Etiket: ibrahim kaya

  • ‘Gerçek bir barış için hukuki adımlar ve toplumsal güven şart’- VİDEO

    ‘Gerçek bir barış için hukuki adımlar ve toplumsal güven şart’- VİDEO

    PİRHA- ÖHD Mersin Şube Eş Başkanı İbrahim Kaya, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca siyasi adımlarla değil, aynı zamanda toplumsal düzeyde güven inşa edilerek ilerlemesi gerektiğini vurguladı. Kaya, mevcut yasal normların uygulanmasının ve toplumun kaygılarının giderilmesinin önemine dikkat çekti.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci, uzun yıllar süren çatışmalı dönemin ardından, çatışmalara son verme ve halklar arasında kalıcı huzur sağlama çabalarının önemli bir aşaması olarak değerlendiriliyor. Ancak bu sürecin yalnızca silahların susmasıyla veya tek taraflı adımlarla başarıya ulaşamayacağı ifade ediliyor.

    Sürece ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şube Eş Başkanı İbrahim Kaya, mevcut hukuk normlarına uyulması ve toplumun tüm kesimlerinin kaygılarının giderilmesinin sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi açısından zorunlu olduğunu vurguladı.

    DEVLETE “YETERLİ ADIMLAR ATILMADI” ELEŞTİRİSİ

    Barış sürecinin yalnızca bir tarafın adımlarıyla ilerlemesinin mümkün olamayacağını belirten İbrahim Kaya, çatışmanın her iki tarafının da üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, sürecin başlangıcındaki ilk adımların barışa katkı sağladığını kabul etmekle birlikte, bu adımların yeterli olmadığına dikkat çekti.

    “Barış dediğimiz kavram, tek taraflı yürütülebilecek bir kavram değildir. Çatışmanın her iki tarafı da üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli. Bir tarafın attığı adımlar, diğer tarafın da adım atmasını gerektirir. Her iki taraf da barışı sağlama noktasında sorumluluk taşır ve bu sorumluluklar yerine getirilmeden kalıcı bir barış ortamı oluşturulamaz” diyen Kaya, barışın sadece karşılıklı güvenle sağlanabileceğini belirtti.

    “SÜRECİ UZATACAK PRATİKLERDEN KAÇINILMALI”

    İbrahim Kaya, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde mağdurların dinlenmesinin önemli bir adım olduğunu ifade etti. Ancak bu faaliyetlerin sürecin uzatılmasına neden olmaması gerektiğini de vurgulayarak, “Komisyon, bu çatışmalı süreçten mağduriyet yaşayan vatandaşları ve kurumları dinliyor. Bu kıymetli bir süreç. Ancak bu faaliyetlerin, süreci uzatmaya yönelik bir pratiğe dönüşmemesi gerekiyor. Çünkü bu dinlemeler devam ederken, beklenen hukuksal adımların da bir an önce atılması gerekiyor. Sürecin uzatılmasına, gereksiz yere geciktirilmesine yol açacak uygulamalardan kaçınılmalı” diye konuştu.

    İbrahim Kaya, barış sürecinde yasal düzenlemelerin uygulanması gerektiğini belirttiği gibi mevcut hukuk normlarına uymanın da büyük önem taşıdığını vurguladı. Mevcut hukuki normlar ve yasal düzenlemelerin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini söyleyen Kaya, devletin keyfi uygulamalardan vazgeçmesi gerektiğini söyledi:

    “Mevcut yasal düzenlemeler, barış sürecini sağlamak için yeterli olabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bu normların uygulanmasında büyük bir sorun var. İdare ve gözlem kurullarının hala keyfi kararlarla salıverme işlemleri yaptığı, infazların yakıldığı, hasta tutsakların serbest bırakılmadığı ve AYM kararlarının uygulanmadığı bir durum söz konusu. Bunlar, zaten var olan yasal düzenlemelerle yapılması gereken işlemlerdir. Ancak devlet, mevcut yasal düzenlemelere riayet etmekte isteksiz ve bu, toplumda büyük bir kaygı yaratıyor. Bu tür uygulamalar, sürecin güven ortamını sağlamasına engel oluyor. Toplumda adaletin sağlanması ve güvenin oluşturulması için bu tür keyfi uygulamalara son verilmesi gerekir.”

    “MEDYA VE DEVLET DİLİ BARIŞA ENGEL OLUYOR”

    İbrahim Kaya, barış sürecinin başarılı olabilmesi için medya dilinin de değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Devlet yetkililerinin kullandığı dilin, barışa engel teşkil edebileceğine dikkat çeken Kaya, özellikle “terör” ve “terörizm” gibi kavramların sürecin ilerlemesine zarar verdiğine dikkat çekerek, “Devletin ve yetkililerin kullandığı dil, maalesef süreci zehirleyebilecek bir dil. Hala terör ve terörizm kavramları üzerinden tartışmalar yapılıyor. Bu dil, barışı sağlamak bir yana, sürecin sekteye uğramasına sebep oluyor. Bu dilin bir an önce terk edilmesi gerekiyor. Barış sürecinin başarılı olabilmesi için, devletin daha demokratik, haklar temelli ve hukuka dayalı bir dil kullanması gerekiyor. Barış, ancak bu dil değişikliğiyle mümkün olacaktır. Her şeyden önce, bu dilin halkların kaygılarına, haklarına saygı duyan bir dil olması gerekiyor” dedi.

    “UMUT HAKKI ÖCALAN DAHİL BÜTÜN SİYASİ MAHPUSLAR İÇİN UYGULANMALI”

    Kaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen “umut hakkı” kararının uygulanmamasının büyük bir adaletsizlik yarattığını söyledi. 2014 yılında verilen kararın üzerinden yıllar geçmesine rağmen bu düzenlemenin hayata geçmediğini belirten Kaya, “AİHM, 2014 yılında 25 yıl cezaevinde kalan bir siyasi tutsağın, toplumla yeniden entegre olması için umut hakkı tanınması gerektiğine karar verdi. Ancak üzerinden yıllar geçti ve bu karara ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadı. Bu sadece Öcalan için değil, birçok siyasi tutuklu için geçerli bir durum. Bu ilkenin yasal olarak hayata geçirilmesi önemli bir adım olacaktır. Terörle mücadele kanununda yapılacak küçük değişikliklerle, bu sorunun çözülebileceğini düşünüyoruz. Hukuki reformlar, gerçekten barışı inşa edebilmek için elzemdir” diye kaydetti.

    “SÜRECE TÜM KESİMLER DAHİL EDİLMELİ”

    Son olarak barış sürecine toplumun tüm kesimlerinin eşit şekilde dahil edilmesi gerektiğinin altını çizen Kaya, şu sözleri dile getirdi:

    “Kürt halkı başta olmak üzere Aleviler, Çerkezler, Araplar, kadınlar, gençler gibi tüm kesimlerin haklarının tanınması gerekiyor. Toplumda bir entegrasyon süreci başlatılmalı. Bu entegrasyon, üstenci bir yaklaşım benimsenmeden, bu kesimlerin kaygıları göz önünde bulundurularak, eşitlik temelinde olmalı. Bu halklar, bir zamanlar hukuktan dışlanmış olabilirler ama artık onların da Cumhuriyetle ve hukukla demokratik bir entegrasyon sürecine dahil edilmesi gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’deki hukuk örgütlerinden baro ve kayyım tepkisi- VİDEO

    Mersin’deki hukuk örgütlerinden baro ve kayyım tepkisi- VİDEO

    PİRHA- ÖHD, ÇHD, Adalet İçin Hukukçular ve İHD Mersin Şubesi, İstanbul Barosu yönetiminin görevden alınması ve belediyelere yapılan operasyonlara tepki gösterdi. Yapılan basın açıklamasında, “İstanbul Barosu hakkında verilen karardan bir an önce geri dönülmesini, Ekrem İmamoğlu ve beraberinde tutuklanan diğer belediye başkanlarının serbest bırakılmalarını ve protestolardaki işkencelere dair hukuki işlemlere başlanmasını talep ediyoruz” denildi.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Adalet İçin Hukukçular ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubeleri, İstanbul Barosu yönetiminin görevden alınmasına ve kayyımlara ilişkin Mersin Adliye Binası bahçesinde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasından önce konuşan İHD MYK Üyesi Hakkı Demir, “Türkiye’de son dönemde yaşananlar kimsenin hayal edemeyeceği noktalara geldi. Hukuk bir gün herkese lazım olacak. İnsanlar düşüncelerini ifade ettiği için tutuklanıyorsa bu ülkede yaşayan hiç kimse güvende değildir demektir” diyerek iktidara hukuksuzluklara son vermesi yönünde çağrı yaptı.

    “SAVUNMA, ETKİSİZLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    Basın açıklamasını okuyan ÖHD Mersin Eş Başkanı İbrahim Kaya, İstanbul Barosu yönetim kurulunun görevden alınması talebi ile yapılan yargılamada hukuk kurallarının çiğnendiğini ifade ederek, “İstanbul Barosu’nun, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesinin soruşturulmasını talep ettiği için hedef haline getirildiklerini belirterek, “Toplumsal olaylarda söz söylenmesi, hukukun üstünlüğü ve baroların insan haklarının korunması adına yüklendiği sorumluluğun gereğidir” dedi.

    Kaya, İstanbul Barosu’na yapılan müdahalenin hukuk güvenliğini zedelemeye, avukatlık mesleğini baskı altına almaya ve savunma makamını etkisizleştirmeye yönelik bir girişim olarak adlandırdı.

    İKTİDARA ÇAĞRI

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberindekilerin tutuklanmasına da değinen İbrahim Kaya, iktidarın siyasi rakiplerini saf dışı bırakmak için yargıyı bir intikam aracına dönüştürdüğünü vurguladı.

    Kaya, protestolarda polisin işkence suçu işlediğine işaret ederek, İçişleri Bakanlığı’na seslenerek, “Türkiye’nin farklı şehirlerinde günlerdir anayasal hakkını kullanmak isteyen insanlara canlı yayınlarda görüldüğü gibi işkence yapan kolluk personeli hakkında hiçbir işlem yapmayan İç İşleri Bakanlığının, eylemlere katılanları suçlayan ve yapılan işkenceyi gizleyen dilden vazgeçmesi; gözaltına alınan ve tutuklanan insanların derhal serbest bırakılması, halka işkence uygulayan kolluk personeli hakkında idari ve hukuki işlemlere başlanması gerekmektedir” diye belirtti.

    Son olarak yargının siyasal alandan çekilmesi gerektiğinin altını çizen Kaya, kayyım politikalarının son bulması, gözaltına alınan insanların, seçilmiş belediye başkanlarının ve diğer siyasetçilerin derhal serbest bırakılması için iktidara çağrıda bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

  • Beko oğlu İbrahim Kaya Hakk’a yürüdü

    Beko oğlu İbrahim Kaya Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Elbistan Yazıtopallı Köyü Hoffolar Mezrası’ndan Beko oğlu İbrahim Kaya, Hakk’a yürüdü.

    Elbistan Yazıtopallı Köyü Hoffolar Mezrası’ndan Beko oğlu İbrahim Kaya, Hakk’a yürüdü. Alevi toplumu için önemli isimlerden olan Kaya, 15 Şubat Cumartesi saat 14:00’te Yenibosna Cemevi’nden uğurlanıp, 16 Şubat Pazar saat 12:00’de kendi köyünde toprağa sırlanacak.

    “KAYA’NIN HAYATI, ALEVİ KÜLTÜRÜNÜN YAŞATILMASI NOKTASINDA BİR ÖRNEK TEŞKİL ETMEKTEDİR”

    Ocaxê Bakê Alevi Kültür Derneği yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

    “Ocaxê Bakê değerli bir hizmetkârı olarak, yıllar boyunca ocağın manevi sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirmiştir. İbrahim Kaya, ocağının geleneklerini yaşatmak ve bu değerleri yeni nesillere aktarmak için büyük bir özveriyle çalışmış, hizmetlerini her zaman büyük bir sevgi ve saygı içinde yerine getirmiştir.

    Ocaxê Bakê’ye olan sadakati, Alevi inancının temel değerlerine olan bağlılığını ve derin anlayışını yansıtmaktadır. İbrahim Kaya, ocağın mensuplarına rehberlik etmiş, ocağın ışığını hep canlı tutmuş ve Alevi inancının özünü yaşamış bir hizmetkâr olmuştur.
    İbrahim Kaya’nın hayatı, Alevi kültürünün, geleneklerinin ve öğretilerinin yaşatılması noktasında bir örnek teşkil etmektedir. O, ocağın bir parçası olarak, Ocaxê Bakê manevi görevlerini yerine getirmekteki azmi ve kararlılığıyla hafızalarda yer etmiştir. Onun bu değerli katkıları, Alevi inancının ne kadar derin ve köklü bir geçmişe sahip olduğunun bir göstergesidir.

    İbrahim Kaya’nın bu kutsal yoldaki hizmetlerini asla unutmayacağız. Ocaxê Bakê kattığı manevi güç, toplumsal birliğimizin pekişmesine yardımcı olmuştur. Bizler, İbrahim Kaya’yı, Alevi inancının derinliklerine olan bağlılığı ve hizmetleriyle hatırlayacağız.”

    PİRHA/MARAŞ

  • ÖHD, Akdeniz Belediyesi önünden seslendi: İrade gasplarının karşısında duracağız-VİDEO

    ÖHD, Akdeniz Belediyesi önünden seslendi: İrade gasplarının karşısında duracağız-VİDEO

    PİRHA- Akdeniz Belediye Eş Başkanları ve meclis üyelerinin gözaltına alınıp belediyenin ablukaya alınmasının ardından Akdeniz halkının belediye önündeki direnişi sürüyor. Özgürlük için Hukukçular Derneği Mersin Şube Eş Başkanı İbrahim Kaya, yapılan irade gasplarının ve hukuksuzlukların karşısında durarak, halkın haklarını savunmak için adaleti sağlamanın önemli olduğunu vurguladı.

    Akdeniz Belediye Eş Başkanları ve meclis üyelerinin gözaltına alınmasının ardından halkın bekleyişi sürerken, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) konuya dair basın açıklaması yaptı.

    ÖHD Mersin Şube Eş Başkanı İbrahim Kaya, yapılanın irade gaspı olduğunu vurgulayarak, “Seçimlerde kazanamadıkları belediyeleri halkın iradesine atayarak gasp etmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bizler, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları (İHD) Mersin Şubesi’ne bağlı avukatlar olarak, yaşanan bu süreçte mevcut yapının hedeflediği tüm hukuksuzlukları ortaya çıkarmak ve bu hukuksuzlukları yüzlerine vurmak için gözaltına alınan arkadaşlarımızın savunmalarını yapma görevini üstlenmiş bulunmaktayız. Arkadaşlarımızın kollukta, savcılıkta ve sorgu hakimliklerinde yanlarında olacağız. Yapılan irade gaspının neyi hedeflediğini ve neyi amaçladığını sistemin tarafı olan, talimatla çalışan yargı sisteminin yüzüne haykıracağız. Onların neyi hedeflediğini biliyoruz ve bizler, üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Kendi sorumluluğumuzu halkımızın yanında olarak yerine getirmeye hazırız” dedi.

