Etiket: ibrahim akın

  • DEM Parti’li Akın: Doğayı savunmak aynı zamanda bu talan düzenine itiraz etmektir!

    DEM Parti’li Akın: Doğayı savunmak aynı zamanda bu talan düzenine itiraz etmektir!

    PİRHA- DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, sermayenin ve ona yol veren iktidarın doğa kırımına ve bu karşı verilen mücadeleye dikkat çekerek, “İtirazları ve çıkacak sesleri, sadece bir projeye değil, bir bütün bu talan düzeninin tamamına karşı yükseltmek zorundayız. Doğayı, suyu, toprağı savunmak, aynı zamanda eşit, adil ve yaşanabilir bir ülke talebini dile getirmektir” dedi.

    Akbelen’den Gabar’a, Munzur’dan Kazdağlarına, Varto’dan Aydın’a bir çok alanda yapılan çeşitli projelerle doğa talan ediliyor. Doğa talanı ve kırımına karşı çevreciler ve yurttaşlar mücadelesini sürdürüyor.

    DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, sermayenin ve ona yol veren iktidarın doğa kırımına ve bu karşı verilen mücadeleye dair sorularımızı yanıtladı.

    “DOĞAYI SAVUNMAK AYNI ZAMANDA BU TALAN DÜZENİNE İTİRAZ ETMEKTİR”

    PİRHA: Anadolu ve Mezopotamya’nın onlarca noktasında doğa talanı sürüyor. Buna karşı direnenler ise baskı altına alınıyor, tutuklanıyor. Son yıllarda bunun artmasını nasıl yorumluyorsunuz?

    İbrahim Akın: Anadolu ve Mezopotamya’nın dört bir yanında yaşananlar tekil olaylar değildir. Aksine bunlar bütünlüklü, sistematik ve ideolojik bir tercihin sonucudur. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, yeraltı ve yerüstü varlıkların sermayenin ve şirketlerin sınırsız kullanımına açıldığı bir talan rejimidir. Bu rejim, yalnızca doğayı değil, o doğayla birlikte yaşayan toplumları da hedef alıyor. Direnen köylülerin, çevre savunucularının baskı altına alınması, gözaltılar ve tutuklamalar bu yüzden artıyor.  Çünkü doğayı savunmak aynı zamanda bu talan düzenine itiraz etmektir.

    “SINIRLI İŞ OLANAKLARI YARATILIRKEN, YAŞAM ALANLARI GERİ DÖNÜŞSÜZ BİÇİMDE TAHRİP EDİLİYOR”

    -İktidar mensupları bu talanı savunduklarında “istihdam, enerji ihtiyacı” gibi söylemler kullanıyorlar. Bunun sahadaki karşılığı nedir?

    İbrahim Akın: İktidarın “istihdam”, “enerji ihtiyacı” gibi gerekçelerle bu projeleri meşrulaştırmaya çalışması, gerçekçi değil. İkna edici de değil. Bugün bu projelerin bulunduğu bölgelerde kalıcı, güvenceli bir istihdamdan söz etmek olanaksız. Aksine, kısa vadeli ve sınırlı iş olanakları yaratılırken uzun vadede tarım yok ediliyor, su kaynakları kirletiliyor, yaşam alanları geri dönüşsüz biçimde tahrip ediliyor. Enerji ihtiyacı söylemi ise çoğu zaman ihracata dönük, şirketlerin kârını hedefleyen bir üretim modelinin üzerini örtmek için kullanılıyor. Yani burada kamusal ihtiyaç değil, özel çıkarlar ve şirket çıkarları belirleyici.

    “YALNIZCA BİR ÇEVRE MESELESİ DEĞİL, DOĞRUDAN YAŞAM HAKKI MESELESİDİR”

    -Çevre felaketine yol açan İliç faciasının yankısı sürerken Varto ve Karlıova’da JES yapılmak isteniyor. Deprem bölgesinde böylesi bir çalışma ney yol açar? Buna karşı yapılacak mitinge dair ne söylersiniz?

    İbrahim Akın: İliç’te yaşanan facia henüz hafızalardayken, benzer riskleri barındıran projelerin Varto’da, Karlıova’da, üstelik deprem gerçeğinin bu kadar tehlikeli olduğu bir coğrafyada gündeme getirilmesi, bu anlayışın ne kadar pervasız olduğunu gösteriyor. Burada bilimsel uyarılardan çok şirketlerin yatırım planlarının esas alındığını görüyoruz. Bu, yalnızca bir çevre meselesi değil, doğrudan yaşam hakkı meselesidir.

    Daha geniş bir çerçeveden baktığımızda ise bu tabloyu küresel ölçekte süren paylaşım mücadelesinden bağımsız düşünemeyiz. Enerji kaynakları, madenler, su varlıkları üzerindeki rekabet, bugün dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi bu coğrafyada da doğa talanı biçiminde karşımıza çıkıyor. Bu anlamda yaşananlar, sadece ekonomik bir tercih değildir. Bunlar aynı zamanda çok boyutlu bir savaşın parçasıdır. Doğaya yönelen bu saldırı ile toplumlara yönelen baskı politikaları iç içe geçmiş durumda. Sistem, hem insanı hem doğayı hedef alan bütünlüklü bir tahakküm kurmaya çalışıyor.

    GERİDE SADECE YIKIM VE YOKSULLUK BIRAKILIYOR

    Türkiye’deki uygulamalar da bu küresel eğilimin yerel bir yansımasıdır. Sömürge madenciliği benzeri bir anlayışla, bölgenin tüm değerleri hızla tüketiliyor. Geride sadece yıkım ve yoksulluk bırakılıyor. Bu nedenle mesele sadece çevreyi koruma meselesi değil, aynı zamanda demokratik hakların, yaşam hakkının ve geleceğin savunulması meselesidir.

    Bu yüzden yapılacak mitingler, yükselen itirazlar son derece önemli olacaktır. İtirazları ve çıkacak sesleri, sadece bir projeye değil, bir bütün bu talan düzeninin tamamına karşı yükseltmek zorundayız. Doğayı, suyu, toprağı savunmak, aynı zamanda eşit, adil ve yaşanabilir bir ülke talebini dile getirmektir. Bu mücadele büyüdükçe, bu fütursuz talanın da karşısında daha güçlü bir toplumsal direnç oluşacaktır.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!-VİDEO

    Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!-VİDEO

    PİRHA- Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağını protesto eden köylüler, “Karakaya köyünden size taş yok” dedi. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Karakaya köyüne bilinçli bir saldırı olduğunun altını çizerken, DEM Parti milletvekili İbrahim Akın da, Karakaya köyünün Alevi köyü olduğuna dikkat çekerek, projenin durdurulmasını istedi.

    Çelikler Holding, Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açmak istiyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede şantiye kurarak çalışmalara başladı. Karakaya halkı, tarım alanlarına uzak bir bölgeyi alternatif olarak önerdiklerini fakat şirketin kabul etmediğini aktaran Karakaya halkı, planlanan taş ocağını protesto etmek için Karakaya Muhtarlığı’nın önünden yürüyüş düzenledi. “Direne direne kazanacağız”, “Çelikler Holding köyümüzden defol” sloganlarının atıldığı yürüyüşün ardından Karakaya’lılar, iş makinalarının önünde açıklama gerçekleştirdi.

    “GÖÇ DALGASI YARATMAK İSTİYORLAR”

    Açıklamada konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Maden ocaklarının yerleri belirlenirken ya Alevi köylerini tercih ediyorlar ya da Alevilerin ziyeratgâhlarını, kutsal gördükleri mekanları ya da halkın muhalif olduğu yerleri tercih ediyorlar. Bu bilinçli bir saldırıdır. Yakılan ormanlarla, kurultulan derelerle, HES’lerle yaşam alanlarımız tehdit ediliyor. Yaşam alanlarımızı tehdit ederek yeni bir göç dalgası yaratmak istiyorlar, köyleri boşaltmak istiyorlar” dedi.

    “BAHÇELERİMİZ KURUYACAK”

    Ardından söz alan Karakaya Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Servet Demirkaya ise, “Taş ocağı köyümüzün en son evine yirmi metre, tarım arazilerimize on metre uzaklıkta. Burada siz dinamit atarken Karakaya köyünün halkı on metre ileride nasıl tarım yapacak? Burada taş ocağı olursa yer altı sularımız taşacak, habitatımız bozulacak, hayvancılık sona erecek, armut ve ceviz bahçelerimiz kuruyacak. Karakaya köyünden size taş yok. Buraya getirdiğiniz iş makinaları bizim eylemlerimizi hızlandırıyor, bizi provoke ediyor. Makinalarınız buradan çekin” ifadelerini kullandı.

    “YASAL DEĞİL”

    DEM Parti milletvekili İbrahim Akın, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kararının valilik tarafından çıkarılmasına tepki göstererek, “Artık sermaye devleti ele geçirmiş durumda. Sadece Karakaya köyü değil, her yerde bir talan siyaseti, sömürgecilik siyaseti devam ediyor. Karakaya köyü bu yüzden bir sembol. Bu direniş çok kıymetli. Şu anda valiliğin vermiş olduğu yetkiyle yapılan bu işlem anayasal olarak vali yetkisini aşmış durumda. ‘ÇED olumlu’ kararı bakanlığın yetkisine dahil. Ama vali, ÇED olumlu kararı vererek Çelikler Holding’i görevlendiriyor ardından da jandarmaya yetki veriyor. Şu anda Çorum Valisi’nin yaptığı işlem hukuken yasadışı. Bu şirketin burada olması meşru değil, hukuki değil, yasal değil. Bir an önce bu araçların buradan çekilmesi gerekiyor. Burası bir Alevi köyü. Çelikler Holding bu işi yapmaya devam ederse inanılmaz bir ayrımcılığa imza atacak. Bu ülkedeki barış için, birlikte yaşamak için bu köyün geleceğini yok etmeye kalkmayın. 500 metre ilerideki taş ocağına giderseniz bu sorun çözülecek. Kimse demiryolu için taş alınmasına itiraz etmiyor, nerede ve nasıl yapıldığına itiraz ediyor” dedi.

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Rukiye Kara ise Karakaya köyünde doğmuş olan Türkiye Komünist Partisi Marksist-Leninist (TKP-ML) önderi İbrahim Kaypakkaya’yı hatırlatarak, “Sermayeye peşkeş çekilecek toprağımız yok. Karakaya köyü yalnız değildir. Doğamızı katletmelerine müsaade etmeyeceğiz. İbrahim Kaypakkaya’yı katlettiler ama doğamızı katledemeyecekler” şeklinde konuştu.

    Açıklama, sloganlar ve alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/ÇORUM

     

  • İzmir’deki barış yürüyüşünde ‘Barış Yasası’ çağrısı- VİDEO

    İzmir’deki barış yürüyüşünde ‘Barış Yasası’ çağrısı- VİDEO

    PİRHA- İzmir Karşıyaka’da yüzlerce kişinin katılımıyla bir barış yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüşte, Meclis’te kurulan komisyona; demokrasi ve barışa yönelik somut yasaların görüşülerek adım atılması çağrısında bulunuldu.

    Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu, Karşıyaka İzban önünden başlayarak Karşıyaka çarşı girişine kadar barış yürüyüşü gerçekleştirdi. “Dağlar, insanlar hatta ölüm bile yorulmuşsa şimdi en güzel şiir barıştır” pankartı açılan yürüyüşte, çok dilde barış dövizleri taşındı. Sık sık “Bijî biratîya gelan”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarının atıldığı açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın’ın yanı sıra çok sayıda STK temsilcisi ile yurttaş katıldı. Yürüyüşe kadınlar ayrıca erbane ile eşlik etti.

    “AKP-MHP’NİN BARIŞ PRATİKLERİ YETERİNCE SAĞLIKLI DEĞİL”

    Yürüyüşün ardından söz alan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Dünya’da ve Türkiye’de ciddi bir savaşın olduğu ve buna karşı barışı savunmanın, toplumsallaştırmanın önemine vurgu yaptı. Filistin halkına yönelik saldırılara değinen Akın, Filistin’e yardım etmeye çalışanların da katledildiğini belirtti.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Akın, “Yaşadığımız süreç 1 yıldır bizim açımızdan eksikleriyle, yanlışlarıyla, savsaklamalarıyla tedirgin bir şekilde ama iyimserlikle takip ettiiğimiz bir süreçtir. Bu süreçten biz barışı inşa etmek istiyoruz. Bu süreçten biz demokrasiyi inşa etmek istiyoruz. Barışın toplumsallaşmasını istiyoruz. Aksi takdirde ne AKP’nin ne MHP’nin barış pratiklerinin yeterince sağlıklı olmadığını, bizim gibi herkes için eşitlik istediklerini düşünmüyoruz. Ancak sahip çıkmazsak onların istediği gerçekleşebilir” dedi.

    “BARIŞ EN TEMEL İHTİYAÇ HALİNE GELMİŞTİR”

    Ardından kitle adına basın açıklamasını yapan Zeliha Danyeli, savaşın olduğu coğrafyada insanların kazanımlarının yok edildiğini ifade ederek, en çok kadınlar ve çocukların zarar gördüğünü söyledi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını hatırlatan Zeliha Danyeli, uluslararası kamuoyunun buna sessiz kaldığını dile getirdi. Suriye’de de farklılıklara düşman olan HTŞ’ye işaret eden Zeliha Danyeli, “HTŞ eliyle Alevilere, Dürzilere karşı gerçekleştirilen savaş suçlarına karşı da aynı kesimlerin ve ideolojik birliktelik yaşayanların ses çıkarmaması katliamların kanıksanmasına ve duyarsızlaşmaya yol açmaktadır. Başta Ortadoğu olmak üzere, savaş ve militarizmin; emperyalizmin tüm yıkıcı işgaline karşı, ancak tüm ezilen halkların ve emekçilerin kendi özgür iradesini, taleplerini ifade edebileceği, güvence altına alınacağı demokratik düzenlerin, bu coğrafyalarda kalıcı barışı sağlayacağını biliyoruz. Dolayısıyla barış ve demokrasi talebi emek ve demokrasi güçleri için ekmek ve su kadar temel ihtiyacı haline gelmiştir” diye kaydetti.

    MECLİS KOMİSYONUNA YASA ÇAĞRISI

    Kürt meselesinin çözümüne dair mecliste kurulan komisyona demokrasi ve barışa yönelik somut yasaları görüşmeye başlaması çağrısında bulunan Danyeli, şöyle konuştu:

    “Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu olarak savaşa karşı, barışın ve demokrasinin örgütlü sesi olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün bu tarihsel kavşakta, Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden kaynaklı yüreğimizde derin acılar bırakan çatışmalı dönemin tekrarlanmaması adına, devam eden sürecin emek, barış ve demokrasi lehine, halkların kardeşliğini ve bir arada yaşam zeminini güçlendirecek şekilde kalıcı barışla sonuçlanması için çaba göstermeye, süreci sahiplenmeye devam edeceğiz. Uzun bir süredir toplumun farklı kesimlerini dinleyen Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu beklentileri dikkate almalı, yeni yasama yılının açılması ile birlikte mecliste demokrasi ve barışa yönelik somut yasalar görüşülmeye başlanılmalıdır. Biz, kalıcı bir barışın halkların doğrudan katılımı ve sürecin sadece parlamentoya sıkıştırılmayan, demokratik kitle ve emek-meslek örgütlerinin de sözünü kurabildiği bir demokratik işleyişle; toplumla birlikte açık ve şeffaf şekilde paylaşılarak ilerlemesini önemsiyoruz.”

    “BARIŞ TALEBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ankara’da 10 yıl önce İŞİD saldırısı sonucu gerçekleşen 10 Ekim Gar Katliamını anımsatan Zeliha Danyeli, “Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz barış şehitlerimizi saygı ve özlemle anarken sözümüzü bir kez daha yineliyoruz. 10 Ekim katliamında rolü olan, görevini ihmal eden, katliama yol veren, hangi mevki ve makamda olursa olsun tüm sorumlular yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar adalet mücadelemizi hep birlikte sürdüreceğiz. Adaletin, eşitliğin, özgürlüğün, laikliğin, dayanışmanın, insanca bir yaşamın kalıcı hale getirildiği bir dünya ve ülke kuruncaya kadar barış mücadelesinden bir an olsun vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Basın açıklamasının ardından yürüyüş çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/ İZMİR

  • İbrahim Akın: Alevi köyü Çepnidere, ayrımcılık ile karşı karşıya mı kalıyor?-VİDEO

    İbrahim Akın: Alevi köyü Çepnidere, ayrımcılık ile karşı karşıya mı kalıyor?-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın, Manisa Turgutlu’ya bağı Alevi köyü Çepnidere’deki organize sanayi işgalini yerinde inceleyerek, “Bölgede dolaşan söylentide ise ‘burada sadece cami ve mezarlık kalacak, köy buradan kalkacak’ diyorlar. Bu köy bir ayrımcılık ve kötülük ile karşı karşıya mı kalıyor?” diye sordu.

    Manisa Turgutlu’ya bağı Alevi köyü Çepnidere, tarım ve hayvancılıkla uğraşırken, 2000’li yıllarda zehir saçan sanayi tesislerinin hedefi haline geldi. ‘Verimsiz arazi’ olduğu gerekçesiyle istimlak edilen ve arazileri ellerinden zorla alınan köylülerin neredeyse ekecekleri bahçeleri bile kalmadı.

    DEM Parti Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü İbrahim Akın,  organize sanayi bölgesinin kuşatması altında bulunan Çepnidere köyündeki ekolojik yıkımı yerinde inceledi.

    “BU ALEVİ KÖYÜ AYRIMCILIK İLE KARŞI KARŞIYA MI KALIYOR?”

    Çepnidere köyünün organize sanayi işgali altında olduğunu ifade eden İbrahim Akın, köyün üst tarafına yığılan toprak yığının ciddi riskler barındırıdığını vurgulayarak, “Yurttaşların talebi üzerine buraya gelmiş bulunuyoruz. Turgutlu’nun sanayi bölgesi diye ifade edilen ve bir Alevi köyü olan Çepnidere’nin organize sanayinin işgali altında olduğunu gördük. Buraya bir toprak yığını yapmışlar ve hemen yanındaki evler ise risk altında. Köylülerin sel tehlikesine rağmen bir kanal yaparak kendisini korumaya almış. Okul ve yaşam alanı ile iç içe olan bir yerde bunun yapılması tam bir vahşettir. Buradan sesleniyoruz; evlerin dibinde böyle bir toprak yığını olabilir mi? Siz olsanız kabul edebilir misiniz? Çepni köyünün yaşadığı bu vahşete sessiz mi kalacaksınız? Bu köy bir ayrımcılık ve kötülük ile karşı karşıya mı kalıyor?” diye sordu.

    “KÖYÜ BURADAN KALDIRMAK İSTİYORLAR”

    Çepnidere köylülerinin, “Burada sadece cami ve mezarlık kalacak, köy ortadan kalkacak” söylentileri ile karşı karşıya kaldığını ve şirketlerin köyü ortadan kaldırmayı hedeflediğini dile getiren İbrahim Akın, “Buradan Çevre ve Tarım Bakanlığı’na sesleniyoruz; burayı satın alan şirketler bu köyü buradan kaldırmak istiyorlar. Bölgede dolaşan söylentide  ise ‘burada sadece cami ve mezarlık kalacak, köy buradan kalkacak’ diyorlar. Niyetlerinin iyi olmadığına dair herkes aynı şeyi söylüyor. Bu ülkede kardeşçe bir arada yaşayacak isek hiçbir ayrım gözetmeden, insanların yaşamlarını riske sokmadan buranın sağlıklı hale getirilmesi gerekiyor. Sağlıklı yaşam hakkı herkesindir” diye konuştu.

    “BU KÖTÜLÜK KARŞISINDA SES ÇIKARMALARINI BEKLİYORUZ”

    İbrahim Akın, son olrak şunları vurguladı:

    “Çevre, Tarım ve Sağlık Bakanlığı’nı Çepnidere köyüne yapılan bu kötülük karşısında ses çıkarmalarını istiyoruz. Aynı zamanda yerel yönetimlerinde bu konuda duyarsız kalmalarını doğru bulmuyoruz. Bir an önce kendi yurttaşlarının ihtiyacına sahip çıkmaya ve çözüm üretme konusunda inisiyatif almaya bekliyoruz. Bunu kamuoyuna açıklamak, gündem yapmak bizim toplumsal, siyasal yurttaşlık görevimizdir. Bu vahşeti kabul etmemiz mümkün değil. Çepnidere halkıyla mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/MANİSA

  • DEM Parti’den Dünya Çevre Günü mesajı: Plastik üretiminin durdurulması gerekir!

    DEM Parti’den Dünya Çevre Günü mesajı: Plastik üretiminin durdurulması gerekir!

    PİRHA – DEM Parti Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Melis Tantan ile İbrahim Akın, Dünya Çevre Günü sebebiyle yazılı açıklama paylaştı. Doğayı kirletip, yıkımına neden olanların “çevreci” olarak kendini göstermeye çalıştığını belirten Tantan ve Akın, “Dünya Çevre Günü vesilesiyle Barış ve Demokratik Toplum sürecinin doğanın korunması mücadelesiyle bir bütün olduğunu hatırlatırız” ifadelerini kullandı.

    İsveç’in Stokholm kentinde 1972 yılında yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan bir kararla 5 Haziran, ‘Dünya Çevre Günü’ olarak kabul edildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Melis Tantan ile İbrahim Akın, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yazılı açıklama yaptı.

    “DOĞAYA SALINAN PLASTİK AZALTILMALI!”

    “İklim yıkımına ve ekokırıma karşı doğayı savunacağız” başlıklı yazıda Dünya Çevre Günü’nün bu yılki temasının “plastik kirliliği” olduğu belirtildi. Doğayı kirletenlerin, kendilerini “çevreci” olarak gösterdiklerini ifade eden Melis Tantan ile İbrahim Akın, şu açıklamayı paylaştı:

    “Doğanın döngüsünün kapitalist müdahalelerle bozulduğu bir çağ içerisindeyiz. Kapitalizmin yarattığı krizin ekolojik krizi de giderek derinleştirdiğine, krizlerden sermaye ve devletler yararına yeni fırsatların yaratılmaya çalışıldığına, halkların ve doğanın, tüm canlı-cansız öznelerin ise bu krizlerde varlık savaşı verdiğine tanıklık ediyoruz.

    Sermayenin ‘emisyon ticareti’ adı altında kirletme hakkını hukuksal düzenlemelerle meşrulaştırmaya çalıştığı, güvenlik politikalarının kültürel ve toplumsal kırımla birlikte ekolojik kırımı da yarattığı, doğayı kirletenlerin ve yıkımına neden olanların “çevreci” olarak kendini göstermeye çalıştığı bir dönemde doğa için hakikatin peşinde olmaya ve hakikati savunmaya devam edeceğiz.

    Bu hakikat; tüm yaşam alanlarımızı ve yabanın hakkını savunmakla, ‘kurda, kuşa, aşa’ diyerek beslenmesini canlı-cansız tüm varlıkları da gözeterek, doğanın döngüsünü devam ettirmek üzerine kurulu bir yaşamı kurmakla mümkündür. Devasa maden ve enerji yatırımlarıyla sadece yerli-yabancı-uluslararası sermaye gruplarına kazandıran kalkınmacı söylemlerin terk edildiği, doğanın bir meta veya bir yatırım aracı olarak görülmediği, işçilerin mağdur edilmeden fosil yakıt kullanımına son verildiği, çiftçiyi çevresiyle birlikte koruyabilecek yöntemlerle bitkisel ve tarımsal üretimin arttırıldığı politikaların hayata geçirilmesi mümkündür. Mülksüzleştirme, yoksullaştırma ve doğanın tahribatı üzerine kurulu rant üreten şehirleşme politikalarının terk edilerek, kendine yeten dayanışmacı ekonomilerle aşırı tüketimin olmadığı, doğayla barışık, tüm türlerin hakkını ve ayırt etmeksizin tüm insanların ihtiyaçlarını gözeten planlı ve rant üretimine kapalı bir kentleşme mümkündür.

    Bu yılki teması “plastik kirliliği” olan Dünya Çevre Günü’nde vurgulamak isteriz ki; doğa tahribatına yol açan diğer tüm sonuçlar gibi plastik kirliliğinin başlıca sorumlusu da doğayı meta olarak gören kapitalizmin kendisidir. Plastiklerin geri dönüşümü dahil olmak üzere mikro plastiklerin istilasını arttırarak krizden fırsat yaratan her türlü sermaye atağına karşı doğaya salınan plastiklerin azaltılması için üretiminin durdurulması gerektiği çağrısını yenilemek isteriz.

    Dünya Çevre Günü vesilesiyle Barış ve Demokratik Toplum sürecinin doğanın korunması mücadelesiyle bir bütün olduğunu hatırlatırız. Bu süreçte; toprağın bereketinin arttığı, suyun özgürce aktığı, havanın temiz olduğu, yabanın ve ekolojik çeşitliliğin müdahalesiz yaşayabildiği doğayla barışık bir toplum için tüm halklarla bir arada mücadelemizi büyüteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili İbrahim Akın: Samandağ’daki beton santrali derhal kapatılmalı- VİDEO

    Milletvekili İbrahim Akın: Samandağ’daki beton santrali derhal kapatılmalı- VİDEO

    PİRHA- Milletvekili İbrahim Akın, Samandağ ilçesinde kaçak kurulan beton santraline ilişkin yapılan toplantıya katıldı. Akın, “Toplum sağlığını tehdit eden ve doğada geri dönüşü imkansız tahribatlara yol açacak beton santrali derhal kapatılmalıdır” dedi.

    Samandağ ilçesindeki kaçak beton santraline ilişkin yaklaşık bir yıldır devam eden itirazlara karşı yetkili kurumlardan henüz bir yaptırım gelmedi. İmar planına aykırı ve ruhsatsız kurulduğu söylenen beton santraline dair yöre halkı bir kez daha bir araya gelerek durumun ciddiyetine dikkat çekti.

    1 Haziran’da yapılan toplantıda santralin çevreye, sağlığa ve tarıma verdiği zararları dile getirildi. Katılımcılar, santralin ruhsatsız olarak kurulduğunu, yapı kullanma izni ve faaliyet ruhsatı olmadan çalıştığını belirterek, santralin derhal kapatılması gerektiğini vurguladı.

    “DOĞAYA AÇIK BİR TEHDİTTİR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın da yapılan toplantıda yer aldı. Milletvekili Akın, toplantı sonrası yaptığı basın açıklamasında “Bu santral halk sağlığına ve doğaya açık bir tehdittir. Kanunlara ve çevre mevzuatına aykırı olarak kurulan bu tesisin kapatılması bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.

    “ÇEVRESEL IRKÇILIK YAPILIYOR”

    Atatürk, Yeşilada ve Yeni Mahalle kesişim noktasında yer alan santralin sadece hukuki değil aynı zamanda sosyal eşitsizlik anlamında da bir “çevresel ırkçılık” örneği olduğunu ifade eden İbrahim Akın, özellikle yoksul ve tarımla geçinen kesimlerin yaşadığı bölgede kurulan santralin, bu mahalleleri yaşanmaz hale getirdiğini belirtti.

    Santralin, imar planında “konut alanı” olarak belirlenmiş bir bölgede kurulduğuna dikkat çeken Akın, “Okul ile arasındaki 200 metre, en yakın ev 140 metrede. Nehir ve göl kıyısında beton santrali kurulamaz olmasına rağmen kurulmuş. Bütün çöp ve atıkları, beton çamuru, kullanım fazlası beton, mikserlerin yıkanmasından çıkan çöp beton ve bütün kirlilik Asi Nehri’ne boşaltılıyor. Yer üstü suyunu, dolayısı ile yer altı suyunu ve su yolu ile bütün Asi ovasının yer altını ve yer üstünü kirletiyor. Hatay da ve Samandağ’da sera altı sebze üretiminin en yoğun olduğu bölge de beton santrali kurulmaması gerekir. Beton santrali bu bölgede seracılığı, narenciye ve zeytinciliği bitirecek. Tarımdan geçimini sağlayan on binler işsiz kalacak ya da yurt dışına, gurbete mahkum olacak. Çok su tüketen beton santrali, dünyadaki son sulak yaşam alanlarından olan Asi Nehri yatağını, ekosistemin içi ve çevresinde yaşayan endemik canlıların neslini tüketiyor, zehirliyor, kurutuyor, çölleştiriyor” diye konuştu.

    “HASTALIK VE KANSER SANTRALİ”

    Toplantıya katılan vatandaşlar, santralin bölgedeki tarımı, seracılığı, narenciye ve zeytinciliği bitirme noktasına getirdiğini, çok yoğun su tüketimiyle Asi Nehri’ni kuraklığa ittiğini ve halkı hastalıklarla karşı karşıya bıraktığını belirtti. Yöre halkı, var olan nedenlerle santrali “hastalık ve kanser santrali” olarak nitelendirdi.

    Samandağ halkı ve Milletvekili Akın, hukuksuz kurulan bu beton santralinin bir an önce kapatılmasını, çevreye ve topluma daha az zarar verecek bir alana taşınmasını talep etti.

    PİRHA/ HATAY

  • Milletvekili Akın, Mersinlileri, Ekmek ve Adalet buluşmalarına davet etti

    Milletvekili Akın, Mersinlileri, Ekmek ve Adalet buluşmalarına davet etti

    PİRHA- DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili İbrahim Akın, 18-19 Eylül’de Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla gerçekleştirilecek Ekmek ve Adalet buluşmaları öncesinde açıklama yaptı. Akın, “2 gün boyunca emekçiler, emekliler, işçiler, tarım işçileriyle bir araya geleceğiz, sorunlarını dinleyeceğiz. Tüm halkımızı Mersin’de ekmek ve adalette buluşmaya davet ediyoruz” dedi.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla Mersin’de 18-19 Eylül’de Ekmek ve Adalet Buluşmaları gerçekleştirilecek.

    DEM Parti İl yönetimi tarafından hazırlanan programlar kapsamında Eş Genel Başkan Bakırhan, iki gün boyunca işçiler, emekçiler, emekliler ve tarım işçileri ile buluşacak. Program hazırlıkları öncesinde Mersin’de bulunan heyette yer alan DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Mersin’de yapılacak Ekmek ve Adalet Buluşmalarına dair açıklama yaptı.

    “MERSİN’DE EMEKÇİ ELLERİ SIKACAĞIZ”

    18-19 Eylül’de Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla Mersin’de gerçekleştirilecek “Ekmek ve Adalet Buluşmaları” kapsamında saha çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Milletvekili İbrahim Akın, şunları söyledi:

    “Mersin’de emekçi elleri sıkacağız, emeklilerin gözlerindeki isyana ışık olmaya çalışacağız. Mersin’de geniş kapsamlı programımız olacak. Programımızın startını yarın sabah basın mensuplarıyla buluşacağımız toplantıyla vereceğiz. Ardından emekliler, işçiler, tarım işçileri, çiftçiler; yani ülkedeki ekonomik krizin faturasının yüklendiği her kesimden halkımızı ziyaret edip sorun ve taleplerini dinleyeceğiz. Biz birlikte durarak, birlikte hareket ederek bu ekonomik krizi aşacağımızı düşünüyoruz. Bir insanın en temel yaşam hakları olan ekmek ve adalet başlıklarıyla günlerdir il il geziyoruz. Ülkede gidilmedik yer bırakmayacağız. Halkımızla hep bir arada olacağız ve sorunlarına hiçbir zaman sırtımızı dönmeyeceğiz. Çünkü DEM Parti, varlık kaynağını halkların dayanışmasından birlikteliğinden alıyor. Halklarla birlikte güçlü bir partiyiz ve her daim emekçi, emekli, işçi yurttaşlarımızın sesi olmaya devam edeceğiz.”

    Mersin’de gerçekleştirilecek programlar hakkında da bilgiler veren Akın, tüm Mersinlileri gerçekleştirilecek programlara davet etti. 18-19 Eylül’de gerçekleştirilecek programlar şöyle;

    18 Eylül Çarşamba

    09.30: Basın Toplantısı (Hacıbaba)
    16.00: Balıkçılar Kooperatifi Ziyareti (Kooperatif)
    17.30: Kazanlı Örtü Altı Üreticileri Toplantısı (Kazanlı Taziye Evi)

    19 Eylül Perşembe

    09.00: Tarım (Paketleme)İşçileri Ziyareti (Kazanlı ve Tarsus yolundaki fabrikalar)
    14.00: Emekliler Buluşması (Park Kafe)
    19.00: Güvencesiz İşçilerle Barış Parkı Buluşması

  • Akın, devlet okulu öğretmeninin Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmasını yeniden gündeme getirdi

    Akın, devlet okulu öğretmeninin Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmasını yeniden gündeme getirdi

    PİRHA- DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, bir devlet okulu öğretmeninin Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmasının yasal dayanağı olup olmadığını Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yeniden sordu. Akın, 20 Şubat’ta Milli Eğitim Bakanının yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına verilen soru önergesine, anayasal süre geçmiş olmasına karşın MEB tarafından herhangi bir yanıt verilmediğini aktardı. 

    DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, devlet okulu öğretmeninin Torbalı Ülkü Ocağı Başkanlığı yaptığına ilişkin tartışmaları Meclis gündemine taşıdı. 20 Şubat 2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verilen soru önergesine, anayasal süre geçmiş olmasına karşın MEB tarafından herhangi bir yanıt verilmediğini aktaran Akın, Bakan Tekin’e sorularını tekrar sordu.

    İbrahim Akın, “Önceki dönemde, Torbalı’da bir okulun müdürü olan Murat Çetin’in Torbalı Ülkü Ocağı Başkanlığı yaptığı basına yansımış, bu konu Meclis gündemine defalarca taşınmış olmasına karşın MEB, konuya duyarsız kalmıştı. Okul müdürü Murat Çetin Torbalı Ülkü Ocağı Başkanlığı’nı, 2023 Şubat’ında aynı ilçede Torbalı Cumhuriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmeni Kürşad Gümüş’e devretti.

    Bir çok vahim iddianın odağında bulunan Ülkü Ocakları adlı yapılanma, aynı zamanda bir siyasi partinin yan kuruluşu gibi faaliyet yürütüyor. Hem MEB hem de çeşitli il ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin Ülkü Ocaklarıyla işbirliği protokolü yaptığı biliniyor. Bu protokolleri MEB’e sorduğumuzda ‘bahse konu protokollerin tamamı, eğitim ve öğretimin desteklenmesi, öğrenci menfaatlerinin gözetilmesi ilkeleri kapsamında imzalanmıştır’ yanıtı aldık” dedi.

    “BAKANLIĞINIZ ÜLKÜ OCAKLARINDAN NE TÜR KATKILAR BEKLEMEKTE”

    Bir devlet okulu öğretmeninin Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmasının yasal dayanağı olup olmadığı, yasal dayanak yoksa Ülkü Ocağı Başkanlığı yapan öğretmen hakkında ne gibi işlem yapıldığı şeklinde 20 Şubat 2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanının yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına verilen soru önergesine, anayasal süre geçmiş olmasına karşın MEB tarafından herhangi bir yanıt verilmediğini aktaran Akın, Bakan Yusuf Tekin’e yeniden şu soruları sordu:

    1- Yasama görevimin bir gereği olarak bakanın yanıtlaması isteğiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı olarak sunduğum bu soru önergesine anayasal süre içinde cevap vermeyi düşünüyor musunuz?

    2- Bakanlığınıza sorulmuş ve cevaplama süresi geçtiği halde yanıtlanmamış soru önergelerine cevap verecek misiniz?

    3- Ülkü Ocakları hakkında giderek artan vahim iddialar konusundan haberdar mısınız?

    4- Vahim bir dizi iddianın tam odağında bulunan Ülkü Ocakları ile Bakanlığınız arasında imzalanmış olan protokol çerçevesinde, eğitim öğretimin desteklenmesi konusunda Ülkü Ocaklarının hangi katkıları olmuştur? Eğitim-öğretimin desteklenmesi konusunda Bakanlığınız bundan sonraki süreçte Ülkü Ocaklarından ne tür katkılar beklemektedir?

    5- Ülkü Ocakları ile yapılmakta olan işbirliğiyle öğrenciler için hangi menfaatler elde edilmiştir? Bakanlığınız bundan sonraki süreçte, Ülkü Ocaklarından öğrencilere yönelik ne gibi menfaatler sağlamayı hedeflemektedir?

    6- Torbalı Cumhuriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmeni Kürşad Gümüş’ün Torbalı Ülkü Ocakları Başkanı olduğundan haberdar mısınız?

    7- Bakanlığınıza bağlı resmi bir okulda çalışan bir öğretmenin Ülkü Ocağı Başkanı olmasının yasal dayanakları nelerdir?

    8- 657 Sayılı Devlet memurları Kanununun 125-D-(o) Maddesinde belirtilen “Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak” fiili, bir disiplin suçu mudur? Bu fiil bir disiplin cezası gerektirmekte midir? Eğer öyleyse bu fiilin cezai karşılığı nedir?

    9- Torbalı Ülkü Ocağı’nın bir önceki başkanı Murat Çetin hakkında, bu durumla ilgili 657 Sayılı Devlet memurları Kanununun125. Maddesi kapsamında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

    10- Torbalı Ülkü Ocağı’nın şimdiki başkanı Kürşad Gümüş hakkında, bu durumla ilgili 657 Sayılı Devlet memurları Kanununun125. Maddesi kapsamında herhangi bir işlem yapılmış mıdır? Yapılmamışsa, herhangi bir işlem başlatılması için talimat verecek misiniz?

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de Newroz kutlaması: Kürt Sorunu çözülmeden kimseye rahat yok -VİDEO

    İzmir’de Newroz kutlaması: Kürt Sorunu çözülmeden kimseye rahat yok -VİDEO

    PİRHA- İzmir’de kutlanan Newroz’da konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Diyarbakır’da açıklanan 2013 deklarasyonunu sahiplenmeye devam edeceklerini söylerken, HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, “Kürt sorunu, emek, kadın, ekoloji ve işçilerin sorunları çözülmeden kimseye rahat yok” dedi.

    İzmir Newroz’u büyük bir coşku ile Gündoğdu Meydan’ında binlerce kişinin katılımıyla sürüyor. Kitle alanda sık sık “Jin jiyan azadi”, “Newroz piroz be” sloganları attı. Binlerce kişinin katıldığı İzmir Newroz’una kadınlar, yöresel kıyafetleriyle rengarenk görüntüler oluştururken, çok sayıda kişi alanda yerini aldı.
    Alanda, İzmir binasında silahlı saldırı sonucu katledilen Deniz Poyraz’ın posterleri, TJA, DEM Parti ve sol sosyalist güçlerin bayrakları dalgalandı.
    “Demirci Kawa’nın mücadele ruhuyla tecritli mekanları yıkalım, özgür ekolojik ve demokratik kentleri inşa edelim. Newroz piroz be”, “Biji azadi, bimre koleti” pankartları açıldı.
    Kitle, zılgıt ve sloganlar eşliğinde halaylar çekerken kutlama, saygı duruşu ile başladı.

    ZEKİYE VE RAHŞAN’IN RUHU GÜNDOĞDU’DA

    İzmir Newroz Terpit Komitesi Başkanı Hacay Yılmaz, komite adına, halkların Newroz Bayramı’nı kutladı. DEM Parti İzmir İl Eşbaşkanları Rezan Karabulut ile Mehmet Kuruş da halkı selamladı. Karabulut, Rahşan Demirel ve Zekiye Alkan’ın ruhuyla Gündoğdu Meydan’ında Newroz’u kutladıklarını söyledi. Kuruş ise, tecridin kaldırılması için Newroz ateşinin İzmir’de gürleyeceğini söyledi.

    ANNELER NEWROZ ATEŞİNİ YAKTI

    Tecridin kaldırılması ve özgürlüğünün sağlanması amacıyla Adalet Nöbeti tutan anneler adına Peyruze Kurt konuştu. Kurt, “Zindan kapıları açılmadan mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Biji Newroz, Newroz tüm halklara kutlu olsun” dedi.
    Daha sonra Adalet Nöbeti’ndeki anneler, Musa Anter’in kızı Rahşan Anter ile Zekiye Alkan’ın ablası Meziyet Çağlar, Newroz ateşini yaktı. DEM Parti İzmir Belediye Eşbaşkan adayları Akın Birdal ve Türkan Aslan Ağaç konuşma yaptı.

    “KAYYUM REJİMİNİ 31 MART’TA BİTİRECEĞİZ”

    Birdal, Newroz ateşinin yollarını aydınlattığını söyleyerek, “Newroz ateşi isyandır, direniştir, adalet, barış, özgürlüktür” dedi. Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’nın Kürt sonunun çözümü için İmralı ve Ankara’yı işaret ettiğine değinen Birdal, “Yolumuz üçüncü yol. Yolumuz barış, eşitlik, özgürlük, emek, yoludur” diye belirtti.

    Ağaç ise Newroz’un zalimlerin karanlığını yırtan gün olduğunu vurguladı. Yerel seçimlere dikkati çeken Ağaç, “Kentleri özgür mekanlara dönüştürmemiz gerekir. Ayrımcı politikalara karşı eşitlikçi bir politika ile İzmir’i yönetmeye adayız. Yerel demokrasiyi savunuyoruz. Halkla birlikte belediyeleri yönetmek istiyoruz” diyerek, 31 Mart’ta partilerine oy verilmesi çağrısı yaptı.

    DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, “Yüzyıllardır nasıl Demirci Kawalar varsa bu ülkede Dehaklar da var” dedi. Yerel seçimlerin önemine işaret eden Akın, “Türkiye’nin her yerinde demokratik rejimi inşa etmek için mücadele edeceğiz. Bu ülkeyi tek adam rejimi ile yönetmek istiyorlar. Bunlara karşı 31 Mart’ta cevap vermeye var mısınız? Kayyum rejimini 31 Mart’ta bitireceğiz” dedi.

    ÇİÇEK: BU ÜLKENİN KADİM SORUNLARI ÇÖZÜLMEDEN KİMSEYE RAHAT YOK

    Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, “Bu ülkenin kadim sorunları çözülmeden kimseye rahat yüzü yok. Kürt sorunu, emek, kadın, ekoloji ve işçilerin sorunları çözülmeden kimseye rahat yok. Zaman özgürlük zamanıdır ” ifadelerini kullandı.
    Çiçek, konuşmasının devamında Öcalan’ın daha önce gönderdiği Newroz mesajlarını okudu.
    TJA Aktivisti Emine Bozdağ, “Jin jiyan azadi” ile Newroz alanlarındayız. Kürt kadınlarının dünyaya ilham olan mücadelesini selamlıyorum. Sakine Roza Rahşan ve Zekiyelerden aldığımız direniş bayrağını yükseltmeye devam edeceğiz. Yaşasın özgür kadın, yaşasın Kürt kadınlarının direnişi” dedi.

    UÇAR: 31 MART’TA ÇÜRÜMÜŞ SİYASETE EN BÜYÜK CEVABI VERECEĞİZ

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, günün Dehaklarına karşı Newroz alanlarını dolduranları kutladı. “Bu alanı doldurarak bugünün Dehaklarına, cevap veren bütün halkların Newroz’unu kutluyorum. Bugünün Newroz’u 31 Mart’ta cevaptır. Önümüzde yerel seçimler var. Bütün siyasi partilerin gündeminde DEM Parti var. Haklılar; Türkiye’de iktidarı da muhalefeti de belirleyen güç DEM Parti’dir. DEM’le ilgili kurulan bütün sözlere söyleyeceğimiz tek bir şey var; DEM tüm sorunlara derman olmaya geliyor. Bütün siyasetleri matematikteki çıkarma işlemi gibi. Kadınları, gençleri, halkları ve inançları siyasetten çıkarmak istiyorlar ve çıkarıyorlar. Bizim demokratik, herkesi sahiplenen siyasetimiz en büyük korkuları olmuş. 31 Mart’ta bu çürümüş siyasete en büyük cevabı vereceğiz. Cumhuriyetin kurulduğu ilk günden bugüne direnişini dik tutan bütün halkımızla birlikte demokratik siyasetteki ısrarımıza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “2013 DEKLARASYONUNU SAHİPLENİYORUZ”

    2013 Newrozu’ndaki deklarasyonu sahiplenmeye devam edeceklerini dile getiren Uçar, İzmir’i bu Newroz’dan itibaren özgürlüğün, kardeşliğin, barışın incisi yapacaklarını ifade etti. Katledilen kadınlara da dikkat çeken Uçar, kadınların kazanımlarına saldıran bu iktidara karşı “Jin, jiyan, azadi” dediklerini dile getirdi. Uçar, kalıcı bir barış sağlanması için mücadele edeceklerini de vurguladı. Uçar, “Özel savaş politikalarına, ekonomik, ekolojik kırıma and içmiş bu iktidara karşı mücadelemiz büyüyerek devam edecek” dedi.

    Sanatçılar Diljen Ronî, Koma Agirê Zerdeşt ve Sorjiyan’ın sahne almasıyla sürüyor. Kitle seslendirilen şarkılar eşliğinde halaya durdu.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Kent uzlaşısının muhatapları iktidardan kurtulmak yerine koltuk sevdası hesabı yaptılar!’-VİDEO

    ‘Kent uzlaşısının muhatapları iktidardan kurtulmak yerine koltuk sevdası hesabı yaptılar!’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Narlıdere’deki seçim bürosu açılışında konuşan DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın, “Tarihsel önemi olan bir seçimde kent uzlaşısı ile şehri yönetmek istedik. Maalesef muhatapları ise iktidardan kurtulmak için değil, kendi koltuk sevdaları için hesap yaptılar. Bizlerde kendi sözünüzü söylemeye ve kazanmaya geldik’ dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), İzmir’de 31 Mart yerel seçim çalışmaları kapsamında çalışmalarını Narlıdere ilçesi 2. İnönü Mahallesi’ndeki  seçim bürosu açılışlarıyla sürdürdü.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Narlıdere İlçe Örgütü, çok sayıda yurttaşın katılımı ile 2. İnönü Mahallesi’nde büro açılışı gerçekleştirdi. Coşkulu geçen açılış etkinliğine yurttaşların yanı sıra DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, DEM Parti Narlıdere Belediye Eş Bakan adayları Şazime Yaşa ve Hasan Dikici ile il, ilçe örgütü üye ve yöneticileri katıldı.

    “NARLIDERE’NİN SORUNLARINI HALK İLE BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”

    Açılış etkinliğinde ilk olarak konuşan DEM Parti Narlıdere Belediyesi Eş Başkan adayı Şaziye Yaşa halkı selamladı. DEM Parti’nin Narlıdere’nin sorunlarına halk ile birlikte çözüm üreteceğini ifade eden Yaşa, “Biz halk ile birlikte belediyecilik yapacağız. Bu şehrin her sorunu bizim sorunumuz olacak. Narlıdere’nin sorunları biliyoruz ve çözümlerini tartışıyoruz. Rengimizle, sesimizle,  halkımızla diyoruz ki; DEM bizim demimiz. Başaracağımızı biliyoruz” diye konuştu.

    “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROTOKÜLÜNE İMZA ATAN TEK PARTİYİZ”

    DEM Parti Narlıdere Belediyesi Eş Başkan adayı Hasan Dikici ise Narlıdere’de uygulanmak istenen rantı eleştirerek, Narlıdere Mahalleler Birliği’nin taleplerini içeren kentsel dönüşüm protokolünü imzalayan tek parti olduklarını hatırlattı.

    Dikici, barınma hakkının evrensel bir hak olduğunu ve güvenli konutlar inşa edeceklerini kaydederek, “Narlıdere sorunu olmayan bir ilçe gibi görünse de çokça sorunu içerisinde barındıran bir ilçe. Yoksulluğun sorumlusu bizler değiliz. Tüm canlılar barınma hakkı evrensel bir haktır ve sizler gecekondulara mahkum edildiniz. Kentsel dönüşüm evrensel bir sorun ve bizler muzdaribiz. Narlıdere Mahalleler Birliği’nin kentsel dönüşüm protokolüne koşulsuz imza atan tek parti bizler olduk. Halkın katılımıyla, meclislerle bu sorunu ortak akıl ile çözeceğiz” dedi.

    “AKP-MHP’NİN DERİN DEVLET POLİTİKASI VAR”

    DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, AKP-MHP iktidarının asıl derin devlet olduğunu ifade ederek, “Halklar yoksullukla, ekonomik krizle, faşizan bir yönetimle yaşamaya devam ediyor. AKP- MHP iktidarının derin devlet politikası vardır.  Erdoğan bu politikanın uygulayıcısıdır. Bu ülkede bu rejim devam ettiği sürece kentsel dönüşüm adı altında yapılacak her şey risk altında. Kayyum politikası artık boşa çıkacaktır ve artık muhalefet buna dair söz söylemeli. Kazandığınız belediyeleri halkımızla ortak yöneteceğiz. Bizler Edip Solmaz ve Fikri Sönmez geleneğinden geliyoruz” diye konuştu.

    “KENT UZLAŞISI YERİNE KOLTUK SEVDASI!”

    Akın, Türkiye’nin batısında ise kenti var eden sosyal ve siyasal dinamikleri geniş ölçekte kapsayan tüm kurum,, işçi, emekçi, ekolojist, kadın, gençlik, halklar ve inanç örgütleri ile siyasi partiler kurmak istedikleri kent uzlaşısının kimi muhataplarca heba edildiğini söyledi. Akın, “Tarihsel önemi olan bir seçime kent uzlaşısı yapmak istedik. Maalesef mevcut iktidardan kurtulmak için, koltuk sevdaları için hesap yapıyorlar. Bizlerde kendi sözünüzü söylemeye ve kazanmaya geldik. Artık kapı kulu olmayacağız. Artık yeter, edi bese diyoruz. Dem gelecek devran dönecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Akın: AKP-MHP iktidarı deprem bölgesinde felaket yaratıyor

    Akın: AKP-MHP iktidarı deprem bölgesinde felaket yaratıyor

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinin büyük yıkıma neden olduğu Adıyaman’da bir dizi ziyaret gerçekleştirerek yurttaşların maruz bırakıldığı sorunları yerinde dinleyen Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “İktidar deprem bölgesinde insanlık dışı uygulamasıyla büyük bir felaket yaratıyor” dedi.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Maraş merkezli depremlerden etkilenen Adıyaman’ a ziyaret gerçekleştirdi. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Elif Bulut, Yeşil Sol Parti milletvekilleri Beritan Güneş Altın, Hüseyin Olan’ın içinde yer aldığı heyet Kahta ilçe girişinde karşılandı.

    “SORUNLAR BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR”
    HDP’li belediyelerin deprem bölgelerine yaptıkları yardımlara değinen Akın, “Deprem AKP-MHP iktidarı nedeniyle on kat daha ağır bir hale geldi. Sağlıklı bir planlama yapılmadı. Hala sorunlar büyüyerek devam ediyor. Dayanışma ile insanlar ayakta kalıyor. Bir yıl içinde herkese konut verilecek denildi. Sözlerini tutsunlar istiyoruz. Her yerde su sorunu var. Hak kayıpları bir an önce giderilmeli” dedi. Belediye ziyaretinin ardından heyet tütün ile geçimlerini sağlayan bir aileyi ziyaret etti. Aile ile birlikte tütünleri ipe geçiren heyet, ailenin tütün ile ilgili yaşadığı sorunları dinledi.

    DEPREMZEDELER YURTTAŞLARDAN GELEN YARDIMLARLA AYAKTA
    Heyetin bir sonraki durağı depremden en çok etkilenen yerleşim yerlerinde biri olan Sincik ilçesine bağlı Geler köyü oldu. Konteyner ve çadırların olduğu alanda yapılan halk toplantısına katılan heyet, depremzedelerin yaşadığı sorunları dinledi. Yetkililerin kendilerine yardım yapmadığını söyleyen yurttaşlar, yapıldı denilen yardımların yapılmadığını, yurttaşlardan gelen yardımlar ile ayakta kaldıklarını söyledi. Kış aylarının yaklaşması ile sorunlarının katlandığına dikkati çeken yurttaşlar, içme suyu olmadığı için zorluk yaşadıklarını anlattı. Yaşanan sorunlara karşı topraklarını terk etmeyeceklerini vurgulayan yurttaşlar, heyette ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti.

    Depremin yol açtığı yaraları birlikte dayanışma ile saracaklarını belirten Yeşil Sol Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, “Elimizden ne gelirse yapacağız. Parlamentoda sizin sesiniz olmak bizim görevimiz. Bu sorun hepimizin sorunu, birlikte üstesinden geleceğiz. Elimizde kalan belediyeler ile ilk günden beri olağanüstü bir gayret ile halkın yanında olduk ve bundan sonra da olmaya devam edeceğiz” dedi. Altın, çadır ve konteynerlerde kalan kadınları ziyaret ederek yaşadıkları sorunları dinledi.

    “DEVLETİN YAPMASI GEREKENLERİ GÖSTERECEĞİZ”

    Yetkililerin yurttaşları oyaladığını dile getiren Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Kendi olanaklarıyla kendi evlerini yapmaya engel olmaktadır. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; depremde yaşanan mağduriyet evet bir doğal felakettir ama bu doğal felaket de şu andaki iktidarın insanlık dışı uygulamasıyla 10 kez daha büyük bir felaket yaratılıyor. Bu felaketi bu halk hak etmiyor. Seçimden önce gösterilen tutum ile seçimlerden sonra gösterilen tutum birbirinden çok farklıdır. İnsanlarımızın iradesini alırken her türlü yalanı, her türlü talanı yaptınız ama şimdi insanlarımıza hizmet etmiyorsunuz. Bu insanlarımızın daha fazla tahammül edecek zamanı ve olanağı kalmamıştır. Biz buradan sesleniyoruz, bunun peşini bırakmayacağız, Yeşil Sol Parti olarak her yeri dolaşacağız, bunları gündem yapacağız halkımızla birlikte devletin yapması gerekenleri göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

    “YAŞANAN SORUNLARIN TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    İktidarın yaşanan sorunların sorumlusu olduğunun altını çizen Akın, devamında şunları söyledi:

    “Hem uluslararası, hem de kendi hukuku açısından suçludur. Biz buradan bunun duyurusunu yapıyoruz. Mecliste bunun detaylı bir şekilde gündem yapılmasını sağlayacağız. Deprem ile ilgili incelemelerimiz devam ediyor, heyetimizle yaptığımız inceleme sonrasında basına daha detaylı bilgiler paylaşacağız. Şimdiden bu dayanışma için ve birlikte olduğumuz için teşekkür ediyoruz. Arkamızda AFAD’ın yürüttüğü bir çalışma var ancak arkamızda bir dayanışma derneği var. Bu derneğin bize sunduğu olanaklar çerçevesinde toplantıya devam edeceğiz. Halkımızla buluşmaya devam edeceğiz. Deprem sonrası yaşanan sorunların takipçisi olmaya ve bunu gündem yapmaya, halkımızla birlikte bunun sözünü her yerde söylemeye, Yeşil Sol Parti’nin bütün örgütüyle yapmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Yeşil Sol Parti Akbelen’i ziyaret etti

    Yeşil Sol Parti Akbelen’i ziyaret etti

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın  ve Milletvekilleri Celal Fırat ile Burcugül Çubuk beraberindeki heyet Akbelen’de direniş alanını ziyaret etti. Fırat, “İnancımızı, kültürümüzü yok etmek isteyenler, doğamıza da saldırıyor. Bu katliama karşı mücadele eden herkesi selamlıyoruz” dedi.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Milletvekilleri Celal Fırat, Burcugül Çubuk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve  Yeşil Sol Parti Muğla, Aydın Manisa ve İzmir il örgütleri, Akbelen Ormanı’nda kömür madenine karşı direnişte olan köylüleri ziyaret etti.

    “YERALTI KAYNAKLARIMIZ SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLMİŞ”

    Bölgede inceleme yapmak isteyen partilileri jandarma engelleyerek, alana girmelerine izin vermedi. Yapılan görüşmeler üzerine heyet ağaçların katledildiği alanı inceleyebildi. İncelemenin ardından Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Alanda inanılmaz bir doğa katliamı gözlemledik. Doğamız katledildi. Devlet artık gücünü sermayenin durumuna göre konumlandırıyor. Bizim vergilerimizle maaş alan jandarma, polis buradaki insanlara karşı bariyer kurmuş. Tarihsel sürecin yok edildiğini gördük. Burada kazıya başlamışlar. Yer altı kaynaklarımız sermayeye peşkeş çekilmiş” dedi.

    “İNANCIMIZI, KÜLTÜRÜMÜZÜ YOK ETMEK İSTEYENLER DOĞAMIZA DA SALDIRIYOR”

    Ziyaretin ardından İstanbul Milletvekili Celal Fırat sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

    ” Eş Sözcümüz İbrahim Akın, İzmir Milletvekilimiz Burcugül Çubuk ve Ege Bölge Sorumlumuz İdil Uğurlu ile birlikte Akbelen direnişini ziyaret ettik. İnancımızı, kültürümüzü yok etmek isteyenler, doğamıza da saldırıyor. Akbelen’de binlerce ağaç sermayenin çıkarları doğrultusunda katledildi ve katledilmeye devam ediliyor. Bu katliama karşı mücadele eden herkesi selamlıyoruz”

    (HABER MERKEZİ)

  • Akbelen direnişçilerine biber gazı ve joplarla jandarma müdahalesi-VİDEO

    Akbelen direnişçilerine biber gazı ve joplarla jandarma müdahalesi-VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı direnişçileri barikat önünde açıklama yapmak isterken jandarma biber gazı, gaz fişeği ve joplarla müdahale etti. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ile milletvekili Perihan Koca da, biber gazı sıkılarak darp edildi. 

    Yeşil Sol Parti Eş Sözücüsü İbrahim Akın ile milletvekili Perihan Koca, direnişin sürdüğü Akbelen’de asker saldırısına maruz kaldı.

    MİLLETVEKİLLERİNE DE BİBER GAZLI SALDIRI

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili Perihan Koca, Milas Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy Enerji tarafından açılmak istenen kömür ocağına karşı bölge halkının direnişine destek vermek için Akbelen’e geldi. Akın ve beraberindekiler ile yurttaşlar, jandarmanın tazyikli su ve biber gazlı saldırısına maruz kaldı.

    Saldırıda, Akın ve Perihan Koca ile çok sayıda yurttaşın etkilenerek, fenalaştı. Askerlerin özelikle milletvekili Koca’nın yüzüne biber gazını sıktığı görüldü. Bölge halkı saldırıyı protesto ediyor.

    Kesim yapılan alanda incelemek yapmak isteyen heyete izin verilmiyor.

    Saldırıda, Akın ve Koca ile çok sayıda yurttaş etkilenerek, fenalaştı. Saldırı sonrası Akın ve Koca halkla birlikte asker barikatı önünde oturma eylemi başlattı. Oturma eylemine CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ile Cumhur Uzun da katıldı. Yaklaşık 2 saattir süren oturma eyleminin ardından kitlenin kesim alanına doğru yürüyüşe geçmesiyle jandarma 2’nci kez cop ve biber gazlarıyla saldırdı. Jandarma, aynı zamanda yakın mesafeden halkın gözüne gaz sıkarak, ormanlık alana gaz fişekleri attı.

    Müdahale sonrası Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili Perihan Koca ve beraberindeki yurttaşlar oturma eylemi yaptı.

    Yapılan saldırıda HDP İzmir İl Eşbaşkanı Çınar Altan ile HDP Marmaris İlçe Eşbaşkanı Güven Göknar gözaltına alındı. MUÇEP Menteşe Meclisi Üyesi Ferah Gümüş ve fotoğrafçı Selahattin Kaya da gözaltına alındı.

     

     

  • Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın: İktidara bir kez daha kaybettireceğiz-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın: İktidara bir kez daha kaybettireceğiz-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yerel seçimlere dikkat çekerek, “Kayyım siyasetinin ortadan kaldırılması için çok güçlü bir çalışmaya ihtiyacımız var. Bu çalışmayı yaparak şimdiden başlayarak güçlü sonuç almak istiyoruz. Yerinden, yerelden, demokratik bir yerel yönetim inşasını başlatmak zorundayız. Seçimlerde bunlara bir kez kaybettireceğiz, mutlaka kazanacağız” dedi.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, haftalık Meclis grup toplantısında konuştu. Akın,  2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak Oteli Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak başladığı konuşmasında, “Türkiye topraklarında yaşanmış en ağır katliamlardan biridir. Bu katliam en ilk ne de son oldu. Sivas Madımak katliamı ile birlikte bir gerçeklik ortaya çıktı ve bu yok sayılamayacak ve katliam zaman aşımına uğratılamayacaktır” dedi.

    Akın, devamında şunları ifade etti:

    “Türkiye katliam tarihi dedik, sadece Sivas’ta değil. Sivas’ın hesabı sorulsaydı, Maraş, Çorum ve sonraki katliamları yaşamayacaktık. Sonrasında yaşanan Gazi Mahallesi, Roboski, Suruç ve 10 Ekim Katliamı, Sur Katliamı hepsi arka arkaya gelen katliamlar tarihi olarak Türkiye tarihine gömülmüş oldu. 100 yıllık Türkiye tarihinde sadece bu mu? Hayır! Daha çok katliamlar yaşanmış oldu. Bunları hala yaşamaya devam ediyoruz.

    98 yıl önce Şeyh Said ve 47 yoldaşının idam edildiği bir tarih de yaşadık. Şeyh Said ve arkadaşlarının mezarlarının nerede olduğu bilinmiyor. Bu aynı zamanda Türkiye için bir kara leke olarak duruyor. Yüzleşilmesi gereken bir tarih olarak önümüzde duruyor. Sadece bu mu?  JİTEM tarafından 32 yıl önce HEP Amed İl Başkanı Vedat Aydın da aynı şekilde katledilenler içinde yer alıyor. Katledilen bütün yoldaşlarımızı, kendini feda etmiş bütün dostlarımızı sevgiyle ve saygıyla anıyoruz.

    Bu düzenin tesadüf olmadığını, kader olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla bu düzenle sorunumuz var. Aynı zamanda kadınların, emekçilerin, gençlerin, bütün düzen mağdurlarının sorun olduğunu biliyoruz. Yeşil Sol Parti olarak bu düzenle sorunu olanların sesi, sözü olmaya onlarla birlikte mücadele etmeye kararlıyız. Bu kararlılığı her yerde göstermeye çalışacağız.

    BU GÖREV, HEPİMİZİN GÖREVİDİR

    Bu seçimlerde partimiz, hiçbir partide olmayan açık yüzleşmeyi, özeleştirel süreci başlatmış oldu. Örgütlerimizle yaptığımız değerlendirme sonrası halkımız, bizi destekleyen yoldaşlarımızla ve kurumlarımızla açık ve onurlu bir mücadelenin güçlü bir şekilde gerçekleştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmalar sürecinde dayanışmayı büyütmeye, yerel demokrasiyi güçlendirmeye, doğrudan katılımlarla birlikte partimize sahip çıkmaya önümüzdeki dönemde daha güçlü bir şekilde Yeşil Sol Parti’nin hayata geçirilmesinde bütün dostlarımızı açıktan göreve çağırıyoruz. Bu görev, hepimizin görevidir. Türkiye tarihini yaşadığı bu ağır süreci ancak hep birlikte karşılayabileceğimize inanıyoruz ve desteklerinizi bekliyoruz.

    MERDAN YANARDAĞ NİÇİN CEZAEVİNDE?

    Bu ülkede insanların onurlu ve hukuk içinde yaşaması, tecridin ortadan kaldırılmasını duyarlı bir yurttaş ve bir basın mensubu söz etti. Tecrit bu ülkede hiçbir hukuka anayasa, uluslararası sözleşmeye tabi olmadan uygulanan bir şeydir. Tecrit karşısında itiraz etmek, insanlık onuru açısından çok değerlidir. Tecrit bu ülkede bir suçtur. Bu suçu işleyenlerin suçunu itiraf etmeleri, aynı zamanda itiraz etmeleri de doğaldır. Merdan Yanardağ’a yönelik uygulama kabul edilemez. Merdan Yanardağ bir şey daha ortaya çıkarmıştır; Sayın Öcalan barış sürecinden bu yana yıllardır çok ağır bir şekilde mevcut hukukun hiçbir yerine sığmayan tecrit politikasını uygulandığını hepimiz tanık oluyoruz. Bu tecrit bütün Türkiye’ye yayılmış bir şekilde gelişiyor. Bu bir model haline gelmiş durumda.

    UYGULAMALARINIZDAN VAZGEÇİN!

    Kürt sorunu başta olmak üzere tecrit politikası uygulanmazsa, bu ülkenin Kürt sorununun çözümünde bir odak geliştirilebilinirse, anahtar rol olacak bir çözüm meselesi olacağını düşünüyoruz. Müzakere ve mücadele sürecinin birlikte işlediği bu dönemde eğer gerçekleştirilirse Türkiye’nin yaşadığı çoklu krizlerin aşılabileceğine inanıyoruz. Çoklu krizlerin sebeplerinden en önemlilerinden bir tanesinin Kürt sorununun çözümsüzlük politikalarından kaynaklı olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla iktidara sesleniyoruz; bu uygulamalarınızdan vazgeçin! Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınması tecridin bir insanlık suçu olduğunu ortadan kaldıramaz. Tecrit suçtur, tecride karşı itiraz edenleri zindanlara tıkabilirsiniz ama bu uygulama insanlık suçu olarak devam eder. İktidara seslenmek istiyoruz; bu ülkede eşitlikçi, özgürlükçü bir ortamı inşa etmek istiyorsanız önce bu tecrit politikasından vazgeçin.

    ANAYASA BİR TOPLUMSAL SÖZLEŞMEDİR

    Toplumsal sözleşmeler, Türkiye’de herkesin eşit, demokratik bir şekilde katılabildiği bir süreçte ortak tartışmalar sonrasında ancak gerçekleşebilir. Ancak Türkiye’de hiçbir sözün demokratik bir şekilde söylenemediği, her söyleyenin cezaevine atıldığı bir ortamda demokratik, katılımcı bir anayasa yapmak mümkün değildir. Dolayısıyla önce şu andaki anayasadaki hukuka, kurallara uyun ve insanları yasada ve hukukta olmayan yöntemlerle cezaevlerine koymayın, işkenceye tabi tutmayın. Bunu yapmayan bir iktidarın bizim önümüze getireceği anayasa tamamen şu anlama gelir: Bu ülkede bir dikta rejiminin inşa edilmesini, Saray rejiminin daha çok güçlendirilmesini sağlayacaktır. Hükümete, devlete, şu anda anayasa yapmak isteyenlere sesleniyoruz; önce bu hukuksuzlukları ortadan kaldırın, ondan sonra gelin yüzünüz olsun konuşmaya. Onun için buradan bir kez daha şunu söylemek isterim. Bu ülkede demokratik bir ortam yaratmadan anayasa yapılamaz.

    SEÇİMLERDE BUNLARA BİR KEZ KAYBETTİRECEĞİZ

    Ağır bir seçim dönemi geride bıraktık dediğim gibi bunu karşısında mücadelemizi büyütmek için yeniden güncellenen örgütsel, siyasal faaliyetlerimizi yürütüyoruz. 2024’te bir yerel seçim var. Bu seçimler bizim için çok önemli. Kayyım siyasetinin ortadan kaldırılması için çok güçlü bir çalışmaya ihtiyacımız var. Bu çalışmayı yaparak şimdiden başlayarak güçlü sonuç almak istiyoruz. Çünkü yerel seçimler iktidarın seçim kazandığı günden itibaren planlarının başında geliyor. Yerinden, yerelden, demokratik bir yerel yönetim inşasını başlatmak zorundayız. İnanıyoruz ve bu konuda kararlıyız. Seçimlerde bunlara bir kez kaybettireceğiz, mutlaka kazanacağız. Kazanacağız çünkü bu seçimler geçmişteki seçimlerden çok farklı olmak zorunda. Yürüttüğümüz siyaseti tekrar güncelleyeceğiz, değerlendireceğiz, ona göre yol haritamızı belirleyeceğiz. Bütün demokrasi güçleri, emek güçleriyle bu mücadeleyi etkili bir şekilde yürütmeye çalışacağız.

    MALİYE BAKANINA KAYYIM ATANMIŞTIR

    Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri de ekonomi. Biliyorsunuz, Türkiye’de çoklu krizlerden bahsediyoruz. Ancak ekonomi meselesi en temel konulardan birisi. Son zamanlarda faiz meselesi, kur meselesi aldı başını gidiyor. Bir ay önce bir asgari ücret belirlendi. Asgari ücret belirlendikten sonra bu ülkede yaklaşık 25-30 civarında enflasyon ortaya çıkmış oldu kur farkıyla beraber. Aslında verdikleri yüzde 34’lük farkı daha ceplerine girmeden insanların ellerinden almış oldular. Böylesi bir ekonomik modelle sürdürülmesi mümkün değil. Ne diyordu Erdoğan? ‘Ben var oldukça bu ülkede nas politikası uygulanacak.’ Ne demek istiyordu? Faiz yükseltilmeyecek ve faiz sebep, enflasyon sonuç diyordu. Bunu söyleyen ve bunun için meydan meydan dolaşan Erdoğan baktı ki faizler yükseldi.  Biz buradan söylüyoruz; bu halka bu yalanı söylemeye kimsenin hakkı yok. Erdoğan bunu hala iddia ediyorsa bunu çıksın açıklasın. İddia etmiyorsa bizim açımızdan şu anda ekonomik politikasının yönetimine kayyım atamaktan başka bir ifadesi oktur. Benim iddiam, benim iradem bu diyorsanız, size rağmen hala bu enflasyon uygulanıyorsa, Merkez Bankası, Maliye Bakanı bunu devam ettireceğim diyorsa, o zaman bu ülkede Merkez Bankasına, Maliye Bakanına kayyım atanmıştır diye düşünüyoruz. Bu iddiamızı takip edeceğiz, bunun hesabını da soracağız. Çünkü, seçim döneminde bu insanlara vaat edilen her şey bu ülkede sermayeye peşkeş çekilmeye neden oldu. Şu anda önümüzdeki günlerde açıklanacak memur maaşları, emekli maaşları, insanlarımızın yaşamlarını asgari geçim sınırında bile geçinemez hale gelmiş oldu.

    YEŞİL SOL PARTİ’Yİ HER AN YERDE KARŞINIZDA GÖRECEKSİNİZ

    Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na bir kez daha söylemek istiyoruz. Meydanlar boş değil, muhalefet dağılmış değil, dikensiz bir bahçesi değil ülke. Yeşil Sol Parti’yi her an yerde karşınızda göreceksiniz. Sizinle mücadelemiz devam edecek. Bu ülkede seçim dönemi her ne kadar meclis çoğunluğu onlarda olsa bile, Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmiş olsa bile, ülkede yüzde 50’den fazla insanın değişim istediğini çok biliyoruz. Sokakta, sahada tablo budur. Seçim sonuçları her şey değildir, asıl olan sokaktaki mücadelenin örgütlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Toplumsal değişimin sözcüsü sesi olmaya, Yeşil Sol Parti’yi bahsettiğimiz ilişkiler çerçevesinde yeniden güncellemeye, onu mücadelesinin örgütlenmesini ve temsiliyetini sağlamaya çalışacağız. AKP-MHP iktidarı asla bu meydanların boş olduğunu düşünmeyecek. Yeşil Sol Parti bu mücadelenin en etkili şekilde sözü olmaya devam edecek.

    UMUT GENÇLERDE KADINLARDA

    Sevgili gençler ve kadınlar, bu ülkede yaklaşık 6 milyon seçmen vardı. Belki Yeşil Sol Parti olarak arkadaşlarımıza, dostlarımıza ulaşamadık. Ancak önümüzdeki dönemde şöyle bir kaygıya kapılmayın. Yaşlanmış, tutuculaşmış, ağırlaşmış siyasi kadroların karşısında umutsuzluğa kapılmayın, umut sizlerde. Ancak değişim isteyen herkes mücadelenin parçası olmak zorunda. Olmazsak izleyici hale geliyoruz: İzleyerek bir değişim sağlayamıyoruz. Gelin herhangi bir partiyle olmayabilir ama mücadeleye ortak, değişimin öznesi olmadan Türkiye’deki mevcut durumu değiştiremeyiz. Dışarda gelecek aramaktan çok, bu ülkenin topraklarındaki değişime siz de katılın, omuz omuza mücadele edelim.

    Son olarak şunları söylemek istiyorum; Kimse burada moral bozukluğu içinde olmasın, umutsuzluğa kapılmasın, baskıcı tekçi ırkçı ötekileştirici rejim karşısında mülteciler başta olmak ayrımcılığa karşı mücadele etmek hepimizin ortak görevi olsun. Bu görevi hem mecliste hem de alanlarda mücadeleyi ortaklaştırarak yapmamız gerekiyor. O nedenle Türkiye’deki ana muhalefet partisi iddiasını biz Yeşil Sol Parti’de görüyoruz. Umudumuz ve inancımız, bu mücadelede direnişin sembolü olan insanlarla birlikte olmamızdır. Bu mücadeleyi o anlamda daha güçlendirerek devam ettireceğimize inanıyoruz. Bu bozuk düzeni birlikte değiştireceğimize inanıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın: Kendi hanemize düşen başarısızlığı kabul ediyoruz-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın: Kendi hanemize düşen başarısızlığı kabul ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti ve HDP, yeni döneme dair mücadele yöntemlerini belirlemek için Parti Meclislerini topladı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, basına yaptığı açıklamada “Muhalefet içerisinde kendi adımıza düşen başarısızlığı kabul ediyoruz” dedi.

    HDP ve Yeşil Sol Parti’nin Parti Meclisleri, seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere Ankara’da bir araya geldi.

    Yenilenme ve dönüşüm sürecinin değerlendirileceği kritik toplantı öncesi basına da kısa bir açıklama yapıldı.

    “EKSİKLERİMİZLE YÜZLEŞMEMİZ GEREK”

    Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılan basın açıklamasında konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Kendi hanemize düşen başarısızlığı kabul ediyoruz” diyerek şunları söyledi:

    “Türkiye halkları olarak iki aşamalı seçimi birlikte yaşadık. Hepinize teşekkür etmek ve bütün halkımızı buradan bir kez daha selamlamak hepimizin görevidir. Hoş geldiniz. Sevgili arkadaşlar biraz önce söylediğim gibi Türkiye tarihinin en önemli seçimlerini geride bıraktık. Hem seçimin sonuçları hem de bizim açımızdan olan boyutları üzerine yoğun bir tartışma süreci içerisine girdik, bu süreci birlikte götürüyoruz. Bir şeyin altını çizmek isterim; Türkiye tarihinde görülmemiş anti demokratik, adaletsiz, hukuksuz, kuralsız bir seçim süreci ile karşı karşıya kaldık. Devletin bütün olanakları partimize karşı harekete geçirildi. Partimiz ve bileşenlerimiz ağır bir saldırı altındaydı. Biz bunların her türlü saldırganlığına karşı tedbirlerimizi almaya çalıştık. Ama sonuç itibariyle, ortaya koyduğumuz siyasal hedeflerimiz bakımından eksiklerimizle ve zaaflarımızla da yüzleşmemiz gerekir. Saray rejimini değiştirmek için elimizden geleni yapmamıza rağmen bir bütün olarak muhalefetin başarısızlığı ve kendi hanemize düşen başarısızlığı kabul ediyoruz.

    Aynı zamanda iddia ettiğimiz başka bir şey vardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı nedeniyle daha demokratik bir hayatın inşa edilmesi, Demokratik Cumhuriyetin ortaya çıkarılması hedefimiz vardı. Güçlü bir şekilde parlamentoda yer almak istemiştik. Bu konuda kısmen başarılı olmamıza rağmen bir başarısızlık ortaya çıktı. Ama bütün bunlara rağmen şunları ifade etmek isteriz. Bunların altında kalacak bir durum da söz konusu değildir. Halkımıza şunu söylemek isterim; Türkiye’deki bu kadar eşitsiz ve adaletsiz seçim koşullarına rağmen değişim isteyen, iddiasını ortaya koyan iki kişiden birinin itiraz ettiği bir seçim gerçekleşti. Halkımızın yüzde 50’si -sandıklara gitmeyenlerle birlikte daha fazlası- bu rejimi değiştirmek için kararlı bir şekilde mücadele sahasında bulundu ve bulunmaya devam ediyor.

    “YÜRÜTÜLEN POLİTİKALARI İFLAS ETTİ”

    Şu bir haftalık durum değerlendirildiğinde bile Saray rejiminin, bu tek adam rejiminin yarattığı tahribatlar her şeyiyle açık açık ortaya dökülmeye başladı. Bakanlar Kurulu açıklandı ve arkasından Türkiye’deki mevcut ekonominin iflas ettiği açığa çıktı. Türkiye tarihinde görülmemiş şekilde kurda rekor düzeyde bir yükseliş yaşandı. Bunların faturasını halka tahvil etmeye çalışan Saray rejimine sesleniyoruz; bunu asla kabul etmeyeceğiz. Kendinizi kurtarmak için, saraylarınızı kurtarmak için yürüttüğünüz talan politikası iflas etti. Bu iflasın faturasını emekçilere, halka ödetmelerini kabul etmeyeceğiz. Türkiye’nin özgürlüğü, eşitliği ve adaleti için mücadeleyi daha güçlü şekilde nasıl yürüteceğimizi bugünkü tartışmalarla ortaya koyacağımız politik hatla belirleyecek ve muhalefetin ve toplumun sözcülüğünü sürdüreceğiz.

    “KÜRT HALKININ ONURLU DİRENİŞİNİ SELAMLIYORUM”

    Seçim sonrası tartışmalarımızı diğer partilerden farklı olarak, şeffaf bir şekilde ortaya koyacağımızı ve bütün kurullarımızda kolektif bir şekilde ortaya koyacağımızı açıklamıştık. Eş Genel Başkanlarımızla beraber ilk günden itibaren yürüttüğümüz tartışmalarla ortaya koyduğumuz tutumumuz ile açıkça Türkiye halkına ve halklarımıza seslenmiş olduk. Sandıktan uzaklaşmaları için her şey yapılmasına rağmen özellikle Kürdistan coğrafyasındaki halklarımızı, Kürt halkını onurlu direnişleri ve partimize gösterdikleri ilgi için selamlamak istiyorum. Bütün baskılara rağmen, seçim dönemindeki her türlü saldırıya rağmen Saray’a kaybettirme kararımıza gösterdikleri tutumdan dolayı da halkımızın önünde saygıyla eğiliyoruz.

    Bir başka konu da kendi sürecimizi, kaderimizi belirleme konusunda yürüteceğimiz tartışmaları sürdüreceğiz. Biz bütün halkımızla ve dışarıda ve cezaevlerinde bulunan arkadaşlarımızla birlikte bu tartışmaları kolektif olarak yürütmeye kararlıyız. Hiçbir şeyin gizli kalmasını, üstünün örtülmesini istemiyoruz. Bu konuda açık bir tartışmanın yürütülmesinden yanayız ama altını çizerek şunu ifade etmek isterim; bizim altımızı oymak için, bizi birbirimize düşürmek için yürütülen tartışmalara da pirim vermeyeceğiz. Kolektif tartışma yürütmek, ortak akılla hareket etmek ve kurumsal yapımız konusunda bizi destekleyen desteklemeyen herkesin görüşünü almak konusunda hiçbir sorunumuz yok.

    “BU SÜREÇTEN GÜÇLENEREK ÇIKACAĞIZ”

    Ama bu tartışmaların bizi yıpratacak, muhalefetin sözcüsü olma iddiamızı bertaraf etmeye çalışacak bir yöne evrilmesine de izin vermeyeceğiz. Hem Kürt halkını birbirine düşürmeye çalışanlara hem Türkiye muhalefetinin sözünü söylememizi engellemeye ve terörize etmeye çalışanlara karşı daha güçlü ve iddialı duracağımızı ifade etmek isterim. Kongremiz öncesi en büyük kurulumuz olan Parti Meclisimizin de bu tartışmaları kolektif olarak yürütüp toplumla buluşturmasını sağlayacağız. Önümüzdeki sürecin yeniden inşası konusunda, güçlenerek iktidara yürümek için yürüteceğimiz çalışmalar konusunda şimdiden toplantımızın iyiliklere, güzelliklere ve barışa vesile olmasını diliyorum. İyi ki varsınız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara mitinginde konuşan Mithat Sancar: Yeşil Sol düzeni değiştirmeye geliyor

    Ankara mitinginde konuşan Mithat Sancar: Yeşil Sol düzeni değiştirmeye geliyor

    PİRHA- Yeşil Sol Parti’nin Ankara mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Yeşil Sol Parti, halkların ortak gücü için, değişim için geliyor. Tek adam rejimini gönderip bu düzeni değiştireceğiz” dedi.

    Ankara Tuzluçayır Meydanı’nda gerçekleştirilen mitinge Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren katıldı. Ankara milletvekili adaylarının tanıtımıyla başlayan mitingde 14 Mayıs seçimlerinin önemine vurgu yapılarak, sandıkları koruma çağrısı yapıldı.

    “EMEĞİMİZİN HAKKINI ALMAK İÇİN ERDOĞAN’I GÖNDERECEĞİZ”

    Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin ‘Ekonomide işler iyi gidiyor biz de aldık başımızı gidiyoruz’ sözlerine karşılık veren Mithat Sancar, “Ekonomide işler bir avuç sermayedar ve saray için iyi gidiyor.. Milyonlar ise yoksulluk ve açlıkla baş başa bırakıldı. Ne diyor Erdoğan? ‘Beni patates soğan yüzünden mi göndereceksiniz’ diyor. Evet seni patates, soğan yüzünden göndereceğiz. Ekmeğimizin, emeğimizin hakkını almak için seni göndereceğiz elbette” ifadelerini kullandı.

    Sancar, halkın demokratik değişim yapmaya hazır olduğunu dile getirerek, “Demokrasi, barış ve adalet için Yeşil Sol ağacının altında buluşuyoruz. Zafer yakındır, mutlaka kazanacağız” dedi.

     İBRAHİM AKIN: 14 MAYIS TARİHİ BİR SEÇİM OLACAK

    Mithat Sancar’ın ardından sahneye çıkan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, 14 Mayıs’ın tarihi önemine dikkatleri çekerek herkesin saray rejimini göndermek istediğini söyledi. Seçmene sandığa gitme çağrısında bulunan Akın, “Sandıklar açıldığında pişman olmamak için bütün halkımızın çalışması gerekiyor. Sandığa gitmeyenlerin, bu iktidarın gitmemesinde payı olacak. Gidersek göndereceğiz, gitmezsek gönderemeyeceğiz. Herkes nerede olursa olsun partimize başvursun. Mutlaka oylarınızı kullanın. Bu tarihi seçimde tarihsel sorumluluğu yerine getirmek olur. Bütün arkadaşlarımızı 14 Mayıs’ta sağduyulu, sorumlu bir şekilde sandığa sahip çıkmaya çağırıyoruz” sözlerini kullandı.

    PİRHA/ ANKARA

  • İzmir’de Yeşil Sol Parti milletvekili adayları Alevilerle buluşacak-VİDEO

    İzmir’de Yeşil Sol Parti milletvekili adayları Alevilerle buluşacak-VİDEO

    PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı/Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, İzmir’de Alevilerle buluşacak. 

    Çeşitli Alevi kurumları ve yöre derneklerinin bileşimi ile oluşan Alevi Platformu öncülüğünde Emek ve Özgürlük İttifakı/Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, “Eşit Yurttaşlık ve Demokratik Cumhuriyet Mücadelesinde Aleviler ve Yeşil Sol Parti” gündemi ile İzmir’de halk buluşması gerçekleştirecek.

    Buluşmada Yeşil Sol Parti’nin Alevilerin toplumsal taleplerine dair pragramatik yaklaşımı, eşit yurttaşlık mücadelesinde Alevilerin Yeşil Sol Parti’deki temsiliyeti, ilk yüzyılı inkar, asimilasyon ve katliamlarla geçen Cumhuriyet döneminin ikinci yüzyılını Demokratik Cumhuriyet hedefiyle karşılayan Aleviler ve Üçüncü Yol konuşulacak.

    28 Nisan tarihinde Bayraklı ilçesine bağlı Yamanlar Pazaryeri yanında saat 18.00’de gerçekleşecek buluşmaya Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Yeşil Sol Parti İzmir 2. Bölge Milletvekili adayı Canan Kebenç Özkan katılacak.

    Buluşmada ayrıca sanatçılar Ayfer Düzdaş ve Özgecen Kadın Korosu ezgiler seslendirecek.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Narlıdere Cemevini ziyaret etti-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Narlıdere Cemevini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın Narlıdere Cemevini ziyaret ederek, 14 Mayıs’ta yapılacak seçime ilişkin fikir alışverişinde bulundu. Akın, İnançların özgürce yaşanabilmesi için, İnanç Bakanlığı kuracaklarını belirterek, herkesin inancını özgürce yaşayabilmesi gerektiğini söyledi.

    Yeşil ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçim çalışmaları kapsamında Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili adaylarının katılımı ile çalışmalarını sürdürüyor. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın Narlıdere Cemevini ziyaret ederek, 14 Mayıs’ta yapılacak seçime ilişkin fikir alışverişinde bulundu.

    Cemevi ziyaretinde konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, İzmir’e gelmeden önce Diyarbakır’da çalışmalar yürüttüğünü hatırlatarak, iki tarafın temsil edildiği bir seçim olduğunu söyledi. Akın, “Bir taraftan Yeşil Sol Parti var. Öbür taraf tan devletin bütün imkanlarıyla her sokakta zırhlı aracıyla var olan bir taraf var. 14 Mayıs kritik bir seçim. Bütün bütçenin savaş bütçesi haline geldiği bir durum var. Ve bu durum ekonomik krize neden oluyor. Ülkemizde büyük bir deprem yaşandı. Ve binlerce insanımızı kaybettik. Tek adam rejimi çok tahribatlar yarattı. Yeşil Sol Partiye çok büyük önem düşüyor” dedi.

    “İNANÇLAR ÖZGÜRCE YAŞAYABİLMELİ”

    14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Alevilerin de desteklerini beklediklerini kaydeden Akın, inançların özgürce yaşanması için seçim beyannamelerinde de bu konuya yer verdiklerini ifade etti. Akın, “Seçim beyannamemizde de belirttik. Diyanet İşleri Başkanlığını kapatarak yerine İnanç Bakanlığını kuracağımızı belirttik. Bu şekilde başka inanca sahip insanlarımızın inancını özgürce yaşaması gerekiyor. Aleviler de bu toplumda inançların özgürce yaşayabilmeli” diye konuştu.

    Narlıdere Cemevi ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Arslan da ülkenin değişime ihtiyacı olduğunu, bu noktada Yeşil Sol Parti’nin sorumluluğunun çok olduğunu ifade eden Arslan, başarılar dileğinde bulundu.

    NARLIDERE BİLDİRİ DAĞITIMI

    Yeşil Sol Parti Milletvekili adayları Semra Kıratlı, Mustafa Okçu, Narlıdere Çatalkaya Mahallesi’nde bulunan Pazar yerinde bildiri dağıtımı yaparak aday tanıtımını gerçekleştirdi. Bildiri dağıtımının gerçekleştiği Pazar yerinde halkın yoğun ilgisi ile karşılaşan heyet halka bildiri dağıttı.

    Pazar yerinde söz alan Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Semra Kıratlı, 14 Mayıs seçimlerinden daha güçlü çıkmak için çalışmalarını sürdüklerini hatırlatarak, Türkiye’nin 2’inci yüzyılında daha eşitlikçi, demokratik, kadın ve gençlerin özgür olabileceği bir ülkeyi inşa etmek için mücadele ettiklerini, bu mücadelelerini büyüterek sürdüreceklerini söyledi.

    PİRHA/İZMİR

  • Yeşil Sol Parti, İzmir milletvekili adaylarını tanıttı: 3’ncü yol ile meclise-VİDEO

    Yeşil Sol Parti, İzmir milletvekili adaylarını tanıttı: 3’ncü yol ile meclise-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti, 14 Mayıs seçim çalışmaları kapsamında İzmir milletvekili adaylarını tanıttı. Aday tanıtımında konuşan Eş Sözcü İbrahim Akın, “Çözümün Yeşil Sol’un olduğunu biliyoruz. Büyük bir temsiliyetle 3’ncü Yol’u Meclis’te oluşturabilirsek, bu mücadele bizi iktidar olmaya götürecektir” dedi. 

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti)  Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde milletvekili aday tanıtımını gerçekleştirdi. Tanıtıma İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi, Tevgera Jinên Azad (TJA), hak örgütü temsilcileri, Anadolu Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER), Ege Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Derneği (Ege TUHAYDER), yöre dernekleri, sendika temsilcileri de katıldı. ‘Jin jiyan azadi, kadın yaşam özgürlük’, ‘Üreten biziz yöneten de biz olacağız’ ‘Savaşa hayır’ pankartlarının asıldığı salonda sık sık “Jin jiyan azadî”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür”  sloganları atıldı.

    Tanıtım öncesi adaylar basınla bir araya gelerek, hedeflerini anlattı. Kendilerini ve mücadele geçmişini anlatan adaylar, demokratik bir Türkiye için aday olduklarını belirterek, “Tek adama” karşı mücadeleyi büyütmeyi hedeflediklerini söyledi. Tanıtımın ardından Yeşil Sol Parti’nin adayları kent yerelinde yapacaklarına ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    “DENİZ, İBO, MAZLUMLARIN YOLDAŞIYIZ”

    HDP Merkezi Örgütlenme Eş Sözcüsü Mahfuz Güleryüz, önemli ve tarihi bir sürecin yaşandığını ifade ederek, “Bugün faşizmi yıkmanın arifesi. Bu kutlu yürüyüşün birer ferdi olarak önümüzde tarihi bir misyon var. Faşizmi yıkma misyonu. Başka hiç bir hesap yürüyüşümüzün önünde olmamalıdır. Bizler Deniz, Mahir, İbo, Mazlum ve Kemallerin yoldaşlarıyız. O kutlu miras bizim omuzlarımızda yükseliyor. Onların en büyük hayali Kürt ve Türk halkların bir arada olmasıydı. Bizler onların rüyası ve hayaliyiz” dedi.

    “BU TARİHİ FIRSATI KAÇIRMAYALIM”

    İzmir’de en az 4 vekil çıkarmanın hayal olmadığını dile getiren Güleryüz, “Yüz yıllık tarihte egemenler bizim adımıza karar verdi. İlk kez biz kimin nerede olacağına karar vereceğiz. Bu tarihi fırsatı kaçırmayalım. Tıpkı Rojava gibi. Orada nasıl ki halklar omuz omuza verip karanlığı tarihin çöp sepetine gönderdiyse bizde burada başarabiliriz” diye belirtti.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYETİ YENİDEN KURACAĞIZ”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın da, Deniz Poyraz’ın hesabını soracaklarını dile getirerek Türkiye için bir kader seçimine gidildiğini belirtti. Hukuk sisteminin kalmadığını belirten Akın, “HDP’ye her türlü siyasi saldırı yapıldı. En sonda kapatma davası ile karşı karşıya bırakıldı. Kapatmalara karşı Yeşil Sol ile seçime giriyoruz. Yeşil Sol ekolojik demokratik bir yapı için bir şanstır. Bu seçim aynı zamanda kötülük düzeninin gönderilmesi yeni yaşamın kurulmasıdır. Bu sorumlulukları alarak devam ediyoruz. 14 Mayıs’tan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Ortak bir yaşamı kurma inancıyla yeni gelecek ve Demokratik Cumhuriyeti yeniden kuracağız. Çözümün Yeşil Sol’un olduğunu biliyoruz. Büyük bir temsiliyetle 3’ncü yolu mecliste oluşturabilirsek, bu mücadele bizi iktidar olmaya götürecektir” sözlerini kullandı.

    “KATLEDİLEN KADINLARIN HESABINI SORACAĞIZ”

    Ardından söz alan 1. Bölge birinci sıra adayı Burcugül Çubuk ise, “Deniz Poyraz’ın nefes aldığı Aziz Güler’in geçtiği sokaklarda olmaktan onur duyuyorum. Talan ve yıkımla bu rantçı sisteme karşı ekolojik bir yaşamı inşa edeceğiz. Katledilen kadınların hesabını soracağız. Türkiye ve Kürdistan’da savaşa ve işgale karşı biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.

    “DENİZ POYRAZ’IN HESABINI SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Hukuk mücadelesini siyasete taşıyacağını dile getiren Deniz Poyraz davası avukatlarından ve 1. Bölge ikinci sıra adayı Abdülmecit Yıldırım da şöyle konuştu:

    “Mücadele sadece hukuk ve siyaset alanından ibaret değil, sokaklardadır, hayatın her alanındadır. Deniz Poyraz’ın dava avukatıyım. Gerçek katillerin açığa çıkması için elimizden geleni yapacağımızı demiştik. Tekrar ediyorum. Bütün hukuksuzluklara karşı mecliste sözümüzü söyleme devam edeceğiz. Başarı kesindir, başkası mümkün değildir.”

    Tüm adayların kendini tanıtmasının ardından etkinlik halaylarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Biz kazanacağız, birlikte kazanacağız, halklar kazanacak’-VİDEO

    ‘Biz kazanacağız, birlikte kazanacağız, halklar kazanacak’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Yenikapı Meydanı’nda yüzbinlere seslenen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, AKP-MHP’nin bu seçimlerde Türkiye halklarının ne kadar büyük olduğunu göstereceklerini ifade ederek, “Kürtlerin ne kadar iradeli olduğunu, kadınların gençlerin ülkeyi değiştirme gücünü ortaya çıkaracağı bir tarihtir. Bu meydanı dolduranlar şunu bilsin, demokrasi meydanlarda yazılır, barış meydanlarda ilan edilir. Barışı da, adaleti de, özgürlüğü de, bizler 14 Mayıs tarihinde sandıklarda ilan edeceğiz” dedi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ile Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) öncülüğünde İstanbul Yenikapı Miting Alanı’nda “Her der Newroz, her dem azadî” ve “Newroz ateşiyle özgürlüğe” şiarıyla düzenlenen Newroz’da HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, birer konuşma yaptı.

    Yüzbinlerin buluştuğu İstanbul Newrozu’nda, ilk olarak Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir konuştu.

    “HESAP SORACAĞIZ”

    Halkların Newroz bayramını kutlayan Esengül Demir, şunları ifade etti:

    “2023 Newrozu’nun ülkemizde yaşanan deprem felaketinde karşılıyoruz. Yas ve acı içindeyiz, halklarımıza yaşatılan yıkımın acısını yürekten hissediyoruz. Yastayız, aynı zamanda öfkeliyiz. Halkları depremde yalnız bırakan, insanları ölüme terk eden bu iktidara karşı öfkemiz, isyanımız dimdik ayakta. Bizler, meydanı dolduranlar, kadınlar, gençler, sosyalistler, devrimciler, Aleviler, Çerkezler, LGBTİ+ bireyler, Araplar, 14 Mayıs gecesi bu iktidarı yerle bir edeceğiz. Bitmedi, hesap soracağız. Kemal Kurkut’un, İsmail Korkmaz’ın, Deniz Poyraz’ın katledilmesinin hesabını soracağız. Bağımsız yargı önünde hesap verecekler, toplumun önünde hesap verecekler.

    Kürt sorunu içeride ve dışarıda savaş politikaları, siyasal ve toplumsal kutuplaştırmadır. Ülkenin tüm olanakları savaşa seferber edilmiş durumda. Bu savaşın ağır yükü, Türkiye halklarına, emekçilere ve ezilenlere ödetiliyor. Buna karşı faşizmi yıkacağız. Sömürülen, yok sayılan, dini, inancı, varoluşu için mücadele edenler, zindanlardan ses verenler, çocuklarının mezarını arayanlar, deprem bölgesinde feryadı yükselenler sizi alaşağı edecektir. Emeğimize, kimliğimize göz dikenlerden İstanbul Sözleşmesi’ni geri alacağız. Katledilen kadınlar olarak, dün Taksim’de, bugün Newroz meydanlarında, yarın 1 Mayıs meydanlarında olacağız. 14 Mayıs’ta tüm bunların hesabını biz kadınlar soracağız.”

    “GELECEĞİ TÜRKİYE HALKLARIYLA KAZANACAĞIZ”

    Halkların Newroz’unu kutlayarak sözlerine başlayan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Newroz bu ülkeyi yönetenlere siyasi iradeye güçlü bir mesajın verildiği gündür. Aynı zamanda savaş ve tecrit politikalarına karşı Türkiye halkları olarak karşı çıktığımız bir gündür. Ama Newroz aynı zamanda büyük bir direniştir. Çözümün diyalogdan geçtiğinin her anlamda anlatıldığı bir gündür.

    İktidara karşı depremi yönetemediğinin, depremde ölenlerin, yaşamını yitirenlerin, enkazların altında kalanların, öfkesinin olduğu bir dönemden geçiriyoruz. Maalesef bu yılki Newroz biraz buruk, acılıdır, öfkelidir. Depremde yaşamını yitirenlere adanmıştır. Depremin üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçmesine rağmen acıların dinmediğini, yaraların sarılmadığını gördük, buna tanık olduk. Bir şey daha ortaya çıktı, insanlık, dayanışma, birlik ve beraberlik. Herkes bu dayanışma ile yaralarını sarmaya çalıştı, herkes acılarını dindirmeye çalıştı.

    Çok az bir zaman kaldı. İki aydan az bir süresi var. 14 Mayıs, bizler açısından önemli bir fırsattır. Aynı zamanda milat olacaktır. AKP-MHP’nin bu seçimlerde Türkiye halklarının ne kadar büyük olduğunu, Kürtlerin ne kadar iradeli olduğunu, kadınların gençlerin ülkeyi değiştirme gücünü ortaya çıkaracağı bir tarihtir. Bu meydanı dolduranlar şunu bilsin, demokrasi meydanlarda yazılır, barış meydanlarda ilan edilir. Barışı da adaleti de özgürlüğü de bizler 14 Mayıs tarihinde sandıklarda ilan edeceğiz.

    Sevgili gençler gelecek sizindir, hep birlikte inşa edeceğiz. Sizlere görev vermek istiyoruz. 14 Mayıs’ta bütün sandıkları gençlere emanet ediyorum. O sandıklarda tek bir hilenin yapılmasına asla müsaade etmeyeceksiniz. İşte biz öyle kazanacağız, gençlerle, kadınlarla kazanacağız. Geleceği Türkiye halklarıyla kazanacağız.”

    “BİZ KAZANACAĞIZ, BİRLİKTE KAZANACAĞIZ, HALKLAR KAZANACAK”

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Deprem bölgesine örgütlü güçler sayesinde insanların ayakta durduğunu belirterek başladığı konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Devlet gelmedi, iş makineleri gelmedi. On binlerce insan gibi orada can verdiler. Sonra öğrendik ki Şaziye kardeşimiz enkaz altında doğum yapmış, bebeğiyle can vermiş. Daha adı konulmamış o bebeğin hesabını sormazsak namertiz. Bugün burada yasımızı tutuyoruz, bugün burada acımızı yaşıyoruz, bayramımızı kutlayamıyoruz. Hesap soracağımız günler yakındır.

    Düğünümüzü de bayramımızı da şenliğimizi de 15 Mayıs’ta kutlayacağız. Aşağıdan, yukarıdan yolun sonu görünüyor, bunları hep birlikte göndereceğiz. Onlar istifa etmez, onları hep birlikte göndereceğiz. Seferberlik dayanışmasına var mısınız? Sokak sokak gezmeye var mısınız? Bu ceberut iktidarı göndermeye var mısınız? Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla el ele birleşmeye var mısınız? O zaman göndeririz bunları, hiç merak etmeyin! Bu ülke Bursaspor- Amed Spor maçında halka yeşil pankartlarının gösterildiği, beyaz Torosların gösterildiği bir ülke olmayacak, boşuna uğraşmayın. Bu ülke kardeşliğin ülkesi olacak. Türk ve Kürt halklarının, Türk ve Kürt emekçilerinin birlikte, özgürce yaşadığı bir ülke olacak. Biliyorsunuz bizler Emek ve Özgürlük İttifakıyız. Biz Emek partisi olarak, ittifakımızla birlikte Halkların Demokratik Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi ve Sosyalist Meclisler Federasyonu ile el ele yürüyeceğiz. Türkiye’de Cumhur İttifakı’nın, Millet İttifakı’nın dışında 3. bir seçeneği açtık. Türkiye’ nin yeniden inşasında, kentlerin yeniden inşasında bu ittifak olmadan yeni bir tarih yazılamaz. Kimse aramıza çomak sokmaya kalkmasın, boşuna uğraşırsınız. Bizde sarsıntı olmaz. Biz dimdik, başından beri ayaktayız ve sonuna kadar hedefimize yürüyeceğiz. Biz kazanacağız, birlikte kazanacağız, halklar kazanacak.”

    “HEP BERABER BAŞARACAĞIZ”

    Alanda buluşan yüzbinlere seslenen Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı İbrahim Akın da, “Bir taraftan yasımızı tutarken diğer taraftan Newroz’un direncini yeni yaşamı burada inşa etmeye çalışıyoruz. Bizler şunu biliyoruz ki, 14 Mayıs’ta bu iktidarı göndereceğiz” diye belirtti.

    HDP’ye yönelik saldırıların devam ettiğini vurgulayan Akın, “Bizlerin iradesini yok etmek için kayyım atadılar, arkadaşlarımızı rehin aldılar. Buradan onlara selam söyleyelim. Sevgili Demirtaş ve Yüksekdağ’a selam olsun. Onlara buradan sözümüz var, sizlerle birlikte inanıyoruz ki 14 Mayıs sonrası özgürlüğünüze kavuşacaksınız. Bu iktidarı def edeceğiz yeni demokratik, ekolojik bir cumhuriyeti inşa edeceğiz. Birlikte ortak yürüttüğümüz mücadelede Yeşil Sol Parti olarak kadınların gençlerin ekoloji mücadelesi yürütenlerin enkaz altında kalanların yanındayız. Tarihsel buluşmada üzerimize düşen sorumluluğu almaya hazırız. HDP kapatılamaz HDP kapatılırsa Yeşil Sol Parti tarihsel misyonunu üstlenecektir. Soruyorlar ‘Yeşil Sol Parti kimdir?’ diye. Yeşil Sol Parti sizlersiniz, kadınlardır gençlerdir. 14 Mayıs’ta bu iktidarı göndermek için var mıyız? Birlikte hep beraber başaracağız” ifadelerine yer verdi.

    Akın’ın ardından sahne alan sanatçı Gülseven Medar, Kürtçe, Türkçe ve Ermenice ezgileri depremde yaşamını yitirenler için seslendirdi.

    PİRHA/İSTANBUL