Etiket: ihd adıyaman şube

  • İHD Adıyaman Şube: Seçmen iradesini tanımak gerekir-VİDEO

    İHD Adıyaman Şube: Seçmen iradesini tanımak gerekir-VİDEO

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı’nca Van, Diyarbakır ve Mardin büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınmasına İHD Adıyaman şubesi tepki gösterdi. Şube Başkanı Av. Bülent Temel, “Demokrasinin ilk ve olmazsa olmaz şartı seçmen iradesini tanımaktır. Bu iradeye saygı göstermek ve sahip çıkmak herkesin görevi ve hakkıdır” dedi.

    Haberin videosu

     

    İçişleri Bakanlığınca Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bedia Özgökçe Ertan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Dr. Adnan Selçuk Mızraklı ve Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün görevlerinden uzaklaştırılarak yerlerine ilin valilerinin kayyım olarak atanmasına tepki gösteren İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman şubesi basın toplantısı yaptı.

    Toplantıda basın metnini İHD Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel okudu.

    “İRADEYE SAHİP ÇIKMAK HERKESİN GÖREVİ VE HAKKIDIR”  

    Temel, “Demokrasinin ilk ve olmazsa olmaz şartı seçmen iradesini tanımaktır. Bu iradeye saygı göstermek ve sahip çıkmak barış ve demokrasiyi korumak herkesin görevi ve hakkıdır” dedi.

    Av. Temel, “Cumhurbaşkanı Erdoğan Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile yaptığı telefon görüşmesine dair 24 Ocak 2019 tarihinde yaptığı açıklamada “Sandıktan çıkana saygı duyacaksınız. Sandıktan çıkana saygı duymuyorsanız bunun adı demokrasi değildir” demiştir. Recep Tayip Erdoğan’a ait gerek ülke siyasetine gerekse diğer ülkelerin siyasetine yönelik bu yönlü sayısız açıklama mevcuttur” diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce söylediği sözlere vurgu yaptı.

    “BELEDİYE BAŞKANLARI GÖREVLERİNE İADE EDİLMELİ”

    “Siyasi iktidarın seçimlerle kazanamadığı belediyeleri anti demokratik yasa ve yetkilerle ele geçirme operasyonudur” diyen Temel, “Ayrıca bakanlık gerekçesinde ifade edilen görevden alma prosedürü geçici olup bu durumda belediye meclisinde geçici olarak belediye başkanlığına vekalet edecek kişinin seçilmesi gerekmektedir. Ancak bunun yapılmayıp doğrudan valilerin görevlendirilmesi tam anlamıyla OHAL işlemidir. Siyasi iktidarı, kayyım atamalarından vazgeçmeye ve seçilmiş belediye başkanlarını görevlerine iade etmeye, tüm yurttaşları da barış ve demokrasiyi korumaya, kendi iradelerine sahip çıkmaya davet ediyoruz” dedi.

    Basın toplantısının ardından İHD Adıyaman Şube yöneticileri, HDP il örgütünü ziyaret etti.

    Aynı amaçla Malatya’da İHD Malatya Şubesi basın toplantısı düzenledi. Şube binasında yapılan basın toplantısında basın metnini şube  başkanı Gönül Öztürkoğlu okudu.

    ADIYAMAN/PİRHA

     

  • İHD Adıyaman: Barış Annelerine dönük polis şiddeti kabul edilemez

    İHD Adıyaman: Barış Annelerine dönük polis şiddeti kabul edilemez

    PİRHA- İHD Adıyaman Şubesi Gebze cezaevi ve Mardin Kızıltepe’de Barış Annelerine dönük polis şiddetini protesto ederek, “Çatışmalı bir coğrafyada yaşamak, acıları da beraberinde getiriyor. Böyle bir ortamda, en büyük acıyı da anneler çekiyor. Ancak öyle anneler var ki, acılarını özgürce yaşayamıyor, özgürce paylaşamıyorlar” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) şubesi cezaevlerinde tecridin son bulması için açlık grevinde olan yakınlarının sesini duyurmak için Gebze cezaevi önünde ve Mardin Kızıltepe’de oturma eylemi yapan annelere dönük polis şiddetini şube binalarında yaptığı basın toplantısı ile protesto etti. Açıklamayı İHD Adıyaman Şubesi Kadın Komisyonu adına Avukat Gülsen Taner okudu.

    “CİNSEL İSTİSMARI ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Taner, “İstanbul Küçükçekmece’de beş yaşındaki kız çocuğuna yapılan cinsel istismarı şiddetle kınıyoruz. Resmi makamların böylesine vicdan yaralayan olayların meydana gelmemesi için önleyici ve koruyucu her türlü tedbiri alması ve gerçekleşen eylemlerin etkin bir biçimde koğuşturulması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    “ANNELER ÇOCUKLARINI YİTİRMEK İSTEMİYOR”

    5275 sayılı Ceza ve güvenlik tedbirlerin infazı hakkında yasanın İmralı cezaevinde uygulanmadığını, Çok uzun bir süredir İmralı Cezaevinde hükümlü bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan ve diğer tutukluların yasal hakları olduğu halde aile ve avukatlarıyla görüştürülmediğini dile getiren Taner, “Uzun bir süredir İmralı Cezaevinde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan ve diğer mahpuslar yasal hakları olduğu halde aile ve avukatlarıyla görüştürülmüyorlar.İşte Leyla Güven bu hukuksuzluğa karşı ve devam eden ‘ölümcül sessizliğe’ karşı bir açlık grevi başlattı. 167 gündür ‘açlık ile haykırıyor’! hukukun uygulanmasını istiyor.Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek olarak çok sayıda cezaevindeki mahpus da aynı talep ile açlık grevi başlattılar. Hukukun uygulanması talebiyle, açlık grevine başlayan gençlerin anneleri endişe içinde bu anneler çatışmalı ortam nedeniyle evlerini, topraklarını, anılarını, umutlarını ve en çokta çocuklarını yitirmek istemiyorlar” diye ifade etti.

    “İÇİŞLERİ BAKANI İSTİFA ETMELİ”

    Gebze ve Kızıltepe’de annelere dönük polis şiddetinin kabul edilemez olduğunu sözlerine ekleyen Taner, “19 ve 20 Nisan’da, Gebze ve Kızıltepe’de devletin polisleri annelere karşı suç işlemiştir. Annelere fiziksel şiddet uygulamış ‘ hızlanın sizde enerji çok’ diyerek açıkça cinsel taciz söyleminde bulunmuştur. Bizler insan hakları savunucusu kadınlar olarak amaçları sadece çocuklarının ölmesini engellemek, onların taleplerini dile getirmek olan annelere yapılan polis saldırısını kınıyor ve İçişleri Bakanını yaşanan bunca şiddet olayının ardından, istifaya davet ediyoruz. Türkiye’nin altına imza attığı Uluslarası sözleşmelere uygun davranmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

    ADIYAMAN/PİRHA

  • İHD Adıyaman Şube: Ülkemizde açlık grevlerinde çok sayıda yurttaş yaşamını yitirmiş

    İHD Adıyaman Şube: Ülkemizde açlık grevlerinde çok sayıda yurttaş yaşamını yitirmiş

    PİRHA-Cezaevlerindeki süresiz, dönüşümsüz açlık grevleri ve yaşanan hak ihlalleri ile ilgili İHD Adıyaman Şubesi basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan Av. Aysun Avcı, “İHD olarak açlık grevcilerinin durumunu takip etmeye, sürece dair ihlalleri raporlamaya devam edeceğiz. Açlık grevlerinin sonlanması için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz”dedi.

    Cezaevlerindeki süresiz, dönüşümsüz açlık grevleri ve yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek için İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi basın toplantısı düzenledi. Şube binasında düzenlenen basın toplantısında basın metnini İHD Adıyaman Şube Hapishane Komisyonu adına Av. Aysun Avcı okudu.

    “HAK İHLALLERİ 12 EYLÜL’Ü ARATMIYOR”

    “Türkiye yine ağır hak ihlallerinin yol açtığı açlık grevleriyle karşı karşıya. İnsan Hakları Derneği olarak belirleyebildiğimiz kadarıyla 12 Şubat 2019 itibarıyla 60 civarında cezaevinde 321 kişi süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde. HDP Hakkari milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de başlattığı açlık grevi 100 günü aştığına” vurgu yapan Avcı, “İHD olarak cezaevlerinde son üç yıl içerisinde yaptığımız inceleme ve araştırmaya dayalı hazırladığımız raporlara göre yaşanan hak ihlallerinin neredeyse 12 Eylül günlerini aratmayacak yoğunluğa ulaştığını tespit etmiş durumdayız. Özelikle OHAL döneminde yoğunlaşan hak ihlalleri kısa süre içerisinde sistematikleşmiş, 12 Eylül sonrasında insan hak ve özgürlükleri alanından büyük mücadelelerle sağlanan kazanımların büyükçe bir kısmını birer birer ortadan kaldırılmıştır“dedi.

    “AÇLIK GREVLERİNDE ÜLKEMİZDE ÇOK SAYIDA YURTTAŞ YAŞAMINI YİTİRDİ”

    “Türkiye, 12 Eylül askeri darbesinden sonra hapishanelerdeki ihlallere karşı açlık grevi eylemleriyle tanışmış, ne yazık ki bu şekilde çok sayıda yurttaş yaşamını yitirmiştir” diyen Avcı, “En son 1999 yılındaki açlık grevleri çok sayıda can kaybına yol açmıştır. Açlık grevlerine yol açan koşulların ağırlığı, açlık grevi yapanların ölümü göze almalarına sebep olmaktadır. Türkiye’nin 12 Eylül sonrasındaki tarihi bunun açık bir kanıtıdır. Siyaset, medya, hukuk kurumları ve kamuoyu üzerinde etkisi olan bütün kişi ve kuruluşlar, yurttaşların ölümü göze almalarına yol açan ağır hak ihlallerine karşı hukuk ve demokrasiye inancın doğal bir gereği olarak ses verme borcu altındadırlar” diye belirtti.

    “AÇLIK GREVLERİNİN SONLANMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    “Yaşanan ağır hak ihlalleri karşısında mecliste temsil edilen veya meclis dışındaki diğer siyasi partilerin de daha fazla ses çıkarması gerektiği bir dönemdeyiz” ifadelerini kullanan Av. Aysun Avcı,Benzer şekilde, medya kuruluşlarının da ağırlıklı olarak meseleyi sessizce geçiştirmeye eğilimli olduğunu üzülerek gözlemlemekteyiz. Hatta, bazı yayın organlarının cezaevlerindeki durumu tamamen görmezden gelen bir yayın politikası izlediği de gözlemlenmektedir. Cezaevlerine ilişkin mahpus haklarını ihlal eder nitelikteki uygulamaların çözümünde önemli bir işleve sahip baroların bu konuda daha aktif olması beklenmektedir. İHD olarak açlık grevcilerinin durumunu takip etmeye, sürece dair ihlalleri raporlamaya devam edeceğiz. Açlık grevlerinin sonlanması için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA-ADIYAMAN

  • İHD Adıyaman Şube Başkanı: Roboski’de yanlışlıkla değil, bilinçli bir katliam yapıldı-VİDEO

    İHD Adıyaman Şube Başkanı: Roboski’de yanlışlıkla değil, bilinçli bir katliam yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 7. yıldönümü vesilesiyle açıklamalarda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel, “Maraş’ta olduğu gibi Roboski’de de devletin bilerek ve isteyerek bu olayı yaptığını gösteriyor” dedi.

    Türkiye’de Maraş ve Roboski’de olduğu gibi bir çok katliamın faillerinin bilinmesine rağmen adil bir yargılanma yapılmadı. TSK’nin savaş uçakları tarafından yapılan bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 kişinin yaşamını yitirdiği ve 4 kişinin yaralandığı, Şırnak’ın Uludere ilçesinde yaşanan Roboski Katliamı’nın üzerinden yedi yıl geçti. Roboski katliamın yıldönümü vesilesiyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel Pir Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

    Temel, “Roboski temelinden ele alındığında yaşından büyük işlerle uğraşmak zorunda kalan, bu nedenle okulda olması gerekirken kaçakçılığa gitmek zorunda olan çocukların devlet eliyle öldürülmesi söz konusu” dedi. 

    “BİR DEVLET POLİTİKASI”

    “Başlangıç itibariyle failleri ile ilgili olarak bir kazadan ibaret olduğu, yanlış anlaşıldığı ve örgüt üyelerine yönelik bir operasyon olduğu söylenerek yanlışlıkla vuruldukları ile ilgili açıklamalar yapıldı” diyen Temel, “Her ne olursa olsun sonuç itibariyle çocuk bedenlerin hayvan bedenleri ile birleştiği ayırt edilemediği bulunan et parçalarının insanlara mı hayvanlara mı ait olduğu anlaşılmayan bir olaydı. Ama bugüne kadar faillerine ilişkin adil bir yargılama yapılamaması faillerinin bulunmamış olması bir devlet politikası olarak önümüzde duruyor” diye belirtti.

    “FAİLLER BULUNMALI VE AİLELER RAHATLATILMALI”

    “Sadece Roboski’de böyle olmadı. Diğer toplumsal olaylarda da böyle oldu. Maraş katliamının sanıkları 40 yıl geçmiş olmasına rağmen halen yargılanmış değil. İnsanlığa karşı işlenmiş organize bir suç iken failleri henüz ortaya çıkarılmadı” diyen Temel, şunları kaydetti:

    “Hangi hükümet olursa olsun geçmişten bu yana sadece bugünkü hükümet açısından ifade edilecek bir durum değil. Türkiye’de katliamlarda ya da devlet eliyle yapılan adam öldürmelerde de bir cezalandırma ve adil yargılanmanın olmadığını biliyoruz. Bunun bitmesi gerekiyor. Roboski’de katledilen küçücük bedenlerin faillerinin bulunarak en azından vicdanen ailelerin rahatlatılması gerektiğini düşünüyorum.”

    “FAİLLER MUTLAKA YARGILANMALI”

    Katliamın faillerinin bilinmesine rağmen herhangi bir yargılama sürecinin başlatılmadığına değinen Temel, şöyle devam etti:

    “Türkiye çok tuhaf bir ülke. Ortada ölen kişiler var. Biz yanlışlıkla yaptık diyebiliyor.  Ama aynı zamanda Roboskililerin devlet denetiminde ve kontrolünde kaçağa gidip geldikleri biliniyor. Fakat bu yanlışlıkla olsa bile faillerin yargılanması gerekiyor. Yanlışlıkla yapıldığını biliyorlarsa bu yanlışın kimin tarafında yapıldığı da biliniyor. Yanlışlıkla yapılmış olsa bile kasten adam öldürmekten yargılamayacaksan bile ihmalen bir kusur var. Bu kusur nedeniyle yargılanmaları gerekiyor. Hiçbir şekilde yargılamamaları çok da artık kusurlu ya da kusursuz öldürülmüş olmalarının öneminin olmadığını gösteriyor. Burada başından beri yaşananlara bakılırsa devletin bilerek ve isteyerek bu olayı yaptığını gösteriyor.”

    Roboski katliamı gibi yine Aralık ayında 40 yıl önce yaşanan Maraş katliamının da çok da farksız olmadığını belirten İHD Adıyaman şube başkanı Av. Bülent Temel, “Maraş Katliamın’dan sonrada Maraş’ta özelikle Alevi Kürtler üzerindeki baskı hiçbir şekilde azalmamış giderek artmıştır. Bundan dolayı binlerce aile Avrupa’ya göç etmek zorunda bırakılmıştır. Haliyle bu da bilinçli bir politikanın yürütüldüğünü gösterdiğini” ifade etti.

    Roboski’nin yanlışlıkla, bilinmeden bombalanmadığını dile getiren Bülent Temel, “Yaşananlara, trajediye rağmen bölgede baskıların devam etmesi ve yaşanması oraya ilişkin bir politikanın olduğunu gösteriyor. Bu sadece Roboski’de değil sınırda bulunan birçok köyde bunlar yaşanmakta. Özelikle İran sınırında bulunan köylerde sivil insanların öldürüldüğüne tanık olduk” ifadelerini kullandı.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

     

  • Adıyaman İHD Başkanı: Türkiye’de sorunlar kangrenleşti, toplum kutuplaştırıldı-VİDEO

    Adıyaman İHD Başkanı: Türkiye’de sorunlar kangrenleşti, toplum kutuplaştırıldı-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Günü vesilesiyle İHD Adıyaman Şubesi basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan şube başkanı Av. Bülent Temel, “Türkiye genel anlamda sorunlarını çözemediği için giderek sorunlar kangrenleşmiş ve çözülmeyen hatta çözülmek istenmeyen sorunlar üzerinden toplum kutuplaştırılmıştır. Bu kutuplaşma üzerinden otoriterleşen bir mekanizma oluşmuştur” dedi.

    Türkiye’nin bir çok kentinde yapılan basın açıklamaları ve etkinliklerle İnsan Hakları Günü kutlanıyor. Bu vesilesiyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi de, şube binasında basın toplantısı düzenledi. Yapılan basın toplantısında yönetim kurulu üyeleri de hazır bulunurken basın metnini şube başkanı Av. Bülent Temel okudu.

    “İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 70’nci yılında barış için, özgürlük, eşitlik ve adalet istiyoruz” ifadelerini kullanan Av. Bülent Temel şöyle devam etti:

    “Türkiye genel anlamda sorunlarını çözemediği için giderek sorunlar kangrenleşmiş ve çözülmeyen hatta çözülmek istenmeyen sorunlar üzerinden toplum kutuplaştırılmıştır. Bu kutuplaşma üzerinden otoriterleşen bir mekanizma oluşmuştur. 12 Eylül darbe rejiminin bir parçası olan Anayasanın tümden değiştirilmesi gerekirken yapılan madde değişikliği ile adına başkanlık sistemi dedikleri tek adamlık rejimine geçilmiştir.”

    Temel, “250 madde ile yetkili mahkemeler kapatıldıktan sonra mahkemelerin olağan mahkemelere dönüşmesi gerekirken gelinen aşamada her ildeki adı konulmayan özel yetkili mahkemeler kurulmuştur” dedi.

    Türkiye’nin sürekli çatışma ortamında rejimin otoriterleşmesinin yanı sıra içerisine girdiği ekonomik krizin etkisi ile ekonomik ve sosyal haklarda ciddi bir gerileme süreci içerisine girdiğini belirten Av. Bülent Temel, “Bunun sonucunda işsizlik ile birlikte yoksulluğun giderek arttığı, buna karşı mücadele etmek isteyen işçi ve emekçi örgütlerin üzerinde baskı kurulduğu bir ortamdayız” diye konuştu.

    ADIYAMAN/PİRHA