Etiket: iç işleri bakanlığı

  • ‘AKP döneminde İBB’de 106,5 milyon dolar buharlaştı!’

    ‘AKP döneminde İBB’de 106,5 milyon dolar buharlaştı!’

    PİRHA-İBB sözcüsü Murat Ongun AKP döneminde gerçekleştirilen bir yolsuzluğu daha açıkladı. Ongun yapılan 106,5 milyon dolarlık yolsuzluğa ilişkin; “İmar yolsuzluğu ile İBB kasasından 116 milyon 870 bin dolar çıkmış. Yeni İBB yönetimi tarafından bu dosya İçişleri Bakanlığı müfettişlerine teslim ediliyor. Bu kadar aleni, bu kadar çıplak bir dosyadır bu. Bakalım, bakanlığımız bu dosya için ne karar verecek?” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sözcüsü Murat Ongun, AKP döneminde belediyenin kasasında bulunan 106,5 milyon doların nereye gittiğinin belli olmadığını açıkladı.

    Sosyal medya hesabından açıklamalar yapan Murat Ongun, AKP döneminde yeni bir yapılan yolsuzluğu anlattı. Ongun, önce ki yönetimin başında olduğu AKP’li belediye yöneticileri tarafından alınan ve daha sonra İçişleri Bakanlığı tarafından el konulan bir arsanın soruşturma dosyasından edindiği bilgileri aktardı.

    “106,5 MİLYON DOLAR BUHARLAŞTI”

    Söz konusu yolsuzlukta 106,5 milyon doların ‘buharlaştırıldığını’ ifade eden Ongun, sosyal medya hesaplarından şu açıklamaları yaptı:

    “-Şimdi size İçişleri Bakanlığı tarafından el konulan, eski İBB yönetimi tarafından satın alınan bir arsanın soruşturma dosyasının detaylarını aktaracak ve 106,5 milyon doların nasıl buharlaştığını anlatacağım.

    -2011 yılında Fatih’te Vatan Caddesi’nde yeşil alan olan bir arsa özel bir şirket tarafından 25 milyon liraya satın alınıyor.

    -Daha sonra, yeşil alan olan bu arsa için İBB’den imar izni çıkarılıyor. Bu yöntemle, İstanbul’un göbeğindeki bu alan inanılmaz derecede değerleniyor.

    -İBB, 25 milyon liralık arsaya imar izni vererek değerini katlıyor ve arsayı 2017 yılında imarlı haliyle 430 milyon liraya o şirketten satın alıyor. Şirket 25 milyona aldığı arsayı İBB’ye 430 milyona satmış oluyor.

    -İBB 430 milyona aldığı arsayı ne yapıyor dersiniz? Tekrar imar değişikliği ile eski haline -yeşil alana- çeviriyor. Yani kendi malını değersizleştiriyor.

    -Ekrem İmamoğlu yönetimindeki yeni İBB yönetimimiz TSKB Gayrimenkul Değerleme Anonim Şirketi’ne değerleme raporu hazırlatıyor. Rapora göre arsanın bugünkü değeri: 10 milyon 381 bin dolar.

    -430 milyon liraya alındığı gün ise İBB kasasından 116 milyon 870 bin dolar çıkmış oluyor. Yani 106,5 milyon dolar buharlaştırılıyor.

    -Yeni İBB yönetimi tarafından bu dosya İçişleri Bakanlığı müfettişlerine teslim ediliyor. Bu kadar aleni, bu kadar çıplak bir dosyadır bu. Bakalım, bakanlığımız bu dosya için ne karar verecek?”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

     

  • Yeşilyurt’ta Vali yardımcısı, Nüfus müdürü ve 2 kamu görevlisi görevden alındı

    Yeşilyurt’ta Vali yardımcısı, Nüfus müdürü ve 2 kamu görevlisi görevden alındı

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı, Malatya’da AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile bir dernek arasındaki protokol kapsamında hizmet pasaportu verilerek yurt dışına giden bazı kişilerin geri dönmemesi ile ilgili soruşturma başlattığını açıklayarak ilgili vali yardımcısını, Nüfus ve Vatandaşlık İl Müdürü’nü ve 2 kamu görevlisini olayda sorumlulukları bulundukları tespit edilerek görevden alındıklarını belirtti.

    İçişleri Bakanlığı, Malatya’da Yeşilyurt Belediyesi tarafından Almanya’ya gönderilen 43 kişinin geri dönmemesi üzerine soruşturma başlatıldığını bildirdi.

    Bakanlık yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında ilgili Malatya Vali Yardımcısı ve 3 kişinin görevinden uzaklaştırıldığını, bugün itibarıyla benzeri biçimde belediye aracılığıyla yurt dışı çıkışları önlemek için bu kişilere hizmet pasaportu verilmesinin durdurulduğunu ifade etti.

    “SORUMLULUKLARI BULUNDUĞU DEĞERLENDİRİLDİ”

    Yeşilyurt Belediyesi ile bir dernek arasında düzenlenen protokol uyarınca ‘çevre duyarlılığını geliştirme’ konulu proje kapsamında, hizmet damgalı pasaport alarak yurt dışına giden bazı kişilerin yurda dönmediğine dair iddiaların, Malatya Valiliğince Bakanlığa intikal ettirildiği belirtilerek;

    “Bakanlığımızın 12 Mart 2021 tarihli onayı ile mülkiye müfettişi görevlendirilerek, soruşturma başlatılmıştır. Elde edilen bilgi ve bulgularda; Yeşilyurt Belediyesi görevlilerinin, işbirliği projeleriyle ilgili meclis kararı alınması, pasaport alacak kişilerin belirlenmesi, pasaport başvurularının alınması ve ilgili makamlara iletilmesi; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün, söz konusu belediyenin talebinin alınıp incelemesi ve Nüfus Müdürlüğüne iletilmesi; Nüfus Müdürlüğünün hizmet pasaportlarının hazırlanmasında; vali yardımcısının ise vali uhdesinde olan onay işlemini kendisinin gerçekleştirmesi sebebiyle sorumluluklarının bulunduğu değerlendirilmiştir.

    Bu sorumluluklar çerçevesinde başlatılan soruşturma tüm yönleriyle devam etmektedir. Soruşturmada bu aşamada sorumlulukları bulunduğu değerlendirilen ilgili Vali Yardımcısı ile Nüfus ve Vatandaşlık İl Müdürü, Bakanlığımızca; 2 kamu görevlisi de valiliklerince olmak üzere 4 personel görevden uzaklaştırılmıştır.” denildi.

    İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Soruşturma sonucunda; İçişleri Bakanı tarafından Belediye Başkanı ve diğer belediye görevlileri hakkında, İl Valisi tarafından da Vali Yardımcısı ve diğer kamu görevlileri hakkında 4483 sayılı Kanun uyarınca karar verilecektir. Ayrıca devlet memuru olan görevliler hakkında disiplin yönünden de işlem tesis edilmektedir.” bilgilendirmesi yapıldı.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • İçişleri Bakanlığı, Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma başlattı

    İçişleri Bakanlığı, Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma başlattı

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı, Fazilet durağına aynı anda 47 yolcunun bindiği iddialarıyla ilgili yürütülen savcılık soruşturmasında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi.

    İçişleri Bakanlığı, pandeminin ilk döneminde Kağıthane- Kabataş hattındaki Fazilet durağına aynı anda 47 yolcunun bindiği iddialarıyla ilgili yürütülen savcılık soruşturmasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Birinci Hukuk Müşaviri Eren Sönmez, Hukuk Müşaviri Özge Vural Öztürk ve Başkan Danışmanı Murat Ongun hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi. Savcılık tarafından İBB’ye gönderilen yazıda, “Tarafınızdan gönderilen excel formatındaki kayıtlara göre 9. durak olarak gözüken Fazilet durağında 71 yolcunun bindiğinin yazılı olduğu, kamera kayıtlarına göre hat boyunca hiçbir durakta bir seferde 71 yolcunun bindiğine ilişkin herhangi bir veri olmadığı anlaşılmıştır “ denildi.

    DHA’da yer alan habere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosu’nun yürüttüğü soruşturmada, İBB Hukuk Müşavirliği’nin dosyaya gönderdiği ilk belgelerin gelişi güzel hazırlandığı, otobüs içi görüntülerle gönderilen bilgiler arasında çelişkiler olduğu belirlenmişti. Savcılığın bu tespiti üzerine, İBB Hukuk Müşavirliği’ne müzekkere gönderdiği ve doğru bilgilerin gönderilmemesi halinde görevliler hakkında “resen soruşturma” yapılacağı ihtarında bulunulmuştu. İçişleri Bakanlığı sorumluluğu olduğu belirlenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Birinci Hukuk Müşaviri Eren Sönmez, Hukuk Müşaviri Özge Vural Öztürk ve Başkan Danışmanı Murat Ongun hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi.

    “BİLGİLERLE UYUŞMUYOR”

    Savcılık soruşturma sırasında İBB’den gönderilen belgelerin yanlış bilgiler içerdiğini tespit etmiş ve bu durumla ilgili yazılı olarak da uyarıda bulunmuştu. Savcılık yazısında “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’ndan gerekli bilgi ve görüntüler talep edilmiş, görevli emniyet mensupları tarafından da defalarca gidilip evrakın akıbeti sözlü olarak sorulduğu halde, yazılarınız ile bildirilen bilgilerin yeterince açıklayıcı ve detaylı olmadığı, istenilen yanıtları karşılamadığı, gelişi güzel şekilde hazırlandığı, araç içi görüntü kayıtları ile gönderdiğiniz bilgiler arasında çelişki bulunduğu tespit edilmiştir. Tarafınızdan gönderilen excel formatındaki kayıtlara göre 9. durak olarak gözüken Fazilet durağında 71 yolcunun bindiğinin yazılı olduğu, kamera kayıtlarına göre hat boyunca hiçbir durakta bir seferde 71 yolcunun bindiğine ilişkin herhangi bir veri olmadığı anlaşılmıştır “ denildi.

    İBB Hukuk Müşavirliği’nden gönderilen yeni belgelerde bu durakta hiç yolcunun binmediği bildirildi. İçişleri Bakanlığı ayrıca İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun hakkında, Beylikdüzü Belediyesi eski AKP Grup Başkanvekili Mücahit Birinci’ye yönelik sözleri nedeniyle soruşturma izni verilmesine de karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Toplu taşımada yüzde 50 yolcu taşıma sınırlaması kaldırıldı

    Toplu taşımada yüzde 50 yolcu taşıma sınırlaması kaldırıldı

    İçişleri Bakanlığı, toplu taşıma ve şehirlerarası yolcu taşımacılığındaki kapasitenin yarısı kadar yolcu taşıma sınırlamasını kaldırdı. Bakanlık, 81 il valiliği ile Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na konu hakkında yeni bir genelge gönderdi.

    ‘Şehiriçi ve Şehirlerarası Yolcu Taşımacılığı’ konulu genelgeye göre şehir içi çalışan toplu taşıma araçlarında ve personel servislerinde araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin yüzde 50’si oranında yolcu kabul edileceği yönündeki talimatın yürürlükten kaldırılmasına karar verildi.

    İçişleri Bakanlığı genelgesinde, toplu taşımadaki oturma düzeni için yüzde 50 kapasite kullanımı zorunluluğu kaldırılırken araçların cinsine ve yoğunluğuna göre ayakta ne kadar yolcu alacaklarına ilişkin karar il ve ilçe hıfzıssıhha kurullarına bırakıldı.
    İçişleri Bakanlığı genelgesinde, konu hakkında şu ifadeler yer aldı:

    a) İlgi (a) Genelgemiz ile tüm şehir içi çalışan toplu taşıma araçlarında ve personel servislerinde araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin %50’si oranında yolcu kabul edileceği yönündeki talimatımızın yürürlükten kaldırılması,

    b) Şehiriçi ve şehirlerarası yolcu taşımacılığında uygulamanın Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından hazırlanan ekte gönderilen rehberler doğrultusunda gerçekleştirilmesi,

    c) Ek­1’deki Kent İçi Ulaşım Araçları (Minibüsler, Dolmuşlar, Halk Otobüsleri, Belediye Otobüsleri ve Diğerleri) ile İlgili Alınması Gereken Önlemlerin “14.2­Yolcular İçin Alınması Gereken Önlemler” başlıklı kısmının 4 üncü fıkrasının “Araçlara koltuk sayısı kadar müşteri alınabilir, ayakta yolcu alınmamalıdır. Karşılıklı dörtlü koltukların iki koltuğu kullanılmalı, yüz yüze gelinmeyecek şekilde çapraz olarak oturulmalıdır. Farklı özelliği veya niteliği olan diğer araçlarda oturma kuralları ve sosyal mesafeye göre düzenleme yapılmalıdır.” hükmünün uygulanması kapsamında madde metnindeki “Farklı özelliği veya niteliği olan diğer araçlarda oturma kuralları ve sosyal mesafeye göre düzenleme yapılmalıdır.” istisnasına ilişkin uygulamanın ise il/ilçelerdeki toplu taşıma hatlarının niteliği (metro, metrobüs, tramvay vb.), toplu taşıma için kullanılan araçlarının niteliği (ayakta ve oturarak yolcu taşıma kapasiteleri), ayakta yolcu taşımaya uygun araçların toplam taşımadaki oranı ve benzeri hususlar göz önünde bulundurularak ayakta yolcu taşınıp taşınamayacağı, ayakta yolcu taşıma ağırlıklı toplu taşıma araçlarında (metro, metrobüs, körüklü otobüs vb.) güvenli mesafe kurallarına uymak koşulu hangi oranda/sayıda ayakta yolcu alınabileceğinin İl ve İlçe Hıfzıssıhha Kurullarınca alınacak kararlar ve konulacak kurallar doğrultusunda belirlenmesi…

    Bakanlığın genelgesinin tamamı şöyle:

  • 65 yaş ve üstü yurttaşların sokağa çıkmasına sınırlama getirildi

    65 yaş ve üstü yurttaşların sokağa çıkmasına sınırlama getirildi

    PİRHA- İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamayla, 65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlığı olan kişilerin evlerinden dışarı çıkmalarına sınırlama getirildiğini duyurdu.

    İçişleri Bakanlığı’nın Twitter hesabından yapılan açıklamada, “21 Mart Cumartesi saat 24.00 itibariyle 65 yaş ve üstü, ayrıca kronik rahatsızlığı olan vatandaşlarımızın ikametlerinden dışarı çıkmaları, park, bahçe gibi açık alanlarda dolaşmaları sınırlandırıldı” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Koronavirüs paylaşımlarından 64 kişi gözaltına alındı

    Koronavirüs paylaşımlarından 64 kişi gözaltına alındı

    PİRHA- İçişleri Bakanlığı, sosyal medya üzerinden koronavirüs hakkında  asılsız paylaşımlar yapıldığı gerekçesiyle 242 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini ve bunlardan 64’ünün gözaltına alındığını açıkladı.

    Bakanlığın Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Sosyal medyada asılsız ve provokatif koronavirüs paylaşımları yapan 242 şüpheli tespit edildi, 64’ü gözaltına alındı. Diğer tespitlerle ilgili gözaltına alma işlemleri devam etmektedir” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İçişleri Bakanlığı, Kılıçdaroğlu’nu ve CHP’yi suçlu buldu

    İçişleri Bakanlığı, Kılıçdaroğlu’nu ve CHP’yi suçlu buldu

    İçişleri Bakanlığı’nın, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun asker cenazesinde saldırı ve linç girişimine uğramasına ilişkin yayımladığı raporda, ”CHP raporundaki açıklamalar suç niteliğinde” denildi.  

    Çubuk Raporundaki İddialara İlişkin Gerçekler” başlıklı raporda, yaşananlar anlatılırken “saldırı” ifadesi yerine “protesto olayları” denildi. Yaşananlardan tamamen CHP lideri ve korumaları suçlanırken, olayın önceden “planlanan provokasyon” olmadığı savunuldu.

    İçişleri Bakanlığı tarafında hazırlanan 55 sayfalık raporda, saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında “olaylara karıştığı değerlendirilen 90 şahıs hakkında inceleme yapıldığı, 11 kişinin kimlik tespit çalışmalarına devam edildiği belirtildi. Raporda, “Toplam 101 şahısla ilgili adli soruşturma halen devam etmektedir” denildi.

    CHP’nin raporunda saldırıya müdahale edilirken biber gazı kullanılmamasının eleştirilmesine karşılık, İçişleri Bakanlığı, “Biber gazı, açık alanda hava hareketiyle birlikte arzu edilmeyen alanlara da yayılan bir maddedir. Şehit cenaze töreni yapılmakta olan bir mahallede topluluğun dağıtılması için biber gazı kullanılması uygun görülmemiştir. Muhtemelen Kemal Kılıçdaroğlu da böyle bir uygulamaya arzu etmeyecektir” değerlendirmesini yaptı. Çubuk İlçe Jandarma Komutanının olaylardan önce planlandığı üzere, şark görevine tayin edildiği öne sürülen raporda, “CHP, bu komutanı şikayet etmiş olup, hakkında halen adli tahkikat yürütülmektedir. CHP’nin, bu personelin tayinini gündeme getirerek neyi amaçladığı anlaşılamamaktadır” ifadesi kullanıldı.

    RAPORDAKİ TESPİTLER

    Raporun sonuç kısmında, şu iddialarda bulunuldu:

    Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP heyeti, Akkuzulu’daki şehit cenaze törenine katılma kararı verirken “kimseye haber verilmeksizin son anda törene katılmışlardır. Mülki makamlar ile bölgenin güvenliğinden sorumlu jandarma komutanlıkları önceden haberdar olmadıklarından bu katılım için zamanında risk değerlendirmesi ve buna uygun kuvvet planlaması yapamamışlardır.

    Olayla ilgili çalışmalar yapılmış, olayda önceden planlanan provokasyon olduğu yönündeki iddialara dayanak teşkil edecek hiçbir emare bulunmamaktadır.

    Tasvip edilmesi mümkün olmayan üzücü olayın engellenmesi adına tüm kurumlar ve kamu görevlileri ellerinden gelen tüm imkan ve çabayı kullanmış olmalarına rağmen, yaşanan olaylar çarpıtılarak yeni bir senaryo yaratılarak çok sayıda vatandaş ve kamu görevlisi suç örgütü mensubu gibi gösterilmeye çalışılmıştır.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yaralı: Sivas’ı, Maraş’ı unuttuk. Bizim derdimiz de unutulmasın-VİDEO

    Yaralı: Sivas’ı, Maraş’ı unuttuk. Bizim derdimiz de unutulmasın-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamında davalı taraf olan İçişleri Bakanlığının kendi avukat vekâlet ücretlerini mağdurlardan tahsil etme girişimine tepkiler büyüyor. Bombalı saldırı sonucu yüzde 94 engelli olan Gökhan Yaralı, “Karşımızda bir tür vicdansızlar ordusu bulunuyor. Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum’u unuttuk. 10 Ekim de unutulmasın” diyerek katliamın 4. yılında yapılacak anmaya dikkat çekti.

    HABERİN VİDEOSU

    10 Ekim Ankara Gar Katliamının mağdurları, davalı taraf olan İçişleri Bakanlığının kendi avukatlık ücretlerinin ailelerden talep etmesine tepki gösterdi.

    IŞİD saldırısı sebebiyle vücudunun birçok yerinde kalıcı hasar oluşan Gökhan Yaralı, İçişleri Bakanlığının talebini “vicdansızlık” olarak yorumlarken “Katliamdan sonra 90 gün hastanede yattım. Bir bacağımı kaybettim ve yüzde 94 engel oranına sahip oldum. Kulağımda, dolaşım sistemimde çeşitli hasarlar oluştu. Bununla birlikte birçok arkadaşımı da kaybettim” dedi.

    “PARA TALEBİ NE VİCDANİ NE DE AHLAKİ”

    Gökhan Yaralı, mağdur olan taraf iken söz konusu bakanlığın para talebini öğrendiğinde “Hiç vicdani bulmadım” diyerek şunları aktardı:

    “Kanayan bir yaramız var. Bunun üzerine ‘tuz ekmek’ tabiri gibi cuk oturdu. Bu olayı kafamda çok düşündüm ve bizden talep edileni iki yere konumlandırdım. Bir; bunu istemek ne ahlaki ne de vicdani geldi bana. 7- 8 yaşındaki çocuklardan, eşini kaybetmiş kişilerden, kolu-bacağı kopmuşlardan ‘şu kadarlık bir dava açtım. Bu kadarını kazandın. Kaybettiğin kısmın avukatlık ve mahkeme masraflarını talep ediyorum’ demek bana hiç vicdani gelmedi. Olayın hukuksal boyutuna da baktığımda, evet bu olayı vicdansız bir şekilde düşünebilirsin ama mahsup edersin. Evet ben sana şu kadar para ödemekle yükümlü oldum ondan düşersin. Kişiye parasını verirsin, tedavisini yapsın, çocuğunun okulunu ödesin vesaire… Ama bunu da yapmadı. Hem ‘senin paranı ödemiyorum’ diyor. ‘Bütçede yer yok’ diyor. Hem de işin kendisine gelen kısmında ‘paramı da alırım’ diyor. Bu bana ne insanı geldi ne vicdani. Hukuki bir yere de oturtamadım.”

    “KARŞIMIZDAKİ VİCDANSIZLAR ORDUSU”

    Mağdurlar olarak 4 yıllık süreçte hiçbir kazanımlarının olmadığına vurgu yapan Yaralı, dava sürecinin devam ettiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Davam sürüyor. İstenen bu avukatlık ücretini duyurabildiğimiz kadar insanlara duyurmak istiyoruz. Çünkü bu bir vicdan olayı. Düşünebiliyor musunuz, 4 yaşındayken babanızı kaybetmişsiniz, devlet sizden ‘bana şu kadar borçlusun’ diyor. O çocuğun yerine kendinizi koyabiliyor musunuz? Eşinizi kaybetmişsiniz, kolunuzu, bacağınızı kaybetmişsiniz… Birçok tedavi masraflarını cebinizden karşılamışsınız ve karşınızda bir vicdansızlar ordusu.”

    “BİZİM DERDİMİZ UNUTULMASIN”

    Katliamın dördüncü yılında yapılacak kitlesel anma törenine de değinen Gökhan Yaralı, saldırının yaşandığı yerde henüz bir anıt olmamasını ise şu sözlerle eleştirdi:

    “Önce şunun altını bir çizelim; bu Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı. Belki de Avrupa’nın en büyük katliamlarından… Cumhurbaşkanlığı Sarayına 3 kilometre, Anıtkabir’e 700 metre mesafede yaşandı. İnsanların çanta ile giremediği yere iki kişi 100 kilo patlayıcı sokup bizleri öldürdüler. Yaklaşık 700 insan fiziki zarar gördü, 100’ün üzerinde insan katledildi. Bugün orada bir anıt var mı? Bu ülkenin yönetenleri, oradan geçerken bir anıt olmamasından dolayı rahatsız olmuyorlar mı? O insanları seversin ya da sevmezsin. Ölenler arasında öğrenciler, işçiler, memurlar, avukat, doktor bu ülkeye emek veren insanlar vardı. Barış, emek, demokrasi adına gelen insanların katledildiği bir alan orası. Sembolik konan bir anıt sürekli saldırıya uğruyor ve yönetenler bu işe sessiz kalıyorlar. Biz, ‘cebinizden para çıkmasın. İzin verin bizler yapalım’ dedik. ‘Elimizi o taşın altına da sokalım’ dedik. Fakat bu ülkede her şey unutuluyor. Sivas’ı unuttuk. Maraş’ı, 1977 1 Mayıs’ını unuttuk ve bugün de 10 Ekim’i unutuyoruz. Bizim derdimiz unutulmasın. Şu çok vicdani değil mi; evet anıt yok. Anma yapacağız ama dönemin başbakanı çıkıp ‘2015 Haziran ile Kasım arasında olanları anlatırsam kimileri insan yüzüne çıkamaz’ diyor. Bu araştırılması gereken bir konu değil mi? Bunu söyleyen devletin 2 numaralı insanı. Hatta yürütmenin başı. Bedenini orada bırakan bir insan olarak merak ediyorum, ne oldu 2015 Haziran ile Kasım arasında? O süreç arasında onlarca patlama oldu ve Davutoğlu bu konuyu ‘terör’ meselesi konuşulurken dile getiriyor. Bir sürü katliam oldu. Her şeyden önce bundan sonraki katliamların önüne geçmek için bunların aydınlatılması gerekir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA