Etiket: ihbar

  • Eğitim-Bir-Sen’den üyelerine, boykot çağrısı yapan kişileri ihbar edin mesajı!

    Eğitim-Bir-Sen’den üyelerine, boykot çağrısı yapan kişileri ihbar edin mesajı!

    PİRHA- İktidara yakınlığıyla bilinen Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), 2 Nisan’da gerçekleştirilecek tüketim boykotuna karşı üyelerine “ihbar çağrısı” niteliğinde bir mesaj gönderdi. Eğitim-Bir-Sen, boykot kapsamında sosyal medyada paylaşım yapanların bildirilmesini istedi.

    İmamoğlu protestolarının ardından 2 Nisan’da tüketimin durdurulması için yapılan “boykot” çağrısı üzerine siyasetçilerden sanatçılara, birçok isim tüketim boykotuna destek vererek çağrı yaptı.

    İstanbul Başsavcılığı ise, boykot çağrılarıyla ilgili ‘nefret ve ayrımcılık’ ile ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamaları üzerine soruşturma başlattığını duyurmuştu.

    AKP’ye yakınlığıyla bilinen Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), bugün gerçekleştirilen Türkiye genelindeki ekonomik boykot eylemine katılanları ihbar etmeleri için üyelerine çağrıda bulundu.

    Sendika, üyelerine gönderdiği mesajda, boykot çağrısı yapan kişileri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirmelerini istedi.
    Eğitim-Bir-Sen, sosyal medya hesapları üzerinden boykot çağrısı yapan kişilerin isimlerinin ve ekran görüntülerinin sendikaya mail yoluyla iletilmesini isteyen mesajı üyelerine iletti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Muhbirlikte patlama: Her 3 dakikada bir savcılıklara ihbarda bulunulmuş!

    Muhbirlikte patlama: Her 3 dakikada bir savcılıklara ihbarda bulunulmuş!

    CHP’li İlgezdi’nin raporuna göre, Türkiye’de tam bir ihbar furyası yaşanıyor. Rapora göre, 2019 yılında savcılıklarca yapılan 176 bin 380 ihbardan işleme alınan 167 bin 293 ihbar dosyasından yalnızca yüzde 14’ü hakkında soruşturma talimatı verildi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi’nin hazırladığı rapor ile Türkiye’de geçen yıl yeni hükümet sistemiyle birlikte ihbarcılığın rekor oranda arttığı ortaya çıktı.

    2018 yılında, yıl içinde savcılıklara yapılan ihbar sayısı 80 bin 866 olurken, yeni hükümet sisteminin ilk zamanlarını oluşturan 2019 yılında bu sayı rekor kırarak, yüzde 118 artışla 176 bin 380’e yükseldi.

    CHP’li İlgezdi’nin hazırladığı rapor; 2019 yılında Türkiye genelinde ihbar furyası yaşandığını gösterdi. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2019 yılında her 3 dakikada bir savcılıklara ihbarda bulunuldu.

    İhbar dosyalarıyla ilgili veriler şöyle:

    2019’DA İHBAR SAYISI 207 BİN 408’E ÇIKTI

    İhbarlardaki rekor artışın yanı sıra önceki yıldan devreden ihbar dosyaları da eklendiğinde, son iki yılda hakkında herhangi bir suçla ilintili olduğu gerekçesiyle ihbarda bulunulan kişi sayısı 297 bin 225 olarak kayıtlara geçti. Buna göre 2018 yılında bir önceki seneden devreden ihbar dosyaları da eklendiğinde 89 bin 817 olan ihbar sayısı, 2019 yılında yüzde 131 artışla 207 bin 408’e çıktı.

    EN FAZLA İHBAR İSTANBUL’DAN 

    Resmi veriler; 2019 yılında en fazla ihbarın İstanbul’dan yapıldığını gösteriyor. Yıl içinde İstanbul’da savcılıklara yapılan ihbar sayısı 17 bin 413’e ulaştı. Buna göre 2019 yılında İstanbul’da ortalama her gün günde en az 48 kişi hakkında savcılıklara ihbarda bulunuldu. 2019 yılında Türkiye genelindeki ihbarların yüzde 10’u İstanbul’dan yapıldı. İstanbul’da gerçekleşen ihbar sayısı da 2018’e göre yüzde 135 arttı. İstanbul’dan yapılan ihbar sayısı 2018’de 7 bin 397 olarak kayıtlara geçmişti.

    YÜZDE 14’Ü HAKKINDA SORUŞTURMA

    2019 yılında savcılıklarca yapılan 176 bin 380 ihbardan işleme alınan 167 bin 293 ihbar dosyasından yalnızca yüzde 14’ü hakkında soruşturma talimatı verildi. Geri kalan 119 bin 623 dosyada ise “soruşturmaya gerek olmadığı”na karar verildi.

    ‘OTORİTERLEŞME İLE HIZLANDI’

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, ihbar sayısının ikiye katlanmasının baskı, otoriterleşme ve ayrımcılık politikalarının hız kazanmasına paralel olduğuna işaret etti.

    2013 yılında mahallelere ihbar kutusu yerleştirme uygulamasının gündeme geldiğini anımsatan İlgezdi, 2014 yılında da öğrenci evleriyle ilgili ihbarlarda bulunulması tartışmalarının yaşandığını, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından asılsız ihbarlarda patlama yaşandığına dikkat çekti. FETÖ’nün kumpas davalarını da asılsız ve isimsiz ihbarlarla başlattığını anımsatan İlgezdi şunları kaydetti:

    “Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte ihbar kültürünün de yaygınlaştığı görülmektedir. FETÖ dönemini aratmayacak biçimde yaygınlaşan ihbarcılık, muhbircilik ya da jurnalcilik artık telafisi mümkün olmayan hak ihlallerini beraberinde getirmekte, adli sisteme olan güveni yok etmekte ve insanların geleceğini karartmaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hakkında soruşturma açılan Sanatçı Alpay: Söylediklerimin arkasındayım

    Hakkında soruşturma açılan Sanatçı Alpay: Söylediklerimin arkasındayım

    Konserde söylediği şarkıyı Deniz Gezmiş’ler ile Gezi’de yaşamını yitirenlere adadığı için hakkında soruşturma açılan sanatçı Alpay “Çok doğru söylüyorum. Devlet eleştirilmeyecek bir kurum değildir. Türkiye’yi seven herkes bunları konuşmalı” dedi. 

    Şarkıcı Alpay, müzik kariyerinin 50’nci yılını 22 Mart’ta Zorlu PSM’de verdiği konserle kutladı. Konser sırasında, sahnede Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Berkin Elvan’ın fotoğrafları gösterildi. Alpay, “Sıradaki şarkım, devlet tarafından zalimce katledilen bu güzel insanlara gelsin” dedi.

    O gün konseri izleyen bir kişi, polis merkezine giderek Alpay’ın “terör örgütü üyelerini övdüğü ve devleti aşağıladığı” iddiasıyla sanatçıdan şikayetçi oldu. Seyircinin ihbarı sonrası, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    DEVLETİ İNSANLAR YÖNETİR

    Hakkında soruşturma açılan Alpay BirGün’e konuştu. Alpay şunları söyledi:

    “Benim ellerinde güllerle diye bir şarkım var. Her konserimde söylüyorum. ‘Ellerinde güllerle girdiler kara toprağa utansın kara toprak utansın dünya’ sloganı bu. Bu şarkıyı söylerken şunu diyorum: ‘Devlet tarafından katledilmiş olan, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerince katledilmiş olan Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirmiş olanlara adıyorum.’ Çok doğru söylüyorum. Deniz Gezmiş ve arkadaşları vatan haini değildi, Gezi Direnişi’ne katılanlar da vatan haini değildi. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerince katledildiler. Türkiye’yi seven herkesin bunları konuşması gerekir. Devlet denen kurum kritik edilmeyecek bir kurum değildir. İnsanlar tarafından yönetilir. Bütün insanlar bunları konuşabilmelidir. Bunlar konuşulmadıkça Türkiye bir karış ileri gidemez.”

    Soruşturmadan haberi olmadığını söyleyen Alpay, “Eğer iddia doğruysa tamamen saçmalık. Ama benim haberim yok” dedi.

    SANATÇI EZİLENİN YANINDA OLUR

    “Türkiye’de yaşayanların hiçbir şeyden korkmaya hakları yok” diyen Alpay şöyle devam etti:

    “Ben sanatçıyım, her sanatçı haksızlığa uğrayanların ezilenlerin yanında olmak zorunda. Aslında herkes bu sorumluluğu almalı, sadece sanatçının değil. Ama ben sanatçı olarak ezilenlerin ve haksız yere küstürülenlerin yanında oldum ve olmaya devam edeceğim. Ben şarkıyı ithaf ettiğimde salondakiler ayakta alkışladılar. Gezmiş ve arkadaşlarına, Berkin Elvan’a şarkı ithaf etmek, Gezi direnişini savunmak terörse ben teröristim. Bunu her yerde söylerim.”

    FAŞİZMİN YÖNTEMİ

    Avukat Ayhan Erdoğan, Alpay’a açılan terör soruşturmasıyla ilgili BirGün’e yaptığı değerlendirmede ihbar üzerine açılan soruşturmanın faşizmin yöntemi olduğunu vurguladı. Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

    “İktidar muhbirliği kutsadı. Bu faşizmin yöntemlerinden biridir. Devlet yurttaşı yurttaşa düşman eden, ondan ürken korkan canlılar haline getirir mi? Demokratik bir ülkede bu olmaz. Bu Hitler döneminde yaygınlaştırılmış bir yöntem ve bugün de kullanılıyor. Yargı sistemini kontrol altına aldıysanız tehdit olarak gördüğünüz herkesi cezalandırabilecek bir mekanizmaya sahipsiniz demektir. O mekanizmayı hareketlendirmek için de muhbir vatandaşlar devreye girer.”

  • KESK Ankara: Sendikalarımızı birlikte mücadeleye çağırıyoruz-VİDEO

    KESK Ankara: Sendikalarımızı birlikte mücadeleye çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, son çıkarılan KHK ile aralarında 57 KESK üyesinin çalıştığı kurumlardan ihraç edilmelerine ilişkin uygulamayı kamuoyu ile paylaşmak ve protesto etmek için Kızılay Mithat Paşa Caddesi üzerinde bulunan Eğitim Sen 5 Nolu Üniversiteler şubesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasına KESK’in MYK üyeleri ve sendika şube yöneticileri katıldı. Basın açıklaması metni KESK Şubeler Platformu adına Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu şube Sekreteri İsmail Kaygusuz tarafından okundu.

    “15 Temmuz darbe girişiminin 2. Yıl dönümüne 1 hafta kala, 8 Temmuz 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 701 sayılı KHK ile aralarında 57 KESK’ linin de bulunduğu 18.632 kamu görevlisi daha sorgusuz, sualsiz ve hukuksuz bir şekilde işinden ve aşından edildi” diyen Kaygusuz, “Biz, bu ihraçların hukuksuz olduğunu baştan beri söyledik ve söylemeye devam ediyoruz. 701 sayılı KHK de yer alan bir belgeyle bu durum teyit ve itiraf edilmiştir. Bu son KHK de ihraç edilenler listesinin 43. Sayfasında, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünde çalışan 5 kamu görevlisinin ihraç gerekçeleri, OHAL ihraçlarının neye dayanarak yapıldığının açık bir itiraf belgesi olmuştur” diye konuştu.

    “İFTİRA VE İHBAR YARGININ ÖNÜNE KONMUŞTUR”

    “4 Haziran 2018 tarihinde Bakanlar Kurulunda imzalanan ancak 24 Haziran seçimleri öncesi açıklanmayan 701 sayılı KHK ile ihraçlardan “Kurum kanaati, Sosyal medya paylaşımları, okul, emniyet” gibi kriterlerin temel kriterler olduğu belgelenmiş oldu. Böylece hepimizin bildiği, pratikte yaşadığı yargı ve kolluk soruşturmalarının değil, ihbarcılığa dayalı istihbarat bilgilerinin geçer belge olduğu, hukuk devletinin en sıradan, en asgari ölçülerinden bile eser kalmadığı “devlet” belgeleri arasına girmiş oldu. Öyle ki, birbirine kişisel husumeti olanların, görevde yükselmesi önünde engel görülen kişilerin “kurum kanaati” adı altında ihraç edilmelerinin de mümkün hale geldiği bir devlet sistemi ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır” diyen Kaygusuz şöyle devam etti:

    “Kurum- okul idarecilerinin neredeyse tamamına yakınını yandaş konfederasyonla ‘iltisaklı’ sendikaların üyeleri olması ise çok daha vahim ve kirli bir durumu gözler önüne seriyor. Bu dönemin kurum ve okul yöneticileri ciddi zan altındadır. Bunu bizler değil, hükümetin yayınladığı 701 sayılı KHK söylüyor. İftiranın adı; ‘kurum kanaati’ olmuştur. İftira ve ihbar; yasaların, soruşturmaların yargının önüne konmuştur.”

    “İFTİRACILARLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞACAĞIZ”

    Er ya da geç işlerine geri döneceklerini belirten Kaygusuz, “İftira sahipleri, hukuksuz uygulamaların altına imza atanlar, sendikal ayrımcılığı onur- haysiyet cellâtlığına kadar vardıranlar alınlarındaki kara lekeyle kalacaklardır. Sadece KHK ile bizi hukuksuzca ihraç edenlerle değil, iftiracılarla da yargı önünde hesaplaşacağız” dedi.

     “SİYASAL İKTİDARIN DARBECİLERLE HESAPLAŞMA DERDİ YOK”

    701 sayılı KHK ile bir kez daha görülmüştür ki siyasal iktidarın darbe ile, darbecilerle hesaplaşma gibi bir derdinin olmadığını dile getiren Kaygusuz, “Temel hedef tüm toplumu tek adam iktidarına biat eden kullara dönüştürmektir. İhraçlar aynı zamanda kadrolaşma ve yeni personel rejimini hayata geçirmenin aracı olarak kullanılmaktadır. Görülüyor ki bundan sonra da KHK’ler Cumhurbaşkanı eliyle devam ettirilecek, hukuksuzluk devletin yönetim biçimi haline getirilecektir” ifadelerini kullandı.

     “İHRAÇ EDİLEN BARIŞ AKADEMİSYENLERİ ONURUMUZDUR”

    Kaygusuz, “İhraç edilen barış akademisyenleri onurumuzdur. Yüz akımızdır. Her biri kendi alanında akademik çalışmalara ciddi katkılar sunmuştur. Bilimin, sanatın ve sanatın yeniden üretiminde temel işleve sahip olan üniversitelerde aydın, demokrat ve halkçı akademisyenlerin ihracıyla boşalan kadroların kimlerle doldurulduğu ortadadır. Karanlık beyinler varsın bu dönemin ebedi olacağını düşünsün. Er ya da geç barış akademisyenleri görevlerine geri dönecek, üniversitelerimizi üreten, bilimsel, demokratik ve özerk bir yapıya kavuşturacaklardır. Tekrardan üstüne basa basa vurguluyoruz; bir sendikanın konfederasyonun, anayasa ile yasalarla, ülkemizin altında imzası bulunan uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla güvence altına alınmış bulunan sendikal hak ve özgürlükleri kullanılması suç değildir. Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi yürüttüğü için açığa alınan, ihraç edilen yönetici ve üyelerimizde “suçlu” değil, sendikalı ve örgütlü olmanın gereğini yerine getiren kamu emekçileri mücadelesinin onurudur” şeklinde konuştu.

    “HUKUKİ MÜCADELEMİZDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    KESK olarak, hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak intikam hırsıyla KHK listelerini oluşturanların ve hazırlanmasına katkı sunanların peşini bırakmayacaklarına dikkat çeken Kaygusuz, “Nereden yada kimden gelirse gelsin örgütlü mücadelemizi hedef alan her türlü yasa dışı girişim ve saldırıya rağmen, hukuki, fiili ve meşru mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. İhraç edilen, açığa alınan tüm üyelerimiz tekrar görevlerine dönene kadar dayanışmayı daha da büyüterek mücadelemizi kesintisiz devam ettireceğiz” dedi.

    Tüm bu antidemokratik ihraç kararlarına, baskılara karşı bu ülkenin onurlu ve mücadeleci kamu emekçileri olarak boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” diyen Kaygusuz şu çağrıyı yaptı:

    “Buradan tüm kamu emekçilerini bir kez daha tüm baskılara rağmen onurlu mücadelesinden vaz geçmeyen KESK’ e bağlı sendikalarımızda örgütlenmeye, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA