Etiket: imam hatip okulları

  • Damal’ın Alevi köylerindeki okullar kapatıldı: Öğrenciler imam hatiplere taşınmak isteniyor!

    Damal’ın Alevi köylerindeki okullar kapatıldı: Öğrenciler imam hatiplere taşınmak isteniyor!

    PİRHA- Ardahan’ın çoğunluğu Alevi nüfustan oluşan Damal ilçesinde 5 ila 14 köy okulunun kapatıldığı iddia edildi. Bölge halkı Damal’ın merkezine açılması planlanan imam hatip ortaokulu nedeniyle köylerde bulunan okulların kapatıldığını ve amacın Alevi nüfusuna karşı gözetilen asimilasyon politikaları olduğunu belirtti.

    Birgün’den Deniz Güngör’ün haberine göre Ardahan’ın tek Alevi ilçesi olan 14 köylü Damal’daki birçok köy okulunun, Şubat ayında göreve gelen İl Milli Eğitim Mürdürlüğü Yusuf Uzantı’nın kararıyla kapatıldığı ileri sürüldü. 5 ila 14 köy okulunun tasarruf genelgesi veya öğrenci sayısının 30’un altına düşmesi nedeniyle kapatıldığı iddia edildi. Kentin yerel gazetelerinde çıkan haberlere göre, Seyitören köyünde bulunan, 16 öğrencili, tam donanımlı, 7 derslikli ilk ve ortaokul hizmeti veren son açık okulun da ‘tasarruf tedbirleri’ kapsamında kapatıldığı ve öğrencilerin ilçe merkezine taşınarak eğitim alacağı ifade edildi.

    Bölge halkı ise Damal’ın merkezine açılması planlanan imam hatip ortaokulu nedeniyle köylerde bulunan okulların kapatıldığını ve amacın Alevi nüfusuna karşı gözetilen asimilasyon politikaları olduğunu belirtti.

    Bölge halkının iddialarına ilişkin konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Uzantı ise kapatılan/kapatılması planlanan okulların sayısına ilişkin bilgi vermezken öğrenci sayısının azlığına bağlı olarak ülke genelinde yürütülen uygulamalar olduğunu söyledi. Uzantı, aynı zamanda imam hatip ortaokulu açılacağı yönündeki iddiaları reddetti.

    ASİMİLASYON POLİTİKASI

    Konuya ilişkin konuşan Damal Pir Sultan Abdal Platformu Sözcüsü Orhan Purhan, Seyitören köyünde bulunan ortaokulun kapatılmasının ardında İlçe Halk Eğitim Müdürü’nün İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdiği görüş olduğunu savundu. Tepeköy ve Otal’da bulunan köy okullarının da bu yıl içerisinde kapatıldığına dikkat çeken Purhan, “Yalnızca Mustafa Kemal Mahallesi’nde bulunan okulun öğrenci sayısının fazlalığı nedeniyle kapatılacağını düşünmüyoruz ancak geri kalanları ise peyder pey kapatacaklar. Aldığımız bilgilere göre buradaki amaç köylerdeki okulların kapatılarak merkezde bir imam hatip ortaokulu açılması hedefleniyor. AKP hükümetinin ortaya koyduğu politikalara baktığımızda ise bu olasılığın uzak olmadığını biliyoruz” dedi.

    OKULLAR İMAM HATİPLERE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR 

    Damal’ın nüfusunun büyük çoğunluğunun Alevi olduğunu ifade eden Purhan, ihtiyaç olmamasına rağmen bölgede imam hatip okulu açılmasına müsaade etmeyeceklerini vurguladı. Purhan, “Köy okullarımızın eğitim açısından kapatılarak bunların imam hatiplere dönüştürülmesi mevcut iktidarın siyasal İslam politikalarının ürünü olmasının yanında çocukların taşımalı eğitim sistemine geçişi büyük sorunları beraberinde getirecektir. Kış aylarının sert geçtiği bir bölgede öğrencilerin merkeze taşınması çok zor ve bu eğitimde aksamalara neden olacak, aileler gerek masraflar gerekse ulaşımın yaratacağı zorluklar nedeniyle çocukları okula göndermekten imtina edebilir” diye konuştu.

    Damal ve ilçeye bağlı köylerin son yıllarda göç verdiğine dikkat çeken Purhan, son olarak şunları söyledi: “Bugün köy okulları kapatılırsa genç nüfusun burada kalmasının anlamı kalmayacak ve birkaç yıl içerisinde tamamen boşalacak duruma gelecek. Bunun sadece eğitimle ilgili olmadığını, devletin Aleviliğin asimile edilmesi yönünde politikalar olduğunu biliyoruz ve Damal özel olarak seçilmiştir. Bölgede hayata koydukları politikalarla kendi istedikleri itaatkâr bir toplumu yaratmak istiyorlar. ”

    (HABER MERKEZİ)

  • 2012’de sayısı sıfır olan imam hatip ortaokulu sayısı 3 bin 394’e ulaştı

    2012’de sayısı sıfır olan imam hatip ortaokulu sayısı 3 bin 394’e ulaştı

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı 2019 faaliyet raporuna göre imam hatip liseleri bu yıl da devamsızlık ve yıl sonu başarısızlığında diğer okul türlerine göre başı çekti.

    2012’de 573 olan imam hatip lisesi sayısı 4+4+4 sistemiyle birlikte 2018-2019’da bin 623 oldu. 2012’de sayısı sıfır olan imam hatip ortaokulu sayısı ise 3 bin 394’e ulaştı. Bütün bunlara rağmen liselerde 2015-2016 yılından beri öğrenci sayısı sürekli düşüyor.
    Birgün’den Mustafa Kömüş’ün haberine göre; AKP döneminde eğitimde yaşanan dönüşüm 2012 yılında önemli bir kırılma noktası yaşadı. 2012 yılında getirilen 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte 8 yıllık kesintisiz eğitim terk edildi.

    9 BİN 672 OKULDAN İSE SADECE 537’Sİ İMAM HATİP 

    4+4+4 sistemine geçilmeden önce ortaokul düzeyinde imam hatip bulunmuyordu. Dolayısıyla bu düzeyde hiç imam hatip öğrencisi yoktu. Lise düzeyinde ise 4 milyon 756 bin öğrenciden yalnızca 268 bin 245’i imam hatibe gidiyordu. 9 bin 672 okuldan ise sadece 537’si imam hatipti. Derslik başına düşen öğrenci sayısı ise 27,8’di.

    Hem ilköğretim okulu bünyesinde hem de lise bünyesinde açılan imam hatip ortaokullarının sayısı 3 bin 394’e ulaştı. Buralarda okuyan toplam 5 milyon 627 bin 75 öğrencinin 761 bin 785’i imam hatiplerde okuyor. Derslik başına öğrenci sayısı ise 30,6 olarak gerçekleşti. Liselerde ise durum daha da ilginç. 12 bin 506 okulun bin 624’ü imam hatibe dönüşürken, 5 milyon 649 bin 594 öğrencinin ise 605 bin 869’u bu liselerde okuyor. Derslik başına düşen öğrenci sayısı ise 18 oldu. Bütün liseler baz alındığında derslik başına düşen öğrenci sayısı ise 26 olarak gerçekleşti. İmam hatiplilerin derslik ve öğrenci sayıları çıkarıldığında ise bu sayı 28’e yükseldi.

    İMAM HATİP LİSELERİ YIL SONU BAŞARISIZLIĞINDA DİĞER OKUL TÜRLERİNE GÖRE BAŞI ÇEKİYOR

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı 2019 faaliyet raporuna göre imam hatip liseleri bu yıl da devamsızlık ve yıl sonu başarısızlığında diğer okul türlerine göre başı çekti. Genel ortaöğretimde öğrencilerin yıl sonu başarı ortalaması 76 olarak tespit edilirken ortalaması 66.7 olan meslek liselerinin de gerisinde kalan imam hatiplerin yıl sonu ortalaması 65.9 oldu. 2018-2019’da YÖK’ün istatistiklerine göre, imam hatip liselerinden üniversite sınavına başvuran 107 bin 626 öğrenciden yalnızca 16 bin 285’i dört yıllık bölümlere yerleşebildi. İktidarın, ‘gözbebeği’ konumundaki imam hatip liselerinin lisans bölümlerine yerleşme oranı yüzde 15’te kaldı. İmam hatipler sadece meslek liselerini geçti.

     

  • MEB’in hafızlık eğitimi veren okullarının sayısı arttı

    MEB’in hafızlık eğitimi veren okullarının sayısı arttı

    MEB’in hafızlık eğitimi veren okullarının sayısı bu yıl da artarken; hafızlık projesi uygulayan imam hatip ortaokulu sayısı 171’e yükseldi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) hafızlık eğitimi veren okullarının sayısı bu yıl da arttı. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen hafızlık projesi uygulayan imam hatip ortaokulu sayısı 171’e yükseldi.

    MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü arasında imzalanan “Okul-Kuran Kursu İşbirliğine Dayalı Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi Protokolü” kapsamında adımlar hızlandırıldı. Devlet okulları, vakıf ve dernek görünümlü tarikatlar ile “işbirliği” içinde çalıştırılmaya devam ediyor. Proje kapsamında MEB’in “hafızlık projesi” uygulayan imam hatip ortaokullarının sayısı bu yıl da artış gösterdi.

    PROJE İMAM HATİPLER

    MEB’in hafız yetiştireceği okullar “Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Proje İmam Hatip Ortaokulları (Proje Okullar)”, “Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Çalışmasını Uygulama Usul ve Esaslarına Göre Yapan Okullar (A Grubu)”, “Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Çalışması İzleme-Değerlendirme Süreci Devam Eden Okullar (B Grubu)” ve “Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Çalışması Aday İmam Hatip Ortaokulları (C Grubu)” olarak ayrıldı.

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, 2019-2020 eğitim öğretim yılında MEB verilerine göre, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından Kalite Takip Sistemi (KTS) üzerinden takip edilen Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi kapsamında 32 proje imam hatip ortaokulu, Proje Uygulama Usul ve Esasları Çerçevesinde takip edilen imam hatip ortaokulu toplamda 171 imam hatip ortaokulu bulunduğu belirtildi. Proje okullarının geçen yıla göre artışı da dikkat çekti.

    58 İMAM HATİP ORTAOKULU İÇİN DEĞERLENDİRME SÜRECİ DEVAM EDİYOR

    MEB’e bağlı proje okullar içinde yedisi İstanbul, beşi Kayseri, ikisi Ankara, Amasya, Adıyaman, Bolu, Bursa, Çorum, Denizli, Düzce, Gaziantep, Hatay, Kastamonu, Kocaeli, Konya, Muğla, Rize, Sakarya, Sivas, Tokat ve Yalova’da birer olmak üzere toplam 32 imam hatip ortaokulu bulunuyor. Örgün eğitimle birlikte hafızlık çalışmasını uygulayan 40 imam hatip ortaokulunun yanı sıra, 58 imam hatip ortaokulu için de MEB tarafından izleme-değerlendirme süreci devam ediyor. 2019-2020 öğretim yılında hafızlık projesine yeni başlayan okullar içinde de 41 imam hatip ortaokulu bulunuyor.

    ‘MİLLİ’ HAFIZ

    MEB projesine göre, hafızlık eğitiminin erken yaşlarda başlanılmasının öğrenmeyi kolay ve kalıcı hale getirdiği iddia ediliyor. Hafızlık eğitiminin 5 ve 6. sınıflarda tamamlanması, 7 ve 8. sınıflarda da pekiştirilmesi planlanıyor. Projenin amaçları arasında “Milli, manevi, ahlaki, kültürel ve insani değerlerin içselleştirilmesinde Kuran ayetlerinin anlamından ve hafızlık eğitiminin kazanımlarından yararlanılması” ile “Öğrencilerin okul ortamından, aileden ve sosyal çevreden uzun süre uzak kalmadan örgün eğitimden azami düzeyde yararlanarak hafızlık eğitimi almaları” yer alıyor.

  •  ‘Eğitim sistemi sorgulamayan bireyler yetiştiriyor’-VİDEO

     ‘Eğitim sistemi sorgulamayan bireyler yetiştiriyor’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim sisteminin giderek gericileşmesini ve Alevilere uygulanan asimilasyon politikalarını değerlendiren KHK ile ihraç edilen eğitim emekçisi ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Aleviler olarak zorunlu din derslerinin kaldırılması için atılacak adımlarda eksik kaldıklarını kaydetti. 

    Eğitim sisteminin giderek gericileşmesi hızla devam ediyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında yayınlanan yeni eğitim sistemine göre Türk Dili ve Edebiyatı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri tüm sınıflarda ortak ders olurken Matematik ve Fen Bilimleri derslerinin ise isteğe bağlı seçileceği açıklanmıştı. Ancak gelen tepkiler nedeniyle MEB matematik ve fen bilimleri derslerinin seçmeli olmasını kaldırdı.

    Eğitim sistemi bu değişikliklerle giderek gericileşirken, Alevilerin demokratik taleplerinden olan zorunlu din dersinin kaldırılması talebi de henüz yerine getirilmiş değil.

    KHK ile ihraç edilen eğitim emekçisi, eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Türkiye eğitim sisteminin Aleviler üzerinde yarattığı baskıyı ve olumsuz koşulları değerlendirdi.

    “BÜTÜN OKULLAR İMAM HATİP OKULLARINA ÇEVRİLDİ”

    2011-2012 yılları arasında Alevi çalıştaylarının gerçekleştiğini fakat bu çalıştaylardan önce birçok şeyin temelinin atıldığını belirten Tunçdemir, “Örneğin Alevi çocuklarının imam hatip liselerine yerleştirilmesinin temelleri atılmıştı ve geldiğimiz süreçte gerçekten bu oldu. Yetmedi bütün okullar İmam Hatip okullarına çevrildi” dedi.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ KALDIRILMALI”

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda baştan beri ısrarcı olduklarını söyleyen Tunçdemir, zorunlu din derslerinin kaldırılması için atılacak adımlarda eksik kaldıklarını, okullara dilekçeler vererek ellerindeki bu fırsatı iyi değerlendirmeleri gerektiğinin altını çizdi.

    Bu konuda özeleştiride bulunan Tunçdemir, sistemin bize dayattığı zorlukların dışına çıkıp okullara yüzlerce binlerce dilekçe verilmesi gerektiğini ve bu sayede belki de matematiğin değil de din dersinin seçmeli olmasını sağlayabileceklerini belirti.

    “EĞİTİM BİR ASİMİLE ARACI”

    Zorunlu din dersleriyle eğitim sisteminin çocukları asimile ederek bilimden uzak, sorgulamayan bireyler yetiştirmeyi amaçladığını belirten Tunçdemir, bu sisteme karşı çıkanların da işlerinden ihraç edildiklerini de kaydetti.

    “HER ŞEYE RAĞMEN UMUT VAR”

    Bu düzenin böyle devam edemeyeceğini ve geleceğe dair umudunun olduğunu söyleyen Tunçdemir, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Umut var mı, kurtuluş var mı? Tabi ki var. Bir olursak, birlik olursak adımlarımızı sağlam atarsak yaptığımız şeylerin ya da neye ulaşacağımızın bilincinde olursak belli kazanımlar sağlayabiliriz. Tabi teslim olmamalıyız, hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmemeliyiz diye düşünüyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • KHK ile ihraç edildi; ÇEDF’te alternatif eğitim veriyor-VİDEO

    KHK ile ihraç edildi; ÇEDF’te alternatif eğitim veriyor-VİDEO

    PİRHA – 14 yıllık beden eğitimi öğretmeni Yalçın Düzgün. 7 Şubat 2017 tarihinde 686 Sayılı KHK ile ihraç edildi. Düzgün, AKP’nin 2012 yılındaki 4+4+4 sistemiyle siyasal, gerici politikalarının eğitime yansıdığına dikkat çekti. Düzgün, alternatif eğitim kursları veren ve KHK ile işinden edilmiş öğretmenlere iş olanağı sunan ÇEDF’in çalışmalarını ve eğitim sistemini anlattı. 

    Son yıllarda sürekli değişen eğitim sistemiyle birlikte cemevleri, yöre dernekleri, federasyonlar harekete geçerek açtıkları eğitime destek kursları ile eğitimde oluşan boşluğu doldurmaya çalışıyorlar. Sadece bununla sınırlı değil, KHK ile işlerinden edilen öğretmenlere de iş kapısı aralıyorlar.

    Her yönüyle alternatif bir sistem geliştirmeye çalışan Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu, iki yıldır federasyon binasında kültür, sanat ve eğitim çalışmaları kapsamında eğitime destek kursları veriyor.

    Eğitim katından sorumlu 14 yıllık beden eğitimi öğretmeni Yalçın Düzgün ile konuştuk. Düzgün, 7 Şubat 2017 tarihinde 686 Sayılı KHK ile ihraç edilmişti.

    Düzgün, ilk olarak Hakkari’de görev yapmış daha sonra Yalova ve en son İstanbul’da görev yaparken KHK ile ihraç edilmiş 14 yıllık bir öğretmen. Şimdi ise Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu’nda (ÇEDF) eğitimden sorumlu bir öğretmen olarak görevine devam ediyor.

    Düzgün, Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu’nda eğitime destek kursuna neden ihtiyaç olduğunu ve Türkiye’deki eğitim sistemini PİRHA’ya anlattı ve bu tür kursların önemine değindi.

    KAMU KAYNAKLARI İMAM HATİP OKULLARINA AKTARILDI”

    AKP’nin siyasal, gerici ve kendi dayatmasıyla yürüttüğü bir eğitim politikasının olduğunu kaydeden Düzgün, 2012 yılındaki 4+4+4 sistemiyle bu politikaların eğitime yansıdığını söyledi.

    Düzgün, o dönemlerde İmam Hatip okullarının arttığını, ana okullara kadar indirgenmiş bir dini eğitim dayatıldığını belirterek, “İmam hatiplerin önü açıldı. Kamu kaynakları tamamen özel sektöre ve imam hatiplere aktarıldı” dedi.

    “Siyasal iktidar nasıl şekillenirse eğitim sistemi de öyle şekillenir” diyen Yalçın Düzgün, “AKP’nin 17 yıllık iktidarı döneminde eğitim sisteminin üstüne gitmesinin bir nedeni var. Eğitim aslında bir üst yapı modelidir. AKP’nin de ihtiyaç duyduğu bir eğitim sistemi ve eğitim modeli vardı. Bunu da hayata geçirmek için çok ciddi bir saldırı sistematiği düzenledi ve hayata geçirdi. 4+4+4 ile şunu gördük ki AKP kadrolarının daha doğrusu kendi ideolojilerine göre şekillendiği kadroların okullarda yaygınlaştığını gördük. Bunun yanında kendi yanında engel olan devrimci, demokrat, sol görüşlü ve yurtsever öğretmenleri bir şekilde tırpanlanması gerekiyordu” diye konuştu.

    AKP’nin 2015 yılında cemaat ile ayrışmasını fırsata çevirdiğini belirten Düzgün, hem eğitim sisteminin değiştirilmesi hem de okullarda görev yapan devrimci, ilerici  öğretmenlerin tavsiyesine yönelik bir süreci işlettiklerini söyledi.

    “EĞİTİMDE YAŞANAN SIKINTILAR CİDDİ BOYUTLARA ULAŞTI”

    AKP’nin kendi açısından başarılı bir eğitim sisteminin hayata geçirildiğini belirten Düzgün, şöyle devam etti:

    “Aslında yanlış bir yanılgı var, eğitim sistemi başarısızdır vurgusu kimin baktığı ile ilgili değişir. AKP açısından başarılı bir eğitim sistemi hayata geçirildi. Neden kaynaklı bu? Birincisi bilimsel, laik, demokratik bir eğitimden, nitelikli eğitimden tamamen uzaklaştırılan, piyasacı gerici bir eğitim sistemine geçiş yapıldı. Bundan kaynaklıdır ki 17 yıllık bir iktidarı sürecinde 7 kere sistem değiştirip, sürekli bakanları değiştirip ve halen bir eğitim sistemi oturtamamasının tek nedeni şudur: Halen tam anlamıyla ideolojisini hayata geçirebileceği bir eğitim sistemi modelini bulamamasıdır. Ama şunu gördük ki; son bir iki yıldır eğitimde yaşanan sıkıntılar çok ciddi bir boyutlara ulaştı. Artık içinden çıkılmaz bir hal aldı. Öğrenci, veli ve öğretmen boyutunda bu sorunlar giderek büyüyor.”

    ” ÇEDF, EĞİTİM BOŞLUĞUNU DOLDURMAK İÇİN KURSLAR AÇTI

    AKP iktidarına eğitimin teslim edilmeyeceğini, devlet okullarının tamamen içinin boşaltıldığını söyleyen Düzgün, yoksul çocukların özel okullara mecbur bırakılmasının önünün açıldığını kaydetti.

    Düzgün, eğitim alanında yaşanan bunca sıkıntıdan sonra Eyüp bölgesinde bulunan Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu’nun bu ihtiyaçtan dolayı yola çıkıp, 2017-2018 eğitim öğretim yılında takviye ve etüt kursları başlattığını kaydetti.

    İlk olarak 8. sınıf öncelikli bir kurs başlattıklarını bu yıl ise 6-7. sınıfları ekleyerek büyüttüklerini belirten Yalçın Düzgün, eğitim kursuyla sınırlı kalmadıklarını bunun yanında çocuklara sosyal ve kültürel alanlar açmak için müze gezileri, sinema, tiyatro, satranç kursu ve satranç turnuvaları gibi sosyal faaliyetleri düzenlediklerin kaydetti. Düzgün, çocukların özellikle eksik olduğu ve büyük bir ihtiyaç haline gelen alanları doldurduklarını söyledi.

    AİLELER ÇOK MEMNUN

    Aileler kesinlikle memnun, çünkü özel bir alandan bahsettim. Özel okulların ve dayatılan dersanelerin ciddi ücretler isteyip çocukları ve velileri mecbur bıraktıklarını söyleyen Düzgün, yoksul çocukların eğitim hakkının gasp edildiğini belirterek, ailelerin ÇEDF’de devam eden eğitime destek kurslarından memnun olduklarını vurguladı.

    Bu yıl için hala kayıt aldıklarını belirten Düzgün, demokrat kurumlara çağrıda bulunarak, “Bu noktada tek başına bir kişinin iki kişinin değil bütün kurumların böyle bir sürece ortak olması gerekiyor. Bizim elimizdeki bu durumu güçlendirir. Buradaki o açığı kapatmak için önümüzdeki dönemlerde de bu kursu ve buna benzer çalışmaları devam ettireceğiz. Planımız şudur: Her sene üzerine bir şeyler katarak bir alternatif oluşturmaktır” dedi.

    “DERSLERE 2’Sİ KHK İLE İHRAÇ EDİLEN TOPLAM 5 ÖĞRETMEN GİRİYOR “

    ÇEDF bünyesinde verilen eğitime destek kurslarında temel derslere giren 5 öğretmenin olduğunu, iki tanesinin KHK ile ihraç edilen öğretmenden oluştuğunu kaydeden Düzgün, öğretmenlerin ihraç edildikten sonra kurumların bu öğretmenlere sahip çıkması ve dayanışma ağının örülmesi gerektiğini belirtti. Düzgün, sözlerine şöyle devam etti:

    “ÇOCUKLARIMIZA EMEK VERME FIRSATI VERİLDİ”

    “ÇEDF, kendi çocuklarımıza emek verme noktasında bize fırsat verdi. Bu anlamda o dayanışmayı ördü. Bu bizler açısında da çok önemlidir. Bir öğretmenin işi öğretmenliktir ve kendi emeğini eğer çocuklara veremezse bir öğretmen kendi iş gücü anlamında çok şey kaybedecektir.  İhraç edilmiş bir çok arkadaşımız değişik arayışlar içerisine girdiler. Yani yaşamlarını öğretmenliğin dışında devam ettirecek işler bulmaya çalıştılar. Ben öğrencilerle öğretmenliğimi devam ettirmekten çok memnunum.

    AKP iktidarı eğitimle ilgili bir karar verdiği zaman kesinlikle bu işin pedagoji, formasyon boyutundan çocukların psikoloji boyutundan bakmaz. Bakmadığı gibi bu işte liyakat sahibi, eğitim sendikaları veya görüşlerden de faydalanmıyor. Tamamen siyasal ve ideolojik çıkarları ön plandadır. Bu anlamda karma eğitim de bunun bir parçasıdır. O dönemde bu kurumsal ve toplumsal örgütlenme sağlanamadı. Daha sonra imam hatiplerin sayısı mantar gibi çoğaldı. İmam hatipler sadece okul olarak düşünmeyin, aslında imam hatip mantığı okullara yerleştirildi. İmam ismi imam olmayan normal devlet okullarında bile müfredatlar imam hatiplere göre düzenlendi. Karma eğitimin kaldırılması da tamamen bunlardan bir tanesi. Şu anlaşılmalıdır: AKP toplum mühendisliğine ilk başta eğitim üzerinden başladı. En büyük saldırısı da en büyük dayatması da eğitim üzerinden devam ediyor. Bunu bir bütün olarak almak gerekiyor tek başına karma eğitime karşı çıkmak yetmiyor. Bir bütün olarak eğitim sisteminin AKP tarafından bu şekilde şekillendirilmesine itiraz etmek gerekiyor. Diyelim ki itirazlar sonucu karma eğitim sistemi durduruldu ya da hayata geçirilmedi, aslında geçirilmiş durumda.

    “ALEVİLER YILLARDIR ZORUNLU DİN DERSİ KALDIRILSIN İSTİYOR”

    Mesela Alevilerin, zorunlu din derslerinin  müfredattan çıkarılması gibi bir talebi var. Buna dair tek bir adım atılmış değil. Bunun yanında sadece Sünni islam anlayışının ve sadece bedevi anlayışının müfredata yerleştirilmesi ile ördüğü bir eğitim sistemi modeli var. O yüzden tek başına karma eğitim sisteminin kaldırılmasına veya AKP’nin bu politikasına karşı çıkmak yeterli değildir. Ama bütün olarak AKP’nin şu an bütün eğitim politikalarına karşı çıkmakta fayda var.Bunu örgütlü bir şekilde AKP’yi baskılayarak yapmak lazımdır.”

    Semra ACAR/İSTANBUL

     

     

  • ‘İmam hatip okulları değil, çağdaş eğitim istiyoruz’-VİDEO

    ‘İmam hatip okulları değil, çağdaş eğitim istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA – Hubyar talibi PSAKD Ankara Yenimahalle Batıkent Cemevi’nde cem yürüten Cemal Şahin İmam Hatip okullarının çoğalmasıyla ilgili görüşlerini PİRHA ile paylaştı. Şahin, “Bizler daha güzel, daha çağdaş bir ülke için mücadele vermekteyiz ama son dönemlerde ülkemizde ne yazık ki uygulanan milli eğitim politikası bunun tam tersi oluyor” ifadelerini kullandı.

    Hubyar talibi PSAKD Yenimahalle Batıkent Cemevi’nde cem yürüten Cemal Şahin, milli eğitim politikaları ve İmam Hatip okullarının çoğalması konusuna ilişkin PİRHA’ya konuştu. Şahin, “Yol erenleri derki; bize bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu derler. O nedenle bizler bilimi kendimize rehber edindik. Bizler daha güzel, daha çağdaş bir ülke için, insanların mutluluğu için mücadele vermekteyiz, hizmet yapmaktayız. Ama son dönemlerde ülkemizde ne yazık ki uygulanan milli eğitim politikası bunun tam tersi oluyor” diye konuştu.

    “1 FEN LİSESİNE KARŞILIK 17 İMAM HATİP OKULU AÇILIYOR”

    1990’lı yıllarda Refah Partili yöneticilerin söylemlerinden söz eden Şahin, şunları kaydetti:

    “Refah Partili yöneticiler şöyle demişlerdi: Zaman gelecek bütün okullar imam hatibe çevrilecek. Her yerde imam hatipli valiler, kaymakamlar, hakimler olacak demişlerdi. 2002 yılında iktidara geldikten sonra bunları adım adım gerçekleştirmeye çalıştılar. 2002-2003 yılı öğretim yılında imam hatipte okuyan öğrenci sayısı 71 bin idi.
    2016-2017 yılında imam hatip okulunda okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 291 bin oldu. 1 milyon 220 bin öğrenci artmış oldu. Okul sayısı ise 2002-2003 yılında imam hatip okulları 450 idi, 2016-2017’de imam hatip okul sayısı 4 bin 112 oldu. 2017-2019 yılına ait fen liseleri bütçesi 109 milyon, 2017-2019 imam hatip okullarına ayrılan bütçe 1 miyar 700 milyon TL, yani bir fen lisesine karşı 17 tane imam hatip okulu açılıyor.”

    “ÇOCUKLARA GÜZELLİĞİ, DOSTLUĞU AŞILAMALIYIZ”

    Ülkenin bu şekilde kalkınmayacağını belirten Şahin, “Oradaki insanlar nerede istihdam edilecek, Türkiye’de camii sayısı belli, Diyanet’in kadro sayısı belli. Maalesef diğer alanlara kaydırıyorlar. Küçük yaşlarda, daha 4-5 yaşlarda çocuklar kreşlerde kafaları belirli bir inancın fikirleri ile doldurulmaya çalışılıyor. Cinlerden, şeytanlardan öbür dünyalardan bahsediliyor. Çocuklar okulda öğretilenleri annelerine babalarına soruyorlar. Bu yaştaki çocukların bu tür şeylerle kafalarını doldurmak yanlıştır. Çocuklara sevgiyi aşılayacağız, güzelliği, dostluğu aşılayacağız” dedi.

    “ALEVİLİK YAŞAMIN KENDİSİDİR”

    Şahin, “Son dönemlerde Mersin’de Alevi öğretisi ile ilgili bir okul açılma girişimleri var. Alevilik yaşayarak öğretilir, Alevilik yaşamın kendisidir. Alevilikte ocak sistemleri vardır. Her ocak kendine göre kendi yolunu erkanını yürütecek kişileri önceden belirler. Her ocak olan kişi illa bu hizmeti yürütecek değildir. O ocakta, o ocağa bağlı kaç kişi varsa 100 bin, kimi 200 bin kişi mi bunların içerisinde kim yetenekli ise o hizmeti yürütür diğerleri onun talibi olur. Dede talip ilişkisi, rehber ilişkisi vardır, Alevilerde” diye konuştu.

    Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İçinde yaşadığımız ülke etnik, dinsel, inançsal yaşamsal farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir yapıya sahip. Türkiye Cumhuriyeti etnik bakımdan baktığımızda Türk, Kürt, Arap 30’a yakın ayrı ayrı etnik kökenden gelen yurttaşlarla birlikte, inançsal açıdan baktığımızda ise Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Ezidi, Süryani ayrı ayrı inanç kökünden gelen insanlarla beraber yaşamaktayız. Yine diller açısından baktığımızda da ayrı ayrı dilleri olan yurttaşlarla birlikte yaşamaktayız. Aslında Anadolu bir kültürler beşiğidir. Yeter ki bir inanç diğer inancı kendi potasında eritmesin.”

    “SÜNNİ MEZHEP DİĞER İNANÇLARI KENDİ POTASINDA ERİTİYOR”

    Türkiye’de bunun tam tersinin görüldüğünü söyleyen Şahin, “Egemen bir inanç İslamiyet’in bilhassa Sünni mezhebi diğer inançları kendi potasında eritiyor, diğer inançları yok etmeye çalışıyor. Bu nedenle birlikte bir arada yaşamamız için ortak paydamız demokrasi, laiklik, insan hakları, hukukun üstünlüğüdür. Ortak paydamız olan demokrasi laiklik, insan hakları hukukun üstünlüğü konusunda birleşmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA