Etiket: hüseyin gazi türbesi

  • Hüseyin Gazi Türbesi’nde yönetim krizi sürüyor; görevden alınan Ayyıldız’dan sert eleştiriler-VİDEO

    Hüseyin Gazi Türbesi’nde yönetim krizi sürüyor; görevden alınan Ayyıldız’dan sert eleştiriler-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da Alevilerin önemli inanç ziyaret mekanlarından Hüseyin Gazi Türbesi’nin tahsisi konusunda tartışmalar sürüyor. Hükümetin yanında duran isimlerin dahi karşı karşıya geldiği süreçle birlikte, Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız da haberi olmadan görevden alındığını öğrendi. Ayyıldız, “Çökme planı” uygulandığını ifade ederek mevcut yönetimi eleştirdi. 

    Alevi toplumu tarafından Ankara’da büyük önem gören Hüseyin Gazi Türbesi, uzun yıllardır tartışmaların da odağında yer alıyor. Farklı görüşten olan Alevi kurumları tarafından yönetimi ele alınmaya çalışılan türbe, 2022 yılının Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti ile daha da çok gündeme gelmişti. Özellikle de hükümete yakın Alevi kurumları, Hüseyin Öz ve Gülağ Öz yönetimindeki türbenin yönetimini ele geçirmek adına birçok girişimde bulunmuştu. Bunların yanı sıra ülkücü ve ulusalcı gelenekten olan kimi gruplar da türbenin kendilerine tahsisi için çok sayıda eylemde bulunmuştu.

    Türbenin yönetimini elinde bulunduran Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız da yakın bir süre önce “Çökme yöntemi” diye tabir ettiği bir sürecin ardından başkanlıktan alındı. Ayyıldız’ın yerine Ali Timurtaş Özmen, vakfın yeni başkanı oldu. Ancak türbedeki tartışmalar bununla da sınırlı kalmadı.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruluşunda yer alan Hüseyin Gazi Cemevi dedelerinden Hüseyin Öz de Ali Timurtaş Özmen’e destek sundu. Fakat AKP iktidarına yakınlığı ile bilinen bu yönetim de mahkeme kararıyla türbe idaresinden uzaklaştırıldı.

    Ankara 3. İdare Mahkemesi, türbenin boşaltılarak Alevi İnanç Birliği Vakfı’na teslim edilmesi yönünde karar verince Ali Timurtaş Özmen ile Hüseyin Öz, türbenin devrine karşı çıkıp nöbet eylemine başladı.

    CUMHURBAŞKANI’NA DEK UZANAN BİR SÜREÇ!

    Mehmet Ali Ayyıldız, “Usulsüz şekilde” sözleriyle tarif ettiği yönetim değişikliğini ve türbede olup bitenlere dair PİRHA’ya konuştu. Ayyıldız, yaklaşık 2,5 yıl önce Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanlığı’na seçilerek getirildiğinin altını çizerek şu bilgileri verdi:

    “Yönetime getirildiğim tam da o dönem Faruk Ali Yıldırım ve yönetimindeki arkadaşların girişimleri sonucunda orası Alevi İnanç Vakfı’na tahsis edilmişti. Hatta ben başkan seçildikten 15 gün sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden bana bir tebligat geldi. ‘15 gün içerisinde burayı boşaltın, Burası Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi’ denildi. O dönem çok ciddi mücadele verdim. Yani devletin en altından en üstüne kadar; belediyesinden kaymakamına, valisinden bakanına kadar her kademeyi gezerek bu durumu anlattım.

    Ama geçmişte şöyle bir durum da vardı. Orası bir dönem Hüseyin Gazi Vakfı’na çok az bir süreliğine tahsis edilmiş. Daha sonra bu tahsis iptal olmuş. Hüseyin Gazi Vakfı orada işgalci olarak varlığını sürdürmeye devam etmiş. Yani Hüseyin Gazi Vakfı benim başkanlığım döneminde de işgalci konumundaydı. Daha sonra girişimlerim sonucunda buraya yapılan tahsisi iptal ederek Hüseyin Gazi Vakfı’na tahsis edilmesini sağladım. Bu nedenle de daha önceden Alevi İnanç Birliği Vakfı’na yapılan tahsis iptal edildi. Hatta bunun için bize 10.000 lira gibi bir bedel de biçilmişti. Ben buna karşı çıktım ve daha sonra bu 6000 liraya indirildi. Sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Şahkulu Dergahı’nda bir programı vardı ve ben de oraya davetliydim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la orada bu konuyu konuşma imkanı buldum. Vakıf ya da hazine arazileri üzerinde olan cemevlerinden kira alınmasının doğru olmadığını, çünkü bu araziler üzerinde camilerin de olduğunu, camilerden nasıl ki kira alınmıyorsa cemevlerinden de alınmaması gerektiğini söyledim. 3-4 gün sonra cumhurbaşkanlığından bu konuyla alakalı nerelerin olduğu bilgisini paylaşmam istendi. 6-7 ibadethanenin ismini kendilerine verdim. Daha sonra vakıf ve hazine arazilerinde bulunan yerlerden kira alınmaması yönünde bir karar çıktı. Dolayısıyla Hüseyin Gazi Türbesi’nin tahsisi de 10 yıllığına ‘bedelli’ iken ‘bedelsiz’ olarak tekrardan Vakıflar Genel Meclisinden bir kararla onandı. Ama bu esnada Vakıflar Genel Müdürlüğü, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na yaptığı tahsisi iptal ettiği için onlar da dava açtı ve kazandılar. Daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü bu davayı İstinaf’a taşıdı. İstinaf mahkemesinden de Alevi İnanç Birliği Vakfı lehine karar onaylanıp geldi.”

    “YÖNETİMDEKİ BAZI ARKADAŞALRIMIZI KULLANARAK TEZGAH HAZIRLANDI!”

    Hüseyin Gazi’de yaklaşık 2 ay önce bir yönetim değişikliği de oldu. Ben, Hüseyin Gazi Vakfı’nın olağan genel kurulunu yapmak için normal genel kurul takvimini başlatmıştım ama genel kurul takvimini yürütürken şu anda yönetimde olan bazı kişiler, olağanüstü genel kurul yapmakla ilgili bir girişimde bulundu. Genel kuruldan bir hafta önce olağanüstü genel kurul yaptılar ve bu genel kurulu da usulsüz bir şekilde gerçekleştirdiler.

    Yönetim kurulu üyemiz Ali Asker Koç’a konu ile ilgili bir tebligat yapılarak olağanüstü genel kurul talebinde bulunuluyor. Ancak bu tebligat yönetimden saklanıyor. Ve bu tebligata 15 gün içerisinde yönetim cevap vermediği için mahkemeye başvuruluyor. ‘genel kurul talebinde bulunduk ama yönetim bize cevap vermedi’ deyip olağanüstü genel kurulu yapmak için yetki istiyorlar. Yönetimdeki bazı arkadaşlarımızı kullanarak bu plan ve tezgah hazırlanıyor. Aynı şahıs tarafından gelen tebligatlar da yönetimden saklanıyor. Doğal olarak mahkemeden de haberimiz olmuyor. Ancak mahkeme bittikten 2 gün sonra yaşananlardan haberim oldu. Bunun üzerine hemen İstinaf’a itiraz ettim ve görevi kötüye kullanma sebebiyle arkadaşlar hakkında suç duyurusunda bulundum. 5 kişinin katılımıyla, ancak 9 kişi katılmış gibi gösterip insanların evine gidip imza toplayarak çoğunluk sağlanmış gibi bir yönetim çıkarttılar. Yani bir sürü usulsüzlük ile olağanüstü genel kurul yaptılar. Ve ne ilginçtir ki bu kişilerin açtığı davalar hep 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne düşüyor! İki kere mahkemeye başvuruyorlar ve aynı mahkeme, bir gün içinde olağan genel kurul kararının iptali ile ilgili karar çıkarıyor! Hatta ben bu konuyu CİMER’e şikayette bulundum. Biz başvurunca 24. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne düşüyor da arkadaşlar başvurunca 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne düşüp ve aynı gün karar çıkartıyorlar! Sonuç itibarıyla usulsüz bir şekilde Hüseyin Gazi Vakfı yönetimi değişti ve ben bunu kamuoyuna bir bildiri ile duyurdum. ‘Hüseyin Gazi Vakfı Yönetimini tanımıyoruz, yapılan usulsüzlükler budur’ diye anlattım.”

    “ÇÖKME OPERASYONU!”

    Mehmet Ali Ayyıldız, şu an vakfın başında olan yönetimle neden bu denli karşı karşıya gelindiğini de anlattı. Çıkar uğruna “Çökme planı” yapıldığını söyleyen Ayyıldız sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Hüseyin Gazi Türbesi, Ankara’daki Alevi toplumunun ziyaret edebileceği tek yer. İnanç ziyareti yapacaksanız eğer Ankara’da başka da bir yer yok. O yüzden Alevi toplumunda Hüseyin Gazi’nin adı büyüktür. Ve biz bu türbenin ismini çok yücelttik. Çok büyük tartışmalar olsa da mesela cumhurbaşkanının ziyaretiyle ilgili tartışmaların oraya olumlu yansımaları da oldu. O ziyaretten sonra hafta sonları ziyaretçi sayımız üçe katlandı. Doğal olarak siyasetçiler de inanılmaz derecede ilgi göstermeye başladı. Yani oranın başkanı olmak insana bir statü veriyor. Mevcut yönetimin, kendilerine buradan bir makam, isim sağlamak için bunları yaptıklarını düşünüyorum. Bu yapılanlara kesinlikle bir çökme organizasyonu diyebiliriz. Yapılanlardan dolayı kırgınım, hazmedemiyorum ve doğru bulmuyorum. Yeniden yönetime gelmek gibi bir çabam ve düşüncem de yok.

    “GAYRİ MEŞRU BİR İŞİ MEŞRU HALE GETİREMEZSİNİZ”

    ‘Çökme’ kelimesini kullandık. Çökerek aldığınız bir yerde toplumu bir araya getiremezsiniz. Alevi toplumu görüyor ve yaşananları takip ediyor. Bundan dolayı karşılık bulamadıklarını görüyorum. Mesela bu gelişmelerle ilgili Hüseyin Gazi yönetimine destek olan bir örgütün çağrısını ne gördüm ne de duydum. Gayri meşru bir işi meşru hale getiremezsiniz. Ha bunu kitabına uydurur, yaparsınız ama hayatın gerçeğinde bu öyle olmaz. O yüzden Hüseyin Gazi Vakfı’nın mevcut yönetiminin destek göreceğine inanmıyorum. Ha şu olabilir; devletle ilişkileri iyidir, kendilerini anlatıp orayı elde tutabilirler. Bunu yapabilecek becerileri de var.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ana Çağlayan: Dedelerin, devletten maaş alması utanç verici -VİDEO

    Ana Çağlayan: Dedelerin, devletten maaş alması utanç verici -VİDEO

    PİRHA – AKP’nin cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlama kararına Ana İlkin Yüksel Çağayan’dan sert tepki geldi. Dedelere seslenen Çağlayan, “Devletin var ettiği bir yerde sen kendini anlatabilir misin? Sokakta dahi sesimizi çıkartmaya korkuyoruz ki devletin elinde olan cemevlerinde sen nasıl ‘hü’ diyeceksin?” diye sordu.

    Kureşan Ocağı evlatlarından Ana İlkin Yüksel Çağlayan, AKP iktidarının, Alevi inancına dönük almış olduğu kararları değerlendirdi. Ana Çağlayan, Aleviliğin, devlet yapısından uzak olması gerektiğini vurgulayarak, hükümetlerle ilişki kuran örgüt yapılarını da eleştirdi.

    “CEMEVLERİ NEDEN DEVLETE AİT OLSUN?”

    Ana İlkin Yüksel Çağlayan, “Sıradan insanın dahi AKP politikalarına inanamayacağına” vurgu yaparak şöyle devam etti:

    “Yapılanların yenir, yutulur yanı yok. Özellikle ‘Aleviyim’ diyen kesimin buna itiraz etmesi gerekir. Cemevleri neden devlete ait olsun ki? Sen zaten sistemin dışındaki bir varoluşsun. Sen zaten sistemin zıttısın” dedi.

    “DEVLETE İHTİYAÇ YOK Kİ”

    Ana İlkin Yüksel Çağlayan, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını ise sert dille eleştirdi. “Bizi turizm alanında mı kullanacaklar?” diye soran Çağlayan, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Turist mi getirip götüreceğiz yani? Çok zıt şeyler bunlar. Evet biz Aleviler göçebe yaşamışız. Bizim doğru düzgün yerimiz, yurdumuz olmamış. Çünkü bırakmamışlar bir yere kök salalım. Ama var olan kökleri de bir türlü kurutamamışlar. Devletin elektrik, su faturasının ödenmesine neden muhtaç olunuyor? Bu yapılanlar çok planlı. Şimdi bu cemevlerini bünyesini alacak ve ardından dedeleri de kendisi tayin edecek. Ve sonrasında kendi dikte ettiklerini anlatacak. Mesela atadıkları bir dede, ana, orada İslamiyeti, Müslümanlığı konuşacak ve bu inanç ileride yok olup gidecek.”

    “DEDELERİN, DEVLETTEN MAAŞ ALMASI KONUSU BİR UTANÇ”

    Ana İlkin Yüksel Çağlayan, Cemevi Başkanlığı’nda kadro verilmesi konusunda kendisine bir teklif gelmesi durumunda vereceği cevabı ise şu şekilde açıkladı:

    “Dedelerin, devletten maaş alması konusu bir utanç. Bizim dedelerimiz canlarını, mallarını, mülklerini, evlatlarını bu yolda vermişler. Sen şimdi kalkmış neler için ağlıyorsun! Biraz onurlu, şahsiyetli olun. Biraz yürekli olun ve devlete bu kadar yalvarmayın. Devletin var ettiği bir yerde sen kendini anlatabilir misin? Sokakta dahi sesimizi çıkartmaya korkuyoruz ki devletin elinde olan cemevlerinde sen nasıl ‘hü’ diyeceksin?

    Bugün bana gelseler eğer ben derim ki ‘Ben kendi ocağımın ateşini söndüremem.’ Benim ocağımın ateşi yanıyor diye belki halen evren dönüyor, belki ocağıma hizmet ediyorum diye sesim tok çıkıyor. Ben o sevgiyi terk edemem. Ben Hakk ve hakikat yolcusuysam sana ait değilim.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Hükümet “İslam içi İslam dışı” tartışmasını bomba gibi Alevilerin kucağına bıraktı’ (1)-VİDEO

    ‘Hükümet “İslam içi İslam dışı” tartışmasını bomba gibi Alevilerin kucağına bıraktı’ (1)-VİDEO

    PİRHA – Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, AKP hükümetinin cemevlerini ibadethane olarak kabul etmeyeceğinin altını çizerek “AKP, Alevi örgütlenmesini dağıtmaya ve bu örgütlerin yerine doğrudan kendisini koymaya başladı” dedi. Yalçınkaya, “İslam içi, İslam dışı tartışması öylesine işlevsel bir araç oldu ki Aleviliğin giderek bütün siyasal gündemden, ülke gerçeklerinden kopmasını sağladı. Yani hükümet istediğini bu dönemde elde etti” vurgusunu yaptı. 

    Alevi toplumu, Türkiye’de inancının, kimliğinin kabul edilmesi için mücadele veriyor. Alevi olmayan diğer inanç topluluklarıyla eşit düzlemde yaşamak, baskılara, şiddete, katledilmeye, kültürel kırıma ve birçok olumsuzluğa karşı eşit yurttaşlık istemi defalarca dile getirildi/getiriliyor. Alevi kurumları ve yurttaşlar bu kapsamda haklarını almak için kendilerine yönelik haksızlıkları mahkemelere de taşıdılar. Ancak Yargıtay, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Alevilerin lehinde verdiği kararlar hükümet tarafından yerine getirilmiyor.

    Öte yandan, Alevi örgütlerini dışlayarak, yerelde cemevleri ve dernekleri tek tek ziyaret eden hükümet yetkilileri, günlük maddi ihtiyaç tespiti yaparak, asıl sorunları görmezden gelip hakikatin üzerini örtmeye çalışıyor.

    Cemevine ibadethane statüsü hala verilmezken, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ankara’da Hüseyin Gazi Dergahı’na gitmesinin ardından İçişleri ile Kültür ve Turizm bakanlıklarınca koordine edilen “Milli Birlik ve Beraberlik Çalışması” kapsamında 8 ilde cemevi açılacağı duyuruldu.

    Tüm bu gelişmelerle birlikte diğer yandan cemevleri ve yöneticilerine dönük saldırılar da sürdü. Aleviler, yapılan siyasetin samimi olmadığını ifade ediyor. Aleviliğin resmi bir inanç olarak kabul görmesi konusundaki taleplerin yanı sıra eşit yurttaşlık istemi sonuçsuz kalıyor.

    ‘Peki tüm bu yaşanan saldırılarla birlikte süren asimilasyon politikalarına karşı Aleviler ne yapmalı?’ sorusuna yanıt arıyoruz.

    Alevi toplumuna doğrudan şiddetle yaklaşan bir siyasal anlayıştan, ‘cemevi yaptıran’ bir politik anlayışa evrilmenin altında neler var? Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya’ya sorduk.

    “DOĞRUDAN DOĞRUYA BİR ŞİDDET PRATİĞİ SÖZ KONUSU”

    Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevi ziyareti Alevi sorununa ilişkin siyasal rejimin müdahalesinin yavaş yavaş renk değiştireceğinin işareti ya da doğrudan değiştirdiğinin işaretidir” dedi.

    Yalçınkaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Türbesi’ne gidişini “Bu bir ziyaret değil” diyerek şöyle özetledi:

    “Ziyaret böyle olmaz. Burada ziyaret edilen bir taraf yok. Açıkça sayın cumhurbaşkanı, kendi koşullarına uydurduğu bir mekanı ziyaret ediyor ve o mekan ziyaret öncesinde cemevi olmaktan çıkarıldığı gibi mekanın gerçek sahipleri cemevine alınmıyor. Dolayısıyla doğrudan doğruya bir şiddet pratiği söz konusu. Çünkü cumhurbaşkanı söz konusu olduğu için hiç kimse onun ziyaretini engelleyemez.

    “KEMALİST İDEOLOJİNİN AYAK İZLERİNE BASARAK İLERLİYOR”

    Alevilere öncelikle buradan bir mesaj veriliyor. Bu, şimdiye kadar yapılan bir şey değildi. Tabii ki Alevilere fiziki şiddet, dedelere yapılan saldırılar, gözaltılar, ‘sapkın’ olarak suçlanıp cezaevine atmalar, sakallarının kesilmesi, bağlamalarının parçalanması durumu birer şiddetti kuşkusuz. Aynı şekilde ‘mum söndü’ iddiaları da sembolik şiddetin bir parçasıydı. Özellikle çalıştaylar süreci ile birlikte AKP bu sorunu ‘Cumhuriyet çözemedi biz çözeriz’ iddiasıyla sahneye çıkmıştı. Sonrasında da anlaşıldı ki Kemalist ideolojinin ayak izlerine basarak ilerliyor. Evet çözeriz ama nasıl? Eğer Aleviler bizim konumlandırdığımız biçimde konumlanmayı kabul ederse! Toplumsal dinsel olarak kendi varlıklarını bizim toplumsallık ve dinsellik anlayışımız çerçevesinde tanımlarlarsa evet sorun çözülecek. Çünkü sorunu böyle koyduğunuz zaman zaten sorun diye bir şey kalmıyor ki. Bunun açık anlamı Alevilerin, doğrudan doğruya Sünni Müslümanlığın biricik hakiki din olduğunu kabul etmesi ve dolayısıyla kendilerini dinsel azınlık olmaktan çıkarmaları, çoğunluğa katılmaları ve bunun gereklerini yerine getirmeleri. Yani ‘Ramazan bizim orucumuz, Kur’an anlaşıldığı haliyle bizim kitabımız, Hz. Muhammed Sünnilerin anladığı haliyle bizim peygamberimiz, Hz. Ali’ye gelince, canım o da damadı. İleri gelen bir İslam figürü’. Bunu demeye razıysa eğer Aleviler, dolayısıyla da cami bizim ibadethanemiz… Bunu Aleviler dediği zaman Alevi sorunu diye bir sorun kalmıyor. Dolayısıyla bu tanım ile çalıştaylar yürüdü. Alevilerin bu tanımı reddeden tüm özellikleri de ‘kültürel özellik’ olarak belirli bir toleransla karşılanmaya hazırmış gibi hava verildi. Zaten kültürel zenginliğimiz içerisinde tarikatlar da var. ‘Alevileri de o bahiste anıp geçebiliriz’ denildi.”

    “AKP, ALEVİ ÖRGÜTLENMESİNİ DAĞITMAYA VE DOĞRUDAN KENDİSİNİ KOYMAYA BAŞLADI”

    Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, günümüzde AKP iktidarının çok farklı bir politika yürüttüğünün altını çizdi. “Şiddet başka bir şeye dönüştü” diyen Yalçınkaya, geçmiş ile günümüz Alevi politikalarını şu şekilde özetledi:

    “Kemalist kurucu kadrolar ve rejim, nasıl Sünniliğe dönük ‘biz kendi dinimiz olarak Hanifi-Maturidi inancı seçiyoruz. Kur’an’ı ona göre çevirteceğiz.’ Ki Mustafa Kemal’in emri ile Kur’an Türkçe’ye çevrilmiştir. İkincisi, ‘dini eğitimi de bu temelde vereceğiz’ vs.… Yani Kemalist rejim Sünniliği nasıl belirli bir kalıba sokmuş ve Hanefilerin dışındakilere de aynı şeyi dayatmışsa, bu kez onun en iyi öğrencisi AKP de aynı şeyi yapıyor. Dolayısıyla ‘sizin cemevine, ceme atfettiniz kutsallığı ve ibadet vasfını da tanımıyoruz. doğrudan müdahale edeceğiz.’Doğrudan müdahalenin altını çiziyorum. Bunun açık anlamı şu: Sizin kurumlarınızı da tanımıyoruz. Artı mevcut 30 yıllık örgütlenmenizi de hiç tanımıyoruz!

    Cemevlerini tek tek gezip kurumların şubelerini dolaşma ve sözüm ona ihtiyaçları tespit ederek karşılamayı ve daha da önemlisi bu kurumlara gidip şunun söylendiğini biliyoruz: Merkezinizden ayrılın, ne ihtiyacınız varsa karşılayalım. Yani tıpkı cumhuriyetin tarikat örgütlenmelerini dağıtması ve doğrudan müdahale olması gibi bu kez AKP, Alevi örgütlenmesini dağıtmaya ama bütün boyutuyla sağıyla, soluyla ayırt etmiyorum ve bu örgütlerin yerine doğrudan kendisini koymaya başladı. İşte bu yeni.

    “DİYANET DEVLETİN TA KENDİSİ”

    Cumhuriyetin elinde Diyanet İşleri gibi bir başkanlık vardı. Bizzat cumhuriyetin kurucu kadroları kurmuştu. Onun eliyle kontrol ediyordu. Fakat bunu da belirli sınırlar içerisinde tutmayı başardılar. Şimdiki Diyanet ile o zaman ki Diyanetin alakası bile yok. O dönem önemsiz bir kurumdu şimdi ise Diyanet devletin beyni durumundadır. Adeta devletin ta kendisidir Diyanet.”

    “FABRİKA AYARLARI KORUNDUĞU SÜRECE CEMEVLERİ KABUL EDİLMEYECEK”

    Ayhan Yalçınkaya, hükümetin kuracağı söylenen “Alevilik Dairesi” türü yapılanmayı da yorumladı. Yalçınkaya, AKP hükümetinin, Alevi toplumunun istediği gibi bir statü talebini karşılamayacağını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Şimdi ise ‘Dedeler dairesi mi kuralım, bir Alevi Diyaneti mi kuralım, Kültür Bakanlığı’na bağlı bir şey mi kuralım’ tartışmaları bu yokluktan kaynaklanıyor. Dolayısıyla siyasal iktidar, irili ufaklı cemaatlere karşı son derece hassas davranıyor. Onlar da bu gücü tepe tepe kullanıyorlar. Eğer bunların böylesi bir etkisi varsa ki var, bakanlıkların hangi cemaatlerin elinde olduğunu biliyoruz. Eğer bu güç varsa, bunun açık anlamı herhangi bir dinsel vasıf taşıyan, yani Aleviliğin İslam içinde ama Sünni Müslüman olmayan bir dinsellik taşıdığına dair bir vurgu içeren daireyi kesinlikle bunlar inşa edemezler. İkincisi ise cemevlerini de bu yanıyla kesinlikle ve kesinlikle istediğimiz kadar bağıralım hiçbir siyasal iktidar, bu devlet yapılanmasını, mevcut fabrika ayarlarını koruduğu sürece kabul etmeyecektir. Ellerinde bir aparat olmadığı için aparat inşa etmeye çalışıyorlar. İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir daire kursalar bu kez Aleviler diyecek ki ‘Siz özellikle 12 Eylül faşizminden beri bizi Kürtlerle birlikte güvenlik tehdidi olarak sayıyorsunuz. Şu anda sözüm ona sorunu çözmek istiyorsunuz ama sanki biz tehditmişiz gibi İçişlerini Bakanlığı’na bağlı bir dairede temsil etmeye kalkıyor ve manipüle etmeye çalışıyorsunuz’. Ama bunu yapamayacaklar.

    Dinsel bir kurum olarak Diyanete bağlı bir kurum olarak da örgütleyemeyecekler. Çünkü Alevilerin buna karşı çıkması bir yana, Sünni dindarlık buna karşı çıkacaktır. Bunun örneği 1960 darbesinden sonra Alevilerin Diyanette temsil edilmesi için verilen bir önerge var. Bir mezhepsel dairesi kurulması için sunulan öneri sonucu ortalık ayağa kalkmıştı. Geriye çalıştaydan bu yana ileri sürdüğü bir temel argüman kalıyor; kültürel zenginlik, kültürel çeşitlilik.
    Dolayısıyla bu daire ancak ve ancak Kültür Bakanlığı içinde kurulabilir. İktidar için tek çözüm o görünüyor. Daha önce semah için Kültür Bakanlığı, UNESCO’ya başvurmuştu. Somut olmayan kültürel miras, artı Dertli Divani de canlı insan hazinemiz…

    Muhtemelen şöyle bir şey yapacaklar: ‘Somut Olmayan Kültürel Mirası Koruma Dairesi’ gibi bir daire inşa edecekler ve muhtemelen de Kültür Bakanlığı’nın içinden ama kendileriyle aynı zihniyette bir Alevi ismi koyacaklar. Bunun için en ideal aday tabii ki Dersim’deki onların has dedesi adaydır. Arkasından bu daire aracılığıyla Aleviliği kontrol etmeye çalışacaklar.”

    “CEMEVLERİ DİLENCİLEŞTİRİLİYOR, CEMEVİ VE BAĞLI OLDUĞU GENEL MERKEZ ARASINA DUVAR ÖRÜLÜYOR”

    Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya’nın dikkat çektiği bir diğer başlık ise “Cemevlerinin tek tek avlanacağı” konusu oldu. Mevcut cemevlerinin yerel yönetimler ve siyasal iktidar kıskacında olduğunu anlatan Yalçınkaya, Fetullah Gülen projesi olan cami-cemevi planının halen devrede olduğunu belirtti. Yalçınkaya şunları kaydetti:

    “Diyelim ki 2000 cemevi var. Bunların hemen hemen tümü bağımsız köy derneklerine ait cemevleri ve bu cemevlerinin çoğu da faal durumda değil. Onun dışındakilerse büyük federasyon ve derneklere bağlı. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey, eğer cemevleri ile temas kuruyorsanız, örneğin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ile temas kurmaktır. Yani genel merkezini muhatap almaktır. Ama bu yapılmıyor. Özellikle cemevleri dilencileştirilerek ilgili cemevi ve bağlı olduğu genel merkez arasına duvar örmeye çalışıyorlar. Çünkü genel merkezler siyaset üretmekte.

    “CEMEVLERİNİN YANINA BİR DE MESCİT KONDURACAKTIR”

    AKP’nin şu anda yaptığı şey CHP’nin bir 10 yıldır en azından yaptığından farklı değil. Ondan öğrendi. CHP’li belediyeler de bunu yaparken, örneğin AKD’nin cemevi gibi görünüyor ama AKD Genel Merkezi sıkıysa belediyeden bağımsız orada bir adım atsın. Çankaya Belediyesi’ne bağlı ise örneğin Alper Taşdelen anında müdahale edebilir. Çünkü elinde tehdit edebilecek bir araç var. ‘Kadroyu çekerim, arsa benim, bina benim, her şey benim. Siz kimsiniz? diyebiliyor. Şu an hükümetin yapmaya çalıştığı şey de bu. Ve hükümet mevcut cemevleri içerisinde kendisine karşı direnişin örgütlenebileceğinin farkında. Bunun içindir ki yine belediyelerden öğrendiği yöntemi kullanıyor. Bu cemevlerinin yanına küçük bir mescit de kondurulabilir. O Fethullahçıların projesiydi ve darbe sürecinde bu proje çöpe atılmış gibi görünüyor ama şu anda aslında yürütülen akıl Fethullahçı bir akıl. Dolayısıyla eğer rejim, sayısının 8 kadar olduğunu bildiğim cemevini yaptırırsa, büyük ihtimal onun sağına soluna Sünni vatandaşlarımızın dinsel ihtiyaçlarını giderebilecekleri bir mescit de konduracaktır. Sanki Sünni vatandaşlarımız dinsel ihtiyaçlarını gidermek için cemevine geliyorlarmış gibi! Ama emin olun ki gelecekler ya da getirileceklerdir.”

    “HÜKÜMET BU TARTIŞMAYI BOMBA GİBİ ALEVİLERİN KUCAĞINA BIRAKTI”

    Alevi toplumu için tehlike arz eden bir diğer konunun ise “Alevilik İslam içi mi, İslam dışı mı?’ tartışması olduğunu söyleyen Yalçınkaya, “Bunu kendi içimizde atomize etmek için kullandılar” dedi. Profesör Yalçınkaya, demokratik kitle örgütleri ile Alevi toplumu arasındaki bağın kesilmek istendiğine de işaret ederek şunları söyledi:

    “Özellikle çalıştay sürecinde hükümetin, Alevileri içeriden bölmek ve Alevileri sadece ve sadece kendi Alevi gündemlerine hapsetmek için kullandığı bir araçtı bu. Kuşkusuz bu aracın işlevsel olduğundan söz edebiliyorsak bunun toplumsal, dinsel bir karşılığı olduğunu da varsayıyoruz, demektir. Özellikle diaspora Alevileri ister istemez farklı ihtiyaçlar hissediyorlar ve ihtiyaçları toplumsal kurumlar tarafından karşılanmadığı sürece İslam’la ilişkilerinde daha mesafeli duruyorlar. Ve başka sonuçlar ortaya çıkıyor. Ama burada sorun Alevi topluluklarda değil. Alevi kurumları, pirleri, rayberleri doyurucu yanıtlar veremiyor olabilirler ama yine de Aleviliğin İslam içi mi, İslam dışı mı tartışmasında asıl sorumlu olan kesinlikle siyasal rejimdir. Ve bunu Alevileri toplumun genel gündeminden özellikle de demokratik hak arayışında olan kesimlerden koparmak için kullandı.
    Bir kendi içinde atomize etmek için, iki diğer kesimlerle arasına duvar örmek için kullandı. Diğer kesimlerde de aslında iş gördü. Kimi Kürt, muhalif, Şafi dostlarım, ‘Alevilik’ deyince ‘Siz de din misiniz? Kur’an’ınız, peygamberiniz var mı?’ diye sorarlar. ‘Alevilik din değildir, yaşam tarzıdır. Zaten sizinkiler de öyle diyor’ deniliyor. Yaşam tarzı dediğiniz dinden ayrı bir şey mi? Din yaşam tarzından ayrı bir şey mi? Din eğer yaşam tarzı olmayacaksa sizinki din, eğer yaşam tarzı değilse demek ki aslında sizinki din değil. Zaten dinin temel vasfı odur.

    İkincisi siz dini neden Sünnilik içinde okuyorsunuz? İlla sizin inandığınız tanrıya, sizin inandığınız gibi inanmak zorunda mıyım ki Müslüman sayılabileyim. Ki sizin Müslümanlık algınız esasen çoğunlukçu, belirli bir dinsel hegemonyanın ürünü. Hiçbirinizin ‘Kur’an’da şöyle diyor. Öyleyse böyledir’ deme hakkı yok. Sizin Kur’an okumanız gereği öyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Ve siz o sonucun tek hakim sonuç olması için başka bütün okuma biçimlerini de engelliyor, tartışmaya kapatıyorsunuz. Dolayısıyla önce kendi tarihinizi bilin sonra bizim karşımıza çıkın.

    “ALEVİLİĞİN GİDEREK BÜTÜN SİYASAL GÜNDEMDEN KOPMASINI SAĞLADI”

    Öyle ki hükümet bu tartışmayı bomba gibi Alevilerin kucağına bırakarak şunu yaptı: Siz oturun, sadece bunu konuşun. Hayır kardeşim ben Kürt sorununu da konuşmak istiyorum. Kürt sorununu konuşuyoruz biri kalkıyor ‘Hocam Alevilik İslam içi mi, İslam dışı mı? Kürt’ün Alevisi, Sünnisi olur mu, olmaz mı?’ diyor. Kadınlara yönelik şiddeti konuşuyoruz ‘Hocam bize Aleviliği anlatın, kadınlara yönelik şiddetten bize ne’ diyor. Alevi örgütlenmesinden konuşuyoruz, ‘Önce bir karar verin İslam içi mi, İslam dışı mıyız, ondan sonra konuşalım’ deniliyor. Dolayısıyla bu İslam içi, İslam dışı tartışması öylesine işlevsel bir araç oldu ki Aleviliğin giderek bütün siyasal gündemden, ülke gerçeklerinden kopmasını sağladı. Yani hükümet istediğini bu dönemde elde etti.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

    İLGİLİ HABERLER

    > ‘Aleviler, kimliklerine sahip çıkmalı, dışlananların, emekçilerin, kadınların yanında olmalı’

    > ‘Alevi hareketinin kendi kimliğini, eşit yurttaşlık üzerinden savunmaya çalışması çok anlamlı’

  • Mustafa Sazcı: İktidarın saldırılarına karşı değerlerimizi koruma altına almalıyız-VİDEO

    Mustafa Sazcı: İktidarın saldırılarına karşı değerlerimizi koruma altına almalıyız-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da bulunan Hüseyin Gazi Dergahı’nın bahçesindeki dilek ağacının IŞİD’liler tarafından yakılmasına ilişkin konuşan Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı, “İktidar bu ağaçtan keramet mi beklenir, bu ağacı söküp atalım gibi bir zihniyete sahip. Bizlerin buna karşı o merkezlerimizi, dilek ağaçlarımızı, su gözelerimizi, kayaları, nişangah dediğimiz o lokasyonları koruma altına almamız gerekir” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretiyle birlikte gündeme gelen Hüseyin Gazi Dergahı’nın bahçesindeki dilek ağacı IŞİD’liler tarafından 8 Eylül’de yakıldı. Saldırıyla ilgili gözaltına alınan Sedat Ö. (41) ve Haydar A. (28) isimli iki kişi ‘terör örgütü IŞİD üyeliği’ suçundan tutuklandı.

    Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı, Hüseyin Gazi Dergahı’nın bahçesindeki dilek ağacının IŞİD’liler tarafından yakılmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “İKTİDAR AĞAÇTAN KERAMET BEKLENMEZ GİBİ BİR ZİHNİYETE SAHİP”

    Son süreçte Alevi kurumlarına yönelik yaşanan saldırıları anımsatarak sözlerine başlayan Mustafa Sazcı, “İktidar, bu ağaçtan keramet mi beklenir, bu ağacı söküp atalım gibi bir zihniyete sahip. Ancak buna karşı Alevi kurumlarından da hiçbir şekilde çalışma ve tepki gelmiyor. Açık ve net söylemek gerekirse bu yapılan IŞİD aklıdır. Kaldı ki saldırganların da zaten IŞİD’li teröristler olduğunu söyleyebiliriz. Yargılama sürecinde bu gerçeklik göz önünde bulundurulmadan yargılama tamamlandı. Bu akıl son süreçte Anadolu coğrafyasında bizler için tehlike olan selefi, vahabi tehlikesini de göz önünde bulundurmamız gerekliğine işaret ediyor” dedi.

    “BU ZİHNİYET DERGAHTAKİ RESİMLERİ DE KALDIRDI”

    Bu zihniyetin Hüseyin Gazi Türbesi’nde bulunan resimleri de kaldırdığını söyleyen Sazcı, “Orada yakılan dilek ağacı da yine bu zihniyetin bir yansıması olarak önümüze düşüyor. Bizlerin buna karşı o merkezlerimizi, dilek ağaçlarımızı, su gözelerimizi, kayaları, nişangah dediğimiz o lokasyonları koruma altına almamız gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Hüseyin Gazi Türbesi’nde ‘Geleneksel aşure etkinliği’ yapıldı -VİDEO

    Hüseyin Gazi Türbesi’nde ‘Geleneksel aşure etkinliği’ yapıldı -VİDEO

    PİRHA- Abdallar Derneği ve Çankaya Cemevi Derneği, Hüseyin Gazi Türbesi’nde ‘Geleneksel aşure etkinliği’ düzenledi. Etkinlikte ortak pişirilen aşureler pay edilirken, birçok sanatçı da konser verdi.

    Abdallar Derneği ve Çankaya Cemevi Derneği, Hüseyin Gazi Türbesi’nde ‘Geleneksel aşure etkinliği’ düzenledi.

    Etkinliğe çok sayıda yurttaşın yanı sıra AKP, MHP ve Vatan Partililerin katılması da dikkat çekti.

    Etkinlik Mersin Toroslar Cemevinin eski başkanı, MHP belediye meclis üyesi Mehmet Şahin’in gülbenk okumasıyla başladı.

    Gülbenkin ardından etkinliğe katılan milletvekili, kaymakam, belediye başkanı ve siyasi parti temsilcileri tek tek söz alarak konuşmalarını yaptı.

    Konuşmalardan sonra aşureler pay edildi. Ardından ise semahlar dönüldü.

    Etkinlik, sanatçılar Oğuz Boran, Aydın Ertürk, Muzaffer Şahin, Ali Güç, Görkem Aygün, Gülseren Kılıç, Ecem Sayar, Tülay Örten, Fikret Ayyüz, Ezgi Soykan ve Aydın Birkan Özkan’ın konseriyle son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Hüseyin Gazi Türbesi/Cemevi bahçesindeki dilek ağacı yakıldı!-VİDEO

    Hüseyin Gazi Türbesi/Cemevi bahçesindeki dilek ağacı yakıldı!-VİDEO

    PİRHA – Ankara Mamak’taki Hüseyin Gazi Türbesi ve Cemevinin önündeki dilek ağacı yakıldı. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretiyle birlikte gündeme gelen Hüseyin Gazi Türbesi/Cemevi bahçesindeki dilek ağacı iki kişi tarafından yakıldı.

    Güvenlik görevlileri, yangın tüpleriyle olaya müdahale etse de başarılı olamadılar. Kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce yapılan saldırı sonucu ağacın tamamı yandı.

    Özel güvenlik görevlilerince kaleme alınan tutanağa göre; iki kişi olduğu belirlenen saldırganların, dilek ağacını yaktıkları belirtildi. Tutanakta “Saat 16.10’da beyaz şahinle iki kişinin dilek ağacının oraya geldiğini gördük. Şahsın birinin arabada beklediğini, diğerinin bez bağladığını gördük. Şahısların türbeden çıkarken dilek ağacının yandığını fark ettik. Yangın tüpüyle ağacı söndürdük” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Erdoğan: Hüseyin Gazi Cemevi yönetimi bulundukları konumun hala farkında değiller-VİDEO

    Erdoğan: Hüseyin Gazi Cemevi yönetimi bulundukları konumun hala farkında değiller-VİDEO

    PİRHA – HBVAKV Antalya Şubesi Başkanı Nurettin Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevine gidişini ve cemevinin kendisine göre dizayn edilmesini eleştirerek “Cemevinin içeresinde, post makamında oruç açma yapılmaz. Mihman da olsa mihman gibi davranmaları gerekir” dedi. Nurettin Erdoğan, Cemevi başkanı ve dedeyi de eleştirerek, “İnancım odur ki en kısa zamanda arkadaşlarımız kendilerini düzeltir, doğru yolda hareket ederek yürürler” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muharrem ayında Ankara Mamak’taki Hüseyin Gazi Türbesi ve cemevine gidişiyle birlikte eleştiriler de günden güne artıyor. Erdoğan’ın, bir Alevi dedesi gibi posta oturup iftar açması ve cemevi düzeninde değişime sebep olması toplumda sert tepkilere yol açtı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Başkanı Nurettin Erdoğan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, cemevi ziyareti sonrası Alevi toplumunda rahatsızlıklara sebebiyet verdiğini söyledi. Nurettin Erdoğan, “Devlet yetkilileri veya siyasi partiler cemevlerimize mihman olabilir. Bununla ilgili bir sıkıntımız yok. Kaldı ki bir ülkenin cumhurbaşkanı en üst makamdır, cemevlerini ziyaret edebilir ama yapacağı ziyarette samimiyet gerekir” ifadelerini kullandı.

    “ORAYI BİR MESCİDE VEYA CAMİYE ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ”

    Nurettin Erdoğan, cumhurbaşkanının türbeye gidişi öncesinde cemevinde yapılan değişiklikleri de eleştirdi. Erdoğan, iktidarın, Hüseyin Gazi Cemevini camiye çevirme fikri taşıdığını belirterek şunları söyledi:

    “Cemevine ziyarete gideceksiniz, içeriğini, atmosferini kendi istediğiniz doğrultuda değiştireceksiniz! Alevi felsefesine uygun olan ritüeli tamamen bozup kendi düşüncelerinizce Arap kültürünü yansıtarak orayı bir mescide veya camiye çevirmeye çalışıyorsunuz. Bu Alevilere yapılan bir hakarettir. Bizim inanç merkezimiz cemevlerimizdir. Cemevlerimizde nasıl ibadet edeceğimizi biz kendimiz belirleriz. Yolumuzun, felsefemizin gereği neyse o şekilde cemevlerimizi dizayn eder, ibadetimizi de o şekilde yapar, geleceğe de o şekilde aktarırız. Ama birileri gelip cemevlerimizin içeriğine farklı bir uygulama yapıp kendi inancına göre uyarlama yaparsa burada sıkıntılar çok büyük olur.”

    “NORMAL BİR VATANDAŞ GİBİ GELMESİ GEREKİR”

    Karşıdaki kim olursa olsun fark etmiyor; cumhurbaşkanı da olsa, şah da olsa, kral da olsa, padişah da olsa… Cemevlerimizin içerisinde peygamberimizin Kırklar Meclisi’ne giremediği, etiketini orada konuşturamadığı gibi tekrar geri dönüp Kırklar Meclisi’ne kendi adem kimliği ile girdiği gibi… Cumhurbaşkanının normal bir vatandaş gibi gelmesi gerekir. Burası bizim inanç merkezimizdir. Burada kimlik konuşulmaz. Burada tüm canlar birdir. O yüzden biz cemevlerimizde hep bir can bir beden oluruz. İbadetimizdeki bütün canlar, can cana ve yan yana cem olurlar. Hiç kimsenin kişiliği, inancı, sorgulanmaz. Herkes orada Hakk için ibadete gelmişse hepsi bir can, bir beden olur.”

    “BULUNMUŞ OLDUKLARI KONUMUN HALA FARKINDA DEĞİLLER”

    Nurettin Erdoğan, cumhurbaşkanı için organize edilen “iftar” yemeğini de yanlış bulduğunu söyledi. “Alevilik felsefesinde toplu iftar sofrası diye bir şey yoktur, oruç açma vardır” diyen Nurettin Erdoğan, eleştirilerini şu cümlelerle aktardı:

    “Cemevlerine gelen canlarımız, bizim ritüellerimize uyarak gelecekler. Biz bir camiye, bir mescide veya bir toplumun cenazesine gittiğimiz zaman onların ritüelleri neyse ona göre davranırız. Ama bizi de kendilerine benzetmesinler. Herkes kendi inancını yaşasın. Kimse kimsenin inancına müdahale etme hakkına sahip değildir. Bu konuda oradaki yönetimi yargılamıyorum ama eksikleri var. Bulunmuş oldukları konumun hala farkında değiller. Cumhurbaşkanı gelebilir, ağırlayabilirsin ama orada bizim inanç önderlerimizin resimlerini kaldırıp başka bir tarafa koyup, Arapça görselleri asmak Alevi felsefesine hiç yakışmaz. Oradaki arkadaşlarımızın eksikliğidir. İnanıyorum ki kısa zamanda belki eksikliklerini düzeltebilirler.

    Hüseyin Gazi Cemevi başkanı da bir açıklama yapmıştı; ‘Tadilat-onarım vardı, duvarın su alma durumu vardı, oradan kaldırdık daha iyi bir yere koyduk’ falan gibi kendini aklayan ifadeler kullanmıştı. Eğer bir yerde bir arıza varsa tadilatı yapılır ve aynı şekilde görseller yerine konur. Onları hadi kaldırdınız, başka bir yere konmasını kabullenebiliriz ama onların yerine Arapça görseller konulması, burada bir art niyetin olduğunu gösterir. Onun için biz de tepkilerimizi gösterdik.

    Alevilik felsefesinde toplu iftar sofrası diye bir şey yoktur, oruç açma vardır. Oruç açma lokması vardır. Yaşadığımız bölgelerde herkes kendi evinde kendi hanesinde karınca kararınca ne olursa onunla orucunu açar. Gösterişin bizim inancımızda yeri yoktur. Bizim Yolumuz var. Yol’un yaşama dair işleyişi, biçimi var, onu uygulamamız lazım.”

    “DERGÂHIN YEMEKHANESİ VARDI!”

    “Orada cemevinin içeresinde post makamında oruç açma yapılmaz. Kaldı ki burası bir dergah. Dergâhın yemekhanesi var. Yemekhanesinde oruç açma yapılır ve posta post sahibi olmayan hiç kimse oturamaz. Mihmanlar gelir, mihman olur, oradaki gerekli ritüelleri yerine getirip giderler. Mihman da olsa mihman gibi davranmaları gerekir. Ama post makamında dedenin yanında oturup o samimi olmayan duygularla gelip oranın içeriğini, icraatını değiştirmesi oradaki arkadaşlarımızın kusurudur. İnancım odur ki en kısa zamanda arkadaşlarımız kendilerini düzeltir, doğru yolda hareket ederek yürürler. Kusurlarını da Hünkarımız af eylesin.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Ateşoğulları: Cumhurbaşkanı cemevine geliyor diye cemevinin dizaynını bozmaya hakları yok-VİDEO

    Ateşoğulları: Cumhurbaşkanı cemevine geliyor diye cemevinin dizaynını bozmaya hakları yok-VİDEO

    PİRHA – Alevi örgütlenmesinde büyük emekleri olan Hukukçu Kamil Ateşoğulları, AKP’nin seçimler sebebiyle Alevi toplumuna yaklaştığını belirterek, “Cumhurbaşkanının kafasındaki düşünceyi bizler biliyoruz. Samimi değiller. Artık bir gece bekçisi bile Alevilerden alınmıyor. Çünkü onlara göre Alevilik yasaklı bir inanç” diye konuştu. Ateşoğulları, kampa götürülen Alevi gençlerine Sünniliğin öğretileceğine de işaret etti.

    Ankara’da Hüseyin Gazi Türbesi’ni ve hemen yanındaki cemevini ziyaret eden AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muharrem ayının 10’uncu günü dolayısıyla partilileri ve küçük bir Alevi grupla cemevinde posta oturarak “iftar” yapmıştı.

    Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Türbesine gitmesinin ardından tepkiler gelmeye devam ediyor. 18. Dönem Ankara Milletvekili, Alevi örgütlenmesinde büyük emekleri olan Hukukçu Kamil Ateşoğulları da Erdoğan’ın cemevine gidip posta oturmasına tepki gösteren isimlerden biri.

    “CUMHURBAŞKANI CEMEVİNE GELİYOR DİYE CEMEVİNİN DİZAYNINI BOZMA HAKLARI YOK”

    “İktidar, özellikle bu son 2-3 yıl içerisinde kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor” diyen Ateşoğulları, AKP hükümetinin, kendine yakın bir takım dernek ve vakıflar kurdurma girişimi olduğunu anlattı. Ateşoğulları, yaklaşan seçimler nedeniyle AKP’nin, Alevi toplumuna yakınlaştığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Temel çelişki, daha önce ‘cümbüş evi’ dediği cemevlerini neden ziyaret ediyorlar? Eğer kabul ediyorsa, cemevinin o zaman gereklerini yerine getirmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanının, belediye başkanlığı döneminde neler yaptığını da biliyoruz. Toplum halen onu unutmadı. Yaklaşımı, anlayışı, geldiği kaynak belli. Cemevlerini ziyaret etmesi samimi bulunan bir şey değil. Bir cumhurbaşkanının cemevine gitmesi kadar doğal bir şey yoktur ama inkar ettiği, kabul etmediği ve başka türlü tanımlar yaptığı bir yere gitmesini tamamen bir seçim yatırımı olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanı bunu isteyebilir ama ona bu olanakları hazırlayan ve kendilerine ‘Alevi’ diyen insanlara asıl benim sözüm; onların bunu yapmamaları gerekirdi. Cumhurbaşkanı cemevine geliyor diye oranın dizaynını bozma hakları yok.”

    “ALEVİLİK, DEVLET DIŞI BİR YAPI OLDUĞU İÇİN KENDİSİNİ KORUDU”

    Kamil Ateşoğulları, iktidar tarafından açılan cemevleri ile dedelere maaş bağlanacağı konusuna da yorum yaptı. Ateşoğulları, “Kültür Bakanlığı’na bağlı cemevi yapacaklar ve o zaman o cemevleri birer bürokratik kimliğe bürünecek” uyarısında bulundu.

    “İktidarın açtığı cemevlerinde görev alan insanlar, iktidarların verdiği doğrultuda hareket edecekler” diyen Ateşoğulları şu eleştiride bulundu:

    “O cemevlerinden hayır geleceğini sanmıyorum. Çünkü devlete ait cemevi olacaktır. Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı nasıl ki genel idare yapısı içerisindeyse o zaman da cemevi, genel idare yapısı içerisinde olacaktır. Bizler zaten o ilgili anayasanın 136. maddesinin kaldırılmasını istiyoruz ama bir taraftan da bu cemevi olursa kabul görüyor ve o zaman da bizler çelişkiye düşüyoruz. Yani Alevilik bugüne kadar devlet dışı bir yapı olarak geldiği için kendisini korumuştur. Eğer örneğin cuma günleri Diyanet İşleri Başkanlığından gelen ‘Şu metni okuyun’ derlerse buna da şaşmamak gerekir. Şimdi tam da o yöne doğru gidiyoruz. Tabii sadece devletin değil, belediyelerin de cemevi olmamalı.”

    “ASLINDA GENÇLERE SÜNNİLİĞİ ÖĞRETECEKLER”

    ‘İktidar kuşatmasının’ son olarak gençler üzerinden yapıldığını da söyleyen Ateşoğulları, “Başka bir Alevilik anlatacaklar” vurgusu yaptı. Hukukçu Ateşoğulları, AKP’nin ‘gençlik kampı’ uygulamasını geçmişte MHP’nin başlattığını belirterek “Orada askeri eğitimler verildi. Şimdi de bu gençlere sabah boru ötecek, kalkacaklar sabah namazı, kahvaltı; ondan sonra da kendi bildikleri doğrultuda bir Alevilik anlatarak onlara aslında Sünniliği öğretecekler” ifadelerini kullandı. Ateşoğulları, gençlik kampının yapıldığı Hırka Dağının ise Aleviler tarafından kutsal olduğunu söyleyerek şu bilgileri paylaştı:

    “Hacı Bektaş ve dervişler, oraya gidip zamanın şartlarında ardıç ağaçları yakarlarmış. Yaş ardıç ağacı ortama bir hava kazandırıyormuş ve sonrasında da semaha dönerlermiş. Çünkü semah aynı zamanda sözün bittiği bir yer. Böyle bir yerde bilerek bu kampı yapıyorlar. Hiç kimsenin bu kampa çocuklarını göndermemesi çok iyi olur.”

    “HACI BEKTAŞ VELİ DOSTLUK VE BARIŞ ÖDÜLÜ, NOBEL’DEN DAHA ÜSTÜN”

    Kamil Ateşoğulları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hacıbektaş ilçesine giderek farklı bir anma töreni organize etmesini de kınadı.

    “Cumhurbaşkanının kafasındaki düşünceyi bizler biliyoruz. Hacıbektaş’a gelişi de yine seçim ortamına girilmesi sebebiyledir” diyen Ateşoğulları, layık görüldüğü ‘Dostluk ve Barış Ödülü’nün önemine vurgu yaparak şöyle devam etti:

    “Hacı Bektaş Veli Anma Töreni’ndeki konuşmamda da değindim. Ödülü veren açısından bir emeğin değerlendirmesi ama ödülü alan açısından daha büyük bir sorumluluk ve yükümlülük getiriyor. O ödül sıradan bir ödül değil. Bana göre Nobel’den daha üstün bir olay. Çünkü Nobel, savaşan, insan kırımının ve doğa tahribatının bir nedamet ürünü olarak ortaya çıktı ama bizim Hacıbektaş’ta verilen ödül barış adına başladı. Çünkü Hacı Bektaş, anlatıya göre Anadolu’ya güvercin donuyla gelmiş ki, güvercin barışın sembolüdür. O nedenle bu ödül çok kıymetlidir.”

    “ALEVİLER ÜZERİNDEN GÜÇ GÖSTERİSİ YAPILIYOR”

    “İşin bir de başka bir yanı var. Bir taraftan Cumhurbaşkanı cemevlerini ziyaret ederken bir taraftan da Alevi kurumlarına ve cemevlerine saldırılar oluyor. Aklıma şu geliyor; Tayyip sonrası AKP içindeki çeşitli kanatların, Aleviler üzerinden bir güç gösterisi yapması olarak değerlendiriyorum ben bunu. Biri hoş görünmek için yaparken biri de onu sıfıra çıkaracak bir hareketle Alevilerin sempatisini değil nefretini kazanıyor. Böyle bir çelişki var. Bunun da AKP’nin kendi iç sorunu olarak düşünüyorum”

    “ALEVİLİK SIRF MUHARREM’DE AŞURE YA DA LOKMA GÜNÜ DEĞİL”

    “Saldırılar karşısında ne yapmalı?” sorusuna da yanıt veren Ateşoğulları, “örgütlere destek” vurgusuyla birlikte şu önerileri sıraladı:

    “Örgütler olarak çok olanaksız durumlar var. Şimdi Aleviliğin geleceği ile ilgili düşünülmesi gereken şeyler var. Geçmişte köylerde kurulan bir kural, kentlerde ne kadar geçerli? Oturup bunların düşünülmesi gerekiyor. Yeniden sıkı bir örgütlenmeye nasıl gidilir ve Alevilere nasıl sahip çıkılır, Aleviler kendi örgütlerine nasıl sahip çıkmalı? Aslında buradan başlamak gerekiyor. Ama maalesef Aleviler örgütlerine sahip çıkmıyorlar. Günümüz koşullarında ekonomi çok önemli. Ekonomik yönden ne kadar güçlüysen o kadar da başarılı işler yaparsın. Tüm Alevilere çağırım; bulundukları her yerde örgütleri desteklesinler ama aynı zamanda da eleştirip bazı şeyleri sorsunlar. Alevilik sırf Muharrem’de aşure ya da lokma günü değil; başka zamanlarda da sahip çıkmalılar.”

    “ALEVİ BİREYLER GECE BEKÇİSİ DAHİ YAPILMIYOR!”

    Kamil Ateşoğulları son olarak kamuda Alevi ayrımcılığının hat safhada olduğunu ifade ederek, “Son yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı da bunu ön plana çıkardı. Bırakın devlet dairesinde bir memur olmayı, bir gece bekçisi bile artık Alevilerden alınmıyor. Yazılı sınavda 95 alan insanlar mülakatta hep kaybettiriliyor. Bunlar bilinçli şekilde yapılıyor. Alevileri artık devlet dışı bırakmak için elinden gelen her şeyi yapıyorlar. Çünkü onlara göre Alevilik yasaklı bir inanç.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Abdal yurttaş: Hüseyin Gazi Türbesinin tadilatını biz yaptık, emeğimizin üzeri kapatılıyor

    Abdal yurttaş: Hüseyin Gazi Türbesinin tadilatını biz yaptık, emeğimizin üzeri kapatılıyor

    PİRHA – Ankara’da yaşayan Abdal toplumundan Bayram Toplayan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi ziyaretini eleştirerek “Özünü öldürmeden gelmişsin, bu şekilde olmaz” dedi. Toplayan ayrıca, kimi tadilatların kendileri tarafından yapıldığını belirterek “Şimdi ise emeğimizin üzeri kapatılıyor” diye konuştu. Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ise “Geçmişte bir grup hayırsever vatandaş orada tadilat yapmışlar, bunu biliyorum” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hüseyin Gazi Cemevine gitmesi ve cemevinin yeniden dizayn edilmesi sonrası tartışmalar da sürüyor. Söz konusu ziyaret öncesi cemevinde yapılan kimi değişimler toplumun tepkisini de beraberinde getirdi.

    “KİMSEDEN BEŞ KURUŞ İSTEMEDİK”

    Abdal toplumunun yoğun ziyaret ettiği Hüseyin Gazi Türbesi’nin kimi tadilatını kendilerinin yaptığını belirten Bayram Toplayan isimli yurttaş, “Emek hırsızlığı yapılıyor” dedi. Türbenin çatı ve içerisindeki mozaiklerin tadilatını kendi imkanları ile yaptıklarını belirten Toplayan, “Bu işlemlerin vakıf tarafından yapıldığı söyleniyor. Ancak öyle bir şey yok. Yaptığımız emeğin üzeri örtülüyor” diyerek şunları söyledi:

    “Türbenin çatısı akıyordu. İçerideki mozaikleri dahi eskiyip dökülmüştü. Yaklaşık 5 sene önce tadilatını yaptık. Bütün harcamaları cebimizden giderdik. Kimseden beş kuruş istemedik. Kendi rızamızla gidip o onarımı yaptık. Hatta tadilat yaptığımız esnada cemevinin dedesi olduğunu söyleyen Gülağ Öz yanıma gelerek ‘Hayırdır burada ne yapıyorsunuz? Kimden izin aldın?’ dedi. Türbenin, dedelerimizin yeri olduğunu söyleyip izin almamız gerekmediğini belirtmiştim. Ayrıca yönetimde olan kişiler, Antalya’dan gelen Abdallara ‘Bunlar çingene’ diyerek ayrımcılık yapıyorlardı. Bu sözler bizi çok üzdü.

    Geçtiğimiz günlerde türbeye gittim, tanımadığım bir grup insan söz konusu onarımların vakıf tarafından yapıldığını belirtti. Haftalarca çalışıp burayı bizlerin yaptığını söyleyemedim.”

    “BU İŞE İZİN VERENLER DEDE DEĞİLLERDİR”

    Bayram Toplayan, Erdoğan’ın cemevi ziyaretini de eleştirerek “Kızdığım nokta şudur; biz Alisiz Yol gitmeyiz. Bizim postumuza dışarıdan Cumhurbaşkanı gelip oturamaz. O gün ona engel olacaklardı. Bu görülmüş bir şey değil. Bu işe izin verenler dede değillerdir. İmam Cafer Sadık diyor ki ‘Yol’unu, erkanını bildiğin sürece dedesindir.’ Yıllarca dedeler gelip bizden feyz aldılar. Peki bunlar ne dedesiymiş? İfadelerini kullandı.

    “ZİYARETE GELİYORSAN OLDUĞUN GİBİ GELECEKSİN”

    Erdoğan’ın ziyaretinin usule aykırı olduğunu belirten Bayram Toplayan, “Erdoğan gelip cemevinde oturmadı. Tutup oradaki resimleri kaldırdı. ‘Aleviyim’ diyenlerin Alisini kaldırdı, ‘Bektaşiyim’ diyenlerin Bektaşi resmini kaldırdı, Abdal Musa’nın simgesi olan geyik sembolünü kaldırdı. Hayırdır? Oraya ziyarete geliyorsan olduğun gibi geleceksin. Özünü öldürmeden gelmişsin, bu şekilde olmaz” diye konuştu.

    “İKTİDAR YOZLAŞMIŞ BİR ALEVİLİK YARATIYOR”

    Bayram Toplayan son olarak iktidar tarafından dedelerin maaşa bağlanacağı söylentilerine de cevap verdi. Toplayan, Alevi inancının değiştirilmek istendiğini belirterek şunları aktardı:

    “Bizim bir sözümüz vardır; Hakk, Muhammed, Ali bilgimizi ve dedeliğimizi satmayız. Dedeler hakkullah ile yaşıyor. İktidar kendince yozlaşmış bir Alevilik yaratıyor. ‘Aleviyim’ diye geçinenler Yol’unu satıyor ve Alevilik hakkında yeni bir yol bulmaya çalışıyor.”

    “YAPMADIĞINIZ BİR ŞEYİ YAPTIK DİYEMEYİZ”

    Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ise “Benim oradaki başkanlığım 1 yıl ve geçmişini bilemiyorum. Ama geçmişte bir grup hayırsever vatandaş orada tadilat yapmışlar, bunu biliyorum” diyerek iddialara yanıt verdi.

    Ayyıldız, türbenin tümüyle Kültür Bakanlığı tarafından restorasyona alınacağı bilgisini de vererek şu aktarımda bulundu:

    “10 gündür yer yerinden çalkalanıyor ve üzerine basa basa söylediğimiz konu şu: 35 gündür türbede bir tadilat var ve bu tadilatta türbe etrafı, kesimhane, tuvaletler ve cemevinin içi yenilendi. Yani türbeye biz elimizi dokunmadık. Türbenin etrafını elden geçirdik, mezarları çerçeveye aldık, düzenledik ve yolları yaptık. Türbe ile ilgili de hiçbir tadilat ve açıklama yapmadık. Yapmadığınız bir şeyi yaptık diyemeyiz. Geçmişte onlar yapmıştır doğrudur. Ama şöyle bir durum var; Kültür Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü türbenin kendisini sıfırdan restore edecek. Ne zaman başlayacakları konusunda bilgimiz yok.”

    “CEMEVİNİN YERİ DE DEĞİŞECEK”

    Mehmet Ali Ayyıldız, yapılacak restorasyonla birlikte cemevinin yerinin de değişeceğini söyledi. Bakanlığın, bu konuda beyanının olduğunu aktaran Ayyıldız “Cemevini mevcut yerinden alacağız ve başka bir yere koyacağız. Bunu yapmamızdaki amaç türbenin önü ve çevresinin açılması, türbeyi meydana çıkartmak. Henüz bir protokol imzalanmadı ama Kültür Bakanlığı’nın bu konuda beyanı var. ‘Buranın restorasyonunu yapacağız, sakın dokunmayın, herhangi bir şey de yapmayın ve kimseye de bir şey yaptırmayın’ denildi.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Gümüş: Dergahtaki organizasyon bakanlığın baskısıyla oluşturuldu; katılanların çoğu AKP’li

    Gümüş: Dergahtaki organizasyon bakanlığın baskısıyla oluşturuldu; katılanların çoğu AKP’li

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ankara’da bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret edecek olmasına tepki gösteren Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu üyesi Fevzi Gümüş, “Dergahın başka bir vakfa devredilme davası vardı. Vakıf başkanı, iktidar baskısının üzerinde yarattığı etkiden dolayı tek başına böyle bir karar almak zorunda kaldı diye düşünüyorum” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ni bu akşam ziyaret edecek. Muharrem ayının 10. Günü (8 Ağustos) gerçekleştirilecek ziyarete, davet edilen çok sayıda Alevi dedesi ve kurum temsilcisinin katılmayacağı belirtildi.

    Söz konusu ziyaretin organizasyonu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı olan Arif Ali Özzeybek tarafından yapılıyor. Buluşma için hem Ankara hem de Ankara dışından bazı dedeler, Bektaşi babaları ve akademisyenlerin de davet edildiği kaydedildi. Buluşmaya katılacak olanların yol ve konaklama masrafları, İçişleri Bakanlığı tarafından karşılanacak.

    Ziyaretin gerçekleştirileceğini basından öğrendiklerini belirten Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu üyeleri açıklama yaparak, vakıf yönetiminden birkaç kişinin aldığı bireysel kararla dergahlarının siyaset oyununa alet edildiğini belirtmişti.

    “DAVA SÜRECİ VAR, İKTİDAR BUNU BASKI ARACI OLARAK KULLANMIŞ OLABİLİR”

    Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu üyesi Avukat Fevzi Gümüş, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Hüseyin Gazi Dergahı’nı dernek ve vakıf olarak bir arada yönettiklerini, kararları birlikte aldıklarını ve uyguladıklarını ifade eden Gümüş, “Bu konuyla ilgili sabah bir açıklama yayınladık. Dernek ve vakıf olarak şimdiye kadar kararları birlikte alır ve uygulardık. Ancak Cumhurbaşkanının orada Muharrem orucu açmaya katılması ile ilgili plan ve programdan dernek yönetimimizin haberi olmadı. Vakfın Başkanı (Mehmet Ali Ayyıldız) vakıf yönetimine de haber vermeden bireysel olarak bir inisiyatif kullanmış ve bu kararı almış. Kendisi ile görüştük. Bu kararı aldığını kabul etti ama neden aldığına dair bir açıklama yapamadı. Dergahın başka bir vakfa devredilme davası vardı. İktidar baskısının üzerinde yarattığı etkiden dolayı tek başına böyle bir karar almak zorunda kaldı diye düşünüyorum. Kendince bunu doğru bulduğunu söylüyor. Biz de kendisine dernek yönetimi olarak doğru bulmadığımızı söyledik” diye konuştu.

    “BAKANLIK KİMİN KATILACAĞINI BELİRLEMİŞ; KATILANLARIN ÇOĞU AKP TEŞKİLATINDAN”

    Cumhurbaşkanının ziyaretine katılmayacaklarını vurgulayan Gümüş, sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz katılmayacağız, bu ziyaret sırasında orada olmayacağız. Ayrıca akşamki organizasyon vakfın, dergahın organizasyonu değil. Direkt İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı bir etkinlik. Bakanlık kimin katılacağını kimin katılmayacağını belirlemiş. Yaklaşık 100 kişi katılacakmış. Bunun 70’i AKP teşkilatından gelecek kişilerden oluşuyor. Böyle bir bilgi edindik. Bizim dergahın çevresinde olanlardan gidecek kişi sayısı ise bir elin beş parmağını geçmez.

    “ORADA HİZMET YÜRÜTEN BİRİ OLARAK AKŞAM DERGAHA GİTSEM KAPIDAN İÇERİ ALMAZLAR”

    Bence organizasyon İçişleri Bakanlığı’nın baskısıyla, zoruyla oluşturuldu. Dergahın başka bir vakfa devredilmesi davası üzerinden bir baskı yapıldığını düşünüyorum. Vakıf başkanı da bu baskılara dayanamamıştır diye düşünüyorum ya da belki kendi de istediği için iktidarla temas kurmaktan mutlu olduğu için tüm dergah bileşenlerini devre dışı bırakarak, tek başına karar vererek bu işi yapıyor. Ben o derneğin hizmetini yürüten, yönetiminde yer alan kişiyim. Akşam gitsem muhtemelen beni dergahın kapısından içeri almayacaklar. AKP çıkarları gereği Alevilere yakınlaşıyor, böyle organizasyonlar düzenliyor. Bugün bizim vakfın başkanını bulmuş kullanıyor, yarın başkasını kullanır ama bunların Alevi toplumda hiçbir karşılığı yok, olmayacaktır da.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Erdoğan’ın ziyareti öncesi açıklama: Dergâhımız siyaset oyununa alet ediliyor

    Erdoğan’ın ziyareti öncesi açıklama: Dergâhımız siyaset oyununa alet ediliyor

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret edecek. Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu, söz konusu ziyarete ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, “Bu ziyaretin bilgimiz dışında gerçekleştiğini ve bireysel kararla dergâhımızı siyaset oyununa alet eden Vakıf Başkanı’nı protesto ettiğimizi kamuoyuna saygılarımızla duyururuz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da bulunan bu akşam Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret edecek. Muharrem ayının 10. Günü (8 Ağustos) gerçekleştirilecek ziyarete, davet edilen çok sayıda Alevi dedesi ve kurum temsilcisinin katılmayacağı belirtildi.

    Söz konusu ziyaretin organizasyonu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı olan Arif Ali Özzeybek tarafından yapılıyor. Buluşma için hem Ankara hem de Ankara dışından bazı Alevi dedeleri, Bektaşi babaları ve akademisyenlerin de davet edildiği kaydedildi. Buluşmaya katılacak olanların yol ve konaklama masrafları, İçişleri Bakanlığı tarafından karşılanacak.

    Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu, söz konusu ziyarete ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Ziyaretin gerçekleştirileceğini basından öğrendiklerini belirten yönetim kurulu üyeleri, vakıf yönetiminden birkaç kişinin aldığı bireysel kararla dergahlarının siyaset oyununa alet edildiğini vurguladı.

    “ZİYARETİN GERÇEKLEŞECEĞİNİ BASINDAN ÖĞRENDİK”

    “İki gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’da bir cemevini ziyaret edeceği haberi medyaya düştü. Bizler de birçok Alevi kurumu gibi bu ziyaretin nerede olacağını, Alevilere karşı inkârcı politikaları sürdüren siyasi iktidarın nerede ve ne zaman bu ziyareti gerçekleştireceğini merak ediyorduk” denilerek başlanan açıklamaya şu sözlerle devam edildi:

    “Hüseyin Gazi Kültür Derneği olarak ziyaretin dernek merkezimizin bulunduğu Hüseyin Gazi Dergâhı’nda olacağını haberden sonra öğrenmiş olduk. Bu ziyaret programı Hüseyin Gazi Vakıf Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız’ın kişisel inisiyatifi ile organize edilmiştir. Ziyaret sürecinden ne Vakıf Kurucular Kurulu’nun ne dernek Yönetim Kurulu’nun ne de Mütevelli Heyeti Başkanı ve Dernek Başkanımız Melih Hız’ın bilgisi bulunmaktadır.

    “ZİYARET SIRASINDA İSMİ ALINAN 4 VAKIF YÖNETİCİSİNİN DIŞINDA KİMSE BULUNAMAYACAK”

    Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamı her yeri ziyaret edebilir. Ancak bu ziyaretin dayatma şeklinde olmaması beklenir. Dayatma ziyaret sırasında ismi alınan 4 Vakıf yöneticisi dışında kimsenin ziyarette bulunamayacağını da içeriyor. Dergâhımıza ziyarete gelenlerin dergâh adabına uyarak, dinlemeye, anlamaya, bir olmaya gelmesini beklerdik. Bu şekilde oldubitti ile gerçekleştirilen dayatmacı bir ziyaret kabul edilemez.

    “ORADA OLSAYDIK ERDOĞAN’A SORULARIMIZI SORARDIK”

    Biz Yönetim Kurulu olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarında ilk defa gerçekleştirdiği cemevi ziyareti sırasında orada olabilseydik, kendisine şu sorunlarımızı ve taleplerimizi yüz yüze dile getirecektik:

    -Yargı kararlarına uyularak inanç ve ibadetlerimizi yerine getirdiğimiz cemevlerinin ibadethane statüsü ve diğer ibadethanelere uygulanan kamusal ayrıcalıklar tanınmalı,

    -AİHM kararları doğrultusunda zorunlu din dersleri uygulamasına son verilmeli,

    -Alevi-Bektaşi köylerine maddi manevi cebirle cami yapılması uygulamasına son verilmeli ve imamlar geri çekilmeli,

    -Devletçe el konulmuş bulunan Alevi-Bektaşi dergâhları ve inanç merkezleri Alevi-Bektaşi toplumuna devredilmeli,

    -Madımak Oteli ‘utanç müzesi’ olmalı,

    -Kamuda işe alımlarda ve görevde yükselmede ayrımcılığa son verilmelidir.

    “BİREYSEL KARARLARLA DERGAHIMIZ SİYASET OYUNUNA ALET EDİLİYOR”

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıkabilecek kadar gücü elinde bulunduran tek kişilik hükümetin, yukarda açık olarak yazdığımız talepleri yerine getirebilmesi için bir A4 kâğıdına Cumhurbaşkanı Kararnamesi veya Kararı olarak bu kararları yazdırıp imzalaması yeterlidir.

    Bu ziyaretin bilgimiz dışında gerçekleştiğini ve bireysel kararla Dergâhımızı siyaset oyununa alet eden Vakıf Başkanı’nı protesto ettiğimizi kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara’da Hüseyin Gazi Türbesi’ndeki yönetim krizi sürüyor!

    Ankara’da Hüseyin Gazi Türbesi’ndeki yönetim krizi sürüyor!

    PİRHA- Vakıflar Genel Müdürlüğü, Hüseyin Gazi Türbesi’nin yeni yönetimini halen belirlemedi. Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, “Konu ile ilgili girişimlerimiz oldu. Bize verdikleri cevap olumlu ama her an her şey değişebiliyor. Halen bekliyoruz” dedi.

    Hüseyin Gazi Türbesi 24 Ağustos 2020’de AKP’li isimlerin kurduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’na 10 yıllığına tahsis edilmişti. Uzun yıllardır yönetimi elinde bulunduran Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı’nın itirazlarının ardından Alevi İnanç Birliği Vakfı’na verilen yetkiler yeniden alındı. Ancak, mevcut durumda türbe yönetiminin kime tahsis edileceği merakla bekleniyor.

    “YENİDEN DURUM HAKKINDA GİRİŞİMDE BULUNMAYI PLANLIYORUZ”

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, tahsis iptalinin ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün nihai kararını beklediklerini söyledi. Ayyıldız, konu ile ilgili birtakım girişimlerinin olduğuna dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

    “Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Müdürlüğü ile görüşmeler yaptık. Bize verdikleri cevap olumlu ama her an her şey değişebiliyor. Yaşananları Kültür Bakanlığı’nın yardımcı müsteşarı Nadir Alparslan bey ile görüştük. Kendisi, durum hakkında Kültür Bakanı ile görüşeceğini belirtmişti ama henüz dönüş yapmadılar. Geçtiğimiz hafta kendilerini aradım, yine dönüş yapacağını söylediler fakat halen bekliyoruz. 17 Ocak’a kadar dönüş yapmadıkları takdirde gidip yeniden durum hakkında girişimde bulunmayı planlıyoruz. Yaşananlar sonrası bizler de Vakıflar Genel Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk. Alevi İnanç Birliği Vakfı’na verilen tahsis durdurulunca bizler de suç duyurusunu çektik.”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın Hüseyin Gazi Türbesi’ndeki yetkileri geri alındı

    Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın Hüseyin Gazi Türbesi’ndeki yetkileri geri alındı

    PİRHA- Vakıflar Genel Müdürlüğü, Hüseyin Gazi Türbesi’ne dair Alevi İnanç Birliği Vakfı’na verdiği yetkileri geri aldı.

    24 Ağustos 2020’de Hüseyin Gazi Türbesi, AKP’li isimlerin bulunduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’na 10 yıllığına tahsis edilmesinin ardından Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı’nın itirazları sonuç verdi.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na verdiği Hüseyin Gazi Türbesi’ne dair yetkileri geri aldı.

    Hüseyin Gazi Vakfı ve Derneği türbenin yönetiminin kendilerine devredilmesini talep ederken, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kararı bekleniyor.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Burası ticarethane değil inanç merkezi, boşaltmayacağız!

    >Hüseyin Gazi Türbesi, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi

  • Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Burası ticarethane değil inanç merkezi, boşaltmayacağız!-VİDEO

    Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Burası ticarethane değil inanç merkezi, boşaltmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- Hüseyin Gazi Türbesi’nin, mahkeme kararıyla Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edilmesinin ardından, Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı ve Derneği’nin, türbeyi boşaltması istendi. Vakıf başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, kararı veren yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyleyerek; “Alevi kurumları, devletin birilerinin elinden alıp birilerine tahsis edeceği kurumlar değildir. Burası ticarethane değil inanç merkezidir, boşaltmayacağız” dedi.

    Alevi yurttaşlar, Ankara’nın Mamak ilçesinde yıllardır bakımını yaptıkları Hüseyin Gazi Türbesi için 1995 yılında Hüseyin Gazi Külliyesi Yaptırma ve Yaşatma Tanıtma Derneği’ni kurdu. Yurttaşlar, 1997 yılında da türbeyi kendi olanakları ile restore ettirdi ve 2001 yılında Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nı kurdu.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü 2012 yılında Hüseyin Gazi Derneği’ne tahsis ettiği türbeyi yurttaşların elinden almak için girişimlere başladı. Söz konusu tahsis kararı iptal edilirken, 2017 yılında tekrar yapılan tahsis başvurusu talebine yanıt verilmedi. Daha sonra 24 Ağustos 2020’de türbe, 10 yıllığına yönetiminde AKP’li isimlerin bulunduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi.

    Tahsis kararı ardından 7 Aralık 2021 ‘de, Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı ve Derneği’nin 15 gün içerisinde türbeyi boşaltması istendi. Vakıf başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, vakfı boşaltmayacaklarını ve karara itiraz ederek, yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

    “DERGAHI ÇAKMA BİR ALEVİ VAKFI’NA VERMEK İSTİYORLAR”

    Daha önceki hukuki sürecin henüz bitmediğini ve istinaf mahkemesinde görülmeyi beklediğini ifade eden Ayyıldız, davalar sonuçlanmadığı halde kendilerine vakfı 15 gün içinde boşaltmaları gerektiğini belirten başka bir mahkeme kararının tebliğ edildiğini söyledi.

    Bu yazı üzerine yeni davalar açacaklarını dile getiren Ayyıldız; “Bu yanlış kararı veren yetkililer hakkında da suç duyurusunda bulunacağız. Devletin bir şeyi artık anlaması gerekiyor. Alevi kurumları, devletin birilerinin elinden alıp birilerine tahsis edeceği kurumlar değildir. Burası 25 yıldır bir Alevi Vakfı ve Derneği tarafından işletilmiş, yürütülmüştür. Yüzlerce sempozyum ve etkinlikler düzenlenmiştir. 22 yıldır Hüseyin Gazi’yi anma etkinlikleri düzenlenmiştir. Lokmamızı, aşuremizi insanlarımızla paylaşmışız. Bugün 74. sayısını çıkardığımız ‘Yol’ dergisini okurlarımıza ulaştırmayı başarmışız. Böyle bir vakıftan hangi gerekçeyle siz burayı alıp adı sanı belli olmayan, Alevi toplumunda hiçbir karşılığı olmayan, çakma bir Alevi Vakfı’na vermeyi istiyorsunuz. Kim emretti, kim söyledi bunu size? Karanlık bir takım oyunlar oynanıyor ama biz yasal tüm haklarımızı kullanacağız” şeklinde konuştu.

    “BURASI TİCARETHANE DEĞİL İNANÇ MERKEZİ, BOŞALTMAYACAĞIZ”

    Hukuki olarak Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceklerini aktaran Ayyıldız sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bizim davamız Kerbela’dan bu yana devam ediyor. Hukuki yolları sonuna kadar kullanacağız. AYM ve Avrupa boyutu var bu işin. Hepsine gideceğiz. Henüz mahkememiz ilk derece mahkemelerinde görülüyor. Bu karara da itirazımızı gerçekleştireceğiz. Hem yürütmeyi durdurmak için başvuracağız hem de bu kararı veren yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Burası Alevi toplumunun inanç merkezi. Burası bir ticarethane değil. Birinden alıp birine veremezsiniz burayı. Yapıyorsanız da çok sağlam bir dayanağınızın olması gerekir. 15 gün içerisinde boşaltmamız istendi ama biz orayı boşaltmayacağız. Biz bunu Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne de devletin ilgili kişilerine de söyledik. Buradan da söylüyorum, bizim orayı boşaltmamış söz konusu değildir. Orada 25 yıl boyunca verdiğimiz emek, yaptığımız binalar var. 2 yıl önce imar affından yararlanıp tapu tahsis belgelerini aldığımız yerler var” dedi.

    “BİZİM BURADA RIZALIĞIMIZ YOKTUR”

    Alevi inancında rızalık olduğunu hatırlatan Ayyıldız; “İnancımızda rızalık dediğimiz bir şey vardır. Yani bir Alevinin izni olmadan bir şeyini alıp başka birisine veremezsiniz. Bizim burada rızalığımız yoktur. Bizim rızalığımız olmadığı halde, bizim malımızı, 25 yıllık emeğimizi başka birine veriyorlarsa ve karşıdaki kişi de alıyorsa o da Alevi değildir zaten” ifadelerini kullandı.

    “ISRAR EDERLERSE EYLEMLER YAPACAĞIZ”

    Söz konusu kararın fiziken uygulanmasının da mümkün olmadığını kaydeden Ayyıldız son olarak şunları aktardı:

    “Hazineye ait bir arazi var, vakıflara ait bir arazi var. İkisinin birleştiği noktada bizim yemekhanemiz, kesimhanemiz, aş evimiz, müzemiz, kütüphanemiz var. Bunları ortadan böldüğünüz zaman yarısı hazineye aittir yarısı vakıfların malıdır. Fiziki olarak da böyle bir şey mümkün değildir. Mahkemenin de doğru kararı vereceğine inanıyorum. Orayı boşaltmamız için gelirlerse direneceğiz. Türkiye genelinde Alevi Vakıfları Federasyonu düzeyinde, Alevi Dernekleri Federasyonu düzeyinde Alevi kurum ve kuruluşlarıyla yaptığımız görüşmelerde tamamının bize desteği vardır. Eğer bu kararda ısrar ederlerse önümüzdeki günlerde örgütlerle hep beraber bir eylem planı uygulayacağız. Hodri meydan diyorum.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Dergahın elektriğini kesmişlerdi; ülkücü gruptan ‘cem’ sonrası dergahta şov

    Dergahın elektriğini kesmişlerdi; ülkücü gruptan ‘cem’ sonrası dergahta şov

    PİRHA- Hüseyin Öz Dede, kendilerini ‘Anadolu Alevileri’ diye adlandıran grubun, Hüseyin Gazi Dergahı önünde bozkurt işareti yaparak fotoğraf çektirmesini sert sözlerle eleştirdi. Hüseyin Öz, PİRHA’ya yaptığı açıklamada “Bizlerin bu görüntüye izin verme durumu olmaz. Bir daha, siyasetiyle gelenlere, ibadethanemizin önünde ya da yanında, herhangi bir şekilde böyle fotoğraf çekenlere izin vermeyiz” dedi.

    Kendilerini Anadolu Alevileri olarak tanıtan grubun, Hüseyin Gazi Türbesi Cemevi önünde bozkurt işareti yapıp fotoğraf çektirmeleri tepkilere neden oldu. Söz konusu grup, ‘Yesevi Bektaşi Oğuz Ocakları’ pankartı arkasında çekip sosyal medyada paylaştıkları fotoğrafın altına ise “Yesevi Bektaşi Oğuz Ocakları olarak Hüseyin Gazi Türbesi Cemevinde yürüttüğümüz cemi Hakk kabul eyleye…” notunu düştü.

    “KARŞILAŞSAYDIK MÜDAHALE EDERDİK”

    Hüseyin Gazi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Öz Dede, olayın 24 Ekim’de yaşandığını belirterek “Kim olduklarını bilmiyorduk” dedi. ‘Oğuz Ocakları’ adlı grubun, Alevi İnanç Birliği Vakfı (AİBV) ile birlikte dergaha geldiklerini söyleyen Hüseyin Öz, grup içerisinde iktidara yakın isimlerin kurduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın olduğunu da vurguladı.

    Hıdır Abdal Ocağı’na bağlı Hüseyin Öz Dede konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Fotoğraftaki görüntüyü ben dergahta iken görmedim. Zaten öyle bir görüntüyle karşılaşsaydık müdahale ederdik. Bizlerin bilgisi dışında, cemevinin önünde böyle bir fotoğraf çekmişler. Bu grup, aynı zamanda Ümit Özdağ’ın kurduğu Zafer Partisi’nin de mensupları…

    Alevi İnanç Birliği Vakfı (AİBV) Genel Başkanı Faruk Ali Yıldırım ve arkadaşları, gelip önce kurban kestiler. Ardından ‘Muhabbet cemi yapacağız’ deyip içeride bir saate yakın kaldılar. Bizlerden habersiz öyle bir fotoğraf çekilmişler. Bizlerin bu görüntüye izin verme durumumuz olmaz. Daha önceden benzer bir grup hiç gelmedi. Bizler şiddetle bu durumu eleştiriyoruz. Bir daha, siyasetiyle böyle gelenlere, ibadethanemizin önünde ya da yanında, herhangi bir şekilde fotoğraf çekenlere izin vermeyiz.”

    ÖNCE DERGAHIN ELEKTRİĞİNİ KESTİLER ARDINDAN CEM YAPTILAR!

    Hüseyin Öz Dede, yakın zamanda AİBV’nin, dergaha ait elektrik aboneliğini üzerlerine aldıklarını hatırlatarak “Üç gün önce de elektriğimizi kestiler. Şu anda mağduriyetimiz söz konusu. Akıbeti ise ne olacak belli değil. Bu grup, önce elektriği üzerine aldı, ardından kesintiye sebep olup sonrasında ise gelip cem yaptı” dedi.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • CHP’den ihracı istenmişti; Şener, Alevi İnanç Birliği Vakfı ile ilişkisine açıklık getirdi

    CHP’den ihracı istenmişti; Şener, Alevi İnanç Birliği Vakfı ile ilişkisine açıklık getirdi

    PİRHA AKP’ye yakın olan Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın, Ankara’da Hüseyin Gazi Türbesinin elektrik abonmanlığını kendi üzerlerine almasının ardından, vakıfla yakın ilişkileri olan CHP’li Abdüllatif Şener de eleştirilerin odağında oldu. Milletvekili Şener, davet edilmesi nedeniyle Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın etkinliklerine katıldığını, çok bir bilgisinin olmadığını savundu. 

    Ankara’da bulunan Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, Alevi İnanç Birliği Vakfı ile Milletvekili Abdullatif Şener’in işbirliği yaptığını iddia ederek 1 Ekim’de Şener’in CHP’den ihracını talep etmişti.

    Konuya ilişkin CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener PİRHA’ya konuştu. Şener, “Benim, Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın iç işleyişi ile ilgili, organizasyonları, hedefleri, yaptıkları işlerle bağlantılı hiçbir bilgim yoktur” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Diğer Alevi toplulukları gibi Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın da bir sivil toplum örgütü olduğunu biliyorum. Bu nedenle diğer Alevi dernekleri veya diğer sivil toplum örgütleri davet ettiklerinde nasıl toplantılarına gidiyorsam Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın toplantılarına da zaman zaman katılmışımdır. Bunun haricinde diğer birtakım vakıflarla, derneklerle arasında hangi bağlar var, hangi ihtilaflar var bunlarla ilgili hiçbir bilgim yok. Nitekim Hüseyin Gazi Türbesi ve Vakfı ile bağlantılı ihtilaflardan da hakkımda yazılanlar çıkana kadar hiç haberim yoktu. Davet etmişlerdi ve sadece gitmiştim.”

    “O KONUDA KESİN BİR ŞEY SÖYLEMEYEYİM”

    Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın, Hüseyin Gazi Türbesinin elektrik abonmanlığını kendi üzerlerine almasının ardından tartışmalar da büyüyor. Milletvekili Abdüllatif Şener açıklamasında, iktidara yakın olduğu söylenen vakfın, Hüseyin Gazi Türbe yönetimini baskı ile ele geçirme konusunda herhangi bir bilgisi olmadığını belirtti.

    “Yaşananlardan sonra Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın çağrılarına karşılık verir misiniz?” sorumuza ise Milletvekili Şener şu cevabı verdi:

    “O konuda kesin bir şey söylemeyeyim. Türbeyle ilgili ihtilaflardan hiç haberim yok. Türbenin ele geçirilmesi ile ilgili Alevi İnanç Birliği’nin yaptığı resmi girişimlerden ne de bir başkalarının yaptığı resmi girişimlerden de hiçbir haberim yok. Bu yaşananlar bildiğim konular değil. Beni de ilgilendiren bir konu değil. Çünkü ben bir milletvekiliyim ve tüm yurttaşlara, sivil örgütlenmelere zaman zaman davet ederler, çoğunu da araştırmayız bile, kendi sevenleri vardır, katılırız… Onun dışında bu tip kuruluşlarının sevenlerini, sevmeyenlerini, ihtilaflarını ve görmediğimiz kısımlarını bilmeyiz. Ama genel olarak bakarız; işte bir takım insanları bir araya getirerek toplantılar yapıyor ve belli tartışmalar yaptırılıyor. Yani genel görüntülerine göre katıldık. Çünkü Türkiye’de o kadar çok sayıda kuruluş var ki hangisinin ne olduğunu ölçmek tartmak zor oluyor. Ama kesin bildiğimiz inandığımız ters bir yer varsa oraya da katılmanın pek anlamlı olmayacağı için katılmayız. Ama bugün edindiğim bilgiler çerçevesinde ben bu konuyu değerlendireceğim.”

    “KLASİK ALEVİ KURULUŞLARININ DIŞINDA BİR İZLENİM EDİNMEDİM”

    CHP’li Şener, “Alevi kamuoyu, İnanç Birliği Vakfı’nı ‘Asimilasyoncu’ olarak tanımlıyor. Sizin böylesi bir gözleminiz oldu mu?” sorumuzu ise şu cümlelerle cevapladı:

    “Böyle bir gözlemim olmadı. En son Hüseyin Gazi Türbesinde yaptıkları aşure programında cem töreninin olacağını da söylediler. Ben de o cem töreninin sonuna doğru katılabildim. Sonrasında ise aşure programına kısaca katılıp ardından ayrıldık. Yani ritüellere, görüntülere baktığınız zaman klasik Alevi kuruluşlarının dışında ben bir izlenim edinmedim.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABER:

    *CHP’li Şener’in, türbe elektriğini kesen vakıf ile işbirliği yaptığı iddia edildi!

  • CHP’li Şener’in, türbe elektriğini kesen vakıf ile işbirliği yaptığı iddia edildi!

    CHP’li Şener’in, türbe elektriğini kesen vakıf ile işbirliği yaptığı iddia edildi!

    PİRHA-Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, Alevi İnanç Birliği Vakfı ile Milletvekili Abdullatif Şener’in işbirliği yaptığını iddia ederek Şener’in CHP’den ihracını talep etti.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, 24 Ağustos 2020’de aldığı kararla birlikte Hüseyin Gazi Türbesi 10 yıllığına Alevi İnanç Birliği Vakfına tahsis edilmişti. Karara itiraz eden Hüseyin Gazi Derneği ve Vakıf yönetimi, yeni bir yıldırma politikası ile karşı karşıya kaldı. AKP’li Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın, Hüseyin Gazi Türbesinin elektrik abonmanlığını kendi üzerine aldığı ortaya çıktı.

    “DERGAHIN ELEKTRİĞİNİ KESECEKLERDİR”

    Konuya dair açıklama yapan Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Dede Hüseyin Öz, “Birkaç aydır dergahın elektrik faturası gelmiyordu. Merak ettik ve faturanın akıbetini araştırdık. Sonucunda bizim abone numaramızın üzerine Alevi inanç Birliği Vakfı’nın abone olduğunu gördük “ dedi.

    “Geçtiğimiz dönemde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafınca türbe bu vakıfa tahsis edilmişti. Muhtemelen o tahsis yazısını götürüp aboneliği üzerlerine aldılar” diyen Dede Hüseyin Öz şöyle devam etti:

    “Yirmi yılı aşkın süredir Hüseyin Gazi Vakfı olarak biz oraya hizmet veriyoruz. Bütün faturalar da düzenli ödeniyordu. Şu an bir kısım borç birikmiş durumda. Eğer ödeme yapılmazsa dergahın elektriğini keseceklerdir. Bizler de ödeme yapmayıp kesintinin olmasını bekleyeceğiz. Konuya ilişkin mahkemeye de başvuracağız. Maalesef Türkiye’de her şey mümkün.”

    AKP’Lİ VAKIF İLE CHP’Lİ VEKİLİN İŞBİRLİĞİ İDDİASI!

    Yaşanan gelişmelerle birlikte CHP Konya Milletvekili Abdullatif Şener’in de Alevi inanç Birliği Vakfı ile hareket ettiği iddiası tartışmaları büyüttü.

    Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, CHP’li Şener’in, Alevi asimilasyonuna hizmet eden vakıf ile işbirliği yapmasının “kabul edilemez” olduğunu belirterek ihraç talebinde bulundu. Avukat Piroğlu, CHP Genel Merkezi’ne ilettiği dilekçede şu ifadelere yer verdi:

    “Partinizin Konya milletvekili Abdüllatif Şener yıllardır Alevi İnanç Birliği Vakfı isimli AKP yandaşı vakfa destek vermektedir. Abdüllatif Şener, yıllardır Alevilikle hiçbir ilgisi olmayan Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın toplantılarına katılmaktadır. Mamak Hüseyin Gazi Türbesi bir süre önce Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından AKP yandaşı Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edilmiştir. Ben Mamak Hüseyin Gazi Türbesine hizmet eden Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nın avukatıyım. AKP hükümeti, Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığıyla avukatlığını yaptığım Hüseyin Gazi Küttür Sanat Vakfı’nı Mamak Hüseyin Gazi Türbesinden çıkararak buraya kendi yandaşı olan Alevi İnanç Birliği Vakfı’nı yerleştirmeye çalışmaktadır. Bu konuyu bir süre önce partinizin Ankara milletvekili olan Murat Emir dile getirerek bu girişime tepki göstermiştir. Mamak Hüseyin Gazi Türbesi Türkiye’deki en önemli Alevi türbelerinden biridir. Milyonlarca Alevi vatandaşımız için çok değerli olan bu türbeyi AKP yandaşı olan ve Aleviler arasında hiçbir desteği olmayan bir vakfa elbette teslim etmeyeceğiz. Bu girişime karşı büyük bir direniş sergileyeceğiz. Siyasal İslamcı bir siyasi gelenekten gelen ve Alevi toplumuyla hiçbir yakınlığı olmayan Abdüllatif Şener’in türbemizi işgal etmek isteyen bu vakfa verdiği destek bizi şaşırtmamaktadır. Abdüllatif Şener, türbemizi işgal etmek için AKP hükümetiyle birlikte hareket etmektedir. Milyonlarca Alevi vatandaşımızın oyunu alarak ayakta duran CHP, siyasal İslamcı Abdüllatif Şener’i ihraç etmek zorundadır. Konya Milletvekili Abdüllatif Şener’in Merkez Disiplin Kuruluna sevk edilerek CHP üyeliğinden çıkarılmasını talep ediyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Ankara’da Hüseyin Gazi Türbesi’nde aşure paylaşıldı

    Ankara’da Hüseyin Gazi Türbesi’nde aşure paylaşıldı

    PİRHA- Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Türbesi’nde aşure paylaşıldı.

    Hüseyin Gazi Türbesi’nde, Muharrem orucunun sona ermesinin ardından çok sayıda kişinin katılımıyla aşure lokmaları paylaşıldı.

    Aşure lokmasına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği şubeleri, Tuzluçayır DAD Ana Fatma Cemevi, CHP Ankara Milletvekilleri Murat Emir, Levent Gök, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Aşure lokması öncesinde semahlar dönüldü, deyişler söylendi. Verilen gülbenklerin ardından aşure lokmaları paylaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hüseyin Gazi Türbesi, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi

    Hüseyin Gazi Türbesi, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi

    PİRHA- Alevi yurttaşların kurduğu dernek tarafından bakımı yapılan Mamak Hüseyin Gazi Türbesi, mahkeme kararıyla Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi.

    Birgün Gazetesi’nin haberine göre, Alevi yurttaşlar, Ankara’nın Mamak ilçesinde yıllardır bakımını yaptıkları Hüseyin Gazi Türbesi için 1995 yılında Hüseyin Gazi Külliyesi Yaptırma ve Yaşatma Tanıtma Derneği’ni kurarken, 1997 yılında da türbeyi kendi olanakları ile restore ettirdi. 2001 yılında da Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı kurulurken, Vakıflar Genel Müdürlüğü 2012 yılında Hüseyin Gazi Derneği’ne tahsis ettiği türbeyi yurttaşların elinden almak için girişimlere başladı. Söz konusu tahsis kararı iptal edilirken, 2017 yılında tekrar yapılan tahsis başvurusu talebine yanıt verilmedi.

    MAHKEME VAKIFLAR LEHİNE KARAR VERDİ

    Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün 4 Kasım 2020 tarihinde türbenin Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 16 Temmuz 2020 tarihli kararıyla onanan Avan Çevre Düzenlemesi Projesi kapsamında tahliye edilmesini istedi. Daha sonra 24 Ağustos 2020’de türbe, 10 yıllığına yönetiminde AKP’li isimlerin bulunduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi. Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı, bu tahsis kararını yargıya götürürken Bölge İdare Mahkemesi 3 Haziran 2021 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine karar verdi.

    (HABER MERKREZİ)

  • Gerici gruplar, Ankara’daki tek Alevi-Bektaşi mekanını hedeflerine aldı!-VİDEO

    Gerici gruplar, Ankara’daki tek Alevi-Bektaşi mekanını hedeflerine aldı!-VİDEO

    PİRHA-Ankara’nın tek Alevi-Bektaşi mekanı olan Hüseyin Gazi Türbesi, uzun süredir asimilasyoncu grupların hedefinde. Dede Hüseyin Öz, “Devlet destekli gruplar, türbeyi Alevilerin elinden almak için girişimlerde bulunuyor ancak mücadelemiz de sürüyor” dedi. Türbede 23 yıldır hizmet yürüten Dede Cemal Mutluer ise türbe civarına atılan çöplere dikkat çekerek duyarlı olunması gerektiğini söyledi. 

    Hüseyin Gazi, İran’dan Anadolu’ya gelen Erenlerin öncüsü olarak biliniyor. Ankara’nın tek Alevi-Bektaşi dergahı olan Hüseyin Gazi Türbesi, ortalama 700 yıllık bir tarihi barındırsa da günümüzde kimi gerici grupların hedefinde tutuluyor.

    Mamak’ın kendi adıyla anılan semtindeki Hüseyin Gazi Türbesi, 1300’lü yıllarda, 1400 rakımlı dağın zirvesine inşa edilmiş. Kış aylarında kar sebebiyle ulaşımın zorlaştığı türbe, yazın dahi bir hayli serinlik sunuyor. Türbe, yüksek ve ağaçlık bir ortamda olması sebebi ile toplumun da ilgisini çekiyor.

    Seyit bir evliya olarak tanınan Hüseyin Gazi, Horasan’dan Anadolu’ya gelerek Bektaşi geleneğinin de temellerini atıyor. Ancak bu kıymetli mekan, günümüzde hem iktidar güçlerinin hem de çevre duyarlılığı olmayanların hedefinde bulunuyor.

    TÜRBEYE 23 YIL HİZMET EDEN DEDE!

    Hüseyin Gazi Türbesini ilk olarak Dede Cemal Mutluer’den dinledik. Çalapverdi Ocağına mensup Mutluer, aynı zamanda Hüseyin Gazi Türbesinin kurucusu. Tam 23 yıldır burada dedelik yapan bir isim.

    Dede Cemal Mutluer, Hüseyin Gazi’nin Hacı Bektaş Veli’den 200 sene önce Anadolu’ya geldiğine işaret ederek, o yıllarda Ankara’da Bizanslıların hakim olduğunu aktardı. Dede Mutluer, 1300’lü yıllarda civar bölgelerin ormanlık olduğunu ve Hüseyin Gazi’nin, civarda halen ziyaret edilebilen bir mağarada yaşam sürdüğünü de belirtti.

    TEKKE VE ZAVİYELER KANUNU’NUN DERGAHA OLAN TAHRİBATI!

    Dede Cemal Mutluer, söz konusu mekanın Atatürk zamanında çıkarılan Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’na kadar bir Bektaşi Tekkesi olduğuna vurgu yaptı. Mutluer, 1925’te çıkarılan kanunun Hüseyin Gazi Türbesi için büyük bir yıkım olduğuna işaret ederek şunları söyledi:

    “Buraya 1970’li yıllarda çıktığım zaman bir patika, yani keçi yolu vardı. Kurbanlar kesip lokmalar dağıtıldıktan sonra tekrar dönüyorduk. 1997 yılında ise bir vakıf ve dernek kurduk. O yıllarda bu bölgede Hüseyin Gazi’nin evlerinin yerleri mevcuttu. Kültür Bakanlığı ‘restorasyon’ adı altında buradaki duvarları örmek için o evlerin taşlarını kullanarak kalıntıları yok etti. Geçmişse mevcut türbenin üst kısmı kurşundu. Söküp çalmışlar. 1964’lü yıllarda türbenin üst kısmı tekrar yapılmış. 1993 yılında Kültür Bakanlığı o tarihi taşları yerlerinden alınca türbe bu son halini almış.”

    MEKAN KUTSAL ANCAK ÇEVRE DUYARLILIĞI YOK 

    Dede Cemal Mutluer’in yakındığı bir diğer konu ise türbe çevresinin kirli olması. “Halkımız Hüseyin Gazi’ye tam mânâsıyla sahip çıkmıyor” diyen Mutluer şu eleştiriyi sunuyor:

    “İnsanlar buraya gelip piknik yaparak pisliğini bırakıyor. Halbuki burasının temiz bir ibadet yeri olması lazım. Burada cemevimiz de var ve her pazar cem yürütüyorum. İnsan ayrımı yapmadan kapıyı açıyoruz ve herkes gelip cemimize girebiliyor. Sevgili canlar, türbe civarını temiz bırakın. Burayı eviniz gibi bilin. Çevreyi kirletmeyin.”

    HÜSEYİN GAZİ TÜRBESİNİN TARİHSEL GEÇMİŞİ

    Türbenin bir diğer emektarı ise Hıdır Abdal Ocağından Dede Hüseyin Öz. Hüseyin Gazi’nin 1300’lü yıllarda Ankara’ya geldiği dönemde civar bölgede Rum ve Ermeni hakimiyeti olduğuna işaret eden Hüseyin Öz Dede, “Ankara Kalesi, Doğu Bizans’ın askeri anlamda en güçlü kalelerinden biriydi. Hüseyin Gazi, aynı zamanda önemli bir askeri şahsiyetti. Ankara’ya hakim bu tepe o zamanlarda Ankara Kalesi’ni çıplak gören bir yermiş. Burayı karargah olarak kullanıyorlar ve buradan Ankara Kalesi’ndeki askeri hareketliliği izleyerek akınlar düzenliyorlar” ifadelerini kullandı.

    Dede Hüseyin Öz, Seyit Hüseyin Gazi’nin Çubuk Ovası’nda girdikleri bir çatışmada yaralandığını ve yoldaşları tarafından bugünkü mekana getirildiğini, bir müddet yaralı yaşadıktan sonra Hakk’a yürüdüğü bilgisini paylaştı.

    Dede Hüseyin Öz, Alevi dergah ve tekkelerinin genellikle ulu kişilerin kabri etrafında inşa edildiğine işaret ederek şunları söyledi:

    “Daha çok çekim merkezi olsun diye yol yürütücülerinin, kahramanların kabirleri etrafında inşa yapılırdı. Taş kitabelerde buranın 1473 yılında onarım gördüğü yazılıdır. 1300’lü yıllardan 1826 yılına kadar diğer Alevi Bektaşi dergahları gibi burası da işlevini devam ettirmiş ve 1826’da ikinci Mahmut’un tahta geçmesi ile birlikte bütün Alevi Bektaşi dergahlarının başına gelen buraya da gelmiş. O dönem bütün Alevi dergahları yıkıldı ve yerle bir edildi. Yazılı kaynaklar yok edildi, inanç önderleri ise idam edildi.

    1826’da tek Bektaşi olan ikinci Mahmut’un oğlu, tahta geçtikten sonra bu dergahları yeniden inşa ediyorlar. Cumhuriyet ile birlikte 1925 yılında çıkarılan Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile birlikte bütün bu mekanların kapısına kilit vuruluyor. Buranın demirbaşları at pazarında satılıyor. Ve ardından Buralar kaderine terk ediliyor.

    Tekke ve Zaviyeler Kanunu en çok Alevi toplumunu vurmuştur. Buna rağmen insanlar, inançlarından vazgeçmiyorlar. Bu dağın başına kurbanlarını sırtlarında getirerek ibadetlerini yerine getiriyor.”

    TEKKEYE YENİDEN CEMEVİ İNŞA EDİLİYOR!

    Dede Hüseyin Öz, tekkenin 1996 yılı ile birlikte büyük bir değişime uğradığını belirterek, “1996 yılında bir grup arkadaş, burayı ziyaret ediyor ve gördükleri manzara içlerini acıtıyor. Burayı onarmaya karar veriyorlar. Bunun için bir dernek ve vakıf kuruyorlar. Buranın bir Alevi Bektaşi Dergahı olduğunu kanıtlamak için o dönem hemen bir cemevi inşa ediyorlar. Ve buranın sevk ve idaresini artık Hüseyin Gazi Derneği Vakfı ele alıyor” ifadelerini kullandı.

    TEKKE, GÜNÜMÜZDE HALEN SALDIRI ODAĞINDA!

    Hüseyin Gazi Tekkesinin Ankara civarında ayakta kalan tek Alevi Bektaşi Dergahı olduğunu vurgulayan Dede Öz, asimilasyoncu grupların faaliyetlerine de dikkat çekti. Dede Hüseyin Öz, mevcut tekke yönetimine el konulmak istendiğini belirterek şunları söyledi:

    “Fethullah hareketinin en güçlü olduğu dönemlerde burayı Alevi toplumunun elinden almak için ‘Toplumsal’ Uzlaşı adlı bir vakıf kurmuşlardı. O vakıf, devletten de destek alarak buradaki türbenin kendilerine tahsisini sağladı. Fakat bizim mücadelemiz sonucu geri adım attılar ancak o tehlike henüz geçmedi. Bu vakıf, haklarını Alevi görünümlü birtakım insanların oluşturduğu ‘Alevi İnanç Birliği Vakfı’ adıyla bir vakıfa devretti. Şimdi onlar da devletin ilgili kurumlarıyla, yetkililerle görüşerek burayı Hüseyin Gazi Vakfı’ndan alıp kendilerinin yönetmesini talep ediyor. Büyük ölçüde de mesafe aldılar fakat biz geri adım atmayacağız. Burayı her zaman Alevi toplumunun mekanı olması için elimizden gelen her türlü mücadeleyi vereceğiz. Yani hiçbir şart altında geri adım atmayacağız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA