Etiket: ibrahim erdoğan

  • DAD İstanbul Şubesi, 5. Olağan kongresini yaptı-VİDEO

    DAD İstanbul Şubesi, 5. Olağan kongresini yaptı-VİDEO

    PİRHA-DAD İstanbul Şubesi, 5. Olağan kongresini tamamladı. Tek liste sunulan kongrede, DAD İstanbul Şubesi’nin yeni eş başkanları Veli Er ile Mevhibe Akdeniz oldu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, “Erkanı rızalık, edebi ikrar olan toplum; demokratik toplumdur” şiarıyla 5. Olağan kongresini yaptı. Gazi Cemevi’nde düzenlenen kongreye, Halkların Demokratik Kongresi, Demokratik Bölgeler Partisi, DEM Parti, TİP, Alevi kurum temsilcileri ile yöre derneklerinin yöneticileri katıldı.

    Kongrenin yapıldığı salona “İkrar verenler elmaya, ikrarınız, ikrarımızdır” yazılı pankartın yanı sıra Pir Seyit Rıza ile Koçgiri direnişinin simge isimleri Alişer ve Zarife’nin fotoğrafları da asıldı. Kongrenin açılışında Zakirler Bedirhan Rakip ile Ali Demir, nefesler seslendirdi. Saygı duruşu ardından Pir İbrahim Erdoğan’ın okuduğu gülbeng ile çerağlar uyandırıldı.

    Kongre başkanlığını Ergin Doğru yaparken, Mevlüt Aydoğan, Sevda Güneş ve Türkan Kaplan da divan üyeleri olarak seçildi.

    Ergin Doğru, yaptığı konuşmada hassas bir süreçten geçildiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Barış ve Demokratik toplum sürecinden geçilirken bir yandan da Yol’a ikrar verenlerle yürütmüş olduğumuz mücadelenin yanında, asimilasyonalist, tekçi kafayla da sık sık karşılaştık. Hakikat mücadelesinin zorlu bir mücadele olduğunu bir kez daha yaşayarak görüyoruz. Bu mücadelenin daha büyütülerek geliştirilmesi gerektiği de aşikardır. Bu noktada DAD Kongresi’nin de buna hizmet edeceğine inanıyorum.

    “KENDİMİZİ DARA TUTMAKTAN VAZGEÇMEMELİYİZ”

    Bu yaşanan süreçte Alevilerin de söz kurabilmesi, yer alabilmesinin yegane yolu güçlü örgütlülükten geçiyor. Bu anlamda DAD önemli bir renktir. Alevi hareketinin içerisinde DAD’ın güçlenmesi, Alevi hareketinin de güçlenmesi anlamına gelir. Temel düsturumuzun şu olması gerekiyor; her bireyin önce kendini dara çekip sonrasında pir-talip ilişkisinin bir benzerini bu demokratik kurumlarda göreceğimizi; üye-yönetici ilişkisinin güçlendirilmesi gerekiyor. Artık dönün kırılmaları üstünden söz kurmak yerine önümüze bakmamız, geleceği kurmamız gerekiyor. Bu süreç hassas bir süreç. Güçlü olup el ele vermek gerekir. Kendimizi dara tutmaktan da vazgeçmemeliyiz. Bunu yapmazsak arınamaz, doğru yol yürüyemeyiz.
    Moralimizi güçlü tutmalıyız.”

    “İNCELTİLMİŞ BİR ASİMİLASYON POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise konuşmasında, derneklerinin büyüdüğüne değinerek şunları söyledi:

    “Demokratik Toplum ve Barış Süreci içerisinden geçiyoruz. Elbette ki Türkiye’nin demokratikleşmesi, halkların özgürleşmesi, kadınların özgür eş yaşam mücadelesine ortaklaşması, ekoloji mücadelesinde ortaklanması, Türkiye’nin demokratikleşmesine verilen mücadeleye ortaklanarak DAD da Alevi toplumunda böyle bir hat oluşturarak, bu mücadeleyi büyütme görevini üstleniyor.

    İkinci bir sorumluluk ise uzun yıllardır Cumhuriyetten önce ve cumhuriyet tarihi boyunca Aleviler, yok sayılmış ve elbette ki eğer yok sayılıyorsan zulmün en büyüğünü yaşıyorsun demektir. Bunca zamandır katliamlara uğramış ve kendi özünden epeyce uzaklaşmış bir hal var. Çok inceltilmiş bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıyayız. Devlet, Alevi toplumunu Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesinden uzak tutmak için Aleviliği ya İslam içerisinde ya da Türklük üzerinden tanıtma politikaları yürütüyor. Bunların son aşaması da Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve zorunlu din derslerindeki ÇEDES programlarını örnek verebiliriz.”

    “BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE ÇAĞIRIYORUM”

    27 Şubat çağrısından bu yana Aleviler her alanda bulunmuştur. Yarınki TJA’nın yapacağı yürüyüşe de cevap olacağımızı buradan beyan ediyoruz. Evet, birlikte güçlenelim ve mücadeleyi büyütelim. Alevi toplumu olarak her ne kadar örgütlü olsak da belki de örgütlülüğü geliştirme noktasında en zayıf olan noktada olduğumuzu da kabul etmek lazım. Hepinizi birlikte yol yürümeye çağırıyorum.”

    “BUGÜNLERDE DAD’I DAHA İYİ ANLIYORUZ”

    HDK EŞ Sözcüsü Ali Kenanoğlu da Alevi örgütlülüğü içerisinde DAD’ın özgünlüğüne değindi. Kenanoğlu, şunları dile getirdi:

    “DAD’ın varlığını bugünlerde daha iyi anlayabiliyoruz. Çünkü DAD, bir toplumun bakış açısını, inançsal değerlerini savunarak, yok sayılan bir toplumun kendi varlığını ortaya koyarak ‘Biz hem Kürdüz hem de Aleviyiz’ diyerek bu meseleden yaptı. Cemevlerinde ‘Kürt’ten Alevi olmaz’ politikası çok yapılıyordu. Esasında ‘Bunlar Türklerdir ama sonradan Kürtleşmişlerdir’ diye çok yoğun politikalar yapılıyordu. O süreçte Demokratik Alevi Dernekleri ortaya çıkarak ‘Hayır biz hem Kürdüz hem de Aleviyiz’ dedi. Bugün DAD’ın varlığını daha iyi anlıyoruz. O anlamda emeği geçen bütün arkadaşlara minnet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Bir dile, kimliğe, cinsiyete bağlı yol almak Aleviliği yok etmektir. ‘Yol bir sürek bin bir’ halini korumak zorundayız.

    “SÜRECİN TAM ORTASINDA OLMAK İSTİYORUZ”

    İçerisinde dahil olmadığımız bir cumhuriyette 100 yıl boyunca eşit yurttaş olmak için mücadele ettik. Şimdi gelinen noktada eşit yurttaşlık talebi geri bir taleptir. Artık bizim talebimiz kurucu toplum olmaktır. Biz bundan sonra cumhuriyetin 2. yüzyılında cumhuriyetin kurucusu olmak istemeliyiz ve talepleri buradan yükseltmeliyiz. Biz bu topraklarda yaşayan halkız ve bu topraklarda yaşamaya devam edeceğiz. O halde buradaki kuralların belirlenmesinde bizim de söz hakkımız olacak. Bundan sonra bunun mücadelesini yürütmek zorundayız. Dünya Ortadoğu yeniden kuruluyor. Türkiye’de de aynı şekilde yeniden kurulacak birçok şey olacak. Biz de bu sürecin tam ortasında olmak zorundayız. Sürecin seyircisi olamayız. Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Aleviler açısından kıymetlidir. Alevi toplumu bu meseleye kamuoyunda yaratılan algıda olduğu gibi bakmıyor. Aleviler, eşit yaşamın oluşması için dikkatli bir şekilde süreci takip ediyorlar. Bizler de bu dostlarımızı, süreci sadece takip etmenin dışında sürece bizzat içerisinde yer alarak koşullarını oluşturmaları gerektiğini ifade ettik.
    Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir Alevi Diyaneti ile karşı karşıyayız. Diyanet İşleri Başkanlığı, Sünnileri kontrol etmek, devletin bir Sünni Müslüman inancını oluşturmak için kuruldu. Şu anda Türkiye’nin siyasetini belirten, aynı zamanda holding gibi bir ekonomik gücüyle de eğitim hayatına da müdahale ediyor. Şimdi cumhuriyetin 2. yüzyılında bu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına da karşı durmalıyız. Öbür türlü sürecin arkasından sürüklenmekle meşgul oluruz.”

    “BİRLİKTE YOL YÜRÜMELİYİZ”

    DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Arife Çınar ise devletin, tekçi dayatması sonucu inançları karşı karşıya getirdiğini söyledi. Çınar, “Buna rağmen Alevi toplumu, devlet politikasından etkilenmeyerek kendi inancıyla duygusunu bütünleştirerek hep barıştan, demokrasiden, kadın mücadelesinden yana olmuştur. Aleviler, Kürt halkı, ısrarla bu topraklarda inançların yaşaması gerektiğini en zorlu koşullarda dahi savundu. Var olan sistemin kendisi, çoklu bir kriz yaşamakta. Bunun en büyük nedeni ise dünden bugüne tarihsel olarak tekçi bir zihniyetin varlığında ısrar ederek devletin varlığını sürdürmek istemeleridir. Yok etmeye çalışsanız da Alevilerin mücadelesi bu topraklarda sürecektir. Halklar, kendi iradelerini ortaya koyamadıkları sürece demokrasiden bahsedemeyiz. İşte demokratik toplum tam da bu nedenle önemli; Alevi kurumları söz sahibi olmalı, karar verebilmeli. Hepimizin birlikte yol yürümesi gerekiyor. Hepimiz barış için mücadele etmeliyiz.”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş da konuşma yapan isimler arasındaydı. “Ne yazık ki kendi içimizdeki birliği, dayanışmayı kuramıyoruz” diyen Karataş şöyle devam etti:
    “Buralar birileri, bizi tarif edip duruyor. Alevileri ancak Aleviler tarifleyebilir. Bizim adımıza gidip masa kuruyor, adımıza konuşuyorlar. İnancımızdan taviz vermeden herkesle müzakere edebiliriz. Şimdi tutup Yaresanlara, Araplara Türkçe’yi mi dayatacağız? Bugün Mecliste Barış ve Demokrasi çalışması var. Mecliste Aleviler de olmalıydı. Kurucu anayasa oluşturulmalı. Çünkü Anayasa dediğimiz toplumsal mutabakattır.”

    “İSLAM’IN BASKISINDAN KURTULAMIYORUZ”

    Pir İbrahim Erdoğan ise konuşmasında dar kültürünün önemine değinerek şunları söyledi:
    “Aleviler olarak İslamiyetin baskısını halen yaşıyoruz. Bu baskı sebebiyle Alevilik kendi gerçeğini bir türlü yaşayamadı. Devletin Anayasasında da Türk-İslam sistemi içerisindesin. Bu madde kaldırılmalıdır. Reya Hakk üzerindeki sis kalkmadığı sürece barış olmaz. Gerçek Alevi inancını hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Bugün cemevlerinde dahi İslam’ın baskısından kurtulamıyoruz. Cemevlerindeki pirler, maaş için cemevi yönetimi ne diyorsa onu yapıyor. Bugüne kadar hangi yöneticimiz dara kaldırılıp hesap sorulmuş? Başkanlar pir olmuş, pirler talip olmuş!”

    DAD İstanbul Şube Eş Başkanı Berna Güzel de yaptığı konuşmada Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin önemine değinerek “Barış, hiç kimseye altın tepside sunulmaz. Süreç, her canlının özünü dara alma sürecidir. Başta Demokratik Alevi Dernekleri olarak bizler, diğer müsahip kurumlarımızla güçlü ilişkiler geliştirip kendi aramızda birliği sağlamamız tarihsel sorumluluğumuzun gereğidir” diye belirtti.

    Konuşmalar ardından kongre, faaliyet raporunun okunmasıyla devam etti.

    Yeni dönem için oluşturulan tek liste, oybirliği ile kabul edildi.
    DAD İstanbul Şubenin yeni eşbaşkanları Veli Er ile Mevhibe Akdeniz olurken, Safiye Doğan Ergin, Gülsüm Özer, Veysel Doğan, Fırat İnan Sarıçiçek, Şerefnaz Altınsoy da yönetim kurulunda yer alan diğer isimler oldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir İbrahim Erdoğan: Ticareti cemevlerimize koymayalım!-VİDEO

    Pir İbrahim Erdoğan: Ticareti cemevlerimize koymayalım!-VİDEO

    PİRHA – Pir İbrahim Erdoğan, ibadethanelerde ‘kurban’ üzerinden ticari bir ağın oluşmaması gerektiğini belirtti. Erdoğan, “Tüm Alevi toplumuna sesleniyorum; ticaretin asla cemevleriyle ilişkisi olmamalı” dedi.

    Toplum içerisinde ‘Kurban, kurban bayramı, bayram cemi’ tartışmaları süregiderken bir görüş de Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan’dan geldi.

    PİRHA’ya konuşan Pir İbrahim Erdoğan, kurban ritüeline ilişkin “Önce kendi nefsini kurban edeceksin. Aksi halde günde bir tane de kurban kessen boşuna; sadece hayvanı kıymış olursun. İkincisi; ‘kurban’ demek hayvanı boğazlamak, kan dökmek anlamına gelmez. Bir lokma da kurbandır. Mesela ‘Yol’una kurban olayım. Pirime kurban olayım’ da deniliyor. Yoksa ‘kurban’ demek sadece bir hayvanın canına kıymak değil. Gidersin bir hastaya çare olursun, bir aç hayvanı doyurursun, çaresiz kalmış bir insana Hızır olursun; kurban işte budur” görüşünü savundu.

    CEMEVLERİMİZ İNANÇ YERLERİMİZDİR, TİCARİ ŞİRKETLERİMİZ DEĞİL!”

    Kurban ritüelinin başka inançlardan Alevi toplumuna geçtiğini söyleyen Pir İbrahim Erdoğan, ibadethaneler ile kurbanlık sektörü arasındaki ilişkiye de değindi. Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:

    “Kasaplık, avcılık yapanı ceme almıyorsun; ibadete bakar mısın ne kadar güzel. Ama şimdi Alevilerin maneviyatında azalma var. Kimi başka inançlara benzemeye, onların içerisinde kendini var etmeye çalışıyorlar. Onlar yokken benim inancım vardı!

    Cemevlerimiz bizim inanç yerlerimizdir, ticari şirketlerimiz değil. Orada sadece inancımızı yerine getirmek için uğraşırız. Cemevlerinin ticaretle uğraşması demek, kendi özünü bozmaktır. Ticaret yerine dönüşürsen de inancın özü bozulur. İnanç yerlerimizde ticareti uzak tutmalıyız. Tutmazsak kötülükler inanç yerlerimize girer. Toplum, bunları reddedecek.”

    “TİCARETİN CEMEVLERİYLE İLİŞKİSİ OLMAMALI”

    Pir İbrahim Erdoğan, ticari ilişkiler üzerinden ibadethanelerde bir husumet yaşanmaması gerektiğinin altını çizerek, “Bu tür şeylerin önlemini almak için işte kurban gibi çıkar olaylarının cemevlerimizle, dergâhlarımızla ilişkinin kesilmesi gerekiyor. Oraların temiz kalması gerekiyor. Tüm Alevi toplumuna sesleniyorum; ticaretin asla cemevleriyle ilişkisi olmamalı. Alevi toplumu bu konuda dikkat eder, artık şu koyunları cemevlerinin altından çıkarırsa işte ‘bayram’ diyoruz ya al sana güzel bir bayram! Toplum, o kanı durdurursa Alevi toplumuna da güzel bir bayram olur.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Nazımiye’de 2 kişi öldürüldü!
    DAD’dan ‘Birlik ve Beraberlik Çağrısı’: Gelin, acımızı paylaşarak azaltalım, çözümü birlikte üretelim!

     

  • Pir İbrahim Erdoğan: Bu barış süreci Aleviler için bir kurtuluş sistemidir!-VİDEO

    Pir İbrahim Erdoğan: Bu barış süreci Aleviler için bir kurtuluş sistemidir!-VİDEO

    PİRHA – Pir İbrahim Erdoğan, ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na dair Alevi toplumunun yaklaşımını değerlendirdi. Erdoğan, “Yaşanan süreç, Aleviler için bir kurtuluş sistemidir. Bu kurtuluşa sarılmaları gerekiyor. Alevilerin, kazanım elde etmesi için bütün ezilenlerle birleşmesi, bu programa güç vermesi gerekiyor” görüşünü paylaştı.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ardından yeni süreç, Alevi toplumu tarafından da dikkatle takip ediliyor.

    PKK tarafından silahların bırakılacağı yönündeki açıklama ardından Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile AKP-MHP Hükümeti arasındaki görüşmeler de hızlandı. Taraflar arasında 2 Haziran’da yapılan toplantı sonrasında Meclis bünyesinde yakın zamanda bir komisyon kurulacağı da duyuruldu.

    “ALEVİLER, BARIŞIN OLMASINI İSTİYOR”

    Parlamento sorumluluğunda ilerleyeceği açıklanan yeni sürece dair Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan ile konuştuk. Gelinen evre ve yapılan görüşmelere ilişkin Pir İbrahim Erdoğan “Her şeyden önce bu başlatılan süreç, ülkede yaşayan her insan için bu zamana kadar bulunamayan bir program oldu” diyerek sözlerine başladı.

    “Bu topraklara barışı getirmek, güzel bir yaşamı kurdurmak her insanın görevi olmalıdır” diyen Pir Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Her iki taraftan anaların yüreğinin gerçekten çok acı bir şekilde yandığını hepimiz biliyoruz. Sayın Öcalan’ın başlatmış olduğu bu programın, bu görüşün, bu barışın çok kıymetli olduğunu görüyorum. Ülke insanları için, toplum için, hatta Ortadoğu için çok kıymetli olduğunu biliyorum. Hepimiz hizmet etmeliyiz. Hepimiz, bu barışı engelleyenlere karşı da mücadele etmeliyiz. Eski derin devlet sistemi, asla bu barışın sağlamasını istemez. Bu ülkede Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin; yani bütün ezilenlerin kendi kimliğine, inancına sahip olmasını istemiyor. Çünkü bunu istemediği sürece kendi hegemonyasını yürütecek. İşte Türk-İslam sentezini, anayasadaki ilk dört maddeyi yürütmek istiyor şu anda. Çünkü onu ayakta tutan, hegemonyasını bu ülkenin mazlumları üzerinde yürütmek için o dört maddeye ihtiyacı var. O dört madde bozulmasını istemiyor. Bu nedenden dolayı Aleviler genel olarak bu barışın kesinlikle olmasını ve sonuç alınmasını istiyor. Ama şöyle bir eksiklik de var. Barışı istiyor ama mücadele de etmiyor.”

    “ALEVİLER İÇİN BİR KURTULUŞ SİSTEMİ”

    Pir İbrahim Erdoğan, gerçek bir barışın sağlanabilmesi için Alevi toplumunun da mücadele içerisinde olması gerektiğine vurgu yaparak şöyle devam etti:

    “Alevi toplumu, katılım konusunda her ne kadar bugün eksik de olsa, bu konuda bilinçlidir. Barış, özgürlük, ezilmek ne demektir, bunu çok iyi bilen bir toplumdur. Aleviler hem Osmanlı döneminde de cumhuriyet döneminde de ve hatta Hristiyan devletlerin dahi katliamına uğramıştır. Bu nedenlerle yaşanan süreç Aleviler için bir kurtuluş sistemidir. Bu kurtuluşa sarılmaları gerekiyor. Barış olmazsa ne olur? Eğer bu sürece sarılmazsan, barışı sağlayamazsan geçmişte olan katliamların aynısı görülecektir. Çoluk çocuğunu o katliamcıya teslim etmek istemiyorsan o zaman barış sistemine sarılman lazım.

    Görüşmeler var ama açıkta, ortada bir şey yok. Bu konuda Alevilerde bir güvensizlik söz konusu. Yani deniliyor ki ‘Biz bu hükümete güvenmiyoruz. Geçmişte bize çeşitli oyunlar oynandı. İyi niyetten dolayı kaybettik. İnanmıyoruz’. Bu konularda biraz kafalar karışık.”

    “ALEVİLERİN KURUMSALLAŞMASI GEREKİYOR”

    Alevi toplumunun yeni süreçten beklentilerine değinen İbrahim Erdoğan, öncelikle var olan örgütlerin “doğru temelde kurumsallaşması gerektiğine” dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Alevilerin öncelikle kendi tarihine, bilincine dayanıp kurumsallaşması gerekir. Aksi halde başkalarının peşine düşülür, bu da seni bir yere götürmez. Masaya oturmak için kurumsallaşmak gerekiyor. Şimdi Alevilerin bir kısmında bu konuda sadece sanki Kürt sorunu çözülecekmiş gibi bir bakış açısı var. Oysa ki demokrasi kurulur, barış sağlanırsa ‘Alevi, sen bu işin dışında kalacaksın. Sana bir şey verilmeyecek’ gibi bir anlayış yok. Sadece Kürt sorunu çözülecekmiş gibi bir konuyu, milliyetçi görüşe sahip olan kişiler yayıyor. Bu bilgi yayılınca Alevilerin kafası da karışıyor ve ‘Sana bir şey olmayacak, sadece Şafii’ler kazanacak, sen bir şey kazanmayacaksın’ deniliyor. Milyonlarca Kürt Alevisi var. Aleviler komple bu ülkede söz sahibi olmak, kurulacak hükümetlerin karşısından güç olarak korunmak istiyorlarsa yapılacak anayasanın karşısında şimdiden kendi komisyonunu hazırlaması gerekiyor. Anayasa hazırlanacak ya ama bu anayasanın anayasaya ne istiyorsun anayasadan? Alevilerde okuyan kesim çok. Çok bilgili bir kesim de var ama bu taşın altına elini koymuyorlar. Yani bir hukuk komisyonu kurulmalı. O komisyon, halkla bütün bölgelerdeki Alevilerle toplantı yapıp görüşler almalı ki güç alsın, güç olsun. Mesela benim aldığım bir habere göre anayasa için Alevileri çağıracaklar. Peki Aleviler hazırlıklı mı? Yok. İki başkanın peşine Alevilerin takılması bir şey kazandırmaz. Hak ve Özgürlükler Komisyonunun kurulması lazım. Aleviler, bu ülkede ezilenlerin hepsini yanına alıp, onlardan güç alması gerekiyor.

    47 senedir evladını kaybeden Kürt halkıyla toplantılar yapılması, onlardan güç alınması lazım. Aleviler, Kürtler için ne düşünüyor, Kürtler, Aleviler için ne düşünüyor bilinmesi lazım. Fakat, ‘Yalnız Şafiler kazanacak’ fikrini ortadan kaldırmak gerekiyor.”

    “ALEVİLERİN, KAZANIMI İÇİN EZİLENLERLE BİRLEŞMESİ GEREKİR”

    Pir İbrahim Erdoğan, sürecin hükümet kontrolüne bırakılmaması konusunda uyarıda da bulundu. “Bu hükümet ile barış olur mu?” sorusuna birçok yerde rastladığını belirten Erdoğan, değerlendirmesini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Aleviler içerisinde çok yaygın bir şekilde ‘Bunlarla barış olmaz’ deniliyor. Süreci AKP ve MHP’ye bırakırsan tabii ki seni kandırır. Bu ülkede ezilen bütün halkların, bütün inançların büyük bir potansiyel gücü var. Bu gücünle ortak hareket edersen karşıdaki kişi hangi niyetle olursa olsun başarı sağlayamaz. Şu anda bir barış programı için ‘evet’ diyoruz ama durmadan insanları içeri atıyor, ‘Terörsüz Türkiye’ diye konuşuyorlar. Kötü niyetli olduklarını ben de biliyorum. Ama onun o kötü niyetinin hayata geçmemesi için güç birliği yapacağız. Alevilerin, kazanım elde etmesi için bütün ezilenlerle birleşmesi, bu programa güç vermesi gerekiyor.”

    Eren GÜVEN – Rozerin TEK /İSTANBUL

  • DAD, İstanbul’da ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ paneli yaptı -VİDEO

    DAD, İstanbul’da ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ paneli yaptı -VİDEO

    PİRHA- DAD İstanbul Şubesi, Gazi Cemevi’nde, Maraş ve Roboski Katliamlarıyla ilgili bir panel düzenledi. Konuşmasında, Gidip Emevi Camiinde namaz kılmanın Türkiye toplumuna, Orta Doğu’ya barış getirmeyeceğini söyleyen DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu kini nefreti daha derinleştirir. Onun için bizim el ele vermemiz lazım” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), İstanbul Şubesi, Maraş ve Roboski Katliamlarıyla ilgili bir panel düzenledi. ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ başlıklı panele panelist olarak, katliamlarda tanıklıkları ile bilinen Ağuçan Ocağı’ndan Pir Aziz Güler ve Araştırmacı-Yazar Mehmet Kömür katıldı. DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş, İbrahim Erdoğan Dede de birer konuşma yaptılar.

    “EMEVİ CAMİİNDE NAMAZ KILMAK ORTADOĞU’YA BARIŞ GETİRMEZ”

    Gidip Emevi Camiinde namaz kılmanın Türkiye toplumuna, Orta Doğu’ya barış getirmeyeceğini söyleyen DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu kini nefreti daha derinleştirir. Onun için bizim el ele vermemiz lazım. Birbirimizin Xızır’ı olmamız lazım. Şu an oradaki Arap Alevileri olsun, Nusayriler olsun, itikat, inanç, gelenek, görenek anlamında çok farklılıklarımız var. Onlar da Sünni canlarımız gibi namaz kılıyorlar, camilere gidiyorlar. ama biz sazımızı çalıyoruz, beraber kadın erkek ibadetimizi yapıyoruz. Biz can olarak biliyoruz birbirimizi. Orada böyle bir şey de yok ama mesela onların Alevi olması, Sünni olması, Hristiyan olması da fark etmiyor. Çünkü orada bir acı yaşanıyor, katliam yaşanıyor. Oradakilerin Arap Alevisi olması, benim Kürt Alevi olmam, birinin Türk Alevi olması, Çepni olması fark etmiyor. Nitekim Aleviyiz. Bu ülkenin ötekisiyiz. Aynı şekilde orada da katliamlara maruz kalıyorlar. Onun için el ele vermemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.

    “HANEFİLERE DEĞİL DEVLETİN POLİTİKASINA KARŞIYIZ”

    Ağuçan Ocağı’ndan Pir Aziz Güler, “Alevler yoktu, isyanlar yoktu. Sadece Hanefiler vardı. Biz haşa Hanefilere karşı değiliz. Ama devletin politikasına karşıyız biz burada. Ve bu politika içine aldığı insanları ayrıştırmak için her türlü yola başvurdu. Ve bu durum hızlanarak bizi mahkum ettirdi. Maalesef içimizdeki bazı çıkarcı gruplar da nemalanmak için onların yanında yer alıp bizleri sattılar” şeklinde görüş belirtti.

    “KÜRDE TÜRKSÜN, ALEVİYE SÜNNİSİN DİYORLAR”

    Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Şimdiye kadar, çeşitli zamanlarda Kürtlerle barışacağız, Alevilerle barışacağız gibi saçma sapan şeyleri bize okudular, biz de dinledik. Şimdi dün akşam televizyonda CHP’nin bir milletvekili, ‘Türk İslam sentezini asla anayasadan çıkarmayız’ dedi. Türk İslam sentezini anayasadan çıkarmayınca sen kiminle barışıyorsun? Kürde Türksün diyorsun, Alevi’ye Sünni diyorsun. Ermeni’ye ve diğer azınlıkların hepsine Sünni diyorsun. Peki kimle barışıyorsun sen? Nasıl barış olacak? Bunun için ezilenler, ama özellikle de bu sorunun sahibi olan Aleviler ve Kürtler’in bu barış ayaklarında çok dikkatli olmaları lazım. Biz bunun bedelini asırlarca ödedik.”

    “ÜLKE ŞU AN MEVCUT ANAYASAYLA YÖNETİLMİYOR”

    Ortada bir iyi polis – kötü polis durumu olduğunu ve ülkenin şu an mevcut anayasayla yönetilmediğini ifade eden Araştırmacı-Yazar Mehmet Kömür, “Zaten kendileri de uymuyor anayasaya. Beğenmiyorlar. Şu anda mecliste milletvekillerinden hiçbir tanesi anayasaı beğenmiyor. Bu konuda sadece mutabıklar, başka hiçbir konuda değil. Anayasanın şu anda bize uymadığı, değiştirilmesi gerektiğini onlar da söylüyor. Ama bir türlü değişmedi. Niye? Çünkü mevcut rejime şu anda yeni bir anayasa gerekli değil. Çünkü bir anayasaları var. Biz şu anda Şark Islahat Planıyla yönetiliyoruz. 1924 yılında bunun temelleri atıldı ve bu politikaları hayata geçirmişler. Şu anda yaşadığımız gerçekliğimize biz baktığımız zaman biz bunu görebiliyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İbrahim Erdoğan: Yolun piri olur devletin piri olmaz – VİDEO

    İbrahim Erdoğan: Yolun piri olur devletin piri olmaz – VİDEO

    PİRHA – Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendisini üç kere aradığını belirterek “Ağuçan Ocağı’nın bir evladı olarak bana yakışmayacağını düşündüğüm için tekliflerini asla kabul etmedim, etmeyeceğim” dedi. Erdoğan, Alevi pirlerine de devletin değil Yol’un piri olmaları konusunda çağrıda bulundu.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLERİ DENETİM ALTINA ALMAK İÇİN OYUNLAR OYNANIYOR”

    Erdoğan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, rızalığı kimden alacağını sorarak şunları söyledi:
    “Geçmişte olduğu gibi bugün de Alevileri denetim altına almak için üzerimize oyunlar oynanıyor. Biz kimseye bağlı değiliz. Devlete de bağlı değiliz. Çünkü biz inancımızı yürütürken, pirlerimiz görev yaparken rızalık sistemiyle hareket ederiz. Pirlerimiz bile rızalık almadan cemi yürütemez. Kurulan bu başkanlık rızalığı kimden alacak? Oraya bağlanacak cemevleri rızalığı kimden alacak?”

    “KÜLTÜR BAKANLIĞI BENİ ÜÇ KERE ARADI”

    Kültür Bakanlığı’nın hem maaş hem de kendisini Kerbela’ya götürmek için 3 kere aradığını söyleyen Erdoğan, “Ben de onlara ‘Kerbela’ya gideceksem kendi paramla giderim’ dedim. Hem maaşı hem de Kerbela’ya beni götürmelerini reddettim. Ağuçan Ocağı’nın bir evladı olarak bana yakışmayacağını düşündüğüm için tekliflerini asla kabul etmedim, etmeyeceğim”dedi.

    “YOLUN PİRİ OLUR DEVLETİN PİRİ OLMAZ”

    Erdoğan, Alevi pirlerine çağrıda bulunarak şunları dile getirdi:
    “Eğer gider oraya maaşa bağlanırsanız kesinlikle pirlikten düşersiniz. Eğer bir Pir gider maaşa bağlanırsa bu pir asla cezadan kurtulamaz. O yüzden para için oraya gitmesinler. Yol’un piri olur, devletin piri olmaz. Devletin dedesi de olmaz. Eğer bir inancın içerisinde devletin eli varsa o inanç, inançlıktan çıkar. Alevi pirleri, devletin değil Yol’un piri olmalı.”

    “DEVLET ALEVİLERİ BU ASİMİLASYON MERKEZİNE ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR”

    Erdoğan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir ve kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
    “Alevi bir anne babadan doğmakla insan Alevi olmuyor. Alevice yaşarsan Alevisindir. Ali Rıza Özdemir de Alevice yaşamadığı için yaptığı çirkin işlerden dolayı Alevilikten çıkmıştır.
    Devlet bunu kullanıp Alevileri bu asimilasyon merkezine çekmeye çalışıyor. Burada çark bozuk. Hangi dede, hangi Alevi oraya giderse gitsin bozulup gelecek. Biz bunu tarihten de biliyoruz. Bugün kendilerini uyarıyoruz. Bu yanlıştan geri çekilsinler. Bu başkanlığı kapatsınlar. Devletin kurduğu başkanlığın başına geçmekle Alevi olamazsınız. Bu tür insanlara ancak lanetleme yazısı yazılır.”

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO
    41-‘Aleviyim diyen herkesin dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkması gerekir’- VİDEO
    42-‘Maaşı kabul eden dedeler Alevi hakikatini ayaklar altına alıyor’-VİDEO

  • Pir Erdoğan: 10 Aralık mitinginde bu despot gidişatın önüne geçelim-VİDEO

    Pir Erdoğan: 10 Aralık mitinginde bu despot gidişatın önüne geçelim-VİDEO

    PİRHA- Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi katılım çağrısı yaparak, “Bu mitingde buluşalım ve bu despot gidişatın önüne geçelim” dedi.

    AKP hükümetinin eğitim başta olmak üzere her alanı tamamen dinselleştirme girişimlerine karşı Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, ülkedeki ekonomik gidişatın yarattığı tahribatın okullarda öğrencilerin aç kalmasının sonucunu doğurduğunu söyleyerek mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “BU ÜLKENİN EKONOMİSİ DESPOT BİR ŞEKİLDE İŞLENİYOR” 

    Erdoğan, ülkenin ekonomisinin despot bir şekilde yönetildiğini, buna kimsenin dur diyemediğini söyleyerek, “Bu yüzden bu ülkenin çocukları okullara aç gidip aç geliyor. İnsanlara ihtiyacı kadar maaş verilmiyor ve o insanlar da çocuklarına yeteri kadar para verip karnını doyuramıyor” dedi.

    Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, mitinge dair ise şunları ifade etti:

    “10 Aralık’ta yapılacak miting de Demokratik Türkiye mitingi olarak gerçekleştirilecek. Bu mitingin öncülüğünü Alevi kurumları yapıyor. Alevi pirleri, dedeleri olarak bizim çağrımız da bütün cemevlerinin, Alevi kurumlarının, Alevi pirleri ve dedelerinin, Alevi taliplerinin, evlatlarının o gün Kadıköy’de olmaları gerekir. Onun dışında demokratik kitle örgütlerine, bütün iyi niyetli inanç önderlerine, kurumlara çağrımızdır. Bu mitingde buluşalım ve bu despot gidişatın önüne geçelim.”

    Devrim FINDIK – Cihan BERK/İSTANBUL 

  • Alevi dedelerinden Erdoğan’ın açılımına tepki: Devlet tüm inançlardan elini çeksin

    Alevi dedelerinden Erdoğan’ın açılımına tepki: Devlet tüm inançlardan elini çeksin

    PİRHA – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki açıklamalarına tepki gösteren Alevi dedeleri Ergül Şanlı, Mehmet Karabulut ve İbrahim Erdoğan, “Sistemden maaş isteyen bir dede, Alevilerin dedesi olamaz. Aleviler olarak inanç konusunda yasal güvence ve eşit yurttaşlık istiyoruz. Devlet tüm inançlardan elini çeksin” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Şahkulu Sultan Dergahı’nı ziyaret ederek 8 ilde bulunan cemevinin temel atma törenini ve açılışını gerçekleştirdi.

    Erdoğan, tören öncesi yaptığı açıklamalarda Alevi yurttaşlara yönelik çeşitli adımlar atacaklarını savunarak, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanacağını, cemevlerinde görevli Alevi dedelerine ve cemevlerinde hizmet yürüten görevlilere maaş bağlanacağını, cemevlerine tapuda özel bir imar lejantı verileceğini söyledi. Erdoğan ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Daire Başkanlığı kurulacağını aktardı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki açıklamalarına Alevi dedelerinden tepki geldi.

    “SİSTEMDEN MAAŞ İSTEYEN BİR DEDE, ALEVİLERİN DEDESİ OLAMAZ”

    Dede Ergül Şanlı, ‘Dedelerin maaş alması demek Yol’a dinamit koymak demektir’ diyerek sözlerine başladı.

    Şanlı, sözlerine şöyle devam etti:

    “Dede kimden maaş alıyorsa, Yol’u geçim kaynağı olarak görüyorsa o dede Alevilerin dedesi olamaz. Sistemden maaş isteyen bir dede, Alevilerin dedesi olamaz. Buna tamah eden dedeler Alevilik dışıdır. Bugüne kadar Yol hiçbir şekilde sistemden maaş alarak yürümemiştir. Alevi Bektaşi Yolu’na dinamit koymak istiyorsan maaş iyi bir argümandır. Biz Kültür Bakanlığı’ndan ya da başka bir yerden yer, masa gibi taleplerde bulunmadık. İktidar kendine göre Aleviler bunu istiyor diyerek bir düzenleme yapıyor ve Alevileri dizayn etmeye çalışıyor. Alevi Bektaşi toplumu başından beri yasal güvence istiyor, eşit yurttaşlık hakkı istiyor, Diyanet kapatılsın istiyor. Aylarca Alevilere yönelik açılım yapılacağı söylendi ama gördük ki dağ fare doğurdu.

    “ALEVİLER OLARAK İNANÇ KONUSUNDA YASAL GÜVENCE VE EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    Devlet bugüne kadar bize üvey evlat muamelesi yaptı. Ayrıca orada Aleviler diyerek muhatap oldukları kişilere bakıyoruz, 50 tane talibi olmayan kişiler. Sistemin konuşacağı adres bellidir. Başta Hacı Bektaş Veli Dergahı olmak üzere tüm Alevi kurumlarını muhatap almalıdır. Yol süren Alevi dedeleri maaş konusunu asla kabul etmezler. Alevilik maaşla yürüyen bir sistem değildir. Hakkullah’la, dede talip ilişkisi ile yürüyen bir sistemdir. Kültür Bakanlığı’ndan ocaklara, cemevlerine dedeler atanabilir ama o dedeler toplumda karşılık bulur mu bilinmez. Biz Aleviler olarak inanç konusunda yasal güvence ve eşit yurttaşlık istiyoruz. Bunun dışında bizim devletten bir isteğimiz yok. Devlet bu isteklerimizi karşılayacağı yerde bizi kendi kalıplarına hapsetmeye çalışıyor. Ben bu yapılan açıklamaları, söylenenleri bir hakaret olarak görüyorum.”

    “HÜKÜMETİN YAPTIĞINI ETİK BULMUYORUM”

    Dede Mehmet Karabulut ise, iktidarın yapacağını açıkladığı açılımları etik bulmadığını belirterek, “Diyanet’in kaldırılması gerekirken kaldırılmıyor. 10 yıllardır süregelen egemen anlayışın, zihniyetin hala devrede olduğunu görüyoruz. Hükümetin açılımı sağlıklı bir açılım olmayacaktır. Dedelere maaş bağlanabilir ama devlet Alevi inancını resmi olarak tanımıyor, yok sayıyor. Bir yandan da diyor ki, sana para vereyim. Bu alaycı bir yaklaşımdır. Biz Aleviler olarak canlarımızın verdiği Hakk lokmasıyla ihtiyaçlarımızı gideriyoruz. Alevilerin asıl isteği bu değil. Devlet hem bizi tanımıyor hem de bize para vermeye çalışıyor. Eğer devlet bir açılım yapacaksa federasyonlarımız, konfederasyonlarımız ve tüm Alevi kurumlarıyla bir araya gelmeli. Bu şekilde bir çalışma yapmalı. Hükümet kendisi bir şey hazırlamış, bunu alırsanız alın diyor. Yapılan etik ve sağlıklı bir yaklaşım değil” dedi.

    “DEVLET TÜM İNANÇLARDAN ELİNİ ÇEKSİN”

    Dede İbrahim Erdoğan da, Alevilerin inancının açılımlarının kendilerine bırakılması gerektiğini söyleyerek şunları aktardı:

    “Alevilerle ilgili bir açılım yapılacaksa bunu Aleviler yapmalı. Kendi belirledikleri maddeleri önümüze açılım diye koymamalılar. Böyle yaparlarsa Aleviler bunu asla kabul etmez. Dedeler devletin memuru olamaz. Şimdiye kadar Aleviler kendi lokmaları ile bugünlere kadar geldiler. İnançlarını sürdürdüler. Bundan sonra da öyle olacaktır. Bu ülkede hiçbir inanç özgür değil. Sünniler de dahil buna. Devlet yazıyor çiziyor tüm inançların önüne siz bunları yapacaksınız diye koyuyor. Onlar da ona uyuyor. Böyle yapılırsa hiçbir inanç özgür olamaz. Devlet inançları özgür bırakmalı. Her inanç kendi hocasının, dedesinin maaşını kendisi ödemesi gerekiyor. Devlet maaş öderse o inanç özgür olamaz. O dede de özgürce inancını yerine getiremez. Devlet tüm inançlardan elini çeksin.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • ‘Alevilerin, AKP’ye yöneleceğini beklemek siyasi saflıktır’-VİDEO

    ‘Alevilerin, AKP’ye yöneleceğini beklemek siyasi saflıktır’-VİDEO

    PİRHA-İktidarın yeni ‘Alevi açılımına’ yönelik tepkisini Alibeyköy Cemevi’nde bir araya gelerek gösteren Aleviler, “Cemevleri ibadethanemizdir” hatırlatmasında bulundu. Aleviler; AKP’ye yaklaşılacağı beklentisini ise siyasi saflık olarak değerlendirdi. 

    AKP yıllar önce sonuçsuz olarak rafa kaldırdığı ‘Alevi açılımını’ yeniden masaya getirdi. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Türkiye genelindeki birçok cemevini ziyaret ederek, fiziki ve maddi eksikliklerin tespiti ve karşılanması noktasında başlayan çalışmalar daha sonra genişleyerek sürdü. Beraberinde birçok tartışmayı da getiren bu faaliyetler, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi cemaati Başkanlığı” kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.

    Aleviler; AKP ve Cumhur İttifakı’nın içinde bulunduğu krizden kurtulmak amacıyla bu adımları attığını ifade ederken; sorunların çözümü noktasında iktidarı samimi bulmadıklarını bir kez daha dile getirdiler. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) öncülüğünde 13 Kasım Cumartesi günü İstanbul’daki Alibeyköy Cemevinde bir araya gelen Aleviler, cemevlerinin ibadethaneleri olduğunu hatırlatarak, yeni açılımlardan kaynaklı AKP’ye yaklaşılacağı beklentisini ise “siyasi saflık” olarak değerlendirdiler.

    “DEVLET, KATLEDEREK ALEVİLİĞİ YOK EDEMEYECEĞİNİ ANLADI”

    Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, AKP’nin yeni “Alevi açılımını”değerlendirdi. “Devlet; katlederek Aleviliği yok edemeyeceğini anladı” diyen Kaplan, iktidarın ekonomik ve siyasi olarak zorda olduğunu söyledi.

    Kaplan şöyle konuştu:

    “Cemevlerini gezerken de düşündüler ki; örgütleri, genel merkezlerinden maddi olarak ayıralım. Ancak böyle yaparak, çökertebileceklerini düşünerek, yola çıktılar. İktidar, iktidara gelirken Kürtlerin ayağına yapışarak yukarıya doğru tırmandı. İnerken de bizim ayağımıza yapışıp, tutunmak istiyor. Ama Alevi toplumu serçe parmağını bile vermez. Her ne kadar Alevilere şirin gözükse de ortada bir zihniyet farklılığı var.

    Bu zihniyet iktidarda kalmak için Osmanlı da babasını, çocuğunu boğduran bir zihniyettir. İktidar şu an ekonomik ve siyasi olarak çok zor durumda. Alevilere tutunmak istiyorlar. Cemevlerimizin önüne başka sıfatlar koyarak hiç adlandırmaya gerek yok. Alevilerin ibadethaneleri tüm dünyada cemevleridir. İktidar daha hamle yapmadan bunu dile getirmek için buradayız.”

    “DİYANET’İN MEŞRULUĞUNU HİÇBİR ZAMAN KABUL ETMEDİK”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de AKP’nin daha önceki Alevi açılımlarına değindi. Açılımların sonuçsuz kaldığını belirten Özen, “Bugün de yapılmak istenen Alevi açılımı adı altında Alevileri bölüp, parçalayıp; kendi Alevisini yaratmak. Kurulduğu günden bugüne Diyanet’in meşruluğunu kabul etmedik. Diyanet bir asimilasyon ve inkar kurumudur. Diyanet’in çatısı altında kurulacak “Alevi cemaatler başkanlığı”nı ret ediyoruz.

    Biz özgün bir inancız. Yolumuz, ritüellerimiz var. Bizde rızalık esastır. Dedeler veya başka kişiler maaş alacaksa devletin memurları sayılırlar. O zaman rızalık almaya da gerek yok. Aleviliğin bitişi demektir. Diyanet başta Aleviler olmak üzere tüm inançlar ve inançsızlar üzerinde bir tahakküm aracı olarak olmaktan çıkarılmalıdır. Sünni vatandaşlarımıza devredilmelidir. Her inanç da kendisini finanse etmelidir. İnancını özgürce yaşayabilmelidir” dedi.

    “ALEVİLER, GERÇEK LAİKLİK MÜCADELESİNDE SESİNİ EN ÇOK YÜKSELTEN KESİM”

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ise Türkiye’deki inanç ayrımcılığının sürdüğünü dile getirerek; şunları söyledi:

    “İktidarın hala bu kadar eylem ve istekten sonra Alevi inancının birleştiği bir yer olarak cemevini tanımayışı, onun yerine yıllardır sözler vererek, oyalayışı ve Türk-İslam anlayışını dayatması karşısında Aleviler bir araya gelerek tutumunu gösteriyor. 2021 Türkiye’sinde hala inanç ayrımcılığı var. Özellikle Aleviler’in, Osmanlı’dan günümüze kadar tanınmama ve katliamlarla bastırılmaya çalışılması hala devam ediyor. Bunun karşısında demokrasi, eşitlik, özgürlük ve gerçek laik bir toplum olabilme mücadelesinde en çok sesini yükselten kesimdir Aleviler.”

    “CEMEVLERİYLE İLGİLİ SÖYLENECEKLERİ ALEVİLER SÖYLER”

    İstanbul PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Gülsev Kaya da “Her toplum kendisiyle ilgili sözü kendisi söyleyecek. Cemevlerinin statüsü ile ilgili söylenecek bir söz varsa onu Aleviler söylemeli. Farklılıklarımızla bir arada olduğumuzu göstereceğiz. Aleviler üzerinden siyaset yapılmasına karşı çıkmak gerek. Aleviler kendi siyasetini yapmalı ve bu siyaseti de bizler hak için mücadele yürütmek olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KANUNA DAYANARAK ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMAYA KALKIYORLAR”

    Av. Zeynel Öztürk ise Türkiye’deki birçok kanunda yer alan “cami” ifadelerine dikkat çekti. Alevi köylerine cami yapılmasına dayanak olarak da yasalarda yer alan bu ifadelere dayanıldığını savunan Öztürk; şöyle konuştu:

    “Sorun şuradan kaynaklanıyor. Birçok kanunda olduğu üzere mesela Köy Kanunu’nda, bir yerin köy olabilmesi için “cami, mezra, okul vb.” olması gerektiği yazılı. Bunun üzerine gidip, Alevi köylerine cami yapmaya kalkıyorlar. Bir köyün köy olabilmesi için kanundaki ifade “ibadethane” olarak yazılmalı. Türkiye’de sadece camiye giderek, ibadetlerini yapan insanlar yaşamıyor. Kanuna “ibadethaneler” kelimesini koyacaksın; parantez içinde cami, cemevi, sinagog, havra, kilise, mescit vs. yazacaksın.”

    “HİÇBİR İNANÇ KENDİSİNİ DEVLET KARŞISINDA TANIMLAMAK ZORUNDA DEĞİL”

    “Alevilerin inanç merkezleri cemevleri ve dergahlardır” diyen Öztürk, bu konuda ancak Alevilerin karar verebileceğini belirterek; şunları söyledi:

    “Herhangi bir inanç içerisinde olmayan o inanç ile ilgili karar veremez. Hiçbir inanç kendisini devlet karşısında tanımlamak zorunda değil. Devletin bir görevi vardır. Ben başka bir şeye tapabilirim. Mesela cemevinin binasına da tapabilirim. Devletin görevi benim bu tapma özgürlüğümü sağlayacak ve benim ibadetimi yapacak yeri sağlayacak. Onun dışında hiçbir şeye karışamaz. Laik toplumlarda devletin dini olmaz. Cemevlerini ziyaret eden iktidar temsilcileri, cemevlerinin ne eksiği olduğunu soruyor. Biz o ihtiyaçları karşılarız. Duvarını da, çatısını da, boyasını da yaparız. Bizim inanç özgürlüğüne ihtiyacımız var.”

    “ALEVİLİK, ÖZGÜN VE BAĞIMSIZ BİR İNANÇTIR”

    Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, “Alevilerin isteklerinden neden korkuyorlar?” diye sorarken; “Devlet, inançların arasından çıkmalı. Bütün inançlar özgür olsun. Anayasada güvence altına alınsın. Alevilik, özgün ve bağımsız bir inançtır” diye konuştu.

    “SEÇİM DÖNEMİ VERİLEN SÖZLER VAR”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Eyüpsultan İlçe Başkanı Doğan Sarıtaş ise “Yıllardır Alevi yurttaşlarımıza uygulanan bir adaletsizlik var. Bunun karşısında da bir mücadele var. Bu mücadelede Alevilerin yanında olmamız gerekiyor. Her seçim döneminde Alevilere verilen sözler var. Seçim sonrası ise bütün bunlar unutuluyor” dedi.

    “DEVLET, CEMEVLERİNE GÜVENLİK KONSEPTİ ÇERÇEVESİNDEN BAKIYOR”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu,ise, Türkiye’deki makbul vatandaş tanımına değinirken, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan bugüne Alevilere ve Aleviliğe yönelik bir yok sayma var. Bu devletin genetik kodları ve makbul vatandaş tanımı Türk ve Sünni Müslümanlık üzerine kurulu. Bunun dışındaki kimlik ve inançları yok sayan bir yaklaşım var. Bu yaklaşım anayasa ve tüm yasalara da dahil olmuş durumdadır” ifadelerini kullandı.

    “Cemevleri meselesi devlet tarafından güvenlik konsepti çerçevesinden bakılan bir durum” diyen Kenanoğlu, meseleye yalnızca inançsal olarak yaklaşılmadığını belirtti. Kenanoğlu, cemevlerini ibadethane olarak kabul edilmesinin ayrı bir dinin ve yeni bir azınlık toplumunun oluşması olarak da görüldüğünü söyleyerek şöyle devam etti:

    “Devletin bekası açısından tehlikeli bir durum olarak görüyorlar. Bu sadece AKP ile de sınırlı bir durum değil. Öncesinde de böyleydi. Örneğin 28 Şubat sürecinde de o dönemin askerlerinin “Cemevleri kültürel olarak çok iyi ama asla ibadethane olarak kabul edemeyiz” şeklinde beyanları var. Bu devlet refleksi haline dönüşmüş durumda.

    “ALEVİLERİN AKP’YE YÖNELECEĞİNİ BEKLEMEK SİYASİ SAFLIK”

    Bir Alevi hakikati var. Bunun dışında oluşacak bir karar ve uygulama Alevi toplumu tarafından hiçbir şekilde kabul görmeyecektir. Alevilerin kendi hakikatini kabul etmeyen ve Alevilere dayatma bir tanım getiren anlayış var. Bu anlayıştan sağlıklı ve Alevilerin hayrına bir sonuç çıkmaz. Seçimlere doğru gidiyoruz ve hükümet zor durumda. Bu nedenle her topluma yönelik bir hamle başlatıyorlar. Kültür merkezleri statüsü yeni sorunlar çıkarır. AKP’nin bugüne kadar Alevi açılımlarından olumlu veya olumsuz hiçbir sonuç çıkmadı. Algı yaratıyorlar. Alevilerin etkileneceğini ve AKP’ye yöneleceğini beklemek siyasi saflıktır.”

    “CEMEVLERİNİ TARTIŞMAYA KİMSENİN HAKKI YOK”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Danışmanı Murat Kantekin ise “Bir inanç topluluğu “Burası bizim ibadethanemizdir” diyorsa orası onun inanç merkezidir. Bir başkasının bir yer tarif etmesi ve tanımlaması olamaz. Aleviler için cemevleri ibadethanedir. Kimsenin bunu tartışmaya hakkı yoktur” dedi.

    Berfin YILDIZ – Barış KOP / İSTANBUL

  • ‘Cemevine ‘cümbüş evi’ diyenler bugün Alevilerin sorununu çözmez’- VİDEO

    ‘Cemevine ‘cümbüş evi’ diyenler bugün Alevilerin sorununu çözmez’- VİDEO

    PİRHA-Axucan Ocağı Piri İbrahim Erdoğan ve Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut, ‘İçişleri Bakanı danışmanı’ sıfatıyla bir ekibin, birçok kentte Alevi kurumlarını ziyaret etmesini eleştirdiler. Pirler, “Şu anda Sultangazi Cemevindeyiz. Burası bir inanç yeri olarak mahkemedeyken diğer cemevlerini gezmek ikiyüzlülüktür. Yoldaş dediklerimize de bakmak durumundayız. Onlar hangi yüzle kapalı kapılar ardında görüşmeler yapıyorlar? Kapalı kapılar ardında neyi çözdünüz konuşarak? Ne elde ettiğiniz?” diyerek tepki gösterdiler. 

    Axucan Ocağı Piri İbrahim Erdoğan ve Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut, Ali Arif Zeybek’in ‘İçişleri Bakanı danışmanı’ sıfatıyla bir süredir cemevlerine yaptığı ziyaretleri yorumladı.

    Aleviliğe yasal statü verilmeden yapılan bu ziyaretleri samimi bulmadıklarını belirten Erdoğan ve Karabulut, kapalı kapılar ardında değil herkese açık bir şekilde Alevilerin taleplerinin dinlenilmesi ve koşulsuz bu taleplerin yerine getirilmesi gerektiğini ifade ettiler.

    “KİM KAPALI KAPILAR ARDINDA GÖRÜŞMELER YAPIYORSA YEZİD’İN SOFRASINDA KENDİNE PAY ALMAYA ÇALIŞIYORDUR”

    Aynı zamanda Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinde dedelik de yapan Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Enteresan bir durumla karşı karşıyayız. Bu cemevimiz mahkemeye verilmiş durumda. Bir mağduriyet yaşanıyor. Kendi yoldaşlarımız yani yoldaş dediklerimize de bakmak durumundayız. Onlar hangi yüzle kapalı kapılar ardında böyle durumlar söz konusu iken görüşmeler yapıyorlar? Kapalı kapılar ardında neyi çözdünüz konuşarak? Ne elde ettiğiniz? Bu yobaz insanlarla dirsek temasındasınız. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Aleviliğin A’sından bile haberi olmayan bu insanları ben kınıyorum. Sayısız Alevi kurumlarımız var. Federasyonlar bir araya geliyor, bir şeyler görüşüyorlar, konuşuyorlar. Şahsi olarak görüşmeler yapan birisi kendini satmıştır. Ben doğru bulmuyorum. O kişi Yezid’in sofrasında kendine pay almaya çalışan bir anlayıştadır.”

    “ASLA BİZİ TANIMAYACAKLAR AMA BİZ DE İNATLA BUNUN ÜZERİNE GİDECEĞİZ”

    Öncelikle devletin cemevlerini yasal olarak tanıması gerektiğini vurgulayan Karabulut sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Cemevleri yasal statüye alınsın. Tamam gelsinler misafir ederiz. Ama bunu kapalı kapılar ardında yapmayız. Gerekirse davamız için bedel de öderiz biz. Bu tür görüşmeler yapmak Alevi toplumuna hakarettir, ihanettir. Madem bizim taleplerimizi soruyorlarsa çıksınlar açıkça sorsunlar. Biz de söyleyelim. Gizli saklı değil bunlar. Aleviler var ve varlıklarını devam ettirme gayreti içerisindeler. Bu süreçte bu tür gezilerin yapılması Alevilik inancının esaslarını ters köşe yapmak içindir. Biz sizi tanıyacağız ama siz de bizim dediklerimizi yapın diyorlar. İçimizde bazı satılmış insanlar var ve bu satılmış insanlar bir şeyler dayatıyorlar. Çakma dedeler var ya Alevilik’te namaz şöyle kılınır gibi çıkışlar yapıyorlar. Bunlara fırsat vermememiz gerekir. Demokrasiden, adaletten, hoşgörüden yana olmalıyız. Ve biz kendimizi zaten ifade ediyoruz ama karşı taraf bunu kabullenmiyor. Ben kabullenmeyeceklerini de düşünüyorum. Asla bunlar bizi tanımayacaklar ama biz de inatla bunların üzerine gideceğiz.”

    “DAHA DÜN ‘CÜMBÜŞ EVİ’ DİYENLER BUGÜN KALKIP ALEVİLERİN SORUNUNU ÇÖZECEĞİZ DİYOR”

    Demokratik Alevi Dernekleri’nde ve Ayazağa Cemevinde cem yürüten Axucan Ocağı Piri İbrahim Erdoğan da, “Devletin görevlilerinin cemevlerini ziyaret etmesi konusunu ben çok samimi bulmuyorum. Cemevlerindeki görevlilerimizin de bu samimiyetsizliğe ortak olmasını doğru bulmuyorum” dedi.

    Erdoğan şöyle devam etti:

    “Tüm Alevi kurumlarımız neden ziyaret ettiklerini sormalıdır. Bizim Alevi anlayışında, ikrarında bir sorun varsa bu bütün canlıların karşısında, pirin huzurunda görüşülür, tartışılır. Sorun varsa halledilir, barış sağlanır. Ondan sonra cemimizi yaparız. Biz kapalı kapılar ardında görüşülen hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Asla da kabul etmeyeceğiz. Çünkü bizim ne inancımıza ne kültürümüze ne de davranışımıza uymuyor ve yakışmıyor. Alevi toplumunun kafasında soru işareti yaratan o cemevinde görevli olan ve yahut da yönetici olan kişi hangi sıfatla ceme girecek? Ben devletin yaptığı çalışmalar konusunda devleti hiç samimi bulmuyorum. Çünkü asırlardır çeşitli devletler, imparatorluklar kuruldu. Bu zamana kadar samimiyetle Alevi inancına değinen ve Alevi inancının sorunlarını çözmek için uğraşan olmadı. Çözmek istiyorlarsa Alevi kültürünü bilmeleri gerekiyor. Daha dün ‘cümbüş evi’ diyenler bugün kalkıp Alevilerin sorununu çözeceğiz diyor.”

    “BU ÜLKEDE ALEVİLERİN HAK VE HUKUKLARI VAR”

    Devletin Alevilerin taleplerini koşulsuz olarak kabul etmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan son olarak şunları aktardı:

    “Hükümet ve devlet şunu söylemeli; bütün Alevi kurumları bir araya gelsin, bir program hazırlasın, pirlerin huzurunda olsun. Bir görüş birliği olarak bize sunsunlar taleplerini, isteklerini. Biz bunları aynen kabul edeceğiz demeleri gerekiyor. Bunu demediği sürece ve ‘Ben seninle Alevi sorununu tartışacağım’ dediği zaman bu samimiyetsizliğe girer. Bu yüzden ben devletin samimi olduğuna inanmıyorum. Şu anda Sultangazi Cemevinde bulunuyoruz. Burası bir inanç yeri olarak mahkemedeyken diğer cemevlerini gezmek ikiyüzlülüktür. Her yere cami ve mescit yapılıyor. Bunların hepsi yasal olarak yapılmıyor, sonradan yasal oluyor. Bu ülkede Alevilerin de hak ve hukukları var. Aleviler de kendi inançlarını yaşayabilmek için bir yer tayin etmek istiyorlar ve bu hakka sahipler. Kimseye sormanıza gerek yok, uygun olan yeri kendi inancımıza uygun bir yere çevirmek hakkımızdır. Aleviler bu devlete vergi veriyor, askerlik yapıyor, çalışıyor… Bütün görevleri yerine getiriyor. Kendi inancına uygun olan yeri de cemevine çevirmek hakkıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Pir Erdoğan’dan uyarı: Cemevleri bir süre daha kapalı kalmalı

    Pir Erdoğan’dan uyarı: Cemevleri bir süre daha kapalı kalmalı

    PİRHA – Özellikle son günlerde artan koronavirüs vakalarına karşı uyarıda bulunan Ağuçan Ocağı Pirlerinden İbrahim Erdoğan, bazı cemevlerinin sosyal mesafeye dikkat ederek açıldığını ancak artan vakalar göz önünde bulundurularak, cemevlerinin bir süre daha kapalı kalması gerektiğini söyledi. 

    İstanbul’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevinde dedelik yapan Ağuçan Ocağı Pirlerinden İbrahim Erdoğan, özellikle son üç gündür artan koronavirüs vakalarına dikkat çekti.

    Koronavirüs salgınından bütün dünyanın etkinlendiğini hatırlatan Erdoğan, bu süreçte herkesin dikkat etmesi gerektiğini belirterek, Ayazağa Cemevi olarak bu süreçte canların zarar görmemesi için inanç ritüellerine ara verdiklerini söyledi.

    “İNANÇ HER ZAMAN YERİNE GETİRİLİR”

    Erdoğan, “Kendi yolumuzun bize öğrettikleri doğrultusunda ne yapmamız gerektiğini halkımıza anlattık. Ev ev dolaştık söyledik ve insanları bir araya getirmemek için özen gösterdik” dedi.

    İnancın insanın özünde olması gerektiğini söyleyen Pir Erdoğan, “Ritüel olarak her hafta inancın yerine getirilmesi veya her gün beş vakit ezan okumakla inanç yerine geliyor anlamına gelmez. İnancın özünü yaşamadığın sürece insan canına ve her canlıya zarar vermemek şartıyla inancı kendi özünde taşırsın. Zaman içinde herhangi bir sorun olmadığı dönemde cemevlerimizde canlarımızı toplar cem yapar, sorunlarını tartışır, Yol’un hizmetini yaparız. Diğer inançtaki kurumlarımızın da bu yolu izlemeleri gerekiyor. İnançlar her zaman yerine getirilebilir” diye konuştu.

    “YOL ÖNDERLERİ DİKKAT ETMELİ” 

    Türkiye’de koronavirüs vakalarının son günlerde artış gösterdiğine dikkat çeken Pir Erdoğan, “Vakalar dikkat edilmediği için çoğalmaya başladı. Bu doğru değildir. Bunu böyle yaparsak inancımızı da yerine getirmemiş oluruz. Bu süreçte özellikle Yol önderleri bunu çok dikkate almaları gerekir” ifadelerini kullandı.

    Son olarak Pir Erdoğan, bazı cemevlerinin sosyal mesafeyi koruyarak cem yaptığını ancak bu konuda acele edilmemesi gerektiğini belirterek, bu süreçte bir süre daha cemevlerinin kapalı kalması gerektiği uyarısında bulundu.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Ayazağa Cemevi Dedesi Erdoğan: Diyanet’le görüşmeyi reddeden Mat’ı kutluyorum

    Ayazağa Cemevi Dedesi Erdoğan: Diyanet’le görüşmeyi reddeden Mat’ı kutluyorum

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görüşme talebini reddeden Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Mat’a Ayazağa Cemevi Dedesi İbrahim Erdoğan’dan destek geldi. Erdoğan Dede, “Diyanet İşleri Başkanlığı inanç kurumu değil, siyasi bir kurumdur. Her gelen hükümet onu kullanabiliyor. Diyanet’i kabul etmemesinden dolayı Hüseyin Mat’ı kutluyorum” dedi. 

    “Cemevleri kırmızı çizgimizdir” diye yer yer açıklamalar yapan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu kez Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na (AABF) görüşme talebinde bulunuldu.

    Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Avrupa temsilcisi olan, DITIB Yurtdışı Temsilciliği üzerinden AABF Genel Başkanı ile görüşme talebi geldi. AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat bu talebi reddetti.

    AABF tarafından yapılan açıklamada, “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yeri olmaması gereken ve bu nedenle kaldırılmasının, laiklik ve eşitlik hukuku gereği olan bu mezhepçi kurum Diyanet’in görüşme talebini kabul etmedik. Diyanet İşleri Başkanlığı bizim laikliğe aykırı ve bu nedenle meşru görmediğimiz ve kaldırılmasını talep ettiğimiz bir kurum olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DITIB) işbirliğiyle Avrupa Alevi hareketini bölmeye yönelik gönderilen gri pasaportlu dedeler, açılan çakma Alevi kurum ve enstitülerinden dolayı, Diyaneti İşleri Başkanlığı’nın Avrupa temsilcisi olan DITIB’in görüşme talebini kabul etmedik “denildi.

    Alevilerin eşit yurttaşlık ve eşit haklar kapsamında, kamuoyuna ve siyasi hükümete ulaştırdığı taleplerin belli olduğu belirtilen açıklamada “Bu taleplerimizin muhatabı Diyanet İşleri Başkanlığı veya DITIB değil, hükümettir. Eğer AKP hükümeti, cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınması, AİHM’nin zorunlu din dersleri ve cemevleri davasında verdiği kararların gereğini yapmak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması, Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi olarak yapılmasını, Dergâhlarımızın iadesi, katliamlarla yüzleşmek, Alevilerin eşit yurttaşlık ve eşit haklar talebini, demokratik ve hukuksal çerçevede çözmek isterse, sadece hükümet ile bu sorunların müzakeresi ve çözümü için görüşebilir” ifadeleri yer aldı.

    Ayazağa Cemevi Dedesi İbrahim Erdoğan, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat‘ın Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Avrupa temsilcisi olan DITIB Yurtdışı Temsilciliği üzerinden görüşme talebini reddetmesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    İbrahim Erdoğan Dede, “Hüseyin Mat’ın reddetme kararını destekliyorum” dedi.

    “DİYANET İNANÇ KURUMU DEĞİL, SİYASİ BİR KURUMDUR”

    Erdoğan, “Biz inançlar arası kardeşliğin kesinlikle olmasını istiyoruz ama Devletin kurmuş olduğu bir Diyanet ile değil. Mesela Alevilikte kirvelik var. Sünni inancında veya başka inançta olan insanlarla kirve oluyoruz. Neden biliyor musunuz? İnançlar arası kardeşliğin, dostluğun kurulması için. Bu amaçla diğer inançlardaki insanlarla kirve oluyoruz. Ancak Diyanet İşleri’nin samimi olduğuna inanmıyorum. Türkiye’deki bazı cemevlerinin Diyanet’i kabul etmesi, Yol’umuzun erkânına layık değildir. O Diyanet İşleri Başkanlığı, bu ülkede binlerce katliam oldu, hiçbir gün sesini çıkartmıyor. Katliama sessiz kalan bir inanç önderini asla hiçbir inanç kabul etmez. Çünkü bütün inançlar katliama karşıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı inanç kurumu değil, siyasi bir kurumdur. Her gelen hükümet onu kullanabiliyor. Diyanet’i kabul etmemesinden dolayı Hüseyin Mat’ı kutluyorum” dedi.

    “DİYANET MEŞRU DEĞİL, ALEVİLERİN DE MUHATABI DEĞİL”

    Diyanet’in meşru olmadığını ve Alevilerin muhatabı olmadığını belirten İbrahim Erdoğan Dede şöyle devam etti:

    “Diyanet bizim muhatabımız değildir. Eğer Alevilik konusunda bir karar verilecekse, bir karar alınacaksa o maddeyi Anayasaya koymaları gerekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ile ortaklaşarak değil. Bazı Alevi kurumları, Alevi dedeleri yanlış hareket etti. Mersin’de ve Dersim’de Diyanet İşleri Başkanı makama oturtuldu. Yanlış hareket ettiler. Cemevlerini bir inanç yeri olarak görmüyor ama sen götürüyorsun onu oraya oturtturuyorsun, kendi pirinin makamına, yol makamına. Alevi Cem erkânının makamına oturmak demek ne demek? Her Alevinin de hakkı değildir hele Diyanet İşleri Başkanının hiç hakkı değil.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • 22 korsan hoparlörle ezan yetmedi; bu kez cemevinde Dedeye tehdit-VİDEO

    22 korsan hoparlörle ezan yetmedi; bu kez cemevinde Dedeye tehdit-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Sarıyer’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi dedesi İbrahim Erdoğan, ülkü ocaklarına mensup oldukları belirtilen kişilerce adresinin sorularak tehdit edildiğini söyledi. Dede Erdoğan, cemevinin ve mahalledeki Alevi yurttaşların evlerinin önüne takılan korsan hoparlörlerin kaldırılması için dilekçe vermişti. 

    Haberin videosu

    Bir yıl önce İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi ve Alevilerin evlerinin önündeki elektrik direklerine toplam 22 hoparlör takılmış ve kim tarafından konduğu belli olmayan, yüksek sesle beş vakit ezan yayını yapan korsan hoparlörler mahalleli tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Resmi kurumlara başvurulmasına rağmen korsan hoparlörler hala kaldırılmadı.

    Yasa dışı bir şekilde elektrik direklerine takılan hoparlörün kaldırılması için kaymakamlığa, emniyete ve belediyeye başvurduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade eden Ayazağa Cemevi dedesi ve Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, ülkü ocaklarına mensup kişilerin kendisine ait fotoğraf ile cemevine gelip nerede oturduğunu öğrenmeye çalıştıklarını söyledi.

    “ÜLKÜCÜLER ELLERİNDE FOTOĞRAFIMLA BENİ SORUYOR”

    “Ülkü ocakları peşime düşmüş durumda” diyen Erdoğan, korsan hoparlör üzerinden bir kargaşanın çıkartılmak istendiğine dikkat çekerek, oynanmak istenen bu oyuna gelmeyeceklerinin altını çizdi. Ülkü ocaklarına mensup kişilerin fotoğrafını alarak cemevine geldiğini ve, ‘Sizin dedeniz bu mu, nerede oturuyor’ diye sorular yöneltildiğini vurguladı.

    “ALEVİ KURUMLARI BİZİ SAHİPLENMEDİ”

    Alevi kurumlarının bu soruna dair yeterli dayanışmayı göstermediği eleştirisi yönelten Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bizim ezanla derdimiz yoktur. Asırlardır okunuyor, okumayın, diyemeyiz. Cemevinin önündeki kolonlara hoparlör konuldu ve cem esnasından birbirimizi duyamıyoruz. Çeşitli yerlere başvurduk ve bizi oyaladılar. Devlet bizden o hoparlörü indirmemizi ve kargaşa çıkmasını istiyordu. Bu oyuna gelmeyiz. Devleti yönetenler bu karmaşadan herhalde zevk alıyorlar. 8 aydır bu sorun var ve Alevi kurumlarına da başvurduk. Ama hiçbir Alevi kurumu gelip kapımızı çalmadı. Ülkü ocakları fotoğrafımı alıp cemevine gidiyor ve ‘Sizin dedeniz bu mu, nerede oturuyor’ diye soruyorlar. Bunları söylediğim için ülkü ocakları peşime düşmüş durumda. Peki hangi Alevi ocağı, kurumu sahipleniyor? Onlar sahiplenmiyor diye ben geri adım atacak değilim. Doğru iş yapsınlar, kopmasınlar. Bu inancı doğru yürütecekler ise pirlerimizin, yol önderlerimizin verdiği mücadele doğrultusunda hakikatli davransınlar, hakikat ile birleşsinler.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Cemevi önünden korsan ezan hoparlörlerinin kaldırılması için yetkililere çağrı-VİDEO

    Cemevi önünden korsan ezan hoparlörlerinin kaldırılması için yetkililere çağrı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Şişli’de Ayazağa mahallesindeki cemevinin bulunduğu sokak ve çevresine bir yıl önce bağlanan korsan hoparlörlerden yüksek sesle ezan okunmasına hala son verilmemesine  cemevi dedesi İbrahim Erdoğan tepki gösterdi. Erdoğan, korsan hoparlörlerin kaldırılması için yetkilileri göreve çağırdı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Bir yıl önce İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki ve Alevilerin evlerinin önündeki elektrik direklerine toplam 22 hoparlör takıldı. Bu direklerdeki hoparlörlerden ezan sesi yükselmeye başladı. Kim tarafından konduğu belli olmayan, yüksek sesle beş vakit ezan yayını yapan ve mahalleli tarafından tepki ile karşılanan korsan hoparlörler, tüm resmi kurumlara başvurulmasına rağmen halen kaldırılmadı.

    Korsan hoparlörlerin bir yıldan fazla bir süredir kaldırılmamasına tepki gösteren Ayazağa cemevi dedesi, Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan konuya ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Erdoğan, mahalledeki insanlar camiye çağrıldığında herkesin bunu duyacağı yeterlilikte ses sisteminin ve caminin olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bunu bilinçli bir şekilde getirdiler tam cemevinin duvarının dibine koydular. Biz burada cemimizi yürütürken inancımızı yerine getirirken ezan okunduğu zaman birbirimizi duyamıyoruz. Çünkü o ses tamamen cemevinin içerisindeymiş gibi güçlü geliyor” dedi.

    BELEDİYE: HOPARLÖRLERİ KALDIRIRSAK OY KAYBEDERİZ

    Takılan korsan hoparlörlerden rahatsız olduklarını dile getiren Erdoğan, hoparlörlerin kaldırılması için kaymakamlığa, emniyete ve belediyeye başvurduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade etti.

    Kendilerini sürekli oyaladıklarını ve sorunu çözmediklerine dikkat çeken Erdoğan, Sarıyer Belediye zabıtasının kendilerine, ‘Bu hoparlörlerin kaldırılması gerektiğini ancak kaldırırlarsa oy kaybedeceklerini’ ifade ettiklerini söyledi.

    “DEVLETİ VE ÜLKEYİ YÖNETENLER KATLİAMDAN ZEVK  ALAN BİR ANLAYIŞA SAHİP”

    Geçtiğimiz hafta PİRHA‘nın gündeme getirdiği Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi Köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasına da tepki gösteren İbrahim Erdoğan dede şunları kaydetti:

    “Buradaki anlayış ne ise Kars’taki anlayış da odur. Çünkü devletin ve yönetenlerin anlayışından kaynaklanan bir olay ve sistemdir.  Kendilerinden başka kimseyi ve kendi inançlarından başka inançlarını tanımıyorlar. Bu yok etme sistemidir. Devleti yönetenler, bu ülkeyi yönetenler katliamdan neşelenen ve zevk alan bir anlayışa sahip oldukları için bizim buradaki bu hoparlör sorununun çözüleceğine de ben inanmıyorum. Bize şöyle bir oyun oynuyorlar. Biz çıkıp onları kaldıralım ortalık karışsın halk cemevini bassın. Bu durumdan zevk alıyorlar. Ama biz bu zevki onlara tattırmamak ve o imkanı onlara tanımamak için öyle bir harekette bulunmayacağız. Bu zamana kadarda bulunmadık.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Erdoğan’dan çarşaf giyinen Alevi kadınlara tepki: İhanet ediyorlar- VİDEO

    Pir Erdoğan’dan çarşaf giyinen Alevi kadınlara tepki: İhanet ediyorlar- VİDEO

    PİRHA – Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu adlı kuruluşun Kerbela’ya düzenlediği gezide Alevi kadınlara çarşaf giydirilmesine İbrahim Erdoğan Dede tepki gösterdi. Erdoğan, “Bir Alevi olarak eğer çarşaf giyip Kerbela’ya gidiyorsa Hz. Hüseyin’e ihanet ediyor, onun yanına gitmekle ona niyaz etmiyor ona ihanet ediyor” dedi.

    Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu adlı kuruluşun Kerbela’ya düzenlediği gezide Alevi kadınlara çarşaf giydirilmesine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Ağuçan Ocağı Pirlerinden İbrahim Erdoğan, “Herşeyden önce bir insan neden kendini kapatıyor, kimden utanıyor da kendini kapatıyor. Niye utanıyor, suçu mu var, tanınmasın diye mi kendini kapatıyor?” diye sordu.

    Alevi kadınlarına çarşaf giydirilerek Kerbela’ya götürülmesinin doğru olmadığını kaydeden Erdoğan, “Şii devleti Hz. Hüseyin’in de özgürlük hareketinin de üstünü perdeleyerek kendi çıkarına çevirdi” ifadelerini kullandı.

    “HÜSEYİN’İ YANLIZ BIRAKANLAR, İNSANLARA O ÇARŞAFI GİYDİRDİLER”

    Pir İbrahim Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Mesela Hz. Hüseyin Kerbela’ya giderken yolda bir Arap yazara rastlıyor diyor ki; ben oraya gidiyorum, orada durum nedir? diyor ki Ya Hüseyin oradaki Küfe halkının gönlü senden taraf kılıcı Yezid’ten taraf. İster git ister gitme.

    Şimdi Hz. Hüseyin’e imza verip biz seni tanıyoruz senden başka kimseyi tanımıyoruz deyip aile efratıyla oraya davet edip ondan sonra yüz çevirmeler, kaçanlar Hz. Hüseyin’i sahiplenmediler. Kendilerine o zinciri vuruyorlar ya Hz. Hüseyin’i sahiplenmedikleri ve ortada bıraktıkları için pişmanlıktan dolayı kendilerine zincir vuruyorlar. Bu aydınlanmasın diye Hz. Hüseyin’i kendi devletinin çıkarları için ortada bırakanlar geri döndü o insanlara çarşaf giydirdi.”

    “Bir Alevi olarak eğer çarşaf giyip Kerbela’ya gidiyorsa Hz. Hüseyin’e ihanet ediyor, onun yanına gitmekle ona niyaz etmiyor, ona ihanet ediyor” diyen Pir İbrahim Erdoğan, gri pasaportlu dedeleri hatırlatarak, “Gri pasaportlarla İran’a giden, Arabistan’a hacca giden kendine dede diyenler, devletin örgütlemesiyle bu işi uygulayanlar asla hiçbir zaman dede olamazlar” dedi.

    Pir Erdoğan, çarşaf giyip Hz. Hüseyin’in karşısına gidenlerin Hz. Hüseyin’e ihanet ettiklerini belirterek, “Çünkü Hz. Hüseyin asla özgürlüklerin karşısında değil özgürlüklerin var olması için aile efratıyla şehit oldu. Onlar özgürlüklerini kısıtlayarak gidiyorlarsa Hz. Hüseyin onları kabul etmez” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

  • İbrahim Erdoğan Dede: Yol önderlerimiz dik duruşu kendilerine rehber edinmeli-VİDEO

    İbrahim Erdoğan Dede: Yol önderlerimiz dik duruşu kendilerine rehber edinmeli-VİDEO

    PİRHA – Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’na yönelik  PİRHA’ya konuştu. Erdoğan, “Yol önderlerimiz dik bir duruşu kendilerine rehber edinirse güzel bir birliktelik kurulabilir” dedi.

    Yoğun ilginin oluştuğu Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’na dönük düşüncelerini PİRHA ile paylaşan Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, Alevi bütünlüğünün önemine vurgu yaptı. Erdoğan,Ülkenin birliği ve beraberliği için bu birliktelik önemlidir” dedi.

    Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yolun tarihine, gelişmesine, pirlerine, yol önderlerine, doğru bakmak lazım. Alevilik, insanlık için çok önemli bir kültür, önemli bir inançtır. Çünkü her şeyi insandan bekliyor insandan görüyor. ‘İnsan hakta, hak insanda’ diyorsak hakta insanın cemali ile geliyor. Onun için bu oluşum bu şekliyle, bu anlayışla devam ederse, yol önderlerimiz dik bir duruşu da kendilerine rehber edinirse güzel bir birliktelik kurulabilir. Bu birliktelik iyi bir yol izlerse gelecekte ülkede belirli bir güç oluşturacak, insanlık adına, barışa hizmet edecek.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Cemevi önündeki korsan hoparlör sorunu sürüyor-VİDEO

    Cemevi önündeki korsan hoparlör sorunu sürüyor-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine bağlanan korsan hoparlörün tüm resmi kurumlara başvurulmasına rağmen  aylardır kaldırılmamasına ve sorumluların bulunmamasına tepki gösteren cemevinin dedesi İbrahim Erdoğan, “Bu sorunun kaynağının nerede olduğuna ilişkin devlet bize hesap vermek zorundadır” dedi.

    Geçtiğimiz aylarda bir sabah İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine hoparlör takıldı. İki direkte bulunan beş hoparlörden ezan sesi yükselmeye başladı. Son hoparlör ise aşure lokmalarının dağıtıldığı gün takıldı. Kim tarafından konduğu belli olmayan, beş vakit ezan yayını yapan ve mahalleli tarafından tepki ile karşılanan korsan hoparlörler tüm resmi kurumlara başvurulmasına rağmen halen kaldırılmadı.

    Ayazağa Cemevi önüne takılan ve halen kaldırılmayan 6 korsan hoparlöre ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi ve Ağuçan Ocağı dedelerinden İbrahim Erdoğan Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “TÜM RESMİ KURUMLARA BAŞVURDUK SONUÇ ALAMADIK”

    Ayazağa Cemevi’nin önüne geçtiğimiz aylarda 6 tane korsan hoparlörün getirilip takılarak ezan dinletildiğini belirten Erdoğan, “Bu hoparlörlere gerek olmadığını çünkü bütün camilerde ezanı herkes duymakta. Ayazağa’da en az 8 tane cami var zaten. Bu camilerin bölgedeki halka yeterli geldiğini yetkililere söyledik. Bu 6 tane korsan hoparlörü getirip Ayazağa Cemevi’nin önün takılmasının art niyetli olarak yapıldığını söyledik. Ve resmi makamlar olan kaymakamlığa, belediyeye, müftülüğe başvurduk. Bunların hiçbirinde sonuç alamadık” dedi.

    “DEVLET BİZE HESAP VERMEK ZORUNDA”

    “Belediye kaymakamlığa, kaymakamlık belediyeye, kaymakam valiye yönlendiriyor ve bu zamana kadar sorunu çözemediler” diyen Erdoğan, “Halen bu sorun devam ediyor. Bu art niyetlilere karşı devletin gücünün de zayıf olduğuna inanıyoruz. Bu sorunun kaynağının nerede olduğuna ilişkin devlet bize hesap vermek zorundadır.” şeklinde konuştu.

    PİRHA İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER

    Korsan hoparlörden Müftülüğün haberi yokmuş 

    Korsan hoparlör olayı meclise taşındı

  • DAD Eyüp Şubesi barışı ve umudu büyütmek için aşure lokmalarını pay etti-VİDEO

    DAD Eyüp Şubesi barışı ve umudu büyütmek için aşure lokmalarını pay etti-VİDEO

    PİRHA -İstanbul Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şubesi Muharrem ayının bitimi ile barışı ve umudu büyütmek için dernek binalarında aşure lokması pay etti.

    Muharrem ayı vesilesiyle Kerbela’da katledilenler için 12 gün boyunca tutulan orucun ardından bir çok yerde pişirilen aşure lokması pay edilmeye devam ediyor.

    İstanbul Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şubesi Muharrem ayının bitimi ile barış ve umudu büyütmek için bugün dernek binalarında aşure lokması pay etti.

    DAD Eyüp Şubesi Muharrem ayının bitimi ile barışı ve umudu büyütmek için pay ettiği aşure lokmasına Gazi Cemevi dedelerinden Mehmet Karabulut, Hıdır Cenan, İsmail Soyupak, Ali Elmas, İsmail Karadamla ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Ağuçan Ocağı Dedelerinden İbrahim Erdoğan dua verdikten sonra tüm canlara aşure pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Büyük provokasyon: Cemevinden sonra Alevilerin evlerinin önünde de yüksek sesle ezan-VİDEO

    Büyük provokasyon: Cemevinden sonra Alevilerin evlerinin önünde de yüksek sesle ezan-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Sarıyer’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi’nin ve mahalledeki Alevi yurttaşların evlerinin önüne korsan hoparlörler takılarak yüksek sesle ezan sesi dinlettiriliyor. Buna tepki gösteren Cemevi Başkanı Celal Özer, “Alevi canlarımız huzursuz, Sünni canlarımız da sesten rahatsız. ‘Yatamıyorum. Çocuklarımız ezan sesi ile sıçrıyorlar’ diyorlar. Niçin yaptılar? Yetkililerin bu konuda duyarlı olup bu işi çözmesini istiyoruz” dedi. 

    İki ay önce bir sabah İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine hoparlör takıldı. İki direkte bulunan beş hoparlörden ezan sesi yükselmeye başladı.  Son hoparlör ise aşure lokmalarının dağıtıldığı gün takıldı. Kim tarafından konduğu belli olmayan, beş vakit ezan yayını yapan ve mahalleli tarafından tepki ile karşılanan korsan hoparlörleri, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da Meclis gündemine taşıyarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.

    6 tane caminin bulunduğu mahallede hem cemevi önünde hem de mahalledeki pek çok yere hoparlörün takılmasına ilişkin Cemevi yönetimi ve dedesi PİRHA’ya konuştu. Mahalle sakinleri ise korku ve baskıdan dolayı yaşadıkları mağduriyetlere ilişkin açıklama yapmak istemedi.

    ‘Korsan hoparlör’ bağlanarak yüksek sesle ezan dinletilmeye başlaması ile birlikte cemevinde Perşembe günleri yapılan cemleri yarıda kesmek zorunda kalıyorlar. Cemevinin önüne hoparlör takıldıktan sonra ceme gelen insan sayısında da azalma oldu. Cemevi dedesi bunu Alevilere yönelik yüzyıllardır uygulanan baskından kaynaklandığını söylüyor.

    Müftülüğe, valiliğe, belediyeye ve kaymakamlığa konuya ilişkin dilekçe ile başvuruda bulunan cemevi başkanı Celal Özer ise hiçbir yanıt alamadı.

    ALEVİLERİN EVLERİNİN ÖNÜNE DE HOPARLÖR TAKILMIŞ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi Başkanı Celal Özer, hoparlörün takılma sürecini anlatarak cemde yaşadıkları zorlukları aktardı:

    “İki ay önce iki kolon olarak buraya bağlandı. Biz de bir şey demeyelim. ‘Galiba ezan sesi duyulmuyor’ diye. Gerçi duyuluyor. Çünkü minarelerde ezan okunur. Tepki vermedik. Bizim tepki vermediğimizi görünce getirdiler 3 tane daha koydular. En son Cumartesi günü aşure lokmasından sonra bir tane daha büyük bir kolon getirilerek cemevimizin tam karşısına koyuldu. Ezan sesini oradan duyurmaya çalışıyorlar. Biz diğerleri varken bile cem yaptığımızda ezan okunduğu zaman o kadar çok ses geliyordu ki zakir ve dedemizin sesini duyamaz oluyorduk.”

    Ayazağa Mahallesi’nde bulunan insanların da rahatsız olduğunu söyleyen Özer, mahalle aralarında bulunan Alevilerin yaşadıkları evlerin kenarlarına da hoparlör takıldığına dikkat çekti.

    Özer, konu ile ilgili müftülüğü aradıklarını, kendilerine ‘Bizim minarenin dışında ezan duyurmamız gibi bir şey söz konusu değil. Bu belediyenin bir uygulamasıdır’ dediğini aktardı.

    “Bu kolonları kimin hangi amaçla getirdiğini bunu öğrenmek istiyoruz” diyen Özer, kaymakamlığa da dilekçe verdi.

    “AYAZAĞA’DA ALEVİLERE KARŞI BASKI VAR”

    Özer, “Alevi canlarımız huzursuz, Sünni canlarımız da sesten rahatsız. ‘Yatamıyorum. Çocuklarımız ezan sesi ile sıçrıyorlar’ diyorlar. Niçin yaptılar? Amaçları ne? Yetkililerin bu konuda duyarlı olup bu işi çözmesini istiyoruz. Aleviler ezana karşıymış gibi bir his uyandırıp buradaki toplumu karşı karşıya getireceklerinden korkuyoruz. Burada zaten Alevi olmak çok zor. Gerçekten Ayazağa’da Alevilere karşı bir baskı var. Daha önce de cemevi yaparken bize baskılar yapıldı” ifadelerini kullandı.

    Burada amaçlarının Alevileri sindirmek olduğunu söyleyen Özer, “Ne yapsalar da biz cemevimizden de inancımızdan da vazgeçmeyiz. Haklarımızı aramaya devam edeceğiz” dedi.

    “İÇ KARGAŞA ÇIKARMAK İSTİYORLAR”

    Ağucan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan da bu cemevinde inanç hizmetini yerine getiriyor. Erdoğan, son dönemlerde yaşanan ‘korsan hoparlör’ olayından çok fazla insanın rahatsız olduğunu söyledi.

    Bu olayın insanların cemevine gelmelerini de etkilediğini ifade eden Erdoğan, “Bu baskılar tarihte bütün Alevilere hep yapılmış. Alevilere yönelik yapılan tüm bu katliamların nedeni bu toplumu susturmak sesini kesmek istemeleri. Alevilerin rızalık sistemini yok etmek istediler. Tarihten bu yana bütün hükümetler Alevilere yönelik yapmış olduğu katliamların hiçbirisinden başarı sağlayamadı. Belki zaman zaman zayıflamıştır. Ama hiçbir zaman baskıya, katliama boğun eğmedi. Bundan sonra da eğmeyecek. Cemevinin önüne 6 tane kolon getirenler bu ortamı tekrar germek istiyorlar. Kendi hırsızlıklarının, katliamlarının üstünü örtbas edip bir iç kargaşa çıkarmak istiyorlar. Ama kapatamayacaklar” dedi.

    YETKİLİLER NEREDE?

    Cemevi başkanının çeşitli yerlere başvurduğunu söyleyen Erdoğan, “O diyor benim işim değil. Diğeri diyor benim işim değil. Ben gitsem caminin önünde cem yapsam o zaman senin işin olur değil mi? Peki cemevinin önüne 6 tane kolon koyulması neden senin işin değil?” diye sordu.

    İNSANLAR KORKUDAN CEME GİTMİYORLAR

    Pir Erdoğan son olarak şöyle konuştu:

    “Geçen cumartesi Muharrem ayının lokması vardı. Aşure verildi. Bu kalabalığı görünce bir tane daha kolon takıldı. Böyle olunca canlarımız cemlere katılmıyorlar. Katılanlar ise çocuklarını getirmiyor. İster istemez korkuyorlar. Geçmişten gelen korkular var. Başkasının inancına saygısı olmayanın kendi inancına da saygısı olmaz. Bunun bir an önce çözülmesini istiyoruz.”

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    İSTANBUL

  • İçerenköy Cemevinde Newroz cemi yapıldı

    İçerenköy Cemevinde Newroz cemi yapıldı

    PİRHA – PSAD, DAD ve Koçgiri Kültür Derneği’nin İçerenköy cemevinde anadilde yaptığı Newroz Ceminde konuşan Güvenç Abdal Ocağı Pirlerinden Sefa Öztürk, “Madem ki, bugün doğanın uyanışıdır o zaman doğayı, canları korumak zorundayız. Suyun kirletilmesine, doğanın tahrip edilmesine, katledilmesine seyirci kalmamalıyız” dedi.

    Pir Sultan Abdal Derneği (PSAD), Demokratik Alevi Derneği (DAD) ve Koçgiri Kültür Derneği, “Hak aşkıyla Ali’ye Yar Mazluma Berdar Zalime Zülfikar” sloganıyla İstanbul PSAD Kadıköy Şubesi İçerenköyü Cemevinde anadilde Newroz Cemi gerçekleştirdi. Ağuçan Ocağı Pirlerinden İbrahim Erdoğan, Güvenç Abdal Ocağı Pirlerinde Sefa Öztürk, Zakir Cihan Çelik,  Cengizhan Aslan ve Yazar Bülent Felekoğlu’nun da katıldığı Newroz Cemine çok sayıda yurttaş da katıldı. Cem gülbeng ve deyişlerle başladı.

    “NEWROZ ZULMÜN ORTADAN KALKTIĞI GÜNDÜR”

    Cemde söz alan Güvenç Abdal Ocağı Pirlerinden Sefa Öztürk , “Herkesin her coğrafyada farklı Newroz’u  vardır. Kimilerine göre baharın uyanışıdır. Kimine göre gecenin gündüzle eşitliği ve toprağın yeşerdiği gündür. Kimine göre Hz. Ali’nin doğum günü, kimine göre dostluğun, barışın, kardeşliğin ve paylaşımın yoğun olduğu bir gündür. Kimine göre de Demirci Kawa’nın zalim Dehak’ı yerle bir ettiği, yani zulmü ortadan kaldırdığı gündür. Hepsi de değerli, kıymetlidir. Hangi pencereden bakarsanız önemli olan hakikatle bakabilmektir. O yürekle görebilmektir. Bugün eğer bunları anlayamazsak hakikatı gene yalnız bırakırız” dedi.

    “DOĞA TAHRİBAT ALTINDA”

    Bugün doğanın büyük bir tahribat altında olduğunu belirten Öztürk, “ İnsanlar doğayı tahrip ediyor, ağaçları kesiyor ve doğada bir sürü canın yaşam alanını yerle bir ediyor. Madem ki bugün doğanın uyanışı ve mübarek bir gündür. Öyle ise o doğayı o canları korumak zorundayız. Buna seyirci kalmamalıyız. Suyun kirletilmesine, doğanın tahrip edilmesine, katledilmesine seyirci kalmamalıyız” diye konuştu.

    “İNSANLAR VE DİĞER CANLILAR DOĞADA EŞİTTİR”

    Bir zalimin bir halka uğrattığı zulmünü sonlandırmanın her şeyden daha kıymetli olduğunu vurgulayan Öztürk şöyle devam etti:

    “Biz aydınlık bir toplumu savunuyoruz. Karanlığı üreten, bizi karanlıkta bırakan, bizi düşünceden, paylaşımdan, özgürlükten ve birlikte yaşama ülküsünden alıkoyan her şeyi topyekün reddetmeliyiz. İnsanlar ve diğer canlılar doğada eşittir. Eşit olabilmeli. İlk önce dünyayı eşitsizliğe götüren, hırsızlık yapan, zalimlik yapan, zulüm eden, emeği gasp eden, yok sayan her şeye direnebilmeli ve düşüncemizi, ibadetimizi, dilimizi, ekmeğimizi, ortaklaştırmalıyız.”

    Konuşmalardan sonra Çerağ uyandırıldı ve cem yapıldı. Newroz Cemi, Kerbala ağıdıyla son bulurken ardından lokma pay edildi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Pir İbrahim Erdoğan’dan Diyanet’in fetvalarına tepki-VİDEO

    Pir İbrahim Erdoğan’dan Diyanet’in fetvalarına tepki-VİDEO

    PİRHA- Ağucan ocağı piri İbrahim Erdoğan Diyanet işlerinin hayatın her alanına müdahale ettiğini söyledi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son zamanlarda başta eğitim olmak üzere çeşitli konularda yayınladığı fetvalara ilişkin Ağucan ocağı piri İbrahim Erdoğan PİRHA’ya konuştu.

    Erdoğan, “Alevi piri olarak bizim inancımızda dinin devlet tekelinde olması o dinin özelliğinden çıkmış demektir” ifadelerini kullandı.

    “DİYANET CUMHURİYET’İN SUÇU”

    Devlet tekelinde kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın insanların inançlarına müdahale ederek asla doğru bir iş yapmadıklarını söyleyen pir Erdoğan, bunu kabul etmediklerini vurguladı.

    “Diyanet İşleri Başkanlığı kurulması sadece bugünkü hükümetin suçu değil” diyen pir Erdoğan bunun Cumuriyet’in bir sonucu olduğunu söyledi.

    Pir Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cumhuriyet diye kurdukları bir düzen. Cumhuriyet’in sadece adı Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet düzeninden Diyanet işleri olmaz. Cumhuriyet üzerinden katliam olmaz. 1972’de gençlerimizi astılar, hepsini zindanlarda kestiler. Bunların hepsi Diyanet İşlerinin devlet içerisinde olduğu için. Bunlar dine inanmıyor, bunlar komünisttir. ‘Bunları öldürmek sevaptır’ diye fetva verilirse bu ülkenin durumu böyle olur.” (HABER MERKEZİ)