Etiket: içme suyu

  • Zara’da maden ocağına tepki: Şirketler para kazanacak diye göçe zorlanıyoruz!-VİDEO

    Zara’da maden ocağına tepki: Şirketler para kazanacak diye göçe zorlanıyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Karadere diğer adıyla Karabel bölgesinde çıkarılan krom madeninden dolayı içme suları kirlenecek olan Beypınar ve İğdir köylüleri duruma tepki göstererek, içme suyunun ve doğalarının yok edildiğini belirttiler. “Bizim buradan gitmemizi istiyorlar” diyen köylüler, maden çalışmasının durdurulmasını istediler.

    Sivas’a bağlı Zara ilçesinin Beypınar, İğdir (Karabel Yöresi) halkı, köylerine yakın bir mesafede çıkarılan krom madenin içme suyunu tehdit ettiğini belirterek, maden çalışmasının durdurulmasını istedi. Köylüler, Karadere dedikleri alanda yürütülen çalışmalarda kazılardan kaynaklı suyun kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

    Aynı bölgede ÇED raporuyla mermerin de çıkarılacağını belirten köylüler, hem doğalarının hem de çıkarılacak olan mermer madeninin içme suyunu kirleteceğini söyledi. Köy halkı doğup büyüdükleri dağlarda atalarının yaşadıklarını ve inançlarını temsil eden türbelerin de olduğunu aktardılar.

    “SU KESİLİRSE KÖYLÜLERİN BURADAN TAŞINIP GİTMESİ LAZIM”

    Karabel bölgesinde bulunan İğdir Köyü Muhtarı Süleyman Sarıtaş, madenlerle ilgili olarak rahatsızlık duyduklarını söyleyerek, “2019’dan beri muhtarım. Suyumuz 20 km’den geliyor, 3 tane köyü besliyor. Bir damla suyumuz, başka içecek suyumuz yok. Eğer bu su kesilirse köylülerin taşınıp gitmesi lazım. Maden sahasında yapılan çalışmalardan dolayı suyumuz kesildi. Arızalardan kaynaklı 15 gün boyunca su eve gelmiyor” şeklinde konuştu.

     “MADENLER DOĞAYA BÜYÜK ZARAR VERİYOR”

    Karabel Federasyonu Başkan Yardımcısı Şükrü Öztürk de, “Bu bölgede madenler büyük tahribatlar oluşturuyor, doğaya büyük zararlar veriyor, doğamızı tahrip ediyor. Bu bölgede yeşilliklerin yok olduğuna tanık oluyoruz, sularımız kirleniyor” dedi.

    “TOPRAKALRIMIZI TERK ETMEK ZORUNDA KALACAĞIZ”

    Madenlerin bulunduğu alanda yer alan Beypınar Köyü Muhtarı Ercan Keklik ise yapılan başvurulara rağmen sonuç alınmadığını dile getirerek şu ifadelerde bulundu:

    “Yakın zamanda dinamitle patlatmalar olacak, buna yönelik başvurularımızı yaptık. Ne yazık ki bir sonuç alamadık. Örgütlü olarak bu işe destek vermemiz lazım. Bir iki köy ile olabilecek bir şey değil bu. Yetkililer bizi ciddiye almıyor. Suyumuz kesildiği zaman topraklarımızı terk etmek zorunda kalacağız. Yöre halkı olarak madenlerden çok rahatsızız. Madenlerden dolayı hayvancılık yapamıyoruz, çünkü doğamızın hepsi tahrip oldu.”

    ÇOCUKLAR HASTA OLMA RİSKİ YAŞIYOR

    Mahmut Akbulut adlı köylü de maden ocağıyla ilgili olarak, “Madenlerden çıkarılan kirli su ırmaklarımızı kirletiyor. Çocuklarımız orada yüzerken hasta oluyorlar. Eskiden biraz su alabiliyorduk, bu madenlerden dolayı su da içemez duruma geldik. Yazın halkımız buraya geldiğinde su problemi yaşıyor. Bütün sivil toplum kuruluşlarından destek bekliyoruz” diye konuştu.

    “ŞİRKETLER PARA KAZANACAK DİYE BİZ GÖÇE ZORLANIYORUZ”

    Maden sahası kurulan yerlerde çocukluğunun geçtiğini, buralarda anılarının olduğunu belirten Süleyman Keklik ise şunları kaydetti:

    “Buralar benim çobanlık yaptığım yer. Buralara baktığımda içim kan ağlıyor. Suyumuz kesilirse her şeyimiz bitiyor. Şirket sahipleri para kazanacaklar diye biz de göçe zorlanıyoruz. Bu anlayışa karşı durup, örgütlenmemiz gerekiyor. Seçim sürecinde buraya gelen siyasi partilerden destek bekliyoruz.”

    Hüseyin KELLECİ-Kamber YILDIZ/SİVAS-ZARA

  • Antalya Okul Yemeği Koalisyonu: Ücretsiz okul yemeği ve içme suyu hayata geçirilsin-VİDEO

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu: Ücretsiz okul yemeği ve içme suyu hayata geçirilsin-VİDEO

    PİRHA-Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, Antalya Okul Yemeği Koalisyonu ile birlikte, ücretsiz okul yemeğinin ve içme suyunun hemen hayata geçmesi gerektiğini söyledi. 

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu, ücretsiz okul yemeği ve içme suyu konusunda basın açıklaması yaptı.

    Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, ücretsiz okul yemeğinin ve içme suyunun hemen hayata geçmesi gerektiğini kaydederek bir açıklama yaptı. Başkan Koç, çocukların sağlıklı gelişimi ve yaşam kalitesi için beslenmenin temel bir gereksinim olduğunu belirtti.

    Koç, “Çocuklarımızın bugünü ve yarını için okul yemeği hemen şimdi!” dedi ve çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için bu hakkın sağlanması gerektiğini belirtti. Ancak ne yazık ki, ülkemiz de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede hala birçok çocuk yoksulluk sebebiyle yetersiz beslenme ve açlıkla mücadele etmektedir” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Beslenme, her bireyin sağlıklı gelişimi ve yaşam kalitesi için temel bir gereksinimdir. Başta çocuklar olmak üzere, yeterli ve dengeli beslenmek herkes için temel bir insan hakkıdır. Çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için bu hakkın sağlanması gerekmektedir. Ancak ne yazık ki, ülkemiz de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede hala birçok çocuk yoksulluk sebebiyle yetersiz beslenme ve açlıkla mücadele etmektedir. Yetersiz beslenme, temiz ve içilebilir suya erişememe ve açlık, çocukların üzerinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak olumsuz etkilere neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığını, algılamalarının azaldığını, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları yaşadıklarını, okul devamsızlık sürelerinin uzadığını ve okul başarılarında azalma olduğunu ortaya koymaktadır.

    “KAMU KURUMLARI SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİ”

    Ülkemizde ilgili politikaların geliştirilmemesi sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımındaki eşitsizlikler, yoksulluk, işsizlik, yüksek enflasyon, gıda kalitesizliği ve güvencesizliği neticesinde birçok aile için sağlıklı ve besin değeri yüksek gıdalara erişim zorlaşmıştır. Yüksek enflasyon sebebiyle son yıllarda her üründe olduğu gibi gıda fiyatları da katlanarak artmıştır. DİSK-AR verilerine göre en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu Aralık 2023 itibariyle yüzde 105,5’tir. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinin gerçekleştirdiği Çocuğun İyi Olma Hali İstanbul Araştırması (2023) bulgularına göre en yoksul ailelerde haftada en az iki kere et yiyebilen çocukların oranı %13, aynı sıklıkta balık yiyebilen çocukların oranı ise %2’dir. İPA verilerine göre Ekim 2023 itibariyle okul çağındaki çocukların da en az dörtte birinin okula aç gittiği tahmin edilmektedir. İçerisine sürüklendiğimiz gıda krizinden en çok ve kalıcı şekilde çocuklar etkilenmiştir. Eğitim İzleme Raporu 2023 verilerine göre önceki yıl eğitime kayıtlı olan en az 20 bin öğrenci okulu bırakmıştır. Birçok ülkede çocukların temel günlük beslenmelerine destek olmak için okul yemeği programları uygulanmaktadır. Bu programların okullaşmayı arttırdığı, özellikle kız çocuklarının okullaşmasına olumlu etkisi olduğu, ani ekonomik krizlerin yarattığı şoklarda çocukları okulda tutan bir sosyal destek işlevi gördüğü, yani toplumun en kırılgan kesimlerine bir sosyal koruma ağı olarak işlediği birçok çalışmada ortaya konmuştur. Son yapılan araştırmalar da okul çağındaki çocukların en az yarısının okula aç gittiğini göstermektedir. Çocukların okulu bırakmasının çocuk açlığının artmasına, çocukların okuldan alınmasına, çocuk işçiliğinin artmasına ve erken yaşta evlilikler gibi birçok soruna neden olduğu görülmektedir.
    Sonuç olarak, Türkiye’de beslenme yetersizliği sorunu, çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bu sorunun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Beslenmenin temel bir hak olduğu hatırlanmalı, kamu kurumları sorumluluklarını yerine getirmelidir.

    Anne karnından itibaren özellikle 18 yaşına kadar her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenmeyi sağlamak ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak takip edilen politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı, henüz Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin bile ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık “Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)” belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır.

    “ÇOCUKLARIMIZIN BUGÜNÜNE VE GELECEĞİNE SAHİP ÇIKALIM”

    Oysa Türkiye’nin 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; “taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar”(Madde 27/3). İşte Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin bu ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören bütün çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz bir öğün yemek ve temiz su temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksulluk ile ilişkili olarak “yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir kamusal destek-dayanışma programı acilen uygulamaya konulmalıdır” diyoruz. Başta hükümet olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Gıda krizinin derinleştiği bu dönemde biz  “Antalya Okul Yemeği Koalisyonu’’ olarak tüm bileşenlerimizle birlikte siyasal iktidara, muhalefet partilerine ve ilgili kamu kurumlarına sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. Son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın bugününe ve geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.

    Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Fulya Sarvan da, 2024 yılında başlatılan Çocuk Hakları ve Refahı Projesi’nin amaçlarıyla bu kampanyanın tam anlamıyla örtüştüğünü söyledi. Sarvan, proje kapsamında, çocukların yoksulluktan çocuk işçiliğine, eğitim sorunlarından ihmal ve istismara, madde bağımlılığından dijital bağımlılığa kadar birçok sorunla karşı karşıya olduğunu vurguladı.

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu Bileşenleri :

    1-Öğrenci Veli Derneği (Veli Der) Antalya Şubesi
    2- Antalya Tabip Odası
    3- Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Antalya Şubesi
    4-Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şubesi
    5- Sağlık Emekçileri Sendikası SES
    6-Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesi
    7- Türk Psikologlar Derneği Antalya Şubesi
    8-Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Antalya Şubesi
    9- Akdeniz Kadın Çalışmalarını Destekleme Derneği
    10- Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı Antalya Şubesi (ZİÇEV) 11-Antalya Down Sendromluları ve Engelliler Derneği
    12-Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi (KATCAM) 13-Antalya Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı (ANTÇEV)
    14-ODTÜ Mezunlar Derneği Antalya Şubesi
    15-Akdeniz Aile Sağlığı ve Eğitimi Derneği (ASED)
    16-Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği Antalya Şubesi
    17-Akdeniz Reklamcılar Derneği
    18- Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
    19- Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi
    20-Antalya Barosu
    21-Yardım Gönüllüleri Eğitim ve Proje Derneği
    22-ANKA Kadın Girişim ve İşletme Kooperatifi
    23-Bülent ŞIK Gıda Mühendisi Akademisyen
    24- Ayşe Günbey Şerifoğlu
    25-Berna Evren
    26- Av. Eylem Ülgen
    27- Gül Şaldıran 28- Gülsen Aras
    29- Meltem Vural
    30- Av. Mine Demirezen
    31- Dr. Müberra Öztürk Kılıç
    32- Özlem Ezgin Altunok
    33-Taylan Özgür Tufan

     

  • Gıda Mühendisi Bülent Şık’tan içme suyu için uyarı ve seferberlik çağrısı!

    Gıda Mühendisi Bülent Şık’tan içme suyu için uyarı ve seferberlik çağrısı!

    PİRHA- Gıda Mühendisi Bülent Şık, deprem bölgelerine acilen içme suyu gönderilmesi için çağrı yaptı. Şık, “Şehir şebeke sularının güvenli olduğu belirlenene kadar içilmemesi ve yiyecek hazırlamada kullanılmaması gerekiyor. Su temini için seferber olmalıyız” dedi. 

    Maraş merkezli meydana gelen iki büyük deprem 10 kentte büyük yıkıma neden oldu. Depreme ilişkin son durumu açıklayan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan “Şu anda 3 bin 549 vefatımız 20 bin 534 yaralımız var” ifadelerini kullandı. Erdoğan, 10 ilde 3 ay süreyle OHAL ilan etme kararı aldığını duyurdu.

    Bu arada enkaz altındakilere müdahaleler gecikiyor. Bazı deprem bölgesinde hala enkaz altında olan insanlara ulaşılamadı. Yakınları ise aç, susuz endişeyle bekliyor, yetkilileri göreve çağırıyor.

    Bu arada Gıda Mühendisi Bülent Şık, deprem bölgelerine acilen içme suyu gönderilmesi için çağrı yaptı.

    Twitter hesabından mesaj yazan Şık, “Deprem bölgelerine içme suyu temin etmek çok acilen yapılması gereken bir şey. Şehir şebeke sularının güvenli olduğu belirlenene kadar içilmemesi ve yiyecek hazırlamada kullanılmaması gerekiyor. Su temini için seferber olmalıyız” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Güvenç Mahallesi’nde içme suyunda arsenik tespit edildi

    Güvenç Mahallesi’nde içme suyunda arsenik tespit edildi

    PİRHA- Malatya’nın Hekimhan ilçesi Güvenç Mahallesi’nde içme suyunda arsenik tespit edildi.

    Uzun yıllar maden şirketlerine karşı çevre mücadelesiyle gündeme gelen Malatya’nın Hekimhan ilçesi Güvenç mahallesinde, içme suyuna kimyasal madde karıştığı belirtildi. Bir süredir Hekimhan’da siyanürle altın ve cevher aranmasına karşı çıkan ve sürekli olarak konuyu kamuoyuna duyuran Han Yolu Doğa Ve Kültür Varlıklarını Koruma Platformu tarafından yapılan açıklamada ilçeye bağlı Güvenç mahallesinde içme suyuna arsenik kimyasal maddesi karıştığının tespit edildiği belirtildi.

    Konu ile alakalı yapılan açıklamada Han Yolu Doğa Ve Kültür Varlıklarını Koruma Platformu tarafından yapılan açıklamada “Hekimhan Güvenç Mahallesi muhtarı Feyzullah Çelebi Mahallesindeki ölümlerin büyük bölümünün kanserden olduğunu gerekçe göstererek içme sularının maden sahasından geldiğini belirterek sağlık açısından uygun olup olmadığının araştırılması ve su analizinin yapılması için 08/01/2021 tarihinde Malatya Sağlık İl Müdürlüğüne dilekçe ile başvuruda bulunmuş. Hiçbir zenginlik bir canlının hayatından daha değerli değildir. Platformu olarak olayın takipçisi olacağız” dedi.

    Malatya ve Kayseri Halk sağlığı laboratuvarlarında yapılan au analiz sonuçlarının kendisine ulaştığını bildiren Muhtar Feyzullah Çelebi de ” içme sularında yüksek oranda arsenik tespit edildiğini” söyledi. Sağlık İl Müdürlüğünün ilgili raporları MASKİ ye bildirdiğini ve kendisinin de MASKİ yetkilileri ile görüştüğünü Çelebi, MASKİ yetkililerinin gerekli çalışmaları yapacağını açıkladı.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

     

  • Divriğililer altın madenine karşı yürüdü: Siyanürlü altın istemiyoruz-VİDEO

    Divriğililer altın madenine karşı yürüdü: Siyanürlü altın istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Mursal Köyü’nde yöre halkının tüm tepkilerine rağmen altın arama sondaj çalışmaları protesto edildi. Divriği Kültür Derneği, Mursal’da bulunan altın madenine karşı düzenlediği yürüyüş ve basın açıklamasıyla madene olan tepkilerini bir daha haykırdı.

    Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Mursal Köyü’nde yöre halkının tüm tepkilerine rağmen 3 Eylül’de altın arama sondaj çalışmaları başlatıldı.

    Divriği Kültür Derneği, bugün Mursal’da bulunan altın madenine karşı düzenlediği yürüyüş ve basın açıklamasıyla madene olan tepkilerini bir kez daha haykırdı.

    Divriği Kültür Derneği’nin öncülük ettiği yürüyüşe ve basın açıklamasına birçok çevre ve yöre derneği, siyasi parti temsilcileri, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şubesi’nden Hüseyin Özcan ve Divriğililer destek verdi.

    “Toprağıma, suyuma, sağlığıma, Divriği’ye dokunma” pankartı açıldığı eylemde “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine”, “Divriği’nin üstü altından değerlidir”, “Diren Divriği”, “Doğa bize muhtaç değil biz doğaya muhtacız”, “Toprağıma, taşıma, yaşam hakkıma dokunma”, “Diren Mursal”, “Mursal’da dokunma”, “Ölümün gölgesinde özgür yaşanmaz”, “Divriği’de doğa ve tarih katliamına hayır”, “Toprağına, suyuna, memleketine sahip çık”, “Dost dost diye nicesine sarıldım benim sadık yarim kara topraktır”, “Doğa gençlere kuvvet, yaşlılara hikmet verir”, “Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz” yazılı dövizler taşındı.

    Sık sık “Siyanür kanserdir siyanüre hayır”, “Toprağıma, suyuma Divriği’ye dokunma”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Direnen direnen kazanacağız”, “Siyanür ölümdür yaşamı savun”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Siyanürlü altın istemiyoruz”, “Diren Divriği bu halk seninle”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atıldı.

    İlçe meydanından yürüyüşe başlayan Divriğililer çarşıdan geçerken alkışlar ve ıslıklarla karşılandı.

    İlçe merkezinden Divriği’nin girişindeki hastaneye kadar yürüyüş yapıldı. Hastane girişinde araçlarla Mursal köyüne giden Divriğililer burada pankart ve dövizlerini yeniden açarak sloganlarına devam ettiler. Mursal Köyü’nün girişinden Ozan Ali Kızıltuğ’un mezarına kadar sloganlar ve alkışlar eşliğinde yürüyen kitle basın açıklamasını burada gerçekleştirdi.

    BÖLGE DİVRİĞİ’NİN YAŞAM KAYNAĞI

    Burada tüm katılımcılar adına basın metnini Mursal Köyü’nü temsilen Aşur Eylen okudu.

    Divriği’nin binlerce yıllık geçmişe sahip bir medeniyetler mirası olduğuna vurgu yapan Eylen, Divriği’nin bağrındaki tüm demir cevherini ülkeye sunduğunu belirtti.

    Divriği’nin büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Eylen, madenin yapılmak istendiği bölgenin Divriği’nin su kaynağı olan bir bölge olduğunu, Divriği’nin içme ve tarımsal sulama suyunun bu bölgedeki barajdan sağlandığını ifade etti. Bölgede tarımsal üretim ve hayvancılığın yapıldığını söyleyen Eylen, “Divriği’nin yaşam kaynağıdır, can damarıdır. Bu faaliyet ilçemize ve bölgeye telafisi mümkün olmayan acılar yaşatacaktır. Bu acının tüm ülke tarafından hissedilmesini, feryadımızın duyulmasını istiyoruz. Çünkü Divriği’nin bu ülkenin her hanesinde sağladığı demir ile hakkı vardır” dedi.

    “BÖLGE İNSANSIZLAŞACAK”

    Bu altın madeninin durdurulmadığı taktirde Divriği İçme Suyu Projesi’nin çöpe gideceğini ifade eden Eylen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Altının sondajlarla aranması sırasında sondaj kimyasallarının fay kırıklarından yer altı sularına karışması ile içme sularının kirlenme riski vardır. Ayrıca işletme sürecindeki delme ve patlatmalar ile ortaya çıkan toz ve gürültü Mursal dahil bölgedeki köyleri artık yaşanılamaz hale getirecek ve bölge insansızlaşacaktır. En önemlisi altının topraktan ayrıştırılması sırasında kullanılan siyanürün toprağa sızması, su kaynaklarına karışması ise telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir.”

    “YAŞAMIMIZI SAVUNACAĞIZ”

    Divriğililer olarak siyanürle altın aramaya karşı olduklarını dile getiren Eylen, “Yaşamımızı, suyumuzu, toprağımızı savunacağız. Bir ton toprakta muhtemel bir gram altını bulmak için, vazgeçilmez yaşamsal bir değerlerimiz olan doğamızın, suyumuzun, sağlığımızın yok edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    SONDAJ YAPILAN BÖLGE HAVZAYA 200 METRE MESAFEDE

    Maden Tetkik Arama (MTA) ekiplerinin Temmuz ayının sonunda köye girme girişimlilerinin Divriğililer tarafından engellendiğini hatırlatan Eylen, MTA ekiplerinin 3 Eylül gece yarısı saat 04:00’te jandarma korumasında girdiklerini belirterek şöyle devam etti:

    “3 Eylül 2018 tarihinde Mursal Köyü Tüzel Kişiliği tarafından Divriği Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bilirkişi vasıtası ile delil tespiti talebi yapılmıştır. Yine Mursal Köyü Tüzel Kişiliği tarafından 10 Eylül 2018 de Sivas İdari Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması istemi ile Sivas Valiliği aleyhine dava açılmıştır. 8 Ekim’de Harita Mühendisi’nin bilirkişi raporu, 15 Ekim’de de Çevre Mühendisi’nin bilirkişi gelmiştir. İçme ve Kullanma Suyu Havzalarının Korunması Yönetmeliği’ne göre maden arama ve sondaj noktasının 300 metreden az bir mesafede olması gerekirken bu rapora göre sondaj yapılan noktalardan biri havzaya 200 m mesafededir. Bu durum bile çalışmaların durması için yeterlidir.”

    “RANTÇI YAKLAŞIM ASLA KABUL EDİLEMEZ”

    “Eğer toprağın altındaki ekonomik değer üzerindekinden fazlaysa maden işletilebilir” şeklindeki kültürel değerden, doğadan uzak, rantçı yaklaşımın asla kabul edilemeyeceğine dikkat çeken Eylen, “Bizler yurttaş olarak toprağımıza, havamıza, suyumuza, sağlığımıza, yaşamımıza doğrudan saldırı olarak değerlendirdiğimiz bu girişimi reddediyoruz ve anayasadan, evrensel insan haklarından aldığımız meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağız” şeklinde konuştu.

    “BU TOPRAKLARIN ÜZERİNDE YAŞADIK ALTINA DA GÖMÜLMEK İSTİYORUZ”

    Yabancı sermayeli maden şirketlerinin menfaatine olan ve toplumda telafisi mümkün olmayan yaralar açacak bu sömürge madenciliğine karşı olduklarını haykıran Eylen, buna karşı direneceklerini belirterek sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Bu direniş siyaset üstü, inanç üstü bir direniştir. Bu bir insanlık davasıdır, var olma davasıdır. Bu mücadelede tüm duyarlı kamuoyunu ve tüm Divriğilileri yanımızda görmek istiyoruz. Biz bu toprakların üzerinde yaşadık altına da gömülmek istiyoruz. Biz Divriği’yi geçmiş medeniyetlerden emanet aldık, geleceğe, çocuklarımıza, torunlarımıza emanetleri ile birlikte miras olarak bırakmak kararlılığındayız. Atalarımızın bize bıraktığı bu aziz hatıraya saygı gösterilmesini istiyoruz. Bizim madenimiz kirlenmemiş yüreklerimizde. Bu ses bizim, bu davet bizim, bu topraklar hepimizin.”

    “ÇOK YANLIŞ BİR PROJE”

    Eylen’in arkasından Divriği Belediye Başkanı Hakan Gök söz aldı. Gök, buradaki altın madeni sorununu sadece Mursal’ın sorunu olarak görmenin sorunu küçülttüğünü, bu sorunun Divriği’nin sorunu olduğunu kaydetti. Altın madeni projesinin Divriği’deki içme suyu sorununun üzerine sorun eklediğini söyleyen Gök, “Bu proje çok yanlış bir projedir” dedi. Gök, birlikte mücadele etmek gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

    “ÇETİNKAYA’NIN HER TARAFINDAN ZEHİR AKIYOR”

    Çetinkaya Beldesi Eski Belediye Başkanı Gazi Şentürk de, Çetinkaya’da bulunan maden ocağından dolayı yaşadıkları sorunları anlattı.

    “Çetinkaya’nın her tarafından zehir akıyor. Bazı insanlar işe alınarak ödüllendirildi. Ama sularımız zehirlendi. Çetinkaya”an Fırat’a kadar balıklarımız ve geyiklerimiz ölüyor. Meyve ağaçları hep kurudu. Hastalıktan geçilmiyor. Hayvanlar telef oluyor” diyen Şentürk, daha önceden halka bunların olabileceğini anlattıklarını ancak halkın anlamadığını şimdi ise hayvanları telef olmaya başlayınca halkın da anlamaya başladığını kaydetti. Şentürk, herkese duyarlı olma çağrısında bulundu.

    PİRHA/SİVAS

     

     

  • Türkmen Alevilerin yaşadığı Kısas’ta çocuklar kirli içme suyu nedeniyle hastanelik oldu

    Türkmen Alevilerin yaşadığı Kısas’ta çocuklar kirli içme suyu nedeniyle hastanelik oldu

    Urfa’da Türkmen Alevilerin yaşadığı Kısas Mahallesi sakinleri, kirli içme suyundan kaynaklı çocuklarının yarısının karın ağrısı ve ishal şikayeti ile hastanelik olduğunu belirtti. ŞUSKİ ise, suyun dünya standartlarında ve iddiaların asılsız olduğunu savundu.

    Dihaber’de yer alan habere göre, Urfa’nın merkez Haliliye ilçesinde çoğunluğu Türkmen Alevisi yurttaşın yaşadığı 10 bin nüfuslu Kısas Mahallesi sakinleri, içme suyunun kirliliğinden şikayetçi. Mahallelilerin iddiasına göre akan kirli şebeke suyu, çocuklarda başta olmak üzere karın ağrısı ve ishale yol açıyor. Mahalleliler yaşadıkları su problemini ilettikleri Urfa Su ve Kanalizasyon İşleri Genel Müdürlüğü’nün (ŞUSKİ), şikayetlerini kayda almadığını savundu.

    ARITILMAMIŞ SU İÇİYORLAR

    Mahalle esnafı 42 yaşındaki İsmail Güleç, suyun içilemeyecek kadar berbat olduğunu ifade ederek, “Bir tane su depomuz var, ama işlevi yok. Çünkü su arıtılmıyor. Suyumuz aşırı derecede kireçli ve yosunludur. Bununla ilgili ŞUSKİ’yi aradığımızda bahane arayıp sorunla ilgilenmiyorlar. Buraya kaç defa bazı kişiler gelip suyu tahlil ettiler. Yapılan tahlillerde suyun kirli olduğunu söylediler” dedi. Dar gelirli oldukları için arıtma sistemi takamadıklarını söyleyen Güleç, günlük yaşamlarında kirli suyu kullanmak zorunda kaldıklarını ifade etti.

    “200 ÇOCUKTAN 100’Ü İSHAL”

    Bir diğer mahalle esnafı Ali Men (30), su ile ilgili yaşadıkları sıkıntılar konusunda tahammüllerinin kalmadığını dile getirdi. Suyun nadiren aktığını, 10 bin nüfuslu mahallede temiz suyun bulunmadığını söyleyen Men, “Bana 2 bin lira su faturası gelmiş. Eğer ben 2 bin lira ödüyorsam, temiz su içmek benim hakkımdır. Köyde 200 çocuk varsa bunlardan 100’ü ishaldir. Devlet fakir fukaradan yüksek su faturası almasını biliyor, fakat temiz suyu vermeyi bilmiyor” diye konuştu.

    “BU SUYU HAYVANA VERSENİZ İÇMEZ”

    35 yaşındaki Cemal Erdem de, suyun içilemediğini ve hastalık bulaştırdığını söyledi. 3 çocuk babası Erdem, çocuklarını içtikleri sudan kaynaklı sürekli karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye götürdüğünü belirtti. Hamallık yaparak geçimini sağladığını söyleyen Erdem, “Ben hamalım, günlük 50 TL kazanıyorum. Kazandığım para ile ev mi geçindireyim, yoksa bin 500 TL’ye arıtma sistemi mi takayım” diyerek sitem etti. Mahallede tek su deposu olduğunu, onun da üstü açık ve bakımsız olduğunu belirten Erdem, içtikleri suyu hayvanların bile içemediğini, ancak içmek zorunda kaldıklarını ifade etti.

    ŞUSKİ: İDDİALAR DOĞRU DEĞİL

    Söz konusu iddialar ile ilgili Dihaber’e konuşan ŞUSKİ Şube Müdürü Ahmet Altıngöz, İl Sağlık Müdürlüğü’nün tüm hatlarını günde üç adet numune alarak kontrol ettiklerini belirterek, Urfa genelinde otomatik arıtma ve klorlama sistemlerinin olduğunu, dolayısıyla suların kirli olmasının mümkün olmadığını belirtti. Altıngöz, “Kısas’taki kuyu suyudur ve otomatik klor sistemimiz vardır. Her gün sudan İl Sağlık Müdürlüğü ve bizim arıtma sistemi ekiplerimiz numune alıyor. Dünya sağlık standartları gereğince de yer altı zemin suları arıtılmaz, çünkü onlar doğal arıtmanın içinden geliyor. Kaya ve kilden süzülüp geliyorlar. Varsa böyle bir iddia sağlık raporu ile gelsinler. Varsa kurumu ilgilendiren bir durum, anında müdahale edelim” dedi.