Etiket: imam şenol

  • İmam Şenol’dan insanlığa çağrı: Rojava özgürlük ışığıdır, sönerse mahkûm oluruz!-VİDEO

    İmam Şenol’dan insanlığa çağrı: Rojava özgürlük ışığıdır, sönerse mahkûm oluruz!-VİDEO

    PİRHA – DAD Genel Merkez Yöneticisi İmam Şenol, Rojava’daki insanlık krizine dikkat çekerek dayanışma çağrısında bulundu. Alevi kurumlarının, Rojava için daha çok destek sunması gerektiğini belirten Şenol, “Adeta Kerbela yaşanıyor. Rojava, halklar için bir özgürlük ışığıdır. Bu ışık sönerse mahkûm olacağız” ifadelerini kullandı.

    Suriye Demokratik Güçleri ile Geçici Şam Hükümeti arasında anlaşmaya varıldığı duyurulsa da başta Kobanê olmak üzere Rojava’nın birçok bölgesinde insani dram yaşanıyor. Taraflar arasında ateşkes sağlandığı yönünde açıklamalar yapılsa da Kürtlerin yaşadığı bölgelerdeki kuşatma sürüyor.

    Elektrik ve içme suyunun kesildiği bölgede, altı çocuk soğuktan yaşamını yitirirken mevcut krizin günden güne arttığı ifade ediliyor.

    Rojava’daki insanlık dramına karşı dünyanın birçok bölgesinden de itirazlar sürüyor. Rojava’yla dayanışma gösteren Halklar Karavanı üyeleri, sınır dışı edilmek üzere göç idaresinde tutulurken (ülkelerine de gönderilmiş olabilirler!) Kobane’ye ulaştırılmak için çok sayı da tırın da Urfa’daki bekleyişi sürüyor. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması yönündeki talepler süre giderken konuya ilişkin bir tepki de Demokratik Alevi Dernekleri’nden (DAD) geldi.

    “İNSANLIK BUNU KABUL ETMEMELİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi İmam Şenol, SDG ile HTŞ arasındaki ateşkese rağmen “Toplumda bir güven kırılması” oluştuğunun altını çizdi. Şenol, iki taraf arasında geçmişte yapılan anlaşmalara işaret ederek “5 Ocak’ta yapılan anlaşmanın tam imzalanacağı noktada müdahale oldu. Bu durum, uluslararası bir komploydu” dedi.

    İmam Şenol, Rojava’daki halklara büyük acı yaşatıldığını söyleyerek Halep’te yapılanların insanlık suçu olduğunu ifade etti. Şenol, “Orada insanlarımız katliamla yüz yüze geldi. Savaşın da bir kuralı vardır ancak öylesine karanlık bir zihniyet ki kadınlara tecavüz edip, infaz ettiler. Ardından kadınların saçını kestiler! Kürt kadınını infaz edip balkondan attılar! İnsanlık bunu kabul etmemeli” diye konuştu.

    “SESSİZ KALINMAMALI!”

    HTŞ rejiminin, “zalim bir yönetim” olduğunu vurgulayan İmam Şenol, “Gayri ahlaki yaklaşımları söz konusu. Buna sessiz kalmamak için Alevi ya da Kürt olmaya gerek yok” sözlerini kullandı. Şenol, dünya genelinde Rojava’ya destek eylemlerine de değinerek şöyle devam etti:

    “Toplumlar, çok ciddi tepki gösterdi. Bu tepkiler, daima egemen güçlerin istediği şekilde hareket edecek manasına gelmez. Şöyle bir anlayış var; ‘kapitalizm, egemen güçler, ne isterse onu yapar’. Bu düşünce aslında bir nevi bunların, her şeyi yapabileceği propagandasını yapıyormuşuz gibi geliyor. Evet, egemen güçlerin tankı, topu vardır ama karşısında da halklar vardır. İnsanlıktan yana vicdanı olan, dünyanın her tarafında insanlık mücadelesi ve doğa mücadelesi veren bir toplum vardır. Bu baskı sonucunda 29’unda gerçekleşen bir anlaşma, en azından Rojava’daki halkların katliamdan geçirilmemesi için önemli oldu.”

    “TÜRKİYE İYİ BİR SINAV VERMEDİ”

    İmam Şenol, Rojava’ya destek konusunda bir bütün Alevi kurumlarının yeterince ses olamadıklarını da söyledi. “Adeta Kerbela yaşanıyor” diyen Şenol, Rojava için tehlikeli sürecin henüz son bulmadığını belirterek şöyle devam etti:

    “Rojava, halklar için bir özgürlük ışığıdır. Bu ışık sönerse mahkûm olacağız. Rojava, bütün ezilen halklarındır. Suriye’de Alevilere, Dürzilere, Kürtlere yapılanları sırayla gördük. Bu selefi düşüncenin, bütün halklara düşman olduğunu belirtebiliriz. Buna karşı sessiz kalmak da mümkün değildir. Kadınlar tecavüz ediliyor, binalardan atılıyor ama Alevi kurumlarından istenilen tepki gelmiyor. Çok tehlikeli bir dönemden geçiyoruz.

    Ayrıca bin yıllık kardeşlikten bahsediyoruz! Bu kardeşlik en son Rojava’da görüldü! Türkiye iyi bir sınav vermedi. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet olacaksa eğer bütün halkların barış içerisinde yaşaması gerekir. Böylelikle Orta Doğu’da model olur.”

    HIZIR AYI SEBEBİYLE DAYANIŞMA ÇAĞRISI!

    Hızır Ayı’nın başladığına da dikkat çeken İmam Şenol, Raya Heq Alevileri için çok önemli bir dönemde olduklarını söyledi. Hızır Ayı’nda küskünlüklerin son bulduğunu belirten Şenol, konuşmasına şu cümlelerle devam etti:

    “Hızır, kara kışta, zor günde, darda olan, umutsuz olan toplumlara umut vermektir. Bu ayda insanlığın kalbi, vicdanı daha da yumuşar. Topluma karşı sorumluluk hissetme ayıdır.  Onun için bizler darda kaldığımızda ‘Yetiş ya Hızır’ deriz. Ben sıkıştığımda komşum bana destek veriyorsa o Hızır’dır. Hızır ayında toplumlar aydınlığa, rahatlığa ulaşır. Hızır, toplumun umutsuz olmadığını hatırlatır bize. Bu ayda dayanışma biraz daha yükselir. Bu noktada da tüm canlarımıza Hızır, yar ve yardımcısı olsun, darda, zorda bırakmasın. Herkes lokmalarıyla yanındaki aç ve darda olan canlara yardım etsin.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Unutulan dillerin duası: DAD, Kürtçe ibadet için yola çıktı-VİDEO

    Unutulan dillerin duası: DAD, Kürtçe ibadet için yola çıktı-VİDEO

    PİRHA – DAD yönetimi, Kürt dil mücadelesi için strateji ve politikalar çalıştayı’nda alınan karar doğrultusunda “anadilde ibadet” yürütme önerisini gündemine aldı. Dernek yöneticilerinden İmam Şenol, “Anadilde eğitimin olmadığı yerde Kürtçe’nin yaşatılması mümkün değildirdiyerek devletin adım atması gerektiğini vurguladı. Şenol, “Anadilde cem yürütülmesi çok önemlidir. Bunu mutlaka yapacağız” sözlerini de ekledi.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başlamasıyla beraber ana dil sorunu da gündemin başat talepleri arasına girdi. Kürt sorununun çözümünün, dil üzerindeki yasaklamaların kaldırılmasıyla başlayacağına işaret edilirken, birçok kentte de bu taleple eylemler yapıldı.

    Barış süreciyle birlikte Kürtçe üzerinde çalışmalar yürüten kurumlar da harekete geçti.

    15 Ekim’de Van’da bir araya gelen Kürt dil kurumları, “Kürt dil mücadelesi için strateji ve politikalar çalıştayı” yaptı. İki gün süren çalıştayın sonuç bildirgesinde inanç alanı olarak cemevlerinin de Kürtçenin korunması için önemli bir mücadele alanı olduğu vurgulandı. Bildirgede ayrıca inanç kurumlarına yönelik “Kürt düşmanı politikalara karşı durulacak, aynı zamanda tüm inanç topluluklarında Kürtçe çalışmaları yürütülecek” kararı da alındı.

    Van’da yapılan çalıştayda Demokratik Alevi Derneği de yer aldı. Derneğin yöneticilerinden İmam Şenol, çalıştaydaki tek Alevi kurumu olduklarını da belirtti.

    “KÜRTÇE’NİN YAŞATILMASI İÇİN ANADİLDE EĞİTİM ŞART!”

    İmam Şenol, Demokratik Alevi Derneği olarak anadil konusunda büyük hassasiyet taşıdıklarını vurguladı. Şenol, anadil konusunun, “devlet nezdinde sorun haline getirildiğini” söyleyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “21. yüzyılda halen ‘Kürtçe serbest olacak mı olmayacak mı?’ tartışmaları var. Tabii Kürt hareketinin, dil üzerinde belli bir çabası var. Çünkü anadil çok önemli bir alan. Kurumların kendi başına güç geliştirip sorunu aşması da mümkün değil. Artık bu süreçle birlikte birşeyler yapılmalı. Var olan sürecin sağlıklı yürümesi için bu anlamda adım atılmalı. Anadilde eğitimin olmadığı yerde Kürtçe’nin yaşatılması mümkün değildir.

    Halk, kendi arasında, aileler evlerinde çocuklarıyla Kürtçe konuşuyor ama ana dilde eğitim olmayınca o dil yaşayamıyor. Anneler çocuklarıyla Kürtçe konuşuyor ancak çocuk okula gittikten sonra anne de Türkçe konuşmaya başlıyor! Kurumların bireysel çabası var ancak bir dilin yaşatılması sivil toplum örgütlerinin karşılayabileceği bir konu değildir. Dil sıradan bir mesele değil.

    Biz Alevi Kürtler, bu noktada hem dil hem inanç olarak tanınmayan bir toplumuz. Mücadelemiz de bu iki başlık üzerinde sürüyor. Son süreçte dil üzerinde belli çalışmalar varken bir yerde de karşıt görüşler yaratmak için bir takım Alevi sanatçılarda da söylemler gelişti. İşte ‘Kürt Aleviler Kürtçe konuşabilirler ama ibadetini Türkçe yapıyorlar’…

    Bu doğru değil. 100 yıllık yasağın görülmesi gerekir. Tamam Türkmen ozanların, şairlerin, deyişleri okunmuştur, doğrudur. Ama sanki hiçbir yasak ve asimilasyon olmamış gibi, Kürt Alevilerinin çok rahat bir ortamda yaşadığı bir süreçmiş gibi değerlendiriyorlar. Ama birileri bu konuyu kaşıyor. ‘Aleviler Türkmen’dir. Kürtler Alevi değildir. İnanç dili Türkçedir’ demesi kimseye bir yarar sağlamaz.

    Var olan inkar ve imha, 100 yıllık süreci aşmıştır. Bu noktada artık dillerin ve inançların 21. yüzyılda tartışılması Türkiye gibi bir yerde ki normaldir ancak anormal bir durumdur da. Toplum bunu kabul etmez. Her toplumun dili ve inancı noktasında özgürce yaşamasının önü açılmalıdır.”

    “MUTLAKA YAPACAĞIZ!”

    İmam Şenol, Demokratik Alevi Derneği (DAD) olarak bundan sonraki süreçte Kürtçe’nin konuşulması için daha çok hassasiyet göstereceklerini söyleyerek şunları aktardı:

    “DAD’ın, cenaze erkanlarını Kürtçe yürütmek için müsahip kurumlara da belirttiği bir önerisi var. Hangi inançtan olursa olsun kişinin kendi ana dilinde erkan yürütülmesi gerekiyor. Biz bu noktada yetersiz kalıyoruz ama çabamız var. Öyle bir asimilasyon olmuş ki insanların kendi ana dilinde ibadet etme sıkıntısı da oluşmuş. Ancak Kürtçe, cemevlerinde kimsenin bilmediği bir dil değildir. Arapçayı dinliyorsun, bir sorun yok! Ama ana dilde; Kurmancî-Kırmanckî olduğunda ‘Bu dil anlaşılmıyor. Niye konuşuyorsunuz?’ denilecek hal yok. Bu durum biraz da kurumlarımızın kendi içerisinde bu asimilasyonu içselleştirme halidir. Artık sohbetlerimizin, cemlerimizin Kürtçe de olması gerekiyor. Bir şekilde bu dili geliştirme gibi bir zorunluluğumuz var. Özellikle Birleşmiş Milletler’in de belirttiği gibi Kırmançkî dilinin artık yok olmayla karşı karşıya olduğu bir dönemdeyiz. Kurmancî lehçesi baskındır. Ama Kırmançkî lehçesi halk nezdinde fazla sahiplenilmiyor. Tüm toplumun, bu lehçeye sahip çıkması gerekir.

    Kısacası, belli bir eğitim çalışmaları var ancak ibadet, inanç noktasında ana dilde cem yürütülmesi çok önemlidir. Bunu mutlaka yapacağız. Bu noktada var olan pirlerimizle cenaze erkanı ve ibadet noktasında bir çabamız var. Ancak çok ağır bir sorun.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • ‘Hem Meclis komisyonu hem de Sayın Öcalan’la görüşme talebimiz olacak!’-VİDEO

    ‘Hem Meclis komisyonu hem de Sayın Öcalan’la görüşme talebimiz olacak!’-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi İmam Şenol, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair konuştu. Şenol, “Madem böyle bir süreç var, sadece talepkar değil, sürecin inşasında, örgütlemesinde de yer almalıyız. Türkiye’nin yüz yıllık sorunu çözülme aşamasında, bizler seyirci kalmamalıyız” diye belirtti.

    Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde gelinen aşamayı yorumlayan DAD Genel Merkez Yöneticisi İmam Şenol, Kürt sorununun çözümü konusunda yürütülen süreçle birlikte Alevi sorununun da masada olması gerektiğini savundu. Şenol, AKP-MHP hükümetinin, Alevi inancına yönelik politikalarına değinerek “Osmanlı’dan günümüze kadar devletin, Alevilere yaklaşımını biliyoruz. Ancak bu son sürece dair şunu söyleyebilirim; Yol bir, sürek bin bir. Bütün Alevi kurumların istem ve talepleri aşağı yukarı aynıdır. Bugün Barış ve Demokratik Toplum Süreci, birinci derecede Kürtler ve Alevileri etkileyen bir süreçtir” yorumunu yaptı.

    “SÜRECE BÜYÜK ANLAM BİÇİYORUZ”

    İmam Şenol, demokratikleşme sürecinin doğru ilerleyebilmesi için Alevi kurumlarının da görev üstlenmesi gerektiğini söyledi. Alevi kurumlarının, “sadece talep eden ve isteyen düzeyde” olmaması gerektiğini söyleyen Şenol “Çok sayıda cemevi olması, toplumun Aleviliği yaşadığı anlamına gelmez. Alevi kurumlarında bir tutukluk var” diye de ekledi. Şenol, şöyle devam etti:

    “Devlet halen Alevi inancını tanımıyor. Her zaman barıştan, özgürlükten yana olmamız lazım. Ama bu özgürlükçü anlayışın günümüz Cumhuriyetinde yaşatılmadığını, soruların çözülmediğini hepimiz gördük. Yani ulus devlette, herkesin Türk, herkesin Sünni olduğu bir yerde laiklikten bahsedemeyiz.

    Türkiye’nin yeniden inşa edilmesi noktasında evet birinci derecede Kürt sorunu önemlidir. Ben bir Kürt Alevi olarak; diyelim ki Alevi Türkmen canlarımız Türkçe okuyor, yazıyor, çiziyor ama inanç noktasında asimilasyona tabi tutuluyor. Ama gel gör ki Kürt Alevilerinin hem inanç hem de dil ve kültür noktasında sorunları var. O açıdan DAD, bu sürece büyük anlam biçiyor. Sünni İslam, Türkçülük üzerine kurulan bir cumhuriyetin demokratik olmadığını söyleyebiliriz. Halkların kendi dili, kültürü, inancını, sanatını icra etmesi Türkiye’yi bölmez.”

    Sürece karşı bazı kesimlerin olumsuz tavır içinde olduğunun altını çizen Şenol, “Hem yandaş medya hem kendini güya muhalif gören basın, süreci sadece Erdoğan üzerinden şekillendirmeye çalışıyor. Medya, kendine ‘muhalif’ diyorsa demokratik olması lazım.” diye konuştu.

    “SORUNUN ÇÖZÜMÜ İSTEM VE TALEPLERLE OLMAZ!”

    İmam Şenol, Barış ve Demokratik Toplum Sürecine dair nasıl bir hazırlık içerisinde olduklarını da anlattı. Şenol, Meclis’te kurulan komisyona katılıp taleplerini aktarmak istediklerini de söyledi. İmam Şenol, DAD olarak Abdullah Öcalan ile görüşme taleplerini de açıklayarak şöyle devam etti:

    “Bizim taleplerimiz, bu komisyondaki bir Alevi milletvekiliyle sınırlı kalmamalı. İnanç önderlerimizin evet bir rapor hazırladı ancak, DAD olarak Alevi derneklerinin bir bütün olarak bir şeyler yapmak gibi çabası var ama yüzyıllık bir sorunun çözülmesi sadece basın açıklamasıyla veya medyada bir iki cümleyle kurulacak bir şey değil. Bu süreçte kafamız karışık olabilir ama bu noktada ortaklaşmak istiyoruz. Madem böyle bir süreç varsa biz sadece talepkar değil bunu inşasında, örgütlemesinde, devleti bu noktada zorlayan bakış açısıyla örgütlememiz gerekiyor. Ama yetersiz kalıyoruz. Bu noktada, yetersizliği gidermek için diğer kurumlarla daha iç içe bir ilişki örgütleme tarzını getirerek cevap olabiliriz.

    SAYIN ÖCALAN’LA GÖRÜŞME NOKTASINDA ISRARIMIZ OLACAK

    Ayrıca, bu sürece Alevilerin de katılması noktasında pirlerin, ocakların, sivil toplum örgütlerinin, Alevi akademisyenler ve  aydınlarının da komisyona katılmasında fayda var.

    Demokratik Alevi Dernekleri olarak bu noktada hem komisyonla hem de Sayın Öcalan’la görüşme talebimiz olacaktır. Diğer Alevi kurumlarımız da bu taleplerde bulunmalıdır. Gözlemci, seyirci kalarak, ‘Efendim bu hükümetle bir şeyle olmaz’ demek işin bana göre kolayına kaçmaktır. Olur olmaz, sen inşasını, örgütlenmesini yaparsın, sürece aktif destek gösterirsen verilen mücadelenin sonuçlarını alacağımızı düşünüyoruz.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • DAD’tan, tutuklanan yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılma çağrısı

    DAD’tan, tutuklanan yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılma çağrısı

    PİRHA- DAD Genel Merkezi, katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’e dair yapılan açıklamaya katıldığı için tutuklanan genel merkez yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Kuzey Doğu Suriye’de katledilen gazeteciler Cihan Bilgin ve Nazım Daştan için Beyoğlu’nda bulunan Şişhane Meydanı’nda yapılan açıklamaya katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan gazeteciler ve genel merkez yöneticileri İmam Şenol’a dair açıklama yapan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, özgür basın geleneği ile dayanışma göstermek insanlık onuru olduğunu vurguladı.

    Tutuklamaların hukuki olmadığını belirten DAD Genel Merkezi, genel merkez yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    “BÜYÜK İNSANLIĞIN VİCDANI BU DURUMU KABUL ETMEYECEKTİR”

    DAD Genel Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle: 

    “Suriye’de uluslararası bir konsept sonucu tasarlandığı anlaşılan adının ‘rejim değişikliği’ olarak konulduğu kaotik bir süreç yaşanmakta. Küresel ve bölgesel güçler, bir anda iktidara taşınan IŞİD-Kaide artığı cihatçı-selefi örgütler eliyle, kendi hesaplarını halkların ve inançların geleceği üzerinde yürürlüğe koymak istemekte. Kuşku yok ki Aleviler, Kürtler ve Hristiyan halklar bu sürecin risklerini en derinden hisseden toplumların başında gelmekte.

    Bu kaos içerisinde Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi topraklarına yönelik gelişen saldırıları ellerinde ki kamera ve dillerinde ki hakikat kelamı ile dünya kamuoyuna duyurma gayretinde olan Nazım Daştan ve Cihan Bilgin isimli iki Kürt gazeteci katledildi.

    Evrensel hukukun gazetecilerin savaş bölgelerinde hedef alınmasını savaş suçu olarak nitelendirdiği bilinmektedir. Şüphesiz ‘büyük insanlığın’ vicdanı da bu durumu kabul etmeyecektir.

    ÖZGÜR BASIN GELENEĞİ İLE DAYANIŞMAK İNSANLIK ONURUDUR

    Bu vicdana sahip gazeteciler ve demokrasi mücadelesi veren insanlar birçok yerde anma törenleri ve protesto açıklamaları düzenledi. Bu açıklamalardan biri de İstanbul Şişhane’de yapılmak istenirken çoğunluğu yine gazeteci olmakla beraber toplam 59 kişi gözaltına alındı. İfade verme işlemleri sonucu 9 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında genel merkez yöneticimiz İmam Şenol’la birlikte 6 gazeteci ve iki siyasetçi de bulunmakta.

    Bu tutuklamaların asla hukuki olmadığını açıklamamız aracılığıyla dile getiriyoruz. Özgür basın geleneği ile dayanışma göstermek insanlık onurudur. İnsanlık onuru yargılanamaz. Genel merkez yöneticimiz İmam Şenol ve tutuklanan diğer 8 kişi derhal serbest bırakılmalıdır! Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

    ü