Etiket: iliç maden faciası

  • İliç davasında skandal!

    İliç davasında skandal!

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesinde Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin hayatını kaybettiği faciada yeni bir skandal açığa çıktı. Anagold Madencilik şirketine danışmanlık hizmeti veren Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin, aynı zamanda İliç davasında da mahkemece ‘bilirkişi’ olarak atandığı ortaya çıktı.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik A.Ş’ne ait Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin hayatını kaybettiği olayın 7. duruşması, yarın Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam edecek. Mahkeme öncesi gelen son bilgilere göre, mahkemeye sunulan son bilirkişi raporunda Anagold Madencilik şirketine danışmanlık hizmeti veren ve ticari ilişkisi olduğu açığa çıkan Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin de imzası bulunuyor.

    Davanın başından beri tarafsızlığı sorgulanan mahkeme heyetinin, Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’yi ‘bilirkişi’ olarak ataması yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Hem şirketle ilişkisi bulunan hem de mahkemeye ‘bilirkişi’ olarak atanan Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin, durumu mahkemenin tarafsızlığına gölge düşüreceği dile getiriliyor.

    Tüm bu gelişmeleri faciada hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız’a sorduk.

    “BU DAVANIN BAŞINDAN BERİ TARAFSIZ VE ADİL BİR ŞEKİLDE YÜRÜMEYECEĞİNİ BİLİYORDUK”

    Bu haberi ilk duyduklarında büyük bir şok yaşadıklarını belirten Duygu Yıldız, “Haberi ilk gördüğümüzde büyük bir şok yaşadık. Zaten bu davanın en başından beri adil ve tarafsız yürütülmeyeceğini biliyorduk. Bu davanın güçlüyü kollayacağını, emekçiyi göz ardı edeceğini, yok sayacağını, yaşama hakkının ve canının bir kıymetinin olmadığını zaten biliyorduk. Ama bu kadar göz göre göre, fütursuzca, korkusuzca ve ahlak dışı davranacaklarını hiç düşünmediklerini” söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bizim düşüncemiz en azından davanın kitabına uygun bir şekilde yürütülmesiydi, böyle inanmıştık. Ama o kadar korkusuzlar ki, başlarına hiçbir şey gelmeyeceğinden o kadar eminler ki, her şeyi yapabileceklerini düşünüyorlar. O cesaretteler. Devletin her mekanizmasını bu kadar kolaylıkla ele geçirebilen, bu kadar rahatlıkla hareket ettirebilen kimseyi biz görmedik.

    “Bu firmaya daha önce danışmanlık yapmış, belli bir ücret karşılığında hizmet vermiş bir kişi, uzman olarak atanabiliyor. Yani suçlulara bilirkişi raporu hazırlatılıyor. Bu kadar da olmaz. Taraflı olduklarını biliyoruz ama bu kadar da taraflı olunmaz.”

    “HİÇ Mİ ACILARIMIZA SAYGI DUYMUYORLAR”

    Yaşadıkları acılara hiç saygı duyulmadığını ifade eden Duygu Yıldız, “Hiç mi bu ülkede insanlara saygı duymuyorlar? Hiç mi bizim acımıza saygı duymuyorlar? Hiç mi empati kurmuyorlar? Bu kadar mı empatiden, vicdandan, ahlaktan uzaklar? Yani biz mi suçluyuz? Bu olaylarda suçlu biz mi oluyoruz? İşçi olduğumuz için, emekçi olduğumuz için, fakir olduğumuz için sanırım biz suçluyuz. Orada çalışıyorsak, herhâlde ölümü de kabul ediyoruz diye düşünüyorlar. Bu ülkede emekçinin, işçinin hakkı bu kadar mı? Bizim değerimiz bu kadar mı?” diye sordu.

    Olayda devletin ve hükümetin sorumluluğuna dikkat çeken Duygu Yıldız, “Bu devlet, bu katliamda evladını kaybetmiş ailelere hiç mi bir borç hissetmiyor? Adaleti tesis edebilmek adına hiç mi bir sorumluluk duymuyor? Denetimi yapmadın. Bari bu olaydan sonra, en azından bu ailelerin yüreğine bir nebze su serpebilirdin. Ama bunu bile çok görüyorlar” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Yıldız, madenin yeniden açılmak istenmesi tartışmalarına dair ise şunları söyledi:

    “Daha dava bitmedi ama biz madenin açılmasını konuşuyoruz. Bu davada kimin ne kadar suçlu olduğu, hangi üretim sürecinin yanlış olduğu bile daha netleşmemişken Mayıs’ta madeni açacaklarını söylüyorlar. Yani diyorlar ki: “Siz yaşarken ölmeyi de hak ediyorsunuz.” Bu ülke için kıymetli olan paradır, sermayedir, güçtür. Yaptırım gücü olan budur. Maalesef çok acı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bize 53 gün boyunca büyük bir travma yaşattılar. Şimdi de iki senedir her gün gözümüze soka soka bu acıyı yaşatıyorlar. Yazıklar olsun. Hakkımızı helal etmiyoruz. Gün gelecek, devran dönecek. Biz de o zaman, kim suçluysa onun hesabını göreceğiz. Buna inanıyoruz. Bu devran eninde sonunda dönecek” dedi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İliç davası öncesi Yıldız ailesinden tarihi mesaj: Biz hakime güvenemezsek, sermaye bize neler yapmaz! VİDEO

    İliç davası öncesi Yıldız ailesinden tarihi mesaj: Biz hakime güvenemezsek, sermaye bize neler yapmaz! VİDEO

    PİRHA- Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik A.Ş’ye ait Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin hayatını kaybettiği olayın 7. duruşması 14.04.2026 tarihinde görülecek. Duruşma öncesi mücadele ve adalet çağrısı yapan Yıldız ailesi, “İnancımızı ne kadar yitirmiş olsak da mücadele etmeye devam edeceğiz, abim için, bu ülke ve topraklar için mücadele edeceğiz” dedi.

    Erzincan İliç’te Anagold Madencilik A.Ş’ye ait Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te yığın liç alanının çökmesi sonucu toprak altında kalan 9 işçi hayatını kaybetti, 10 milyon metreküp siyanürlü toprak kaydı.

    Yaşanan olayın ikinci bir Çernobil faciası olduğu değerlendirilirken, yaşananların üzerinden 2 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen etkin bir soruşturma yürütülemedi. Açılan davada asıl sorumlular yargı karşısına çıkarılmadı ve olayda asıl sorumluluğu bulunanlar aklandı.

    14.04.2026 tarihinde görülecek 7. duruşma öncesi faciada hayatını yitiren Uğur Yıldız’ın ailesi verdiği mesajda, “14 Nisan’da 7. duruşma görülecek. Başta siyasi partiler olmak üzere, tüm sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi bu davayı takip etmesini istiyoruz” diyerek, kamuoyuna ve sivil toplum kuruluşlarına davaya katılım çağrısı yaptı.

