Etiket: iftira

  • Hükümet yanlısı vakıf başkanı, 9 büyük Alevi örgütünü ve Kadıköy mitingini hedef aldı

    Hükümet yanlısı vakıf başkanı, 9 büyük Alevi örgütünü ve Kadıköy mitingini hedef aldı

    PİRHA- Yüz binlerce insanın “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” talebiyle 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de buluşmasına sayılı günler kaldı. 9 büyük Alevi örgütünün öncülük ettiği mitingin hazırlıkları sürerken, AKP-MHP’ye yakınlığıyla bilinen Hacı Bektaş-ı Velî Dergahı Vakfı Başkanı mitingi karalamaya başladı. Alevileri hedef alan Timurcan Ulusoy, laik eğitimin, demokrasinin öneminin vurgulanacağı mitingin art niyetli olduğunu iddia etti. 

    AKP-MHP hükümeti, Diyanet ve tarikatların isteği doğrultusunda eğitim sistemini tamamen dinselleştiriyor. Öğretmenlerin, valilerin ve öğrencilerin tepkilerine rağmen dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak artıyor.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) adı altında okullara imam atanması, tepkileri yükseltti. Öğrencilerin adeta Diyanete, tarikatlara tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bununla da yetinmedi, okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi de zorunlu hale getirdi.

    MİLYONLARCA İNSAN AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞIYOR

    Dincileşmenin yanında ülkede milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşıyor, 3.5 milyon insan işsiz.

    AKP ve MHP’nin Anayasa’yı tanımaması, hukuksuzluk, yargının bir sopa olarak kullanılması, anti laik uygulamalar toplumda infial yaratıyor.

    9 ALEVİ ÇATI ÖRGÜTÜ BİRLEŞTİ, ÖNCÜLÜK EDİYOR

    Neredeyse tüm Alevi federasyonları, konfederasyonları; ülkenin tüm demokrasi güçleriyle birlikte “laiklik, insanca yaşam ve demokrasi” talebini haykırmak için ortak hareket etme kararı aldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Anadolu Alevi Canlar Federasyonu, Cem Vakfı öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Mitinge hazırlıklar sürerken, AKP-MHP’ye yakınlığıyla bilinen Hacı Bektaş-ı Velî Dergahı Vakfı Genel Başkanı Timurcan Ulusoy, bir internet sitesinde mitingi ve mitingin düzenleyicisi Alevi örgütlerini hedef aldı.

    Alevi örgütlerine iftira atan Timurcan Ulusoy, “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitinginin art niyetli, provokatif olduğunu idda etti.

    “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” talepli mitinge, sözde bir Alevi vakfının iftiralarla kaşı çıkması dikkat çekti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Erdoğan’ın montaj itirafı sonrası Kılıçdaroğlu’nun avukatından suç duyurusu

    Erdoğan’ın montaj itirafı sonrası Kılıçdaroğlu’nun avukatından suç duyurusu

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, montaj videolar ile görselleri hazırlayan ve paylaşanlarla ilgili şikâyet dilekçesi verdiklerini duyurdu. Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Böylesi alçaklıkların hesabı elbette sorulacak!” dedi. 

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, sosyal medya hesabından montaj video ve görsellerle ilgili açıklamalarda bulundu.

    “GEREĞİNİ YAPIYORUZ!”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitinglerde izlettiği Kemal Kılıçdaroğlu için hazırlanan videoların montaj olduğunu itiraf etmesinin ardından, Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, montaj videolar ile görselleri hazırlayan ve paylaşanlarla ilgili şikâyet dilekçesi verdiklerini duyurdu.

    Çelik’in açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

    “Montaj video ve görselleri paylaşan, üreten, dahası ürettirenlerle ilgili olarak gereğini yapıyoruz! Şikayet dilekçelerimizi verdik, vermeye de devam edeceğiz! Böylesi alçaklıkların hesabı elbette sorulacak! Hiç kimsenin yanına kâr kalmayacak..”

    NE OLMUŞTU

    Erdoğan, 22 Mayıs’ta katıldığı TRT canlı yayınında, “Kandil’dekilerle video çekimleri var, bunları yayımladılar. Ama montaj ama şu ama bu…” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AABF’nin Erdoğan hakkında açtığı dava ilk duruşmada reddedildi-VİDEO

    AABF’nin Erdoğan hakkında açtığı dava ilk duruşmada reddedildi-VİDEO

    PİRHA – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF), Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında açtığı dava Ankara Adliyesi 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. AABF’nin avukatları Erdoğan’ın Aleviliği hedef aldığını belirtirken, Erdoğan’ın avukatları ise AABF’nin hedef alınmadığını iddia ettiler. Mahkeme başkanı dosyanın incelendiğini belirterek, davanın reddine karar verdi.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Aralık 2021’de Siirt’te yaptığı “Almanya’da özellikle Alevilikten öte Alisiz Alevilikle adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor. Ve onlara ciddi para desteği veriyorlar. Bundan 2 yıl öncesi rakamla 30 milyon Euro yıllık bunlara para destekleri de olmuştur” şeklindeki konuşması nedeniyle Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    AABF’nin Erdoğan hakkında açtığı manevi tazminat davası Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Söz konusu davada Cumhurbaşkanı’nın ‘Alevilik inancına bağlı bireyleri, din ve mezhep farkı gözeterek alenen aşağılama, kişilik haklarına saldırı ve ayırımcılık eylemleri nedeniyle 50 bin TL tazminat ödemeye mahkum edilmesi ve kararın tüm basın organlarında yayımlanmasına karar verilmesi talep edildi.

    Duruşmaya Alevi kurumlarının başkanlarından Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, Avrupa Alevi Birlikleri Kurucu Başkanı Turgut Öker ve birçok kurum yöneticisi, Yazar Ali yıldırım, Gazeteci Recai Aksu, HDP Milletvekili Zeynel Özen ve Ali Kenanoğlu da katıldı.

    “CUMHURBAŞKANI ALEVİLİĞİ DOĞRUDAN HEDEF ALMIŞTIR, ÖZÜR DİLEMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

    Avukat Oya Aydın ilk sözü alarak şunları dile getirdi:

    “Cumhurbaşkanının anayasaya göre cezai sorumluluğu son derece sınırlıdır, bu nedenle hem AİHM hem Anayasa Mahkemesi kararlarında cumhurbaşkanının sorumluluğunda hukuk davalarının önemi özellikle belirtilir. Davamızın konusu Erdoğan’ın 5 Aralık 2021’de yaptığı bir konuşmada hem Alevilik inancına ve Alevileri hem de müvekkil federasyonu hedef alan konuşma yapmıştır. Bu ifadesinde Alevilik inancının nasıl olması gerektiği konusunda beyanda bulunmuş, müvekkil federasyonunun Almanya devletinden 30 milyon Euro aldığı gibi gerçek dışı söylemlerde bulunmuştur. Kişinin inancı kişilik haklarının en önemli unsurlarındandır. Federasyon açısından ise itibarsızlaştırma söz konusudur. Cumhurbaşkanı görevinin gereği olarak tarafsız, laik bir devletin gereklerine uygun hareket etmesi gereken, toplumun tümüne karşı birleştirici özel bir görevle yükümlüdür. Bilindiği gibi Aleviler bu ülkede yüzyıllarca şiddet ve saldırıya maruz kaldı. Müvekkiller, Almanya’da bulunan Aleviler bu saldırılardan sonra yaşam haklarını korumak için Avrupa’nın değişik ülkelerine göç ederek yaşayan insanlardır. Bu kadar ayrımcılığa ve saldırıya uğrayan bir inanç grubunu Almanya devletinden gerçek dışı yüksek paralar alarak işbirilikçi gibi göstermeye çalışmak iftiradır. Ve görev ihlalidir. Cumhurbaşkanı konumu gereği Almanya’da Alman hukukuna göre kurulan kurum olduğunu biliyor. Almanya’daki bütün diğer kurumlar gibi müvekkil kurum da devlet bütçesinden yardımlar almıştır. Bunun miktarını gösteren belgeyi mahkemenize sunuyoruz. Cumhurbaşkanı Aleviliği doğrudan hedef almıştır. Kişilik haklarına saldırı da vardır. Cumhurbaşkanı Sünni İslam grupları üzerinde sözleri etki eden birisidir. Zaten ayrımcılığa uğramış bir inanç toplumunu hedef alması haksız bir ağır saldırıdır. İfade özgürlüğü olarak kabul edilemez. Bu haksız saldırının tespitini tazminatın ödenmesini ve cumhurbaşkanının Alevilerden özür dilemesini talep ederiz. Ve bu özrün ulusal basında yayınlanmasını istiyoruz”

    Avukat Şenal Saruhan ise, “İsteklerimiz konusundaki en önemli talebimiz cumhurbaşkanının Alevilerden özür dilemesidir. İşin akçeli kısmı Türkiye’de Alevilerin mağduriyetini giderecek nitelikte olamaz. Biz halen yaşanmış olan katliamların hukuk önünde gereği gibi yarılanmadığı bir süreçteyiz. Davalı vekiller verdikleri yanıtta dolaylı bir kabulle cumhurbaşkanının kamuoyunu bilgilendirmek için bu cümleleri kurduğu söyleniyor. Gerçek dışı bir iddia kamuoyunun bilgilendirilmesi mi, yoksa kamuoyunun haksız bir şekilde tahrik edilmesi midir? Cumhurbaşkanının belirli sorumlukları vardır. Bu sözler gerçek dışı ve iftiradır. Yeni saldırıları teşvik edici. Kişilik hakları konusu da ihlal edilmiştir. İhlal edenin kimliği ve uğrayanın kimlikleri önemlidir. Bu tutum bireylerin inançlarını siyasete alet etmektir. Alevi topluluğu AABF yıllardır mağdur olmuş insanlardan oluşuyor. Cumhurbaşkanı Avrupa’daki islamcı kurumlara verilen desteği alkışlarken, Alevilere verilen yardımı ayrıştırma malzemesi olarak kullanıyor. Cumhurbaşkanı her sözü kendine hakaret gerekçesiyle mahkemeleri kendi davalarıyla doldurdu. Bireylerin din, inanç ve düşünce özgürlüklerini gözetmeli ve vatandaşlarının bu haklarını korumalıydı. Davamızın kabulünü talep ediyoruz” dedi.

    MAT: ERDOĞAN’IN DOĞRU SÖYLEMEDİĞİ BELGELENDİ

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, da “Almanya devleti seküler bir devlettir. Hiçbir dinin ibadet yerinin giderlerini karşılamaz, personel maaşını ödemez, dini kurumlara para aktarmaz. Dini kurumlar üyeleri tarafından yönetilir. Almanya devleti sosyal bir devlettir. Ancak sosyal ve kültürel projeleri destekler. Bunu kamuoyuyla paylaşır. Hal böyleyken cumhurbaşkanı bir konuşmasında 30 milyon Euro aldığımızı söyledi. Bu bağlamda kurum olarak Alman Federal Parlamentosu’na soru önergesi verdik. Bunun doğru olup olmadığını sorduk. Önergeye aldığımız cevabı kamuoyuyla paylaştık. Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğru söylemediği belgelendi. AABF’nin mali denetiminde de bu gerçek ortaya çıktı” dedi.

    Mat sözlerine şöyle devam etti:

    “Alevi kurumları teşvik fonlarından yararlandığında ajan diye nitelenirken İslami kurumlara 36 milyon Euro aktarıldı. Bu, devletin belgelerinde mevcut. 2014 ve 2017 yılları arasında ise İslami kurumlara 13 milyon 600 bin Euro para aktarılmıştır. Bunların hepsi Alman Meclisinin kayıtlarında var. Diyanet ise tek başına 4 milyon 910 bin euro almıştır. İslami kurumlar alırken iyi, Aleviler alınca ajan oluyor. Cumhurbaşkanının konuşmasından sonra Almanya, Avrupa ve Türkiye’den birçok telefon aldık. Toplumumuzda ciddi bir tepki oluştuğunu gördük. Bu açıklamanın amacı özellikle cumhurbaşkanının İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı olduğu süreçten bu yana AABF’yi hedef almıştır. Sadece ekonomik açıdan değil Almanya’da Alevilerin aldıkları tüm anayasal haklara da suçlayıcı ötekileştirici bir dil kullanmıştır. Almanya’da Aleviler haklarını alırken Türkiye’de hakların ihlal edilmesi bu şekliyle meşrulaştırılmak isteniyor.”

    Mahkeme başkanı, avukatların ve Mat’ın savunmasını sık sık kesti. Erdoğan’ın avukatları ise “konu dışına çıkılıyor” iddiasında bulunarak Mat’ın savunmasına müdahale edilmesini istedi.

    Erdoğan’ın avukatları söz alarak, “Cevap dilekçeniz kavranmadı. Usule ilişkin itirazımız var. Sayın cumhurbaşkanımız konuşmasında yurt dışında ve özellikle Almanya’da Alevi inancını değiştiren ve adeta yeni bir din ihsası etmeye çalışan bir takım grupları söylemiştir. Konuşmasının hiçbir yerinde Alevilik inancını ve federasyonu doğrudan zikretmedi. Kamuoyunu bilgilendirmek için bir kısım ülkelerin ülkemizdeki faaliyetlerine dikkat çekti. Erdoğan’ın açıklamalarında yurt dışında ve Almanya’da konuyla ilgili birçok dernek ve örgüt bulunmaktadır.  Federasyonda internet sitesindeki bilgilerde 160 farklı dernek olduğu belirtiliyor. Davacılar Alevilik üzerinden herhangi bir ithamda bulunmadı. Sayın cumhurbaşkanımız Alevilerin taleplerine yönelik Alevi çalıştayları başta olmak üzere birçok çözüm önerisi sunmuştur. Cumhurbaşkanımızın açıklamaları suç teşkil etmediği için davanın usulden ve esastan reddedilmesini talep ediyoruz. Davacı tarafın beyanları Sayın cumhurbaşkanımızın görev dönemine, açıklama kapsamına ve bir bütün olarak konuya aykırılık teşkil ediyor” ifadelerini kullandı.

    AV. OYA AYDIN: CUMHURBAŞKANI DOĞRUDAN MÜVEKKİLİM AABF’Yİ HEDEF ALMIŞTIR”

    Avukat Oya Aydın ise, “Talebimiz maddi-manevi tazminat davası olduğu için karşı tarafın sosyal ve ekonomik durumu tespit edilmelidir. Alevilik inancına müdahale söz konusudur. Cumhurbaşkanı avukatları da aynı şeyleri söyleyerek, Alevilik inancına müdahale ederek bu inancın nasıl olması gerektiği söylenmiştir. Müvekkilim Almanya’da 160 kurumun çatı örgütü ve tek temsilcisidir. Hedef alındığı açıktır. Cumhurbaşkanının açıklamaları sonrasında tüm basın doğrudan müvekkilimi aramıştır. İsim zikredilmese bile müvekkilim hedef alındı” diye konuştu.

    Avukat Şenal Saruhan da, “Sürekli Sayın cumhurbaşkanı diyorlar. Bize de öyle hitap etmelidirler. Silahların eşitliği ilkesine uygun davranılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın avukatları ise, “Davacının sosyal ve ekonomik durumunun araştırılmasına gerek olmadığını düşüyoruz. AABF hedef alınmamıştır” iddiasında bulundu.

    AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat da, “Biz yasal bir kurumuz. Hiçbir İslami yapı bu yasal statüyü alamamıştır. Alevi çalıştaylarında ise Alevilerin hiçbir talebi kabul edilmemiştir. Bizim inancımız tanımlanamaz. Bu kabul edilemez” diye belirtti.

    Mahkeme başkanı dosyanın incelendiğini belirterek davanın reddine karar verdi.

    Verilen red kararının ardından salonda bulunan Aleviler tepkilerini dile getirdi. Mahkeme başkanı salondakilerin dışarı çıkarılmasını istedi. Erdoğan’ın avukatları salonda bulunan Alevi kurum temsilcilerinin üzerine yürüyerek tehdit etti.

    ALEVİ KURUMLARINDAN VE AVUKATLARDAN TEPKİ

    Alevi kurum başkanları ve avukatlar duruşma sonrasında yaptıkları açıklamada kararın önceden belli olduğunu bunun bir hukuk skandalı olduğunu vurgulayarak, davanın peşini bırakmayacaklarını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM’e)  kadar gideceklerini belirttiler.

    PİRHA/ ANKARA

  • Hugo Boss’un işten attığı işçi için eylem: Tazminatı ver, iftiranı geri al-VİDEO

    Hugo Boss’un işten attığı işçi için eylem: Tazminatı ver, iftiranı geri al-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de Hugo Boss Fabrikası’nda 17 yıllık işçi  Mevlüde Ünal’ın iftira ile işten atılmasına karşı  fabrika önünde eylem yapıldı.

    İzmir’deki Hugo Boss fabrikasının 17 yıldır çalışan kadın işçiyi hırsızlıkla suçlayarak Kod 46 ile işten attığı, işçinin yıllardır biriktirdiği tazminat hakkının da verilmediğini duyurulmuştu.

    Tekstil-İş Sendikası ve İzmir İşçi Kadın Meclisi, İzmir’de Gaziemir Serbest Bölge Girişi’nde kıdem tazminatını ödememek için hırsızlıkla suçlanarak Kod 46 ile işten atılan Hugo Boss işçisi için basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada “Hugo Boss işçinin tazminatını ver, iftiranı geri al” denildi.

    Ünal, Gaziemir Ege Serbest Bölge Girişi önünde Tekstil-İş Sendikası ve İşçi Kadın Meclisi ile birlikte basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada, ‘Şiddetsiz patronsuz eşit bir dünya’, ‘Emeğimizi asla patronlara bırakmayacağız’,  ‘Tekstil işçileri asla yalnız yürümeyecek’ sloganları atıldı.

    Birleşik İşçi Zemini, Birleşik İşçi Kurultayı, Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası, Devrimci İşçi Partisi, Dostluk ve Kültür Derneği, EHP, İKEP, Kaldıraç, Umut-Sen de Hugo Boss işçilerine destek vermek için basın açıklamasına katıldı.

    “NE İLK NE DE SONUNCUYUM”

    Çalıştıkları bölüme birim yöneticisi olarak gelen Emin Saygılı’nın mobbingine maruz kaldığını belirten Mevlüde Ünal, Saygılı’nın kendisi hakkında tutanak tuttuğunu vurgulayarak, “Hugo Boss’un belirli kapılarında sadece güvenlik varken; güvenliğe benim adım veriliyor ve sadece benim çantam aranıyor. Çantamda bir kumaş parçasını bulup, “Hugo Boss etiketli ürün olduğu” iddia ederek bana muamele ediliyor.  Cumartesi günü ben sendikaya üye oluyorum, Salı günü iş akdimi fesh ediyorlar. Benim bunu defelarca yaptığım iddia ediliyor. Defalarca bunu yapıyorsam, kamera kaydı görmek istiyorum dediğimde ise, üretim içinde kamera kaydımız yok deniliyor. Buradan tekrar soruyorum, 17 yıldır ben Kod-46’yı uygulayan bir operatörsem neden beni tutuyorsunuz? Bir insanın 17 yıl hiç ihtarının olmaması, biriyle kavgasının olmaması ve 17 yıl sonunda Kod-46 ile işten çıkarılması çok acı. Ben ne ilkim, ne de sonuncusu olacağım. Ama tüm bu süreçlerde, yalnız olmadım” diye konuştu.

    “BU HİKAYEYİ HEP BİRLİKTE MÜCADELE İLE DEĞİŞTİREBİLİRİZ”

    İzmir İşçi Kadın Meclisi adına konuşan Cansu Songur ise, “İftira atılarak kıdem tazminatı gasp edilen ilk işçi Mevlüde değil. Bu ülkede fazla mesai ve düşük ücretle çalıştırılan milyonlarca işçi var. Patronlar yıllarca işçilerin üzerinden ceplerini doldururken işçinin kıdem tazminatını ödemekten kaçmak için türlü oyunlar oynuyor. Dardanel’de kötü koşullarda çalışmaya zorlanan, Vestel’de hakkını aradığı için işten atılan, Hugo Boss’ta hırsızlıkla suçlanıp tazminatı elinden alınan işçinin hikayesi aynı. Ancak biz mücadelemizle bu hikayeyi hep birlikte değiştirebiliriz. Sömürüsüz, şiddetsiz eşit bir dünya isteyen kadınlar şimdi patronlara direniyor. Mevlüde’ye iftira atan Hugo Boss patronu iftirasını geri alacak ve hesap verecek. Her işyerinde komitelerimizi, İşçi Kadın Meclislerimizi kuracağız” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    İzmir’deki Hugo Boss fabrikasında 17 yıl boyunca çalışan kadın işçi Mevlüde Ünal hırsızlıkla suçlanarak Kod 46 ile işten atıldı. Dikim operatörü olarak çalışan işçi, bir buçuk ay boyunca süpörvizörün keyfi isteklerini yerine getirmediği için mobinge maruz kaldı. Ayağını kırıp, bir buçuk ay raporlu olmasının ardından ise  “joker eleman” olarak çalıştırılmaya başlandı. İş başı yaptıktan bir kaç gün sonra ise çantasında “Hugo Boss etiketli ürün olduğu” iddia edilerek hakkında tutanak tutuldu, savunması dahi alınmadan Kod 46 ile işten atıldı.

    PİRHA/İZMİR 

     

  • Amasya Göynücek’te Alevilere hakaret eden cami imamı hakkında suç duyurusu

    Amasya Göynücek’te Alevilere hakaret eden cami imamı hakkında suç duyurusu

    PİRHA-Amasya’nın Göyüncek İlçesindeki Merkez Camii imamı A.Ş., bir Alevi yurttaşa yönelik, “Siz Aleviler evlenmeden önce eşinizi dedeye sunuyormuşsunuz. Sonra kendiniz gerdeğe girip eş olarak kabul ediyorsunuz” dediği ortaya çıktı. Amasya Cem Vakfı Başkanı Haydar Kılıç, imam Şahin hakkında suç duyurusunda bulundu. 

    Amasya’nın Göyüncek İlçesindeki Merkez Camii imamı A. Ş. bir Alevi yurttaşa “Siz Aleviler evlenmeden önce eşinizi dedeye sunuyormuşsunuz. Sonra kendiniz gerdeğe girip eş olarak kabul ediyorsunuz” şeklindeki sözleri infial yarattı.

    İddiaya göre Cami İmamı A.Ş., yaklaşık bir yıl önce Göynücek ilçesi Yeni Mahalle’deki Sümer Manifatura önünde Hüseyin Altun ve Ali Kara Demir’le sohbetleri esnasında “Siz Aleviler evlenmeden önce eşinizi dedeye sunuyormuşsunuz. Sonra kendiniz gerdeğe girip eş olarak kabul ediyorsunuz” dedi.

    Amasya Cem Vakfı Başkanı Haydar Kılıç, Göynücek İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne suç duyurusunda bulundu.

    Amasya Cem Vakfı Başkanı Haydar Kılıç’ın suç duyurusundaki bilgilere göre; İmam Şahin’in konuşmasının ilçede infial yarattığı ve büyük olayların çıkmasının güçlükle engellendiği belirtildi.

    PİRHA’ya konuşan Haydar Kılıç, cami imamının Alevilere yönelik hakaretinin yaklaşık bir yıl önce olduğunu ancak geçen hafta ortaya çıktığını söyledi.

    Nefret sözlerini duyar duymaz Göynücek Kaymakamlığına ve Amasya Valiliği’ne başvurduklarını belirten Kılıç, daha sonra da suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

    İmama sert tepki gösteren Kılıç, bu iftiraların Ebussuud ve Yavuz Selim zamanından bu yana hala söylenmesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti.

    PİRHA/ AMASYA

     

     

  • Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube: Tehdit ediliyor, iftira ve mobinge maruz kalıyoruz

    Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube: Tehdit ediliyor, iftira ve mobinge maruz kalıyoruz

    PİRHA- Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube üyeleri bir basın toplantısı ile 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde yerelde yaşadıkları sorunları kamuoyuna açıkladı.

    Açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 6 Nolu Şube Başkanı İsmet Süzer, Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün hiçbir hukuki süreç işletilmeksizin ihraç edilen üyelerine ve sendikal çalışmaların engellemesine dönük tutum takındığına vurgu yaptı.

    Aynı şekilde İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından üyelerinin tehdit edildiğine, iftiralara maruz kaldığına ve mobing uygulandığına dikkat çeken Süzer, “Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal- ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar ve eğitim alanında  hayata geçirilen “piyasacı” ve “dini eğitim” merkezli uygulamalar ; yetki alanımızdaki okullarımızda da başta öğrencilerimiz  olmak üzere, öğretmenler ,  eğitim emekçileri ve velileri derinden etkilemiştir” dedi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “SİYASİ İKTİDAR UZANTILARI PİYASALAŞIYOR”

    Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal- ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar ve eğitim alanında  hayata geçirilen “piyasacı” ve “dini eğitim” merkezli uygulamalar ; yetki alanımızdaki okullarımızda da başta öğrencilerimiz  olmak üzere, öğretmenler ,  eğitim emekçileri ve velileri derinden etkilemiştir. Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken liyakat gözetilerek atanmayan siyasi iktidarın uzantısı yöneticiler ve fiili uygulamaları ile okullarımız her geçen gün daha da piyasalaştırılmıştır. Eğitimde yaşanan tüm sorunların yansıması olarak veli ve öğrenciler de daha iyi okul arayışına gitmiş ve sürekli nakiller ile  o  okuldan bu okula, nafile bir çaba ile memnuniyetsizlik çok görünür bir duruma gelmiştir.

    “İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ YASA TANIMAMAKTA”

    Özellikle yetkimiz alanındaki Balçova İlçe Milli Eğitime bağlı  okullarımızda da bahsettiğimiz nedenlerle liyakat gözetilmeden atanan yöneticiler keyfi uygulamaları ile 2018-2019 eğitim- öğretim yılı planlamasını yürütememiştir. Yıkım ve güçlendirme çalışması yapılmasına karar verilen Sacide Ayaz İmam Hatip Lisesi, Balçova Anadolu Lisesi B bloğuna taşınmış, bundan dolayı Balçova Anadolu Lisesinin  fiziki şartları ciddi daralmış ve eğitim öğretimi engelleyen bir yıl geçirilmiştir. Aynı durum ilçemizin Vali Kutlu Aktaş ve Asil Nadir Ortaokulları için de geçerlidir. Her iki okulun öğrencileri Vali Kutlu Aktaş binasını kullanmak durumunda kalmıştır ve bu eğitim öğretim yılını ikili eğitim yaparak ancak tamamlayabilmişlerdir. “Mecburuz başka çare yok” açıklamaları havanda su dövme basiretsizliğinden başka bir şey değildir. Çünkü ülkemizde sınav sistemi düşünüldüğünde hedefleri olan,  geleceklerini kurma çabasında ki pırıl pırıl çocuklarımızın bırakın kaybedecek bir yılı  , bir saati bile değersiz değildir. Yani mecburen taşıdık yer yok demek çocuklarımızın eğitim hakkının gaspıdır. Çocuklarımızın eğitim öğretim hakları gasp edilirken, Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürü yasa ve yönetmelik tanımamakta ve kadrosundaki öğretmenlere eşit ve adil davranmamaktadır. Norm fazlası eşine kadro açmak için önce onunun Salih Dede Anadolu Lisesine müdür yardımcısı olarak atanmasını sağlamıştır.Müdür Yardımcısı  kadrosunda olmasına rağmen eşi Nurcan ATİLLA müdür yardımcılığı yapmamış,o bu okulda öğretmen olarak çalışırken kadrosunu işgal ettiği müdür yardımcılığını  sendikasından istifa etmesi koşulu ile bir başka öğretmen görevlendirme yöntemi ile yürütmüştür. Burada çok açık bir kadro işgali söz konusudur.

    “SENDİKAL FAALİYETLERİMİZ ENGELLENMEKTE”

    Yine Balçova İlçe Milli Eğitim müdürü Erhan ATİLLA sendika çalışmalarımızı engellemeye dönük tutum takınmış, hiçbir hukuki süreç  işletilmeden ihraç edilen şube başkanımız İsmet SÜZER’in Balçova’da sendikal faaliyet yürütmesini engellemek için okul müdürlerine talimat vermiştir. Hiçbir yasal dayanağı olmayan bu talimat ile Vali Kutlu Aktaş ve Asil Nadir Ortaokulu müdürleri 5 şube yürütme kurulu üyesinin katılımı ile yapılacak işyeri gezisini okula polis çağırarak engellemişlerdir. Polis tarafından kimliklerimiz alınarak 4 saat okulda alıkonduk. Yaşananlardan sonra İlçe Milli Eğitim müdürü ve okul müdürleri ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Kaymakamın soruşturma izni vermemesinden dolayı savcılıktan başvurumuza ret gelmiştir.

    TEHDİT, İFTİRA VE MOBİNG UYGULANIYOR

    Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürünün hukuksuzluklarından referansla Balçova Anadolu Lisesi müdürü Fehmi YIMAZ, şube sekreterimiz Tuna ATLI UYSAL’a mobing uyguluyor. İftiralarla okul yönetmeye çalışıyor. Buna karşı çıkan öğretmenlerimizi odasına çağırıp tehdit ediyor. Balçova 80. Yıl Orhangazi Ortaokulu Müdüresi üyemizi çağırıp “Bu Terörist sendikada neden duruyorsun” diye istifa etmesini söyleyebiliyor. Halk Eğitim’de müdür yardımcısı olan üyemiz Münevver ÖZMEN’ e resmen mobing uygulanıyor. Arkadaşımız şikayet ettiğinde ise soruşturma sonucu görev yeri değiştiriliyor. Öğretmen olarak Narlıdere’ye atanıyor. Sacide Ayaz İmam Hatip Lisesinde de üyemize mobing uygulanıyor. Arkadaşımızın verdiği dilekçelerin işleme konulmaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Açıkça ders programı değişikliği ile tehdit ediliyor.

    “SORUŞTURMA EVRAKLARI VERİLMİYOR”

    Ertuğrul Gazi Ortaokulu üyelerimize mobing uyguluyor.Arkadaşlarımıza öğrencileri örgütleyerek soruşturma açılmasını sağlıyor. Açtığı soruşturmaya bilinçli olarak kendisi muhakkik atanıyor. Arkadaşlarımız suçlama nedenlerini görmek istediğinde ise soruşturma evrakları verilmiyor. İl Milli Eğitim Hukuk Bürosu’na rağmen soruşturma dosyaları arkadaşlarımıza verilmiyor. Sadece bir kısmını koyduğumuz bu yaşananlar da gösteriyor ki Balçova İlçe Milli Eğitim “başarısız” sözcüğünün bile yetmeyeceği bir karne ile eğitim öğretim yılını tamamlamıştır. Liyakatsiz atamalarla yönetilen bir kurumun sergilediği bu tablo şaşırtıcı değil ancak çok üzücüdür.

    PİRHA/İZMİR

  • AABK’den zorunlu açıklama: İktidara kim hizmet ediyorsa karşısında bizi bulacaktır

    AABK’den zorunlu açıklama: İktidara kim hizmet ediyorsa karşısında bizi bulacaktır

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Bileşenleri adına Genel Başkan Hüseyin Mat, iktidarın ve sosyal medyada başlatılan saldırı kampanyasına karşı zorunlu bir açıklama yaptığını duyurdu. Mat, “AKP-Erdoğan’ın amaç ve hedeflerine kim yardımcı oluyor, iş yapıyor, değirmenine su taşıyorsa ya da hizmet ediyorsa karşısında bizi bulacaktır” dedi. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Bileşenleri adına Genel Başkan Hüseyin Mat, ‘Zorunlu açıklama’ başlığıyla bir yazılı açıklama yaptı.

    İktidarın hedef almasının dışında sosyal medyada AABK’ye ve yöneticilerine yönelik yalan ve iftira kampanyası başlatıldığını belirten Mat, “AKP-MHP rejiminin ana korkusu haline gelmiştir. Çıldırmış olmalı ki içte dışta kullanacağı kişi ve kurumlarla AABK’ya saldırarak sonuç almak istiyor” dedi.

    “Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Alevilerin birliğidir, gücüdür, vicdandır. Konuşan dili, inkara itirazın adı, isyanı, çığlığıdır. AABK’nın iradesini kırmak imkansızdır” diyen Mat, “AKP-Erdoğan’ın amaç ve hedeflerine kim yardımcı oluyor, iş yapıyor, değirmenine su taşıyorsa ya da hizmet ediyorsa karşısında bizi bulacaktır. Böyle bir ihanete, dayatmaya vicdanlı hiç bir Alevi sessiz kalmaz, kalamaz” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Bileşenleri adına Genel Başkan Hüseyin Mat’ın yaptığı açıklamanın tam metni şöyle:

    “Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Alevilerin birliğidir, gücüdür, vicdandır. Konuşan dili, inkara itirazın adı, isyanı, çığlığıdır.

    Avrupa’da yaşayan Aleviler inançlarını ve kültürel değerlerini yaşamak, yaşatmak için bir araya geldiler. 30 yıllık örgütlü geçmişi, 14 ülkede bağımsız örgütlenmesiyle çok önemli kazanımlar elde ettiler, büyük başarılara imza attılar.

    “ALEVİLER AVRUPA’DA GÖRÜLMEMİŞ MEVZİLER ELDE ETTİ”

    Katliam, baskı, göç ve inkarlarla yok edilmeye çalışılan Aleviler, Avrupa’daki örgütlenmesiyle kendi tarihinde görülmemiş mevziler elde ettiler. Avrupa devletlerinin, “Alevilik kendine özgü bir inançtır ve Aleviler bir inanç toplumudur” gerçeğini kabullenmesi, uluslararası hukuksal zeminde Alevilerin elini güçlendirdi ve önemli fırsatların ortaya çıkmasına imkan sağladı.

    Bu fırsatların başında, okullarda Aleviliğin ders olarak okutulması, üniversitelerde açılan Alevi Kürsüleri, Hak-Eşitliği anlaşmaları, cemevlerinin ibadet yeri olarak kabul görmesi, Ana/Dedelerin, Pirlerin inanç önderi olarak kabul edilmesi, Alevilerin bulundukları bütün ülkelerde saygın bir kurum haline gelmesi ve muhatap alınması durumu, milyonlarca Alevinin yaşadığı ve en temel haklarının dahi gasp edildiği Türkiye’deki AKP-MHP iktidarını köşeye sıkıştırmakta, maskesini düşürmektedir.

    İşte Erdoğan’ı telaşlandıran bu durum, onu AABK’ya karşı saldırganlaştırmaktadır. Amaç AABK’yı marjinalleştirerek, bölerek, itibarsızlaştırarak, kazanımlarına el koymak.

    Gri pasaportlu dedelerin Avrupa’ya gönderilmesi, açılan çakma dernekler, akademi ve vakıfların asıl amacı, Erdoğan’a bu anlamda hizmet ederek AABK’yı bitirmek. Bunda başarılı olmayan bu karanlık zihniyet, daha önce kurumlarımızda yer almış yorgunları, çıkarcıları, kaçkınları, koltuk sevdalıları aracılığı ile AABK’yı içten çürüterek bitirmeyi hesaplamaktalar.

    “AABK PARÇALANIRSA KİMLER SEVİNECEK?”

    AABK; bütün bunları boşa çıkaracak güce, akla, ahlaka, tecrübeye ve güce sahiptir.

    Sormak istiyoruz;
    1. AABK parçalanırsa, dağılırsa bu kimin işine gelecek, kim ya da kimler sevinecek?
    2. AABK zayıflar ve işlevsizleşirse Alevilerin Avrupa’da ki kazanımları yok olmaz mı?

    İşte bunun bilincinde olan Avrupalı Aleviler, bu ihanet ve dayatılan teslimiyete karşı daha da gür bir şekilde AABK’nın ve yöneticilerinin etrafında kenetlenecekler.

    Erdoğan AABK için; “Ali’siz Aleviler, ateistler” diyor. Genel Kurmay Eski İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin de aynı şeyleri söylüyor. AKP’nin Avrupa’ya gönderdiği Mit’çi imamlar da öyle konuşuyorlar. Kendisine “Alevi İslam Toplumu,, “Öze Dönüş Hareketi” Akademi çevresi de, emir almış gibi aynı ağızdan konuşuyor, aynı yöntemlerle AABK’ya saldırıyorlar.

    “ADETA DÜĞMEYE BASILMIŞCASINA YALAN İFTİRA KAMPANYASI BAŞLATILDI”

    Adeta düğmeye basılmışcasına, Facebook, Twitter gibi sosyal medyada ismi cismi belli olmayan tıpkı Erdoğan’ın trolleri gibi bilgisayar klavyesinin arkasına saklanarak AABK ve yöneticilerine yönelik iftira, yalan kampanyası yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, yurtdışındaki AABK’nin varlığı AKP-MHP faşist rejimin ana korkusu haline gelmiştir. Çıldırmış olmalı ki içte dışta kullanacağı kişi ve kurumlarla AABK’ya saldırarak sonuç almak istiyor.

    AABK’nın iradesini kırmak imkansız. Bunu Erdoğan da, ona uşaklık yapanlar da görecektir.

    AKP-Erdoğan’ın amaç ve hedeflerine kim yardımcı oluyor, iş yapıyor, değirmenine su taşıyorsa ya da hizmet ediyorsa karşısında bizi bulacaktır. Böyle bir ihanete, dayatmaya vicdanlı hiç bir Alevi sessiz kalmaz, kalamaz.

    AKP-MHP ırkçı rejimi ve bunlara uşaklık yapan kimi sahte Alevi kişi ve kurumların bu saldırılarını fırsat görecek kadar gaflete düşen, kendi kişisel egolarına, fikirsel darlığına göre AABK’ye balans ayarı yapmaya çalışanlar da, kim ya da konumu ne olursa olsun uyarıyoruz. Bunun vebalı, bedeli ağır olur. Bu toplum bu oyunları bozar.

    Kurumumuza, çizgimize, ilkelerimize, kazanımlarımıza ve yöneticilerimize her koşulda ve her zeminde sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

    AABK, dünyada yaşayan Alevilerin ve demokrasi mücadelesi veren mazlumların gözü, kulağı, sesi olmaya devam edecektir.

    Unutulmasın ki, Yol’a ikrar vermiş AABK, Yezitlere duçar olmayan iradenin adıdır, adresidir.

    2019’un barış, özgürlük, sevgi ve adalet yılı olmasını diliyor, her türlü hileye, yalana, inkara, iftiraya, asimilasyona karşı “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • KESK Ankara: Sendikalarımızı birlikte mücadeleye çağırıyoruz-VİDEO

    KESK Ankara: Sendikalarımızı birlikte mücadeleye çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, son çıkarılan KHK ile aralarında 57 KESK üyesinin çalıştığı kurumlardan ihraç edilmelerine ilişkin uygulamayı kamuoyu ile paylaşmak ve protesto etmek için Kızılay Mithat Paşa Caddesi üzerinde bulunan Eğitim Sen 5 Nolu Üniversiteler şubesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasına KESK’in MYK üyeleri ve sendika şube yöneticileri katıldı. Basın açıklaması metni KESK Şubeler Platformu adına Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu şube Sekreteri İsmail Kaygusuz tarafından okundu.

    “15 Temmuz darbe girişiminin 2. Yıl dönümüne 1 hafta kala, 8 Temmuz 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 701 sayılı KHK ile aralarında 57 KESK’ linin de bulunduğu 18.632 kamu görevlisi daha sorgusuz, sualsiz ve hukuksuz bir şekilde işinden ve aşından edildi” diyen Kaygusuz, “Biz, bu ihraçların hukuksuz olduğunu baştan beri söyledik ve söylemeye devam ediyoruz. 701 sayılı KHK de yer alan bir belgeyle bu durum teyit ve itiraf edilmiştir. Bu son KHK de ihraç edilenler listesinin 43. Sayfasında, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünde çalışan 5 kamu görevlisinin ihraç gerekçeleri, OHAL ihraçlarının neye dayanarak yapıldığının açık bir itiraf belgesi olmuştur” diye konuştu.

    “İFTİRA VE İHBAR YARGININ ÖNÜNE KONMUŞTUR”

    “4 Haziran 2018 tarihinde Bakanlar Kurulunda imzalanan ancak 24 Haziran seçimleri öncesi açıklanmayan 701 sayılı KHK ile ihraçlardan “Kurum kanaati, Sosyal medya paylaşımları, okul, emniyet” gibi kriterlerin temel kriterler olduğu belgelenmiş oldu. Böylece hepimizin bildiği, pratikte yaşadığı yargı ve kolluk soruşturmalarının değil, ihbarcılığa dayalı istihbarat bilgilerinin geçer belge olduğu, hukuk devletinin en sıradan, en asgari ölçülerinden bile eser kalmadığı “devlet” belgeleri arasına girmiş oldu. Öyle ki, birbirine kişisel husumeti olanların, görevde yükselmesi önünde engel görülen kişilerin “kurum kanaati” adı altında ihraç edilmelerinin de mümkün hale geldiği bir devlet sistemi ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır” diyen Kaygusuz şöyle devam etti:

    “Kurum- okul idarecilerinin neredeyse tamamına yakınını yandaş konfederasyonla ‘iltisaklı’ sendikaların üyeleri olması ise çok daha vahim ve kirli bir durumu gözler önüne seriyor. Bu dönemin kurum ve okul yöneticileri ciddi zan altındadır. Bunu bizler değil, hükümetin yayınladığı 701 sayılı KHK söylüyor. İftiranın adı; ‘kurum kanaati’ olmuştur. İftira ve ihbar; yasaların, soruşturmaların yargının önüne konmuştur.”

    “İFTİRACILARLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞACAĞIZ”

    Er ya da geç işlerine geri döneceklerini belirten Kaygusuz, “İftira sahipleri, hukuksuz uygulamaların altına imza atanlar, sendikal ayrımcılığı onur- haysiyet cellâtlığına kadar vardıranlar alınlarındaki kara lekeyle kalacaklardır. Sadece KHK ile bizi hukuksuzca ihraç edenlerle değil, iftiracılarla da yargı önünde hesaplaşacağız” dedi.

     “SİYASAL İKTİDARIN DARBECİLERLE HESAPLAŞMA DERDİ YOK”

    701 sayılı KHK ile bir kez daha görülmüştür ki siyasal iktidarın darbe ile, darbecilerle hesaplaşma gibi bir derdinin olmadığını dile getiren Kaygusuz, “Temel hedef tüm toplumu tek adam iktidarına biat eden kullara dönüştürmektir. İhraçlar aynı zamanda kadrolaşma ve yeni personel rejimini hayata geçirmenin aracı olarak kullanılmaktadır. Görülüyor ki bundan sonra da KHK’ler Cumhurbaşkanı eliyle devam ettirilecek, hukuksuzluk devletin yönetim biçimi haline getirilecektir” ifadelerini kullandı.

     “İHRAÇ EDİLEN BARIŞ AKADEMİSYENLERİ ONURUMUZDUR”

    Kaygusuz, “İhraç edilen barış akademisyenleri onurumuzdur. Yüz akımızdır. Her biri kendi alanında akademik çalışmalara ciddi katkılar sunmuştur. Bilimin, sanatın ve sanatın yeniden üretiminde temel işleve sahip olan üniversitelerde aydın, demokrat ve halkçı akademisyenlerin ihracıyla boşalan kadroların kimlerle doldurulduğu ortadadır. Karanlık beyinler varsın bu dönemin ebedi olacağını düşünsün. Er ya da geç barış akademisyenleri görevlerine geri dönecek, üniversitelerimizi üreten, bilimsel, demokratik ve özerk bir yapıya kavuşturacaklardır. Tekrardan üstüne basa basa vurguluyoruz; bir sendikanın konfederasyonun, anayasa ile yasalarla, ülkemizin altında imzası bulunan uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla güvence altına alınmış bulunan sendikal hak ve özgürlükleri kullanılması suç değildir. Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi yürüttüğü için açığa alınan, ihraç edilen yönetici ve üyelerimizde “suçlu” değil, sendikalı ve örgütlü olmanın gereğini yerine getiren kamu emekçileri mücadelesinin onurudur” şeklinde konuştu.

    “HUKUKİ MÜCADELEMİZDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    KESK olarak, hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak intikam hırsıyla KHK listelerini oluşturanların ve hazırlanmasına katkı sunanların peşini bırakmayacaklarına dikkat çeken Kaygusuz, “Nereden yada kimden gelirse gelsin örgütlü mücadelemizi hedef alan her türlü yasa dışı girişim ve saldırıya rağmen, hukuki, fiili ve meşru mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. İhraç edilen, açığa alınan tüm üyelerimiz tekrar görevlerine dönene kadar dayanışmayı daha da büyüterek mücadelemizi kesintisiz devam ettireceğiz” dedi.

    Tüm bu antidemokratik ihraç kararlarına, baskılara karşı bu ülkenin onurlu ve mücadeleci kamu emekçileri olarak boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” diyen Kaygusuz şu çağrıyı yaptı:

    “Buradan tüm kamu emekçilerini bir kez daha tüm baskılara rağmen onurlu mücadelesinden vaz geçmeyen KESK’ e bağlı sendikalarımızda örgütlenmeye, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA