Etiket: imam atama

  • İzmir Bornova’da okullara imam atanmasını yurttaşlara sorduk-VİDEO

    İzmir Bornova’da okullara imam atanmasını yurttaşlara sorduk-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bornova’da ÇEDES projesi kapsamında 99 okula imam atanmasını ve din dersinin belirlenen bir camide verilmek istenmesini Bornovalı yurttaşlara sorduk.

    ÇEDES projesi kapsamında İzmir’deki bazı okullara imam, müezzin, vaiz ve kuran kursu hocası görevlendirilmesine karşı tepkiler artarak devam ediyor.

    ÇEDES projesine karşı Alevi kurumları, eğitim sendikaları, öğrenci veli dernekleri, sivil toplum örgütleri, sendikalar, siyasi partiler açıklamalar yaparken, Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde nöbet eylemi başlatıldı. 10 gün sürecek nöbet eyleminde Bornova’da bulunan 99 okulda uygulanmak istenilen ÇEDES projesinin iptal edilmesi talep ediliyor.

    Okullara imam atanması ve din dersinin belirlenen bir camide verilmesini sorduğumuz Bornovalı yurttaşlar okullarında ısınma, temizlik, güvenlik, kalabalık sınıflar, öğretmen atanması noktalarında birçok eksiğe işaret etti.

    Yurttaşlar, okulların kaloriferlerinin yanmadığı, temizlik görevlisi olmadığı için çocukların sınıflarının temizlenmediği, onca öğretmen ihtiyacı varken; Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bütün bu sorunları çözmek yerine ilçedeki okulların tamamına yakınına imam hatip, vaiz ve kuran öğreticisi  görevlendirmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi.

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:
    -Laik eğitim karşıtlığı sürüyor; Bornova’da öğrencilere din dersi bu camide verilecek
    -İzmir’de 99 okula imam atandı: Çocuk istismarıdır, kabul edilemez-VİDEO
    -Veliler, camide ders verilmesine karşı eylemde: Bu dayatmayı kabul etmiyoruz!-VİDEO
    -Bornova’da öğrenci velileri, din dersinin camide verilmek istenmesini protesto etti-VİDEO

  • Veliler, camide ders verilmesine karşı eylemde: Bu dayatmayı kabul etmiyoruz!-VİDEO

    Veliler, camide ders verilmesine karşı eylemde: Bu dayatmayı kabul etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bornova’da ÇEDES kapsamında 99 okula imam atanmasına ve din dersinin belirlenen bir camide verilmek istenmesine karşı veliler nöbet eylemi başlattı. Veliler, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın ÇEDES dayatmasına karşıyız. Dini eğitimi zorunlu hale getirmeleri çocuklarımızı psikolojik olarak etkiliyor. Çocuklarımızın güvenliğinden okuldaki öğretmenler sorumludur. Okul dışına çıkarılarak camiye götürülmelerine karşıyız” mesajı verdi.

    ÇEDES projesi kapsamında İzmir’deki bazı okullara imam, müezzin, vaiz ve kuran kursu hocası görevlendirilmesine karşı tepkiler artarak devam ediyor.

    ÇEDES projesine karşı Alevi kurumları, eğitim sendikaları, öğrenci veli dernekleri, sivil toplum örgütleri, sendikalar, siyasi partiler açıklamalar yaparken, dün itibariyle Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde nöbet eylemi başlatıldı. 10 gün sürecek nöbet eyleminde Bornova’da bulunan 99 okulda uygulanmak istenilen ÇEDES projesinin iptal edilmesi talep ediliyor.

    Nöbet eylemine katılan veliler, ÇEDES protokolü ile eğitimin dinci, ırkçı bir müfredat yapısıyla şekillendirilmeye çalışıldığını ifade etti. İlçedeki okullarda ısınma, temizlik, güvenlik, kalabalık sınıflar, öğretmen atanmaması gibi birçok sorundan şikayet eden veliler, Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bütün bu sorunları çözmek yerine ilçedeki okulların tamamına yakınına imam hatip, vaiz ve kuran öğreticisi görevlendirmesinin kabul edilemez olduğunu söylediler.

    “ZORUNLU VE DAYATMA BİR EĞİTİMİ KABUL ETMİYORUZ”

    Okul içinde ve dışında yapılan dini içerikli, toplu namaz etkinlikleri ve öğrencilere mezarlık temizletilmesi gibi etkinlikler çocukların zihinsel gelişimi açısından sakıncalı olduğunu kaydeden Nilgün Özlü, “Bizler okullarda kesinlikle imam istemiyoruz. Burası bir okul, cami değil. Herkes kendi işini, görevini yapsın. Tarikat, cemaatlerdeki taciz ve tecavüz olaylarını izliyoruz. Bunu herkes biliyor. Çocuklarımızın başına imam getirmesinler. Bizler imam değil öğretmen istiyoruz” diye konuştu.

    ÇEDES projesini ‘dayatma’ olarak yorumlayan Akgül Adıyaman, “Çağdaş, laik bir eğitim istiyoruz. Hocalar camide, öğretmenler de okullarda olsun. Herkes kendi yerinde olsun. Kişi inancını, kendi ibadetinde yaşasın. Zorunlu ve dayatma bir eğitimi kesinlikle istemiyoruz” diyerek projenin iptal edilmesini istedi.

    “KARARDAN DÖNÜLENE KADAR EYLEME DEVAM EDECEĞİZ”

    5 çocuk annesi Örüne Salkaç ise Bornova’da bulunan 99 okulda uygulanmak istenen ÇEDES projesi iptal edilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini ifade ederek, “5 çocuk annesi bir veli olarak bu nöbet eyleminde bulunuyorum. Ülkemiz laik ve demokratik bir ülke. Mecliste makamlarda oturan kişileri sonuçta bizler seçiyoruz. Halka kulağını tıkayan hiçbir bakanın dayatma sistemini istemiyoruz. İnsanlar ibadetini her yerde yerine getirebilir. Ama eğitim öyle bir şey değil. Eğitim bir ülkenin şah damarıdır. Bir ülkenin şah damarı kesilirse o ülke batar. Bizler böylesi bir dayatma sistemi kesinlikle okullarda görmek istemiyoruz. Bu karardan dönülene kadar bu eyleme devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “KADROLU ÖĞRETMEN YOK; 4 YILDA 9 ÖĞRETMEN DEĞİŞTİRDİK!”

    Sözleşmeli öğretmenlerin sürekli değişmesinden kaynaklı 4 yılda 9 öğretmen değiştirmek durumunda kaldıklarını dile getiren Sibel Söylev isimli veli, “Ben ilkokulda 4 yılda 9 öğretmen değiştirmiş bir çocuğun velisiyim. Öğretmenlerin atanamamasından ve sözleşmeli öğretmenlerin değişmesinden kaynaklı 9 farklı öğretmen değiştirmek zorunda kaldık. Öncelikle okullardaki eksik öğretmenlerin tamamlanmasını, imamların ise görevlerine camilerde devam etmesini istiyoruz.  Benim çocuğum 9 yaşında ve ülkenin iyiye gitmediğini görüyorum. Çocuğum’ ben liseyi yurtdışında okusam, beni özler misin anne’ diye sorguluyor. Benim çocuğum bunu sorgulasın istemiyorum. Ülkesinde özgürce, hakkı olan eğitimi alsın istiyorum. ÇEDES’e hayır diyorum” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.

    “ZORUNLU DİN EĞİTİMİ ÇOCUKLARIMIZA YÖNELİK PSİKOLOJİK ŞİDDETTİR”

    Sevim Özdemir de ÇEDES projesinin çocuklarına yönelik psikolojik şiddet olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

    “Milli Eğitim Bakanlığı’nın ÇEDES dayatmasına karşıyız. Dini eğitimi zorunlu hale getirmeleri çocuklarımızı psikolojik olarak etkiliyor. Bu psikolojik bir şiddettir ve çocuklarımız bunu anlayamıyor. Okulların vereceği eğitimi camilerde imamlarla değil, formasyon almış öğretmenlerle olmalı. Çocuklarımızın güvenliğinden okuldaki öğretmenler sorumludur. Okul dışına çıkarılarak camiye götürülmelerine karşıyız. Çocuklarımızın bundan etkilenmesini istemiyoruz.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    İzmir’de 99 okula imam atandı: Çocuk istismarıdır, kabul edilemez-VİDEO
    Bornova Alevi Bileşenleri, 99 okula imam atanmasını protesto etti-VİDEO

  • ‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO

    ‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Av. Eren Keskin, din görevlilerinin okullara atanmasının son derece tehlikeli olduğunu belirtti. Keskin, uygulamanın insan haklarına aykırı olduğunu vurgulayarak “Bu proje devletin, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesidir” uyarısını yaptı.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevremi seviyorum, değerlerime sahip çıkıyorum’ (ÇEDES) projesinin yankıları sürüyor. Zorunlu din dersi sayısının arttırılması ile birlikte okullara imam atayacak protokolün de yürürlüğe girmesi toplumda tepkiye sebep oldu.

    Okullara imam atanmasını İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin, PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “DEVLETİN İSTEDİĞİ ÇOCUK TİPİNİ YARATMA PROJESİ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, eğitim hakkı ihlallerinin arttığına vurgu yaparak ÇEDES projesinin hukuksuz bir uygulama olduğunu söyledi. Keskin, ÇEDES projesinin Sünni Müslümanlık temelinde geliştirildiğini vurgulayarak, şunları belirtti:

    “ÇEDES projesini konuşmadan önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik bir devlet olup olmadığını konuşmak gerekiyor. Türkiye, hiçbir zaman gerçek anlamda bir laik devlet olmadı. Her zaman Sünni Müslümanlığın temel olduğu, Türk kimliğinin resmi ideolojinin temeli olarak kabul edildiği ve insanların da bu tek kimlik içerisine hapsedilmek için ideoloji oluşturulan bir coğrafya burası. Zaman içinde bu projenin daha da artan politikalarla büyüdüğünü gördük. ÇEDES projesi ile sadece Sünni Müslümanlığı temel alan devlet yapısının son politik aşaması olduğunu görüyoruz. Çünkü bu proje çocuklarla hiç ilgisi olmayan Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığını bir araya getiriyor. Aslında bu proje sadece devletin kendi istediği çocuk tipini yaratma projesidir. Türk ve Sünni Müslüman…”

    “ÇEDES’E YETERLİ BİR KARŞI ÇIKIŞ OLMADI”

    Avukat Eren Keskin, Türkiye’de birçok farklı inanç kesiminin yaşadığını belirterek, projenin diğer toplumları yok saydığını da söyledi. Keskin şöyle devam etti:

    “Oysa ki coğrafyamız çok zengin kimliklere sahip. Örneğin bu projeyle Alevi çocuklar yok sayılmıştır. Az da kalsalar hala Hristiyan ve Yahudi ailelerin çocukları da var. Ateist ailelerin çocukları da var. Çocuklarına hiçbir dini eğitim aldırmak istemeyen ki bence de doğru olan budur; bir çocuk ancak 18 yaşından sonra bu konuda kararını kendi vermelidir. Ama bütün bunları yok sayan bir proje ÇEDES. O nedenle aslında herkesin, demokratik laisizme inanan, yani bir takım çevrelerin ‘laiklik laiklik’ diye direktifleri değil, gerçek anlamda laisizme inanan, yani din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olduğu, inancın sadece kişi ile inandığı güç arasında kalan bir durum olduğunu kabul eden insanlar buna karşı çıkarlar. Maalesef bizim coğrafyamızda yeterli bir karşı çıkış olmadı bu projeye. Çünkü Türkiye’de iktidar ve muhalefet aynı anlayıştan besleniyor. Resmi ideoloji aslında iktidarı ve muhalefeti çok biçimlemiş. Yani Türklük ve Sünni Müslümanlık temelinde bütün politikalar yapılıyor. Zaten ‘muhalefetiz’ diyen diğer partilerin de etkin bir başka politikaları yok. O nedenle de ÇEDES projesi tartışılmadan devreye girdi.”

    “İNSANIN VARLIĞINA AYKIRI BİR PROJE”

    Okullara imam atanmasının tehlikeli ve insan haklarına aykırı olduğunun altını çizen Eren Keskin, “Mesela ben bu proje çerçevesinde gelen bir başvuruyu gördüm. Çocukları yeterli not alamayıp başarı gösteremeyen tüm aileler çocuklarını imam hatiplere gönderiyor. Oysaki aileler çocukların burada okumasını istemiyor. Kaldı ki bir çocuk bir sene başarı gösteremez ama bir sonraki sene başarı gösterebilir. Yani burada son derece etkin, dindar ve kindar nesil yetiştirme projesinin temeli oluşturuluyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ile çocuk eğitiminin ne ilgisi var? Bu akıl almaz bir şey. Böyle bir dayatma olamaz. Bunun son derece tehlikeli, insan haklarına aykırı, insanın varlığına aykırı bir proje olduğunu düşünüyorum” diye de ekledi.

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO

    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO

  • PSAKD Başkanı Kaplan: Cemevlerine imam atama projelerinden vazgeçilmeli- VİDEO

    PSAKD Başkanı Kaplan: Cemevlerine imam atama projelerinden vazgeçilmeli- VİDEO

    PİRHA –Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanı, buraya biz Kuran gönderelim, bir imam atayalım deme hakkına sahip değildir” dedi.

    Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    PİRHA‘ya konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanı, buraya biz kuran gönderelim, bir imam atayalım deme hakkına sahip değildir” dedi.

    “BİR HALKIN İBADETHANESİNİN NERESİ OLDUĞUNA MAHKEME KARAR VEREMEZ”

    “Alevilerin yıllardır ibadethanelerinin cemevi olduğu gerek kamuoyunun, gerek Alevi vicdanında tescillenmiş durumdadır” diyen Kaplan, Diyanet İşleri Başkanı’nın Cemevinde kullandığı sözlerin sıkıntılı olduğunu ve inançlara yön veremeyeceğini kaydetti.

    Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanlığı bir kiliseyi ziyaret ettiğinde burası yasal bir statüye kavuşmuş, burası da bir kilise ancak burada eksiklik var. Buraya biz Kuran gönderelim, buraya da bir imam atayalım deme hakkına sahip değildir. Dolayısıyla bizim Cemevlerimizi ziyaret ettikten sonraki ifadeleri sıkıntılı ifadelerdir. Cumhurbaşkanlığı seçimler öncesi bir açıklamaya tanık oldu kamuoyu. Cemevlerine yasal statü vereceğiz dediler. Oysaki AİHM’nin bu kararına rağmen halen Türkiye bunu tanınmadı, tanınmasını da aslında beklemiyoruz. Çünkü bir halkın inancının, ibadethanesinin yasal olup olmadığı, nerede olup olmayacağına dair bir mahkemenin karar vermesi mümkün değil” diyerek bu duruma gösterdi.

    “CEMEVİNE KURAN GÖNDERELİM, İMAM ATAYALIM HAKKINA SAHİP DEĞİL”

    Diyanet İşleri Başkanı’nın inançlar ve onların ibadethanelerini ziyaret edebileceklerini ifade eden Kaplan, ancak inançlara yön vermeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevlerinde kuran okutma ve imam atama sözlerini söylemeye hakkı olmadığını işaret eden Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanlığınca devletin heyetiyle bir ziyaret gerçekleşti. Bu ziyaret gerçekleşebilir mi? Tabi gerçekleşebilir. Diyanet İşlerini’nin kaldırılması talebimiz bakidir. Ama şu anda anayasada Diyanet İşleri Başkanlığı dini lider konumunda. Yasalara göre gider bir kiliseyi ziyaret edebilir mi? Edebilir. Oradaki papazla görüşebilir mi? Görüşebilir. Vatikan’a gidip papayla, papazla görüşebilir mi? Görüşebilir gayet doğal. Bu çerçevede de bizim Cemevlerimizi, ibadethanelerimizi bizim dışımızdaki inanç gurupları dini önderlerini, ziyareti gayet normaldir. Bizi sadece düşündüren şudur. Diyanet İşleri Başkanlığı bir kiliseyi ziyaret ettiğinde burası yasal bir statüye kavuşmuş, burası da bir kilise ancak burada eksiklik var. Buraya biz kuran gönderelim, buraya da bir imam atayalım deme hakkına sahip değildir. Dolayısıyla bizim Cemevlerimizi ziyaret ettiğinden sonraki ifadeleri sıkıntılı ifadelerdir” şeklinde konuştu.

    “BU KUŞATMAYI KABUL EDEMEYİZ”

    “Biz hiçbir camiye ya da kiliseye dede gönderelim, oradaki halkın ibadetini şekillendirsin, yönlendirsin veya cenazesini kaldırsın noktasında değiliz” diyen Kaplan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Buralara Kuran göndereceğiz buraları işte dağıtılması için yine buralara imam göndermemiz gerekir noktasında açıklamalar sıkıntılıdır. Biz hiçbir camiye ya da kiliseye dede gönderelim, oradaki halkın ibadetini şekillendirsin, yönlendirsin veya cenazesini kaldırsın noktasında değiliz. Biz Aleviliği bu konuda kuşatma altında kabul edemeyiz, etmememiz de mümkün değildir. Bu noktada baktığımız zaman Cumhurbaşkanın seçimden önceki açıklamaları ve gerekse de önceki hükumetler döneminde ki Alevi açılımlarının geldiği nokta bu noktada, cemevlerinin statüsü konusunda hükümet çıkmaza girmiş durumdadır. Neden çıkmaza girmiş durumdalar? Türkiye’de 2 tane akım var. Bu akımdan birisi diyor ki namazda bizim, niyaz da bizim, Cemevleri de bizim, camide. Diğeri Müslümanlığın hakiki özü biziz, İslam’ın mezhebi biziz diyen grup var. Diğer bir grupta diyor ki Alevilik müstakil bir dindir. Zerdüştlük, Yahudilik, Sunnilikten, Şamanizmden gibi tüm dinlerden etkilenmiş ve o dinlerin iyi yönlerini içine almış, bir müstakil inanç sistemidir.”

    “CEMEVLERİMİZE İMAM ATAMA PROJELERİNDEN VAZGEÇİLMELİ” 

    Hükümetin Cemevleri konusunda bir çıkmaza girdiğini söyleyen Kaplan, “Camiler İslam ülkelerinde, müslümanların ibadethanesidir. Kiliselerde Hristiyanların kutsal mekanlarıdır. Ancak biz Alevilerin de kutsal mekanları cemevlerimizdir” dedi.

    Bu noktadan devletin Alevilerin Cemevlerini yasal statüye kavuşturması noktasında bir açmaz içerisinde olduğunu vurgulayan Kaplan, “Cumhurbaşkanının açıklama noktasında tahmin ediyorum ki bu görevi de Diyanet İşleri Başkanına vermiş durumdadır. Diyanet işleri başkanının bu tutum ve davranışı Alevilerin bu Cemevleriyle ilgili sorunlarını bu yaklaşımla aşması mümkün değildir. Bizim istediğimiz cami, havra, kilise gibi  Alevilerin ibadethaneleri Cemevleridir eşit statüde olmasıdır. Bunun dışında hiçbir statü hiçbir şey kabul etmiyoruz. Aleviler açısından da, örgütlülüğümüz açısından da kabul etmemiz mümkün değildir. Devlet yıllardır alevi köylerine zorla cami yaptırma projesinden vazgeçmediği gibi, şimdi de Cemevlerimize imam atama gibi projelerinden acilen vazgeçmelidir” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA