Etiket: ilaç

  • 23 yaşında ölümle yarışıyor: SGK ilacı karşılamıyor!-VİDEO

    23 yaşında ölümle yarışıyor: SGK ilacı karşılamıyor!-VİDEO

    PİRHA – Nörofibromatozis Tip 1 adlı ölümcül ve nadir görülen hastalıkla mücadele eden Tuğba Tanık, hastalığının tedavisinde tek seçenek olan “KOSELUGO” adlı ilacın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmadığını belirterek yardım çağrısında bulundu. Tanık, “Gelinen noktada ışın tedavisi alamıyorum. Kemoterapi ilaçları denendi, fayda görmedim. Tümörler hayati organlarıma çok yakın olduğu için artık ameliyat da olamıyorum. Tek çarem bu ilaç” dedi.

    Dört kişilik bir ailenin ferdi olan Tuğba Tanık, uzun yıllardır Nörofibromatozis Tip 1 hastalığıyla mücadele ediyor. Tanık’a henüz çocuk yaşta, 2007 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde hastalık tanısı konuldu. O tarihten bu yana tedavi süreci devam ederken, nadir görülen bu genetik hastalığın tedavisinin oldukça zor olduğu ifade ediliyor.

    “23 YAŞINDAYIM VE YAŞAMAK İSTİYORUM”

    Hastalığının erken yaşta teşhis edildiğini belirten Tanık, yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “2007 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Nörofibromatozis Tip 1 tanısı aldım. Hastane sürecim devam ederken, 2018 yılında bu hastalık nedeniyle sağ gözümün görme sinirinde, beynimin iç kısımlarına uzanan ve sağ kulak önü tükürük bezimde tümörler oluştuğu tespit edildi. Tedavi edilmediği takdirde bu tümörlerin hızla büyüyerek hayati organlarıma yayılabileceği ve kansere dönüşebileceği söylendi.”

    Tanık, gelinen aşamada uygulanan tedavi yöntemlerinin sonuç vermediğini belirterek, “Işın tedavisi alamıyorum. Kemoterapi ilaçları denendi ancak fayda görmedim. Tümörler hayati organlarıma çok yakın olduğu için artık ameliyat da olamıyorum. Doktorlarım için geriye tek bir seçenek kaldı: KOSELUGO adlı ilaç” dedi.

    BU İLAÇ BENİM İÇİN HAYATİ”

    KOSELUGO ilacının Türkiye’de bulunmadığını ifade eden Tanık, ilacın Avrupa’da ‘yetim ilaç’ statüsünde olduğunu ve son derece pahalı olduğunu söyledi. Tanık, “Bir kutusu 13 bin 144 Euro. Bu ilaç benim hastalığımda etkili olduğu bilimsel olarak kabul edilmiş bir ilaç” diye konuştu.

    Doktorlarının ilacın tedavisi için hayati önem taşıdığını vurguladığını belirten Tanık, süreci şöyle aktardı:

    “Doktorlarım 2023 yılının sonunda 6 aylık İlaç Kullanım Raporu ile Sağlık Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık, ilacın yurtdışından getirilmesini uygun buldu. Reçete ve tüm evraklarla SGK’ye başvurdum ancak ‘ödeme listesinde yok’ denilerek talebim reddedildi.”

    “TEDAVİ OLMAM GEREKİRKEN ADLİYE KORİDORLARINA MAHKÛM EDİLDİM”

    SGK’nın kararına karşı hukuki süreç başlattığını ifade eden Tanık, İstanbul 21. İş Mahkemesi’nde tedbir talepli dava açtığını, mahkemenin tedbir kararı vermesine rağmen dosyanın Ankara’ya gönderildiğini söyledi.

    Tanık, SGK’nın itirazları nedeniyle tedavi sürecinin sürekli kesintiye uğradığını belirterek, “Tedbir kararlarıyla ilacı kullandım ancak rapor süresi dolunca süreç yeniden başa döndü. Ankara 16. İş Mahkemesi’nde tekrar tedbir kararı aldım. SGK istinafa gitti, karar bozuldu. Yeniden tedbir verildi, tekrar bozduruldu. Tedavi olmam gereken süreç, İstanbul ve Ankara’daki adliye koridorlarında geçti” dedi.

    “YAŞAM MÜCADELEM ADLİYE KORİDORLARINDA TÜKETİLDİ”

    Bu sürecin kendisini psikolojik olarak çökerttiğini ifade eden Tanık, “Yaşamaktan vazgeçecek noktaya sürüklendim” dedi. Ailesinin bu süreçte İstanbul Barosu’na başvurduğunu belirten Tanık, baronun kendisine adli yardım kapsamında aynı zamanda hekim olan bir sağlık hukuku uzmanı avukat görevlendirdiğini söyledi.

    Tanık, “Avukatım hem hukuki mücadelemi yürüttü hem de psikolojik destek almamı sağladı. Ancak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin ‘tedaviden fayda gördüğü’ yönündeki sağlık kurulu raporlarına rağmen taleplerimiz reddedildi” diye konuştu.

    “DAHA FAZLA ZAMANIM KALMADI”

    Mahkeme sürecinin sürüncemede bırakıldığını vurgulayan Tanık, bilirkişi raporlarının hazırlanmadığını, dosyasının aylarca bekletildiğini söyledi. Tanık, “İki yılı aşkın süredir hala bilirkişi raporu yok. Oysa benim zamanım yok. Daha önce tedbir kararlarıyla aldığım KOSELUGO ilacı bitmek üzere. İlacı alamazsam tedavim duracak, tedavim durursa yaşamım tehlikeye girecek” dedi.

    Son çare olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını belirten Tanık, şu ifadeleri kullandı:

    “Avukatım, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen iki ayrı Sağlık Kurulu Heyet Raporu ile birlikte 26 Ocak 2026 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne tedbir talepli bireysel başvuruda bulundu. Ben lüks bir talepte bulunmuyorum. Bir ayrıcalık istemiyorum. Sadece yaşam hakkımın korunmasını istiyorum. Sayın hâkimlerin adaletine, vicdanına ve merhametine sesleniyorum. Tek umudum Anayasa Mahkemesi’nin vereceği acil tedbir kararıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DMD hastalarından hükümete çağrı: İlaçlarımız ödeme kapsamına alınsın!

    DMD hastalarından hükümete çağrı: İlaçlarımız ödeme kapsamına alınsın!

    PİRHA- Genellikle erkek çocuklarında görülen, genetik kalıtımlı ve ilerleyici bir kas hastalığı olarak bilinen DMD ile mücadele edenler ve yakınları ilaçlarının devlet tarafından karşılanmasına yönelik taleplerini duyurmak için dün bir araya geldi.

    Genetik kalıtımlı ve ilerleyici bir kas hastalığı olarak bilinen Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele edenler, ilaçlarının devlet tarafından karşılanmasını talep etti.

    Sağlık Bakanlığı önündeki alanda dün toplanan hasta ve yakınları ellerinde “5 bin Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası evladımız FDA onaylı ilaçlarını bekliyor”, “Küçük bir adım, büyük bir umut. Umuda destek ol” yazılı pankartlar taşıdı. Eyleme bazı aileler DMD hastası çocuklarıyla katıldı.

    Duchenne Kas Hastalığı ile Mücadele Derneği Başkanı Sadullah Erol, burada yaptığı konuşmada, bu zamana kadar başına gelenlerin dışında çok az kişinin fark ettiği bir hastalık olan DMD’nin önce devletin ilgili makamlarının fark etmesi gerektiğini söyledi.

    Söz konusu hastalığın, yürürken sürekli düşülen ve ilerleyen yaşlarda ayağa kalkamamaya sebep olan “yürümeyi unutturan” genetik bir kas hastalığı olduğunu ifade eden Erol, “DMD hastalığı her 3 bin 500 erkek çocuğunda bir görülmektedir. Dünyada yılda 20 bin DMD’li çocuğun doğduğu varsayılmaktadır. Hastalık, çocukluk çağında belirti göstermeye başlar. Bu çocuklarımız 6 veya en fazla 7 yaşına kadar hayatını bağımsız idare edebilirler. 8 yaş ve sonrası hastalık çok hızlı ilerleme dönemine girmektedir. 10’lu yaşlara geldiklerinde ise çocuklarımız tekerlekli sandalyeye mahkum olmaktadır” diye konuştu.

    Erol, dernek olarak çocukların onaylı tedavilere ulaşması, bakım ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi ile tüm medikal malzemelere SGK kapsamında hiçbir ücret ödenmeden ulaşılması için mücadele ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

    “Evlatlarımız yanan, eriyen mum misali gün geçtikçe gözlerimizin önünde erirken, yurt dışında çıkan ilaçları alan çocuklardaki gelişmeleri uzaktan izleyen biz ailelere sabretmeyi önereceğinize sosyal devlet olmanın ilkelerini yerine getirmeniz gerekmez mi? FDA tarafından onay alan, ‘ekzon atlama ilacı’ diye tabir edilen ilaçlar ülkemizde hala karşılanmamaktadır. Yine bu yıl içerisinde FDA ve EMA onayı alan, neredeyse tüm hastalarımızın kullanabileceği ‘Agamree’ ve ‘Givinostat’ adlı ilaçlar da piyasaya çıkmıştır. Bizi hepsinden daha çok heyecanlandıran Haziran 2023’te FDA’dan şartlı onay almış, Haziran 2024’te ise tüm hastalar için genişletilmiş onay almış gen terapisi ‘ELEVIDYS’, şu an acil şekilde ülkemizde ödeme kapsamına alınmalıdır. En ufak bir baş ağrısı çekerken bile ilaca ihtiyaç duyuyorsunuz. Bizler ise çocuklarımız yaşatmak için ilaç talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İlaç fiyatlarına yüzde 25 zam!

    İlaç fiyatlarına yüzde 25 zam!

    Resmi Gazete’de yayımlanan kararla 25 Aralık’tan itibaren tüm ilaçlara yüzde 25 zamlanacak. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar’da değişikliğe gidildi. Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, ilaç fiyatlandırmada uygulanan güncel Euro değeri yüzde 25 arttırılarak 17 lira 55 kuruş seviyesine yükseltildi.

    Kararla, fiyat korumalı ürünlerde uygulanan barem değeri de Euro kurunda yapılan artış kadar güncellendi. Barem değeri fiyat korumalı ürünlerde 60 lira 51 kuruş, diğer ürünlerde ise 31 lira 62 kuruş oldu.

    Söz konusu karar 25 Aralık 2023 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İlaç fiyatlarındaki Euro kuruna zam yapıldı

    İlaç fiyatlarındaki Euro kuruna zam yapıldı

    PİRHA – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla, ilaç fiyatlandırmasında kullanılan Euro kuruna yüzde 30,5 zam yapıldı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan Resmi Gazete kararıyla beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasında değişiklik yapıldı. Karara göre, beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasında kullanılacak Türk lirası cinsinden 1 euro değeri, yüzde 30,5 oranında artırılarak 14,0387 TL olarak belirlendi.

    24 TEMMUZ’DAN İTİBAREN YÜRÜRLÜĞE GİRECEK

    Artışla fiyat korumalı ürünlerde barem değeri 48,41 TL olurken, diğer ürünlerde ise barem değeri 25,30 TL oldu. Karar, 24 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe girecek. Dönemsel euro değeri güncellemesinde ise geçici 7’nci madde kapsamında uygulanan 4 TL’ye kadar olan artışlar dikkate alınmayacak. Güncelleme sonrasında 4 TL’ye kadar olan artışlar, TL değerinde değişiklik yapılmadan ürünlerin depocuya satış fiyatları üzerine eklenecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • İlaç krizi sürüyor; Eczacılar yeni eylem planı üzerinde duruyor-VİDEO

    İlaç krizi sürüyor; Eczacılar yeni eylem planı üzerinde duruyor-VİDEO

    PİRHA – Ülke genelinde yaşanan ilaç yokluğuna dair konuşan Mersin Eczacı Odası Başkanı Özgün Sağır ve Türk Tabipleri Birliği 2. Başkanı Ali İhsan Ökten, “Şu an sağlık anlamında her alanda krizle karşı karşıyayız. 500’den fazla ilaç piyasada yok. Kuduz, tetanoz gibi aşılar dahi geç tedarik ediliyor. Mevcut sağlık politikaları bu sonuçlara yol açmaktadır” dedi. 

    Ülke genelinde hemen hemen her gün birkaç ilaç ‘mevcut olmayan ilaçlar’ listesine ekleniyor. Çocuk antibiyotiğinden ağrı kesicilere, ateş düşürücülerden kanser ilaçlarına dek uzunca ilaç listesine ulaşmak artık mümkün değil. Durumun ciddiyeti her gün artarken Sağlık Bakanlığı ise “Kriz var” demekten imtina ediyor.

    “ECZACILARLA HALK KARŞI KARŞIYA GELDİ”

    Eczanelerdeki raflarda her dört ilaçtan birinin olmadığı belirtilirken Mersin Eczacı Odası Başkanı Özgün Sağır da yetkililere “Sahadaki eczaneleri gezin bakalım ilaç var mı yok mu görün” çağrısında bulundu. Özgün Sağır, günümüzde eczacıların yaşadığı sorunlara dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Birincisi ilaç yokluğundan dolayı biz kendimizi ifade ederken yukarıdan sağlık otoritesi, ‘ilaç var’ dediğinde haliyle halkta bir güvensizlik oluşmaya başlıyor. Ama sahada yaşayan biziz ve gerçekler şu: o yetkililere şunu ifade etmek istiyorum, gerçekten gidip sahadaki eczaneleri gezin bakalım, ilaç var mı yok mu görün. Diğer taraftan vatandaşın her geçen gün ödediği fiyat farkları artmaya başladı. Özellikle alım gücünün düştüğü bu ortamda vatandaş ile eczacı, para konusunda karşı karşıya geliyor. Geçtiğimiz haftalarda Eskişehir’de ilaç yokluğunu ifade ettiği için eczacı meslektaşımız, hasta yakını tarafından darp edildi. Bizimle hiç alakası olmayan sorunlardan dolayı eczacılarla maalesef halk karşı karşıya gelmiş durumda.”

    “ÖYLE BİRİLERİNİ YOK SAYARAK SORUNU ÇÖZMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Sorunun nasıl çözülmesi konusunda fikirlerini de paylaşan Özgün Sağır, öncelikle yetkililerin mevcut sorunu kabul etmesi gerektiğini belirtti. Döviz kurundaki artış nedeniyle ilaç fiyatlarında yükseliş yaşandığını belirten Sağır, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Biz ilaç yokluğu var dediğimiz müddetçe aralık ayının ilk haftalarında Sağlık Bakanlığı çıkıp açıklama yaptı herhangi bir ilaç problemimiz yoktur gerekli tedbirleri alıyoruz demişti. 15 Aralık’taki zamdan sonra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ‘bulunamayan ilaçlar 3-4 gün içerisinde bulunacak’ dedi. Hani ilaçlar vardı? Şimdi neden ‘bulunamayan ilaçlar’ diyorsunuz? 3-4 gün içerisinde o ilaçlar ortaya çıkmadığı için ifadesini değiştirdi ve ‘3-4 hafta içerisinde ilaçlar bulunacak’ denildi. Aradan haftalar geçti o ilaçlar halen yok. Ayrıca Sağlık Bakanlığı İstanbul’da ilaç firmaları ile bir toplantı yaptı ve ‘ilaçla ilgili tüm sektörlerle sorunu çözmek için masaya oturduk’ denildi. Ama o masada her gün sahada sorunu yaşayan hastalarla karşı karşıya gelen eczacılar yoktu. Bu kesimi görmezden gelerek sorunu çözebilmeniz mümkün mü?
    İlaçlardaki fiyatlandırma Euro kuruna sabitlenmiş durumda. Bugün ise Euro 20’leri aştı. Bu kadar makasın açıldığı bir yerde bu hizmeti doğru şekilde sunma şansımız yok. Aralık ayında ayrıca ilaçların ihracatını da yasakladılar. ‘İlk önce iç piyasaya ilaç vereceksiniz, iç pazarda sıkıntı yaşanıyor’ denildi. 13 Ocak’ta aynı bakanlık tekrar firmalara ve ecza depolarına ilaç ihracatını açtı. Biz daha ilacı burada bulamazken hangi ilacı yurt dışına göndereceğiz? O nedenle sorunu çözmek istiyorlarsa bunun birinci koşulu bu sorunu kabullenmek ve sorunu yaşayan herkesle oturup çözüm üretmek gerek. Öyle birilerini yok sayarak sorunu çözmek mümkün değil.”

    GÜNDEMDE İŞ BIRAKMA EYLEMİ VAR!

    Özgün Sağır, topluma da çağrıda bulunarak, “Bizler asla ve asla ilaca zam gelmesini istemeyiz. İlaç fiyatları uygun ve bulunabilir olmalı. İlaç keyfi bir ürün değil. Devlet de zaruri bir üründe kar amacı gütmemelidir. Vatandaş ilaç bulamadığında bizimle tartışmak yerine ilgili kurumlara sorunlarını dile getirmelidir” dedi. Özgün Sağır, sorunun çözümü için iş bırakma eyleminin konuşulduğuna da dikkat çekerek “Kasım ayında bir miting yaptık ancak görmezden gelindi. O yüzden başka eylem modelini hayata geçirmek zorundayız. Ama vatandaşlarımızın durumunu gözeterek kimseyi mağdur etmeyeceğiz. Bizim de kendimizi ifade edebilmek, ses çıkarabilmemiz adına bu tepkiye ihtiyacımız var. Vatandaşlar, eylem tarihlerinde yapacağımız açıklamaları takip edip eczane kapatacağımız tarih ve saatlere dikkat ederse mağduriyetlerini azaltmış olurlar” ifadelerini kullandı.

    “VATANDAŞ BİZİ ANLASIN”

    Mersin Eczacı Odası Başkanı Özgün Sağır, son olarak eczacıların hak ettikleri değeri göremediklerini ifade ederek şunları söyledi:

    “2002 yılında ilaca ayrılan pay yüzde 1,9. 2021 yılında ise ilaca ayrılan pay yüzde 1. Kısacası yüzde yüzlük bir düşüş var. Biz işte o aradaki yüzde birimizi istiyoruz. Bakın ciddi bir tedavi gördüğünüz ilaca ulaşamadığınız zaman maalesef bu iş kaçakçılığı da başlatacak. İnsanlar ilaca ulaşabilmek adına kaçakçıların elini düşecekler. O yüzden rica ediyoruz, halk sağlığı çok önemlidir. Bunu görmezden gelmeyi bırakınız. Gelin hep beraber masanın etrafına oturalım, bu işi çözelim. Eğer sabit Euro kuru doğru bir uygulama ise bu uygulamayı elektrikte de yakıtta da vatandaşların tüm giderlerinde de yapalım. Tamamen ilacı yok sayarak bu sistemi çözmeniz mümkün değil. Vatandaşlarımızdan ricamız, lütfen bizi anlasınlar, onların yanlarında olduğumuzu bilsinler.”

    “KRİZ DERİNLEŞECEKTİR, SAĞLIK SEKTÖRÜ ÇÖKMÜŞ DURUMDA”

    İlaç krizine dair PİRHA‘ya görüş belirten bir diğer isim ise Türk Tabipleri Birliği 2. Başkanı Ali İhsan Ökten oldu. Krizin nedenlerine değinen Ökten şunları söyledi:

    “Şu an sağlık sektörü tüm anlamıyla çökmüş durumda. Bunun gerekçesi Aslında 2002 yılından itibaren oluşturulan Sağlıkta Dönüşüm Projesi. Şimdi ise onun adını değiştirdiler ve ‘Beyaz Reform’ koydular. Bizler, sağlık sisteminin çökeceğini yıllar öncesinden söyledik. Şu an ilaç, aşı bulunmuyor. Bu halkın sağlığını direk olumsuz etkileyen bir durum.

    Küresel anlamda bir ilaç krizi mümkün. Çünkü dünya, bir ekonomik kriz içerisinde ve ülkemiz bunun çok daha sıkıntılarını yaşamakta. Ama ülkemiz özeline döndüğümüz zaman şu an biz her anlamda krizle karşı karşıyayız. Şu an 500’den fazla ilaç piyasada yok. Kuduz, tetanoz gibi aşıların bazen bulunmaması veya geç tedarik edilmesi vatandaşlarımızın çok ciddi zarar görmelerine neden olacaktır. Şu an bu krizlerin giderilmesi ancak ülkenin ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel olarak bu krizi aşmasıyla mümkündür. Bunu aşmadığımız sürece kriz derinleşecektir. Önümüzdeki sürece baktığımız zaman açıkçası bir seçim süreci var ve iyiye doğru gidecek bir süreç gibi de gözükmüyor. Ekonomik kriz arttığı zaman bu direkt halkın sağlığını da olumsuz etkileyecektir Çünkü vatandaşın alacağı temel gıda ihtiyaçları eksilecektir. Hastalandığı zaman sağlığa erişemeyecek veya tedaviyi tam zamanında alamayacaktır.”

    “YETKİLİLER, BİZİMLE GÖRÜŞMEYİ KABUL ETMİYOR”

    Türk Tabipleri Birliği’nin ilaç krizinde alabileceği rollere de değinen Ali İhsan Ökten, “Uzun süredir bu konuyla ilgili açıklamalarımızı yapıyoruz. Sürecin bu yöne gittiğini, ileride çok daha ciddi sıkıntılar yaşayacağımızı, iktidarın en kısa zamanda ilgili önlemler alması gerektiğini, uyarılarımızı her zaman yapıyoruz. Ancak iktidar, Sağlık Bakanlığı, bizimle herhangi bir şekilde görüşme kabul etmiyor. Aslında biz onlarla bu sorunları görüşmek istiyoruz hem mesleki anlamda yaşadığımız sorunları hem de toplumun içinde bulunduğu sağlık alanındaki sağlık sorunlarını birlikte paylaşmak istiyoruz ancak hiçbir zaman karşılık bulamıyoruz” dedi.

    Eren GÜVEN-Diren KESER

  • İlaçlara büyük zam

    İlaçlara büyük zam

    Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı, dün itibarıyla 100’ün üzerinde ilaca yüzde 30-35 aralığında zam geldiğini söyledi. Ercan’a göre; bir zam da gelecek ay ilaçların fiyatlandırılmasında kullanılan avro/TL kurunun güncellenmesi nedeniyle gelecek.

    İlaç fiyatlarına yüzde 30 ila yüzde 35 aralığında zam geldi.

    Sözcü’den Gamze Bal’a konuşan Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı, “18 Ocak itibarıyla bazı ilaçlara yüzde 30-35 civarında zam geldi” dedi.

    Ercanlı, fiyatı artan ilaçların bazı antibiyotikler, insülin ilaçları ve kan sulandırıcılar olduğu bilgisini verdi.

    Ocak ayı başında her 100 ilaçtan 22’sinin bulunmadığını açıklayan Ercanlı, “Hâlâ bazı ilaçlar bulunamıyor. Firmalar döviz kurunun artmasından dolayı ithalatlarını kısıyor. Çünkü ilaçların fiyatlandırılmasında kullanılan avro/TL kurunun düşük olmasından dolayı Türkiye’de sattıkları fiyat düşük kalıyor. Zam yapılabildiği ölçüde de ilaçların piyasaya verilmesi de mümkün oluyor” diye konuştu.

    BİR ZAM DA ŞUBATTA YAPILACAK

    Öte yandan, mevcut durumda ilaçların fiyatlandırmasında kullanılan avro/TL kurunun şubat ayında güncellenecek olması nedeniyle de ilaç fiyatları yeniden artacak. Mevcut durumda ilaçların fiyatlandırmasında kullanılan avro/TL kuru 4.5786 olarak kabul ediliyor. Ancak reel avro/TL kuru şu an 15.4 seviyelerinde.

    Ercanlı’nın aktardığına göre, ilaçların fiyatlandırılmasında kullanılan kur, şubat ayının üçüncü haftasında güncellenecek ve bu durum tüm ilaçların zamlanmasına yol açacak.

    İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Başkanı Nezih Barut, Kasım 2021’de yaptığı açıklamada, şubatta güncellenecek ilaç fiyatlarında en az yüzde 35-36 artışa ihtiyaç olduğunu ifade etmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • 52 ilacın ücreti 15 Ekim’den itibaren halkın cebinden çıkacak

    52 ilacın ücreti 15 Ekim’den itibaren halkın cebinden çıkacak

    SGK, yarından itibaren boğaz spreyleri, kas gevşetici kremler gibi 52 ilacı ödeme listesinden çıkarıyor. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Eczacı Nurten Saydan, “Vatandaşın ilaçlara ulaşımı engellenmiş ve cebinden ilaç için çıkacak olan ücret fazlalaşmış olacak” dedi.

    SGK, 8 Eylül 2021 tarihinde aralarında kas gevşetici, ağrı kesici gibi ilaçların bulunduğu 52 ilacı ödeme kapsamından çıkardığını duyurmuştu. Bu uygulama 15 Ekim’den itibaren başlıyor.

    Geri ödeme listesinde çıkarılan ilaçlar arasında, kas gevşetici kremler, ağrı kesici ve iltihap giderici spreyler, yurttaşların pandemi döneminde en çok kullandığı ağız ve boğaz spreyleri, bebeklerin diş çıkartırken ağrılarında kullanılan diş jellerinin bile bulunduğunu söyleyen Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Eczacı Nurten Saydan, “Bu uygulama yarından itibaren başlıyor” dedi.

    Saydan, SGK’nin bazı ilaçları geri ödeme listesinden çıkararak alım gücü düşük olan yurttaşların birçoğunun ilaca ulaşmasını zorlaştırdığını belirterek açıklamasında şunlara yer verdi:

    “SGK yarından (15 Ekim) sonra 52 ilacı geri ödemeyecek ve 147 ilacı da on günde 1’er kutu olacak şekilde ve kurumun belirleyeceği sabit bir fiyattan ödeyeceği için vatandaşın ilaca ödeyeceği, vereceği fiyat farkı da daha çok olacak. Ayrıca eşdeğer fiyat referans bandı farkları ise yüzde 10’dan yüzde 5’e çekildi. Böylece eşdeğer ilaçlardan alınacak farklar yüzde 5 oranında artmış oluyor. Eşdeğer ilacın referans bandının yüzde 5’e çekilmesiyle de vatandaşın cebinden çıkacak fiyat farkı fazlalaşmış olacak.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • SMA hastası Irmak bebek için dayanışma konseri yapılacak-VİDEO

    SMA hastası Irmak bebek için dayanışma konseri yapılacak-VİDEO

    PİRHA-SMA Tip 1 tanısı konan Irmak Ateş’in tedavi olabilmesi için başlatılan kampanya devam ederken, yaklaşık 40 sanatçının katılımıyla 10 Ekim günü İstanbul’da dayanışma konseri yapılacak. Konseri düzenleyen gönüllülerden Özdal Penzeroğulları, “Acı olan bu hastalığın varlığı değil. Sonuçta bir tedavisi var. Acı olan toplumun duyarsız olması, devletin sırt dönmesidir. Bunu dayanışmayla aşacağız” ifadelerini kullandı.

    SMA Tip 1 hastası olan Irmak Ateş‘in tedavisi için başlatılan kampanya sürüyor. Bu kapsamda kampanyaya destek olmak için yaklaşık 40 sanatçının katılımıyla 10 Ekim 2021 günü İstanbul Halkalı’da dayanışma konseri düzenlenecek. Irmak’ın babası Deniz Ateş ile konseri düzenleyecek gönüllülerden Özdal Penzeroğulları, PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “KAMPANYAMIZ ŞU AN YÜZDE 10 SEVİYESİNDE”

    Yeterli aşamanın kat edilemediğini kaydeden Deniz Ateş, 10 Ekim günü yapılacak konser için çağrıda bulunurken; “Kızım ölümcül bir kas hastalığıyla mücadele ediyor. Kilo kriteri gereği kızımızı şu an aç bırakıyoruz. Tedavisi için gerekli olan ilaç çok pahalı ve bizim alma gücümüz yok. 6 aydır kampanyamız sürüyor. Şu an yüzde 10’da. Bu kapsamda bir konser tertip ettik. Yaklaşık kırk sanatçı dostumuz bu kampanyaya destek de bulunuyor. Konser bileti alarak da destek de bulunabilirsiniz. Çaresiz bir durumdayız. Yardım talebinde bulunuyoruz” diye konuştu.

    “ACI OLAN HASTALIK DEĞİL, DUYARSIZLIK”

    Konseri düzenleyen gönüllülerden Özdal Penzeroğulları ise gerekli olan ilacın devlet tarafından karşılanması gerektiğini ifade ederken, şunları söyledi:

    “SMA hastaları için gerekli olan ilaç dünyanın en pahalı ilaçlarındandır. Maalesef devlet vatandaşlarına IBAN veriyor. İnsanlar muhtaç kaldığı için dayanışma konserini düzenleme ihtiyacı duyduk. Yaklaşık kırk sanatçının gönüllü olarak yer aldığı bir dayanışma konseri düzenleyeceğiz. Türkiye’deki vicdanlı insanlara sesleniyorum. Birer bilet alarak Irmak’ın sesine nefes olabilirsiniz. Irmak’ın son 700 gramı kaldı.

    SMA hastası olan bütün ailelerin seslerini daha fazla duyurması gerekiyor. Bu ilaç Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) tarafından karşılanmalıdır. Yüzde bir ihtimal dahi olsa ailelerin bu çabaya girişmesi en doğal haklarıdır. Acı olan bu hastalığın varlığı değil. Sonuçta bir tedavisi var. Acı olan toplumun duyarsız olması, devletin sırt dönmesidir. Bunu dayanışmayla aşacağız.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Kübalı doktor: Dünya, sağlığın ticari mal değil, temel hak olduğunu anlama fırsatına sahip

    Kübalı doktor: Dünya, sağlığın ticari mal değil, temel hak olduğunu anlama fırsatına sahip

    Yeni koronavirüs tedavisinde etkili olan Interferon Alfa 2B ilacının mucidi Kübalı doktor Herrera, “Dünya, sağlığın bir ticari mal değil, aksine bir temel hak olduğunu anlama fırsatına sahip”açıklamasında bulundu.

    Küba tarafından üretilen ve yeni koronavirüs tedavisinde etkili olan Interferon Alfa 2B ilacını bulan doktor Luis Herrera, KOVİD-19’a ilişkin açıklamalarda bulundu.

    TeleSur‘a konuşan Herrera, “Dünya sağlığın bir ticari mal değil, aksine bir temel hak olduğunu anlama fırsatına sahip” dedi.

    “İLACI 80’LERİN BAŞINDA ÜRETTİK”

    İlacın üretim sürecini anlatan Herrera, 80’lerin başında ABD’den önemli bir profesörün Küba’ya gelerek, interferonun “farklı bir amacı olan ilginç bir molekül” olduğunu söylediğini ve ardından bir grup insanın interferonun üretimine yönelik eğitim için Finlandiya’ya gittiğini belirtti.

    İlk interferonun (Beta Interferon) Japonya’da, ikincisinin (Alpha Interferon) Kaliforniya’da üretildiğini söyleyen Herrera, “Bir yıl sonra yerel bölümlerde interferonun farklı genlerini klonladık ve 1981 ve 1982’de dengue ateşi salgınına karşı interferon üretmeye başladık, sonuçlarını da Kaliforniya’ya gönderdik” diye konuştu.

    “BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İYİ OLANLAR İLACA İHTİYAÇ DUYMAYABİLİR”

    Üç yıl önceki MERS salgınında insanların interferonun virüsün çoğalmasını önlediğini anladığına dikkat çeken Herrera, Çin’de salgının başlamasından birkaç hafta sonra insanların ilacı kullanmaya başladığını kaydetti.

    Herrera, “Interferonun temel amacı, komplikasyonları ortadan kaldırmak. Gençler ve bağışıklık sistemi iyi durumda olan kişiler ilaca ihtiyaç duymayabilir, ancak yaşlı kişiler bu ilacı kullanarak sağlıklarına yönelik komplikasyondan kurtulabilir” dedi.

    “AMACIMIZ DAHA SAĞLIKLI BİR DÜNYA İNŞA ETMEK”

    Herrera, son olarak Küba’nın diğer ülkelerle dayanışma faaliyetlerine katılması gerektiğini sözlerine ekledi. Herrera, “Yurtdışında çalışan doktorlarımız, diğer ülkelere kıyasla daha fazla. Bunun nedeni herhangi bir ihracat amacı değil, aksine daha iyi sağlık ve yaşam koşullarının olduğu bir dünya inşa etmek” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Avustralyalı bilim insanları koronavirüsü tedavi eden ilaç bulduklarını iddia etti

    Avustralyalı bilim insanları koronavirüsü tedavi eden ilaç bulduklarını iddia etti

    Avustralyalı bilim insanları koronavirüs için tedaviyi bulduklarını ileri sürdüler. İlaç testleri için başvuru yapıldı. Bilim insanı Prof. Paterson sıtma ve HIV tedavisinde kullanılan iki ilaçtaki etken maddelerin kombinasyonunun koronavirüsü laboratuvar tüplerinde etkisiz hale getirdiğini belirtti.

    Euronews’in haberine göre Klinik Araştırma Merkezi Direktörü Profesör David Paterson yaptığı açıklamada sıtma ve HIV tedavisinde kullanılan iki ilaçtaki etken maddelerin kombinasyonunun koronavirüsü laboratuvar tüplerinde  etkisiz hale getirdiğini belirtti.

    Paterson ilaçlardan birinin ülkedeki ilk pozitif vakalardan birine verildiğini ve bu kişide virüs izinin kalmayarak tamamen iyileştiğini kaydetti. Enfeksiyonel hastalıklar uzmanı olan Paterson, “Yapılan terapi sonrası virüsün hastaların vücudundan tamamen atıldığını gördük. Dolayısı ile bu ilaçları bir ‘tedavi’ ve hatta ‘çare’ olarak isimlendirmek yanlış olmaz. Üstelik şimdiye kadar bir yan etki de görülmüş değil” diyerek oldukça iddialı konuştu.

    Ne var ki Paterson, ilacın çok sayıda insan üzerinde geniş çaplı deneyler tamamlanmadan ‘kesin çözüm’ olarak lanse edilemeyeceğini belirtti. Paterson, ilaçların koronavirüs tedavisinde etkin olup olmadığını üç ay içinde öğreneceklerini ifade etti.

    Bahsi geçen her iki ilaç da Avustralya’da hali hazırda kayıtlı ve kullanımda ancak henüz resmi testler gerçekleştirilmediği ve onay alınmadığı için etken maddelerin hangi kombinasyonda kulanıldığına ilişkin detaylar açıklanmıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • İlaç fiyatlarına yüzde 12,1 oranında zam

    İlaç fiyatlarına yüzde 12,1 oranında zam

    Sağlık Bakanlığı, ilaç fiyatlarına yüzde 12,1 oranında zam yapıldığını açıkladı. Zamlı ilaç fiyatları bugün itibariyle geçerli olacak.

    Sağlık Bakanlığı Fiyat Değerlendirme Komisyonu’nun 14 Şubat’ta yaptığı toplantıda ilaçlara zam yapılması kararı çıktı. Zamlı fiyatlar bugün itibariyle geçerli.

    Buna göre, fiyatlandırmada kullanılan bir Euro değeri 3,4037 TL’den 3,8155 TL’ye çıktı. Bu artış, ilaçlara yüzde 12,1 zam anlamına geliyor.

    Zammı bekleyen firmalar, ilaçları “sınırlı” sayıda piyasaya sürerek ilaçta kriz yaşanmasına neden oluyordu. Antidepresan ilacından tansiyon ilacına, kanser ilacından ağrı kesicilere 120’ye yakın ilaç piyasada bulunamıyordu.

    Ecza odalarından edinilen bilgiye göre 120’ye yakın ilaç piyasada bulunamıyor. Çocukların ve gebelerin de kullanabildiği ağrı kesici Parol, gastrit tedavisinde kullanılan Gaviscon, astım hastalarının kullandığı Aircomb, kas gevşetici Muscoril, antidepresan grubundan Lustral, Prozac, Cipralex, tansiyon ilacı Co-Diovan ve Hyzar gibi birçok ilaç piyasada bulunmuyor.

    Bakanlığın açıklaması şöyle:

    14 Şubat 2020 tarihli Fiyat Değerlendirme Komisyonu’nda;

    Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar’ın 2 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği 2020 yılı için beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasında kullanılan 1 (bir) Avro değeri 3,4037 TL’den 3,8155 TL’ye artırılmıştır. Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar’ın 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında bahsi geçen 11,75 TL ve 6,15 TL değerleri, Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar’ın 2 nci maddesinin onuncu fıkrası gereği Avro değerinde yapılan değişiklik oranında artırılarak 13,17 TL ve 6,89 TL olarak güncellenmiştir.Geçerli olacak yeni depocuya satış fiyatının, mevcut depocuya satış fiyatının eski Avro değerine bölündükten sonra yeni Avro değeri ile çarpılarak hesaplanması kararı alınmıştır.Yeni fiyatlar 19.02.2020 tarihinden itibaren geçerlidir. Önemle duyurulur.

    “KAR ORANLARI YENİDEN BELİRLENSİN”

    Avro kurunun geçen yıla göre 41 kuruş arttığını söyleyen Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan ilaç fiyat kararnamesinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Yılda bir defa Avro kuruna bağlı olan uygulamadan vazgeçilerek belirli aralıklarla enflasyon oranında artış yapılmasını isteyen Saydan, 4. ve 5. kademe ilaçlarda eczacı kâr oranlarının yeniden belirlenmesini istedi. Saydan aksi taktirde bulunamayan ilaç sorununun devam edeceğini ifade etti.

    Bulunamayan ilaç sorununun çözümü için eczaneler arası ilaç takasına getirilen sınırlamanın da kaldırılmasını isteyen Saydan, “İlaç sıkıntısı yaşanmaması, piyasada bulunan ilaçların efektif kullanımının sağlanması için iller arası takas yasağının kaldırılması gerekiyor. İlaç; Vazgeçilemez, ertelenemez ve yerine başka bir şey kullanılamayan hayati bir üründür. İlacın ikamesi olmaz, ihtiyaç duyulduğunda bulunabilir ve ulaşılabilir olması hayati önem taşımaktadır” dedi.

  • CHP’li Beko’dan Sağlık Bakanlığı’na çağrı: İlaç sorununu acil çözün

    CHP’li Beko’dan Sağlık Bakanlığı’na çağrı: İlaç sorununu acil çözün

    PİRHA- CHP İzmir Milletvekili ve eski DİSK Genel Başkanı Kani Beko, yurttaşların ilaç bulma konusunda sıkıntı yaşandığını belirterek, Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunup “Sorun acil çözülmelidir. Geri dönülmez olaylara, hasta kayıplarına yol açabilir” dedi. 

    Son zamanlarda ilaç firmalarının zam beklentisi nedeniyle depolara ilaç vermekten kaçındığı iddiasını dillendiren CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, sıkıntının kurun erken sabitlenmesi ve sonrasında yaşanan artışlardan kaynaklı olduğunu belirtti. “Yurttaşın en temel sosyal haklarından birisinin sağlık hizmeti olduğunu unutmamalıyız” diyen Beko Sağlık Bakanlığı’nı göreve çağırdı.

    “SORUMLULUK SİZİN GEREĞİNİ YAPIN”

    TBMM Genel Kurulunda söz alan Kani Beko, son günlerde ilaç firmalarının zam beklentisi nedeniyle depolara ilaç vermekten kaçındığı iddiasını dile getirerek, ülkenin AKP İktidarının başarısız politikaları sonucunda oluşan ağır ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu söyledi. Beko, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı olaya müdahale etmeye davet ederek, “Hastanelerimizin çoğunda ilaç alamayan hastaların başvuruları bilgisi ulaşıyor, tansiyon epilepsi grip ilaçları hatta ağrı kesicilerin dahi bulunmadığı yurttaşlarımız tarafından vurgulanmaktadır. Sağlık hizmeti vatandaşın en temel sosyal hakkıdır ve devlet bunu kâr ya da tasarruf etmeyi düşünmeden vermek zorundadır” dedi.

    “500 İLAÇ PİYASADA BULUNAMIYOR”

    Sağlık Bakanlığı tarafından ilaç için belirlenen döviz kuru ile reel döviz kuru arasındaki makasın çok açılmış olmasının ilaç konusunda yüzde 60’lara varan bir ithalatın olduğuna dikkat çeken Beko, “Bize gelen bilgilere göre, çok önemli hastalıklarda kullanılanlar da dâhil yaklaşık 500 ilaç piyasada bulunmuyor. Piyasada ilaç bulma konusunda yaşanan sorun bazı hastalar açısından tehlike oluşturmaya başladığı bilgileri geliyor. Bu son derece vahim ve önemli bir sorun. Yetkililer bu sorunu bir an önce çözmelidir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)