Etiket: İHD ve TİHV

  • TİHV ve İHD’den Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine tepki

    TİHV ve İHD’den Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine tepki

    PİRHA- TİHV ve İHD, HDP’li Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine yaptıkları yazılı açıklama ile tepki göstererek, “İnsan hakları savunucusu Gergerlioğlu yalnız değildir” dedi.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine yaptıkları yazılı açıklama ile tepki gösterdi.

    “İnsan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu yalnız değildir” başlığıyla yapılan açıklamada, Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin alanının giderek daraltıldığı, yargının araçsallaştırıldığı ve seçmen iradesinin iktidar tarafından hiçe sayıldığı belirtildi.

    Açıklamanın devamında Gergerlioğlu ile dayanışma çağrısı yapılarak şunlar kaydedildi:

    “Hem bir hekim hem de bir insan hakları savunucusu olarak her zaman hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi için mücadele eden, milletvekili seçilmesinin ardından da kararlı bir şekilde hak savunuculuğundan geri adım atmayan Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi, insan hakları savunucularını baskı altına alma çabasından başka bir şey değildir. Biliyoruz ki; Sevgili Ömer Faruk Gergerlioğlu, TBMM’de görev aldığı dönem boyunca KHK’lar ile mağdur edilenlerin, cezaevinde, karakolda işkence ve kötü muameleye maruz kalanların, sosyal ve kültürel hakları yok sayılanların sesi olduğu için cezalandırılmak istenmiştir.

    “BU KARAR, ADİL YARGILAMA HAKKININ İHLALİDİR”

    Türkiye, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi’nin tüm hükümlerine ve taraf olduğu uluslararası belgelere uygun bir şekilde insan hakları savunucularını korumakla yükümlüdür. Oysa yapılan tersidir. Bir insan hakları savunucusu, üstelik milletvekili olarak seçilmiş bir parlamenter, hukuk garabeti bir kararla cezalandırılmaktadır. Bizler, her zaman evrensel insan haklarına ve demokrasiye inananlar olarak, bu hukuksuz kararı kınıyor ve kabul etmiyoruz. Çünkü bu karar, düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlalidir. Gergerlioğlu, sosyal medyada paylaştığı bir haber nedeniyle yargılanmış ve cezalandırılmıştır. Üstelik söz konusu haber hakkında bugüne kadar başlatılmış adli bir süreç dahi bulunmamaktadır. Bu karar, adil yargılanma hakkının ihlalidir.

    “BU KARAR, BARIŞ HAKKININ İHLALİDİR”

    Gergerlioğlu, milletvekili olmasına rağmen hakkındaki yargılama durdurulmamıştır. Gergerlioğlu’nun insan hakları ihlallerine ilişkin dile getirdiklerinin ülke gündemine oturması sonrası, hızlandırılmış bir yargılama süreciyle cezası kesinleşmiştir. Bu karar, seçme ve seçilme hakkının ihlalidir. Gergerlioğlu, halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekilidir. Her fırsatta “millet iradesinin üstünde irade tanımadığını” söyleyenler, seçilmiş Gergerlioğlu’nun milletvekilliğini alelacele düşürmek için seferber olmuşlardır. Üstelik daha önce milletvekilleri hakkında verilen emsal kararlara dayanarak Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun sonucu dahi beklenmemiştir. Bu karar, barış hakkının ihlalidir.

    “GERGERLİOĞLU HAKKINDA VERİLEN BU KARAR KABUL EDİLEMEZ”

    BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin başlangıç bölümünde insan hak ve özgürlüklerinin barışın temeli olduğu vurgulanmaktadır. Bu bakımdan barışa ilişkin yazmak, paylaşımda bulunmak insan hakları savunuculuğunun doğası gereğidir. Kısacası, Gergerlioğlu hakkında verilen bu kabul edilemez karar, Anayasa ve uluslararası belgeler tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, seçme ve seçilme hakkı ile barış hakkının ihlalidir. Bizler, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yanında olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyor, insan hakları, barış, adalet ve demokrasiden yana tüm kesimleri bu hukuksuzluğa karşı Gergerlioğlu ile dayanışmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 10 Aralık İnsan Hakları Günü: “OHAL sürüyor, cezasızlık kural haline geldi”

    10 Aralık İnsan Hakları Günü: “OHAL sürüyor, cezasızlık kural haline geldi”

    10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne dair ortak açıklama yapan İHD ve TİHV, resmen kaldırıldığı söylense de Türkiye’nin bir OHAL rejimi ile yönetildiğine dikkat çekti. Cezasızlığın bir “kural” haline geldiğinin vurgulandığı açıklamada, ihlaller sıralandı.

    İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı 10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle bir açıklama yaptı.

    Açıklamada, resmen kaldırılsa da Türkiye’nin halen “olağanüstü hal” rejimiyle yönetildiği belirtildi.

    “Cezasızlığa” dikkat çekilen açıklamada, “Hak ihlalleriyle mücadele alanını daraltmak anlamına gelen cezasızlık yaygınlaşarak yeniden üretilmiş ve neredeyse bir kural haline getirilmiştir” denildi.

    Şili’den Hong Kong’a uzanan isyanlara değinilen ortak açıklamada, “Devletlerin ve hükümetlerin bu itirazlara yanıtı ise şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırma ve hayatın tek gerçeği olarak toplumlara dayatma şeklinde oluyor” ifadesine yer verildi.

    Dünyanın yaşamakta olduğu bu krizin Türkiye’de daha yoğun ve ağır şekilde hissedildiği vurgulandı.

    Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine dair tespitlerin yapıldığı açıklamada; ifade, örgütlenme, toplantı ve gösteri özgürlüğüne dönük engellemelere, cezaevlerindeki hak ihlallerine, insan hakları örgütleri ve hak savunucuları üzerindeki baskılara, seçme ve seçilme hakkı ihlallerine, kadına yönelik şiddete, mültecilerin durumu ile ekonomik ve sosyal haklardaki kısıtlamalara dikkat çekildi.

    “Kürt sorunu”nun da ayrı bir başlıkta ele alındığı açıklamada, devam eden çatışmalı sürece değinilerek, bunun başta yaşam hakkı olmak üzere ağır ve ciddi insan hakları ihlallerine yol açtığı belirtildi.

    “Bizler, Kürt sorununun her zaman demokratik ve barışçıl çözümünü savunduk. Bunda ısrarlıyız. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz. Çatışmasızlık ortamının tesisi ile birlikte çatışmasızlık halinin yaşanan olumsuzluklardan da hareketle tahkim edilmiş bir hale getirilerek güçlendirilmesi, izlenmesi ve toplumsal barışın sağlanabilmesi için tüm tarafların içtenlikli, etkin programlar geliştirmesi gerekmektedir.”
    Açıklamanın sonunda ise “İnsan eliyle gerçekleştiği için önlenebilir olan Türkiye ve dünyadaki bu kötücül sürecin son bulması ve barışçıl, demokratik, insan haklarına dayalı bir ortak yaşam idealini geliştirmek için çok daha fazla çaba göstereceğimiz aşikârdır” denildi.