Etiket: İ

  • Dede Özer: İktidar kendi dedelerini yaratmak için İlahiyat Fakülteleri’nde bölümler açıyor! -VİDEO

    Dede Özer: İktidar kendi dedelerini yaratmak için İlahiyat Fakülteleri’nde bölümler açıyor! -VİDEO

    PİRHA- Axuçan Ocağı Yol Yürütücüsü Ercan Kazım Özer, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi kurumların tarih boyunca varolduğunu ifade ederek, “Aleviler ve Alevi örgütlülüğü bu yaşananlara karşı ne yapıyor?” sorusunu sordu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Cumhuriyet tarihinin en önemli adımı” cümlesiyle kurulduğunu açıkladığı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevilere yönelik “Böl-parçala-yönet” politikası sürüyor.

    Alevi toplumu ve kurumlarının “Alevi Diyaneti” olarak tanımladığı başkanlığın faliyetleri tepki çekmeye devam ediyor.

    Axuçan Ocağı Yol Yürütücüsü Ercan Kazım Özer, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetleri ile ilgili PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI TARAFINDAN BİRİLERİNE DEDELİK UNVANI VERİLECEK”

    Devlet aklının sadece günün söylemleri ve davranışlarıyla hareket etmediğini, geçmişten bugüne ortak aklı kullandığını belirten Özer, devletin kendi dedesini yaratmak için İlahiyat Fakülteleri’nde bölümler açıldığını söyledi.

    Devletin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi kurumları yeni icat etmediğini dile getiren Özer, “Geçmişte Nakîbül-Eşrâflık diye bilinen bir kurum vardı. (Osmanlı döneminde dini konularda danışmanlık yapmak içi görevlendirilen kişi), bugün onun yerine Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aldı ve sadece ismi değişti. Yoksa faaliyet aynı faaliyettir” diye belirtti.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ ŞAPKALARINI ÖNLERİNE KOYUP BİZ NE YAPIYORUZ DEMELİ”

    “Aleviler ve Alevi örgütlülüğü bu yaşananlara karşı ne yapıyor?” sorusunu soran Özer, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Önce oturup bu kurumlarımızın bir şapkalarını önüne koyup “Biz ne yapıyoruz?” diye düşünmeleri gerekiyor. Yoksa tabii ki devlet yapacak. Devlet kendine alternatif olanı, yönetemediği, hükmedemediği ne varsa bunu kendine benzetmeye çalışacak. Bundan daha doğal bir şey yok.

    Siyasal iktidarın çıkardığı torba yasalarda torbanın içine birkaç tane güzel şeyler koyarak yasalaştırırken 10 tanesini de senin aleyhine olan yasalardır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Zeynel Can: Bu bir eğitim politikası değil, siyasi hamle-VİDEO

    Zeynel Can: Bu bir eğitim politikası değil, siyasi hamle-VİDEO

    PİRHA – Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına ilişkin okullara gönderdiği etkinlik genelgesine yönelik tepkiler sürüyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, genelgenin laiklik ve insan hakları açısından ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, “Çocuklara zorla dini içerik enjekte edilmesi insan haklarına aykırıdır” dedi.

    12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtilmişti. Söz konusu düzenleme kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

    GENELGE TOPLUMDA GENİŞ YANKI UYANDIRDI”

    Genelgeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zeynel Can, uygulamanın kamuoyunda hem destek hem de eleştiri topladığını ifade etti. Can, “Bu genelge çok gündem işgal etti. Lehte ve aleyhte çok tepkiler aldı” diyerek, özellikle laik ve seküler kesimlerden ciddi itirazların yükseldiğini vurguladı.

    Dinin eğitim sistemi içinde bu denli görünür hale getirilmesinin, özellikle okul öncesi düzeye kadar indirgenmesinin önemli sonuçlar doğuracağını belirten Can, “Alevi toplumu başta olmak üzere demokrat ve aydın kesimlerden buna karşı güçlü bir tepki oluştu” dedi.

    CUMHURBAŞKANI’NIN AÇIKLAMALARINA ELEŞTİRİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genelgeye ilişkin “doğru, hukuki ve yerinde” yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Can, bu yaklaşımın tartışmalı olduğunu ifade etti. Can, “Kendi açısından doğru olabilir ancak hukuka ne kadar uygun olduğu sorgulanmalıdır” dedi.

    İktidarın hukuka yaklaşımını eleştiren Can, “İşine geldiğinde hukuki davranan, gelmediğinde anayasal hükümleri uygulamayan bir anlayıştan söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ZORLA DİNİ DAYATMA İNSAN HAKLARINA AYKIRI”

    Genelgenin doğrudan valiliklere gönderilmesine dikkat çeken Can, bunun bir yönlendirmeden öte açık bir talimat olduğunu belirtti. “81 ilin valisine doğrudan gönderilen bu yazı, ‘bunu sıkı şekilde uygulayın’ anlamına geliyor. Bu durum, eğitimin merkezi bir anlayışla şekillendirildiğini gösteriyor” diye konuştu.

    Türkiye’de farklı inanç gruplarının ve seküler yaşam biçimini benimseyen milyonlarca insanın bulunduğunu hatırlatan Can, ailelerin çocuklarına dini eğitim verip vermeme konusunda tercih hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı:

    “Bu ülkede Aleviler var, farklı mezhepler var, seküler bir yaşamı tercih eden milyonlar var. Çocuklarına dini eğitim verilmesini istemeyen aileler var. Buna rağmen zorla bir şeyi dayatmak, insan haklarına aykırıdır.”

    TOPLUMA TEKÇİ ANLAYIŞ DAYATILIYOR

    Eğitimde dini referansların bu şekilde kullanılmasının çocukların bireysel gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Can, “Bu şekilde yetiştirilen çocukların eleştirel düşünebilen, kendini ifade edebilen bireyler olması zorlaşır” dedi.

    Can ayrıca, okullarda kazandırılmak istenen değerlerin dini referanslarla sınırlandırılamayacağını belirterek, “Vatanseverlik, merhamet, adalet gibi değerler yalnızca dini çerçevede açıklanamaz bunlar toplumun ortak değerleridir” ifadelerini kullandı.

    Din üzerinden şekillendirilen bir değerler sisteminin topluma dayatıldığını savunan Can, bu yaklaşımı “tekçi bir anlayış” olarak nitelendirdi. “Bu bir dayatmadır. Topluma zorla bir ‘deli gömleği’ giydirilmek isteniyor” dedi.

    “SİYASİ BİR STRATEJİNİN PARÇASI OLABİLİR”

    Genelgenin arkasında siyasi hesaplar olabileceğini öne süren Can, iktidarın toplumsal kutuplaşma üzerinden kendi tabanını konsolide etmeye çalıştığını ifade etti:

    “İktidarın anketlere ve saha çalışmalarına göre hareket ettiğini biliyoruz. Bu genelgenin hızlı ve güçlü şekilde uygulanması da bir siyasi stratejinin parçası olabilir. Yaklaşan seçimler öncesinde tabandaki erozyonu durdurmaya dönük bir hamle olarak değerlendiriyorum.”

    Can, söz konusu uygulamaların uzun vadede toplumun yararına olmayacağını belirterek, çocukların geleceği açısından daha kapsayıcı ve özgürlükçü bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • DAD İzmir Şubesi Heftemal’ı kutladı, zerefet yemeğini paylaştı-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi Heftemal’ı kutladı, zerefet yemeğini paylaştı-VİDEO

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi, Aleviler için kutsal sayılan Heftemal/Hawtemal’ı kutlayarak lokmalarını paylaştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, baharın ve eski geleneğe göre yeni yılın karşılanması olan Heftemal/Hawtemal’ı kutlayarak lokmalarını paylaştı. Çerağlar uyandırıldığı etkinlikte geleneksel yemek olan Zerefet pişirilerek paylaşıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube binasında gerçekleşen etkinliğe Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Rukiye Hurustan, Tahtacı Alevi Yanyatır Ocağı’ndan Fatma Kılıç, Baba Mansur Ocağı’ndan Hakkı Hurustan, Kureyşan Ocağı’ndan Hamza Takmaz ve Kureyşan Ocağı’ndan İsmail Alkan’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Özellikle kadın emeği ile hazırlanan yemekler önce bıçakla kesildi, ardından pişen hamurun içi doğrandı. Sarımsaklı ayran ve tereyağının dökülmesiyle birlikte estetik bir görüntü kazanan Zerefet, sonraki aşamada sofrada yerini aldı.

    Kadınlar, hazırlık aşamasının kendileri için sosyal bir aktivite olduğunu ekleyerek yemek kültürlerine sahip çıkılması çağrısı da yaptı.

    Lokmaların paylaşılması öncesinde çerağları Baba Mansur Ocağı’ndan Rukiye Hurustan uyandırırken, Tahtacı Alevi Yanyatır Ocağı’ndan Fatma Kılıç, Baba Mansur Ocağı’ndan Hakkı Hurustan, Kureyşan Ocağı’ndan Hamza Takmaz ve Kureyşan Ocağı’ndan İsmail Alkan, Heftemal ve güncele dair görüşlerini paylaştı.

    Heftemal/Hawtemal, geleneksel yemek Zerefet yemeğinin pay edilmesi ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Öğretmenlik Meslek Kanunu Meclis’ten geçti

    Öğretmenlik Meslek Kanunu Meclis’ten geçti

    PİRHA-Öğretmenlik Meslek Kanunu adı altındaki düzenleme Meclis’te kabul edildi. Eğitim emekçileri  yaptıkları eylemlerle yasa tasarısına itiraz etmiş geri çekilmesini istemişti.

    Öğretmenlik Meslek Kanun Teklifi, dün gece geç saatlerde Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yasa düzenlemesi öğretmenler arasında ayrımcılık yaratılmasının yanı sıra eğitim sisteminin özelleştirilmesini amaçlıyor.

    Yasa düzenlemesi, öğretmenleri ‘kariyer basamağı’ adı altında aday, uzman, başöğretmen olarak üçe ayırıyor. Yapılan tanımlamalardaki “Aday öğretmen” olabilmek için yükseköğretim kurumundan mezun olmak yeterli olmayacak. AKP’nin kadrolaşma amacıyla yürüttüğü Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununa göre güvenlik soruşturmasından geçmek, Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı sınavlarda başarılı olmak gerekecek. Bununla da yetinilmeyerek, bir yıldan az iki yıldan çok olamayacak aday öğretmenlik süresinin sonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirme yapılacak eğer başarılı görülürse öğretmenliğe atanacak.

    70 VE ÜZERİNDE PUAN ALAN ÖĞRETMENLER BAŞARI SAYILACAK

    Aday öğretmenlik dahil olmak üzere en az 10 yılını dolduran, mesleki gelişime yönelik 180 saatten az olmamak üzere düzenlenen Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı’nı tamamlayanlar, uzman öğretmenlik için öngörülen asgari çalışmaları tamamlayanlar, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan öğretmenler uzman öğretmenlik için yazılı sınava başvuru yapacaklar. Bu sınavdan 70 ve üzerinde puan alan öğretmenler başarılı sayılacak ve uzman öğretmen sertifikası alacaklar. Uzman öğretmenlikte en az 10 yıl hizmeti bulunan, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası olmayan ve uzman öğretmenlerden mesleki gelişime yönelik 240 saatten az olmamak üzere düzenlenen Başöğretmenlik Eğitim Programını tamamlamış olan ve mesleki gelişime yönelik alanlarda başöğretmenlik için öngörülen çalışmayı tamamlayan başöğretmen sınavı için yapılan sınava başvurabilecekler ve bu sınavda 70 ve üzerinde puan alanlar başarılı sayılacak.

    UZMAN VE BAŞÖĞRETMEN UNVANINI ALANLARIN TAZMİNATLARINDA İYİLEŞTİRME YAPILACAK

    Yüksek Lisans eğitimini tamamlayanlar uzman öğretmen unvanı için öngörülen, doktora eğitimini tamamlayanlar başöğretmen unvanı için öngörülen yazılı sınavdan muaf tutulacak. Uzman öğretmen ve başöğretmen unvanına haiz olanların, eğitim ve öğretim tazminatlarında iyileştirmeler yapılıyor. Uzman öğretmenlere ödenen eğitim öğretim tazminatı yüzde 20’den yüzde 60’a, başöğretmenlere ödenecek tazminat ise yüzde 40’tan yüzde 120’ye çıkarılıyor.

    Birinci derece kadroda görev yapan öğretmenlerin ek göstergesi 3600’e çıkartılıyor. Bu hüküm 15 Ocak 2023 tarihinde yürürlüğe girecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • CHP’lilerin yolsuzlukla suçladığı isim İBB’de Genel Sekreter oldu

    CHP’lilerin yolsuzlukla suçladığı isim İBB’de Genel Sekreter oldu

    PİRHA-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevinden emeklilik gerekçesiyle ayrılan Yavuz Erkut’un yerine Can Akın Çağlar’ın atanması tartışmaları beraberinde getirdi.

    2012’de CHP’li bazı isimlerin yolsuzlukla suçladığı Can Akın Çağlar İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Genel Sekreterlik görevine getirildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreterliği görevinden emeklilik gerekçesiyle ayrılan Yavuz Erkut’un yerine Can Akın Çağlar’ın atanması tartışmaları beraberinde getirdi. CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Çağlar’ı daha önce yolsuzluk yapmakla suçlarken, eski CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek de kumpas davaları döneminde tayin isteyen eşini sürgüne gönderen kişinin Can Akın Çağlar olduğunu söyledi.

    OLMAYAN ŞİRKETE KREDİ SAĞLADI İDDİASI

    Atama kararının ardından Erdoğdu’nun 2012’de Çağlar’ı yolsuzlukla suçladığı ifadeleri yeniden gündeme gelirken, parti içinde de tartışmaların yaşandığı kaydedildi. Erdoğdu, 9 Ağustos 2012’de CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenlemiş ve dönemin Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar’ın tarımda hiçbir geçmişi olmayan, son çalıştığı işyeri ile alacak davası bulunan Dursun Akdağ adlı bir kişinin henüz kurmadığı 20’nin üzerindeki şirketin her biri için 7-7.5 milyon TL tutarında kredi sağladığını iddia etmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Ankara, gırtlak kanseri olan mahpus Yakşi’nin durumuna dikkat çekti-VİDEO

    İHD Ankara, gırtlak kanseri olan mahpus Yakşi’nin durumuna dikkat çekti-VİDEO

    PİRHA – İHD Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar İnisiyatifi, eylemlerinin 286. Haftasında Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde kalan gırtlak kanseri olan hasta mahpus Yusuf Yakşi’nin durumuna dikkat çekti.

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar İnisiyatifi, eylemlerinin 286. Haftasında Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde kalan gırtlak kanseri olan hasta mahpus Yusuf Yakşi’nin durumuna dikkat çekti.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi adına açıklama yapan İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, “Hasta mahpuslar konusu bu ülkenin en büyük ve neredeyse en görünmez hale getirilmeye çalışılan sorunlarından bir tanesidir. Bir ülkenin nasıl olduğunu anlamak için cezaevleri rejimine bakmak yeterli olacaktır. 2019 yılında belirlemelerimize göre 30’u hasta mahpus olmak üzere 63 kişi hapishanelerde yaşamını yitirmiştir. Bu ölümlerin 11’i İç Anadolu Bölge Hapishanelerinde meydana gelmiştir ve 6 mahpus hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybetmiştir” dedi.

    Çevirmen, hasta mahpusları şöyle aktardı:

    “Afyon/Dinar T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalp krizi geçiren Dilber’e hastanede anjiyo yapıldı. Anjiyonun ardından hapishaneye götürülen Cemil Dilber, 21 Mart günü vefat etti.

    Muzaffer Özcengiz: Çorum L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalp krizi geçiren Özcengiz, 27 Nisan günü vefat etti.

    Aynur Uyar: Eskişehir Çifteler Kadın Açık Hapishanesi’nde tutulan Aynur Uyar, 19 Temmuz günü yaşamını yitirdi. Uyar’ın şeker, kalp, tansiyon hastası olduğu halde tedavi edilmedi.

    Tahir Çetinkaya: Kanser hastalığı nedeniyle Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesi’nden Ankara Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Çetinkaya 2 Ağustos günü vefat etti.

    Ramazan Kuru: Afyon/Dinar T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde 19 Eylül günü kalp krizi nedeniyle vrfat etti.

    Eylül Tuvgan: Bolu T Tipi Kapalı Cezaevinde 23 Kasım’da kalp krizi sonucunda vefat etti.”

    “ÇÖZÜM TALEP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Yakşi’nin boğazındaki delikten nefes alıp verebildiğini belirten Çevirmen, Yakşi’nin cezaevi koşullarında tedavi olmasının mümkün olmadığını söyledi. “Yakşi’nin annesi kanser hastalığından dolayı ameliyat olmuş ve babasında da kanserli kitle bulunmaktadır” diyen Çevirmen, “Yusuf Yakşi’nin dışarıda ailesinin yanında tetkik ve tedavilerine devam edilmesi gerekmektedir. Ailesi de kurumumuza infazının ertelenmesi veya denetimli serbestlik koşullarından yararlanabilmesi için başvuruda bulunmuştur” diye belirtti.
    Çevirmen, “Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye ve ağır hasta mahpuslar serbest bırakılıncaya kadar dile getirmeye, çözüm talep etmeye kesintisiz olarak devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA