Etiket: iksor

  • ‘Ben yemek yerken ayılar dut yerdi’-VİDEO

    ‘Ben yemek yerken ayılar dut yerdi’-VİDEO

    PİRHA- 1994 yılında boşaltılan Dersim’in İksor köyüne 27 yıl sonra dönen Ali Haydar İpekoğlu, yeniden yaşam kurduğu köyünda doğayla kurduğu bağı, yaban hayvanlarıyla iç içe geçen yaşamını, köyün sorunlarını ve barışa dair düşüncelerini PİRHA’ya anlattı.

    İksor, adını İksor Vadisi’nden alan, sırtını Tujik Dağı’na yaslayan bir köy. Tarihi boyunca iki kez boşaltıldı. İlki Dersim Tertelesi’nde, ikincisi ise 1994 yılında. Aradan geçen yılların ardından başlayan bireysel dönüşler, köyde yaşamı yeniden yeşertmeye çalışıyor.

    Bu dönüşlerden biri de Ali Haydar İpekoğlu’na ait. 2021 yılında köyüne yerleşen İpekoğlu, bugün hayvancılık, arıcılık ve tarımla yaşamını sürdürüyor. Bir yandan yıllardır çözülemeyen altyapı sorunlarıyla mücadele ederken, diğer yandan doğayla kurduğu yaşamı koruyor.

    Yıllarca sessiz kalan köyünde bugün yeniden yaşam kurmaya çalışan İpekoğlu’nun hikâyesi, yalnızca bir köye dönüşü değil; insanla doğa arasında yeniden kurulan güvenin de hikâyesi.

    “SAĞLIK AÇISINDAN BULUNMAZ BİR YER”

    1994 yılında köyün boşaltıldığını, 2021 yılına kadar köyde yaşam olmadığını belirten İpekoğlu, son yıllarda köye kısmi dönüşlerin başladığını söyledi.

    Hayvancılık, arıcılık ve tarımla uğraştıklarını belirten İpekoğlu, tüm eksikliklere rağmen köy yaşamını “sağlık açısından bulunmaz bir yer” olarak tanımladı.

    Ancak yıllarca boş bırakılan köyde altyapı sorunlarının hala çözülemediğini belirterek şunları söyledi:

    “Köyde yaşam var, güzellik var ama yolumuz bozuk, elektriğimiz yok. 5 ev var ve elektriğimizi güneş panelinden alıyoruz. Çünkü köy boş göründüğü için resmi olarak elektrik verilmiyor. Yazın idare ediyoruz ama kışın güneş dağların arasından geç çıktığı için panellere yetmiyor. Elektriksiz kalıyoruz.”

    DOĞAYLA KURDUĞU GÜVEN

    İpekoğlu’nun köye dönüşüyle birlikte en dikkat çekici değişimlerden biri yaban hayvanlarıyla kurduğu ilişki oldu. İki yıl boyunca köyde tek başına yaşayan İpekoğlu, zamanla dağ keçilerinin, ayıların ve diğer yaban hayvanlarının kendisine alıştığını anlattı.

    “Ben köye geldikten sonra ne kadar dağ keçisi varsa hepsi yanıma geldi. Eskiden insanları gördüğü zaman kilometrelerce uzağa kaçarlardı ama 2021’de ben buraya geldiğimde bütün yaban hayvanları etrafıma toplandı. Ben iki yıl burada yalnız kaldım. Gündüzleri dağ keçileri geliyordu, akşamları ayılar etrafıma toplanıyordu.

    Ayılar dut yerdi, alıç yerdi, mamuk yerdi, armut yerdi. Benim hiçbir zaman onlarla bir sorunum olmadı. Ben kapımın önünde yemek yerken onlar dut yerdi. Ben öğlen yemek yerken onlar ceviz yerdi. Şimdi demek ki, insanlarla doğanın ne kadar iç içe olduğunu o zaman daha iyi anladım.”

    “İNSAN DOĞAYA EN FAZLA ZARAR VEREN VARLIKTIR”

    Doğaya, coğrafyaya ve diğer canlılara en büyük zararı insanın verdiğini söyleyen İpekoğlu, yıllardır doğayla iç içe yaşamanın kendisine bunu açıkça gösterdiğini ifade etti.

    “Ayıları, keklikleri, geyikleri, tilkileri vuran demek ki insanlarmış, yaşamı zehir eden insanlarmış. Ben tilkilerle, ayılarla, geyiklerle iç içe yaşadığım için, beni şikâyet ettiler. Şimdi bu hayvanlar ne zaman canavarlaştı ki biz insanlaştık? İnsan doğaya en fazla zarar veren varlıktır. Hayvanlar hiç bu doğayı kirletmedi.”

    “MEGA KENTLER ÖLÜMDÜR!”

    Doğayla iç içe üretmenin insanı özgürleştirdiğini söyleyen İpekoğlu, büyük kentlerdeki yaşamın insanı üretimden ve doğadan kopardığını savundu. Kent yaşamını eleştiren İpekoğlu, şunları söyledi:

    “Mega kentlerdeki insanlar ayakta yaşayan ölülerdir. Geceleri çalışırlar, gündüzleri de uyurlar ve de tramvaylarda uyuyarak işe giderler. Büyükşehirler aslında ölümdür. Ama buralar insanlar için yaşam alanıdır. Burada yaşayanların düzenli bir hayatı olur. Hayvancılık yaparlar, arıcılık yaparlar, tarımcılık yaparlar. Çok iyi geçinirler. Çünkü dünyanın kuruluşundan beri sıcak para olmadığı zaman yüzlerce aile hayvancılık yaparak yaşadı.

    Şimdi insanlar en büyük yoksulluğu ve açlığı yaşıyor. Çünkü asgari ücret demek ayakta yaşayan ölü demektir. Buradayken zenginlerdi. Büyük kentlere gittiler, yoksul aileler oldular. Üretmeyen bir toplum yoksul bir toplumdur. Asgari ücretle çalışacaklarına, garsonluk yapacaklarına gelsinler köylerinde meyvelerini, bahçelerini eksinler. Hayvancılığını yapsınlar. Zengin olsunlar.”

    BARIŞ VE BİRLİKTE YAŞAM VURGUSU

    Dağların arasında kurduğu yaşamı anlatırken ülkenin geleceğine ilişkin düşüncelerini de paylaşan İpekoğlu, barışın ve birlikte yaşama kültürünün güçlenmesi gerektiğini söyledi.

    “Ülkemizde ne yazık ki uzun süredir büyük sıkıntılar yaşandı. Umarım Barış Süreci devam eder. Ülkemizin sorunları daha da rahat çözülür. Bu toplum ön yargılarını ne zaman kıracak? Birlikte nasıl yaşayacak? Birlikte nasıl bir ülkenin zenginliklerinin farkına varacak, birlikte yaşamını nasıl fark edecek? Toplum eğer birbirine düşman edilirse, toplum birbirine ön yargılarla bakarsa bu ülke insana zor olur, yaşamı zor olur, harap olur. Toplum birbirine güvenirse, toplum birbirini anlayabilirse, ülkesinde nasıl özgürce yaşanır anlayabilirse bu ülke çok huzurlu bir ülke olur.”

    “FARKLILIKLAR BİR ARADA YAŞARSA GÜZEL OLUR”

    İnsanın diliyle, kültürüyle ve inancıyla yaşamasının önemine vurgu yapan İpekoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Farklılar bir arada yaşanırsa güzel olur. İnançlar bir arada yaşanırsa güzel olur. Ama farklılıklar tekleştirilirse, inançlar tekleştirilirse yaşam güzel olmaz. Baskıyla hiçbir şey yürümez, şiddetle hiçbir şey yürümez. Herkes kendisini inandığı gibi yaşarsa, herkes kendisini konuştuğu gibi yaşarsa, kendi tarihini yaşarsa güzel olur.”

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat: Maden projelerinin Dersim halkına bir faydası olmaz!-VİDEO

    İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat: Maden projelerinin Dersim halkına bir faydası olmaz!-VİDEO

    PİRHA-Son zamanlarda maden şirketi yetkililerinin sık sık köylerine geldiklerini belirten İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat, “Bizler köylüler olarak maden şirketlerine izin vermeyeceğiz. Maden çıkartılacak alan köyün içerisinde olduğu için eğer burada maden çalışmaları başlarsa köyde tarım, hayvancılık, arıcılık yapılamaz. Maden projelerinin Dersim halkına bir faydası olmaz, köylerimize sahip çıkalım” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Çinko, bakır ve gümüş madenlerinin çıkarılacağı Dersim’in İksor (Gözen) köyünde dün maden şirketi yetkilileri fizibilite çalışmaları için köyde incelemeler yaptı.

    İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat, PİRHA’ya konuştu.

    “KÖYLÜLER OLARAK MADEN ŞİRKETLERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Son zamanlarda 4-5 defa maden şirketi yetkililerinin köylerine geldiklerini belirten İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat, “Biz köylü olarak maden şirketlerine izin vermeyeceğimizi söyledik ama onlar burada madeni çıkarmak için elimizden geleni yapacağız diyorlar. Maden şirketleri köylüleri yok sayamaz. Köyümüzde tarım ve hayvancılık yapılıyor maden çıkartıldığı zaman insanlar burada yaşayamaz. Birkaç tane insan zengin olacak diye köyümüzü mahvedemezsiniz. Bizler köylüler olarak maden şirketlerine izin vermeyeceğiz. Maden çıkartılacak alan köyün içerisinde olduğu için eğer burada maden çalışmaları başlarsa köyde tarım, hayvancılık, arıcılık yapılamaz. Eğer burada maden çıkarmaya izin verilirse köy diye bir şey kalmaz. Maden projelerinin Dersim halkına bir faydası olmaz, köylerimize sahip çıkalım” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER
    -Maden şirketi, Dersim’in İksor köyünde fizibilite çalışmaları yaptı!-VİDEO

  • Maden şirketi, Dersim’in İksor köyünde fizibilite çalışmaları yaptı!-VİDEO

    Maden şirketi, Dersim’in İksor köyünde fizibilite çalışmaları yaptı!-VİDEO

    PİRHA-Dün maden şirketi yetkilileri, Dersim’in İksor (Gözen) köyünde fizibilite çalışmaları için incelemeler yaptı. Munzur Çevre Derneği, İksor köyünü ziyaret edip açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Maden çıkartılacak alan eğimli bir arazi olmasından dolayı maden faaliyeti yapılmaması lazım. Ayrıca maden posası vadiden akan suya karışıp Munzur’a ulaşırsa çevre felaketi meydana gelir” denildi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Çinko, bakır ve gümüş madenlerinin çıkarılacağı Dersim’in İksor (Gözen) köyünde dün maden şirketi yetkilileri fizibilite çalışmaları için köyde incelemeler yaptı. Munzur Çevre Derneği, İksor köyünü ziyaret edip açıklama yaptı.

    “ÇEVRE FELAKETİ MEYDANA GELİR”

    Maden şirketlerinin birkaç kez İksor’a gelip maden tespitinde bulunduklarını ifade eden Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “İksor’da çinko, bakır ve gümüş madenlerinin olduğunu söylediler. Bizde bugün Munzur Çevre Derneği olarak İksor’a geldik. Maden çıkartılacak alan eğimli bir arazi olmasından dolayı maden faaliyeti yapılmaması lazım. Ayrıca maden posası vadiden akan suya karışıp Munzur’a ulaşırsa çevre felaketi meydana gelir. Halkımızla birlikte maden şirketlerinin karşısında olacağız” dedi.

    “MADEN ŞİRKETLERİNİ TOPRAKLARIMIZA SOKMAYACAĞIZ”

    Dersim’in doğasının yok edilmeyle karşı karşıya olduğunu belirten Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği Yürütme Üyesi Mehmet Kaş, “Ülkenin dört bir tarafında madenlerin tahribat ve çocuklarımızın geleceğini yok edeceğini biliyoruz o yüzden biz her yerde maden projelerinin karşısında olacağız. Maden şirketlerini topraklarımıza sokmayacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM