Etiket: ihd dersim şube eş başkanı gürbüz solmaz

  • İHD Dersim Şube: Kürt sorununun demokratik, barışçıl ve adil çözümünü savunduk, ısrarlıyız!-VİDEO

    İHD Dersim Şube: Kürt sorununun demokratik, barışçıl ve adil çözümünü savunduk, ısrarlıyız!-VİDEO

    İZMİR – İHD Dersim Şubesi’nin 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada artan hak ihlallerine dikkat çekilerek, “Devletlerin insan haklarına yönelik saygısının dolayımsız göstergesi olan hapishaneler, bugün Türkiye’de siyasal iktidarın hukuku bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanmasının sonucunda tıka basa dolu durumdadır. Yaşam hakkı ihlalinden işkenceye, sağlık hakkına erişime kadar ağır ve ciddi ihlallerinin yaşandığı yerlerdir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısı ile Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada,  “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Haklar kullandıkça vardır”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “İnsan haklarıyla insandır”, “Zindanlar boşalsın tutsaklara özgürlük”, “İnsan hakları evrenseldir”, “İçeride dışarıda hücreleri parçala” sloganları atıldı. Basın metnini İHD Dersim Şube Başkanı Eş Başkanı Gürbüz Solmaz okudu.

    “OHAL REJİMİ DEVAM EDİYOR”

    Tüm dünyada yaşanan insan hakları krizine dikkat çeken Solmaz, 19 Temmuz 2018 tarihinde resmen kaldırıldığı söylense Türkiye’nin OHAL rejimi ile yönetildiğini ifade etti. Bu durumun anayasacılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin terkedilmesine yol açtığını kaydeden Solmaz, “Böylelikle keyfilik ve belirsizlik kamusal/siyasal alanın asli unsurları haline gelmiştir. Özellikle bir yönetim tekniği olarak başvurduğu belirsizlik yaratma gücü, siyasal iktidara erkini daha da merkezileştirip toplum üzerindeki baskı ve kontrolünü arttırma olanağı sağlamaktadır” dedi.

    ŞİDDET POLİTİKALARI VE CAN KAYBI

    İktidarın ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucunda 2023 yılında da çok sayılarda yaşam hakkı ihlali yaşandığını kaydeden Solmaz, “Çok faklı toplumsal kesimlerden insanlar ya doğrudan kolluk güçlerinin şiddeti ya da devletin, ‘önleme ve koruma’ yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu yapısal şiddetin ve/veya üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddetin sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir” ifadelerini kullandı.

    “DEPREM BİZZAT AĞIR İNSAN İHLALİDİR”

    6 Şubat’ta yaşanan depremde resmi açıklamalara göre en az 50 bin 783 kişinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Solmaz, “Bilimin gereklerine uygun deprem hazırlıkları yapmamışlar, etkin afet yönetim planları oluşturmamışlardır. Bu kabul edilemez eksikliği-ihmali devletlerin başta yaşam hakkı olmak üzere tüm hak ve özgürlükleri koruma ve geliştirme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirdiğimizde depremin yol açtığı ölümler yaşam hakkı ihlalidir. Daha da ötesi yıkım ve tahribatın bu denli büyük bir boyuta ulaşmasında insan faktörünün doğrudan etkisi düşünüldüğünde yaşanan deprem bizzat ağır insan hakları ihlalidir” şeklinde konuştu.

    “TECRİT KRONİK BİR SORUN HALİNE GELMİŞTİR”

    Zorla kaçırma-kaybetme vakalarının OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden yaşanmaya başlamasının endişe verici olduğunu kaydeden Solmaz, şunları belirtti:

    “Devletlerin insan haklarına yönelik saygısının dolayımsız göstergesi olan hapishaneler, bugün Türkiye’de siyasal iktidarın hukuku bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanmasının sonucunda tıka basa dolu durumdadır. Yaşam hakkı ihlalinden işkenceye, sağlık hakkına erişime kadar ağır ve ciddi ihlallerinin yaşandığı yerlerdir. İmralı Hapishanesi başta olmak üzere tek kişi ya da küçük grup izolasyonu/tecrit uygulamaları çözülemeyen kronik bir soruna dönüşmüştür.”

    “İFADE HAKKI YOK SAYILDI”

    Kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen, 18 Ekim 2022 tarihinde yürürlüğe giren Basın Kanunu’nda bazı değişiklikler yapan kanun ile basının ve gazetecilerin üzerindeki baskının daha da arttığını dile getiren Solmaz, “Yıl içinde her toplumsal kesimden kişi ve grup toplanma ve gösteri yapma özgürlüklerini mülki idare amirlerinin yasakları ve/veya kolluk güçlerinin fiili müdahaleleri sonucunda kullanamamışlardır. Hakikat ve Adalet talebiyle Galatasaray Meydan’ına çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri-İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararına karşın söz konusu yasak ve müdahaleler sonucu haftalarca işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalarak gözaltına alınmışlardır. Benzer şekilde, Anayasa tarafından teminat altına alınmış olan toplanma ve gösteri yapma özgürlüklerini kullanmak isteyen kadınlar, LGBTİ+’lar, barış ve insan hakları savunucuları, öğrenciler, çevreciler, işçi ve emekçiler, muhalif siyasi partilerin üyeleri kolluk güçlerinin zalimane ve utanç verici şiddetine mazur kalmışlardır” dedi.

    KÜRT SORUNUNDA DEMOKRATİK ÇÖZÜM VURGUSU

    Kürt sorununun barışçıl, demokratik ve adil çözümüne yönelik esas olarak iktidar tarafından içtenlikli, bütünlüklü adımların atılmaması, yanı sıra Orta Doğu’daki gelişmelerin de etkisi ile 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinin hemen ardından başlayan silahlı çatışma ortamının başta yaşam hakkı olmak üzere ağır ve ciddi insan hakları ihlallerine yol açtığını söyleyen Solmaz, “Hak savunucuları olarak bizler, Kürt sorununun her zaman demokratik, barışçıl ve adil çözümünü savunduk. Bunda ısrarlıyız. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz. Çatışmasızlık ortamının tesisi ile birlikte çatışmasızlık halinin yaşanan olumsuzluklardan da hareketle tahkim edilmiş bir hale getirilerek güçlendirilmesi, izlenmesi ve toplumsal barışın sağlanabilmesi için tüm tarafların içtenlikli, şeffaf ve etkin programlar geliştirmesi gerekmektedir” diye konuştu.

    “SÖZLEŞMEDEN ÇEKİLME SONRASI YÜZLERCE KADIN KATLEDİLDİ”

    İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı nedeniyle yüzlerce kadının erkekler tarafından katledildiğini ifade eden Solmaz, “Kadın ve LGBTİ+ hakları için yapılan barışçıl toplantı ve gösterilerin mülki idare amirleri tarafından yasaklanması ya da kolluk güçlerinin şiddet uygulayarak müdahale ve engellenmesi, yüzlerce kadın ve LGBTİ+’nın işkence ve diğer kötü muamele ile gözaltına alınması, yetkililerin desteklediği LGBTİ+ karşıtı nefret mitinglerinin yapılması ve her bakımdan derinleşen ayrımcılık ile anlamış olduk” şeklinde konuştu.

    MÜLTECİLERE KARŞI IRKÇILIK

    Mültecilerin her türlü ayrımcılığa ve istismara, nefret söylemine ve ekonomik sömürüye maruz kaldığını dile getiren Solmaz, “2023’de de ırkçı ve nefret içerikli şiddet maruz kalan sığınmacı ve mülteciler yaşamlarını yitirdiler. İnsan kaçakçıları tarafından ölüme sürüklendiler. Ülkede yaşanmakta olan ağır krizin fiziksel, ruhsal, sosyal ve ekonomik tüm sonuçlarından en derin şekilde etkilenen sığınmacı ve mülteciler, ne yazık ki toplumumuz açısından görmezden gelinen, hatta gözden çıkarılan hayatlar oldular” ifadelerini kullandı.

    İNSAN HAKLARINI SAHİPLENME KARARLILIĞI

    Solmaz, son olarak insan haklarının kurucu değerlerine kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi. Basın açıklaması sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • İHD Dersim Şubesi, 28 yıl önce kaybettirilen Yurtseven, Özeken ve Sarıtaş akıbetini sordu-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi, 28 yıl önce kaybettirilen Yurtseven, Özeken ve Sarıtaş akıbetini sordu-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eyleminin 972. haftasında İHD Dersim Şubesi yaptığı açıklamada 27 Ekim 1995’te Hakkari’de askerler gözaltına alınarak kaybettirilen Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş’ın akıbetini sorarak, “Tüm kayıplarımızı aramaktan, faillerin yargılanarak cezalandırılmalarını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    İHD Dersim Şubesi, Cumartesi Anneleri eyleminin 964. haftasında Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve İHD ortak imzasıyla, tüm İHD şubelerince eşzamanlı yapılan ’28 Yıldır Soruyoruz: Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş Nerede?’ başlıklı açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gönül Sonbahar okudu.

    Açıklamada ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin Cumartesi Annelerinin eylemine dair sürdürülen yasağın kaldırılması kararı hatırlatılarak, yasağın son bulması çağrısında bulunuldu.

    “GALATASARAY YASAĞINA SON VERİLMELİ”

    972 haftadır gözaltında kayıplar gerçeğine, bu suça eşlik eden inkar ve cezasızlık politikalarına dikkat çekmek uzun bir hakikat ve adalet mücadelesini sürdürdüklerini vurgulayan Sonbahar, “972 haftadır, kayıplarımızı gündeme taşımak, devleti yönetenlerin sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlamak amacıyla kamuoyu yaratmaya çalışıyoruz. Bizim bu çabamız 25 Ağustos 2018 tarihinden beri polis şiddeti ve gözaltılar ile engelleniyor. Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi aramamız iktidar tarafından adeta “milli güvenlik soruna” dönüştürülmüş durumda. Sayın Bakan, sizden talebimiz açık ve net: mevcut iki AYM kararı bizim Galatasaray yasağına ilişkin sorunumuzun nasıl çözüleceğini detaylarıyla açıklıyor. Bu iki kararın gereğini yerine getirmenizi ve ziyaret edecek bir mezarı olmayan bizlerin Galatasaray’a yüklediğimiz derin anlama saygı göstererek Galatasaray yasağına son vermenizi bekliyoruz” dedi.

    “ASKERLER İŞKENCEYLE GÖZALTINA ALARAK ‘BURADA DEĞİL’ DEDİLER”

    Sonbahar, 27 Ekim 1995 günü Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul komutasındaki Yüksekova Komando Taburu’na bağlı askerleri işkencesiyle gözaltına alınan Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş’ın akıbetlerine 28 yıldır ulaşılamadığını kaydederek, “Onları sormak için tabura giden ailelere. Binbaşı Yurdakul, “ 24 saat gözaltında tutulacaklar” dedi. Aileler tekrar tabura gittiğinde ise “kimseyi gözaltına almadık, bir daha buraya gelmeyin” dedi. Ailelerin yaptığı başvurular sonuçsuz kaldı, üç köylüden bir daha haber alınamadı. Olay Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi kayıtlarına; “Sanık Yurdakul’un komutasındaki birlik, Ağaçlı köyünden Şemsettin Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş adlı köylüleri dövmüş, yaşlı olan Yurtseven yediği tekmeler sonucu ölmüştür. Bunu gören Yurdakul, diğer iki köylünün tanıklık edeceğini düşünerek öldürülmesi kararı vermiştir. İki köylü daha sonra tabura ait eğitim sahasında bir çukur içinde tarandıktan sonra benzin dökülerek yakılmıştır.” şeklinde geçti” diye belirtti.

    “FAİLLERİN CEZALANDIRILMISINI TALEP EDECEĞİZ”

    Tanık beyanlarına ve suça iştirak edenlerin itiraflarına rağmen açılan dava kesin beraat hükmü ile sonuçlandığını söyleyen Sonbahar, “İç hukuktan sonuç alamayan aileler, AİHM’e başvurdu. AKP Hükümeti AİHM’e yaptığı savunmada suçu kabul ederek, üç kişinin kaybolması nedeniyle üzgün olduğunu belirtti ve kayıplarla ilgili etkin soruşturma yürütmeyi taahhüt etti. İhlali kabul ederek tazminat ödeme yoluna gitti. 972. haftamızda bir kez daha söylüyoruz: Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken, Münür Sarıtaş ve tüm kayıplarımızı aramaktan, faillerinin yargılanarak cezalandırılmalarını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Üniversite öğrencisi kızları yurt dışına gitmek zorunda kalan Demir ailesine polis baskısı-VİDEO

    Üniversite öğrencisi kızları yurt dışına gitmek zorunda kalan Demir ailesine polis baskısı-VİDEO

    PİRHA-Demir ailesi, kızları Dilan Demir’in yaşadığı baskıdan dolayı yurtdışına gitmesi ve yaşadıkları baskı üzerine İHD Dersim Şubesi’nde açıklama yaptı. Kızlarının yurtdışına gittikten sonra kendileri için zulmün başladığını belirten Demir ailesi, polisin evlerine gelerek kendilerine baskı kurduğunu ve psikolojik sorunlar yaşadıklarını kaydetti.  

    Hasan Demir ve Aynur Demir kızları Dilan Demir’in yaşadığı baskıdan dolayı yurtdışına gitmesi ve Dersim’de polislerin sürekli kendilerini taciz etmesi üzerine İHD Dersim Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada aileye Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, HDP Dersim İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz destek oldu.

    “KIZIMIZ MESLEĞİNİ BIRAKIP YURTDIŞINA ÇIKMAK ZORUNDA KALDI”

    Ülkede yaşanan baskı, sindirme, korkutma ve göç ettirme politikalarının dayatıldığı bir yaşam biçimiyle karşı karşıya olduklarını ifade eden Hasan Demir, “Kızım Dilan Demir, Antalya Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde okumaktayken üniversite ile ilgili demokratik haklarını kullanırken, örneğin; YÖK’ün kaldırılması veya Roboski Katliamı gibi basın açıklamaları etkinliğine katıldığı için gözaltına alındı. Bu süreç giderek olağan bir hale dönüştürüldü adeta ve kriminalize edilerek hedef haline getirildi. Dilan’ın okulu bitirmemesi için gayretli bir çabanın içerisine girilerek sonraki süreçlerde gözaltıları birbirini izledi. 2015’te tutuklanarak önce Antalya Döşemealtı Cezaevi’ne oradan da İzmir Şakran Cezaevi’ne atıldı. 1 yıla yakın bir tutukluluk sürecinde derslerinden uzak kaldı. 15 Temmuz 2016 tarihinde tahliye oldu. Kalan iki dersin sınavına girmek için Antalya’ya gittiğinde yeniden yakalanma kararı çıkınca çok sevdiği ülkesini, memleketini ve mesleğini bırakıp yurtdışına çıkmak zorunda kaldı” diye ifade etti.

    “KIZIMIZ YURTDIŞINA GİTTİKTEN SONRA BİZİM İÇİN ZULÜM BAŞLADI”

    Kızlarının yurtdışına gittikten sonra kendileri için zulmün başladığını belirten Demir, “Her yıl birkaç kere olmak üzere kolluk görevlileri kapımıza dayanarak ‘Dilan nerde? Gelsin, teslim olsun, ikna edin getirin…’ ve buna benzer bir dizi sorular ve baskılarla karşılaşmaktayız. Bu baskılardan ötürü eşimde psikolojik sorunlar oluşmaya başladı. Şu an panik ataklar yaşıyor. Görevlilerin bakışları, davranışları psikolojik baskı ve şiddet unsuru yaratmaktadır. Ayrıca bizi komşularımıza, çevremize karşı kriminalize ve teşhir etmekteler, bizi suçlu psikoloji içine sokmaya çalışıyorlar. Daha önce ikamet ettiğimiz yerlere gidip oradaki komşulara bizi ve kendilerine burada olmadığını söylememize rağmen, kendileri de yurtdışında olduğunu bilmelerine rağmen kızım Dilan’ı soruyorlar. Hanemizde sürekli bir tereddüt ve korku yaşanmaktadır. Hukuk dışı, insanlıktan uzak baskıyı kabul etmiyoruz. Bize yaşatılan insan hak ve yaşamına tehdittir” diye konuştu.

    “GÖÇLERİN NEDENİ İLİMİZDEKİ BASKI POLİTİKALARIDIR”

    Türkiye’de bir hukuk devletinden bahsetmenin mümkün olmadığını ifade eden Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, “Ailenin açıklamasını yaptığı konu Dersim’de uzun süreden beri baskı, gözaltı ve soruşturma politikalarının devam ettiğinin bir göstergesi. Dersim’de birçok aile polisler tarafından tedirgin edilip, korkutuluyor. Devletin uyguladığı ekonomisizlik politikasından dolayı insanalar göç ederken, bu göçlerin bir diğer nedeni de ilimizdeki baskı politikalarıdır” diye belirtti.

    “YAŞANANLAR AİLEYİ HEDEF HALİNE GETİRMİŞTİR”

    Türkiye’nin genelinde baskı politikalarının olduğunu vurgulayan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz da, “Bir dönem yasaklı bölgeler ve bir dönem de barajlarla insanları buradan göç ettirmek için politikalar yürütüldü. Devletin kendi vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlaması gerekirken yapmış olduğu bu tür uygulamalar vatandaşların can ve mal güvenliklerini tehlikeye sokan bir durumdur. Yaşananlar aileyi hedef haline getirmektedir” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Barışa yönelik olumlu çabalarının olacağı bir yıl olsun’-VİDEO

    ‘Barışa yönelik olumlu çabalarının olacağı bir yıl olsun’-VİDEO

    PİRHA-2022 yılında yaşanan sorunların 2023 yılında devam etmemesi gerektiğini söyleyen insan hakları savunucuları, barışa yönelik olumlu çabalarının olacağı bir yıl olmasını istediler.

    2022 yılı, Türkiye’de her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin, saldırıların ve kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu.

    İnsan hakları savunucuları, 2022 yılının nasıl geçtiğini ve 2023 yılından beklentilerini PİRHA’ya anlattı.

    “2023 YILINDA CEZAEVLERİNDEKİ HASTA TUTSAKLARIN SERBEST BIRAKILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    2022 yılında yaşanan sorunların 2023 yılında devam etmemesi gerektiğini söyleyen İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “2022 yılında birçok alanda haksızlık ve hukuksuzluk yaşandı. 2023 yılında gerekli düzenlemelerin yapılarak cezaevlerindeki hasta tutsakların serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Umut ediyoruz ki 2022 yılında yaşadığımız hak ihlallerinin çözümüne ilişkin 2023 yılında iktidar tarafından gerekli adımların atılması bizler için önemlidir. İnsan hakları savunucuları olarak bugüne kadar yaşanan haksız ve hukuksuzlukları dile getirdik, bundan sonra da dile getirmeye devam edeceğiz” dedi.

    “KADINLARA, ÇOCUKLARA ŞİDDETİN OLMADIĞI ZAMAN YENİ YILIMIZ OLACAK”

    İHD Mersin Şubesi Eş Başkanı Zeynep Benli, “Aslında tarihlere baktığımız zaman, sadece rakamlar gibi kalıyor benim hafızamda. Umutsuz değilim. 2022 yılında ‘katliamların failleri bulunsun, adalet hemen şimdi’ dedik. Biz böyle demeye devam edeceğiz. Ne zamana kadar faillerin cezasını çekene kadar, hak, hukuk yerini bulana kadar, cezaevindeki tecritler bitene kadar, kadınlar şiddete uğramayana kadar, İstanbul Sözleşmemizi tekrar uygulatıncaya kadar mücadele edeceğiz. İşte biz bunları gerçekleştirdiğimiz zaman yeni yılımız olacak” diye konuştu.

    “BARIŞA YÖNELİK OLUMLU ÇABALARININ OLACAĞI BİR YIL DİLİYORUZ”

    İHD Mersin Şubesi Yöneticisi Bekir Keçeci, “Daha önceki yıllarda olduğu gibi baskı ve zulme her türden şiddetin ve cezasızlık politikasının hakim olduğu bir yıl oldu. Yeni yılda biz insan haklarına yaraşır bir düzenleme, emek, barış ve özgürlük mücadelesinde ivmelendirme, hepsinden önemlisi de tabii bu iktidarın gitmesi ama gelenin emek ve demokrasi güçlerine, barışa yönelik olumlu çabalarının olacağı bir yıl diliyoruz” şeklinde konuştu.

    İHD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi İlhan Kılıç da, 2023 yılının barış ve özgürlük getirmesini diledi.

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

  • ‘2023 yılı mücadelenin daha fazla yükseleceği bir yıl olacak’-VİDEO

    ‘2023 yılı mücadelenin daha fazla yükseleceği bir yıl olacak’-VİDEO

    PİRHA-2022 yılı, Türkiye’de her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin, saldırıların ve kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu. EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, SMF Temsilcisi Mustafa Aytaç ve İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, 2023 yılını mücadelenin daha da yükseleceği bir yıl olarak gördüklerini belirttiler.

    2022 yılı, Türkiye’de her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin, saldırıların ve kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu.

    EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, SMF Temsilcisi Mustafa Aytaç ve İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz 2022 yılının nasıl geçtiğini ve yeni yıldan beklentilerini PİRHA’ya anlattı.

    “2023 YILINI MÜCADELENİN YÜKSELECEĞİ BİR YIL OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Son yıllar hem ekonomik hem de politik olarak zorluk yaşadığımız ama buna rağmen toplumsal muhalefetin yan yana gelmesinden dolayı olumlu adımların da atıldığı bir yıl olduğun belirten EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Kendisine karşı olan herkesi ‘terörist’ ilan eden iktidara karşı kadınların, gençlerin, ezilen ulusların, işçilerin yan yana geldiği, tepkilerin arttığı ve kültür sanat alanındaki yasaklara karşı halkın ve sanatçıların tepkilerinin de olduğu bir dönemden geçtik. Zorlukları yaşadığımız bir yıl oldu gelecek yıl da zor geçecek gibi görünse de buna karşı 2023’te mücadelenin daha da yükseleceği ve emeğin, özgürlüğün, barışın, kardeşliğin sesinin daha da artacağı bir yıl olarak görüyoruz ve yeni yıla umutla bakıyoruz. 2023 yılında tek adam iktidarına karşı geniş bir birliktelik sağlayarak halkın kendi iktidarını kuracağı ve toplumsal mücadelenin artacağı bir yıl olacağını düşünüyor ve temenni ediyoruz. Şimdiden işçilerin, emekçilerin ve bütün ezilen kesimlerin yeni yılını kutluyorum ve mücadeleye birlikte atılalım diyorum” dedi.

    “2023 YILINDA UMUTLU OLMAMIZ LAZIM”

    2022 yılında yoksulluğun giderek derinleştiğini vurgulayan SMF Temsilcisi Mustafa Aytaç, “Asgari ücret açlık sınırının altında ve insanlar geçim sıkıntısı yaşadılar. AKP-MHP iktidarı tarafından 2022 yılı hak ihlallerinin yaşandığı bir yıl oldu. Ülkede muhalefet eden herkes gözaltına alınıp tutuklanarak susturulmaya çalışıldı. 2023 yılında umutlu olmamız lazım ve bizler insanlara mücadeleyle umudun geleceğinin mesajını vermeliyiz, şimdi birleşme zamanı” diye belirtti.

    “2023 YILI BARIŞ VE KARDEŞLİK YILI OLMASI EN BÜYÜK TEMENNİMİZ”

    2023 yılının bütün insanlığa barış, huzur, sağlık ve mutluluk getirmesini dilediğini söyleyen İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Savaşların olmadığı, insanların birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığı yeni bir yıl olması temennisinde bulunuyorum. 2023 yılının barış ve kardeşlik yılı olması en büyük temennimiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağız-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA- İHD Dersim Şubesi, Hayata Dönüş Operasyonu’nun 22. yılında Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Katliamın üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar operasyon emrini verenler, failleri ve siyasi sorumluları hakkında adaleti sağlayacak etkili bir soruşturma süreci yürütülmeyerek, cezasızlık politikasına devam edilmiştir” dedi.

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Katliamı’nın üzerinden 22 yıl geçti. F Tipi Cezaevlerine geçişi protesto etmek için açlık grevinde olan yüzlerce mahpusa karşı gerçekleştirilen operasyona 10 binin üzerinde asker ve polis katıldı. 19-22 Aralık tarihleri arasında süren operasyonda gaz ve sinir bombaları kullanıldı. Operasyonlarda 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi katledildi, 600’den fazla kişi ise yaralandı.

    İHD Dersim Şubesi, Hayata Dönüş Operasyonu’nun 22. yılında Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz okudu. Açıklamada, ’19 Aralık Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız’ pankartı açıldı.

    “KATLİAMIN ÜZERİNDEN 22 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN ETKİLİ BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

    19 Aralık Katliamının yıldönümünde sorumlu olan faillerin yargılanması gerektiğini belirten Gürbüz Solmaz, “Türkiye Hapishanelerinde, F Tipi Hapishanelere geçiş ve ağır tecrit koşullarını protesto etmek amacıyla açlık grevi yapan mahpuslara karşı 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 hapishanede eş zamanlı yürütülen operasyonda, 30 mahpus ile 2 kamu görevlisi yaşamını yitirirken, 300’e yakın mahpus da yaralanmıştır. İnsan yaşamının gözetilmediği, kimyasal gazların kullanıldığı, dehşetin yaşatıldığı bu katliama devlet tarafından “Hayata Dönüş” adı verilmişti. Katliamın üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar söz konusu operasyon emrini verenler, failleri ve siyasi sorumluları hakkında adaleti sağlayacak etkili bir soruşturma süreci yürütülmeyerek kamu görevlileri açısından bir zırh kalkanı olarak uygulanan cezasızlık politikasına devam edilmiştir” dedi.

    “19 ARALIK KATLİAMI’NIN SORUMLULARININ PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    22 yıllık süreçte hapishanelerde hak ihlallerinin artarak devam ettiğini vurgulayan Solmaz, şunları belirtti:

    “Toplum üzerinde zor aygıtı olan hapsetme sistemi sonucunda 1 Aralık 2022 itibari ile hapishanelerde 336.315 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bu kadar kalabalık mahpus sayısı bile tek başına ihlallerin göstergesidir. Türkiye hapishaneleri, mahpusların sadece özgürlüğünden mahrum bırakıldıkları mekânlar olmaktan çıkarılmış, sürekli olarak yeni ihlaller üreten, tecridi ağırlaştıran ve insanı sosyal bir varlık olmanın dışına iten mekanizmalar haline getirmiştir. İnsan hakları savunucuları olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağımızı ve süregelen tüm hak ihlallerine karşı duracağız. Mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de üniversite öğrencilerine ajanlık dayatması-VİDEO

    Dersim’de üniversite öğrencilerine ajanlık dayatması-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencileri, polisler tarafından kendilerine ajanlık dayatılmasına ilişkin İHD’nin Dersim şubesinde basın toplantısı düzenledi. Öğrenciler yaptıkları açıklamada, “Son zamanlarda Munzur Üniversitesi öğrencilerine yönelik taciz ve görüşme talepleri var. Bu görüşmelerin reddedilmesi üzerine tehdit ve baskıyla bir tedirginlik oluşturulmaya çalışılıyor” dedi.

    Munzur Üniversitesi öğrencileri, polisler tarafından kendilerine ajanlık dayatıldığını belirterek konuya ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim şubesinde basın toplantısı düzenledi.

    Öğrencilerin açıklamasından önce kısa bir konuşma yapan İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Son zamanlarda Dersim’de ajanlık dayatmaları yaygınlaşmaya başladı. Devlet ne yazık ki bunu Dersim’de bir politika haline dönüştürmüş. Bu tür aşağılayıcı, onur kırıcı davranışlardan vazgeçilmesini talep ediyoruz” diye belirtti.

    “AJANLIK DAYATMALARI VE TEHDİTLERİ TEŞHİR EDİYORUZ”

    Üniversite öğrencilerine karşı yaratılan kaos ve anti-demokratik politikaların derinleşerek yaşamın her alanına yayıldığını dile getiren Munzur Üniversitesi öğrencileri şunları ifade etti:

    “Demokratik mücadeleyi geliştiren yurtsever öğrencilere baskı, tehdit, taciz ve ajanlaştırmayla kampüslerden, alanlardan alıkoymaya çalışılıyor. Arkadaşlarımıza yönelik yapılmış olan ajanlık dayatmasını ve tehditleri teşhir ediyoruz. Son zamanlarda Munzur Üniversitesi öğrencilerine yönelik taciz ve görüşme talepleri var. Bu görüşmelerin reddedilmesi üzerine tehdit ve baskıyla bir tedirginlik oluşturulmaya çalışılıyor. Yok, oluşunun farkında olan saray rejimi bizlerin örgütlü mücadelesi karşısında kaba gücünü kullanmaktan, ajanlık dayatmalarından, asimilasyon politikalarından medet umuyor ve saldırılarıyla bizleri yıldıracağını sanıyor. Girmiş olduğunuz çaba boşunadır, bütün baskı ve sindirme politikalarınıza karşılık tarihimizden aldığımız güçle karşınızda durmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Cezaevlerinde insan haklarını merkezine alan bir anlayışa geçilmesi gerekiyor-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Cezaevlerinde insan haklarını merkezine alan bir anlayışa geçilmesi gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, hapishanelerdeki hak ihlallerine ilişkin şube binasında açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Türkiye hapishanelerinde yaşanan hak ihlallerin giderilmesi için güvenlikçi politikalardan vazgeçilerek insan haklarını ve evrensel kuralları merkezine alan bir anlayışa geçilmesi gerekiyor” denildi.

    İHD Dersim Şubesi, hapishanelerdeki hak ihlallerine ilişkin şube binasında açıklama yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz okudu. Açıklamaya Dersim Baro Başkanı avukat Fatma Kalsen’de destek verdi.

    “GÜVENLİKÇİ POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLMESİ GEREKİYOR”

    Türkiye hapishanelerinde tutulan tüm mahpusların devletin denetimi ve sorumluluğu altında olduğunu belirten Solmaz, “Mahpuslar, ulusal ve uluslararası mevzuattan doğan en temel haklarını kullanabilmek için birçok kez açlık grevi, kendini yakma ve intihar tarzı eylemler yapmak zorunda kalmış, yaptıkları bu eylemler sonucunda yaşamlarını yitirmiş, birçok mahpus ise bu eylemlerden kaynaklı kalıcı hastalıklarla yaşamak zorunda kalmıştır. Her bir mahpusun yaşama, işkence görmeme, aile ve özel hayatına saygı gösterilmesi, haberleşme ve insan olmaktan kaynaklı tüm haklarının kullanılması konusunda devletin gerekli tedbirleri alması, bu hakları ihlal edenler hakkında etkili yaptırımlar uygulaması gerekmektedir. Bu nedenle Türkiye hapishanelerinde yaşanan hak ihlallerin giderilmesi için güvenlikçi politikalardan vazgeçilerek insan haklarını ve evrensel kuralları merkezine alan bir anlayışa geçilmesi gerekiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şube Eş Başkanı Solmaz: Türkiye’de cezaevleri artık ölüm evleri haline geldi

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Solmaz: Türkiye’de cezaevleri artık ölüm evleri haline geldi

    PİRHA- 25 Ağustos’ta tahliyesi beklenen İbrahim Yıldırım, Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.  İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “İbrahim Yıldırım ağır hasta tutsak olmasına ve tahliyesine 10 gün kalmasına rağmen tahliye edilmemesi sonucu yaşamını yitirdi. insan hakları savunucuları olarak cezaevinde bulunan tüm hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    Türkiye’de cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri her geçen gün artarak devam ediyor. İnsan hakları örgütlerinin verilene göre yüzlerce hasta mahpus ölüm sınırında. Sağlıklı koşullarda tedavileri ve tahliyeleri engellenen mahpuslar, cezaevlerinde ölüme terk edilirken, şüpheli ölümlerde de artışlar yaşanıyor.

    2011 yılında KCK kapsamında yargılanıp örgüt üyeliği cezası verilen ve 25 Ağustos’ta tahliyesi beklenen Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 68 yaşındaki İbrahim Yıldırım, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren İbrahim Yıldırım ve hasta mahpusların serbest bırakılmamasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “BÜTÜN HASTA TUTSAKLARIN SERBEST BIRAKILMASINI İSTİYORUZ”

    Son dönemlerde cezaevlerinde yaşanan hasta mahpus ölümlerinin sık sık gündeme geldiğini söyleyen İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Elazığ Cezaevi’nde İbrahim Yıldırım ağır hasta tutsak olmasına ve tahliyesine 10 gün kalmasına rağmen tahliye edilmemesi sonucu yaşamını yitirdi. Türkiye’de cezaevleri artık ölüm evleri haline gelmiştir, devletin bu konuda haksız ve hukuksuz uygulamaları ne yazık ki hasta tutsakların ölümüne neden oluyor. Cezaevlerinin ölüm evlerine dönüşmemesi adına bütün hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • 17 Şubat’ta duruşması var; İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’e destek çağrısı -VİDEO

    17 Şubat’ta duruşması var; İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’e destek çağrısı -VİDEO

    PİRHA-İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in hakkında açılan bir dava nedeniyle 17 Şubat’ta Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görülecek. İHD Dersim Şubesi, Keskin’e destek vererek “İnsan hakları savunucularına haksız ve hukuksuz bir şekilde açılan soruşturmaları kabul etmiyoruz. Bütün Dersim emek ve demokrasi bileşenlerinin duruşmada destek vermesini bekliyoruz” dedi.

    28 Temmuz 2019 yılında Dersim’de ‘Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ kapsamında gerçekleştirilen ‘Hukuk, İnsan Hakları ve Dersim’ başlıklı panele konuşmacı olarak katılan İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Av. Eren Keskin hakkında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “terör örgütü propagandası yapmak” iddiası ile başlatılan soruşturmanın ilk duruşması yarın saat 10.50’de Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    İHD Dersim Şubesi, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin hakkında açılan davanın duruşmasına katılım çağrısı yapmak için İnsan Hakları Derneği Şube binasında basın toplantısı yaptı.

    “İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINA AÇILAN HUKUKSUZ SORUŞTURMALARI KABUL ETMİYORUZ”

    Uzun süreden beri insan hakları savunucularına yönelik baskı politikalarının olduğunu söyleyen İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Eş genel başkanlarımız Öztürk Türkdoğan ve Eren Keskin hakkında da davalar açılmıştır. Uzun süreden beri bu baskılar devam ediyor, insan haklarını savunmak suç değildir. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu önceki dönemde yaptığı açıklamada derneğimizi hedef gösterdi, bu süreç tüm hızıyla devam ediyor. Yarın (17 Şubat) eş genel başkanımız Eren Keskin’in Dersim’de duruşması var. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nde bir panelde yapmış olduğu konuşmadan dolayı bir dava açılmıştır. Duruşma öncesinde bütün Dersim emek ve demokrasi bileşenlerinin duruşmada destek vermesini bekliyoruz. İnsan hakları savunucularına haksız ve hukuksuz bir şekilde açılan soruşturmaları kabul etmiyoruz” dedi.

    “YAPILAN SUÇLAMA TÜRKİYE’DE HUKUKUN DURUMUNU GÖSTERİYOR”

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde terör örgütü propagandası suçlamasıyla yargılanacağını söyleyen Avukat Fatma Kalsen, “Yargılamaya konu fiillere bakıldığında hukukun günümüzdeki içler acısı durumu da görebiliyoruz. Biz Eren Keskin’e atfedilen bu suçlamayla Türkiye’de ki insan hakları savunucularına sindirme ve gözdağı verme politikasının bir sonucu olarak bu tür soruşturmalarla karşı karşıya kalıyoruz. Eren Keskin’in Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmasına tüm kurumlarımızı ve insan hakları savunucularını bekliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Aysel Tuğluk’un yaşayacağı bütün olumsuzluklardan Adalet Bakanlığı sorumludur’-VİDEO

    ‘Aysel Tuğluk’un yaşayacağı bütün olumsuzluklardan Adalet Bakanlığı sorumludur’-VİDEO

    PİRHA-Siyasetçi Aysel Tuğluk’un infazının ertelenmesi ve tahliye edilmesi çağrısında bulunan İHD Dersim Şubesi Eşbaşkanı Gürbüz Solmaz, “Cezaevinde kalması sonucunda yaşanacak bütün olumsuzluklardan Adalet Bakanlığı sorumludur” dedi.

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Serbest bırakılıp tedavi edilmesi gereken binlerce tutukludan biri de Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk.

    Türkiye hapishanelerinde İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Eşbaşkanı Gürbüz Solmaz, Aysel Tuğluk’un durumuna dair PİRHA‘ya konuştu.

    “DÜŞMAN HUKUKUNDAN VAZGEÇİLSİN”

    Aysel Tuğluk’un infazının ertelenmesi ve tahliye edilmesi çağrısında bulunan Solmaz, “Uzun süredir Kandıra F tipi cezaevinde bulunan Aysel Tuğluk’un yaşamış olduğu sorunlardan kaynaklı demans hastalığı geçirdiği herkes tarafından biliniyor. Bunun sebebi vefat eden annesinin cenazesine yapılan saldırılar nedeniyle psikolojik olarak ağır bir travma geçirmiştir. Kocaeli Tıp Fakültesinde tedavi gördü ve hazırlanan raporda cezaevinde kendi başına hayatını idame ettiremeyeceği yönünde karar verilmesine rağmen, Adli Tıp Kurumu Aysel Tuğluk hakkında tam tersi rapor vermesi sonucu maalesef kendisi halen cezaevinde. İnfazının ertelenmesiyle birlikte dışarıda uygun şartlarda tedavisinin devam etmesi gerekiyor. İnsanlar bilerek ve isteyerek cezaevlerinde ölüme terk ediliyor. Daha öncede yaptığımız çağrılar dinlenmedi ve birçok hasta mahpus yaşamını yitirdi. Biz tekrar aynı mağduriyetlerin yaşanmaması ve düşman hukukundan vazgeçilmesini talep ediyoruz. Aysel Tuğluk’un cezaevinde kalması sonucunda yaşanacak bütün olumsuzluklardan Adalet Bakanlığı sorumludur” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER
    > Dersim Barosu: Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların infazı ertelensin
    > Sanatçı Aynur Doğan, hasta tutuklu Aysel Tuğluk için adalet istedi
    > Ali Kenanoğlu: Alevi kurumları, Aysel Tuğluk’a olan vefa borcunu ödemeli!
    > ‘Hafıza kaybı’ yaşayan Aysel Tuğluk için infaz erteleme talep edildi
    >  ‘Aysel Tuğluk, annesine yapılanları ve buna müsaade edenleri unutmadan yaşar’
    > ATK, Aysel Tuğluk’un talebini reddetti
    > ‘Aysel Tuğluk bir an önce tahliye edilmelidir’
    > Ulutaş ve Tunçdemir’den çağrı: Aysel Tuğluk geç olmadan tahliye edilmelidir!
    > Dersimli kadınlardan çağrı: Aysel Tuğluk serbest bırakılsın; zalimlik yapılmasın
    > ‘Aysel Tuğluk yüreğindeki acıları belleğini karartarak susturdu bizler unutmayalım, hatırlatalım’
    >  Avukat Yoleri: Hasta mahpuslar, sağlığa erişim engeli nedeniyle yaşamlarını yitiriyorlar
    > DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cezaevindeki her insanın sesine ses olmalıyız
    > Figen Yüksekdağ: Zulüm yanıbaşımızda yaşıyoruz, Aysel Tuğluk’a dönük baskıya son verilmeli!
    68 kadın örgütünden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı!
    DEDEF Kadın Meclisi: Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpuslar serbest bırakılsın
    Aysel Tuğluk’un abisi Aladdin Tuğluk: Tek talebimiz doğru bir teşhis ile tedavi edilmesi
    > Aysel Tuğluk’un abisi Aladdin Tuğluk: Tek talebimiz doğru bir teşhis ile tedavi edilmesi
    > ‘Aysel Tuğluk’un tahliye edilmemesi intikamcı bir yaklaşımdır’
    > Paris Alevi Kültür Merkezi’nden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı
    > DAD Kadın Meclisi’nden Aysel Tuğluk açıklaması: Bir an önce serbest bırakılmalı
    > Yazar Mehmet Kabadayı’dan Alevi kurumlarına Aysel Tuğluk çağrısı
    > Sürgündeki kadın milletvekillerinden Aysel Tuğluk açıklaması
    >‘Aysel Tuğluk’a özgürlük’ kampanyasına destek büyüyor
    >Kamilağaoğlu: Aysel Tuğluk için kadın örgütleri, insan hakları örgütleri ses vermeli

     

  • Gürbüz Solmaz: Dersim’deki yangın rüzgarın da etkisiyle yayılarak devam ediyor-VİDEO

    Gürbüz Solmaz: Dersim’deki yangın rüzgarın da etkisiyle yayılarak devam ediyor-VİDEO

    PİRHA-Munzur Vadisi Fırtına Veli çeşmesi bölgesinin üst sırtlarında bugün öğlen saatlerinde yeni bir orman yangını başladı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Maalesef burası atılan bombalar ve mermilerle yakılan bir yerdir; çünkü yaşam alanının hiç olmadığı bir alan. Ovacık Vadisi’nin hemen yan tarafında başlayan orman yangını rüzgarın da etkisiyle yayılarak devam ediyor” dedi.

    Dersim’in doğasına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. 13 gündür Hozat ile Ovacık ilçeleri arasında devam eden orman yangınına bugün helikopterlerle müdahale yapılıyor ancak süren Munzur Vadisi Fırtına Veli çeşmesi bölgesinin üst sırtlarında bugün öğlen saatlerinde yeni bir orman yangını başladı.

    Yeni başlayan orman yangınına ilişkin İHD Dersin Şubesi Eş Başkanı Gürbüz Solmaz PİRHA’ya konuştu.

    “ATILAN BOMBALAR VE MERMİLERLE YAKILAN BİR YER”

    Fırtına Veli çeşmesinin hemen üst tarafında ana yola 50-100 metre yakınlığında ki bir alanda yeni bir orman yangınıyla karşılaştıklarını belirten Solmaz, “Maalesef burası da atılan bombalar ve mermilerle yakılan bir yerdir; çünkü yaşam alanının hiç olmadığı bir alan. Yangına ya yetkililerin müdahale etmesi gerekiyor ya da gönüllülere izin vererek yangın söndürülmelidir. Bugün Ovacık ile Hozat arasında devam eden orman yangını uçaklarla söndürülürken ne yazık ki Ovacık Vadisi’nin hemen yan tarafında başlayan orman yangını rüzgarın da etkisiyle yayılarak devam ediyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM