Etiket: Hüsniye Çelik

  • Mersin DAD Eş Başkanı Çelik: Aleviler yalnızca tanık değil, barışın öznesi olmalı- VİDEO

    Mersin DAD Eş Başkanı Çelik: Aleviler yalnızca tanık değil, barışın öznesi olmalı- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin yaptığı değerlendirmede, Alevilerin bu topraklarda barışın ve toplumsal vicdanın taşıyıcısı olduğunu vurgulayarak, “Aleviler, barış sürecinde yalnızca izleyici değil, doğrudan söz ve karar sahibi olmalıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Türkiye’de yeniden gündeme gelen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Çelik, özellikle Aleviler açısından bu sürecin sadece izlenen değil, aktif olarak yön verilen bir süreç olması gerektiğini vurguladı.

    Türkiye’de yıllardır devam eden çatışmalı ortamın ve kutuplaşmanın toplumsal barışı tehdit ettiğini belirten Çelik, kalıcı bir demokratikleşmenin ancak tüm kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde sürece dahil edilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.

    “GERÇEK BARIŞ TOPLUMSAL KATILIMLA MÜMKÜN”

    Sürecin masa başında değil, halkların iradesiyle şekillenmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, özellikle geçmişteki deneyimlerden çıkarılması gereken derslere dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Barış dediğimiz şey sadece silahların susması değildir. Toplumun tüm kesimlerinin nefes alabileceği, eşit yurttaşlık temelinde bir yaşamın inşa edilmesi gerekir. Bu topraklarda yaşayan halklar, inançlar, kimlikler yıllardır birbiriyle değil, onları birbirine düşman eden devlet politikalarıyla mücadele etti. Bugün yeniden bir barış süreci konuşuluyorsa, bu sefer gerçekten halkın iradesine dayanan bir süreç olmalı. Artık bizler masa başında şekillendirilmiş, halktan kopuk, göstermelik adımlara inanmıyoruz. Kalıcı barış, ancak toplumsal katılımla, yerel inisiyatiflerle ve halkların gerçek temsilcileriyle kurulabilir. Bugün inkar edilen, baskı gören, yok sayılan kimliklerin masada yer almadığı bir süreç, barış süreci değil, sadece geçici bir sessizlik olur.”

    “ALEVİLER BARIŞ SÜRECİNİN DIŞINDA KALMAMALI”

    Hüsniye Çelik, sürecin Aleviler açısından taşıdığı önemin altını çizerek, Alevilerin tarih boyunca barış, adalet ve eşitlikten yana tutum aldığını ifade etti. Alevilerin sürece dışarıdan bakan değil, doğrudan söz ve karar sahibi aktörler olması gerektiğini belirtem Çelik, “Aleviler olarak bu ülkede hep barıştan, uzlaşıdan yana olduk. Ama her seferinde dışarıda bırakıldık. Biz bu ülkenin toplumsal vicdanıyız. Katliamlar yaşamış, yasla yoğrulmuş bir halk olarak barış bizim için sadece politik değil, tarihsel bir ihtiyaçtır. Barış süreci eğer gerçek anlamda bir çözüm süreci olacaksa, Aleviler olmadan olmaz. Aleviler sadece seyirci değil, özne olmalıdır. Çünkü barışın teminatı olan halklar sürece dahil edilmeden, masa sadece devlet ile belli yapılar arasında gidip gelirse, yine eksik kalır, yine çözülmez. Bu kez barış, halkların barışı olmalı. Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, kadınlar, gençler… Bu topraklarda kim eziliyorsa o masada söz sahibi olmalı. Aksi halde adalet ve barış yeniden ertelenir. Bu yüzden Alevi kurumları olarak süreci dikkatle izliyoruz ve hak ettiğimiz söz hakkını talep ediyoruz” dedi.

    “KADINLAR OLMADAN BARIŞ KURULAMAZ”

    Kadınların barış süreçlerinde oynadığı role özel bir önem atfeden Çelik, kadınların dışlandığı ya da sembolik olarak dahil edildiği süreçlerin sonuç getirmeyeceğini söyledi. Kadın bakışının sürecin hem içeriğini hem yöntemini değiştireceğini ifade eden Çelik, “Kadınlar yıllardır hem savaşın hem barışın yükünü en ağır şekilde taşıyor. Ancak barış süreçlerinde nedense hep geri planda bırakılıyorlar. Oysa kadınlar olmadan gerçek barış inşa edilemez. Kadının olduğu yerde adalet duygusu daha güçlüdür, empati vardır, yaşamı önceleyen bir dil vardır. Biz kadınlar olarak sadece barışın değil, yaşamın her alanında söz sahibi olmak zorundayız. Bu sürecin sadece erkek aktörler üzerinden yürümesi, yine eksik ve sorunlu bir çözüm üretir. Bu nedenle kadınların sürece aktif ve belirleyici biçimde katılması gerekiyor. Alevi kadınları olarak bizler bu sürece sadece destek vermekle kalmayacağız, yön vereceğiz. Çünkü eşitlik olmadan barış olmaz, barış olmadan da kadın özgürlüğü olmaz” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin Kadın Platformu’ndan Samandağ çağrısı: Kadın mücadelesi sınırları aşıyor- VİDEO

    Mersin Kadın Platformu’ndan Samandağ çağrısı: Kadın mücadelesi sınırları aşıyor- VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevi kadınlara yönelik şiddete dur demek için Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemine çağrı yapan Mersin Kadın Platformu üyeleri, “Suriye’de Alevi kadınlara yönelik katliamların, cinsel saldırıların, kaçırılma vakaların karşısında mücadelemizle duruyoruz. Kadın dayanışması sınırları tanımaz diyerek bütün kadınları Samandağ’a çağırıyoruz” dediler.

    Suriye’de katledilen, kaçırılan, cinsel şiddete maruz kalan Alevi kadınlarla dayanışmak için oluşturulan Suriye İçin Kadın İnisiyatifi 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi yapacak. Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Samandağ PTT Şubesi önünde bir araya gelecek olan kadınlar, Hızır Türbesi’ne kadar yapılacak yürüyüş ardından insan zinciri oluşturacak.

    Mersin Kadın Platformu üyeleri, dayanışmayı büyütmek ve Suriye’deki kadınlara ses olmak için Samandağ’a çağrı yaptı.

    KADINLAR SURİYE SINIRINDA BARIŞI HAYKIRACAK

    Platformdan Ceren İnan, Suriye’deki kadınlarla dayanışmak için Samandağ’da bir araya geleceklerini belirterek, “Her gün Suriye’den gelen üzücü haberlerle uyanıyoruz. Suriye’de Alevi kadınlara yönelik katliamların, cinsel saldırıların, kaçırılma vakaların karşısında mücadelemizle duruyoruz. Bu nedenle 24 Nisan Perşembe günü Samandağ’da Barış Duvarı’na omuz vermeye gideceğiz. Kadın dayanışması sınırları tanımaz diyerek bütün kadınları orada bir araya gelmeye ve bu mücadeleyi büyütmeye çağırıyorum” dedi.

    Zeynep Kaya, Suriye’de yaşanan katliamlara en güçlü sesi kadınların çıkardığını vurgulayarak herkesi Samandağ’a çağırdı. Dünya liderlerinin ve devletlerin Suriye’de yaşanan katliamları durdurma noktasında harekete geçmesi gerektiğini de söyleyen Kaya, “Tam da yanı başımızda süren bir iç savaş var. Ülkemizdee barışın konuşulduğu bir ortamda orada savaşın sürüyor olması, yönetimin azınlıklara şiddet uygulaması bizleri derinden üzüyor. Alevilere yönelik zaten inançsal baskılar vardı ama şimdi oradaki yönetimin barış kelimesini kullanarak oradaki halklara uyguladığı baskı soykırıma döndü. Türkiye’ninn ve diğer ülkelerin bu konuda sessiz kalması hepimizin canını yakıyor. Kadınlar olarak sınırları aşan bir mücadele için alanlardayız ve tam da yanı başımızda olan Suriyeli Alevi kadınlara yönelik şiddete bir ses vermek istiyoruz. Bu nedenle 24 Nisan’da ‘Barış Duvarı’ etkinliği kapsamında sınıra gideceğiz. Orada bir kez daha barışın önemini vurgulayarak tüm dünya liderlerini, kurum ve kuruluşları katliamların durdurulması ve barışın tesis edilmesi için harekete geçmeye çağıracağız. Barışa ve dayanışmaya omuz vermek isteyen tüm kadınları Samandağ’a bekliyoruz” diye konuştu.

    “SURİYE’DEKİ KADINLARIN HIZIR’I OLMALIYIZ”

    Elif Sert, Suriye’deki kadınların yalnız olmadığını dile getirerek, “Alevilere dönük katliamları kendi coğrafyamızda yaşananlardan çok iyi tanıyoruz aslında. Biz kadınlar olarak zulmün karşısında birlik olarak durmalıyız. Bizim inancımızda Hızır çok önemlidir, birbirimizin Hızır’ı olmalıyız. Oradaki kadın canlarımıza ses olmak için Samandağ’da buluşacağız” ifadelerini kullandı.

    Suriye’deki kadınlarla dayanışmanın önemine vurgu yapan Hüsniye Çelik, şunları söyledi:

    “Suriye’de yeni yönetimin başa geçmesiyle birlikte korkunç bir Alevi kıyımı yaşandı, yaşanıyor. Colani’nin başa geçtiği ilk zamanlarda bunun böyle olacağını biliyorduk çünkü IŞİD zihniyetiyle hareket eden isimler bunlar ve ne yazık ki o zamanki ön görülerimiz gerçek oldu. Özellikle kıyı kesiminde yaşayan Alevilere karşı soykırıma varacak saldırılar oldu. Tüm bunlara bir ses vermemiz gerektiğini düşündük ve Suriye İçin Kadın İnisiyatifi oluşturuldu. Çok kısa bir zamanda bu insiyatif çığ gibi büyüdü. 140’tan fazla kurum Barış Duvarı’nı örgütledi. 24 Nisan’da Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar Samandağ’a giderek Suriye sınırında oradaki kadın canların yanında olduğumuzu, yalnız olmadıklarını göstermek için bir araya geleceğiz. Tüm kadınları yarın Samandağ’a bekliyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de ‘Alevi soykırımı biran önce durdurulsun’ çağrısı- VİDEO

    Mersin’de ‘Alevi soykırımı biran önce durdurulsun’ çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Suriye’deki Katliamlara Karşı Dayanışma İnisiyatifi, Mersin’de yaptığı eylemde Suriye’de Alevilere ve kadınlara yapılan katliamlara ses çıkararak, “Suriye’de kadınlar kaçırılıyor, her türlü işkence yapılarak tecavüze uğruyor ve katlediliyor. Soykırım yapan HTŞ yönetimine ve Colani’ye başta Türkiye ve diğer ülkeler derhal harekete geçmeli” dedi.

    Mersin’de kurulan Suriye’deki Katliamlara Karşı Dayanışma İnisiyatifi; Suriye’deki katliamların, kadınların kaçırılmasını ve HTŞ Lideri Colani’nin Türkiye’yi ziyaret etmesini protesto etti. Özgür Çocuk Parkında bir araya gelen kitle, “Suriye’de Alevi katliamını durdurun” yazılı pankart açarak katliamda öldürülen sivillerin fotoğraflarını taşıdı.

    İnisiyatif adına basın açıklamasını okuyan Arap Alevi Kültür Derneği üyesi Özcan Damla, HTŞ’ye bağlı grupların Alevileri yerlerinden ettiğine, kutsal mekanları tahrip ettiğine ve yapılan işkencelerle katliamı soykırıma dönüştürdüğüne dikkat çekti.

    “SOYKIRIM EN ÇOK ALEVİ KADINLARA UYGULANDI”

    Soykırımın tüm dünyanın gözü önünde yapıldığını söyleyen Özcan Damla,Soykırım en çok Alevi kadınlara ve çocuklara uygulanmıştır. Son günlerde her gün Suriye’de Kadınlar kaçırılıyor, her türlü işkence yapılarak, tecavüze uğruyor ve katlediliyor. Milyonlarca Suriyeli gibi, çok sayıda kadın da evlerini terk etmek zorunda kalmış ve mülteci olarak zorlu yaşam koşullarına katlanmak durumunda bırakılmıştır. Suriye’de maalesef bugün kaybedilen canların sayısının binlerle ölçüldüğü bir aşamaya gelinmiştir. Eli kanlı ve soykırım yapan HTŞ yönetimine ve Colani’ye başta Türkiye ve diğer ülkeler hiçbir destek sağlamamalı ve ülkelere girişleri yasaklanmalıdır” diye konuştu.

    Damla, katliamların derhal son bulması gerektiğini kaydederek Suriye’deki bütün kimlikleri ve inançları kapsayacak demokratik bir yönetimin kurulması gerekliliğine vurgu yaptı.

    “ALEVİ SOYKIRIMI BİR AN ÖNCE DURDURULMALI”

    Basın açıklamasının ardından kurum temsilcileri söz alarak katliamı durdurma çağrısı yaptı. Mersin Cemevi adına konuşan Aysel Demir Kılavuz, Colani’nin Türkiye’ye davet edilmesine dair AKP hükümetini eleştirdi ve katliamlara karşı bir olmanın önemine işaret etti.

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, AKP hükümetine seslenerek katliamların durdurulması için harekete geçmeleri gerektiğini dile getirdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Suriye’de laik demokratik bir hükümet kurulması gerektiğinin elzem olduğunu söyledi.

    Halkların  Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, HTŞ’nin IŞİD zihniyetiyle aynı olduğunu belirterek tüm farklılıklara ve kadınlara düşman olan bu zihniyetle mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    İnsan Hakları Derneği Kadın Komisyonu Üyesi Zeynep Kara, “Suriye topraklarını paylaşmak isteyen emperyalist güçlerinin desteğiyle Alevilere, Kürtlere, Dürzilere, Hristiyanlara yönelik bir soykırım başladı ve tüm dünya ülkeleri bu soykırıma sessiz kalıyorlar. Biz Aleviler şiddeti hiçbir zaman savunmadık. Barışı yine her zaman olduğu gibi kadınlar örecek” dedi.

    Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül halklara, inançlara yapılan katliamlara karşı demokratik bir Suriye’nin inşası için mücadeleyi büyüteceklerini dile getirdi.

    Siyasetçi Aytuğ Atıcı da katliamlarda en çok kadınların etkilendiğini kaydederek, yapılanın açıkça bir Alevi katliamı olduğunu belirtti.

    PİRHA/ MERSİN

  • DAD Mersin Eş Başkanı Çelik’ten Suriye’de kaçırılan kadınlar için çağrı- VİDEO

    DAD Mersin Eş Başkanı Çelik’ten Suriye’de kaçırılan kadınlar için çağrı- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Suriye’de Alevi kadınlarının kaçırılmasına karşı tüm dünya kamuoyunun harekete geçmesi gerektiğini belirterek, “Suriye’de Alevi katliamına son verilmeli, kadınlar ve çocuklar korunmalı, uluslararası güçler bu konuda sorumluluk almalı” dedi.

    HTŞ’ye başlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar sürerken, çok sayıda kadın ise çeteler tarafından kaçırıldı. 3 günde 100’den fazla kadının kaçırıldığı Suriye’de şiddet olaylarının durması için Alevi toplumu peş peşe uluslararası güçlere çağrı yapıyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüsniye Çelik de aynı çağrıyı yaparak; başta kaçırılan kadınların akıbetinin bilinmesi ve yaşanan katliamın son bulması için sorumluların harekete geçmesi gerektiğinin altını çizdi.

    “HALKA KORKUNÇ BİR ZULÜM YAPILIYOR”

    Suriye’deki şiddet ve kaos ortamında en çok kadınların mağdur olduğunu vurgulayan Hüsniye Çelik, “Inanç eksenli idari yönetimler toplumlarına maalesef demokrasi ve huzur getiremiyorlar. Bunun da en yakın örneği Suriye’de yaşananlardır. Orada bir Alevi katliamı yaşanıyor ve herkesin de bildiği gibi böylesine kriz dönemlerinde en çok kadınlar ve çocuklar mağdur oluyor. Colani yönetimindeki hükümet, halka korkunç bir zulüm yapıyor. Kadınlar tecavüze uğruyor, cariye olarak alınıyorlar, köle olarak satılıyorlar” diye konuştu.

    Colani yönetimindeki geçici hükümete destek veren ülkeleri eleştiren Hüsniye Çelik, bu hükümetlerin desteklerini acilen çekmesi ve soykırımın sonlandırılması içim çözüm bulmaları gerektiğini belirtti.

    “KADINLAR VE ÇOCUKLAR KORUNMALI”

    Yakın zamanda bölgede yaşanan savaşlarda kadınların yaşadığı mağduriyetlerin bir benzerinin Suriye’de de yaşanmaması için tüm dünya kamuoyunun acil bir biçimde ayaklanması gerektiği söyleyen Çelik, şu ifadeleri kullandı:

    “Tüm bu yaşanan insanlık dramını görmezden gelmek kabul edilemez. Karşı olmak için Alevi olmaya, herhangi bir etnik aidiyet taşımaya gerek yok. İnsan olmak yeterli… Suriye’de Alevi katliamına son verilmeli, kadınlar ve çocuklar korunmalı, uluslararası güçler özellikle de Birleşmiş Milletler bu konuda ivedilikle tavır almalı. Colani yönetimine müsaade eden devletler bu konuda zorlanmalı ve zorlayıcı politikalar geliştirilmeli.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’den Suriye’deki katliama tepki: Katliamcı politikalara derhal son verilmeli- VİDEO

    Mersin’den Suriye’deki katliama tepki: Katliamcı politikalara derhal son verilmeli- VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik yapılan katliamlara Mersin’den ses yükselten Emek ve Demokrasi Platformu, bu katliamların bir an önce durdurulması çağrısı yaparak, “Suriye’yi ve bölgeyi çatışmalara sürükleyen, etnik ayrımları derinleştiren, katliamlara yol açan, sivil halkı tehdit eden katliamcı ve tehditkâr politikalara derhal son verilmelidir” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, HTŞ’nin Suriye’de Alevilere dönük yaptığı katliam ve işkencelere ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya başta Alevi örgütleri olmak üzere siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü katıldı.

    “Suriye’de yaşanan insanlık dışı katliamları lanetliyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde sık sık “Katil HTŞ işbirlikçi AKP”, “Susma haykır katliama hayır”, “Kurtuluş yok tek başına, ye hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı. Katliamda yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    “AMAÇ MEZHEPSEL YAPIYI DEĞİŞTİRMEK”

    Basın açıklamasını okuyan Mersin Emek Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Kemal Göçmen, HTŞ ve ona bağlı radikal grupların Suriye’de etnik, mezhepsel yapıyı değiştirmeyi hedeflediğini belirtti. Bu nedenle yıllardır Alevilere, Hristiyanlara, Ezidilere, farklı kimlik ve inançlardan insanlara yönelik katliam politikalarını yürütüldüğünü söyleyen Göçmen, “Cihatçı çeteler farklı inanç gruplarına zorla din değiştirme, köleleştirme, infaz, kadınlara yönelik sistematik şiddet ve sürgün gibi insanlık suçları işlemekteler. Bu suçların en bilinen örnekleri, geçmişte İdlib ve çevresindeki Alevi köylerine yapılan saldırılar, Ezidi kadınların köleleştirilmesi ve Hristiyan nüfusun zorla yerlerinden edinmesi olmuştur. Son bir haftada yoğunlaşan yeni saldırılar HTŞ ve bağlı grupların cihat çağrıları eşliğinde katliamlarını sürdürmekte kararlı olduklarını göstermektedir” diye konuştu.

    “SOMUT ADIMLAR ATILMALI”

    Saldırılar karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmasını eleştiren Göçmen, “Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, Suriye’deki azınlıklara yönelik bu zulmü durdurmak için acilen harekete geçmelidir. HTŞ’nin işlediği savaş suçları ve insan hakları ihlalleri uluslararası platformlarda gündeme getirilmeli, sorumlular hesap vermelidir. Son günlerde yaşanan ve sayıları on binleri bulan insanların öldürülmesine Bu insanlık dışı drama vahşete katliama artık bir son verilmesini ve bunun için tüm dünya ülkelerinin ve ülkemizin somut adımlar atmasını ısrarla talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    AKP’YE ORTAK ÇAĞRI: KATLİAMI DURDURUN!

    Açıklamanın ardından birçok kurum temsilcisi Suriye’de yaşananlara dair konuşmalar yaptı.

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, AKP hükümetine seslenerek, “Suriye’de kadınları kaçırıp tecavüz eden, Alevi olduğu için insanlara zulmeden HTŞ’ye desteklerinizi geri çekin” dedi.

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, katliamı kınayarak, katliamın durdurulması için ulusal ve uluslararası güçlere çağrı yaptı.

    HTŞ’nin terör örgütü olduğunu söyleyen Türkiye İşçi Partisi İl Başkanı Ahmet Paket, “Biz HTŞ’yi IŞİD’den, El Kaide’den tanıyoruz. Terörist bir örgüttür HTŞ. Türkiye Cumhuriyeti hala HTŞ’ye arka çıkmaya devam ediyor. Ülkemizin hükümetini de bölgedeki diğer devletleri de uyarıyoruz; teröristten devlet olmaz. Onları desteklemekten vazgeçsinler” şeklinde konuştu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK Üyesi Hakkı Demir, yaşanan katliamlara sessiz kalınmasının yeni saldırılara zemin hazırlamada payı olduğunu dile getirdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, HTŞ’nin varlığını tanıyan emperyal güçlerin tüm bu katliamlarda rolü olduğuna dikkat çekerek, “Başta Aleviler olmak üzere diğer kesimlere karşı yapılan katliamlara sessiz kalmayacağız. Bu zulüm karşısında hep beraber sesimizi yükseltememiz gerek” dedi.

    CHP’li Aytuğ Atıcı, Suriye’de yaşananların bir soykırım olduğunu vurgulayarak, “Arap Alevi kesimine karşı saldırılar adım adım ilerledi. Biz soykırımın ayak sesleri duyuluyor dedikçe bunlar münferit olaylardır denildi. Bugün gelinen nokta ise belli. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu soykırımı durdurmak için bir an önce harekete geçmeli” diye kaydetti.

    SOL Parti’den Çağdaş Oğul Arı ise şunları söyledi:

    “Kıravat takmış katilleri, terörstleri Türkiye Cumhuriyeti devleti saraylarda kırmızı halılarla karşıladı. MİT Başkanı İbrahim Kalın’la beraber Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan, bu teröristlerle Suriye’de cirit attı. Bu bile laikliği ne kadar savunmamız ve iktidardaki cihatçı katil sürülerinin ortaklarını devirmemiz gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Suriye’yi kan gölüne çevirenlere karşı sesimizi yükseltmek zorundayız.”

    PİRHA/ MERSİN

  • DAD Mersin Şubesinde Xizir lokmaları paylaşıldı- VİDEO

    DAD Mersin Şubesinde Xizir lokmaları paylaşıldı- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi, dernek binasında yaptığı Xizir muhabettinde lokmalar pay edildi. Burada yapılan konuşmalarda Xizir ayının önemine vurgu yapılarak dayanışma mesajı verildi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xizir ayı, birçok yerde tutulan oruçlar sonrasında lokmaların paylaşılması ile devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi de Xizir ayı vesilesiyle dernek binasında Xizir muhabbeti yaparak lokmaları pay etti. İlk olarak DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete’nin okuduğu gülbeng ile çerağlar uyandırıldı.

    DAD Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Xizir aynının önemine ilişkin konuşma yaptı. Ardından Musa Kulu, Suriye’de Alevilere dönük şiddet saldırılarına dikkat çekerek, “Eğer halklar ve inançlar yan yana gelmezse, birbirinin xiziri olmazsa bu günlerden çıkmak kolay olamayacak” dedi.

    Son olarak konuşan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Xizirin birçok inançta yeri olduğunu kaydederek, bu aya ilişkin bilgiler verdi. Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarına ve Türkiye’deki kayyım olaylarına da değinen Kete, “Baskıya uğrayan bir iradeye elimizi atıp hak ettiği şekilde yaşaması için mücadele edersek bu Xizirdir” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ MERSİN

  • DAD Mersin Eş Başkanı Çelik’ten kayyım tepkisi: Yapılan büyük bir hırsızlık- VİDEO

    DAD Mersin Eş Başkanı Çelik’ten kayyım tepkisi: Yapılan büyük bir hırsızlık- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, kayyım uygulamalarının milyonlara karşı yapılmış bir hırsızlık olduğunu ifade ederek, “Bunu bir yöntem haline getiren AKP, milyonlarca insanın hakkını gasp ediyor. Bunun kabul edilebilir hiçbir tarafı yok” dedi.

    31 Mart 2024 yerel seçimlerin ardından Hakkari, Esenyurt, Mardin, Batman ve Halfeti Belediyeleri’ne kayyım atanmasına karşı direniş ve tepkiler hala sürüyor. Siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, kadın kurumları ve toplumun büyük bir kesiminin yanı sıra Aleviler de bu konuda tepkilerini dile getiriyorlar.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, kayyım politikalarının topluma ve demokrasiye verdiği zararları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AKP SEÇİMLE ALAMADIĞI BELEDİYELERİ GASP EDİYOR”

    Kayyımın olağandışı bir durumda söz konusu olabileceğini ancak AKP hükümetinin bunu bir politika haline getirdiğini belirten Hüsniye Çelik, “Özellikle 2015 yılından bu yana kayyım uygulamaları arttı ve olağan bir durummuş gibi uygulanmaya başlandı. Kayyum toplumun iradesinin gaspı, milyonlara karşı yapılmış bir hırsızlıktır. Toplum kendi iradesini ortaya koymuş, belediye başkanını seçmiş, sen bunlara yetki vermişsin, yeterlilik vermişsin. Seçim sürecinde bu insanlar başvuru yaptıklarında hiçbir sorun yok da nasıl oluyorsa seçildikten sonra çeşitli iddialarla suçlanıyorlar ve yerlerine kayyum atanıyor… Bunun kabul edilir bir yanı yok” diye konuştu.

    Çelik, iktidarın seçimde kazanamadığı yerleri kayyımla gasp ettiğini ve bu durumun demokrasiye, hukuka olan inancı yerle yeksan ettiğini dile getirdi. Aynı zamanda bu durumu iktidar kanadında hoş karşılamayan belli bir kesimin olduğunu ifade etti.

    “KAYYIMLAR GERİ ÇEKİLMELİ”

    Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan ile ilgili sözlerinden sonra DEM Parti’nin kazandığı belediyelere peş peşe kayyım atanmasının tutarsızlık yarattığına dikkat çeken Çelik, “Bahçeli’nin sözleri yeni bir barış süreci mi başlıyor sorusunu akıllara getirse de hemen ardından Kürtlerin irade gösterdiği belediyelere kayyım atanmasını anlamakta zorluk çekiyoruz. AKP-MHP iktidarı birbiriyle çelişen bir noktada. AKP nedense kayyımdan ders çıkarmıyor. Daha önce kayyım atadığı yerleri daha yüksek bir oy oranıyla kaybetti” sözlerini kullandı.

    Çelik son olarak şunları söyledi:

    “Toplumsal barışın, birlikte yaşama ruhunun zedelenmesini istemiyorlarsa halkın iradesini saygı duymalılar, var olan atanan kayyumları geri çekmeliler. Bu ülkede yaşayan bütün halkların barış, demokrasi ortamında yaşamaya hakkı var. Çok bedeller ödedik toplum olarak, bundan sonra birlikte barış içerisinde yaşamak bizim de hakkımız.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • DAD Mersin Şubesi dayanışma kahvaltısı düzenledi-VİDEO

    DAD Mersin Şubesi dayanışma kahvaltısı düzenledi-VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi, dayanışma kahvaltısı düzenledi. Kahvaltıda Alevilik inancına karşı yürütülen saldırı politikalarında mücadelenin önemine vurgu yapıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi’nin düzenlediği dayanışma kahvaltısına demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu’nun gülbengi ile başlayan etkinlikte DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik konuşma yaptı.

    ASİMİLEYE KARŞI MÜCADELE VURGUSU

    Çelik, devletin Aleviliği yüzyıllar boyunca kendi belirlediği çerçeveye indirgemeye çalıştığına, bunu katliamlar ve asimilasyonlar aracılığıyla devreye soktuğuna vurgu yaparak, “Alevilik hiçbir çerçeveye sığmaz. Alevilik yüzyıllardır bu topraklarda kendi özgün koşullarıya yaşayan, bütün canlara aynı nazardan bakan bir inanç. Bu sebeple yapılmak istenen asimilasyona karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Hüsniye Çelik: Seyit Rıza’yı katleden zihniyet hala devamlılığını sürdürüyor- VİDEO

    Hüsniye Çelik: Seyit Rıza’yı katleden zihniyet hala devamlılığını sürdürüyor- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Seyit Rıza ve arkadaşlarını katleden zihniyetin hala varlığını sürdürdüğünü belirterek, “Devlet, Alevileri ve Alevi inancını ortadan kaldırmak için her yolu denedi, deniyor. Ancak bizler Seyit Rıza’nın torunlarıyız. Asimilasyonlarına boyun eğmeyeceğiz” dedi.

    87 yıl önce Dersim’in önde gelenlerinden Pir Seyit Rıza ve arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Seyit Rıza ve arkadaşlarının katledilişine dair PİRHA‘ya konuştu.

    “DEVLET HER DAİM ALEVİLERİ YOK ETMEYE ÇALIŞTI”

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının Cumhuriyet rejiminin tekçi zihniyeti sonucu katledildiğini söyleyen Hüsniye Çelik, özellikle Kürt Alevilerin her daim devletin hedefinde olduğunu ve bu idamların da bundan dolayı yapıldığını vurguladı.

    Çelik, “Cumhuriyetin ilanından sonra yöneldikleri ilk kesim Ermeni ve Rumlardan sonra Aleviler oldu. Resmi devlet ideolojisi Kürtler ve özellikle Aleviler üzerinde sürekli bir yok etme, asimile etme haline geldi. Bugüne kadar da devam ettiriliyor. Devletin özellikle 12 Eylül’den sonra Alevilerin üzerindeki tahakkümü daha da katmerleşerek arttı” dedi.

    Aleviler üzerindeki yok etme hedefinin şimdilerde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla yapıldığına dikkat çeken Çelik, “Devlet, Sünni- Hanifi mezhebinin içine Alevileri konumlandırarak asimilasyon politikalarını devreye sokuyor. Ne yazık ki bizim bazı kanaat önderlerimiz de buna çanak tutuyor. Ancak buna güçleri yetmeyecek. Kızılbaş Aleviler ne yok oldu, ne de asimile oldular” diye konuştu.

    DERVİŞOĞLU’NUN TEHDİTİNE TEPKİ

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerini kullanmıştı. Bu sözleri şiddetle kınadığını ifade eden Çelik, şunları dile getirdi:

    “Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam kararını verenlerle aynı zihniyetin ürünü. Yavuz’dan bu yana Alevi kıyımı var bu coğrafyada. Devletin ırkçı, faşist, tekçi zihniyeti aynı şekilde devam ediyor. Bunun karşısında tek vücut olup, direnmemiz gerekiyor. Buna boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Seyit Rıza’nın torunuyuz, inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • DAD Mersin Şubesi Yöneticileri: Dersim Katliamı’yla yüzleşilsin- VİDEO

    DAD Mersin Şubesi Yöneticileri: Dersim Katliamı’yla yüzleşilsin- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi yöneticileri, Dersim Tertelesi’nin 87. Yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada devletin katliamla yüzleşmesi, soykırımın tanınması, özür dilenmesi ve onarıcı adalet çözümleri üzerinde durulması taleplerinde bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi, Dersim Tertelesi’nin 87. Yıldönümü sebebiyle dernek binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda Alevi örgütleri, emek ve demokrasi güçleri ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan katıldı.

    Açıklamayı DAD Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüsniye Çelik okudu.

    “GEÇMİŞLE YÜZLEŞİLSİN”

    Hüsniye Çelik, Dersim’de 1937-1938’de yapılanların soykırım olarak nitelendirilmesi ve geçmişle yüzleşilmesi gerektiğinin altını çizdi. Geçmişle yüzleşmenin yaşanabilmesi ve tüm hakikatin ortaya çıkarılabilmesi için güçlü bir siyasi iradenin varlığı gerektiğine vurgu yapan Çelik, “2011 yılında Başbakan Erdoğan’ın Ak Parti İl Başkanları toplantısında Dersim’de yaşananlar için katliam ifadesini kullanması ve devlet adına özür dilemiş olmasını önemli bir başlangıçtır fakat bunun tamamıyla siyasi bir saikle yapıldığını biliyoruz” dedi.

    TALEPLER SIRALANDI

    Çelik, devletin Dersim katliamı ile yüzleşmesi için öncelikle TBMM bünyesinde “Dersim İçin Hakikat Komisyonu” kurulmasını, komisyon çalışmaları tamamlandıktan sonra komisyonun önerileri doğrultusunda gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak soykırımın tanınmasını ve özür dilenmesini talep ederek, onarıcı adalet çözümleri üzerinde durulması gerektiğini belirtti.

    Dersim adının iade edilmesini de isteyen Çelik, talepleri şöyle sıraladı:
    “Dersim Tertelesi’nde idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının itibarlarının iade edilerek, mezar yerlerinin açıklanmasını, diğer toplu mezarları usulüne uygun olarak açılmasını,

    Yapılan askeri operasyonlar sonucu katledilmeyip sağ olarak yakalanan kız çocuklarının akıbetinin açıklanarak aileleri ile buluşturulmasının sağlanmasını,

    Dersim’in insansızlaştırılma politikasından vazgeçilerek halen yapımı süren HES ve diğer barajların iptal edilerek doğal ve kültürel tahribata son verilmesini,

    Dersim’deki doğal ve kültürel inanç merkezlerinin muhafaza altına alınarak Dersim halkının yerel temsilcilerine devrinin sağlanmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • DAD Mersin Şube Eş Başkanı Çelik: AKD Başkanı Yılmaz’a verilen cezayı kınıyoruz- VİDEO

    DAD Mersin Şube Eş Başkanı Çelik: AKD Başkanı Yılmaz’a verilen cezayı kınıyoruz- VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile Antep Şube Başkanı olarak atanan Hasan Çolak hakkında “İhtiyati Tedbire Muhalefet” gerekçesiyle verilen 3 günlük hapis cezasının onanmasına tepki gösteren DAD Mersin Şube Başkanı Hüsniye Çelik, “Genel merkezin yapılan yolsuzluğa müdahale etmesinin ardından böyle bir ceza verilmesi kanunsuzluktur, kınıyoruz” dedi.

    AKD Antep Şubesi Başkanı Yılmaz Demirdelen ve yönetim kurulu üyeleri, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’yla görüştükleri için ve yolsuzluk yaptıkları iddiası ile AKD Genel Merkezi tarafından 8 Ocak’ta görevden alınmıştı. Bunun üzerine AKD Antep Şubesi’ne geçici yönetim atanmıştı.
    Yılmaz Demirdelen ve yönetim kurulu üyeleri, 22 Şubat’ta mahkemede ifade vermişti.

    Gelinen aşamada Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile Antep Şube Başkanı olarak atanan Hasan Çolak hakkında “İhtiyati Tedbire Muhalefet” nedeniyle hapis cezası verildi ve 1 Mart 2024’te Ankara’da yapılan duruşmada Yılmaz ile Çolak hakkında 3 gün disiplin hapsi cezası uygulanması yönünde karar çıktı. Alevi Kültür Dernekleri’nin ihtiyati tedbir kararına yönelik yaptığı itiraz talebi, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddedildi. 3 günlük disiplin hapis cezası uygulanması yönünde karar çıktı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile ilgili çıkan ve onanan hapis cezası kararını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “VERİLEN CEZA KANUNSUZLUKTUR”

    Hüsniye Çelik, Alevi inancındaki ‘Eline, beline, diline sahip olacaksın’ düsturuna işaret ederek, “Buradaki ana mesaj çalmamak, kötü söz söylememektir. AKD Genel Başkanı Seher arkadaşımız da bu duruma karşı çok yerinde bir kararla Antep’e gidip olaya müdahale etmiştir. Burada bir yolsuzluk yapılmış, tabi ki genel merkez bu tavra karşı gereken tavrı alacaktır” dedi.
    Verilen cezayı kınadığını belirten ve bu cezayı bir kurumun iç işleyişine karışmak olarak değerlendiren Çelik, “Genel merkezin yapılan yolsuzluğa müdahale etmesinin ardından böyle bir ceza verilmesi kanunsuzluktur. Ayrıca arkadaşımızın kadın olması başka bir anlam yüklüyor. Kadınlara yönelik yapılan baskı ve yok sayma hayatın her alanında var” diye konuştu.

    “ALEVİLİĞİ DERDEST ETME ÇABALARI BOŞUNA”

    Çelik, verilen cezanın devletin Aleviler üzerinde uyguladığı asimilasyon ve bölme hamlelerinin devamı olduğunu dile getirdi.

    Bu politikalardan birinin de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı olduğuna vurgu yapan Çelik, “Devlet, Alevileri Osmanlı döneminden bu yana belli bir kalıbın içerisine sokmaya çalışıyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu anlayışa hizmet ediyor. Çünkü onlar devletin dayattığı resmi bir Alevilik modeli yaratmaya çalışıyorlar. Bu minvalde verilen bu ceza da Aleviliği derdest etme üzerinedir. Ama buna bugüne kadar hiç kimsenin gücü yetmedi, bundan sonra da yetmeyecek” ifadelerini kullandı.

    Çelik, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Seher’e (Seher Şengünlü Yılmaz) yapılan bu cezanın tutarlı hiçbir tarafı yoktur. Kendisi de demişti 3 gün değil 3 bin gün de olsa gider cezamı yatarım ama yolumdan dönmem demişti. Bu da onun ilkeli tavrını çok net gösteriyor. Kendisinin yanındayız.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • DAD Mersin Şubesi: Diren Keser şahsında Alevilerin sesi kısılmak isteniyor -VİDEO

    DAD Mersin Şubesi: Diren Keser şahsında Alevilerin sesi kısılmak isteniyor -VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi yöneticileri, muhabirimiz Diren Keser’in ters kelepçeyle tutuklanıp cezaevine gönderilmesine tepki göstererek, “Keser, başta Aleviler olmak üzere tüm ezilenlerin sesi olduğu için bu muameleye maruz bırakılmıştır. Diren şahsında cezalandırılan özgür basındır, sesi kısılmak istenen Aleviler ve diğer ezilenlerdir” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi, Mersin’de 27 Şubat’ta kesinleşen cezasından dolayı gözaltına alınıp tutuklanan ajansımızın Mersin Muhabiri Diren Keser için dernek binasında basın açıklaması yaptı.

    DAD üyelerinin ve birçok sivil toplum örgütü temsilcisinin katıldığı açıklamada ilk olarak DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik konuştu. Çelik, Keser’in gazetecilik faaliyetleri yürüttüğünü, iktidarın her türlü baskıyı muhalif kesimlere uyguladığını dile getirdi. Her zaman Keser’in yanında olacaklarını belirten Çelik, bu hukuksuzluğa son verilmesini istedi.

    “KESER’E TERS KELEPÇE YAPILDI, SU VERİLMEDİ”

    Ardından konuşan Keser’in avukatı İbrahim Cinbaş, Keser’in hukuksuz bir şekilde derdest edildiğini belirterek, “Yöneticimiz, PİRHA ve CAN TV emekçisi, gazeteci Diren Keser hukuksuz bir kararla derdest edilmiştir. Diren Keser, uzun yıllardır Alevilerin, Kürtlerin, ezilenlerin, yoksulların, emekçilerin haberciliğini yapan, muhalif bir gazeteci olması sebebiyle, uydurma gerekçelerle hakkında daha önce açılmış olan davanın kesinleşmesi sonucu cezaevine götürülmüştür” dedi.

    Cinbaş, Diren Keser’in cezaevine götürülüşünün de hukuksuzluklarla dolu bir sürecin parçası olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Hakkındaki kesinleşmiş hukuksuz cezanın infazı için evinde kendisine çağrı kağıdının tebliğ edilmesini beklerken, hukuksuz şekilde gözaltına alınmış, bir gece emniyette tutulduktan sonra Tarsus Cezaevi’ne nakledilmiştir. Diren Keser’i evinden emniyete kelepçeli götürenler, emniyetten cezaevine giderken ters kelepçe kullanmışlardır. Yine Diren Keser cezaevine götürüldüğünden bu yana içme suyu alamadığını ifade etmiştir.”

    DİREN KESER İÇİN DAYANIŞMA ÇAĞRISI

    Keser’e verilen cezanın muhalif bir gazeteci olmasından dolayı verildiğini aktaran Av. İbrahim Cinbaş, “Diren şahsında cezalandırılan özgür basındır, sesi kısılmak istenen Aleviler ve diğer ezilenlerdir. Bizler, Alevilerin, Kürtlerin, ezilenlerin, yoksulların, emekçilerin haberciliğini yapan Diren Keser’in yoldaşları ve dostları olarak ne uygulanan hukuksuz cezanın ne de kötü muamelenin peşini bırakmayacağımızı kamuoyuna duyuruyor, dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Hüsniye Çelik: AYM’de görüşülecek Madımak Katliamı davasına sahip çıkalım-VİDEO

    Hüsniye Çelik: AYM’de görüşülecek Madımak Katliamı davasına sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA- 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen aydın ve sanatçıların yakınlarının 10 yıl önce yaptığı bireysel başvuruyu Anayasa Mahkemesi 15 Şubat’ta görüşecek. DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, aradan geçen 10 yıla işaret ederek, sürecin çok hantal ilerlediğini belirtti ve insanlığa karşı işlenmiş bu suçun muhakkak cezalandırılması gerektiğini ifade etti.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    2014’te yapılan bireysel başvuruda, yargılama sürecinin etkili yapılmadığı ve adil yargılamaya ilişkin hükümlerin ihlal edildiği kaydedilmiş, Madımak Oteli’nin yakılmasına ilişkin eylemin “insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirilmesi ve bu sebeple zamanaşımına uğramaması gerektiği belirtilmişti.

    Bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü’nce 29 Haziran 2021’de görüşüldü ve incelenmesi ertelendi. Yüksek Mahkeme, 14 Aralık 2023’te başvuruyu tekrar ele aldı, görüşülmesini bir kez daha erteledi.
    Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü en son 25 Ocak 2024’te, bireysel başvurunun Genel Kurula sevkine karar verdi. Genel Kurul, başvuruyu 15 Şubat Perşembe görüşecek.

    “SÜREÇ ÇOK HANTAL İLERLİYOR”

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Demokratik Aleviler Derneği (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Madımak Katliamı davasında adaletin sağlanması için uzun bir süredir mücadele edildiğine değindi. Çelik, “33 canımız diri diri yakılarak katledildi. 2014 yılında katledilen canlarımızın aileleri bu davanın insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamında değerlendirilmesini talep etti. Süreç çok ağır ve hantal bir şekilde işliyor. Sadece Alevilerin değil; çağdaş, demokrat, insan haklarını içine sindirmiş herkesin bu davaya sahip çıkması gerekiyor. Ortada bir katliam ve insanlığa karşı işlenmiş bir suç var. Bu suçun mutlaka cezalandırılması gerekiyor” dedi.

    ALEVİLERE BİRLİK OLMA ÇAĞRISI

    Alevilerin yüzyıllardır ayrımcılığa maruz kaldığını ifade eden Çelik, Madımak Katliamı’nın devlet gözetiminde yapıldığına dikkat çekti.

    Alevilere yönelik yapılan asimilasyon politikalarına ve katliamlara karşı birlik olma çağrısı yapan Çelik, şunları söyledi:

    “Alevilere yönelik Osmanlı’dan bu yana var olan, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte artarak devam eden ayrımcılık ve katliamlar bizleri bezdirmiş durumda. Şehrin merkezinde ordunun, emniyetin, devletin kolluk güçlerinin gözetimi altında insanlar diri diri yakıldı. Bunu kabul etmek mümkün değil. Biz Aleviler bu saldırılar karşısında bir arada kalarak dini inançlarımızı, kültürümüzü, etnik kimliklerimizi özgürce yaşayacak bir toplumun inşası için mücadele etmeliyiz.”

    SİVAS KATLİAMI DAVA SÜRECİ

    Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneğince organize edilen Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinliği sırasında Madımak Oteli’nde aralarında sanatçıların da bulunduğu 33 kişi yakılarak öldürüldü. Olaydan sonra 124 kişi hakkında ‘laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma’ suçlamasıyla açılan davalar güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı. Ankara 1 No’lu DGM 26 Aralık 1994’te hükmü açıkladı. 26 sanık 20’şer yıl hapse çarptırıldı ancak katliamda Yazar Aziz Nesin’in tahrik ettiği iddiasıyla cezalar 15 yıla indirildi. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 60 sanık 3’er yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yakalanamayan eski Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın dosyası ayrıldı, 37 kişi için beraat kararı verildi.

    33 SANIĞA İDAM CEZASI VERİLMİŞTİ SONRA MÜEBBETE ÇEVRİLDİ

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise katliamın, ‘Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu’ belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu. DGM’nin bozma kararına uyarak yeniden başlattığı yargılama sonucunda 33 sanık idam cezasına mahkum edilirken, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl, 27 sanık 7 yıl 6’şar ay, 2 sanık 5’er yıl ağır, bir sanık ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, ilk yargılamada 3’er yıl hapse mahkum edilen 11 sanık hakkındaki kararında direndi, 14 sanığın beraatini kararlaştırdı. 6 sanık hakkındaki dava dosyası ayrıldı, hükümle birlikte tutuklu 4 sanığı tahliye etti. Bu karar da temyiz edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kez, 33 sanık hakkındaki idam kararını usul yönünden bozdu. Mahkeme, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de açıkladı. 33 sanığa idam, 4 sanığa 20’şer yıl, bir sanığa 15 yıl, dokuz sanığa 7 yıl 6’şar ay, bir sanığa ise 5 yıl ağır hapis cezası verildi, iki sanığın dosyası ayrıldı.

    Yargıtay, 20 yıl ağır hapis cezası alan sanıklardan Durmuş Tufan ile idama mahkum edilen Mevlüt Atalay ve Ali Kurt hakkındaki hükümleri, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma talepleri konusunda karar verilmemesi nedeniyle bozdu. Ankara 1 No’lu DGM, 4 Nisan 2002’de, sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma koşullarının oluşmadığına karar vererek, Kurt ve Atalay’ı idam, Tufan’ı da 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum etti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından idam cezaları müebbet hapse çevrildi.

    2012’DE ZAMANAŞIMI KARARI VERİLDİ

    Davanın yakalanamayan sanıklarıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Mart 2012’deki duruşmada, zamanaşımı kararı verildi. Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dava ölmeleri nedeniyle ortadan kalkarken, 5 sanık hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü. Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Temmuz 2014’te zamanaşımı kararını onadı.

    Sivas Katliamı ana davasında, Ankara 1 Nolu DGM’de tutuklu yargılanarak hapis cezası alan, Yargıtayın bozma kararı sonrası firari oldukları anlaşılan sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın ise yargılanmalarına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkeme, 14 Eylül 2023’te, bu sanıklar hakkındaki davayı da zamanaşımından düşürdü.

    Binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    PİRHA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Madımak Katliamı, 15 Şubat’ta AYM gündemine geliyor
    2-Sarıhan: Madımak Katliamı Davası ile ilgili AYM’den adil bir karar çıkmasını istiyoruz
    3-AYM, Madımak Katliamı başvurusunu görüşecek; ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’

  • Mersin’de anma: Maraş Katliamı Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı-VİDEO

    Mersin’de anma: Maraş Katliamı Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı-VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, devletin derin güçlerince katliamın yapıldığına dikkat çekti ve başta Maraş olmak üzere Alevilere yönelik yapılan hiçbir katliamın Alevileri yolundan döndürmeyeceğini ifade etti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılı dolayısıyla anma ve basın açıklaması yaptı. Dernek binasında yapılan basın açıklamasını DAD Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüsniye Çelik okudu. Anmaya Maraş Katliamı tanıkları Birgül Sarıkaya, Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Açıklamadan önce Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır gülbeng okudu, çerağ uyandırıldı.

    “CUMHURİYET TARİHİNİN EN KANLI KATLİAMI”

    DAD Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Maraş Katliamı’nda 500’den fazla insanın öldürüldüğünü belirterek, Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamlardan biri olduğunu söyledi.

    12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamak için devletin böyle bir katliam yaptığını kaydeden Çelik, “Devletin derin güçlerince Ülkücü Öğrenci Derneği’nde o dönemin dernek başkanı ve yardımcısı tarafından tezgahlanarak, yine ülkücü Ökkeş Kenger’e Çiçek Sineması’na ‘Güneş Ne Zaman Doğacak’ isimli milliyetçi film oynatılırken bomba attırılmasıyla başlatılmış ve tam bir hafta katliamlar devam etmiştir. Milliyetçi faşistler daha önce belirledikleri Kürt Kızılbaş Alevilerin yaşadığı bölgelere evlere saldırıp büyük bir katliam gerçekleştirmişlerdir” dedi.

    “KATLİAMLAR BİZİ YOLUMUZDAN DÖNDÜREMEZ”

    Türkiye tarihinde Alevilere yönelik yapılan katliamların, asimilasyon hamlelerinin Alevileri yolundan döndürmeyeceğini ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

    “Koçgiri, Çorum, Dersim, Gar, Suruç ve Sivas katliamları bizleri yolumuzdan, inancımızdan döndürmedi. Bizler Hakk yolundan yürümeye devam ediyoruz. Sabah yüzümüzü güneşe dönerek cümle canlılar için duamızı ediyor, ulularımıza, pirlerimize niyaz eyliyoruz. Bizler 72 millete aynı nazarla bakan bir inancın, kültürün evlatlarıyız. Asla hiçbir kimseyi, toplumu farklılıklarından dolayı ötekileştirmeyiz. Coğrafyamızda ve dünyanın her yerinde yapılan savaşlara karşı durduk ve de duracağız. Her zaman halkların kardeşliğini savunduk ve savunmaya devam edeceğiz.”

    Hüsniye Çelik, bugünün aynı zamanda “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında cezaevlerinde yapılan katliamın 23’üncü yıl dönümü olduğunu da hatırlatarak, katliamlarda yaşamını yitirenleri andı.

    Anmanın ardından katliamda yaşamını yitirenler için lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ MERSİN

  • DAD Mersin Şube Eş Başkanı Çelik: Kadınlar olarak mitingte sesimizi yükseltelim-VİDEO

    DAD Mersin Şube Eş Başkanı Çelik: Kadınlar olarak mitingte sesimizi yükseltelim-VİDEO

    PİRHA- 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine katılım çağrısında bulunan DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, “Bu süreçte en fazla bedel ödeyen biz kadınların mitinge daha duyarlı olmalarını, güç vermelerini, katkı sunmalarını bekliyoruz” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, devletin Sünni-Hanifi eğitime odaklandığını ifade ederek, “Ancak bu topraklarda farklı inançta toplumlar da yaşıyor. Alevilikte Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu günden bu yana Sünni-Hanefi İslam içerisinde eritilmeye çalışılıyor. Ama biz diyoruz ki Alevilik farklı bir inançtır. Ama devlet özellikle okullardan başlayarak, ilkokul düzeyine kadar dini eğitimi sokmuştur. Aleviler olarak bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

    Devletin politikalarına karşı başta Alevi kadınlar olmak üzere Alevilerin, inancına sahip çıktığını vurgulayan Hüsniye Çelik, “Kadınlar başta olmak üzere biz inancımızı yaşamaktan geri durmuyoruz. Çünkü kadınlar Alevi inancında Mürşid-i Kamil’dir. Aleviliği gerçek haliyle ve ritüelleriyle hayata geçirmek için mücadelemize devam ediyoruz” diye belirtti.

    DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de ekonomik koşulların ne hale geldiğini görüyoruz. Artık evlerde kazan kaynamıyor, çorba pişmiyor. Yaşamın ne kadar zor olduğunu biliyoruz, zaten kendi yaşadıklarımız var.

    Demokratik cumhuriyet, demokratik bir ülkede yaşamak demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği bir ülkede yaşamak bizim en büyük talebimiz ve vazgeçmediğimiz bir beklentimiz. Hukuki kurallar bir devlette işliyorsa devlettir. Ülkemizde bir sürü siyasetçi, bilim insanı, insanlar yedi yılı aşkın süredir tutuklu yargılanıyor. Bundan kaynaklı hukuktan bahsetmemiz mümkün olamaz. O zaman da devletin vatandaşlar arasında ayrımcılık yaptığı ortaya çıkıyor.

    Bu tür uygulamarın tümünü aşabilmek için biz Alevi kurumları olarak 10 Aralık’ta İstanbul’da “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye”, yani demokrasinin işlevselliğini hayata geçirebilmek için alanlarda olacağız ve sesimizi tekrar duyurmaya çalışacağız.

    Bu süreçte en fazla bedel ödeyen kadınların mitinge daha duyarlı olması ve daha da güç vermelerini, katkı sunmalarını bekliyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • DAD Mersin’den dayanışma kahvaltısı- VİDEO

    DAD Mersin’den dayanışma kahvaltısı- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi dayanışma kahvaltısı düzenledi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi’nin düzenlediği dayanışma kahvaltısına DAD Genel Başkanı Musa Kulu, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, AKD Genel Merkez yöneticileri, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    Mersin cemevi inan kurulu başkanı Erdoğan Sevin’in gülbengi ile başlayan etkinlikte DAD Mersin Şube Eş

     

    Başkanı Hüsniye Çelik katılımcıları selamladı.

    Etkinlik sanatçı Diyap Ağa’nın deyiş ve şarkılarıyla son buldu.

    PİRHA/ MERSİN