Etiket: hüseyin taşkaya

  • Kayıp Hüseyin Taşkaya dosyasında polis ve Bucak Aşiretine işaret edildi!-VİDEO

    Kayıp Hüseyin Taşkaya dosyasında polis ve Bucak Aşiretine işaret edildi!-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak için bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda buluştu. 1028. hafta eyleminde, 31 yıldır akıbetine ulaşılamayan Hüseyin Taşkaya dosyası gündeme getirildi. Yargı makamlarına seslenen yurttaşlar, yaptıkları basın açıklamasında “Gerçeği ortaya çıkarmak, suçtan sorumlu kişi ve kuruluşları tespit etmek ve cezalandırmak sizlerin görevidir” dedi.

    Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, 1028. hafta eylemi için Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.

    Cumartesi Annelerinin eylem adresi olan Galatasaray Meydanı bu hafta da polis bariyerleriyle kapatıldı.

    POLİS VE BUCAK AŞİRETİ İŞBİRLİĞİ!

    10 kişiyle sınırlı tutulan eylemde, basın açıklamasını Taşkaya ailesi adına Ayşe Taşkaya okudu. Doksanlı yıllarda devlet ve paramiliter örgütlerin yakınlığına vurgu yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “31 yıldır soruyoruz: Hüseyin Taşkaya nerede?

    Devletler, insan haklarını koruma, bu haklara saygı duyulmasını sağlama ve hakların hayata geçirildiği bir ortamı temin etmekle yükümlüdür. Ancak Türkiye’de devlet, yurttaşa karşı hukuki ve siyasi yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddetmektedir. İktidarlar, hesap verebilen, hukukun üstünlüğünü esas alan yönetimler yerine kendi otoritelerini güçlendiren bir anlayışı benimsemektedir. Bunun sonucunda ise hak ihlaline uğrayanlar, inkar ve cezasızlık politikalarıyla karşı karşıya kalmaktadır.

    1028. Haftamızda, bu politikaların bir sonucu olarak 31 yıldır akıbeti karanlıkta bırakılan ve failleri cezasızlıkla korunan Hüseyin Taşkaya dosyasını bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    42 yaşındaki 4 çocuk babası Hüseyin Taşkaya, Siverek’te yaşıyor ve müteahhitlik yapıyordu. 90’lı yıllarda, tamamen Bucak Aşireti’nin hakimiyetinde olan Siverek’te ağır hak ihlalleri yaşanıyordu. Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan 13.08.1997 tarihli Susurluk Raporu’nda, güvenlik güçlerinin bölgedeki operasyonları tamamen Bucak Aşireti’ne devretme eğiliminde olduğu ve aşiretin silahlı mensuplarının ‘devlet içinde devlet’ görünümünde oldukları belirtilmişti.

    Yaşanan ihlalleri eleştiren Hüseyin Taşkaya, hem güvenlik güçlerinin hem de Bucak Aşireti’nin hedefi haline geldi. Baskı ve tehditlerin yoğunlaşması üzerine ailesini İstanbul’a taşıdı. Kendisi de işlerini toparlamak amacıyla amcasının evinde kalmaya başladı. 6 Aralık 1993 tarihinde, amcasının Siverek / Bağlar Mahallesi’ndeki evine 30 araçlık bir konvoyla gelen askerler, polisler ve Bucak aşiretine mensup korucular, Hüseyin Taşkaya’yı gözaltına aldı. Onu askeri araca bindirerek götürdü.

    “GÖZALTINA ALINDIĞI KAYITLARA GEÇİRİLMEDİ”

    Ailesi, Hüseyin Taşkaya’yı sormak için jandarmaya, emniyete, savcılığa ve valiliğe başvurdu. Askeri yetkililer gözaltından kısa bir süre sonra Taşkaya’nın polise teslim edildiğini iddia etti. Emniyet ise ‘Bizde yok, Sedat Bucak’a sorun’ diyerek sorumluluktan kaçındı. Dönemin DYP milletvekili, aşiret reisi ve korucubaşı Sedat Bucak, ‘Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor.’ dedi. Ailenin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı, Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı.

    Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın soruşturulması ve suçluların cezalandırılması yönündeki görevini yerine getirmedi. Hüseyin Taşkaya’nın akrabalarının ve bütün mahallelinin tanıklığında gözaltına alınmasını ‘ailenin soyut iddiası’ olarak değerlendirdi ve dosya, takipsizlik kararı verilerek kapatıldı.

    Gözaltında kaybedilişinin 31. yılında bir kez daha hatırlatıyoruz: Hüseyin Taşkaya’nın gözaltına alındığı kayıtlara geçirilmedi. Bugüne kadar akıbeti ve nerede olduğu konusunda hiçbir bilgi verilmedi. Taşkaya’yı kaybedenlere suçlarını gizleme, izlerini örtme ve sorumluluktan kaçma imkanı tanındı.

    1028. Haftamızda bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz: Hüseyin Taşkaya’nın gözaltında kaybedilmesi ile ilgili gerçeği ortaya çıkarmak, suçtan sorumlu kişi ve kuruluşları tespit etmek ve cezalandırmak sizlerin görevidir. Bu görevinizi yerine getirin.

    Kaç yıl geçerse geçsin, Hüseyin Taşkaya ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, polis barikatının kaldırılmasını isteyerek, “Devletin arşivlerini bir an önce açmasını istiyoruz” dedi.

    Yurttaşlar, okunan basın metni ardından ellerindeki karanfilleri, polis bariyerlerinin ardına bıraktı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: 30 yıldır soruyoruz; Hüseyin Taşkaya nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 30 yıldır soruyoruz; Hüseyin Taşkaya nerede?-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 975’inci haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfilleri ile geldi. 700. haftada işkenceyle gözaltına alınan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak yıllar sonra yeniden meydana gelerek kayıp yakınları ile tüm kayıplar için meydana karanfiller bıraktı. Eyleme Avrupa Parlamentosu Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sánchez Amor da katıldı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor. 700. haftada gözaltına alınmaları ile başlayan ve 5 yıldan uzun bir süre boyunca süren müdahalelerin ardından abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu. 700, haftada işkenceyle gözaltına alınan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak yıllar sonra yeniden meydana gelerek karanfil bıraktı. Eyleme Avrupa Parlamentosu Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sánchez Amor da katıldı.

    3 haftadır 10 kişinin katılımıyla sınırlanan eylemde bu hafta da katılımcı sayısı aynıydı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Van Milletvekili Pervin Buldan ise geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya verdiği soru önergesinde “Toplantı ve yürüyüş yapma hakkı anayasayla güvence altına alınmasına ve AYM’nin bu yöndeki hükmüne rağmen Cumartesi Annelerinin açıklamalarına katılımın 10 kişi ile sınırlandırılmasındaki temel amaç ve bunun kanuni dayanağı nedir? Cumartesi annelerinin gerçekleştirecekleri toplantı ve açıklamalara 11’inci kişi olarak katılmamın önünde herhangi bir yasal engel bulunmakta mıdır?” diye sormuştu.

    “ADALET ISRARIMIZ SÜRECEK”

    975 Haftada yapılan açıklamayı Cumartesi Anneleri adına Sebla Arcan okudu. Arcan’ın okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra varlığı inkâr edilen ve kendilerinden bir daha haber alınamayan insanların aileleri ve insan hakları savunucuları olarak, “Kayıpların bulunması ve adaletin sağlanması” talebimizi kamuoyu ile paylaşmak üzere buradayız.
    Buradayız, çünkü iktidarların unutturmaya çalıştıklarını hatırlamak, geçmişle yüzleşmenin, demokratikleşmenin, hukuka ve insan haklarına yönelmenin önemli bir parçasıdır. Bizim unutmama ısrarımız aynı zamanda hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanan demokratik bir devlet talebidir.
    975. haftamızda bir kez daha devleti yönetenlere sesleniyoruz: hakikati bilme ve adalete ulaşma hakkımızı ihlal etmeye son verin; kayıplarımızın akıbetlerini açığa çıkartacak, adaleti sağlayacak etkili soruşturma ve kovuşturma yapma yükümlülüğünüzü yerine getirin.”

    “HÜSEYİN TAŞKAYA İÇİN ADALET İSTEMEYE DEVAM EDECEĞİZ

    Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 975. haftasında gözaltında kaybedilen ve 30 yıldır akıbeti karanlıkta bırakılan Hüseyin Taşkaya için adalet istedi.
    42 yaşındaki 4 çocuk babası Hüseyin Taşkaya’nın, Siverek’te yaşadığını ve müteahhitlik yaptığını belirten Arcan, şunları ifade etti:

    “6 Aralık 1993 tarihinde amcasının Siverek / Bağlar Mahallesi’ndeki evine 30 araçlık bir konvoyla gelen asker, polis ve Bucak aşiretine mensup korucular Hüseyin Taşkaya’yı gözaltına aldı. Gözaltını engellemek isteyen akrabaları ağır biçimde darp edildi. Taşkaya askeri araca bindirilerek götürüldü.
    Ailesi Hüseyin Taşkaya’yı sormak için jandarmaya, emniyete, savcılığa, valiliğe başvurdu. Ancak tüm girişimleri sonuçsuz kaldı, Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı. Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini açığa çıkartacak etkin bir soruşturma yürütülmedi. Akrabalarının ve tüm mahallenin tanıklığında gözaltına alınmış olmasına rağmen, savcılık konuya ilişkin suç duyurusunu ailenin soyut iddiası olarak değerlendirdi ve dosyada takipsizlik kararı verdi. Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti karanlıkta bırakıldı, failleri cezasızlıkla korundu. Ailesi dört kuşaktır Hüseyin Taşkaya’yı aramayı sürdürüyor.
    975. haftamızda adli ve siyasi makamlara sesleniyoruz: gözaltında kaybetme suçunun devam eden ihlal niteliği taşıdığını dikkate alın. Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini açığa çıkartacak ve faillerin yargılanmalarını sağlayacak etkinlikte bir soruşturma ve kovuşturma yapma yükümlülüğünüzü yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin; Hüseyin Taşkaya için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “YAKINLARIMIZI ARADIĞIMIZ TEK YER GALATASARAY MEYDANI

    Eylemde Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif  Taşkaya da konuştu. 1992 yılından bu yana babalarının akıbetini sorduklarını belirterek, “Bu alanda gözlatında kaybedilen yakınlarımızı akıbetini soruyorduk, mücadelemizi veriyorduk. 700’üncü haftadan bu yana gözaltında kaybedilenlerin yakınlarına kapatıldı. İşkenceyle, gözaltıyla bizi mücadelemiz engellenmeye çalışıldı. Babamızı, yakınlarımızı aradığımız tek yer Galatasaray Meydanı. Bu alanın açılmasını talep ediyoruz. Kaybedilen yakınlarımızın akıbetini ve kaybedenlerin yargılanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    Dilan Şimşek- Devrim Fındık / İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 1993’te gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu

    Cumartesi Anneleri 1993’te gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, 923. Hafta eyleminde 6 Aralık 1993’te gözaltına alınan ve bir daha akıbetine ulaşılamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti sordu.

    Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın adalet arayışı sürüyor. 923. Haftada Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı için alınan yasak kararı sebebiyle eylemlerini online yaptı.

    Bu haftaki eylemde 6 Aralık 1993’te Siverek’te gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan 42 yaşındaki Hüseyin Taşkaya’nın akıbetine dikkat çekildi.

    Hüseyin Taşkaya’nın gelini Ayşe Taşkaya’nın okuduğu basın açıklamasında yargı mekanizmasının işletilmediğine vurgu yapıldı.

    “ADALET SİSTEMİNİN TERAZİSİ BOZUK”

    Ayşe Taşkaya, Adalet Bakanına seslenerek “Tanıklara, delillere, mahkeme kayıtlarına, AİHM kararlarına, Meclis raporlarına rağmen failleri cezasız bırakılan kayıp dosyaları adalet terazinizin neresinde?” diye sordu. Taşkaya, “923 haftadır söyledik, söylemeye devam edeceğiz” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Adalet, hukukun doğru şekilde uygulanmasını gerektiriyor ise, adalet, haklının hakkını alabilmesi ise, yaşadık biliyoruz; bizim için hukuk yok, adalet yok. Bize yaşatılan zulmü görmezden gelen, bizi bekleyişin belirsizliğine hapsetmek isteyen adalet sisteminin terazisi bozuk.”

    “MAHALLE HALKININ TANIKLIĞINDA GÖZALTINA ALINDI”

    Ayşe Takaya, Hüseyin Taşkaya’nın Siverek’te müteahhitlik yaptığını ve güvenlik güçleri ile Bucak Aşiretinin hedefi haline geldiğini de belirtti. Hüseyin Taşkaya’nın uğradığı hak ihlalleri nedeniyle ailesini İstanbul’a taşıdığı bilgisini veren Ayşe Taşkaya, Hüseyin Taşkaya’nın ise Siverek’te yaşamaya devam ettiğini belirtti.

    6 Aralık 1993’te Bağlar Mahallesi’ndeki evine 30 araçlık bir konvoyla gelen asker, polis ve Bucak aşiretine mensup korucuların, Hüseyin Taşkaya’yı gözaltına aldığını belirten Ayşe Taşkaya, şöyle devam etti:

    “Askeri araca bindirerek götürdüler. Ailesi, Hüseyin Taşkaya’yı sormak için jandarmaya, emniyete, savcılığa, valiliğe başvurdu. Askeri yetkililer, gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra Taşkaya’nın polisler tarafından götürüldüğünü söyledi. Emniyet ise, ‘bizde yok Sedat Bucak’a sorun’ dedi. DYP milletvekili, aşiret reisi- korucubaşı Sedat Bucak ‘Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor.’ dedi. Ailenin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı, Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı.

    Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı kaçırmayı aydınlatmadı. Hüseyin Taşkaya’nın akrabalarının ve bütün mahallelinin tanıklığında gözaltına alınmasını ailenin soyut iddiası olarak değerlendirdi ve takibata yer olmadığı gerekçesiyle dosyada takipsizlik kararı verdi. Taşkaya’yı kaybedenlere suçlarının üstünü örtme ve sorumluluktan kaçma imkanı verildi. Geçtiğimiz Temmuz ayı ortalarında Urfa’nın Hilvan ilçesi Tutumlu Köyünde bulunan çok sayıda kafatası ve kemik parçaları Urfa’da kaybedilenlerin yakınlarını yeniden harekete geçirdi. Taşkaya Ailesi de İHD Urfa Şubesi ve Urfalı kayıp yakınlarıyla beraber 25 Temmuz 2022 tarihinde Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. DNA incelemesi yapılarak bulunan kemiklerin kimlik tespitinin yapılmasını istedi.

    Taşkaya’nın kaybedilmesine dair gerçeğin ortaya çıkarılması savcı ve mahkemelerin görevidir. Kaç yıl geçerse geçsin; Hüseyin Taşkaya için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 224 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 872. Hafta eyleminde Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 872. Hafta eyleminde Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinin 872’nci haftasında 28 yıl önce kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu. Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya, “Bir mezarımızın olmasını istiyoruz” dedi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetlerini sormak ve faillerin yargılanması için her hafta düzenledikleri eylemlerinin 872’ncisini gerçekleştirdi. Online yapılan eylemde, 6 Aralık 1993 yılında Urfa’nın Siverek ilçesinde gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu.

    Hüseyin Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya, 28 yıldır bir arayış içerisinde olduklarını belirterek, “Ne ölüsünü ne de dirisini bulamadık. Ama bunun peşini bırakmayacağız. Hüseyin’i asker, polis ve korucular birlikte alıp götürdü. Cesedimizi bulup, bir mezarımızın olmasını istiyoruz. Türkiye devleti bizi yalnız bıraktı ama insan hakları bizi yalnız bırakmadı. Ölene kadar da akıbetini sormaya devam edeceğiz” dedi.

    “TÜM KAYIPLAR BULUNANA KADAR ADALET ARAYIŞIMIZ DEVAM EDECEK”

    Yıllardır babasının akıbetini öğrenemediğini belirten Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya, “Babamı 7 yaşımda kaybettim ve onu kaybetmemle birlikte arayışım başladı. Umudum ancak 2 yıl sonra Cumartesi Anneleriyle tanışmamla birlikte arttı. Cumartesi Anneleri’nde ilk olarak babaannemin oğlunu aramasıyla dahil olduk ve daha sonra annemle birlikte ve artan umudumuzla birlikte ben de bu sürece dahil oldum. Bizim çağrımız yıllarca hep aynı şekilde yankılanmıştır. Kayıplar bulunsun ve failler yargılansın. Herkes için adalet talebimizi yıllardır söylüyoruz. Tüm kayıplar bulunana ve failler yargılanana kadar adalet mücadelemiz sürecek” diye belirtti.

    “ADALET İHTİYACINA CEVAP VERECEK BİR YARGI SİSTEMİ YOK”

    Cumartesi Anneleri adına basın açıklamasını Hüseyin Taşkaya’nın yeğeni Özlem Taşkaya okudu. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 73’üncü yılına girildiğini hatırlatan Taşkaya, “Bildirgeye göre hak ve özgürlüklerin tam olarak gerçekleşebileceği bir toplumsal düzen herkesin hakkıdır. Biz kayıp yakınları olarak bildirgede yer alan haklarımızdan ve hak arama özgürlüğümüzü kullanma imkânından mahrumuz. Bunun sonucunda tüm girişimlerimize rağmen iç hukukta etkin bir yargı yolu bulamıyor, kayıplarımıza ve adalete ulaşamıyoruz. Türkiye’de vatandaşın adalet ihtiyacına cevap verecek bir yargı sistemi yok. Kaç yıl geçerse geçsin Hüseyin Taşkaya ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 820. haftasında: İnkar ve cezasızlığa son verin – VİDEO

    Cumartesi Anneleri 820. haftasında: İnkar ve cezasızlığa son verin – VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin 820. haftasında 27 yıl önce Siverek’te gözaltına alınan Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sorularak faillerin peşini bırakmayacakları ve mücadelen vazgeçmeyecekleri vurgulandı.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması için her hafta düzenledikleri eylemlerinin 820. haftasını gerçekleştirdi. Koronavirüs nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirilen eylemde bu hafta 6 Aralık 1993 tarihinde Siverek Bağlar Mahallesi’ndeki amcasının evinden askerler, polisler ve Bucak aşiretine mensup korucular tarafından gözaltına alınan bir daha haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu.

     

    Cumartesi Anneleri, 820. haftalarında gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu, sorumluların cezalandırılmasını istedi.

    TAŞKAYA: DEVLET FAİLLERİ BİLİYOR

    Pandemi nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamada ilk olarak Taşkayanın eşi Sultan Taşkaya konuştu. Eşinin 27 yıl önce kardeşinin evinden, aralarında Sedat Bucak’ın kardeşi Ahmet Bucak’ın da olduğu korucular, asker ve polisler tarafından gözaltına alındığını söyleyen Sultan Taşkaya, bu sırada gözaltına engel olmaya çalışan aile bireylerinin darp ve tehdit edildiğini kaydetti. Tehditler nedeniyle ailenin bir kısmının Siverek’i terk etmek zorunda kaldığını aktaran Sultan Taşkaya, “27 yıldır Hüseyin’i arıyoruz, çalmadık kapı bırakmadık ama hiçbir ize rastlamadık. Devlet gözaltına aldı, herkes biliyor. Sağ olmadığını biliyoruz, en azından mezarını istiyoruz” dedi.

    “Çocuklarımız büyüdü, torunlarımız oldu. Şimdi onlar devraldı mücadeleyi. Failler belli, ortada geziyorlar. Devlet de biliyor” diyen Sultan Taşkaya, eşinin mezarını bulana kadar ve sorumlular yargılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

    25 yıl boyunca Galatasaray’da oturduklarını ve tüm kayıp yakınlarıyla büyük bir aile olduklarını da vurgulayan Sultan Taşkaya, “Tek kayıp kalmayana kadar, mücadelemizden de Galatasaray’dan da vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “VAZGEÇMEYECEĞİZ, MÜCADELEMİZ NESİLDEN NESİLE SÜRECEK”

    Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya, babası kaybedildikten sonra annesi ile birlikte geldiği Galatasaray Meydanı’nda büyüdü. Şimdi de kayıplar mücadelesini sürdürüyor.

    Babası kaybedildiğinde 7 yaşında olduğunu hatırlatan Serpil Taşkaya, ilk olarak Galatasaray’a babaannesiyle birlikte gittiğini anlattı.

    “Daha sonra annem ve babamı bulacağıma yönelik artan umudumla birlikte ben de bu mücadeleye dahil oldum” diyen Taşkaya, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın talebimizi yıllardır yükseltiyoruz. Tüm kayıplarımızın akıbeti belli olana ve failleri yargılanana kadar bu mücadele nesilden nesile devam edecek. Herkes için adalet arayışımdan, 25 yıl önce çocuk olarak geldiğim, bugün de çocuklarımla sürdürdüğüm kayıplar mücadelemizin mekanı Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Haftanın açıklamasını da Hüseyin Taşkaya’nın Galatasaray’da büyüyen torunu Helin Taşkaya okudu.

    Gözaltında kaybedilen insanlar için hakikat ve adalet arayışının 820. haftasında olduklarını söyleyen Taşkaya, “Kaç yıl geçerse geçsin devlet, gözaltında kaybedilen insanlarımızın  akıbetleriyle ilgili, yakınlarına bilgi vermek, bedenlerinin nerede olduğunu tespit etmek ve adaleti sağlamakla yükümlüdür” ifadelerine yer verdi.

    Ancak devletin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini kaydeden Taşkaya, Hüseyin Taşkaya’nın gözaltında kaybedilişinin 27. yılında bir kez daha iktidarı ve adli makamları göreve çağırarak, “Hüseyin Taşkaya dosyasındaki inkara ve cezasızlığa son verin. Etkin soruşturma ve kovuşturma yaparak Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini açıklayın. Onun gözaltında kaybedilmesine neden olanları adil bir biçimde cezalandırın” çağrısında bulundu.

    Taşkaya, tüm kayıplar için adalet istemekten de, 121 haftadır kayıp yakınlarına yasaklanan, kayıplarla buluşma mekanı Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

    NE OLMUŞTU?
    42 yaşındaki 4 çocuk babası Hüseyin Taşkaya Siverek’te yaşıyordu. 12 Eylül döneminde beş yıl hapiste kaldı. Hapishaneden çıktıktan sonra inşaat işine girdi. 90’lı yılların başında Siverek’te varlıklı bir müteahhit oldu.

    O dönem tamamen Bucak Aşireti’nin hâkimiyetinde olan Siverek’te ağır hak ihlalleri yaşanıyordu. Bu durum devletin Susurluk Raporu’nda  “aşiretin silahlı mensuplarının ‘devlet içinde devlet’ görünümünde oldukları”  şeklinde yer aldı.

    Çevresinde sözüne itibar edilen Hüseyin Taşkaya, bu ihlalleri eleştirdiği için güvenlik güçlerinin ve Bucak Aşireti’nin hedefindeydi. Adının ölüm listesinde olduğu duyumları gelmeye başlayınca evini İstanbul’a taşıdı. Kendisi de kalan işlerini toparlamak üzere  amcasının evinde kalmaya başladı.

    Hüseyin Taşkaya, 6 Aralık 1993 tarihinde Siverek Bağlar Mahallesi’ndeki amcasının evinden askerler, polisler ve Bucak aşiretine mensup korucular tarafından gözaltına alındı. Gözaltı işlemini gerçekleştiren 30 araçlık konvoya Siverek Jandarma Karakol Komutanı Üsteğmen Ahmet Şentürk komuta ediyordu.

    Ailesi Hüseyin Taşkaya’yı sormak için hemen jandarmaya, emniyete, savcılığa ve valiliğe başvurdu. Askeri yetkililer, gözaltı işleminden kısa bir süre sonra Taşkaya’nın polisler tarafından götürüldüğünü söyledi. Emniyet  ise “Bizde yok Sedat Bucak’a sorun” dedi. DYP milletvekili, aşiret reisi- korucubaşı Sedat Bucak da ” Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor.” dedi.

    Oğlundan haber alma umuduyla Siverek Emniyeti’ne giden Fatime Taşkaya’ya emniyette “Bir daha bize gelmeyin. Diğer oğullarınla birlikte burayı terk edin, yoksa onlar da kaybolur” denildi. Urfa Valisi Ziyaeddin Akbulut’la görüşen aile, Hüseyin Taşkaya’nın bulunmasını istedi. Gözaltına alındığı inkar edilen Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı.

    Olayı soruşturmak, suçu ve suçluyu açığa çıkarmakla görevli Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı, Hüseyin Taşkaya’nın gözaltına alınmasını ailenin soyut iddiası olarak değerlendirdi. Yapılan suç duyursunu soruşturmaya yer olmadığı  kararı ile kapattı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Cumartesi Anneleri: Kayıplarımız sistemin aynasıdır

    Cumartesi Anneleri: Kayıplarımız sistemin aynasıdır

    Cumartesi Anneleri bu hafta, Siverek’te 26 yıl önce gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu. Taşkaya’nın oğlu, “Kayıplarımız sistemin aynasıdır. Bu aynayı ne kadar görmek istemeseler de biz buradayız” dedi.

    Kayıpların akıbetini sormak ve faillerinin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 767’nci haftasında Galatasaray Meydanı’nda buluşmak isteyen Cumartesi Anneleri, bir kez daha engellendi. Cumartesi Anneleri, polis ablukasına alınan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta eylemlerini gerçekleştirdi. Cumartesi Anneleri, üzerinde kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyerek, karanfiller taşıdı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Ahmet Şık, HDP İstanbul İl Örgütü Eşbaşkanı Elif Bulut ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu eyleme destek verdi.

    Bu haftaki eylemde 6 Aralık 1993 yıllında Urfa’nın Siverek ilçesine bağlı Bağlar Mahallesi’nde amcasının evinde gözaltına alınarak, kendisinden bir daha haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu.

    “ANAYASAL HAKKIMIZ YOK SAYILIYOR”

    Bu haftaki açıklamayı okuyan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, bireylerin her türlü hak ihlalinden arındırılmış bir hayat sürmeleri, en temel anayasal hak olduğunu vurguladı. Hiç kimsenin korku, endişe ve belirsizlik duygusuyla yaşamaya mahkûm edilemeyeceğini dile getiren Yoleri, “Hiç kimse bir hak ihlaline uğradığında etkili hak aram güvencesinden mahrum bırakılamaz. Herkesin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme ve uğradığı haksızlığın giderilmesini talep etme hakkı vardır. Ancak bizim Anayasa’nın ve evrensel hukukun güvencesindeki bu haklarımız yok sayılıyor. Sahip olduğumuz hak ve özgürlüklere hukukun ilke ve esaslarına aykırı bir şekilde müdahale ediliyor. Herkese karşı dürüst, eşit ve tarafsız davranmakla yükümlü olan kamu görevlileri bize karşı keyfi, taraflı ve önyargılı hareket ediyor. Hukuk devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adalete ve eşitliğe uygun bağımsız bir hukuk düzeni kuran devlettir. Artık yeter kayıplarımıza ve adalete ulaşmak için hukuk devleti istiyoruz” diye belirtti.

    TAŞKAYA’NIN AKIBETİ SORULDU

    6 Aralık 1993 yıllında Siverek’e bağlı Bağlar Mahallesi’nde amcasının evinde gözaltına alınarak, bir daha haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sormak için bir araya geldiklerini ifade eden Yoleri, Taşkaya dosyasındaki inkar ve cezasızlığın artık son bulması gerektiğini söyledi. Taşkaya’nın yaşam öyküsünü anlatan Yoleri, şöyle devam etti: “42 yaşındaki 4 çocuk babası Taşkaya, Siverek’te yaşıyordu. 1990’lı yıllarda tamamen Bucak Aşireti’nin hâkimiyetinde olan Siverek’te ağır hak ihlalleri yaşanıyordu. Müteahhit olan ve çevresinde sözüne itibar edilen Taşkaya, bu ihlalleri eleştirdiği için güvenlik güçlerinin ve Bucak Aşireti’nin hedefindeydi. Taşkaya, 6 Aralık 1993 tarihinde Siverek Bağlar Mahallesi’ndeki amcasının evinden askerler, polisler ve Bucak aşiretine mensup korucular tarafından gözaltına alındı. Gözaltı işlemini gerçekleştiren 30 araçlık konvoya Siverek Jandarma Karakol Komutanı Üsteğmen Ahmet Şentürk komuta ediyordu.”

    “BİZDE YOK SEDAT BUCAK’A SORUN”

    Hüseyin Taşkaya’yı sormak için ailesinin jandarmaya, emniyete, savcılığa ve valiliğe başvuru yaptığını anımsatan Yoleri, “Askeri yetkililer gözaltı işleminden kısa bir süre sonra Taşkaya’nın polisler tarafından götürüldüğünü söyledi. Emniyet ‘Bizde yok Sedat Bucak’a sorun’ dedi. DYP milletvekili, aşiret reisi- korucubaşı Sedat Bucak  ‘Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor’ dedi. Olayı soruşturmak, suçu ve suçluyu açığa çıkarmakla görevli Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, akrabalarının ve bütün mahallelinin tanıklığında gerçekleşmesine rağmen Taşkaya’nın gözaltma alınmasını ailenin soyut iddia olarak değerlendirmesinde bulundu. Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı” ifadelerini kullandı.

    “TAŞKAYA AKIBETİNİ AÇIKLAYIN”

    Taşkaya’nın gözaltında kaybedilmesinden korucubaşı Sedat Bucak başta olmak üzere korucular Ahmet Bucak, Ahmet Ersin Bucak, Halil Beyazkaz, Kemal Üzeyroğlu, İsmet Özeyranoğlu ve Mustafa Üzeyroğlu sorumlu olduğunu vurgulayan Yoleri, “Hüseyin Taşkaya’nın gözaltında kaybedilmesinden dönemin Siverek Jandarma Karakol Komutamı Üsteğmen Ahmet Şentürk, Siverek kaymakamı Celalettin Yüksel, Urfa Jandarma Alay komutanı Seral Saral, Jandarma Asayiş Bölge Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, Urfa Emniyet Müdürü Mehmet Cebe, Urfa Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube Müdürü Mustafa Tekin, Urfa Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Fidanboy, Urfa Valisi Tevfik Ziyaeddin Akbulut sorumludur” dedi.

    Taşkaya’nın gözaltında kaybedilişinin 26’ncı yıllında iktidarı ve adli makamları göreve çağırdıklarını ifade eden Yoleri, “Hüseyin Taşkaya dosyasındaki cezasızlığa son verin. Etkin soruşturma ve kovuşturma faaliyeti sonucunda Taşkkaya’nın akıbetini açıklayın. Onun gözaltında kaybedilmesine neden olanları adil bir biçimde cezalandırın” diye belirtti.

    “KAYIPLARIMIZ SİSTEMİN AYNASIDIR”

    Açıklamanın ardından söz alan Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya ise, 26 yıldır bu mücadele içinde yer aldığını belirterek, “Bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Hiçbir vasfı olmayan insanlara güç verirseniz o gücü vahşice kullanır. Benim babam ve diğerleri, hiçbir vasfı olmayan insanlar tarafından aldıkları güce dayanarak katledildi” diye kaydetti.

    Ardından konuşan Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşakaya da, babasının yüzlerce tanığının olduğu bir yerde gözaltına alındığını söyledi. Taşkaya, “Urfa’da bir şey elde edemedik. Ondan sonra 1995’te Galatasaray Meydanı’nda kayıplarımızı aramaya başladık. Kayıplarımızın katilleri olan Mehmet Ağar, Tansu Çiller dönemlerini arar olduk. Kayıplarımız sistemin aynasıdır. Bu aynayı ne kadar görmek istemeseler de biz buradayız” dedi.

    Dün babasının ölüm yıl dönümünü olduğunu hatırlatan Taşkaya, “Babamın kaybedilişin 26’ncı yılı, anamadık. Çünkü biz bu ölümü kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “HESAPLAŞMADAN GİTMEYECEĞİZ”

    Daha sonra söz alan Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, annesi Asiye Karakoç’un kardeşinin akıbetini soramadan yaşamını yitirdiğini dile getirerek, “Onların bıraktığı yerden mücadele edeceğiz. Sesimizi kısmaya çalışanlar utansın. Bize terörist diyenleri, o annelerin ahı tutsun. Sizler iflah olmayın, yaşam yüzü görmeyin. Sizinle hesaplaşmadan gitmeyeceğiz. Size rahat ve huzur vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    HARBİYELİ ANNELER’DEN ZİYARET 

    Eylemden sonra Harbiyeli Anneler, İHD binasına gelerek Cumartesi Annelerini ziyaret etmek istedi. Polisin engellemesiyle karşılaşan Harbiyeli Anneler ile polisler arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Harbiyeli Anneler, Genel Bilgi Taraması (GBT) kontrolünden geçildikten sonra Cumartesi Anneleri ile görüşebildi.

  • Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri yasaklı olan eylemlerinin 715’inci haftasında Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu; Galatasay Meydanı ısrarından vazgeçmeyeceklerini belirtti.

    İstanbul Taksim’de Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilmesi 700’üncü haftadan bu yana yasaklanan Cumartesi Anneleri’nin basın açıklaması, bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yapıldı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Zeytinburnu Belediyesindeki işinden çıkarıldığı için eylem yapan Kenan Güngördü katılarak Cumartesi Anneleri’ne destek verdi.

    Eylemde bu hafta 6 Aralık 1993’de bu yana haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu.

    Cumartesi Anneleri adına açıklamayı Şehriban Taşkaya okudu.

    “GALATASARAY MEYDANI ENGELLEMESİ ANAYASAYA AYKIRI”

    Açıklamada, 15 haftadır Galatasay Meydanı’nda açıklama yapmalarına izin verilmediği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

    “15 haftadır ısrarla söylüyoruz; bu engellemeler Anayasa’ya, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Bu engellemeler temel hak ve özgürlüklerimizin özüne ve demokratik değerlere yapılmış bir saldırıdır.”

    “AİLESİNE ‘SEDAT BUCAK’A SORUN’ DENİLDİ”

    Açıklamada devamla, Taşkaya’ya ilişkin süreç şöyle anlatıldı:

    “6 Aralık 1993 tarihinde askerler, polisler, Bucak aşiretine mensup korucular otuz araçlık konvoyla, Urfa’nın Siverek ilçesi Bağlar mahallesindeki Mehmet Taşkaya’nın evine baskın yaptı. Üsteğmen Ahmet Şentürk’ün yönettiği baskında Hüseyin Taşkaya gözaltına alındı.

    Hüseyin Taşkaya’yı  sormak için  emniyete, savcılığa, valiliğe giden ailesine ‘Sedat Bucak’a sorun.’ denildi. DYP milletvekili, aşiret reisi- korucu başı Sedat Bucak da ‘Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor.’ dedi.

    Oğlundan haber alma umuduyla  Siverek Emniyet’ine giden Fatime Taşkaya’ya ‘Bir daha bize gelmeyin. Diğer oğullarınla birlikte burayı terk edin, yoksa onlar da kaybolur.’ denildi.

    Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı.”

    Taşkaya’nın annesi Fadime Taşkaya’nın 17 Ekim 2015’de oğlunun durumuyla ilgili haber alamadan hayatını kaybettiği belirtilen açıklama, şu ifadelerle son buldu:

    “Hakikat ve adalet talebimiz gerçekleşinceye kadar kayıplarımızı aramaktan ve kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz!”

    “ONLARDAN ALDIĞIMIZ MİRASI ASLA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Açıklamanın ardından Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya ve kızı Serpil Taşkaya birer konuşma yaptı. Konuşmalarda Hüseyin Taşkaya’yı 25 yıldır aradıkları vurgulandı; kayıp yakınları olarak Galatasaray Meydanı konusunda ısrarlı oldukları ifade edildi.

    Son olarak konuşan Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç, “Asiye annenin ikinci ölüm yıl dönümü dolasıyla birkaç kelime söylemek istedim.” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

    “Onlar bize Galatasaray’ı emanet ettiler. Onlar vahşetin, barbarlığın, katliamın karşısında dimdik onurlu bir şekilde durdular. 23 yıldır bu mücadeleyi sürdürdüler. Onlardan devraldığımız mirası asla bırakmayacağımızı ilan etmek istiyorum.”

    Haber-Fotoğraf: Eylem Babayiğit

  • Cumartesi Anneleri: Geçmişin hesabı verilmeden özgür ve adil bir gelecek olmaz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Geçmişin hesabı verilmeden özgür ve adil bir gelecek olmaz-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eyleminin 663. haftasında konuşan kayıp yakını Serpil Taşkaya, devletin öldürdüğü insanların kemiklerinden bile korktuğunu belirtti.

    Haberin Videosu Gelecek

    Cumartesi Anneleri eylemlerinin 663. haftasında 6 Aralık 1993’te Siverek’te gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya ve onu ararken hayatını kaybeden Fatime Taşkaya andı.

    Eylemde açılan “Failler belli kayıplar nerede?” pankartının üzerine kayıpların resimleri, Hüseyin Taşkaya’nın cezaevinde çocuklarına yazdığı mektuplar ve kırmızı karanfiller konuldu.

    Cumartesi Annesi Asiye Karakoç’un ölümünün 1. yılı nedeniyle ilk sözü oğlu Hasan Karakoç söz aldı. 22-23 yıllık mücadelelerinde bir arpa boyu yol alamadıklarını kaydeden Hasan Karakoç, Türkiye’de 22 yıldır feryat ettiklerini ancak yetkililerin kör, sağır ve dilsizi oynadıklarını belirtti. Dosyaların kozmik odalarda bekletildiğini söyleyen Hasan Karakoç, yıllar önce Berfo Ana’ya verilen sözleri hatırlatarak Türkiye’de adalete ilişkin hiçbir adım atılmadığını vurguladı.

    “DEVLET YÜZLEŞMEKTEN KORKUYOR”

    Ardından Taşkaya ailesi adına konuşan Serpil Taşkaya, cumartesi eylemlerine küçük bir aile ve insan hakları savunucularıyla başlarken yaşananların sadece kendilerinin başına geldiğini zannettiğini belirterek mücadelelerinin giderek büyüdüğünü ifade etti.

    Üzerinde ağlayabileceği bir mezarı olmasını istediklerini söyleyen Serpil Taşkaya, “Oysa devlet öldürdüğü insanların kemikleriyle bile yüzleşmekten korkuyor. Devlet şunu bilsin ki geçmişin hesabı verilmeden özgür ve adil bir gelecek olmaz” şeklinde konuştu.

    “VAY O DEVLERİN HALİNE”

    Arkasından söz alan Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya, babasının sistemin dayattığı asimilasyon politikalarını kabul etmediğini, her hareketiyle bunu insanlara anlattığını kaydetti. 1993 yılında gözaltına alındığı günden beri babasından haber alamadıklarını ifade eden Şerif Taşkaya, o dönemde dilekçe yazacak birini bile bulamadıklarını belirtti. Şerif Taşkaya “Bir memlekette savcı bir JİTEM komutanından bir korucudan emir alıyorsa vay o devlerin haline” dedi.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına basın açıklamasını  gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın yeğeni Sürgün Taşkaya okudu.

    Taşkaya, “Uluslararası hukukta gözaltında kaybetme insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak nitelendirilir. Bu suçu işleyenlerin kişisel sorumlulukları yanında, suçun gerçekleşmesine izin veren yetkililer ile devletin de sorumlu olduğunu belirtir” dedi.

    “KAYBEDENLERE CEZADAN KURTULMA İMKANI VERİLDİ”

    Bu yüzden 663 haftadır Galatasaray’dan haykırdıklarını söyleyen Taşkaya, devletin gözaltında kaybetme suçundaki sorumluluğunu kabul etmesini, uluslararası hukuktan ve Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesini istedi.

    Taşkaya, 24 yıl önce gözaltından kaybedilen 42 yaşındaki 4 çocuk babası Hüseyin Taşkaya’nın gözaltına alındığının kayıtlara geçirilmediğini, bugüne kadar akıbeti ve nerede olduğu konusunda hiçbir bilgi verilmediğini söyledi. Taşkaya, kaybedenlere ise suçlarını gizleme, izlerini örtme ve cezadan kurtulma imkanı verildiğini vurguladı.

    TÜM BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI

    Sürgün Taşkaya, Hüseyin Taşkaya dosyasına ilişin ise şu bilgileri verdi.

    “42 yaşındaki 4 çocuk babası Hüseyin Taşkaya Siverek’te yaşıyor ve müteahhitlik yapıyordu. 90’larda Siverek,  devletle ilişkisi Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporunda da belgelenen Bucak Aşireti’nin hâkimiyetindeydi. Söz konusu raporda da belirtildiği gibi güvenlik güçleri yetkilerini adeta Bucak Aşireti’ne devretmişti.

    Hüseyin Taşkaya Siverek’teki ağır hak ihlallerini eleştirdiği için güvenlik güçlerinin ve Bucak Aşireti’nin hedefindeydi. Bu nedenle evini İstanbul’a taşıdı. Ailesini yerleştirdikten sonra yarım kalan işlerini tamamlayıp İstanbul’a dönmek üzere Siverek’e geldi ve amcası Mehmet Taşkaya’nın evinde yaşamaya başladı. Kısa bir süre sonra 6 Aralık 1993 tarihinde askerler, polisler ve Bucak aşiretine mensup korucular otuz araçlık konvoyla, Siverek’in Bağlar Mahallesindeki Mehmet Taşkaya’nın evine baskın yaptı. Evde bulunan Hüseyin Taşkaya gözaltına alındı. Gözaltına direnen akrabaları ağır biçimde darp edildi.

    Ailesi Hüseyin Taşkaya’yı sormak için jandarmaya, emniyete, savcılığa, valiliğe başvurdu. Askeri yetkililer gözaltından kısa bir süre sonra Taşkaya’nın polisler tarafından götürüldüğünü söyledi. Emniyet ve valilik ‘Sedat Bucak’a sorun’ dedi.  DYP milletvekili, aşiret reisi- korucubaşı Sedat Bucak ‘Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor’ dedi.  Ailenin tüm başvurular sonuçsuz kaldı. Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı.”

    KORUCUBAŞINDAN DÖNEMİN CUMHURBAŞKANI’NA KADAR

    Taşkaya, “Hüseyin Taşkaya’nın gözaltında kaybedilmesinden korucubaşı Sedat Bucak ile bazı korucular, Siverek Jandarma Karakol Komutanı Üstteğmen Ahmet Şentürk, Siverek kaymakamı Celalettin Yüksel, Urfa Jandarma Alay Komutanı Seral Saral, Jandarma Asayiş Bölge Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, Urfa Emniyet Müdürü Mehmet Cebe, Urfa Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube Müdürü Mustafa Tekin, Urfa Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Fidanboy, Urfa Valisi Tevfik Ziyaeddin Akbulut, OHAL Valisi Ünal Erkan,  Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Genel Kurmay Başkanı Doğan Güneş, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakanı Tansu Çiller, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel sorumludur” dedi.

    Taşkaya, Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sorma ve onun kaybedilmesinde sorumluluğu olan herkesin yargılanmasını talep etmeye devam edeceklerini vurguladı. (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri: Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!-VİDEO

    PİRHA – 649. haftada Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, “Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!” dediler. 

    1 Eylül Dünya Barış Günü ertesinde ve Kurban Bayramı’nın 2. gününde bir araya gelen kayıp yakınları adına konuşan Serpil Taşkaya, “Her sevincin eksik ve buruk yaşandığı mezarsız ölüler coğrafyasında bizi mezarsızlığa değil, bayramsızlığa mahkum ettiler” dedi.

    Cumartesi Anneleri’nin 649. hafta oturumuna kayıp yakınlarının yanı sıra CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve yazar Aslı Erdoğan da katıldı. Kayıpların avukatı ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, meydandaki kayıp yakınlarının bayram kutlayamadıklarını söyledi. Tanrıkulu, “Her gün bir yerlerden ölüm ve kayıp haberleri alıyoruz. Anayasanın olmadığı OHAL’in sürekli olduğu, yargının değil bağımsız, hiç olmadığı bir dönemdeyiz. Kayıplarımızın akıbetini öğrenene kadar bu meydanda adalet arayışımızı sürdüreceğiz” dedi.

    “UN ÇUVALLARINA SARIP GÖMMÜŞLER”

    1996’da katledilen ve cenazesi kaybedilen Ahmet Kaya’nın kızı Emine Kaya Erbek 20 senedir aradığı babasının kemiklerini 25 Ağustos Cuma günü Şırnak Güçlükonak’a bağlı Taşkonak köyündeki toplu mezarda bulmuştu. Akrabalarının da yardımıyla kendi imkanlarıyla kazdıkları mezarda 10 akrabasının un çuvallarına ve battaniyelere sarılmış cesetlerini çıkarıp 3 tabut içerisinde Yatağankaya’ya gömdüklerini söyleyen Erbek, “Hangi kapıya gitsem kimse yardımcı olmadı. Kendi imkanlarımla babamın kemiklerine sahip çıktım. Kendi çabamla babamın mezarını yaptım” dedi.

    “SOKAKTAKİ KÖPEĞİN BİLE YARGIYA İNANCI KALMADI”

    1993’te gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya ise babalarının bulunması için yaptıkları bütün başvuruların sonuçsuz kaldığını belirterek, “Dilekçelerimiz çöpe atıldı. Devlet nezdinde yalan da olsa ‘araştırıyoruz’ denmedi. Sanki biz bu devletin vatandaşı değildik. Biz uzaydan mı geldik anlamadık. Yargı adalet o kadar yozlaşmıştı ki hak arayana cezalar veriliyordu. Bu da bir kirlenmeyi ve kutuplaşmayı beraberinde getirdi. Kimsenin, sokaktaki köpeğin bile yargıya inancı kalmadı. Ektiğini biçti bu devlet. Bizi yedi ama kendisini de sokaktaki insanı da yiyecek. Biz burda tatil amaçlı değil kayıplarımızı aramak için duruyoruz. Tek isteğimiz adalet. Sorumlular yargılansın kemikleri verilsin bizden özür dilensin” diye konuştu.

     “ADALET VARSA 22 YILDIR NEDEN BURADAYIZ”

    1995’te kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız ise şöyle konuştu: “İki cephe var. Biri muhalefet biri ülkeyi yönetiyor. Ülkeyi yönetenler ‘adalet var’ diyor. Ben de soruyorum adalet varsa 22 yıldır neden buradayız. Dün barış günüydü sadece biz dillendirdik barış talebini. Ülkeyi yönetenlerden barış sözü duymadık. Hep savaş konuşuluyor. Savaş kimseye bir şey kazandırmadı, kazandırmayacak. Sırf koltuk sevdası sizi oraya bağlamış aman koltuk gitmesin kim giderse gitsin. Evlatsız bırakılan bir anne olarak evlatlarını kaybeden annelerin acılarını paylaşıyorum.”

    BU BAYRAMA DA ÇİÇEK BIRAKACAĞIMIZ BİR MEZAR DÜŞÜMÜZÜ GERÇEKLEŞTİREMEDEN GİRDİK”

    649. haftanın basın açıklamasını Kayıp Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya okudu. “Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!” denilen açıklamada “Bugün bayram ve bu bayrama da ‘çiçek bırakacağımız bir mezar’ düşümüzü gerçekleştiremeden girdik. Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız” denildi.

    Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız! başlığı altında yapılan açıklamada “Birleşmiş Milletler 21 Aralık 2010 gün ve 65/209 sayılı kararıyla 2011’den sonra 30 Ağustos’u Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü ilan etti. 649. haftamızda bir kez daha hükümete sesleniyoruz:

    İnsanlığa karşı işlenen bu suçu ortadan kaldırmak için Birleşmiş Milletler’e imzalanacağı taahhüdü verilmesine rağmen bu güne kadar adım atılmayan “Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme” derhal imzalansın!” denildi.

    “BARIŞ, MEZARSIZ BIRAKILANLARIMIZ İÇİN BİR ARMAĞAN OLACAKTIR”

    Açıklamada 1 Eylül Dünya Barış Gününe de vurgu yapılarak “Zorla kaybedilme pratiği tek bir bölge ile sınırlı olmayan bir insan hakkı ihlalidir. Savaşların, silahlı çatışmaların ve ihtilafların giderek arttığı bir dünyada yaşıyoruz. İşte bu yüzden 1 Eylül Dünya Barış Günü ertesinde tekrar ediyoruz: barış insan onuruna yaraşır bir yaşamın temel unsurudur. Barış hakkı, bireyler açısından da bir insan hakkıdır. Barış, bu meydanda fotoğraflarını taşıdığımız mezarsız bırakılanlarımız için bir armağan olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    “BAYRAMLAR HUZUR VE SEVİNÇ GÜNLERİ OLMAKTAN ÇIKARILDI”

    Bugün bayram ve bu bayrama da “çiçek bırakacağımız bir mezar” düşümüzü gerçekleştiremeden girdik. Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız, vurgusuyla devam eden açıklama “Çünkü her sevincin eksik ve buruk yaşandığı mezarsız ölüler coğrafyasında bizi mezarsız lığa değil; bayramsızlığa mahkûm ettiler. Bayramları, huzur ve sevinç günleri olmaktan çıkartıp; bize yaşatılan haksızlığa, hukuksuzluğa ve bize yaşatılan derin acılara isyan günlerine çevirdiler.

    Bayram vesilesiyle bir kez daha hatırlatıyoruz: Bizi mezarsız bırakan, evlatlarımızı kaybedenleri cezasızlıkla koruyan politikalar yalnız bizi etkilemekle kalmıyor; Türkiye’nin demokratikleşmesini de engelliyor” denildi.

    “YALANA KARŞI HAKİKATİ KORUMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Bayram vesilesiyle devleti yönetenlere bir kez daha seslenen Cumartesi annelerinin açıklamasında “Adaletin gerçekleştirilmesi; her insana istisnasız ve eşit olarak insan haklarının sağlanması ile mümkündür. Herkes için huzur ve barış, herkes için bayram sevinci yaşanabilmesi için Türkiye’nin önce insan haklarına ve adalete ihtiyacı var. Yurttaşların hak ve özgürlüklerini esas alan adil bir yönetime ihtiyacı var. Bunu gerçekleştirmeden, bunun için çaba harcamadan bayramdan, huzur ve barıştan söz etmek hakikati öldürmektir. Ülkeyi hakikatten koparmaktır. Toplumu yalanlarla yaşatmaktır.

    Biz topluma dayatılan yalana karşı hakikati savunmak için, toplumsal hafızayı bu yalanlara karşı korumak için Galatasaray’dayız. Bu bayramda da dileğimiz toplumsal barışın sağlanması, bu topraklarda yaşayan herkesin hak ve özgürlükleriyle onurlu bir hayat sürmesidir. Bu dileğimizin gerçekleşmesinin tek koşulu insanlık onurumuza saygı gösteren bir yönetim anlayışının egemen olmasıdır. Hak ve özgürlükleri saldırı altında olan bir toplumun bayramı olmaz” denilerek bir kez daha hakikate dikkat çekildi.

    “ÇABAMIZ GERÇEK BAYRAMLARA ULAŞMA ÇABASIDIR” 

    Açıklama “Yönetenlerin toplumun taleplerine karşılık vermediği koşullarda huzur ve güvenden söz edilemez.
    Gerçek sevinçlere ve gerçek bayramlara ulaşabilmemiz için toplumu hak ve özgürlüklerini sahip çıkmaya çağırıyoruz. Devleti yönetenleri baskı ve şiddet uygulamalarına son vererek demokrasinin ve hukukun sınırlarına çekilmeye çağırıyoruz.
    Kayıplarımızı istiyoruz! Faillerin cezalandırılmasını istiyoruz! Barış istiyoruz!” ifadeleriyle son buldu.

    HABER MERKEZİ