Etiket: iklim adaleti koalisyonu

  • İklim Adaleti Koalisyonu: Hatay’daki mülkiyet gaspına sessiz kalmayacağız

    İklim Adaleti Koalisyonu: Hatay’daki mülkiyet gaspına sessiz kalmayacağız

    PİRHA- İklim Adaleti Koalisyonu Samandağ’daki mahallelerde yapılan ağaç kıyımı ve mülk gaspına karşı çıkarak, “İktidarın desteğini alan şirketler, jandarma koruması altında yüzlerce yıllık tarım alanlarına kepçelerle girerek  doğayı talan etmektedir. Bu açık bir mülkiyet gaspıdır ve halkın geçim kaynaklarına yönelik bir saldırıdır, bu saldırılara sessiz kalmayacağız” dedi.

    Hatay’da acil kamulaştırma gerekçesiyle bölge halkının arazilerinin gasp edilmesine karşı İklim Adaleti Koalisyonu açıklama yaptı. Zeytinliklerin kesilmesiyle floranın bozulacağına işaret edilerek, sıcaklık artışı ve tozlaşmanın etkisiyle hayvancılığun olumsuz yönde etkileneceği belirtildi.

    “VERİMLİ TARIM ARAZİLERİ YOK EDİLİYOR”

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’deki tek Ermeni köyü olan Vakıflıköy’ün yanısıra Hıdırbey, Kurtderesi ve Mağaracık köylerinde 11 etaplı TOKİ afet konutu ve ticaret merkezi projesi kapsamında yaklaşık 200 dönümlük tarım arazisinin kamulaştırılmasına karar verilmesi üzerine hem dava açan hem de  TBMM’ine giden Samandağlı mülk sahipleri dertlerini Meclis’te dile getirmeye çalışırken, şirket kolluk kuvvetleri desteğiyle tarlalarına, zeytinliklerine, narenciye bahçelerine  giriyor. Arazileri kamulaştırılan yurttaşlar, kendilerine herhangi bir bilgilendirme yapılmadan başlatılan çalışmalara tepki gösteriyor. İş makinelerinin çalışmalara başlamasıyla birlikte yaşanan gerginlik sırasında, arazisi kamulaştırılan iki yurttaş olay yerinde fenalaşıyor ve hastaneye kaldırılıyor.

    Dikmece ve Samandağ’daki hazine arazileri yerine, ısrarla buğday tarlalarının, tarım alanlarının, narenciye bahçelerinin, yüzlerce yıllık zeytinliklerin TOKİ alanlarına dönüştürülmesinin mantığını anlamak mümkün değil. Üstelik zirai don yüzünden  meyve ağaçlarının çiçeklerinin dalından kuruduğu bu günlerde, ciddi bir gıda kıtlığı bizi beklerken, çiçeğe durmuş zeytin, defne, kayısı, erik, mandalina, limon ağaçlarının ağaçlarının TOKİ’ler için kökünden sökülmesi, Dikmece’de dikili buğday tarlalarının, verimli tarım alanlarının yok edilmesi kabul edilemez.

    “HALK GEÇİMİNİ NASIL SAĞLAYACAK”

    Deprem bölgesinde gıda krizinin yanı sıra ağaçlık alanların sökülmesi, yerini yoğun betonlaşmanın alması, bölgede ısı adaları yaratarak yağışların azalmasına, çevre bitki örtüsünün flora ve  faunanin  hızla çökmesine neden olacaktır. Sıcaklık artışı ve tozlaşma da arı ve diğer hayvanların yaşam koşullarını bozacağı için arıcılık ve hayvancılık da olumsuz yönde etkilenecektir.

    Deprem bölgesinde yapılanma sürecinde barınma ihtiyacının karşılanması kuşkusuz önem arz etmektedir. Ancak ne kalitede yapıldığına güvenemediğimiz, hızla bitirilmesi için beton ve inşaat kalitesinden ödün verilerek yapılan TOKİ’lere yerleştirilecek olan halk güvenle bu evlerde oturabilecek mi ve daha sonra nasıl geçinecek? Nasıl beslenecek? Barınma sorununu çözmek için yöre halkının geçim olanaklarını sağlayan tarım alanları, zeytinlikler, narenciye bahçeleri TOKİ’ler için yok edilince Hataylılar bölgedeki varlıklarını, yaşamlarını nasıl sürdürebilecek?

    DURUŞMAYA ÇAĞRI

    İktidarın desteğini alan şirketler, Mağaracık’ta, Dikmece’de olduğu gibi jandarma koruması altında  yüzlerce yıllık  zeytinliklere, narenciye bahçelerine, tarım alanlarına  kepçelerle girerek ağaçları söküp, doğayı talan etmektedir. Bu açık bir mülkiyet gaspıdır ve halkın geçim kaynaklarına yönelik bir saldırıdır. Tapulu arazilerini savunmaya çalışan yurttaşlara yönelik kolluk kuvvetlerinin müdahalesi ise bu hukuksuzluğa ortak olmaktır.

    Bizler, bu hukuksuz mülkiyet gasplarına, doğa katliamına ve halkın iradesini hiçe sayan politikalara karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz. Siyasi iktidarı, Hatay halkının feryadına kulak vermeye, bu yanlıştan derhal dönmeye ve halkın mülkiyet haklarına saygı göstermeye çağırıyoruz. Meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve tüm demokratik güçleri, Hatay halkının yanında 21 Nisan’da Hatay’da görülecek davada ve sonrasında dayanışmaya, bu hukuksuzluklara karşı ses yükseltmeye davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İklim Adaleti Koalisyonu: Kaçak beton santrali sorumluları yargılansın-VİDEO

    İklim Adaleti Koalisyonu: Kaçak beton santrali sorumluları yargılansın-VİDEO

    PİRHA-İklim Adaleti Koalisyonu, Hatay’da doğayı ve canlı yaşamını tehdit eden beton santralinin ruhsatsız bir biçimde faaliyetine devam ettiğine vurgu yaparak, “Hem ruhsatsız ve kaçak çalışan beton santralinin acilen kapatılmasını, hem de sağlıklı bir çevrede yaşama hakları için mücadele eden arkadaşlarımızın can güvenliğinin sağlanmasını için yetkilileri göreve çağırıyoruz” dedi.

    İklim Adaleti Koalisyonu, Hatay’daki beton santralleri ve taş ocaklarının yarattığı halk sağlığı sorunlarına, ekokırım riskine, tarım ve zeytinliklerin yok olması ilişkin basın açıklaması yaptı. Koalisyon adına açıklamayı yapan Demet Parlar, bölge halkının ve uzmanların itirazlarına rağmen beton santralinin kaçak bir biçimde çalışmaya devam ettiğine dikkat çekti.

    “SANTRAL FAALİYETLERİNE KAÇAK OLARAK DEVAM EDİYOR”

    Demet Parlar, santralin ruhsatsız bir biçimde çalıştırıldığını belirterek şunları söyledi:

    “Yerleşim alanlarının ortasında, toz-duman ve gürültü içinde çalışan Gürkal Hazır Beton Santrali; kısa ve uzun vadede başta kanser ve kalp damar hastalıkları olmak üzere ciddi halk sağlığı problemleri, ağır bir ekolojik kırımla Samandağ’ı tehdit ediyor. Ayrıca santralin zaman içinde daha yoğun toksik emisyonlar yayması, burada tehlikeli atıkların da yakıldığı şüphesini artırıyor. Sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı talebiyle santral henüz faaliyete geçmeden defalarca kaymakamlık ve belediyeye doğrudan, ilgili bakanlıklara ise CİMER aracılığıyla onlarca dilekçe gönderildi. Samandağ Belediyesinin santrali mühürlemesi bile 7 Haziran’da ruhsatsız olarak çalışmaya başlamasını engellemedi.

    Santral; yoğun yerleşimli üç mahallenin ortası, bir ilkokulun çok yakını, narenciye bahçeleri ve seraların yanı, Asi nehrinin eski yatağı, endemik benekli kaplumbağaların yaşam alanlarının hemen karşısı, yani mevzuatlarla yasaklanan alanlarda faaliyetine devam ediyor. Üstelik 22 Nisan 2024 tarihinde belediye görevlilerince mühürlenmiş olmasına rağmen kaçak bir şekilde çalışmasını sürdürüyor. Samandağ Belediyesi’nin Encümen kararı ile alınan ve idari mahkemece kabul edilen yıkım kararının uygulanması 12 Eylül 2024 tarihinde Samandağ Emniyet Müdürlüğünce engelleniyor, yıkım yapılamıyor.

    ÇEVRECİLERE BETON SANTRALİ SAHİPLERİNDEN TEHDİT

    İklim Adaleti Platformu bileşenlerinden Samandağ Ekoloji Platformu üyeleri Mevlüd Oruç, Ferit Diker ve Bereket Akçay’ın, sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı için sürecin başından beri verdikleri mücadele nedeniyle Gürkal Hazır Beton Santrali şirketinin ortaklarınca hem telefonla hem de yollarının kesilerek tehdit edilmesi, hakaret ve sinkaflı küfürlere maruz kalmaları kabul edilemez. Yaşamı yok oluşa sürükleyen bu santral ve Hatay’da benzer koşullarda çalışan tüm santrallerin, taş ocaklarının durdurulması ve kaldırılması ya da yurt dışında olduğu gibi çevreye ve insan sağlığına zarar vermeden çalışmalarının sağlanması gerektiğini, bunun yapılmaması durumunda buna göz yumanların, izin verenlerin suç işlediklerini hatırlatıyoruz.

    Demokrasi, yaşam ve doğa savunucuları olarak sürecin takipçisi olduğumuzun ve olacağımızın, hem ruhsatsız ve kaçak çalışan beton santralinin acilen kapatılmasını, hem de sağlıklı bir çevrede yaşama hakları yani Anayasal hakları için mücadele eden arkadaşlarımızın can güvenliğinin sağlanmasını beklediğimizi kamuoyuna duyuruyor ve yetkilileri göreve çağırıyoruz.”

    PİRHA/ HATAY