Etiket: içişleri bakanı süleyman soylu

  • Depremde yaşamını yitirenlerin sayısı 39 bin 672’ye yükseldi

    Depremde yaşamını yitirenlerin sayısı 39 bin 672’ye yükseldi

    PİRHA-İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Maraş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısının 39 bin 672’ye yükseldiğini açıkladı.

    Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de evsiz kaldı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Maraş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısının 39 bin 672’ye yükseldiğini açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Önlü: Aysel Doğan’ın cenazesine saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok-VİDEO

    Önlü: Aysel Doğan’ın cenazesine saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Barış Grubu Üyesi Aysel Doğan’ın Dersim’deki cenazesine yönelik saldırılara ve sonrasında, İçişleri Bakanı Soylu ve Tunceli Valiliği’nin açıklamalarına ilişkin düzenlediği basın toplantısında tepki gösterdi. Soylu’nun ve Valinin sözleri nedeniyle cenaze hakkına saldırıldığını belirten Önlü, “Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok” dedi.

    Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin vermeyen polis sert müdahale etti.

    Cumartesi günü Diyarbakır’dan Dersim’e onlarca araçlık konvoyla götürülen Aysel Doğan’ın cenazesine kent girişinde cenaze aracını almak isteyen polislere karşı çıkan halk, oturma eylemi yaptı. Buna karşı tazyikli su ve biber gazıyla halka müdahalede bulunan polis, milletvekillerini ve yurttaşları darp etti.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Barış Grubu Üyesi Aysel Doğan’ın Dersim’deki cenazesine yönelik gerçekleştirilen saldırılar ve sonrasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Tunceli Valiliği’nin açıklamalarına ilişkin HDP Dersim İl Binası’nda basın toplantısı yaptı.

    “AYSEL DOĞAN’IN EVİNDEN HELALLİK ALINMASI ENGELLENMİŞTİR”

    Aysel Doğan’ın Kürt halkının değerleri için mücadele etmiş, barış için bedel ödemiş Dersim’in değerli bir evladı olduğunu belirten HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Aysel bir gün olsun Dersim değerlerini savunmaktan vazgeçmedi, bizler de Aysel’in cenazesini tabi ki sahipleneceğiz. Cenazenin karşılanmasından, polislerin hukuksuz ve düşmanca saldırılarına rağmen cenazeyi yalnız bırakmayan başta kadınlar olmak üzere Dersim halkını, partimizin il ve ilçe yöneticilerini, Dersim’in dışından çevre illerden ve yurt dışından gelenleri ve cenazeyi sahiplenenleri kutluyorum. Aralarında belediye meclis üyemizin de olduğu onlarca kişinin yaralanmasına neden olanları, işkenceyle arkadaşlarımızı gözaltına alanları, saldırı kararını veren ve bu kararı uygulayanları kınıyorum. Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesi İçişleri Bakanı ve Tunceli Valisinin provokasyonu sonucu polisin sert müdahalesiyle saldırıya uğramıştır. Cenaze Amed havalimanından Dersim’e gelene kadar herhangi bir olay yaşanmamıştır. Dersim halkı başta kadınlar olmak üzere Aysel hevali son yolculuğuna uğurlamak istemiş ancak bu en insani hak olan defin hakkı Dersim halkının elinden alınmak istenmiştir. Kitleye izin verilmemesine yönelik yapılan oturma eylemi sırasında polisin gazlı, plastik mermili, coplu saldırıları sonucunda onlarca kişi yaralanmış, 1938’den bu yana her türlü Yezidliği yapan, Dersim halkının inançlarına, diline, dinine saldıran Yezid kültürü, Dersim’in Dervişi Aysel Doğan’ın evinden, ocağından helallik almasını engellemiştir” dedi.

    “COĞRAFYALAR DEĞİŞSE DE FAŞİZMİN KARAKTERİ DEĞİŞMİYOR”

    Bir cenazenin sadece akrabaları tarafından gömüleceğine dair kararı kim hangi yasaya göre verebilir diyen Alican Önlü, şöyle devam etti:

    “Bu ancak düşmanlık hukukunun ve faşizmin yapabileceği bir kötülüktür. Suç işleri Bakanının Dersim’de ki yerel güçleri başta Tunceli Valisi olmak üzere insanlık değerlerini çiğneyerek cenaze hakkına saldırmıştır. Coğrafyalar ve sınırlar değişse de faşizmin karakteri ve yöntemleri değişmiyor. En temel haklardan olan ölüm hakkı gibi evrensel bir hak bile devletler tarafından faşizan yöntemlerle tanınmıyor. Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok. Aysel Doğan’ın cenazesine saldırı topluma, insanlık değerlerine, evrensel haklara saldırıdır. Dayatılan bu faşizmi kabul etmiyoruz. Taş egemen güçlerin düşmanca saldırısına karşı yurttaşın kendini savunmasının sembolüdür. Almanya’nın Köln kentinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’ın cenazesinde polisin kitleye saldırması ve sonrasında yaşananlara ilişkin 2 gündür şahsıma, partime ve kitleye yönelik sosyal medya üzerinden sistematik bir saldırı yürütülmektedir. Özellikle polisin gaz, plastik mermi ve coplarıyla gerçekleştirdiği saldırılar sonrasında TOMA’ya attığım taş üzerinden cenaze töreni kriminalize edilmek istenmektedir. Attığım taş egemen güçlerin bu kadar ağır ve düşmanca saldırısına karşı yurttaşın kendini savunmasının ve direnişin sembolüdür. Taş herhangi bir kişi ve canlıya zarar vermek için değil faşizmin kullandığı yönteme, zihniyete ve araca atılmıştır” dedi.

    “BİR TERÖRİST ARIYORSA KENDİSİNE BAKMALIDIR”

    Bütün suçlularla fotoğrafı olan Süleyman Soylu, Dersim’de valilik tarafından geliştirilen saldırı sonrasında attığı twitle kendisini terörist diyerek hedef gösterdiğini belirten Önlü, “Bilinmelidir ki bizler bugüne kadar savunduğumuz değerlerden hiçbir koşul ve şartta vazgeçmedik geri adım atmadık. Bizler tabi ki Aysel Doğan’ı sahipleneceğiz. Asıl suç işleri bakanı kendisi kamuoyuna yansıyan fotoğrafların ve işlediği suçların hesabını vermelidir. Bir terörist arıyorsa kendisine bakmalıdır. Hukuk devletinde iki tür emir vardır. Biri soylu emirdir, diğeri ise soysuz emirdir. Soylu emir hukuka uygun devletin devlet olmaktan kaynaklı olması gereken emirleridir.  Soysuz emir ise hukuka uygun olmayan kanunlara aykırı sadece kendi çıkarlarını korumak için verilen emirlerdir. Soysuz emiri veren de uygulayan da halk önünde mahkum olmuşlardır. Ülkede hukukun amasız, fakatsız uygulandığı günlerde mutlaka mahkum olacaklardır. Bizler bedeli ne olursa olsun değerlerimizi sahiplenmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Kenanoğlu, set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla katledilmesini Soylu’ya sordu-VİDEO

    Kenanoğlu, set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla katledilmesini Soylu’ya sordu-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, polisin Çetin Kaya’yı katletmesini Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, “Çetin Kaya’nın polis kurşunu ile yere yatırılarak ensesinden vurulduğu iddiaları doğru ise son yıllarda artan bu tür vakaların önüne geçilmesi için polis eğitimleri gözden geçirilecek midir?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 29 Kasım 2021 tarihinde İstanbul Kadıköy/Göztepe’de set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla öldürülmesini Meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Kenanoğlu, olaya ilişkin iddiaları İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu’ya sordu.

    Soru önergesinde şunlar kaydedildi:

    “29 Kasım 2021 tarihi akşamı İstanbul Kadıköy/Göztepe’de set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla vurulduğu iddia edilmektedir.

    Olayın yaşandığı akşam 22.00 sularında benzin istasyonu kameralarına yansıyan görüntülerde, Çetin Kaya’nın arabasını bir arabanın arkadan takip ettiği ve önüne kırdığı, görgü tanıklarına göre havaya ateş açılmadığı, tek kurşun sesinin duyulduğu, olayın 4-5 saniye içinde olduğu, Çetin Kaya’nın baş kısmından polis kurşunuyla öldürüldüğü kamuoyuna yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.”

    UĞUR KURT, TAHİR ELÇİ HATIRLATMASI

    Uğur Kurt ve Tahir Elçi’nin katledilmesinde rol oynayanların halen görev başında oldukları hatırlatmasında bulanan Kenanoğlu, “Olayın basına yansıması ve kamuoyundan gelen tepkiler nedeniyle polis gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Ama benzeri olaylardan biliyoruz ki polisleri bu kadar rahat bir şekilde cinayet işlemeye sevk eden, bizzat cezasızlıkla ödüllendirilmeleridir. Uğur Kurt, Tahir Elçi katliamında olduğu gibi, polisler, yaptıkları katliama rağmen hâlen dahi görevlerinin başındadır. Bu katliamın bizzat sorumlusu, bu polislerin koruyucusu ve kollayıcısı olan iktidar ve suç işleri bakanlığıdır. Kaya ailesine başsağlığı dilerken katili ve katilin koruyucularını lanetliyorum. Bu olayın takipçisi olacağımızı da belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

    Ali Kenanoğlu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    * Çetin Kaya’nın yere yatırılıp ters kelepçe takılarak kafasından vurulduğu iddiaları doğru mudur?

    * Yaşanan olayda polis havaya uyarı ateşi açmış mıdır?

    * Yaşanan olayda polis dur ihtarında bulunmuş mudur?

    * Çetin Kaya hakkında yakalama veya soruşturma kararı var mıdır?

    * Olay anında Çetin Kaya’yı vuran polisin yanında bulunan şahıs kimdir?

    * Olayın yaşandığı cadde üzerinde mobese kameralarının devre dışı olduğu iddiaları doğru mudur?

    * Çetin Kaya vurulduktan sonra yerde yatarken polisin ilgilenmediği iddiaları doğru mudur?

    * Ambulansın geç geldiği iddiaları doğru mudur?

    * Çetin Kaya’nın polis kurşunu ile yere yatırılarak ensesinden vurulduğu iddiaları doğru ise son yıllarda artan bu tür vakaların önüne geçilmesi için polis eğitimleri gözden geçirilecek midir?

    * Bütün bu iddialar ile ilgili inceleme ve soruşturmaların akıbeti hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır?”

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Bize kim yardım edecekse ona kucak açmak mecburiyetindeyiz’

    ‘Bize kim yardım edecekse ona kucak açmak mecburiyetindeyiz’

    PİRHA-İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Dersim ziyaretinde 17 Ekim’de Alevi dedeleriyle görüşmüştü. Süleyman Soylu ile görüşen dedeler arasında bulunan Ali Abbas Ocağı’ndan ve Ovacık’ın Ziyaret Köyünün muhtarı olan Ateş Çelik PİRHA’ya konuştu. Süleyman Soylu’ya, cemevlerine devlet tarafından ne yapılıp ne yapılmadığı hakkında bilgi verdiklerini söyleyen Ateş, “Vali ve kaymakam tarafından cemevine jeneratör, derin dondurucu verildi. Cemevimizin hizmetleri başladı, bize kim yardım edecekse ona kucak açmak mecburiyetindeyiz” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Dr. Ali Arif Özzeybek’in başını çektiği heyetin cemevlerine ‘Bir ihtiyacınız var mı’ ziyaretlerinde bulunuyordu. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Ekim’de kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, “Bugünkü kabine gündemimizde talimatımızla ülkemizin 58 ilindeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan kapsamlı bir çalışmayı da görüştük. Aynı şekilde insan hakları eylem planında yer alan azınlık vakıflarının seçim usulüyle ilgili hususu da değerlendirdik. Hangi meşrebe mensup olursa olsun Türkiye’nin 84 milyon vatandaşımızın her birinin meselesi bizim meselemizdir” ifadelerini kullandı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Dersim ziyaretinde 17 Ekim’de Alevi dedeleriyle görüşmüştü. Süleyman Soylu ile görüşen dedeler arasında bulunan Ali Abbas Ocağı’ndan ve Ovacık’ın Ziyaret Köyünün muhtarı olan Ateş Çelik, PİRHA’ya konuştu.

    “CEMEVİNİN EKSİKLERİ İÇİN TUNCELİ VALİSİ İLE GÖRÜŞECEĞİZ”

    Süleyman Soylu’ya, cemevlerine devlet tarafından ne yapılıp ne yapılmadığı hakkında bilgi verdiklerini söyleyen Ateş, “Vali ve kaymakam tarafından cemevine jeneratör, derin dondurucu verildi. Cemevimizin hizmetleri başladı, bize kim yardım edecekse ona kucak açmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bizim toplumumuz sosyal yönden hiçbir gelişme göstermeyen bir toplum. Cemevinin yapılmasına karşı çıkanlar olmasına rağmen 2018 yılında başlayıp 2019 yılında bitirdik. Cemevimizde masa, sandalye ve çevre düzenlemesi eksik bunlar için Tunceli Valisi ile görüşeceğiz” dedi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) cemevlerine haklarının verilmesi konusunda çok titiz olduğunu ama Türkiye’de bu kararların hala uygulanmadığını belirten Ateş, “Cemevlerine de resmi olarak statü verilmesi gerekiyor, camiye statü veriliyor orada ibadet yapılıyorsa cemevinde de ibadet yapılıyor bu ayrımcılığın kalkması gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Suç örgütü elemanı Peker: Hürriyet baskınını ben yaptırdım; Soylu, Kalın’ı takip ettiriyor

    Suç örgütü elemanı Peker: Hürriyet baskınını ben yaptırdım; Soylu, Kalın’ı takip ettiriyor

    Organize suç örgütü elemanı Sedat Peker, devlet içerisindeki çatışmanın kırılma noktalarını anlatarak, Hürriyet gazetesine yapılan saldırıyı bir milletvekilinin istemi üzere kendisinin yaptırdığını ve Süleyman Soylu’nun Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ı takip ettirdiğini söyledi.

    Susurluk Davası’nda “Suç örgütü yöneticiliğinden” ceza alan dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkındaki iddialarıyla gündemden düşmeyen organize suç örgütü elemanı Sedat Peker, Youtube üzerinden 6. videosunu yayınladı. Peker, bu  videosunda devlet içerisindeki yapılarla yaşanılan çatışmanın kırılma noktalarını anlattı.

    İLK KIRILMA

    İlk kırılma noktasının yazar Michel Rubin’in yazdığı bir yazı olduğunu kaydeden Peker, yazıda “Sedat Peker etki alanını bu şekilde geliştirmeye devam ederse, Tayyip Erdoğan sonrasında oraya simge olarak birinin seçilmesini sağlar arka perdeden de ülkeyi o yönetir” dendiğini ve bu yazının “tuzak” olduğunu düşündüğünü söyledi. Peker, “Dedim ki bu tuzak. Bize tuzak kurdular. Tayyip Erdoğan sonrasına kimin planları varsa bizi mahvedecekler dedim” diye kaydetti.

    İKİNCİ KIRILMA

    “Derin Mehmet” olarak nitelendirdiği Ağar’ın kendisini arayarak Elazığ’a yapacağı ziyareti iptal etmesini istediğini aktaran Peker, kendisinin bu teklifi reddettiğini daha sonra Elazığ Valiliği’nin ziyaret gerçekleşmesin diye miting yasağı getirdiğini kaydetti. İkinci kırılma noktasının bu olduğunu kaydeden Peker, “Bana dedi ki ‘orada CHP’nin de yanı gün mitingi var. Bilgi geldi devletten karışıklık çıkacak.’ Dedim ki ‘abi bizim yetiştiğim kültürde şehit aileleri devlet başkanından bile önce gelir benim buraya gitmem lazım.’ Sonra ‘kalabalık tekrar görüşelim ben seni arayayım’ dedim. Sonra bir daha aradı kendisi. Dedim ‘abi ben orada en az 30 bin arkadaşın geldi bir miting yaparım hem de çok güzel olur.’ Dedi ki ‘seni seviyorlar bizim oranın gençleri seni çok seviyor daha önce birçok ilde yaptın yine olur ama provokasyon çıkacak, çatışma çatışma saldırı’. Dedim ‘abi devletin polisi var.’ Sonra telefonu kapattık ama konu netleşmedi” şeklinde konuştu.

    Sonrasında Elazığ’daki gazetelerde “Sedat Peker Elazığ mitingini iptal etti” şeklinde haberler çıktığına dikkati çeken Peker, “Ben de dedim ki açıklama yapın, arkadaşlarım hazır olun Elazığ’a gidiyoruz oradaki kardeşlerimizle buluşacağız. Sonra yine hükümetin içinde bakanlık yapan bir beyefendi o zaman özel kalem müdürü kendisi benim bir yakınımla görüştü ya oraya gitmesin karışıklık olacak diyor. O arkadaş da bana söyledi. Dedim ki ya şehit aileleri çağırdı, ahmet mehmet çağırsa iptal edeyim ama olmaz. Sonra valilikten karar çıkardılar. Güvenlik nedeniyle iptal edildi diye. İkinci kırılma noktası bu oldu” dedi.

    “Bizi herhalde kullanışsız gördüler” diyen Peker, “Biz emir ve tahakküm altına girmeye ruh dünyamız uygun olmadığı için boynumuzu hiçbir suretle hiç kimseye eğmediğimiz için bizi herhalde kullanışsız gördüler. Kendi inanmadığım doğruya ne kendimi ne kimseyi sürüklemedim sürüklemem.

    PİS İŞLERİ KİM BİLECEK?

    Peker, şunları söyledi: “Çakma gazetecileri unuttuğumu sanmasınlar. Bunlar diyorlar ki ‘Suç örgütünün liderine inanılır mı?’ Cami hocasının dediğine mi inanacaksın, bu işler pis iş, pis işleri kim bilir pislikler (Süleyman Soylu’nun kendisine pislik demesine atfen) bilir… Dünyadaki en büyük skandallar cami hocalarının ya da bir kilise papazının anlattıklarından mı ortaya çıktı? Benim söylediklerimi etkisiz hale getirmek için üretebildikleri en büyük hikaye bu…

    Suç örgütü olmadan dünyada büyük skandallar ortaya çıkar mı ya da devletin içinden bir adam olmadan, cami hocası mı anlatacak skandal olacak bu işleri… Çakma gazeteciler siz ne verirlerse onu diyorsunuz, siz hediye, prim peşindesiniz, şerefiniz maaşınız kadar.”

    HÜRRİYET’İ BEN BASTIRTTIM  

    Peker, 7 Eylül 2015’e Hürriyet Gazetesine yapılan taşlı sopalı saldırıyı da kendisinin yaptırdığını açıkladı. Peker, şöyle konuştu: “Gazeteciler diyor ya ‘organize suç örgütünün dediğinden bişey mi olur?’ Tamam, kendi yaptırdığımı anlatacağım, ispatlarıyla anlatacağım, delilleriyle. Hürriyet gazetesindekilerden, pambık Demirören ekibi dinliyor musunuz? Şatafatlı gazeteciler, ünvanlı gazeteciler, sizin gazetenizi ben bastırttım. Bak suç ikrarı yapıyorum. Hürriyet’i bastırmadan önce gelen milletvekilinin telefon sinyallerine de bakın, ismini söylemeyeyim ayıp olur, bakabilirsiniz. ‘Bizim gençlik kollarından bir takım arkadaşlar gidecek, eee, ama onlar profesyonel değil, sen böyle arkada’ dedi milletvekili, tamam dedim, ben gönderdim. Savcılar alın size ağır delil, ikrar; Milletvekili rica etti, ben de yaptırdım. Milletvekili rica etti böyle böyle diye…

    KOLTUĞUNDA EMEĞİM VAR

    Eeee, Aydın Doğan yaşlı adam, bir yandan ölüm korkusu sardı, bir yandan devam eden mahkemeler, ben ölürüm çocuklarıma dert kalmasın, ondan sonra hoopp (Hürriyet gazetesinin Demirören’e satışı…) Senin (Demirören) oturduğun koltukta benim emeğim var, ben pisliğim siz temiz ha. Pambık Demirören, seni elime aldım, adım adım takip edeceğim, Azerbaycan, her şeyde…

    SUÇ ÖRGÜTERİ TÜRKİYE’Yİ SARMIŞ 

    Bir gün Tayyip Abi (Erdoğan) görecek, uluslararası ölçekte suç örgütleri var, ahtapot gibi, Türkiye’yi, çevre ülkeleri sarmışlar. Tüm dünyanın bir çok ülkesine çöreklenmişler. Çevresini saran bunları budayacağına inanıyorum.”

    AKP’Lİ BOYNUKALIN

    Size bir delil daha söyleyeyim; AK Parti’nin gençlik kolları Abdurrahim Boynukalın, milletvekili, spor bakanı yardımcısıydı, şimdi hangi görevde bilmiyorum. O bir kaç gazeteciyle röportaj yapıyor, yanında da AK Parti’nin kelle isimleri, gazeteci soruyor ‘İşte sizin adınız da geçiyor (Hürriyet baskını)…’ Yok diyor, gazeteci dövdürme olayıyla, Hürriyet binasının basılması olayını Sedat Peker’in yaptırdığı anlaşılınca ben rahatladım’ diyor. Adam da bunu yazmış mı, açın bundan büyük delil olur mu sayın savcılar?

    Sülü sen öyle plancısın, öyle plancısın, ama Allah yardım etti pisliklerin ortaya çıktı. Bizi yenemezsin. Bir de diyorlar FETÖ’den bilgi alıyor diye, FETÖ kim… Biz milyonlarca kişiyiz, belki senin arabanı süren şoför kardeş, belki sana yemek getiren, belki bahçıvan, gittiğin yerdeki… Biz herkesten kalabalığız, vatan fedaileri, arasında gözle görülmeyen bağlar vardır…

    ARACILARLA BENİ KANDIRAMAYACAKSINIZ

    Bu sefer yolladığınız aracılarla beni kandıramayacaksınız. Çünkü ölümler insanlara bilgi bırakır. Hazreti Ali Efendimize yaptığınız gibi mızrakların ucuna Kuran yaprakları koyup en hassas yerinden vuramayacaksınız. Zaman kazanmak için o yolları yemem ben. Tezgahçı Sülü…Ehl-i Beyt’e kurulan tezgahın aynısını kuruyordun, yakalandın…

    613 KİŞİYE DİNLEME KARARI 

    Şimdi 613 kişiye dinleme kararı almışlar, bir organizasyon içindeler. Ancak hem kendisi hem yardımcısı, danışmanı hep FETÖ kelimesini geçiriyor, yapmayın. Devletin namusunu yaraladınız ama devletin aklını yaralarsanız mahvoluruz. İnsanların kafasındaki FETÖ sorgulamalarını yüzde 50’ye 50’ye getirdiler, şaibeli bunlar, hile var diye, yapma büyük hata. Bana Sedat Peker terör örgütü soruşturması açın, cezadan korkmam. FETÖ derseniz, bu sefer insanlar bu yargılamalar sahte diyecek, aptallık yapma.

    NEREDE BU UYUŞTURUCU?

    Peker, Soylu ailesiyle ilgili de bazı yeni iddialar ortaya attı. Peker, şunları söyledi: “Resul var, organizeden sorumlu emniyet genel müdür yardımcısı. Senin özel operasyon adamın. Geldik bir daha aslan Sülü. Bu dünyanın en büyük uyuşturucu operasyonu diye bir operasyon yaptınız ya. Gazetelerde herkese inandırdınız buna. Dünyanın en büyük operasyonunda yarım kilo uyuşturucu olmazdı, nerede bu uyuşturucu? Sayın savcılar, delilleriyle anlatacağım, dinleyin. O operasyonda Nevzat Kaya diye bir şahıs var, Yeniköy Motors’un sahibi. Operasyondan 10 gün öncesine kadar kendi bindiği arabada Süleyman Soylu’nun oğlunun ihtisaslı plakası var. Yani oradan geçer, buradan geçer. Yani İçişleri Bakanı’nın ailesine ait görünüyor ve durdurulmaz. Ayrıcaklıklı, benim gibi. Ben de öyleydim, şimdi küstüm benim ayrıcalıklarımı aldılar.

    5 MİLYONA DOSYADAN ÇIKARIRIZ

    Operasyondan 10 gün önce gidiyor, Engin, oğlu. Diyor böyle böyle büyük bir operasyon olacak, bu ihtisası iptal etmemiz lazım diyor. Tarihe bakın, operasyondan kaç gün önce. O Nevzat Kaya’nın aracının ihtisası 10 gün önce iptal edildi. Telefon irtibatları Engin’le ne zaman kesildi, 10 gün önce. Engin buna diyor ki, 5 milyon dolar verirsen seni bu dosyadan çıkarabiliriz. O da diyor ki ben onlara iki araba sattım niye para vereyim, anlamıyor. Operasyon oluyor, bunu da alıyorlar. Sonra karısı Engin’i arıyor. Bunlar dostlarına yaparlar, en güzel özellikleri, çok severiz, boğ.

    Bu Resul var, bu operasyonu bir anlatayım, bizimkini de bağlayacağım. Bu operasyonda kaç kişi gözaltına alındı. Hiçbirinin Ankara ile bir alakası yok. Sen Ankara’dan bu operasyonu nasıl yapıyorsun, Resul, orada tamam. Bir de MASAK’ın başkanının avukat eşi hakkında FETÖ soruşturması diye bir şey yapmışlar. Adamı köle gibi yapmışlar, adam Hazine Bakanlığı’na bağlı, bu diyor gel, adam tak yanında. MASAK raporunu çıkarıp Ankara’dan yapıyor, kim, Resul. Resul kim, bunun evlatlık.

    Suçun hiçbirinin Ankara’yla bir alakası yok, operasyon Ankara’dan. Bir buçuk yıl geçti, niye hala dava açılmıyor. Oğlu Engin ve senin saz heyeti, sanıkların hepsinin var 150, 150 milyon dolar parası. Hepsine gidiyorlar, işte bak senin işin çok tehlikeli ama hallederiz. Argo tabirle kesiyorlar milletin parasını. Dünyanın en büyük uyuşturucu operasyonu, asla gördüğünüze inanmayın kardeşim.”,,

    Peker, Soylu’nun DYP Genel Başkanlığı’na seçilirken kendisinin “elemanı” olan sabıkalı Erdal Aras’ı DYP MKYK üyesi yaptığını iddia etti. Peker, şöyle devam etti:

    “Süslü Sülo diyor ya, delil nerde? Erdal Araz… Benim adamım diye gözaltına alındı. Herkes biliyor, benim adamım, sabıkalı. Sabıkası olan Erdal Araz’ı 14 farkla oyla genel başkan seçildiğinde MKYK’ya üye sen yapmadın mı, sabıkası var, nasıl yaptın? Savcılar gelir bir gün, vallahi tutuklanacaksın, 10 tane en az ağırlaştırılmış müebbet alacaksın. Unutma. Alacaksın. FETÖ, FETÖ, siz bu hale getirdiniz. FETÖ’nün çocuğu gibi dolanıyordun peşinde. Hep bu zenginler mi FETÖ’cü, senin ilgi alanına zenginler giriyor.

    SURİYE’DEKİ ESRAR

    Suriye açıklarında bir buçuk ton esrar yakalandı. Bir buçuk ton otun değeri 300 bin dolar. Lan 5 ton kokain yakalasana, bir buçuk ton esrar yakalandı filan. Lan paranıza bile kıyamıyorsunuz, derin Mehmet hastanede şimdi ona söylemeyeceğim. Onun ekibi.”

    KALIN’I TAKİP ETTİRİYOR

    Peker’in Soylu’yla ilgili bir iddiası da, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ı takip ettirdiği yönünde oldu. Peker, şu iddiayı ortaya attı: “İbrahim Kalın, Twit paylaşıyor sana destek veriyor. Bu İbrahim Kalın’ı takip ettiriyor biliyor musunuz? Günün bombalarından biri de bu olsun. Senin haberin yok, sana söyleyeyim, kıyağım olsun. O Resul var ya, tak bir tanesi resimleri vermiş. Özel Kalem Müdürü Hasan Bey’i de takip ettiriyorlar. Sen nasıl bir adamsın arkadaş ya. Sen AK partidekileri kandırabilirsin. Ben yemem.”

    (MA)

     

  • Alican Önlü’den Bakan Soylu’ya ‘yasak ve ceza sorusu’

    Alican Önlü’den Bakan Soylu’ya ‘yasak ve ceza sorusu’

    PİRHA-HDP Milletvekili Alican Önlü, TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesiyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Dersim’de düzenlenmek istenen eylem ve açıklamaların yasaklanmasını ve kesilen para cezalarını sordu.

    Konuya ilişkin önerge veren ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan yazılı yanıt isteyen HDP Dersim  Milletvekili Alican Önlü, “Munzur Üniversitesi’nde yaşanan taciz olaylarına ilişkin kadın öğrencilerin yapmak istedikleri eylemler, Gülistan Doku’nun şüpheli kaybolmasına ilişkin ailesinin yapmış olduğu oturma eylemi, Pertek ve Ovacık’ta yaşanan çocuk istismarlarına ilişkin eylemler yasaklanmıştır” dedi.

    Bu tarz girişimlerin saldırganları güçlendirdiğini iddia eden Önlü, “Son olarak Munzur Üniversitesi’nde öğrenim gören kadın bir öğrencinin üniversite eğitim masraflarını çıkarmak için part-time çalıştığı restoranda taciz edilmesini protesto etmek isteyen Dersim Kadın Platformu üyelerinin 6 Kasım’da yapmak istediği açıklama polisler tarafından engellenmiştir. Ardından da eyleme katılan 15 kadına, fiziki mesafe kuralına uymadıkları gerekçesiyle 3 bin 150’şer lira para cezası kesilmiştir. Ayrıca para cezasının ardından Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15 kadın hakkında ‘polise mukavemet’ ve ‘Valiliğin eylem ve etkinlik yasağı’ gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır” ifadelerini kullandı.

    Önlü, konuya ilişkin şu sorularına yanıt istedi:

    1) Dersim’de kadına yönelik şiddetle mücadeleye dönük etkinlikler neden yasaklanmaktadır?

    2) Eylem ve etkinliklere katılmak isteyen kadınlara verilen para cezaları ile taciz ve tecavüzlerin teşhir edilmesi engellenmek mi isteniyor?

    3) Gülistan Doku’nun bulunması için ailesinin çabaları hangi yasal gerekçe ile yasaklanmaktadır? ‘Gülistan nerede’ diye sormak suç mudur?

    4) Çocuk istismarının son bulması için seslerini duyurmak isteyen kadınlar hangi yasal gerekçe ile engellenmektedir? Çocuk istismarları son bulsun demek suç mudur?

    5) ‘Kadına yönelik taciz ve tecavüzler son bulsun failler yargılansın’ demek suç mudur?

    6) Dersim’de son 5 yılda kaç kadın şiddete maruz kalmıştır. Şiddet uygulayan kaç erkeğe cezai yaptırımda bulunulmuştur?

    7) Dersim’de pandemi gerekçesi ile yasaklanan eylem ve etkinlikler sadece kadın mücadelesi yürütenler, muhalif kesimler için mi uygulanmaktadır?

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kerbela zalimlerin değil mazlumların destanıdır!’

    ‘Kerbela zalimlerin değil mazlumların destanıdır!’

    PİRHA- HDP’ye yönelik Kobani operasyona tepki gösterenlere karşı “Kerbela’yı unuttuk mu?” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya cevap veren HDP’li Milletvekilleri, “Kerbela’da zulmü, zalimliği ve katliamcılığı temsil eden nasıl Yezit ise, Kobani’de bu zulmü ve zalimliği temsil eden de IŞİD ve IŞİD destekçileridir. Kerbela’da mazlumu ve zalimin zulmüne karşı direnişi temsil eden nasıl Hz. Hüseyin ve Zeynep Ana ise, Kobani’de mazlumu ve direnişi temsil eden de zalimlerin saldırısına karşı evini, ailesini, kentini koruyan Kobani halkıdır” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP’ye yönelik Kobani operasyonun neden 6 yıl sonra yapıldığına yönelik eleştirilere, “6 yıl geçmişmiş de, neden yargı bugün bakıyormuşmuş da, neden böyle yapıyormuş da. Yüzlerce yıl geçti Kerbela’yı unuttuk mu?” cevabına HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ile İstanbul Milletvekilleri Ali Kenanoğlu ve Zeynel Özen, tepki gösterdi.

    “Bizler HDP içerisinde siyaset yapan, HDP’nin Alevi politikalarını görünür kılan ve Alevi örgütlenmesinde hizmet ettikten sonra Parlamentoda vekillik yapan halkın vekilleriyiz. Yaşamımız boyunca Kerbela ağıtlarıyla ibadet edip, Kerbela’nın zalim katliamcısı Yezit’e lanet okuyarak bu günlere geldik” diyen vekiller Kerbela’nın insanlık tarihinin ve İslam coğrafyasının gördüğü en can alıcı, sonraki tarihi süreci belirleyici katliamlardan birisi olduğunu belirtti.

    “SİYASAL İSLAM’IN BUGÜNKÜ TEMSİLCİLERİ DİYANET VE İKTİDARDIR”

    Vekiller açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

    “Bu katliamın iki sembol ismi vardır. Birisi Kerbela katliamının zalimi Yezit diğeri ise Kerbela katliamının mazlumu ve direnişçisi Hz. Hüseyin ile Zeynep Ana’dır. Kobani protestoları ile Kerbela’nın karşılaştırılması oldukça doğrudur ancak Kerbela’da zulmü, zalimliği ve katliamcılığı temsil eden nasıl Yezit ise, Kobani’de bu zulmü ve zalimliği temsil eden de IŞİD ve IŞİD destekçileridir. Kerbela’da mazlumu ve zalimin zulmüne karşı direnişi temsil eden nasıl Hz. Hüseyin ise, Kobani’de mazlumu ve direnişi temsil eden de zalimlerin saldırısına karşı evini, ailesini, kentini koruyan Kobani halkıdır. Yezit, Emevi Devleti’nin kurucusu ve İslam’a saray, saltanat ve şatafatı sokan Muaviye’nin oğlu ondan sonraki devlet başkanıdır. Muaviye ve oğlu Yezit Emevi İslamı diye de bilinen Siyasal İslam’ın kurucularıdır. Siyasal İslam’ın bugünkü temsilcileri diyanet ve iktidardır. Emevi İslamı ve onun kurucuları dün Kerbela’da nasıl zalim ve zulmeden ise, bugün de Emevi İslam’ını savunanlar ve Muaviye’nin yolundan gidenler zulmedendir, zalimdir.”

     “LANET OLSUN YEZİT’E VE YEZİT ZİHNİYETİNİ SÜRDÜRENLERE”

    “Dün Emevi İslamının kurucularına ve Siyasal İslam’a karşı çıkanlar nasıl zulme uğramışsa bugün de Siyasal İslam’ın takipçilerine karşı çıkanlar aynı zalimliğe ve zulme maruz kalmaktadır” denilen açıklamanın devamında şunlar vurgulandı:

    “Dün Muaviye’nin, Yezit’in zulmüne boyun eğmeyenlerin dik duruşu, Hüseyni duruş ve Zeynebi duruş olarak tarihe geçmiş ise bugün de Kobani’deki Yezit’lere karşı Kobani halkının direnişi de bir Hüseyni ve Zeynebi duruş olarak tarihe geçmiştir. Kerbela’dan günümüze ne saray saltanat heveslisi siyasal İslamcılar tükenmiş ne de onların zulmü. Ama aynı şekilde Kerbela’dan günümüze zalime karşı Hüseyni ve Zeynebi duruşu sergileyenler de asla tükenmemiş ve tükenmeyecektir. Lanet olsun Yezit’e ve Yezit zihniyetini sürdürenlere.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Kenanoğlu: Gökçek’in cenazesini yakmakla tehdit edenler hakkında neden soruşturma açılmadı?

    Kenanoğlu: Gökçek’in cenazesini yakmakla tehdit edenler hakkında neden soruşturma açılmadı?

    PİRHA – HDP’li Ali Kenanoğlu, Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesini yakmakla tehdit edenler hakkında neden soruşturma açılmadığını Meclis gündemine taşıdı. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu,  Kayseri’de bir grup saldırganın Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesinin defnedilmesini engellemesi ve mezarından çıkarıp yakmakla tehdit etmesi üzerine, suç işleyeceğini açıkça beyan eden ve kimlikleri bilinen bu şahıslar hakkında neden harekete geçilmediğini İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.

    Kenanoğlu, Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in vefatının ardından ailesi ve yakınları tarafından Gazi Cemevinden uğurlanmak istenmiş, ancak, Polis tarafından Cemevine yapılan baskın sonrası cenazesi kaçırılmış ve memleketi Kayseri’ye götürüldüğü bilgisini paylaştı.

    Kayseri’de cenaze şehre ulaşmadan sosyal medyadan aleni tehditler yağmaya başlandığını kaydeden Kenanoğlu, “Kayseri’de toprağa verilmek istenen Gökçek’i taşıyan cenaze aracının önü kendilerine ülkücüler denilen bir grup tarafından kesilmiş ve define engel olunmak istenmiştir” dedi.

    “BU SALDIRILAR CEZAİ YAPTIRIM GEREKTİREN SUÇ OLARAK DÜZENLENMİŞTİR”

    Kenanoğlu, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Tepkiler nedeniyle Başakpınar Mahallesi’ndeki mezarlıkta toprağa verilemeyen İbrahim Gökçek cenazesi, Halef Hoca Mezarlığı’na defnedilmiştir. Bu durumdan sonra, MHP yönetimi protestoları örgütleyen Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Serdar Turan’ı görevden almış, ildeki tüm ülkü ocaklarını ise ikinci bir emre kadar kapattığını açıklamıştı. Ancak, sokağa çıkma yasağının bitmesinin hemen ardından gece yarısı mezarlık girişinde toplanan bir grup yine İbrahim Gökçek’in mezarına saldırı girişiminde bulunmuştur.

    Saldırganlar “Teröristin mezarını istemiyoruz, polis giderse çıkartıp yakacağız” tehditlerinde bulunmuştur. “Polis burayı yıllarca bekleyemez. Polis bıraktığında biz onu çıkarıp burada yakacağız. Buraya gömmelerinin sebebi her sene gelip burada ölüm yıl dönümünü kutlayacaklar. Gözümüzün önünde vatanımızı bölecekler” diye konuşmuşlardır.

    İki gündür devam eden saldırı ve tehditler sürmektedir. Bunları yapanların sosyal medyada video görüntüleri vardır ve kimlikleri bilinmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesine göre bu saldırılar ve tehditler cezai yaptırım gerektiren suç olarak düzenlenmiştir.”

    Kenanoğlu, bu bağlamda Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    • İbrahim Gökçek’i cenazesini Kayseri’ye sokmak istemeyen bu şahıslar hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?
    • İbrahim Gökçek’i cenazesini mezarından çıkarıp yakmakla tehdit edenler yakalanmış mıdır?
    • Sosyal medya hesaplarından tehdit yazanlar, bu saldırıyı planlayanlar hakkında bir işlem başlatılmış mıdır?
    • Bu kişiler suç işleyeceğini beyan ediyorlar, suç işleyeceğini açıkça beyan edenler vardır, bu beyanlara rağmen neden harekete geçilmiyor, neden bunlar hakkında soruşturma, inceleme ve gerekli işlem başlatılmıyor?
    • Mezarlığa saldırı olmaması için ne gibi önlemler alınmıştır? Bu önlemler ne kadar süreyle devam edecektir?
    • Önlemlerin kaldırılması halinde bu saldırıların olmaması için ne gibi tedbirler alınacaktır? (HABER MERKEZİ)

    ali-kenanoglu.jpg

  • Elazığ’da İçişleri Bakanı’na ‘Alevi sorunları ve çözüm önerileri’ raporu sunuldu

    Elazığ’da İçişleri Bakanı’na ‘Alevi sorunları ve çözüm önerileri’ raporu sunuldu

    PİRHA-Elazığ Cem ve Kültür Vakfı Başkanı Cafer Yeşil, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Elazığ’da bazı Alevi kurum temsilcileri ile bir araya gelmesine ilişkin PİRHA’ya bilgi verdi. Bakan Soylu’ya 8 maddelik bir rapor sunduklarını, bazı köylerde cemevi yapılmasına dair görüşler bildirdiklerini belirten Yeşil, Bakan Soylu’nun da “Cemevlerinin yapımını biz üstlenelim, ne gerekiyorsa yaparız” dediğini kaydetti.  

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Elazığ’da bazı Alevi kurum temsilcileri ile bir araya geldi. Elazığ Valiliği’nde yapılan toplantı basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

    Toplantıya katılan Elazığ Cem ve Kültür Vakfı Başkanı Cafer Yeşil, PİRHA‘ya verdiği bilgide, “Bakan Soylu, bir süredir deprem bölgesi olan Elazığ’da bulunduğunu söyledi. Cemevlerine de uğradığını söyleyen Soylu, vatandaşların taleplerini dinlediklerini belirterek bir toplantı düzenledi. Elazığ ve ilçelerinde bulunan birçok Alevi kurum temsilcisi bu toplantıya dahil oldu” dedi.

    BAKAN SOYLU’YA 8 MADDELİK RAPOR

    Öncelikle cemevlerine yasal statü verilmesi konusunda bir talepleri olduğunu dile getiren Yeşil, “Kendilerine rapor sunduk. Vatandaşların özel talepleri de oldu ancak biz cemevleri ve zorunlu din derslerine yönelik taleplerimizi yönelttik. Cemevlerinin giderlerinin ihtiyaçlara göre tespit edilip gerekirse kadro, gerekirse maddi destek anlamında taleplerimiz oldu” diye konuştu.

    Yeşil, Soylu’ya “Alevi sorunları ve çözüm önerileri” başlığıyla bir rapor halinde sundukları taleplerini şöyle sıraladı:

    1)Türkiye’de eşit yurttaşlık

    2)Türkiye’de tüm inançlara eşit düzeyde bakma ve buna göre politika üretme

    3)Sivil, demokratik bir Anayasa yapılması

    4)Din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması

    5)Alevi tasavvuf lisesi ve akademisi kurulması

    6)Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması

    7)Alevi mürşit sistemi içerisine ocakzadelerden bir üst çatı oluşturulması

    8)Cemevlerinin ve kurumların ihtiyaçları tespit edilerek, bu ihtiyaçların giderilmesi

    “YASAL DÜZENLEMELERİN ALT YAPISINI HAZIRLAYACAĞIZ”

    Yeşil, taleplere yönelik Bakan Soylu’nun ne dediğine ilişkin ise “Bakan Soylu bu taleplerin iki kademeli gerçekleşeceğini belirtti. Yapabileceklerimizi hemen hayata geçireceğiz, diğerlerini de hayata geçirmek için gerekli yasal düzenlemelerin alt yapısını hazırlayıp sizinle paylaşacağız, bir şekilde çözüm bulmaya çalışacağız, dedi”  diye aktardı:

    SOYLU: CEMEVLERİNİN YAPIMINI BİZ ÜSTLENELİM

    Elazığ Cem ve Kültür Vakfı Başkanı Cafer Yeşil, Bakan Soylu’ya 8 maddelik bir rapor sunduklarını belirterek, “Alevilerin ortak taleplerini söyledik, bireysel bir talep değildi. Bizim amacımız bu ülkede huzur, barış, kardeşlik olmasıdır. Kim hangi inançta olursa olsun herkes özgür eşit olmalıdır. Bazı köylerde cemevi yapılmasına dair görüşler bildirdik, Bakan Soylu da yapımını biz üstlenelim ne gerekiyorsa yaparız dedi” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ELAZIĞ