    “GASP VE HUKUKSUZLUKLARA KARŞI DURACAĞIZ”

    Ayrıca, bu süreçte halkın iradesine yönelik hukuksuzluklarla mücadele etmeye kararlı olduklarını ve adaleti sağlamak için tüm gücüyle çalışacaklarını sözlerine ekleyen Kaya, yapılan irade gasplarının ve hukuksuzlukların karşısında durarak, halkın haklarını savunmak için adaleti sağlamanın önemli olduğunu vurguladı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de hukukçulardan tutuklu Avukat Ronahi Çiftçi’ye özgürlük talebi- VİDEO

    Mersin’de hukukçulardan tutuklu Avukat Ronahi Çiftçi’ye özgürlük talebi- VİDEO

    PİRHA- ÖHD, İHD ve ÇHD Mersin Şubeleri, Avukat Şüheda Ronahi Çiftçi’nin tutuklanmasına tepki göstermek için Mersin Adliyesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamada Çiftçi hakkında hukuksuz bir süreç yürütüldüğüne dikkat çekilerek, “Meslektaşımız hakkındaki iddianame derhal hazırlanmalı ve meslektaşımız Şüheda Ronahi Çiftçi serbest bırakılmalıdır” denildi. 

    Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında Antalya’da 20 Şubat’ta yapılan ev baskınında gözaltına alınan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Şüheda Ronahi Çiftçi’nin, tutuklanmasına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubeleri adliye bahçesinde basın açıklaması yaptı.

    Kürtçe ve Türkçe ‘Savunma Biat Etmeyecek’ pankartının açıldığı eylemde basın açıklamasını ÖHD Mersin Şubesi Eş Başkanı İbrahim Kaya okudu.

    “MESLEKTAŞIMIZ VE KURUMLAR HEDEF GÖSTERİLDİ”

    İbrahim Kaya, Şüheda Ronahi Çiftçi’nin 8 Kasım tarihinde yaptığı bir hapishane ziyaretinden sonra hapishanede yaşanan bir olayla ilgili soruşturmaya dahil edildiğini ve varsayımlar üzerine gözaltına alındığını söyledi.

    3,5 aylık bir soruşturma geçmişi olması ve delillerin toplanmış olması sebebi ile Çiftçi’nin ifadeye çağrılması ve tutuksuz yargılanması gerekirken gözaltına alınması ve tutuklanmasının kabul edilemez olduğunu belirten Kaya, “Avukatlarının hala kısıtlılık kararı nedeniyle inceleyemediği dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler çarpıtılarak, yalan ve iftira ile yoğrularak, manipüle edilerek 11 Mart tarihinde, hükümete yakın medya kuruluşları tarafından servis edilmiştir. Meslektaşımızı hedef gösteren bir dille haberler yapılmış ve bu haberler internet ortamında onlarca sitede paylaşılmıştır. Manipülatif haberler nedeniyle meslektaşımız ile birlikte ailesi de zarar görmüştür. Devam eden günlerde aynı odaklarca İHD ve ÇHD’yi de hedef gösteren haberler yapılmıştır” dedi.

    HEDEF GÖSTERMELERE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KILIFI

    Soruşturmanın gizliliğini ve Şüheda Ronahi Çiftçi’nin kişilik haklarını zedelediği için haberler hakkında yapılan erişim engeli başvurusunun, Manavgat Sulh Ceza Hakimliği tarafından, basın özgürlüğü gerekçe gösterilerek reddedildiğine dikkat çeken Kaya, bu haberleri yapan kurumlar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizlik kararı verdiğini de ekledi.

    Soruşturmanın başından bu yana hukuksuz bir süreç yürütüldüğünü belirten Kaya, şu ifadeleri kullandı:

    “Meslektaşımızın 8 Kasım tarihinde gerçekleşmiş bir olayla ilgili olarak gözaltına alınması ve tutuklanması, aylarca mahkeme önüne çıkarılmaması yeterince büyük bir hak ihlali iken, daha önce örneği görülmemiş bir şekilde, tutuklulukla ilgili itiraz merciinin vermiş olduğu kesin kararın kaldırtılarak, meslektaşımızın tekrar tutuklanması, özgürlük ve güvenlik hakkının ve hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesinin ihlalidir.

    Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı gizliliği açıkça ihlal edilen ve delilleri çarpıtılarak ortalığa saçılan soruşturma dosyasında kısıtlama kararını acilen kaldırmalıdır. Dosya savunma avukatlarına açılmalı ve soruşturma, dosyayı kişiselleştirdiği açık olan ve görevini kötüye kullanan dosya savcısından alınmalıdır. Meslektaşımız hakkındaki iddianame derhal hazırlanmalı ve meslektaşımız Şüheda Ronahi Çiftçi serbest bırakılmalıdır.”

  • Tahir Elçi Mersin’de anıldı: Hak mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz!- VİDEO

    Tahir Elçi Mersin’de anıldı: Hak mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz!- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de hukukçular Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi katledilişinin 8’inci yılında andı. Anmada, Elçi’nin katledilmesine ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmediğine dikkat çekildi.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaparken 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi meslektaşları Mersin’de andı.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Demokratik Avukatlar Grubu (DAG), Adalet İçin Hukukçular Platformu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nin yaptığı açıklamaya avukatların yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    Mersin Adliyesi bahçesinde yapılan açıklamada Kürtçe ve Türkçe ‘Seni Unutmayacağız’ yazılı pankart açıldı.

    “TAHİR ELÇİ VE MUHALİF AVUKATLAR TERÖRİZE EDİLDİ”

    Anmada yapılan basın açıklamasını ÖHD Başkanı İbrahim Kaya okudu.

    Tahir Elçi’nin göz göre göre katledildiğini dile getiren Kaya, “Katıldığı bir televizyon programında, fikirlerinin resmi siyasal ideoloji ile bağdaşmaması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından haksız bir soruşturmanın şüphelisi konumuna getirilen, daha sonra hukuka aykırı bir şekilde hakkında yakalama kararı çıkarılan Tahir Elçi’nin katledilmesine giden yolun da bu soruşturma süreciyle başladığını gördük” dedi.

    İbrahim Kaya, devletin Tahir Elçi’nin cenaze törenini terörist cenazesi olarak değerlendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Öncelikle Tahir Elçi’nin katledilmesiyle ilgili yürütülen soruşturma dosyasının geldiği aşama bile katliamın faillerine işaret etmeye yeterdir. Zira açılan dava dosyasında başlayan yargılamada mahkeme, bir yargılama faaliyeti yürütme amacı ile hareket etmemekte olduğunu, katılan tarafın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla talep ettiği tüm talepleri reddederek ve siyasi atmosferin etkisiyle Ahmet Davutoğlu’nun dinlenilmesinden vazgeçerek göstermiştir. Dava dosyasında yaşanan olumsuz durum bir yana savcılıklar tarafından başlatılan başka soruşturmalarda Tahir Elçi’nin cenaze töreni terörist cenazesi olarak değerlendirilmiş. Bu bile devletin Tahir Elçi şahsında tüm muhalif avukatları konumlandırdığı yeri göstermektedir.

    “TAHİR ELÇİ’Yİ UNUTMAYACAĞIZ”

    Bizler, temel hak ve özgürlüklere dönük her türlü sınırlamanın karşısında olan, demokratik bir hukuk devletinin kriterlerinin yerine getirilmesi için mücadele yürüten, savaşı değil barışı esas alan hukukçular olarak ne şahsımıza, ne de adalet mücadelesi yürütürken temsil ettiğimiz toplumsal kesimlere dönük saldırılar karşısında sessiz kalırız. Zira bizler başta Tahir Elçi olmak üzere, katledilen tüm meslektaşlarımızın onurlu yaşamlarını ve mücadelelerini referans alıyoruz. Ve Tahir Elçi katliamının yıldönümü vesilesiyle bir kez daha tekrar ediyoruz. Yürüttüğümüz hak mücadelesinden vazgeçmeyecek, Tahir Elçi’yi ezilen bir halkın başı dik onurlu bir hukukçusu olarak asla unutmayacağız.”

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin: Faili meçhul cinayetlerle yüzleşmeden kara leke silinmeyecektir-VİDEO

    İHD Mersin: Faili meçhul cinayetlerle yüzleşmeden kara leke silinmeyecektir-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin adalet mücadelesine destek amaçlı açıklama yapan İHD Mersin Şubesi gözaltında kaybedilen Kerevan İrmez’in akıbetini sordu. İHD açıklamasında, “968.haftada Galatasaray buluşması polis şiddeti ile engellemeseydi, Cumartesi Anneleri gözaltına alınmasaydı, Kerevan İrmez için adalet talebi haykıracaktı. Bu hafta Cumartesi Anneleri adına Kerevan İrmez yakınlarının adalet arayışına ses veriyoruz” denildi.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 968. haftasında, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, gözaltında kaybedilen Kerevan İrmez’in akıbetini sordu. Açıklamayı ÖHD Mersin Şubesi Eş Başkanı İbrahim Kaya okudu.

    “AYM KARARLARI NEDEN TANINMIYOR”

    Kaya, AYM kararlarının neden uygulanmadığını sorarak, “Anayasa’nın 2. Maddesi hala yürürlükte ise devleti yönetenlerden bir açıklama bekliyoruz: görev ve yetkisini anayasal sınırlar içerisinde kullanmak zorunda olan Beyoğlu Kaymakamı, İstanbul Emniyet Müdürü ve onların bağlı olduğu İçişleri Bakanı temel hak ve özgürlükleri, Anayasayı ve AYM kararlarını neden tanımıyor? Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilenlerin akıbetini öğrenmek istediği için neden suçlu muamelesi görüyor?

    968.haftada Galatasaray buluşması polis şiddeti ile engellemeseydi, Cumartesi Anneleri gözaltına alınmasaydı, Kerevan İrmez için adalet talebi haykıracaktı. Bu hafta Cumartesi Anneleri adına Kerevan İrmez yakınlarının adalet arayışına ses veriyoruz” dedi.

    “SUÇLARLA YÜZLEŞİLMEDEN VAHŞETİN BIRAKTIĞI LEKE SİLİNMEYECEK”

    İrmez’in akibetini araştıran ailenin baskı ve tehditlere maruz kaldığını ifade eden Kaya, “35 yaşındaki 8 çocuk babası Kerevan İrmez’in Silopi’deki evi 19 Ekim 1995 gecesi askeri kamuflaj giysili, çoğu kar maskeli kişiler tarafından basıldı. İrmez’in elbiselerini giymesine izin verilmedi. Yatak kıyafeti ile zorla panzere bindirildi. Bindirildiği panzere zırhlı bir askeri araç ve bir Beyaz Toros eşlik ediyordu.Sabah olunca Emine İrmez savcılığa, emniyet müdürlüğüne ve tümen komutanlığına giderek eşini evden götürenler hakkında şikayet dilekçesi verdi ve akıbetinin araştırılmasını talep etti. Yetkililer Emine İrmez’e eşinin güvenlik güçlerince gözaltına alınmadığını, onu götürenlerin örgüt üyesi olabileceğini söyledi. Girişimlerde bulunmayı sürdüren aile baskı ve tehditlere maruz kaldı. Kerevan İrmez’den bir daha haber alınamadı. 28 yıldır maddi gerçeği açığa çıkartacak, ceza adaletini sağlayacak etkin bir soruşturma, kovuşturma yürütülmedi” ifadelerini kullandı.

    “YÜZLEŞMEDİKÇE KARA LEKE SİLİNMEYECEKTİR”

    Kaya, işlenen suçlarla yüzleşmedikçe ülke tarihinde kara lekelerin silinmeyeceğini söyleyerek, “968. haftamızda bir kez daha söylüyoruz: Devleti yönetenler, hakikat ve adalet talebimizin gerçekleşmesi için yüksek politik irade gösterinceye kadar haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. İşlenen suçlarla yüzleşmeden vahşetin bıraktığı leke silinmeyecektir. Cumartesi annelerinin tüm anayasal hakları derhal tanısın. Kerem İrmez ve diğer tüm kayıpların akıbeti açıklansın. Failleri yargılanarak cezalandırılsın” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • İHD Mersin: Kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! – VİDEO

    İHD Mersin: Kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! – VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri’ne dönük baskılara son verilmesi talebinde bulunarak, tüm kayıplar için mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    Demokratik kitle örgütleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi öncülüğünde Cumartesi Anneleri için her cumartesi günü Özgür Çocuk Parkında bir araya gelmeye devam ediyor.

    Bu haftaki açıklamaya İHD Mersin Şube yönetimi, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Burcugül Çubuk ve Ali Bozan, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun katıldı.

    Açıklamayı ÖHD Mersin Şubesi Eş Başkanı İbrahim Kaya okudu.

    “GÖZALTINDA KAYBETMELER BİR DEVLET POLİTİKASIDIR”

    Bu hafta gözaltında kaybedilen Yahya Yakut’un hikayesi anlatılarak, “Devlet bize tüm kapıları kapattı ama biz umudun kapısını hep açık tuttuk!” diyen Yakut Ailesi’nin yaşadıkları paylaşıldı.

    İbrahim Kaya, Türkiye’de yüzlerce insanın bir devlet politikasının sonucu olarak gözaltında kaybedildiğini belirterek, bu kaybetmelere ilişkin başvuruların büyük bir kısmının soruşturma ve yargılama konusu olmadan kapatıldığını kaydetti.

    Kaya, “Gözaltında kaybetmelere ilişkin şeklen soruşturma yapılanlar ve dava açılanların neredeyse tamamında zamanaşımı ve beraat kararları verilerek süreç cezasızlıkla sonuçlandırıldı. Kayıpların izini sürenler ise hukuksuz yasaklamalar, polis şiddeti, gözaltılar, soruşturma ve kovuşturmalara maruz bırakıldı.” dedi.

    ETKİN SORUŞTURMA TALEBİ

    965. haftada Yahya Yakut’un akıbetinin açığa çıkartılmasını ve şüpheliler hakkında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi talebini dile getiren Kaya, “İşlenen suçlarla yüzleşmeden, vicdani muhasebe yapmadan vahşetin bıraktığı leke silinmeyecektir. Galatasaray Meydanı tüm kayıpların yaşadığı zulmün hafıza mekanıdır. Cumartesi Anneleri’nin toplanma hakkına müdahale derhal sonlandırılsın. Yahya Yakut ve diğer tüm gözaltında kaybedilenlerin akıbeti kamuoyuna açıklansın, tüm failler yargılansın.” diye konuştu.

    MERSİN/PİRHA

  • Mersin’de Cumartesi Anneleri’ne destek: Bakana istifa çağrısı- VİDEO

    Mersin’de Cumartesi Anneleri’ne destek: Bakana istifa çağrısı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri’ne dönük yapılan saldırı ve gözaltılara karşı İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Anayasa’ya bağlı kalacağınıza dair topluma güvence verdiniz. Sizden bu yeminin gereklerini yerine getirmenizi ya da istifa etmenizi bekliyoruz” çağrısında bulundu.

    İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi (İHD) Cumartesi Anneleri’ne destek vermek amacıyla Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği Mersin Şubesi (ÇHD), Mersin Demokrat Avukatlar Grubu (DAG) da destek verdi.

    Destek eyleminde “Cumartesi Anneleri yalnız değildir” yazılı pankart açıldı. Basın açıklamasını ÖHD Mersin Şube Eşbaşkanı Avukat İbrahim Kaya okudu.

    “ANAYASA KARARLARI UYGULANSIN”

    Cumartesi Anneleri’ne yapılan işkence koşullarında gözaltılar hakkında yapılan suç duyurularının İstanbul Valisi izin vermediği için soruşturulamadığını hatırlatan İbrahim Kaya, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya seslenerek, “Anayasa Mahkemesi’nin ‘basın açıklaması yapmaları engellenemez’ kararlarına rağmen Beyoğlu Kaymakamlığı, Galatasaray’da basın açıklaması yapmamızı nasıl engelliyor? 961. haftamızda polisin 10 gün önce hükmü bitmiş bir yasaklama kararını devreye sokarak gözaltı işlemi yapması, yani bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde kullanması suç değil midir” dedi.

    Anayasa kararlarının uygulanması gerektiğini, aksi halde bakanın istifa etmesini beklediklerini belirten Kaya, meşru taleplerinde ısrarcı olacaklarını da ifade etti.

    MERSİN/ PİRHA

  • Mersin’de Cumartesi İnsanları’na destek verildi

    Mersin’de Cumartesi İnsanları’na destek verildi

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, her hafta Cumartesi İnsanları’na dönük yapılan saldırı ve gözaltıları protesto etmek adına bir araya gelerek, kayıp yakınlarının yalnız olmadığını belirtti.

    İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi (İHD) Cumartesi İnsanları’nın her hafta maruz kaldığı polis şiddetine, baskı ve gözaltılara ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği Mersin Şubesi (ÇHD), Mersin Demokrat Avukatlar Grubu (DAG) da destek verdi.
    Destek eyleminde “Kayıp yakınları yalnız değildir” yazılı pankart açıldı. Basın açıklamasını ÖHD Mersin Şube Eşbaşkanı Avukat İbrahim Kaya okudu.

    AYM KARARI HATIRLATILDI

    İbrahim Kaya, geçen hafta Cumartesi Anneleri’ne Anayasal haklarının tanınması için talepte bulundukları sırada annelerin, kayıp yakınları ve insan hakları savunucularının gözaltına alındığını hatırlatarak, “958. haftada bir kez daha dile getiriyoruz; bir hukuk devletinde yakınlarının ve onların faillerinin bulunmasını istemekten daha insani bir talep, sırf bunun için bir araya gelmekten daha barışçıl bir eylem olamaz. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşleri Anayasa’da güvence altına alınmış en temel haklardandır” dedi.

    Anayasa Mahkemesi kararını hatırlatan Kaya, şunları söyledi:

    “Cumartesi Anneleri buluşması ne kadar hak temelli ve insani ise onlara yapılan saldırılar da bir o kadar hukuk ve insanlık dışıdır. Anayasal güvenceye ve AYM kararına rağmen Cumartesi buluşmalarının engellenmesi Anayasa tanımazlıktır.
    Cumartesi Anneleri’nin en temel hakları; toplanma haklarına müdahale sonlandırılsın. Yakınları ve yakınlarının failleri bulunsun, tüm failler yargılansın”

    MERSİN/ PİRHA

  • ÖHD Mersin: Konya Katliamını tüm gerçekliği ile her yerde dile getireceğiz!

    ÖHD Mersin: Konya Katliamını tüm gerçekliği ile her yerde dile getireceğiz!

    PİRHA- ÖHD Mersin Şubesi, Dedeoğlu ailesi ve davayı üstelenen avukatlara dair başlatılan soruşturmayla katliamın örtbas edilmek istendiğini belirterek, Konya Savcılığı’nca yürütülen soruşturma açık bir şekilde hukuksuzluğu bizlere göstermiştir” dedi.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi, Konya Katliamında yargılanan sanıklardan Mehmet Altun ile birlikte katliamı azmettirmekten tutuksuz yargılanan sanıklardan Ali, Veli ve Ayşe Keleş’in, Dedeoğulları ailesinin yakınları ile avukatlarından şikâyetçi olması sonrası başlatılan soruşturmaya dair dernek binasında basın toplantısı düzenledi.

    ÖHD Mersin Şubesi Eşbaşkanı İbrahim Kaya, katliama yönelik adli makamlarca yürütülen işlemlerde Dedeoğulları ailesinin avukatlığını üstlenen ÖHD üyesi avukatlar; Ali Bozan, Maviş Aydın, Ebru Akkal hakkında yürütülen soruşturmanın avukatlar ve hayatta kalan diğer aile üyeleri üzerinde baskı oluşturmak olduğunun altını çizdi.

    Avukatların, mesleklerinin gereğini yerine getirdiğini belirten Kaya, “Hakkında mesleki faaliyetleri sebebiyle yürütülen soruşturmanın herhangi bir hukuki boyutu olmayıp, Konya Savcılığı’nca yürütülen soruşturma açık bir şekilde hukuksuzluğu bizlere göstermiştir” dedi.

    Yürütülen soruşturmanın bir diğer amacının da Dedeoğulları ailesine yönelik yapılan katliamın örtbas edilmek istenilmesi olduğuna dikkat çeken Kaya, şunları söyledi:

    “30.07.2021 tarihinde gerçekleşen katliam sonrası 10 tutuklu ile başlayan ve gelinen aşama ile tek bir tutuklu sanığın kaldığı dosya da cezasızlık politikası çerçevesinden sonuçlandırılmak istenilse de bu durumu kabul etmeyerek gerçekleşen katliamın tüm gerçekliği ile bulunduğumuz her yerde dile getireceğiz. Bu hususta Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi olarak katliam dosyasının takipçisi ve Dedeoğulları ailesi avukatlarının yanında olacağımızı belirtmek isteriz.”

    NE OLMUŞTU?

    Konya’nın Meram ilçesinde yaşayan Dedeoğulları ailesine yönelik 12 Mayıs 2021 ve 30 Temmuz 2021 tarihlerinde ırkçı saldırılar gerçekleşmiştir. 12 Mayıs 2021 tarihli saldırıda Metin, Barış, Serap, Yaşar, Sibel, Serpil Dedeoğulları ağır bir şekilde yaralanmıştır. Bu saldırıya ilişkin Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesi, saldıranlar hakkında ‘Basit Yaralama, Kasten Yaralama, Silahla Tehdit, Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Nitelikli Olarak Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme’ suçlarından kovuşturma devam etmektedir. Gerçekleşen ilk saldırı sonrası Dedeoğulları ailesi tarafından Konya adli ve idari birimlere koruma başvurusu yapılmış olup, ne yazık ki başvurularına olumlu bir dönüş yapılmamış ve herhangi bir güvenlik tedbiri alınmamıştır. Dedeoğlulları ailesine yönelik herhangi bir koruma tedbirinin alınmamasından sonra 30 Temmuz 2021’de Dedeoğulları ailesine yönelik yapılan saldırıda Yaşar, İpek, Metin, Barış, Sibel, Serap, Serpil Dedeoğulları katledilmişlerdir. Bu ırkçı saldırıya yönelik Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanıklar hakkında ‘Canavarca Hisle Tasarlayarak Yedi Kişiyi Kasten Öldürme, Canavarca Hisle Tasarlayarak Yedi Kişiyi Kasten Öldürmeye Azmettirme, Yakarak Mala Zarar Verme, Nitelikli Olarak Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme’ suçlarından kovuşturma işlemi devam etmektedir.

    PİRHA/MERSİN

  • TTB: Teklif hukuk tanımayan yasaları içeriyor-VİDEO

    TTB: Teklif hukuk tanımayan yasaları içeriyor-VİDEO

    PİRHA- ‘Sağlıkta şiddeti önleyeceğiz’ vaadiyle hazırlanan torba yasa tasarısına karşı eylem yapan TTB, bu teklifi kabul etmeyeceklerini vurguladı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), AKP hükümetinin “sağlıkta şiddeti önleme” gerekçesiyle Meclis’e sunduğu “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin TTB Merkez Konsey binası önünde basın açıklaması düzenledi.

    Açıklamaya, TTB Merkez Konsey Başkanı Sinan Adıyaman, SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ile ihraç edilen çok sayıda doktor katıldı.

    Hazırlanan torba yasaya dair konuşan Sinan Adıyaman, “TTB uzun yıllardır sağlıkta şiddete yönelik büyük bir mücadelenin içerisindedir. Sağlıkta şiddetin durdurulması için bir yandan eylemler düzenlerken, diğer yandan var olan yasaların sağlıkta şiddeti durdurmadığı gerçekliği üzerinden hazırladığımız ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’nın Meclis’te yasalaşması için yoğun çabalar harcadık. Ne yazık ki çok sayıda meslektaşımızı sağlıkta şiddet nedeniyle kaybetmemize rağmen, siyasal iktidarın önerdiğimiz yasal düzenlemeyi yapmasını sağlayamadık” dedi.

    “HUKUK TANIMAYAN YASALARI İÇERİYOR”

    Teklifin hukuka aykırı olduğunu söyleyen Adıyaman, şunları belirtti: “Hazırlanan bu yasa teklifinin sağlıkta bir torba yasa niteliğinde olduğu ve 44 maddeden oluşan bu yasa önerisinin Türkiye tarihinin sağlık alanındaki en ağır, en acımasız, hukuk tanımayan  yasalarını içerdiği ortaya çıktı. Bizler Meclis’ten sağlıkta şiddeti durdurmaya yönelik bir yasa değişikliği beklerken, hazırlanan yasa önerisiyle binlerce hekim haksız, hukuksuz bir şekilde mesleklerini yapamaz hale getiriliyor. Bunun yanında yasa değişikliği iktidar tarafından sürekli hedef olarak gösterilen TTB’nin zayıflamasına yönelik yasal değişiklikleri de içeriyor. Hazırlanan yasa tasarısında sağlıkta şiddete çözüm üretecek bir öneri de bulunmamaktadır.”

    SAĞLIK HİZMETİ SUNARKEN ÖLDÜRÜLÜYORUZ’

    SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, Meclis komisyonunda görüşülen torba yasaya ilişkin “Bizler günün 24 saati insanları iyileştirmek için sağlık  hizmeti sunarken, siyasi iktidarın söylemleri ve uyguladığı politikalar yüzünden şiddete maruz kalıyoruz. Ölüyoruz, öldürülüyoruz. Buna karşı bir yasa talep ettiğimizde dikkate alınmıyor” dedi.

    AKP hükümetinin, halkı “Sağlıkta şiddeti önleyeceğiz diyerek” kandırdığını belirten Kara, hazırlanan yasa tasarısında sağlıkta şiddeti önlemeye dönük herhangi bir madde bulunmadığını dile getirdi. Kara, “Bir dönemin faşistleri ‘Ya sev ya terket’ derken bugünün faşistleri de ‘Ya itaat et ya da açlıktan öl’ diyorlar” şeklinde konuştu.

    Kanun teklifini görüşmek için saat 12.00’da yapılacak komisyon toplantısı saat 15.00’a ertelendi. Bunun üzerine hekimler, TTB önünde oturma eylemine devame etti.

    Yapılan açıklama sonrası TTB ve SES yönetici ve üyeleriyle birlikte ihraç edilen doktorlar, bina önünde oturma eylemi başlattı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA