Etiket: ihd ankara

  • 70 yaşındaki kanser hastası mahpus Mustafa Karatepe için acil tahliye çağrısı-VİDEO

    70 yaşındaki kanser hastası mahpus Mustafa Karatepe için acil tahliye çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin bu haftaki eyleminde Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta mahpus Mustafa Karatepe’nin durumuna dikkat çekildi. Kanser teşhisi konulan Karatepe’nin acil tahliye edilmesi çağrısı yinelendi. 

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için düzenledikleri eylemlerinin 532’inci haftasında da Ankara’nın Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi.

    Eylemde, Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Mustafa Karatepe’nin durumuna dikkat çekildi. Eylemde konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Sevil Turgut, Karatepe’nin 70 yaşında olduğunu belirterek, zorla sevk edilmesi nedeniyle hastane randevularının 6 ay ertelendiğini ve bu nedenle sağlığının daha da kötüye gittiğini kaydetti.

    Turgut, Karatepe’ye Kırşehir Devlet Hastanesi’nde endoskopi yapıldığını ancak bir hastalığının olmadığı yönünde geri dönüş aldığını ancak başka bir doktorun ise “Acil tedavi olması gerekiyor” şeklinde tanı koyduğunu söyledi.

    KOLON KANSERİ TEŞHİSİ

    Karatepe’nin tanıda sonra tedavi için Ankara’ya sevk edildiğini ve yakın zamanda Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne getirildiği aktaran Turgut, “Genel Cerrahi bölümüne yatışı yapıldı. Ancak 8 Kasım tarihinde ise taburcu edilerek tekrar Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesine götürüldü. 7 Kasım tarihinde numune alınarak patoloji tetkikleri yapıldı ve 11 Kasım tarihinde ise kolon kanseri olduğu teşhisi konuldu. Daha önce de alınan patoloji numunesinde kanama başladığı için derine inilemedi ve aynı durum ikinci patoloji numune alma esnasında da yaşanmıştır” dedi.Karatepe’nin hastaneye sevk edilirken eşyalarını yanına alamadığına vurgu yapan Turgut, “Sincan’da da hasta olmasına rağmen tek başına tutuldu. Hapishanede misafir mahpus olmasından dolayı nevresim ve benzeri eşyalar verilmedi. Ayrıca yapılan avukat görüşlerinde ise; ‘Odada tek başında kaldığını, temizlik, yemek gibi temel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığını bu nedenle kirli bir yerde kalmak zorunda olduğunu’ söyledi. Yine aynı görüşmede, ‘Verilen yemeklerin doktor raporunda belirtilen şekilde olmaması sebebiyle aç kaldığını, katı gıda tüketemediğini, odasında ketil gibi kendisinin yemek yapmasını sağlayacak gereçlerin de bulunmadığını’ söyledi. Avukatı, 2 gündür kurum doktorunun olmaması sebebiyle muayene olmadığını, hastaneye sevk edilmesi gerektiğini ancak jandarmanın araç yok, yeterli sayıda görevli yok gibi gerekçelerle hastaneye götürmediğini,  yalnız kalmanın kendisini çok zorladığını, eşyalarının Kırşehir’de kaldığını, gözlüğünün bile getiremediğini bu sebeple hiçbir şey okuyamadığını’ aktarmıştır” dedi.

    TEDAVİ YERİNE CEZAEVİNE GÖTÜRÜLDÜ

    Kanser teşhisi ardından 18 Kasım’da tedavisine başlanacağının söylenmesine rağmen Karatepe’nin dün  Kırşehir S Tipi Cezaevi’ne geri götürüldüğünü belirten Turgut, “Hastalığı nedeniyle hızlı bir şekilde zayıflayan mahpus bu süreçte 76 kilodan 52 kiloya kadar inmiştir. 30 yılını tamamlamış Karatepe’nin 5 Ocak 2025’te tahliye olması gerekiyor. Acil bir şekilde tedavisine başlanması ve daha sağlıklı koşullarda tedavilerinin yapılması için de acil olarak tahliye edilmesini de talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Çevirmen: 4 kronik hastalığı bulunan Cemil İvrendi acil tahliye edilmelidir-VİDEO

    Çevirmen: 4 kronik hastalığı bulunan Cemil İvrendi acil tahliye edilmelidir-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 336.ncı hafta basın açıklamasında ağır hasta tutuklu Cemil İvrendi’nin durumuna dikkat çekerek, bir an önce tahliye edilmesini istedi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevlerinde tutulan hasta tutukluların sağlık durumuna dikkati çekmek için eylemlerinin 336’ncı haftasında video mesaj yayınladı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen, Maraş/Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalan Cemil İvrendi’nin durumuyla ilgili açıklama yaptı.                                                            

    Çevirmen, “Hasta Mahpusların tedavi imkânlarının ortadan kaldırılması, hak ihlallerinin yoğun bir şekilde yaşatılması; cezaevlerinde telafisi mümkün olmayan ve geri dönülemeyen sonuçlara yol açmaktadır. Kişinin doğuştan gelen hakkı olan yaşam hakkı bu cezaevlerindeki ihlaller nedeniyle çiğnenmekte, hapishanelerde çoğu mahpusların durumu her geçen gün ağırlaşmaktadır. Hastalar aylarca revire çıkarılmıyorlar, çıkarıldıklarında da kelepçeli muayene dayatılıyor. Tedavisi yapılamayan hastalıklar gittikçe ilerlemekte ve üstüne pandemi koşulları da eklenince yaşamı daha da zorlayan durumlar meydana gelmektedir” dedi.

    “ACİL HASTA MAHPUSLARIN TEDAVİLERİ YETERİNCE YAPILMIYOR”

    59 yaşında olan Cemil İvrendi’nin 1994 yılından bu yana cezaevinde olduğunun bilgisini veren Çevirmen, “2002 yılında tesadüfen kalp yetmezliği hastalığı olduğu teşhis edildi. Siirt E Kapalı Cezaevinde iken hastalığı fark edilen mahpus aynı yıl Diyarbakır Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesine yatırılmıştır. Aort kalp kapakçığı çürümüş denilerek acil olarak açık kalp ameliyatı olmuştur. Yapay olan kalp kapakçığından kanın rahat geçebilmesi için sürekli olarak Coumadin adlı kan sulandırıcı ilaç kullanmak zorundadır. Bu hastalığı nedeniyle ayda bir kez doktora gitmesi, tetkiklerinin yapılarak ilacın dozajının belirlenmesi gerekiyor. Ayrıca kendisine 2006 yılında yüksek tansiyon tanısı konulmuş ve bu hastalığı içinde sürekli olarak ilaç kullanmak zorunda kaldıklarını” belirtti.

    “İVRENDİ’NİN KALP, YÜKSEK TANSİYON, YÜKSEK KOLESTEROL VE ANAL FİSTÜL OLMAK ÜZERE 4 KRONİK HASTALIĞI BULUNMMAKTADIR”

    İvrendi’nin 2007 yılında sağ kalçasının üst iç kısmında anal fistül denilen bir rahatsızlık meydana geldiğini ifade eden Çevirmen, şunları dile getirdi:

    “2008 tarihine kadar devam eden bu kanamalar nedeniyle 2008 yılında Erzurum’da ameliyat olmuştur. Tekrar 2015 yılında Eskişehir’de Osman Gazi Üniversitesinde, yine Eylül 2017 yılında fenalaşması sonucu Eskişehir Devlet Hastanesinde ameliyat olmuş ve 11 gün hastanede kalmıştır. 18 Mayıs 2018 tarihinde sevk edilmiş olduğu Tarsus cezaevinde iken yaranın patlaması ile birlikte acil olarak Tarsus Devlet Hastanesine götürülmüştür ve tekrar ameliyat edilmiştir ve yarası hala kapanmamıştır.

    Cemil İvrendi’nin Kalp, Yüksek Tansiyon, Yüksek Kolesterol ve Anal Fistül olmak üzere 4 kronik hastalığı vardır ve bunlardan en çok zorlayanı anal fistül rahatsızlığıdır. Bu rahatsızlıktan kaynaklanan yarası hala açıktır ve çok ağrı-sızı yapmaktadır. Sürekli olarak hastane ortamında kan tahlili yapılması gerektiğinden sağlık kurumuna gitmesi gerekmekte ancak pandemi koşullarından kaynaklı olarak karantina odasında kalma nedeniyle hastaneye gidemediğini ve tedavilerinin sürekli olarak ertelendiğini ve sağlığının giderek kötüleştiğini aktarmıştır. 2003, 2010 ve 2014 yıllarında olmak üzere 3 kere Kurula çıkmış olmasına rağmen olumlu bir sonuç alamamıştır. Ayrıca cezaevinde kolaylaştırıcı hiçbir uygulama yapılmamakta ve hastalığının ilerlemesine zemin hazırlanmaktadır. 18 yıldır kalp hastası olmasından kaynaklı olarak ayda bir kez I.N.R testi denilen insan vücudunda meydana gelen kan pıhtılaşma süresini ölçen testi yaptırmak zorundadır. Hastalığından kaynaklı olarak cezasının ertelenmesi için Anayasa Mahkemesine başvurmuş ancak talebi reddedilmiştir.”

    “CEMİL İVRENDİ’NİN CEZASI ERTELENMELİDİR”

    “Cezaevi koşullarında tedavisi yapılamayan ve ameliyatlarından olumlu sonuç alınamayan ve sağlık durumu gittikçe kötüleşen Cemil İvrendi’nin kendisini zorlayan bu hastalıkları nedeniyle hapishane dışında acil olarak tedavisinin yapılması için cezası ertelenmelidir” çağrısında bulunan Çevirmen, “bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 336. Haftada, Hasta Mahpusların durumlarını getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye taleplerimizi kadar dile getirmeye ve bu talepleri kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Demokratik zeminde mücadele edenlerin kriminalize edilmeleri kabul edilemez’-VİDEO

    ‘Demokratik zeminde mücadele edenlerin kriminalize edilmeleri kabul edilemez’-VİDEO

    PİRHA-İHD Ankara Şube yönetim Kurulu Üyesi Sevim Koçak, “İki Kürt köylüsünün işkence edilerek helikopterden atılması gibi korkunç bir olayın bile üzeri örtülmeye çalışılırken, başından beri demokratik zeminde mücadele eden insanların tekrar tekrar hedefe konmaları, kriminalize edilmeleri kabul edilemez ve asla hoş görülemez” diyerek HDP’lilere yapılan operasyona tepki gösterdi.

     

    Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) dönük operasyon ve gözaltına ilişkin tepki açıklamaları gelmeye devam ediyor. İHD Ankara Şubesi HDP’ ye dönük son yürütülen operasyonlar ve gözaltılara dair şube binasında basın toplantısı gerçekleştirdi.

    İHD Ankara Şubesinde yapılan açıklamaya İHD’de Şube Yöneticileri ve üyeleri katıldı. Ankara Şube adına açıklamayı yönetim Kurulu üyesi Sevim Koçak okudu.

    Koçak, yaptığı açıklamada, ”Operasyon gerekçesi olarak öne sürülen ‘Kobani olayları’ bahanesiyle yapılan operasyonların demokratik zeminde mücadele eden insanların tekrar tekrar hedefe konmaları, gözaltına alınmaları,   kriminalize edilmeleri kabul edilemez ve asla hoş görülemez ” diyerek tepki gösterdi.

    Koçak, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Kobani olayları” bahanesiyle onlarca ilde yürütülen, aralarında Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, eski Milletvekili Emine Ayna, Ayla Akat Ata, Sırrı Süreyya Önder, Nazmi Gür, Altan Tan, MYK üyeleri Can Memiş, Gülfer Akkaya, Alp Altinörs, Günay Kubilay, Berfin Köse, Ali Ürküt , Bircan Yorulmaz,  Dilek Yağlı ve parti yöneticileri olmak üzere çok sayıda insan gözaltına alınmıştır. Operasyon gerekçesi olarak öne sürülen “Kobani olayları” adına pek çok soruşturma yürütülmüş, hatta aynı insanlar bu konuda soruşturulmuş, ifadeler vermiş ve bu soruşturmalar sonuçsuz kalmıştır. Aynı gerekçenin tekrar kullanılması, artık hukukun görüntüde bile kalmadığının bir göstergesidir.

    “DEMOKRATİK ZEMİNDE SİYASET YAPAN MÜCADELE EDEN İNSANLARIN HEDEFE KONULARAK KRİMİNALİZE EDİLMELERİ ASLA KABUL EDİLDMEZ”

    Yine operasyonların Kürtlere, Kürt dili ve kültürüne karşı ırkçılık ve nefret söyleminin yükseldiği bir döneme denk gelmesi de öyle anlaşılıyor ki tesadüf değildir. Ülke genelinde giderek artan söz konusu saldırıların hemen hiç biri soruşturulmaz, iki Kürt köylüsünün işkence edilerek helikopterden atılması gibi korkunç bir olayın bile üzeri örtülmeye çalışılırken, başından beri demokratik zeminde mücadele eden insanların tekrar tekrar hedefe konmaları, kriminalize edilmeleri kabul edilemez ve asla hoş görülemez. Ayrıca, ‘sosyal medya’ bahanesiyle gün geçmiyor ki muhalif olduğu bilinen birileri soruşturulmasın, gözaltına alınmasın, hatta tutuklanıp cezalandırılmasın. Yine böylesi bir operasyonda, Hakan Gülseven, Özen Kulaçoğlu ve Temel Demirer’in de gözaltına alındıklarını öğrenmiş bulunmaktayız. Kars’ın çehresini değiştiren, 7den 70e herkesin saygısını takdirini kazanmış Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’den, yalnızca politik alanda değil, sanat ve kültür alanında da kendini kanıtlamış, sevdirmiş Sırrı Süreyya Önder’den ve gözaltına alınmış herkesin tanıdığı, sevip saydığı ismi geçen insanlardan, ne kadar zorlanırsa zorlansın “terörist” çıkmaz, çıkarılamaz.

    “Mevcut nefret iklimi giderek içinden çıkılmaz bir süreci koşulmaktadır” diyen Koçak, “Pandeminin bilançosu, süregiden işsizlik ve ekonomik kriz tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. İktidarın ana gündemi bu ve benzeri sorunlar olmalıyken, Kürt sorunu başta olmak üzere, diyalog ve barışçıl bir sürecin önünü açması gerekirken tam tersi bir yol izlemesi, halklarımız adına duyduğumuz kaygıyı derinleştirmektedir. Yapılan bu uygulama ağır bir hak ihlalidir. Yetkilileri, bu haksız ve hukuksuz uygulamayı derhal durdurmaya, gözaltına alınmış insanları derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Hasta tutuklu Kazım Avcı serbest bırakılsın’ – VİDEO

    ‘Hasta tutuklu Kazım Avcı serbest bırakılsın’ – VİDEO

    PİRHAİHD Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar İnisiyatifi 285. Haftasında Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan yaşlı ve hasta tutuklu Kazım Avcı’nın durumuna dikkat çekti.

    Haberin Vidosu

    İHD Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar İnisiyatifi 285. Haftasında Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan yaşlı ve hastatutuklu Kazım Avcı’nın durumuna dikkat çekti.

    “YAŞATILMIŞ ÖLÜM DAYATILIYOR”

    İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, hasta tutukluların durumunun en büyük ve en görünmez sorunlar haline getirilmeye çalışıldığını kaydetti. Çevirmen, “Bir ülkenin nasıl olduğunu anlamak için cezaevleri rejimine bakmak yeterli olacaktır. Bugün ceza içinde ceza uygulanmaya çalışılan, şiddetin, baskının olduğu ve kazanılmış her türlü hakkın yasaklandığı yerler haline gelmiştir. Cezaevlerinde hasta mahpuslara kendilerinin tabiri ile yavaşlatılmış ölüm dayatılmaktadır” dedi.

    “KALP VE ŞEKER HASTASI”

    Çevirmen, Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan yaşlı ve hasta mahpus Kazım Avcı’nın durumuna değinerek, “Tekli tutuluyor. Kalp, şeker ve tansiyon hastasıdır. Ağır prostat rahatsızlığı olduğu için iki türlü ilaç kullanmaktadır. Aşırı şekilde terleme sorunu yaşıyor. 12 yaşında geçirdiği tren kazasından dolayı sol bacağı kalçadan itibaren kesiktir ve sol bacağı tamamen protezdir. Omurlarındaki fıtıktan kaynaklı iki kez ameliyat geçirmiştir. Doktorları üçüncü kez ameliyat olamayacağını, ameliyat halinde ise felç kalabileceğini söylemişlerdir” diye konuştu.

    “CEZALARI ERTELENMELİ VE SERBEST BIRAKILMALI”

    Çevirmen, Avcı’nın tek başına ihtiyaçlarını karşılamadığına işaret ederek, “Temizliğini yapamadığı için hücrenin kötü kokmaya başladığını ve bulunduğu yeri böceklerin bastığını, kötü kokunun avukat görüş yerine kadar gelmesinden dolayı cezaevi idaresinin rahatsız olduğunu ve tek başına kalamaz raporu alındığını, damadının da aynı cezaevinde olmasından kaynaklı olarak kendisi ile aynı hücreye konulduğunu anlatmıştır. Yaşından ve ağır hastalıklarından kaynaklı olarak yaşamı adeta bir eziyete dönüşmüş durumda olan Kazım Avcı’nın hastane sevkleri ambulans tipi araçlar ile yapılmak zorundadır. Cezaevinde kalamayacak kadar hasta olan mahpusun cezası ertelenmeli ve serbest bırakılmalıdır” dedi.

    “CEZAEVLERİ TÜRKİYE’NİN AYNASIDIR”

    Ardından konuşan HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ise, “Çok bilinen bir kavram var; cezaevleri bir ülkenin aynasıdır. Evet, Türkiye’nin de aynasıdır ve bu aynada ölüm var, işkenceler var ve cinayetleri var. Bu ülkenin adalet bakanı, içişleri bakanı, cumhurbaşkanı göz göre göre insanların yaşamını yitirmesine sessiz kalıyor ve aksine Madımak yükümlüsü madımak sanığı Ahmet Turan Kılıç’ı affedebiliyor. Ahmet Turan Kılıç’ı affeden Cumhurbaşkanı başka hiçbir tutsağın olmadığını ölüme yaklaşmadığını bilmiyor olamaz bu bir siyasi tercihtir. Bu bir siyasi karardır ve o sıfatı kesinlikle hak etmiyor. Ahmet Turan Kılıç’ı bırakanlara açık çağrı yapıyoruz; Her gün cezaevlerinden cenaze çıkmasını kabul etmiyoruz, ret ediyoruz. Hasta tutsaklara özgürlük hemen” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

  • İHD Ankara: Hastalar revire çıkmak için aylarca bekliyor

    İHD Ankara: Hastalar revire çıkmak için aylarca bekliyor

    PİRHAİnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar inisiyatifi eylemlerinin 280 haftasında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Camalan, “1. derece sağlık basamağı olan revire çıkabilmek için aylar geçmesi gerekmekte, hastane sevkleri sorun olmakta, kolay kolay hastane sevkleri yapılmamaktadır’’ dedi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 280’inci haftasında Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinden bulunan ağır hasta mahpuslardan Abdulvahap Kavak’ın durumunu dikkati çekti. İHD Ankara Şubesi önünde yapılan eylemde konuşan İHD Ankara Şube Üyesi Zarife Camalan yaptığı açıklamada birinci derece sağlık basamağı olan revire bile çıkabilmek için aylar geçtiğini söyledi.

    Kavak’ın hastane doktorunun kontrol amacıyla vermiş olduğu kardiyoloji ve genel cerrahi bölümü randevularına gidemediğini söyşeyen Camalan, “Sevkler yapıldığında, gitmeden önce askerin aramada çıkardıkları ayakkabılarına basıp, tekmelemekte, itiraz ettiklerinde ise ‘istemiyorsanız hastaneye gitmeyin’ denilmektedir.

    Camalan, açıklamasında şunlara değindi;

    “Hastanelerde kelepçeleri açılmamakta, doktor bile “gerek yok” diyebilmekte, Tabipler Birliği’nin kararı hatırlatıldığında ise “Tabipler Birliği’nin kararı beni bağlamıyor” diyebilmekteler. Doktor kelepçenin açılmasını istediğinde ise asker “tutanak tutarım” diye doktoru tehdit etmektedir. Bu sorun ile ilgili İl Sağlık Müdürlüğüne yaptığı başvuruya İl Sağlık Müdürlüğünün “orada kesici, delici aletler var, doktorun güvenlik kaygısı oluyor” diye cevap ermiştir. 1980’den beri bulunduğu bu hapishanede tek bir siyasi mahpusun doktorlara saldırdığını duymadığını aktarmıştır.

    “ÇEŞİTLİ RAHATSIZLIĞI OLAN MAHKÛMLAR HASTAHANEYE GİDEMİYOR”

    Çekilen film ve tahlil sonuçları ile birlikte, tekrar doktorun yanına gidememekteler. Tahlil ve filmleri cezaevi görevlileri alıp doktora götürüyor, böyle olunca da doktorun öneri, uyarı ve kararından haberleri olmuyor. Bazen doktorun verdiği ilaçların, kullandıkları başka ilaçla etkileşimi olmasına rağmen bunları doktorla görüşemediklerinden bilemiyorlar. Sağlıkla ilgili raporlara ulaşamıyorlar, raporları istediklerinde verilmiyor. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu için havalandırmaya 1 saat çıkarılmasının hastalıklarını olumsuz etkilediğini, hareket imkanının olmadığı yönünde Adalet Bakanlığına başvuruda bulunmuş, bunun üzerine Adalet Bakanlığı mevcut uygulamanın hastalıklarını olumsuz etkileyip etkilemediği yönlü sağlık kurulu raporu istemiştir. Kurula çıkmış, ancak kurul kararını henüz öğrenmemiştir. Yine midesinden parça alınmış ancak sonucunu bilmiyor.

    “HASTA MAHPUSLARA AMELİYAT İZNİ VERİLMİYOR”

    Boğazında nodül var. Geçen seneki ultrason kontrolünde nodülün büyüklüğü 1.5 santim olduğu söylenmiş, 8 yıl önce ilk tespit edildiğinde 12 milimmiş ve ilk tespit edildiğinde haberi olmamış, tesadüfen öğrenmiştir. Genel cerrah ultrasona sevk etmiş, ultrason çekimini yapan doktor nodülün küçüldüğünü, 9 milime düştüğünü söylemiştir. Genel cerrah ameliyat kararı vermiş, ancak kalp sorunundan dolayı Kardiyoloji uzmanı ameliyat izni vermemiştir. Doktor, nodülün büyümesini durdurmak için herhangi bir ilaç vermemiş, geçen yıl kontrol için cezaevi sağlık görevlisi doktorun yanına çıkarmadan, doktor da görmeden, kan isteyip geri göndermiştir. İl Sağlık Müdürlüğüne yaptığı başvuru sonucunda tekrar hastaneye götürülmüş, yapılan ultrason çekiminde nodülün 1.5 santim olduğu tespit edilmiş ve ilaç tedavisi başlatılmıştır. Bir yıl sonra kontrol istemiş, randevu vermiştir. Bu sene yine kontrole gitmesi gerekirken, hastaneye götüreceklerine, dosyayı doktora götürmüşler ve doktorda kendisini görmeden kan tahlili istemiş. Oysa Ağustos ayında sağlık kurulu raporu için gitmiş, Genel cerrah nodülün büyük olduğunu, ultrason kontrolü yapılması gerektiğini söyleyip, ultrasona sevk etmiştir. Ancak o zaman gittiğinde kelepçe açılmadığı için çekim yapılmamıştır.”

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, son olarak hasta tutuklular serbest bırakılıncaya kadar mücadelelerine devam edeceklerini söyledi. PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

  • İHD Ankara Şubesi: Daha çok sömürü dayatılarak işçi üzerindeki yük arttırıldı

    İHD Ankara Şubesi: Daha çok sömürü dayatılarak işçi üzerindeki yük arttırıldı

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, 3’üncü Havalimanı işçilerinin eylemine dönük saldırı ve işçilerin gözaltına alınmasına ilişkin şube binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İnşaat- İş Sendikası Ankara Temsilcisi ve avukatları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    Açıklamayı yapan İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, işçilerin yaşadıkları sorunlara dikkat çekti. Çevirmen, “20 bin işçinin çalıştığı 3. Havalimanı inşaatında güvencesiz çalışma, iş güvenlik tedbirlerinin gözetilmemesi, sağlıksız yaşam alanları, yetersiz beslenme ve yetersiz sağlık hizmetleri, şantiye içi ulaşım problemleri, ücretlerin ödenmesindeki aksaklıkların giderilmesi bir yana, daha çok mesai, daha çok sömürü dayatılarak işçinin üzerindeki yük arttırıldı” diye konuştu.

    “İŞÇİLERİN TALEPLERİ MEŞRU”

    Çevirmen, şimdiye dek 400 civarında işçinin öldüğünün belirtildiği havaalanı inşaatında en son üç gün önce yaşanan servis kazası ile birlikte 17 işçinin yaralanmasının işçileri isyan noktasına getirdiğini ifade etti. Çevirmen, işçilerin taleplerinin meşru ve basit talepler olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Ancak karşılarında şirket yöneticileri yerine jandarmaları buldular. Jandarmaların koçbaşı ile yatakhane kapılarını kırarak, gaz bombalarıyla giriştiği saldırı, işçilere geri adım attıramadı. Cuma gecesi, 3. Havalimanı ihalesini alan Cengiz, Limak, Kolin, Mapa, Kalyon Ortak Girişim Grubu’nun talebiyle, jandarmalar işçilerin kaldıkları barınakları bastılar ve 543 işçiyi gözaltına aldılar.”

    “TALEPLERİ YERİNE GETİRİLMELİ VE SERBEST BIRAKILMALI”

    İHD olarak, işçilerin insanlık dışı koşullarda çalıştırılmalarına karşı olduklarını ifade eden Çevirmen, “İşçilerin son derece haklı ve meşru taleplerinin yerine getirilmesini talep ediyoruz. Gözaltına alınanların büyük bir kısmı hala bırakılmamış ve iki işçiden haber alınamamaktadır. Haklı taleplerine rağmen darp edilerek gözaltına alınmış ve farklı yerlerde tutulan işçiler derhal serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.

    “AZAMİ KAR, AZAMİ VAHŞET VE ZULÜM”

    Ardından İnşaat-İş sendikasının avukatlarından Kazım Bayraktar söz aldı. Bayraktar, işçilerin eylemine dönük bazı gazetecilerin getirdiği yorumlara tepki göstererek, “İnşaat- İş Sendikası bu eylemi daha önceden planlamadı. Eğer planlamış olsaydı, öncelikle o işçilerin yazdıkları o talepler elle yazılmış olmazdı, bu kadar işçi gözaltına alınmazdı, bu eylem şantiyenin daha büyük bir alanına yansırdı. Dikkat ettiyseniz hepsi kendiliğinden gelişmiş. Öfke patlamasıyla işçiler bir araya gelmiş. İçinden kan damlayan bir işyeri diktatörlüğüydü. Bu iş yeri diktatörlüğüne karşı işçilerin öfkesi de büyümüştü. Yavaş yavaş kıpırdanan işçi hareketlerine baktığımızda, Türkiye’de krizle birlikte artan işçi direnişlerine bakarsak, bu eylemi çok iyi anlayabiliriz. Sermaye kesimi, işçilere karşı azami kar savaşı veriyor. Azami kar azami egemenlik gerektirir, azami zulüm, azami çirkeflik ve vahşet gerektirir. Bunların hepsi de bu siyasi iktidar da var” diye vurguladı.

    “SORUŞTURMADA NASIL BİR KOMPLO DÜŞÜNÜYORLAR”

    Bayraktar, gözaltına alınan işçiler ve sendika temsilcileri ile avukatların görüştürülmediğini, sadece emniyet amirleri ve savcılıkla işveren temsilcileri ve patronların görüştüğünü söyledi. Soruşturma dosyasına dönük bir komplonun oluşturulmak istendiğine dikkat çeken Bayraktar, “Sessiz kaldığınız süreçte, avukatları görüştürmediğiniz süreçte soruşturma dosyasında neler dönüyor bize açıklayın. Bu soruşturmada nasıl bir komplo düşünüyorlar? Er geç açığa çıkacaktır. İnşaat -İş Sendikası temsilcilerinin aleyhine ifadeye zorladığınız işçiler kimler? Bunları dosya açığa çıktığında öğreneceğiz. Ama siz savcılar, emniyet amirleri, sermaye patronları, bu soruşturma dosyasını birlikte hazırlıyorsunuz” dedi.

    PİRHA / ANKARA

      

  • İHD Ankara Şube 18. Olağan Genel Kurulu yapıldı-VİDEO

    İHD Ankara Şube 18. Olağan Genel Kurulu yapıldı-VİDEO

    PİRHA- İHD Ankara Şube’sinin 18. Olağan Genel Kurulu Tüm Bel-Sen Genel Merkezi Toplantı salonunda yapıldı. Yönetime Fatin Kanat, Saliha Şahin Denizer, Dilek Yıldız, Nuray Çevirmen, Belgün Baba, Barbaros Hayretin Yılmaz, Cafer Sabancılar seçildi. 

    İHD Ankara Şube’sinin 18. Olağan Genel Kurulu Tüm Bel-Sen Genel Merkezi Toplantı salonunda gerçekleşti.

    Kongreye HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Gazeteci Hüseyin Aykol, Film Yönetmeni Fatin Kanat, HDP Ankara İl Eş Başkanları ve İHD Aktivistleri katıldılar.

    Genel kurul divan oluşumuyla başladı. Saygı duruşunun ardından konuşan Divan Başkanı İHD üyesi Harun Koçak, insan haklarının yoğun olarak geriye gittiği bir süreçten geçildiğini, bu dönemde İHD’de görev almanın anlamlı olduğunu söyledi.

    Ardından İlk söz alan HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, İHD Ankara Şubesi’nin eski yönetimine yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür ederek konuşmasına başladı.

    Başaran, “90’lı yılların karanlığında kurulan İHD o yılların karanlığını delip, günümüzde dayatılan karanlık günlere kadar yılmadan çalıştı. İnançlı ve dik duruşla başlayan insan hakları mücadelesini ölümü, cezaevlerini gözaltıları göze alarak sürdüren çok anlamlı emekler sergilendi” dedi.

    15 Temmuz’dan sonra insan haklarının ayaklar altına alındığını da kaydeden Başaran, “İnsan hak ihlallerinin en belirgin yaşandığı alanlardan biriside cezaevleridir. Her alanda insanlık ayaklar altına alınmaya çalışılıyor. Ama sizin gibi değerli insan hak savunucuları olduğu sürece bizler tüm karanlıkları delip, güzel günleri göreceğiz” diyerek konuşmasını tamamladı.

    “HER GÜN ANNELERİ AĞLATAN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Daha sonra söz alan İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, tüm annelerin anneler gününü kutlayarak konuşmasına başladı. Türkdoğan, “Ben başta Cumartesi Anneleri, Kayıp Anneleri, Barış Annelerinin anneler gününü kutlarım. Keşke Türkiye’deki bu kadar anne bu acıları yaşamamış olsaydı. Keşke anneler ağlamasın diyenler samimi olsaydı da bu kadar anne ağlamamış olsaydı. Her gün anneleri ağlatan bir iktidar ile karşı karşıyayız.

    Türkdoğan, “En önemlisi şu anda bir çok siyasetçi, gazeteci, insan hakları savunucusu, milletvekili, belediye başkanı cezaevinde” hatırlatmasında bulundu.

    Konuşmasında PKK lideri Abdulah Öcalan üzerindeki derinleştirilmiş tecride dikkat çeken Türkdoğan, şunları kaydetti:

    “Abdullah Öcalan’dan uzun süredir hiçbir haber alamıyoruz. Böyle bir şey kabul edilemez, Tecridin biran önce kaldırılması lazım. Anayasası olmayan bir ülke ile karşı karşıyayız. Tek kişinin yönetimine dayalı bir anayasa ile yönetiliyor Türkiye. Türkiye’nin temel ihtiyacı yeni ve demokratik bir anayasadır. Eğer siz milyonlarca Kürt’ün varlığını yok sayıyorsanız, eğer milyonlarca Alevi’nin varlığını inkâr ediyorsanız, biz nasıl demokratikleşeceğiz. Bu durumun adı kaostur.”

    Katılımcı kişi ve kurumların konuşmalarının ardından İHD’nin bir önceki yönetimi, mevcut mali faaliyet raporunun, denetleme, disiplin raporlarının okunmasının ardından oy birliği ile kabul edilerek aklandı.

    Daha sonra seçim gündemine geçildi. Divana verilen yönetim, denetim, disiplin ve İHD Genel Merkez üst kurul delege listesi okunduktan sonra blok liste ile seçime gidilmesi yönünde karar verilerek seçimler yapıldı.

    Üyelerin oy kullanma işlemlerinden sonra yönetime seçilen isimler sandık kurulu tarafından açıklandı.

    Yönetime seçilen asil üyelerin isimleri: Fatin Kanat, Saliha Şahin Denizer, Dilek Yıldız, Nuray Çevirmen, Belgün Baba, Barbaros Hayretin Yılmaz, Cafer Sabancılar.

     Cebrail ARSLAN/ANKARA