Etiket: imam rıza ocağı

  • İmam Rıza Ocağı mensubu Pir Mustafa Erdem Hakk’a yürüdü- VİDEO

    İmam Rıza Ocağı mensubu Pir Mustafa Erdem Hakk’a yürüdü- VİDEO

    PİRHA- İmam Rıza Ocağı mensubu Pir Mustafa Erdem Hakk’a yürüdü. Erdem, Kocaeli’de bulunan Çayırova Cemevinde bugün yapılan erkan sonrasında toprağa sırlanmak üzere Sivas’a uğurlandı.

    Uzun yıllardır Kocaeli’de yaşayan ve kimi sağlık sorunları olan İmam Rıza Ocağı mensubu Pir Mustafa Erdem bugün sabah saatlerinde Hakk’a yürüdü.

    Erdem, Kocaeli’de bulunan Çayırova Cemevinde yapılan Hakk’a yürüme erkanı sonrasında sırlanmak üzere Sivas Kangal’a bağlı Hıdolar Köyü’ne uğurladı.

    Pir Erdem, 6 Mart 1921’de başlatılan ve 17 Haziran’da binlerce Alevi Kürt’ün katledilmesiyle son bulan Koçgiri Katliamı’nın tanıklarından dinlediği hikayeleri ajansımıza aktarmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER:

    Pir Mustafa Erdem, Koçgiri Katliamı’nı anlattı: Soykırımla Alevileri de Kürtleri de yok edemediler-VİDEO

     

     

  • İmam Rıza Ocağı Vakfı: Cemevi Daire Başkanlığı projesi planlı bir asimilasyon tuzağıdır

    İmam Rıza Ocağı Vakfı: Cemevi Daire Başkanlığı projesi planlı bir asimilasyon tuzağıdır

    PİRHA – İmam Rıza Ocağı Vakfı, cemevlerinin bakanlık himayesine alınmasını eleştirerek konuya ilişkin açıklama yaptı. “Susmadık susmayacağız” vurgusu yapılan açıklamada Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Daire Başkanlığı projesinin “planlı bir asimilasyon tuzağı” olduğu ifade edildi.

    AKP-MHP hükümetinin, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine alması ardından itirazlar da devam ediyor.

    İmam Rıza Ocağı Vakfı da konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak “İnancımıza yapılan asimilasyon politikalarına karşı tutumumuz Şah Hüseyin’den buyana asla değişmemiştir ve değişmeyecektir” dedi.

    “DEVLETİN, BENZERLİK YARATMA ÇABALARINI RET EDİYORUZ”

    Yapılan açıklamada, hükümet tarafınca kurulacağı açıklanan “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Daire Başkanlığı” projesinin “planlı bir asimilasyon tuzağı” olduğu ifade edildi. Kamuoyu ile paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Adı yasaklanan, yolu kesilen, adına katliam fetvaları çıkarılan, kuyulara atılan, meydanlarda idam edilen, zalimin karşısında mazlumun yanında olan, adaleti inancının merkezine koyan, dönemin zalim iktidarlarının karşısında olduğu için hep öldürülen ama yolundan dönmeyen o kadim inancın talipleriyiz.

    Düşüncemizi, kanaatimizi ve değerlerimizi iyi insan olma yönünde değiştiren, geliştirerek yaşam adına tüm canlılara saygı duyan, yaşam hakkının eşitlik anlayışıyla evreni onurlandıran o kutsal İnancın taşıyıcılarıyız.

    Yaşamın kutsallığına, insanoğlunun yaradılıştaki sorumluluğuna söz geçiren, bilim ve sanatın toplumun hayat damarı olduğuna inanan, kısacası evrenin inşası hakkındaki tüm düşünceleri tutarlı olan kin, öfke ve nefrete bahane aramayan tüm halklarla sevgide ve adalette buluşan inancın taşıyıcılarıyız.

    Hakka olan bağlılığını ve doğanın her zerresine saygıyı sazının tellerine kodlayan, kutsal olan her bir sözü insanın zihniye, yüreğine aşkla yerleştiren ocağın temsilcileriyiz.

    Siyaset üstü söz söyleyerek toplumun seslendiricisi olan inanç önderlerimizin katledilmesi, meydanlarda asılıp kesilmesi, derisinin yüzülmesi tescil ve lütuf meraklısı olan devletin Alevi toplumunun zihnine vahabi İslam din anlayışının imgelerini yerleştirme düşmanlığı sonucuydu.

    AMA BİZ SUSMADIK SUSMAYACAĞIZ!

    Bize göre; Sosyal sistem içinde nihai, meşru güç kaynağı olan siyasîler ve siyasi kurumların beyanları ve tutumları da net olmalı, dindar siyaset mesajlarıyla asimilasyon politikaları yumuşatılmamalıdır.

    Dolayısıyla; son süreçte inancımıza yapılan asimilasyon politikalarına karşı tutumumuz Şah Hüseyin’den buyana asla değişmemiştir ve değişmeyecektir.

    Geldiğimiz bu yüzyılda devlet geleneksel asimilasyon politikalarıyla Alevi toplumun inançsal ve yaşamsal değerlerinde dağınıklık yaratarak, toplumumuzun kendi inancından şüphe duymasını amaçlamaktadır. Oysa Alevilik inanç, ilke ve ahlak kurallarının kavrayışı, ehlileştirme politikaları üzerine değil, zekâ ve vicdanladır.

    Bizler devletin kurumsal organları aracığıyla inançları denetlemeyi o inanç mensuplarının yarattığı yaşam ve kültür biçimini, ibadet tarz ve şekillerini egemen din anlayışıyla uzlaştırma ve benzerlik yaratma çabalarını ret ediyoruz ve asla boyun eğmeyeceğiz.

    Geçmişten bugüne hiçbir somut unsurla farklılığımızı kabul etmeyen, çeşitliğimizi hak ve adaletle uzlaştırmayan devlet; biz Alevileri farklılıklarla çatıştırmaya, kendi din anlayışıyla uzlaştırmaya, kendisine biat edenlerle ittifak kurma huyundan vazgeçmeli.

    ‘ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ DAİRE BAŞKANLIĞI’ planlı bir asimilasyon tuzağıdır.

    Geldiğimiz bu yüzyılda gericilikle içini boşalttığı ve ileri düzeyde iğrençleştirdiği insani değerleri Aleviliğin ve Alevilerin tertemiz kutsal değerleri üzerinde aklama yüzsüzlüğüdür.

    İnsan gerçekliği üzerine kurulan, tüm farklılıkları gören, sosyal, kültürel ve siyasi adaleti sağlamayı anayasa ile kabul eden devlet Alevilerin ve farklı olan tüm inanç toplulukların Hakk karşısındaki eylemlerini düzenleme, bu görevleri tanımlama ve uygulama görevini üstleniyorsa bu faşizmdir diyoruz ve Aleviler bu kirli planın bir parçası olmayacaklardır.

    Hak ve sorumluluklarından oluşmuş biçimsel hukuki statü, toplumun geleceğini şekillendiren siyasi katılım ve topluma bağlı bireyin tanımı olan eşit vatandaşlık ilkesi mücadelemizden ve inanç merkezlerimiz olan cemevlerimize sahip çıkmaktan ve diğer tüm inançsal haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğimizi bildiriyor, saygılarımızı sunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Celal Fırat: Yok saymak ve gerçekleri görmemek gibi bir hastalığınız var

    Pir Celal Fırat: Yok saymak ve gerçekleri görmemek gibi bir hastalığınız var

    PİRHA – İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat; İstanbul Büyükşehir Belediyesince hazırlanan din ve inanç özgürlüğü mesajında kullanılan Alevi Dedesi görseline karşı yapılan gerici yorumlar ile ilgili bir açıklama yaptı. Fırat “Alevilerin hak ve özgürlüklerini gündeme getirme şekli olarak gördüğümüz bu resim Alevilerin net bir tavrıdır” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve 100 bin çocuğa yollanan “Cumhuriyet ve Demokrasi” broşüründe Alevilerin de temsil edilmesi sosyal medya organlarında büyük bir tartışma başlattı. Tartışmalar ile ilgili açıklama yapan Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Pir Celal Fırat “Aleviler vardır ve farklıdır” diyerek gerici yorumlar yapanlara cevap verdi.

    “CEMEVİ OLSAYDI YİNE KARŞI ÇIKARDINIZ”

    İBB tarafından hazırlanan Düşünce, İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü” başlıklı konuda yer alan bir çizim ve başka bir bölümdeki pankart tartışma yarattı. Çizimde Müslüman, Hristiyan ve Musevi vatandaşları temsilen kullanılan din adamlarının yanında bir Alevi Dedesinin görseli sosyal medyada gerici yorumların yapılmasına neden olmuştu. ADFE Genel Başkanı Pir Celal Fırat’ta Alevilerin temsiliyetini olumlu karşıladıklarını belirterek “Resimde Camii, Kilise, Senagog ve Cemevi olsaydı yine karşı çıkacaktınız, Çünkü yok saymak ve gerçekleri görmemek gibi bir hastalığınız yani isteme bozukluğunuz var” dedi.

    “SANDIK ALEVİLERE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ GETİRMEDİ”

    İBB tarafından hazırlanan broşürde “Demokrasi için Sandık şarttır ama yeterli değildir” mesajına değinen Pir Celal Fırat, “Bir rejimin demokrasi olabilmesi için, özgür ve dürüst seçimlerin yanı sıra kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti, çoğulcu ve katılımcı bir siyasi ve sosyal yapı, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, yöneticilerin hesap verilebilir olmaları gibi ilkelerin de hayata geçirilmesi gerekir. Yüzlerce seçim geçiren bir ülkede seçim sandığının Alevilere inanç ve yaşam özgürlüğü getirmediğini hepimiz biliyoruz, her seçimden sonra rafa kaldırılan Alevilerin hak ve özgürlüklerini gündeme getirme şekli olarak gördüğümüz bu resim Alevilerin net bir tavrıdır” dedi.

    “GERİCİLERİN KARŞI ÇIKMASI NORMAL”

    Görselin sosyal medya hesapları üzerinden binlerce kişi tarafından paylaşılması ve yorumlanması ile ilgili de görüş belirten Pir Celal Fırat “Alevilere yönelik inkar, imha ve asimilasyon politikaları tüm hızıyla devam ederken, bizleri hakim Sünni İslam inancı içinde eritmeye çalışan zihniyetin bu resme karşı çıkması çok normal. Alevi kimliğini oluşturan inançsal yapı içinde inanç önderliği konumu olan Alevi Dedeleri bu topraklarda katliamlara uğradılar sesiniz çıkmadı. Birçok dönem çalıştaylarla sözde Alevi sorunlarına çözüm bulunacağı kandırmasıyla Anayasal zorunluluk haline getirilen “Din Kültür ve Ahlak Bilgisi” adı altında verilen Sünni İslam içinde Aleviliğe çarpıtılmış iki ünite eklenmesine ve tüm okullarda dağıtılmasına sesiniz çıkmadı” dedi.

    “İMAMOĞLU NOKTAYI KOYDU”

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun samimi bir şekilde her defasında değindiği İnanç özgürlüğü ve Alevilerin bu özgürlükten nasiplenmesine yönelik samimi çağrıları ve çalışmalarına değinen Pir Celal Fırat “Alevi kurumlarının tüm demokratik talepleri bu ülkede olması gereken taleplerdir bunun için yıllarca mücadele ettiler. Toplumu siyasete yön verecek kadar örgütlediler ve bu nedenle artık hiçbir parti yada hükümet Alevilerin siyasetçilerden ve devletten beklentilerini kendi çizdiği faşist, tek tipçi çerçevesine alamaz. Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’da buna vurgu yaparak noktayı koymuştur” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Garip Dede Dergahında aşureler pay edildi-VİDEO

    Garip Dede Dergahında aşureler pay edildi-VİDEO

    PİRHA-Muharrem ayı dolayısı ile İstanbul Garip Dede Dergahında aşure lokması pay edildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Aleviler için yas orucu olan Muharrem oruçlarının bitmesinin ardından aşureler pay edilmeye başlandı. İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda da bugün aşureler pay edildi. Lokma gülbengini İmam Rıza Ocağı dedelerinden Hüseyin Doğan okudu.

    Aşure lokması pay edilirken kısa bir konuşma yapan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı ve İmam Rıza Ocağı dedelerinden Celal Fırat 12 Eylül askeri darbesinin 39. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak o gün yapılan baskı ve zulümleri lanetledi.

    “BUGÜN DE ZULÜM DEVAM EDİYOR”

    Fırat’tan sonra söz alan HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit,  “Bizler zulme karşı duran ve mücadele veren bir inancın sahipleriyiz. Dün olduğu gibi bugün de zulüm devam ediyor” dedi.

    “NİCE GENCİMİZİ DAR AĞACINA ASTILAR”

    12 Eylül askeri darbesinin yıl dönümü içerisinde olunduğunu belirten Koçyiğit, “Buradaki birçok canımızın yakını, kardeşi, ağabeyi, annesi ya da babası 12 Eylül’de o işkence tezgahlarından geçmişlerdir. 12 Eylül’de ‘sağ-sol çatışması’ dediler ülkedeki yoksulların, emekçilerin hakkını yediler. Nice gencimizi darağacında astılar. Yeni bir düzen kurdular. İşte onu yapanlar aslında zamanın Yezitleriydi. Hep beraber o gün nasıl Hüseyin’i duruşu gösterdiysek nasıl zalime karşı geldiysek bugün de bugünün Yezitlerine, bugünün zalimlerine karşı direneceğiz, mücadele edeceğiz, yan yana duracağız. Ve bu ülkede ‘Alevilik yoktur, Alevilik sapkınlıktır’ diyen kendini bilmezlere de inancımızı, kültürümüzü, varlığımızı göstereceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ADFE Başkanı’ndan Alevi imam hatip tepkisi: Fetö tarzı bir okul

    ADFE Başkanı’ndan Alevi imam hatip tepkisi: Fetö tarzı bir okul

    PİRHA- Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı  Celal Fırat, eğitim alanında imam hatip okullarının artmasına, FETÖ gibi cemaatlerin yıllardır okullarda taht kurmasına ve yeni açılan Alevi imam hatip lisesi olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi projesine tepki gösterdi.

    Süzer Holding’in sahibi Mustafa Süzer ve Sakine Tükek’in finansörlüğünü yaptığı Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı ile AKP hükümeti yöneticilerinin birlikte temelini attıkları Alevi İmam Hatip Lisesi olarak da adlandırılan Özel Statülü Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi’ne yönelik Alevi kurumlarından tepkiler gelmeye devam ediyor.

    ADFE Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Dedelerinden Celal Fırat eğitim alanında artan imam hatip liselerine ve Alevi imam hatip lisesi olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi projesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Din, inanç, kültür ve toplumların tüm farklılıklarına hatta özgürlüklerine ‘ılıman projelerle’ giren her türlü cemaat, grup ve örgütlerin kendi siyasi iktidarlarını inşa ettiğine ve yeni bir rejim kurmanın hayaliyle çalıştıklarına dikkat çeken Fırat, “Bu projelerde her şey özünü yitirir. Kiliseden bozma camii, camiden bozma cemevi, cemevinden bozma camii olduğu gibi. Bireylerde de durum değişmez kendini ne tam Sünni, ne tam Şii ne tam Alevi gibi hissetmeyen bir toplum hedeflenir. İyi niyetli, başarılı, masum insanların akıllarıyla, vicdanlarıyla oynayıp kendi ideolojik planlarına alet eden, kendine bağımlı köle bir toplum yaratıp yargıya, emniyete ve devletin kritik kadrolarına sızan sonunda devleti ele geçiren FETÖ de bu örneklerden biridir” diye konuştu.

    “ALEVİLER BU OKULA ÇOCUKLARINI GÖNDERMEYECEKTİR”

    Fırat, FETÖ örgütünün kuruluş temelinde ‘eğitim’ ve ‘çocuklar’ olduğunu, Anadolu’nun yoksul, zeki çocuklarını devşirip tek tipleştirerek ve toplumun dokusuyla oynayarak biat eden köle bir toplum yarattıklarını belirtti.

    Alevilerin FETÖ gibi ‘istismarcı’ bu örgütlerle yıllarca mücadele ettiğini dile getiren Fırat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İstanbul’un göbeğinde açılan Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Proje Lisesi de Alevi görünen iştirakçi işbirlikçiler tarafından kurulmuş bir Alevi İmam Hatip Lisesidir. ‘Alevi çocuklarına ahlakı, edebi ve temizliği öğreteceğiz’ diye demeçlerde bulunan bu okulun kurucularının sloganı aynen şöyle: Bu Okul Herkese İyi Gelecek. Tam da FETÖ tarzı herkese iyi görünüp, herkesi birbirine karıştırıp yeni bir nesil amaçlamaktadırlar. Aleviler bu özel statülü okula çocuklarını yollamayacaktır tıpkı  FETÖ okullarına yollamadıkları gibi. Çünkü fetih anlayışı olan bu proje okulu, sosyal örgütlemede ve eğitimde akıl ve bilimi yok edecektir. Eğitime ideolojik kadrolarla girip, ‘Birileri gelsin, birileri gitsin, ya da birileri yok olsun’ anlayışına hizmet edecek yeni ‘FETÖ’ örgütleri yaratacaktır.”

    “ILIMLI ALEVİ PROJELERİNE TAVRIMIZ NET OLACAKTIR”

    Dini ve inancı ideolojiye alet eden, insanları kendi fikirleri ve düşünceleriyle koşullandıran FETÖ ve onun devamı olan ‘ılımlı Alevi projelerine’ karşı tavrımız net olacaktır” diyen Fırat, “Bizler, ‘herkese iyi gelecek’ bir okul değil herkesin farklılıkları ile özgürleşeceği sevgide buluşacağı laik ve bilimsel eğitimden yanayız” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Pir Celal Fırat: Hüseyni duruş Alevice yaşamaktır-VİDEO

    Pir Celal Fırat: Hüseyni duruş Alevice yaşamaktır-VİDEO

    PİRHA – Alevilerin 12 gün boyunca Kerbela’da katledilenler için oruç tutup yas ilan ettikleri Yassı Muharrem ayındayız. Garip Dede Dergahı Başkanı,İmam Rıza Ocağı pirlerinden Celal Fırat, “Biz her gün Şah Hüseyin’e ağlıyoruz. Şah Hüseyin bu halimizi görse ‘Bana niye ağlıyorsunuz kendi halinize ağlayın’ derdi. Bu nedenle biz Hz. Hüseyin’in Yezid’e karşı duruşunu ve söylemlerini örnek almalıyız” dedi.

    Gelenek olarak Kurban Bayramı’ndan yirmi gün sonra tutulan Matem orucunun bugün 2. günü. Kerbela’da şehit edilen 72 kişi için tutulan matem orucu, gün batımında, gösterişsiz bir şekilde açılır. 13. gün ise Aşure verilir. Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı pirlerinden Celal Fırat, matem orucuna ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “Matem oruçlarında biz de birilerini taklit etme konumuna geldik” diyen Fırat, “Sünni ve Şii dostlarımız Ramazan ayı geldiğinde koltuklarının altına birer tane Kuranı Kerim alıyorlar ev ev dolanıyorlar. Aynısını biz yapmaya başladık. Mahallelerde cemevlerine 10-15 kadın birlikte gelerek koltuk altlarında birer Kuranı Kerim koyuyorlar aynı muhabbeti, aynı olguyu aynı versiyonu insanlara anlatmaya ve insanları aynı çerçeveye getirmeye gayret ediyorlar. Bu doğru bir şey değil” diye konuştu.

    “HZ. HÜSEYİN’İN DURUŞUNU ÖRNEK ALMALIYIZ”

    Fırat, “Biz Kızılbaş Alevileriz. Ancak  birilerine benzemeye çalışanlar Matem oruçlarını sadece ağlama ayı haline getirmeye çalışıyorlar. Böyle bir mantık bir zihniyet var ve bunları da cemevleri yarattı. Oysaki biz Hz. Hüseyin’in Yezid’e karşı vermiş olduğu o duruşu örnek almamız lazım” dedi.

    Kerbelalar günümüzde de etkin bir şekilde yer alıyor ve yaşatılıyor. Ancak biz halen Şah Hüseyin’in niçin başını verdiğini algılamamışız. Bu konu ile ilgili bence herkes özeleştirisini yapmalı. Hz. Hüseyin’in yaşamış olduğu o acıyı kimsenin yaşamamasını temenni ediyoruz. Ama halen her gün katliamlar yaşatılıyor insanlara” diyen Fırat şöyle devam etti:

    “Cemevlerinde her gece muhabbetler ediliyor. Ancak cemevlerinin şu olgudan çıkması lazım. Biz her gün Şah Hüseyin’e ağlıyoruz. Şah Hüseyin bu halimizi, görse ‘Bana niye ağlıyorsunuz kendi halinize ağlayın’ derdi. Bu nedenle biz Hz. Hüseyin’in Yezid’e karşı duruşunu ve söylemlerini örnek almalıyız. Hz. Hüseyin Yezid’e  ‘Onursuz bir şekilde yüz gün yaşayacağıma izzetli bir şekilde bir gün yaşarım. Ve aç kal alçalma’ diyor. Bu anlamda biz bu değerlerde bir şey almalıyız. Aleviler bu Yassı Muharrem ayında bir direnç göstermeli seslerini biraz çıkartmalıdırlar. Cemevlerine gelmelidirler ama başları dik bir şekilde gelmelidirler.”

    “ZALİMLERE VE FİRAVUNLARA KARŞI TEK VÜCUT OLMALIYIZ”

    İnsanların Kerbela’da yaşanan katliama yüreklerinin yandığını ve gözlerinin yaşardığını ifade eden Fırat “İnsani olarak düşündüğümüzde onlara yapılanları hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği bir katliam yaşanmıştır. Günümüzde de halen aynı Kerbelalar yaşanıyor ve yaşatılıyor. Bu nedenle bu bizi daha da yakınlaştırmalı yeryüzündeki bütün topluluklarla halklarla bu zalimlere, firavunlara karşı tek vücut olarak karşı durmamız kanısındayım” şeklinde konuştu.

    “HER ALANDA MÜCADELE ETMEK LAZIM”

    Hüseyin’i bir duruşun, gelenek ve göreneklerimizi yalın bir şekilde yaşamak, kimseye benzememek ve Alevice yaşamak olduğunu belirten Fırat, şunları kaydetti:

    “Cemevlerinde mersiyeler okunmasına ve saz çalınmasına yönelik Hz. Hüseyin saz mı çalıyor denilerek çocuklarımızın kafalarını bulandırmaya gayret ediyorlar. Net bir şekilde bunun cevabını vermek lazım. Biz ne Sünni’yiz ne de Şii’yiz biz Aleviyiz. Onlar kendi geleneklerini kendi gibi yaşamalı biz de kendimiz gibi olmalıyız. Ama bugün cemlerimiz fatihalar ile açılıyor ve fatihalar ile kapatılıyor. Değişik değişik emareler cemlere dahil edilmiş durumda. Bu nedenle Hüseyini duruş  hayatın her platformunda olmalıdır. İş hayatında, evimizde ve her alanda mücadele etmek lazım. Aleviliği öz olarak yaşamamız lazım. Kimseye benzemeden ben Aleviyim demek lazım.”

    “BİZ TAŞLARA VE AĞAÇLARA GİDİP DUA EDERDİK”

    Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı pirlerinden Celal Fırat son olarak şunları ifade etti:

    “Bizim köylerin çoğu yerinde ziyaretgâhlar vardı. Kimi yerde biz taşlara gidip duamızı verirdik ve kutsaldı bizim için. Aynı şekilde biz gidip bir ağaca dua verip önünde kurbanlar keserdik. Buralara bazen yalın ayak giderdik. Bu nedenle biz bir yere dua edip niyaz edeceksek birilerine benzeşmemize gerek yok. Bir insan bir yerde var ise orası değerlidir. Şu an Garip Dede Dergahındayız sizler bizler olmasak buranın bir içeriği bir anlamı olmaz. Biz inancımızın içini güzel insanlar ile donatmamız lazım.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD Eyüp Şubesi Hızır Kavutu ve lokması pay etti

    DAD Eyüp Şubesi Hızır Kavutu ve lokması pay etti

    PİRHA – İstanbul Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şubesi dernek binasında yaptığı muhabbet ceminde Hızır kavutu (Qawutu) ve lokması pay edildi. Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Hepimiz birbirimizi bir Hızır gibi görüp, birbirimizin elinde tutmalıyız” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    İstanbul Demokratik Alevi  Dernekleri (DAD) Eyüp Şubesinde Hızır ayı dolayısı ile muhabbet cemi yapıldı. Cemi Ağuçan Ocağı Pirlerinden Aziz Güler ve İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat yürüttü.

    Cemden önce ilk konuşmayı yapan DAD Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, “Aleviler için kutsal olan Hızır ayında herkesi yan yana görmenin anlamlı ve önemli olduğunu” söyledi. Güzel’in konuşmasından sonra çerağlar uyandırıldı ve Ağuçan Ocağı Pirlerinden Aziz Güler dua vererek kısaca Hızır ayının anlam ve öneminden bahsetti.

    “HIZIR BÜTÜN BEREKET VE YARDIMLARI İLE ÇAĞRILIR”

    Güler’den sonra konuşan Garip Dede Başkanı ve İmam Rıza Ocoğı Pirlerin’den Celal Fırat ise, “Toplumsal iletişimi iyilikte ve güzellikte arayan Aleviler Hızır’a niyazlarını en içten duygularıyla sunarlar. İnanç motifi haline getirir, lokma sunar oruç tutarlar. Cemre düşmeye yakın, ambarlarda unun azalmaya yüz tuttuğu; peynirin, çayın, şekerin, yağın, odunun, tezeğin, yakacağın, otun, samanın yavaş, yavaş bitmeye başladığı günler kış aylarının en sıkıntılı günleridir. Bu günlerde Hızır bütün bereketi ve yardımları ile çağrılır. Toplumun ortak iletişim aracı haline gelir” dedi.

    “TÜRKİYE’DE ZOR BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ” 

    Türkiye’de gerçekten çok zor bir süreçten geçtiklerine dikkat çeken Fırat, “Bizim inancımız ve gelenek göreneklerimize göre Hızır her yerde hazır ve nazırdır. Hepimiz birbirimizi bir Hızır gibi görüp birbirimizin elinde tutmamız lazım. Birilerin gelip bizi kurtarmasını beklersek çok bekleriz. Dara düştüğümüzde herkes birbiri ile dayanışma içinde olursa ancak bu sorun ve sıkıntıları aşarız” diye konuştu.

    “GÜNÜMÜZDE HINZIR PAŞALARA ÇOK RASTLAMAKTAYIZ”

    Hızır var birde Hınzır paşalar var diyen Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat son olarak şunları ifade etti:

    “Özellikle günümüzde Hınzır Paşalara çok rastlamaktayız. İçimizde ve dışımızda bu Hınzır paşalar ile kolay bir şekilde karşılaşabiliyoruz. Alevileri ve çeşitli kesimleri renklerinden, dillerinden ve ırklarından dolayı her zaman dışlıyor ve ötekileştiriyorlar. Bu nedenle biz Alevilerin üzerine çok sorumluk ve görev düşüyor. Birlik beraberlik içinde olmayı başarmamız gerekiyor. Biz Aleviler 72 millete renk, dil, din ve ırk ayırımı yapmadan aynı nazardan bakarız. Ve Ermeni’si, Yahudi’si Laz’ı, Kürd’ü hangi milleten olursa olsun nerede bir ezilen varsa biz Aleviler onun yanındayız.”

    Muhabbet ceminden sonra Ağuçan Ocağı Pirlerinden Aziz Güler ve İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat lokma duası vererek lokmalar pay edildi. Lokmalar pay edildikten sonra Hızır ayının önemli geleneklerinde biri olan ve her yıl Hızır ayı içerisinde yapılan Hızır Qawutu pay edildi. (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat: Hızır, sevgi, barış ve kardeşliktir

    İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat: Hızır, sevgi, barış ve kardeşliktir

    PİRHA- Aleviler için kutsal olan ve bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, umudu, sevgiyi, birlikteliği simgeleyen Hızır ayına ilişkin konuşan İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede  Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Kızılbaş Aleviler için Hızır her şeydir. Hızır berekettir, sevgidir, barıştır, kardeşliktir, insanların birbirlerine yönelik olan ön yargılarını kırması ve nefsini köreltmesidir” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Aleviler için kutsal olan ve bolluğu, bereketi, doğanın yeniden dirilişini, sevgiyi, hoşgörüyü barışı simgeleyen Hızır ayına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Aleviler için kutsal olan Hızır ayına girildi. Alevilerin her yıl Şubat ayında tuttuğu Hızır orucu bölgelere göre değişiyor. Bazı yörelerde 9, 10 ve 11 Şubat, bazı yörelerde 13, 14, 15 Şubat tarihleri arasında üçer gün tutulan Hızır Orucu, bazı yörelerde ise 5 ya da 7 gün olarak tutulur. Bu nedenle Şubat ayı Aleviler açısından Hızır ayı olarak da bilinir.

    “ALEVİLER İÇİN HIZIR HER ŞEYDİR”

    “Kızılbaş Aleviler için Hızır her şeydir” diyen Fırat, “Hızır berekettir, sevgidir, barıştır, kardeşliktir, insanların birbirlerine yönelik olan ön yargılarını kırmasıdır ve nefsini köreltmektir. Hızır ayı aynı zamanda tabiatın uyanışı ve yeni bir canlılık algılayışıdır. Cemrenin havaya, suya, toprağa birer hafta ile düştüğü aydır” diye konuştu.

    “HIZIR AYI NEŞE VE COŞKU İLE KARŞILANIRDI”

    Fırat, “Hızır ayı olan 14-15 ve 16 Şubat’ta Aleviler oruç tutarlar. Bizim köyde çocukluğumda Hızır ayı büyük bir neşe ve coşku ile karşılanırdı. Akşamları börekler ve hoşaflar yapılırdı. Hatta Hızır gelecek diye akşamları yatağını yaparlardı ve yatağının başına yapılan böreklerden konulur yanına çayı yapılır bırakılırdı. Ayrıca Hızır’ın atı için ahırda yer yapılır yem konulurdu. Ve sabah uyandığımızda Hızır gelip ‘yaptığımız lokmaları yemiş mi’ diye kalkıp bakardık” diye konuştu.

    Eskiden doğduğu büyüdüğü köye Hızır ayında Adıyaman’dan gelen katırcıların ve tütüncülerin Hızır gibi karşılandığını ve haftalarca misafir edildiğini belirten Fırat, ”Günümüzde toplum öyle bir hale geldi ki birbirini ayırmakta, ötekileştirmekte ve barış istediği için içeri atılmaktadır. Artık böyle bir süreçle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    “PİR VE TALİBİ BULUŞTURMALIYIZ”

    “Hızır ayı sadece Alevi Kızılbaş toplumu için büyük bir önem ve değere sahiptir” diyen Fırat şunları ifade etti:

    “Kızılbaş Aleviler Hızır ayında pirlerinin evlerine mihman olmasını ve eşiklerine giderek bir dua vermesini beklerler. Bugün ise metropollere geldiğimizden dolayı bu ilişkilerin zedelendiğini görüyoruz. Dede talip ve pir talip ilişkileri ciddi bir dejenerasyon ile karşı karşıyadır. Eski ilişkilerimizi tekrar canlandırmamız lazım. Pir ve talibi buluşturmalıyız. Hızır geldiğinde sorun sıkıntı var ise o sorun ve sıkıntıları çözüp mutluluk, huzur bahşedildiği inancı vardır.”

    “HER BİRİMİZ BİR HIZIR OLMALIYIZ”

    Fırat, “Alevilerin Hızır ayına tarihsel bir misyon yüklemiştir. Alevi Kızılbaş geleneği çerçevesi içerisindeki Hızır inancını Hakka şirk koşmak olarak görenler oluyor. Ancak Hızır bizim için nefestir, hayattır, tabiattır ve doğadır. Aleviler her zaman barışseverdir. Dillerinde hiçbir zaman ırkçılık ve ötekileştirme yoktur. Aleviler hep sevgiden bahsederler. Kan, şiddet ve gözyaşı olmaması için gülbang ile dua ederler. Bu nedenle Hızır’ın bu zor süreçte tez zamanda gelmesi lazım. Ama biz biliriz ki her birimiz bir Hızır olmamız lazım. Eğer biz Hızır’ı başka yerlerde beklersek başımızdaki zalimler bize bu zalimliği yapmaktan geri duymayacaktır. Bu yüzden herkes birbirinin Hızır’ı olmalıdır. Herkes birbirinin elinde tutmalıdır. Çünkü bu inancın felsefesi bunu gerektiriyor” diye konuştu.

    “SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEKTİR”

    “Her bir vatandaş ve Kızılbaş Alevilerin yapması gereken bu süreçte daha sımsıkı yan yana durup ülkede yapılan bu zalimliklere hukuksuzluklara karşı durarak ses çıkarmalarıdır” diyen İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat son olarak şunları ifade etti:

    “Biz her zaman ‘Susma Sustukça Sıra Sana Gelecektir’ deriz. Bugün sıra hepimizde çünkü, gelenek, görenek, düşünce ve dilinden dolayı herkes tutuklanıp içeri atılmaktadır. Ve gerçekten zulmün çok olduğu bir süreç yaşıyoruz. Hızır umarım tez zamanda gelerek hepimizin carına yetişir. Ama şunun bilincinde olmamız lazım. Hızır’ı farklı yerlerde aramamız lazım. Çünkü hepimiz birer Hızır sayılırız. Eğer ben dara düştüğümde sen bana yetişirsen benim Hızır’ım sensin diye düşünüyorum.” (HABER MERKEZİ)