Etiket: hüseyin gazi dergahı

  • Hüseyin Mat’tan, Leyla Şahin’e ‘Hüseyin Gazi Dergâhı bir aklanma merkezi değildir’ eleştirisi!

    Hüseyin Mat’tan, Leyla Şahin’e ‘Hüseyin Gazi Dergâhı bir aklanma merkezi değildir’ eleştirisi!

    PİRHA – AABK Başkanı Hüseyin Mat, AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın, Hüseyin Gazi Dergâhı’na yaptığı ziyareti eleştirdi. Mat, açıklamasında “Hüseyin Gazi Dergâhı bir aklanma merkezi değildir. İnancımız, kimliğimiz ve kutsal mekânlarımız üzerinden siyasal meşruiyet devşirilmesine izin vermiyoruz” ifadelerini kullandı.

    AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Suriye’deki Alevi soykırımına ilişkin tepki çeken sözleri ardından 12 Ocak’ta Hüseyin Gazi Dergâhı’nı ziyaret etti. Cemevi içerisinde bir de fotoğraf veren Usta’ya, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Başkanı Hüseyin Mat’dan tepki geldi.

    “Alevilerin dergâhları ve cemevleri, Alevilere hakaret edenlerin aklanma mekânları değildir” diyen Hüseyin Mat, 6 Ekim 2010’da TV sunucusu Mehmet Ali Erbil’in de hakaret içeren sözleri ardından Hüseyin Gazi Dergâhı’nı ziyaret ettiğini hatırlattı.

    “HÜSEYİN GAZİ DERGÂHI BİR AKLANMA MERKEZİ DEĞİLDİR”

    AABK Başkanı Hüseyin Mat, ziyarete aracı olanlara da tepki göstererek şu açıklamayı paylaştı:

    “Tarih Ocak 2026. Bu kez AKP Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Suriye’de yaşananlara ilişkin yaptığı konuşmanın hemen ardından, bir heyet eşliğinde Hüseyin Gazi Dergâhı’nı ziyaret etti. Buradan açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Hüseyin Gazi Dergâhı bir aklanma merkezi değildir. Burası Alevilerin kutsal mekânlarından biridir; inancın, tarihsel hafızanın, acının ve direncin taşıyıcısıdır. Siyasal söylemlerin yarattığı meşruiyet krizlerini örtmek, toplumsal tepkileri yumuşatmak ya da vitrin siyaseti yürütmek amacıyla kullanılabilecek bir alan asla değildir. Alevilerin kutsal mekânları; kameralar önünde poz verilecek, siyasal hasarların onarılacağı birer dekor ya da sembolik ziyaret noktaları değildir. Bu mekânlar, yüzyıllardır yok sayılan, katliamlara uğrayan, inancı ve kimliği inkâr edilen bir toplumun onurudur. Bu tür ziyaretlere gerekçesi ne olursa olsun sessiz kalan, normalleştiren ya da göz yumanlar; tarih önünde ve Alevi toplumunun vicdanında hak ettikleri yeri mutlaka bulacaktır. Alevilerin hafızası güçlüdür; yapılanları unutmaz, söylenenleri kaydeder. Aleviler artık bu tür ‘tribüne oynama’ girişimlerine prim vermemektedir. İnancımız, kimliğimiz ve kutsal mekânlarımız üzerinden siyasal meşruiyet devşirilmesine izin vermiyoruz.”

    “SOYKIRIM POLİTİKALARI DURDURULSUN!”

    Alevilerin taleplerinin net olduğunu belirten Hüseyin Mat, “Bu talepler ne yeni ne de müzakereye açıktır. Aleviler, insan onuruna yaraşır bir yaşam, eşitlik ve adalet istemektedir” ifadelerini kullandı. Mat, yazılı açıklamasında şu cümlelere de yer verdi:

    -Eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve temel anayasal hakların eksiksiz tanınması

    – Suriye’de Alevilere yönelik katliam ve soykırım politikalarının derhal durdurulması

    – Halep’te Kürt halkına yönelik saldırıların sona erdirilmesi

    – Suriye topraklarında yaşayan tüm azınlık toplulukların ve halkların yaşam haklarının güvence altına alınması

    – Türkiye’nin Suriye’de selefi ve cihatçı çeteleri beslemesine, desteklemesine ve lojistik yardım sağlamasına son vermesi

    – Suriye’de demokratik, eşitlikçi, çoğulcu ve onurlu bir barışın inşa edilmesi

    Bu doğrultuda herkesi duyarlı olmaya; bir takım çıkar uğruna Alevilerin kutsal mekânlarını ve inanç değerlerini siyasal hesaplara alet eden bu tür girişimlerin parçası olmamaya davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ozanlar, yakılan dilek ağacına bağlamalarını asarak saldırıyı protesto etti-VİDEO

    Ozanlar, yakılan dilek ağacına bağlamalarını asarak saldırıyı protesto etti-VİDEO

    PİRHA- Ozanlar, Hüseyin Gazi Dergahı içerisindeki dilek ağacının IŞİD’lilerce yakılmasının ardından ağaca bağlamalarını asarak saldırıyı protesto etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretiyle birlikte gündeme gelen Hüseyin Gazi Dergahı’nın bahçesindeki dilek ağacı IŞİD’liler tarafından 8 Eylül’de yakıldı. Saldırıyla ilgili gözaltına alınan Sedat Ö. (41) ve Haydar A. (28) isimli iki kişi ‘Terör örgütü IŞİD üyeliği’ suçundan tutuklandı.

    Hüseyin Gazi Dergahı’nda bir araya gelen ozanlar, dergah içerisindeki dilek ağacının yakılmasını protesto etmek için yakılan ağaca bağlamalarını asarak saldırıyı protesto etti.

    Bağlamalarını ağaca asan ozanlar söz alarak duygu ve düşüncelerini dile getirdi.

    “DILEK AĞACIMIZA SAHİP ÇIKMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Ozan Hüseyin Karababa konuşmasında, “Saygı duyarak andığımız dilek ağacımıza sahip çıktığımızı göstermek amacıyla  bağlamalarımızla buradayız. Kendi geleceğimize kendi yarattığımız değerlerimize sahip çıktığımızı göstermek amacıyla böyle bir karar aldık. Bu nedenle baglamalarımızı dilek ağacına asarak görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Bunu bir geleneksellik haline getireceğiz. Ekim ayının 9’unda ozanlar olarak burada bir etkinlik düzenleyeceğiz. Dilek ağacını içeren bir etkinlik olacak. Bütün ozanlarımızı da buraya davet edeceğiz” dedi.

    Ozan Selahaddin Dündar ise, “Kutsal olan dilek ağacına bu şekilde bir girişimin bulunmuş  olması ozanlar için kabul edilemez. Bu durumu protesto etmek adına sazlarla buradayız. Aşıkça Dergisi olarak yapacağımız 9 ekimde ki etkinliğimizde de yine burada olacağız. Diğer ozanlarımız da gelemeseler de aynı şekilde düşündüklerini ifade etmek istiyorum. Ozanlar olarak dilek ağacımıza yapılanı kesinlikle kabul etmiyoruz. Elimizle dilimizle gelecek nesillere bu olumsuzluğu aktaracağız” diye konuştu.

    “YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ”

    Aşıkça dergisinin  kurucusu Aşık Ali Gürbüz oğlu Ahmet Hüseyin Gürbüz, “Biz burada yapılan saldırıyı Aşıkça Dergisi olarak kınıyoruz. Ozanların geçmişten gelen geleneksel kültürümüze sahip çıktığını belirtmek istiyoruz” dedi.

    Zakir Hıdır Çelebi, “Dilek ağacımıza  yapılan saldırıyı kınıyoruz. Ozanlarımızla buradayız ve destek veriyoruz. Bize bu fırsatı verdikleri için teşekkür ederim” diye belirtti.

    “KİMSE KARDEŞLİĞİMİZİ BOZMAYA YELTENMESİN”

    Ozan İsmet Karaca da, “Böyle çirkin şeyleri kınıyorum.  Sanmasınlar ki bu bir bez parçası ve bir ağaca bağlanmış. Bazıları yanlış değerlendiriyor. Bizim geleneklerimize göre tarihten gelen bir kültürdür bu. Dilek tutarız ve bu bizim inancımızın simgesidir. Bir inancın simgesi yoksa ottan farkı yoktur. Bizim kardeşliğimizi bozmaya kimse yeltenmesin.  Sonları hüsran olur” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Kaplan’dan dilek ağacını yakan 2 IŞİD’linin ‘terör suçu’ndan tutuklanmamasına tepki-VİDEO

    Kaplan’dan dilek ağacını yakan 2 IŞİD’linin ‘terör suçu’ndan tutuklanmamasına tepki-VİDEO

    PİRHA – Hüseyin Gazi Dergahı önündeki dilek ağacını yakan iki saldırgan ‘Terör örgütü IŞİD üyeliği’ suçundan tutuklandı ancak savcı, yapılan saldırıyı ‘terör suçu’ olarak değerlendirmedi. Savcının yaklaşımını eleştiren ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, “Bizi tatmin edecek bir sonuç çıkacak mı pek inanmıyoruz. Çünkü Madımak Otelini yakanlar açısından bir sonuç çıkartmayan yargı sistemi var” dedi.

    Ankara’da Hüseyin Gazi Dergahındaki dilek ağacını IŞİD’li iki kişinin yakmasının ardından saldırıya yönelik tepkiler sürüyor. Tutuklanan Sedat Ö. ve Haydar A.’nın ‘Terör örgütü IŞİD üyeliği’ tespiti olmasına rağmen dergaha dönük saldırılarının savcı tarafından “Terör suçu” kapsamında ele alınmaması ise tepkileri daha da büyüttü.

    “GÜVENSİZLİĞİMİZE RAĞMEN YARGI SÜRECİNİ TAKİP EDECEĞİZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan, savcının tavrını eleştirerek “Karara şaşırmadık” dedi. Kaplan “Alevi ve muhaliflere yapılan saldırılar noktasında mevcut iktidarın tutumunu yıllardan bu yana biliyoruz zaten” dedi.

    “Hüseyin Gazi’ye yapılan bu saldırı her şeyden önce bizim sembolümüze yapılmış bir saldırıdır” diyen Kaplan, “Biliyorsunuz ki dilek ağacı Balkanlar’dan Asya’ya kadar milyonlarca bu anlamda inanç sahibi olan insanların bir ritüelidir. Bu anlamıyla aslında birinci saldırı Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevine geliş biçimiyle olmuştur. Yani oradaki sembollerin indirilmesi; Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin, Hz Ali’nin resimlerinin indirilmesini gördük. Aslında bu da bir biçimiyle saygısızlık ve saldırıdır. Yani dilek ağacına yapılan fiili saldırıyı da tabii ki onun devamı olarak algılıyoruz. Her şeye rağmen Aleviler olarak bize yapılan saldırılara karşı yargı aracılığıyla çözüm yolu ararız. O anlamıyla güvensizliğimize rağmen bu yargı sürecini takip edeceğiz. Bizi tatmin edecek bir sonuç çıkacak mı pek inanmıyoruz açıkçası. Çünkü Madımak Oteli’ni yakanlar açısından bir sonuç çıkartmayan yargı sistemi var. Bu nedenle dilek ağacının yakılması konusunda bir yargı sonucu çıkacağına inanmıyorum” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERE KİN DUYUYOR”

    Özgür Kaplan, hükümetin yakın zamanda Alevi sorununa karşı yürüttüğü politikalara da değindi. Tayyip Erdoğan’ın söylemlerini samimi bulmadıklarını ifade eden Kaplan şu yorumda bulundu:

    “Tayyip Erdoğan’ın kendisi bizatihi çok iyi biliyor ki cemevini ziyaret ettiğinde Aleviler Tayyip Erdoğan’a oy vermeyecektir. Fakat Tayyip Erdoğan Aleviliği dizayn etme çabasından hiçbir zaman vazgeçmedi. ‘Hz. Ali’yi sevmek Alevilik ise en iyi Alevi benim’ diyordu. Ama ‘en iyi, en büyük Alevi’ Tayyip Erdoğan’ın bir tane valisi Alevi mi acaba sormak lazım. Ya da kabinesinde bir tane Alevi bakan var mı acaba? Fakat cümlesinin devamında içinde o kadar Aleviliğe karşı kin biriktirmiş ki onu görüyoruz. ‘Sapkın inançlar üzerine bina edilmiş…’ diye başlayan bir cümle kurdu. Nedir bu sapkın inanç? Yani bir otel odasında çocukları mı yakmış Aleviler? Ne yapmış bu Aleviler? Kur’an kurslarında ya da tarikat yurtlarında tecavüze uğrayan çocukları mı aklamış? Nasıl bir sapkınlık yapmışız biz? Birilerine canlı bomba olarak mı saldırmışız? Başka bir inanca ait olan ibadethaneye ‘cümbüş evi’ diyerek mi sapkınlık yapmışız? Ya da kendi toplumuna ‘sürtükler, çapulcular’ diyerek mi sapkınlık yapmışız? Yani Tayyip Erdoğan’ın Alevilere karşı duyduğu bir kin var. Yani 1500 yıllık bir içtihatı var. Biz de Kerbela’da Hüseyin’e taraf olan bir geleneğin sembolcüsüyüz. Anadolu Alevileri olarak da her zaman haksızlığa karşı durmaya devam edeceğiz.”

    “HİÇ BİR ŞEKİLDE SAMİMİ DEĞİL”

    Erdoğan’ın Hacıbektaş’ta yaptığı etkinliği de eleştiren Özgür Kaplan, “Düşünün ki bir ülkenin Cumhurbaşkanı, halkın organize ettiği bir etkinliğe karşı alternatif bir etkinlik yaptı. Hacıbektaş etkinlikleri biliyorsunuz ki 16 Ağustos’ta başladı ve bu Kültür Bakanlığı ile birlikte yapılan bir etkinlik. Yani resmi bir etkinlik aslında. Resmi etkinliğe alternatif bir etkinlik yaptı cumhurbaşkanı. Orada sözüm ona dergahı ziyaret etmiş oldu. Ama biz hiçbir şekilde yapılanları samimi bulmuyoruz” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ozanlar, yakılan dilek ağacına bağlamalarını asarak saldırıyı protesto edecek!-VİDEO

    Ozanlar, yakılan dilek ağacına bağlamalarını asarak saldırıyı protesto edecek!-VİDEO

    PİRHA- Hüseyin Gazi Dergahı içerisindeki dilek ağacının IŞİD’lilerce yakılmasının ardından ozanlar, yakılan ağaca bağlamalarını asarak saldırıyı protesto edecek. Konuya ilişkin açıklama yapan Ozan Hüseyin Karababa, “Bu kadar köklü tarihi olan bir dergaha ozanlar mutlaka sahip çıkmalı. Bu Yol’a hizmet etmenin yolu oradaki dergahı yaşatmak, uğursuz insanları da bir kenara itmek olmalıdır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretiyle birlikte gündeme gelen Hüseyin Gazi Dergahının bahçesindeki dilek ağacı IŞİD’li iki kişi tarafından 8 Eylül’de yakıldı.

    Saldırıyla ilgili gözaltına alınan Sedat Ö. (41) ve Haydar A. (28) isimli iki kişi ‘Terör örgütü IŞİD üyeliği’ suçundan tutuklandı.

    “TARİFSİZ ŞEKİLDE SALDIRIYA UĞRUYORUZ, BAĞLAMALARIMIZI YAKILAN DİLEK AĞACINA ASACAĞIZ”

    Yapılan saldırıya karşı halk ozanları da harekete geçti. 18 Eylül’de Hüseyin Gazi Dergahına gidecek olan ozanlar, bağlamalarını yakılan dilek ağacına asarak saldırıyı protesto edecek. Yapılacak eyleme dair PİRHA’ya konuşan Hüseyin Karababa, Alevi toplumunun yakın zamanda farklı saldırılarla karşı karşıya geldiğine vurgu yaptı. Karababa, ozanların dergahlara sahip çıkması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

    “Hüseyin Gazi bin yıllık bir dergahtır ve dergahların görevi ozan yetiştirmektir. Yani halkın dertlerini dile getiren, bağlamasıyla sohbet eden bireyleri yetiştirmek üzere kurulmuştur bu dergahlar. Yani buralar eğitim kurumudur. Tarifsiz şekilde saldırıya uğruyoruz ve biz de dedik ki dilek ağacı bizim kutsalımız, geleneğimizin bir parçası. Buna karşı, ozanlarla buluşup dilek ağacına bağlamalarımızı asıp, ozanların dilek ağacı ve dergaha sahip çıktıklarını gösterelim istiyoruz. Ve her yıl dilek ağacına sahip çıkmak adına bir etkinlik yapalım dedik. Ayrıca bizler 9 Ekim’de de dergahta bir etkinlik yapacağız ve bunu gelenek haline getirip kutsallarımıza sahip çıkalım istiyoruz. Orada bir cemevi var ve bağlamalar, ozanlar olmadan cem yapılamaz. Bizler burada kilit noktada olduğumuzun farkındayız. Bu farkındalığımızı da orada yansıtmak istiyoruz.”

    “AŞ PİŞİRİLEN KAZANLARI BAKIRCILARA SATTILAR”

    Hüseyin Karababa, “Ozanlar olarak artık sesimizi biraz daha güçlü çıkartacağız” diyerek Hüseyin Gazi Dergahına yönelik hükümet baskısına da dikkat çekti. Dergaha ait birçok demirbaşın yakın zamanda yağmalandığını ifade eden Karababa şu bilgileri paylaştı:

    “Bu kadar köklü bir tarihi olan dergaha ozanlar mutlaka sahip çıkmak zorundadır. Bu yola hizmet etmenin yolu oradaki dergahı yaşatmak, yürütmek, haksız, hukuksuz uğursuz adamları da bir kenara itmek olmalıdır. Ozanların birinci derecedeki görevi türbelere, cemevlerine sahip çıkmak olmalıdır.
    Bizler günlerce o dergahta nöbet tuttuk ve kimse de bize ‘Siz neden buradasınız?’ demedi. Hiçbir insan evladı da çıkıp ‘Bu insanlar bir uğraş veriyor, bir merhaba edelim, iyi yapıyorsunuz diyelim’ demedi.

    “DERGAH’TAKİ BAŞIBOŞLUĞU GÖREN ERDOĞAN VE ADAMLARI GELİP MÜDAHALE ETTİLER”

    Hüseyin Gazi Dergahının sahibi yoktur. Bu dergah başı boştur. 6 ay öncesine kadar dergahın gece bekçisi de yoktu. Yemek piştikten sonra herkes üzerine konuşma yapabiliyor ama yemeğe konabilecek maddeleri getirme konusunda hiç kimsenin bir emek verdiği yok. Hüseyin Gazi Dergahının su deposunu dernekte yönetici olan bir adam alıp götürüyor. Dergahta aş pişirilen kazanları bakırcılara götürüp sattılar. Dergahın en son bir bağlaması vardı, gittiğimde bağlamayı da bulamadım. Yani Hüseyin Gazi Dergahı 6 ay evveline kadar soyulmuş ve içerisinde hiçbir şey yoktu. Bu başıboşluğu, imkansızlığı gören iktidar, Tayyip Erdoğan ve adamları, dergaha bir şekilde gelip müdahale ettiler. Bizler orada kavga verdik. ‘Canımızı alırsınız ama dergahımızı alamazsınız’ dedik. Şimdi bu kadar çok gürültü çıkartan Alevi kurumları neden bir gün ‘Burada ne oluyor?’ demediler.
    İnanmadıkları yer üzerinden politika yapıyorlar. Bu dergah Teberlerin dergahı. Yokluktan insanlar burada horoz kurban ediyordu ama dedelerinin dergahlarına da sahip çıkıyorlar.

    “DERGAHTAKİ OZANLAR ODASINI HAREKETE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Vakıflar Genel Müdürlüğü cumhurbaşkanlığına bağlı. Cumhurbaşkanı yukarıdan emredip ‘Burayı dizayn edin’ dediği zaman hangi güçle karşı koyma imkanına sahipsiniz? Öylesine bir ciddiyeti olan var mı? Ama o çileyi ben çekip darbesini yedim. Şimdi de dergahtaki ozanlar odasını harekete geçirmeye çalışıyoruz. Pazar günü oraya sazlarımızla gidip bir toplantı yapacağız. Ardından konuşmalar yapıp dilek ağacımıza sahip çıktığımızı belirteceğiz.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • AVF, Hüseyin Gazi Vakfı hakkında ihraç işlemi başlattığını duyurdu

    AVF, Hüseyin Gazi Vakfı hakkında ihraç işlemi başlattığını duyurdu

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) yaptığı yazılı açıklamayla, bileşenleri olan Hüseyin Gazi Vakfı hakkında ihraç kararı aldıklarını duyurdu. AVF, “Vakıf yönetimi tarafından Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti hakkında tarafımıza en ufak bilgi dahi verilmemiştir. İnanç ritüellerimizin fütursuzca istismar edilmesine sessiz kalan Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı yönetimini kınıyoruz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muharrem’in 10’uncu gününde Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ne gitmesi ve cemevinin dizayn edilmesine ilişkin tepkiler yükselirken, Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) bir açıklama yaptı.

    AVF yaptığı yazılı açıklamayla, federasyonlarının bileşeni olan Hüseyin Gazi Vakfı hakkında ihraç kararı aldıklarını bildirdi.

    AVF yönetimi, federasyonlarının bileşeni olan Hüseyin Gazi Vakfı yöneticilerinin ziyaret hakkında kendilerine hiçbir bilgilendirme yapmadıklarını ve inanç ritüellerinin istismar edilmesine sessiz kaldıklarını belirterek, vakıf hakkında ihraç kararı aldıklarını açıkladı.

    “İNANÇ RİTÜELLERİMİZİN FÜTURSUZCA İSTİSMAR EDİLMESİNE SESSİZ KALAN VAKFI İHRAÇ EDİYORUZ”

    Yazılı açıklama şöyle:

    “Sayın Cumhurbaşkanımızın,

    20 yıllık iktidarı süresince ilk defa bir cemevini ziyaret etmesi, Alevilere saldırılarının yapıldığı bir dönemde son derece önemli olduğu gibi toplumu kucaklayıcı ve birleştirici bir ziyarettir. Bu anlamda bu ziyareti önemsiyoruz.

    Bu ziyaretin öncesi ve sırasınca yaşananlar ise bizleri ziyadesiyle üzmüştür.

    Öncelikle federasyonumuz bileşeni olduğu halde, başından itibaren vakıf yönetimi tarafından Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti hakkında tarafımıza en ufak bilgi dahi verilmemiştir.

    Alevi – Bektaşî toplumunun yüzyıllar boyunca geliştirdiği, yaşadığı zulüm ve baskılara rağmen bugünlere getirdiği yüce değerleri, basit çıkar hesaplarıyla ayaklar altına alan, Alevi – Bektaşî toplumunun en kutsal değerlerinden olan, ‘Muharrem / Matem’; ve inanç ritüellerimizin fütursuzca istismar edilmesine sessiz kalan Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı yönetimini kınıyor ve Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı hakkında federasyonumuzun yönetim kurulunun aldığı karar gereği ihraç işlemlerine başladığımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Cemevlerinin statüsü tartışılırken dergahımızın elektriğini kesmek samimiyetsizliktir!’-VİDEO

    ‘Cemevlerinin statüsü tartışılırken dergahımızın elektriğini kesmek samimiyetsizliktir!’-VİDEO

    PİRHA- Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Melih Hız, Hüseyin Gazi Türbesinin kesilen elektriğini işaret ederek AKP’nin cemevlerine dönük politikalarını eleştirdi. Melih Hız, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısı ardından “1585 cemevi ziyaret edildi” açıklamasına karşılık “AKP’nin, Alevi sorunu konusunda atacağı hiçbir adımın samimiyeti yoktur” dedi.

    Alevi toplumu için büyük öneme sahip olan Hüseyin Gazi Dergahına dönük saldırılar sürüyor. AKP’ye yakın Alevi İnanç Birliği Komisyonu tarafından elektriği kesilen dergahta en son olarak ülkücü bir grubun uygunsuz hareketlerine rastlanmıştı.

    Hüseyin Gazi Derneği’nin yenilenen yönetim kadrosu, yapılan saldırıları sert dille eleştirdi. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Melih Hız, “Yeni bir nefes ve heyecanla dergahın bir takım sorunlarına kısa ve uzun vadede çözümler üreteceğiz” dedi. Dergaha yönelik baskılara ilişkin yönetim kurulu ile kapsamlı değerlendirme yapacaklarını belirten Hız, “Diğer örgütler ve siyasi partilerle de yaşananları görüşeceğiz” dedi.

    “BURAYA ÖZEL BİR TAKIM BASKILAR VAR”

    Mustafa Melih Hız, bir ibadet merkezi olarak Hüseyin Gazi Dergahının elektriğinin kesilmesini şu sözlerle yorumladı:

    “Çok çok acı bir durum. Hiç olmaması gereken bir sonuç. Cemevlerinin statüsünün oluşturulması, cemevlerinin inanç merkezi olarak kabul edilmesi, Türkiye’deki bütün cemevlerinin sorunlarıdır. Ama buraya özel bir takım baskılar var. Bunları diğer Alevi kurumları ve siyasi partilerle görüşüp kamuoyuna da bir deklarasyon ile yayınlayacağız.”

    “BİR DAHA BUNA ASLA İZİN VERMEYİZ”

    AKP’nin, Alevi sorunu konusunda hiçbir samimiyetinin olmadığını söyleyen Hız, “AKP, bundan önce de bir takım Alevi açılımı yapmıştı. Kendileri Türkiye’nin siyasi konjonktürüne biraz sıkıştığı zaman, özellikle de seçim zamanlarında bu konu gündeme geliyor. Ama bundan önce de kesinlikle söyledikleri hemen hemen hiçbir şeyi yapmadılar. Kesinlikle samimi bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Mustafa Melih Hız, ülkücü grupların, Hüseyin Gazi Dergahında bozkurt işareti yaparak fotoğraf çektirip, uygunsuz davranışlarda bulunmalarına ise şu yorumu getirdi:

    “Buraya Bütün farklı inançlardan, siyasal görüşten insanlar gelebilir. Bu konuda en küçük bir engelleme de olamaz. Zaten Aleviliğin o hoşgörüsü dediğimiz yönü de bunu gerektirir. Ama buraya gelip cemden sonra birtakım siyasi şovlar asla kabul edilemez. Aldığımız tepkilerde de yaşananların çok vahim bir durum olduğu ifade edildi. Ve o davranışta bulunanlara çok ters tepkiler de gelecektir. Burası siyasi şov merkezi asla olamaz. Ve bir daha buna asla izin vermeyiz. Bir daha olması durumunda, kamuoyuna daha detaylı bilgi sunacağız.

    “BURASI SİYASİ ŞOV MERKEZİ OLAMAZ”

    Dernek yönetiminde bulunan Hüseyin Öz Dede ise kendilerine “Oğuz Ocakları” diyen grubun cemevi önündeki fotoğrafına ilişkin “İsteğimiz dışında gelişen bu olay. Buranın bir inanç merkezi olduğunu ve siyasi şov merkezi olamayacağını belirtmek isterim. Yapanları şiddetle protesto ediyoruz” yorumunu yaptı.

    Hüseyin Öz Dede, türbenin kesilen elektriğine ilişkin ise şunları söyledi:

    “Öteden beri bir takım gruplar, Hüseyin Gazi Dergahını ele geçirmek için uğraşıp duruyor. Fetullah’ın güçlü olduğu dönemde kurulan Toplumsal Uzlaşı Vakfı, burayı ele geçiremeyeceklerini anlayınca kendilerini feshederek, içinde birtakım Alevi görünümlü insanların da bulunduğu gruba haklarını devretti. Bu sefer de onlar uğraşmaya başladı. Devlet içindeki ilişkilerini kullanarak, bir proje karşılığı buranın kendilerine tahsisini sağladılar. Vakıflar Bölge Müdürlüğü de bize ’10 gün müsaade ediyoruz, eğer burayı boşaltmazsanız kolluk güçleri ile boşaltacağız’ diye yazı gönderdi. Bunun üzerine biz de geçici olarak buranın Alevi inanç Birliği Vakfı’na tahsisini ikinci bir emre kadar engelledik. Yürütmeyi durdurma davası açtık ama Vakıflar Genel Müdürlüğü bu yürütmeyi kaldırdı ve şimdi dava İstinaf Mahkemesi’nde bekliyor.

    Bizler, burayı kötü bir haldeyken gönül rahatlığı ile ziyaret edilebilecek, ibadet yapılabilecek merkez haline getirdik. Burada 20 yıllık bir emek var. Buraya ilk geldiğinizde tek bir yeşil yaprak dahi yoktu. Bizler, buranın hiçbir şekilde başka bir kurumun eline geçmesine müsaade etmeyeceğiz. Burası bir Alevi-Bektaşi inanç merkezidir.”

    “SAMİMİYETTEN YOKSUN BİR DURUM!”

    Hüseyin Öz Dede, hükümetin cemevlerini “Kültür Merkezi” statüsünde göstereceği söylentilerine de cevap verdi. “Kültür Merkezi” isimlendirmesine karşıyız” diyen Hüseyin Öz Dede şunları söyledi:

    “Hükümetin cemevlerine yönelik bir takım adım attığını öğrendiğimiz bu günlerde bizim elektriğimizin kesilmesi düşündürücüdür. Samimiyetten yoksun bir durumdur. Alevi inanç Birliği Vakfı, kendilerine verilen tahsis yazısı ile aboneliğimiz üzerine abone oldu. Dolayısıyla borç biriktiği için buranın elektriğini kestiler. Bu Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın bir tür tezgahıdır. Kendilerini yasal anlamda ‘işte biz buranın sahipçisiyiz’ gibi gösterip tezgah oluşturdular.
    Bu sebepten ötürü vatandaşlarla birlikte zorluk çekiyoruz. Kurbanlar kesilirken, lokma yenilirken bir takım zorluklar çekiliyor. Bu sebeple cem ibadeti de yapamıyoruz. Karanlıktayız…

    Çankaya Cemevi isimli bir derneğimize bundan 13 yıl önce dernek tüzüğündeki bir maddeden ötürü Valilik ‘bu maddeyi değiştirmezseniz kapatma davası açarız’ demişti. O maddede, ‘Cemevleri ibadethanemizdir’ ibaresi vardı. Bizim esas amacımız ise cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını yönündeydi. Valilik kapatma davası açtı ve 10 yıl süren hukuk mücadelesi sonucu yerel mahkeme lehimize karar verdi. Yargıtay’daki bu konuyla ilgili daire Fethullahçıların işgal ettiği bir birimdi. O daire adeta Diyanetten fetva alarak bizim aleyhimize kararı bozdu. Yerel mahkeme, kararında direndiği için Yargıtay Daireler Kurulu da ‘Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir’ diye hukuken karar verdi. Ama bu hayata geçmediği sürece mahkeme kararları falan bağlayıcı değil. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmediği sürece bizim için herhangi bir şey ifade etmez. ‘Kültür Merkezi’ ifadesine karşıyız. İbadet yeri ayrı kültür merkezi ayrı.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Dede Hüseyin Öz, Muharrem ayının önemini anlattı: Hiç bir canlıya kıyılmaz!-VİDEO

    Dede Hüseyin Öz, Muharrem ayının önemini anlattı: Hiç bir canlıya kıyılmaz!-VİDEO

    PİRHA-Dede Hüseyin Öz, Muharrem ayının anlam ve önemini PİRHA’ya anlattı. “Kerbela’dan ders çıkarmalıyız” diyen Dede Öz, Muharrem orucu bizim için oruç tutmanın da ötesinde bir yastır. Bu ayda hiçbir canlıya kıyılmaz. Ağaç dahi kesilmez” dedi. Öz, Kerbela’nın insanlığın ortak vicdanı olduğuna işaret etti. 

    Hıdır Abdal Ocağı’na bağlı Dede Hüseyin Öz, Muharrem ayının tarihçesini anlattı. Muharrem orucu bizim için oruç tutmanın ötesinde bir yastır” diyen Hüseyin Öz, bu ay içerisinde bütün dünyevi zevklerden uzak durulduğunu söyledi.

    Ankara’da Hüseyin Gazi Dergahı Dedesi olan Hüseyin Öz, “Alevi toplumu olarak, bir insan, yakınını kaybettiğinde ne yaparsa biz de Muharrem ayında aynı şeyi yaparız” diyerek yeme-içme durumunun kısıtlandığını, hatta traş dahi olunmadığını söyledi. Muharrem ayının, oruç tutmanın ötesinde bir tür “yas hali” olduğunu vurgulayan Hüseyin Öz şu bilgileri paylaştı:

    “Muharrem ayını anlamak için tarihsel arka planını konuşmak lazım. Muaviye öldükten sonra oğlu Yezit, halife oluyor. Yani iktidara Yezit geçiyor. Sonrasında İslam’ın ileri gelenlerinden kendine biat istiyor. O dönemin en önemli şahsiyetlerinden biri de Hazreti Muhammed’in torunu olmasından kaynaklı Hazreti Hüseyin’dir. Yezit, İslam’ın diğer ileri gelenlerinin kimini rüşvet vererek, kimini korkutarak kendi yanına çekiyor. Ama Hz. Muhammed’in torunundan biat almadığı sürece Yezid’in öyle sağlam bir iktidar yürütme şansı yoktur. Bu nedenle birkaç defa Hüseyin’i, kendisine biat etmesini açıklaması için davet ediyorlar. Yezit, en son Medine Valisine talimat vererek ‘Hüseyin’i çağıracaksın ve bana biat ettiğini açıklayacak’ diyor. Bunun için Medine Valisi, Hüseyin’i Valilik Sarayı’na çağırıyor.

    Hüseyin, asla ve kata Yezit gibi bir şahsiyete biat etmeyeceğini açıklayıp saraydan çıkıp gidiyor. Oradaki diğer yetkililer, Yezit’ in valisine ‘Elindeki şansı kaçırdın. Hüseyin buradayken ona gereken cezayı verecektin’ diyorlar. Sarayın valisi, bu arada askerlere talimat vererek Hüseyin’in etrafını çevirtiyor. Israrlarını devam ettirerek ‘Ya biat edeceksin ya da buralarda durmayacaksın’ deniliyor.”

    “HAZRETİ HÜSEYİN’İN DURUŞU BÜTÜN İNSANLIĞIN VİCDANIDIR”

    Dede Hüseyin Öz, Yezit iktidarının baskıları sonucunda Hz. Hüseyin’in, Medine’den çıkış planı yaptığını anlattı. Öz, o dönemki Küfe halkının sık sık Hz. Hüseyin’e mektup yazarak davet ettikleri bilgisini de paylaşarak sözlerine şöyle devam etti:

    “Küfeliler, Hz Hüseyin’e ‘Buraya gelip yerleş. Bizler emrine bir de ordu kuracağız. Bizim halifemiz sen ol’ gibi ifadeler kullanıyor. Hüseyin de iki oğlu ile birlikte amcasının oğlunu, ‘Bunlar beni davet ediyorlar ama doğru mu?’ diyerek Küfe’ye gönderiyor. 3 kişi önceden gidiyorlar ve bakıyorlar ki gerçekten Küfe halkı Hüseyin’i seviyor. Ve ardından Medine’ye haber göndererek ‘Evet burada şartlar uygun. Gelebilirsin’ deniliyor. Hz Hüseyin bunun üzerine ailesi ile birlikte yola çıkıyor.

    Bazı kaynaklarda ’72 bin kişi ile gitti 72 kişi kaldı’ derler. Düşünün ki Hz Hüseyin gibi bir şahsiyet bir ilden başka bir memlekete göçüyor. O ‘72 bin’ diye söylenen rakam Hüseyin’i yolcu etmek üzere 1 günlük mesafede yola çıkan ve uğurladıktan sonra geriye dönen halktır. 72 kişi ise Hüseyin’in ailesidir. Ve bunlar küfe yakınlarındaki Kerbela denen yere geldiklerinde Yezid’in ordusu etraflarını çeviriyor. Bir kez daha ‘Ya biat edeceksin ya da öleceksin’ deniliyor. Hüseyin de o esnada askerlere çeşitli ikna edici nutuklar çekiyor. Yezid’in ordusundaki en önemli komutanlarından ‘Hür’ denen kişi, o esnada Hüseyin’in safına geçiyor.

    Bizler Alevi edebiyatında ona ‘Hür şehit’ deriz. Yezid’in askerlerine karşı meydana çıkıp savaşan ve ilk şehit olanlardan birisidir.

    O gün orada Hazreti Hüseyin’in eşi, çocukları kardeşleri ve bütün yakınları vardı. Karşılarında ise tam teçhizatlı bir ordu… O gün tek tek çıkarak savaştılar ve ilk şehit olan ‘Hür’ isimli komutan oldu. Ondan sonra kalanları susuz bırakmak için Fırat Nehri’nin önünü de tutuyorlar. Bu durum 10 gün devam ediyor. Bütün yakınlarını tek tek şehit veren Hz Hüseyin, en son 10. günün akşamı eşi Şehriban’a ‘Seni atıma bindireceğim ve bu at seni doğruca babanın ülkesine götürecek’ diyor. Çünkü Hüseyin’in şehit olacağı kesin.

    Burada önemli olan, bizim açımızdan ders çıkarılması gereken durum şu; düşünün ki gözünüz önünde bütün yakınlarınızı kaybediyorsunuz. Buna rağmen boyun eğmeyip direniyorsun. Öldürüleceğini bilerek meydan okumaya devam ediyorsun. Bu bakımdan Hazreti Hüseyin’in bu duruşu yalnız Alevi toplumu açısından değil bütün insanlığın vicdanıdır. Bu durum bütün vicdanları sızlatmıştır.

    Muharrem ayının 10. günü artık Hüseyin meydana çıkıyor. Ve şehit ediliyor. Hunharca başını kesiyorlar ve atlarla şehit olanların gövdelerini defalarca çiğniyorlar. Kadınları da esir alarak Şam’a Yezid’in huzuruna götürüyorlar.”

    ALEVİ TOPLUMUNUN YAS AYI: MUHARREM

    Dede Hüseyin Öz, Kerbela Katliamının ilk kez Alevi edebiyatı içerisinde Fuzuli’nin ‘Saadete ermişlerin bahçesi’ adlı kitabında anlatıldığını belirtti. Dede Hüseyin Öz, “Geçmişte kış aylarında bizlere bu kitaplar okunurdu” diyerek şöyle devam etti:

    “Bizler küçükken Hazreti Ali’nin cenkleri okunurdu. Cemlerde de Kerbela vakası hep anlatılırdı. İşte Hazreti Hüseyin’in hunharca katledilmesinden ötürü Alevi toplumu yas tutar. Peki bu yas nasıl tutulur? Yemeğinden içmenden kısarsın. Birtakım gündelik eylemlerden kendini arındırırsın.”

    “MUHARREM AYINDA AĞAÇ DAHİ KESİLMEZ”

    Dede Hüseyin Öz’ün dikkat çektiği bir diğer konu ise Muharrem ayında tutulan orucun geçmişte Yahudiler tarafından da tutulduğu bilgisi oldu. “Bu oruç İslamiyet öncesinde de vardı. Hz. Muhammed de Hz. Ali de tutmuştu” diyen Öz, şunları söyledi:

    “Hz. Hüseyin’in katledilmesi Muharrem orucuna denk geldiği için Alevi geleneğine yerleşmiştir. Ve Alevi toplumu, yıllar geçtikçe bu oruca değişik yöntemler katmıştır. Örneğin 12 imam adına 12 gün oruç tutulur. Hatta bazıları 15 gün tutar. Bunun nedeni ise Hz. Hüseyin’in amca oğlu ile 2 evladının Küfe’ye haberci olarak gitmesi ve Yezid’in valisinin onların Küfe’de bulunduğunu haber alarak bunları da katletmesinden ötürü üç gün de onlar için oruç tutarlar.

    Hüseyin Öz, Muharrem ayında hiçbir canlıya kıyılamayacağını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

    “Muharrem ayında ağaç dahi kesilmez. Bıçak kullanılmaz. Et yenmez. Yani bıçak ile yapılan hiçbir yemek yenmez. En önemlisi de Hz Hüseyin’in susuz bırakılması sebebiyle özellikle su hiç içilmez. Fakat suyu bulandırma diye bir durum vardır. Örneğin köylerde suyun içerisine toprak atıp o şekilde içtiklerini hatırlarım.

    İslam geleneğinde olduğu gibi ezan ile oruca başlayıp akşam ezanı ile oruç açma diye bir gelenek yoktur. Bizde güneş doğmadan oruca başlanır. Güneş battığında da oruç açılır.

    Herkes bulunduğu coğrafyaya göre oruç zamanını ayarlıyor. Ayrıca yeme içme anlamında da Alevi toplumu arasında birtakım farklılıklar olabiliyor. İklimsel koşullar, orucun nasıl tutulduğunu tabii ki etkileyebilir.”

    “MUHARREM AYI BOYUNCA CEM YAPILMAZ”

    Muharrem ayı boyunca cem yapılmadığının da altını çizen Hüseyin Öz, 10. günle birlikte aşure yapmaya başlandığını da belirtti. Kimi bölgelerde ise aşurenin 12. günde yapılmaya başlandığını söyleyen Öz, kurban kesiminin de yine bu ay içerisinde yaygın bir gelenek olduğunu not düştü.

    “KERBELA İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANIDIR”

    Hüseyin Öz, Muharrem ayı sebebiyle Alevi toplumuna bir de çağrı yaparak, “Topluma vereceğimiz en büyük mesaj Kerbela’dan ders çıkarmalıyız. Yalnızca Aleviler açısından değil bütün insanlığın ortak vicdanıdır Kerbela. Biz, yüzyıllardan beri Alevi olmamızdan kaynaklı bir yığın katliamlara uğramışız. Bu katliamlar Maraş, Sivas, Çorum Katliamları ile tazeliğini koruyor. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyen güçlere karşı bütünlüğümüzü bozmadan kendimizi muhafaza etmeliyiz. Bu gelenek devam etmeli. Kerbelalar olduğu sürece daha çok Hüseyinler olacak. Biz de onları yaşatmaya devam edeceğiz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA