Etiket: hüseyin morsümbül

  • Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’ndan Hüseyin Morsümbül’ün akıbetini sordu-VİDEO

    Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’ndan Hüseyin Morsümbül’ün akıbetini sordu-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, 44 yıl önce gözaltında kaybedilen Hüseyin Morsümbül’ün akıbetini sordu. Yapılan açıklamada, “Hüseyin’in akıbeti karanlıkta bırakıldığı sürece bu dosyada zaman aşımı uygulanamaz” denildi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle yürüttükleri eylemin 1017. haftasında bir araya geldi.

    Polis engeli nedeniyle sınırlı sayıda katılımcı ile Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri,  44 yıl önce gözaltında kaybedilen Hüseyin Morsümbül için adalet istedi.

    1017. hafta buluşmasının basın açıklamasını Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu.

    “HÜSEYİN’DEN BİR DAHA HABER ALINAMADI”

    Hafızalarda yer alması adına Hüseyin Morsümbül dosyasını bir kez daha kamuoyu ile paylaştıklarını ifade eden Maside Ocak, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından, 18 Eylül 1980 akşamı Morsümbül Ailesi’nin Bingöl’deki evi Yüzbaşı Durmuş Kıvrak komutasındaki asker ve polisler tarafından basıldı. Bingöl Lisesi’nde öğrenci olan çocukları Hüseyin gözaltına alınarak Bingöl Alay Komutanlığı’na götürüldü. Ertesi gün, Hüseyin eve dönmeyince anne Fatma Morsümbül Alay Komutanlığı’na gitti. Kendisine, “Oğlun burada ama görüşemezsin” denildi. Bunun üzerine Fatma Morsümbül, oğluna verilmek üzere yanında getirdiği yiyecekleri görevlilere teslim etti. Aile, bir sonraki gün tekrar Hüseyin’e yiyecek götürdü, ancak bu sefer  “Bizde yok” cevabı verildi. Aile arayışına devam edince Hüseyin’in, yüksek güvenlik önlemleri ile korunan alaydan kaçtığı söylendi. Hüseyin’den bir daha haber alınamadı.

    “OĞLUNUZU MURAT ÇAYI’NA ATTILAR”

    Oğullarını arayan ailenin evleri tekrar asker ve polisler tarafından basıldı. Bu sefer baba Hanefi Morsümbül gözaltına alındı ve ağır işkencelere maruz kaldı. Fatma ve Hanefi Morsümbül, askeri savcılığa giderek sorumlular hakkında şikayette bulundular, fakat Hüseyin’in kaybedilmesiyle ilgili hiçbir işlem yapılmadı. Oğlunu aramayı sürdüren Hanefi ve Fatma Morsümbül ağır baskılarla karşı karşıya kaldı. Olaydan 4 yıl kadar sonra, bir kişi aileyi telefonla aradı. Bu kişi, Hüseyin’in alayda gözaltında tutulduğu sırada asker olduğunu ve vicdan azabı çektiğini belirterek, “Oğlunuzu işkencede öldürüp, bir battaniye içinde alaydan çıkararak Murat Çayı’na attılar” dedi.

    “FATMA MORSÜMBÜL, CUMARTESİ ANNELERİ’NİN PARÇASI OLDU”

    Fatma Morsümbül, 1995 yılında Cumartesi Anneleri’ni televizyonda gördü. Elinde Hüseyin’in fotoğrafı ile Galatasaray’a geldi ve ölünceye dek Cumartesi Anneleri’nin bir parçası oldu. Aile, İnsan Hakları Derneği avukatları aracılığıyla yeniden girişimlerde bulundu. Bu girişimler sonucunda, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı 2011 yılında yeni bir soruşturma başlattı.

    ‘EK KOVUŞTURMAYA YER YOK’ KARARI VERİLDİ

    Hüseyin Morsümbül’ün gözaltında kaybedildiği dönemde alayda görevli olan dokuz personelin isimleri, adresleri ve irtibat bilgileri savcılığa ulaştı. Soruşturma kapsamında, dönemin Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı Durmuş Coşkun Kıvrak, savcıya verdiği ifadesinde, olay tarihinde izinli olduğunu ve izin dönüşü masasında isimsiz bir ihbar mektubu bulduğunu söyledi. Bu mektupta, ‘Hüseyin Morsümbül’ün gözaltında astsubaylarca dövülerek öldürüldüğü, ardından Alay Komutanı Beşir Akın ve astsubaylar tarafından bir arabaya konularak götürüldüğü yazıyordu’ dedi. Ancak Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı derinleştirmek yerine olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için yeterli delil elde edilemeyeceği gerekçesiyle ‘ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verdi. İnsan Hakları Derneği avukatlarının 20 Kasım 2015 tarihinde bu karara karşı Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi’ne yaptığı itiraz da 11.11.2016 tarihinde reddedildi.

    “ADALET TALEP EDİYORUZ”

    1017. haftamızda bir kez daha Hüseyin Morsümbül için adalet talep ediyoruz. Hüseyin’in akıbeti karanlıkta bırakıldığı sürece bu dosyada zaman aşımı uygulanamaz. Yargı makamlarının, Morsümbül dosyasında maddi gerçeği açığa çıkarma ve adaleti sağlama yükümlülüğü devam etmektedir. Kaç yıl geçerse geçsin Hüseyin Morsümbül için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    Açıklama sonrası Hüseyin Morsümbül’ün kardeşi Şahin Morsümbül söz alarak “Adalet istiyoruz. Annemin bıraktığı yerden biz devam edeceğiz” dedi.

    Cumartesi Anneleri’nin eylemi, Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD Dersim: 43 yıldır soruyoruz; Hüseyin Morsümbül nerede-VİDEO

    İHD Dersim: 43 yıldır soruyoruz; Hüseyin Morsümbül nerede-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eyleminin 966. haftasında, İHD Dersim Şubesi Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Tüm şubelerce eşzamanlı yapılan açıklamada hem Yeni Yaşam Gazetesi dağıtımcısı Azime Bozkurt’un gözaltına alınması protesto edildi, hem de 43 yıl önce gözaltına alınıp kaybedilen Hüseyin Morsümbül’ün akıbeti soruldu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Cumartesi Anneleri eyleminin 966. haftasında Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve İHD ortak imzasıyla, tüm İHD şubelerince eşzamanlı yapılan açıklamada, bu hafta hem Yeni Yaşam Gazetesi dağıtımcısı Azime Bozkurt’un gözaltına alınması protesto edildi hem de 43 yıl önce gözaltına alınıp kaybedilen Hüseyin Morsümbül’ün akibeti soruldu.

    966. hafta basın açıklamasında ilk olarak, dün sabah saatlerinde gazete dağıtımına çıktığı esnada polis tarafından gözaltına alınan Yeni Yaşam Gazetesi’nin Dersim dağıtımcısı Azime Bozkurt’un gözaltına alınması protesto edildi.

    YENİ YAŞAM DAĞITIMCISI AZİME BOZKURT’UN GÖZALTINA ALINMASI

    Azime Bozkurt’un hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmasının kabul edilir bir durum olmadığını belirten İHD Dersim Şubesi Eş Genel Başkanı Gürbüz Solmaz, “Biz bunları 90’larda yaşadık, bu günlerde de yaşamak istemiyoruz. Umuyoruz ve inanıyoruz ki, bundan sonra bu tür uygulamalara ilimizde, bölgemizde, ülkemizde son verilir” dedi.

    Daha sonra İHD Dersim Şubesi yöneticilerinden Nilüfer Aktağ, “43 yıldır soruyoruz: Hüseyin Morsümbül nerede” başlıklı 966. hafta basın açıklamasını okudu.

    966 haftadır uluslararası hukukta insanlığa karşı suç olarak tanımlanan gözaltında kaybetmeleri, bu suçun işlenmesine imkan yaratan cezasızlık politikalarını ve inkar edilen gerçekleri anlattıklarını belirten Aktağ, “Anlatıyoruz, çünkü devlet gözaltında kaybetmeleri nedenleri ve koşullarıyla araştırıp ortaya çıkarma, açıklama yükümlülüğünü yerine getirmiyor. Gerçeği örtbas etme, gerçeğin izini sürenlerin seslerini bastırma ve cezalandırma yönünde bir pratik sergiliyor” dedi.

    “KAYBEDİLMESİYLE İLGİLİ HİÇBİR İŞLEM YAPILMADI”

    “Tüm baskılara rağmen, adalet ve hakikat talebimizin temelini oluşturan hafızada yer alsın diye Hüseyin Morsümbül dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz” diyen Aktağ dosya detaylarını şu şekilde aktardı:

    “12 Eylül askeri darbesinin ardından 18 Eylül 1980 akşamı Morsümbül ailesinin Bingöl’deki evi asker ve polisler tarafından basıldı. Bingöl Lisesi’nde öğrenci olan çocukları Hüseyin gözaltına alındı. “Oğlumu nereye götürüyorsunuz” diyen annesine, “İfadesi alınacak, kısa bir süre sonra gelir” denildi.

    Hüseyin gelmeyince ailesi Bingöl Askeri Tugay Komutanlığı’na gitti. Ancak kendilerine’ bizde yok’ cevabı verildi. Aile arayışını sürdürünce Hüseyin’in yüksek güvenlik önlemleri ile korunan taburdan kaçtığı söylendi. Hüseyin’den bir daha haber alınamadı. Fatma ve Hanefi Morsümbül askeri savcılığa giderek sorumlular hakkında şikayetçi oldu. Ama Hüseyin’in kaybedilmesiyle ilgili hiçbir işlem yapılmadı.

    Ailenin başvurusu üzerine İHD avukatları yıllar sonra girişimlerde bulundu. 2011 yılında Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir soruşturma başlattı. Hüseyin Morsümbül’ün gözaltında kaybedildiği dönem görevli dokuz personelin listesi, adresleri ve irtibat bilgileri savcılığa ulaştı.

    “GÖZALTINDA DÖVÜLEREK ÖLDÜRÜLDÜ”

    Soruşturma kapsamında savcıya ifade veren dönemin Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı Durmuş Coşkun Kıvrak, olay tarihinde izinli olduğunu, izin dönüşü masasına isimsiz bir ihbar mektubu bırakıldığını, mektupta Hüseyin Morsümbül’ün gözaltında astsubaylarca dövülerek öldürüldükten sonra alay komutanı ve astsubaylar tarafından arabaya konularak götürüldüğünün yazılı olduğunu söyledi.

    Ancak Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı derinleştirme görevini yerine getirmedi. Olayın üzerinden uzun zaman geçmesi nedeniyle dava açmayı gerektirecek yeterli delil elde edilemeyeceği gerekçesiyle ‘ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verdi. 20 Ekim 2015 tarihinde bu karar için Bingöl Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılan itiraz ise henüz sonuçlanmadı.

    966. haftamızda bir kez daha Hüseyin Morsümbül için adalet istiyoruz. Savcılık dosyasında isimleri yazılı şüphelilerin yargılanmalarını ve hakkaniyete uygun bir biçimde cezalandırılmalarını istiyoruz.

    Kaç yıl geçerse geçsin Hüseyin Morsümbül için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan ve kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Anne Morsümbül, yıllarca oğlu ile buluşmanın hayaliyle Galatasaray’daydı-VİDEO

    Anne Morsümbül, yıllarca oğlu ile buluşmanın hayaliyle Galatasaray’daydı-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, 39 yıl önce gözaltında kaybedilen Hüseyin Morsümbül’ün akıbetini sordu. 36 yıl oğluna kavuşmak için mücadele eden ve 3 yıl önce hayatını kaybeden Fatma Morsümbül’ün vasiyeti üzerine mezar taşına “Yıllarca Galatasaray’a oğlum Hüseyin ile buluşmanın hayaliyle geldim. Bizi söküp atmak istediler, copladılar, yerlerde sürükleyip gözaltına aldılar, vazgeçmedik” yazıldığı belirtildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Cumartesi Anneleri 757 haftadır abluka altında kayıplarının akıbetini sormaya devam ediyor. Bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin Beyoğlu’nda bulunan binası önünde toplanan Cumartesi Anneleri 39 yıl önce gözaltında kaybedilen Hüseyin Morsümbül’ün akıbetini sordu.

    Kayıpların fotoğraflarının ve kırmızı karanfillerin taşındığı eyleme bu hafta HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Ahmet Şık ve Ömer Öcalan katıldı.

    Basın açıklamasını okuyan gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, “Hüseyin Morsümbül’ü unutmadık” diyerek Hüseyin Morsümül dosyası hakkında şu bilgileri paylaştı:

    DOSYADA ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ

    “12 Eylül askeri darbesinin ardından, 18 Eylül 1980 akşamı Morsümbül ailesinin Bingöl’deki evi asker ve polisler tarafından basıldı. Bingöl Lisesi’nde öğrenci olan çocukları Hüseyin gözaltına alındı. ‘Oğlumu nereye götürüyorsunuz’ diyen annesine ‘ifadesi alınacak, kısa bir süre sonra gelir’ denildi.

    Hüseyin geri gelmeyince ailesi Bingöl Askeri Tugay Komutanlığına gitti. Ancak kendilerine ‘Bizde yok’ cevabı verildi. Aile arayışını sürdürünce Hüseyin’in yüksek güvenlik önlemleri ile korunan taburdan kaçtığı söylendi. Oğullarını aramaya devam eden anne ve baba gözaltına alındı. Baba Hanefi Morsümbül ağır işkence gördü. Fatma ve Hanefi Morsümbül askeri savcılığa giderek ifade verdi, sorumlular hakkında şikayetçi oldu ama Hüseyin’in kaybedilmesiyle ilgili hiçbir işlem yapılmadı.

    İHD avukatının 2011 yılında yaptığı suç duyurusu ile Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir soruşturma başlattı. Hüseyin Morsümbül’ün gözaltında kaybedildiği dönemde görevli dokuz personelin listesi, adresleri ve irtibat bilgileri savcılığa ulaştı. Soruşturma kapsamında savcıya ifade veren dönemin Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı Durmuş Coşkun Kıvrak, olay tarihinde izinli olduğunu, izin dönüşü masasına isimsiz bir ihbar mektubu bırakıldığını, mektupta Hüseyin Morsümbül’ün gözaltında astsubaylarca dövülerek öldürüldükten sonra alay komutanı ve astsubaylar tarafından arabaya konularak götürüldüğünün yazılı olduğunu söyledi.

    Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı derinleştirme görevini yerine getirmedi. Olayın üzerinden uzun zaman geçmesi nedeniyle dava açmayı gerektirecek yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verdi. 20 Ekim 2015 tarihinde bu karar için Bingöl Sulh Ceza Hakimliğine yapılan itiraz ise henüz sonuçlanmadı.”

    MEZAR TAŞINA VERDİĞİ MÜCADELE YAZILDI

    Hüseyin Morsümbül’ün kaybedilmesinden dönemin Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı Durmuş Çoşkun Kıvrak, Bingöl İl Alay Komutanı Beşir Akın, Bingöl Jandarma Komutanlığında görev yapan amir ve personeller ile 12 Eylül darbesinin tüm aktörlerinin sorumlu olduğunu vurgulayan Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Üç yıl önce aramızdan ayrılan Fatma Morsümbül 36 yıl oğluna ulaşmak için mücadele etti. Vasiyeti üzerine mezar taşına ‘Yıllarca Galatasaray’a oğlum Hüseyin ile buluşmanın hayaliyle geldim. Bizi söküp atmak istediler, copladılar, yerlerde sürükleyip gözaltına aldılar, vazgeçmedik’ yazıldı. Arkadaşımız Fatma Morsümbül’ün bıraktığı yerden gözaltında kaybedilen oğlunun akıbetinin açıklanmasını istiyoruz!

    FATMA ANANIN DAVASINI BEN SÜRDÜRECEĞİM

    Morsümbül ailesi adına seslenen Ayten Morsümbül “Fatma Ana yok ama ben buradayım. Onun davasını, adalet arayışını ben sürdüreceğim. Sağ olduğum sürece buradayım. Hüseyin’i ben arayacağım, kemiklerini ben isteyeceğim. Onun yerine kemiklerini ben sırtımda taşıyacağım. Polis değil adalet istiyorum ben. Bu annelerin acıları yeter” dedi.

    İHD avukatlarından Eren Keskin de “Coğrafyamız bir soykırım coğrafyası. 1915, 1938 ve 90’lar. Aslında yürütülen politikanın hepsi aynı ve devam etmekte” dedi. Morsümbül ailesinin ifade verdikleri ilk gündem beri bir dosya olduğu zannettiklerini kaydeden Keskin, aileye böyle bir dosyanın olmadığı bilgisinin verilmediğini ve ailenin gördükleri baskıdan dolayı göç etmek zorunda kaldıklarını belirtti.

    “HÜSEYİN MORSÜMBÜL 2003’TE VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMIŞ”

    Davayla ilgili bilgi veren Keskin, önce 2011 yılında İçişleri Bakanlığına başvuru yaparak olayla ilgili bilgi istediklerini oradan savcılığa yönlendirildiklerini ve suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti. Savcılıkta nüfus kayıtlarını incelerken Hüseyin Morsümbül’ün 2003 yılında vatandaşlıktan çıkarıldığını gördüklerini dile getiren Keskin, benzer dosyalarda ya kaçtı belgesi düzenleme ya da vatandaşlıktan çıkarma gibi işlemlerin yapıldığını ekledi.

    “2015’TEN BU YANA CEVAP YOK”

    2011 yılındaki başvurularından itibaren dosyanın 4 yıl savcılıkta kaldığını ve bu 4 yıl boyunca hiçbir araştırmanın yapılmadığını ve savcının ek kovuşturmaya gerek olmadığı kararı verdiğini kaydeden Keskin, “Savcının kovuşturmaya yer olmadığı kararındaki birkaç cümlesi önemliydi. Savcı diyor ki ‘İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmaz.’ Ama tabi ki Türkiye Cumhuriyeti devleti Birleşmiş Milletler zorla kaybetmelere karşı sözleşmeyi imzalamadığı için zaman aşımı maalesef ki uygulanıyor. Savcı sanırım zaman aşımı demeye utanıyor diyor ki ‘üzerinden çok uzun yıllar geçti artık bir delil bulmak mümkün değil.’ Bu karara itiraz ettik. 2015’ten bu yana hala bir cevap gelmedi.

    “HÜSEYİN MORSÜMBÜL’Ü İŞKENCEDE ÖLDÜRDÜLER”

    Hüseyin Morsümbül’ün tanıklarından Yaşar Dayanç’ın mektubu okundu.  Mektupta şu ifadeler yer aldı:

    “Hüseyin Morsümbül’ün ailesi Bingöl’de ağabeyimin evine 100 metre mesafede oturuyorlardı. Hüseyin Morsümbül’le aynı mahallede kalıyorduk, okul dağıldıktan sonra mahallede misket oyunu oynardık, futbol oynardık. Mahalle kavgalarında hep beraberdik. Hüseyin Morsümbül’le çocukluk ve gençlik hayallerimizi paylaştık…

    Hüseyin 12 Eylül faşist askeri darbesinin ardından gözaltına alındı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Bir mezarı bile olmadı. Ben de Ekim 1980’de Kiğı’da gözaltına alındım. Kiğı’da beş gün kaldıktan sonra beni askeri bir arabayla Bingöl jandarma kışlasına getirdiler, soğuk bir hücreye atılar. Bir gece 3-5 nöbetçisi olan asker hücrenin kapısını açtı gözlerim bağlıydı bana şöyle dedi ‘Hüseyin Morsümbül’ü işkencede öldürdüler;’ taş bağlayıp Murat suyuna mı atılar çukur kazıp yerin dibine mi gömdüler bilmiyorum! Ama öldürdüklerini çok iyi biliyorum!

    “KIVRAK, HÜSEYİN SERTKAYA’NIN ÖLDÜRÜLMESİNDEN DE SORUMLU”

    Ben kışladan cezaevine gittikten sonra ağabeyim cezaevinde ziyaretime gelince kendisine ‘Hüseyin’in ailesine söyle Hüseyin’i işkencede katletmişler’ dedim. O dönemde Bingöl jandarma kışlasında yüz başı rütbesinde olan Özel Harp Dairesi’nde görevli yüz başı Durmuş Coşkun Kıvrak Bingöl halkına çok acı çektirdi. Hüseyin Morsümbül’ün insanlık dışı işkencelerle öldürülmesinden ve daha sonra gözaltında kaybedilmesinden Durmuş Coşkun Kıvrak sorumludur. Kıvrak, Hüseyin Sertkaya’nın gözaltında işkence ile öldürülmesinden de sorumludur. Bingöl halkı buna tanıktır.

    “EVLATLARI GELECEK DİYE BEKLER CUMARTESİ ANNELERİ”

    2015 yılında Fatma anneyi ziyaret ettim. Kendi duygularını şu şekilde bana ifade etti ‘Kapı çalındığında acaba o mu duygusuyla kapıya koşuyordum! Her korna sesinde pencereden dışarıya bakıyordum! Her telefon çaldığında onun sesini duyabilirim duygusuyla telefonu alıyordum!’ Hep evlatları gelecek diye bekler bütün Cumartesi Anneleri. Ölümü hiç düşünmezler. Yıllar sonra ölüsüne bile razıyım duygusu başlar. Bir mezar taşı olsun mezarını koklayayım duygusu yakar insanı. Yine de ölümü kabul etmek istemezsin. Nasıl anlatayım dil bu acıyı tarif edemez ki.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Şahin Morsümbül: Kayıp anneleri rahat uyuyun biz varız-VİDEO

    Şahin Morsümbül: Kayıp anneleri rahat uyuyun biz varız-VİDEO

    PİRHA – 650. haftada Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 18 Eylül 1980 yılında henüz lise öğrencisiyken gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Hüseyin Morsümbül’ün akıbetini sordu.

    HABERİN VİDEOSU

    Cumartesi Anneleri 650 haftadır kayıplarının akıbetini sormaya devam ediyor. 650. haftada Galatasaray Meydanı’nda buluşan kayıp yakınları 37 yıldır kendisinden haber alınmayan Hüseyin Morsümbül’ün akıbetini sordu.

    Eylemde açılan”Failler belli kayıplar nerede?” pankartının üzerine Hüseyin Morsümbül’ün fotoğrafı, kırmızı karanfiller ve barışı temsilen beyaz tülbentler bırakıldı.

    Eylemde 1 Ağustos günü Arjintin’de kaybolan insan hakları savunucusu Santiago Maldonado’nun nerede olduğu soruldu.

    “KEMİKLERİNİ BULURSAM GÖMMEYİP SIRTIMDA TAŞIYACAĞIM”

    Hüseyin Morsümbül’ün annesi Fatma Morsümbül’ün geçen yıl hasta yatağında Galatasaray’a gönderdiği mektup okundu. Mektupta şu ifadeler yer aldı:

    “Benim için Galatasaray’a Hüseyin’ine sahip çıkmaktır. 36 yıldır oğlumu kaybedenlerin yargılanmasını bekliyorum. Sözde değil gerçek bir yargılama istiyorum… Hüseyin en büyük oğlumdu. İlk göz ağrımdı, ilk analığımdı. Hüseyin’den sonra çocuklarıma analık yapamadım. Çocuklarım birbirlerini büyüttüler… Evlat acısı her anne için aynı yakıcılıktadır… 36 yıldır Hüseyin’imin kemiklerini bekliyorum. Hüseyin’imin kemiklerini bulursam gömmeyip sırtımda taşıyacağım…”

    “FATMA ANNENİN MİRASINI BU MEYDANDA YAŞATACAĞIZ”

    Kısa bir konuşma yapan Fatma Morsümbül’ün mücadele arkadaşı ve kayıp yakınlarından Ali Ocak, Fatma Morsümbül’ün  sadece Hüseyin için adalet aramadığını, aynı zamanda 12 Eylül cuntacılarıyla da yüzleşmek istediğini kaydetti. Fatma Morsümbül’ün yılmayıp her seferinde aynı kararlılıkla adalet aradığını ve bu arayıştan hiç vazgeçmediğini söyleyen Ali Ocak, “Fatma annenin bize bıraktığı büyük bir miras var. O mirası bu meydanda yaşatacağız.” dedi.

    “BİZ VARIZ”

    Morsümbül ailesi adına konuşan Şahin Morsümbül 37 yıl önce ağabeyi Hüseyin Morsümbül’ü onlardan aldıklarını ve 37 yıldır Hüseyin Morsümbül’ü aradıklarını belirterek “Kayıp anneleri rahat uyuyun biz varız” dedi.

    Haftanın basın metnini okuyan Cumartesi insanlarında Mine Nazari, bugüne kadar hakikat ve adalet arayışlarında başvurabilecekleri tüm hukuksal yolları kullandıklarını ancak sonuç alamadıklarını ifade etti.

    “TOPLUM HUKUK KRİZİ YAŞIYOR”

    Bugün Türkiye’nin hukukla değil hukuk dışı bir keyfilikle yönetildiğine vurgu yapan Nazari, “Bu nedenle Türkiye, tüm toplumu etkileyen derin bir ‘hukuk krizi’ yaşıyor. Bu hukuk krizini aşmadan gözaltında kaybedilen insanlarımıza ulaşma ve onları kaybedenlerden hukuk yoluyla hesap sorma talebimizin gerçekleşmesi mümkün olmayacak. Bu nedenle kayıplarımız için, hukuk ve adalet için mevcut tahakküm düzenini reddediyor; hukuk, insan hakları, barış ve demokrasi talebimizde ısrar ediyoruz.” şeklinde konuştu.

    “OĞULLARINI ARAYAN ANNE BABA GÖZALTINA ALINDI”

    18 Eylül 1980 akşamı Morsümbül ailesinin Bingöl’deki evlerinin asker ve polisler tarafından basılarak henüz lise öğrencisi olan Hüseyin Morsümbül’ün gözaltına alınarak Bingöl Askeri Tugay Komutanlığı’na götürüldüğünü söyleyen Nazari, “Onu soran ailesine Hüseyin’in yüksek güvenlik önlemleri ile korunan taburdan kaçtığı söylendi. Oğullarını arayan anne ve baba gözaltına alındı. Baba Hanefi Morsümbül ağır işkence gördü” dedi.

     Anne Fatma ve baba Hanefi Morsümbül’ün askeri savcılığa giderek olup bitenleri anlattıklarımı ve sorumlular hakkında şikayetçi olduklarını ifade eden Nazari, Hüseyin’in kaybedilmesiyle ilgili hiçbir işlemin yapılmadığını kaydetti.

    “İŞKENCEDE ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ”

    Nazari, Olaydan 4 yıl sonra o dönem Bingöl Askeri Tugay’da asker olduğunu ve vicdan azabı çektiğini söyleyen bir kişinin Morsümbül ailesine ulaşarak Hüseyin’in işkencede öldürüldüğünü ve battaniyeye sarılarak taburdan götürüldüğünü söylediğini ifade etti.

    İSİMSİZ BİR İHBAR MEKTUBU ALMIŞ

    İHD avukatlarının 2011 yılında yaptığı suç duyurusu ile Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yeni bir soruşturma başlattığını söyleyen Nazari, şunları ifade etti:

    “Hüseyin Morsümbül’ün gözaltında kaybedildiği dönemde görevli dokuz personelin listesi, adresleri ve irtibat bilgileri savcılığa ulaştı. Soruşturma kapsamında savcıya ifade veren dönemin Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı Durmuş Kıvrak; “18-23 Eylül tarihlerinde mazeret izni kullandığını, izin dönüşü masasında isimsiz bir ihbar mektubu bulduğunu, mektupta Hüseyin Morsümbül isimli şahsın gözaltına alındığı, gözaltında astsubaylar tarafından dövülerek öldürüldüğü, alay komutanı ve astsubaylar tarafından arabaya konularak götürüldüğü yazılıydı.

    EK KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA…

    Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı derinleştirmek yerine, yaşam hakkına yönelik olan suçun zaman aşımına tabi olmadığını ama olayın üzerinden 35 yıl geçmesi nedeniyle delil toplanmasının hukuken ve fiilen çok güç olduğu ve dava açmayı gerektirecek yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile 20 Ekim 2015 tarihinde ‘ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verdi. Bu Karar için Bingöl Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz edildi. Yapılan itiraz henüz sonuçlanmadı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Hüseyin Morsümbül 37 yıl önce gözaltında kaybedildi; yarın yine akıbeti sorulacak

    Hüseyin Morsümbül 37 yıl önce gözaltında kaybedildi; yarın yine akıbeti sorulacak

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, yazılı bir açıklama yaparak, 9 Eylül Cumartesi günü saat 12.00’de Galatasaray Meydanı’nda 37 yıldır kendisinden haber alınamayan Hüseyin Morsümbül’ün akıbetinin sorulacağını bildirdi.  
    Faili meçhul cinayetle kaybedilenler için Galatasaray Meydanı’nda 650. kez oturularak “Kayıplarımızı istiyoruz” denilecek.
    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, yazılı bir açıklama yaparak, 9 Eylül Cumartesi günü saat 12.00’de Galatasaray Meydanı’nda 37 yıldır kendisinden haber alınamayan Hüseyin Morsümbül’ün akıbetinin sorulacağını bildirdi.  
    İHD açıklamasında şunlar belirtildi:
     “12 Eylül askeri darbesinin ardından 18 Eylül 1980 akşamı Morsümbül ailesinin Bingöl’deki evi asker ve polisler tarafından basıldı. Bingöl Lisesi’nde öğrenci olan çocukları Hüseyin gözaltına alınarak Bingöl Askeri Tugay Komutanlığı’na götürüldü. Onu soran ailesine Hüseyin’in yüksek güvenlik önlemleri ile korunan taburdan kaçtığı söylendi. Hüseyin’den bir daha haber alınamadı.
    ANNE MORSÜMBÜL: KEMİKLERİNİ BULSAM SIRTIMDA TAŞIYACAĞIM
    37 yıldır Hüseyin Morsümbül’ü kaybeden, akıbetini soruşturmayarak karanlıkta bırakan tüm asker ve sivil görevliler cezasızlık zırhıyla korundu.
    Anne Fatma Morsümbül, “Kemiklerini bulsam gömmeyip sırtımda taşıyacağım.” dediği oğlu Hüseyin’e ulaşamadan aramızdan ayrıldı.
    37 YILLIK ARAYIŞA EŞLİK ETMEYE ÇAĞRI
    650. haftamızda Morsümbül ailesi ile birlikte “Fatma Morsümbül’ün, Hüseyin’e ulaşma düşünün takipçisi olmaya devam edeceğiz!” diyerek buluşacağız.
     
    Sizi de kırmızı bir karanfille Galatasaray’a; 37 yıllık bir arayışa eşlik etmeye çağırıyoruz.”
    (HABER MERKEZİ)