kadar çoğaldılar ki bağımsız ve dürüst gazetecilerin sayısını parmakla sayacak duruma geldik. Türkiye artık uluslararası raporlarda Afrika ülkeleri ile birlikte anılıyor. Hüseyin Aykol’a özgürlük diliyorum. Gazetecilik suç değildir” şeklinde konuştu.

    PİRHA / ANKARA