Etiket: içerenköy cemevi

  • PSAKD Kadıköy Şubesi’nin düzenleyeceği ‘Halk Seminerleri’ başlıyor

    PSAKD Kadıköy Şubesi’nin düzenleyeceği ‘Halk Seminerleri’ başlıyor

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde 16 Aralık 2023-24 Şubat 2024 tarihleri arasında ‘Halk Seminerleri’ yapılacak. 

    Eleştirel sosyal bilimler geleneğinden gelen akademisyenlerin vereceği seminer dizisi, Prof. Dr. Çiğdem Boz’un koordinatörlüğünde 16 Aralık 2023 tarihinde başlayacak. 24 Şubat 2024 tarihine kadar devam edecek olan seminer her hafta Cumartesi günü sabah ve öğleden sonra olmak üzere yapılacak. Halk seminerlerinde tarih, siyaset, ekonomi, edebiyat, ekoloji ve müzik konularına yer verilecek.

    Sabri Meral

  • Ayvadaş: Cemevinde hem Alevi hem de kadın kimliğimle var olmaya çalışıyorum – VİDEO

    Ayvadaş: Cemevinde hem Alevi hem de kadın kimliğimle var olmaya çalışıyorum – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Şengül Şimşek Ayvadaş, Alevi kadınların kurumlarda kendilerini geri planda tuttuğunu belirterek, “Toplum içerisinde var olmak mı, yoksa toplum içerisinde söz sahibi olmak mı? Biz Alevi kadınları bunu hala çözemedik” dedi. Ayvadaş, cemevlerinin her köşesinde var olmaya çalıştıklarını kaydetti. 

    Alevi kadınların Alevi kurumlarında yer almaları, yönetimde bulunmaları önemli bir mesele. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Şengül Şimşek Ayvadaş, cemevinde Alevi kadınların durumunu PİRHA’ya anlattı.

    Ayvadaş, Alevi kadınların cemevlerine türkü söylemeye, semah dönmeye geldiklerini, konserli bir şey yaptıkları zaman bileşkelerinin çok olduğunu ancak konunun eğitime ya da bir panele geldiği zaman salonun, panelin yarısında boşalmaya başladığını söyledi.

    “CEMEVLERİMİZİN HER KÖŞESİNDE VAR OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde yaklaşık 3 yıldır görev yaptığını söyleyen Ayvadaş, “Bizim görev tanımımız yok. Hepimiz eşit bir şekilde düzgün bir çalışma sergiliyoruz. Cemevlerimizin her köşesinde var olmaya çalışıyoruz. Bu varoluşun içerisinde hem Alevi kimliğim, hem de kadın kimliğimle var olmaya çalışıyorum”dedi.

    Kadın kimliğine neden vurgu yapmak istediğini söyleyen Ayvadaş, “Toplum içerisinde ikinci, hatta üçüncü sırada yer alırken, konuşurken bile konuşma üslubumuzda ikinci üçüncü perdede yumuşak konuşmaları seçerken, burada biraz daha farklı bir konumdayız. Söz sahibiyiz. Fikirlerimiz soruluyor ve cevaplarımız dikkate alınıyor.”

    “KADIN SADECE EVDE DOMİNANT, EVDE SÖZ SAHİBİ”

    Kadınların hep bir hizmet etme, arkayı toplama derdinde olduklarını da ifade eden Ayvadaş, şöyle konuştu:

    “Alevi kadınlardan toplum içerisinde yer alanları var ama çok fazla geri planda kalanları da var. Çünkü biz ataerkil bir toplumdayız, erkek egemenliğindeyiz. Kadın sadece evde dominant. Evde söz sahibi bunun dışında çok fazla alanlarda söz sahibi değil. Mesela kurumumuza gelen kadın canlarımız kendini ifade etmekte çok zorlanıyorlar. Amaçları  sadece buraya gelirken dini açıdan ceme gelmek ya da toplu bir yemek organizasyonunda bize yardım etmek. Ne kadar da farklı bir çalışma içerisine gelsek de yaradılışımız itibariyle hep bir hizmet etme, arkayı toplama derdindeyiz.”

    “KENDİNİ EVE HAPSETMİŞ, DIŞ ÇEVREYLE KENDİNİ SOYUTLAMIŞ BİR ALEVİ KADIN KİTLESİ VAR”

    Kurum içerisinde kendini yetiştirmiş eğitimli kadınların var olduğunu söyleyen Ayvadaş, aynı zamanda kendini eve hapsetmiş, dış çevreyle kendini tamamen soyutlamış bir Alevi kadın kitlesinin de olduğuna dikkat çekti. Ayvadaş, aynı zamanda cemevine gelen kadınların genelde konser, türkü gibi etkinliklerde yer alıp panel, eğitim gibi etkinliklerde yer almamalarına vurgu yaparak şunları ifade etti:

    “Biz bu kitleye ulaşmaya çalışıyoruz. Buraya çağırmaya, burada bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Belirli bir yerden sonra tıkanıyoruz. Mesela eğitim çalışmaları yapmaya çalışıyoruz, kitap okumaya çalışıyoruz. Okuma yazmayı kavrayamamış okuduğunu anlamayan bir toplum içerisinde birdenbire çok büyük şeyler yapamıyoruz. O yüzden daha basit, daha doğal, anlaşılabilir dilde bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ama bunun sürekliliği maalesef olmuyor, üçüncü haftadan sonra dağılmaya başlıyor. Ortak bileşkelerimizde türkü söylemeyi seviyoruz. Türkü söylemeye, semaha geliyorlar. Konserli bir şey yaptığımız zaman bileşkemiz çok, ama eğitime ya da bir panele olduğu zaman maalesef salon, panelin yarısında boşalmaya başlıyor. Çünkü ‘eve gitmem lazım, çocuğun yanına gitmem lazım, yemeğim yok’ gibi mazeretler ortaya çıkıyor.”

    “ALEVİ KADINLAR TOPLUM İÇERİSİNDE ‘BEN BURADAYIM’ DİYEMİYOR”

    Alevi kadınların ekonomik özgürlüklerini çok iyi kazanamadıklarını de belirten Ayvadaş, “Yani toplum içerisinde ‘ben buradayım’ diyemiyorlar. Bizim ilk önce bunu aşmamız lazım. Her yerde olmamız lazım, kadınlar olarak her yerde olmamız lazım”dedi.

    Ayvadaş, Alevi kadınların kazanılabilmesi, cemevlerine gelip gitmesi, Alevi örgütlülüğüne katılabilmesi için düşündükleri projeyi ise şöyle anlattı:

    “Alevi kadınlarına yapılabilecek en güzel şeylerden biri istihdam sağlayabileceğimiz alanlarda onları cemevlerinde, kendi ekmeklerini kendi harçlıklarını çıkartabilecek bir duruma getirmemiz lazım. Biz mesela böyle bir proje düşünüyoruz. Burada mantı kapatmak istiyoruz. Çünkü ne kadar da eğitimli görünseler de eğitimle alakalı bir şeye geldiği zaman vazgeçiyorlar ama olay hanımlığa, el işine geldiği zaman o noktada varlar.”

    “ALEVİ KADINLAR KONUŞMAYA GELİNCE KENDİLERİNİ GERİ ÇEKİYOR”

    PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Şengül Şimşek Ayvadaş, “Yönetici konumundayken burada birçok şey daha rahat ilerliyor. Söz sahibi olabiliyoruz. Biz burada çok güvendeyiz. Çünkü ben burada türkü söylerken, semah dönerken, folklor oynarken hiç kimsenin beni sorgulamayacağını biliyorum. O yüzden biz burada kendimizce mutlu ütopik bir ortam kurmuşuz. Ama toplum içerisinde bu güveni göremediğimizde kendimizi geri çekiyoruz. Kendisini ön plana çıkartabilen çok fazla arkadaş yok. Biz burada yönetimde 5 kadınız. Herkesin belirli bir potansiyeli var. Herkes farklı görevler yapmak istiyor. Ama konuşmaya geldiğinde kendilerini geri çekiyorlar. Toplum içerisinde var olmak mı yoksa toplum içerisinde söz sahibi olmak mı? Biz Alevi kadınlar bunu hala çözemedik. Eğer bunu çözersek bence daha başarılı olacağız” diye konuştu.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • İçerenköy Cemevi’nde aşure lokmaları paylaştırıldı- VİDEO

    İçerenköy Cemevi’nde aşure lokmaları paylaştırıldı- VİDEO

    PİRHA-PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi tarafından Muharrem (Yas-ı Kerbela) Orucu’nun bitmesinin ardından aşure lokmaları paylaştırıldı.

    video eklenecek.

    Alevi toplumu ve kurumları Muharrem (Yas-ı Kerbela) Orucu’nun ardından aşure kazanlarını kurmaya devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde Muharrem (Yas-ı Kerbela) Orucu’nun bitmesinin ardından aşure lokmaları yurttaşlarla paylaştırıldı. Lokma gülbengini Pir Erzade Yıldız Dede okudu. Lokma paylaşımına Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu da katılım sağladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mahkemeden PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi lehine karar

    Mahkemeden PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi lehine karar

    PİRHA- 2014 yılından itibaren faturaları ödemeyen ve bu konuda mahkemelik olan PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi, mahkemeyi kazandı.

    Cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarına karşı Alevi kurumları ‘elektrik faturalarını ödemeyeceğiz’ şeklinde açıklama yapmıştı.

    2014 yılından itibaren faturaları ödemeyen ve bu konuda mahkemelik olan PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi ile ilgili, elektrik şirketi tarafından o dönem icra işlemi başlatıldı. Cemevi de buna karşı dava açtı.

    İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi ise 02.02.2021 tarihinde görülen celsede bilirkişiden ek rapor alınmasına hükmetti. Elektrik mühendisi tarafından mahkemeye sunulmak üzere hazırlanan bilirkişi raporunda, “15.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadıköy Cemevi’nin, bütün hizmet birimleri ile birlikte, ücretsiz olarak Alevi inancına hizmet eden, entegre bir kompleks olduğu, bünyesinde hiçbir şekilde ve hiçbir saha da ticari bir faaliyet yürütülmediği, cemevi kompleksinin bütünü ile halkın ücretsiz olarak faydalandığı bir inanç ve kültür merkezi olduğu” bildirildi.

    Bugün görülen duruşmada PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi lehine karar çıktı. Mahkeme heyeti, Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne ait hizmet birimlerinin enerji giderlerinin ilgili mevzuata göre, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden karşılanan bu tarife grubunun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • PSAKD İçerenköy Cemevi, 14. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirdi

    PSAKD İçerenköy Cemevi, 14. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirdi

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İçerenköy Cemevi, 14. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirdi. Tek listeyle gidilen seçimde İbrahim Karakaya yeniden başkan seçildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İçerenköy Cemevi, 14. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirdi. Tek listeyle gidilen seçimde İbrahim Karakaya yeniden başkan seçildi.

    “TALEPLERİMİZ YOK SAYILDI”

    AKP’nin çok tehlikeli bir Alevi politikasıyla karşı karşıya olduklarını söyleyen Karakaya, “Bir yılı aşkın süredir İçişleri Bakanlığı hiç görevi olmamasına rağmen İçişleri Bakanı, Kültür Bakanlığı üzerinden, danışmanlar üzerinden tek tek cemevlerini gezip çalışma yürütüyor. Kurumlarımızı devre dışı bırakarak kendilerine yandaş kurumlar bularak onlar üzerinden çalışmalar yaparak biz Alevilerin sorunlarını çözüyoruz demeye çalışıyorlar. Cemevlerinin ibadethanemiz olduğunu, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Alevi köylerine cami yapılmaması ve asimilasyon politikaları ve ayrımcılığa uğradığımız konuların çözülmesi gerektiğini belirttiğimiz taleplerimiz yok sayıldı” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Diyanet’ten dede talep etmek Aleviliğe en büyük hakaret ve darbedir’-VİDEO

    ‘Diyanet’ten dede talep etmek Aleviliğe en büyük hakaret ve darbedir’-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ni ziyaretinden sonra Diyanet’ten dede ve Kur’an talep edilmesini değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi İnançtan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Ç., bunun Aleviliğe yapılacak en büyük hakaret ve en büyük darbe olduğunu söyledi.

    Geçtiğimiz ay Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmişti. Cemevinde yapılan görüşmelerde Erbaş’tan Kur’an-ı Kerim istenmesi ile imam hatip ve ilahiyat mezunu iki dedenin cemevine atanmasının talep edilmesi Alevi kamuoyunda ciddi tepkilere yol açmıştı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi İnançtan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Ç. tepkilerini dile getirdi.

    “BUGÜN İNANÇ YOK EDİLİYOR”

    Yüzyıllardır katledilerek, yok edilerek ve asimilasyona maruz bırakılarak bugünlere gelmeye çalışan Alevilerin yeryüzünde asimilasyon kelimesini en çok kullanan toplum olduğunu vurgulayan Rıza Ç., yıllardır süren katliamlara ve asimilasyon politikalarına rağmen Alevi inancının yok edilemediğini ancak günümüzde inancın yok edilmekte olduğunu kaydetti. Alevilerin hem dış asimilasyona hem de iç asimilasyona maruz kaldıklarına işaret eden Rıza Ç., iç asimilasyonun önemine ve boyutuna şu sözlerle dikkat çekti:

    “Asimilasyonu biraz da kendimiz yaratıyoruz yani bu yönüyle değerlendirmek gerekiyor. Ağacın kurdu içindedir misali. Biz kendi içimizdeki değerleri görmeyip kendi içimizdeki değerleri yok sayıp dışarıda başka mecralarda başka bahçelerde kendimizi arayarak yolumuzu bulamayız. Komşu inançların, baskın inançların, dışarıdan getirtilen, bizlere dayatılan o yoz kültürün etkisiyle sanki doğrusu oymuş gibi bir hareketle bir bilinçle ya da bilinçsizlikle desek daha doğru olur, onunla hareket ediyoruz. Bunu reddetmek gerekiyor bir kere. Kendi güzelliklerimizi görerek yani ‘Aşığın sözü Kur-an’ın özü’ demişiz biz gidip Kur’an istiyoruz. Telli Kur’an demişiz bağlamamıza, bundan daha güzel bir değer yokken biz Arapça dua istiyoruz, gülbang istiyoruz. Kendi pirlerimizi, ozanlarımızı, analarımızı takip etsek bizler zaten çerağımızı uyandırırız. Ama biz kendi çerağımızı kendi elimizle söndürüyoruz. Bu çok acınası bir durum.”

    “YOLA YAPILACAK EN BÜYÜK HAKARETTİR”

    Kurumlara yapılan ziyaretlerin anlaşılabilir olduğunu ancak gelen ziyaretçilerin ne maksatla geldiklerine dikkat çeken Rıza Ç., sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Birilerinin gelip bir kurumu ziyaret etmesi kabul edilebilir, yani engel olamayız. Gelen mihmandır diyoruz, mihman da Ali’dir Alevi yolunda. Ama bu mihman hangi mihman? Bizi kesen mihman mı, yüzyıllardır üzerimizde demoles’in kılıcı gibi sallanan o kılıcın temsilcileri geldiğinde biz onlara da mihman mı diyeceğiz, Ali mi diyeceğiz, Hızır mı diyeceğiz? Bu yola yapılacak en büyük hakarettir kabul edilemez. Hele ki kendi içimizde değerler yaratabiliyorken böyle bir öz gücümüz varken neden biz onlardan temsilci istiyoruz? Bu kabul edilebilir bir şey değil.”

     ALEVİLİĞE DARBE

    Ocaklar diyarı olan Dersim’in her şeyiyle kutsal bir bölge olduğunu hatırlatan Rıza Ç., Dersim’de kendi değerlerini görmeyen, kendinden uzaklaşan, kendini hor gören; tarihini, inancını, kültürel, sosyolojik ve tarihsel değerlerini hakir gören bir kitle olduğunu belirtti. Aleviliğin bütün olarak görüldüğü sürece tanınabileceğini ifade eden Rıza Ç., şunları belirtti:

    “Biz Aleviliği bir bütün olarak bütüncül yönleriyle gördüğümüz sürece ancak var olabiliriz, öz gücümüzü kazanabiliriz ve tanınabiliriz. Nedir bu bütüncül yönleriyle tanınmak; inanç yönüyle, sosyolojik yönüyle, tarihsel yönüyle, siyasi yönüyle. Yani neden İmam Hüseyin boyun eğmedi. 6 aylık çocuğunu, 5 yaşındaki çocuğunu feda etti. O bozuk düzende sağlam kalabilmek ve gelecek nesillere hakkın ve hakikatin temsilciliği, mazlumun ve masumun yanında yer alma şiarını aktarabilmek için. Biz orada örneklersek kendimizi bizim canımız daha mı kıymetli onun 6 aylık çocuğundan. Ama biz bugün bırakın canımızı, çıkarımızı düşünüyoruz, cebimizi düşünüyoruz, imam talep ediyoruz. Kime şirin görünüyoruz? Şirin görünme gibi bir kaygımız olmamalı. Bizim ocaklarımız yanmış, çerağlarımız uyanmış Anadolu’da. Ta Edirne’den Kars’a, Toroslardan Hubyar Sultan’a, Horasan’dan Balkanlar’a geniş bir coğrafyada ocaklar yetiştirilmiş. 80 bin evliyanın Pirim Hacı Bektaş Veli’nin uyandırdığı bu ocaklarla irşad olmuş. Avrupa’da kadınlar yakılırken, o dönemlerde Arap çöllerinde kız çocukları toprağa gömülürken kız olduğu için biz Anadolu’da ‘Kadınlarınızı okutunuz’, ‘Kadın eşim değil eşitim’ diyen pirlerle var olduk. Ama günümüzde kadını hor gören, ‘9 yaşındaki çocukla evlenilebilir’ diyen, annesinin dizinden tahrik olan bir gelenekten biz imam talep ediyoruz. Bu Aleviliğe yapılacak en büyük hakaret en büyük darbedir.”

    “HERKESİN ALEVİ TOPLUMU ÜZERİNDE HESABI VAR”

    Kendinden menkul bir Alevilik yaratılmaya çalışıldığını vurgulayan Rıza Ç., Dersim’deki durumu şöyle yorumladı:

    “Herkesin Alevilik üzerinde Alevi toplumu üzerinde bir hesabı var. Muhtemelen Alevi olduğunu iddia eden o kişiler ya da yöneticiler, o kurumdaki temsilciler de kendi inancından uzak bir şey yaratmaya çalışıyorlar.”

    “YOL ÇIKARLARDAN ULUDUR”

    Alevilikte tek tiplik olmadığını söyleyen Rıza Ç., “Dersim’de bir Alevilik görürsünüz, Hubyar’da bir Alevilik görürsünüz, Toroslarda bir Alevilik görürsünüz ama ‘Yol bir sürek bin bir’ deriz. Esas olan budur ve daha da önemlisi ‘Yol cümleden uludur’ deriz. Yol bizim çıkarlarımızdan da uludur, canımızdan da uludur, kariyerist kaygılarımızdan da uludur” dedi.

    “DEVLETÇİ BİR ALEVİLİĞE TESLİM OLUNMAMALI”

    Devletçi bir Aleviliğe teslim olunmaması gerektiğinin altını çizen Rıza Ç., sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bugün öyle şeylere denk geliyoruz ki ‘Ordumuzun kılıcı keskin olsun’ diye dualar veren cemevlerinde hocalar, imamlar var. Ben dede diyemiyorum hoca diyorum, ancak hoca olabilir o. Çünkü hocalar vaazla hareket eder, emirle hareket eder. Dede emirle hareket etmez. Dede kendi yolunun ışığı üzerinden hareket eder. Mesela ‘ordunun kılıcı keskin olsun’ derken o kılıç kendine döndüğünde ne diyecek. Ki döndü de. Ortalamaya vurduğumuzda her 10 yılda bir Aleviler katledildi. Sivas’ta neredeydi o ordu, niye gelmedi? Bir kilometre ötedeyken ordu niye gelmedi? Dersim’de niye anne karnındaki çocukların canına kıydı yukarıdan bombalar yağdırdı o ordu. Böyle değerlendirmek gerekiyor.”

    Suay ABAK-İsmet SEFER / İSTANBUL

  • ‘İş görüşmesinde Yavuz Sultan Selim ismi soruluyor, iş bulamıyoruz’-VİDEO

    ‘İş görüşmesinde Yavuz Sultan Selim ismi soruluyor, iş bulamıyoruz’-VİDEO

    PİRHA –  İstanbul Üniversitesi Elektronik Haberleşme bölümü mezunu ve PSAKD İçerenköy Cemevi gençliğinden Utku Şahin, “Üniversite okuyan veya okumayan Alevi gençlerin iş bulma imkanı veya belli imkanlardan yararlanması diğer inançlara mensup insanlara göre biraz daha zor” diyor. 

    Bir çok Alevi genç bugün mevcut sistemden dolayı birçok alanda iş bulamıyor ya da kendi kimliğini gizleyerek iş alanlarında tutunamıyor.

    İstanbul Üniversitesi Elektronik Haberleşme Bölümü mezunu ve İstanbul’da PSAKD İçerenköy Cemevi gençliğinden Utku Şahin üniversiteyi bitirmesine rağmen iş bulamadığını, özellikle Alevi inancına mensup gençlerin günümüzde mevcut sistemde işe alınmadığını alınanların ise kendi kimliğini gizlemek zorunda kaldığını ifade ediyor.

    PSAKD İçerenköy Cemevi gençliğinden Utku Şahin Alevi inancına mensup gençlerin kimliğinden dolayı işe alınmamasına ve belli haklardan yararlanmamasına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “İŞ ALANLARINA TARİKATLARA ÜYE KİŞİLERİ YERLEŞTİRİYORLAR”

    Üniversite okuyan veya okumayan Alevi gençlerin iş bulma imkanın veya belli imkanlardan yararlanmasının diğer inançlara mensup insanlara göre biraz daha zor olduğuna dikkat çeken Şahin, “Zaten geçmişten beri kadrolaşma ciddi anlamda var. Devlet içerisindeki belli mekanizmalarda özellikle iktidarın elinde olan belediyeler ve kamu kurumları iktidar tarafından ele geçirilmiş durumda. Buralara kendi kadrolarını özellikle belli tarikatlara, cemaatlere üye kişileri oralara yerleştirdiklerini çok iyi biliyoruz. Bu kurumlara yerleştirilirken sorulan soruları da biliyoruz. Örneğin mülakatlarda insanlara Yavuz Sultan Selim ismi soruluyor. Niye sorulduğunu biliyoruz. Orada bir Alevi gencin bu soru sorulduğunda nasıl cevap verdiğini de biliyoruz. Ya korkacaktır cevap veremeyecektir ya da net bir tutum sergileyip onunla ilgili düşüncesini söyleyecektir. İki durumda da işe alınmama ihtimali çok yüksek” dedi.

    “İŞE GİRMEK KADAR ÇALIŞMAK DA ZOR”

    İşe girmenin başlı başına bir problem olduğunu ancak işe girildiğinde de problemlerin devam ettiğini dile getiren Şahin, “Ramazan döneminde oruç tutanlar işten erken çıkar ama bir Alevi genci çalıştığı yerde Muharrem ayında oruç tuttuğu gerekçesi ile işten erken çıkamaz. Tabi bunun kazanımlarının olduğu yerler var ama bir elin parmağını geçmiyor” diye konuştu.

    Bireysel anlamda daha kariyerist bir biçimde sistemin içine adapte olabilen Aleviler’in olduğunu belirten Şahin, “Alevilik dediğimiz şey sonuçta sınıfsal bir şeyi tanımlamıyor. İnanç olduğu için Alevi bir iş insanı olabilir. Ama diğer bir boyutu ile mevcut Alevilik anlayışını yaşadığımızda o şekilde davrandığımızda maddi durumumuzun mevcut koşullarda kötü olacağını düşünüyorum. Çünkü Alevilik inancını gerektiği gibi yaşarsak mevcut sistemde zengin olma ihtimalimiz pek yok diye düşünüyorum” diyor.

    “KORKUP SİNMEYELİM” 

    Biz dayanışma kültürü ile büyüyen bir toplumuz” diyen Şahin son olarak şunları kaydetti:

    “İnancımızı oluşturan bütün değerler deyişlerle ve sözlü olarak bize aktarılmış. Bu deyişler, sözler, mücadeleler ve Pir Sultan’ın direnişi bugün bizim buraya kadar gelmemizi sağlamıştır. Bizi ayakta tutan ve konuşmamızı sağlayanın bu olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda baskın inanca ve inançsız arkadaşlara göre işimiz biraz daha zor. Ama işimiz zor diye kendimizi de gizlememizin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Kendimizi gizlediğimiz ve korkup sindiğimiz sürece geçmişte yaşadığımız çeşitli katliam ve şiddet meselelerini tekrar yaşarız. Birarada durduğumuz sürece, mücadele edip dik durduğumuz sürece ve dayanışma gösterdiğimiz sürece bunları da aşacağımızı düşünüyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İçerenköy Cemevi’nde biraraya gelen Alevi gençler sorunlarını tartıştı-VİDEO

    İçerenköy Cemevi’nde biraraya gelen Alevi gençler sorunlarını tartıştı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da İçerenköy Cemevi’nde biraraya gelen Alevi gençler, sorunlarını tartışarak birlikte çözümler üretmeye çalıştı. Çalışmalarının devam edeceğini söyleyen gençler ulaşılması gereken çok insan olduğunu ve önlerinde epey uzun bir yol olduğunu belirttiler. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubelerinde yer alan gençler, İçerenköy Cemevi’nde kahvaltılı toplantı gerçekleştirdi. Kahvaltının ardından Alevi gençlerin sorunlarını tartışan gençler toplantılarını türkülerle sonlandırdı.

    Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk kısa bir konuşma yaparak Alevilikte lokmanın önemine dikkat çekti. Büyük bir açgözlülükle yerkürenin talana uğratıldığını belirten Öztürk, yerküre üzerinde canlı olmanın bir ortak yanı olduğunu ve bir ortaklaşmanın en küçük unsurunun lokma olduğunu kaydetti.

    Öztürk, konuşmasının ardından lokma gülbangını verdi. Kahvaltının ardından gençler sorunlarını tartışarak hep birlikte çözümler üretmeye çalıştı.

    “ÖNÜMÜZDE UZUN BİR YOL VAR”

    Toplantının ardından gençler toplantının içeriği ve toplantıda alınan kararlarla ilgili bilgiler verdi. PSAKD İçerenköy Cemevi gençliğinden Utku Şahin, gençlik çalışmasının temellerini yaz kampında attıklarını ancak çalışmalarının sadece kampla, kahvaltıyla yürümeyeceğini bildiklerini ifade etti. Alevilerin yaşamsal tehlikesinin olduğunu ve bütün bunların içinde topyekun bir mücadele ve inanç yaşama biçimi gerçekleştirmek gerektiğini kaydetti. Kahvaltının bu mücadelede sadece bir araç olduğunu vurgulayan Şahin, yaptıkları etkinliklerde eğlenceden daha çok Alevi inancını daha iyi nasıl yaşayabilecekleri ve örgütlü bir duruşu nasıl sergileyebilecekleri gibi sorulara cevap bulmak için bu tür çalışmaları yaptıklarını söyledi. Bugünkü çalışmanın biraz başlangıç gibi bir şey olduğunu ve verimli geçtiğini dile getiren Şahin, daha çok gence ulaşmak için önlerinde epey uzun bir yol olduğunu da ekledi.

    “İNANÇ BOYUTUNDA GÜZEL ÇALIŞMALAR OLDUĞU TAKTİRDE KÜLTÜR SANAT DA GELİŞİR”

    Alevi gençlerinin aldığı yol, gittiği çizelge gibi konuları konuştuklarını söyleyen Mert Karaboya, gençlerin aslında yarınların değil bugünlerin garantisi olduğunu kaydetti. Aleviliği sadece kültür sanat boyutuyla değil inanç boyutuyla da ele aldıklarını ifade eden Karaboya, inanç boyutunda güzel çalışmalar yapıldığı taktirde kültür sanatın da gelişeceğine işaret etti. Karaboya, bu tarz toplantıların yararlı olduğunu ve devamını getireceklerini belirtti.

    “CEMEVLERİNDE ESKİSİ GİBİ BİRLİK VE DAYANIŞMA YOK”

    Gençlerin günlük hayatta karşılaştıkları sorunlar üzerine konuştuklarını söyleyen Alican Demirci de cemevlerinde eskisi gibi birlik ve dayanışmanın olmadığını, şimdiki cemevlerinde eskiyi göremediğini ifade etti. Eskiden cemevlerinde Alevilik kültürünün daha baskın olduğunu kaydeden Demirci, kurban kesmek, bağlama kursu, semah kursu gibi şeylerden öteye geçemediklerini hatta bazı yerlerde semah dönecek canların bile olmadığını vurguladı.

    Toplantıda asimilasyona dair de konuşan gençler asimilasyonun dilde başladığına ve Alevi terimlerinin yerine başka başka terimlerin yerleştirildiğine, bunların günlük hayatta çok kullanıldığına da dikkat çekti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • İçerenköy Cemevi Gençliği 4 Kasım’da kahvaltıda biraraya geliyor

    İçerenköy Cemevi Gençliği 4 Kasım’da kahvaltıda biraraya geliyor

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul İçerenköy Cemevi Gençlik Komisyonu, 4 Kasım Pazar günü saat 11.00’de kahvaltılı toplantı düzenliyor.

    “Birliğimiz daim olsun diye can cana kahvaltıya” denilen duyuruda, canlar davet edildi. Kahvaltının ücretsiz olduğu da belirtildi.

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • 12 hizmet hayatın içinde-VİDEO

    12 hizmet hayatın içinde-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde verilen Alevilik eğitim seminerinde Sezair Gezici, cem erkanında görev alan 12 hizmetliden bahsetti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde verilen Alevilik eğitim semineri kasamında dersler verilmeye devam ediyor. İlk ders Alevilikle ilgili araştırmalarıyla tanınan Naz Atmaca’nın zaman ve mekana göre değişen Aleviliği anlatırken ikinci derste ise Sezair Gezici 12 hizmetli hakkında bilgiler verdi.

    Gezici, 12 hizmetin hayatın kendi içinde olduğuna vurgu yaptı.

  • ‘Kente göçle birlikte Alevilik de değişti’-VİDEO

    ‘Kente göçle birlikte Alevilik de değişti’-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde verilen Alevilik eğitim seminerinde konuşan Naz Atmaca, kentlere göçle birlikte cemevlerinin yapımı ve asimilasyonun yaygınlaştığını vurguladı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde ikincisi düzenlenen Alevilik eğitim seminerinin ilk sunumu Alevilik üzerine çalışmalarıyla tanınan Naz Atmaca tarafından verildi.

    “12 HİZMET ŞEHİRLERDE DEĞİŞİME UĞRADI”

    Kentlere göç sonrası cem ve 12 hizmetin değişim dönüşümünü anlatan Atmaca şunları ifade etti: “Cemde cemal cemaledir herkes. Kadın erkek yoktur cemde. Ceme kilit nefesiyle başlanır, Alevilerin ulu nefesleriyle cemdeki canlar kilidi açmak için ortaklaşır. Alevi inancında her şey yaşamın içindedir. Zaman ve mekan önemlidir. Eskiden cemler kapalıydı, şehirlere gelindiğinde 12 hizmet değişime uğradı.1950 ve 1960’lı yıllarda kente göçler başladı. Özellikle 1990’lı yıllardaki göçle birlikte şehirde görünür oldular. Aleviler asıl kırılmayı Sivas katliamıyla yaşıyor. Büyük kırılma Sivas’tır. Bu kırılmayla birlikte Aleviler cemevlerinde toplanmaya başladılar. Evden cemevine geçiş sürecidir bu. İlk cemevi 1992 yılında yapılan Sarıgazi cemevidir. Ardından 1994 yılında Kartal cemevi, 1995 yılında ise Okmeydanı cemevi yapılmıştır. O dönem cemevlerinde yöresel cemler yapılıyordu. Dersimliler ayrı, Hubyarlılar ayrı. Farklı sürekten gelen ocaklar diğer cemleri kabul etmiyordu.”

    OCAK DEDELİĞİNDEN CEMEVİ DEDELİĞİNE GEÇİŞ

    1998 yılında Cem Vakfı’nın kurulmasıyla birlikte oluşturulan dedeler kurulunda dedelere ve zakirlere kurslar verilerek tep tik dedelerin yetiştirildiğini ifade eden Atmaca, “Dedeler kendi bölgelerine gidip anlatıyor ‘Cem Vakfı cemleri canlı yayında veriyor. Kurum dedeleri ünlü oluyor’ diye. Böylelikle ocak dedeliğinden cemevi dedeliğine geçiş yapılıyor. Ocaklar soya dayalı toplumda yer edinirken yerine gelenekten kopan cem erkanını özel kurslardan öğrenmiş atanmış dedeler geçiriliyor. Yetiştirilen dedeler geleneği bilmiyor kurum yöneticileri tarafından yönlendiriliyor. Cemevi yönetimi dedeyi çalışanı yapıyor. Bu da dedenin otoritesini sarsıyor. Eskiden güçlüyken şimdi dede kurumun lafına bakıyor” dedi.

    “CEMEVLERİYLE BİRLİKTE ASİMİLASYON YAYGINLAŞTI”

    Talip dede ilişkisine değinen Atmaca, talibe soru sorulmadığını, dede talip ilişkisinin cemevinde yitirildiğini belirtti. Alevilerin kentlere göçmeden önce kırsal alanlarda yolunu ve erkanını yaşadıklarını hatırlatan Atmaca, kente göç edince koşullara göre para, zaman ve mekanın devreye girdiğini ve burada da cemevleriyle birlikte asimilasyonun başlayarak yaygınlaştığını kaydetti.

    “ZAMAN VE MEKAN DEĞİŞTİĞİNDE ALEVİLİK DE DEĞİŞİYOR”

    Cemde 12 hizmeti yürütenlerin iç çelişkilerini aktaran Atmaca, “12 hizmet sahipleri ile ceme gelenler arasında gerilimler var. Ceme gelenler 12 hizmet sahiplerine ‘Kadın erkek neden ayrı oturmuyor? Neden dede Kur-an okumadı? Neden kadınlar başını kapatmıyor?’ gibi sorular soruyorlar. Yine 12 hizmet sahipleriyle cemevi yöneticileri arasında da sorunlar yaşanıyor. 12 hizmeti yürütenler kendi iç dünyalarında da gerilim yaşıyor. Bunun sebebi cemlerin gelenekselliği yitirmesi, özünü kaybetmesi. Burada Aleviliğin değişip dönüştüğünü görüyoruz. Mekan ve zaman değiştiğinde Alevilik de değişiyor” şeklinde ifade etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İçerenköy Cemevi’nde oruç lokması verildi: Alevilik insanlığın vicdanıdır-VİDEO

    İçerenköy Cemevi’nde oruç lokması verildi: Alevilik insanlığın vicdanıdır-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde matem orucu sonrası Aşure lokması pay edildi. 

    Muharrem ayı dolayısıyla 12 gün tutulan yas orucunun ardından cemevlerinde aşure lokması veriliyor.

    İstanbul Kadıköy’de bulunan PSAKD İçerenköy Cemevi’nde Matem orucu sonrası aşure lokması verildi.

    Dede Sefa Öztürk, burada yaptığı konuşmada, dünya üzerinde giderek katmerleşen sorunlar olduğuna dikkat çekerek, “Dünya üzerinde masumlar orucu çocuklara adanmış tek oruçtur. Hala çocuklar katlediliyor, çocukların babaları, anneleri katlediliyor. Bir çok kadın töre cinayetine kurban ediliyor.  Çocuklar, annesiz, babasız ya da cezaevinde yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar” dedi.

    Ortadoğu’da Aleviliği çok değerli bulduğunu belirten Dede Sefa Öztürk, “Alevilik insanlığın vicdanıdır, doğanın vicdanıdır” diyerek hala bu coğrafyada Kerbelaların devam ettiğini vurguladı.

    Dede Sefa Öztürk konuşmasının ardından oruç lokması için gülbank okudu. Ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

  • Dede Sefa Öztürk: Veli Büyükşahin’in tutsak edilecek hiçbir suçu yok-VİDEO

    Dede Sefa Öztürk: Veli Büyükşahin’in tutsak edilecek hiçbir suçu yok-VİDEO

    PİRHA- İstanbul İçerenköy Cemevi’nde gerçekleştirilen muharrem sohbetinde pir Sefa Öztürk, aylardır tutuklu bulunan Üryan Hızır Ocağı mensuplarından Veli Büyükşahin’i de andı. Öztürk, “Veli Büyükşahin’in suçlanacak, esir edilecek, tutsak edilecek hiçbir suçu olmadığına ben yürekten inanıyorum” dedi. 

    İstanbul Kadıköy’de bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İçerenköy Cemevi’nde muharrem sohbeti gerçekleşti. Muharrem sohbetine katılan Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk hala mahkemeye çıkarılmadan bir yıla yakındır cezaevinde tutulan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin’e ilişkin de konuştu.

    “72 MİLLETE BİR NAZARLA BAKMIŞLAR”

    Pirlerden bahseden Öztürk, “Hangisine bakarsanız bakın ne cana kıymışlar, ne de karıncayı incitmişler ne de doğayı kirletmişler. Tek bir şey istemişler yeryüzünde barış, kardeşlik, dostluk. Ve ondan dolayıdır ki 72 millete bir nazarla bakın. Kimseyi ayrı görmeyin. Doğada hiçbir canlı türü bizden ayrı değildir demişler. Bu uğurdan Mansur asılmış, Nesimi yüzülmüş, Pir Sultan asılmış. Onların anısı önünde saygı ile eğiliyorum” dedi.

    “ONLAR HAK MÜCADELESİ İÇİNDE OLDULAR”  

    Bu coğrafyada pirlerin ve mürşitlerin hiçbir suça bulaştıklarına tanık olmadığını söyleyen dede Sefa Öztürk, “Tarih de öyle yazmıyor zaten. Tarih ‘katlettiler, yok ettiler’ demiyor. Tarih diyor ki; onlar hak mücadelesi içinde oldular. Aleviler hak anlayışını sadece bir tanrı öznesinde görmezler. Gerçeğe de hak demişlerdir. Hak hakikatin türevidir” ifadelerini kullandı.

    “TUTSAK EDİLECEK HİÇBİR SUÇU YOK”

    Dede Sefa Öztürk, ardından da aylardır hala iddianamesi dahi olmadan cezaevinde tutulan eski TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Üryan Hızır Ocağı mensubu Veli Büyküşahin’e ilişkin şunları söyledi:

    “Canımız bir tane mürşitimiz, yol rehberimiz Veli Büyükşahin dede maalesef zindanda tutsak. Biliyorum bir an önce özgürlüğüne kavuşacaktır. Onun suçlanacak, esir edilecek, tutsak edilecek hiçbir suçu olmadığına ben yürekten inanıyorum. Uzun süre televizyonda birlikte çalıştık, dostluk yaptık, lokma paylaştık. Kötü hiçbir yanını görmedim. Karıncayı dahi incitmeyen, ses tonu dahi insanları kırmayan ve dökmeyen 24 saat yaşamına tanıklık ettiğimiz bir insan. Onu da bu vesile ile zulme uğrayanlar gadre uğrayanlar listesinde muhabbetle anıyorum. Bir an önce özgürlüğüne kavuşacağına inancım tamdır. Onun şahsında da bütün düşünce suçlarına artık yeter gayri. Düşünmeyi bari suç saymayalım. Suça bulaşmamış, fikrini özgürce söyleyebilen bir Türkiye özlemi hepimiz için değerlidir, önemlidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Cemevinde cenaze erkanı sırasında elektriğin kesilmesi yargıya taşınacak

    Cemevinde cenaze erkanı sırasında elektriğin kesilmesi yargıya taşınacak

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadıköy Şubesine bağlı İçerenköy Cemevi’nin elektriği kesilerek, cemevi icraya verildi. Elektrik faturası ödenmediği iddiası ile icraya verile İçerenköy Cemevi Başkanı İsmail Ay, “Cemevinde cenaze ve halk olmasına rağmen Ayedaş’tan yetkililer elektriğimizi kestiler” dedi. Ay, yaşanan bu duruma karşı dava açacaklarını söyledi. 

    İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İçerenköy Cemevi’ne elektrik faturasını ödemediği iddiasıyla icra kararı verildi. İstanbul Ataşehir İçerenköy’de bulunan PSAKD ve Cemevi Kadıköy şubesinin  elektriği yetkililerce ‘borcunuz var’ denilerek Ocak ayında da kesilmişti.

    Alevilerin inanç yerleri olan cemevleri mahkeme kararlarına rağmen devlet bütçesinden hiçbir destek almıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi gerektiğini kararlaştırmasına rağmen Türkiye bu kararı uygulamıyor.

    CENAZE ERKANI SIRASINDA ELEKTRİĞİ KESTİLER

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadıköy Şubesi’ne bağlı İçerenköy Cemevi Başkanı İsmail Ay, cemevinde cenaze erkanının olmasına rağmen elektrik firmasının gelip elektriklerini kestiğini söyledi.

    Konuya ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuşan İsmail Ay, yaklaşık iki buçuk ay önce elektrik borcuna karşılık kazanmış oldukları bir emsal davanın olduğuna dikkat çekerek, “Bize gönderilen tebligatta 7 bin TL’ye yakın bir borç çıkararak icralık olduk. Avukatımız elektrik dağıtım şirketi ile karşılıklı bir görüşme yaptı ancak bir uzlaşmaya varılmadı. Biz de Pazartesi (26 Şubat) sabahı bir karşı dava açacağız” dedi.

    Ay, şunları kaydetti:

    “Daha öncesinden emsal temsil edecek kazanılmış bir davamız var. Bu davayı da aynı şekilde kazanacağımızı düşünüyorum. Ancak tüm bunlar geçici çözümler. Cemevlerine yönelik kalıcı çözümleri sağlayacak adımları atmak için bir kamuoyu oluşturmamız lazım. Tüm Alevi kurumları olarak kendi içimizde bir birlik olarak yetkili birimlere gerekli baskıyı yaparak çözmeliyiz. Biz bir olmadıkça bu sorunlar devam edecektir. Mevcut sistem ve hükümet bizleri kabul etmeyecektir. Bu nedenle her şeyden önce tüm Alevi kurumları bir olmalıyız” diye konuştu.

    “DAHA ÖNCE KAZANILMIŞ DAVA VAR, BİZİ YILDIRAMAYACAKLAR”

    “Bizim ödenilecek faturaya ilişkin kazanılmış bir davamız var” diyen PSAKD Kadıköy Şubesine bağlı İçerenköy Cemevi Başkanı İsmail Ay, son olarak şunları ifade etti:

    “Cemevimizin elektriğini içeride cenaze olmasına rağmen halkımızın gözü önünde kestiler. Ancak bizi hiçbir şekilde yıldıramayacaklar. Sözleşmemiz fes edilmiş. Ancak elektriği onlar kestikten sonra açmak zorunda kaldık. Çünkü içeride cenazemiz ve halkımız var. Hepsi karanlıkta kaldı. Biz de bu yüzden kaçak kullanmak zorunda kalıyoruz. Pazartesi günü de kararın iptali için Anadolu İcra Mahkemesine karşı bir dava açacağız.” (HABER MERKEZİ)

  • Başak Kültür ve Sanat Vakfı kurucusu Şahhanım Kanat hakka yürüdü

    Başak Kültür ve Sanat Vakfı kurucusu Şahhanım Kanat hakka yürüdü

    PİRHA- Başak Kültür ve Sanat Vakfı kurucusu Şahhanım Kanat hakka yürüdü. 

    Başak Kültür ve Sanat Vakfı kurucusu Şahhanım Kanat yaşamını yitirdi. Kanat için yarın saat: 14:00’de İçerenköy Cemevi’nde hakka yürüme erkanı gerçekleştirilecek. Erkanın ardından Kanat sevenlerinin katılımı ile Başıbüyük Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

    Kanat’ın ölüm haberi şöyle duyuruldu:

    “Yürekli, yaratıcı, mücadeleci, ilerici ve duyarlı bir Anneyi daha kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Şahhanım yoldaşımızı Annemizi kaybetmek.. Devri daim olsun ışıklar içinde uyusun.” (HABER MERKEZİ)

  • İçerenköy Cemevi’nde oruç açımına katılan HDP Eş Genel Başkanı Kemalbay: Son sözü direnenler söyler-VİDEO

    İçerenköy Cemevi’nde oruç açımına katılan HDP Eş Genel Başkanı Kemalbay: Son sözü direnenler söyler-VİDEO

    PİRHA – HDP Halklar ve İnanç Komisyonu ile birlikte Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde Muharrem lokmasına katılan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, ötekileştirmelere karşı dayanışmanın devam etmesi gerektiğini belirtti.

    Haberin Videosu

    HDP Eş Genel Başkanı, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu ile birlikte Muharrem orucunun 9. gününde İçerenköy Cemevi’nde Muharrem lokmasına katıldı. Kemalbay’ın yanı sıra lokma dağıtımına HDP İstanbul Milletvekilleri Garo Paylan, Sezai Temelli, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Çilem Küçükkeleş ile çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    “DİRENENLER SON SÖZÜ SÖYLER”

    HDP heyeti lokma paylaşımından önce cemevi yönetimini ziyaret ederek dayanışma mesajları verdi. Ardından lokma dağıtımına geçildi. Lokma dağıtımı İmam Zeynel Abidin Ocağı pirlerinden Erdoğan Temiz’in gülbeng vermesiyle başladı. Burada kısa bir konuşma yapan Kemalbay, “Tarihte ve günümüzde zalimler var. Hz. Hüseyin gibi şimdi de zalime, zulme direnenler var. Direnenler son sözü söyler” dedi.

    Konuşmasında birlik ve dayanışma mesajları veren Kemalbay, “Sizlerle lokma paylaştığımız için mutluyuz. Birlikte mücadele edeceğiz. Yan yana ve omuz omuzayız” şeklinde konuştu.

    Lokmaların ardından muharrem muhabbetine geçildi. Muhabbet erkanını da İmam Zeynel Abidin Ocağı pirlerinden Erdoğan Temiz yürüttü. 12 imamların Kerbela’da nasıl şehit olduğunun anlatıldığı muhabbet erkanında mersiyeler, deyişler okundu. (HABER MERKEZİ)