Etiket: hüseyin yaşar sezgin

  • İHD Dersim Şubesi: Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, hasta mahpusların serbest bırakılması çağrısı yaparak oturma eylemi gerçekleştirdi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, hasta mahpusların serbest bırakılması çağrısı yaparak Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu. Açıklamada, ‘Yaşamı savunuyoruz, hasta mahpuslar serbest bırakılsın’ pankartı açıldı.

    Açıklamaya, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “YAŞANAN İHLALLER SİSTEMATİK BOYUTA ULAŞTI”

    Türkiye’de hapishanelerde insan hakları ihlallerinin her geçen gün daha da derinleştiğini belirten Hüseyin Yaşar Sezgin, ” Özellikle hasta mahpuslara yönelik uygulamalar açıkça yaşamı hedef alan bir nitelik kazanmış durumdadır. İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak gözlem heyetlerimiz, komisyonlarımız ve derneğimize yapılan başvurular sonucu elde ettiğimiz bilgiler, yaşanan ihlallerin sistematik boyuta ulaştığını açıkça göstermektedir. Sürgün sevkler, mahpusların en temel haklarına yönelik ihlallerden biridir. Ayrıca son dönemlerde giderek yaygınlaşan bir başka uygulama ise henüz hüküm giymemiş mahpusların, kamuoyunda “kuyu tipi hapishaneler” olarak bilinen S, Y ve Yüksek Güvenlikli Hapishanelere sevk edilmesidir. Bu kurumlarda ağırlaştırılmış tecrit, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan açık bir işkence yöntemi haline gelmiştir. Mahpuslar 23 saatini tek başına geçirdikleri hücrelerde tutulmakta, sosyal, kültürel ve fiziksel etkileşimleri sistematik olarak engellenmektedir” dedi.

    “TECRİT UYGULAMALARI KALDIRILMALIDIR”

    Sezgin, İHD Dersim Şubesi olarak taleplerini ise şu şekilde açıkladı:

    -Ağır hasta, yaşlı ve engelli mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır.

    -Hapishane koşullarında tedavi edilemeyecek durumda olan hiçbir mahpus içeride tutulmamalıdır.

    -Sürgün sevk uygulamaları derhal durdurulmalı

    -Mahpusların ailelerine ve yargılandıkları şehirlerdeki kurumlara yakın hapishanelerde tutulmaları sağlanmalıdır.

    -Sağlık hizmetine erişim koşulları evrensel insan hakları normlarına uygun hale getirilmelidir.

    -Mahpuslar ayrımcılığa maruz kalmadan, insanca muamele görerek tedavi hakkına kavuşmalıdır.

    -Tecrit uygulamaları ve ağırlaştırılmış izolasyon politikaları kaldırılmalıdır.

    -Mahpusların sosyal yaşam hakları engellenmemeli; iletişim, spor, kültür ve insani etkileşim olanakları sağlanmalıdır.

    -Kuyu tipi hapishaneler (S, Y, Yüksek Güvenlikli) kapatılmalıdır!

    -Umut hakkı yasallaşmalıdır!

    -Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Tüm kesimleri ses çıkarmaya çağırıyoruz!-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Tüm kesimleri ses çıkarmaya çağırıyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, bir haftadır süren protestolara ilişkin açıklama yaparak, “Toplumun tüm kesimlerini bu baskıcı ve hukuksuz düzene karşı ses çıkarmaya, birlikte mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolardan sonra gözaltı, tutuklama, medya ve demokratik kitle örgütlerine yönelik baskılara ilişkin Yeraltı Çarşısı üstünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu. Açıklamada, ‘Baskılar, gözaltılar, tutuklamalar bizi yıldıramaz’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, gazeteciler, işten atılan işçiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “HALKIN BARIŞÇIL TEPKİLERİ ORANTISIZ ŞİDDETLE BASTIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR”

    Hukuksuzlukların her geçen gün daha da derinleştiğini belirten Özcan Ateş, “Temel hak ve özgürlükler hiçe sayılırken, otoriter tek adam yönetimi baskı politikalarını genişletiyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünden sendikal faaliyetlere, basın özgürlüğünden inanç özgürlüğüne kadar tüm demokratik alanlarda ağır ihlaller yaşanıyor. Ülkenin dört bir yanında halkın demokratik ve barışçıl yöntemlerle dile getirdiği meşru tepkiler, iktidarın talimatlarını harfiyen uygulayan güvenlik güçlerinin orantısız şiddetiyle bastırılmaya çalışılmaktadır. Toplumun her kesiminden yurttaşların katıldığı protestolarda insanlar sokak ortasında acımasızca darp edilmekte, işkenceye varan uygulamalara maruz bırakılmaktadır. Gözaltına alınanlar ise hem fiziksel işkenceye hem de taciz ve kötü muameleye uğramaktadır. Halkın haber alma hakkını savunan basın emekçileri ile demokratik talepleri dile getiren siyasetçiler ise sistemli biçimde hedef gösterilerek susturulmak istenmektedir. Bu tablo, yalnızca hukukun değil, insan onurunun da ayaklar altına alındığını göstermektedir” dedi.

    “KARARLI BİR DURUŞLA BU KARANLIĞI DAĞITABİLİRİZ”

    AKP ve MHP ittifakının, Türkiye’yi her geçen gün daha derin bir karanlığa sürüklediğini vurgulayan Ateş, “Uluslararası demokrasi, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve hukuk devleti endekslerinde Türkiye’nin en alt sıralarda yer alması, gelinen vahim durumu doğrulamaktadır. Muhalif habercilik yapmak, sosyal medyada görüş belirtmek veya barışçıl eylemlere katılmak dahi suç kapsamına alınmakta; gazeteciler tutuklanmakta, akademisyenler susturulmakta ve bağımsız yargı tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Böylece Türkiye, bir hukuk devletinden hızla uzaklaşarak keyfi yönetimin ve baskıcı rejimin kurumsallaştığı bir yapıya bürünmektedir. Son olarak, toplumun tüm kesimlerini bu baskıcı ve hukuksuz düzene karşı ses çıkarmaya, birlikte mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz. Çünkü susarak otoriter rejimler gerilemez; ancak dayanışmayla, ortak mücadeleyle ve kararlı bir duruşla bu karanlığı dağıtabiliriz” diye konuştu.

    “BASKI VE CEZALANDIRMA POLİTİKALARINA SON VERİLMELİ”

    Ateş, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-Kayyumlar gayrimeşrudur; işten çıkarılan emekçiler derhal görevlerine iade edilmelidir.

    -Halkın belediyesine ait gayrimenkullerin satışı derhal durdurulmalıdır.

    -Alevi öğrencilere yönelik zorunlu iftar dayatması gibi inanç özgürlüğüne yönelik müdahalelere son verilmelidir.

    -Barışçıl basın açıklamalarını hukuksuzca takip eden ve katılımcıları cep telefonlarıyla kayıt altına alan emniyet uygulamaları durdurulmalıdır.

    -İstanbul Barosu’na yönelik kayyum uygulaması derhal geri çekilmeli, meslek örgütlerinin bağımsızlığına saygı gösterilmelidir.

    -RTÜK’ün muhalif medyaya yönelik sansür, baskı ve cezalandırma politikalarına son verilmeli, basın emekçilerine yönelik şiddet ve gözaltılar sona erdirilmelidir.

    -Eğitim Sen MYK üyelerine yönelik ev hapsi ve imza cezaları iptal edilmeli, anayasal sendikal haklara yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır.”

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun açıklamasının ardından gazetecilere ve televizyon kanallarına yönelik baskılara ilişkin gazeteciler adına yapılan açıklamayı Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    Halkın anayasal hakkı olan protesto gösterilerine yönelik baskıların giderek arttığını söyleyen Hüseyin Yaşar Sezgin, şunları ifade etti:

    “Bu baskılar yalnızca protestolara katılan halka değil, aynı zamanda halka gerçekleri aktarmaya çalışan gazetecilere de yönelmiştir. Gazeteciler sahada görevlerini yaparken polis şiddetine maruz kalmış, darp edilmiş, gözaltına alınmış ve onlarcası hukuksuz bir şekilde tutuklanmıştır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), sansür uygulayarak ve para cezaları vererek medyayı susturmaya çalışmaktadır. Birçok gazete, ajans ve haber sitesine erişim engeli getirilirken, sosyal medya üzerindeki hesaplar hukuksuz bir şekilde kapatılmaktadır. Bu uygulamalar, halkın doğru bilgiye ulaşmasını engellemek, tek sesli bir medya düzeni oluşturmak ve kamuoyunu susturmak için yapılan açık bir sansürdür. Ancak hiçbir baskı, hiçbir yasak, gerçeği gizleyemez. Bizler, basın emekçileri olarak, hukuksuz gözaltıların, tutuklamaların ve sansür uygulamalarının derhal son bulmasını talep ediyoruz. Gözaltındaki ve tutuklu tüm gazeteciler serbest bırakılmalıdır. Gazetecilik suç değildir.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim hak ihlalleri raporunu açıkladı: Toplumsal hak ihlalleri hız kesmeden devam etti-VİDEO

    İHD Dersim hak ihlalleri raporunu açıkladı: Toplumsal hak ihlalleri hız kesmeden devam etti-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Dersim Şubesi, 2024 yılındaki hak ihlalleri raporunu açıkladı. Yapılan açıklamada, “2024 yılı boyunca Türkiye’de, birçok coğrafyada olduğu gibi Dersim’de de toplumsal hak ihlalleri, derinleşen adaletsizlikler ve hukuk dışı uygulamalar hız kesmeden devam etmiştir” denildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 2024 yılındaki hak ihlalleri raporunu dernek binasında yaptığı basın toplantısında açıkladı. Açıklamayı İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    “DERSİM’DE HUKUK DIŞI UYGULAMALAR 2024 YILINDA DA DEVAM ETTİ”

    2024 yılı boyunca Dersim’de toplumsal hak ihlalleri, derinleşen adaletsizlikler ve hukuk dışı uygulamaların hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Hüseyin Yaşar Sezgin, “İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden ekolojik yıkıma, iş cinayetlerinden kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddetine kadar birçok hak ihlalinin, Dersim’de de sıkça karşılaştığımız bir gerçeğe dönüştüğünü üzüntüyle ifade ediyoruz. Bu hak ihlalleri yalnızca bölgemizde değil, tüm Türkiye’de insan hakları mücadelesi verenlerin ve sivil toplumun önünde engel teşkil etmektedir. Dersim, çevre haklarının ve doğal yaşamın korunması adına en büyük tehditlerle karşı karşıya kalan coğrafyalardan biridir. Ekolojik yıkımın, ormanların talan edilmesi, su kaynaklarının kirletilmesi ve baraj projeleri ile hızla arttığı bölgemizde, bu süreçlerin yalnızca çevreye değil, halk sağlığına ve yaşam alanlarına büyük zararlar verdiği bir gerçektir. Dersim’deki ekolojik talan, Türkiye’nin birçok yerinde yaşanan benzer sorunlarla paralellik göstermektedir. İlimizde sıkça karşılaşılan kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddeti ve temel hakların ihlali, bölgede yaşanan toplumsal olaylarla bağlantılı olarak arttı. Gözaltılar, tutuklamalar ve keyfi soruşturmalar, halkın demokratik haklarını kullanmasını engellemektedir. Kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımı, yerel halkın güvenliğini tehdit etmekte ve hukukun üstünlüğünü zayıflatmaktadır” dedi.

    “ADALETİN SAĞLANMASI İÇİN DAHA GÜÇLÜ BİR MÜCADELE GEREKMEKTEDİR”

    Dersim, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünya ile benzer hak ihlallerinin yaşandığı bir coğrafya olduğunu belirten Sezgin, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Kayyım atamaları, yerel demokrasiyi yok sayan bir uygulamadır. Kayyım siyaseti, halkın iradesini hiçe saymakta ve demokratik sistemin işlerliğini tehlikeye atmaktadır. Belediyelerimize kayyım atanmasını kabul etmiyor, belediye eş başkanlarının görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz.

    Bu ihlallerin sona ermesi, adaletin sağlanması ve özgürlüklerin güvence altına alınması için daha güçlü bir mücadele gerekmektedir. Kadın hakları, çevre hakları, ifade özgürlüğü ve demokratik haklar için hep birlikte hareket etmeye çağırıyoruz. Hak ihlalleri sona ermeli, adaletin ve özgürlüğün önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bizler, İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak, demokratik hakların savunulması, adaletin sağlanması ve herkesin eşit ve özgür bir şekilde yaşaması için ortak bir mücadeleye davet ediyoruz. Birlikte, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük temelli bir toplum inşa etmek için el birliğiyle çalışmalıyız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de gözaltılara tepki: Gözaltındaki gazeteciler derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    Dersim’de gözaltılara tepki: Gözaltındaki gazeteciler derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA-İstanbul ve Ankara’da ev baskınlarında polis tarafından gözaltına alınan gazeteciler için Dersim’de açıklama yapıldı. Gazeteciler adına açıklama yapan Hüseyin Yaşar Sezgin, “Gazetecilik suç değildir, halkın haber alma hakkı engellenemez. Gazeteci arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın” dedi. 

    İstanbul, Ankara ve Urfa’da 23 Nisan Salı günü 9 gazetecinin polisin ev baskınlarında gözaltına alınmasına tepkiler sürüyor.

    Dersim’de gazeteciler, gözaltına alınan gazeteciler için Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    “HALKIN HABER ALMA HAKKI ENGELLENEMEZ”

    Türkiye’de her gün basına yönelik operasyon yapıldığını söyleyen Hüseyin Yaşar Sezgin, “Basına yönelik tüm operasyonlarda olduğu gibi soruşturma süreci avukatlardan ve basından gizlenerek yürütülmektedir. Türkiye’de gazetecilere yönelik baskıya Avrupa’nın da eş zamanlı olarak dahil olduğunu görüyoruz. Belçika’nın Brüksel kentinde Stêrk TV ve Medya Haber TV stüdyolarına da polis gece yarısı baskın yaptı. Bir kez daha ifade etmek isteriz ki gazetecilik suç değildir. Halkın haber alma hakkı engellenemez, özgür basın susturulamaz. Gazeteci arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

    PİRHA/DERSİM 

  • İHD’den Dersim’de açıklama: Savaşların tek sebebi hak ve özgürlüklerin tanınmayışıdır-VİDEO

    İHD’den Dersim’de açıklama: Savaşların tek sebebi hak ve özgürlüklerin tanınmayışıdır-VİDEO

    PİRHA-1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla İHD Dersim Şubesi bir basın açıklaması yaptı. Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun da katıldığı açıklamada, savaşların sebebinin hak ve özgürlüklerin tanınmayışı olduğu belirtilerek, barışın önemine vurgu yapıldı.

    1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla İHD Dersim Şubesi bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da katıldı.

    “BARIŞ İSTEĞİMİZİ YÜKSEK SESLE DİLE GETİRİYORUZ”

    Açıklamayı okuyan İHD Dersim yöneticilerinden Hüseyin Yaşar Sezgin, İnsan Hakları Derneği olarak benimsedikleri temel yaklaşımın, barışın, insan hakları ve özgürlüklere dayalı olduğunu belirterek, “İnsan Hakları Derneği olarak benimsediğimiz temel yaklaşım, barışın, insan hakları ve özgürlüklere dayalı oluşudur. İnsanlar arasındaki her türden eşitsizlikler, hakların ve özgürlüklerin tanınmayışı, savaşların ve çatışmaların temel sebebidir. Bu nedenle İHD olarak her şart altında ve dünyanın neresinde olursa olsun barışın, haklara ve özgürlüklere dayalı olarak sağlanabileceği düşüncesindeyiz” dedi.

    Dünyanın birçok yerinde bölgesel ve yerel savaşlar ile çatışmaların devam ettiğini belirten Sezgin, “Rusya’nın Ukrayna işgali ile devam eden savaş büyük acılar üretmeye, Libya ve Suriye iç savaşı yüzbinlerce insanın yerinden edilmesine, Türkiye’nin Kürt Meselesini aşırı güvenlikçi politikalarla çözme ısrarı her yıl yüzlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olmaktadır. İnsan hakları savunucuları olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bir kez daha barış isteğimizi yüksek sesle dile getiriyoruz. Topluma dayatılan tekçilik, ırkçılık, milliyetçilik, ötekileştirmenin ve nefret dilinin son bulması için iktidarı insan haklarına dayalı barışçıl politikaları uygulamaya ve Türkiye’nin toplumsal barışına uyguladığı tecrit politikasından vazgeçmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “DÜNYADA VE ORTADOĞU’DA SAVAŞLAR DEVAM EDİYOR” 

    Daha sonra konuşan Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, Dünya Barış Günü’nün ilan edilişinin 85. yılında tüm dünyada, özellikle Ortadoğu’da savaşların devam ettiğini belirterek, “Savaş ve çatışmalı ortamlar, bütün toplumsal kesimlerin zararına sonuçlara yol açıyor. Ama emperyalist ülkeler, sermaye ve silah tüccarlığı üzerinden, kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcı, halkları karşı karşıya getiren siyaset biçimlerine devam ediyorlar. Bugün Türkiye ve Kürdistan’da da savaş ortamı devam ediyor. Kürt Sorunu çözülmeden Türkiye’de demokratik bir ortamın oluşması mümkün değil” dedi.

    Barışın, mücadelesi en güçlü sürdürülecek bir içeriğe sahip olduğunu ifade eden Kordu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz Türkiye’de hakikatlerle yüzleşme gerçekleşmeden, toplumsal kesimlerin eşit ve demokratik bir yaşama erişebileceğine inanmıyoruz ve bunun mücadelesini de sürdürüyoruz. Savaş, kadınlar için taciz, tecavüz demek, toplumlar için göç, sefalet, ayrımcılığa uğramak ve eşitsiz yaşamak demektir.”

    PİRHA/DERSİM