Etiket: ilhan öner

  • Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için kampanya başlattık-VİDEO

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için kampanya başlattık-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen’in, ‘Haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için Eğitim Sen’de birleşelim’ şiarıyla 17 Mart’ta startını verdiği örgütlenme kampanyasına ilişkin Eğitim-Sen Dersim Şubesi’nde açıklama yapıldı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Türkiye’deki siyasal, sosyal, anti-demokratik gelişmelerle ekonomik taleplerimizi birleştirerek genel grev, genel direniş örgütlemeye çalışacağız” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Dersim Şubesi, ‘Haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için Eğitim Sen’de birleşelim’ şiarıyla 17 Mart’ta startını verdiği örgütlenme kampanyasına ilişkin şube binasında basın toplantısı düzenledi.

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak’ın da katıldığı basın toplantısında açıklamayı Eğitim-Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner, okudu.

    “EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİNİ ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Yaşam koşullarının giderek kötüleştiği bir süreçten geçtiklerini ifade eden İlhan Öner, “Eğitim Sen olarak, eğitim ve bilim emekçilerinin haklarını, insanca yaşam koşullarını ve güvenceli çalışma hakkını savunmak için yeni bir örgütlenme ve mücadele kampanyası başlatıyoruz. “Haklarımız, Taleplerimiz ve Geleceğimiz İçin Eğitim Sen’de Buluşalım” şiarıyla yola çıktığımız bu kampanya ile eğitim ve bilim emekçilerinin en geniş kesimlerine ulaşmayı ve onlarla ortak bir gelecek örgütlemek birlikte mücadeleyi ilmek ilmek örmeyi hedefliyoruz. Bugün beş ilde eş zamanlı olarak başlattığımız kampanya ile eğitim ve bilim emekçilerinin taleplerini daha geniş kitlelere duyurmayı, dayanışmayı büyütmeyi ve ortak mücadeleyi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Eğitim ve bilim emekçilerini hak kayıplarına karşı birleşmeye ve örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

    “İNSANCA BİR EMEKLİLİK AYLIĞI İSTİYORUZ”

    Öner, kampanya taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    -Gelir vergisi dilimlerindeki adaletsizlik nedeniyle emekçiler her geçen gün daha fazla yoksullaşmaktadır. Vergi dilimi uygulaması nedeniyle maaşlarımız yılın ilk yarısından itibaren azalmaya başlamaktadır. Vergi dilimi uygulaması nedeniyle yaşadığımız mağduriyetin giderilmesini talep ediyor, vergide adalet istiyoruz.

    -Eğitim ve bilim emekçileri arasında aynı işi yapanlar arasında farklı maaş uygulaması eşit işe eşit ücret ilkesine aykırıdır. Özellikle Öğretmenlik Mesleği Kanunu sonrasında eğitim kurumlarında oluşan farklı maaş uygulaması büyük bir adaletsizlik ve eşitsizlik yaratmıştır. Eğitim kurumlarında eşit işe eşit ücret politikasıyla çelişen tüm uygulamalara son verilmelidir.

    -Ek ödemeler yerine maaşlarımızda kalıcı iyileştirme istiyoruz! Maaşlarımızın büyük bölümü ek ödemelerden oluşmaktadır. Taban aylıklarımızın uzun yıllardır düşük oranda belirlenmesi eğitim ve bilim emekçilerinin emekli olduklarında düşük emekli aylığı almasına neden olmaktadır. Ek ödemelerin tamamı taban aylığa yansıtılmalıdır.

    -Türkiye’de özellikle Ekim 2008’de yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda (SSGSS) yapılan değişiklikler, emekli aylıklarının her geçen yıl düşmesine neden olmuştur. Eğitim ve bilim emekçileri olarak emekli olduğumuzda açlık ve yoksulluk içinde yaşamak istemiyoruz! İnsanca bir emeklilik aylığı talep ediyoruz.”

    “GENEL GREV, GENEL DİRENİŞ ÖRGÜTLEMEYE ÇALIŞACAĞIZ”

    “Dünyanın her yerinde sınıflar arası ekonomik uçurum ne kadar artarsa o ülkedeki iktidar da o kadar otoriterdir” diyen Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bir taraftan otoriter rejime karşı mücadele ederken bir taraftan da ücretler arasındaki ücretlendirme farkını ortadan kaldırmak haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için bir kampanya başlattık. Kampanyayı yereldeki şubelerimizdeki arkadaşlarımız 1 Mayıs’a kadar sürdürecekler ama bunun öncesinde kent meydanlarında imza stantları açacağız ve Türkiye’deki siyasal, sosyal, anti-demokratik gelişmelerle ekonomik taleplerimizi birleştirerek genel grev, genel direniş örgütlemeye çalışacağız. Eğer ülkede yaşanan siyasal kaos, kargaşa, iradeye müdahale, halkları yok sayma, hukuku ortadan kaldırma hali devam ederse tüm emekçilerin genel grev, genel direnişi örgütleme hakkı da oldukça meşru bir hale geliyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • KESK Dersim Şubeler Platformu: SMA hastası çocukların yaşam hakkı devletin temel sorumluluğudur-VİDEO

    KESK Dersim Şubeler Platformu: SMA hastası çocukların yaşam hakkı devletin temel sorumluluğudur-VİDEO

    PİRHA-KESK Dersim Şubeler Platformu, SMA’lı çocukların yaşam hakkı için Yeraltı Çarşısı üstünde basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Türkiye’de yüzlerce SMA hastası çocuk gerekli tedaviye erişmek için zorlu bir mücadele veriyor ve devletten beklenen desteği yeterince görmüyor. Hükümeti ve Sağlık Bakanlığı’nı, çocuklarımızın hayati tedavilere hızlı ve tam erişimini sağlamak ve sosyal devlet anlayışını güçlendirecek adımları acilen atmak üzere göreve çağırıyoruz” denildi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Dersim Şubeler Platformu, SMA’lı çocukların yaşam hakkı için Yeraltı Çarşısı üstünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Eğitim-Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu. Açıklamada, ‘Zolgensma ilacı devlet tarafından karşılansın, Muhammed İzol, Ali Bıçkıcı ve tüm SMA’lı çocuklar yaşasın’ pankartı açıldı. Açıklamaya yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “DEVLET, YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ TAM OLARAK ÜSTLENMEKTEDİR”

    Türkiye’de yüzlerce SMA hastası çocuğun gerekli tedaviye erişmek için zorlu bir mücadele verdiğini ve devletten beklenen desteği yeterince göremediğini belirten İlhan Öner, “Muhammed İzol ve Ali Bıçkıcı gibi SMA hastası çocuklar, Almanya gibi sosyal devlet anlayışının güçlü olduğu ülkelerde dünyaya gelmiş olsalardı, teşhis konulur konulmaz tedavilerine başlanabilecek ve yaşamları bağış kampanyalarına bağlı kalmayacaktı. Türkiye’de ise bu tedaviler, büyük ölçüde bağış kampanyalarının başarısına ve toplumun desteğine dayanmaktadır. Bu tablo, sosyal devlet ilkelerinin uygulamada yetersiz kaldığını göstermektedir. SMA’lı çocukların tedavisinde de bağış yöntemine başvurulması, devletin yükümlülüklerini tam olarak üstlenmediğini göstermektedir” dedi.

    “BAĞIŞ KAMPANYALARIYLA, SMA’LI ÇOCUKLARIMIZIN YAŞAM HAKKI RİSKE ATILMAKTADIR”

    Ekonomik krizin toplumun bağış kampanyalarına katılımını güçleştirdiğini vurgulayan İlhan Öner, “Halkın temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı bir ortamda, SMA’lı çocuklarımızın tedavisi için gereken yüksek tutarların toplanması çok daha zor hale gelmektedir. Almanya, Polonya ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde Zolgensma devlet güvencesiyle sunulurken Türkiye’de hâlâ bağış kampanyalarına ihtiyaç duyulması, SMA’lı çocuklarımızın yaşam hakkını riske atmaktadır” diye belirtti.

    “ZOLGENSMA TEDAVİSİ DEVLET TARAFINDAN KARŞILANMALIDIR”

    Öner, taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-Zolgensma tedavisi derhal SGK kapsamına alınmalıdır.

    -İlk etapta devlet, Spinraza tedavisinin ilk doz maliyetine eşdeğer bir destek sağlayarak SMA’lı çocukların Zolgensma’ya erişimini kolaylaştırmalıdır.

    -Devamında Zolgensma tedavisinin tamamı devlet tarafından karşılanmalıdır.

    -SMA hastalarının ve ailelerinin karşılaştığı ekonomik ve psikolojik zorluklar için kapsamlı destek sağlanmalıdır.

    -Nadir hastalıklar konusunda adil, şeffaf ve sürdürülebilir sağlık politikaları geliştirilmelidir.

    -Muhammed İzol ve Ali Bıçkıcı gibi SMA hastası çocuklarımızın devam eden kampanyalarını destekliyor, tüm halkımızı bu konuda güçlü bir dayanışma sergilemeye davet ediyoruz. Yaşam hakkı, hiçbir koşulda pazarlık konusu edilemez.

    -Hükümeti ve Sağlık Bakanlığı’nı, çocuklarımızın hayati tedavilere hızlı ve tam erişimini sağlamak ve sosyal devlet anlayışını güçlendirecek adımları acilen atmak üzere göreve çağırıyoruz.

    “SESİMİZİ DUYURMAYA ÇALIŞIYORUM”

    SMA hastası Ali Bıçkıcı’nın annesi Elif Nur Bıçkıcı, ise şunları dile getirdi:

    “Maraş’ın Pazarcık ilçesinde yaşadıklarını ve 19 aydır devam eden kampanyamız % 11 de şu anda. Biz evladımızın sesini deprem bölgesinde duyuramadık diye 1 haftadır Dersim’e taşındık ve burada kalıyoruz ve evladımın sesini burada duyurmaya çalışıyorum. 25 aylık evladım gün geçtikçe gözümün önünde eriyip gidiyor, lütfen desteklerinizi evladımız için esirgemeyin.”

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim Sen Dersim Şubesi Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’ye verilen ceza protesto edildi-VİDEO

    Eğitim Sen Dersim Şubesi Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’ye verilen ceza protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-KESK Dersim Şubeler Platformu, Eğitim Sen Dersim Şubesi Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’ye verilen cezayı protesto ederek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Verilen bu ceza, yalnızca bir bireyin değil; sendikal haklarını savunan emekçilerin, kadın hakları için mücadele edenlerin ve demokratik kazanımları korumaya çalışan herkesin cezalandırılması anlamına gelmektedir” denildi.

    Eğitim Sen Dersim Şubesi Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’ye ‘Örgüt üyeliği’ suçlamasıyla yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. KESK Dersim Şubeler Platformu, Eğitim Sen Dersim Şubesi Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’ye verilen cezayı protesto ederek basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘Adalet, hukuk ve demokrasi için mücadele edeceğiz’ pankartı açıldı. Açıklamayı Eğitim Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “TOPLUMUN TAMAMININ ADALET DUYGUSU ZEDELENMEKTEDİR”

    AKP iktidarının yoğunlaşan baskısının Eğitim Sen Dersim Şubesi Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’yi de hedef aldığını belirten İlhan Öner, “Arkadaşımız hakkında açılan dava, bir tanığın şu ana kadar yüzlerce farklı dosyada yüzlerce farklı kişiyi suçlaması ve üzerlerine ifade vermesi üzerine başlatılmıştır. Büyük bir adaletsizlik örneği olarak arkadaşımıza 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiştir. Oysa aynı tanığın ifadeleri ile açılan benzer sayısız dosya çok değil, birkaç ay öncesine kadar takipsizlikle sonuçlanmaktaydı. Somut bir delile dayanmayan, yalnızca tanık beyanlarına dayandırılan bu karar, yargı mekanizmasının bağımsız ve tarafsız olması gerekirken siyasi ve keyfî uygulamalara açık hâle geldiğini açıkça göstermektedir. Dosyada birbiriyle çelişen, kolaylıkla çürütülebilecek tanık iddialarının esas alınması, yargının hukuka değil keyfiyete dayandırıldığını kanıtlar niteliktedir. Hukuki güvenliğin yok sayıldığı böyle bir karar, yalnızca arkadaşımızın değil, toplumun tamamının adalet duygusunu zedelemektedir” diye belirtti.

    “ADALETSİZLİĞE KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Demokratikleşme yönünde bir seyir beklerken ne yazık ki şiddet ve baskı sarmalının giderek daha da derinleştiğini ifade eden İlhan Öner, “Verilen bu ceza, yalnızca bir bireyin değil; sendikal haklarını savunan emekçilerin, kadın hakları için mücadele edenlerin ve demokratik kazanımları korumaya çalışan herkesin cezalandırılması anlamına gelmektedir. Kamu emekçilerinin sendikal haklarına yönelik hukuksuz ihraçlar, keyfî tutuklamalar ve artan baskılar, toplumsal dayanışmayı da hedef almaktadır. KESK Dersim Şubeler Platformu olarak, bu süreçte maruz kaldığımız adaletsizliğe karşı sessiz kalmayacağımızı, hukukun üstünlüğü ve temel haklarımız için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğimizi vurguluyoruz. İnsan hakları örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini ve tüm emekçileri ülkenin içinde bulunduğu hukuksuzluğa karşı dayanışmaya çağırıyoruz. Unutulmamalıdır ki, adil bir yargı sistemi ve özgür bir toplum, ancak toplumsal dayanışmanın güçlenmesi ve hak mücadelesinin ortaklaştırılmasıyla mümkündür. Arkadaşımızın yanında olmaya, adalet ve özgürlük talebimizi her alanda yükseltmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Açıklama ‘Baskılar bizi yıldıramaz’ ve ‘Direne direne kazanacağız’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Öğrencilerimizin geleceği için eğitim alanlarını savunuyoruz-VİDEO

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Öğrencilerimizin geleceği için eğitim alanlarını savunuyoruz-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılmasına tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmının, camiye ait olduğu iddiasıyla yıkılarak okuldan alınması, öğrencilerimizin eğitim hakkını ve güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir girişimdir. Munzur Ortaokulu velileri, öğretmenleri ve kentin demokratik kitle örgütleri olarak bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz” denildi. 

    Dersim’in Atatürk Mahallesi’nde bulunan ve yaklaşık 300 öğrencinin eğitim-öğretim gördüğü Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmı bitişiğindeki cami bahçesinin arsasına geçtiği gerekçesiyle geçtiğimiz günlerde daraltılarak müftülük talebiyle yeniden düzenlendi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Dersim’deki Munzur Ortaokulu’nun bahçesi, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılmasına tepki göstererek Munzur Ortaokulu önünde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını Eğitim Sen Şube Sekreteri İlhan Öner, okudu. Açıklamada, ‘Öğrencilerimizin geleceği için eğitim alanlarını savunuyoruz’ pankartı açıldı.

    “ÖĞRENCİLERİN GÜVENLİKLERİ HİÇE SAYILMAKTADIR”

    Eğitim alanlarını ve öğrencilerin güvenliğini savunduklarını belirten İlhan Öner, “Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmının, camiye ait olduğu iddiasıyla yıkılarak okuldan alınması, öğrencilerimizin eğitim hakkını ve güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir girişimdir. Munzur Ortaokulu velileri, öğretmenleri ve kentin demokratik kitle örgütleri olarak bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Müftülük, yaz tatili sırasında hiçbir bilgilendirme yapmadan iş makineleriyle okul duvarını yıkarak hem öğrencilerin güvenliğini tehlikeye atan hem de eğitim alanını daraltan bir adım atmıştır. Bahçenin bir kısmının cami alanına dâhil edilmesi, öğrencilerin oyun ve spor alanlarını kısıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda onların güvenliğini riske atmaktadır. Zaten yetersiz olan okul bahçesi, bu müdahaleyle daha da küçültülmüştür. Bu durum, öğrenciler için kazalara yol açabilecek tehlikeli bir ortam yaratmaktadır. Müftülüğün bu sorumsuz tavrı, yaklaşık 300 öğrenciyi güvenliksiz ve yetersiz bir alana hapsederek onların fiziksel gelişimlerini ve güvenliklerini hiçe saymaktadır” dedi.

    “OKUL BAHÇESİ ÖĞRENCİLERİMİZE GERİ VERİLMELİDİR”

    Okullarda yeterli oyun alanlarının olması çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimleri için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Öner, ” Munzur Ortaokulu bahçesinin daraltılması, öğrencilerin spor yapma, dinlenme ve sosyal etkileşim imkânlarını ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Ders aralarında rahatlayacak alan bulamayan öğrenciler, bu durumdan olumsuz etkilenecek ve eğitim performansları düşecektir. Bu yalnızca fiziksel bir daralma değil, çocuklarımızın geleceğine yönelik bir tehdittir. Öğrencilerimizin geleceğini, eğitim haklarını ve güvenliğini savunmak bizim için en öncelikli konudur. Öğrencilerimizin güvenli ve sağlıklı bir eğitim ortamına sahip olma hakkı, müftülüğün ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sorumsuz kararlarıyla ellerinden alınamaz. Güvenli ve sağlıklı bir eğitim alanı için yıkılan duvar acilen eski yerinde yeniden inşa edilmeli ve okul bahçesi öğrencilerimize geri verilmelidir. Aksi takdirde yaşanacak olumsuzluklardan müftülük ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü sorumlu olacaktır. Çocuklarımızın geleceği için eğitim alanlarına hep birlikte sahip çıkacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de okul bahçesine cami ayarına tepki: Öğrencilerin hayatını etkiliyor-VİDEO
    -Kordu: Okul ile camiyi yan yana inşa etmek tesadüf değil; inancımıza Sünni aklı dayatıyorlar
    -Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılması Meclis gündemine taşındı

  • KESK Dersim Şubeler Platformu: Öğretmenlik Meslek Kanunu geri çekilsin-VİDEO

    KESK Dersim Şubeler Platformu: Öğretmenlik Meslek Kanunu geri çekilsin-VİDEO

    PİRHA-KESK Dersim Şubeler Platformu, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin açıklama yaptı. İktidarın Öğretmenlik Meslek Kanununu sessiz sedasız Meclis’ten geçirmek istediği belirtilen açıklamada, “Tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmeyi amaçlayan öğretmenlerin haklarını koruyacak, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanununu hep beraber hazırlayalım” denildi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesi öğretmenler, AKP-MHP tarafından Meclis’e sunulan ve Genel Kurul’da görüşülen Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı eylemde.

    KESK Dersim Şubeler Platformu, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘Öğretmenlerin sesine kulak verin, ÖMK’yi derhal geri çekin’ pankartı açıldı. KESK Dersim Şubeler Platformu adına açıklamayı Eğitim-Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “KANUN TEKLİFİ, ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİ DEĞERSİZLEŞTİRMEKTE”

    Ankara Kızılay’da iktidarın eğitim ve bilim emekçilerine, sendikamız Eğitim-Sen yönetici ve üyelerine yapılan saldırıyı ve demokratik haklarımızı kullanmamızı engellenmesini şiddetle kınadıklarını belirterek sözlerine başlayan İlhan Öner, “Toplumsal ilişkileri ve geleceğimizi kendi ideolojik referanslarına göre şekillendirmeyi hedefleyen Öğretmenlik Meslek Kanununu sessiz sedasız Meclis’ten geçirmek istiyorlar. Sendikamız EĞİTİM SEN Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) gündeme getirildiği günden bu yana teklifinin tehlikelerine ve iktidarın teklifle neleri hedeflediğine dikkat çekmektedir. İktidara ve Milli eğitim Bakanlığına uyarılarda bulunmaktadır. Ancak AKP+MHP iktidar bloğu uyarıları ve eleştirileri dikkate almadığı gibi cemaatlerin, tarikatların isteklerine göre hareket etmektedir. Yasa teklifinin hazırlanma sürecinde yandaş sendikalar dışında kimsenin düşünce ve önerileri alınmamış, eleştirilere kulaklar tıkanmış, Bakanlık bildiğini okumuştur. Kanun teklifi öğretmenlik mesleğini değersizleştirmekte, öğretmenlerin iş güvencesini ciddi anlamda tehdit etmekte, eğitim fakültelerinden mezun olmayı ayrıntıya indirgeyip kurulacak Eğitim Akademileri üzerinden AKP kadrolarını yetiştirmeyi hedeflemektedir” dedi.

    “KAPSAYICI BİR MESLEK KANUNU HEP BERABER HAZIRLAYALIM”

    İktidara Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu geri çekme çağrısında bulunduklarını ifade eden Öner, “Gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsanız, ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” metnini esas alın. 5 Ekim 1966 yılında kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan bu tavsiye kararı, öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik olarak bugüne kadar atılmış en önemli ve kapsamlı adımdır. Bu metin dikkate alınmadan hazırlanan bir Meslek Kanununu kabul etmemiz mümkün değildir. Gelin tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmeyi amaçlayan öğretmenlerin haklarını koruyacak, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanununu hep beraber hazırlayalım” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Bir can kaybına daha tahammülümüz yok-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Bir can kaybına daha tahammülümüz yok-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Temmuz’da Pülümür Vadisi’nde aracın üzerine taş düşmesi sonucu Deniz Doğan isimli yurttaşın yaşamını yitirmesi üzerine basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada, “Dersim’de son altı ay içerisinde meydana gelen bu can kayıpları, doğal olayların sebep olduğu can kayıpları değildir. Yaşanan can kayıplarına doğrudan doğruya tedbirsizlik sebebiyet vermiştir” denildi.

    Dersim’de Ovacık Vadisi’nde Ekber Soylu, Pülümür Vadisi’nde ise Deniz Doğan isimli yurttaşlar araçlarına taş düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmişti.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Temmuz tarihinde Pülümür Vadisi’nde aracın üzerine taş düşmesi sonucu Deniz Doğan isimli yurttaşın yaşamını yitirmesi üzerine Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, ‘Vadilerimizde önlemler alınsın. Önlenebilir ölümler ve yaralanmalar son bulsun’ pankartı açıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı Eğitim-Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “YETKİLİLER BİR AN ÖNCE ÖNLEM ALSIN”

    Dersim’de son 6 ay içerisinde meydana gelen can kayıplarına doğal olayların sebep olmadığını ifade eden İlhan Öner, “Evet, kaya düşmesi doğal bir olaydır, ancak bu doğal olayın sonucu meydana gelen ölümler olağan ve doğal ölümler değildir. Yaşanan can kayıplarına doğrudan doğruya tedbirsizlik sebebiyet vermiştir. Yetkililer tarafından gerekli tedbirler alınmış olsaydı, kaybettiğimiz canlar bugün aramızda ve yaşıyor olacaklardı. Buradan yetkililere hatırlatmak istiyoruz. Bu karayollarını araçları ile veya yaya olarak kullanan herkes her gün bu tehlike ile karşı karşıyadır. İfade ettiğimiz sorun hayati öneme sahip olduğundan yetkililerin bu önem ve duyarlıkla soruna yaklaşmalarını ve bir an evvel önlem almalarını bekliyoruz. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, genç kardeşimiz Deniz Doğan’ın yaşamını kaybettiği olayın son olay olmasını diliyor, bir canımızı daha kaybetmeye tahammülümüzün kalmadığını buradan hatırlatmak istiyoruz. Dünya kültürel mirası listesine girebilecek ölçüde nadide özelliklere sahip coğrafyamızın, önlenebilir doğa olaylarının insan yaşamına son vermesiyle bilinen bir coğrafya olmasını istemiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘2023-2024 eğitim yılında bilim ve laiklik karşıtı uygulamalar artarak sürdü’-VİDEO

    ‘2023-2024 eğitim yılında bilim ve laiklik karşıtı uygulamalar artarak sürdü’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı sonunda eğitimin durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “İktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar artarak sürmüştür” denildi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı sonunda eğitimin durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayı Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    Dünyanın her yerinde eğitim sisteminin, toplumların temel değerlerinin çocuklara ve gençlere aktarılması üzerine kurulduğunu belirten İlhan Öner, “Bu haliyle de eğitim sistemi ve okullar, aynı zamanda toplumsal ve kültürel değerlerin yeniden üretim yerleridir. Eğitim sisteminde yaşanan dönüşümler, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik, toplumsal ve siyasal sistemin gelişim süreçlerinden ayrı ya da bağımsız değildir. Bu nedenle Türkiye gibi ülkelerde laiklik ve laik-bilimsel eğitim mücadelesi, okulda ve toplumda yürütülen başta çocuk hakları olmak üzere temel haklar, eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinden ayrı değildir. Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı hayata geçirilmeden, bunun için ülke çapında kamusal eğitim uygulamaları için somut adımlar atılmadan, ekonomik krizle satın alım gücü ciddi anlamda azalan, çocuklarını okula aç göndermek zorunda bırakılan halkının cebinden yaptığı eğitim harcamalarındaki artışı durdurabilmek mümkün değildir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, başta müfredat değişiklikleri olmak üzere, iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar artarak sürmüştür” dedi.

    “LAİK, BİLİMSEL VE ANA DİLİNDE EĞİTİMİ SAVUNMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

    Öner, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, her adımın paralı hale geldiği bir eğitim düzeninde velinin de öğrenicinin de eğitimcinin de kendi haklarını elde etmesini tek yolu, hiç kimseyi dışlamayacak, herkes için gerçek anlamda eşit bir eğitim düzenin kurulmasıdır. Bunun için tüm eğitim masraflarının devlet tarafından üstlenildiği, zenginle fakirin aynı eğitimi aldığı koşulların oluşturulması gerekmektedir. Eğitim sistemi ve okullar ya tamamen egemen ideolojiye teslim edilecek ya da çocuk ve gençlerin nasıl bir eğitim alması, nasıl bir toplumda yaşaması isteniyorsa, onun için mücadele edilecektir. Sendikamız iktidarın ‘piyasa ve din merkezli’ politikalarına karşı kamusal, demokratik, laik, bilimsel ve ana dilinde eğitimi savunmayı sürdürecektir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitimciler, İbrahim Oktugan için ülke genelinde eylemde!-VİDEO

    Eğitimciler, İbrahim Oktugan için ülke genelinde eylemde!-VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen, silahla vurularak öldürülen okul müdürü İbrahim Oktugan için bir günlük iş bırakma eylemi düzenledi.

    İstanbul’un Eyüp ilçesindeki özel bir lisede görev yapan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan emekli öğretmen İbrahim Oktugan, eski öğrencisi tarafından silahla vurularak hayatını kaybetmişti.

    İbrahim Oktugan’ın (74) ölümüne neden olan 17 yaşındaki Iraklı Y.K., çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    EĞİTİM SEN ÜYELERİ ÜLKE GENELİNDE İŞ BIRAKTI

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyeleri, İbrahim Oktugan’ın öldürülmesini protesto etmek üzere 10 Mayıs itibariyle bir günlük iş bıraktı. Eğitim Sen, yaşanan saldırı sonrasında yaptığı basın açıklamasında, eğitimcilere yönelik şiddet konusunun TBMM tarafından ele alınması gerektiğini vurgulamıştı.

    DERSİM’DE EĞİTİMCİLER EYLEMDE!

    Eğitim Sen Dersim Şubesi ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Dersim Şubesi, Tunceli Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamayı Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    Yapılan protesto eyleminde ‘Karanlığa ve şiddete hep birlikte dur diyelim’ pankartı açıldı.

    Eyleme, Eğitim Sen Dersim Şubesi ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Dersim Şubesi üyeleri, Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ve çok sayıda yurttaş da katıldı.

    “ÖĞRETMENLER, ŞİDDETİN HEDEFİ OLMAYA DEVAM EDİYOR”

    Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner, eğitim emekçilerinin okullarda şiddetin hedefi olmaya devam ettiğini vurgulayarak “Bugüne kadar eğitimden sorumlu olanların yaptıkları açıklamalarda eğitimde yaşanan olumsuzlukların sorumlusu olarak öğretmenleri göstermesi, CİMER uygulamasının bizlere karşı bir sopaya dönüştürülmesi, MEB’in eğitimde yaşanan sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmenleri ve idarecileri veli/öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur. Şiddetin, cinayetin tek bir faili olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Cinayetin arkasındaki zihniyet, bizleri ötekileştiren, her fırsatta tehdit ederek hedef haline getiren, mesleğimizin itibarını ayaklar altına alanlardır. Öğretmene yapılan her saldırı, tüm topluma ve ülkenin geleceğine yapılmış bir saldırıdır” dedi.

    ‘Susma, haykır şiddete hayır’ sloganları atılmasının ardından açıklama sona erdi.

     

    MERSİN

    “CİNAYETİN TEK FAİLİ OLMADIĞINI HEPİMİZ BİLİYORUZ”

    Eğitim Sen Mersin Şubesi ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde eğitimcilere yönelik şiddeti protesto etti. Eylemde “Öğretmenler birlikte güçlü”, “Susma haykır şiddete hayır”, “Öğretmene şiddet politiktir” sloganları atıldı.

    Yapılan basın açıklamasında konuşan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, “Bu ülkede okulda öğretmen öldürüldü! Söz bitti! Şiddetin, cinayetin tek bir faili olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz” dedi.

    Okullardaki şiddetin arkasındaki nedenler ortaya çıkarılmasını, eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlanmasını talep eden Sümbül, eğitimde şiddet yasasının çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Şube Başkanı Nebil Birtek ise, Milli Eğitim Bakanlığı’nı patronların bakanı olmakla eleştirerek, “İntiharda, iş cinayetlerinde, saldırılarda kaybettiğimiz meslektaşlarımızın asıl katili bu eğitim düzenidir. Derhal düzen sağlanmalıdır.
    Emeğimizi ve mesleğimizi patronlara teslim etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

     

    ANTALYA

    Eğitimciler, İbrahim okutan için Antalya’da da sokağa çıktı. Yapılan basın açıklamasında “Öğretmene yönelik şiddet ve cinayetlerin sorumlusu iktidarınızdır. Yeter artık, şiddet yasası çıksın!” vurgusu yapıldı.

     

    ANKARA

    Eğitimciler, “Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz!” diyerek Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir araya geldi. Eğitim Sen’in çağrısıyla yapılan eyleme Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası da destek verdi.

    “Can güvenliğimiz sağlansın, gerekli tedbirler alınsın!” pankartı açan eğitimciler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) kadar yürüdü.

    “DAHA KAÇ EĞİTİMCİNİN CAN VERMESİ GEREKİYOR?”

    Meclis parkında yapılan basın açıklamasında konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Cinayetin tek bir faili olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Cinayetin arkasındaki zihniyet, bizleri ötekileştiren, her fırsatta tehdit ederek hedef haline getiren, mesleğimizin itibarını ayaklar altına alanlardır.

    Dünyada Başöğretmen unvanlı tek lider olan Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylediği gibi “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.”

    Öğretmenler, toplumun temel taşlarını döşeyen, gelecek nesilleri yetiştiren ve aydınlık bir geleceğe rehberlik eden mimarlardır.

    Öğretmene yapılan her saldırı, tüm topluma ve ülkenin geleceğine yapılmış bir saldırıdır. Unutmayalım ki, eğitimsiz bir toplum, karanlığa mahkumdur.

    Buradan Milli Eğitim Bakanı’na soruyoruz;

    * Okulda şiddeti önlemek için daha kaç eğitim emekçisinin şiddete uğraması, can vermesi gerekiyor?

    * İktidarın ve MEB’in plansızlığı nedeniyle okullarımız güvenlik açısından ciddi risk altındadır.

    Okullarımızdaki güvenlik açığının faturasını canımızla mı ödeyeceğiz?

    Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Her suç gibi bu suçun da azmettiricileri olduğunu biliyor ve onları çok iyi tanıyoruz.

    -Daha önce defalarca yaşadığımız cinayetler gibi bu son cinayetin de azmettiricileri; öğretmenliği itibarsızlaştıranlardır, herkes öğretmenlik yapabilir, öğretmenler çalışmıyor ya da az çalışıyor gibi yanlış bir algıyı toplumda yaymaya çalışanlardır.

    – Bizleri bugün okullarımızda açık hedef haline getirenler; liyakatsiz şekilde atandıkları koltukları bir hükümdarlık alanı gibi kullananlardır!

    Her fırsatta bizleri aşağılamaya çalışan siyasi iktidardır, onların atadığı yöneticilerdir. Öğretmenliğin aynı zamanda bir uzmanlık mesleği olduğunu görmezden gelenlerdir.”

    İSTANBUL

    Eğitimde şiddete hayır’ şiarıyla bir araya gelen meslek örgütleri, ‘Öğretmenlere yönelik şiddet ve itibarsızlaştırma politikalarının protesto etmek için Beyazıt tramvay durağında buluşarak İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü. Eylem için toplanan kitle, “Okulda ölmek istemiyoruz”, “Susma haykır eğitimde şiddete hayır”, “Direne direne kazanacağız” “Tarikata değil öğretmene sahip çık” sloganlarını attı.

    Eğitim emekçilerine İstanbul Tabip Odası da destek verdi. Hekimler adına söz kullanan İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ertuğrul Oruç, öğretmenlerin de hekimler gibi görevi başında şiddete uğradığına dikkat çekerek, “Acınızı çok iyi anlıyor ve öfkenizi paylaşıyoruz. Unutmayalım 12 Eylül sonrası piyasalaştırmanın ve mesleki itibarsızlaştırmanın en yoğun saldırısı eğitim alanında olmuştu. Bu iktidar döneminde de aynı saldırı devam etti. adım adım bugünlere geldik. Bu cinayet bir günde olmuş değil. Örgütlü mücadelenizde sonuna kadar yanınızda olduğumuzu belirterek dayanışma duygularımızı paylaşıyoruz.” dedi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası adına söz alan Ozan Fındık ise “İbrahim öğretmen bir özel sektör öğretmeniydi. Bizler İbrahim öğretmenle aynı kaderi paylaşıyoruz. basında çıkan haberlerde gördük. İbrahim öğretmeni öldürenin öğrencisi olduğu söyleniyordu ama biz buna inanmıyoruz. İbrahim öğretmen bir kişinin kurşunuyla ölmedi. Yıllardır adım adım  gelen sömürü politikalarının sonucunda öldü” diye konuştu.

    NE OLMUŞTU?

    Y.K. (17), iddialara göre geçtiğimiz aylarda disiplin suçları sonucu okuldan atıldı. 5 ay sonra okula gelen Y.K. 7 Mayıs’ta Oktugan’ın odasına girerek silahla 3 kez ateş ettikten sonra kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, okul müdürünü ağır yaralı olarak hastaneye kaldırdı. Öğretmen Oktugan, yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim Sen Dersim Şubesi: Laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz-VİDEO

    Eğitim Sen Dersim Şubesi: Laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Dersim Şubesi, MEB’in yeni müfredatına tepki göstererek, basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “Eğitim müfredatı olmaktan çok siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz” denildi.

    Eğitim Sen Dersim Şubesi, MEB’in yeni müfredatına tepki göstererek, basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “YENİ MÜFREDAT SORGULAMAYAN NESİLLER YETİŞTİRMEK AMACIYLA HAZIRLANDI”

    Yeni müfredatın düşünmeyen, sorgulamayan ve eleştirmeyen nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlandığını belirten İlhan Öner, “Bugün karşımızda eğitim programlarında yapılan teknik değişikliklerden çok, iktidarın siyasal programına paralel olarak hazırlanmış bir eğitim müfredatı bulunmaktadır. Dolayısıyla yeni müfredata yönelik eleştiriler sadece pedagojik değil, aynı zamanda siyasal bir nitelik taşımak zorundadır. Çocuklarımızın eğitiminde telafisi güç olumsuzluklar yaratacak bu müfredat değişikliği kabul edilemez. Eğitim Sen olarak eğitim müfredatı olmaktan çok siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM