Etiket: ihanet

  • Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Ziyareti kabul etmeseydim ihanet etmiş oldurdum-VİDEO

    Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Ziyareti kabul etmeseydim ihanet etmiş oldurdum-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret etmesi tepkilere neden oldu. Cemevinin ziyaret öncesi yeniden dizayn edilmesi nedeniyle tepkilerin odağındaki Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, “Cemevini dizayn etme konusu ziyaretten bağımsız. Alevi toplumu olarak duvardaki resimleri mi konuşacağız? Ziyareti kabul etmeseydim Alevilere ihanet etmiş oldurdum” dedi.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret ederek, oruç açma programına katıldı. Programda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, partililer ve bazı Alevi ve Bektaşi dernek temsilcileri de yer aldı.

    Söz konusu ziyaret, Alevi kurumları başta olmak üzere birçok kesimin tepkisine neden oldu. 20 yıllık iktidarları boyunca Alevileri yok sayan AKP hükümetinin cemevi ziyareti ‘seçim yatırımı’ olarak değerlendirildi.

    Tepkilerin odağında ise ziyareti kabul eden ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyeti ağırlayan Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız vardı.

    Ayyıldız, söz konusu ziyareti PİRHA’ya anlattı.

    “VAKFIMIZIN TAHSİSİ DAVASI VARDI, BU YÜZDEN TADİLATI YENİ YAPABİLDİK”

    Ayyıldız, vakıflarının başka bir vakıfa tahsis edilmesi davası olduğunu ve bu yüzden uzun süre tadilat yapamadıklarını, tahsisin ardından tadilata başladıklarını belirtti.

    Hüseyin Gazi Dergahı’nın 1400 rakımlık bir yerde olduğunu kaydeden Ayyıldız, kışların çok sert geçtiğini ifade ederek, şunları dile getirdi:

    “Geçtiğimiz kış bayağı bir hasar aldık. Yaklaşık bir buçuk ay önce İçişleri ve Kültür Bakanlığı’ndan, Ankara Valiliği’nden, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden, Mamak Belediyesi’nden tadilat için ihtiyaçlarımızı aldık. Kiminden asfalt, kiminden tuğla, kiminden elektrik malzemesi alarak oradaki tadilatımızı gerçekleştirdik. Tadilatta önceliklerimiz vardı. Kesimhanemiz çok kötü durumdaydı, hiç hijyen değildi. Kesimhanemizi komple yeniledik. Tuvaletlerimiz çok kötüydü, oraları yeniledik. Türbe etrafının alanını düzenledik. Doğal olarak cemevimizin içi de çok kötüydü, orayı da yeniden yaptık.

    “CEMEVİNİN DUVARI PATLAMIŞTI, RESİMLER ZARAR GÖRMÜŞTÜ YENİLEYİP, YENİ YERİNE ASTIK”

    Kış ayında duvarları, çatıları su almıştı, patlamıştı. Duvarlarımızda Hz. Ali ve bir Atatürk resmi vardı, ortada da Hünkarımız Hacı Bektaş Veli’nin resmi vardı. Hünkarımız Hacı Bektaş Veli’nin bu resmini kurtarabildik ama diğer iki resmi kurtaramadık. Cemevimizin boya, badana, ses sistemi gibi tadilatlarını yaptıktan sonra ben Atatürk’ün ve Hz. Ali’nin aynı boyda daha güzel resimlerini tablo olarak yaptırdım. Kurtardığımız Hacı Bektaş Veli resmi ile birlikte aynı çerçevede dizayn olacak şekilde yaptırdım. Aynı zamanda üniversitede bir hattat hocamız vardı. Bizim cemevlerimizde bir isim silsilemiz vardır. Peygamber efendimizle başlar Hz. Ali, Hasan, Hüseyin diye devam eder. Bunların bir hattat çalışmasını istedim. Hocamız sağ olsun bunları güzel bir şekilde yaptı. Bunların üstünde orijinal Arapça, altında da Türkçe yazıyor. Cemevimizin su alan duvarı yine aynı sıkıntıyı yaratmasın diye resimleri ortadan değil de sağ baştan başlatarak astık. Başta Atatürk daha sonra Hacı Bektaş Veli ve Hz. Ali şeklinde dizdik. Bizim kültürümüze, ritüelimize uygun bir cemevi dizaynı yaptık.

    “DUVARDAKİ RESİMLERİ Mİ, BU ZİYARETİN ANLAMINI MI KONUŞMALIYIZ?”

    Eskiden gelen ziyaretçilerimiz su alan duvarın üzerindeki fotoğraflarla olduğu zamanı paylaşıyorlar ve fotoğraflar sağ tarafa alınmış diyorlar. Eski hali yeni hali şeklinde veriyorlar. Bunu yapanlar da bizim toplumumuz, Alevi insanlarımız. Hatta Alevi örgütü içerisinde mücadele ettiğini söyleyen vatandaşlarımız yapıyor bunu. Yani biz kendi örgütümüzde şu anda böyle şeyleri mi tartışmalıyız yoksa bu ziyaretin anlamını mı tartışmalıyız? Bu ziyaretin mesajını mı, Alevi toplumuna neler vereceğini mi konuşmalıyız? Çünkü Cumhuriyet tarihiyle beraber Çorum’da, Maraş’ta en son Sivas’ta yaşadığımız acılarımız var. Sivas’tan sonra örgütlenmeye çalışan bir Alevi toplumu var. 30 küsur yıldır örgütlü bir toplum ama sizin de bildiğiniz gibi örgütler kendi içerisinde dağınık durumdalar. Bir konuda bile fikir beyan edip anlaşamaz duruma gelmişler. Bu bence Alevi örgütlerinin oturup düşünmesi gereken bir konu.”

    “CEMEVİNİ DİZAYN ETME ZİYARETTEN BAĞIMSIZ” İDDİASI

    Cemevinin dizayn edilmesinin Erdoğan’ın ziyaretinden bağımsız olduğunu iddia eden Ayyıldız, “Bu dizayn etme konusu ziyaretten bağımsız olarak vakfımızın yaptığı bir şey. Burası bin yıllık bir Alevi Dergahı. Sosyal medyada konuşulan konular için toplumumuzun biraz duyarlı olmasını istiyorum. Bin yıllık bir Alevi Dergahı için konuştuklarımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Dergahımızın bir ana giriş kapısı var. Vakti zamanında yıkılmış, dağılmış, kilit vurulmuştu. Bu kapıyı aslına uygun restore ettik. Bunu konuşmuyoruz, cemevinde resimleri oradan çıkardın bu tarafa astın diye konuşuyoruz. Örneğin ben Çorum’da bir cemevine gittim. Oradaki dedeye, ‘Dede bu resim niye sağda, niye solda, niye ortada değil?’ diye sorabilir miyim? Bunlar ayıp şeyler değil mi? Bunu gündeme getiren, konuşan arkadaşlara da biraz kırgınım” ifadelerini kullandı.

    “CUMHURBAŞKANI POSTA OTURMADI, ZİYARETTEN ÖNCE KALDIRDIK”

    Yemekhanelerinin kötü durumda olduğunu ve henüz tadilat yapamadıklarını anlatan Ayyıldız, Erdoğan’ın posta oturmadığını savunarak, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizim Alevi kültürümüzde cemevimiz her şeyimizdir. Orada nikah kıyarız, mahkeme kurarız, orucumuzu da açarız, aşuremizi de yeriz, sohbet de ederiz, uyuruz da. Ben böyle bir şeyle karşılaşacağımı bildiğim için özellikle ortada bir tane bile post bırakmadım. Yani kazara birisi gelir, oturur kötü bir kare yakalarlar ve bunu da bize karşı kullanırlar diye postu kaldırdım. Ayrıca bu konuyu Alevi dedelerine, Bektaşi babalarına danıştım. Yemekhanemizin kötü olduğunu, Cumhurbaşkanımızın ziyarete geleceğini, cemevinde orucumuzu açmanın uygun olup olmadığını sordum. Dedelerimiz ve babalarımız tabii ki uygundur dedi. Ben de bunun üzerine burada lokma verilmesinin uygun olduğunu düşündüm. Binlerce resim paylaşılıyor. Bir tanesi bana cumhurbaşkanının oturduğu yerde post göstersin, gösteremezler. Çünkü yok. Hassasiyet gösterdik ve kaldırdık.

    “HERKES İSTEDİĞİ YERE OTURDU”

    İçeri girdiğimizde Cumhurbaşkanımız, ‘Başkan nereye oturalım?’ diye bana sordu. Dedim ki, ‘Cumhurbaşkanım herkes istediği yere oturuyor, siz de istediğiniz bir yere oturun.’ ‘Şurası uygun mu?’ dedi. Uygundur dedik, gittik oraya oturduk. Yani biz cumhurbaşkanına makam hazırlamadık. Biz hangi minderde oturuyorsak o da o minderde oturdu. Oraya gelen ziyaretçilerin tamamı nereye oturmak istiyorsa oraya oturdu.

    “ZİYARET SIRASINDA DEDELER, AKADEMİSYENLER, VALİ, KAYMAKAM, BELEDİYE BAŞKANI VARDI”

    Ziyaret sırasında, bizim sürekli gelen misafirlerimiz vardı. Cumhurbaşkanımız, Kültür ve İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı sözcümüz, Ankara valimiz, Mamak kaymakamımız geldi. Mamak Belediye Başkanımız gelirken bazı dedeleri ve akademisyenleri de getirdi. Bir de mersiye okuyacak arkadaşlarımız vardı, onlardan birkaç kişi geldi. Katılım bu kadardı.”

    “CUMHURBAŞKANIMIZ HAYIRLI HABERLER VERECEĞİNİ SÖYLEDİ”

    Dergahlarında özellikle de Muharrem ayında siyaset konuşmadıklarını belirten Ayyıldız, ancak Cumhurbaşkanı geldiği için Alevilerin taleplerini ve vakıf olarak kendi taleplerini dile getirdiklerini söyledi.
    Cumhurbaşkanını ilk geldiği zaman kapıda karşıladığını kaydeden Ayyıldız, “Arabadan cemevine yürürken 1 dakikalık mesafemiz vardı. Orada biraz Hüseyin Gazi’nin tarihi ve yaptığımız faaliyetler hakkında biraz bilgi verdim. Aleviler olarak Cumhurbaşkanımıza taleplerimizi söyledik. O da, ‘Arkadaşlarımız çalışma yapıyor, yakında hayırlı haberler vereceğiz’ dedi.

    “VAKIF OLARAK İKİ ÖZEL İSTEĞİMİZ DAHA OLDU”

    Bir de bizim özelimizde iki tane talepte bulunduk. Dergahımızın talepleri bunlar. Birincisi bizim Hüseyin Gazi Dergahı’mızın yanında iki küçük ikiz dağımız var. Bu dağın birisinin arkasında Hüseyin Gazi Mağarası var. Hüseyin Gazi Efendimiz ilk o mağarada yaşamış. Bizim buraya gelen Alevi canlarımız buradaki türbeyi ziyaret ettikten sonra o mağarayı görmek istiyorlar ama o mağara askeri bölgede kalıyor. Etrafı dikenli tellerle çevrili. Buranın askeriyeden alınıp bize verilmesini talep ettim. Cumhurbaşkanımız Kültür Bakanı ve İçişleri Bakanı’nı çağırdı. Onlar da bu konu ile ilgili notlarını aldılar. İkinci isteğimiz de bizim vakfımızın kamu yararı yok, bu statünün verilmesini istedik” diye konuştu.

    “CUMHURBAŞKANIMIZ DA BİZİM GİBİ TABLDOTTAN YEDİ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyetin ziyareti sırasında neler yaşandığını anlatan Ayyıldız şunları söyledi:

    “Cemevine girdikten sonra oturduk. Öncelikle iki, üç dedemiz mersiye okudu. Sonra beş bacımız mersiye okudu. Daha sonra başka bir dedemiz lokma duasını yaptı. Daha sonra da lokmalarımızı yedik. Cumhurbaşkanımız da aynı bizim gibi tabldottan yedi. Soframız gayet mütevaziydi. Hatta sosyal medyada kirliliğe yol açmasın diye, su içmediğimiz için ayran, meyve suyu gibi şeyler de sunmadık. Lokmalarımızı bitirdikten sonra Cumhurbaşkanım söz istedi. Çok kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında peygamber efendimizin İslam dünyasına, Müslümanlara iki tane emanet bıraktığını, bunun bir tanesinin Kuranı Kerim olduğunu, ikincisinin de Ehlibeyt olduğunu ancak ehlibeytinin Kerbela’da ayaklar altına alındığını, bunun hem İslam dünyasına hem Peygamber Efendimize ihanet olduğunu, o yüzden Ehlibeyt sevenlerin duydukları acıyı, kederi tüm Müslümanların duyduğunu dile getirdi. Bunun üzerine dedelerimizden birisi son bir dua okuyarak ritüelimizi sonlandırdı.

    “CUMHURBAŞKANIMIZI MAKAMINDA ZİYARET EDİP, HEDİYESİNİ VERECEĞİM”

    Gelenlerden Cumhurbaşkanımıza taleplerini iletmek isteyenler oldu. Cumhurbaşkanımız onları dinledi. Ardından cemevimizin karşısında bulunan Hüseyin Gazi Türbesini ziyaret ettik. Türbe çıkışında Cumhurbaşkanımız bana bir çini tabak hediye etti. Üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunuyor. Muharrem ayı olduğu için ben ona hediye veremedim. Bizde Muharrem ayında hediyeleşmek yoktur ama Muharrem bittikten sonra kısmet olursa makamında ziyaret edip, hediyesini de vereceğim, hem de konuşamadığımız bazı konuları konuşacağız.”

    “BİLGİ VERMEM GEREKEN KİŞİLERE BİLGİ VERDİM”

    Hüseyin Gazi Derneği yönetiminin ziyaretten haberdar olmadıklarına ilişkin yaptıkları eleştirilere de değinen Ayyıldız, “Arkadaşların söyledikleri doğru ama eleştirilerini doğru bulmuyorum. Arkadaşlara haber vermedim. Ben vakıf başkanıyım. Vakıftaki yönetimde olan arkadaşlarımın bilgisi var. Aynı zamanda bizim vakfımızda mütevelli heyetimiz var, kurucu üyelerimiz var. Mütevelli heyetinden de bilgi vermem gereken kişilere bilgi verdim.

    “ZİYARETİ KABUL ETMESEYDİM İHANET ETMİŞ OLURDUM”

    Alevi kültüründe misafire her zaman kapıların açık olduğunu aktaran Ayyıldız, son olarak şunları dile getirdi:

    “Bana, Cumhurbaşkanımızın bizi ziyaret etmek istediği talebi iletildiğinde, burasının bir Alevi dergahı olduğunu ve kapımızın herkese açık olduğunu söyledim. Buyursun gelsin, misafirlerimizin başımız üstünde yeri var, dedim. Burası vakıfların mülkü, biz burada kiracıyız. Yani burası devletin mülkü. Vatandaş kendi mülküne gelmek için bizden izin istiyor ve bir Alevi dergahı burası. Benim buna yok deme şansım var mı? Ya da ben buna yok dediğim zaman yıllardır Alevilerin dile getirdiği taleplerine, isteklerine ihanet etmiş olmaz mıyım? Bana demezler mi, ‘Biz yıllardır cemevlerimiz ibadethane sayılsın diyorduk, devlet ayağımıza geliyor, sen bunu nasıl ret ededersin, sen nasıl bir hainsin?’ diye.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

    > Alevi başkanlar Erdoğan’ın cemevi ziyaretini yorumladı: Samimi bulmuyoruz-VİDEO
    > Erdoğan, Hüseyin Gazi Cemevi’ne gitti, oruç açımına katıldı-VİDEO
    > Erdoğan’ın cemevi ziyareti öncesinde indirilen resimler tekrar eski yerlerine asıldı

     

  • AABK Eşit Başkanı Kamilağaoğlu: Yol’umuza ihanet edenlerle mücadele etmeliyiz!

    AABK Eşit Başkanı Kamilağaoğlu: Yol’umuza ihanet edenlerle mücadele etmeliyiz!

    PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Aleviliği özünden uzaklaştıran bazı ırkçı grupların Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişi Veliyettin Ulusoy’u ve Dede Hasan Doğan’ı hedef alınmasına tepki gösterdi. Kamilağaoğlu, “Onlar eğer seçimini İslam’dan yana kullanıyorlarsa, Aleviler onların önünde engel teşkil etmiyor. Veliyettin Ulusoy, Aleviliğin kendi özüyle yaşanması gerektiğini savunan ve bunun mücadelesini veren bir pirimizdir. Her zaman yanındayız” dedi.

    Aleviliği özünden uzaklaştıran bazı ırkçı ve islamcı grupların Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişi Veliyettin Ulusoy’u ve Hasan Doğan Dede’yi hedef almasına ve kurumları itibarsızlaştırmalarına Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu tepki gösterdi.

    Kamilağaoğlu PİRHA’ya yaptığı açıklamada, Türkiye’de yaşayan Alevilerin ve Kürtlerin her zaman ötekileştirildiğini söyleyerek, günümüzde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının ve ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) bu ötekileştirmeyi çok açıktan yaptığını ifade etti.

    Cenaze erkanları üzerinden yapılan saldırıların bilinçli bir şekilde izlenen politikaların sonucu olduğunu da belirten Kamilağaoğlu, Aleviliğin kendine özgü ve güçlü bir inanç olduğunu, bundan dolayı da bu tür saldırıların asla amacına ulaşamayacağını aktardı.

    “BU TÜR POLİTİKALAR HER ŞEYDEN ÖNCE ALEVİLERİ PARÇALAMAYA YÖNELİKTİR”

    Türkiye’de Alevi ve Kürt sorunu olmak üzere iki sorunun olduğunu söyleyen Kamiloğlu; “Aslında bunun çözümü basit deniliyor. Kesinlikle basit değil. Özellikle MHP ağırlıklı devlet, AKP’nin bu son dönemde birlikte, ortaklaşa yaptıkları söylemlerde ileriye yönelik seçim stratejilerinde onlar da şunu kabul ediyorlar ki Aleviler çok önemli bir grup. MHP’nin de AKP’nin de Alevilerin bir kısmı ile ilgili çok büyük sorunları var. Özelikle Avrupa Alevi Hareketine karşı kesinlikle düşmanca tavırları, düşmanca basın açıklamaları, düşmanca söylemleri var. Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu kabul etmiyorlar. Onlara göre Alevilik İslam’ın içerisinde görülüyor. Hatta dönemin Başbakanı, şimdi ki Cumhurbaşkanı açık açık ‘Ali’yi sevmek Alevilikse ben herkesten çok Aleviyim’ diyen bir insan. Bunların bu politikaları, her şeyden önce Alevileri parçalamaya yöneliktir. Bu bağlamda da Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu söyleyenler, haykıranlar devlet için tehlikeli gruplar olarak gözüküyor. Bunun için bu örgütlerin başındaki insanlara karşı da yıpratmalar, kişilik haklarına yönelik saldırılar gibi şeyler yapılıyor.

    “SALDIRILARI ALEVİ BAZI DÜŞKÜN İNSANLAR ARACILIĞIYLA YAPIYORLAR”

    Bunu çok rahat bir şekilde yapıyorlar hem de. Hem kendileri hem de kendileri içerisindeki Alevi bazı düşkün insanları aracılığıyla yapıyorlar. Bizim ‘gri dedeler’ dediğimiz dedeler aracılığıyla yapıyorlar. Özellikle özdeşleştirmeye çalışıyorlar. Aleviliğin İslam’ın özü olduğuna dair ideolojiyi, düşünceyi savunan Aleviler aracılığıyla da bu söylemleri yapıyorlar. Bu ötekileştirmeyi, bu hakaretleri gündeme getiriyorlar” şeklinde konuştu.

    “HER AĞACIN KURDU KENDİNDENDİR”

    Alevileri hedef alan söylemlerin düşmanca ve özünde Alevileri bölmeye, parçalamaya ve itibarsızlaştırmaya yönelik bir saldırı olduğunun altını çizen Kamilağaoğlu sözlerine şöyle devam etti:

    “Avrupa Alevi Hareketine yönelik eleştirilerde Ali’siz Alevilik üzerinden vurduklarını çok iyi biliyoruz. Özellikle AKP devletinin hazmedemediği Avrupa’daki Alevi kazanımlarıdır. Hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinde Alevilik kendine özgü bir inanç olarak kabul ediliyor. Çok çok büyük kazanımları var. Her şeyden önce inanç özgürlüğü var. İnanç özgürlüğü bağlamında Aleviler, kendi inançlarını özgür bir şekilde ileriye yönelik (hem çocukları aracılığıyla hem gençleri ve kadınları aracılığıyla) bu kültürü, bu inancı bu felsefeyi taşıyorlar.

    “VELİYETTİN ULUSOY, ALEVİLİĞİN KENDİ ÖZÜYLE YAŞANMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNAN BİR PİRİMİZ”

    Hani derler ya ‘her ağacın kurdu kendindendir’ diye. Bu dergâhta başlayan özellikle Veliyettin Ulusoy efendiye kendi ocağı içerisinde ona karşı büyük bir kin ve nefretle başlayan bir oluşum. Bunun arkasında çok sıkıntılı bir durum var. Veliyettin Ulusoy, Aleviliğin kendi özüyle tam yaşanması gerektiğini savunan ve bunun mücadelesini veren bir pirimizdir.

    BU GRUH TEHLİKELİ SULARDA YÜZÜYOR”

    O ocakzadelerin başını çeken ve basın açıklamalarını okuyan bu kişiler gerçekten çok tehlikeli sular da yüzüyorlar. Açık açık şunu söylüyorlar: Alevilik İslam içerisindedir, Kuran da bizim Kuranımızdır. Kuran içindeki sureler de bizim surelerimizdir gibi bir sürü saçma sapan düşünceler ileri süren ve bu düşüncelerini de basın açıklamalarında ifade eden bir güruh. Devlet eliyle palazlandırılan ve teşvik edilen, Alevilerin önüne getirilen son derece haksız, yanlış ve haddini aşan açıklamalar bunlar. Hele Veliyettin Ulusoy efendiyi itibarsızlaştırma hareketleri karşısında tüm Alevi toplumlarını görür. Bu ocakzadeler etrafındaki açıklamalarına baktığımızda (gri pasaportlu dedelerin, hacca gönderilen dedeler) devletten nemalanan, devletten yararlanmak isteyen bir gruptur.”

     

    Alevilerin gerçek dertleriyle onların dertlerinin bir olmadığını ifade eden Kamilağaoğlu şunları kaydetti:

    “Onların derdinin arkasında ekonomik çıkarlar, ‘devletin hangi olanaklarından yaralanabilirim’ düşüncesi yatıyor. Oysa bizim uğruna mücadele ettiğimiz Alevilerin kendine özgü ilkeleridir. Aleviliğin üzerinde uygulanan oyunların teşhiridir. Özellikle Türkiye’de asimile ediliyoruz. Avrupa’da da aynı şekilde. Türkiye bağlantılı söylemler Avrupa’daki ocakzadeleri de etkiliyor. Bunlara karşı önlem almak lazım. Asimile ediliyoruz.

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANLARINDA İSLAMİ MOTİFLERDEN UZAKLAŞILMASI LAZIM”

    Hakk’a yürüme erkanlarının gerçekten de İslami motiflerden uzaklaşması lazım. Bu utanç verici bir durum. Özellikle bu ocakzadelerin de (İzzettin Doğan’ın dernekleri mi, cemevleri mi diyeyim artık) oradaki şekilcilik, imamlar gibi bizim dedelerde de insanların karşısına çıkıyor. Bu Alevilik adına gerçekten utanç verici. Dilde ki söylemlerde ki İslamlaşmaya karşı bunun mücadelesini gerçekten çok büyük bir şekilde vermeliyiz.

    “BU OCAKZADELER CAMİYE GİDEBİLİR, KURANI HATMEDEBİLİRLER AMA ALEVİLERİ ETKİLEMESİNLER”

    Hayatın kendi içindeki mücadelede kadınlara, gençlere yönelik bir sürü sıkıntılar var. İnancın bütününe yönelik asimilasyon devlet eliyle, Şia eliyle yapılıyor. Bu asimilasyonlara karşı gerçekten çok büyük mücadeleler verilmesi lazım. Onlar eğer seçimini İslam’dan yana kullanıyorlarsa, Aleviler onların önünde engel teşkil etmiyor. Bu ocakzadeler camiye gidebilirler, Kuran’ı hatmedebilirler, Fatiha suresini öğrenebilirler, tüm sureleri okuyabilirler. Bu doğrultuda gidecekleri yer belli ama diğer Alevileri etkilemesinler. Bizim kendi inanç merkezlerimiz, cemevlerimiz, semahlarımız, deyişlerimiz var. Alevilik, İslam’ın hiçbir yerine sığdıramayacakları kadar çok derin kökleri olan bir inançtır. Bizim kendimize özgü bu öğretiyi savunmak ve ileriye taşımak zorundayız. Biz onlara bir şey demiyoruz, onların gidecekleri yer cami ve onlara engel olmuyoruz, gidebilirler.”

    “ALEVİLER IRKÇILIĞA, TEKÇİLİĞE KARŞIDIR”

    Kamilağaoğlu Alevi adını kullanarak dernek kuran ırkçılara da tepki gösterdi.
    Alevilik öğretilerinde sıfır tolerans öğretisi olduğunu ve Alevilerde ırkçılığın asla olmadığını dile getiren Kamilağaoğlu; “Aleviler kimlik siyaseti yapmıyorlar. Alevilik binlerce yıllık bu kimlik siyasetinin üstesinden gelmiş. Aleviler ırkçılığa, tekçiliğe karşıdır. Onların adının değişmesi, onların adının önündeki Aleviliğin değişmesi lazım. Çünkü bu öğreti de taban tabana zıt olan bir durumla karşılaşıyoruz. Irkçılık düşmanlığı geliştirir, ırkçılık çok tehlikeli bir hastalıktır. Özellikle bu temelde kurulan derneklerin teşhir edilmesi gerekiyor. Bu derneklerin varlığı kabul edilemez tüm Aleviler buna tepki göstermeli. Alevi ve Alevi kurumları olarak aslında sıkıntılı bir durumla karşı karşıyayız. Dışarıdan gelen tehlikeye karşı topyekûn mücadele vermemiz gerekir, öyle de yapıyoruz. Ama içerden yapılmak istenen bu asimilasyonun tahribatı çok daha fazla. Kendi inancımız, kendi türlerimiz aracılığıyla Alevilik İslam’a yamalanmaya çalışılıyor” dedi.

    “YOLA İHANET EDEN DEDELER VAR”

    Avrupa’da da bazı cemevlerinde kuran kurslarının açılmak istendiğini, bunu açmak isteyenlerin de Alevi olduğunu söyleyen Kamilağaoğlu şunları aktardı:

    “‘Kadınlara isterlerse Kuran kursu açayım’ diyen öngörüsüz, bu yola ihanet eden dedeler var burada. Biz bunu çok iyi biliyoruz. Sıkıntı burada başlıyor. Dedeler bile Aleviliğin içine aldıkları Hak-Muhammet-Ali’yi çok farklı değerlendiriyorlar. İnanç önderlerinin bu topluma gerçekten bilimle önderlik etmesi gerekiyor. Günümüz koşullarına uygun bir dille bu topluma önderlik etmeliler.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Şahin: Aleviler rahat bir nefes aldı-VİDEO

    Şahin: Aleviler rahat bir nefes aldı-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, 31 Mart yerel seçimlerinde kaybeden tarafın AKP-MHP ittifakı olduğunu söyleyerek, “Çıkan sonucun ardından Aleviler rahat bir nefes aldı. Fakat AKP özellikle Dersim’in ilçelerinde ciddi oy topladı. Bunun acilen değerlendirilmesi lazım. İhanet çizgisi bir kısım da olsa taban bulmuş” dedi.

    31 Mart yerel seçimler ardından sonuçlar hakkında değerlendirme yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Onur Şahin, yarışın kaybedeni olarak AKP-MHP ittifakını işaret etti. Şahin, AKP’nin topluma dayatmak istediği tekçi ve dini bir rejimin söz konusu olamayacağına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Şunu net olarak ortaya koymak gerekiyor; bu seçimin kaybedeni AKP-MHP ittifakı olmuştur. Bu ittifakın elinde birçok olanak var. İktidar, insanların üzerinde devlet terörü estirerek medyayı tekelleştirmesine, birçok insanı çeşitli gerekçelerle tutuklanmasına ve muhalefet liderlerini dahi tutuklamakla tehdit etmesine rağmen başarılı olamamıştır. Türkiye’nin 3. büyük partisinin mensupları terörist olarak gösterildi. Onlarla bir şekilde yan yana duranlar dahi terörist ilan edildi. Hatta kendisinden olmayan sağ kesimlere kadar herkesi terörist olarak gösterdi. Bir de beka sorununa başvurdular. Aslında o da AKP-MHP iktidarının bekasıydı. Sonuçlara baktığımız zaman da bunun toplumda bir karşılığının olmadığını görüyoruz. Bu söylemler yönetememe kriziydi. Var olan krizinin üstünü örtmek amacıyla da dinsel ve milliyetçi söylemine başvurdular. Ne derlerse desinler seçimin kaybedeni tek adam rejimidir. Biz bu seçim sonucunda gördük ki bu tarz rejimin Türkiye’ye uyması mümkün değil. Çünkü bu ülkenin yapısı buna müsait değil. Türkiye’de çok köklü bir mücadele geleneği var. Türkiye’de farklı dinsel inançsal gruplar var. O yüzden Türkiye’ye uygun olan; çoğulcu, demokratik, özgürlükçü bir yapı olması gerekir.”

    “ALEVİ TOPLUMU RAHAT BİR NEFES ALDI”

    Yerel seçimlerde çıkan sonuç ile Alevi toplumunun rahat bir nefes aldığını ifade eden Şahin şöyle devam etti:

    “Bizler sonuçları olumlu değerlendiriyoruz. AKP-MHP’nin bu şekilde birçok yerde geriletilmesi bize birkaç noktayı işaret ediyor. Bu ittifak büyük şehirlerde kaybetmiştir. Eğitimli, aydın ve belli bir mesleği olan insanlar, AKP’yi tercih etmemiştir. Bu anlamda Aleviler de AKP-MHP faşizmine karşı tavrını göstermiştir. Aleviler ayrıca kayyum atanan yerlerin tekrar halkın iradesi doğrultusunda şekillenmesini önemsiyor. Kayyumların çoğu geri gönderildi. Bu anlamda Aleviler bir nefes aldı. Fakat yine de bir ama diyoruz. Çünkü bu seçim zaferine olduğundan fazla anlam yüklememek gerekir. Şunu göz önünde bulundurmalıyız; her türlü şeye rağmen AKP-MHP ittifakı halen toplumun %50 sini kontrol ediyor gibi görünüyor. Devlet halen büyük ölçüde AKP-MHP iktidarının kontrolü altında. Halen ciddi olarak paramiliter güçlere sahip olduklarını görüyoruz. Bu anlamda da bu bir başlangıçtır. Bizim bu seçim zaferinden aldığımız güç ile ileriye dönük olarak çok daha kapsamlı bir mücadele programı ortaya koymamız gerekiyor. Elbette ki Aleviler bu mücadelenin merkezinde olacaktır. Rehavete kapılmamak gerekiyor. Eğer biz bu iktidarı değiştirip daha demokratik ve çoğulcu bir Türkiye yaratmak istiyorsak yarından tezi yok yerele çok daha fazla önem vermeliyiz. Aleviler olarak şunu da önemsiyoruz; ezilen toplum kesimleriyle, Kürtlerle, işçilerle ve çok farklı kesimlerle birlikte mücadele yürütmeyi amaçlıyoruz. Çünkü Alevilere tek başına kurtuluş yok. Bunu bir başlangıç olarak görüp, kışın sonu, baharın başlangıcı olarak kabul ediyoruz. Bütün halkımızı da yarından itibaren Alevi örgütlerine katılmaya, Alevi örgütlerinde yan yana gelmeye davet ediyoruz. Gelin kurumlarımızı güçlendirelim ve bu yönetimi devirelim.”

    “İHANET ÇİZGİSİ DERSİM’DE TABAN BULDU, ÖNLEM ALMALIYIZ”

    Onur Şahin’in altını çizdiği bir diğer konu ise Dersim’deki yönetim değişimi oldu. “Tercihimiz her iki adaydan birinin kazanması yönündeydi” diyen Şahin, AKP’nin aldığı oylara da işaret ederek şunları söyledi:

    “İki mücadele eden adayımız vardı. Biri TKP diğeri ise HDP’nin adayı. İki isim de bize dost kurumlardır. Bu anlamda sonucu olumlu görüyoruz. Yalnız dikkatimizi çeken bir durum oldu. Bu durumu da kesinlikle Alevi ve Dersim kamuoyunun tartışması gerekiyor. AKP’nin özellikle Dersim’in ilçelerinde ciddi oy aldığını görüyoruz. Aleviler Mazgirt’te seçimi kaybetti. Bunun çok ciddi değerlendirilmesi lazım. Dersim merkezdeki cemevinin tavrına baktığımız zaman, Dersim düşmanlarının orada baş köşeye oturtulması gibi olayların ardından şöyle bir tehlike görüyoruz: İhanet çizgisi bir kısım da olsa taban bulmuş. Bu daha da büyümeden önlem almamız gerekiyor. Biz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bu meseleye özel olarak eğileceğiz. Bu ihanet çizgisi Dersim’de bir karşılık bulmadan biz müdahil olacağız.”

    Eren GÜVEN -Cebrail ARSLAN / Ankara

     

  • Hüseyin Mat: Alevi toplumu işbirlikçi ve ihanetçi yol düşkünleriyle hesaplaşacaktır

    Hüseyin Mat: Alevi toplumu işbirlikçi ve ihanetçi yol düşkünleriyle hesaplaşacaktır

    PİRHA- Ankara’da açılışı gerçekleştirilen Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın AKP tarafından kurulduğu belirtilirken, tepkiler de gelmeye başladı. Vakfın kurucularının AKP’li isimler olması dikkat çekerken, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabından yazdığı bir mesajda “Bu toplum işbirlikçi ve ihanetçi yol düşkünleriyle tarihin her döneminde olduğu gibi hesaplaşacaktır. Osmanlı oyunlarına inat Devletin Alevi’si olmayacağız” dedi. 

    Ankara’da dün Alevi İnanç Birliği Vakfı adıyla bir vakfın açılışı yapıldı.

    Vakfın geçici başkanı Faruk Ali Yıldırım. Vakfın kurucuları arasında ise AKP Sivas Milletvekili Adayı Yalçın Özdemir, AKP Ankara Milletvekili Adayı Haydar Şahin, Şii Babali Vakfı Kadim Toptaş ile 21 Mart’ta Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle “Hacı Bektaş Veli ve Sultan Nevruz Cemi Buluşması” adlı etkinliği düzenleyerek tepkileri üzerinde toplayan Hüseyin Dedekargınoğlu’nun bulunduğu belirtiliyor.

    Haberimizin yayınlanmasının ardından Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın kurulmasına tepkiler de gelmeye başladı.

    “GÜLEN CEMAATİNİN YERİNİ AKP CEMAATİ ALIYOR”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabından yazdığı bir mesajla tepki gösterdi.

    “Gülen cemaatinin görevini AKP cemaati alıyor” diyen Mat, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Gülen cemaati tarafından kurulan çakma Alevi dernekleri bir bir kapatıldı. Şimdi ise AKP devreye girerek biat eden, teslim olan Alevi derneklerini kurmaya başladı. Gülen ve AKP’nin Aleviler üzerinde ortak olan tek amacı, inkâr ve asimile etmek ve de devlet Alevisi yaratmak”ifadelerini kullandı.

    Bu amaçla Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın AKP tarafından Ankara’da kurulduğunu belirten Mat, “Bu toplum işbirlikçi ve ihanetçi yol düşkünleriyle tarihin her döneminde olduğu gibi hesaplaşacaktır. Osmanlı oyunlarına inat Devletin Alevi’si olmayacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)