    “BU ÜLKE VE TOPRAKLAR İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Duruşma öncesi konuşan Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız, “İnancımızı ne kadar yitirmiş olsak da mücadele etmeye devam edeceğiz; abim için, bu ülke ve topraklar için mücadele edeceğiz” dedi ve devamında ise şunları kaydetti:

    “14 Nisan’da 7. duruşma görülecek. Başta siyasi partiler olmak üzere, tüm sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi bu davayı takip etmesini istiyoruz. Savcılık mütalaasını vermiş, iki kişi suçlu bulunmuş. Tonlarca siyanür atığını Fırat Havzası’na karıştıranlar, 9 madencinin ölümüne sebep olan Anagold Firması’ndan sadece 2 kişi suçlu bulunmuş. Bu katliama sebep olanlar sadece iki kişi olarak gösterilmekte. Biz bu ülkenin hakimine, savcısına güvenemezsek, bu ülkenin hakimi savcısı bunu bize reva görürse bu ülkede bizi sömüren yabancı ve yerli sermaye şirketleri bizlere neler yapmaz!”

    Yıldız, hak ve adalet mücadelesi verenleri selamlayarak şunları söyledi: “Başta Akbelen’de Esra Işık olmak üzere, orada mücadele verenlere, Başaran Aksu’ya, BIR TEK- SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e, doğru haberler yaptığı için, doğru haberleri ülkesine duyurduğu için İsmail Arı’ya, Alican Uludağ’a, herkese buradan selam olsun” dedi.

    Yaşanan haksızlık ve adaletsizlik olayları ne kadar farklı olursa olsun mücadelenin bir olduğuna dikkat çeken Duygu Yıldız, “Aynı adaletsizlik üzerinden ne yazık ki herkes nasibini alıyor. Bu ülkede kim doğru bir mücadele içindeyse cezalandırılıyor, biz de bu cezalandırılanlar arasındayız, onlar da öyle. Yılmayacağız. İnanıyoruz, bir yerde her şey değişecek ve biz de bu mücadelenin içerisindeyiz.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İliç davasında isyan: Asıl sorumlular yargılanmıyor, facia kapatılmak isteniyor!-VİDEO

    İliç davasında isyan: Asıl sorumlular yargılanmıyor, facia kapatılmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA- İliç maden faciası davasının son durumunu değerlendiren PSAKD Erzincan Sekreteri Fikri Demirel ve Av. Semanur Dikme, davada bugüne kadar somut adımların atılmadığını, asıl suçluların yargılanmadığını ve facianın hiçbir şey olmamış gibi kapatılmak istendiğini belirttiler.

    İliç maden faciasının üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen halen dava dosyasında ve yargılamada belirsizlik devam ediyor. Şimdiye kadar asıl sorumluların mahkemeye çıkarılmazken, faciada sorumluluğu olanlar davadan aklanarak dosya dışına çıkarıldı.

    Davadaki son durumu ve yaşananları PSAKD Erzincan Sekreteri Fikri Demirel ve Av. Semanur Dikme ile konuştuk:

    “MADENİN TEKRARDAN AÇILMASI SADECE BİZİM İÇİN DEĞİL GELECEK NESİL İÇİNDE TEHLİKE DOĞURACAKTIR”

    İliç faciasında 9 canın hakka yürüdüğünü söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri(PSAKD) Erzincan Sekreteri Fikri Demirel, “Bu facia aynı zamanda Çernobil kadar etkisi olan bir doğa katliamıdır. Bu katliam sadece doğaya, hayvancılığa, arıcılığa, tarıma tümünden zarar vermemiştir, yaşamın her alanında zarar veren bir faciadır” dedi.

    Demirel, madenin yeniden açılmak istenmesine ilişkin ise şunları belirtti: “İliç’te tekrardan altın madeni açılır ve yine böyle bir felaket yaşanırsa, bu yaşanacak felaket sadece bir bölgeyle sınırlı kalmaz. Etkileri tüm bölgeye ve hatta tüm dünyaya yayılır. O yüzden İliç madeninin kapatılması ve bir daha açılmaması gerekir. Eğer tekrardan açılırsa sadece bizim için değil gelecek nesiller için de büyük bir tehlike olur”

    Fikri Demirel, zaten bir madenin açıldığını ve bununda facia ile sonuçlandığını ama insanların yoksulluğunu kullanarak maden projelerine mahkum bırakılmak istendiklerini söyledi ve “Kamuoyunda sürekli şunu diyorlar işte İliç’te yaşayan insanlar mağdur, maden tekrar açılsın. Peki maden açılmadan önce nasıl yaşıyordu bu insanlar? Şu ana kadar maden mi vardı?” diyerek, insanların eskisi gibi başka işlerde çalışabileceklerini belirtti.

    Davada halen asıl sorumluların yargılanmadığını belirten Fikri Demirel, “Suçluların yargılanması gerekir. Ne yazık ki şu ana kadar yapılan yargılamalarda asıl suçlulardan hiçbiri yargılanmamıştır. O yüzden bu davayı Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri olarak sürekli takip ediyoruz” dedi.

    “BİZLER BU TOPRAKLARDA MAYALANDIK KİRLETİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Davanın avukatlarından Av. Semanur Dikme de, “İliç maden faciası davasının 6. duruşması görüldü. İlk celseden beri takip ediyoruz ve ilk celseden beri davanın aydınlatılması için sayısız talebimiz var. Keşif gibi oldukça makul ve CMK usulünce yapılması gereken taleplerimiz reddediliyor” ifadelerini kullandı ve mahkeme heyetince davanın göstermelik olarak devam ettiğini belirtti.

    Mahkeme başkanının ve heyetinin siyasi saiklerle hareket ettiğini söyleyen Dikme, “Bu süreç bizi reddi hâkime kadar götürdü ama reddi hâkimden de bir sonuç alamadık” dedi ve davada adil yargılamanın sağlanamadığını, asıl sanıkların hala yurt dışında olduğunu söyledi.
    Av. Semanur Dikme, davanın en önemli boyutunun gizlenmek istendiğine dikkat çekti “Bunun dışında özellikle bu celsede de dikkat çeken şey davanın eko-kırım boyutudur. Bu sorun dosyanın arka planına atılmaya çalışılıyor. Bizler bu topraklarda mayalandık. Bu toprakların insanlarıyız ve bize bu dosyanın, İliç maden faciasının ekoloji ile bir alakasının olmadığı söyleniyor”

    Dİkme sözlerini şöyle tamamladı,

    “Bizler Xızır ayındayız. Bildiğiniz üzere Fırat Nehri Xızır ayında, Xızır’ın kutsadığı yerlerden biridir ve bu maden sahası Fırat’a siyanür akıtıyor, zehir akıtıyor ve bize kalkıp bunun yaşanan olayla bir alakasının olmadığı söyleniyor. Ancak bizler umutsuz değiliz. Her celse daha da kalabalığız. Daha da kalabalık olmaya devam edeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Cem EKİNCİ/ERZİNCAN

    İLGİLİ HABERLER

    >İliç davasında 6. duruşma görüldü: Adalet sağlansın!

  • İliç davasında adalet isyanı: Oğlum toprağın altında, sanık doğum günü istiyor!-VİDEO

    İliç davasında adalet isyanı: Oğlum toprağın altında, sanık doğum günü istiyor!-VİDEO

    PİRHA – Erzincan’ın İliç ilçesinde 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasına ilişkin davanın 5. duruşması dün görüldü. Önceki duruşmalara kıyasla gergin bir atmosferde geçen dava, 17 Şubat 2026 tarihine ertelendi. Faciada oğullarını kaybeden Yıldız ailesi, duruşma sürecine ve mahkemede yaşananlara ilişkin değerlendirmelerini PİRHA’ya anlattı.

    Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2010 yılından bu yana altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda, 13 Şubat 2024’te çıkarılan toprağın kayması sonucu meydana gelen faciada 9 işçi yaşamını yitirmişti. Duruşma öncesinde aileler ve destek veren kurumlar tarafından “adalet yürüyüşü” gerçekleştirildi.

    “DAVANIN HÂKİMİ AKP’Lİ VEKİLLE MECLİS’TE POZ VERİYOR”

    Faciada hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız, duruşma öncesinde yapılan yürüyüşe ilişkin şunları söyledi:

    “Erzincan Dörtyol’dan adliyeye yürüdük. Başta Erzincan halkı olmak üzere, bize destek veren milletvekillerine, siyasi parti temsilcilerine ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyorum. Adliye önünde basın açıklaması yaptık.”

    Yıldız, reddi hâkim talebine gerekçe olan bir fotoğrafa da dikkat çekti. Mahkeme Başkanı Yavuz Özkan’ın, Erzincan Cumhuriyet Savcısı Mustafa Değerli ile birlikte AKP Erzincan Milletvekili Süleyman Kahraman’ı Meclis’te ziyaret ederek fotoğraf çektirmesine tepki gösteren Yıldız, şunları dile getirdi:

    “Mahkeme başkanı, bir önceki duruşmadan sonra savcıyla birlikte AKP’li milletvekiliyle Meclis’te poz verdi. Anagold’un 30 avukatı var, bizim 1 avukatımız var. Sonra diyorlar ki ‘Davaya baskı yapıyorsunuz.’ Asıl baskıyı kim yapıyor? Biz mi Meclis’te poz veriyoruz, onlar mı?”

    “OĞLUM TOPRAĞIN ALTINDAYKEN BU NASIL ADALET?”

    Ali Ekber Yıldız, tutuklu sanıklardan birinin mahkemede yaptığı konuşmaya da tepki gösterdi:

    “Kanadalı tutuklu ‘Yarın doğum günüm, beni tahliye edin, çıkıp doğum günümü kutlayayım’ diyor. Benim oğlumun da 10 gün sonra doğum günü var. Biz ne yapacağız? Oğlum toprağın altında çürürken, o doğum gününü düşünüyor. Sanık avukatları da adli kontrollerin kaldırılmasını istiyor. Biz her gün mezara gidiyoruz. Bu nasıl adalet?”

    Adalet Bakanı’nın “Türkiye’de hukuk ve adalet var” yönündeki açıklamalarına da tepki gösteren Yıldız, “Nerede bu hukuk, nerede bu adalet? Türkiye’de hukuk da kalmamış, adalet de” ifadelerini kullandı.

    “BENİM İÇİN EVLADIM ÖNEMLİ”

    Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız ise adalet beklentisinin kalmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Adalet beklentiniz var mı derseniz, pek yok. Davanın iyi sonuçlanacağını da düşünmüyorum. Çünkü bu ülkede adalet de yok, yasa da yok. İnsan öldürüp içeri girmek daha iyi.”

    Maden ocağının yeniden açılmasına karşı olduklarını vurgulayan Yıldız, “Daha dava bitmeden maden açılsın diyorlar. Açılırsa felaket daha büyük olur. ‘Halk geçinemiyor’ diyorlar ama oranın halkı açlıktan ölmüyor” dedi.

    Mahkemede yalnız kaldıklarını söyleyen Sevda Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bugün mahkemede tek bir aile olarak biz vardık. Diğer aileler başından beri gelmedi. Belki onlar için para daha önemli. Ama benim için evladım önemli. Oğlumun kanının yerde kalmasını istemiyorum.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Erzincan’da görülen İliç Maden Katliamı davası 17 Şubat’a ertelendi- VİDEO

    Erzincan’da görülen İliç Maden Katliamı davası 17 Şubat’a ertelendi- VİDEO

    PİRHA – Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın 5’inci duruşması bugün Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma, gergin anlara sahne olurken, reddi hâkim talebi nedeniyle dava 17 Şubat’a ertelendi.

    Duruşma, yaşamını yitiren işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesinin vekili Avukat Ümit Altaş’ın beyanlarıyla başladı. Altaş, mahkeme başkanının tarafsızlığını yitirdiğini belirterek reddi hâkim talebinde bulundu.

    Altaş, mahkeme başkanının siyasi saiklerle hareket ettiğini öne sürerek, “İnsanların adalete olan güveni sarsıldı. Eğer bu dava göstermelik cezalarla sonuçlanırsa, adalete olan inanç daha da zedelenecektir. Bu mahkemeden bu algıyı kıracak bir karar çıkmalıdır” dedi.

    “YARGI TARAFSIZLIĞI İHLAL EDİLDİ”

    Mahkeme başkanına yönelik sert eleştirilerde bulunan Altaş, yargı tarafsızlığının ihlal edildiğini belirterek şunları söyledi:

    “Katliamda sorumluluğu bulunan Cengiz Yalçın Demirci mahkemeye çıkarılmadı. Bir mahkeme başkanının Meclis’te ziyaret gerçekleştirmesi kabul edilemez. İliç AKP İlçe Başkanı ile Meclis’te neden bulunuyorsunuz? Katliamdan sonra ‘halk sağlığına zarar yok’ diyerek madeni savunan ve dosyanın tarafı olan isimlerle neden yan yanasınız? Her türlü denetimin yapıldığı söylenen madende 9 işçi hayatını kaybetti ancak tek bir kamu görevlisi yargılanmıyor. O fotoğraf karesinde ne işiniz var?”

    Altaş’ın reddi hâkim talebi, Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde değerlendirilecek. Bu mahkemeden çıkacak kararla mevcut heyetin durumu netleşecek.

    TUTUKLULUK HALLERİ DEVAM

    Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, adli kontrolle yargılanan sanıkların ise mevcut yükümlülüklerinin sürmesine karar verdi. Duruşma, 17 Şubat saat 09.00’a ertelendi.

    Duruşma sonrası Erzincan Adliyesi önünde ailelerle birlikte açıklama yapan Avukat Ümit Altaş, sabah saatlerinde yaklaşık 300 kişinin madenin yeniden açılmaması için yürüyüş gerçekleştirdiğini hatırlattı.

    Altaş, “Bugün insanlar hep bir ağızdan bu madenin açılmasını istemediklerini söyledi. Yaşama sahip çıktıklarını haykırdılar. Bu ülkenin ekmeği, aşı, suyu yalnızca bir altın madeni çalıştığında mı var? Altın madeni olmazsa insanlar aç mı kalacak?” diye sordu.

    Taleplerinin net olduğunu vurgulayan Altaş, “Anayasada yazdığı gibi, bu dosyanın bağımsız ve tarafsız mahkemelerce soruşturulmasını, sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istiyoruz. Biz kar kış demeden bu davanın peşindeyken, bu davaya bakan ağır ceza reisi, madenler açılsın diye lobi yürüten, basın açıklamaları yapan AKP Erzincan milletvekilini Meclis’te ziyaret ediyor” ifadelerini kullandı.

    Altaş, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

    “Yargılama bitmeden ‘Ben bu madeni açacağım’ diyenlere karşı adalete sahip çıkın. Bu yargılama artık bu heyetle yürütülemez. Hakim bağımsızlığı ortadan kalkmıştır. Adalet istiyoruz.”

    PİRHA / ERZİNCAN

     

  • İliç davasında 5. duruşma görülüyor, aileler adliye önünde!-VİDEO

    İliç davasında 5. duruşma görülüyor, aileler adliye önünde!-VİDEO

    PİRHA – Erzincan’ın İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın duruşması öncesi “İliç için Adalet” yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşte yapılan konuşmalarda, duruşma sürecinin etkin bir yargılama ile yürütülmesi ve gerçek sorumluların cezalandırılması çağrısında bulunuldu.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Maden’inde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın 5. duruşması bugün Erzincan’da görülüyor.

    Duruşma öncesi, faciada yakınlarını kaybeden aileler saat 08.00’de Erzincan Dörtyol Meydanı’nda bir araya gelerek Erzincan Adliyesi’ne yürüyüş gerçekleştirdi.

    Yürüyüş boyunca “Hak, hukuk, adalet”, “İliç’i unutma, unutturma” ve “İliç için adalet” sloganları atıldı. Eyleme, yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin yanı sıra EMEP Milletvekili Sevda Karaca Demir, CHP Milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Mustafa Sarıgül, DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum örgütü katıldı.

    “ELLERİNİ VİCDANLARINA KOYARAK KARAR VERSİNLER”

    Adliye binası önünde yapılan açıklamada, faciada hayatını kaybeden işçilerden Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız konuştu. Yıldız, duruşmayı takip etmek için gelenlere teşekkür ederek şunları söyledi:

    “Mahkeme heyetine sesleniyorum; ellerini vicdanlarına koyarak karar versinler. Gidip TBMM’de Süleyman Karaman’la fotoğraf çektirmesinler, bizim yanımızda olsunlar. Buradan Adalet Bakanı’na da sesleniyorum. ‘Türkiye’de hukuk var, adalet var’ diyorlar. Ben diyorum ki Türkiye’de ne hukuk var ne de adalet.”

    Yıldız, konuşmasını “Katil Anagold Erzincan’dan defol” sözleriyle sonlandırdı.

    “BURADA BİR TİYATRO OYNANIYOR”

    CHP Milletvekili Orhan Sarıbal da yaptığı konuşmada, davanın yalnızca bir iş cinayeti değil, aynı zamanda bir çevre ve yaşam hakkı meselesi olduğuna dikkat çekti. Sarıbal, şunları söyledi:

    “Başta Uğur’un ailesi olmak üzere, bugün buraya bir insanlık meselesi için geldik. Ormanlarımızı, sularımızı rant uğruna kirletenlere; kendileri zenginleşirken bize yaşanmaz bir doğa bırakanlara karşı buradayız. Burada bir tiyatro izliyoruz. Suçlular belli ve hak ettikleri cezayı almak zorundadır.”

    Sarıbal’ın ardından konuşmalar sloganlarla sona ererken, aileler ve destek veren kurumlar duruşma sürecinin etkin bir yargılama ile yürütülmesi ve gerçek sorumluların cezalandırılması çağrısını yineledi.

    “HER DURUŞMADA HÜZÜNLE, ACIYLA VE ÖFKEYLE BURADA BULUŞUYORUZ”

    Açıklamada söz alan DİSK Erzincan Şube temsilcisi Tayfun Görgülü, “Bizler her duruşmada büyük bir hüzünle, acıyla ve öfkeyle burada buluşuyoruz. Bunları takip ediyoruz. Başta Uğur Yıldız’ın ailesi olmak üzere, faciada yakınlarını kaybeden tüm ailelerle buradayız. Bugün burada Erzincanlılar var, sendikalar var, siyasi parti temsilcileri ve vekillerimiz var. Katılıp desteklerini sunanlara, madenciler olarak teşekkür ediyoruz. Türkiye’de eksik olan şeyler giderileceği yerde hep artıyor ve daha da kötüleşiyor” dedi ve bu tip davalarda da bunların hep yaşandığını ifade etti.

    PİRHA / ERZİNCAN

  • Özel’den Erdoğan’a tepki: Trump’a tutunmak için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun!

    Özel’den Erdoğan’a tepki: Trump’a tutunmak için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun!

    PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Özel, İsrail’in Gazze’ye başlattığı soykırıma Erdoğan’ın sessiz kalmasını eleştirdi. “Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa Erdoğan yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

    78 kişinin yaşamını yitirdiği Bolu Kartalkaya otel yangını ve 9 işçinin can verdiği İliç maden katliamına değinen Özel, “İliç’te de imza kimin çıktı. Murat Kurum’un çıktı. Önce sadece inkar ettiler. O dönemde İstanbul’a adaydılar. Dedik ki İliç’in felaketi oldun, İstanbul’un felaketi olmana izin vermeyeceğiz dedik. Sonra da yeniden bakan oldu. Dün yine İliç duruşması vardı. Bir tane kamu görevlisi yargılanmadı. İliç’e adaleti getirmek bir sonraki iktidara yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaldı.” dedi.

    Özel, İsrail’in Gazze’ye başlattığı soykırıma Erdoğan’ın sessiz kalmasını eleştirdi. “Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa Erdoğan yazıklar olsun.” ifadelerini kullandı.

    Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

    “Biz Bolu Kartalkaya meselesini unutturmamaya devam edeceğiz. Tıpkı İliç’te olduğu gibi. İliç’te de imza kimin çıktı. Murat Kurum’un çıktı. Önce sadece inkar ettiler. O dönemde İstanbul’a adaydılar. Dedik ki İliç’in felaketi oldun, İstanbul’un felaketi olmana izin vermeyeceğiz dedik. Sonra da yeniden bakan oldu. Dün yine İliç duruşması vardı. Bir tane kamu görevlisi yargılanmadı. İliç’e adaleti getirmek bir sonraki iktidara yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaldı.

    ERDOĞAN’A FİLİSTİN ELEŞTİRİSİ

    “Gazze’de ateşkesi maalesef bozdular. Bugün Trump’a ne söylüyorsun onu söyle dedim. Bana eskiden ‘one minute’ demiş onu anlatıyor. Hepimiz bekliyoruz ki Filistin’e sahip çıkan Trump’a meydan okuyan bir açıklama. Açıklamada ne var? Hiçbir şey yok. Diplomatik geleneklerde olmayacak bir şey. Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. (Erdoğan) Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun.”

    “KÜRT SORUNUNUN VARLIĞINI KABUL EDİYORUZ”

    “Kürt sorununun varlığını kabul ediyoruz. Kimseyi dışlamadan, bu meclisi zemin kabul ediyoruz. Bizim işimiz dün bizim doğru yaptığımıza hepsi birden gelince, 6,5 milyon oy almış bir partiyi muhatap alınca, CHP’nin durduğu noktanın doğru olduğunu söylemek. Biz terörün durmasından yanayız. Ama biz terörün her türlüsüne karşıyız. Biz mafya terörüne de karşıyız. Türkiye’deki mafyaların kökünü kazımaya var mısın sen, bana onun cevabını ver.  Terörsüz Türkiye istiyorum, demokratik Türkiye istiyorum. Terörün de mafyanın da kökü kazınsın istiyorum.”

    “SEÇİM İSTERSENİZ BİZ DE SİZE YARGI TACİZİ BAŞLATIRIZ DEDİLER”

    “Buradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na sesleniyorum. Hamidiye Su dosyası, Süleyman Soylu’nun el konulmuş 37 dosyadan biridir. O dosyalara mı bakacaksın, Ekrem başkanın yolunu kapatmakla mı uğraşacaksın?”

    “Kurultayımızla ilgili, iftira yaydılar. Haydi bulsanıza 1200 tane telefonu yalancı adamlar? 1200 tane değil, 12 tane değil, 1 tane telefonu ispat edin. O elin alnını karışlarım ben.” “Eğer siz seçim isterseniz biz de size yargı tacizini başlatırız dediler.”  Bu partiden makbul muhalefet MHP çıkmadı, çıkmayacak, nokta. Bu parti 23 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayını belirleyecek. Hepinizi gönderecek, demokrasiyi getirecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İliç’teki madenin ÇED raporu iptal edildi

    İliç’teki madenin ÇED raporu iptal edildi

    PİRHA – Erzincan İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan siyanürlü altın madenin ÇED raporu iptal edildi. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde, 13 Şubat’ta 9 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan siyanürlü altın madeni için AKP’li Murat Kurum döneminde verilen olumlu Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu (ÇED) iptal edildi. İş cinayetine kurban giden işçilerin cansız bedenleri ise aylarca bulunamadı. Artı Gerçek’in haberine göre, bilirkişi raporlarını da dikkate alan Erzincan İdari Mahkemesi, Anagold Şirketi’nin, maden sahası genişletme projesiyle ilgili ÇED olumlu raporunu iptal etti. Kararda, davaya konu ÇED raporunda altın madeninin depremsellik, erozyon, heyelan ve sel açısından yeterince değerlendirilmediği ve Şubat ayında yaşanan toprak kaymasının öngörülemediği vurgulandı.

    Tesisin deprem performans raporunun olmadığının, ocakta gerçekleştirilecek patlatmaların neden olabileceği olası çevresel etkilerin dik, dike yakın ve yüksek şevlerde ve yığın liçleri açısından değerlendirilmediği belirtilen mahkeme kararında, “Atık depolama tesisinde biriktirilen atıklardaki çok küçük tane boyundaki taneciklerin rüzgar erozyonuyla taşınmasıyla ortaya çıkabilecek hava kirliliği riski bakımından Nihai ÇED Raporunda bilimsel ve teknik herhangi bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmadığı” ifade edildi.

    DİVRİĞİ FAYI GÖRMEZDEN GELİNMİŞ

    Mahkeme kararında ayrıca, “Projenin yer aldığı bölgede deprem üretme potansiyeline sahip aktif fay hatlarının bulunduğu, Licik’in hemen batısında yer alan Divriği fayının nihai ÇED raporunda dikkate alınmadığı, proje sahasının yeraltı jeolojik yapısındaki düşük hız zonunun dikkate alınmadığı, olası bir deprem, heyelan vb. afet esnasında, projeye ait mühendislik yapılarının zarar görebileceği” belirtildi.

    Mahkeme, toprak kayması sonrası yapılan toprak analizlerine göre, toplam siyanür değerinin dikkat çekici olduğu ve çevresel açıdan risk teşkil edeceğinin öngörüldüğü de ifade edildi.

    ÇED RAPORU HATIRLATILDI 

    Kararda, ÇED raporunda “Yığın liç sahasında dinamik yük altında sahada yerel kaymalar olması muhtemel olsa da yapının bütünlüğünü bozacak bir duyarsızlık söz konusu olmayacaktır” denildiği ancak bu tespitin aksine 13.02.2024 tarihinde yığın liç sahasında 428.68498 metrekarelik bir alanın kaydığı ve 9 işçinin toprak kayması nedeniyle hayatlarını kaybettiği, bu olayın ÇED raporunda böyle bir riskin öngörülemediği ve gerekli tedbirlerin alınamadığını gösterdiğine işaret edildi.

    KUZEY ANADOLU FAYINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Kararın devamında da, “Proje sahasını doğrudan etkileyen faylar ve proje sahasına çok yakın mesafede yer alan Türkiye’nin en önemli kırık hattı olan Kuzey Anadolu Fay Zonunun bölgeyi deprem açısından önemli kıldığı, lokal faylar ve Kuzey Anadolu fay zonunda meydana gelecek büyük depremlerin proje sahasını etkileyeceği ve çeşitli problemlerin yaşanmasına neden olacağı, proje sahasında eğimi yüksek yamaçların bulunmasının bölgenin dış etkilere karşı hassasiyetini artırdığı, eğimin yüksek olması nedeni ile yağışlı dönemlerde meydana gelecek bir deprem durumunda ve sahada yürütülecek inşaat faaliyetleri esnasında heyelanların meydana gelmesinin beklendiği, projenin yer aldığı bölgede, deprem, heyelan, su baskını ve çığ gibi doğal afetlerin meydana gelme potansiyelinin yüksek olduğu” belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erzincan Ziraat Odası’ndan Geyik: Siyanürün yeraltı sularına karışmasına kesin gözüyle bakılıyor

    Erzincan Ziraat Odası’ndan Geyik: Siyanürün yeraltı sularına karışmasına kesin gözüyle bakılıyor

    PİRHA- Erzincan Ziraat Odası eski Başkanı Tamer Geyik, İliç’te yaşanan çevre felaketiyle ilgili “Hocalar, önümüzdeki yıllarda daha büyük zararlar vereceğini çünkü güneşin etkisiyle buharlaşma ya da yağmurun etkisiyle yeraltı sularına karışma olasılığının yüksek olduğunu söylüyorlar” diyerek herkesi bekleyen tehlikeye dikkat çekti.

    Erzincan İliç’te altın maden sahasında meydana gelen felaketin üzerinden 11 gün geçerken, 9 işçi hala göçük altında ve arama çalışmaları da durmuş durumda.

    İliç Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçmüş, 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca akmıştı. İçişleri Bakanlığı, 9 işçinin toprak altında kaldığını açıklarken, 11’inci gününde kayıp işçilere ulaşılamadı. Dereye akan toprağın kaldırılmasının aylar sürebileceği belirtilirken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise, patlama sonucu “En az 400 bin kamyona ihtiyaç var” diyerek, kayıp işçilere ulaşılmasının zor olacağını itiraf etmişti.

    2022 yılında siyanür borularının patlamasından sonra madenlerin kapatılması için suç duyurusunda bulunan Erzincan Ziraat Odası eski Başkanı Tamer Geyik, İliç madenlerindeki son durumu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “MURAT KURUM SUÇLUDUR”

    İliç maden ocaklarında arama çalışmalarının durdurulduğunu ve yeni bir çalışma da yapılmadığını belirten Geyik, “2022 yılında siyanür borularının patlamasından sonra Erzincan’da tek sivil toplum örgütü olarak o dönemde biz suç duyurusunda bulunduk. Buradaki sorumluların bulunması, tespit edilmesi, çevreye, doğaya olan etkilerinin, zararlarının araştırılması ve madenin kapatılması için ama maalesef bırakın kapatmayı, o dönem kapasite arttırımına gidildi. Dönemin Çevre Bakanı da Murat Kurum’du, onun da imzası vardır. Yani bu olayın meydana gelmesinde en büyük katkısı olanlardan biri de Murat Kurum’dur. Çevre Şehircilik İklim Bakanlığı’ndan ÇED raporunun onaylanmasıyla ilgili Murat Kurum suçludur, yargılanması lazım ama maalesef ki bizim ülkemizde adaletin ve hukukun olmadığını görüyoruz. Olmuş olsaydı zaten bu 9 canın ölümüne neden olan insanların derhal yargı önüne çıkartılması gerekirdi” diyerek tepki gösterdi.

    “ÇIKARILAN MADENİN SADECE YÜZDE 2’Sİ DEVLETE KALIYOR”

    Siyaset kurumunun yine Anagold madenciliği savunduğunu vurgulayan Geyik, “Burada siz bakmayın öyle hani çalışıyoruz, kurtaracağız, yapacağız, edeceğiz demelerine. Diğer taraftan da madeni savunuyorlar. Ekonomik katkısı büyük diyorlar. Binali Yıldırım bu toprak kaymasının meydana geldiği gün böyle açıklamalarda bulundu. Bunu kalkıp çevreciler, bilmem şunlar bunlar savunacak ama bu madenlerin ülkemiz ekonomisine çok büyük katkısı var gibi şeyler söyledi. Demek ki bunların nezdinde insan hayatının hiç önemi yok. Çevreye ve doğaya verdiği zararın hiç önemi yok sadece paranın önemi var. Tamam ülkemize bir katma değer olsun ama yüzde 98’ini Kanadalı firmanın aldığı yüzde 2’sini de devlete verdiği bir durum var. Çok da karlı bir yatırım değil. Kaldı ki insan hayatı ve çevre söz konusu” dedi.

    “SİYANÜRÜN YERALTI SULARINA KARIŞMASINA KESİN GÖZÜYLE BAKILIYOR”

    Maden bölgesinin Fırat’a çok yakın olduğunu söyleyen Geyik, çevrecilerin ve hocaların, buradaki siyanürün yeraltı sularına karışmasına kesin gözüyle baktığını ve önümüzdeki yıllarda daha büyük zararlar vereceğini, “Çünkü bunun güneşin etkisiyle buharlaşma ya da yağmurun etkisiyle yeraltı sularına karışma olasılığının yüksek olduğunu söylüyorlar” diyerek herkesi bekleyen tehlikeye dikkat çekti.

    “BU SUYLA SULAMA YAPILDIĞINDA GIDALAR DA ZEHİRLENMİŞ OLACAK”

    Geyik, herkesin merak ettiği tehlikelerle ilgili şunların altını çizdi:

    “Buharlaşmanın etkisiyle 100 kilometrelik bir alana hava sirkülasyonuyla dağılma durumu var. Bu hocaların bildirdiği raporlarda da var. Bunun Allah göstermesin Fırat suyuna veyahut yeraltı sularına karışması durumunda bırakın bizim ülkemizi, Basra Körfezi’ne kadar gideceği aşikardır. Fırat’ın suyu ülkemizden çıkıp Suriye ve Irak’ı dolaşarak Basra Körfezi’nde denize dökülüyor. Yani bu bütün bölge ülkelerini, bütün insanlığı ilgilendiren bir konu.

    Yani şimdi diyelim ki bunun etkisiyle Malatya’da veyahut Diyarbakır’da yetiştirilen bir karpuz bugün İstanbul’a da, Ankara’ya da, İzmir’e de her tarafa gidiyor. Sonuçta bu, suya karışırsa bu suyla sulama yapıldığında gıdalar da zehirlenmiş olacak ve bu gıdaları yiyen insanları da etkileyecek. Türkiye’nin her tarafına dağılan gıda ürünleri var sonuçta. Bu bölge insanlarının tamamını etkileyecek bir durum. Şimdi bu madem faciası oldu. Bunun sorumlularının bulunması ve bu madenin de derhal bütün lisanslarının iptal edilip kapatılması gerekir.”

    “ÇIKARILAN 100 KG ALTINDAN TÜRKİYE’YE SADECE 4 KG KALIYOR”

    Her şeyin para olmadığını, parasal olarak bakıldığında da bir karlılık durumu olmadığını belirten Geyik, “Bu madenin kapatılması yani ıslah edilmesi, siyanürlü toprakların üzerlerinin kapatılması ve çevreye olan etkilerini de hesaba katarsak, örnek vereyim ülkemiz 2 milyar dolar para kazandıysa, 5 milyar dolardan daha fazla para harcayıp verilen zararı ancak kapatabilir. Çıkarılan 100 kilo altında, ülkemizin aldığı sadece 4 kilogram civarında. O da bunun ne kadarı doğru ne kadarı yanlış kimse bilmiyor” diye görüş belirtti.

    Erzincan’da, yaşanan maden faciasına karşı bir tepki oluşmadığını belirten Erzincan Ziraat Odası eski Başkanı Tamer Geyik, bunun sebebini şöyle ifade etti:

    “Benim o dönemki Ziraat Odası başkanlığımda tek sivil toplum örgütü olarak biz buna suç duyurusunda bulunduk. Başka da kimse yok. İnsanları milliyetçilik üzerinden manipüle ediyorlar. Bu cevherin toprağın altında durduğunu, bunu çıkartarak ülkemize döviz girişi sağlandığını, ekonominin güçlendiğini vesaire vurgulayarak insanları böyle bir algıyla yönetiyorlar. Başka bir şey yok. Oysa biraz önce söylediğim gibi ekonomiye katkısı değil zararı var.

    “MADEN 135 DEFA DENETLENDİYSE NİYE BÖYLE OLDU”

    Bakan açıklıyor, maden ocağı 135 defa denetlendi diye. Eğer135 defa denetlediysen bu olaylar niye oldu? Burası niye böyle yapıldı? Siz kalkıp da toprağı 200 metre yükseltirseniz, dağ gibi yaparsanız burası tabii ki kayacak. Yani hiç mi burayı mühendisler gidip görmediler ama maalesef yani görseler de yapın raporu verip, ne yapıp edip kitabına uyduruyorlar.”

    Siyanürün, sülfürik asidin insan sağlığına zarar veren çok tehlikeli maddeler olduğunu vurgulayan Geyik son olarak, “Avrupa’da, Kanada’da, Amerika’da böyle bir madencilik yapıldığını düşünmüyorum. Bizim ülkemizde maalesef bir kobay olarak, bir deney ülkesi olarak bunlar yapılıyor. Burada toplum olarak buna karşı durmamız lazım. Bu aslında bütün insanların sorunu çünkü bir halk sağlığı sorunu. Doğaya ve çevreye verilen zarar söz konusu. Toplumun duyarlı olması lazım. Sadece İliç altın madeni değil diğer illerimizdeki bütün altın madenlerinin, siyanürle, sülfürik asitle yapılan aramaların derhal durdurulması ve kapatılması gerekmektedir” sözlerini kullandı.

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

  • Özel’den maden faciası tepkisi: Siyanür sızdıran şirket vergi affından yararlandı -VİDEO

    Özel’den maden faciası tepkisi: Siyanür sızdıran şirket vergi affından yararlandı -VİDEO

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. İliç’teki maden faciasıyla ilgili konuşan Özel, “3 yıl önce orada siyanür sızıntısı oldu. Göstermelik 3 ay durdurdular. İncelediler, suçlu buldular ve 16 milyon lira ceza kestiler. Sadece aylar sonra bu şirket vergi affından yararlandı” diyerek tepki gösterdi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

    “İLİÇ’TE CEZA KESİLEN ŞİRKET VERGİ AFFINDAN YARARLANDI”

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden faciası ile ilgili konuşan Özel, “Yıllardır hain dedikleri, o çevre mühendisleri, akademisyenler ve CHP’liler hep tehlikeye dikkat çekti. 3 yıl önce orada siyanür sızıntısı oldu. Göstermelik 3 ay durdurdular. İncelediler, suçlu buldular ve 16 milyon lira ceza kestiler. Duyunca büyük para diye düşünüyorsun; sadece aylar sonra Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bu şirket vergi affından yararlandı” diyerek tepki gösterdi.

    İliç’te nasıl bir felaketin kenarından geçtiğimizin bilincinde olunması gerektiğini vurgulayan Özel, “Bu mesele aslında herhangi bir demokraside turnusol kağıdı gibidir ve bu yaşandığında iktidarın özrü, özeleştirisi onu kurtarmaz. Başka ülkede bakan, başbakan istifa eder” dedi.

    BAHÇELİ’YE MURAT KURUM TEPKİSİ

    Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Bütün vatandaşlarımız duymalıdır ki; Recep Tayyip Erdoğan’ın haberi olmadan 2 milyon bile el değiştiremez. Bu madenler önce izin almış, ÇED raporu düzenlenmiş, 4-5 kat büyümek için başvurduğunda ÇED raporu hazırlanmış, Bakan Murat Kurum’a bu sorumluluğunu hatırlatıyoruz. Murat Kurum üzerine alınmıyor.

    Bahçeli gelmiş, ‘oradaki hata verilen raporu düzenleyenlerde, Murat Kurum’un konuyla alakası yoktur’ diyor.

    5 kat büyümesine izin veren bu rapor altında Devlet Bey’in dediği gibi ÇED Genel Müdürü’nün imzası var. ‘Bakan adına’ genel müdür imza atıyor. Ey Devlet Bey! Siz devlet işleyişini bilen biri olarak Bakan’ın benim adıma, yani benim adıma imza at dediği Genel Müdür’ün imzasında sorumlu olmadığını söylüyorsun. Oysa belge Kurum adına atıldığını söylüyor. Ben vatandaşlarımıza söylüyorum. Eğer bakan adına atılan imzayla yaşandıysa ben bunu sizlerin vicdanınıza havale ediyorum.

    “MADENLERDE YÜZDE 10 OLAN DEVLET HAKKINI AKP YÜZDE 2’YE İNDİRDİ”

    ‘Anayasa hala madenler devletindir’ der. Cunta sonrası, Türkiye’de çıkarılacak her maden için yüzde 10 devlet hakkını AKP yüzde 2’ye indirildi.

    Halkın çıkarları yerine ayrıcalıklı grupların çıkarlarını üstün tutanların, birilerine rant yaratanların nasıl ekonomimizin canına okuduklarını hem de 9 canımızı nasıl felakete sürüklediklerini gördük. Bu sorunları herhangi bir muhalefet partisi çözemez. 1978’in morali ve gücüyle Ecevit’in cesareti ve Baykal’ın kararlılığıyla CHP çözer.

    “31 MART’TA KIRMIZI IŞIK YAKILMAZSA, SONRASI FELAKETTİR”

    31 Mart akşamının bambaşka bir önemi var. Yoksullar, garibanlar, emekliler ve emekçiler için; bu iktidar beklediği desteği görecek olursa, beklemediği desteği alamazsa, bu gidişata kırmızı ışık yakılmazsa 1 Nisan sonrası felakettir. İlk mesajı 31 Mart’ta verirse ayağını denk alacak. 4 yıl boyunca seçim olmaması, zenginin kayrılması, en düşük maaşa mahkum edilmenize karşı son çareniz, son yetkiniz. Gücünüzü gösterin.

    OECD, 2015’teki ev kiralarını 100 birim kabul ederken, 2023 ev fiyatlarını karşılaştırmış. En tepesinin bir altında Macaristan var. 2015’ten 2023’e konut kiraları en çok artan ülke olmuş. Macaristan’ın bir üstünde Türkiye var. 2015’ten 2023’e yüzde 530 artmış. Ancak gerçek hayatta bu 15-18 kata kadar artıyor. Bunu bizim söylememiz, sizin yaşamanız ayrı ama OECD’nin açıklaması ayrı. Köprü geçişleriyle ilgili bir şey çıktı. Yollar, köprüler, otoyollar yaptık diye övünüyorlar. Maliyeti yokmuş gibi. Geçiş garantisi verilmiş bu köprü ve yolların bize maliyeti Ocak 2024’te 36 milyon TL oldu.

    AKŞENER’E YANIT: CANI SAĞOLSUN

    Biz iktidar olursak ezanı sustururlar dedikleri CHP o ezanı okuyan müezzinin hakkını savunmaya, bayrağı indirecekler dedikleri CHP günü gelince o bayrak için can vermeye her zaman hazırdır. Dışarıda bir basın emekçisi arkadaşımız var bekliyor. Akşener’in açıklamalarına ne diyeceksiniz? Ona karşı vereceğim cevap iki kelime canı sağ olsun.

    HATAY AÇIKLAMASI: YOLUMUZA LÜTFÜ SAVAŞ’LA DEVAM EDECEĞİZ

    Son 22 yılda deprem vergilerini doğru yere harcamamış hükümetin sorumluluğunun bir yere yüklenmesi doğru değildi ama biz mesajımızı aldık. Dün gece saat 3.00’e gelirken biz üzerime düşen bütün eleştiriyi yaparak, Lütfü Savaş’ı ilk kullandığı bazı ifadelerden kendisinin de üzüldüğünü not ederek; ama bir yandan Hatay’ı ele geçirip demokrasisini ele geçirmek isteyen Hatay’ı alıp Hatay’ı Hatay olmaktan çıkarıp anketlerdeki seyre baktığımızda yolumuza Savaş’la devam etmeye karar verdik. Hepimize hayırlı olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Enerji Bakanlığı Anagold’un ruhsatını iptal etmedi

    Enerji Bakanlığı Anagold’un ruhsatını iptal etmedi

    PİRHA- İliç’te yaşanan maden faciasında milyonlarca metreküplük siyanürlü toprağın altında kalan 9 işçiyi arama çalışmaları 7. gününe girerken, Enerji Bakanlığı’nın maden şirketine ait ruhsatı iptal etmediği ortaya çıktı. 

    13 Şubat’ta Erzincan İliç’te  Anagold şirketinin işlettiği altın madeninde meydana gelen toprak kayması sebebiyle kaybolan 9 işçiye hala ulaşılamadı.

    Konuya ilişkin soruşturmada gözaltına alınan şirketin Türkiye müdürü jet hızıyla serbest bırakılırken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın madenin çevre izin ve lisans belgesini iptal ettiği açıklanmıştı. Ancak CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, madene Enerji Bakanlığı’nın verdiği 6 ruhsatın iptal edilmediğini duyurdu.

    Sosyal medya hesabından iddiasına ilişkin belgeyi paylaşan Yavuzyılmaz, “Bir AK Parti klasiği… Erzincan İliç’te Anagold’un işlettiği altın madeninde yaşanan felaket sonrası; İşletmenin çevre izninin ve lisansının iptal edilmesine rağmen, Enerji Bakanlığının Anagold’a verdiği 6 işletme ruhsatının iptal edilmediğini tespit ettik” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Edremit Demokrasi Platformu: Facianın sorumlusu iktidardır- VİDEO

    Edremit Demokrasi Platformu: Facianın sorumlusu iktidardır- VİDEO

    PİRHA- Edremit Demokrasi Platformu İliç’teki maden faciasını protesto ederek, “Facianın sorumlusu ÇED olumlu kararları veren, vergi indirimleri yapan, yaşanan sızıntılara göz yuman siyasi iktidardır” diyerek, AKP iktidarının halka hesap vermesini istedi.

    Edremit Demokrasi Platformu Erzincan İliç’te altın madeninde yaşanan göçük ve altında kalan işçilerle ilgili Altınoluk Cumhuriyet Meydanında basın açıklaması yaptı.

    Yapılan basın açıklamasında, madende daha önceden de sızıntıların yaşandığına dikkat çekilerek, “Yaşanan siyanür sızıntılarına rağmen geçici kapatmalar ve para cezaları dışında ciddi bir yaptırımda bulunulmadı. Siyasi iktidar ÇED olumlu kararları, kapasite artışının kabulü, milyonlarca dolar vergi indirimleriyle vahşi madenciliğin sürdürülmesine göz yumdu” denildi.

    “ULUSLARARASI SULAR TEHDİT ALTINDA”

    Yaşanan facianın halktan gizlendiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Açtığımız davalarla engellemeye çalıştığımız ve savrulan tüm tehditlere rağmen vazgeçmediğimiz mücadele ne yazık ki göçük altında kalan canları kurtarmaya yetmedi. Zehirli kimyasallar içeren milyonlarca ton atığın çökmesi sonucu çalışan işçiler göçük altında kaldı. Kaç canın göçük altında olduğunu, ne kadar alanın zehirlendiğini bilmiyoruz. Siyanür ve toksik kimyasallarla koca bir Fırat havzası ve Fırat’ın ulaştığı tüm uluslararası sular tehdit altında. Ekokırıma yol açan facianın sonuçları, kamu yararı gözetmesi gereken kurum ve temsilcilerince ısrarla halktan gizleniyor.”

    “BU SUÇU UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Yaşanılan tartışmasız ekokırım olup doğaya, tüm canlılara ve insanlığa karşı kasıtlı olarak işlenmiş bir suçtur. Çöpler Altın Madeni ve Anagold şirketi acilen kapatılmalıdır. Suça ortak olan tüm kamu görevlileri ve şirket yetkilileri hakkında soruşturma açılmalı ve yurtdışına çıkış yasağı getirilmelidir. Siyanür liçli madencilik yasaklanmalıdır.
    Ekokırım alanı, bağımsız gözlemcilerin denetimine açılmalı, delillerin karartılmasının önüne geçilmeli, süreç kamuoyuna açık biçimde yürütülmelidir. İnceleme heyetlerimizle suç mahallinde olacak ve bu süreci yakından takip ederek sorumlularının kanun önünde hesap vermelerini sağlayacağız. Ülke genelindeki eylemlerimizle bu suçu unutturmayacağız.”

    PİRHA/BALIKESİR