Etiket: ihd dersim şubesi kadın komisyonu

  • İHD’li kadınlar: İhtiyacımız olan ‘aile yılı’ değil, ‘İstanbul Sözleşmesi’dir!- VİDEO

    İHD’li kadınlar: İhtiyacımız olan ‘aile yılı’ değil, ‘İstanbul Sözleşmesi’dir!- VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim ve Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, kadın cinayetlerinin artırdığına dikkat çekerek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanması çağrısında bulundu. Kadınların sadece erkekler tarafından değil erkek zihniyetini taşıyan siyasal iktidar tarafından korunmadığına dikkat çeken DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, devletin kendi sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

     

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu üyeleri bir çok kentte 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamına basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamalarda, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması çağrısı öne çıktı.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET POLİTİKTİR”

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Dersim İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu, erkek egemen şiddete, kadın cinayetlerine ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı basın açıklaması yaptı.

    Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasını İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    Açıklamada, “Biz kadınlar güvende değiliz, yaşam güvencemiz yok. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye dönmeye ve sözleşmeyi yeniden imzalamaya davet ediyoruz” denildi.

    “KADINLAR YAŞAM GÜVENCESİNDEN YOKSUN”

    Nurşat Yeşil, Türkiye’de erkek egemen, militer ve feodal değer yargılarının olağanüstü derecede içselleştirildiğine dikkat çekerek, bunun bir sonucu olarak da kadına yönelik şiddetin sistematik ve yaygın biçimde uygulandığı vurgulandı.

    İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HATIRLATMASI!

    Nurşat Yeşil, İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddet konusunda bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı uluslararası metin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:

    “2025’in ‘aile yılı’ ilan edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının yasaklanması, kadınların en çok şiddete maruz kaldığı alanın aile içi olduğunu görmezden gelmektir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulu İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmektir. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ söylemi bir slogandan ibaret değildir. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri, 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye geri dönmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalamaya davet ediyoruz. Kadına yönelik şiddet politiktir. Devletin dili ne kadar sert, ayrıştırıcı ve ötekileştirici olursa şiddet de o ölçüde artar. Biz kadınlar yaşamdan yanayız.”

    “KADIN TARİHİN EN ESKİ SÖMÜRGESİDİR”

    Açıklamanın ardından konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, “Zihniyet olarak aile ve sosyal hizmetler başlığıyla kadınların yaşamalarının bu kıskaç içerisinde yer alması bile bize bu coğrafyada kadınlara nasıl yaklaşıldığını göstermekte. Aile yılı diyerek kadınları 4 duvar arasına hapsetmek isteyen kadınları erkeklere muhtaç kılmaya çalışan bir siyasal iktidarla karşı karşıya” olduklarını belirtti.

    Ayten Kordu, “Kadınlar, tarihin en eski sömürgesidir. Bugün de bu sömürge zihniyeti devam ediyor” diyerek, konuşmasına şöyle devam etti: “AKP iktidar olduğu süreçten beri uyguladığı politikalarla kadınlara şunları söylüyor: ‘Kadınlar eşit olamaz, kadınların iradesi olamaz.’ Bunula kadınlar erkek devlet şiddetiyle baş başa bırakılarak aileye erkeğe mahkum ediyor.. Aile yılı ilan eden iktidarın aile yılın ilan edildiğinden bu yana kadınlar en çok aile içinde erkekler tarafından katlediliyor.”

    Kadınların sadece erkekler tarafından değil erkek zihniyetini taşıyan siyasal iktidar tarafından korunmayarak, var olan İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilerek ve 6284 kadını koruma yasasını etkin uygulanmamasını sağlayarak kadınlar katledildiğine dikkat çeken Kordu, devletin kendi sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR”

    İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu da, Aile ve Sosyal Hizmetler Mersin İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Fatoş Sarıkaya, 2025 yılında 294 kadın erkekler tarafından öldürüldüğünü, 297 kadının ise şüpheli biçimde yaşamını yitirdiğini vurgulayarak, “Biz insan hakları savunucusu kadınlar olarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulunun İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmek olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” söylemi içi boş bir slogan değildir. Bu sözleşme, erkek egemen zihniyetle mücadele etmek üzere kadınların emeğiyle hazırlanmış, uluslararası kabul görmüş bir şiddet önleme mekanizmasıdır” dedi.

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

     

  • İHD Dersim: ‘Aileyi Koru’ yaklaşımı kadınları şiddete mahkûm ediyor-VİDEO

    İHD Dersim: ‘Aileyi Koru’ yaklaşımı kadınları şiddete mahkûm ediyor-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi Kadın Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada, “Kadına yönelik şiddet suçlarında cezasızlık politikası son bulmalı, etkili soruşturma ve yargılama ilkeleri güvence altına alınmalıdır” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Kadın Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin baro binasında basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET ÇEŞİTLENEREK DEVAM EDİYOR”

    25 Kasım’ın yalnızca bir anma günü değil aynı zamanda kadınlara yönelik her türlü şiddeti görünür kılma ve devletlerin sorumluluklarını hatırlatma günü olduğunu vurgulayan Nurşat Yeşil, “İnsan Hakları Derneği olarak, bu tarihsel mirasın taşıyıcılarından biri olduğumuzu hatırlatıyor; kadınların yaşam hakkını korumanın devletin devredilemez yükümlülüğü olduğunu vurguluyoruz. Yıl boyunca derneğimize yapılan başvurular, basın taramasından elde edilen veriler, hapishane izleme çalışmaları ve raporlamalar, kadına yönelik şiddetin önlenmesi bir yana, aksine çeşitlenerek devam ettiğini açıkça göstermektedir. 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesi ve kamu kurumlarının politikalarının aile merkezli bir çerçeveye oturtulması, kadına yönelik şiddetin görünürlüğünü azaltmış ve bireysel hakların geri plana itilmesine yol açmıştır. Devletin politikasını işletirken “aile birliğini önceleyen” yaklaşımı, şiddet gören kadınların başvuru mekanizmalarına erişimini zorlaştırmış, kolluk ve idari makamların “aileyi koruma” gerekçesiyle kadınları uzlaştırmaya yönlendirme eğilimini artırmıştır” dedi.

    “ADİL BİR BARIŞ KADINLARIN YAŞAM HAKKININ GÜVENCE ALTINA ALINMASIYLA MÜMKÜNDÜR”

    Kadınların hem çatışmalı süreçlerin hem de baskıcı devlet politikaların ilk hedefi haline geldiğini belirten Yeşil, “Coğrafyamızda yıllardır süren çatışmalı ortamın kadınlar üzerindeki etkisi çok boyutlu olup; zorunlu göç, yoksullaşma, güvenlik kaygısı ve toplumsal cinsiyet temelli şiddetin ağırlaşmasıyla görünür hale gelmektedir. Çatışma çözümlerinde kadınların barış mücadelesinin dışlandığı hiçbir siyasal süreç gerçek ve kalıcı bir barış üretemez. Kadın örgütlerinin karar alma mekanizmalarına katılımı güvence altına alınmadıkça çatışmanın yarattığı toplumsal tahribatın onarılması mümkün değildir. Coğrafyamızda uzun yıllardır devam eden güvenlikçi politikalar, kadınların maruz kaldıkları hak ihlallerini artıran bir etki yaratmaktadır. Özellikle Kürt illerinde yürütülen askeri ve idari uygulamalar, kadınların gündelik yaşam koşullarını doğrudan etkileyen sistematik hak ihlallerine dönüşmektedir. Kadın örgütleri ve hak savunucuları ise yıllar boyu yargı ve kolluk tacizine maruz bırakılmışlardır. Kadına yönelik şiddet yalnızca münferit olaylar silsilesinden ibaret bir olgu değil; devletin kadını yok sayan politikaları ve toplumsal yapıdaki kadın karşıtı tutumlar ile beslenen sistematik bir insan hakkı ihlalidir. Kadına yönelik şiddet sona ermeli, kadınlar barışın, adaletin ve eşitliğin öncüsü olmalıdır. Kalıcı ve adil bir barış, güvenli bir toplum ve toplumsal eşitlik ancak kadınların yaşam hakkının, özgürlüğünün ve karar alma süreçlerindeki eşit temsilinin güvence altına alınmasıyla mümkündür” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN TÜM HÜKÜMLERİ EKSİKSİZ UYGULANMALIDIR”

    Yeşil, İHD Dersim Şubesi Kadın Komisyonu olarak taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    -Türkiye, hukuken bağlayıcı niteliği devam eden İstanbul Sözleşmesi’nin tüm hükümlerini eksiksiz uygulamalıdır.

    -6284 sayılı Kanun’un etkin bir şekilde uygulanmasını engelleyen keyfi idari ve kolluk pratikleri son bulmalıdır.

    -Kadın örgütlerinin çalışmaları üzerindeki baskıya ve kriminalize eden yaklaşımlara son verilmelidir.

    -Kadına yönelik şiddet suçlarında cezasızlık politikası son bulmalı, etkili soruşturma ve yargılama ilkeleri güvence altına alınmalıdır.

    -Kadın Sığınma Evlerinin sayısı, erişilebilirliği ve niteliği artırılmalıdır. Bununla beraber kadınların yalnızca tehlikeden korunmaları değil; ekonomik ve sosyal yaşama özgür bir şekilde katılabilecekleri  koşullar sağlanmalıdır.

    -Sosyal medyanın yaygınlaşması ve teknolojiye erişimin artması ile birlikte kadınlara yönelik artan dijital şiddete karşı etkin tedbirler alınmalı, kadınların ifade ve fikir özgürlüğü korunmalıdır.

    -Mültecilik statüsü dahi engellenen sığınmacı kadınlara yönelik ayrımcı uygulamalar derhal son bulmalı; barınma, sağlık, eğitim gibi temel insan haklarına erişimleri sağlanmalıdır.

    -Kürt Meselesi bağlamında yürütülmekte olan çözüm sürecine kadınların etkin katılımları sağlanmalı, BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı Kararı’nın kadınların korunması ve karar alma süreçlerine katılımı yönündeki ilkeleri benimsenmelidir.

    PİRHA/DERSİM